Oturum açOturum aç / Parola hatırlat Üye olÜye ol

  
Editörler : FoRNoX
06 Nisan 2008 16:32  


Askeri personel ve Adi malüllük... Bilgisi olan varsa lütfen yazsın

2001 li uz.jandarmayım 2005 yılında geçirmişmiş olduğum ameliyat sonrası tsk da görev yapamaz raporu aldım.itiraz ederek syy nin 31 .maddesinden yararlanıp j.gn.k.lığgının belirttiği yerlerde belirtilen görevleri yapar raporu alarak görevime devam etmekteyim. sorum şu 10 yol dolduğunda ben nasıl ayrılabilirim maaşım ne kadar olur özlük haklarım nelerdir bilen bi silah arkadaşım varsa cevaplandırırsa sevinirim... saygılar

06 Nisan 2008 20:50

thk9
Yasaklı

değerli kardeşim

öncelikle geçmiş olsun.

sana TSK da görev yapamaz raporu vermişler ama sen ayrılmayıp itiraz etmişsin. ama şimdide 10 yıl dolunca nasıl ayrılabilirim diyorsun.Bunu seni küçümseme adına söylemiyorum.yani TSK da görev yapamaz ile ayrıldığında daha karlı olacakken,madem bu kadar kısa zamanda ayrılacaktın neden itiraz edip meslekte kaldın?Buna anlam veremedim.

kardeşim TSK da görev yapamazla adi malülen emekli olacaktın,emekli sandığının verdiği en az maaşı(şuan 650-700 ytl vardır)alacaktın vede OYAKtan, tam ve daimi maluliyet yardımını(32 milyar) alacaktın.

10 yıl dolunca (tabi birfiil,2011) yine o zaman ki endüşük maaşı ve OYAKtan 10 yıllık üyelik rezervini alacaksın.

Birde şuanki konumun ''Adi malul''mü?Çünkü yukarıda yazdıklarım o duruma göre.eğer değilsen 10 yıl dolunca sadece istifa etme hakkın olur.

malulsen,zamanı gelince matbu dilekçe,10 fotoğraf,1 as.kimlik fot.,4 suretNüf Cüz. Fot. ve Zati Tabanca Beyannamesi ile komutanlığa müracaat edeceksin.

emeklilik halinde özlük hakları normal emekli ile aynı,istifada ise SMF ve Kimlik kartı hakları biter.

sorulara cevap verebildiğimi umarım.

14 Nisan 2008 17:31

soldieralp

değerli abim öncelikle ilgin alakan için teşekkür ederim. evet itiraz ettim çünkü adi malüllükten ayrılmak için devlet memurlarında 10 yıl görev şartı vardı. oyüzden itiraz edip 10 yılımı doldurmak için göreve geri döndüm. şimdi merak ettiğim mesele ise 10 yıl dolduğunda tekrar mı sağlık raporu alacağım yada vereceklermi tsk da görev yapamaz diye bilmem anlatabildim mi?

14 Nisan 2008 21:34

romanj1971

10 yılını doldurduğunun zaman hastahaneye başvurup ilgili daldan görev yapamıyorum. diyeceksiniz. ve hastahane size tekrar rapor verecek ama 2001 liyim diyorsunuz.mutlaka OYAK daki yılınız 10 yılı doldursun. oyak'danda emekli olursunuz. geçmiş olsun.

16 Nisan 2008 00:39

Memurbey

2 - ÖZETİ:10 yıllık fiili hizmet süresini tamamlamadan aylıksız olarak adi malulen emekliye ayrılan davacının; 5434 Sayılı Kanunun 53 ncü maddesinde belirtilen tedavisi mümkün olmayan bir hastalığa yakalanması nedeniyle, başkasının yardımı olmaksızın yaşantısını sürdürme imkânı kalmadığı ve 5 yıllık fiili hizmet süresini de tamamladığı anlaşıldığından, adi malûllük aylığı bağlanması gerekir.

Dergi No:7

Karar Dairesi:AYİM.1.D.

Karar Tarihi:27.11.1990

Karar No: 90/13191044 EK.

Karar No:

16 Nisan 2008 00:43

Memurbey

27 - ÖZETİ:Sınıf değişikliği suretiyle TSK.?de hizmete devam imkanı mevcutken, kendi isteği üzerine adi malülen emekliye ayrılan,ancak fiili hizmet müddeti 10 yıl olmadığı için kendisine emekli aylığı bağlanamayan davacı astsubayın, 5434 sayılı Kanunun 53ncü maddesinden istifade ile emekli aylığına müstehak olabilmesi mümkün değildir.

Dergi No:15

Karar Dairesi:AYİM.1.D.

Karar Tarihi:20.06.2000

Karar No: E.1999/1206

Karar No: K.2000/671

16 Nisan 2008 00:47

Memurbey

29 - ÖZETİ:5434 Sayılı Kanunun 44 üncü maddesinde yapılan değişiklik öncesinde adi malül olduğu kabul edilen, ancak seçim hakları sınıf değişikliği yönünde kullandığı için bir başka sınıfa geçirilen davacının, 4699 sayılı Kanunla bu konuda geçici bir düzenleme öngörülmediğinden, 15 yıllık mecburi hizmet hükümlülüğünü tamamlamadan adi malûlen emekli olabilmesi imkanı bulunmamaktadır

Dergi No:17

Karar Dairesi:AYİM.1.D.

Karar Tarihi:28.05.2002

Karar No: E.2001/1470

Karar No: K.2002/865

16 Nisan 2008 00:53

Memurbey

ADİ MALULİYET

ÖZETİ:

Hakkında askerliğe elverişli olmadığına dair sağlık kurulu raporu düzenlenmesi nedeniyle sözleşmesi feshedilen uzman erbaşın fiili hizmet zammı ile birlikte 10 yıldan fazla hizmeti de bulunduğu anlaşıldığından adi maluliyet aylığı bağlanmaması işlemi hukuka aykırıdır.

