Oturum açOturum aç / Parola hatırlat Üye olÜye ol

  
Editörler : ergunReverse
06 Kasım 2010 23:04  


Şeytan cehennemi göze alarak neden isyan etti?

Hiç düşündünüzmü şeytan okadar ilimde yukselmiştiki cinlerin efendisiydi sonra meleklerin ve cinlerin efendisi olmuş fakat

?Hani biz meleklere Âdem?e secde edin demiştik. İblîs hariç hepsi secde ettiler. O yüz çevirdi, büyüklük tasladı ve kâfirlerden oldu? (el-Bakara 2/34

ayette rabbimiz buyurduğu gibi isyan etti

ama cennetten cehennemden haberdar belkide cehennemi görmüş biri olarak nasıl ebedi cehennem ateşini göze alabildi

biz insanlar Allah cc a görmeden iman ettik meleklere görmeden iman ettik hz muhammede bıle görmeden ınandık

ama şeytan Allah hariç herşeyi gördü meleklerle iç içeydi

ama neden bu akibet? bana mantıklı gelmiyor

Din mantık dinidir hep kendini ıspat eder ama burda susuyorum.

06 Kasım 2010 23:06

mavera83

Eğer Şeytan gerçekten de hep kendini düşünen bencil bir varlık ise neden sonsuza dek cehennemde kalacağını bile bile Allah a isyan etti?

07 Kasım 2010 00:22

bende_niz

dedem anlatırdı...

şeytan Allah(c.c)'ı çok severmiş, en çok zikredenlerdenmiş... Allah'ın sevgisini kimseyle paylaşmak istememiş.. hep insanoğlunu kendisinden çok seveceğine inanırmış.. cehennem ateşinin tam zıttı olacak derecede çok severmiş...

rahmetli dedem masal gibi anlatmış bana...:)

07 Kasım 2010 00:36

volitans
Kapalı

nefs denen şeydir bunu yaptıran.cinler ve insanlar nefs taşırlar.meleklerde nefs yoktur. şeytan insanoğlunu kıskandı,kibirlendi kendini üstün gördü ve Allaha isyan etti.senin yolundan gidenleri saptıracağım dedi izin istedi. izin verildi.

insanoğlu çok mu farklı? kendisini kesinlikle cehennem azabına müstehak ettirecek şeyleri yapmıyor mu?

Madem ki sen beni azdırdın, madem ki sen beni saptırdın, benim sapmama imkân hazırladın, öyleyse ben de senin beni saptırmana karşılık, senin dosdoğru yolunun üzerinde kendileri sebebiyle saptırıldığım kullarına karşılık duracağım. İbni Abbas efendimiz buradaki ?Ağveyteni? ifadesini ?kema ezlalteni? şeklinde anlamış.

İfadeyi görüyor musunuz? Beni saptırmana karşılık, beni azdırmana karşılık ben de benim kendisi sebebiyle saptırılıp rahmetten uzaklaştırıldığım bu Âdem neslinin dosdoğru yolları üzerinde duracağım. Sonra onların önlerinden geleceğim, arkalarından geleceğim, sağlarından sollarından geleceğim, onları saptıracağım ve sen onların pek çoğunu sana şükreder bulamayacaksın.

Birinci olarak şunu söyleyelim. Dikkat ediyorsanız şeytan kendisinin sapma işini Allah?a izâfe ediyor. Beni saptırmana karşılık. Madem ki sen beni azdırıp saptırdın, öyleyse ben de diye söze başlıyor. Halbuki onu saptıran Allah değildi. O zaten sapıklardandı da Rabbimizin bu secde emri, bu sapıklığını açığa çıkarmış oldu. Allah?ın bu emri karşısında kendi düşüncesine, kendi hevâ ve hevesine kapıldığı için, kökenini, maddesini, madde-i asliyesini, yâni ırkını ileri sürerek, ırkçılık yaparak aslında kendisi sapmıştır İblis. Ama bu sapmasının faturasını Allah?a kesmeye çalışıyor. İşte bu da ayrı bir şeytan mantığı. Suçu hiç kabullenmeme ve suçu hep başkalarının üzerine atma. Öyleyse âdi şeytanın geliştirdiği bu mantığa da dikkat edeceğiz.

