Oturum açOturum aç / Parola hatırlat Üye olÜye ol

  
Editörler : "FoRCe_M"
17 Nisan 2012 11:19  


Sosyal hizmet çalışanları ve sağlık sendikaları

SOSYAL HİZMET ÇALIŞANLARI

VE

SAĞLIK SENDİKALARI?

Bilindiği üzere 4688 sayılı Kamu Çalışanları Sendika Kanunu henüz daha yeni revize edilerek, Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu olarak değiştirildi. Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana Devletin köleleri olarak görülmek istenen Devlet Memurlarına tanınan haklar hususunda, ülkemiz normlarında gelinen bu noktayı hafife almamakla beraber asla yeterli de bulmuyorum.

Doksanlı yılların başlarında bir grup eğitimci öncülüğünde illegal olarak başlatılan bu yapılanma, yine o eğitimcilerin inatçı ve ısrarlı direnişleri sonucunda bu noktaya kadar gelmiştir. Ülkemizdeki siyasi nüfus yapısının, insanları bu alanda da kitlelere ayırıp bloklara bölmesi sonucunda şu an için çoğunluk ve temsil yetkisi başka bir yapılanmanın eline geçmiştir.

Şuan için bu yasayı geniş çaplı olarak irdelemek ya da tartışmaya açmak durumunda değilim. Lakin maksat memurun haklarını korumaksa, bizlerinde bu konuda fikir beyan etme hakkımızın olduğu ve bu hakkımızı arayamasak da en azından dile getirmenin en doğal hakkımız olduğu, düşüncesindeyim.

4688 sayılı yasanın beşinci maddesi hizmet kollarını belirleyen maddedir. Bu maddenin ayrıntılarında hizmet kolları birbirine yakın hizmet alanları bir araya getirilerek oluşturulmuştur. Bu hizmet alanları genellikle bir birleri ile uyumlu çalışabilecek kollar iken, Sağlık ve Sosyal Hizmetler adı altında bir hizmet kolu oluşturulmuştur ki buna yıllardır kimse bir anlam verememektedir. Bu madde gereği eski adı ile Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Çalışanları, Sağlık sendikalarına üye olmaya mecbur bırakılmıştır.

Bu doku uyuşmazlığını yetkili sendika çok iyi bilmesine rağmen sayısal çoğunluğu elden bırakmamak adına bugüne kadar bu konuda hiçbir çaba ve çalışma göstermemiştir. Zaten sayısal olarak azınlıkta kalan Sosyal Hizmet Çalışanları ise bugüne kadar asimile olmayı yeğlemekten başka bir şey yapamamışlardır. Çeşitli toplantılarda Sosyal Hizmet Çalışanlarının yaşadıkları sıkıntıları ve uğradıkları haksızlıkları gündeme taşımak isteyenler ise adeta ?sayınız kadar konuşun? denilerek susturulmuştur.

2012 yılı itibariyle yeni bir yapılanma içerisine giren Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu, genel müdürlük statüsünden çıkarılmış Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı adı altında çalışmalarına başlamıştır. Bu yeniden yapılanma, kurum çalışanlarının yükünü artırmakla beraber zaten stresli bir çalışma ortamına sahip olan çalışanları iyice sıkıntıya sokmaya başlamıştır. Bütün kurum çalışanları her sabah uyandıkları zaman ?acaba bugün ne değişecek, başımıza kurum dışından kim atanacak, akıbetimiz ne olacak?? gibi daha birçok kaygılar yaşamaktadırlar. Kurum içerisinde yeniden yapılanma esnasında bakanlığın izlediği yol kimseyi memnun etmezken akıbet korkusu yaşayan kurum çalışanlarının ise bu konuda sesleri çıkmamaktadır. Üyesi bulundukları Sağlık Sendikaları ise bu durumdan bihaber, döner sermaye ve tam gün yasası tartışmalarını, suya sabuna dokunmadan son sürat sürdürmektedirler(!)

Kişisel olarak bu alanda verdiğim mücadeleden yoruldum ve adeta pes etme noktasına gelmiş bulunmaktayım. Daha önceleri; Yetiştirme Yurtlarında çalışan öğretmenlerin yaşadıkları maddi ve manevi sıkıntılar, memurlara siyaset hakkı tanınması ve Devlet Memurlarının fikir ve ifade özgürlükleri konusunda çalışmalar yapıp bir zamanlar mensubu bulunduğum yetkili sendikanın genel merkezi nezdinde girişimlerde bulunmama rağmen sayısal azınlık gerekçesi ile dikkate alınmadım. Birilerinin beni dikkate almaması, insan olmanın getirdiği ve yasaların bana tanıdığı hakları elimden alacağı anlamına geleceğini göstermez. Bu durum en azından inancımızın tam olduğu demokrasinin yapısı ile uyuşmamaktadır.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının bu konuyu ciddiye alarak, çalışanlarının haklarını araması, çalışanlarını kendi dillerinden anlamayan sendikalara mahkûm olmaktan kurtarması gerekmektedir. Yılda bir kere göstermelik olarak imzalanan kurum idare kurulu kararları ile çalışanların gözlerinin boyanmasından öteye gitmeyen sendika çalışmalarını daha anlamlı ve daha onurlu sürdürebilmek için imkân tanımalıdır. Kurum çalışanlarını mevcut sendika yasanın bu kısmının değiştirilmesi hususunda hassas davranmaya davet ederken, arzu ettiğimiz çalışmaların başlatılması için ise gerekli mücadelenin fitilini bir başıma kalmış olsam bile ateşlemek istiyorum.

Yapılacak olan yeni Anayasa çalışmalarında ve toplu sözleşme görüşmelerinde kurum çalışanlarının taleplerinin gündeme getirileceği ve bu konuda bir ortam oluşuncaya kadar dilimin ve kalemimin döndüğü kadar, gücümün yettiği kadar sesimi duyurmaya çalışacağım. Bu konuda mağdur ve duyarlı insanları da artık susmamaya ve seslerini yükseltmeye davet ediyorum?

17 Nisan 2012 11:24

hamdiulker

http://www.kocaeligazete.com/yazar/hamdi-ulker/1247/saglik-sendikalari.html

Toplam 1 mesaj
ANKET
1 Mayıs sizce Taksim'de kutlanmalı mı?



Grup Vizyon