Davacı vekili 14.10.2003 tarihinde AYİM kaydına geçen dava dilekçesinde özetle; davacının 29.06.1994 tarihinde Piyade Uzman Erbaş olarak göreve başladığını, göreve başlarken ve daha sonraki dönemde hakkında ?sağlam? olduğuna dair sağlık raporları düzenlendiğini, uzun süre OHAL bölgesinde başarılı bir şekilde görev yaptığını, sözleşme yenilemek amacıyla 19.02.2002 tarihinde sevk edildiği Manisa Askeri Hastanesi tarafından 3 ay hava değişimi verildiğini, daha sonra 13.06.2002 tarihinde de HBV enfeksiyonu tanısı ile 3 ay hava değişimi verildiğini, 10.10.2002 tarihinde ?Askerliğe elverişli değildir? kararı üzerine 29.06.2002 tarihinden itibaren sözleşmesinin fesh edildiğini, davacıya malüliyet aylığı bağlanması için davalı kuruma müracaat sonrasında davalı kurumun davacının durumunun 5434 sayılı yasanın 44 ncü maddesi kapsamına girmeyeceğine karar verilerek talebin reddedildiğini, davalı kurum tarafından tesis edilen işlemin hukuka aykırı olduğu belirtilerek işlemin iptali ile davacıya vazife malülü aylığı bağlanmasına ve yürütmenin durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Dava dosyası incelendiğinde; davacı uzman erbaşın 29.06.1994 tarihinde uzman erbaş olarak göreve başladığı, bu göreve devam ettiği sırada 19.02.2002 tarihinde 3 ay hava değişimini, 15.05.2002 tarihinde yine 3 ay hava değişimi kararı verilmesi üzerine 29.06.2002 tarihinde sözleşmesi sağlık sebebiyle feshedildiği, daha sonra ise Manisa Askeri Hastanesi Sağlık Kurulunun 10.10.2002 tarih ve 768 sayılı raporu ile ?kronik HBV enfeksiyonu askerliğe elverişli değildir? kararı verildiği, evrakının gönderildiği T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce ?Kişinin mevcut sağlık durumu çalışmaya engel değildir. Başka kurumlarda ve işlerde çalışabilir. Bu nedenle durumu 5434 sayılı yasanın 44 ncü maddesi kapsamına girmez? denilerek malüllük aylığı bağlanmaması yönünde işlem tesis edildiği, davacı vekilinin işlemin iptali davacıya vazife malüliyeti aylığı bağlanması ve 29.06.2002 tarihinden itibaren aylıklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle bu davayı açtığı görülmektedir. AYİM 3 ncü Dairesinin 06.11.2003 tarih ve Gensek:2003/2556, Esas No:2003631 sayılı kararı ile yürütmenin durdurulması isteminin reddine karar verilmiştir.

Öncelikle mahkeme heyetince dava konusunun belirlenmesi cihetine gidilmiş; bu bağlamda davacının sözleşmesinin sağlık nedeniyle feshedilmesinden sonra ilk olarak 30.01.2003 tarihli dilekçe ile davalı kuruma müracaat ederek kendisi hakkında ?malülen emeklilik işlemlerinin? uygulanmasını talep ettiği, davalı kurumun yaptığı inceleme ve araştırma neticesinde Sağlık Kurulunun 28.07.2003 tarihli incelemesinde ?kişinin çalışmasına engel sağlık durumu yoktur. Başka kurumlarda veya işlerde çalışabilir. Bu nedenle durumu 5434 sayılı yasanın 44 ncü maddesindeki kapsama girmez ? şeklindeki kararı üzerine davacıya malülen emekli aylığı bağlanamayacağına dair karar verildiği, davacı vekilinin dava açarken dava konusu olarak davalı kurumun yukarıda belirtilen 28.07.2003 tarihli olumsuz işlemin iptaline karar verilmesini, sonuç kısmında ise davacıya vazife malülü aylığı bağlanmaması işleminin iptaline karar verilmesini talep ettiği görüldüğünden dava konusunun emeklilik aylığı bağlanmaması işleminin iptali istemi olduğu sonucuna ulaşılmış, bu nedenle davacının durumu adi malüliyet ve vazife malüliyeti olarak ayrı ayrı değerlendirilmiştir.

Bu kapsamda konu ile ilgili yasal mevzuat incelendiğinde; 5434 Sayılı Emekli Sandığı Kanununun 44/1nci maddesi; ?Her ne sebep ve suretle olursa olsun vücutlarında hasıl olan arızalar ve düçar oldukları tedavisi imkansız rahatsızlıklar yüzünden vazifelerini yapamayacak duruma giren iştirakçilere (Malül) denir ve haklarında bu kanunun malullüğe ait hükümleri uygulanır? hükmünü amirdir.

Aynı Kanunun 53/1nci maddesinde; ?Adi malullük aylığı, fiili hizmet müddetleri en az 10 yılı tamamlamış bulunan iştirakçilerin fiili ve itibari hizmet müddetleri toplamına göre ve malullük dolayısıyla vazifeden ayrıldıkları tarihteki keseneğe esas aylık veya ücretleri ve 15nci maddenin (g) fıkrasında yazılı olanların tam aylık veya ücretleri tutarları üzerinden aşağıda gösterilen nispetlerde bağlanır? hükmü mevcuttur.