Kur?an-ı Kerîme baktığımız zaman, suç karşısında iki tavır görüyoruz. Âdem?in yaratılışını anlatan Kur?an âyetlerine baktığımız zaman iki suç, iki suçlu ve suç karşısında iki tavır görüyoruz. Ortada iki suç var. Birisi Âdem?in suçu, ötekisi de İblisin suçu. Âdem?in suçu cennette Allah?ın yasakladığı meyveden yeme suçu, İblisin suçu da yeryüzünde halîfe olarak yaratılan Hz. Âdem?e secde emrini yerine getirmeme ve bu emri veren makama kafa tutma suçu.

Evet ortada iki suç var ve iki de suçlu var. Ama suç karşısında da iki tavır görüyoruz. Yâni suçun ve suçlunun tespiti konusunda, suçun kabulü konusunda ve suçluya verilecek ceza konusunda iki tavır var. Birisi Âdem?in tavrı ötekisi de İblisin tavrı. Suç ve suçu kabul konusunda bir Âdem?in fikri var bir de İblisin fikri ve tavrı var. Ya da şöyle ifade edelim; suç karşısında bir âdem?in tavrı, bir de şeytanın tavrı var.

İşlediği o suç karşısında Âdem?in tavrı Kur?an-ı Kerîm'de çok açık ve net olarak şöyle anlatılır:

Âdem (a.s) suçunu kabahatini anladı, suçu kabullendi, tamamıyla bu eylem karşısında kendisini suçlu gördü ve Rabbinin kendisini affetmesi için ona yönelip yalvardı yakardı. Tabi hanımı Havva anamız da aynını yaptı. Âyet-i kerîme ilerde gelecek o zaman o konu üzerinde detaylı olarak duracağız. Bakın suç karşısında Allah?ın istediği gibi bir tavır takınan, suçlu olduklarını anlayıp kabullenen ve bunun için de kendisine karşı suç işledikleri Rablerine karşı özür dileme makamında olan Âdem ve Havva aleyhim es-selâm şöyle diyorlardı:

?Her ikisi, "Rabbimiz! Kendimize yazık ettik; bizi bağışlamaz ve bize merhamet etmezsen biz kaybedenlerden oluruz" dediler.? (A?râf, 7/23)

Evet her ikisi de suçlarını kabul edip, ya Rabbi bizler suçluyuz, bizler sana karşı yapmamamız gerekeni yaptık, yemememiz gereken meyveden yedik, senin yasağına karşı gelerek nefislerimize zulmettik, olmamamız gereken, bulunmamamız gereken konumda bulunduk, dediler. Aslında onların o meyveden yemelerinde de etkili olan, kendilerini yeminler ederek kandıran şeytandı, ama onlar bu işin faturasını şeytana çıkarmadılar. Suçlu odur ya Rabbi; bizi o saptırdı demediler.

Ya da bu konuda neden şeytanı bize musallat edip de bizi saptırdın, diye Allah?ı da suçlamadılar. Suçlarını kabul ettiler. Ya Rabbi suçumuzu kabullenip, suçumuzu itiraf edip senden af diliyoruz. Eğer sen bizi bağışlamaz ve bize merhamet etmezsen o zaman biz kaybedenlerden oluruz diyorlar. Suç karşısında böyle bir tavır sergileyip, suçlarını kabul edip, kendisine yalvaran, kendisini suçlarının affı konusunda tek yetkili gören kullarını bu tavırlarından ötürü Rabbimiz de affediyor, affettiğini bildiriyordu. İşte bu, suç karşısında Âdem?in tavrıydı.

Ama bakın İblisin tavrı bundan çok farklıydı. Madem ki sen beni azdırdın, beni saptırdın, öyleyse ben de şöyle şöyle yapacağım. Kendisini saptıran kim? Kendisine bu suçu işleten kim? Yâni suçlu kim? Kendisi değil, Allah. Kendisinde hiç suç yok, bütün suç Allah?ta (haşa). Sanki onu azdıran, saptıran, yoldan çıkaran ve secde etmemesine sebep olan Allah, kendisinde hiç suç yok.

İşte bu da ayrı bir şeytan mantığıdır. Suçu hep başkalarının üzerine atma, suçu hiç kendi üzerine almama, bu şeytan tavrıdır. Ve bizler şu anda suç karşısında ya Âdem?in tavrını sergileyecek, suçluysak suçumuzu kabullenecek, karşımızdakinden özür dileyecek ve affedilmeyi hak edeceğiz, ya da tıpkı şeytan gibi suçu hep başkalarının üzerine atacak, suçu kabullenmeyecek ve aftan da mahrum kalacağız.

