Oturum açOturum aç / Parola hatırlat Üye olÜye ol

  
Editörler : _neden_
24 Mayıs 2011 22:49  


Yasaklı
Cinsiyetlerin ve Seksin Evrimi

https://www.facebook.com/video/video.php?v=114315668654421

https://www.facebook.com/video/video.php?v=114318355320819

https://www.facebook.com/video/video.php?v=114319635320691

24 Mayıs 2011 23:47

tarihci09-82
Yasaklı

yukardaki belgesellerden en güzeli ve bizler için en önemlisi sanırım 3. belgesel.tavsiye ederim...

Cinsel (Seksüel) Seçilim nedir? Doğadaki önemi nedir?

Günümüzde, cinsel seçilim zannediyoruz ki bütün bilim insanları tarafından tartışmasız bir biçimde Evrim Kuramı'nın mekanizmaları arasında yer almaktadır. Temel olarak rastgele olmayan çiftleşme de denen bu olay, Charles Darwin'in de kullandığı adıyla, Cinsel (Seksüel) Seçilim olarak bilinmektedir. Belirttiğimiz üzere, Cinsel Seçilim, Evrim'in şimdiye kadar keşfedilen mekanizmaları arasında tartışmasız bir yere sahiptir.

Doğada hangi canlıya bakarsak bakalım, mutlaka cinsel seçilim görürüz; az veya çok olarak. Buna bilim dilinde bir tür üzerindeki cinsel baskı denir.

Eğer ki tarafsız, bilimsel ve Biyolojik olarak hayata bakarsanız, tüm canlıların temelde iki amacı olduğunu görürüz:

1) Hayatta Kalmak

2) Üremek

Bir düşünün, en kompleks ve zihinsel açıdan gelişmiş olarak gördüğümüz Homo sapiens sapiens (İnsan) bile, sanat üretmeyebilir, edebiyat yapmayabilir, dua etmeyebilir, Dünya turuna çıkmayabilir, kariyere sahip olmayabilir, mutlu olmayabilir, kendine önem vermeyebilir, sosyal bir çevresi olmayabilir... Hayat emeliniz olarak yukarıda saydığımız iki nokta hariç ne derseniz deyin, onu yapmadan var olabilir, biyolojik olarak varlığınızı sürdürebilirsiniz. Belki sizin için bir anlamı olmayabilir öyle bir hayatın ama en nihayetinde, varlığınızı korur ve ürerseniz, insan türünün devamını sağlarsınız. Ancak insanların tamamı, aynı anda, hayatta kalma mücadelesinden ya da daha önemli olarak üremekten vazgeçerlerse, insan türünün soyu 80-100 sene içinde tükenir. Çünkü şu anda doğan bir bebek bile, eğer hiç kimse üremezse, 80-100 yıl içerisinde ölecektir ve o da üremeyeceği için insan soyu devam edemez.

Bunu, eşeysel olarak üreyen tüm canlılara genelleyebiliriz. Doğada her hayvan, ilk olarak doğumundan ölümüne kadar yaşam mücadelesi verir. Sonradansa üreme mücadelesi...

Üreme mücadelesi, dediğimiz gibi, türlerin bazı bireyleri üzerinde cinsel baskı dediğimiz unsuru oluşturur. Bu, karşı cinsi etkileyebilmek için bir bireyin sahip olması gereken özellikler ve bu özelliklerden olan sapma miktarı olarak değerlendirebilir. Çünkü doğada bireyler, çiftleşebilmek için birbirleriyle mücadele etmek durumundadır. Ve bazı özelliklere sahip olan bireyler, diğerlerine göre daha avantajlı konumda olurlar ve üreme şansları artar.