3269 Sayılı Uzman Erbaş Kanununun 10/1nci maddesindeki; ?Uzman erbaşlar ve bunların bakmakla yükümlü olduğu aile fertlerinin tüm sağlık işlemleri hakkında, 211 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu hükümleri uygulanır. Ancak, uzman erbaşların hava değişimi süresinin toplamı bir yıl içinde 2 ayı geçemez. Tedavi ve hava değişimi süresi 2 ayı geçenlerin Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilişikleri kesilir. Bunlardan barışta ve savaşta görev esnasında veya görev dışında görevlerinden dolayı bir saldırıya veya kazaya uğrayan veya bir meslek hastalığına yakalananların, iyileşinceye kadar ilişikleri kesilmez, izinli sayılırlar. Sıhhi arızası devam edenler ve kendisinden istifade edilemeyeceği anlaşılanlar hakkında T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümleri uygulanır? hükmü bulunmaktadır.

Aynı kanunun 16.09.1991 gün ve 460 sayılı ile 27.071993 gün ve 489 sayılı KHK?ler ile değişik 16/2 nci maddesi; ?Kendi kusurları olmaksızın hizmet sürelerinin uzatılmaması sebebiyle veya sözleşme süresini bitirip ayrılanlara, ayrıldıkları tarihte almakta oldukları net maaşları tutarının (bütün ödemeler dahil) iki katının hizmet yılları toplamı ile çarpımından bulunacak miktarda ikramiye verilir. İkramiye hesabında on yıldan fazla olan süreler dikkate alınmaz. İkramiyelerden damga vergisi hariç, vergi kesilmez. Ancak, emeklilik haklarını kazananlara bu ikramiye ödenmez. Bunlar hakkında, 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümleri uygulanır? hükmünü taşımaktadır.

Davalı kurum 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanununun 44/1 nci maddesindeki ?her ne suretle olursa olsun vazifesini yapamayacak duruma? gelme halinin tıp, hukuk ve mantık bilimleri ile Anayasa dahilinde değerlendirilmesi gerektiğini, ?uzman erbaş olamaz? kararı verilen ve hafif arızaları bulunan bazı iştirakçilerin 1111 sayılı Kanuna göre askerlik yapabildiklerini, Sandık Sağlık Kurulunun bilimsel bir heyet olarak raporları incelemeye ve hastalıkları değerlendirmeye yetkili olduğunu, aynı arızası olan asker iştirakçilerle olmayanlar arasında ayrım gözetilerek yapılacak bir uygulamanın Anayasada öngörülen eşitlik ilkesine aykırılık teşkil ettiğini ileri sürmektedir. Bu bakımdan ihtilaf konusunu ?uzman erbaş olamaz? raporlu iştirakçilere Emekli Sandığı Kanununun 44/1 nci maddesi hükmünün tatbik şekli oluşturmaktadır.

Her şeyden önce, 5434 sayılı Kanunun 44/1 nci maddesi hükmünün, somut olayda, uygulanıp uygulanamayacağı hususu, hukukî bir meseledir. Bu haktan yararlanan iştirakçiler arasında, farklı ve çelişkili durumların ortaya çıkması ise idarî bir sorun olup varsa eşitsizliklerin ve bu sonuçların kaldırılması, düzenleme yapma yetkisi olan yasama ve yürütme gücüne ait bir görev bulunmakla, mahkememizin yargısal işlevinin dışında kalmaktadır.

3269 sayılı Uzman Erbaş Kanununun ?göreve alınma? başlıklı 4 ncü maddesinde, uygun görülenlerin Yönetmelikle belirtilen esaslara göre çalıştırılabileceği; ?Hizmet Süresi? başlıklı 5 nci maddesinde sözleşme yaparak göreve başlamalarıyla T.C. Emekli Sandığı ile ilgilendirilecekleri, ?Tedavi başlıklı? 10 ncu maddesinde, sıhhi arızası devam edenler ve kendisinden istifade edilemeyeceği anlaşılanlar hakkında T.C. Emekli Sandığı Kanun hükümleri uygulanacağı; ?Başarı gösteremeyenler? başlıklı 12 nci maddesinde, ?Görevde başarısız olma, intibak edememe ve kendilerinden istifade edilememe halleri ve bunlara yapılacak işlemler, çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği; ?Özlük hakları? başlıklı 16 ncı maddesinde, kendi kusurları olmaksızın hizmet sürelerinin uzatılmaması sebebiyle veya sözleşme süresini bitirip ayrılanlara ikramiye ödeneceği, emeklilik hakları kazananlara maddede öngörülen özel uzman erbaş ikramiyesinin ödenmeyeceği ve bunlar hakkında 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerinin uygulanacağı; ?fiili hizmet süresi zammı? başlıklı 17 nci maddesinde, 5434 sayılı Kanunun 32 nci maddesinin (a) fıkrasında belirtilen fiili hizmet zammından yararlanacakları; ?Yönetmelik? başlıklı 119 ncu maddesinde personelde aranacak nitelikler sözleşmenin yapılması ve fesih sebepleri, görevde başarısız olma ve kendilerinden istifade edilememe halleri ve bunlara yapılacak işlem şekli, sözleşmenin uzatılmasında yapılacak esaslar gibi unsurların Milli Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığınca müştereken çıkarılacak yönetmelikle belirleneceği hüküm altına alınmıştır.