Şeytanın bu mantığının, suç karşısında takındığı bu tavrının da bugün insanlar arasında çok yaygın olduğunu görüyoruz. Kimsenin suça sahip çıkmadığını, suçu hep karşısındakilere atmaya çalıştığını görüyoruz. Talebeye sorsan hoca kabahatli, hocaya sorsan talebe suçlu. Babaya göre evlât suçlu, evlâda sorsan baba kabahatli. Memura göre amir, amire göre memur suçlu. Devlete göre halk suçlu, halka sorsan devlet suçlu. Kocaya göre hanım, hanıma sorsan koca suçlu. Ortada bir suç varsa, bir düzensizlik varsa hep karşıdaki suçludur. Kendisinde zerre kadar bir kabahat yoktur adamın. İşte şeytan mantığıdır bu. (bk. Besairu?l Kur'an, İlgili Ayetin Tefsiri)

07 Kasım 2010 00:42

volitans
Kapalı

Değerli Kardeşimiz;

Kur?an-ı Kerim, Hz. Ademin topraktan yaratıldığını, sonra ona ruh verilerek canlı bir insan haline getirildiğini açıkça anlatır. Aynı şekilde Şeytanın da cinlerden olduğu konusunu vurgular. Bu husus Kur?an-ı Kerimde şöyle anlatılır:

?Rabbin meleklere demişti ki: Ben muhakkak çamurdan bir insan yaratacağım. Onu tamamlayıp, içine de ruhumdan üfürdüğüm zaman, derhal ona secdeye kapanın! Bütün melekler toptan secde ettiler. Yalnız İblis secde etmedi. O büyüklük tasladı ve kâfirlerden oldu. Allah! Ey İblis! İki elimle yarattığıma secde etmekten seni men eden nedir? Böbürlendin mi, yoksa yücelerden misin? dedi. İblis: Ben ondan hayırlıyım! Beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın, dedi.? (1)

Şeytan ateşten yaratılmış olmayı kendince bir üstünlük sebebi olarak görmüştür. Ateş başka varlıklarla temas ettiğinde onları yakar ve eritir. Su ve kum, toprak gibi diğer katı maddeler ateşi onu söndürür. Bir üstünlük sebebi gibi görülen bu fark, aslında şeytanı ömür boyu yalnızlığa itmiştir. Yüce Allah?ın katında üstünlüğün temel esası ise, önce kendisine itaat edilmesi idi. İblis, bundan imtina edip kaçındığı ve kendisini üstün gördüğü için rahmetten kovulmuş ve ?şeytan? olarak adlandırılmıştır. Ateşin toprağı yakması sebebiyle, bunu yok olmaz bir üstünlük olarak görüp büyüklenmesi şeytanın kâfir olarak İlahi huzurdan da cennetten de kovulmasına sebebiyet vermiştir.

Demek ki şeytan bu imtihanı kendi iradesiyle kaybetmiştir.

Kuran?da, cinlerin ateşten yaratıldığı bildirilmektedir:

?Cinleri de daha önce zehirli ateşten yaratmıştık.? (15:27);

?Cinleri öz ateşten yarattı.? (55:15)

Bazı alimler, Rahman suresindeki ?Cânn? deyiminden kasıt, cinlerin babası İblistir demişlerdir. Elmalılı Hamdi Yazır, aynı kanaatte olmadığını söyleyerek, ?Başlangıç itibariyle bütün insan cinsi salsaldan yaratılmış olduğundan insandan kasıt, yalnız Adem değil insan cinsi olduğu gibi, Cânn?dan kasıt da cin cinsidir.? der.(3) Şu halde İblis, yani şeytan da cinlerden olduğuna göre, o da ateşten hem de dumansız, öz, yalın, yakıcı ateşten yaratılmıştır diyebiliriz. Buna yukarıda meallerini verdiğimiz ayetler de zaten açıkça işaret etmektedir.

