Oturum açOturum aç / Parola hatırlat Üye olÜye ol

  
Editörler : muhtesem32iren17ters köşe
22 Temmuz 2006 16:39  


Ben Artık Şarkı Dinlemek Değil, Şarkı Söylemek İstiyorum

Seni Düşünmek

Seni düşünmek güzel şey,

ümitli şey,

dünyanın en güzel sesinden

en güzel şarkıyı dinlemek gibi birşey...

Fakat artık ümit yetmiyor bana,

ben artık şarkı dinlemek değil,

şarkı söylemek istiyorum...

Nazım Hikmet Ran

22 Temmuz 2006 18:43

musgir

o zaman şarkı söylemek lazım

hiç durmamacasına

utanmadan , avaz avaz

haykırmak lazım

en güsel türküleri

en güsel şarkıları

22 Temmuz 2006 18:54

leyda

madem öyle buyrun.. bunu birlikte söyleyelim ;)

http://www.hemenpaylas.com/download/1234809/helebigel.mp3.html

23 Temmuz 2006 01:17

Özgür Deniz

Yaşama aktif olarak katılmayan, üretmeyen, yaratmayan, paylaşmayan, sevmeyen, güvenmeyen, içten çıkarsız riyasız dostluklar kurmayan, bireyci bencilliği esas edinenler yaşamı ıskalayanlardır.

Yaşamın zorluklarına karşı verilen insansı mücadelenin coşkusuyla dolu olmadıkça insan, edilgen bir nesne olmaktan öteye gidemez.

Bir spor müsabakalarında sahada oyuncuları seyretmekten başka yapabileceği yoktur seyircinin. Yada tiyatro sahnesindeki aktif oyuncuları, pasif bir şekilde seyreden olmak. İşte hep seyreden olmaktan kurtulmalı, yaşam içerisindeki rolümüz.

Katılmalıyız her şeyimizle yaşama,, tüm benliğimizle yön vermeliyiz.

Anlamsız, edilgen, susmuş, sinmiş, korkak, tembel, sorunların çözümünü başkasından bekleyen, bireyci, bencil, çıkarcı, faydacı, hazır yiyici, kendi yaşamının mücadelesini vermeyen, kendi karanlıklarının içine gömülmüş bu yönde imgelere sığınanlardan olmak, yaşamın asıl öznesi olan insana göre değildir.

23 Temmuz 2006 01:23

Özgür Deniz

İşte bunun içindir ki, ben artık (anlık tüketimliklerden) şarkı dinlemek istemiyorum.

Ben, artık , yüreğimden geldiği gibi türkü söylemek, haykırmak istiyorum.

Elbette ki sesime ses katanlar ile birlikte.

23 Temmuz 2006 02:11

nehir 2

YERYÜZÜ AŞKIN YÜZÜ OLUNCAYA DEK!

Aşksız ve paramparçaydı yaşam

bir inancın yüceliğinde buldum seni

bir kavganın güzelliğinde sevdim

bitmedi daha sürüyor o kavga

ve sürecek

yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!

Aşk demişti yaşamın bütün ustaları

aşk ile sevmek bir güzelliği

ve dövüşebilmek o güzellik uğruna

işte yüzünde badem çiçekleri

saçlarında gülen toprak ve ilkbahar

senmisin seni sevdiğim o kavga

sen o kavganın güzelliğimisin yoksa...

Bir inacın yüceliğinde buldum seni

bir kavganın güzelliğinde sevdim

bin kez budadılar körpe dallarımızı

bin kez kırdılar

yine doğumdayız işte, yine sevinçteyiz

bitmedi daha sürüyor o kavga

ve sürecek

yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!

Adnan YÜCEL

23 Temmuz 2006 12:06

ruzgaryy

Mutlu olmak varken bu dünyada

Geceler geldi dayandı kapımıza

olduk acımızla, acımızla sarmaş dolaş

Bekledik düşümüzle, düşümüzle koyun koyuna...

23 Temmuz 2006 19:10

Özgür Deniz

YAŞADIKLARIMDAN ÖĞRENDİĞİM BİR ŞEY VAR

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:

Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi

Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten

Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği

İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne

Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa

Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır

Kopmaz kökler salmaktır oraya

Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını

Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin

Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara

Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin

İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine

Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına

İnsan balıklama dalmalı içine hayatın

Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına

Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar

Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın

Değişmemelisin hiçbir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu

Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın

Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle

Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı

Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına

Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:

Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına

Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır

Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana.

ATAOL BEHRAMOĞLU

23 Temmuz 2006 20:13

resimöğrt

TAHİR OLMAKTA AYIP DEĞİL ZÜHRE OLMAKTA

HATTA SEVDA YÜZÜNDEN ÖLMEKTE

BÜTÜN İŞ

TAHİR İLE ZÜHRE OLABİLMEKTE

YANİ

YÜREKTE

(NAZIM H.)