3269 sayılı Kanunun 17 nci maddesine göre düzenlenen Uzman Erbaş Yönetmeliğinin ?Sözleşmenin Uzatılmasında Uygulanacak Esaslar? başlıklı 12 nci maddesinin 4 ncü bendinde, istihdam edildikleri/edilecekleri kadronun görev özelliklerine göre sınıf ve branşları ile ilgili sağlık niteliklerine sahip olmak gerektiği; ?Görevde Başarısız Olma, Kendilerinden İstifade Edilememe Halleri ve Sözleşmenin Feshedilmesi Sebepleri? başlıklı 13 ncü maddesinin 2 nci bendinde, 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanununun 10 ncu maddesinde belirtildiği şekilde sağlık nedeniyle kendisinden istifade edilemeyeceği anlaşılanları TSK?den ilişiğinin kesileceği; ?Özlük Hakları Başlıklı? 19 ncu maddesinde, kendi kusurları olmaksızın hizmet sürelerinin uzatılmaması sebebiyle veya sözleşme süresini bitirip ayrılanlara emeklilik haklarını kazanmışsa özel ikramiye verilmeyeceği ve bunlar hakkında 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunun hükümleri uygulanacağı belirtilmektedir.

Bu hükümlerden anlaşıldığı üzere, özel bir Kanunla TSK?ne katılan uzman erbaşlar hakkında kendi kusuru olmaksızın hizmet sözleşmesinin uzatılmaması, yani sağlık sebebiyle sözleşmesinin feshedilmesi halinde T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümleri uygulanacaktır. Dolayısıyla uzman erbaşların emeklilik hakkını iktisap şekli, 5434 sayılı Kanuna göre tayin ve tespit olunacaktır. 5434 sayılı Kanunun adi malüllüğü düzenleyen 44/1 nci maddesinde, ?her ne surette olursa olsun vücutlarında hasıl olan arızalar ve düçar oldukları tedavisi imkansız rahatsızlıklar yüzünden vazifelerini yapamayacak duruma girme? hali maluliyet olarak tanımlanmakla, açık ve kesin bir şekilde arıza veya hastalıktan dolayı ?memuriyet vazifesinin yapılamaması? ilgilinin adi malül sayılması için yeterli görülmüştür. Bu objektif kriter karşısında, yasal düzenlemelerde aksi öngörülmedikçe ve kanunen cevaz verilmedikçe, kişinin halen çalışma yeteneğine sahip olması veya statü dışında bir takım görevleri yapabilecek kapasitede bulunması gibi subjektif kıstaslara müracaatla, ilgililerin malül olarak kabul edilmemesi mümkün değildir.

Hiç şüphe yok ki, muvazzaf askerlik hizmeti başta olmak üzere, bazı kamu hizmet ve görevlerini yürütenlerin özel bir statüye tabi tutulması, bu statünün gereği olarak da belli ve diğer memurlardan farklı sağlık özelliklerini taşıması, bunların kaybı, yani vazifesini yapamayacak hale gelenlerin statüden çıkarılması Kanun Koyucunun takdirine münhasır bir keyfiyettir. Bir kamu görevlisinin mahiyeti ne olursa olsun, aynı zamanda statünün kazanılması ve kaybedilmesi sonucunu doğuran bir arıza veya hastalıktan dolayı vazifesini yapamaması halinde, konunun mevcut mevzuata göre ele alınması lazımdır. Hal böyle olunca da, bir uzman erbaşın vazifesini yapamayacak durumda olması halinde, tesisi gereken bir şart işlem olarak, davacı hakkında 5434 sayılı Kanunun 44 ncü (ve şartları varsa 45 nci) maddesi hükmünün tatbiki zorunludur.

Türk Silahlı Kuvvetlerinde subay, astsubay, uzman jandarma, uzman çavuş statülerinde görev yapan ve silah altına alınacak yükümlülerle, silah altındaki erbaş ve erler ve yedek subayların ?sağlık yetenekleri?, yani statüleri ile sağlık durumları arasındaki hukuki bağ ve ilişki Bakanlar Kurulunca kabul edilip yürürlüğe konulan ?Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Yeteneği Yönetmeliği? ile belirlenmiştir. Diğer bir deyişle, 5434 sayılı Kanunun 44 ncü maddesinde belirtilen ?vazifesini yapamayacak duruma gelme? hali genel idari hizmetler sınıfında çalışıp çalışmama kriterlerine göre değil, TSK.nde değişik statülerde görev yapmakta olan personel yönünden ancak ve ancak TSK Sağlık Yeteneği Yönetmeliği ile tespit olunacaktır. Bu tespit yapılırken ise davacının sınıfı görevini yapamayacak duruma gelmiş olması yeterlidir. Bu bağlamda davalı kurumun ?TSK ile ilişiği kesilmiş bir kişinin 44 ncü madde gereği malüllüğünün incelenemeyeceği, 54 ncü madde gereği incelenen bir kişinin ise TSK SYY?ne göre incelenmesinin uzman erbaşlara bir ayrıcalık getirdiğine? şeklindeki savunmasına itibar edilmemiştir. Zira davacı uzman erbaş olarak görevli iken rahatsızlanmış ve bu rahatsızlığı nedeniyle vazifesine son verilmiştir. Vazifeye son verilirken hakkında TSK Sağlık Yeteneği Yönetmeliği uygulanması ve işlemlerin de buna göre tesisi yasal zorunluluktur.

Yeri gelmişken belirtelim ki, 5434 sayılı Kanunun 44/1 nci maddesindeki imkan sadece uzman erbaşlara değil, diğer TSK mensuplarına, yani subay ve astsubaylara ve 657 sayılı Kanuna tabi devlet memurlarına da tanınmış olup, bunlardan vazifesini yapamayacak durumda arızalananların ve hastalananların, adi malül olarak emekliye sevklerini istemeye hakları vardır. Nitekim, Emekli Sandığı da bugüne kadar bu doğrultuda uygulama yapagelmektedir.

