Oturum açOturum aç / Parola hatırlat Üye olÜye ol

  
Editörler : portakallı ördek
«747576777879808182838485»
10 Haziran 2009 08:53

falso

sevenseleep kardeşim, uniemo kardeşimiz haziran ortasına kadar forma gireyeceğini yazmıştı merak ettiğin için söylüyüm dedim :)

Selametle kalın...

10 Haziran 2009 09:29

anadoluhatay

dava arkadaşlarım günaydın herkese kly gelsin.

güzel bir gün olması ve hayırlı haberler almak temennisiyle demek istiyorum ama şuan gözüken elde neresi varsa satılması yönünde çalışmalar hızla devam ediyor tek satılmayan yer cepleri dolan bir kaç kişi...... fazla detaya girmek istemiyorum belki bazı şeyler yanlış anlaşılır diye

aydınlık günler yakın inş gelecek bizim için hayırlı olacak

10 Haziran 2009 14:34

gentr

arkadaşlar her nedense formda bi durgunluk söz konusu mahkeme sonucunu beklemedeyiz galiba ayrıca 20 haziran toplanma işi yattı mı??

10 Haziran 2009 15:36

ömer341

adaletin bu mu adalet.....tabi olduğumuz kanunlar hariç herşeyimiz aynı olan pesoneller ünvan değişikliği,görevde yükselme,sendikal hak bunlarla uğraşırken biz neyle ya sabır.. 367 krizini ne çabuk unuttular.. bu uygulamanın bize yapılan bu haksızlığın 367 kriziyle hiç bir farkı yok ama maalesef kalp gözleri kapanmış makam sevdasına kapılmışlar...Allah Allah diyosunuz ama ben diyorum Allahtan korkun...

10 Haziran 2009 22:52

kas.ra

4046 sayılı yasada 2005 yılında(15.07.2005 tarihinde resmi gazetede yayınlanan) yapılan değişiklik teklifi amaç ve diğer unsurları ayrıntılı incelememizi sağlayacak metin.

www.diaport.com.tr 'den alıntı yaptım. bu site mevzuat ve içtihat arama motoru işlevi gören yararlı bir site. 4046 ile ilgili sonuçlanmış davalarıda vermekte.direk bizim dava gibi emsal bi dava olmasada incelemekte yarar var...

5398

Özelleştirme Uygulamalarının Düzenlenmesine ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile Ankara Milletvekili Salih Kapusuz?un; Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi

( Genel Gerekçe )

T.C.

Başbakanlık

Kanunlar ve Kararlar Genel Müdürlüğü

Sayı B.02.0.KKG.0.10/101-593/2496

31.05.2005

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Maliye Bakanlığınca hazırlanan ve Başkanlığınıza arzı Bakanlar Kurulunca 23.05.2005 tarihinde kararlaştırılan ?Özelleştirme Uygulamalarının Düzenlenmesine ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı? ile gerekçesi ilişikte gönderilmiştir.

Gereğini arz ederim.

R. Tayyip Erdoğan

Başbakan

GENEL GEREKÇE

Kanunda öngörülen değişiklikler ile bazı kavramların farklı anlaşılması ve yorumlanması nedeniyle oluşan kargaşanın giderilmesi, yoruma muhtaç veya uygulamada tereddüt yaratan bazı hükümlerin tereddüde ve yoruma mahal bırakmayacak şekilde açık ve net bir şekilde düzenlenmesi ve terim ve kavram birliğinin temini suretiyle açık ve anlaşılır bir kanun metnine ulaşılması amaçlanmıştır.

Öte yandan, 4046 sayılı Kanunun 18 inci maddesinde yer alan, "Belirli istekliler arasında ihale usulü"nde zaman içersinde karşılaşılan uygulama zorluklarını giderebilmek ve bu ihale usulüne işlerlik kazandırabilmek amacıyla anılan Kanunda yer alan diğer ihale usullerinde aranan bazı koşullardan istisna tutularak, ayrı bir ihale usulü olarak yeniden düzenlenmiştir.

Yine, 4046 sayılı Kanunun 21 inci maddesinde yer alan iş kaybı tazminatı ile 22 nci maddesinde yer alan nakle tâbi personelin nakline ilişkin hükümlerde uygulamada karşılaşılan ve hukuki ihtilaflara sebep olan bazı hususlar yeniden düzenlenmek suretiyle hukuki ihtilafların en aza indirilmesi amaçlanmıştır.

Ayrıca, 3194 sayılı İmar Kanunu ve 3621 sayılı Kıyı Kanununda uygulamada karşılaşılan sorunların giderilmesine yönelik bazı düzenlemeler yapılmıştır.

Diğer taraftan, Türk Telekom A.Ş?nin özelleştirilerek alıcıya devredilmesi sırasında, anılan Şirketin verdiği hizmetlerin aksamaması için, Şirket personelinden gerekli görülenlerin bir süre daha Şirkette çalışmaya devam edeceklerine ilişkin düzenleme yapılmıştır.

HÜKÜMETİN TEKLİF ETTİĞİ METİN

ÖZELLEŞTİRME UYGULAMALARININ DÜZENLENMESİNE VE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME-LERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUNDA VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TASARISI

Madde - 1.

24.11.1994 tarihli ve 4046 sayılı Kanunun adı "Özelleştirme Uygulama-ları Hakkında Kanun" olarak değiştirilmiştir.

Madde - 2.

4046 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin (ı) bendinde yer alan "sair akitler yoluyla tasarruf etmelerine" ibaresinden sonra gelmek üzere "2942 sayılı Kanunun 30 uncu maddesi uyarınca işlem tesis edebilmelerine," ibaresi eklenmiş, aynı maddenin (n) bendinde yer alan "kapsamına" ibaresi "programına" olarak değiştirilmiştir.

Madde - 3.

4046 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin altıncı fıkrasında yer alan "maddesinde yer alan oran ve miktarları geçmemek üzere" ibaresi "maddesinde yer alan hükümler çerçevesinde" şeklinde değiştirilmiştir.

Madde - 4.

4046 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"b) Bu Kanunun 22 nci maddesi gereğince yapılacak ödemelerde,"

Madde - 5.

4046 sayılı Kanunun 18 inci maddesinin (B) bendinin (c) alt bendinde yer alan; "Değer tespit sonuçları, kuruluşun özelleştirilmesine ilişkin ihale sonuçlarının onaylanmasını müteakip İdare tarafından kamuoyuna duyurulur." ibaresi "Değer tespit sonuçları, kuruluşun özelleştirme işlemi tamamlanarak devir sözleşmesinde yer alan yükümlülüklerin yerine getirilmesinden sonra kamuoyuna duyurulur." şeklinde değiştirilmiş, (C) bendinin (c) alt bendinde yer alan "Pazarlık usulü" ibaresi ile başlayan paragrafın birinci cümlesinin sonuna "Sermayesindeki kamu payı yüzde onbeşin altında olan iştirak hisselerinin özelleştirilmesinde birden fazla teklif alınması şartı aranmaz." ibaresi eklenmiş ve "Belirli istekliler arasında kapalı teklif usulü" başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Belirli istekliler arasında ihale usulü: Çıkılan ihaleden sonuç alınamaması halinde, Kurulun onayı alınmak kaydıyla belirli istekliler arasında ihale usulü ile ihale yapılabilir. Bu usulle yapılacak ihaleler için alınacak tekliflerde teknoloji, yatırım, üretim ve istihdam şartlarından hangisinin veya hangilerinin aranacağı ve diğer esaslar hazırlanacak ihale şartnamesinde belirtilir. Hazırlanacak ihale şartnamesi çerçevesinde istekli veya isteklilerden proje ve taahhütlerini içeren teklifleri alınır. Tekliflerin alınmasından sonra istekli ya da isteklilerle tek tek veya müştereken görüşme yapılmasına ihale komisyonunca karar verilir. Yapılacak görüşmeler sonucunda ihale sonuçları karara bağlanmak üzere İdarece Kurula sunulur."

Madde - 6.

4046 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin (A) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"A) Mevcut durumları itibarıyla anonim şirket statüsünde olan kuruluşların anasözleşmelerinin bu Kanun hükümlerine uygun hale getirilmelerine, anonim şirket statüsünde bulunmayanlardan gerekli görülenlerin ana sözleşmelerinin hazırlanarak anonim şirkete dönüştürülmelerine, sermayesinin tamamı İdareye ait olan anonim şirket statüsündeki kuruluşların aktiflerinin, anonim şirket statüsünde olmayan kuruluşların ise varlıklarının tamamının veya bir kısmının özelleştirme programında bulunan ve sermayesinin tamamı İdareye ait başka bir anonim şirkete veya kuruluşa bedelli veya bedelsiz olarak devrine, anonim şirket statüsünde olanların aktiflerinin bir kısmının ayni sermaye şeklinde konularak yeni şirket/şirketler kurulması suretiyle bölünmelerine veya yeni bir şirket halinde birleşmelerine veya tasfiyesiz infisah suretiyle birleşmelerine İdarece karar verilir ve bunların anasözleşmeleri İdare tarafından onaylanır. Bu bentte belirtilen işlemler hakkında Türk Ticaret Kanununun ilgili maddeleri uygulanmaz."

Madde - 7.

4046 sayılı Kanunun 21 inci maddesinde geçen "İş ve İşçi Bulma Kurumu" ibareleri, "Türkiye İş Kurumu" şeklinde, aynı maddenin; birinci ve üçüncü fıkraları aşağıdaki şekilde ve dördüncü fıkrasının birinci cümlesi "İş kaybı tazminatı, günlük net asgari ücretin iki katıdır." şeklinde değiştirilmiş ve son cümlesi madde metninden çıkarılmıştır.

"Bu Kanuna göre özelleştirme kapsamına alınan kuruluşların (iştirakler hariç) özelleştirmeye hazırlanması, özelleştirilmesi, küçültülmesi veya faaliyetlerinin kısmen ya da tamamen durdurulması, süreli ya da süresiz kapatılması veya tasfiye edilmesi nedeniyle; bu kuruluşlarda iş sözleşmesine dayalı olarak ücret karşılığı çalışanlardan iş sözleşmeleri tabi oldukları iş kanunları ve toplu iş sözleşmeleri gereğince tazminata hak kazanacak şekilde sona ermiş olanlara, kanunlardan ve yürürlükteki toplu iş sözleşmelerinden doğan tazminatları dışında ilave olarak iş kaybı tazminatı ödenir. Ayrıca, bunların mesleklerinde geliştirilmesine, bir meslekte yetiştirilmesine veya meslek edindirilmesine ilişkin eğitim giderleri ile yeni iş bulmalarına katkı sağlamak amacıyla yapılacak giderler Özelleştirme Fonundan karşılanır. Özürlü personele (ilgili kanunların öngördüğü I, II ve III. derece), bu maddede belirtilen tutarın iki katı olarak iş kaybı tazminatı ödenir. İş kaybı tazminatı ödenmesi ve sağlanabilecek diğer hizmetlere ilişkin işlemler Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü tarafından yürütülür."

"Özelleştirme Fonu gelirlerinden, iş kaybı tazminatı ödenmesi veya diğer hizmetlerden kaynaklanacak giderlerin karşılanması amacıyla ayrılacak tutarlar, öncelikle iş kaybı tazminatı ödenmesinde kullanılır. İş kaybı tazminatlarının ödenmesi ve diğer hizmetlerle ilgili giderlerin karşılanması amacıyla yurt içinden ve/veya yurt dışından sağlanacak özel tahsisli kaynaklar; Kurul tarafından belirlenecek sermayesinin yarıdan fazlası kamuya ait bir bankada Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü adına açılacak "Özelleştirmeye Bağlı İş Kaybı Tazminatı ve Diğer Hizmetler Hesabı"na yatırılır. Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü bu hesabın kullanılması ve değerlendirilmesi ile görevli ve yetkilidir. Nakit durumunun yetersizliği sebebiyle ivedi ve zorunlu harcamaların yapılamaması halinde; İdare, Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğünün talebi üzerine Özelleştirme Fonundan yapılacak aktarmalara mahsuben "Özelleştirmeye Bağlı İş Kaybı Tazminatı ve Diğer Hizmetler Hesabı"na aktarma yapmaya yetkilidir."

Madde - 8.

4046 sayılı Kanunun 22 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Madde 22.- Özelleştirme programına alınan kuruluşlarda (iştirakler hariç) istihdam fazlası personel belirlenmesi ya da bu kuruluşların kısmen veya tamamen satışı nedeniyle kamu tüzel kişiliğinin sona ermesi, devredilmesi, küçültülmesi, faaliyetlerinin durdurulması, kapatılması, tasfiye edilmesi halinde; bu kuruluşlarda programa alınma tarihi itibarıyla 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi olarak veya sözleşmeli statüde çalışmakta olanlar ile iş kanunlarına tabi olarak görev yapmakla birlikte toplu iş sözleşmesi hükümlerinden yararlanmayan genel müdür, genel müdür yardımcısı, teftiş kurulu başkanı, kurul başkanı, daire başkanı, müessese müdürü, bölge müdürü, fabrika müdürü, işletme müdürü ve şube müdürü, müfettiş ve müfettiş yardımcısı, müşavir ve başuzman unvanlı kadrolara atanmak suretiyle görev yapan personel, diğer kamu kurum ve kuruluşlarına nakledilmek üzere yukarıda belirtilen işlemlerin tamamlanmasından itibaren onbeş gün içerisinde İdare tarafından Devlet Personel Başkanlığına bildirilir. Nakil hakkı bulunan bir kadro veya pozisyonda görev yapmakta iken İdare tarafından ihdas edilen ve iş kanunlarına tabi olan kadrolara atanmayı kabul edenler nakil hakkından yararlanamaz. Kuruluşların özelleştirme programına alındıkları tarih itibarıyla personele nakil hakkı kazandıran kadro ve pozisyonlardan boş bulunanlar (aylıksız izinde olanların kadro ve pozisyonları hariç) ile bu kapsamdaki kadro ve pozisyonlardan daha sonra boşalacak olanlar herhangi bir işleme gerek kalmaksızın iptal edilmiş sayılır.

