Oturum açOturum aç / Parola hatırlat Üye olÜye ol

  
Editörler : 06fatih06Rasyonel Yaklaşım
15 Ekim 2011 00:21  


Yasaklı
bülent arınç'ın dedesini şöyle bir tanıyalım

Önce Arınç?ın TSK'ya karşı düşmanlığının kanıtı ve özeti olan o sözleri hatırlayalım:

?Allah'a çok şükür ediyorum ki Türkiye bunların zamanında bir savaşa falan girmemiş. Yoksa bunların savaşacak halleri yok. Askerlikten başka her şeyi yapmışlar. Siyasetle uğraşmışlar, darbelerle uğraşmışlar. Memlekette kendi kafalarına göre uygun buldukları işleri yapmak için maalesef yasa dışı güçlerle bile iş birliği yapmaktan çekinmemişler. Bu çok yanlış bir şey, ama eğer Türkiye'de Ak Parti iktidarı olmasaydı, bunlara karşı hiçbir hükümet ayakta kalamazdı. Bizi biz yapan bunlarla mücadele etme noktasıdır.?

TSK'nın Arınç ile ilgili bir genelleme yaptığı açıklaması ise şuydu:

'Söz konusu kişinin, Türk Silahlı Kuvvetleri ve Türk Silahlı Kuvvetleri personeline ilişkin düşünce ve görüşleri çok iyi bilinmektedir?..

Türk Silahlı Kuvvetlerine karşı yürütülen asimetrik psikolojik savaşın baş aktörlerinden olan Başbakan yardımcısı Bülent Arınç?ın TSK'ya karşı beslediği bu kin ve intikam duygularının kökeninde nasıl bir kuyruk acısı yatmaktadır. Yoksa bu kuyruk acısı bizzat Arınç?ın kökeninden mi kaynaklanmaktadır. Bülent Arınç kimdir, aslen kimlerdendir.

İşte bunları da Nedim ÇAKMAK?ın yazdığı ?İşgal Günlerinin İşbirlikçileri Hüsnüyadis Hortladı? isimli kitabından (Kumsaati Yayınları) öğreniyoruz? Hüsnüyadis namlı Manisa Mutasarrıfı Giritli Hüsnü efendi, Nakşibendi tarikatı mensubu,Menemen isyanının tertipleyicisi; Nakşibendi tarikatı lideri Erbilli Şeyh Esat ve Derviş Mehmet, işgal yıllarında yurdunu savunmak için çete kurmadı, işgal güçlerine karşı kurşun sıkmadı !!

Şehit Kubilay ve Menemen Olayı:

Manisa?da, Menemen?de ve daha birçok yerde işgalcilere karşı bir örgütlenme içerisinde yer almayanlar; sözde mehdi Giritli Derviş Mehmet önderliğinde cumhuriyetin ilanından sonra ?din elden gidiyor? söylemi ile çoğu cahil olan insanlarla genç Türkiye Cumhuriyeti?ne karşı çete kurdular, asker ve iki bekçisine kurşun sıktılar ve kurşun sıktığı asteğmen Kubilay?ın başını bağ testeresi ile kesme konusunda hiç tereddüt etmediler. Bu grup 23 Aralık 1930 günü Menemen?de yaptıkları isyan girişimi sırasında kendilerine engellemeye çalışan 43. Piyade Alayı?ndan Piyade Asteğmen Mustafa Fehmi Kubilay ile karşı karşıya geldiler. Kubilay ve beraberindeki askerler gruba uyarı ateş açtı. Fakat, ?silahlarında manevra mermisi bulunduğundan dolayı etkili? olamadılar? Bunu fırsat bilen Giritli mehdi Derviş Mehmet ise, ?bakın bana mermi işlemiyor? diyerek kendince kutsallık zırhına büründü. Olaylar sırasında ağır bir şekilde yaralanan Kubilay, yaralı olarak meydandaki hükümet binasına girmek istedi. Ama binanın giriş kapısı kapalı olduğu için giremedi? Bu nedenle, hükümet binasının hemen yanındaki Kazez Camii bahçesine yöneldi. Giritli mehdi Derviş Mehmet, Giritli Şamdan Mehmet ile birlikte Kazez Camii bahçesinde bitkin bir vaziyette bulunan Kubilay?ın başını bağ testeresi ile canlı canlı gövdesinden ayırdılar. Sonrada, asteğmen Kubilay?ın başını yeşil bir bayrağın tepesine takarak Menemen sokaklarında dolaştırmaya başladılar. Bu sırada, kendilerine müdahale eden Şevki ve Hasan adlı kahraman iki bekçiyi de öldürdüler.

