Yandex.Metrica
Oturum açOturum aç / Parola hatırlat Üye olÜye ol

  
Editörler : ergunReverse
28 Ağustos 2007 14:33  


Yasaklı
imam nikahı nasıl bozulur

biraz önce bir arkadaşım geldi yanıma,bu arkadaşım nişanlı ve bu süre içinde dini nikahlarını yapmışlar,vede nişanlısıyla kavga etmişler oda ona 3 kez boş ol demiş , daha sonra çekip gitmiş, 1-2 saat sonra özür dilemiş ayrılmayalım falan,kızda nikahımız bozuldu olamayız demiş , daha sonra beyfendi araştırmış vede bundan bişey olmaz nikahımız bozulmaz demiş, velhasıl bunlar 1 ay önce evlendiler ;lakin arkadaşımın içinde şüphe kalmış gerçekten nikahları bozulurmu bozulmazmı, yada kefareten yapmaları gereken bişey varmı, bu konu hakkında bilgisi olan arkadaşlar lütfen bilgi verirmisiniz,

28 Ağustos 2007 14:44

@sinem
Yasaklı

anlamadım nasıl yani

28 Ağustos 2007 17:02

- E N S A R -
Yasaklı

boşamanın bir öfke sonucu olması boşamanın tabiatına aykırı birşey değildirki bağlayıcı bir sonucu olsun.bu konuda vehbe zuhaylide:ebu davud ve ibni macede geçen "iğlak halinde talak olmaz" hadisinden hareketle iğlak halindekinin talakı geçersiz denilmiştir.iğlak ise cinnetten veya aşırı sinirden veya aşırı üzüntüden dolayı idrak kasıt ve şuur kapısını kapatan herşeye iğlak denilir.ancak tercüme edenin notu olarak yine aynı kitapta bu müellifin kendi görüşüdür.kızgınlık hali objektif değildir.cumhur ve hanefilere göre bu nevi talak caizdir. denilmiştir......

Öfkeli Haldeyken Boşama Geçerli midir?

Alimler boşamanın muteber olması için bir takım şartlar ileri sürmüşlerdir. Bu şartların bir kısmı da boşayan kişiyle alakalıdır. Buna göre akıl hastası veya bunamış kimsenin yahut ergin olmayan çocuğun boşaması geçerli değildir. Çünkü boşama, akabinde bir takım hakların yok olmasını ve bazı mali mükellefiyetlerin üstlenilmesini getireceği için, bu yükün altına girecek kişinin de aklen ve ruhen belli bir olgunluğa ulaşmış yani tam bir ehliyet sahibi kişi olması gerekmektedir. Nitekim Allah Rasûlü (s.a.s): ?Mâtuh, mükreh ve mecnunun talakı hariç bütün talaklar caizdir.? (Tirmizî, Talâk, 15) ve ?Küçük çocuğun ve akıl hastasının dışında her boşama caizdir? (Zeylaî, Nasbu?r-raye, 3/ 221) buyurmuşlardır.

Bu hadiste geçen ?mâtuh? terimini ele alan ulema, burada kastedilenin akıl zayıflığı olduğuna dikkat çekerek, çocuğu da buna dâhil etmişlerdir. Hadis-i şerifte talakı muteber olamayan kişilerden biri olarak da mükreh (zorlanan) geçmektedir. Hanefiler dışında kalan üç mezhep mükrehin talakını geçersiz sayarken, Hanefi fakihleri, zorlanan kimsenin hanımını boşamaya her ne kadar rızası bulunmasa da, iradesi mevcut olduğundan, yani bir tercih hakkının mahfuz olduğundan yola çıkarak, bunun boşamasının muteber olduğuna hükmetmişlerdir. Efendimiz (s.a.s) başka bir hadislerinde de: "Mâtuh ve mükrehinki hariç bütün talaklar mûteberdir" buyurmuşlar ve ilave etmişlerdir: "Bilmez misin, kalem üç kişiden kaldırılmıştır: İfâkat buluncaya (iyileşinceye, ayılıncaya) kadar mecnundan, idrak edinceye kadar çocuktan, uyanıncaya kadar uyuyandan." (Buhârî, Talâk, 11)

Yukarıda da görüldüğü gibi özellikle Hanefi fıkıh kitaplarında, öfkeli halde yapılan boşamanın geçerli olacağının üzerinde durulmuş ve boşaması geçerli olmayan kişiler sayılırken buna yer verilmemiştir. Bazı fukaha buna gerekçe olarak, boşamaların zaten genellikle öfke halinde yapıldığının, kişinin güle oynaya hanımını boşamayacağının üzerinde durmuşlar ve hatta boşamaya da delalet edebilecek kinayeli lafızlar öfkeli halde kullanıldığında, bununla kazaen boşamanın gerçekleşeceğini söylemişlerdir. Çünkü normal haldeyken kinayeli lafızla boşamanın vuku bulması için kişinin niyetine bakılır.

