Oturum açOturum aç / Parola hatırlat Üye olÜye ol

  
Editörler : vatandaş-27
08 Şubat 2007 19:05  


Zabıt Katiplik sınavında çıkan mülakat soruları.

Arkadaşlar artık anladık 90 kelime yazmadan geçemeyeceğimizi. fakat geçtikten sonra çıkan mülakat soruları neler arkadaşlar, eğer önceki seneler sınava giripte mülakata hak kazanan arkadaşlar kendilerine sorulan soruları burada bizimle paylaşırlarsa hepimiz için yararlı olacaktır. lütfen arkadaşlar sizlere sorulan soruları buraya yazalım..

08 Şubat 2007 19:17

xmen1983

evet iyi olur tabi bunları düşünmek için de önce 90 aşmak lazım ben iki kez girdim kısmet olmadı mulakata kalmaya çünkü aşmıyordum

08 Şubat 2007 19:21

black_sea_28

kardeş çok güzel düşünmüşsün katip olanlar bizlerle paylaşırssa çok güzel olur

08 Şubat 2007 21:32

neyran

ben girdim daha önce sınava. sözlü mülakatta sadece özgeçmiş sordular ama bazı yerlerde genel kültür soruları sorduklarını biliyorum. herkese başarılar ben yine giriyorum :(((

08 Şubat 2007 21:36

ozlem2538

yasama yetkisi kime aittir diye bir soru sordular

08 Şubat 2007 22:41

serra70

önce özgeçmişini anlat dediler.anlattım.ailem hakkında sorular sordular en ince ayrıntısına kadar.sonra hukuk nedir diye sordular.adaletin organları nedir? cumhurbaşkanı olabilmenin şartları nelerdir? milletvekili olma zorunluluğu var mıdır? bir sayı verdiler bu sayıya şu kadar ekle şu kadar çıkar gibi matematik soruları sordular.sonra bir duraktan minübüs 10 yolcuyla kalkıyor ikinci durakta işte şu kadar inip bu kadar biniyor gibi soru sordular.en sonunda kaç durak var dediler ben yolcu sayısını soracaklar diye tahmin etmiştim ama durak sayısını da söyleyebildim. çok alakasız sorular da oldu çıktığın biri var mı diye bile sordular.20 dk kadar sürdü.ortam fazla gergin olmuyor ama ağzından çıkan her cümle hakkında en az 3-4 soru yöneltebiliyorlar.ayrıca seçime katıldın mı diye sordular sorma sebeplerini sonuç açıklanınca anldım:)

08 Şubat 2007 23:20

aysn352

sorular örnek:tanzimat fermanı ne zaman hazırlandı kim tarafından?,mesrutiyetin ilanı ?,ve daha güncel olabilecek sorular

09 Şubat 2007 00:34

barış23

bence arkadaşlar bu soruların bir standardı yok komisyondan komisyona göre değişir bence sorulacak soru türleri

09 Şubat 2007 08:48

sevil05

ya serra70 çok merak ettim hangi şehirden katıldın sen böyle bu sorular da neyin nesi?

09 Şubat 2007 09:17

neolducan_01
Kapalı

arkdaşlar çıkacak metni kaç dk önce veriyorlar bilen var mı?

09 Şubat 2007 09:21

zuzum

Atatürk ilke ve inkilaplarından soruyorlar, protokol sırasını sormuşlardı bana. iki kez girdim ama olmadı:((

09 Şubat 2007 10:34

hakanaksu

slm arkadaşlar bakın ben iki kere girdim zabıt katipliği sınavına sizlere sadece şunları söyleyeyim ben 3 dakikada 146 kelime net olarak yazdım 618 kişi girdi sınava 80 kişi kazandı ben o seksen kişi içinde 9 cu oldum bu zabıt katipliği çok farklı bir sınav yazılı sınavından başarılı olan arkadaşlar mülakatta ne gibi sorular soruluyor illere göre değişiyor bu mülakat soruları benim geçen sene girdiğim yerde mülakat soruları şunlar;

1. baban ne iş yapıyor

2. kaç kardeşsiniz kardeşlerin ne işle meşgül

3. okuyormusun normal hayatında bir işte çalışıyormusun vs vs kendini anlatabileceğin sorular soruyorlar yani seni konuşturuyorlar

ve bazı illerdede şunları sormuş yok matbaa yı kim icat etti anayasa ne demektir sizler zabıt katibi olacaksınız peki zabıt katipliğinin görevleri nelerdir tarih genel kültür genel yetenek gibi sorular soruluyor unutmayın mülakatta akla mantığa sığmayan sorular bile sorulur çünkü sizin kişiliğinizi anlamak isterler türkiye geneli araştırmalar böyle arkadaşlar

birde çok önemli bir kriter dikkat yazılı sınavda kaç yazarsan yaz 90 ve üstünde eğer savcı seni konuşmalarından beğenmiş veya herhangi bir torpil varsa sana mülakatta 100 sözlü notu verir ve zabıt katibi olursun nasıl öğretmenler okulda ya öğretmenim ben teşekkür alacağım yok takdir alacağım mesela coğrafya dersim 2 sözlüme yüz verirseniz 3 oluyor o zaman sizin sayenizde teşekkür alacağım diyenler çok olmuştur işte zabıt katipliği mülakat sınavıda böyle birşey

bir önemli not daha kriterin biride şu

1 kpss puanın

2 üç dakikada 90 kelime veya üstünü yazanlar

3 sözlüde başarılı olanlar yani sözlü notu

bu notların ortalaması alınır arkadaşlar yetmişi geçersen başarılı olursun en yüksekten aşağıya doğru sıralarnırsın buna göre hem asil zabıt katipleri hemde yedekler belli olur bütün mesele bu işte zabıt katipliğinde

hayırlısı ve kısmet ise olur inanın bunada neyse herşey gönlünüzce gönlümüzce en güzel günler sevdiklerimizle olması dileğiyle başarılar arkadaşlar 2006 zabıt katibi yedeği hakan

09 Şubat 2007 10:48

hakanaksu

slm arkadaşlar herkes nerelerde gireceklerini yazsın yığılma olmasın bu da çok önemli kazananlar çok olursa bir yerde kontenjana göre sıralama çok zor olur neyse en güzel günler sevdiklerimizle olması dileğiyle başarılar 2006 zabıt katibi yedeği hakan

09 Şubat 2007 12:11

üzgünkız

bana da hayatımla ilgili sorular sordular en ince ayrıntısına kadar soruyorlar bunu sonra yüksek mahkemeleri say dediler bir de karton nedir 5 tanesini say dediler bunu bilemedim işte adliyelerde yazışma kartonları falan varmış ama hala bilmiyorum bilgisi olan varmı?