Cinsel Seçilim, 3'e ayrılır:

1) Intrasexual Selection (Aynı Cinsiyettekiler Arası Dövüş)

2) Intersexual Selection (Eş Seçimi)

3) Sexual Conflict (Eşeysel Çatışma)

İlk madde genellikle doğrudan erkeklerle ilgilidir ve genelde dişilere arası mücadele görülmez (elbette doğada örnekleri görülür ancak erkekler arası olan savaş, her zaman dişiler arası olandan çok daha fazla ve haşindir). Bunun sebebi, doğada çok büyük oranda, türlerin dişilerinin erkeklerini seçmesi durumunun geçerli olmasıdır. Kuşlardan, insana, böceklere kadar pek çok türde genel olarak dişiler seçici konumda, erkekler ise seçilen konumdadır. Bilim insanları bunlarla ilgili pek çok teoriler ileri sürmektedirler. Bunlardan en ilginci, dişilerin daha çok seçici olmasının sebebine yönelik bir açıklama olan, gamet miktarıdır. Dişiler, genellikle erkeklere göre kıyaslanmayacak kadar az sayıda gamet üretirler. Örneğin insanda, dişiler çiftleşmede kullanılmak üzere 1 yumurta (gamet) üretirken, erkek milyonlarca sperm (gamet) üretmektedir. Bu, zincirleme bazı etkiler sonucunda dişileri daha değerli, erkekleri daha değersiz veya ikincil derece değerde kılmaktadır. Çünkü doğada seyrek bulunan her zaman kıymetlidir. Kim bilir, belki de erkeklerin yüzlerce, binlerce yıldır kadınlar üzerinde kurmak istedikleri amansız baskılar, bu psikolojik ve biyolojik geri kalmışlığın bilinçaltına yerleşmiş gölgeleme arzusundan ileri gelmektedir.

Yukarıdaki 3 maddeyi biraz açmak gerekirse: Intraseksüel Seçilim'de, genellikle ikincil eşey karakterleri dediğimiz özellikler seçilir ya da elenir. Örnek olarak boynuzlar, antenler, vb. verilebilir. Bunlar genel olarak "silahlar" olarak da tanımlanabilir; çünkü erkek erkeğe, dişi için yapılacak mücadelede birincil derece öneme sahiptirler. İkinci maddede, yani Interseksüel Seçilim'de, genel olarak seçilen ya da elenen özellikler, "süs eşyaları" olarak isimlendirebileceğimiz, mücadelede birincil önemi olmayan ama çok açık seçim sebepleri olan özelliklerdir. Üçüncü madde, yani Eşeysel Çatışma daha teknik bir terimdir ve bir cinsiyeti etkilemeye çalışan karşıt cinsiyetteki bireylerin birbirleriyle çakışan yani fitness (fit olma durumu) bakımından eşit değere sahip özellikler evrimleştirmiş olmalarından kaynaklanır.

Şimdi, Cinsel Seçilim'e biraz örnek verelim:

Belgesellerde sıklıkla görülebileceği gibi, pek çok erkek hayvan, ortamdaki dişiyi etkileyebilmek için birbiri ile savaşır, adeta dövüşürler. Bunlardan biri de Kuzey Denizfili (Northern Elephant Seal) olarak da bilinen türdür. Her sene çiftleşme dönemlerinde amansız savaşlar veren bu türün erkek bireylerinden kazananlar, 30-100 arası dişiyle çiftleşebilirken, kaybedenler kimi zaman hiçbir dişiyle çiftleşemezler. Bu sebeple her zaman en güçlü dişlere, çeneye ve kafatasına sahip olan bireyler, bu kanlı mücadelede daha avantajlı konumda olacaktır ve cinsel seçilim, bu canlılardan yana işleyecektir.