Nakle tabi personelin, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa göre kazanılmış hak aylık derecesinden aşağı olmamak kaydıyla, 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında bulunan kamu kurum ve kuruluşlarının boş kadrolarından Devlet Personel Başkanlığınca tespit edilen kadroya, anılan Başkanlık tarafından kırkbeş gün içerisinde ataması teklif edilir. 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamı dışındaki kamu kurum ve kuruluşlarının (özelleştirme kapsamındaki kuruluşlar hariç) mevcut boş kadro veya pozisyonlarına da ihtiyaçlar doğrultusunda atama teklifi yapılabilir. Bu personelden 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (1) sayılı cetveldeki kadrolarda istihdam edilmekte olanlar ile burada sayılan unvanlarla çalışan diğer statülerdeki personelin atama teklifleri Araştırmacı unvanlı kadrolara yapılır. Devlet Personel Başkanlığı tarafından gönderilen atama teklif yazısının atamayı yapacak kamu kurum ve kuruluşuna intikalinden itibaren otuz gün içerisinde bu kurum ve kuruluş tarafından atama işlemlerinin yapılması zorunludur. Naklen atanan personel hakkında geçici 9 uncu madde hükümleri dikkate alınır. Özelleştirme programında bulunan kuruluşlarda uluslararası kurallar gereği istihdamı zorunlu personele ilişkin kadro ve pozisyonlar dışındaki diğer kadro ve pozisyonlara açıktan veya naklen personel atanamaz ve bu kuruluşlarda sözleşmeli personel statüsünden memur statüsüne, kapsamiçi statüden kapsamdışı personel statüsüne geçiş yapılamaz.

Kuruluşun satılması veya devredilmesi halinde bu kuruluşta çalışan nakle tabi personelin ataması yukarıdaki hükümlere göre yapıldıktan sonra atama emri, ilgili personele atamayı yapan kurum veya kuruluş tarafından, istihdam fazlası personel için yapılacak atama emri ise kuruluşu tarafından 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebliğ edilir. Personelin işe başlama sürelerine ve işe başlamama halinde yapılacak işlemlere ilişkin olarak 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 62 ve 63 üncü maddeleri hükümlerinin uygulanmasından atamayı yapan kamu kurum ve kuruluşu sorumludur. Kurum ve kuruluşlar atama ve göreve başlatma işlemlerinin sonucunu en geç onbeş gün içerisinde Devlet Personel Başkanlığına bildirirler. Yeni kurumunda görevine başlayan personel istekleri halinde, boş kadro bulunması ve ilgili mevzuata uygun olması şartıyla eski kadro veya pozisyonuna uygun kadrolara kurumlarınca atanabilirler. Askerlik görevlerini yapmakta olanlar için yukarıdaki süreler terhislerini takip eden aybaşından itibaren başlar. Bu madde gereğince diğer kamu kurum ve kuruluşlarına yapılacak nakil sebebiyle boşalan kadro ve pozisyonlar, boşaldıkları tarihten itibaren herhangi bir işleme gerek kalmaksızın iptal edilmiş sayılır.

Bu maddenin birinci fıkrasına göre diğer kamu kurum ve kuruluşlarına nakledilmek üzere Devlet Personel Başkanlığına bildirilen personelin, kuruluşun kamu tüzel kişiliğinin sona erdiği tarihten, yeni kurumlarında göreve başlayacakları tarihi takip eden aybaşına kadar geçecek süreye ilişkin olarak eski kadro veya pozisyonlarına ait aylık, ücret, varsa ikramiye ve ücrete bağlı diğer malî hakları ile yeni kurumlarında göreve başlayacakları tarihe kadar geçecek süredeki sosyal hak ve yardımları (harcırah, sağlık giderleri, cenaze giderleri ve ölüm yardımı) Özelleştirme Fonundan ödenir ve bunlardan T.C. Emekli Sandığına tâbi olanların bu süre içinde Sandıkla olan ilgileri devam eder. Eski görev yerinden alınan aylık ve diğer mali haklar için borç çıkarılmaz ve kurumlar arasında herhangi bir hesaplaşma yapılmaz. Bu personelden nakil sürecinde emekli olanlara T.C. Emekli Sandığınca ödenen emekli ikramiyeleri, makam, görev ve temsil tazminatları ile ölüm yardımları, ödenmesini takiben iki ay içerisinde faturası karşılığında Hazine tarafından T.C. Emekli Sandığına ödenir. Nakil hakkına sahip olarak iş kanunlarına tabi çalışmakta iken özelleştirme uygulamaları nedeniyle istihdam fazlası personel olarak belirlenenlerden, kararın kendilerine tebliği tarihinden başlayarak on gün içinde nakil hakkından vazgeçtiğini beyan edenlerin iş sözleşmeleri feshedilmiş sayılır ve bunların ihbar ve kıdem tazminatları Özelleştirme Fonundan karşılanır. Kuruluşun özelleştirme uygulaması sonucu nihai devir işlemlerinin onaylanmasına ilişkin kararın Resmi Gazetede yayımından itibaren on gün içinde nakil hakkından vazgeçtiğini çalıştığı kuruluşa yazılı olarak bildiren nakil hakkına sahip iş kanunlarına tabi personelin de iş sözleşmeleri feshedilmiş sayılır ve bunların ihbar ve kıdem tazminatları Özelleştirme Fonundan karşılanır. Diğer kamu kurum ve kuruluşlarına nakledilmek üzere isimleri Devlet Personel Başkanlığına bildirilenlerden; nakil süreci içerisinde kıdem tazminatına hak kazandıracak şekilde iş sözleşmeleri sona erenlerin kıdem tazminatları da Özelleştirme Fonundan ödenir. İş kanunlarına tabi olarak çalışmakta iken, bu madde gereğince diğer kamu kurum ve kuruluşlarına nakledilen personele kıdem tazminatı ödenmez ve bunların önceden kıdem tazminatı ödenmiş süreleri hariç, kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sona ermiş hizmet süreleri 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre emekli ikramiyelerinin hesabında dikkate alınır.

Bu madde hükümlerine göre kamu kurum ve kuruluşlarına nakledilen sözleşmeli personel ile iş kanunlarına tabi personele, Devlet Personel Başkanlığına bildirildikleri tarihteki kadro ve pozisyonlarına ilişkin olarak bildirim tarihi itibarıyla almakta oldukları sözleşme ücreti, ücret (fazla mesai ücreti hariç), ikramiye, bankacılık tazminatı, ek ücret, ek ödeme, teşvik ödemesi ve benzeri adlarla yapılan ödemelerin toplam net tutarı (bu tutar sabit bir değer olarak esas alınır); nakledildiği kurum veya kuruluştaki kadro veya pozisyonlara ilişkin olarak yapılan aylık, ek gösterge, ikramiye, her türlü zam ve tazminatları (ek tazminat ve bankacılık tazminatı dahil), makam tazminatı, temsil tazminatı, görev tazminatı, sözleşme ücreti, ücret, ek ücret, ek ödeme, teşvik ödemesi, döner sermaye payı ve benzeri adlarla yapılan her türlü ödemelerin (fazla mesai ücreti, fiilen yapılan ders karşılığı ödenen ek ders ücreti hariç) toplam net tutarından fazla olması halinde, aradaki fark tutarının; Devlet Personel Başkanlığına bildirildikleri tarihi takip eden ay başından itibaren birinci yılın sonuna kadar yüzde yüzü, ikinci yılın sonuna kadar yüzde yetmişbeşi, üçüncü yılın sonuna kadar yüzde ellisi herhangi bir vergi ve kesintiye tâbi tutulmaksızın ayrıca tazminat olarak ödenir. Devlet Personel Başkanlığına bildirildikleri tarihi takip eden ay başından itibaren üçüncü yılın sonunda fark tazminatı ödenmesine son verilir. Atandıkları kurumdaki kadro unvanı veya pozisyonlarında isteğe bağlı olarak herhangi bir değişiklik olanlarla, başka kurumlara geçenlere fark tazminatı ödenmesine son verilir.

399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye ekli (1) sayılı cetvelde belirtilen kadrolarda görev yapmakta iken nakle tabi tutulan personelin (bu Kanuna göre anonim şirket halinde birleştirilen kuruluşlardaki personel dahil), Devlet Personel Başkanlığına bildirildikleri tarihteki kadrolarına ilişkin olarak bildirim tarihi itibarıyla almakta oldukları aylık, ek gösterge, zam, özel hizmet tazminatı, makam tazminatı, temsil tazminatı, görev tazminatı bir bütün olarak, göreve başladıkları tarihi izleyen aybaşından geçerli olmak üzere üç yıl süre ile saklı tutulur ve şahsa bağlı haktan yararlanılan süreler 5434 sayılı Kanunun ek 68 inci ve ek 73 üncü maddelerinde belirtilen sürelerin hesabında dikkate alınır. İlgililerin yeni kadrolarına atandıkları tarihten önce, eski kadroları için mevcut olan ve saklı haklar kapsamında bulunan gösterge, puan, oran ve katsayı artışları şahsa bağlı haklarda artış sayılır. Ancak eski kadro için bu tarihten sonra ihdas edilmiş hiçbir malî ve sosyal hak ve yardım ile sair ödemeler şahsa bağlı hak kapsamında değerlendirilmez. Atanılan kadrodaki derece yükselmeleri veya kademe ilerlemeleri, aylık gösterge ve ek gösterge dışındaki ödemeler haricinde, şahsa bağlı olarak saklı tutulan hakların ödendiği eski kadronun derecelerinin yükseltilmesi veya kademelerinin ilerletilmesi sonucunu doğurmaz. Bu personelin (bu Kanuna göre anonim şirket halinde birleştirilen kuruluşlardaki personel dahil), Devlet Personel Başkanlığına bildirildikleri tarihteki kadrolarına ilişkin olarak bildirim tarihi itibarıyla almakta oldukları aylık, ek gösterge, ikramiye, her türlü zam ve tazminatları (ek tazminat ve bankacılık tazminatı dahil), makam tazminatı, temsil tazminatı, görev tazminatı, ücret (fazla mesai ücreti hariç), ek ücret, ek ödeme ve benzeri adlarla yapılan ödemelerin toplam net tutarı (bu tutar sabit bir değer olarak esas alınır); nakledildiği kurum ve kuruluş tarafından şahsa bağlı hak olarak ödenen aylık, ek gösterge, zam, özel hizmet tazminatı, makam tazminatı, temsil tazminatı, görev tazminatı ödemeleri ile şahsa bağlı hak dışında yapılan ikramiye, ücret, ek ücret, ek ödeme, ek tazminat, teşvik ödemesi, döner sermaye payı ve benzeri adlarla yapılan her türlü ödemelerin (fazla mesai ücreti, fiilen yapılan ders karşılığı ödenen ek ders ücreti hariç) toplam net tutarından fazla olması halinde, aradaki fark tutarının; Devlet Personel Başkanlığına bildirildikleri tarihi takip eden ay başından itibaren birinci yılın sonuna kadar yüzde yüzü, ikinci yılın sonuna kadar yüzde yetmişbeşi, üçüncü yılın sonuna kadar yüzde ellisi herhangi bir vergi ve kesintiye tâbi tutulmaksızın ayrıca tazminat olarak ödenir. Devlet Personel Başkanlığına bildirildikleri tarihi takip eden ay başından itibaren üçüncü yılın sonunda fark tazminatı ödenmesine son verilir. Atandıkları kurumdaki kadro unvanı veya pozisyonlarında isteğe bağlı olarak herhangi bir değişiklik olanlarla, başka kurumlara geçenlere şahsa bağlı hak uygulaması ile fark tazminatı ödenmesine son verilir."

Madde - 9.

4046 sayılı Kanunun 27 nci maddesinin (a) bendinde yer alan "(sözleşmeler dahil)" ibaresi "(danışmanlık hizmet alımları ile nihai devir işlemlerine ilişkin sözleşmeler dahil)" olarak değiştirilmiş ve aynı bendin sonuna "İdarenin taraf olduğu dava ve takiplerde, İdare her türlü harçtan muaftır. Özelleştirme uygulamalarına ilişkin idari davalar, ilk derece mahkemesi olarak Danıştayda görülür." ibaresi eklenmiştir .

Madde - 10.

4046 sayılı Kanuna aşağıdaki maddeler eklenmiştir.

"EK MADDE 3.- Özelleştirme programına alınmış kuruluşlara ait veya bu kuruluşların müşterek maliki bulunduğu gayrimenkullerden varsa diğer malikler ile de anlaşarak, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunundaki şartlar aranmaksızın, İdarenin talebi üzerine yirmi gün içinde tapu sicil müdürlüklerince tapuda kat mülkiyeti kütüğüne bağımsız bölümler halinde tescil edilir. Bu işlemin yapılması sırasında kat mülkiyetine geçiş için kadastro müdürlüğünce zemindeki fiili durumu tespit eden plan, vaziyet planı sayılır ve anılan Kanunun 12 nci maddesinin (b) bendinde yazılı fotoğrafın kuruluş temsilcisince tasdik edilmesi yeterli görülür ve başka bir belge aranmaz."