09 Şubat 2007 12:18

neolducan_01
Kapalı

üzgün kız bişey sorcam yazılacak metni kaç dk. önce veriyolar?

09 Şubat 2007 12:45

serra70

yazılacak metni hemen yazmadan önce veriyorlar.mülakat salonuna girdiğinizde kapalı oluyor metin.başla demeden önce açın diyorlar ve sonra başla komutuyla başlıyorsun.

ayrıca sözlü mülakatta en zorlayıcı soru neden burdasın bu işi neden istiyorsun.işe başladıktan sonra başka bir iş fırsatın olsa bırakır mısın? neden bırkmazsın? evlenirsen burdan gider misin?...ve buna benzer birsürü soru işte.

allah yardımcınız olsun

09 Şubat 2007 12:47

neolducan_01
Kapalı

teşekkürler serra

10 dk. önce verse iyi olurdu ama ...

bakalım kısmet

09 Şubat 2007 14:58

katip34
Yasaklı

arkadaşlar ben şuan zabıt katibiyim o deneyimi üç kez yaşadım

09 Şubat 2007 15:03

Death_Lord

2004 ZABIT KATİPLİĞİ ALIMINDA DİYARBAKIR İLİNDE SORULAN METİN

Dil kişinin duygularını açıklamasını ,diğer kişilerle yakınlaşıp bağlantı kurmasını sağlar.Bütün milletleri var eden,onların sürekliliğini sağlayan son derece önemli unsurdan biri de dildir.Dil bir medeniyet olayıdır.Ancak bir medeniyetin kurduğu di,baka bir medeniyetin düşündüklerini söyleyemez:söylemeye de yetmez.Kaderciliğin hakim olduğu,en hayati olaylarla din buyruklarının içiçe bulunduğu ve tenkitçi düşünceye de yer vermeyen bir medeniyetten uzaklaşılmıştır.Bunun yerine ,din ile devlet işlerinin birbirinde ayrıldığı,hür ve ilmi düşünme imkanlarının bulunduğu ,tenkitçi düşünceyle yeniliklere sürekli açık olan bir medeniyette geçilmiştir.Türk milleti,ülkesini yüksek bağımsızlığını korumasını bildiği gibi dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtararak medeni dünyadaki yerini almıştır.Milletimiz,dil bütünlüğün sağlayamamış olsaydı Cumhuriyetimizin sürekliliği de tehlikeye düşebilirdi.Dilin milli ve zengin olması milli duygunun gelişmesinde başlıca etkendir.Türk dili dillerin en gelişmişlerinden ve en zenginlerindendir.Artık konuşurken ve yazarken kullandığımız dil ortaktır.Bu ortaklık he an,her yerde ve her şekilde anlaşabilmemizi ve okuyup yazmada güçlük çekmemizi de sağlamıştır.Dilimiz gelişmiştir ve gelişecektir.

2006 ZABIT KATİPLİĞİ ALIMINDA KIRIKKALE İLİNDE SORULAN METİN (F klavyeden girenlere)

Bir ailenin fertleri birbirlerini sevip sayarlar.Bir konuda anlaşamazlar ise birbirlerini kırmadan konuşup anlaşmazlığı giderirler.Millet dediğimiz topluluk da büyük bir aileye benzer.Bu büyük ailenin fertleri sayılan vatandaşlar da birbirlerini severler ,sayarlar İnsanların aynı fikirde ve inançta olmaları düşünülemez istenemez.Amma vatandaşlar milletin refahın ve mutluluğun ,Türklüğün yüceltilmesi ,vatanın bütünlüğü gibi ana amaçlarda milli birlik ruhu içinde oldukları için,diğer ayrılıklar düşmanlık nedeni olamaz .Bütün milletlerde ,aynı şekilde,medeniyet ailesinin fertleri gibidir.Her milletin ,örfü ,adetleri ,dini ve dili farklı olabilir.Ancak ,mutlu ve güvenli yaşama isteği yönünden,milletler arasında bir fark yoktur.Milletler de çıkabilecek anlaşmazlıkları,birbirlerine saldırmadan ve düşman olmadan halledebilirler .Eğer insanlık yönünden düşünülür ise,harbin galibi veya mağlubu olmaz;kaybeden insanlık olur.Bu nedenle yurtta ve dünyada sulha isteyen,sulhun korunması için çaba gösteriyoruz.Bütün milletlerinde ;yurtta sulh,cihanda sulh ilkesine uygun olarak hareket etmeleri halinde,bunun insanlığın ve medeniyetin refah ve ilerlemesine etkili olacağına inancımızı daima koruyoruz.

