Oturum açOturum aç / Parola hatırlat Üye olÜye ol

  
Editörler :
20 Haziran 2011 15:48

sosyal78

herkes birilerini bekliyor..bence vakıf çalışanları yeterince çalışma yapmıyor..çoğunluk sessizce izliyor..:(

20 Haziran 2011 16:16

erol74

Sayın :Recep Tayyip ERDOĞAN

Başbakan

1986 yılında kurulan ve Ülkemizin gerek ekonomik gerekse sosyal yönden en sorunlu kesimi olan yoksul vatandaşlarımıza hizmet eden SYD Vakıflarının ve çalışanlarının bu güne kadar ortak bir uygulamaya geçememesi, gerek verilen hizmetlerde gerekse personel istihdamında farklı uygulamaların bulunması, vakıf çalışanlarına sahip çıkılmaması hem hizmetlerden yararlanan vatandaşlarımızı hem de vakıf çalışanlarını olumsuz yönde etkilemektedir.

Vakfın tüm iş ve işlemlerinde hatta bazı yerlerde vakıf hizmetleri dışında da gerçekten olağanüstü bir gayret ve özveri ile mesai mefhumu gözetmeksizin çalışan vakıf çalışanlarının hiçbir sorumluluk ve yetkilerinin bulunmaması, iş güvencelerinin olmaması uygulamada aksaklıklara ve güvensizliklere sebebiyet vermektedir.

Sizlerinde bu güne kadar gözlemlediğiniz ve takdir edeceğiniz gibi vakıfların en önemli ve acilen çözülmesi gereken sorunu ortak bir uygulamanın bulunmaması ve çalışan personelin iş güvencesinin olmamasıdır.

Bu sorunlar çözülmeden, yapılacak çalışmalarda motivasyonun sağlanması ve başarıya ulaşılması mümkün gözükmemektedir.

Şahsım dahil hiçbir vakıf çalışanın uç noktada bir talebi ve beklentisi yoktur. Vakıf çalışanlarının güvencelerinin sağlanması, statülerinin belirlenmesi, ortak bir kimliğe kavuşturulmaları ve her an işten çıkarılma korkusu ve endişesinden uzak bir şekilde hizmet verebilmek gibi masum ve makul talepleri vardır.

Artık vakıf personelleri ; Vakıf Mütevelli Heyetinin işten çıkarma korkusu yüzünden çektiği psikolojik sıkıntıyı çekmek istemiyor. Bu düşünce yıllardır personeli için için kemirmiştir. Ayrıca yine Mütevelli Heyetinin insiyatifinde olan maaşlarda bizleri oldukça zor duruma düşürmektedir. A vakfında aynı şekilde çalışan arkadaşımız B vakfında çalışan arkadaşımızdan daha az veya daha fazla almaktadır. Bu da maaş adaletsizliğiniz ortaya çıkarmaktadır. Tabi bunun yanında Mütevelli Heyetinin zam yapmıyorum deme ihtimalide her zam döneminde korkulu sancı olmaktadır.

Ayrıca Vakıf çalışanlarının tayin ve yer değiştirme gibi bir hakka sahip olmayışı çoğu vakıf personelinin aile saadetine mani olmakta hatta parçalanmasına zemin hazırlamaktadır.

Bizler çok şey istemiyoruz. Nasıl ki daha yeni sözleşmeli öğretmen, sağlık çalışanlarını 657 ye tabi oldukları ve Maliye Bakanlığına bir yük getirmemişse, bu kadar sıkıntı içinde ve gece gündüz gönderildikleri her yerde ve verilen her işi layıkıyla yerine getiren 5000 vakıf personeli de yük teşkil edeceğine inanmıyoruz ve şu andaki yükümüzün ve külfetimizin daha ağır olduğuna da dikkat çekmek istiyoruz.

Vakıf çalışanlarının iş güvencelerinin sağlanması, gerek vakıf işlemlerindeki gerekse ücret ve istihdam konularındaki farklı uygulamaların ortadan kaldırılması, statülerinin belirlenmesi, hem vakıf çalışanlarını rahatlatacak hem de iş motivasyonunu artırarak daha kaliteli hizmet üretilmesini sağlayacağı düşüncesindeyim.

Türkiye genelinde kurulu bulunan 973 SYD Vakıflarında çalışan takriben 5000 çalışan kadrosuz ve aynı zamanda geçici pozisyondaki personele kadro verilmesini ümit eder saygılar sunarım.

20 Haziran 2011 17:29

İpekyolu29

Hedefimiz Bütün Kamu Çalışanları Başlık İçin Oluşan İlgi SYDV Çalışanlarında Birşeyler İstediğini Ancak Bazı Kesimlerin Çekindiğini Görüyoruz Çekinmek Hiçbirşey Kazandırmıyor Hakkımız Olanı İStiyoruz Eğer Biz Sosyal Bir Devletsek SYDV ve Çalışanları Devlet Personeli Olacaktır...

Başlığı 500 ün Üzerinde Ziyaret Geldi Ancak 42 Mesaj ziyarete göre oldukça düşük Bütün SYDV Çalışanlarının Haklarını İsteklerini belirten mesajlarla önerilerle doldurmasını bekliyoruz...

Yakında hiçbir ücret talep etmeden SYDV Çalışanları adına destek ve paylaşım sitesi kuracağız tamamen ücretsiz ve hep birlikte olabilmemiz için... Desteklerinizi bekliyoruz. Hep birlikte olmamız ve hak ettiğimiz iş güvencesini almamız lazım. Halk biziz, Haklı Biziz biz halkı da hakkı da herkezden iyi biliriz.

