Yandex.Metrica
Oturum açOturum aç / Parola hatırlat Üye olÜye ol

  
Editörler : ergunReverse
11 Eylül 2010 12:42  


Caferi camilerine sünni imam atanmış

geçen hafta cuma namazına istanbul bahçelievler mehdiyye camisine gittiğimde duyduklarım karşısında şok oldum. imam bahçelievler müftüsünün camimize sünni imam kadrosu açıldığını mehdiyye camisinin imamınında başka camiye atandığını söylemiş. bununlada kalmayarak caferi mezhebini bırakıp sünniliğe geçmemizi söylemiş. ben de şimdi soruyorum hıristiyanların yahudilerin özgürce dini ayinlerini yaptığı laik ülkemizde neden biz caferileri sünnileştirme politikası izliyor müftülük ?

11 Eylül 2010 13:14

abbas aydın

he birde caferi camisinden okunan ezanın sesi etrafta oturanları rahatsız ediyormuş.

11 Eylül 2010 16:54

buzlucay

caferi camisi de ne ola ki?

11 Eylül 2010 17:11

abbas aydın

caferi mezhebinden olanların gittiği cami :D

11 Eylül 2010 18:56

kuranmüslümanı
Kapalı

Allah Allah benimde arada bir uğradım yerdir bende önümüzdeki günlerde bir uğrarım eğer doğruysa Diyanet çok yanlış yapmış resmen saçmalamış demektir.

11 Eylül 2010 19:30

Mekzun85

İşte anlayın bizler (Arap Alevileri) neden mescit yapamıyoruz.

Sonra Sünni arkadaşlar, bize neden mescide gitmiyorsunuz diyorlar. İnanç ve itikadımıza karışılıyor.

11 Eylül 2010 20:05

kml83

türkiyede şu anda belki binlerce kadrosuz cami var.cami yapılmış ama resmiyette görünmüyor.en çok da doğuda var bu camilerden.zengin bir vatandaş hemen cami yaptırıyor sonra yıllarca imamasız kalıyor o cami.

hatta şunu söyleyimi camimize kador verin diye müftülükleri aşındıranlar var.diyanet hemen bunların hepsine kadro veremiyor ki.

şimdi bahsettiğiniz bu caferi camisi demek ki diyanette kayıtlı.yani kadrosu var.acaba diyanet zorla mı kadrolu yaptı bu camiyi yoksa o caminin yöneticiler mi bildirdi diyanete gelin camimizi kadrolu yapın diye.

daha önceki imam, diyanete bağlı bir imam mıymış.durduk yere bir müftülüğün bir imamı alıp başka bir camiye vermesi için geçerli nedenleri olmalı.imam hakkında cemeatten şikayet olursa, göreve hakkıyla devam etmesse yerini değiştirirler.o eski imamın müftülüğe sorma hakkı da var.yerimi neden değiştiriyorsunz diye.

yine d eiyice araştırılmalı.iç yüzü bilinmeli.eğer bir camide, öteden beri, cemeatein belli bir ibadet kültürü varsa oraya karışamaz müftülük.örneğin urfada dergah camisinde sabah namazında türlü türlü dualar edilir.namazdan sonra tesbihat yapılır zikir çekilir.bu oradaki cemeatin belki asırlar süren bir ibadet kültürüdür.sonuçta caferilerin cemisi ya da ibadetine niçin karışıldığını iyice araştırmak gerekli.

zaten oradaki cemeatin buna gönlü olmasa, müftülük bir şey de yapamaz.camiler cemeat için vardır.o caminin cemeati bu değişikliğe razı mıymış.

11 Eylül 2010 20:17

Mekzun85

imam bahçelievler müftüsünün camimize sünni imam kadrosu açıldığını mehdiyye camisinin imamınında başka camiye atandığını söylemiş. bununlada kalmayarak caferi mezhebini bırakıp sünniliğe geçmemizi söylemiş.

************************************************************

kml83,

Peki, yeni atanan imamın Aleviliği bırakıp Sünniliğe geçilmesini istemesi hakkında ne düşünüyorsunuz.

NOT: Caferiler de Alevidir.

11 Eylül 2010 20:53

kml83

caferilerin alevi olduğunu elbette biliyorum.caferi camisine sıradan bir imam atanmaz.oraya atanan imam bu konuda duyarlı birisidir mutlaka.kalkıp da bir anda alevi bir cemeate sünni olun demez.eğer bir imamda zerre kadar akıl varsa, gittiği caminin cemeatinin mezhebini değiştrmeye kalkmaz.

ya bu imam çok saf, ne dediğini blmiyor, ya cemeat saf tepki vermemiş, ya da bu haber tam olarak anlaşılamamış.bunlar ihtimaller.