Belki de Cinsel Seçilim'in en meşhur örneği, tavuskuşlarıdır. Erkek tavuskuşlarının büyüleyici denebilecek kuyruk tüylerini hepimiz biliriz. Ancak ilginçtir ki, bu tüyler aslında onun için taşınmaz bir yüktür. Ve doğal ortamda bulunan tavuskuşları için, tek kelimeyle "ölümcüldür". Çünkü tavuskuşunu inanılmaz yavaşlatırlar ve avcılardan kaçmasını imkansız hale getirirler bu tüyler. Yıllarca bilim karşıtları bu tüyleri Doğal Seçilim'e karşı olarak sunmuşlardır ve "bir kuşa kaçmasında zorluk sağlayacak bir özelliğin evrim ile açıklanamayacağını ama insanın göz zevki için böyle güzel bir kuş yaratıldığıyla açıklanabileceğini" iddia etmişlerdir. Ancak artık biliyoruz ki tavuskuşlarının bu güzel ve ağır kuyrukları, dişilerin hep daha parlak renklere sahip ve uzun kuyruklu olan bireyleri seçmelerinden, yani cinsel seçilimden kaynaklanmaktadır.

Bir diğer örnek, yine dişi için birbiriyle akıl almaz sertlikteki mücadelelere giren geyiklerdir. Bazı geyik türleri, uzun boynuzları ve güçlü kafalarıyla, birbirleriyle inanılmaz hızlar ve güçlerde çarpışmaktadırlar. Sonunda yenilen erkek dişileri bırakır ve kazanan, birden fazla dişiyle bile çiftleşebilir.

Kuşlarda da özellikle Interseksüel Seçilim'e güzel örnekler bulunmaktadır. Ötüş frekansı, yüksekliği, biçimi; tüy renginin tonları, karışımları; yine kimi zamanlar dişiler için yapılan dövüşler; kimi zaman en iyi ve dayanıklı yuvayı kuran erkekler ve bu tip ikincil özellikler kuşların seçimini etkilemektedir. Etrafımızdaki bu çeşit çeşit renkteki kuşların var olma sebepleri, üzerlerindeki bu yoğun cinsel baskıdır. Bu, özellikle papağanlarda sık görülür.

Ve insan... İnsan'da da cinsel seçilim mevcuttur. Zekanın gelişimiyle birlikte belki seçilim tek taraflı, yani sadece dişilerin seçmesinden yana değildir ancak genellikle bu durumun hala geçerli olduğu söylenebilir. İlkel insanlarda, dişilerin seçimlerinin en kaslı, en güçlü, en dayanıklı ve kimi zaman en büyük üreme organına sahip erkeklerden yana olduğu bilinmektedir. Çünkü bunlar, aileyi daha iyi koruyabilecek bir eşe işaret etmektedir. Öte yandan ilkel insanlardaki erkeklerin de, daha iri göğüslü, daha geniş kalçalı kadınları tercih ettiğini biliyoruz. Çünkü iri göğüsler daha çok süt verebilecek ve iri kalçalar ise daha çok sayıda çocuk doğurabilecek bireyleri işaret etmektedir. Günümüzde ise zekanın daha da gelişmesiyle bu seçimler daha karmaşık bir hal almıştır. Ancak temel olarak pek çok erkeğin eğilimi ile kadının eğilimi, bazı sınırlar dahilinde genellenebilir. Renkli gözlü, renkli saçlı, açık tenli kadınlar tercih sebebi olabilirken; erkeklerden de yine daha sıkı bir görüntüye sahip olan, uzun boylu erkekler tercih sebebidir. Elbette ki bu tercihler kişiden kişiye çok değişebilmektedir. Fakat ne olursa olsun sonuç aynıdır: Fiziksel görüntü, cinsel seçilimde rol oynamaktadır.

Örnekleri sınırsız arttırmamız mümkün. Ancak bu kadar örnek yeterli olabilecektir. Sonuç olarak görebildiğimiz üzere, doğada cinsel seçilim yönünden çok önemli evrimsel basamaklar geçirilmiştir ve geçirilmeye devam etmektedir. Cinsel Seçilim, Evrim'in kaçınılmaz bir parçasıdır ve kimi zaman (tavuskuşlarında olduğu gibi) Doğal Seçilim'den, yani hayatta kalmaktan daha büyük önem arz edebilmektedir.

https://www.facebook.com/note.php?note_id=166897600034990

04 Haziran 2011 13:31

tarihci09-82
Yasaklı

http://www.ntvmsnbc.com/id/25191083/

Penisteki kemik nasıl kayboldu?