20 Haziran 2011 21:19

İpekyolu29

TOPLU OLARAK DESTEK VERELİM

bimer@basbakanlik.gov.tr ve http://basvuru.akim.akparti.org.tr/vatandas/

BELİRTİLEN ADRESLERE AŞAĞIDAKİ MESAJI LÜTFEN TÜM ARKADAŞLAR GÖNDERSİN UYANMA ZAMANI HERKES KADRO ALDI BİZ KALDIK TEK

Sayın :Recep Tayyip ERDOĞAN

Başbakan

1986 yılında kurulan ve Ülkemizin gerek ekonomik gerekse sosyal yönden en sorunlu kesimi olan yoksul vatandaşlarımıza hizmet eden SYD Vakıflarının ve çalışanlarının bu güne kadar ortak bir uygulamaya geçememesi, g...erek verilen hizmetlerde gerekse personel istihdamında farklı uygulamaların bulun...ması, vakıf çalışanlarına sahip çıkılmaması hem hizmetlerden yararlanan vatandaşlarımızı hem de vakıf çalışanlarını olumsuz yönde etkilemektedir. Vakfın tüm iş ve işlemlerinde hatta bazı yerlerde vakıf hizmetleri dışında da gerçekten olağanüstü bir gayret ve özveri ile mesai mefhumu gözetmeksizin çalışan vakıf çalışanlarının hiçbir sorumluluk ve yetkilerinin bulunmaması, iş güvencelerinin olmaması uygulamada aksaklıklara ve güvensizliklere sebebiyet vermektedir. Sizlerinde bu güne kadar gözlemlediğiniz ve takdir edeceğiniz gibi vakıfların en önemli ve acilen çözülmesi gereken sorunu ortak bir uygulamanın bulunmaması ve çalışan personelin iş güvencesinin olmamasıdır. Bu sorunlar çözülmeden, yapılacak çalışmalarda motivasyonun sağlanması ve başarıya ulaşılması mümkün gözükmemektedir. Şahsım dahil hiçbir vakıf çalışanın uç noktada bir talebi ve beklentisi yoktur. Vakıf çalışanlarının güvencelerinin sağlanması, statülerinin belirlenmesi, ortak bir kimliğe kavuşturulmaları ve her an işten çıkarılma korkusu ve endişesinden uzak bir şekilde hizmet verebilmek gibi masum ve makul talepleri vardır. Artık vakıf personelleri ; Vakıf Mütevelli Heyetinin işten çıkarma korkusu yüzünden çektiği psikolojik sıkıntıyı çekmek istemiyor. Bu düşünce yıllardır personeli için için kemirmiştir. Ayrıca yine Mütevelli Heyetinin insiyatifinde olan maaşlarda bizleri oldukça zor duruma düşürmektedir. A vakfında aynı şekilde çalışan arkadaşımız B vakfında çalışan arkadaşımızdan daha az veya daha fazla almaktadır. Bu da maaş adaletsizliğiniz ortaya çıkarmaktadır. Tabi bunun yanında Mütevelli Heyetinin zam yapmıyorum deme ihtimalide her zam döneminde korkulu sancı olmaktadır. Ayrıca Vakıf çalışanlarının tayin ve yer değiştirme gibi bir hakka sahip olmayışı çoğu vakıf personelinin aile saadetine mani olmakta hatta parçalanmasına zemin hazırlamaktadır. Bizler çok şey istemiyoruz. Nasıl ki daha yeni sözleşmeli öğretmen, sağlık çalışanlarını 657 ye tabi oldukları ve Maliye Bakanlığına bir yük getirmemişse, bu kadar sıkıntı içinde ve gece gündüz gönderildikleri her yerde ve verilen her işi layıkıyla yerine getiren 5000 vakıf personeli de yük teşkil edeceğine inanmıyoruz ve şu andaki yükümüzün ve külfetimizin daha ağır olduğuna da dikkat çekmek istiyoruz. Vakıf çalışanlarının iş güvencelerinin sağlanması, gerek vakıf işlemlerindeki gerekse ücret ve istihdam konularındaki farklı uygulamaların ortadan kaldırılması, statülerinin belirlenmesi, hem vakıf çalışanlarını rahatlatacak hem de iş motivasyonunu artırarak daha kaliteli hizmet üretilmesini sağlayacağı düşüncesindeyim. Türkiye genelinde kurulu bulunan 973 SYD Vakıflarında çalışan takriben 5000 çalışan kadrosuz ve aynı zamanda geçici pozisyondaki personele kadro verilmesini ümit eder saygılar sunarım.

Kaynak: http://www.facebook.com/home.php?sk=group_127771163972245

21 Haziran 2011 11:26

sözleşmeli-memur

SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ SİCİL AMİRLERİ YÖNETMELİĞİNİN YÜRÜRLÜKTEN KALDIRILMASINA DAİR YÖNETMELİK

MADDE 1 ? 21/8/2005 tarihli ve 25913 sayılı Resmî Gazete?de yayımlanan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğü Sicil Amirleri Yönetmeliği yürü...rlükten kaldırılmıştır.

MADDE 2 ? Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 3 ? Bu Yönetmelik hükümlerini Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğünün bağlı olduğu Bakan yürütür.

http://www.memurlar.net/haber/198675/

21 Haziran 2011 11:36

sözleşmeli-memur

HÜKÜMETİMİZİN ÖNEMLİ İSİMLERİ,AK PARTİ GRUB BAŞKANVEKİLLERİ,BAŞBAKANLIĞIN MAİL ADRESLERİNE AŞAĞIDAKİ MESAJI ATARMISINIZ ARKADAŞLAR LÜTFEN HERKES KADRO ALDI BİZ TEK KALDIK

BAŞBAKANLIK : bimer@basbakanlik.gov.tr

...AK PARTİ : http://basvuru.akim.akparti.org.tr/vatandas/

...

BEŞİR ATALAY: besir.atalay@icisleri.gov.tr

HAYATİ YAZICI: http://www.hayatiyazici.com.tr/mesaj-gonder.php?cat=1&grup=Dilekleriniz

FARUK ÇELİK: buro.farukcelik@basbakanlik.gov.tr http://www.farukcelik.com.tr/index.php?page=iletisim

.........EGEMEN BAĞIŞ : http://www.egemenbagis.com/web/7-9458-1-1/egemen_bagis_tr/genel/ustmenu/iletisim

CEVDET YILMAZ: http://www.cevdetyilmaz.com.tr/bakanamesaj.php

VEYSEL EROĞLU : http://www.veyseleroglu.gen.tr/iletisim.asp

BEKİR BOZDAĞ: bekir.bozdag@tbmm.gov.tr

SUAT KILIÇ http://www.suatkilic.com.tr/iletisim/İletişim-Ulaşım

http://www.facebook.com/suatkilichayranlari

suat.kilic@tbmm.gov.tr

http://twitter.com/#!/suatkilicsamsun

NURETTİN ÇANİKLİ : nurettin.canikli@tbmm.gov.tr

MUSTAFA ELİTAŞ : mustafa.elitas@tbmm.gov.tr

FATMA ŞAHİN : fsahin@fatmasahin.net

......1986 yılında kurulan ve Ülkemizin gerek ekonomik gerekse sosyal yönden en sorunlu kesimi olan yoksul vatandaşlarımıza hizmet eden SYD Vakıflarının ve çalışanlarının bu güne kadar ortak bir uygulamaya geçememesi, g...erek verilen hizmetlerde gerekse personel istihdamında farklı uygulamaların bulun...ması, vakıf çalışanlarına sahip çıkılmaması hem hizmetlerden yararlanan vatandaşlarımızı hem de vakıf çalışanlarını olumsuz yönde etkilemektedir. Vakfın tüm iş ve işlemlerinde hatta bazı yerlerde vakıf hizmetleri dışında da gerçekten olağanüstü bir gayret ve özveri ile mesai mefhumu gözetmeksizin çalışan vakıf çalışanlarının hiçbir sorumluluk ve yetkilerinin bulunmaması, iş güvencelerinin olmaması uygulamada aksaklıklara ve güvensizliklere sebebiyet vermektedir. Sizlerinde bu güne kadar gözlemlediğiniz ve takdir edeceğiniz gibi vakıfların en önemli ve acilen çözülmesi gereken sorunu ortak bir uygulamanın bulunmaması ve çalışan personelin iş güvencesinin olmamasıdır. Bu sorunlar çözülmeden, yapılacak çalışmalarda motivasyonun sağlanması ve başarıya ulaşılması mümkün gözükmemektedir. Şahsım dahil hiçbir vakıf çalışanın uç noktada bir talebi ve beklentisi yoktur. Vakıf çalışanlarının güvencelerinin sağlanması, statülerinin belirlenmesi, ortak bir kimliğe kavuşturulmaları ve her an işten çıkarılma korkusu ve endişesinden uzak bir şekilde hizmet verebilmek gibi masum ve makul talepleri vardır. Artık vakıf personelleri ; Vakıf Mütevelli Heyetinin işten çıkarma korkusu yüzünden çektiği psikolojik sıkıntıyı çekmek istemiyor. Bu düşünce yıllardır personeli için için kemirmiştir. Ayrıca yine Mütevelli Heyetinin insiyatifinde olan maaşlarda bizleri oldukça zor duruma düşürmektedir. A vakfında aynı şekilde çalışan arkadaşımız B vakfında çalışan arkadaşımızdan daha az veya daha fazla almaktadır. Bu da maaş adaletsizliğiniz ortaya çıkarmaktadır. Tabi bunun yanında Mütevelli Heyetinin zam yapmıyorum deme ihtimalide her zam döneminde korkulu sancı olmaktadır. Ayrıca Vakıf çalışanlarının tayin ve yer değiştirme gibi bir hakka sahip olmayışı çoğu vakıf personelinin aile saadetine mani olmakta hatta parçalanmasına zemin hazırlamaktadır. Bizler çok şey istemiyoruz. Nasıl ki daha yeni sözleşmeli öğretmen, sağlık çalışanlarını 657 ye tabi oldukları ve Maliye Bakanlığına bir yük getirmemişse, bu kadar sıkıntı içinde ve gece gündüz gönderildikleri her yerde ve verilen her işi layıkıyla yerine getiren 5000 vakıf personeli de yük teşkil edeceğine inanmıyoruz ve şu andaki yükümüzün ve külfetimizin daha ağır olduğuna da dikkat çekmek istiyoruz. Vakıf çalışanlarının iş güvencelerinin sağlanması, gerek vakıf işlemlerindeki gerekse ücret ve istihdam konularındaki farklı uygulamaların ortadan kaldırılması, statülerinin belirlenmesi, hem vakıf çalışanlarını rahatlatacak hem de iş motivasyonunu artırarak daha kaliteli hizmet üretilmesini sağlayacağı düşüncesindeyim. Türkiye genelinde kurulu bulunan 973 SYD Vakıflarında çalışan takriben 5000 çalışan kadrosuz ve aynı zamanda geçici pozisyondaki personele kadro verilmesini ümit eder saygılar sunarım