12 Eylül 2010 01:48

@Can Ali
Yasaklı

11 Eylül 2010 18:56 Düzenle Sil

Allah Allah eğer doğruysa Diyanet çok yanlış yapmış resmen saçmalamış demektir.

kuranmüslümanı

+++

Düşünün bir sünni camiine alevi imam atansa NE OLUR ACEP :))

12 Eylül 2010 12:51

abbas aydın

kml83 kardeşime

cami caferi(şia) inancını tanıtma ve yaşatma derneğine ait olduğunu söylemişti imam. yani diyanet veya devlet yaptırmamış caferiler kendi aralarında para toplayıp vakıf kurarak yaptırmışlar. ve türkiyedeki caferi camilerinin imamları dini eğitimlerini İRAN'DA gördükten sonra sonra imam olup göreve başlarlar. türkiyede caferi(şia) imam yetişmiyor bildiğim kadarıyla.

12 Eylül 2010 13:08

sefalab

islam tektir camisi de tektir

hak mezhepler hanefi şafii maliki hanbeli

türkiyede çoğunluk hanefi nispeten şafii vardır

bunlar itikadda bir sadece amelde yani uygulamada farklılıklar vardır

12 Eylül 2010 13:28

kml83

abbas aydın kardeşim

eğer o imamlar iranda yetişiyorsa, o cami diyanete bağlı değilse müftülük karışamaz oraya.yetkisi yok çünkü.bence bu haberi çok iyi araştırın.yanlış anlaşılma olabilir.

diyanet, şu camiyi ille de kadrolu yapalım demez.nerede bir cami varsa, o camiyii yaptırıranlar bunun üzerine düşer ve camiyi resmileştirir.

eğer o caminin cemeati ya da dernek başkanları bu kaydı yaptırmışlarsa, diyanetin atayacağı imama da razı olmalılır.bunu bilmeleri lazım kayıttan önce.

12 Eylül 2010 13:34

abbas aydın

SEFALAB'a

herkes kendi inancının en doğru olduğunu düşünür tabiki.caferilere görede tek hak mezhep peygamberimizin ehlibeytinin yolu olan caferiliktir. hristiyanlarda tek hak din hristiyanlığı, museviler de kendi dinlerini. eminimki bahçelievler müftüsüde seninle aynı zihniyette olduğu için sünni imam atamış caferi camisine. zaten sizin gibi ayrımcı zihniyeti ülkemizden sildiğimiz gün huzur içinde yaşamaya başlarız güzelim türkiyemizde

12 Eylül 2010 16:35

Mekzun85

Muhammed (s.a.a.v.) hadis-i şerifte;

"Ey insanlar! Hak her zaman Ali iledir, Ali de hak iledir."

?Her kim Ali?yi severse, beni sevmiş olur, beni seven de Allah?ı sevmiş olur; Ali?ye kim düşmanlık ederse bana düşmanlık etmiş olur, bana düşmanlık eden de Allah'a düşmanlık etmiş olur.? diye buyurmaktadır.

Bundanda anlaşılıyor ki, Peygamber efendimiz Hz. Muhammed (s.a.a.v)'ten sonra Hz. Ali'ye bağlı olanlar hak yoldadır, yani Aleviler Allah'ın yolundadır.

13 Eylül 2010 07:19

sefalab

bizler alevi değiliz ama hz. aliyi sizden fazla sevdiğimizi kimse inkar edemez

tek bir fark var bizler hz. ebubekir hz. ömer h. osman hz. ali dört büyük halifedir peygamberimiz hepsini sevdiği ve ehli beyt olduğu için hepsi ile akraba olmuştur

biz bunlara sırası ile inanır ve itaat ederiz tabiiki peygamberimiz en başta gelir

13 Eylül 2010 12:17

abbas aydın

bu sevme lafına sende dahil kimsenin inanmadığını anlamak zor değil. daha bir önceki yorumunda ehlibeyt(hz.ali,hz fatma,hz hasan,hz hüseyin ve çocuklarıdır) dolaylı olarak hak değildir demişsin. bu mu sevgin ? bence ehlibeyt düşmanı olma ihtimalin daha yüksek.