ABD'li genetik bilimciler, insanlarda erkeğin penisinin aynen maymunlar, kediler ve farelerde olduğu üzere kemikli bir yapıdayken, bu özelliğin daha sonra kaybolduğunu düşünüyor.

Şempanze, makak maymunu ve insanın genomlarını karşılaştıran araştırmacılar, peniste omurgaya benzer kemik oluşumundan sorumlu DNA dizininin insanın evrim sürecinde silinip kaybolduğunu, fakat diğer primatların DNA'sında kaldığını söylüyor.

Bugüne değin insanoğlunu maymun türlerinden ayırdeden başlıca özelliğin 'fazladan' genler olduğu düşünülürken, ABD'li araştırmacılar insanı insan yapan özelliklerin daha ziyade silinmiş DNA parçalarıyla alakalı olabileceğini tahmin ediyor.

Stanford, Georgia ve Pensilvanya Eyalet üniversitelerinin ortak çalışmasında, penisteki kemiğin yanısıra, beynin genişlemesini engellediği düşünülen DNA dizininin de şempanze ve makak maymunlarının genomunda varlığını koruduğu; ancak insan genomundan silindiği öne sürülüyor.

Araştırmacılar, dünyanın en karmaşık organı olan insan beyninin gelişimini silinen DNA ile bağlandırıyor.

Saygın bilim dergisi Nature'da yayımlanan araştırmada, şempanze ve makak maymunlarının sahip olduğu 510 DNA parçacığının insanlarda silinmiş olduğu yazılı.

Araştırmacılar, bu çalışmada doğrudan genlere değil, DNA'nın içerdiği başka maddelere baktıklarını söylüyorlar. Araştırmada adı geçen -ve genlere nazaran haklarında çok daha az şey bilinen bu DNA parçacıkları, yakınlarında bulunan genlerin işlevini düzenleyen roller üstleniyor.

Amerikalı ekip, şempanze ve makak maymunlarında cildin kıllı olmasını sağlayan DNA dizininin de insanoğlunda silinen parçacıklardan biri olduğu inancında.

Stanford Üniversitesi'nden Profesör David Kingsley, ''İnsan olmanın moleküler temelini keşfediyoruz'' diyerek araştırmadan duyduğu heyecanı dile getirdi.

Genetik bilimciler, maymun DNA'sındaki bazı parçaların insanlarda neden silindiğinin nedenleri üzerine de düşünüyor.

Daha büyük beyinli bir varlık, penisindeki kemiği neden kaybetsin?

Bilim insanları, penisi kemiksizleşen atalarımızın daha uzun süreli cinsel ilişkiye girerek, bir çift olarak daha çok yakınlaştığını ve çocuk bakımında üstünlük kazandıklarını düşünüyor.

01 Temmuz 2011 09:59

tarihci09-82
Yasaklı

http://www.haber365.com/Haber/Bu_Bocek_Penisiyle_Ses_Rekoru_Kirdi/

01 Temmuz 2011 22:25

tarihci09-82
Yasaklı

Eğer ki tarafsız, bilimsel ve biyolojik olarak hayatı anlamak istiyorsanız bu başlığı okumayı ve videoları izlemeyi es geçmeyin...

ne de olsa insan oğlu kendi özünü hep merak eden bir canlıdır.günümüzde bilimlerin ve aklın ışığında herşey bilinip öğrenilir oldu.

02 Temmuz 2011 18:12

3.141592653589793238

Güzel paylaşım,tabi anlayana.