21 Haziran 2011 15:23

A.Çalışkan

HÜKÜMETİMİZİN ÖNEMLİ İSİMLERİ,AK PARTİ GRUB BAŞKANVEKİLLERİ,BAŞBAKANLIĞIN MAİL ADRESLERİNE AŞAĞIDAKİ MESAJI ATARMISINIZ ARKADAŞLAR LÜTFEN HERKES KADRO ALDI BİZ TEK KALDIK

BAŞBAKANLIK : bimer@basbakanlik.gov.tr

...AK PARTİ : http://basvuru.akim.akparti.org.tr/vatandas/

...

BEŞİR ATALAY: besir.atalay@icisleri.gov.tr

HAYATİ YAZICI: http://www.hayatiyazici.com.tr/mesaj-gonder.php?cat=1&grup=Dilekleriniz

FARUK ÇELİK: buro.farukcelik@basbakanlik.gov.tr http://www.farukcelik.com.tr/index.php?page=iletisim

.........EGEMEN BAĞIŞ : http://www.egemenbagis.com/web/7-9458-1-1/egemen_bagis_tr/genel/ustmenu/iletisim

CEVDET YILMAZ: http://www.cevdetyilmaz.com.tr/bakanamesaj.php

VEYSEL EROĞLU : http://www.veyseleroglu.gen.tr/iletisim.asp

BEKİR BOZDAĞ: bekir.bozdag@tbmm.gov.tr

SUAT KILIÇ http://www.suatkilic.com.tr/iletisim/İletişim-Ulaşım

http://www.facebook.com/suatkilichayranlari

suat.kilic@tbmm.gov.tr

http://twitter.com/#!/suatkilicsamsun

NURETTİN ÇANİKLİ : nurettin.canikli@tbmm.gov.tr

MUSTAFA ELİTAŞ : mustafa.elitas@tbmm.gov.tr

FATMA ŞAHİN : fsahin@fatmasahin.net

......1986 yılında kurulan ve Ülkemizin gerek ekonomik gerekse sosyal yönden en sorunlu kesimi olan yoksul vatandaşlarımıza hizmet eden SYD Vakıflarının ve çalışanlarının bu güne kadar ortak bir uygulamaya geçememesi, g...erek verilen hizmetlerde gerekse personel istihdamında farklı uygulamaların bulun...ması, vakıf çalışanlarına sahip çıkılmaması hem hizmetlerden yararlanan vatandaşlarımızı hem de vakıf çalışanlarını olumsuz yönde etkilemektedir. Vakfın tüm iş ve işlemlerinde hatta bazı yerlerde vakıf hizmetleri dışında da gerçekten olağanüstü bir gayret ve özveri ile mesai mefhumu gözetmeksizin çalışan vakıf çalışanlarının hiçbir sorumluluk ve yetkilerinin bulunmaması, iş güvencelerinin olmaması uygulamada aksaklıklara ve güvensizliklere sebebiyet vermektedir. Sizlerinde bu güne kadar gözlemlediğiniz ve takdir edeceğiniz gibi vakıfların en önemli ve acilen çözülmesi gereken sorunu ortak bir uygulamanın bulunmaması ve çalışan personelin iş güvencesinin olmamasıdır. Bu sorunlar çözülmeden, yapılacak çalışmalarda motivasyonun sağlanması ve başarıya ulaşılması mümkün gözükmemektedir. Şahsım dahil hiçbir vakıf çalışanın uç noktada bir talebi ve beklentisi yoktur. Vakıf çalışanlarının güvencelerinin sağlanması, statülerinin belirlenmesi, ortak bir kimliğe kavuşturulmaları ve her an işten çıkarılma korkusu ve endişesinden uzak bir şekilde hizmet verebilmek gibi masum ve makul talepleri vardır. Artık vakıf personelleri ; Vakıf Mütevelli Heyetinin işten çıkarma korkusu yüzünden çektiği psikolojik sıkıntıyı çekmek istemiyor. Bu düşünce yıllardır personeli için için kemirmiştir. Ayrıca yine Mütevelli Heyetinin insiyatifinde olan maaşlarda bizleri oldukça zor duruma düşürmektedir. A vakfında aynı şekilde çalışan arkadaşımız B vakfında çalışan arkadaşımızdan daha az veya daha fazla almaktadır. Bu da maaş adaletsizliğiniz ortaya çıkarmaktadır. Tabi bunun yanında Mütevelli Heyetinin zam yapmıyorum deme ihtimalide her zam döneminde korkulu sancı olmaktadır. Ayrıca Vakıf çalışanlarının tayin ve yer değiştirme gibi bir hakka sahip olmayışı çoğu vakıf personelinin aile saadetine mani olmakta hatta parçalanmasına zemin hazırlamaktadır. Bizler çok şey istemiyoruz. Nasıl ki daha yeni sözleşmeli öğretmen, sağlık çalışanlarını 657 ye tabi oldukları ve Maliye Bakanlığına bir yük getirmemişse, bu kadar sıkıntı içinde ve gece gündüz gönderildikleri her yerde ve verilen her işi layıkıyla yerine getiren 5000 vakıf personeli de yük teşkil edeceğine inanmıyoruz ve şu andaki yükümüzün ve külfetimizin daha ağır olduğuna da dikkat çekmek istiyoruz. Vakıf çalışanlarının iş güvencelerinin sağlanması, gerek vakıf işlemlerindeki gerekse ücret ve istihdam konularındaki farklı uygulamaların ortadan kaldırılması, statülerinin belirlenmesi, hem vakıf çalışanlarını rahatlatacak hem de iş motivasyonunu artırarak daha kaliteli hizmet üretilmesini sağlayacağı düşüncesindeyim. Türkiye genelinde kurulu bulunan 973 SYD Vakıflarında çalışan takriben 5000 çalışan kadrosuz ve aynı zamanda geçici pozisyondaki personele kadro verilmesini ümit eder saygılar sunarım

Aliye ÇALIŞKAN

24 Haziran 2011 10:01

sözleşmeli-memur

CUMHURBAŞKANLIĞI,BAŞBAKANLIK,HÜKÜMETİMİZİN ÖNEMLİ İSİMLERİ,AK PARTİ GRUB BAŞKANVEKİLLERİNİN MAİL ADRESLERİNE AŞAĞIDAKİ MESAJI ATARMISINIZ ARKADAŞLAR LÜTFEN HERKES KADRO ALDI BİZ TEK KALDIK

CUMHURBAŞKANLIĞI: cumhurbaskanligi@tccb.gov.tr

BAŞBAKANLIK : bimer@basbakanlik.gov.tr

AK PARTİ : http://basvuru.akim.akparti.org.tr/vatandas/

......