13 Eylül 2010 14:41

sefalab

bu yazından bir şey anlamadım ama bunun için hemen tevbe ve istiğfar getiririm neye hak değildir demişim bunu anlamadım

13 Eylül 2010 14:50

abbas aydın

güzel kardeşim

kendince hak mezhepleri saymışsın hanefi,şafi,hanbeli demişsin. bu saydığın mezhepler haksa saymadığın caferi mezhebinin üstü kapalı hak olmadığını ima ediyorsun.

13 Eylül 2010 14:57

abbas aydın

bahçelievler mehdiyye camisi imamının en son açıklamaları: Başlattığımız hukuk mücadelesi sonunda caferi camilerine sünni imam atanmasına itiraz ettik, resmi yetkililer bu konuda bize hak vererek bir yanlışlık olduğunu ve bunu düzelteceklerini belirtmişlerdir,

ortalığı karıştıranın ise bahçelievler müftüsü olduğu ortaya çıkmıştır.

Allah c.c. islam toplumunu böyle nifak tohumu ekerek kardeşi kardeşe kırdırmaya çalışanlardan korusun.

13 Eylül 2010 15:14

Mekzun85

Ne zaman Alevilik konusu açılsa birilerinin kasıla kasıla ?Alevilik, Ali?yi sevmekse en büyük Alevi benim.? sözünü duyar dururuz. Bu öylesine sıradanlaştı ki tartışma programlarında olsun, seçim meydanlarında yahut dost sohbetlerinde olsun sürekli karşımıza çıkmakla beraber maalesef bunun duygu sömürüsünden öteye geçmediğine üzülerek şahit olmaktayız. Çünkü sevgi evrenseldir. Belki sevginin ne olduğu tam olarak tarif edilemez ama sevginin ne olmadığı herkesin malumudur. Birini kötülüklere karşı korumak, onu savunmak, onun uğrunda ölmek belki sevginin değişik ifade şekilleridir. Ama birinin hakkının gasp edilmesini görmezden gelmek, onun katillerini dost bilip onları hak etmedikleri mertebelere yükseltmek kesinlikle sevgi değildir ve bunda herkes hemfikirdir. Çünkü sevginin göstergesi laf değil, ameldir. Sevgi yürekten olmazsa amel mutlaka yavan kalır. Bu her alanda böyledir. Sevgide sahtecilik olmaz, sevgi ikiyüzlülüğü kabul etmez. Bu yüzden ?Ali?yi seviyorum? diyenlerin Ali?ye karşı tavırları incelendiğinde gerçek duygu rahatlıkla anlaşılır. Ve işte bu yüzden diyoruz ki, Ali sevgisi amel ve bedel ister, laf değil.

Hem Ali?yi seviyorum diyeceksin hem de ona camilerde lanet ve sövgü geleneğini başlatan, onun evladını öldüren Muaviye?ye ?Allah ondan razı olsun? diyeceksin.

Hem Ali?yi seviyorum diyeceksin hem de onunla savaşan ve on binlerce Müslümanın ölmesine neden olan Muaviye?ye ?Haksız değil, ictihadda bulundu.? diyecek, yetmedi bir de hadis uyduracak ve kendince bir formül bulup ?Ali haklı; ama Muaviye haksız değil.? iddiasında bulunacaksın.

Hem Ali?yi seviyorum diyeceksin hem tek suçları Ali?yi sevmek ve camilerde Ali?ye edilen sövgü ve lanetlemeleri dinlemeyi reddetmek olan sahabelerin seçkini Hucr Bin Adiy ve arkadaşlarını türlü hile ve iftiralarla öldüren Muaviye?yi suçsuz ve bağışlanmış göstermek için (güya) vahiy kâtibi olarak göstereceksin.

Hem Ali?yi seviyorum diyeceksin hem de Hz. Hüseyin?i ve Peygamber?in soyunu çoluk çocuk demeden işkencelerle öldüren Yezit?i mazur göstermek için bin dereden su getireceksin ve ona lanet okumayı caiz görmeyeceksin. Bu bin dereden getirilen suyun, bu çaba içinde olanları Allah indinde boğmaktan başka bir işe yaramayacağının farkına varmayacaksın.

Hem Ali?yi seviyorum diyeceksin hem de Kur?an-ı Kerim?in ayetleri ve Peygamber?in vasiyetine rağmen halifelik hakkını bin bir oyunla elinden alanları fazilette ondan üstün sayacaksın.