2006 ZABIT KATİPLİĞİ ALIMINDA KIRIKKALE İLİNDE SORULAN METİN (Q klavyeden girenlere)

Bir çizelgeyi dikey olarak ortalamak için, bu çizelgenin kaç satırlık yer kaplayacağı bulunur.Bu da, satır sayısına boşlukların satır sayısı eklenerek bulunur.Bulunan sayı,kağıdın aldığı satır sayısından çıkartılar.Kalan üst ve alt marjlara paylaştırılır.Boşlukları,satır cinsinden hesaplamak için atılan kol sayısının bir eksiğini almak gerekir.Marjlara paylaştırmak için kalan tek sayı ise,üstten bir satır az bırakılmalıdır.Üst kasımda fazla boşluk kalırsa çizelge aşağı doğru kaymış olursa çirkin gözükür.Dikey ortalamalarda bir ,iki santimlik kayma normal kabul edilir.Bir çizelgeyi yatay olarak ortalamak için her sütunun en uzun satırındaki vuruş sayısı bulunur;bunlara sütun boşluklarının vuruş sayısı eklenir.Böylece cetvelin yatay olarak kaplayacağı yer belirlenmiş olur.Kağıdın aldığı vuruş sayısından,bulunan bu sayı çıkartılır.Kalan da,marjlar için paylaştırılırı.Artan tek sayı ise,soldan bir vuruş fazla boşluk bırakılır .İlk sütun için sol marj mandalı kullanılır.Diğerleri için tabülatör durağı yapılır.Sağ ve solda kalan marjlarda bir ,iki santim kadar kayma hesap hatası olabilir.Sütun başlıklarının altı iki şekilde çizilebilir.Sadece başlığın altı çizilir.Diğer şekilde ise ,sütunun en uzun satırı kadar çizgi çizilip başlık ortalanır.

2005 ZABIT KATİPLİĞİ ALIMINDA ANKARA VE 2005 RİZE İLİNDE SORULAN METİN

Nasrettin hoca, yedi asırdan beri dünyaya gülen o koca adam. ona her yerde bir beşik ve her devirde bir mezar gösterilir. Amma o bunlardan hangisinde sallandı büyüdü? Bu gün de nerede yattığını Allah bilir. Bizim bir bildiğimiz, bir duyduğumuz var o bu gün bir kolu doğuda, bir kolu batıda ve ruhu ebedilikle bir başlatır. O bu dünya durdukça duracaktır. Bu ne sihirdir, ne keramet; ne de şöyle bir el çubukluğu marifet. Nasrettin hocayı bu ölmezliğe eriştiren gülen yüzü, tatlı dilidir. Biri gönlün yaylası, biri de yaylanın güneşidir. Zaten adam dediğin ya yüzünden belli olur ya sözünden. Kötü adan acı soğan sözlü ve kara bulut yüzlüdür. Bu kara gülmezlerin yüzlerinden düşen yüz parçaya bölünür. Saya yağı ile yağlar, çakır dikenli dağlar. Halbuki iyi adam tatlı dilli güler yüzlüdür. Bu güleç yüzlü adamların yüzlerinden nur mu dedin nur akar. dillerinde de bal mı bal damlar. Hele de hocanın ne gözünde bir karartı vardır ne de yüzünde bir morartı; alnının ortası bile güleç ve şendir. İlle de dili alimallah kaymak çalıverir balın üzerine. Gayrı onun sözüne, sohbetine, dediklerine doyulur mu? Hanları hanümanları cümle alemi ağzına baktırır. Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır. Onunda huyu bu dobra konuşmak. Bir laf dilinin ucuna geldi mi öyle vezir vüzera gibi yut gitsin etmez. Lakin parmağım gözüne kör kadı hesabı değil, şöyle tam yerine ve dengine getirir ve taşı da gediğine öylesine güzelce oturtuverir.

2006 ZABIT KATİPLİGİ ALIMINDA RİZE İLİNDE SORULAN METİN

Osmanlı devletinin pek kısa zamanda nasıl olup da o kadar büyüdüğünü ve cihanın en büyük imparatorluklarından biri durumuna geldiğini şu hikaye en güzel şekilde açıklar. Devletin ilk kuruluş senelerinde bir gün tosun ismindeki küçük bir çocuk akşam üstü evine dönerken kırda tek başına kalıp meleyen bir kuzu görür. Kuzuyu kucaklayıp eve getirir. Anası kendisine ait olmayan bir malı alan oğlunu azarlar ve sabah olur olmaz kuzuyu götürüp sahibine teslim etmesini ister. Çocuk ben kuzuyu çalmadım; başıboş buldum sahibini nasıl bulayım derse dinletemez. Faziletli Türk anası kuzuyu kucaklayıp çevredeki mandıraları dolaşırsın der. Annesi olan koyun yavrusundan uzak kaldığı için mutlaka acı acı melemektedir. Sen de nerede böyle bir ses duyarsan yavruyu gösterirsin. Eğer annesi ise onu yalamaya bu da ona sokulmaya başlarsa sende o zaman bırakır gelirsin. Küçük tosun kan ter içinde dolaşıp öğleye doğru Rum tekfurunun konağının önünde duyduğu meleme sesiyle kuzunun anasını bulur. Birbirine kavuşan ana ile yavrunun bu mesut buluşma ve koklaşmalarını seyredip ayrılır. O sırada tekfur çocuğu izlemektedir. Bu millette kadını ile çocuğu ve çocuğuyla bu kadar fazilet bu kadar mertlik ve dürüstlük varken şüphesiz ki eninde sonunda bütün bu topraklara sahip olmaları haklarıdır diye düşünür ve birkaç gün sonra Osman beyle kucaklaşarak onun hizmetine severek girer.

KATİPLİK SINAVINDA ÇIKMA İHTİMALİ OLAN DAKTİLOĞRAFİ KİTABINDAKİ METİN

Konuşma , yazışma ve duyguları anlatma aracı dildir.Bir milletin dili,anlatım yönünden zengin,fertlerin birbirini kolaylıkla anlayabilecekleri kadar sadeyse,o milletin fertleri arasında milli bağ da o derece kuvvetli olur.Bir milletin yaşam tarzı olan kültür de ancak zengin bir dil ile lirler ,yayılır.Birbirinin konuştuğunu tam olarak anlayan ve duygularını da aynı dille paylaşan fertlerin meydan getirdiği toplumlar birlik içinde olurlar.Birlik içinde olan toplumlar kuvvetli olacaklarından dirlik içinde olurlar ve bağımsızlıklarının korurlar.Yabancı kelimelerden arındırılmış,eski ?yeni ikiliğinden ve zıtlığından kurtarılmış ,herkesin anlayabileceği,milletin benimseyeceği bir dil,milli duyguların kuvvetlenmesine sağlar.Türk dili,şuurla işlendiği takdirde ilmin ve fennin gelişmelerine uyum sağlayabilecek bir yapıya sahiptir.Yeryüzünde kültür ve kelime alışverişinden dolayı,içinde hiçbir yabancı unsur taşımayın arı dil bulunması da sağlık durumu tam olan her dil,kendisini yabancı saldırıya karşı korur çünkü dili yapan insan değildir; insanı milli özelliğini veren,dildir.