BEŞİR ATALAY: besir.atalay@icisleri.gov.tr

HAYATİ YAZICI: http://www.hayatiyazici.com.tr/mesaj-gonder.php?cat=1&grup=Dilekleriniz

FARUK ÇELİK: buro.farukcelik@basbakanlik.gov.tr http://www.farukcelik.com.tr/index.php?page=iletisim

.........EGEMEN BAĞIŞ : http://www.egemenbagis.com/web/7-9458-1-1/egemen_bagis_tr/genel/ustmenu/iletisim

CEVDET YILMAZ: http://www.cevdetyilmaz.com.tr/bakanamesaj.php

VEYSEL EROĞLU : http://www.veyseleroglu.gen.tr/iletisim.asp

BEKİR BOZDAĞ: bekir.bozdag@tbmm.gov.tr

SUAT KILIÇ http://www.suatkilic.com.tr/iletisim/İletişim-Ulaşım

http://www.facebook.com/suatkilichayranlari

suat.kilic@tbmm.gov.tr

http://twitter.com/#!/suatkilicsamsun

NURETTİN ÇANİKLİ : nurettin.canikli@tbmm.gov.tr

MUSTAFA ELİTAŞ : mustafa.elitas@tbmm.gov.tr

FATMA ŞAHİN : fsahin@fatmasahin.net

......1986 yılında kurulan ve Ülkemizin gerek ekonomik gerekse sosyal yönden en sorunlu kesimi olan yoksul vatandaşlarımıza hizmet eden SYD Vakıflarının ve çalışanlarının bu güne kadar ortak bir uygulamaya geçememesi, g...erek verilen hizmetlerde gerekse personel istihdamında farklı uygulamaların bulun...ması, vakıf çalışanlarına sahip çıkılmaması hem hizmetlerden yararlanan vatandaşlarımızı hem de vakıf çalışanlarını olumsuz yönde etkilemektedir. Vakfın tüm iş ve işlemlerinde hatta bazı yerlerde vakıf hizmetleri dışında da gerçekten olağanüstü bir gayret ve özveri ile mesai mefhumu gözetmeksizin çalışan vakıf çalışanlarının hiçbir sorumluluk ve yetkilerinin bulunmaması, iş güvencelerinin olmaması uygulamada aksaklıklara ve güvensizliklere sebebiyet vermektedir. Sizlerinde bu güne kadar gözlemlediğiniz ve takdir edeceğiniz gibi vakıfların en önemli ve acilen çözülmesi gereken sorunu ortak bir uygulamanın bulunmaması ve çalışan personelin iş güvencesinin olmamasıdır. Bu sorunlar çözülmeden, yapılacak çalışmalarda motivasyonun sağlanması ve başarıya ulaşılması mümkün gözükmemektedir. Şahsım dahil hiçbir vakıf çalışanın uç noktada bir talebi ve beklentisi yoktur. Vakıf çalışanlarının güvencelerinin sağlanması, statülerinin belirlenmesi, ortak bir kimliğe kavuşturulmaları ve her an işten çıkarılma korkusu ve endişesinden uzak bir şekilde hizmet verebilmek gibi masum ve makul talepleri vardır. Artık vakıf personelleri ; Vakıf Mütevelli Heyetinin işten çıkarma korkusu yüzünden çektiği psikolojik sıkıntıyı çekmek istemiyor. Bu düşünce yıllardır personeli için için kemirmiştir. Ayrıca yine Mütevelli Heyetinin insiyatifinde olan maaşlarda bizleri oldukça zor duruma düşürmektedir. A vakfında aynı şekilde çalışan arkadaşımız B vakfında çalışan arkadaşımızdan daha az veya daha fazla almaktadır. Bu da maaş adaletsizliğiniz ortaya çıkarmaktadır. Tabi bunun yanında Mütevelli Heyetinin zam yapmıyorum deme ihtimalide her zam döneminde korkulu sancı olmaktadır. Ayrıca Vakıf çalışanlarının tayin ve yer değiştirme gibi bir hakka sahip olmayışı çoğu vakıf personelinin aile saadetine mani olmakta hatta parçalanmasına zemin hazırlamaktadır. Bizler çok şey istemiyoruz. Nasıl ki daha yeni sözleşmeli öğretmen, sağlık çalışanlarını 657 ye tabi oldukları ve Maliye Bakanlığına bir yük getirmemişse, bu kadar sıkıntı içinde ve gece gündüz gönderildikleri her yerde ve verilen her işi layıkıyla yerine getiren 5000 vakıf personeli de yük teşkil edeceğine inanmıyoruz ve şu andaki yükümüzün ve külfetimizin daha ağır olduğuna da dikkat çekmek istiyoruz. Vakıf çalışanlarının iş güvencelerinin sağlanması, gerek vakıf işlemlerindeki gerekse ücret ve istihdam konularındaki farklı uygulamaların ortadan kaldırılması, statülerinin belirlenmesi, hem vakıf çalışanlarını rahatlatacak hem de iş motivasyonunu artırarak daha kaliteli hizmet üretilmesini sağlayacağı düşüncesindeyim. Türkiye genelinde kurulu bulunan 973 SYD Vakıflarında çalışan takriben 5000 çalışan kadrosuz ve aynı zamanda geçici pozisyondaki personele kadro verilmesini ümit eder saygılar sunarım

05 Temmuz 2011 10:28

İpekyolu29

Yeni kabine oluşturuluyor çözüm bekleyen acil konulardan biri SYDV personelinin özlük haklarının iyileştirilmesi, vakıf personelinin çileli çalışma hayatına kadro güvencesi getirilmesi... Sosyal devlet sözü yerine getirilmeli.

5000 in üzerinde vakıf personelinin mağduriyeti giderilmeli..

05 Temmuz 2011 10:37

İpekyolu29

http://www.sendikalhaber.com/sendikal-haberler/2011/7/3/5-bin-vakif-calisani-guvenceden-yoksun-1045734.html

ARKADAŞLAR UYUMAYIN " VAKIF PERSONELİ NEREDE 5000 in ÜZERİNDE VAKIF PERSONELİ VE NEREDEYSE HER PERSONELİMİZ PC ERİŞİMİ VAR HANİ NEREDE BU PERSONELİN ÖZLÜK HAKLARI VE KADRO TALEPLERİ ALDIĞINIZ ÜCRETLER HAKSIZ KAZANÇ MI YOKSA SESİ ÇIKMAYAN ARKADAŞLARIN KEYFİ YERİNDE Mİ ???

Türkiye Kamu-Sen İstanbul İl Başkanı Yrd. Doç. Dr. M. Hanefi Bostan, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı'nda görev yapan 5 bine yakın çalışanın iş güvencesini bulunmadığını söyledi.

Dr. M. Hanefi Bostan, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı'nda görev yapan 5 bine yakın çalışanın iş güvencesini bulunmadığını söyledi.

Yazılı açıklama yapan Bostan, "Yoksul vatandaşlarımızın ihtiyaçları ve sıkıntıları, Valilerimiz, Kaymakamlarımız başkanlığındaki sayıları 973'ü bulan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı ve bu vakıflarda görev yapan 5 bine yakın vakıf çalışanı tarafından giderilmektedir. Ancak bu çalışanların iş güvenceleri bulunmamaktadır. Yoksullukla mücadelede olağanüstü bir gayret ve özveri ile gece, gündüz çalışan vakıf çalışanlarının, bugün en büyük sorunu iş güvencelerinin bulunmaması ve statülerinin belli

olmamasıdır. Her an işten çıkarılma korku ve endişesi içinde görev yapmaktadırlar. Bu güne kadar kamu hizmeti veren sözleşmeli personel ile ilgi yapılan hiçbir düzenlemede kamu kurumu olmadıkları gerekçesiyle Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı çalışanlarına hiçbir hak verilmemiştir. Ancak kaynağının nerdeyse tamamını kamudan alan ve kamu hizmeti veren, ayrıca kamu kaynağı kullandığı için Kamu İhale Kanunu kapsamına alınan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarında çalışanlara kamu personeli olmadıkları

gerekçesiyle yapılan düzenlemelerde yer verilmemesi büyük bir çelişkidir" şeklinde konuştu.

Birçok mahkeme kararı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı çalışanlarının kamu personeli olduğunu açıkça ifade ettiğini belirten Hanefi Bostan, "3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik kanunu uyarınca kurulan ve sözleşmeli personel çalıştırma yetkisi verilen Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarının kamu kurumu niteliğinde oldukları tartışmasızdır. Bu kurumların çalıştırdıkları personelin de kamu hizmeti yürüttükleri ve dolayısıyla kamu personeli oldukları açıktır. Sözleşmeli personelin

de diğer kamu görevlilerinin sahip olduğu güvencelere sahip olmaları gerekli ve zorunludur" dedi.