"EK MADDE 4.- Bu Kanuna ekli (1) sayılı listede yer alan kadrolar iptal edilerek, 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki cetvelin Özelleştirme İdaresi Başkanlığına ait bölümünden çıkarılmış, ekli (2) sayılı listede yer alan kadrolar ihdas edilerek anılan Kanun Hükmünde Kararnamenin eki cetvelin, Özelleştirme İdaresi Başkanlığına ait bölümüne eklenmiştir."

Madde - 11.

4046 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin son fıkrasında yer alan "ve İstanbul temsilciliği" ibaresi, 10 uncu maddesinin (k) bendi, 16 ncı maddesi, 17 nci maddesinin (A) bendinin son cümlesinde yer alan "ve hangi süre içinde" ibaresi, 19 uncu maddesinin (B) bendinin (c) alt bendi yürürlükten kaldırılmıştır.

Madde - 12.

03.05.1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanununun 9 uncu maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Özelleştirme programına alınmış kuruluşlara ait veya kuruluş lehine irtifak/kullanım hakkı alınmış arsa ve arazilere ilişkin, 3621 sayılı Kıyı Kanunu ve 2634 sayılı Turizm Teşvik Kanunu kapsamında kalan yerler dahil olmak üzere genel ve özel kanun hükümlerine göre imar planlarını yapmaya ve onaylamaya yetkili olan kuruluşlardan (Bayındırlık ve İskan Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Denizcilik Müsteşarlığı ve belediyeler) görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak her tür ve her ölçekte imar planları ve imar tadilatları ile mevzi imar planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak suretiyle yürürlüğe girer. İlgili kuruluşlar bu arsa ve arazilerin imar fonksiyonlarını beş yıl süreyle değiştiremezler. İlgili kuruluşlar görüşlerini on beş gün içinde bildirir. Bu planlara göre yapılacak yapılarda her türlü ruhsat ve diğer belgeler ile izinler ilgili mevzuat çevresinde ilgili kurum ve kuruluşlarca verilir."

Madde - 13.

04.04.1990 tarihli ve 3621 sayılı Kıyı Kanununun 6 ncı maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki (c) bendi eklenmiş ve maddeye bu fıkradan sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

"c) Organize turlar ile seyahat eden kişilerin taşındığı yolcu gemilerinin (kruvaziyer gemilerin) bağlandığı, günün teknolojisine uygun yolcu gemisine hizmet vermek amacıyla liman hizmetlerinin (elektrik, jeneratör, su, telefon, internet ve benzeri teknik bağlantı noktaları ve hatlarının) sağlandığı, yolcularla ilgili gümrüklü alan hizmetlerinin görüldüğü, ülke tanıtımı ve imajını üst seviyeye çıkaracak turizm amaçlı (yeme-içme tesisleri, alışveriş merkezleri, haberleşme ve ulaştırmaya yönelik üniteler, danışma, enformasyon ve banka hizmetleri, konaklama üniteleri, ofis binalar) fonksiyonlara sahip olup, kruvaziyer gemilerin yanaşmasına ve yolcuları indirmeye müsait deniz yapıları ve yan tesislerinin yer aldığı kruvaziyer ve yat limanları,

"Özelleştirme kapsam ve programına alınan ve sahil şeridi belirlenen veya belirlenecek olan alanlar ile kıyı ve dolgu alanlarında yapılacak yat ve kruvaziyer limanlarının ihtiyacı olan yönetim birimleri, destek birimleri bakım ve onarım birimleri, teknik ve sosyal altyapı ve konaklama birimleri ile ilgili kullanım kararları ve yapılanma şartları imar planı ile belirlenir."

Madde - 14.

04.02.1924 tarihli ve 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanununun ek 29 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan "aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca atandıkları tarihe kadar geçen süre içinde" ibareleri "Devlet Personel Başkanlığına bildirildikleri tarihteki kadro ve pozisyonlarına ilişkin olarak bildirim tarihine kadar geçen süre içinde", beşinci fıkrasında yer alan "satışı" ibaresi "devri" şeklinde, aynı maddenin birinci fıkrası ise aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Türk Telekom hisselerinin devri sonucu kamu payının yüzde ellinin altına düşmesi durumunda; Türk Telekomda ek 22 nci maddenin (a) bendinin bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri uyarınca belirlenen aslî ve sürekli görevlerde çalışmakta olanlar ile 22.01.1990 tarihli ve 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye tâbi olarak kadrolu veya sözleşmeli personel statüsünde çalışanlar ve kapsam dışı personel, kamu görevlerinden yüzseksen gün aylıksız izinli sayılır. Bu personel belirtilen süre içinde Türk Telekomda çalışmaya devam eder ve hisse devir tarihinden nakil için Devlet Personel Başkanlığına bildirildikleri tarihe kadarki aylık ücret, harcırah, sağlık giderleri, cenaze giderleri ve ölüm yardımı ile diğer mali ve özlük hakları Türk Telekom tarafından karşılanır. Bu fıkrada belirtilen süre içinde nakle tabi personelden Türk Telekom tarafından hizmetine ihtiyaç duyulmayanlar tespit edildikleri tarihten, kendi isteği ile nakil talep edenler ise talep tarihinden itibaren en geç otuz gün içinde Türk Telekom tarafından Devlet Personel Başkanlığına bildirilir ve bunların aylıksız izinleri bu tarih itibarıyla sona erer. Hizmetine ihtiyaç duyulmayan personelin tespiti ve kendi isteği ile nakil talebinde bulunma süresi, hisse devir tarihinden itibaren yüz elli günü aşamaz. Bu fıkrada belirtilen personelin aylıksız izinli sayıldıkları süre içerisinde bağlı bulundukları sosyal güvenlik kurumları ile ilgileri devir tarihindeki kadro, görev veya pozisyonları esas alınmak suretiyle devam ettirilir ve bu şekilde geçirilen süreler hisse devir tarihindeki statülerinde geçmiş sayılır."

Madde - 15.

04.12.2003 tarihli ve 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanununun geçici 2 nci maddesinde yer alan "aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca atandıkları tarihe kadar geçen süre içinde" ibaresi "Devlet Personel Başkanlığına bildirildikleri tarihteki kadro ve pozisyonlarına ilişkin olarak bildirim tarihine kadar geçen süre içinde" şeklinde değiştirilmiş ve aynı maddenin sonuna aşağıdaki cümle eklenmiştir.

"Bu tutar, nakil süreci içinde Özelleştirme Fonundan karşılanır."

Madde - 16.

4046 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici maddeler eklenmiştir.

"GEÇİCİ MADDE 19.- Bu Kanunun 27 nci maddesinde yapılan değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılan ve devam eden özelleştirme uygulamalarına ilişkin davalar görüldükleri mahkemelerce sonuçlandırılır."

"GEÇİCİ MADDE 20.- Bu Kanunun 21 inci maddesinde yapılan değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihte iş kaybı tazminatı almaya devam edenler hakkında 21 inci maddenin dördüncü fıkrasında yapılan değişiklikler dikkate alınmaz ve bunlar hakkında önceki hükümlerin uygulanmasına devam olunur."

"GEÇİCİ MADDE 21.- Bu Kanunun 22 nci maddesinde yapılan değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce özelleştirme programında bulunan kuruluşlarda nakil hakkı tanınmış kapsamdışı kadro ve pozisyonlarda görev yapan iş kanunlarına tabi personelin, aynı kadro veya pozisyonlarda görev yapmaya devam etmeleri halinde nakil hakları saklıdır."

"GEÇİCİ MADDE 22.- Bu Kanunun 22 nci maddesinde yapılan değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce diğer kamu kurum ve kuruluşlarına nakledilmek üzere Devlet Personel Başkanlığına bildirilenlerden nakil işlemi tamamlanmış olan personel hakkında 22 nci maddenin beşinci ve altıncı fıkralarına göre yapılan fark tazminatı ve şahıslarına bağlı olarak saklı tutulan hakların ödenmesinde, ilgililerin eski kurumları ile ilişiklerinin kesildiği tarih esas alınır ve bunlara bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden ay başından itibaren 22 nci maddenin beşinci ve altıncı fıkralarına göre belirlenecek fark tutarının birinci yılın sonuna kadar yüzde yüzü, ikinci yılın sonuna kadar yüzde yetmiş beşi, üçüncü yılın sonuna kadar yüzde ellisi herhangi bir vergi ve kesintiye tâbi tutulmaksızın fark tazminatı olarak ödenir. Bunlar hakkında maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden ay başından itibaren üçüncü yılın sonunda fark tazminatı ödenmesine son verilir.

Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla nakil işlemleri tamamlanmamış personel hakkında 22 nci maddenin bu Kanunla değiştirilen hükümleri aynen uygulanır."

Madde - 17.

Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Madde - 18.

Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

MADDE GEREKÇELERİ

Madde - 1.

Yapılan bu değişiklik ile çok uzun ve yazışmalarda gereksiz yer kaplayan Kanun ismi netleştirilmiştir. Esasen kamuoyunda "Özelleştirme Kanunu " veya kısaca "4046 " sayılı kanun olarak yerleşen Kanunun adı bu şekilde açık hale getirilmiş olacaktır.

Madde - 2.

Özelleştirme programında bulunan kuruluşlarca, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 30 uncu maddesine istinaden, gerek kendilerinin başka kuruluşlardan hizmetin gereği olarak yapacakları talepler, gerekse başka kamu kurum ve kuruluşlarınca kendilerine karşı yapılacak taleplere ilişkin yapılacak işlemlerle ilgili konularda bugüne kadar Özelleştirme Yüksek Kurulu tarafından karar verilmekte ve bu durum da gecikmelere neden olmakta idi. Yapılan yeni düzenleme ile bu konuda İdare tarafından karar verilmesi ile İdarenin ilgili kuruluşa izin vermesi imkânı getirilmiştir. Böylece 2942 sayılı Kanunda kamu kuruluşlarının birbirlerinden taşınmaz edinmelerine ilişkin prosedür düzenlendiğinden, bu konuda zaman kaybına yol açılmamış olacaktır.

Ayrıca, aynı maddenin (n) bendinde yapılan değişiklik ile Fonun kullanım alanları başlıklı 10 uncu maddesinin (ı) bendi arasında oluşabilecek yanlış değerlendirmelerin önlenmesi amaçlanmıştır. Zira Özelleştirme Fonunun kullanım alanları içinde İdarenin yalnızca özelleştirme programında olan kuruluşlara borç verebileceği düzenlenmiştir. Özelleştirme kapsamına alma, hazırlık işlemlerine tâbi tutulmayı da kapsadığından ve bu şekilde özelleştirme kapsamına alınan kuruluşların eski statüleri ve Hazine ile olan bağlılıkları da devam ettiğinden yanlış yorumlar giderilmiş olacaktır.

Madde - 3.

Özelleştirme İdaresi Başkanlığında çalışan personelin fazla çalışma ücreti konusunda ifade değişikliği yapılarak 3056 sayılı yasanın 31 inci maddesi aynen muhafaza edilmiş ve paralellik sağlanmıştır.

Madde - 4.

Değişiklik ile 22 nci madde çerçevesinde yapılacak ödemelerin Özelleştirme Fonundan karşılanacağı hususu, açık olarak yazılarak önceki madde metnindeki tereddüdün ortadan kaldırılması amaçlanmıştır.

Madde - 5.

Bu değişiklik ile kuruluşların bazen çok düşük oranlardaki ve önemsiz iştirak paylarının özelleştirilmelerine kolaylık sağlanacaktır. Bu nedenle ihale usulündeki bağlayıcı "iki teklif şartı" kaldırılmıştır.

"Belirli istekliler arasında kapalı teklif usulü" yeniden düzenlenerek, diğer ihale usulleri ile sonuç alınamaması durumunda yeniden ihale edilmesinde zorluklar olan ve özelleştirilmesi ihale usulleri ile gerçekleştirilecek olan kuruluşların özelleştirilmesi suretiyle ekonomiye kazandırılması amaçlanmıştır.

Ayrıca, özelleştirme programındaki kuruluşların değer tespitlerinin özelleştirme ihalelerinin sonuçlanmasından sonra kamuoyuna duyurulmasının, alıcılar tarafından devir sözleşmesinin imzalanmaması veya ihalenin iptal edilmesi halinde kuruluş için yapılacak yeni ihalede kamunun zarara uğraması söz konusu olabileceğinden bu konuda düzenleme yapılmıştır.

Madde - 6.

Değişiklik ile madde daha anlaşılır, açık, net ve yorum gerektirmeyecek hale getirilmiştir.

Madde - 7.

22.10.2004 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 2004/7898 sayılı Kararname eki Esaslar ile özelleştirme sonucu işini kaybedenlerin, kamu kurum ve kuruluşlarında 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4/C maddesi çerçevesinde geçici personel olarak istihdam edilebilmelerine imkân sağlanması sebebiyle iş kaybı tazminatı tutarlarının makul seviyede yeniden düzenlenmesi zorunluluğu doğmuştur. Hem böylelikle işsizlik ödeneği ile iş kaybı tazminatı arasındaki ücret dengesizliği de bir ölçüde giderilmiş olacaktır.