Peki Bülent Arınç'ın Menemen Vahşetiyle İlişkisi Neydi:

Menemen isyanını Giritli Hüsnü Türk Milletine ve Cumhuriyete karşı düşmanlığı sonucu Yunanistan?a gittikten sonra buradan idare ettiı!!! Olayların tertipleyicileri; hilafet komitesi ve İngiliz casusu Lavrens ile bağlantılı Nakşibendi tarikatı lideri Erbilli Şeyh Esat, işgal döneminin Manisa Valisi Giritli hüsnü (Manisayı Yunana satıp,1922?de Yunanistan?a kaçtı ve Hristiyan oldu, Hüsnüyadis adını aldı) ve onun Giritteki kamplarda İngiliz ve Yunan subayları tarafından eğitilen kardeş çocuğu Derviş Mehmet?tir. Kubilay?ın başını bağ testeresi ile kesen?Menemen isyancısı babadan Girit Rum?u, anadan Mısırlı Arap olan Giritli Derviş Mehmet denen bu mürteci zat eski Meclis başkanı, bugün başbakan yardımcılığı yapan (Bülent ARINÇ) ın dedesidir. ARINÇ(Menemen- Sümbüller Köyü) ikinci eşinden torunudur? ARINÇIN DEDESİ sözde mehdi Giritli Derviş Mehmet, Yüzbaşı Fahri?ye ?Ben mehdiyim, şeriatı ilan ediyorum. Bana kimse mukavemet edemez.!? demişti.

Sonunda isyan bastırıldı. Kurşun işlemeyen sözde Giritli mehdi Derviş Mehmet?e ateş açıldı. Ve bu ateş esnasında Kubilay?ı şehit eden ARINÇIN DEDESİ sözde Giritli mehdi Derviş Mehmet ile birlikte Giritli Sütçü Mehmet ve Giritli Şamdan Mehmet öldürüldü. Aralarında önceden Şeyh Sükuti?nin Menemen belediye başkanlığı yaptığı sırada yönetimde birlikte olduğu bilinen Hayımoğlu Yahudi Jozef, Erbilli Şeyh Esad?ın oğlu Mehmet Ali ve 37 kişinin idamına karar verildi. Tarikatın amacı Cumhuriyet kayıtlarına, ?Hükümeti yıkmak, ATATÜRK ilke ve inkılaplarına aykırı olarak saltanat ve şeriatı getirmek, tekke ve zaviyeleri açmak, şapkayı yasaklayıp yeniden fesin kullanılmasını? sağlamak olarak geçti. Kubilay, bir Cumhuriyet öğretmeni. Henüz 24 yaşında ve askerlik görevini yaparken Bülent Arınç?ın öz be öz dedesi tarafından başı kesilerek öldürülüyor. Tarihe Cumhuriyet karşıtlarının faili olduğu ?Menemen Olayı? olarak geçen olayda bir Türk subayının şehit edilmesinde başrol oynayan bir dedenin torunudur Arınç. Dedesinin eli kanlı bir Cumhuriyet düşmanı olması Bülent Arınç?ın içinde bulunduğu zihniyeti de gösteriyor? Öyle olmasaydı bugün Cumhuriyet Rejimine,TSK'ya karşı bu söylemlerde bulunur muydu? Düşünebiliyor musunuz böyle eli kanlı bir vatan haininin torunu Türkiye?de en yüksek makamlara gelebiliyor ve Türkiye Cumhuriyetini kuran,koruyup,kolluyan Türk Silahlı Kuvvetleri aleyhine konuşma cesaretini kendinde bulabiliyor.Ülkenin ne hale geldiğini,kimler tarafından yönetildiğini görüyor musunuz. Evet dini istismar ederek cahil halkı aldatan, düşmanlarla işbirliği yaparak Türk askerine saldıran HÜSNİYADİS RUHU HORTLAMIŞTIR. Dedesinin torunu Arınç asker hakkında bugüne kadar olumlu bir tek görüş bildirmemiş, kendi görevlerini askerle uğraşmak uğruna ihmal ve suistimal etmiş bir HÜSNİYADİSTİR.