Bütün bu gerçeklere rağmen Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı çalışanlarının yarın işlerinin başında olup olmamaları Valilerin ve Kaymakamların iki dudağı arasındadır. Daha doğrusu her an işten çıkarılma korkusu ve endişesi içinde bulunmaktadırlar.1948 yılında yayınlanan Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin 23. Maddesinde "Herkesin çalışma, işini serbestçe seçme, işsizliğe karşı korunma hakkı vardır" denilmektedir. Çalışma hakkını, temel bir insan hakkı olarak kabul eden

bildirgenin bu maddesi iş güvencesinin temel dayanaklarından birini oluşturmaktadır. 1966 yılında kabul edilerek 1976 yılında yürürlüğe giren Birleşmiş Milletler Uluslararası Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesinin 6. Maddesine göre: "Bu sözleşmeye taraf devletler; herkesin çalışma hakkını tanır ve bu hakkı korumak için gerekli tedbirleri alır. Çalışma hakkı, herkesin kendi seçtiği ve girdiği bir işte çalışarak geçimini sağlama imkânına ulaşma hakkını da içerir" dedi.

İş güvencesinin sağlanması başta 158 sayılı İLO sözleşmesi olmak üzere değişik uluslararası sözleşmelerde açıkça düzenlenerek hüküm altına alındığını ifade eden Bostan, "Bu meyanda geçerli bir nedene dayanmayan işten çıkarmaya karşı çalışanların korunması ve işten çıkarmalarda geçerli neden zorunluluğu Avrupa Sosyal Şartının 24. maddesinde açıkça yer almaktadır. Bunun yanı sıra; birçok insani hak ve korumadan yararlanamayan sözleşmeli personel sosyal devlet anlayışının sonunu getireceği muhakkaktır.

Geleceğine güvenle bakamayan, işini kaybetme korkusuyla yaşayan, devletine güvenmeyen, silik bir toplumun kimseye fayda getirmeyeceği hala anlaşılamadı mı? Konfederasyonumuza bağlı bir sendika tarafından Danıştay'a açılan davada "zayıf olan bireyin çalışma barışını ve güvenini bozup çalışanları sürekli olarak işten çıkarılma tehdidi altında bırakarak çalışma verimini etkileyecek düzenlemelerin iptal sebebi olacağı" vurgulanmıştır. Çünkü çalışanları ayırıma tabi tutan düzenlemelere gerekçe gösterilecek

hiçbir evrensel hukuk normu bulunmamaktadır" şeklinde konuştu

Doç. Dr. M. Hanefi Bostan sözlerine şöyle devam etti: "8 Haziran 2011 tarihli Resmi Gazetenin 27958 Sayılı mükerrer nüshasında yayınlanan 633 sayılı aile ve sosyal politikalar bakanlığının teşkilat ve görevleri hakkında kanun hükmünde kararname ile 1 Aralık 2004 tarihli ve 5263 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun yürürlükten kaldırılmakla beraber Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı çalışanlarının statüsü ile ilgili bir değişiklik ön görülmemiştir.

Nitekim 633 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Sözleşmeli personel istihdamını ön gören 32. Maddenin 1. bendi aynen şöyledir: "Bakanlık merkez teşkilatında; Müsteşar, Müsteşar Yardımcısı, Genel Müdür, Denetim Hizmetleri Başkanı, Strateji Geliştirme Başkanı, Bakanlık Müşaviri, I. Hukuk Müşaviri, Genel Müdür Yardımcısı, Daire Başkanı, Özel Kalem Müdürü, Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri, Aile ve Sosyal Politikalar Uzmanı, Hukuk Müşaviri, Aile ve Sosyal Politikalar Uzman Yardımcısı kadrolarına atananlar,

kadroları karşılık gösterilmek suretiyle, 657 sayılı Kanun ve diğer kanunların sözleşmeli personel çalıştırılması hakkındaki hükümlerine bağlı olmaksızın sözleşmeli olarak çalıştırılabilir" hükmü getirilmiştir. Bu hüküm, kaldırılan 5263 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun 13. Maddesiyle aşağı yukarı aynıdır. Hükümet bir taraftan sözleşmelileri kadrolu memur statüsüne geçirirken, diğer taraftan " 657 sayılı Kanun ve diğer kanunların sözleşmeli

personel çalıştırılması hakkındaki hükümlerine bağlı olmaksızın" daha aşağı statüde sözleşmeli personel çalıştırmayı ön görmesi büyük bir çelişki değil midir? Sözleşmeli personel istihdamı kölelik ve zulümden başka bir şey değildir. 8 yıldan beri hükümetlerin bunu gnak için gerekli tedbirleri alır. Çalışma hakkı, herkesinörmemesi, sözleşmelilerin ahu figanlarını duymaması ve ısrarla sözleşmeli personel istihdam şeklinde ısrar etmelerini anlamakta güçlük çekmekteyiz. Türkiye Kamu Sen olarak, Sosyal

Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları çalışanlarının yoksul halkımıza daha kaliteli bir hizmet sunabilmeleri için 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu kapsamında kadrolu memur statüsüne geçirilmelerini talep etmekteyiz".

06 Temmuz 2011 15:35

İpekyolu29

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Gaziantep Milletvekili Fatman Şahin' Verildi...

Hayırlı Uğurlu Olsun Bakalım Sosyal Yardımlaşma Ve Dayanışma Vakıfı Çalışanları İçin Neler Yapılacak..

12 Temmuz 2011 16:02

İpekyolu29

Duyurular

AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞI'NA VERİLEN GÖREVLERİN KAPATILAN KURUMLAR TARAFINDAN YERİNE GETİRİLMESİNE İLİŞKİN DUYURU

Kapatılan Kurumlar

http://www.sydgm.gov.tr/upload/files/1310471884r7174.img002.pdf

12 Temmuz 2011 16:04

İpekyolu29

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanımız Sayın Fatma Şahin ve Sayın Bakanımız Hayati Yazıcı Arasında Kurumumuzun Devir Teslim Töreni Gerçekleştirildi

----------------------------------------------------

08.06.2011 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanan "Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname" ile Aile ve Sosyal Politikalar bünyesinde "Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğü" adı altında faaliyetlerini yürütecek olan Genel Müdürlüğümüzde, 08.07.2011 tarihinde Aile ve Sosyal Politikalar Bakanımız Sayın Fatma Şahin ve Genel Müdürlüğümüzden sorumlu Devlet Bakanımız Sayın Hayati Yazıcı arasında Kurumumuzun devir teslim töreni gerçekleştirildi.

Devir teslim töreninde konuşan Gümrük ve Ticaret Bakanı Sayın Hayati Yazıcı, Türkiye'nin yüz akı ve en önemli kuruluşlarından olan, eski ismi ile Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğünü, Bakanlar Kurulu kararı ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı bünyesinde yer alması dolayısıyla, çalışkanlığı ve performansı itibarıyla büyük başarı göstereceğine inandığı Sayın Fatma Şahin'e devretmekten büyük mutluluk duyduğunu belirtti.

Şimdiki adı ile Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğü olan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğünün, Türkiye'nin sosyal devlet olgusu etrafında bu alanda çok önemli projeleri hayata geçirdiğini belirten Yazıcı, bu projelerden bazıları hakkında bilgi vermek istediğini söyledi.

Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğünün Türkiye'de bilgi teknolojisini en etkin üreten ve kullanan kurumlardan bir tanesi olduğunu vurgulayan Hayati Yazıcı, yürütülen projelere ilişkin şu açıklamalarda bulundu:

"Bunlardan en övündüklerimizin başında Sosyal Yardım Bilgi Sistemi (SOYBİS) gelmektedir. Bu projeyi Genel Müdürlükte çalışan uzman arkadaşlarımız gerçekleştirdi. Bir kere burada insan kaynağı bakımından başarılı, deneyimli bir profil ortaya çıktı. Bu sistem sayesinde sosyal yardıma muhtaç vatandaşlarımız, kamu kurumlarını dolaşma ve bunun için kaynak harcama külfetinden kurtularak, başvurdukları Vakıfta 7 saniye gibi kısa bir zamanda, sosyal bilgilerini belirleyebilme imkânına kavuşmuştur. Bu, Türkiye'nin bir kazanımıdır. Projeyi Yeşil Kart ve 2022 sayılı yasayı yürüten birimler de istemiş, onlara da uygulama sahası yaratılmıştı. Şimdi bu iki birim de Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı bünyesinde birleşti. Böylece SOYBİS'in çok isabetli hizmetler yürüttüğünü görmüş olduk.