Bursalı İsmail Hakkı da, ?O cinlerdendi? ayetini, ?Onun aslı, ateşten yaratılmış bir cindi. Meleklerden değildi.? diye tefsir etmekte ve ?Meleklere ?Ademe secde edin!? demiştik. İblis hariç hepsi hemen secde etti.?(Kehf, 18/50) Ayetinde İblisin meleklerden istisna edildiğini söylemektedir. ?İblis melek olmayıp, cin olduğuna göre, melekten nasıl istisna edilmiş olabilir?? tarzındaki muhtemel bir soruya cevap için şu izahı yapmıştır.

?Çünkü, İblis de onlarla beraber secde etmekle emrolunmuştur. Daha sonra ise istisna edilmiştir. Tıpkı, ?...falan kadın hariç hepsi çıktılar? sözünde olduğu gibi. Burada hariç olan kişi, erkekler arasında bulunan bir kadındır.

Bir görüşe göre, ?O cinlerdendi? cümlesinden kasıt, onun ilk cin olduğuna işarettir. Hz. Ademin ins?den olduğu gibi. Çünkü Hz. Adem insanların ilkidir.(4)

İblis denen o cin, ?Rabbinin emrinden çıktı.? Allah?a itaat etmekten kaçındı. Oysa biz biliyoruz ki, ?Melekler, Allah?ın emrine isyan etmezler, ne emrederse onu yaparlar.?(5) İnsanlar ve cinler, kulluk sorumluluğu ile yükümlü oldukları için, iradeleri ile yaptıklarının cezalarını veya mükafatlarını göreceklerdir. Ancak melekler öyle değil. Onlar hata yapmaktan korunmuşlardır; şer işlemeyi irade edemezler.

O halde, şeytanın meleklerden olması söz konusu olamaz.

(1) Sâd, 38:71-78; A?raf, 7:12.

(2) Hak Dini, IV, 20.

(3) Hak Dini, VII, 369.

(4) Muhtasar Ruhu?l-Beyan, V, 122.

(5) Muhtasar Ruhu?l-Beyan, V, 123.

Şeytan ile ilgili sorular hakkında bilgi almak için tıklayınız:

Selam ve dua ile...

Sorularla İslamiyet

07 Kasım 2010 00:45

volitans
Kapalı

akıbet mantıklıdır

şeytanın yaptığıdır mantıksız olan.

bu nefs insanı alayı illiyyine de çıkarır esfeli safiline de düşürür.

07 Kasım 2010 01:24

Anahsel

benimde kafamı karıştırır hep bu konu! sonuçta şeytan Allah ı çok sevdiğinden isyan etmedi mi bizde birini çok sevince kimseyle paylaşmak istemeyiz mesela.yani bu kadar büyük cezaya rağmen vazgeçmediyse sevgisiniz büyüklüğünden kaynaklanmaz mı?

07 Kasım 2010 01:44

Memur_us
Yasaklı

Allah beni affeder demiştir belki...belki de aynı insanoğlu gibi unutmuştur rabbini....yada ateşden yaratıldığı için cehennemden korkmuyordur........En doğrusunu Allah(c.c) bilir.

07 Kasım 2010 06:53

tufan_74
Yasaklı

Arkadasin sordugu soruyu anlamis gibi cevaplar vermemissiniz.

Seytan gibi birisinin, yani Allahin azabini, gucunu, kudretini en iyi bilen birisinin ona kafa tutmasini garip buldugunu belirtmis.

Bunu nefsine yenilmis diyerek cevaplayamazsiniz. Sonsuz guc karsisinda kimse nefis ve gurur yapamaz.

07 Kasım 2010 08:38

gulteker06
Yasaklı

Ya Hacı; o zaten şeytan! Bırak o iblis denen şeytanı?.. Kafa yormaya da değmez! Şimdi okumak, çalışma zamanıdır!. Bilgili olmak ile AŞ-İŞ daha önemlidir.. Mahalledeki küçücük çocuklar okumayı aklediyorlar!.

Mel'un şeytanı kim neylesin?.. Alınan ilk emir dahi OKU idi. Has ol!

07 Kasım 2010 11:13

az-çok

Selam.

Sevmek neyi? Herşey sevilebilir.Güzel,çirkin,doğru yanlış.Önemli olan aklı ön plana çıkararak, sevilmesi gerekeni öne çıkarmaktır.

Şetan birici olmayı sevmiş, bilgisinin buna yeterli olduğunu zannetmiştir.Bilgisi kendisine nasip edilen kadardı.Şeytan aklını kullanmayanlardan anlaşılan.Aklını kullanmayanlar Allah'ın vadetmediği şeyleri elde edebileceklerini zannederler.Uçarlar,su üstünde yörürler,ölmüşlerle konuşurlar tabiki rüyalarında.