Fakat bununla birlikte bazı fukaha, Efendimiz?in, ?Öfke (veya zorlanma) hâlinde ne boşama olabilir ne de (köle veya cariyeyi) âzâd etmek." (İbn Mace, Talak, 16) hadisinden yola çıkarak ve bir de, düşünme ve akletme melekelerinden yoksun bırakacak derecede bir öfke halinin vuku bulması halinde bu kişinin de bir manada çocuk veya matuh gibi olacağı ve dolayısıyla boşamasının da geçerli olmayacağı hükmüne varmışlardır.

Hanbelî fukahasından biri olan İbn Kayyim el-Cevziyye öfke halini üçe ayırmış ve buna göre hükmün değişeceğini ifade etmiştir. Buna göre:

1. Aklı gideren ve sahibini, ne dediğini ve sözleriyle ne kast ettiğini bilemez hale getiren öfke. Bu çeşit öfke hâlinde verilen talakın geçerli olmadığında ittifak vardır. (Çünkü kişi böyle bir halde temyiz kudretinden yoksundur)

2. Sahibini, söylediğini bilemeyecek ve sarf ettiği sözlerin ne mânâya geldiğini anlamayacak kadar sarsmayan hafif öfkeler. Bu kısım öfkelerin talakın vukuunda engel teşkil etmediğinde de ittifak vardır.

3. Sahibinin aklını tamamen gidermemekle beraber doğru karar vermesine engel olan, geçtikten sonra sahibinin o anda yapmış olduğu hareketlerden pişmanlık duyduğu şiddetli öfkelerdir. İşte bu halde verilen talakların geçerli olup olmadığı ihtilâf konusudur. (İbnu'l-Kayyim, Zadü'1-meâd, 4/42)

Netice olarak şunu söyleyebiliriz. Ulemanın çoğunluğu kişinin öfke halinde hanımını boşamasını muteber saymıştır. Bunu geçersiz sayanlar da, gerekçe olarak sadece öfke halinin bulunmasını değil, kişinin adeta bir mecnun gibi söylediği cümlelerin farkında olmayacak kadar gazaplanmasını göstermişlerdir. Fakat yinede öfkenin şiddet derecesini ve kişiye olan etkisini ölçmek için sağlam bir kriter olmadığından, bu hususta son derece dikkatli olunmalıdır. Bundan dolayı kişi, sinirli ve öfkeli anlarında da ağzından çıkan kelimelere mukayyet olmalı ve geri dönüşü olmayan bir yola girmemelidir. Hele normalde boşamayı düşünmediği halde sırf hanımına kızdığından dolayı, ona bir ceza verme düşüncesiyle söylenilen boşama lafızları son derece yanlıştır.

Son olarak kişi böyle bir durumla karşılaştığında, eğer gerçekte hanımını boşamak istemiyor idiyse, hemen kendisi bir karar vermemeli, durumunu, içinde bulunduğu hali bir müftüye anlatarak onun vereceği hükme göre hareket etmelidir.

(L.o.o)

28 Ağustos 2007 17:17

- E N S A R -
Yasaklı

MADEMKİ KARDEŞİMİZ ŞU ANDA FİİLEN EVLİ.SENİN NİKAHIN FASİT VE HANIMINLA YAPTIĞIN TÜM İŞLER BATIL DEMEKTENSE BU HADİSE GÖRE HÜSNÜ ZAN EDİP İNŞALLAH EVLİLİĞİNİZ DEVAM EDİYORDUR DENİLMELİ VE BİZİM MEZHEBİMİZE UYMASADA ÖFKE HALİNDEKİ TALAKI KABUL ETMEYEN MEZHEPLERE GÖRE NİKAHI VARDIR DEMELİ.DOLAYISIYLA DİĞER MEZHEBLERİ TAKLİT EDİYOR KAPSAMINDA DÜŞÜNÜLMELİ.AMA BU ANCAK BU ARKADAŞ İÇİN GEÇERLİDİR.OYSA HANEFİ MEZHEBİNİN TALAK KONUSUNDAKİ GÖRÜŞLERİ AÇIKTIR ÖFKE İLE TALAK GERÇEKLEŞİR HATTA SARHOŞUNKİ BİLE(Kİ BUNDA AKIL KALMAZ) GERÇEKLEŞİNCE ÖFKELİ HALDEKİNİN NASIL GERÇEKLEŞMESİN.