Yine çok önemli projelerden bir tanesinin, biraz iddialı olacak ama, dünyada örneği yok. Bütünleşik Sosyal Yardım Hizmetleri Projesini 2009'da fiilen başlattık, 2008 yılında bu projenin toplantıları paydaşlarla birlikte yapıldı. Üç yıllık bir zaman dilimi içerisinde tamamlanması öngörülmüştü ve proje 2011 yılı sonunda bitecek. Bu proje bittiğinde, Türkiye'nin yoksulluk haritası hane ölçeğinde ortaya çıkmış olacak. Bütün kamu ölçeğindeki sosyal yardımların hangi miktarda, kime, ne ölçüde yapıldığını artık görür hale geleceğiz. Çok özgün bir proje bu. Bu proje de bittiğinde, Türkiye sosyal politikalar alanında büyük bir hamleyi daha gerçekleştirmiş olacak."

2003 yılından bu yana bu alanda uygulanan projeler ve çalışmalar sonucu ortaya çıkan iyileştirmelerden de söz etmek istediğini belirten Yazıcı, dünyada 7 milyar insanın olduğunu ve 1.5 milyar insanın günlük bir doların altında bir para ile geçinmek zorunda olduğunu ifade ederek, "Ancak iftiharla ifade etmek isterim ki, Türkiye'de 2004 yılından bu yana, uyguladığımız politikalar sonucunda, günlük bir doların altında bir gelirle yaşamak zorunda olan insanımız kalmamıştır." dedi. Dünya yoksulluk kriterlerine göre, günlük 4.35 doların altında bir gelir ile yaşamak zorunda kalan insanların, gıda ölçeğine göre yoksul sayıldığını ve 2002 yılında bu ölçüte göre Türkiye'de günlük 4.35 doların altında bir gelir ile geçinmek zorunda kalanların oranının yüzde 30.3 olduğunu belirten Yazıcı, "2009 yılı sonu verileri itibarıyla bu oran 4.15'e indirilmiştir. Bu uyguladığımız sosyal politika ve ekonomi politikalarımızın bir sonucudur." diye konuştu.

Bu konudaki hedefimiz 2015 yılında bu alanı da sıfıra indirmektir. Fatma Hanım'ın temposu daha hızlıdır, bu hedefi daha çabuk gerçekleştirir diye düşünüyorum." diyen Yazıcı, sözlerine şöyle devam etti:

"Benim için önemli ve çalışmalarını sessizce yürüten bu kurumu, bu konuda gerçekten büyük bir hamle yapacağına inandığım bir arkadaşıma devretmekten büyük memnuniyet duyduğumu belirtmek istiyorum. Ben 2007 yılı sonundan bu yana, burada arkadaşlarımla beraber çok zevkli, heyecan verici bir çalışma yürüttüm. Bütün arkadaşlarımın çalışmalarından son derece memnuniyet duyduğumu da buradan belirtmek istiyorum. Başta Genel Müdürümüz Sayın Aziz Yıldırım olmak üzere, tüm çalışma arkadaşlarıma teşekkür etmek istiyorum ve böylesine güzide bir kurumu, çok değerli, bu alanda büyük performans göstereceğine inandığım, 2002 yılından bu yana yakinen tanıdığım Fatma Şahin'e teslime ederek, kendisine başarılar diliyorum."

Hayati Yazıcı'nın ardından söz alan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanımız Sayın Fatma Şahin ise, sözlerine, Hayati Yazıcı'nın siyasi hayatında, hayatının dönüm noktalarında ve karar mekanizmasında her zaman yanında olduğunu ve bugün de böyle güzide bir kurumu ondan devralmaktan büyük onur ve şeref duyduğunu ifade ederek başladı.

Biz on yıl önce yola çıktığımız zaman hiçbir şey eskisi gibi olmayacak dedik. Tam adalet, tam kalkınma dedik, insanı yaşat ki devlet yaşasın dedik, insanı merkeze alan büyük bir eylem planı oluşturduk." diyen Şahin, "61. Hükümet'in Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı olarak huzurlarınızdayım. Bu 10 yıllık sürede çok önemli bir başarı hikayesi sağlandı. Özellikle Sayın Bakanım ve Sayın Genel Müdürümün buradaki çalışmalarından sonra bu başarı hikayesi taçlandırılarak devam etti. Burada çalışan herkese, her uzmanım,a bütün gönlümle minnettar olduğumu söylemek istiyorum." diye konuştu.

Taban siyaseti yaptığını, kendi seçim bölgesinde halkla hemhal olan ve onlarla gönül yakınlığı kuran bir kardeşleri olduğunu belirten Şahin, "Oraya gittiğim zaman, yapılan projelerin hayata dokunup dokunmadığını görmek benim için çok önemliydi. Bugün Sayın Bakanımızın söylemiş olduğu ve adına ne söylerseniz söyleyin, bu projeler yaşamı etkileyebildi mi? Kadının, çocuğun, erkeğin, ailenin yaşamına dokunabildi mi, önemli olan buysa ve bunu başarabildik mi deyince, bu kurum bunu başardı. Ben hepinizi çok tebrik ediyorum. Kampanya sürecinde, yaklaşık 40 gün boyunca, sizin yaptığınız projelerin nasıl insanın onurlu yaşam mücadelesinde farklar yarattığını, nasıl okuyamayacak bir kız çocuğunun okuduğunu, nasıl bir erkek çocuğunun gözünün yaşının durdurulduğunu, nasıl bir kadının yarasına merhem olduğunu, ben bizzat yaşadım ve gördüm. Dolayısıyla bugün kâğıt üzerinde çok önemli şeyler yapıldı dediğimizde, bunun uygulamada da büyük başarı kazanmış olmasının büyük heyecanını yaşıyorum." dedi.

Ustalık dönemine girdiklerini, 2023 vizyonunu ortaya koyduklarını ve 2023 vizyonunda ileri demokrasiyi, ekonomik kalkınmayı, güçlü toplumu yakalamak ve başarmak zorunda olduklarını ifade eden Şahin, sözlerine şöyle devam etti:

"Buradaki en önemli ana damar, ekonomik büyümeyi sağlamak ki bu ay dünyanın en hızlı büyüyen ülkesi olduk. Bu çok önemli, yani pastanın büyümesi. Ama büyüyen pastadan adil ve hakça paylaşım çok çok daha önemli. Dolayısıyla ekonomi politikalarımızı, sosyal politikalarımız ile desteklemek ve insanın yaşam kalitesini artırmadaki hakça paylaşımı başarmak zorundayız. Bu yüzden bu kurum yoluna çok daha güçlü bir şekilde devam etmek zorundadır. Sizlerin tecrübesi, birikimi çok önemli. Sizler burada bilgiyi yönetiyorsunuz, büyük bir mali gücü yönetiyorsunuz ve büyük bir beyin gücüsünüz, bizim ülkemizin gücüsünüz. Bizim kaybedecek zamanımız yok. Çok daha hızlı hareket edebilme şansımız ve hedefimiz var. Gücümüzü, tecrübemizi ve aklımızı birleştirdiğimiz zaman bu hedefi çok daha öne çekebiliriz, diye düşünüyorum."