21 inci maddenin önceki halinde sakat statüsünde çalışanların işten çıkarılamayacağına dair düzenleme, uygulamada hem işveren hem de sakat işçiler yönünden sorunlara yol açmaktaydı. Yapılan özelleştirme uygulamalarında ihbar ve kıdem tazminatlarının Özelleştirme Fonu tarafından üstlenilmesi durumunda bütün işçilerin iş sözleşmelerinin sona erdirilerek yasal haklarının ödenmesine karşın sakat işçilerin iş sözleşmelerinin feshedilememesi, sakat statüsünde çalışanların yakınmalarına sebep olmaktaydı. Diğer yandan kuruluşların özelleştirilmesi sonucunda, atıl istihdam sebebiyle çalışan sayısının azalmasına karşın sakat statüsünde çalışanların çıkarılamaması, İş Kanununda öngörülen sakat işçi çalıştırma oranının, ekonomik ve kabul edilebilir oranın çok üzerine çıkmasına sebep teşkil etmekteydi. Yapılan düzenleme ile bu çelişki giderilmiştir.

21 inci maddenin önceki metninde yer alan düzenlemede sakat statüsünde çalışanlara, kapatma ve tasfiye nedeniyle işten çıkarılmaları halinde iş kaybı tazminatı ödeneceğinin mevcut olmasına karşın, satış ve benzeri yöntemlerle özelleştirilen kuruluşlarda çalışan ve iş sözleşmeleri sona erdirilen işçilere iş kaybı tazminatının ödeneceğine dair hüküm bulunmaması, uygulamada bir çok hukuki ihtilafın çıkmasına yol açtığı gibi sakat statüsünde çalışanların mağduriyetine sebep olmaktaydı. Yapılan düzenleme ile her halükarda iş sözleşmesi sona erdirilen sakat işçilere de diğer işçiler gibi iş kaybı tazminatı ödenebilmesine imkân sağlanmıştır.

Özelleştirme Fonundan iş kaybı tazminatı hesabına para aktarılması işlemi, bir muhasebe işlemi olmasına karşın bunun Özelleştirme Yüksek Kurulu kararı ile yapılabilmesi, karar istihsalinde gecikmelere yol açabildiğinden bu yetkinin İdareye verilmesi suretiyle hesaplar arasında para aktarımının kolaylıkla yapılması sağlanacaktır.

Madde - 8.

4046 sayılı Kanunun 22 nci maddesinde yapılan değişiklikle;

Özelleştirme programına alınan kuruluşlarda hangi tarih itibarıyla görev yapan personelin nakle tâbi tutulacağı ve iş kanunlarına tâbi olarak görev yapmakla birlikte toplu iş sözleşmesi hükümlerinden yararlanmayan personelin kadro unvanları belirtilmek suretiyle bunların nakline ilişkin esaslar yeniden belirlenmiştir. Ayrıca, kuruluşların özelleştirme programına alındıkları tarih itibarıyla, boş kadro ve pozisyonları ile bu kapsamdaki kadro ve pozisyonlardan daha sonra boşalacak olanların iptal edilmesi öngörülmüştür.

Devlet Personel Başkanlığınca nakle tâbi personelin diğer kurumlara naklinde atanılacak kadroların belirlenmesinde oluşan tereddütler giderilmiştir. Nakle tâbi tutulan kapsamdışı personel ile sözleşmeli personelin kazanılmış hak aylıklarının belirlenmesinde 4046 sayılı Kanunun geçici 9 uncu maddesinin dikkate alınmasına ilişkin düzenleme yapılarak bu intibakların atamayı yapan kuruluş tarafından gerçekleştirilmesi sağlanmıştır.

Özelleştirme programındaki kuruluşlara memur, işçi ve sözleşmeli personel statüsünde eleman alımı durdurulmuş olmasına karşın, uluslararası alanda faaliyet gösteren kamu kuruluşlarının uluslararası kurallar gereği istihdam etmek zorunda olduğu uçucu personel ve gemi adamı gibi personelin istihdamına imkân sağlanmıştır. Ayrıca, özelleştirme programında bulunan kuruluşlarda sözleşmeli personel statüsünden memur statüsüne ve kapsamiçi statüsünden kapsamdışı personel statüsüne geçiş kaldırılmıştır.

Nakle tâbi tutulan personelin eski görev yerinden almış olduğu aylık ve diğer mali haklar için borç çıkarılmaması ve kurumlar arasında herhangi bir hesaplaşma yapılmaması, nakil hakkına sahip iş kanunlarına tâbi olarak çalışan personelin hangi esaslarla kıdem tazminatından yararlanacağı ve iş kanunlarına tâbi olarak çalışan personelin nakledilmesi halinde kıdem tazminatından yararlanamayacağı hususları açıkça düzenlenmiştir.

Özelleştirme programına alınan kuruluşlardaki personelin fark tazminatına esas eski kadro veya pozisyonlarına ilişkin yapılan ödemelerin tespitinde, hiçbir tereddüde yol açmayacak şekilde belirgin olan Devlet Personel Başkanlığına bildirim tarihinin esas alınması öngörülerek, uygulamada oluşan problemler giderilmiştir. Halihazırda fark tazminatı ödenmesinde atama tarihinin esas alınması hükme bağlanmış olmakla birlikte, idare mahkemelerince fark tazminatı ödemelerinde personelin atama tarihinden ilişik kesme tarihinin anlaşılması gerektiği yönünde kararlar verilmiştir. Bu nedenle, söz konusu fıkrada yapılan değişiklik ile somut ve açık bir tarih olan personelin nakledilmek üzere Devlet Personel Başkanlığına bildirildikleri tarihin esas alınması suretiyle nakle tâbi tutulan personele ödenecek fark tazminatının belirlenmesinde personelin atama onay tarihinin mi yoksa ilişik kesme tarihinin mi esasa alınacağı yönünde oluşan ihtilaflar giderilmiştir. Ayrıca, mevcut düzenlemede, fark tazminatı ödemelerinde personelin atandıkları tarihteki eski kadro ve pozisyonları için yapılan ödemelerin net tutarının esas alınması hükme bağlanmış olduğundan, söz konusu net tutarın tespitinde atama tarihindeki ücrete ilişkin vergi ve kesintilerin oran ve miktarlarının esas alınması zorunlu iken, uygulamada fark tazminatına esas net tutarın hesabında vergi oranlarındaki değişiklikler dikkate alınarak yeniden hesaplama yapılıp yapılmayacağı hususunda ihtilaflar oluşmaktadır. Bununla birlikte, fark tazminatının ödenmesinde maddede açık bir şekilde fazla mesai ve ek ders ücreti dışında yeni kadroya ilişkin yapılan tüm ödemelerin esas alınması hükme bağlanmış olmakla birlikte uygulamada bu konuda da ihtilaflar yaşanmaktadır. Esas itibarıyla anılan fıkrada net tutarın belirlenmesine ilişkin bir değişiklik yapılmamakla birlikte uygulamadaki ihtilafların giderilmesi amacıyla, fark tazminatına esas eski kadro veya pozisyonlar için yapılan ödemelerin net tutarının, personelin nakledilmek üzere Devlet Personel Başkanlığına bildirildikleri tarihteki net tutarın (bu tutarın belirlenmesine esas kesintilerin oran ve miktarı ile bağlantı kurmaksızın) sabit bir değer olarak esas alınması ve eski ve yeni kadroya ilişkin yapılan ödeme unsurlarının açıkça belirlenmesi sağlanarak uygulamaya açıklık getirilmiştir. Ayrıca, ilgili personelin fark tazminatından yararlanacağı süre, Devlet Personel Başkanlığına bildirim tarihini takip eden ay başından itibaren kademeli olarak üç yıl süre ile sınırlandırılmıştır.

Halihazırda şahsa bağlı haktan yararlanan personelin fark tazminatı ödemelerinde esas itibarıyla bir değişiklik öngörülmemekle birlikte, sadece uygulamadaki tereddütlerin giderilmesi amacıyla bu personele yapılan fark tazminatı ödemelerinde beşinci fıkraya atıfta bulunmak yerine anılan fıkra kapsamında bu personele yapılan fark tazminatı ödemeleri açık bir şekilde düzenlenmiştir. Ayrıca, bu personelin şahsa bağlı haktan yararlandığı sürelerin, ilgililerin 5434 sayılı Kanunun ek 68 ve ek 73 üncü maddelerinde (emeklilikte makam, görev ve temsil tazminatı ile ek göstergenin hak kazanılması için gerekli olan süreler) öngörülen sürelerin hesabında dikkate alınması sağlanmıştır.

Madde - 9.

İdarenin yoğun olarak muhatap olduğu hukuki ihtilaflarla ilgili olarak yapılan harç giderleri yüksek miktarlara ulaşmaktadır. Bu düzenleme gider yoğunluğunu önlemiş olacaktır.

Özelleştirme uygulamaları olan kuruluşların özelleştirme kapsam ve programına alınmasına, İdarece ihaleye çıkma kararlarına, ihale komisyonlarınca yapılan ihaleler sonucunda verilen nihai kararlara, Kurulca verilen nihai devre ilişkin kararlara, Kurulca 4046 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin (i) bendi uyarınca kamu kurum ve kuruluşlarına yapılan devir kararlarına karşı açılan davaların, kısa sürede sonuçlanmasının temini açısından Danıştayın ilk derece mahkemesi olması uygun olacaktır. Bu nedenle, yukarıda belirtilen uygulamalara karşı açılacak davaların ilk derece mahkemesi olarak Danıştayda görülmesine ilişkin düzenleme yapılmıştır.

Ayrıca, yapılan değişiklikle özelleştirme uygulamalarına dair muafiyet konusuna açıklık getirilmiştir.

Madde - 10.

4046 sayılı Kanuna eklenen ek maddeler ile;

Özelleştirme programında bulunan kuruluşlara ait binaların ve sosyal tesislerin bugüne kadar kat mülkiyeti işlemleri çeşitli nedenlerle yapılamamıştır. Lojman, büro, dükkan, depo gibi hizmetler için yapılan bağımsız bölümlerin; tek bir kuruluşta olması ya da tek elden yönetilmesi nedeniyle kat mülkiyetine ihtiyaç duyulmamıştır. Ancak birden çok bağımsız bölümü içerisinde barındıran binaların veya tesislerin münferit olarak değerlendirilebilmesi için fiilen bağımsız olan bu bölümlerin hukuken de bağımsız bölümlere dönüşmesi gerekmektedir. Böylelikle hem özelleştirmede tabana yayılma sağlanmış olacak hem de alternatifli özelleştirme modelleri geliştirilebilecektir. Ancak bu tesislerin 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununda kat mülkiyetine geçilebilmesi için gerekli belgelerin kurum ve kuruluşlardan temin edilmesi ya mümkün olamamakta ya da varsa bile arşivlerinde bulunamamaktadır. Bu belgelerin yeniden hazırlanması hem kamuya ekonomik bir yük getirmekte hem de zaman kaybına neden olmaktadır. Benzer bir düzenleme ile 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanununda bir değişiklik yapılarak Emekli Sandığı gayrimenkullerinin kat mülkiyetine geçiş işlemleri sağlanmıştır.

Ayrıca İstanbul Temsilciliğine tahsis edilen kadrolar iptal edilerek İdarenin merkez kadrolarına eklenmiştir.

Madde - 11.

Bu düzenleme ile işlevini yitiren hükümler Kanun metninden çıkarılmıştır.

Madde - 12.

Belediye mücavir alan sınırları içerisinde yer alan özelleştirme programına alınmış kuruluşlara ait arsa ve arazilere yönelik olarak 4046 sayılı Kanunun 41 inci maddesine göre imar planı veya değişikliği hazırlanarak Özelleştirme Yüksek Kurulunun onayına sunularak imar planı yapılabilmektedir. Ancak özelleştirme programına alınmış kuruluşların arsa ve arazileri her zaman belediye mücavir alan sınırları içerisinde kalmadığı gibi belediyenin yetkili olmadığı 2634 sayılı Turizm Teşvik Kanunu kapsamında Kültür ve Turizm Bakanlığınca onaylanması gereken yerlerde, 3621 sayılı Kıyı Kanunu kapsamında Bayındırlık ve İskan Bakanlığınca onaylanması gereken yerlerde, valiliklerin onaylayacağı alanlarda ya da özel çevre koruma alanları ya da diğer özel kanunlarla düzenlenen alanlarda kalabilmektedir. Bu durumda özelleştirme programına alınan yerlerde imar planı yapma ve değiştirme yetkisi aynı anda birden çok kurum ve kuruluşun yetkisinde kalabilmektedir. Özelleştirme stratejileri doğrultusunda özelleştirme programındaki kurum ve kuruluşların mülkiyetinde ya da kullanımında olan her yerde her türlü imar planı ve değişikliğinin; işlemlerde süreklilik ve ivediliğin sağlanması yanında kamu yararının maksimize edilmesi için Özelleştirme Yüksek Kurulunun yetkisinde olması gerekliliği ortaya çıkmıştır. Mevcut madde yetki karmaşası nedeniyle özelleştirme sürecini kısaltmadığı gibi kamu kaynaklarının etkin ve verimli değerlendirilebilmesinde amaçlanan sonuçlar alınamamıştır. Aynı zamanda özelleştirme programındaki kurum ve kuruluşların arsa ve arazilerine yönelik imar planı yapma yetkisi hangi kurum ve kuruluşla ilgili ise ilgisine göre o kurumdan görüş alınarak imar planları hazırlanacak ve aynı zamanda imar planı sonrası uygulamalarda bu kuruluşlar ya da bu kuruluşlarla birlikte diğer kuruluşlar tarafından yerine getirileceği için (yürürlükteki mevzuatlar çerçevesinde gerekli ruhsat, projelerin onayı, imar durumlarının çıkarılması gibi konular) söz konusu kuruluşlarla koordinasyon sağlanmış olacaktır. Ancak ilgili kuruluşların verdikleri görüşler İdarece değerlendirmeye alınacak, İdarenin uygun gördüğü hususların da dikkate alınmasıyla imar planları ya da değişikliği hazırlanacaktır. İdare, özelleştirme stratejisine aykırı ya da plan bütünlüğünü bozmayan görüşleri dikkate alarak görüşlere uyup uymamakta serbesttir.