Hem Ali?yi seviyorum diyeceksin hem de onun eşini yani Peygamberimizin sevgili kızını dövüp evini yakmaya çalışanları ve çocuğunu düşürtenleri, Peygamberden sonraki en üst makama taşıyacaksın.

Hem Ali?yi seviyorum diyeceksin hem de onun evlatları Ehlibeyt imamlarını şehit eden sapık halifeleri -ki aralarında cinsî sapık olan, kendi öz kızına tecavüz eden, Kur?an-ı Kerim?i okla parçalatan, Kâbe?yi ateşe verenler de vardır- Ehlibeyt imamlarına tercih edecek ve onları İslamın halifesi sayacaksın.

Hem Ali?yi seviyorum diyeceksin hem de Kur?an?ı ilk defa Ali kitap hâline getirdiği hâlde bunu Ebubekir yaptı diyeceksin.

Hem Ali?yi seviyorum diyeceksin hem onun ilk Müslüman oluşunu hazmetmeyip ona bu konuda bir ortak bulacak ve ?İlk Müslümanlar; kadınlardan Hz. Hatice, hür erkeklerden Hz. Ebu Bekir, çocuklardan Hz. Ali, azatlı kölelerden Zeyd ibn-i Hâris, kölelerden Bilâl-i Habeşî oldu.? diyerek hakkı gizleme yolunda manevra yapacaksın. Hatta bazı kaynaklarında ?Bu sayılanlar arasında en önce Ebubekir Müslüman oldu.? diyerek Ali?nin bu konudaki tartışmasız önceliğini inkâr edeceksin.

Hem Ali?yi seviyorum diyeceksin hem Peygamber?in ?Size iki emanet bırakıyorum. Biri Kur?an-ı Kerim diğeri Ehlibeytim? hadisini ?Size iki emanet bırakıyorum. Biri Kur?an-ı Kerim, diğeri sünnetim? olarak değiştirmeye çalışacaksın.

Hem Ali?yi seviyorum diyeceksin hem de Peygamber?in onun için söylediği hadisleri, Ali?ye verdiği unvanları başkalarına yamayacaksın. Hz. Muhammed?in Ali için söylediği ?En büyük sıddık sensin, faruk-ı azam da sensin.? hadisini görmezden geleceksin, öbür yandan da en büyük Alevi benim diyeceksin. Bu en basitinden bir çelişkidir.

Hem Ali?yi seviyorum diyeceksin hem de Hz. Muhammed?in ?Sen benim dünyada ve ahirette kardeşimsin.? hadisine ve iki defa düzenlediği kardeş kılma törenlerinin her ikisinde de Hz. Ali?yi kendisine kardeş ilan etmesine rağmen -ki bu törenlerin ilki Mekke? de, diğeri ve daha büyüğü Medine?de yapılmıştır- ?Hz. Muhammed, Osman?ı kendisine kardeş yapmıştır. Peygamber, vefat edeceği sırada ?Bana kardeşimi çağırın.? diye buyurmuş oradakiler de kardeşiniz kim diye sorunca Peygamberimiz de güya ?Osman? demiştir.? iddiasını insafsızca atacaksın.

Hem Ali?yi seviyorum diyeceksin hem de yaşadığı müddetçe Peygamber?in en büyük koruyucusu olan Ebu Talip?i (hâşâ) kâfir göstereceksin. Ki Ebu Talip, Ali?nin babasıdır ve imanını Peygamberi korumakla, yazdığı şiirlerle, çocuklarını Peygamber?in emrine vermekle ve örnek yaşantısıyla ispatlamıştır. İki yüzlülükleri nedeniyle Müslüman olarak görünen ama Allah katında imanını hiçbir ameliyle kanıtlayamayacak olan ve ömrü boyunca İslama muhalefet eden Ebu Süfyan ve ailesini mümin, Ebu Talip? i kâfir kabul edeceksin. Ebu Talip?ten çok sonraları başka kişiler için inen ayetleri, Ebu Talip için inmiş göstereceksin, yalan yanlış hadisler uyduracaksın ve bunlarla özbeöz mümin olan birisini kâfir göstermek için sıralayacaksın. Sonra kasıla kasıla en büyük Alevi benim diyeceksin. İşte bu olmaz. Ebu Talip?in şefaatçisi Hz. Muhammed olacaktır, Peygamber bunu çok yerde söylemiştir. Peki ya diğerlerinin şefaatçisi kim olacak? Yapılan bütün bu zulümlerden sonra sakın kimse ?peygamber şefaatçi olacak? demesin. Peygamber, bu kadar hadisi boşuna söylemedi, Kur?an boşuna inmedi, Ehlibeyt boşuna imam olmadı. Yapılanlar konusunda hiç kimse için sığınacak bahane bırakılmadı, hüccet herkes için Ehlibeyt tarafından tamamlandı. Ebu Talip?in tek suçu vardır, o da Aliyel Mürteza?nın, Haydar El Kerrar?ın babası olmasıdır. Bu kadar saldırıya uğraması da bundandır.