Bundan başka, adi malül kabul edilen uzman erbaşların bir kısmının arıza veya hastalıklarının nispeten hafif ve önemsiz bulunmasından dolayı, başka memuriyet görevleri yapabilecek durumda ve hatta aynı arıza veya maluliyeti olanların halen devlet memuru olarak çalışmak zorunda oldukları ileri sürülebilir ise de, kuşkusuz, bu husus yasama organı tarafından bunu önleyecek bir düzenleme yapmak veya idarenin bütünlüğü ilkesi çerçevesinde idari organlar arasında TSK Sağlık Yeteneği Yönetmeliğine bir hüküm koymak suretiyle halli gereken bir mesele olmakla, yargı faaliyetinin ve dolayısıyla mahkememizin görevi dışında kalan bir konudur.

Bu açıklamalar çerçevesinde davalı kurum tarafından davacı hakkında tesis edilen adi malül kabul edilmeme işleminin sebep unsuru yönünden hukuka aykırı olduğu sonucuna varıldığından işlemin iptaline karar verilmiştir. Diğer yandan davacının durumu vazife malüliyeti açısından da incelendiğinde; vazife malüllüğünün anlam ve kapsamı diğer bir anlatımla hangi malüllüklerin ?vazife malüllüğü? sayılacağı 5434 sayılı Kanunun 45 nci maddesinde düzenlenmiştir.

Anılan maddede bu hususta aynen; 44 ncü maddede yazılı malullük;

a) İştirakçilerin vazifelerini yaptıkları sırada vazifelerinden doğmuş olursa,

b)Vazifeleri dışında kurumların verdiği her hangi bir kuruma ait başka işleri yaparken bu işlerden doğmuş olursa,

c) Kurumların menfaatini korumak maksadıyla bir iş yaparken o işten doğmuş olursa (Maksadın ilgili kurumca kabul edilmesi suretiyle),

ç) Fabrika, atölye ve benzeri işyerlerinde işe başlamadan evvel, iş sırasında veya işi bitirdikten sonra, o iş yerinde husule gelen ve yine o işyerinin mahiyetinden veya çalışma konusundan ileri gelen kazadan doğmuş olursa; buna (vazife malullüğü) ve bunlara uğrayanlara (vazife malulü ) denir.? hükmü yer almaktadır. 45 nci maddedeki bu tanımlamadan anlaşılacağı üzere, ?vazife malulü sayılabilmek için malullüğün; vazifenin yapılması sırasında ve vazifeden doğmuş bulunması ve bu iki hususun birlikte gerçekleşmesinin koşul olması gerekmektedir.

Davacının hastalığı askerlik hizmeti esnasında yakalandığına ilişkin iddiaları tartışmasız ortaya koyan bilgi ve belgenin de dosyada mevcut olmadığı anlaşılmaktadır. Diğer yandan 5434 sayılı Kanunun 11 nci maddesi gereğince vazife malullükleri konusunda yetkili bulunan Emekli Sandığı Sağlık Kurulunun tespitine göre de hastalığın bünyesel bir hastalık olduğunun belirtilmesi karşısında, askerlik vazifesinin sebep ve tesirinin silah altına alınan ve aynı koşuldaki her askere aynı etkiyi yapması hali dışında, kişinin bünyesinin, bağışıklık sisteminin zayıf olması nedeniyle meydana çıkabilecek rahatsızlıklar ve malûliyetlerin vazifeden kaynaklanmış olduğunu ve uygun bir illiyet bağının bu şekilde kurulmuş olabileceğini kabul etmek, yaşamın olağan akışına ve 5434 sayılı Kanunun bu konuda öngördüğü esaslara da aykırı düşmektedir. Bu nedenle davacının bünyesel olduğu kanaatine varılan Hepatit-B rahatsızlığı nedeniyle vazife malülü sayılmasının mümkün olmadığı sonucuna ulaşılmış, davacının adi malül sayılması gerektiği dikkate alınarak bu hususa da işaret edilmekle yetinilmiştir.

Bilindiği üzere, konusu bir miktar paranın ödenmesinden ibaret olan borçlarda, borcun doğduğu veya muaccel olduğu tarihten ödemesinin yapıldığı tarihe kadar bir süre geçmiş olabilir. Verilmesi gereken hakkın doğum tarihi ile verildiği tarih arasında bir süre geçmiş ise alacaklının mal varlığında bir eksilme meydana gelmiş olacaktır ve bu eksilmenin telafisi gereklidir. İşte faiz, borçlunun borcunu ödemesi gereken tarih ile ödediği tarih arasındaki süreden faydalanması nedeniyle alacaklıya, kanun veya sözleşme gereğince ve bir oran dahilinde olmak üzere ödenmesi gereken para miktarıdır. Faiz borcu hukuki mahiyeti itibariyle fer?i bir borçtur. Zira faiz borcunun doğum ve hatta kural olarak varlığı, asıl borcun doğum ve varlığına bağlıdır. Faiz alacağın bir bölümü olmayıp, onun fer?i niteliğinde ve fakat ayrı bir alacaktır. Faizin talep şekli ?Borçların fer?ilerin sükutu? başlıkla Borçlar Kanununun 113 ncü maddesinde düzenlenmiştir.

Her ne kadar davalı kurum 5434 sayılı Kanunda Sandıktan olan alacakların faizi ile birlikte ödeneceğine dair bir hüküm yer almadığını belirtmekte ise de; yukarıda açıklandığı üzere davacıya ödenen asıl alacağının (aylıklarının) haksız ve geç ödenmesinden kaynaklanan mal varlığındaki eksilmenin telafisine yönelik olarak yasal faiz uygulanması gerektiği kanaatine varılmıştır.