(L.o.o)

28 Ağustos 2007 17:37

Koş Hüda-ya
Yasaklı

ensar 3 defa boış oldeyen boşanmış olmuyormu.

üstelik bidaha evlenebilmeleri için.3 ay bekleyip sonra normal olarak başkabir kişiyle evlenip sonra yine anlaşmalı olmayarak yani normal olarak boşandıktan sonra ancak ilk kocasıyla evlenebilirler diye biliyordum.

biraz açarmısın.

yani bir kere boş ol dese anlarımda üç defa boş ol demiş

28 Ağustos 2007 17:41

- E N S A R -
Yasaklı

Abi Lord'a soracağız.Alttaki kısaltmalara bakarsanız:)

28 Ağustos 2007 17:46

Koş Hüda-ya
Yasaklı

yani şununiçin sordum

3 defa boş ol deyipte sonra hemen evlendilerse allah muhafaza zina etmiş olurlar.

çok önemli bir mevzu.

28 Ağustos 2007 18:13

nes!l01
Kapalı

SONUÇ:Hanefi mezhebine göre, bir kimse zifafa girmeden önce zevcesine: "Üç talakla boş ol" dese, zevcesi üç talakla boş olmuş olur.Fakat, bir kimse üç sayısını telaffuz etmezde, üç defa ayrı ayrı "Boş ol." derse, bununla bir talak-ı bâin meydana gelir. İkinci ve üçüncü sefer boş ol demesi bir şey ifade etmez. Demek ki zifaftan önce olan bu tür boşamayla büyük ayrılık meydana gelmez.SADECE KÜÇÜK AYRILIK MEYDANA GELİR. Kİ BUNA BEYNUNET-İ SUĞRA DENİR.BEYNUNET-İ SUĞRANIN HÜKMÜ TALAK VAKİ OLUR OLMAZ SADECE NİKAH MÜLKİYETİNİN KALKMASI FAKAT HELALLİĞİN DEVAM ETMESİDİR.YANİ -KADININ YENİ BİRİYLE EVLENİP BOŞANMASINA GEREK KALMADAN(Kİ 3 TALAKLA BOŞAMADA HÜKÜM KADIN BAŞKA BİRİYLE EVLENİP BOŞANMADAN İLK KOCASINLA YENİDEN EVLENEMEZ,HELAL OLMAZ ŞEKLİNDEDİR)-KADIN YENİ BİR EVLİLİKLE KOCASINA HELAL OLUR.

28 Ağustos 2007 18:16

Koş Hüda-ya
Yasaklı

allah razı olsun lordum

28 Ağustos 2007 18:19

nes!l01
Kapalı

Nikâhlı çift, her­han­gi bir se­bep­le zi­faf­tan ön­ce

bo­şan­sa du­rum­la­rı ne olur?

Ce­vap: Zi­faf­tan ön­ce bo­şan­ma­da, bir bâin ta­lak mey­da­na ge­lir. Ka­dı­na id­det ge­rek­mez. Ta­raf­lar ye­ni bir nikâh ak­di ile is­ter­ler­se bi­ra­ra­ya ge­le­bi­lir­ler.

hamdi döndüren.

lorda teşekkür ettik.....

28 Ağustos 2007 18:20

- E N S A R -
Yasaklı

Burada İslâm hukukçuları arasında boşama ehliyeti bakımından tartışmalı olanlar sarhoşlarla ikrah altında eşlerini istemeyerek boşayanlardır. Sarhoşun durumu iki farklı şekilde ele alınıp incelenmiştir. Sarhoşluk verici maddeyi bilmeyerek veya zorla alanlarla ilâç gibi bir madde içinde meşrû bir şekilde alanlar bir grupta, bilerek ve isteyerek keyif verici bir madde olarak alanlar bir başka grupta değerlendirilmiştir. İslâm hukukçularının tamamı birinci gruptakilerin dinen ve hukuken sorumlu tutulmayacak bir durumda olduklarını ve bu sebeple bunların hukukî ve cezaî ehliyetlerinin bulunmadığını kabul etmektedirler. Buna göre bu grupta yer alan bir kimsenin eşini boşaması geçerli değildir.