15 Ekim 2011 00:22

mmarjinal
Yasaklı

bu yazı "Hakan Ataman'dan" alıntıdır

15 Ekim 2011 00:25

mmarjinal
Yasaklı

Kubilay, bir Cumhuriyet öğretmeni. Henüz 24 yaşında ve askerlik görevini yaparken Bülent Arınç?ın öz be öz dedesi tarafından başı kesilerek öldürülüyor. Tarihe Cumhuriyet karşıtlarının faili olduğu ?Menemen Olayı? olarak geçen olayda bir Türk subayının şehit edilmesinde başrol oynayan bir dedenin torunudur Arınç. Dedesinin eli kanlı bir Cumhuriyet düşmanı olması Bülent Arınç?ın içinde bulunduğu zihniyeti de gösteriyor?

15 Ekim 2011 00:27

garabeygir
Yasaklı

Sizin dedenizin dedesi şeriata gönülden bağlı gayet radikal müslümanlardı... Siz onların kanını taşıyorsunuz diye onlar gibi mi olacaksınız? Gerçekten çok boş düşünüyorsunuz :)

15 Ekim 2011 00:28

bizzimmmköylü
Yasaklı

Tarikatın amacı Cumhuriyet kayıtlarına, ?Hükümeti yıkmak, ATATÜRK ilke ve inkılaplarına aykırı olarak saltanat ve şeriatı getirmek, tekke ve zaviyeleri açmak, şapkayı yasaklayıp yeniden fesin kullanılmasını? sağlamak olarak geçti.

)))))))))))))

enteresan

-oysa şimdi de hükümet yıkılmak isteniyor(ergenekon, balyoz)

chp atatürk ilkelerini anayadan çıkarmayı taahhüt ediyor(1950 seçim bildirgesi)

-bazıları anıtkabri en büyük tekke yapmış, birilerini atatürke şikayet ediyor

-şapka kanunu durmasına rağmen kimse şapka takmıyor

)))))))))))

ne yapalım bunları?

o 37 kişi gibi bunları da asalım mı?

))))))))))

bir de işin garip tarafı, kubilayın oğlu babasının tarikatlar tarafından değil; bir grup ayyaş tarafından öldürüldüğünü söylüyor

15 Ekim 2011 00:28

mmarjinal
Yasaklı

dedemi tanıyormusun sen :))

15 Ekim 2011 00:34

mmarjinal
Yasaklı

köylü

""bir de işin garip tarafı, kubilayın oğlu babasının tarikatlar tarafından değil; bir grup ayyaş tarafından öldürüldüğünü söylüyor""

menemende cumhurıyete karsı bır ısyan cıkmıstır

ayyasların bulundugu meyhanede karı yüzünden kavga çıkmış gibi olayı çevırıyorsun :))

bu ısyan yobazlar tarafından cumhuruyete karsı başlatılmış ve hak ettıkklerı sekıldede cezalandırılmıstır

15 Ekim 2011 00:36

garabeygir
Yasaklı

eee yılllar yıllar önce zaten devlet şeriat devleti, halk da bu devletin tebaası değil miydi? herkes namazını tam kılardı, orucunu yam tutardı...haa alevi ise bilemem.

sonuç olarak bu isyana destek veren menemen halkının torunlarının bugün hangi partiye oy verdiğini araştırırsan demek istediğimi daha iyi anlarsın :)

15 Ekim 2011 00:36

bizzimmmköylü
Yasaklı

kubilayın oğlu bunun tam tersini söylüyor mmarjinal

ben onun yalancısıyım

heralde oğlu babasının kimler tarafından öldürüldüğünü senden benden iyi bilir

benden iyi bilir de senden iyi bilemez tabi

)))))))))))))

diğer yorumlara ne diyorsun mmarjinal?

-chp atatürk ilkelerini anayasadan çıkarma sözü verdi 1950 de

-şapka hala takılmıyor

-anıtkabiri tekke yaptılar, atatürke şikayette bulunuyolar(tekke ve zaviyeyi kaldırmasına rağmen)

-hükümet yine yıkılmak isteniyor

ne yapalım bunları,

asalım mı?