KATİPLİK SINAVINDA ÇIKMA İHTİMALİ OLAN DAKTİLOĞRAFİ KİTABINDAKİ METİN

Karbonlu yazılarda kağıt destesi ,aşağıda açıklanan usulle de hazırlanabilir.Kağıtlar,karbonsuz olarak makineye birkaç dişli boyu takılır.En alt kısımda bulanan kağıt elle yukarı doğru kaldırıldıktan sonda,önüne karbon konulur.Karbonun parlak yüzü daktilografa doğru olmalıdır.Sonra,bir üstteki kağıdın önüne karbon konulur.Tüm karbonlar yerleştirildikten sonra silindir çevrilir.Bu şekilde takıldığında destede kayma olmaz.Karbonların çaprazlama iki ucu kesik olur.Yazı bitince bu kesik yerdeki boşluktan tutulur ve karbon destesi alttan çekilir.Böylece bütün karonlar bir çırpıda çıkarılmış olur.Karbonların uçları kesik değilse ,deste hazırlanırken bunlar biraz aşağıya doğru konulur.Üstte kalan bu boşluk ,karbonların tulum halinde kağıtlardan ayrılmasını kolaylaştırır.Önce kağıtların,sonra karbonları takılması metodunda ise bu boşluk kendiliğinden oluşur.Üst boşluk ,takma sırasında kağıt kaymasını da önler.Deste çok sıkı tutulursa,karbonların boyası parmakların altındaki kısımda öz şeklinde çıkabilir.Deste makineye takılırken buruşabilir.Silindirin ilk çevrilişinden sonra görülen bu durumu önlemek için ,kağıt gevşetme mandalı açılır ve kapatılır.

KATİPLİK SINAVINDA ÇIKMA İHTİMALİ OLAN DAKTİLOĞRAFİ KİTABINDAKİ METİN

Bir iş yazısı,birkaç kez okunmaya gerek kalmadan anlaşılacak şeklide yazılmalıdır.Cümlelerin açık ve kelimelerin de okuyacak olanın bilgi ve kültür durumuna uygun olmasına özen gösterilir.Okuyacak olanın bunları anlayamamak ihtimali varsa yeteri kadar açıklama yapılabilir.Açıklamalar ,bilmeyen birisine ders veriyormuş gibi değil de tabii olan bir tonda ve şekilde yumuşak olarak yapılmalıdır.Özlülük az kelimeyle fakat açıklığı bozmadan yazmak demektir.Ancak söylenmesi gereken her şeyin mutlaka yazılmış olması icap eder.Böylece mektup kısa fakat eksiksiz olur.Eğer bu kurala uyularak iki sayfalık mektup yazılışsa bu özlü sayılabilir.Fakat ,gerekli kelime kısıntıları yapılmadan yazılan bir sayfalık bir mektup için,uzun yazılmış denebilir.Kelimeleri azalmakla mektup ,açıklığından ve inceliğinden kaybediyor ise yazı özlü değil,kısa yazılmış demektir.Özlülükle kısalığı karıştırmamak gerekir.Kelime tasarrufu ile beraber ,gerektiğinden ve okuyucunun isteğinden fazla bilgi vermemek de gözden uzak tutulmamalıdır.İyi yazar, okuyucunun gerekli ve en çok bilgiyi vermeye çalışan fakat okuyucudan en az zamanı alan yazardır.Bazı kimseler özlü mektubun kuru ve kaba olduğun düşünür.Fakat özlü bir mektup ,nezaket ve incelikle ilgili kelimeleri de taşır.Esasen,özlülük inceliğin bir türüdür.Az kelimeyle çok şey anlatarak daha açık ve etkili olunur.Zaten ,okuyucu ne demek istenildiğini çabuk öğrenmek ister.

KATİPLİK SINAVINDA ÇIKMA İHTİMALİ OLAN DAKTİLOĞRAFİ KİTABINDAKİ METİN

Anlaşılabilir bir yazı sadece açık ve özlü değil,aynı zamanda iyi düzenlenmiş olmalıdır.Fikirleri önemine göre sıraya koymamız gerekir.Yazıyı okuyanın ,yazılanı anlayabilmesi için düşüncelerimizin bir noktadan diğer bir noktaya gelişmesini de izleyebilmesi gereklidir.Bunu sağlamak için ,verilen bilgiler ve mesaj birbirini tamamlayıcı bir nitelikte ve sırada olmalıdır.Bunun için de yönlendirici ve fikirleri bağlayıcı kelimeler kullanılması gerekir. Bunlar bir cümleyi değerine veya bir paragrafı öncekine bağlayabilen kelimelerdir.Bu itibarla ,böylece ,diğer taraftan,ilk olarak,ancak ,bununla beraber ? gibi kelimeler bağlantıyı sağlar.Böylece,okuma ve anlama kolay olur.Bir yazı bir daireden veya firmadan diğer bir daire veya firmaya da yazılmış olsa,bu yazıyı yazmış olan da okuyacak olanda sonuçta bir kişidir ve bir canlıdır.Bu nedenle yazar ,okuyacak olanı bir insan olarak görüp ona göre de yazmalıdır.İş yaşamında kuruluşlar genişledikçe ,şahısların insan değil de .bir alım veya satım makinesi olarak görülmesi durumu ,çoğu kez ortaya çıkmaktadır.Bu yanlışa düşmemek için kişileri birer ünite olarak görmekten kaçınılmalıdır.Bunun içinde kendimiz okuyucunun yerine koyabilmeliyiz.Onun isteklerinin ,hislerinin neler olabileceğini ,kendimizi de onun yerine koyarak düşünmeliyiz.Bu nedenlerle ,mektup aynı zamanda sempatik ,içten ,yardım edici ve onun problemine halledici nitelikte olmalıdır.