Hükümet programında yer alan "Aile Sosyal Destek Projesi"nden de söz eden Şahin, hükümet bu projenin halk dilindeki açıklamasının, nasıl artık her ailenin bir hekimi varsa, bir sosyal hizmet uzmanının da bir aileyi takip etmesi ve incelemesi olduğunu ve bu hizmetin en önemli hedefleri olduğunu belirtti. "Koruyucu ve önleyici tedbirleri hayata geçiremezsek, risk faktörlerini yönetemezsek, ortaya çıkan sıkıntıların devlet olarak maliyetini ödemek zorunda kalıyoruz." diye konuşan Şahin, "Parçalanmış ailelerle toplumda huzurun ve barışın zedelendiğini görüyoruz. Koruyucu ve önleyici tedbirler bu proje için çok önemlidir diye düşünüyorum. Bunu başardığımız zaman, o ailenin neye ihtiyacı varsa, yalnızca ekonomik destek değil, çok küçük bir hukuki, psikolojik ve sosyolojik destekle o ailenin sosyal devlet olarak yanında olmak çok önemli bir şey. Anayasamız bize "Türkiye, laik ve sosyal bir hukuk devletidir" diyor. Bu projenin sosyal adaleti sağlamada başarımızı daha da taçlandıracağına inanıyorum. Sayın Bakanımızın sürekli tecrübesinden istifade edeceğimize inanıyorum." dedi.

Şahin sözlerine şöyle devam etti:

"Sosyal yardımların tek çatı altında toplanması ve koruyucu, önleyici tedbirlerin artırılması ile risk faktörlerini yönetmek durumundayız. Yoksulluğu azaltmak, gelir dağılımındaki adaletsizliği gidermek zorundayız. Ben emeğinizden dolayı size çok teşekkür ediyorum. Bundan sonraki süreçte sizlerle çok daha iyi işler başaracağımıza, ülkemin yarınları adına çok güzel işler yapmanın, iz bırakmanın, arkamızda hoş bir sada bırakmanın gayreti içerisinde olacağımıza, ekibimizle birlikte söz veriyorum."

Devir teslim töreninden sonra, Fatma Şahin ve Hayati Yazıcı, basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Kabinedeki tek kadın bakan olması hakkında ne düşündüğünün sorulması üzerine Fatma Şahin, şu anda Mecliste yüzde 14'ü yakaladıklarını ve yeni dönemde başarılı oldukları takdirde, bu yüzde 14'ün kabineye de yansıdığı yeni dönemleri göreceklerini söyledi. Bakan yardımcılarının belirlenmesi ile ilgili konuşan Fatma Şahin ve Hayati Yazıcı, henüz bir isim belirlemediklerini, ancak 15 gün veya bir ay içerisinde isimlerin netleşeceğini söylediler. "Bakan olarak ilk gündeme getirmek istediğiniz konu hangisi?" sorusuna ise Fatma Şahin şu cevabı verdi:

"Özellikle aile içi şiddet ve kadının korunmasına yönelik devlet içerisinde zafiyet ve zaman zaman sıkıntılar yaşanıyor. Tabii etki alanlarım çok önemli ama özellikle bizim ilk yapacağımız şey, her ne kadar adımız Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı olarak geçse de, İçişleri ve Adalet Bakanımız ile beraber, kadınlarımızı çok daha hızlı koruyacak, aile mahkemesi hâkimlerinin hızlı bir şekilde görev alanlarını ve yetki alanlarını güçlendirecek çalışmalarda bulunmak olacak. İlk yapacağımız çalışma bu, çünkü can bizim için en önemli şey."

Basın mensuplarının sorularının ardından Genel Müdürümüz Sayın Aziz Yıldırım, Bakanımız Sayın Fatma Şahin'e Genel Müdürlüğümüzün yürüttüğü faaliyetlere ilişkin olarak bir brifing verdi. Brifingin sonrasında kurumun faaliyetlerini yerinde inceleyen Şahin, Alo 144 Çağrı Merkezi'ni de ziyaret etti ve konu hakkında bilgi aldı.

12 Temmuz 2011 16:54

İpekyolu29

http://www.memurlar.net/haber/199972/

12 Haziran 2011 seçimleri öncesinde, çalışan 4/B'lilere ve 4924'lülere kadro verildi. Ancak düzenleme yapılırken sadece bu iki statüde çalışan sözleşmeli personel kapsama alınmış, başta belediye ve il özel idarelerinde çalışan sözleşmeli personel olmak üzere bir çok sözleşmeli personel de kapsam dışında tutulmuştu. Başbakan Erdoğan, düzenleme sonrasında, kapsam dışında tutulan sözleşmeli personelden tepki gelmesi üzerine, "Bunların durumunu seçimden sonra değerlendireceğiz" demişti. Seçim bitti ve yeni Bakanlar Kurulu üyeleri atandı. Artık, kapsam dışında tutulan sözleşmelilere bir açıklama yapılması gerekmektedir.

12 Temmuz 2011 17:09

İpekyolu29

http://www.sydgm.gov.tr/tr/haberler/s/4248

Bakanlar arasında görev devrinde yapılan açıklamalarda o ailenin neye ihtiyacı varsa, yalnızca ekonomik destek değil, çok küçük bir hukuki, psikolojik ve sosyolojik destekle o ailenin sosyal devlet olarak yanında olmak çok önemli bir şey. Anayasamız bize "Türkiye, laik ve sosyal bir hukuk devletidir" diyor. Bu projenin sosyal adaleti sağlamada başarımızı daha da taçlandıracağına inanıyorum. Sayın Bakanımızın sürekli tecrübesinden istifade edeceğimize inanıyorum." dedi.

burada yapılan konuşma ve sn başbakanımızın da seçim öncesi yaptığı açıklamada bütün sözleşmelilerin kadroya alınacağı açıklanmıştı (bu konuşmaların taahhütlerin videoları internet ortamında kolayca bulunabilir) şimdi Anayasada yer alan Türkiye sosyal bir hukuk devletidir yargısı ile hükumetimizin biz sosyal devletiz söylemi çerçevesinde Sosyal Yardımlaşma Ve Dayanışma Vakıfları çalışanlarına hala kadro verilmemesi 5000 in üzerinde çalışana karşı bir açıklama yükümlülüğü getirmektedir.

Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları Devletin Milletine Uzandığı Elidir. Yeni Düzenleme İle de SYDV ları bu görevde birçok kamu kurum birimlerinde daha gerekli ve etkin role sahiptir.

12 Temmuz 2011 17:20

İpekyolu29

2007 YILINA AİT BİR HABER

SYDF vafkı çalışanları da kadro istiyor

http://www.memurlar.net/haber/71932/

Aşağıdaki haber Haber Gönder'e iletilen bilgiler ışığında hazırlanmıştır

NEDEN KAMU GÖREVLİSİYİZ

215 bin geçici işçiye kadro verilmesi ile ilgili çalışmalarda sydv çalışanlarına da kadro verilmesini talep ettiğimizde bizlere kamu adına çalışan olma şartını gerekçe gösterdiler.

1986 Yılında 3294 Sayılı Kanunla Kurulan, 81 İl ve 830 ilçe de Yoksul yurttaşlarımıza Vali ve Kaymakamlarımızın Başkanlığında Hizmet veren Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarında çalışan yaklaşık 4.000 personelin bu gününe kadar gerek özlük hakları gerekse statüsü bakımından ciddi anlamda hiçbir işlemin yapılmadığı bilinmektedir.

Vakıf çalışanları olarak, sorumluluğu olan yetkisi olmayan, Sosyal Devlet anlayışıyla bağdaşmayan İş garantisinin bulunmadığı, eş durumundan dolayı tayin yaptıramadığı, aylık ücretlerdeki adaletsizlikler, hem çalışanlar arasında huzursuzluk yaratmakta, hem de iş veriminde düşüşe neden olmaktadır. Bundan dolayı bu sıkıntılarımızın ortadan kaldırılması, eşit işe eşit ücret ilkesinin uygulanarak Vakıflar arasındaki dengesizliğin ortadan kaldırılması, eminim ki Devletimize artı değer olacaktır.