))))))))))

15 Ekim 2011 00:41

mmarjinal
Yasaklı

alevi değilim

bizim sülalemızden serıatcı cıkmadı

köyümüze düşman dahı gıremedı

bırak girit'te bılmem nerde eğitim almayı

dedelerım 7-8 sene askerlık yaptı

şeriat ugruna değil

millet uğruna

15 Ekim 2011 00:44

mmarjinal
Yasaklı

oğlunun söyledıklerı sana ınandırıcı gelıyorsa bende ınanırım

kundaktakı cocuk babasının nasıl öldürüldüğünü nerden bılmıste soylemiş

ordan burdan duydukları veyahut oğlu böyle bır sey söylememiş onun bunun oğlunun agzından uydurmalarıdır

15 Ekim 2011 00:47

garabeygir
Yasaklı

Tamam sen ve yedi ceddin şeriatçı olmayın.

Ama 80 yıl önce yüzde 90 ı şeriatçı olan halkın torunlarının yüzde 90 ı bugün laik.

Demekki dedeyle nineyle olmuyor bu işler. Kimin oğlu ya da torunu olduğun değil birey olarak senin kim olduğun önemli. Yani demem o ki bir insanı ceddi ile karalayamazsınız. Sokaktaki babasız çocuğu piç diye aşağılayan veletlerden bir farkınız kalmaz sonra.

15 Ekim 2011 00:59

bizzimmmköylü
Yasaklı

))))))))))))

yani oğlundan daha iyi araştırmıştır diyorsun bu yazar öyle mi?

bu bir uydurmadır

ülkede hükümete karşı, rejime karşı bir ayaklanma olacak olsaydı bunun yeri menemen olmazdı

bu olay, o zaman rejimi daha sağlam temellere oturtmak için birileri tarafından bu şekle sokulmuş bir uyduurmadır

15 Ekim 2011 01:11

Tungaalp_07

Bülent Arınç'ın dedesi bir asker olan Kubilay'ı şehit edenlerden biriyse,Arınç'ın babası nasıl oluyorda TSK'da bir subay olabiiyor,sizce bu mümkünmü ?

15 Ekim 2011 02:29

t.dili ve edeb. öğrt

Bülent Arınç kadar 'taş' düşsün kafanıza iftiracı şovenler

15 Ekim 2011 07:16

yazar-şair

Bu zihniyet sakat

Aptallık

İnsanlıktan nasiplenmemek

Bu berbat bir ırkçılık

Bu kin

BU nefret

Bu şeytanlık

ne diyim ben size

Dedenin günahı toruna yüklenir mi?

15 Ekim 2011 08:47

tb46100

Arınçın sözleri, tsk'ya karşı değil. bir avuç ergenekon hafiyesinedir.

Derviş mehmetin, dedesi olduğuna kesin delil yok. ama müslüm gündüz tarzı piyon olduğu kesindir. Dervişlikle alakası olmayan, içkici, bir tezgahın parçasıdır.

Allah kur'an'da "hiç kimse kimsenin güahını yüklenmez" diyor. Dadesinin günahından bu adama düşmanlık beslemek(ki herkes kimin ne olduğunu biliyor.) büyük bir zulümdür.

Özellikle ülkücü kesimin, abilerinin işledikleri karşısında "vardır bir hikmeti" diyerek suspus olup kılıf uydururken, başkalarının kendi suçu olmayan bişeyde bu kadar acımasız davranması garip bir durumdur.

15 Ekim 2011 08:55

BEYZADE_iST
Yasaklı

Günah yükleyen yok zihniyetini belirten var.Bülent Arınç'ı da takip edersen kendi ağzıyla zaten bir çok şeyi söylüyor.

15 Ekim 2011 09:17

detail

"bülent arınç'ın dedesini şöyle bir tanıyalım"

Yazıya tamemen karşıyım... Centilmence bir siyaset tarzı değil...

Tarih kurumu eski başkanlarından biriydi sanırım... Herkesin soy seceresini açıklarım ama ülkede yer yerinden oynar demişti ve sessiz sedasız dili tutulacak derecede susturulup ortadan kaybolması sağlandı...

Malum soyadına göre ırk belirleme din belirleme evsaneleri de ona keza muhteliftir...

İyisi mi biz de aynı çıkmaz yollara girip geri gelmeyelim...

Yazıya neden karşıyım...

Basit...

Konu TSK yada Bülent ARINÇ meselesine getirilirse ne işe yarar anlamadım...

TSK yı mı konuşalım Bülent ARINÇ ı mı?