Ancak her ne kadar davacı vekili 29.06.2002 tarihinden itibaren malüliyet aylığı bağlanmasını ve bu tarihten itibaren yasal faiz uygulanmasını talep etmiş ise de; tahsis dosyasındaki belgelerden, davacı hakkında Manisa Askeri Hastanesince 19.02.2002 tarihinde üç ay hava değişimi kararı verildiği, 15.05.2002 tarihinde yeniden 3 ay hava değişimi verildiği, sonrasında bir yılda iki aydan fazla istirahat alması nedeniyle sözleşmesinin 29.06.2002 tarihinde sağlık sebebiyle feshedildiği, ancak davacının malüliyetinin tespitine ilişkin kesin raporun Manisa Askeri Hastanesi Baştabipliğinin 10.10.2002 tarih ve 768 sayılı Sağlık Kurulu raporunda ?kronik HBV enfeksiyonu askerliğe elverişli değildir? kararı ile verildiği, davacı hakkında malüliyet kararının açıkta iken verildiği dikkate alındığında davacı hakkında 5434 sayılı Kanunun 91/c maddesine göre kurumuna müracaat tarihini takip eden aybaşından itibaren adi malûliyet aylığı bağlanması gerektiği, davacı hakkındaki söz konusu kesin rapordan sonra ilk olarak 30.01.2003 tarihli dilekçe ile davalı kuruma müracaat ederek malüliyet aylığı talebinde bulunduğu, bu dilekçenin 30.01.2003 tarihinde davalı kurum kayıtlarına girdiği dikkate alındığında malüliyet aylığının 5434 sayılı Kanunun 91/c maddesine göre 31.01.2003 tarihini takip eden ay başından (Şubat 2003) itibaren bağlanması ve bu tarihten itibaren aylık ve emekli ikramiyesine yasal faiz uygulanması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

Yukarıda açıklanan sebeplerle;

Davacının adi malül kabul edilmemesi ve adi malül aylığı bağlanmaması işleminin İPTALİNE,

Dergi No:20

Karar Dairesi:AYİM 3.D.

Karar Tarihi:03.06.2004

Karar No: E.2003/631

Karar No: K.2004/895

16 Nisan 2008 01:20

Memurbey

Merhaba.Arkadaşlar, tam olarak bilmediğimiz konularda fikir beyan ederek,soru soranı ve cevapları okuyanları yanıltmayalım.Yukarıdaki kararlar,Devletin tüm kurumlarını bağlayıcı olan Askeri Yüksek İdare Mahkemesine ait kararlardır.10 yıl hizmet demek,10 yıl süreyle bilfiil memur olarak çalışmak demek değildir.Görev yapılan sürenin 4'te 1'i,yapılan görev fiili hizmet zammına tabi ise görev süresine eklenecektir.Ayrıca varsa zorunlu askerlik hizmeti,ssk,bağkur gibi hizmetlerde süreleri kadar eklenecektir.Bu birleştirme sonucunda 120 ay dolmuşsa,yasa açıktır,emekli olunabilir.Ancak bu arkadaşımız,ayrılmayıp göreve devam ettiği için 10 yıl mecburi hizmete tabi midir?Sonradan alınan rapor,ilk raporun sıhhatini etkilemiş midir?Hangi rapor geçerlidir?Bunu bilemiyorum.Sosyal Güvenlik Kurumlarına tabi tüm hizmetler,varsa zorunlu askerlik hizmeti ve fiili hizmet zammı toplamı en az 120 ay ise kurum aracılığıyla emeklilik dilekçesi verilip,sonuç öğrenilebilir.En sağlıklı yol budur.2011 yılını beklemeye gerek yoktur.Saygılarımla.

16 Nisan 2008 20:20

efekaan24

memurbey

iyi akşamlar vermiş oldugunuz bilgilerden ve bu tür konularda bizlere yardımcı oldugunuz için tşk ederim..

16 Nisan 2008 21:15

thk9
Yasaklı

memurbey kardeşim

ben 2011'i söylerken amacım OYAK faizli birikiminide almasıdır.

yoksa fiili hizmet zammını unutmuş değilim.Amacım arkadaşımızın 8 yıl hizmet + 2 yıl fiili hiz.zammı.ile 10 yılı doldurup bazı haklarını bırakıp pişman olabileceği bir durumun olmamasıdır.

Evet verdiğiniz mahkeme kararları ve bilgilendirme kafalardaki soru işaretlerini yokedecek kadar açıktır.teşekkürlerimi sunarım.

16 Nisan 2008 23:44

halpaguter

''yasal düzenlemelerde aksi öngörülmedikçe ve kanunen cevaz verilmedikçe, kişinin halen çalışma yeteneğine sahip olması veya statü dışında bir takım görevleri yapabilecek kapasitede bulunması gibi subjektif kıstaslara müracaatla, ilgililerin malül olarak kabul edilmemesi mümkün değildir.''

denmesine rağmen alacağın raporda eğer fikri ve bedenen çalışamaz yazmıyorsa

oyak gata ya yazı yazıyor ve gata da bu kişi asker olamaz derse ama fikri olarak sivilde çalışabilir gibi subjektif bir ek raporla malül yada adi malül yada vazife malulü olan kisinin oyak tan albay üye aidatı nın 20 katı verilen tazminatın verilmeme durumu yaratılabiliniyor.

İtiraz etsende AYİM de ek rapor doğrultusunda,tazminatın verilmemesi kararını verebiliyor.Anlayacağın oyak tazminatın da garanti değil

Yanılmıyorsam oy birliği ile verilen karalara da Türkiyede itiraz hakkın kalmıyor.Geriye sadece avrupa insan hakları seçeneğin kalıyor.Onun için sağlık raporunu alırken askerliğe eşverişli değildir yazısı yeterli olmayıp açık ve seçik olarak fikren ve bedenen çalışamaz yazdırmanı tavsiye ederim.Nerden biliyorsun dersen adi malül oldum , iki iç organım yok otuz iki dikişli bir vucudum var.Ama gata nın oyağa verdiği ek raporla fikren çalışmasına engel değil dedikleri için, tazminatımı alamadım.Ayim dava açtım ayim ek rapor doğrultusunda karar verdi ve davayı kaybettim.