02 Temmuz 2011 21:53

tarihci09-82
Yasaklı

https://www.facebook.com/video/video.php?v=114319635320691

şu belgesel videoya hastayım defalarca izledim.

hayatın gerçekleri...

02 Temmuz 2011 23:33

Nova Lindtstrom2
Yasaklı

izledim..

yalnız tarihçi hocam bunların doğruluğu yanlışlığı bir tarafa dinler insanların kendini tanımlama aracı...

misal şu gün bütün darwinizm kesin bir şekilde kanıtlansa bile, ben inancımı bırakamam..bırakmam...çünkü kendimi onunla mutlu hissediyorum..,

amerikada ralph waldo emerson, henry dawid thoreau, walt whitman gibi düşünürler de benim gibi düşünüyorlarmıış..

onların inandığı tranandantalizm(deneyüstücülük) bizim hallacı mansurun enel hakkına yakın, Panteist-Panenteist bir çizgide..

* * * *

sanırım bilim baş tacı ama benim düşündüğüm gibi inançları bilimle beraber yürütmek en doğrusu gibi...

03 Temmuz 2011 00:12

tarihci09-82
Yasaklı

ben bir bilimciyim,sosyal bilimciyim.

aynı zamanda kültürel müslümanım :)

din felsefesiyle şekillenen geleneklerimizde sevdiğim unsurlar var

ben insanlık için herşeyin yararlı taraflarını kullanmaktan yanayım.

herşeyin güzel bi karmasını yapmanın derdindeyim.

elbette her yaşam tarzında doğru ve güzel olan şeyler var.nede olsa herşeyi insanlar ve onların ihtiyaçları geliştirdi.

ben dinin sadece temeline inanmıyorum,içinde iyi yorumlar var ve zamanla dahada zenginleştirmiş insanoğlu.

dine inanmıyorum ama asla din düşmanı değilim.hatta dini forumdakilerle kanka olmuş biriyim :)

yani kısaca bütün din ve felsefelerin bi karmasını yapmak lazım.hiç bir dogmayı takmamak lazım.

16 Temmuz 2011 16:42

tarihci09-82
Yasaklı

insan toplumlarının çoğunun ataerkil olmasının doğadan gelen temellerine dair kendim bir teori geliştirdim. :)

hani çok çok eskiden primat atalarımız diğer memeli hayvanlar gibi dört ayak üstünde gezerdi ya

işte ta o zamandan kalma bir olgu bu.

çiftleşme ve üreme olabilmesi için işin doğası gereği erkeğin dişinin üstüne binmesi gerekiyor.ve dişinin bu durumda fazla huysuzlanmaması gerekiyor.huysuzlandığında erkekte bir miktar saldırganlık görülebiliyor.

işte bu ataerkillik ta o zamanlarda genlerimize kazınmaya başladı.

insanoğlu iki ayağı üzerinde dik yürümeyi öğrendiğinde daha değişik çiftleşme durumları ve pozisyonları ortaya çıkmaya başladıysa da erkeğin aktifliği hep daha fazla oldu.bu nedenle doğa erkeğe daha baskın olma rolünü verdi.evrimimiz bu yönde ilerledi.

kadın baskın olmaya kalktığında ise hep tatsızlık oldu birliktelikler dağıldı.çocuk olmadı,nesil devam etmedi.

bilim ve doğa belgesellerinden esinlenirim böyle arada sırada :))

benden başka araştırmacılarda bu yönde düşünüyorlardır :)

sizce nasıl mantıklımı?

16 Temmuz 2011 22:28

tarihci09-82
Yasaklı

teorim hakkında yorumlarınızı bekliyorum arkadaşlar.

sizce de mantıklı mı?

size göre mantıksız kısımlar da varmı?