Tartışmalı olan ikinci gruptakilerin durumudur. Hukukçuların ekserisine özellikle Hanefîler?e, İmam Mâlik ve Şâfiî?ye, Şa?bî, Evzaî ve Saîd b. Müseyyeb?e göre sarhoşun eda (fiil) ehliyeti tamdır; bunun sonucu olarak da boşaması geçerlidir. Hz. Osman, Ömer b. Abdülazîz, Hanefîler?den Tahâvî ve Kerhî, Şâfiîler?den Müzenî ve Hanbelîler?in bir görüşüne göre sarhoşluğun nasıl meydana geldiği değil, doğurduğu sonuçlar önemlidir. Dolayısıyla normal düşünme kabiliyetini kaybeden sarhoşun eda ehliyeti yoktur. Sonuçta boşaması da geçerli değildir.

Canı ve malı ağır bir şekilde tehdit edilen ve bu tehdidi başka türlü defetmeye gücü yetmeyen kimsenin (mükreh) boşamasına gelince Hanefîler bu kimsenin rızâsı yoksa da irade ve ihtiyarı vardır, dolayısıyla iradesinin sakatlandığı söylenemez, boşaması geçerlidir demektedirler. Hanefîler dışında İbrâhim en-Nehaî ve Şa?bî de bu görüştedir. Diğer mezhep hukukçuları ise aksi görüşü savunmakta ve can veya malın ağır bir şekilde tehdit edilmesini iradeyi sakatlayan bir sebep olarak görmektedirler. Bunlara göre ikrah altında yapılan boşama geçerli değildir. Çünkü boşayan kimse hür bir irade ile karısını boşamamıştır. Hukuk-ı Âile Kararnâmesi?nde de fakihlerin çoğunluğunun görüşü tercih edilerek baskı ve zorlama sonucu yapılan boşamaların geçersiz olduğu ifade edilmişti (md. 105).

Şaka ile yapılan talâk da hukukçuların ekserisine göre geçerlidir. Hz. Peygamber, ?Üç şeyin ciddisi de ciddidir, şakası da ciddidir: Nikâh, talâk ve talâktan dönme? (Ebû Dâvûd, ?Talâk?, 9, Tirmizî, ?Talâk?, 9; İbn Mâce, ?Talâk?, 13) buyurmuştur. Boşanmanın normal olarak herhangi bir mahkeme kararına gerek olmaksızın tek taraflı irade beyanıyla gerçekleşiyor olması böyle bir tedbiri gerekli kılmış olmalıdır. ÖTE YANDAN NE SÖYLEDİĞİNİ VE NE YAPTIĞINI BİLMEYECEK DERECEDE ÖFKELENMİŞ VE KENDİSİ ÜZERİNDEKİ KONTROLÜNÜ KAYBETMİŞ BİR KİMSENİN BOŞAMASININ GEÇERLİ OLMADIĞI DA GENELLİKLE KABUL EDİLMEKTEDİR.

DİYANET İLMİHALİ.

SONUÇ:SON CÜMLENİN BİR YORUM CÜMLESİ OLDUĞU AÇIKTIR.ŞAKA İLE VEYA SARHOŞ HALDE VEYA ZORLAMA ALTINDA OLAN KİŞİNİN TALAKI KABUL EDİLDİĞİNE GÖRE BUNUN DA KABUL EDİLMESİ GEREKİR.VE HANEFİ KİTAPLARINDA YAZAN BUDUR.O NEDENLE BU MESELEYİ SUİİSTİMAL EDİP BEN KIZGINKEN BOŞADIM DEMEK YETERLİ BİR MAZERET DEĞİLDİR.DİKKATLİ OLMALIDIR.

//////////BURDA EN ÖNEMLİ VE KRİTİK MESELELERDEN BİRİDE ZİFAFTAN EVVEL BOŞAMA MESELESİDİR://////////

SORU: Bir kimse, zifafa girmeden karısını boşarsa, boşanmış sayılır mı?

Hanefi mezhebine göre, bir kimse zifafa girmeden önce zevcesine: "Üç talakla boş ol" dese, zevcesi üç talakla boş olmuş olur.