07 Kasım 2010 11:24

mavera83

Arkadasin sordugu soruyu anlamis gibi cevaplar vermemissiniz.

Seytan gibi birisinin, yani Allahin azabini, gucunu, kudretini en iyi bilen birisinin ona kafa tutmasini garip buldugunu belirtmis.

Bunu nefsine yenilmis diyerek cevaplayamazsiniz. Sonsuz guc karsisinda kimse nefis ve gurur yapamaz.

tufan_74

ALLAH RAZI OLSUN MÜHİM NOKTA BURASI

Büyüklendi gurur yaptı diye bu işin içinden çıkılamaz şeytanın cesareti gibi bi cesaret görülmemiş Allah a kafa tutmuş haşa

ama niye niye niye

07 Kasım 2010 11:37

eylül_elif
Kapalı

hıııııııım bu konu nasıl benim dikkatimi çekmemiş

tam bana göre bi konu oysa

ayette diyor ya büyüklük tasladı diye

bu kibir olayı öyle melun bi alamettir ki

belki şeytanın yerinde olan biz olsaydık

o büyüklük uğruna

kibrimiz uğruna aynı şeyi yapardık

şeytan AZABI bildiği halde cehennneme girmeyi tercih etti

RABBİNDEN büyük olduğunu ima etmedi oysa

sadece ADEMDEN büyük olduğunu ima ettti

ah şu kibir akla ziyan

neler yaptırır varlığa ......

07 Kasım 2010 11:49

volitans
Kapalı

elif hanımın dediği doğru. kibir.

kibir de nefsini dizginleyemeyen insanların içine düştükleri bir tuzak. yani iş yine nefiste bitiyor.

örneğin Allah nefse sormuş

-ben kimim sen kimsin( men ene ve ma ente? )

-ben benim sen de sensin

azap etmiş nefse. tekrar sormuş:

-ben kimim sen kimsin

-ben benim sen de sensin demiş tekrar

yine zap etmiş. aynı soruya aynı cevap

sonra Rabbbimiz nefsi aç bırakmış. sormuş

-ben kimim sen kimsin?

cevap:

-ene abdukel aciz. ente rabbur-rahim

yani ben aciz kulunum sen ise rahim Allahsın. merhametlisin.

işte siz katılmıyorsunuz bana ama iş nefiste bitiyor

nefstir bunu yaptıran şeytana. insan nefsine uya uya marifetullaha giden yolu göremez olur sonrası da kalbin mühürlenmesi.

o isyan öyle bir şiddetli olmuş ki kalbinde zerre kadar iman kalmamış

seven sevdiğine itaat eder.

07 Kasım 2010 11:54

mavera83

eylül_elif

RABBİNDEN büyük olduğunu ima etmedi oysa

sadece ADEMDEN büyük olduğunu ima ettti

Ama orda mühim olan hz Ademe e secde edip etmemek deil

burdaki hikmet Allah ın emrine itaat ve isyan dır

hz adem bi bahane

07 Kasım 2010 11:57

volitans
Kapalı

evet

o secdeye de inkıyad secdesi denir zaten .hz. ademe yapılmış bir secde değil yani.

işte Allaha karşı bu büyüklenmedir onu şeytan yapan. önceden adı azazildi onun.

kardeşler bakın bir kişi isyan etti.o isyanın ne kötü olduğunu şeytanın akıbeti ile müminler anladı

yani kemiyetin keyfiyet yanında değeri yok. bu noktadan hayır oldu diyebiliriz.

07 Kasım 2010 12:01

volitans
Kapalı

Şeytanların halkı ve icadı ne içindir? Cenâb-ı Hak şeytanı ve şerleri halk etmiş; hikmeti nedir? Şerrin halkı şerdir, kabîhin halkı kabîhtir.