22 Temmuz 2011 15:03

egitimci_romeo

"hani çok çok eskiden primat atalarımız diğer memeli hayvanlar gibi dört ayak üstünde gezerdi ya"

diyerek sanki insanlara salt gerçeği söylüyormuşcasına okuyan herkesin aa maymundan gelmişizz demesini yada bilinç altına böyle bişey empoze etmeye çalışmaana gerek yok tarihçi...

insanoğlu 12 aydan sonra yada önce ayağa kalkıp yürümeyi dener ve yürür..hayvan olan maymuna benzemek istemek,yada benzediğini düşünmek yada ataların olduğu düşünmek hayat boyu darwinw olduğu gibi kimseye bişey kazandırmaz,...

üsteki söylediklerinle mantıksızlıkta sınır tanımamışın bence..

modern bilim insanoğluna sen insansın insandan geldin diyor...

darwin ve darwincilerde biz hayvanız hayvandan geldik diyor...

nedense milyarlarca yıl önceki kuş,böcek,at v.s. değişmeden günümüze geliyor birtek maymunlar evrimle insana dönüşüyor :)

ülkemizde atomu parçalayacak,uranyuma hükmedecek teknoloji yok,elinizde bir evrim fıkrası anlatır durursunuz...bu evrimcilerin ülkeye vatana,vatan kavramı beğenilmiyorsa insanlığa yada hayvanlığa faydalı bir icraatları var mı ? maymundan geldik diyerek ne sunarlar ne üretirler...akıllar hala çiftleşmede mi ? sexin evrimi mi?

iyi çalışmalar...

22 Temmuz 2011 15:47

tarihci09-82
Yasaklı

modern bilim insanoğluna sen insansın insandan geldin diyor...

nedense milyarlarca yıl önceki kuş,böcek,at v.s. değişmeden günümüze geliyor birtek maymunlar evrimle insana dönüşüyor

eğitimsiz_romeo

----------------------------

şu dediklerin gerçekten çok trajikomik.

git okuduğun okulları baştan oku gel.sonra avrupa üniversitelerine kaydolup orda da oku gel...

23 Temmuz 2011 11:05

pioneer_o7
Kapalı

evrimin bazı varsayımları doğru.mesala doğal seçilim.doğa güçsüz olanı çoğunlukla eliyor.bunun istisnaları var tabi.fakat diğer teoriler bana maydonuzun evrimleşerek meşe ağacına dönüştüğünü iddia etmek kadar saçma geliyor.ne dersek deyelim bu bir inanç meselesi.ama vicdan her zaman doğruyu söyler.

28 Temmuz 2011 21:46

tarihci09-82
Yasaklı

şu linkdeki beyinsiz insana bi bakın arkadaşlar.çok şaşırtıcı bir haber.bunudamı görcektik.doğaya aykırı işlere karşıyım...

http://haber365.com/Haber/Dunyanin_Ilk_Erkek_Annesi/

29 Temmuz 2011 22:20

tarihci09-82
Yasaklı

http://www.haber365.com/Haber/Artik_Robotlar_da_Ciftlesiyor/

Devir değişti artık sadece insanların komutlarına göre hareket etmiyorlar.

Bugüne kadar üretilen robotlar sadece insanların komutlarına göre hareket ediyordu. Son dönemde bazı araştırmacılar bunu bir adım öteye taşımayı başardı.

Bir grup araştırmacı belirli açılardan ilerleme kaydeden robotları deyim yerindeyse çiftleştirerek bunlardan yeni robotlar üretiyor. Bu yeni bilim dalının adı "evrimsel robotik". Robotlar bu sayede yeni yetenekler elde ediyor ve bunları diğer robotlara da aktarabiliyor. Bu tip bir gelişme şimdiye kadar sadece organik canlılarda kaydedilebiliyordu.

Her yıl düzenlenen robot müsabakalarında farklı amaçlarla geliştirilen robotlar birbirleriyle mücadele ediyor. Futbolcu robot, kurtarma robotu ve ev işleri yardımcısı... Ancak araştırmacıların aslında performansı arttırmak için tasarladıkları birçok detay, robotların arızalanmasına neden oluyor.