Fakat, bir kimse üç sayısını telaffuz etmezde, üç defa ayrı ayrı "Boş ol." derse, bununla bir talak-ı bâin meydana gelir. İkinci ve üçüncü sefer boş ol demesi bir şey ifade etmez. Demek ki zifaftan önce olan bu tür boşamayla büyük ayrılık meydana gelmez.

Ayrılık; iki şey arasındaki uzaklık, mesafe ve evliliğin sona ermesiyle, birbirinden ayrılan eşler arasında meydana gelen durum. Bu durum, küçük ve büyük ayrılık (beynûnet-i suğrâ ve beynûnet-i kübrâ) olmak üzere ikiye ayrılır:

Küçük ayrılık: Boşanan eşlerin, yeniden nikâhlanarak evlenebilmelerine imkân veren beynûnettir. Şu durumlarda küçük ayrılık meydana gelir.

1. Birinci veya ikinci boşama hakkını kullanarak hanımını boşayan erkek, iddet (boşamadan sonra beklenilmesi gereken süre) esnasında hanımına dönmezse;

2. Erkek, hanımını bir mal karşılığında boşamışsa (muhâlea);

3. Evliliğe, hâkim son vermişse;

4. Nikâhtan sonra, fakat zifâf ve halvet-i sahîhadan önce (nikâhlanan nişanlıların, kimsenin göremiyeceği ve ansızın gelemiyeceği bir yerde başbaşa kalmaları) yapılan boşama ile meydana gelen ayrılık.

Boşanan eşler arasında küçük ayrılık meydana gelebilmesi için, kadının üçüncü boşama hakkı (son boşama hakkı) ile boşanmış olmaması şarttır. Aralarında küçük ayrılık meydana gelen kadın ve erkek yeniden evlenmek isterlerse, bütün şartlarıyla yeni bir nikâh kıyılmak suretiyle evlenebilirler. Koca, önceki mehri ödemiş olsa da, yeniden mehir ödemek mecburiyetindedir.

Büyük ayrılık: Boşanan eşlerin yeniden nikâhlanarak evlenebilmelerine imkân tanımayan beynûnettir. Erkek hanımını üçüncü, yani son boşama hakkı ile boşarsa aralarında büyük ayrılık meydana gelir. Mülâane suretiyle (bk. Liân) ayrılan eşler arasında da bu durum meydana gelir

28 Ağustos 2007 19:00

afira-niki
Kapalı

ensar lordun özel kalem müdürü mü ?

28 Ağustos 2007 20:21

mhmtdmr

burada bir problem yok... üç kere boş ol denmesi bir seferde tek boşamamı yoksa üç boşamayamı girer bu tartışılmış fıkıhta... ama genel analyış, tek seferde istersen yüz defa söyle bu bir boşamadır. yani arkadaşların nikahı caizdir. burdaki asıl problem resmi nikahtan önce dini nikahın kıyılması olayıdırki, sırf rahayt görüşebilelim diye insanlar bu yola gitmektedir. fakat bu hiçde uygun değildir. islam zaten evlilik kastıyla yapılan görüşmelerin hertürüne cevaz vermektedir. en kötü ihtimal söz yada nişan yapın ve insanların yalnış düşüncelerini engelleyin... çünkü dini nikahın bir bağlayıcılığı vardır. hem nikah kıyıp hemde sözlü hayatı yaşamak doğru değildir. ayrıca bu durum çok fazla istismar edilmektedir... öyleleri vardır ki, dini nikahlı görüştüğü kızdan ayrılmasına rağmen sırf ona olan kızgınlığından dolayı boşamamaktadır. başkasıyla dini nikahlı olup ayrılmadan bir diğeriyle resmi nikah kıyıp enlenen insanlar bile mevcuttur ki, haram işlemek zorunda kalmaktadır. çünkü karşı taraf bırakmaya yanaşmamaktadır. o yüzde iş kesinleşmeden, yani resmi nikah kıyılmadan dini nikah yapılması uygun olmamaktadır. çünkü bu nikahın resmi yaptırımı da olmamaktadır... ve istismara her şekilde açıktır. kadın burada her yönüyle madur edilebilir, çünkü bir hak talep edememektedir. geçmişte ise dini nikahın bir resmiyeti olup her iki taraf ta kadıya, yani mahkemeye başvurabiliyorlardı.. bu yönüyle de bugünkü şekliyle dini nikahın gerçekten dini olup olmadığı dahi tartışılmaktadır. ve fıkıhçıların çoğu hak talebi olmaması sebebiyle bu nikahı geşçerli saymamaktadır. sadece bir gelenek ve dini ritüel olarak sürdürüldüğünü kabul etmektedirler.