Diğer taraftan, kamunun elinde bulunan sosyal tesislere kamu kaynaklarından milyonlarca dolar yatırım yapılmış ancak, turizm tesislerinde aranan nitelikleri sağlayamadığı için bunların mevcut haliyle özelleştirilmesi mümkün olmamıştır. Bu tesislerin ekonomiye kazandırılması için imar planları değiştirilmesi, tesislerin turizm niteliklerine, sağlık, huzurevi, yurt gibi tesislerin niteliklerine uygun hale getirilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde kıyılarda yapılması gereken yapılar içerisinde sayılmadığı için ne imar planları değiştirilebilmekte ne de ruhsatlandırılabilmektedir. Böylece özelleştirilemediği için kamu kaynakları etkin ve verimli değerlendirilememektedir. Bunun yanında kamuya maliyetleri hesap edildiğinde büyük miktarlarda yatırımın yapıldığı tespit edilmektedir. Bu tesislerin işlemesi için yasal alt yapının kurulması gerekmektedir. Böylelikle tesislerin konumlarına uygun kamu menfaatinin maksimum seviyelerde düşünüldüğü yeni tesisler olarak hizmete devam etmesi sağlanmış olacaktır.

Madde - 13.

3621 sayılı Kıyı Kanununda kıyıda yapılabilecek yapılar sayılmış olup bu yapılar içerisinde kruvaziyer liman ve ek üniteleri sayılmamış, ayrıca yat limanı ve ek ünitelerine ilişkin tanımlamaların dünyadaki örnekleriyle karşılaştırıldığında ihtiyaçlara cevap vermediği ve kıyıların kullanımında kamu yararı gereğince herkesin eşitçe kullanacağı hususu da dikkate alınarak, kruvaziyer ve yat limanı tanımlanmıştır. Kruvaziyer ve yat limanları içerisinde bu limana hizmet edecek sosyal ve teknik alt yapının uluslararası normlarda neler olması gerektiği, ülke imajının üst seviyelere çıkarılması için ne tür dizaynlara ihtiyaç duyulduğu, dünyadaki örneklerinde nelerin olduğu araştırılarak sosyal ve teknik alt yapılar tespit edilmiştir. Anayasada ve Kıyı Kanununda kıyılara ilişkin düzenlemelerin temel unsurlarını da içerecek şekilde kamu yararı dikkate alınmıştır. Gümrüklü sahalar dışında tesislerin her ünitesinden herkesin eşitçe faydalanması mümkün olacaktır. Örneğin yiyecek içecek merkezlerinden, konaklama ünitelerinden, alışveriş mağazalarından herkes eşit koşullarda yararlanabilecektir.

Ayrıca, şu anda özelleştirme programında bulunan bir çok yerde fiilen bu hizmetler verilmektedir. Ancak bunların daha modern bir görünüm ve yapıya kavuşması, mevcut tesislerin işlerliğinin sağlanması için yasal değişiklik ihtiyacı doğmuştur. Aksi takdirde varolan tesislerden herkesin eşitçe yararlanması yanında ülke imajını üst seviyelere çıkarması ve turizm gelirlerini arttırması mümkün olamayacaktır. Örnek olarak Salıpazarındaki Türkiye Denizcilik İşletmeleri A.Ş.'ye ait liman kruvaziyer liman hizmetleri için kullanılmaktadır. Ancak bu limanın hizmet kalitesi oldukça kötü koşullarda yürütülmekte ve Devlet eliyle yatırımlar yapılamadığı için bu alandaki hizmetler aksamaktadır. Bu hizmetlerin belli standartlarda ve kalitede olabilmesi için oldukça yüksek maliyetli yatırımlar gerekmekte, ancak kamu kaynakları kısıtlı olduğu için yatırımlar gecikmektedir. Geciken hizmetlerden dolayı bu alanda elde edilecek yabancı kaynaklar başka alternatif yabancı limanlara kanalize olmaktadır.

Özelleştirme programındaki kurum ve kuruluşların arsa ve arazilerinde yapılacak kruvaziyer ve yat limanlarının yapılaşma koşulları Kıyı Kanunundaki kısıtlamalardan bağımsız olarak mevcut tesisler veya arazinin konumuna ve özelliğine göre yapılaşma koşullarının imar planı kararları ile belirlenmesi amaçlanmıştır. Böylelikle halen faaliyet gösteren tesislerin özelleştirilebilmesi için alt yapı hazırlanmış olacak ayrıca özelleştirme programına alınmış arsa ve arazilere yönelik hazırlanan kruvaziyer liman ve yat limanı ile ek ünitelerinin yapılaşma koşulları imar planı kararları ile Özelleştirme Yüksek Kurulunun yetkisine verilmiş olmaktadır. Böylelikle özelleştirme programındaki bir kuruluşun arsa ve arazisine yönelik imar planı kararları ile kruvaziyer ve yat limanı fonksiyonu yüklenmesi 4046 sayılı Kanunun 41 inci maddesindeki değişiklikle beraber düşünüldüğünde Özelleştirme Yüksek Kurulunun onayı ile mümkün olacaktır. Bu düzenleme ile kıyıların kamu yararı dışında kullanılması söz konusu olmayacaktır.

Madde - 14.

Türk Telekomun özelleştirilmesi sonucunda nakle tâbi personele ilişkin uygulamaların, 4046 sayılı Kanunun 22 nci maddesi ile uyumlu olması amaçlanmıştır. Diğer yandan Türk Telekomun kamu tüzel kişiliğinin sona ermesi halinde iletişim alanında ulusal ve uluslararası düzeyde oluşabilecek telafisi imkânsız aksaklıkların önlenmesi için, işlevsel görevlerde bulunan ve ikamesi kısa sürede imkânsız personelin isteklerine bağlı olarak makul bir süre kamu görevlerinden aylıksız izinli sayılarak çalışmalarına hukuken imkân sağlanmıştır.

Madde - 15.

04.12.2003 tarihli ve 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanununun geçici 2 nci maddesinde yer alan "aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca atandıkları tarihe kadar geçen süre içinde" ibaresi "Devlet Personel Başkanlığına bildirildikleri tarihteki kadro ve pozisyonlarına ilişkin olarak bildirim tarihine kadar geçen süre içinde" şeklinde değiştirilerek 4046 sayılı Kanunun 22 nci maddesi ile paralellik sağlanmıştır.

Madde - 16.

4046 sayılı Kanuna eklenen geçici maddeler ile;

Özelleştirme uygulamalarına ilişkin idari davalara Danıştay tarafından bakılacağı düzenlendiğinden, görülmekte olan davaların durumuna açıklık getirilmiştir.

Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte iş kaybı tazminatı almaya devam edenlerin, bu Kanunla yapılan değişikliklerden etkilenmeyeceklerine ilişkin düzenleme yapılmıştır.

Bu Kanunla 4046 sayılı Kanunun 22 nci maddesinde yapılan değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihte nakil hakkını kazananların, nakillerinin yapılacağına ilişkin düzenleme yapılarak, bu durumdaki personelin mağdur olmamaları amaçlanmıştır.

Bu Kanun ile 4046 sayılı Kanunun 22 nci maddesinde yapılması öngörülen değişiklik ile fark tazminatı uygulamasında, atama tarihi yerine Devlet Personel Başkanlığına bildirim tarihinin esas alınması sağlanmıştır. Söz konusu maddenin mevcut halinde ise fark tazminatına esas eski kadro veya pozisyon için yapılan ödemelerin net tutarlarının tespitinde hangi tarihin esas alınacağı konusunda ihtilaflar bulunmaktadır. Bu nedenle, tarihe ilişkin yapılan değişikliklerin halihazırda nakil işlemleri tamamlanmış ve fark tazminatı ödemeleri devam eden personel açısından uygulanmayarak bu personelin fark tazminatı ödemelerinde uygulama birliğini sağlayacak şekilde ilgililerin eski kurumlarından ilişiklerinin kesildiği tarihin esas alınmak suretiyle fark tazminatlarının ve şahsa bağlı haklarının belirlenmesi amaçlanmış, ayrıca bunlara fark tazminatının ödenmesinde 22 nci maddede yapılan değişikliğe paralel olarak Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren kademeli geçiş öngörülmüştür. Maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla nakil işlemleri tamamlanmamış personel hakkında ise 22 nci maddenin bu Kanunla değiştirilen hükümlerinin aynen uygulanacağı belirtilmiştir.

Madde - 17.

Yürürlük maddesidir.

Madde - 18.

Yürütme maddesidir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifim ekte gönderilmiştir.

Bilgilerinizi arz ederim.

Salih Kapusuz

Ankara

GENEL GEREKÇE

2005 yılında İzmir Kentinde Yapılacak Dünya Üniversitelerarası Spor Oyunlarına ilişkin olmak üzere, İzmir Üniversiade Oyunları Hazırlık ve Düzenleme Kurulu ile bu oyunlarda kullanılmak şartıyla Düzenleme Kurulunun onayladığı kurum ve kuruluşlara yapılan ve yapılacak teslim ve hizmet ifaları, söz konusu Oyunların gerçekleştirilmesi için ayrılan kısıtlı kamu mali kaynaklarının en verimli şekilde kullanılmasına imkan sağlanması amacıyla, katma değer vergisinden müstesna kılınmıştır.

İzmir Üniversiade Oyunlarında görevlendirilecek gönüllüler, gönüllü hizmet kavramının doğal sonucu olarak ilgili Kanunlar çerçevesinde işçi ve sigortalı sayılamayacaklarından, bu husus düzenlenmiştir.

3289 sayılı Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun Ek-3 üncü maddesi ile Spor Hizmet Faaliyetlerinde Üstün Başarı Gösterenlerin Ödüllendirilmesine Dair Yönetmelik hükümleri uyarınca spor kulübü, teknik direktör, antrenör, masör ve benzeri spor elemanlarına verilen ödül ve ikramiyelerin de sporculara verilen ikramiyeler gibi, gelir vergisinden müstesna kılınmıştır.

İstanbul Kentinin uluslararası olimpik anlaşma şartlarına uygun olarak olimpiyatlara hazırlanması ve olimpiyat oyunlarının düzenlenmesi ile ilgili olarak kurulan "İstanbul Olimpiyat Oyunları Hazırlık ve Düzenleme Kurulu'nun" İstanbul Büyük Şehir Belediyesinden (bütçesinin % 1'i kadar) aldığı pay 5272 sayılı Kanunla kesilmiştir. Bu düzenlemeyle bahsi geçen Kurul, yatırımlara yönelik olarak daha önce girmiş olduğu uluslararası kredi sözleşmelerinden dolayı ciddi manada maddi kriz sürecine girmiştir. Söz konusu Kanunun Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi üzerine, bahsi geçen Kurulun karşı karşıya kaldığı maddi krizin aşılması hususu dikkate alınarak yeniden düzenleme yapılarak iptal edilen Kanun metninden ilgili madde bendi çıkarılmıştır. Yapılan bu düzenlemeye paralel olarak "İstanbul Olimpiyat Oyunları Hazırlık ve Düzenleme Kurulu'nun" gelir kalemlerini düzenleyen Kanunda bu amaca uygun olarak yeniden düzenlenme yapılması amaçlanmıştır.

ANKARA MİLLETVEKİLİ SALİH KAPUSUZ?UN TEKLİFİ

ÇEŞİTLİ KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ

Madde - 1:

25.10.1984 tarihli ve 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun geçici 22 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Geçici Madde 22.- 2005 yılında İzmir Kentinde yapılacak Dünya Üniversitelerarası Spor Oyunlarına İlişkin olmak üzere İzmir Üniversiade Oyunları Hazırlık ve Düzenleme Kurulu ile bu oyunlarda kullanılmak şartıyla söz konusu Düzenleme Kurulunun onayladığı kurum ve kuruluşlara yapılacak teslim ve hizmet ifaları ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla mevcut olan Organizasyon Komitesi tarafından teslim alınan malların İzmir Üniversiade Oyunları Hazırlık ve Düzenleme Kurulu'na teslimi katma değer vergisinden müstesnadır.

Bu maddede düzenlenen istisnalar dolayısıyla yüklenilen vergiler, vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan vergilerden indirilebilir. İndirim yoluyla telafi edilemeyen vergiler ise bu Kanunun 32 nci maddesi hükümleri uyarınca istisna kapsamında işlem yapan mükellefin talebi üzerine nakden veya mahsuben iade edilir.

Maliye Bakanlığı, bu maddede yer alan istisnaların kapsamına girecek teslim ve hizmetleri tanımlamaya, istisnaya ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir."

Madde - 2:

31.12.1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 29 uncu maddesinin 1 inci fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiştir.

"5. Spor kulübü, teknik direktör, antrenör, masör ve benzeri spor elemanlarına verilen ödül ve ikramiyeler."