Çünkü TSK ile ilgili eleştirmek istediğimiz aksaklıklar olabileceği gibi, Bülent ARINÇ ile ilgili beğenmediğimiz yanlış bulduğumuz eksik ve aksak hususlar bulunması durumunu da normaldir... Yanlnız işi ikilemli biri doğru öbürü yanlış meselesine getirirsek işte o zaman benim itiraz ettiğim noktaya geliriz...

Bir kimse babası yada dedisinin işlediği (varsayımsal taraf olmak istemiyorum) suçtan dolayı evladı suçlanmalı mıdır?

Yada bir kimsenin babasını yada dedesini savunmak zorunda bırakacak bu polemikler yaratmak doğrumudur? Yani rahmete ermiş kendini savunamayacak bir zaman diliminde, ihaleyi torununa bırakmak doğru yaklaşım mıdır?

Babası buydu dedesi buydu bu çocuktan ne beklenir zihniyeti ile şu an ceza evinden bulunan herkesin evlatlarını da direkt ceza evine koyalım mı? Bireylerin sınırlarını doğru çizmek gerekir...

Ha şunu da belirteyim bu yanlışı en çok TSK yapar... TSK ya girmek istediğinizde ilanlarda görürsünüz ailesinden herhangi birinin, yıkıcı, bölücü, yüz kızartıcı suçlardan sabıkası olup olmadığı kontrol edilmeden alınmaz...

Yani direkt yargısız inafazdır... Babası suçlu ise evladı potansiyel suçludur... Başlıktaki makale bir aşama daha ileri götürmüş işi... Dedesi...

İsterseniz, Hz.Havva ve Hz. Ademe kadar gidip, yasak meyve meselesinden tüm insanlığı suçlayalım... Ne dersiniz...

Kısaca Bülent ARINÇ ın avukatlığını yaptığım ön yargısına kapılabilirsiniz... Buna da saygı duyarım... Ama emin olmanızı isterim böyle bir niyetim yok...

Böyle bir cümlenin ardından teoride kullanmamam gereken cümle, "ama", "lakin", "buna rağmen", "bu dahi olsa" gibi tersi yöne kaymaya neden olacak cümlelerdir... Yine de kullanacağım...

Ama... Bülent ARINÇ ı haklı yada haksız bulabiliriz... Haksız buluğumuzu varsaysak bile TSK konusunda eleştiri hakkımı neden Bülent ARINÇ tekelinde kısıtlıyorsunuz...

Çünki...

Referans kişinin söylemi, referanslığını şaibeye düşürseniz dahi bence doğru olabilir...

TSK ile ilgili başlı başına bir başlık açılabilir esasında... Kısaca sayın ARINÇ ın dedesi o muydu bu muydu kimdi neydi tartışması ile sadece Bülent ARINÇ'ın ailevi sorunlarına çözüm arar dururuz ki bu da aslına özel yaşam mahremiyetine saldırı ve gayri ahlaki bir siyaset metodudur ki ben elimden geldiğince uzak durmak taraftarıyım...

TSK ya dönelim...

Her ne kadar yazılarım TSK düşmanı diye algılanıp kestirilip atılacaksada baştan belirteyim...

Ülkemin ordusu benim ordumdur ve gururum ve şerefimdir...

Olumsuz eleştirdiğim konular da yok değil ve azımsanacak kadar da değildir...

Öncelikle, hep adı olan demokrasi ve özgürlük ne hikmet ise algıda seçicilikten mi nedir uygulamada örselenir...

Yani ben demokrasi ve özgürlük diyen birini görünce, bilinç altım söyleyenlere odaklanır ve artık olumlu imajlar canlanmaz gözümde...

Nerede hangi ülkede bir isyan, direniş bir terör ve kargaşa varsa özgürlük ve demokrasi dediğinden galiba özgürlük ve demokrasi terörist bir eylem çağrıştırmaya başladı... Belki bundandır...

Bununla beraber... Ülkede de dünyadaki sorun özgürlük ve demokrasi sanırım bir türlü doğru anlaşılamıyor...

Siz söyleyin ben dinleyeyim... Benim ülkemi seçilmişler mi yönetmeli atanmışlar mı? Yani özgürlük demokrasi, laiklik, Atatürkçülük aklınıza ne gelir hangi değere inanırsanız inanın bunların koruyucusu halk ve onun seçtiği insanlar mı olmalı, yoksa atanmış devlet memurları mı?