23 Temmuz 2006 23:28

Özgür Deniz

İnsanın varoluş sorununun en sağlıklı ve doyumcul yanıtı sevgidir, dolayısıyla sevginin gelişimine yer vermeyen bir toplum gelecekte insan doğasının bu temel gereksinimini gözden kaçırdığı için yok olacaktır. Sevginin yalnızca ayrıcalıklı veya bireysel değil de, sosyal bir olgu olarak gerçekleşebilirliğine inanmak, insanın doğasını bilerek temellendirilmiş ussal bir inançtır.

Sevgi, insanın valoruş sorununun yanıtıdır. Sevgi olmadan insanlıktan söz edilemez. Sevgi, sevgi üreten bir güçtür. Asıl güç sevgi ve aklın birlikteliğidir, asıl güçsüzlük ise, sevgi üretememektir. Sevgi, insanı diğer insanlardan yalıtan duvarları yıkan, onu diğerleriyle birleştiren, etkin bir güçtür.

Sevgi, insanı yaşamı duyumsatan, ona dört ele ile sarılmaya yönlendiren, çalışmaya, üretmeye, paylaşmaya mutlu olmaya teşvik eden, yaşam enerjisi veren duygudur.

24 Temmuz 2006 00:46

simurg_8.2

anladım ki sensiz olmuyormuş bu yerler

günler değil saniyeler hatta saliselerin bile ne kadar uzun olduğunu anladım sensiz

anladım ki sen yüreğimin katalizörüymüşsün seninle geçn günleri toplasam sanki bir an etmezmiş kadar seni çok sevdim

24 Temmuz 2006 18:54

resimöğrt

çok sonra yazılır

içinde yaşadığın günlerin şiiri

bellleği vardır yaraların

kapandıktan sonrada işleyen

hatta aynı kalmayan kişileri

sökülmüş zamana gönderen

zarfı açarken yada kaparken

adres yanıltmasın sizi

kendinden bile taşaınır insan

ne sokağın kalbi,ne kalbin evi

yalnızca şiir kendini seyrediyor şimdi

Artık burada oturmuyor şiiri yazan

MURATHAN M.

24 Temmuz 2006 19:36

bahtıkara

yakında yeni bir ses yarışması düzenlenecekmiş memur net star diye...

24 Temmuz 2006 19:55

resimöğrt

inişlerim çıkışlarım

o kendinden kaçışlarım

gidişlerim dönüşlerim

içimdeki sır

o kısır döngüleri

yarım kalan sevgilerim

uyanmamış sabahlarım

perdesiz gecelerim

paramparça oluşlarım

yalanlarım yanlışlarım

o arkamdan bakışlarım

kendime geç kalışlarım

iç tiğim su

o puslu duruşlarım

yokuşlarım kalışlarım

umutlarım kaygılarım

inançlarım gözyaşlarım

benmiyim bu şarkıdaki satırlarım

24 Temmuz 2006 21:05

Özgür Deniz

Kölenin eşitliğidir. Sahibin katında kazanılacak değerin bedeli, öteki ?ben?i ellerimizle öldürmek, en azından bu katlin sadık bir köpeği olmaktır. Tam bir yaltaklanma bilincidir ve şiddetin bize yönelmesine açık davetiyedir.

Belleğini televizyon ekranına indirgemiş, -gösterilenden öte fikri olmayan- bir toplumun, şiddete davetiye çıkarıyor olmak gibi bir kaygısı olamaz kuşkusuz. O, ne kadar edilgen bir şiddet izleyicisi ise, şiddete o kadar maruzdur zaten. Akıllı silahlara duyduğu hayranlık, ateşin ortasında buharlaşan çocukların bedenlerini, bilimin geldiği yere, insanlığın ödemesi gereken küçücük bir teşekkür saydıracaktır ona! Güçlünün hayalleriyle terbiye edilmiş kalbin, aklı ve merhametidir bu! O, eşitlik duygusunu, özgürlük bilincini ve utanma güzelliğini eşiğinin altına kıstırmış, ?normal? bir insan olarak katılmıştır benzerlerinin arasına. Herkes ötekinin onay merciidir.

Hepsinin de, içine yuvarlandıkları bu alçaklığa, ?yüksek değerler?den pek haklı sebepleri vardır. Kendi evleri ve ülkeleri boyunlarında bir suç çanıyken, bir saat sonralarının toplu iğne ucu kadar güvencesi yokken, birdenbire dünyanın geleceği kaygısına düşmüş birer entelektüel, birer özgürlük savaşçısı, birer ?terör uzmanı? kesilmişlerdir. Dünya haritası önünde, efendilerinden edinilmiş kostak bir dille -diplerde bir korkuyla yine de- mazilerini temize çekip durmaktadırlar...

Birazdan akşam olacak. Günün, çaresizlik kalemiyle bir kenara yazdığı ?savaş? ölülerine, gece, yeni bir sayfa açacak. Karanlığın merhametine sığınan binlerce insan, gidecek hiçbir yeri olmadığı halde yollara düşecek. Yine de hiçbir bomba, bir çocuğun gözlerinden büyük çukur açamayacak dünyaya. Biz, düşen borsa, yükselen döviz, azalan onurumuzla biraz daha siyah, ama bizden uzak bir savaşın iğdiş huzuru ile döneceğiz evlerimize. Çizgili pijamalarımızı giyinip, birer şiddet tapınağına dönen ?sıcak yuvalarımızda?, katillerimize secde içinde, ölümlerimizi seyretmeye ve çocuklarımızı sevmeye devam edeceğiz...