Madde - 3:

10.11.2004 gün ve 5255 sayılı İzmir Kentinde Yapılacak Dünya Üniversitelerarası Spor Oyunları (Üniversiade) Kanunu'na aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

"GEÇİCİ MADDE 3.- Hazırlık ve Düzenleme Kurulu tarafından bu Kanun kapsamında gerçekleştirilecek her türlü etkinlik için görevlendirilecek gönüllüler, 17 Temmuz 1964 gün ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu yönünden sigortalı; 22 Mayıs 2003 gün ve 4857 sayılı İş Kanunu açısından da işçi sayılmazlar. Bu gönüllülere Hazırlık ve Düzenleme Kurulu ile üçüncü kişiler tarafından temin edilecek her türlü ayni veya nakdi yardımlar, 31.12.1960 gün ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu açısından gelir sayılmaz ve vergilendirilmez."

Madde - 4:

30.04.1992 tarih ve 3796 sayılı İstanbul Kentinde Yapılacak Olimpiyat Oyunları Kanununun 11 inci maddesinin Mülga (e) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"e) İstanbul Büyükşehir Belediyesinin tasdik edilen bütçesinin % 1'i"

Madde - 5:

Bu Kanunun;

1 inci maddesi 13.11.2004 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde,

2 nci maddesi 01.01.2002 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde,

3 üncü maddesi 10.11.2004 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde,

4 üncü maddesi ise yayımı tarihinde

yürürlüğe girer.

Madde - 6:

Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

MADDE GEREKÇELERİ

Madde - 1:

Mevcut düzenleme ile 2005 yılında İzmir İlinde yapılacak Üniversitelerarası Spor Oyunları Düzenleme Kuruluna yapılacak mal teslimi ve hizmet ifaları katma değer vergisinden istisna edilmiş bulunmaktadır. Yapılan değişiklikle söz konusu Düzenleme Kurulunun onayladığı kurum ve kuruluşlara yapılacak teslim ve hizmet ifaları da istisna kapsamına alınmakta ve ayrıca düzenleme kısmı istisnadan tam istisna şekline dönüştürülmektedir.

Madde - 2:

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 29 uncu maddesinde sporculara verilen ödüller gelir vergisinden müstesna olmasına rağmen sporcuların yetiştirilmesine emeği geçen ve sporculara göre daha az ödül alan spor kulübü ve teknik kadroya ödenen ödülün de vergiden müstesna kapsamına alınması amaçlanmıştır.

Madde - 3:

11-21 Ağustos tarihleri arasında İzmir'de yapılacak olan 23. Dünya Üniversitelerarası yaz oyunları (Üniversiade) öncesinde, sırasında ve sonrasında 7000'i aşkın üniversite ve yüksekokul öğrencisi gönüllü olarak görev yapmaktadır. Bu gönüllülerin sigortalı sayılmaları durumunda işe giriş ve işten çıkış işlemleri çok büyük bir yük oluşturacağı gibi, ödenecek SSK primleri de organizasyon bütçesine yük getirecektir. Bu gönüllüleri teşvik etmek ve bazı masraflarını karşılamak için yapılacak ödemeler veya ayni yardımların ücret niteliğinde değerlendirilerek vergilendirilmeleri de hem iş yükü ve hem de maddi külfet oluşturacaktır.

Geçici maddenin geçerlilik tarihinin 5255 sayılı Yasanın yürürlük tarihi olarak önerilmesi halen çalışmakta olan gönüllülerle ilgili olarak ayrıca bir işlem yapılmasını önlemek içindir.

Madde - 4:

İstanbul Kentinin uluslararası olimpik anlaşma şartlarına uygun olarak olimpiyatlara hazırlanması ve olimpiyat oyunlarının düzenlenmesi ile ilgili olarak kurulan "İstanbul Olimpiyat Oyunları Hazırlık ve Düzenleme Kurulu'nun" gelirlerine, düştüğü maddi kriz nedeniyle, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin tasdik edilen bütçesinin %1'i kadar pay sağlanmıştır.

Madde - 5:

Yürürlük maddesidir

Madde - 6:

Yürütme maddesidir.

Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporu

T.C.

Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu

Esas No 1/1043

Karar No 77

15.06.2005

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Başbakanlıkça 31.05.2005 tarihinde TBMM Başkanlığına sunulan, Başkanlığınızca 06.06.2005 tarihinde Komisyonumuza tali komisyon olarak havale edilen "Özelleştirme Uygulamalarının Düzenlenmesine ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı", Komisyonumuzun 15.06.2005 tarihli 37 nci Birleşiminde Ulaştırma, İçişleri, Bayındırlık ve İskân bakanlıkları ile Denizcilik Müsteşarlığı, Türk Telekom A.Ş. Genel Müdürlüğü, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ve Devlet Personel Başkanlığı temsilcilerinin katılımları ile incelenip görüşüldü.

Tasarı ile bazı kavramların farklı anlaşılması ve yorumlanması nedeniyle oluşan kargaşanın giderilmesi; 24.11.1994 tarihli ve 4046 sayılı Kanunun belirli istekliler arasında öngörülen ihale usulünde karşılaşılan uygulama zorluklarının giderilmesi ve bu ihale usulüne işlerlik kazandırılması, iş kaybı tazminatı ile nakle tabi personelin nakline ilişkin hükümlerde uygulamada karşılaşılan hukuki ihtilafların en aza indirilmesi; 3194 sayılı İmar Kanunu ve 3621 sayılı Kıyı Kanununda uygulamada karşılaşılan sorunların giderilmesi, Türk Telekom A.Ş.'nin özelleştirilmesi sırasında, verilen hizmetlerin aksamaması için, Şirket personelinden gerekli görülenlerin bir süre daha Şirkette çalışmaya devam etmelerinin sağlanmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır.

Tasarının tümü üzerindeki görüşmelerde;

Tasarının lehinde olarak;

Özelleştirme programının çeşitli nedenlerle uygulanamadığı, örneğin Kat Mülkiyeti Kanunu ile ilgili olarak gayrimenkuller özel şahıslara devredildiğinde, devlette iken yaşanmayan sorunların yaşanır hale gelebildiği, bu Tasarı ile bu tür sorunların önüne geçilmesinin amaçlandığı,

Özelleştirme İdaresinin özelleştirme ve sonrasında yaşanan sorunların çözümüne yönelik olarak bu Tasarıyı hazırladığı, özelleştirmenin kolay hale getirilmesinin amaçlandığı,

Türkiye'den 10-20 yıl sonra özelleştirmeye başlayan ülkelerin dahi bu konuda önemli yol aldıkları, ülkemizin özelleştirme konusunda önünün açılması için bu değişikliklerin yapılması gerektiği,

Tasarının aleyhinde olarak;

Tasarı ile Özelleştirme İdaresine plan yapma yetkisinin tanındığı, bu yönüyle sakıncalı bir düzenleme olduğu, öte yandan Kıyı Kanununda yapılan değişikliklerle de Anayasaya uygunluk açısından aykırılık bulunduğu,

Bu düzenleme ile şu anda meşru olmayan durumların meşrulaştırılmak istendiği, örneğin özelleştirme ile ilgili olarak Kat Mülkiyeti Kanunundan doğan yükümlülüklerin, sadece gayrimenkullerin fotoğrafını çektirmek suretiyle en kolay şekilde çözümlenmek yoluna gidildiği,

Yapılan düzenleme ile kıyı şeridinde yapılamayan otel, motel vb. işletmelerin yapılabilir hale geleceği,

Şeklinde görüşler ifade edilmiştir.

Tasarının tümü üzerindeki görüşmeler sonrasında, Tasarının sadece komisyonumuzu ilgilendiren 10, 12, 13 ve 14 üncü maddeleri üzerinde görüşmeler yapılması kabul edilmiştir.

Bu maddeler üzerinde yapılan görüşmeler sonucunda;

Tasarının 10, 13, ve 14 üncü maddeleri aynen, 12 nci maddesi ise değiştirilerek kabul edilmiştir.

Tasarının çerçeve 12 nci maddesi;

Bu madde ile 3194 sayılı İmar Kanununun 9 uncu maddesinin değiştirilen ikinci fıkrasında parantez içinde yer alan "Denizcilik Müsteşarlığı" ibaresinden sonra, yürürlüğe giren Belediye Kanununa uygunluk sağlamak amacıyla ", İl Özel İdareleri" ibaresinin eklenmesini öngören önerge doğrultusunda değiştirilerek kabul edilmiştir.

Tasarının bu maddesinin görüşmeleri sırasında;

4046 sayılı Kanun kapsamında gelir ortaklığı modeli ve işin gereğine uygun sair hukuki tasarruflar yöntemiyle gerçekleştirilen hizmet özelleştirilmelerinde bu amaçlar için kullanılmak üzere yerel yönetimlerce hazırlanmış planlı alanların, halihazırda mevcut olmayacağı için, bu hizmetlerin sürdürüleceği yerlerde imar planı değişikliklerinde uygulamaya esas bir kanuni düzenleme gerektiği nedeniyle verilen ve İmar Kanununun 9 uncu maddesinin son fıkrasından sonra gelmek üzere,

"4046 sayılı kanun kapsamında gelir ortaklığı modeli ve işin gereğine uygun sair hukuki tasarruflar yöntemine göre özelleştirme işlemleri tamamlanan hizmet özelleştirilmesi niteliğindeki yatırımların yapılacağı yerde, sözleşme hükümlerine aykırı olmamak kaydıyla, imar mevzuatındaki kısıtlamalara tabi olmaksızın, her tür ve her ölçekteki imar planını yapmaya, değiştirmeye, askı sürelerine tabi olmaksızın re'sen onaylamaya ve her türlü ruhsatı vermeye Bayındırlık ve İskân Bakanlığı yetkili olup bu planların uygulanması zorunludur."

Şeklindeki hükmün eklenmesini öngören önerge görüşmeye açılmıştır.

Bu önergede yer alan imar mevzuatındaki kısıtlamalara tâbi olunmaması, askı sürelerine tabi olunmaması gibi hususların kazanılmış haklar açısından ve Anayasal haklar bakımından sakıncalar doğurabileceği, konunun kamulaştırma gibi değerlendirilmemesi gerektiği şeklindeki görüşler sonrası önerge, sahipleri tarafından geri çekilmiştir. Komisyon üyelerince böyle bir düzenlemenin ancak üzerindeki bu tür çekinceleri kaldıracak şekle getirilmesi halinde uygun olabileceği ifade edilmiştir.

Raporumuz, havalesi gereği esas komisyon olan Plan ve Bütçe Komisyonuna tevdi edilmek üzere Yüksek Başkanlığa saygı ile arz olunur.

KARŞI OY YAZISI

"Özelleştirme Uygulamalarının Düzenlenmesine ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı"nın 10, 12 nci ve 13 üncü maddeleri hakkında karşı oy yazımızdır.

Tasarının 10 uncu maddesi ile 4046 sayılı Kanuna eklenen Ek 3 üncü Madde de, "Özelleştirme Programında bulunan kuruluşlara ait binaların ve sosyal tesislerin kat mülkiyeti işlemlerinin 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunundaki şartlar aranmaksızın yapılacağı" öngörülmektedir.

Maddede, zemindeki fiili durumu tespit eden planın yeterli görüleceği ve bunun "vaziyet planı" yerine geçeceği belirtilerek başka bir belge aranmayacağı konu edilmektedir.

Bu durum, Anayasanın 10 uncu maddesinde açıklanan eşitlik ilkesine aykırıdır. Anayasanın 10 uncu maddesine göre" Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar."

Tasarının 10 uncu maddesi bir imar affını öngörmektedir. Bu durum, Özelleştirme Programında bulunan kuruluşlara ait binaların ve sosyal tesislerin bir çoğunun imarsız ve ruhsatsız olduğu ve bu yapıların yürürlükteki imar mevzuatı gereğince "kaçak yapı" statüsünde olduğu bilinmektedir. Getirilen düzenleme de bunu doğrulamaktadtır.

Tasarının kabul edilerek yasalaşması ile, Kamunun elinde bulunan bu tür yapı ve tesislere af getirilmiş olacaktır. Böylesi bir düzenleme, kentsel toprakların yağmalanmasının ve çevrenin talanının önünü açacaktır. Bilinmelidir ki, ruhsatsız ve kaçak konumdaki yapıların yani suçların affedilmesi ve toplumda, yeni suç alanlarının açılmasını teşvik edecek ve plansız kentleşmeyi körükleyecektir.

Tasarının 12 nci maddesi, imar planı yapma, yaptırma ve onama yetkilerini düzenleyen yürürlükteki yasaları ve yasaların öngördüğü kurum ve kuruluşları bertaraf ederek, "Özelleştirme Programına alınmış kuruluşların mülkiyetinde ya da kullanımında arsa ve arazileri" Üzerinde her türlü imar planı yapma ve değiştirme yetkisini, imar mevzuatı/tüzesi ile hiç bir ilgisi ve konusu olmayan "Özelleştirme İdaresi "ne verilmektedir. Bu durum, Ülke kaynaklarının geleceği konusunda ciddi kaygıları içinde taşımaktadır.

Tasarının 12 nci maddesi ile 3194 sayılı İmar Kanununun 9 uncu maddesinin ikinci fıkrası değiştirilmektedir.