Hem Ali?yi seviyorum diyeceksin hem de Peygamber?in emrine rağmen salâvatı eksik söyleyeceksin. Hz. Muhammed (s.a.a.v.) şöyle buyuruyor: ?Benim için şöyle selam söyleyin: Allah?ım, selamın Muhammed ve Ehlibeytine olsun; İbrahim ve İbrahim?in Ehlibeytine olduğu gibi.? (Buhari, Sahih c:8 s:245)

Hz. Muhammed (s.a.a.v.) altını çize çize ?Bana selam göndereceğiniz zaman Ehlibeytime de selam gönderin; yoksa bu salâvat eksik olur.? buyurmasına rağmen yazılan kitaplarda, Peygamberimizin adı zikredildiğinde ?s.a.v.? yani ?sallallahü aleyhi ve sellem? ifadesinin geçtiğini, ?va âlihi? ifadesinin yer almadığını görüyoruz. Eğer ?va âlihi? ifadesi geçecekse bu sefer ?va eshabihi ecmain? yani ?ve tüm sahabelerine? ifadesini de eklenmiş buluruz. Yani salâvat ya eksik ya da fazla olarak karşımıza çıkmaktadır. Böyle yapmakla Ehlibeytin özel konumunun içi boşaltılmaktadır. Sadece Peygamber ve Ehlibeyte has olan şeye herkesin ortak edilmesi masum bir davranış veya iyi niyetle açıklanamaz. Bunda Ehlibeyti inkâr ve yok sayma vardır. Oysa Hz. Muhammed (s.a.a.v.), kendisine selam gönderileceği zaman Ehlibeyti ekleyin demiştir, tüm sahabeleri değil. Çünkü Kur?an?da da açıkça görüldüğü gibi övülen sahabeler de vardır eleştirilenler de. Hatta bazılarından açıkça münafık olarak söz edildiği çokça ayet vardır. Bu sahabeleri Peygamberin yanında zikretmek ve selamda onları Peygamberle eş tutmak hiçbir şekilde doğru değildir. Bunda ısrarcı olanlara Allah?ı ve Peygamberi hatırlatarak tekrar ediyoruz ki bu hak, Ehlibeytin hakkıdır. Ve şurası unutulmamalıdır ki Ehlibeyt'in hakkı inkâr edilerek Alevi olunmaz.

Evet, bütün bunlardan sonra hem Ali?yi seviyorum diyeceksin hem de ayet ve hadislere rağmen onun velayetini inkâr edeceksin. Tekrar etmekte fayda vardır, böyle Alevi olunmaz. Alevi olmak daha önce de belirttik; bedel ister, amel ister, laf değil. Sövgü ve lanetleme karşısında Hucr bin Adiy gibi olabilmek ve Ali?nin yolunda onun gibi can vermektir Alevilik. Muaviye?nin yardakçıları ?Ali?ye (hâşâ) lanet et? dediklerinde ?Vallahi beni parça parça kesseniz de bunu yapmam? diyen ve asla Ali?ye ihanet etmeyen Sayfi (Sayfi b. Fasil eş- Şeybanî) olabilmektir Alevilik. Hayatının bağışlanması karşılığında Ali?ye küfretmesi teklif edildiğinde ?Ne dilerseniz onu yapın; ama bunu benden asla duyamayacaksınız? diyen ve bunun üzerine Muaviye (l.a)'nin valisi Ziyad tarafından diri diri toprağa gömülen Abdurrahman bin Hassan El Anezî?nin imanıdır Alevilik. (Yakubî?nin, İbn-i Kesir?in, İbn-i Esir?in tarih kitaplarında bütün bunlar kayıtlıdır.

Toplam 145 mesaj
ANKET
Sizce mülakatla, daha liyakatli okul müdürleri mi atanıyor?