24 Temmuz 2006 21:18

Özgür Deniz

Aşkı anlatıyor bütün şarkılar, filmler, kitaplar? Aşkta efsaneleşiyor isimler: Leyla ile Mecnun, Ferhat ile Şirin, Mem û Zîn... Aşk uğruna çıkılıyor dağlara, yollar aşılıyor, hatta canını feda ediyor seven kişi. Aşkın bin çeşit tanımı yapılıyor, insanın en yüce duygusu deniliyor.

Öte yandan, aşkını, sevgisini özgürce yaşayamayan insanlar, onu parayla satın almaya çalışıyor. Yaşayamadığımız sevgiler, okşayamadığımız saçlar, tutamadığımız eller, sarılamadığımız bedenlerin yerini alacak "ürünler" büyük bir pazarda satışa sunuluyor. Sevgiden yalıtılmış bir cinsellik dergilerde boy gösteriyor; sevgilisiyle kaçak buluşanlara pazarlanıyor. Evleneceği kişide bekaret arayanlar, soluğu kadın bedenlerinin kiralandığı yerlerde alıyor. Yine kadın bedeninin cinsel bir meta olarak kullanılması o kadar olağan hale gelmiş durumda ki ilan panolarından gülümseyen; taksitler ve tatiller vaat eden yüzlere, kısa eteklere kimse hayret etmemekte. Sevgiye aç bir toplum yaratılıyor ve bize de birbirine "herkesin önünde" sarılan sevgililere ayıplayan gözlerle bakmak kalıyor.

Bir de, durup dinlenmeden çalıştığı için "sevdiği kişiyle özgürce gezip gezemeyeceğini" bile düşünemeyenler var.

Sevgilerimizi ayıplayan bakışlar olmadan ve işsizlik, eğitimsiz bırakılma kaygısı duymadan özgürce yaşamak hakkımız.

Yine yüzyıllar öncesinden ulaşan bir ses, kadın işçilerin sesi, bize ekonomik mücadelemizin sosyal taleplerimizle ayrılamayacağını anlatıyor:

"Yaşamak için ekmek, ruhumuz için gül istiyoruz!"

Yani işimizin, yarın güvencemizin olacağı bir hayat istiyoruz, alınıp satılmayan bir aşkın ve sevginin olduğu bir hayat.

27 Temmuz 2006 01:22

Özgür Deniz

Günümüz Dünyasında,"YENİDÜNYA DÜZENİNİN PİYASACI DEĞERLERİ" yavaş yavaş "EVRENSEL İNSANİ DEĞERLERİNİN" yerine geçmeye, insani değerleri aşındırarak-yok etmeye yeltenmiştir.

Ne yazık ki gözgöre göre, insanlık, insani değerlerini kaybediyor.

Kaybettiğimiz bunlarla sınırlı değil.İnsanlığımız erezyona uğradığı kadar, içerisinde yaşadığımız yeryüzünü, asıl ve büyük evimiz doğayı da, aynı paralellikte zehirliyor, kirletiyor, yok ediyoruz.

27 Temmuz 2006 16:02

nehir 2

EKMEK VE GÜL İSTİYORUZZZZ....

27 Temmuz 2006 22:30

resimöğrt

insanoğlu kendini maddeciliğe dayandırdığı ve doyumsuzluğu,fakirliği(sevgi)aşamadığı , en önemliside elini sol cevahirine götürmediği müddetçe ,özünü deşifre etmekte ve ilişkileri yozlaştırmaktadır.

İNSAN OLMAK DAHADA ÖNEMLİSİ İNSAN KALMAK ZOR İŞTİR .

30 Temmuz 2006 13:44

**"SPARTAKUS**"

VALLA BEN DE ARTIK. BELDEN AŞAĞI SÖZLÜ SAÇMA SAPAN POP ŞARKILARINDAN BIKTIM.

ASLA ŞU ZİBİDİ TİPLİ POPÇULARI DİNLEMEK İSTEMİYORUM.

31 Temmuz 2006 00:42

Özgür Deniz

Evet EKMEK ve GÜL istiyoruz. İnsanız ve insanca yaşamak istiyoruz, lüks değil, şaşatalı değil, gösterişli değil, yaşamı duyumsayarak, yüreğimizin tüm sıcaklığı ve içtenliği ile severek ve paylaşarak, barış içerisinde kardeşçe dostça yaşamak istiyoruz.

Araç değil, nesne değil, edilgen değil, bizzat yaşamın öznesi, amacı ve aktif katılımcısı etkeni olmak istiyoruz.

Toplam 83 mesaj
ANKET
Cemaate yakın polislere yapılan operasyonu;