KATİPLİK SINAVINDA ÇIKMA İHTİMALİ OLAN DAKTİLOĞRAFİ KİTABINDAKİ METİN

Okuyucuya önem verme ve ona yardım etmeye çalışma nezaket kuralının temelidir.Nezaket ,yazının hem dilinde ve hem de okuyacak olana karış alınan tavırda olmalıdır.Okuyucu,kendisine yardımcı olma isteğinde bulunduğumuzu ,mektubun biçeminden yani üslubundan hissetmelidir.Okuyucuya zaman ve emek kaybettirmemek de bir nezaket kuralıdır.Sattığımız bir malın ,gönderildiğini bildiren bir mektup yazıyorsak,bunun alıcının eline ne zaman geçebileceğin bildirmemiz okuyucuyu düşündüğümüzü gösterir.Yakında malı alacaksınız demek yerine ;beş gün sonra,ayın dördünde gibi ,daha yararlı bilgi ermek de karşımızdakini düşündüğümüz,ona nazik davrandığımızı ortaya koyar .Bir neden bildirmek,açıklama yapmak da okuyucuyu önemsediğimiz belli edecektir.eğer,istenilen mal veya hizmet bizde üretilmiyorsa,nerede bulabileceğin belirtmek de uygun olur.Nezaket,iyi ilişkilerin kurulmasına,kuruşlu ilişkilerin devamın ayardım eder.Gerektiğinde;lütfen,özür dilerim,teşekkür ederiz.ve kutlarız gibi kelimeler yani nazik bir dil kullanılması da iyi ilişkiler için yarcımdır.Nazik ,yumuşak bir dille yazılmış ve okuyucuyu ön palanda tutan ona yardım etmeyi amaçlayan bir mektup nezaket kurallarına uygun olarak yazılmış demektir.

KATİPLİK SINAVINDA ÇIKMA İHTİMALİ OLAN DAKTİLOĞRAFİ KİTABINDAKİ METİN

Özlü olabilmesi için kısa yazılan mektuplarda bazen önemli bir hususun unutulduğu olur.Mektupta,bütün bilgiler tam olarak verilmelidir.Bu bilgiler kısa ,fakat tam olarak yazılmalıdır.Bazı kez alınan bir siparişte noksan hususlar bulunabilir.Yazar,siparişi verenin bu eksikliğini,onun neyi istemiş olabileceğini çıkarmaya çalışarak giderebilmeli e gereğini ona göre yerine getirmelidir.Bize gelen mektup tamam olsun olması,bizim mektubumuz eksiksiz olmalıdır.Aldığımız bir sipariş mektubunda,kaç beygirlik güçte motor istenildiği belirtilmemiş olabilir.Eğer birçok motor var ise biz,o alıcı için uygun olduğunu sandığımız motor ile ilgili bilgi verebiliriz.Özlü yazmaya çalışmakla beraber,okuyucunun istediği ya da istemesi muhtemel olan hususları eksiksi yazlayız.Açık olarak belirtmekte yara görülen bir durum yoksa,bütün gerekli detayları bildirmeliyiz.Bunlar fiyat,gö9derme tarihi,ödeme tarihi gibi konular olabilir.Grekli özel bilgileri vererek,şüpheli nokta bırakmayacak okuyucuyu memnun etmek amacını gütmeliyiz.Kusursuz insan olamaz;fakat kusursuz mektup olur.Noksansız yazma özenen ,özenli olan insanların hayat tarzının,kağıttaki izdüşümüdür.

KATİPLİK SINAVINDA ÇIKMA İHTİMALİ OLAN DAKTİLOĞRAFİ KİTABINDAKİ METİN

Tarih dersinde Atatürk dersini anlatıp bitirmiş olan öğrenciye çocuğum yalnız bir şeyi söylemeyi unuttun; Türk milletini kim kurtardı diye sordu. Öğrenci de atamız kurtardı paşam diye cevap verdi. Atatürk bu cevabı kabul etmedi. Hayır çocuğum Türk milletini kendi kanı kurtardı dedi. Atatürk Galatasaray lisesinin sınıf içi sınavında öğrencilerden birisine Nil olmasaydı mısır ne olurdu? diye sordu. Öğrenci çabuk cevap vermek için birden boş bulunarak heyecanla ve yüksek sesle: hapı yutardı? dedi. Bu cevap Atatürk ün hoşuna gitti. Atatürkün gerekli görmesi üzerine köy okutma davasını ele alan bir köy komisyonu kuruluyor. Uzun müzakereler arasında içinden çıkılmaz bir konunun karşısındayız. Bütün köylerde birer okul açılması kolay fakat bu kadar okula öğretmeni bulmak zor. Buna karşı aramızda çavuşlardan askeri görev yapar gibi köy öğretmenliğiyle mükellef bir kadroyu kurslar açarak yetiştirmek tezini savunanlar çok. Nihayet mesele Atatürk e arz ediliyor. Atatürk konu ile ilgili rapora şöyle yazıyor: Köy öğretmenliği üniversite profesörlüğünden daha güç ve mühim bir iştir. Bu kadar ciddi bir konuyu böyle hafif tedbirlerle çözümlemeye çalışmanız yanlış olacaktır.

KATİPLİK SINAVINDA ÇIKMA İHTİMALİ OLAN DAKTİLOĞRAFİ KİTABINDAKİ METİN

Cetvel yapma düzeni şaryonun hareketini ve istenilen yerde durmasını sağlar. Bu düzeni kullanmak bize zaman kazandırır. Bir çizelgedeki sütunların arasındaki boşluk için; her satırda sekiz on kez aralık çubuğuna vurmak, her paragraf başında yedi kez aralık çubuğuna vurmak zaman alır. Halbuki bu düzeni yani tabülatör düzenini kullanmak istenilen noktaya şaryoyu bir anda getireceği için bize zaman kazandırır. Şaryoyu durak yapmak istediğimiz yere bazı makinelerde ise bir ilerisine getirip cetvel yapma tuşuna basarsak durak yapılmış olur. Tabülatör hareket tuşu veya çubuğu da şaryonun durak yapılan yere kadar hızlı bir şekilde hareketini sağlar. Cetvel silme tuşu ise yapılan durağı ya da durakları ortadan kaldırmakta kullanılır. Bir durağı silmek istersek hareket tuşuna basarız; şaryo durak noktasında durunca da silme tuşuna basarız ve böylece o durağı silmiş oluruz.