Stuttgart Üniversitesi Elektroteknik ve Bilişim Teknolojileri Bölümünden Paul Levi?ye göre sorunun nedeni gayet açık. Robot yazılımları üreten programcıların oyun süresince meydana gelebilecek her türlü durumu önceden tahmin etmeleri mümkün değil. Bu nedenle beklenmeyen bir sorun ortaya çıktığında robot devre dışı kalıyor.

Hedef evrim prensipli robotlar

Araştırmacıların yeni hedefi bu nedenle evrim prensibiyle işleyen robotlar üretmek. Bu robotların sadece programcılar tarafından önceden programlanan şeyleri yapmak yerine, yeni sorunlar karşısında yaratıcı yeni çözümler üretebilmesi hedefleniyor. Sistemin nasıl işlediğini Paul Levi ?peynir arayan robot? örneğiyle açıklıyor. "Hayatta kalmak için eğer iyi koku alması gerekiyorsa, o zaman koku duyusunu optimize etmesi lazım. Peyniri, yani beslenme kaynağını en hızlı nasıl bulurum? Diğer özelliklere İse daha az ihtiyaç duyulduğu için bunlara daha az odaklanacak " diyen Levi, burada robotun peyniri bulabilmek için kamera ve termometresinin işine yaramadığını, bunun yerine koku sensörlerini kullanması gerektiğini kendi kendine bulmasının önemli olduğunu belirtti.

Stuttgart Üniversitesi Elektroteknik ve Bilişim Teknolojileri Bölümünden Paul Levi

Doğal evrim, mutasyon yani genlerde meydana gelen küçük değişimler yoluyla oluşuyor. Bu değişimler canlının hayatta kalma şansını arttırıyor. Araştırmacılar şimdi bu prensibi robotlara uyarlıyor. Örneğin 100 robota peynir arama görevi veriliyor. Bu arama sırasında bazı yazılım türleri diğerlerine oranla daha hızlı tepki veriyor. Araştırmacılar peyniri daha hızlı bulan bu robotları deyim yerindeyse birbiriyle çiftleştiriyor.

Sanal çiftleştirme

Ancak yazılım platformunda meydana gelen bu sanal çiftleştirme sonucunda ortaya çıkan yavru robotlar sadece anne ve babalarının programlarına sahip değil. Aynı zamanda ebeveyn robotların program parçalarını birleştiren mekanizma bazen araya küçük mutasyonlar da ekliyor. Yani ne anne, ne baba robotta olmayan özellikler? Bu küçük değişiklikler sonuçta hiç beklenmeyen gelişmelere önayak olabiliyor. Paul Levi doğanın yüzde otuz kayıp prensibiyle işlediğini belirtiyor. Mühendislerin ürettiklerinin yüzde 30'unu kaybetmeyi kolay kabullenemediklerini belirten Levi "Ama evrim böyle gerçekleşiyor" diyor.

-------------

Nayır nolamaz bunu bari yapmayın değerli bilim ve teknoloji insanları gerek yok böyle birşeye.

robotlara değil insanlara ve bütün canlılara mahsustur sevişme ve üreme eylemi ve öylede kalmalı dünyanın sonuna kadar.

bu yaptığınız bu en güzel canlı eylemine saygısızlıktır.

bunu böyle makinelere robotlara yaptırarak ayaklar altına almayın...

biliminsanları böyle etik dışı ve hemde tehlikeli işlere asla girmemeli.

02 Ağustos 2011 20:08

tarihci09-82
Yasaklı

http://www.haber365.com/Haber/Hintli_Adamin_Icinden_Kadin_Ureme_Sistemi_Cikti/

11 Ağustos 2011 21:30

tarihci09-82
Yasaklı

güncel...

Toplam 17 mesaj
ANKET
MEB, 8 yıllık öğretmeni rotasyona tabi tutacak, okulunu değiştirecek..