Yani ben hala bu teslimiyetçiliği algılayamadım... Bu değerleri meclis yoluyla mı sağlamalıyız yoksa hemen sol çaprazındaki karargah binası ile mi?

Özetle bizi kim yönetmeli?

Menemen olayını her zaman karikatürize ve simgesel bulurum...

Bize anlatılan din elden gidiyor diyenler bir askeri şehit etmiştir... Halk gericiliğe sürüklenmekten son anda kurtarılmıştır...

Şimdi olsa mesela...

Biri çıktı bir köyde bir mezrada... Din elden gidiyor dese... Bir kaç askeri şehit etse...

Ne düşünürüz?

Ben şunu düşünürüm... Halk ayaklanması konusunda ne kadar az silah kullanır yada ne kadar az zaiat ile olayı bastırabilirizi düşünürüm...

Yada taksimde, kızılayda bir görüş (önemli değil, sağ yada sol) bir anda illagel bir yöne kayıp eylem yapsa... Biz bırakın copu gaz kullanılmasına bile kızmıyor muyuz? Halka şiddet uygulandı diye...

Simgesel basit bir menemen hadisesi bana göre, sarı kamış destanı (!?) gibi biraz şişirme bir olaydır...

Ülkenin kuruluşundan beri sürekli TSK nın gölgesi ve himayesi altında bir demokrasi var görüntüsü beni rahatsız eder...

Ha şunu tartışalım o zaman... Bizim meclis dışında ikincil bir denetim kurumuna ihtiyacımız var... Bu kabul edilir... Ama bir şartla onları da seçersek...

Tasavvur edebiliyormusunuz? Teklifim şudur... Genel kurmay başkanını referandumla seçelim diyorum... Komik değil mi?

Ama madem denetleyecek, idareye müdahale edecek, madem bazı ulvi değerlerin koruyucusu ve kollayıcısı misyonunu yüklenecek bakalım halk onu buna layık görmüşmü kontrol etmek gerekmez mi?

Komik tarafını söyleyim bu durumda TSK işi gücü bırakıp seçilmek için kulis yapan insanlara dönüşmez mi?

Bence kurumsal bir yapı olarak kalmalı, memur kalmalı ve hükümetlerin kontrolünde politikalara paralel iş yapmalı... Ama hala komik bulsam da diğer alternatife hazırım...

Hani bir ara meşhur bir slogan vardı... Güçlü Ordu Güçlü Türkiye... Ben de Kontrolsüz Güç Güç Değildir derim...

Artık şu demokrasiyi anlasak ve koruma kollama görevlerini atanmışlara havale etmesek fena olmayacak...

Yani hala, çeşitli dönemlerde siyasi uygulamalara karşı, bir bildiri yayınlayan kurumu nasıl doğal karşılarsınız anlamıyorum... Yani biri de çıkıp o kadar biliyorsan gel aday ol seçelim seni görelim neden demiyor da onlara bu haktır, söyler der diyebiliyor...

Kaçınız, üst düzey askeri yetkililerin ne iş ile iştigal ettiğini biliyor?

TSK dan beklentim, etkin, teknolojiyi yakından takip edebilen, hükümet politikalarına paralel ve uyum içinde, dış tehditlere karşı öncelikli hedefi gücüyle caydırıcı sonrada yeri geldiğin operasyon kabiliyeti ile etkin bir uzuv olması...

Basit örneği ile Silah ve Teçhizat durumumuz ortada... Birliklerin operasyon kabiliyetleri ortada... Donanmamız hava kuvvetlerimiz ortada...

Bu saydıklarımın işlemesinin tek nedeni personelin insan üstü fedakarlıklarla çalışmasından ibaret... Yoksa sistematik düzenli ve çalışır sistemlerden kaynaklı bir başarı yok...

O helikopter pilot ve teknisyenleri ne riskleri alıp faaliyet icra ediyor tasavvur edebilir misiniz? O uçak pilotları ne kadar fizyolojik yüke maruz kalıyor bilebilirmisiniz? O asker arazide na şartlarla mücadele veriyor hayal edebiliyormusunuz...

Neden ordumda adam gibi bir insansız uçak filosu yok da pilota sıfır risk ile ve sıfır fizyolojik yük ile it dalaşları yapamıyoruz?

Neden donanmamın bir uçak gemisi yok? Konserve kutusu sınıfı denizaltılar kullanıyor...