KATİPLİK SINAVINDA ÇIKMA İHTİMALİ OLAN DAKTİLOĞRAFİ KİTABINDAKİ METİN

Başlıklar kağıda ya da yazıya ortalanıp yazılır. Kağıdın yatay orta noktasını buluruz; şaryoyu buraya getiririz. Her iki vuruşluk yer için bir kez geri tuşuna basarız. Harfleri ve boşlukları içimizden söylerken geri tuşuna da basarız. Sonda tek harf kalıyorsa bu tek harf için geri tuşuna basmayız. Bu işlem bitince de başlığı yazarız. Yazının marjları eşitse başlığın kağıda ortalanması, yazıya da ortalanması demektir. Geri tuşuna normal yazıda, küçük parmakla basıyorduk. Başlık ortalamada ise avuç içini makinenin yanına ve başparmağı da geri tuşuna getiririz. Geri tuşu çok kullanılacağı için başparmağı yani kuvvetlice olan parmağı kullanıyoruz. Ancak, normal yazıları yazarken mutlaka küçük parmağı kullanmak ve diğer parmakları temel sırada tutmak gerekir. Geri alma işlemi bitince başlığı yazarız. İstersek kağıdın yatay ortasına tabülatör durağı yapmak mümkündür.

KATİPLİK SINAVINDA ÇIKMA İHTİMALİ OLAN DAKTİLOĞRAFİ KİTABINDAKİ METİN

Okuldan kaçan birkaç lise öğrencisi bir gün Çankaya civarında ağaçların altına otururlar. Birden karşılarında birkaç kişiyle birlikte atatürkü görürler. Atatürk söyleyin bakayım burada sizin ne işiniz var diye sorar. Öğrenciler müdürden izinli olduklarını söylerler; izin kağıdı soran Atatürk e izin kağıdını gösteremezler. Tarih dersinin müzakeresinden kaçtıklarını itiraf ederler. Atatürk ün kaşları çatılır: Hiç tarih dersinden kaçılır mıymış diye sorar. İçlerinden biri: Kaçılmaz paşam amma kitapların lisanı bize ağır geliyor; anlayabileceğimiz dille bize kitapları verin oturup çalışalım der. Atatürk elini çocuğun omzuna koyar ve oğlum istediklerinizin hepsi olacak amma her şeyin birden yapamayız. Sıra beklemek lazım. Tarih ve dil üzerindeki çalışmalar da devam ediyor. Biz inkılapları yaptık devam ettirmek de sizin vazifeniz. Haydi bakalım şimdi doğru okulunuza der.

KATİPLİK SINAVINDA ÇIKMA İHTİMALİ OLAN DAKTİLOĞRAFİ KİTABINDAKİ METİN

Anlaşılabilir bir yazı sadece açık ve özlü değil, aynı zamanda iyi düzenlenmiş olmalıdır. Fikirleri önemine göre sıraya koymamız gerekir. Yazıyı okuyanın yazılanı anlayabilmesi için düşüncelerimizin bir noktadan diğer noktaya gelişmesini de izleyebilmesi gereklidir. Bunu sağlamak için verilen bilgiler ve mesaj birbirini tamamlayıcı bir nitelikte ve sırada olmalıdır. Bunun için de yönlendirici ve fikirleri bağlayıcı kelimeler kullanılması gerekir. Bunlar bir cümleyi diğerine veya bir paragrafı öncekine bağlayabilen kelimelerdir. Bu itibarla, böylece, diğer taraftan, ilk olarak, ancak bununla beraber? gibi kelimeler bağlantıyı sağlar. Böylece okuma ve anlama kolay olur. Bir yazıyı bir daireden veya firmadan diğer bir daire veya firmaya da yazılmış olsa, bu yazıyı yazmış olan da okuyacak olanda aynı sonuçta bir kişidir ve canlıdır. Bu nedenle yazar okuyacak olanı bir insan olarak görüp ona göre de yazmalıdır. İş yaşamında kuruluşlar genişledikçe şahısların insan değil de bir alım veya satım makinesi olarak görülmesi durumu, çoğu kez ortaya çıkmaktadır. Bu yanlışa düşmemek için kişileri birer ünite olarak görmekten kaçınılmalıdır. Bunun için de kendimizi okuyucunun yerine koyabilmeliyiz. Onun isteklerinin, hislerinin neler olabileceğini, kendimizi de onun yerine koyarak, düşünmeliyiz. Bu nedenlerle, mektup aynı zamanda sempatik, içten, yardım edici ve onun problemini halledici nitelikte olmalıdır