Elcevap: Hâşâ, halk-ı şer şer değil, belki kesb-i şer şerdir. Çünkü, halk ve icad bütün netâice bakar. Kesb, hususî bir mübaşeret olduğu için, hususî netâice bakar. Meselâ, yağmurun gelmesinin binlerle neticeleri var; bütünü de güzeldir. Sû-i ihtiyarıyla bazıları yağmurdan zarar görse, "Yağmurun icadı rahmet değildir" diyemez, "Yağmurun halkı şerdir" diye hükmedemez. Belki sû-i ihtiyarıyla ve kesbiyle onun hakkında şer oldu. Hem ateşin halkında çok faydalar var; bütünü de hayırdır. Fakat bazılar, sû-i kesbiyle, sû-i istimaliyle ateşten zarar görse, "Ateşin halkı şerdir" diyemez. Çünkü, ateş yalnız onu yakmak için yaratılmamış. Belki o, kendi sû-i ihtiyarıyla, yemeğini pişiren ateşe elini soktu ve o hizmetkârını kendine düşman etti.

Elhasıl: Hayr-ı kesir için şerr-i kalil kabul edilir. Eğer şerr-i kalil olmamak için, hayr-ı kesiri intaç eden bir şer terk edilse, o vakit şerr-i kesir irtikâp edilmiş olur. Meselâ, cihada asker sevk etmekte, elbette bazı cüz'î ve maddî ve bedenî zarar ve şer olur. Fakat o cihadda hayr-ı kesir var ki, İslâm, küffârın istilâsından kurtulur. Eğer o şerr-i kalil için cihad terk edilse, o vakit hayr-ı kesir gittikten sonra, şerr-i kesir gelir. O ayn-ı zulümdür. Hem meselâ, kangren olmuş ve kesilmesi lâzım gelen bir parmağın kesilmesi hayırdır, iyidir. Halbuki zâhiren bir şerdir. Parmak kesilmezse el kesilir, şerr-i kesir olur.

İşte, kâinattaki şerlerin, zararların, beliyyelerin ve şeytanların ve muzırların halk ve icadları şer ve çirkin değildir; çünkü çok netâic-i mühimme için halk olunmuşlardır. Meselâ, melâikelere şeytanlar musallat olmadıkları için, terakkiyatları yoktur; makamları sâbittir, tebeddül etmez. Kezâ, hayvânâtın dahi, şeytanlar musallat olmadıkları için, mertebeleri sabittir, nâkıstır.

âlem-i insaniyette ise, merâtib-i terakkiyat ve tedenniyat, nihayetsizdir; Nemrutlardan, Firavunlardan tut, tâ sıddıkîn-i evliya ve enbiyaya kadar gayet uzun bir mesafe-i terakki var.

İşte, kömür gibi olan ervâh-ı sâfileyi, elmas gibi olan ervâh-ı âliyeden temyiz ve tefrik için, şeytanların hilkatiyle ve sırr-ı teklif ve ba's-ı enbiya ile, bir meydan-ı imtihan ve tecrübe ve cihad ve müsabaka açılmış. Eğer mücahede ve müsabaka olmasaydı, maden-i insaniyetteki elmas ve kömür hükmünde olan istidatlar beraber kalacaktı. âlâ-yı illiyyîndeki Ebu Bekr-i Sıddık'ın ruhu, esfel-i sâfilîndeki Ebu Cehil'in ruhuyla bir seviyede kalacaktı.

Demek, şeyâtin ve şerlerin yaratılması, büyük ve küllî neticeye baktığı için, icadları şer değil, çirkin değil. Belki, sû-i istimâlâttan ve kesb denilen mübaşeret-i hususiyeden gelen şerler, çirkinlikler kesb-i insana aittir; icad-ı İlâhîye ait değildir.

07 Kasım 2010 12:17

mavera83

küçük bi çocuk bile cıss dediğin zaman durmasını biliyor

silah başına dayalı bi insan bülbül gibi ötüyor

şeytan keyfi bi durumda deilde çok ama çok ciddi bi durum

bu durumda n asıl isyan etti

bu cvp gurur dıye kesıp atılırsa kapı açık kalır

ne gururmuş bee demek ancak espiri olabilir ama şakası yok bu işin

sıradan bi durum deil konunun muhatabı ALLAH cc

07 Kasım 2010 12:21

volitans
Kapalı

Soru: Şeytan akılsız bir varlık mıydı da gitti Allah?a isyan etti? Âdem ile İblis kıssasını bu açıdan nasıl anlamamız gerekir?

Cevap:

Şeytan akılsız bir varlık değildir. Allah?ın kudretinin de farkında olduğu için kovulduğunda bile O?ndan izin istemiştir. Bazı ayetlerde şeytanın Allah?tan korktuğu da ifade edilmektedir.