Yapılan değişiklikle birlikte özelleştirme programına alınmış kuruluşlara ait veya kuruluş lehine irtifak/kullanım hakkı alınmış arsa ve arazilere ilişkin her tür ve ölçekteki imar planlarını yapmaya Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, onaylamaya Özelleştirme Yüksek Kurulu yetkili kılınmaktadır. Bu hüküm ile;

Mevcut planların yapılması ve onaylanmasında var olan yetki karmaşası daha da artırılmakta ve içinden çıkılmaz bir hal almaktadır. Bu hüküm ile özel yasalarla ve genel yasalarla planlama konusunda yetkili olan, imar planı yapma ve yaptırma konusunda ve onaylama konusunda yetkili olan, Bakanlıklar (Kültür ve Turizm Bakanlığı, Bayındırlık ve İskân Bakanlığı vd.) yetkileri elinden alınmakta, fiziksel planlama yapma amacı ile kurulmayan ve görevleri plan yapmak olmayan, planlama konusunda gerekli donanımı, altyapısı ve elemanı bulunmayan Özelleştirme İdaresi yetkili kılınmaktadır. Bu da planların yapılması ve hazırlanmasında telafisi mümkün olmayan sonuçlara yol açacaktır.

Son dönemlerde yürürlüğe giren ve yerelleşme politikasının sonucu olan Büyükşehir Belediyesi Kanunu, İl Özel İdaresi Kanunu ve Belediye Kanunu hükümlerine göre plan yapımı konusunda yetkili olan yerel yönetimlerin yetkileri de alınmakta, bu Tasarıyla belediyeler işlevsiz hale getirilmektedir.

Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca özelleştirme programına alınan taşınmazlarda yapılan ve yapılacak planlar bölgenin, alanın veya belde halkının ihtiyaçlarına göre yapılmayacak söz konusu taşınmazlar gelir getirici bir unsur olarak görülecektir. Bu taşınmazlar üzerinde imar planı değişiklikleri ile sanayi alanları, rant odaklı kullanımlara dönüştürülecek. Alışveriş merkezleri, ticaret merkezleri, konut dışı kentsel çalışma alanları gibi kentsel rant alanları yaratılacak, kamunun ortak malı olan ve herkesin hakkı olan taşınmazlar kişilere rant amaçlı olarak aktarılacaktır. Kentin ihtiyaçları dikkate alınmayacak cazibe merkezi yaratılacaktır.

Söz konusu taşınmazlar üzerinde bulunan planlarda yerel ve ülkesel kalkınmaya hizmet eden üretim yani sanayi alanları da yok edilecek, istihdam ve kalkınmada ciddi zaafiyetler ortaya çıkacaktır. Bu durumda bazı yerlerde yerel halk, bir kent etkilenecek, kentlerin yaşamsal faaliyetleri durma noktasına gelebilecektir.

Yapılan planlar farklı bir idare tarafından mülkiyete göre yapıldığından parçacı olacak, planlama süreci çok parçalı hale gelecek, kentlerin bütünlüklü planlama ve makro gelişmeleri alt üst olacaktır.

Tasarının 13 üncü maddesinde ise, Başta Anayasamız, Medeni Yasa, Kıyı Yasası ve Türk Hukukunda kamu malları üzerinde kabul görmüş içtihatlara rağmen "Kıyı" gibi herkesin kullanımına ve yararlanmasına açık doğal varlıklarımızın sırf ticari beklentiler uğruna, kamu ve toplum yararı dışında kullanılması öngörülmektedir.

Tasarının 13 üncü maddesi, ile 3621 sayılı Kıyı Kanununun 6 ncı maddesinin dördüncü fıkrasına eklenmesi istenilen bent ile, "Organize turlar ile seyahat eden kişilerin taşındığı yolcu gemilerinin (kruvaziyer gemilerin) bağlandığı, günün teknolojisine uygun yolcu gemisine hizmet vermek amacıyla liman hizmetlerinin (elektrik, jeneratör, su, telefon, internet ve benzeri teknik bağlantı noktaları ve hatlarının) sağlandığı yolcularla ilgili gümrüklü alan hizmetlerinin görüldüğü ülke tanıtımı ve imajını Üst seviyeye çıkaracak turizm amaçlı (yeme içme tesisleri, alışveriş merkezleri, haberleşme ve ulaştırmaya yönelik üniteler, danışma, enformasyon ve banka hizmetleri, konaklama üniteleri, ofis binalar) fonksiyonlara sahip olup, kruvaziyer gemilerin yanaşmasına ve yolcuları indirmeye müsait deniz yapıları ve yan tesislerinin yer aldığı kruvazier ve limanları?nı kıyılarda yapılması öngörülmektedir.

Türk Hukukunda, kamu malları, orta malları, sahipsiz mallar ve hizmet malları olarak 3 sınıfa ayrılmaktadır.

Kıyılarda, Medeni Yasanın 715 inci maddesi (Eski TMK. 641. md.)'ne göre sahipsiz mal olarak kabul edilen yerlerdendir ve Devletin Hüküm ve Tasarrufu altındadır. Diğer bir deyimle, sahipsiz mallar, doğal nitelikleri gereği özel mülkiyete elverişli olmayan kamu mallarıdır. Türk Hukukunda egemen olan görüş, devletin kamu malları üzerindeki hakkının medeni hukuk anlamında mülkiyet hakkı olmadığıdır.

Sahipsiz kamu mallarından olan kıyılar, 1982 Anayasasının "Kamu Yararı" genel başlığı ile "Kıyılardan Yararlanma" alt başlığı altında 43 üncü madde ile aşağıdaki şekilde hükme bağlanmıştır.

"Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Deniz, göl ve akarsu kıyılarıyla, deniz ve göllerin kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir. Kıyılarla sahil şeritlerinin, kullanış amaçlarına göre derinliği ve kişilerin bu yerlerden yararlanma imkân ve şartları kanunla düzenlenir."

Madde metninden açıkça görülebileceği gibi, kıyı ve sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilmelidir.

Kıyıların gelecek kuşakları da kapsayacak biçimde doğal bir kaynak olarak ele alınması gerekmektedir. Kıyıda turizm amaçlı fonksiyonları kapsayan (yeme-içme tesisleri, alışveriş merkezleri, haberleşme ve ulaştırmaya yönelik üniteler, danışma, enformasyon ve banka hizmetleri, konaklama üniteleri, ofis binalarını) kruvaziyer liman yapılması ile kamu yararı kavramı pratikte gerçekleşmeyecek ve Anayasanın 43. maddesindeki temel amaca aykırılık teşkil edecektir. "Kruvaziyer liman" ifadesi son derece geniş bir kavram olup, özel yapılara izin verilmek suretiyle Anayasanın 43 üncü maddesine aykırılık taşımaktadır.

Anayasaya göre, kıyılar herkesin eşit ve özgür olarak ortaklaşa yararlanmasına açıktır. Oysa anılan düzenlemeyle getirilen kruvaziyer liman tanımı ile, kıyıların kullanımı sınırlanmaktadır. Bu düzenleme ile açıkça, Anayasaya aykırı olarak ülke toprakları, doğal kaynakları, toplum ve kamu yararı dışında kullanılmasına açılmaktadır. Böylece, kıyıların ve sahil şeritlerinin doğal servet ve kaynak niteliği kazandıran özelliklerinin yitirilmesine neden olunmakta, özel bir alan olan kıyılar korunmamaktadır.

Anayasada belirtilen ilkeler, 3621/3830 sayılı Kıyı Kanununda da düzenlenmiştir. Bu kanunlara göre, kıyı, kıyı çizgisi ile kıyı kenar çizgisi arasında kalan alandır. Bu alanlar devletin hüküm ve tasarrufu altındadır ve mülkiyete konu olamamaktadır. Mülkiyete dair kazanılmış hak ilkeleri, kıyılarda geçerli kabul edilmemektedir. Kıyı, herhangi bir tahsis işlemine gerek olmaksızın doğrudan doğruya doğal yapısından dolayı herkesin serbestçe yararlanmasına sunulmuş sahipsiz kamu malıdır. Hiçbir karşılık ödemeksizin herkesin kıyılardan ortaklaşa yararlanma hakkı vardır. Kıyıların devamı niteliğindeki sahil şeritlerinin kullanımında da kamu yararı gözetilmesi gerekmektedir. Sahil şeritlerinin derinliğinin saptanmasında, kamu yararını gözetecek ve kamunun yararlanmasına olanak sağlayacak, çağın anlayışına uygun makul ve geçerli bir ölçüyü Anayasa öngörmektedir.

3621 sayılı Kıyı Yasasının 5 inci maddesinde; "kıyıların, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunduğu, kıyıların herkesin eşit ve serbest olarak yararlanmasına açık olduğu, kıyı ve sahil şeridinden yararlanmada öncelikle kamu yararının gözetileceği" hükmü yer almaktadır.

Görüldüğü gibi, Anayasa ve Kıyı Yasası hükümlerine aykırı olarak kıyılardan herkesin eşit ve serbest yararlanma hakkını ortadan kaldıracak veya sınırlandırabilecek herhangi bir tasarrufta bulunulması mümkün değildir.

Tasarının 13 üncü maddesiyle, Kruvaziyer gemilerdeki yolcuların bu sahillerden yararlanma imkân ve şartları, diğer kişilerin aleyhine olarak yasayla genişletilmektedir.

Tasarının 13 üncü maddesi, sadece Anayasanın 43 üncü maddesiyle çelişmemekte, aynı zamanda, Anayasanın kıyıların korunması amaçlı kamulaştırmayı konu alan 46 ncı maddesi ve herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğunu belirleyen 56 ncı maddesi ile de çelişmektedir.

Bu anlamda, tasarının 10, 12 ve 13 üncü maddesi geri çekilmelidir. Zira, ileride telafisi mümkün olmayan tahribatların açılması söz konusu olabilecektir. Söz konusu maddelerin kamu yararı ile herhangi bir ilgisi bulunmamaktadır. Aksine, kamu ve toplum vicdanını zedeleyen hükümler içermekte olup, Anayasanın 10, 43, 46 ve 56 ncı maddelerine de aykırıdır.

Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu

T.C.

Plan ve Bütçe Komisyonu

Esas No 1/1043, 2/539

Karar No 49

02.07.2005

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Maliye Bakanlığınca hazırlanarak Bakanlar Kurulunca 31.05.2005 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulan ve Başkanlıkça 06.06.2005 tarihinde tali komisyon olarak Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonuna; esas komisyon olarak da Komisyonumuza havale edilen 1/1043 esas numaralı "Özelleştirme Uygulamalarının Düzenlenmesine ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı", Komisyonumuzun 15.06.2005 ve 30.06.2005 tarihlerinde Hükümeti temsilen Maliye Bakanı Kemal Unakıtan ile Maliye Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, Ulaştırma Bakanlığı, Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı, Hazine Müsteşarlığı, Devlet Personel Başkanlığı ve Özelleştirme İdaresi Başkanlığı temsilcilerinin de katılımlarıyla yapmış olduğu 60 ve 68 inci birleşimlerde Komisyonumuz portföyünde bulunan 2/539 esas numaralı Kanun Teklifinin söz konusu Tasarı ile ilgili olması nedeniyle İçtüzüğün 35 inci maddesi uyarınca birleştirilerek incelenip görüşülmüştür.

Bilindiği gibi; 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamalarının Düzenlenmesine ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunda bazı kavramların farklı anlaşılması ve yorumlanması nedeniyle çeşitli karışıklıklar ortaya çıkmaktadır. Yoruma muhtaç veya uygulamada tereddüt oluşturan bazı hükümlerin tereddüde ve yoruma mahal bırakmayacak şekilde açık ve net bir şekilde düzenlenmesine ve ayrıca terim ve kavram birliğinin teminine ihtiyaç bulunmaktadır.

Tasarı ve gerekçesi incelendiğinde;

4046 sayılı Kanunun 18 inci maddesinde yer alan, "Belirli istekliler arasında ihale usulü"nde zaman içerisinde karşılaşılan uygulama zorluklarını giderebilmek ve bu ihale usulüne işlerlik kazandırabilmek amacıyla anılan Kanunda yer alan diğer ihale usullerinde aranan bazı koşullardan istisna tutularak, ayrı bir ihale usulü olarak yeniden düzenlenmesinin,

4046 sayılı Kanunun 21 inci maddesinde yer alan iş kaybı tazminatı ile 22 nci maddesinde yer alan nakle tâbi personelin nakline ilişkin hükümlerde uygulamada karşılaşılan ve hukuki ihtilaflara sebep olan bazı hususların yeniden düzenlenmesinin,

İmar Kanunu ve Kıyı Kanununda uygulamada karşılaşılan sorunların giderilmesine yönelik düzenlemeler yapılmasının,

Türk Telekom A.Ş.'nin özelleştirilerek alıcıya devredilmesi sırasında, anılan Şirketin verdiği hizmetlerin aksamaması için, Şirket personelinden gerekli görülenlerin bir süre daha Şirkette çalışmaya devam edeceklerine ilişkin düzenleme yapılmasının,

Öngörüldüğü anlaşılmaktadır.