KATİPLİK SINAVINDA ÇIKMA İHTİMALİ OLAN DAKTİLOĞRAFİ KİTABINDAKİ METİN

Mustafa kemal bu işi de başardı. Ankara da komisyona yeni bir yazı alfabesi yapma görevini verdi. Herkes düşünüyordu; bir millet yazısını nasıl değiştirebilir? Ne kadar zamanda değiştirebilir? Ne düşündü arkadaşlar süre meselesi için diye sordu. Beş yıl diyen var, on beş diyen var. Birkaç sene okullarda iki yazıyı bir arada öğretmelidir. Önce yarımşar sütundan başlayan gazeteler de beş yılda bütün gazeteyi kaplamak üzere yeni yazı ile basılan kısımlarını artırmalıdırlar; diyorlar. Yüzüme baktı ve çocuğum, dedi; bu ay üç ayda olur, ya da hiç olmaz. Gazetenin yeni yazı kısmını hiç kimse okumaz. Herkes sadece eski yazıyı okur. Bir harb bir buhran çıktı mı, inkılap da düşer, demiş idi, Sarayburnu parkında bir gece halka bu inkılabı da haber verdikten sonra yola çıktı. Yer yer dolaştı halka öğretmenlik etti. Sonuçta bir iki sene içinde yeni yazıyla okuyup yazanların sayısı eski yazı ile okuyup yazanları geçti. Sonra dil konusunu ele aldı. Mustafa kemal büyük bir tarihi ve bağımsız bir dili olmadan bir milletin büyük olmayacağını bilirdi. Türk dil kurumunu dil konusu, dilin işlenmesi ile görevlendirdi. Eskiden Türkçe hiç yeni bir kelime, yeni bir terim türetemezdik. Geçmişin gelenek ve görenekleri içinde dağılış ve batış kaderine boyun eğen Türklük bu inkılaplarla gelecek zamanlara doğru kanat açmaya başlıyordu.

KATİPLİK SINAVINDA ÇIKMA İHTİMALİ OLAN DAKTİLOĞRAFİ KİTABINDAKİ METİN

Okullar sadece bilgi aktaran, ilim veren kuruluşlar olamazlar. İnsanlığa hürmet, millet ve memleket sevgisi, şerefli ve bağımsız yaşama isteği de okulda öğretilir. Bilgili ve feyizli olarak yetişen gençler, bağımsızlık tehlikeye düştüğü zaman, onu kurtarmak için takip edilmesi uygun olan doğru yolu da okulda öğrenirler. Memleket ve milleti kurtarmaya çalışanların da aynı zamanda mesleklerinde birer namuslu uzman ve birer bilgin olmaları lazımdır. Bunu sağlayan okuldur. Ancak böylece her türlü teşebbüsün mantıklı sonuçlara ulaşması, başarıya erişilmesi mümkün olur. Rehberimizin daima müspet ilim ve teknik olması lazımdır. Memleketi ilim, kültür, ekonomi ve imar sahasında yükseltmek, milletimizin kabiliyetini geliştirmek ve gelecek nesillere; sağlam, değişmez ve olumlu bir karakter vermek gerekir. Bu da öğretmenle öğrencinin bilgiyi, doğruyu aramada, bulmada aynı arzu ve heyecanı duymalarıyla sağlanır. Milletimiz çok büyük fedakarlıklarla bağımsızlığını kazanarak bu cumhuriyet idaresini kurdu. Cumhuriyet; disiplin, çalışkanlık, doğruluk, fikir ve vicdan hürriyeti, hakimiyetin kayıtsız şartsız millete olması gibi prensipler üzerine kuruludur. Eğitim sayesinde de fikren, ilmen, fennen, bedenen kuvvetli ve yüksek karakterli insanlar yetiştirilebilir. Ancak böyle yetişmiş insanlardır ki fazilet rejimi olan cumhuriyet hürriyeti koruyabilirler. Eğitim bir süs ve başkalarına üstünlük taslama ve hükmetme vasıtası veya medeni bir zevk olamaz. Eğitim medeni hayatta başarılı olmayı sağlayan pratik, kullanılması kolay ve mümkün bilgileri veren, anlayış kazandıran, en doğru şekilde düşünmeyi öğreten, milli şuuru kuvvetlendiren bir vasıtadır. Eğitim toplumun ihtiyaçlarına cevap vermeli ve çağdaş olmalıdır. Kalkınmanın, medeniyet yolunda başarıyla ilerlemenin sırrı; aklın ve ilmin yol göstericiliğidir. Ancak bilim milletlerarası, eğitim ise millidir. Eğitim milli olduğu takdirde bir milleti hür, bağımsız, şanlı ve yüksek bir cemiyet haline yaşatır. Türk milletinin varlığıyla, birliğiyle ve hakkıyla çelişen bütün yabancı unsurlarla savaşmanın lüzumuna her Türk vatandaşı yürekten inanmalıdır. Cumhuriyete ve bağımsızlığımıza karşı olan her türlü fikir ve ideolojiyle savaşmak zorundayız. Savaşma da yalnız topla tüfekle olmaz. Bunun için gerekli olan kültür değerleri ve manevi değerlerle teçhiz edilmemizi, milli ve çağdaş eğitim sağlayacaktır. Kuşaklar arasında köprü kurulmasını sağlayan eğitim, Türk milletinin daha güçlü, daha refahlı olmasında ve insanların mutluluğunda Türk devletinin milli davalarının ve ideolojisinin anlaşılmasında daima önemli bir faktör olarak kalacaktır.

KATİPLİK SINAVINDA ÇIKMA İHTİMALİ OLAN DAKTİLOĞRAFİ KİTABINDAKİ METİN

Bir hanımın, hiçbir yerde erkeğin solunda oturmaması gerekir. Otomobilde de bu kural aynıdır. Şayet otomobili şoför kullanıyorsa araba sahibi arkada, direksiyonun arkasına düşen yere değil; önü açık, boş kalan yerin hizasına oturur. Yemekli vagonda, bayanlar trenin gidiş yönüne yüzleri dönük olarak otururlar. İki hanın yan yana oturur. Bayan tekse pencere kenarında oturur. iki arkadaş karşı karşıya otururlar. Yapamayacağınız bir şeyi yaparım demeyin; vaadde bulunmayın. Önemli ya da önemsiz, eğer bir söz vermişseniz, sözünüzü mutlaka tutun. Yaşamın daha anlamlı olması için, görgü kuralları insanlara yardımcı olur. Görgü kurallarına uymak, aşırı kibarlık veya çıtkırıldımlık değildir.Uzun bir zaman süresince oluşan bu kurallar, denemelerin sonucudur. Görgü kuralları memleketten memlekete farklılıklar gösterebilir. Ancak hepsindeki öz aynıdır. Bu da yasamayı daha kolay ve topluma uyumlu duruma getirmek ve insan sevgisi yaratmaktır. Kuralları; görüp, yaşayıp, okuyup öğreniriz