Fakat dikkat edilmesi gereken nokta şudur: Akıllı bir varlık olmak ile aklını kullanmak aynı şey değildir. Şeytan aklını kullanmadığı ve devamında da tevbe istiğfar etmediği için o duruma düştü. Eğer duyguları yerine aklını kullanmış olup yaptığı yanlıştan sonra Allah?a tevbe istiğfar etseydi bugün o durumda olmayacaktı. Hâşâ Allah zalim değildir ki onu yoldan çıkarsın sonra da cezalandırsın!

Âdem aleyhissselam da Allah?ı çok iyi tanıyordu. Hatta ona her şeyi Allah öğretmiştir. Bu bakımdan Allah onun öğretmenliğini yapmıştır. Allah, Âdem?e sadece bir yasak koymuştu.. Ama o gitti ve Allah?ın yasağını çiğnedi. Buraya kadar onun yaptığı ile şeytanın yaptığı arasında hiçbir fark yoktur. Birisi Allah?ın emrini yerine getirmedi, diğeri ise Allah?ın yasağını çiğnedi. İkisi arasında fark sonra ortaya çıktı. Şeytan yaptığının doğru olduğu konusunda inat etti, kibirlendi ve huzurdan kovuldu. Âdem ise yaptığının yanlış olduğunu anladı ve hemen tevbe istiğfar etti; bağışlandı. Yani ikisi de ne yaptıysa kendileri yaptılar. Bunları bu işi yapmaya Allah zorlamamıştır. İşte aklı olmak ile aklını kullanabilmenin farkı burada ortaya çıktı.

07 Kasım 2010 12:27

volitans
Kapalı

kardeşim

işte onu şeytan yapan bu şaşırdığınız noktadır. o kadar şaşırılacak bir durumdur haklısınız yani. biz insan olarak şaşırıyoruz haklı olarak. azazili şeytana çeviren bu müthiş karşı çıkış...

bir de olayın böyle olduğunu bize Allah bildiriyor. evet cehennemi göze alarak bunu yapmış. demek ki bu kadar da küçülebiliyor bir varlık bu kadar da azaba karşı büyük oynuyor.

07 Kasım 2010 12:28

emarxiste_eenter
Yasaklı

tufan hocama katılıyorum..

YOK KİBİRMİŞ YOK BİLMEM NEYMİŞ..UYDURMAYIN

kuran da ne diyor....

ALLAH, NE SAĞDADIR NE SOLDA, NE ALTTADIR NE ÜSTTE, O MEKANSIZDIR, BÜTÜN ALEMLERİN SAHİBİDİR,..

böyle bir muhteşem varlığa, yok şeytan kibirliymiş te bilmem neymiş te....isyaN ETMİŞ TE.

böyle diyerek Allahın sonsuz kudretine ters düşüyorsunuz

KURANI İYİ OKUYUN, İNSANIN NEFSİNE YENİK DÜŞERSE, ŞEYTAN VARDIR

nefsine YANİ ''eline,diline,beline'' sahip olan herkes için

ŞEYTAN YOKTUR...

***********************************

FARZEDELİM, SÜNNİ ULEMANIN DEDİĞİ DOĞRU OLSUN.....

şeytan hakkaten de kibirli olduğu için ALLAHA İSYSN ETMİŞ OLSUN.

BİR KERE ŞEYTANI YARATAN DA ALLAHTIR, bir varlığın yaratıcısına isyan etmesi, ancak uydurmadan ibarettir.....

NASIL YAV..

ALLAH HER ŞEY İSE, HER ŞEYİN SAHİBİ İSE, HER ŞEYİ GÖREN, BİLEN İSE,

o halde şeytanı da görmek zorunda....

havvayı yasak elma vermiş, havva ve adem dünyaya gelmiş........

ULAN BİR KERE BU ALLAHIN SONSUZ KUDRETLİĞİNE TERS,

her şeyi gören,bilen,duyan, allah, BUNU NASIL GÖRMEMİŞ......

NASIL ŞEYTANI BAŞI BOŞ BIRAKMIŞ.....

***********************************************

boşuna ben aylardır sünni müslümanların ÇELİŞKİSİNDEN BAHSETMİYORUM....

Toplam 30 mesaj
ANKET
MEB, 8 yıllık öğretmeni rotasyona tabi tutacak, okulunu değiştirecek..