Vakıf çalışanlarının Özlük haklarının Mütevelli Heyetinden alınarak, Genel Müdürlüğe bağlanmasını, aşağıdaki açıklamaların değerlendirilmesiyle; Kaynağını Anayasadan alan, (Sosyal Devlet) asli ve sürekli bir kamu görevini yürüten, kamusal kaynak kullanan, çok katmanlı bir kamusal denetim altında görev yürüten, iç ve ikincil mevzuat düzenlemeleri ile memur benzeri vasıflarına sayısız kez atıf yapılan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı çalışanlarının KAMU GÖREVLİSİ olarak kabulünün insan hakları, eşitlik ve hukukun temel ilkeleri ışığında bir zorunluluk olduğu görülmektedir.

1 ? Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları eliyle yürütülen hizmetler Anayasanın 2?nci ve 5?nci maddeleri ile düzenlenmiş olan Türkiye Cumhuriyetinin temel nitelikleri ve Devletin temel amaç ve görevleri ile doğrudan ilintilidir. Modern Devletin olmazsa olmazlarına ilişkindir.

2 ? ?Vakıfların kamu gücüne dayanan bir statüye sahip olduğu, yürüttüğü hizmetlerin kamu hizmeti olduğu, bu hizmetlerin yürütülmesinden kaynaklanan uyuşmazlığın görünme ve çözüm yerinin idari yargı olduğu? yolundaki Danıştay kararı bu hususta tartışmasız bir kamusallığa vurgu yapmaktadır.

3 ? 3294 Sayılı Yasanın 4. ve 8. maddelerinde düzenlenen Fon ve Vakıf gelirleri bağışlar dışta bırakılmak kaydı ile tamamen kamu kaynaklıdır. Yardım adıyla yapılan giderler ve personel ödemesi dahil tüm harcamalar gündelik deyişle Devlet Parası ile yapılmaktadır.

4 ? Vakıflar Vali ve Kaymakamların yakın gözetimi ve denetimi altında hiyerarşik bir düzen içinde tam bir Kamu Teşkilatı olarak görev yürütmektedirler.

5 ? Vakıflar ve Vakıf Personelince yürütülen her türlü iş ve işlemler başta Mülki İdare Amirleri olmak üzere Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı Genel Müdürlüğü, Vakıflar Genel Müdürlüğü, İçişleri Bakanlığı Teftiş Kurulu ve Başbakanlık Teftiş mekanizmaları tarafından nerede ise hiçbir kamu teşkilatında rastlanmadığı ölçüde sık ve ciddi bir denetime tabi tutulmaktadır ki, yalnızca bu husus bile bu teşkilatların Kamu Kuruluşu olduklarına güçlü bir karinedir.

6 ? Sosyal Devlet olmanın gereği olarak Devletin Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları eliyle yürüttüğü hizmet ve görevler Devletin Devlet olma vasfı ile ilgili olup asli ve sürekli mahiyet arz etmektedir. Bu hizmetlerin Vakıf yapılanması içinde yürütülüyor olması hizmetin yerelliğe ve sivilliğine ilişkindir. Ayrıca çağımızdaki yeni Devlet anlayışı ve vatandaş-Devlet ilişkilerine yeni bakış açıları, saf kamu hizmetlerinin bile Vakıf benzeri yapılanmalar eliyle yürütüldüğünü göstermektedir. Bu durum ne hizmetin, ne yapının, ne de çalışanların kamusallığını ortadan kaldırmaktadır.

7 ? Fon Kurulu kararı ile düzenlenen (02/08/2006 tarih ve 2006/4 sayılı) Kadro ve Çalışma Şartlarına ilişkin Genel Esasların 10-2 maddesindeki, aynen Devlet Memurlarında olduğu gibi ?Vakıf çalışanların askerlik dönüşünde koşulsuz olarak eski görevlerine kabul edildikleri? hususunun, yürüttükleri hizmetin asli ve sürekli olduğuna ilişkin bir karine olarak kabul etmek gerekir.

8 ? Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları tarafından gerçekleştirilen tüm yapım-satım işlemlerinin 4734 Sayılı İhale Kanunu?na tabi olması, bu kuruluşların kamusallığına dair çok ciddi ve belirleyici bir atıftır. Tüm iş ve işlemleri bu denli kamusal sıkı düzen içindeki kuruluş çalışanlarının kamu görevlisi olduklarını kabul neredeyse zorunluluktur.

Ayrıca ;

DANIŞTAY ONİKİNCİ DAİRE

Esas No :2003/131 Karar No :2004/2238

"3294 sayılı SYDT Kanunu uyarınca kurulan ve sözleşmeli Personel çalıştırma yetkisi verilen SYD Vakıflarının kamu kurumu niteliğinde oldukları tartışmasızdır. Bu kurumların çalıştırdıkları personelinde kamu hizmeti yürüttükleri ve dolayısıyle kamu personeli oldukları açıktır.Sözleşmeli personelinde diğer kamu görevlilerinin sahip olduğu güvencelere sahip olmaları gerekli ve zorunludur.

Nitekim davacı ile davalı idare arasında düzenlenen hizmet sözleşmesinde, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda öngörülen esaslara da yer verilmiştir.

Bu durumda, bir kamu görevlisi olan davacının, görevine son verilebilmesi için 657 sayılı kanunda öngörülen göreve son verme koşullarının varlığı gerekmektedir.... "

13 Temmuz 2011 09:15

fattih17

Umarım sesimizi duyan birileri olur...

16 Temmuz 2011 22:20

İpekyolu29

alıntı;

http://forum.memurlar.net/konu/1278042/

8 haziran 2011 09:00

Ben tam 7 yıldır sydv bünyesinde sosyal inceleme görevelisi olarak görev yapiorum. bütün sözleşmelilere kadro veriliyoda biz vakıfçiların neden hiç lafı edilmiyo. meydanlarda şu yardımı şöyle yaptık çoçuklara sağlık eğitim yardımlarını böyle yaptık.bu yardımlar acama hangi kurum çalışanları tafindan yapılıyo. bu kurumun var olduğunu biliosunuzda neden 973 vakif 5000 çalışanı göz ardı yapılıyo. evliyim fakat eşimin yanına geçemiyorum. ailenin korunmasi esassa muğduriyetimin giderilmesi gerekir. kumudaki öğretmen ve sağlıkçılar devletin işini yürütüyoda biz vakıfçilar yürütemiyomuyuz.

ayydan

16 Temmuz 2011 22:30

İpekyolu29

Alıntı;

http://forum.memurlar.net/konu/1204139/

16 Mart 2011 15:02

Daha dürüst ve halkın inanacağı vaatlerde bulunur, Halkı beleş kömür ve makarnaya muhtaç olmamaları için anayasada yazılı olduğu üzere sosyal devletin gereğini seçim önceleri SYDV fonlarını şişirmez her döneme yayardım..?

?

?

!"y10tucu"!

--------------------------------------------------------------

http://forum.memurlar.net/konu/45016/

14 Haziran 2005 16:07

Ben inanıyorum ki bu hükümet sydv çalışanlarına gerekli önemi verecektir.çünkü herşeyin bir bedeli vardır.Vakıfta çalışanlar zamanın geldiğinde gerekli cevabı vereceklerdir.Biraz cesur olmak gerek ,"armut piş, ağzıma düş" diye yatmak olmaz.

starihçi

16 Temmuz 2011 22:39

İpekyolu29

Alıntı;

http://forum.memurlar.net/konu/612231/

13 Şubat 2009 19:48

Özellikle bu aralar yerel seçimlerden dolayı sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakfından çok bahsedilmektedir.70 milyon insan sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarından haberdar olduğu bilinmekte ama 4-5 bin vakıf çalışanının kadrosunun olmadığından bahsedilmiyor.Kadrosunun verilmesi hakkında kişi ve kurumların çalışmalarının olup olmadığından bahsedilmiyor.Milyonlarca fakir ve yardıma muhtaç vatandaşımıza yardım hizmeti sunarken vakıf çalışanlarının ne kadar izdihama hakarete maruz kaldığından bahsedilmiyor.

yakamoz__21

Toplam 131 mesaj