Şimdi ne mi yapıyorum iş aramıyorum nedenmi sapasağlam insanlara kpds soruluyor, yaş soruluyor,torpil soruluyor ben nedeceğim kpds ye girmedim? girsem ne olacak kazandım farzet yaş tutmuyor,sağlık desen en küçük soğuk algınlığında günlerce yatakta kalkamayan ağır kaldırınca ameliyat yerleri ağrıyan insanı kim ne yapsın?Hade diyelim ki çalıştım çarşıda limon sattım bağkur kapsamına gireceksin zaten çıkan ve çıkacak yeni sosyal güvenlik kanununa göre maaşın dn kesintiye gidilecek vs.vs tüm olumsuzluklar ardı ardına gelecek.Bunları ne gata nede ayim düşünüyor fikri olarak çalışır ifadesi oyak sosyal güvenlik kurumunu koruyan bir karar olarak karşına çıkacak.

Onun için senin orduya hizmetin hiç önemi yok eğer 10 yıl tamamlamadınza ha atılmışsın ha ayrılmışsın fark etmez.Emekli maaşı bile bağlanmaya bilir yukarıda arkadaşın verdiği örnek gibi itirazını yap ve iyibir avukatla mahkemeye git yoksa şansın 1/2 ona göre maaş bile alamazsın.Dilekçeyle emekli sandığına hizmet toplamını sor.Bir fiil çalışma yılı+askerlik borçlanman ve yıpranma tazminatının toplamı kaç yıl çıkar heseplat.Yıpranma tazminatı değişiktir,tam bir yılda 3 ay düz asker personele verilir,6 ay verilen durumlar olduğu gibi 1 yıla bir yıl verilen de vardır.Git mly şubene yıl sonunda yatırılan

fiili hizmet cetvellerine bak.Bunlara hizmet yılını ve varsa borçlanmanı ekle.En sonunda da dediğim gibi ekletebiliyorsan fikri ve bedenen askerliğe elverişli değildir yazdırabiliyorsan yazdır.

17 Nisan 2008 01:42

Memurbey

Burada şunu belirmeden geçemeyeceğim:Oyak kurumuna,ilgili yasasında, süper ayrıcalıklar tanınmış.Oyak mensuplarının yaptıkları göreve bakınca, bu ayrıcalıkları sağduyuyla karşılayabiliyorum.Ama, 12 ay askerlik hizmeti yapacakları daha başından kanunla belli olan Asteğmen arkadaşlarımıza,terhis olduktan sonra sistemde 3 yıldan az kaldıkları için kesintilerinin ödenmemesini kabullenemiyorum.Saygılarımla.(Askerliğimi er olarak yaptım)

18 Nisan 2008 01:48

pegasus0606
Kapalı

merhaba 6.derece vazife malülü olarak emekliye ayrılacagım tskda görev yapamaz raporu verildi ögrenmek istediğim tam ve daimi malül olarakmı oyakdan yardım alacagım yoksa kısmi daimi olarakmı yardım alacagım teşhis:kötü kaynama dirsekde tama yakın hareket kısıtlılığı cevaplarınız için teşekkür ederim

20 Nisan 2008 13:44

soldieralp

bütün arkadaşlarıma verdiği destekten ötürü tşk ederim. Ama inanın ki kafam hala karışık

20 Nisan 2008 13:59

soldieralp

Kafam karışık demiştim ya arkadaşlar bu cuma günü 18 nisanda yani peryodik muayene işlemlerim bitti ve heyete girdim tekrar D-45 f/9 kararı çıktı yani geçirmiş olduğum ameliyata(kolelithizasis + t tüp üzerinden koledokokoledokostomi-safra yolları yaralanması) istinaden ayrı kararı verdiler bende Gata Prof. kurulundan aldığım J.Gn.K.lığının belirttiği yerlerde belirtilen görevleri yapar raporunu gösterdim. heyet tartıştı bu bizi aşar p.tesi bidaha kurula gireceksin bu devam eder raporuna istinaden bizde aynını vereceğiz dediler çıktım geldim. Şimri 2011 yılında yine tsk da görev yapamaz raporu verseler bile benim göreve devam eder raporum engel mi olacak ben adi malullükten emekkli olamayacak mıyım?

20 Nisan 2008 19:39

özönder

merhaba arkadaslar,

ben 2002 mezunu bir uzman jandarmayım.aynı yılın sonunda rahasızlandım ve 2003 yılı basında rahatsızlıgımla ılgılı olarak tarafıma sınıfı gorevını yapamaz.tsk yonetmelıgının 2 nolu gorevlerı yapar seklınde rapor verıldı.akabinde bana emekli sandıgından malum belgeler geldi kabul etmedım ve meslegımı ıcra etmeye devam ettım.sorum su;

1.Rahatsızlıgımdan dolayı stajerlıgım gec kalktı 2003 temmuz yanı kendı devrelerımden 3-4 ay sonra asaletım tasdık oldu.rahatsızlıgımla ılgılı olarak her yıl ılac raporu alıyorum.Emeklı sandıgımdan ılk defa kagıt geldıgınde emeklı olmadım cunku haklarımı elde edebılmem ıcın 3466 sayılı kanuna gore 10 yıllık mecburı hızmet suremı tamamlamam gerektıgı yazıyordu.