KATİPLİK SINAVINDA ÇIKMA İHTİMALİ OLAN DAKTİLOĞRAFİ KİTABINDAKİ METİN

Sekreter amirinin sağ koludur. Ve bu durumda da amirinin yapmaya vakit ve imkan bulamadığı işleri yapar. Tipik bir sekreterin iş saatinin başlamasından önce büroya gelmesi ve amirinin masasının koltuğunun temiz olmasını, dolma kaleminde mürekkep bulunmasını, kalemlerinin yontulmuş olmasını, sigara tablasının temizlenmiş olmasını sağlamakla başlayan günlük işlerini gözden geçirelim. Ayrıca bütün bunların çalışma saatinden evvel yapılması gerektiğini de unutmayalım. Bundan sonra sekreter kendi masasına gider aynı temizlik kontrolünü bu kez kendisi için yapar. Sonra da dikte alabilmek için stenografi defterini temiz bir sayfa çevirmek ve tarih atmak suretiyle hazırlar. Takvimini, randevu bloknotunu kontrol eder ve amirine günlük mühim işleri hatırlamak üzere notlar yazarak masasının üstüne bırakır. Kullanılacak malzemelerin yeterli olmadığına ve küçük kasanın durumuna bakmak gibi gündelik işlerine devam eder. Telefon konuşmaları olduğu takdirde herhangi bir konunun özünü kavrar; bu konuyu çabuk ve doğru olarak not eder ve telefonda düzgün ve ahenkli bir sesle konuşur. Amir geldiği zaman bir gülümseme ve nazik bir günaydınla karşılar. Telefon mesajlarını alır ve günün randevu ve çalışma programını uygulamaya koyulur. Mektupları açmadan önce gözden geçirerek kişisel olanları ayırır. Öbür mektupları dikkatle açar. Mektubun eki varsa mektuba iliştirir. Mektuplardan istenen bilgi varsa dosyalardan çıkarır. Hepsini amirine götürür. Amir sekretere dikteler verir. Sekreter bunu bildiği için dolma kaleminin ve yedek kalemleri ile not defterini hazır tutar. Dikteden sonra mektupları yazar; diğer yazı işlerini yapar. Çevirme yaparken veya mektup yazarken yazım ve dilbilgisi kurallarına dikkat eder. Eğer gerekiyorsa mektuplardaki hesapları denetler. Bu işi yapabilmesi için dört işlemin nasıl yapıldığını. Yüzdelerin ve karların nasıl yazıldığını ve ondalıklarla kesirlerin nasıl kullanıldığını bilmesi gerekir. Bazı mektupları da sadece amirinin verdiği bazı açıklamalara dayanak kendi kendine yazar. Bütün bunları nezaketle ve siyasetle yapmaya çalışır. Sekreter büroya gelenlere karşı da çalıştığı müessesenin temsilcisi sayılır. Çalışma saatlerinden sonra yazı makinesini temizler, örtüsünü örter. O gün tamamlanamayan işleri takvime yazar. ve böylece günlük çalışmasını bitirir. İşlerini yaparken iş hakkında iyi ve temel bir anlayışının olması gerekir. İş hayatında geçen esas terimlerin anlamını kavraması gerekir. İşin nasıl yürüdüğünü ve ne amaçla kurulduğunu bilmesi kavraması lazımdır. Okuma yazma ve hesaba ait temel ve yeterli dilbilgisi olmalıdır. Heceleme, noktalama işaretleri, dilbilgisi hakkında bilgisi olmalı ve düzgün bir el yazısıyla yazabilmelidir. Konuşması gerek şahıslarla konuşurken ve gerekse telefonda her zaman ahenkli ve nazik olmalıdır. Sekreterin bu genel becerilerden başka her şeyden evvel bir çok teknik becerileri de olmalıdır. Doğru ve hızlı olarak yazı makinesinde yazmak, stenoyla hızlı olarak not almasını bilmek, dosyalama ve muhasebe kuralları hakkında bilgi sahibi olmak, mektupları düzenleyebilmek kabiliyeti ve basit büro idaresi. sekreterlerin işten çıkartılmalarında en baştaki neden kişilik zayıflığıdır. Bir amir; sekreterin daktilografi ve stenografisindeki ufak noksanlara göz yumabilir. Fakat sekreterin direktiflere uygulamasını; hatasız düzenli bir çalışma planlamasını bilen uysal, sadık ve her şeyden önce yerinde söz söylemesini ve hareket etmesini bilen ihtiyatlı, temkinli, nazik ve hoş görünüşlü bir şahsiyet olmasını ister. Sekreterler genellikle büro işleri üzerinde ve bunların çeşitlilikleri üzerinde tecrübe kazanmışlardır. Sekreterliğe başlamadan önce stenograflık muhasebe memurluğu, daktilograflık dosya memurluğu ve bir çok başka görevlerden terfi etmişlerdir. Sekreterin sorumluluğu geniştir; tam belirli de değildir. Bu nedenle çok özen gerektirir. Yalnız seçkin bir beceri yetenek, eğitim ve deneyime sahip olan memurlardır ki ehliyetli bir sekreterin nasibi olan kazanç ve itibara da erişmiş ve iş hayatında mutluluğu tatmış olabilirler.

09 Şubat 2007 19:47

sınavdansonra

arkadaşlar ben 60 kelimeyi geçemiyorum yaa napacağız neden böyle oluyorr yauww offff.

09 Şubat 2007 20:43

angellMan

merhaba arkadaşlar yazılanlar iç açıcı diğil.ne olacak sonumuz bilmiyorum.klavyeyi dert edinirken bide sonrasındaki mülakatın belirsizliği çıktı.görünüşe göre hukuksal içerikli bilgiler sorma ihtimalleri yüksek.ya neden işler şansa kalıyorki anlamıyorum.istanbul bakırköyde girmeyi düşünüyorum.yaklaşık 130 yazabiliyorum ama sözlü sınavda çakmazsak iyidir.ama bende şans yok kesin çakarım bana 3 bilinmeyenli denklem sorarlarsa şaşırmayacam...saygılar.

Toplam 38 mesaj