28 Ağustos 2007 23:10

kül bilge han
Kapalı

abdesti bozan şeyler imam nikahını da bozar:))

ayrıca orucu bozan şeyler de imam nikahını bozar:))

çok mu absürd oldu.

"imam nikahı" diye bi nikah var mı gerçekten? yaşar nuri muamelesi yapmayın lütfen:))

29 Ağustos 2007 10:38

Koş Hüda-ya
Yasaklı

KÜL KARDEŞ

dini nikahı genellikle imamlar kıydığı için imam nikahı diyorlar.yoksa sende kıyabilirsin yani.

2 şahit icap ve kabül okadar.

29 Ağustos 2007 11:16

enfal

boş ol boş ol boş ol...ne gülünç bişey

29 Ağustos 2007 11:18

enfal

koş hüda ya kardeş

...üstelik bidaha evlenebilmeleri için.3 ay bekleyip sonra normal olarak başkabir kişiyle evlenip sonra yine anlaşmalı olmayarak yani normal olarak boşandıktan sonra ancak ilk kocasıyla evlenebilirler diye biliyordum...

ya senin aklın mantığın u söylediklerine yatıyor mu? yanlış biliyorsun.

kuran ı kerim, boşanma ile ilgili ayetleri açıkça yazmış ien niçin felancaların sözleriye olayı bağlamaya çalışıyorsunuz. biraz araşttırın derim. kuran ı kerimden tabi ki...

29 Ağustos 2007 14:55

Koş Hüda-ya
Yasaklı

enfal asıl sen anla.

zaten bu fetvaları vernler büyük imezhep imamları değilmi.

onlarda kuran okumuyorlarmıydı.

yaw senin amacın nedir.

mezheplere karşımısın bilmiyorum ama karşıysan yalnış yoldasın.

sen mezhepsiz olmayacak kadar bilgili birimisinki.

çok büyük bir ilminmi var hayır.

mezhebimize göre koca 3 talakla eşini boşarsa bidaha bir araya gelmeleri için.

1.kadın iddet süresi bekler.

2.iddeti bitince normal olarak yani anlaşmalı olmayarak bir başkasıyla ewlenir.

3.eğer bu kişiylede normal olrak ayrılırsa işte ancak bu şekilde ilk kocasıyla evlenebilir.

29 Ağustos 2007 16:25

@sinem
Yasaklı

ya şimdi onlar boşanmışmı oldular ama onlar o olaydan sonra resmi nikahlarını kıyıp evlendiler,şimdi onlar dinen evli değil ama resmen evlimi oluyorlar,

30 Ağustos 2007 10:40

emre doğru
Kapalı

Resmi nikah kıyılmadan dini nikah kıymayınız

Maalesef dini nikah günümüzde kanınları istismar aracı olarak kullanılmaktadır,özellikle üniversitelerde bu çark çok acımasız kullanılmakta bir çok kız gözü yaşlı ailesinin yanına dönmek zorunda kalmaktadır.

Nikahın rüknü icab ve kabüldür.Şartı ise şahitlik ve mehirdir.

Mısır şeri mahkemesi mahkeme kararı olmadan tek yönlü boşanma iddialarnın geçerli olmadığı yönünde karar vermiştir.

Peygamberimizin de boşanma isteklerini geri çevirdiği örnekler vardır.

Resmi evrak düzenlenmeden bir arabadan bile sorumluluğumuzu kaldıramıyorken,bir sözle eşlerin yüz üstüne bırakılması insafsızlıktır.

bu tür boşanmalar rici talak çevresinde değerlendirilmesi lazım,bain talakın ise ancak mahkeme kararı ile oluşması lazım.

30 Ağustos 2007 17:24

..any..
Kapalı

"""boş ol boş ol boş bol""" SAÇMALIKTIR..

3 kere boşanma kişilerin isteği ile resmi yolla olmalıdır..

sözleri bu tip kalıplara bağlayarak olaki insanların kafalarını bulandırmak cahilliktir..

"emre doğru" ya katılıyorum...eline sağlık..

selamlar..

Toplam 31 mesaj
ANKET
MEB'in politika üretebilmesi için, öğretmen atamalarının taşraya devredilmesini ister misiniz?