2.Aklıma takılan soru su 10 yıllık mecburı hızmetım ne zaman bıtecek(1 temmuz 2003 te asaletım tastık oldu.stayerlık mecburı hızmetten sayıldıgı solenıyor)

3.10 yıllık mecburı hızmet surem doldugunda bırakıcam daha dogrusu buyuk ıhtımalle hastane tsk gorev yapamaz verecek.(adi malul)

Prosudur nedır nerelere basvurucam nerelerde gelır elde edecegım sıvılde hangı ıslerı yapabılırım kısıtlama olacakmı tsk dan ayrıldıgım ıcın saglık raporu maddem B-15 F2

bılgısı olan arkadasların aydınlatmasını ıstıyorum tesekkurler...

03 Ağustos 2008 00:42

cavdar03

thk9 kardesime sesleniorum kılo sorunum yuzunden adi malul olarak emekliye ayrıldım yıpranma ve askerlik borclanmasıyla 10yıl 3 ay gorevim cıktı OYAK a 6 yıl aidat yatırdım emekli olmama rağmen oyak bana sadece ana paramı odedi sebepse iyileşme ihtimalimin olmasıymıs tsk da gorev yapamaz raporu oyak için onemli değil emekli sandığı adi malul olarak emekli yapmış oda onemli değil koskoca onemli olan tek şey turkiye kurumlarının verdiği karar değil OYAK kurumunun verdiği karar onemliki ana param haricinde 1kusrus para vermedi,konuyu yazan arkadasıma soyliyceklerim cok basıt 10 yılı doldurduysan tsk da gorev yapamaz raporun varsa sağlık sorunun mesleki ise vazife,, mesleki değilse adi malul olrsun.emekli sandığı seni emekli etmiyor baska kurumda calısırsın diosa o zaman arkadas donucen sırtını kendi krumuna sen bana iş görmez dion bak emekli sandığı calısır dio senin kanununda bana emekli olcamı soledin olamıyorum diyerek dava acıcan baska yolu yok ALLAH sana sabır ve selamet versin yardımcın olsun kardes

03 Ağustos 2008 00:52

cavdar03

özönder kardes baskasına yazdım senın bolumunde yayınlandı anlamadım ama sanada birkac sey soyliyim 1 temmuz 2003 asaletinin tasdik olduğu tarih yıpranmanla beraber 2011 yılı temmuz ayına 8 yılın ve o tarihe kadar 2yıl da yıpranman olduğu için 1 temmuz 2011 yılında malul emekli olursun ama askerlik borclanmanı yaptıysan bu sureyi askerliği borclandığın süre kadar geri cekersin tabi bu sartlar daha once hiç sigortan yok ise varsa bildiğim kadarıyla onlarda seni daha evvel malul emekli edio.. emeklilik süreci kurumun ve emekli sandığı arasında gecer seni sadece beklersin ara sıra emekli sandıgı ve kurumunu arayıpbilgi al fazlada yapacak bişey yok zaten

04 Ağustos 2008 22:31

thk9
Yasaklı

cavdar03 kardeşim

bana hitaben yazdığını belirtmişsin,sebebi nedir?

10 yılı doldurmayan OYAK üyesine sadece birikmiş parası veriliyor.bu bilmediğimiz bir durum değil.Ayrıca OYAK ta tam ve daimi maluliyet yardımı ve kısmi maluliyet yardımlarıda var.Tabi bunlarda kalıcı olan rahatsızlıklar için.Şİmdi bunlar bilinen şeylerken bana hiç bir şey verilmedi diyorsun.Verilmez tabi,verilmesini gerektiren şartlar oluşmamışki.

Kendi kurumumuzda çalışamaz deyip,emekli sandığının çalışır deme durumu diye bir şey yok.Emekli sandığı Maluliyet kararını TSK Sağlık Yet.Ynt.liğine göre değerlendirir.Yani Askeri hastane yönetmeliğe uygun olarak teşhiş ve kararı belirtmişse emekli sandığı sağlık kurulu da aynı karara uyar.Yok uymazsa AYİM uydurur.(ben bu konuda 1 iptal davası ve 1 de tazminat davası kazandım.)

özönder

10 yılın hesabı 8 yıl bir fiil + 2 yıl fiili hizmet zammı şeklindedir. 10 yılı doldurup karar alındıktan sonra(sınıfi Görevini Yapamaz) emekli olmayıp devam edenlerin emeklilik hakları 15 yıla tabi oluyor.Hatırlatma.

senin 30 ağustos 2002 de stajerde olsa Uzm.j.olmuşsun.Yani 15 EYLÜL 2008 itibariyle emekli sandığınada kesenek kesilmiş.Demekki 10 yılı doldurma tarihi 30 AĞUSTOS 2010 dur.

En iyisi sen 10 yılı dolduruca bu konuyu değerlendirelim.Mevzuat değişken biliyorsun.

19 Ağustos 2008 14:08

fantomas

Merhabalar.Kardeşim 2001 yılında Tunceli'de Uzman Jandarma Özel Harekat mensubu iken 9 kurşun yiyerek yaralandı.3 ay hasatanede tedavi gördü .Tedavi sonucunda yine görevine döndü fakat masa başında görev verdiler.Şu an da hala çalışmakta.Sorum şudur;Çevremde bir parmağından veya 1,2 kurşun yiyerek yaralamnmış,görünüşte hiç bir şeyi olmayan malülen emekli olmuş jandarma uzman arkadaşlar var.Acaba benim kardeşim de bu tarihten sonra başvuruda bulunsa emekli olabilir mi?(malülen).Vereceğiniz cevaplar için şimdiden teşekkür ederim

Toplam 35 mesaj