Neden görünmez uçaklarım yok... Hava savunma silahları riski olmadan operasyon kabiliyetimiz yok...

Neden gece uçuş sistemlerimiz olmadığından yıllarca gece uçamadık?

Neden dev nakliye helikopterlerim yok?

Neden terör örgütünün korkulu rüyası cobra helikopterlerin daha gelişmiş versiyonlarına ve yeter adedine sahip değiliz?

Araziye çıktığımızda adam gibi istihkam sınımıfız dağda arazide klimalı çadırlar kurup mehmetçiğinin hizmetine sunamıyor? Sen askersin, soğuta sıcakta sana bir şey olmaz dayan vatan senden fedakarlık bekler diye soğukta bekletiliyor?

Neden askeri personelin tamamında zati silah yada tüfek gibi standart ve sürekli giyilecek, hafif, rahat, kevlar yelekler mesela balistik koruma sağlayacak zırh yada yelekler yok...

Neden personel mayınlarına dayanıklı botlar yok?

Üzerine bir kamuflaj bir branda hücüm yeleği ile miğfer verip salıyoruz?

Neden karakollarımızın youtube de videolarda çatısı yanarken seyrediyoruz?

Basit misyonlar düşünelim... Gece buradan gizlice kalkıp ABD de bir hücre evine operasyon düzenleyip gelebilir mi bizim ordumuz mesela?

Osloda görüşülenleri avrupada paketleyip gelebilir mi mesela?

Karayılanı tutup kandilden getirebilir mi mesela?

Rusların deniz altısı dibe oturduğundan içindekileri alıp kurtaramayan ölene kadar yabancı ülke müdahalesi kabul etmeyen ruslara fark atıp bizde olsa bu durum kurtarabilir mi personelini mesela?

Kıtalar arası füzeleri olabilecek mi mesela?

Bu soru ve sonrunlara kafa yoracak olanlar kim olmalı? Hemen para ve kaynak sıkıntısından bahsedilir... Aslında ciddi paralar harcanmakta... Ama bu paraların karşılığı bu mudur sizce?

Ben ne zaman genel kurmayın sitesinde, devletten şunu istedik bize vermedi derse o zaman arkasında dururum...

Ama devlet bana vereceği herşeyi veriyorsa neden ve nasıl yazayım?

Peki o zaman ne yazarım siteye... şimdiye kadar yazılanları arşivleri karıştırıp bulun... Benim bir şey söylememe gerek kalmaz...

TSK siyasetin olabildiğince dışında tutulması gereken bir kurum iken, her olayda içine sokulursa asıl görevinin taşmasını beklemek şaşırtıcı olmayacaktır.

Hadi sayın ARINÇ ın tırnak içinde belirttiğiniz cümlesini adımlayalım...

"?Allah'a çok şükür ediyorum ki Türkiye bunların zamanında bir savaşa falan girmemiş. Yoksa bunların savaşacak halleri yok."

*** Sizce var mı? Silah sistemlerimiz ne halde, tanklarımız toplarımız ne halde, bir savaş halinde kaç gün ikmal ve idame etrirlebilir... Kurum dışından herhangi bir denetim veya kontrol veya sonuç raparu var mı elinizde?

" Askerlikten başka her şeyi yapmışlar. Siyasetle uğraşmışlar, darbelerle uğraşmışlar."

*** Siyasetle uğraşmadılar mı? 1960 ve 1980 de ne yaptılar? Yada yapılanın adı ne idi?

" Memlekette kendi kafalarına göre uygun buldukları işleri yapmak için maalesef yasa dışı güçlerle bile iş birliği yapmaktan çekinmemişler."

*** Eski genel kurmay başkanımızın ses kaydında kendi beyanatı değilmidir... Bazan kanunların dışına çıktık ama bunu yol yaptık diyen?

" Bu çok yanlış bir şey, ama eğer Türkiye'de Ak Parti iktidarı olmasaydı, bunlara karşı hiçbir hükümet ayakta kalamazdı. Bizi biz yapan bunlarla mücadele etme noktasıdır.?

*** Burası trübin... Ak olmasa kara olur mutlaka eninde sonunda biri dur derdi.. Çünkü bu partinin değil halkın talebiydi...

Buyrun bu yukarıdaki kelimelere düşmanlık deyin...

Toplam 18 mesaj