Komisyonumuzda Tasarının tümü üzerinde yapılan görüşmelerde;

Gelişmiş ülkelerde yapılan özelleştirmelerde önemli kısıtlar ve standartlar bulunduğu, ülkemizde de birtakım kriterlerin belirlenmesi gerektiği, özelleştirmenin bir sınırı olduğu ve bu sınırın iyi çizilmesi gerektiği,

Ekonomiye ilişkin önemli politikaları özelleştirme üzerine kurmanın doğru olmadığı, özelleştirmeyle arzu edilen amaçlara ulaşmanın mümkün olmayacağı,

Özelleştirilen kurumların çoğunun verimsiz olmadığı, alınan kararlar sonucunda yeni yatırımlar yapmadığı için verimsiz hale geldikleri,

Özelleştirmede yerli-yabancı ayrımının bulunması gerektiği, yabancı ağırlıklı özelleştirmelerin doğru olmadığı ve yabancılara ilişkin sınırlandırmalar getirilmesi gerektiği,

Kamu işletmeciliği konusunda Devlet tekelinden vazgeçilirken yabancı özel ve devlet tekelinin söz konusu olabileceği özelleştirme uygulamalarına dikkat edilmesi gerektiği, ekonomisi bağımsız olmayan bir ülkenin dış politikasının da bağımsız olamayacağı, bu nedenle ekonominin yabancıların eline geçmesine yol açmamak için önlem alınmasının şart olduğu,

Türkiye'de Devlet harcamalarının GSMH'nin yaklaşık yarısına ulaşmış olduğu ve böyle bir büyüklükle Devletin ekonomide önemli bir müdahale gücüne ulaştığı, ancak bu durumun hantallığa yol açabileceği, bunun önüne geçmek için kamunun ekonomideki rolünün küçültülmesi gerektiği, bunun da yolunun KİT'lerin özelleştirilmesinden geçtiği,

KİT'lerin kâr-zarar gibi konularda özel sektöre nazaran duyarsız oldukları ve iflasa tâbi olmadıkları, bu niteliklerinden dolayı kamu işletmelerinin bugünkü rekabet şartları içinde ayakta kalmalarının zorlaştığı,

1980'li yıllara kadar KİT'lerin ülke ihtiyaçları dikkate alınarak kurulduğu, ancak günümüzde bu ihtiyacın değiştiği, ekonominin bu çerçevede yeniden yapılandırılması gerektiği,

Özelleştirmenin sosyal yönünün ihmal edilmesinin bugünkü işsizlik problemine neden olduğu,

Bütün işletmelerin kamunun elinde bulunması gibi bir mantığın olamayacağı, işletmelerin özel sektöre devrinin mümkün olabileceği, ancak ekonomiklik, etkinlik, verimlilik ve ölçek gibi kimi kriterler uyarınca kamunun elinde de bazı işletmelerin bulunması gerektiği,

Özellikle stratejik öneme sahip işletmelerin hisselerinin büyük çoğunluğunun kamunun elinde bulunması gerektiği,

Kamunun elindeki işletmelerin verimsiz olduğu anlayışının doğru olmadığı, bu işletmelerin özerk bir yapıya büründürülüp siyasi etkilerden korunması durumunda kâr elde eden işletmelere dönüşebilecekleri,

Özelleştirmelere başlanırken teknolojik gelişme, verimlilik ve istihdam artışı sağlanacağı yönünde beklentilerin bulunduğu ancak uygulamaların bu yönde gerçekleşmemiş olduğu,

Özelleştirmenin en büyük sorunlarından birisinin hukuki alt yapısının oluşturulamamış olduğu, bu sorunun en kısa zamanda çözüme kavuşturulması gerektiği,

Özelleştirmenin ortaya çıkış gerekçesinin sosyal devlet anlayışıyla faaliyet alanı genişleyen Devletin bu faaliyetleri yürütebilmek için topladığı vergileri nerelere harcadığının, etkin kullanılıp kullanılmadığının sorgulanması olduğu,

Özelleştirme yaklaşımının esas amacının, vergi yükünün azaltılarak bireyin refahının artırılması olduğu, gelişmiş ülkelerde özelleştirmeler yoluyla borç ödeme yaklaşımının bulunmadığı,

4046 sayılı Yasada özelleştirmenin iki gerekçesinin yer aldığı ve bunların ekonomide verimlilik artışı ve kamu giderlerinde azalma sağlamak olduğu, ancak 2000'li yıllardan bu yana uygulamanın bu yönde cereyan etmediği ve amacın borç ödeme mantığı üzerine kurulduğu, yüzde 6.5 faiz dışı fazla yükünün kaynağının da bu borç ödeme faktörüne dayandığı,

Benimsenmiş olan dalgalı kur politikasının görevini yerine getiremediği, yüksek cari açık nedeniyle dövize talep olmasına karşın dövizin fiyatının yükselmediği, bu tabloyu ise maliye politikası ile düzeltme olanağının bulunmadığı; çünkü sıkı maliye politikasının uygulandığı durumlarda vergilerin arttığı ve bu politikanın esnekliğinin azaldığı; çözümün doğrudan yabancı yatırımlarda arandığı, yabancı yatırımcıların ise özelleştirmeler yoluyla ülkeye girdiği, dolayısıyla cari açığın özelleştirmeyle kapatılmaya çalışıldığı ve özelleştirmelerin zorunlu hale geldiği,

Uygulamaların, halka arz yoluyla satışın blok satış yönteminden daha kârlı olduğunu ortaya koyduğu,

Özelleştirmeye giden pek çok ülkede stratejik alanlarda devletin hâlâ önemli pay sahibi olduğu ve ekonomideki kontrollerinin devam ettiği,

Özelleştirmede öncelikli amacın kamu yararı olması gerektiği,

1985 yılında yapılan kanun değişikliği ile merkezi yönetimin imar planı yapma görevinin bazı çekincelerle yerel yönetimlere bırakılmış olduğu, liman, otel gibi tüm ülkeyi ilgilendiren konularda ve ihtilafların çözümünde ise Bayındırlık Bakanlığının yetkili olduğu, bugüne kadar yerel yönetimlere devredilmiş imar planı yapma yetkisinin özelleştirme programındaki kuruluşlara ilişkin olarak 4046 sayılı Kanunla Özelleştirme Yüksek Kuruluna geçmiş olduğu, bu değişikliğin yerel yönetimler açısından olumsuz olduğu, imar planı yapma yetkisinin mahallinde yerel yönetimlerin uhdesinde bulunması gerektiği, bu düzenlemenin Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartına aykırı nitelik taşıdığı,

Tasarıyla Özelleştirme Yüksek Kuruluna tanınan imar planı yapma yetkisinin genişletildiği, ayrıca birtakım yetkileri bulunan bazı merkezi idare kuruluşlarının da yetkilerinin kısıtlandığı, bu düzenlemelerin yerellik ve kamu yararı ilkelerine uygun düşmediği,

Kıyı kullanımının da Anayasaya aykırı olarak kruvaziyer gemiler için geniş anlamda değiştirilmesinin öngörüldüğü, bu durumun kamu yararına uygun olarak, herkesin eşit kullanımına açık olması gereken kıyılardan tüm vatandaşların değil, kruvaziyer gemi yolcularının kullanımına tahsis edilmesine neden olacağı,

Şeklindeki görüş ve eleştirileri takiben hükümet adına yapılan açıklamalarda;

KİT'lerin Devlet eliyle kurulmuş oldukları ve Türkiye ekonomisinde önemli fonksiyonlar icra ettikleri,

İlk yıllarda KİT'lerin kurulması amacıyla çıkarılan kuruluş kanunlarında, ülkede yeterli sermaye sağlandıktan sonra anılan kuruluşlarının özel sektöre devredilecekleri hükmünün yer aldığı,

KİT'lerin 1930-1970 yılları arasında ülke sanayileşmesine büyük katkı sağladıkları, 1980'lerden sonra ise durumun değiştiği, ekonomi için ulusal sınırların ortadan kalkması ve ekonominin küresel rekabete açılmasıyla KİT'lerin sürdürülebilirliğinin kalmadığı; üretim, pazarlama ve teknoloji gibi alanlarda karar verme konusunda özel sektörü yakalamasının mümkün olmadığı, rekabete ayak uyduramaz hale geldikleri ve bu nedenle de özelleştirmenin zorunlu hale geldiği,

Bazı kuruluşlar itibariyle özellikle de stratejik kuruluşlarla ilgili olarak özelleştirmeye sınır getirilebileceği,

Özelleştirmenin, devletin iktisadi faaliyetlerinin azaltılması, kamu iktisadi teşebbüslerinin kamu finansmanı üzerindeki yükünün ortadan kaldırılması, piyasa ekonomisine işlerlik kazandırılması, atıl tasarrufların ekonomiye kazandırılarak sermaye piyasalarının geliştirilmesi ve elde edilecek kaynakların kamunun altyapı yatırımları, savunma adalet ve sağlık hizmetlerinde kullanılması suretiyle ekonomide verimliliğin artırılmasının en önemli aracı, yapısal reformların ise vazgeçilmez bir unsuru olduğu,

Türkiye'nin özelleştirme uygulamalarını başlatan ilk ülkeler arasında yer aldığı, özelleştirme uygulamalarının ilk kez 1984 yılında yürürlüğe giren 2983 sayılı Tasarrufların Teşviki ve Kamu Yatırımlarının Hızlandırılması Hakkında Kanun ile başlatılmış ve 1994 yılında yürürlüğe giren 4046 sayılı Kanun ile geniş bir yasal zemine oturtulmuş olduğu,

Devletin yeniden yapılandırılmasında önemli bir makro ekonomik politika aracı olan özelleştirmenin, siyasi kararlılıkla, kamu kuruluşları ve bağımsız düzenleyici kurumlarla işbirliği içerisinde, artan bir hızla sürdürüldüğü,

2003 yılı başından beri yürütülen uygulamalar kapsamında irili-ufaklı 65 iştirak-işletme ve şirketin özelleştirildiği ve 800 adet gayrimenkul satışı yapıldığı,

Geriye doğru bakıldığında, ilk kez, 2003 ve 2004 yıllarında Özelleştirme Fonu adına hiçbir surette yeni borçlanmaya gidilmediği, 2003 yılından önce çeşitli nedenlerle yapılan borçlanmaların tamamının 2004 yılında ödendiği, bu kapsamda 2004 yılında ödenen borçların toplam tutarının 778 milyon ABD Doları olduğu, ayrıca uzun yıllardan beri ilk kez 2005 yılının ilk aylarında 1 milyar ABD Doları kaynağın Hazineye aktarıldığı,

Sağlanan ekonomik istikrarın ve artan yatırımcı güveninin de etkisiyle, özelleştirme sürecinde hem yurt içi hem de yurt dışı yatırımcılarının yoğun ilgi ve katılımının gerçekleştiği ve özelleştirme sürecinde olumlu gelişmeler kaydedildiği,

Halen başta Türk Telekom, Eti Alüminyum A.Ş., Tüpraş, Erdemir, THY ve Adapazarı Şeker Fabrikası A.Ş. olmak üzere, TEKEL'in Ankara Başmüdürlük binasının özelleştirilmelerine ilişkin süreçlerin devam ettiği,

25.11.2004 tarihinde ilana çıkılan Türk Telekom'un hisselerinin yüzde 55'inin özelleştirilmesinde sona yaklaşılmış olduğu, Türk Telekom son teklif verme tarihinin 24.06.2005 olarak belirlendiği,

Özelleştirmelerde kamu yararını ve arz güvenliğini koruyucu, yatırımları, üretimi ve istihdamı artırıcı düzenlemelerin özenle ve dikkatle yapılmakta olduğu, ihdas edilen altın hisse uygulamaları ile bu şirketlerin daha verimli ve güvenli bir şekilde, özel sektör dinamizmi ile faaliyet göstermelerinin güvence altına alındığı, nitekim Türk Telekom, TÜPRAŞ ve ERDEMİR özelleştirmelerinde sınırları ve kapsamı ayrıntılı olarak belirlenmiş olan altın hisse uygulamasının bulunduğu, diğer taraftan bu kuruluşların özelleştirmelerinde yatırım, üretim ve istihdama ilişkin kapsamlı düzenlemeler yer aldığı,

Özelleştirme portföyünde yer alan bütün şirketlerde olduğu gibi kârlılık ve verimliliğin özelleştirmeyi engelleyici bir unsur olmak bir yana, özelleştirmeyi hızlandırıcı bir unsur olduğu, kârlılık ve verimlilik yanında, şirketin uzun dönemli, sağlıklı bir büyüme çizgisine kavuşturulması ve şirketin verimlilik prensiplerine göre işleyişinin garanti altına alınmasının da büyük önem arz ettiği,

Tasarının kanunlaşması ile özelleştirme uygulamalarının daha süratli ve verimli bir şekilde gerçekleştirilmesinin sağlanacağı,

Mevcut Kanunda yer alan bazı kavramların farklı anlaşılması ve yorumlanması nedeniyle oluşan hukuki kargaşanın giderilmesi, yoruma muhtaç veya uygulamada tereddüt yaratan bazı hükümlerin tereddüde ve yoruma mahal bırakmayacak şekilde açık ve net bir şekilde yeniden düzenlenmesi ve terim ve kavram birliğinin temini suretiyle açık ve anlaşılır bir kanun metnine ulaşılmasının amaçlandığı,

Özelleştirme uygulamalarında kullanılan ihale usulleri arasında yer alan, "Belirli istekliler arasında ihale usulü"nün yeniden tamamlandığı ve bu suretle anılan ihale usulüne işlerlik kazandırılmaya çalışıldığı,

İş kaybı tazminatı ile nakle tâbi personelin nakline ilişkin hükümlerde uygulamada karşılaşılan ve hukuki ihtilaflara sebep olan bazı hususların yeniden düzenlenmesi suretiyle hukuki ihtilafların önlenmesinin amaçlandığı,

Özelleştirme uygulamalarında 3194 sayılı İmar Kanunu ve 3621 sayılı Kıyı Kanununda karşılaşılan sorunların giderilmesine yönelik bazı düzenlemeler yapıldığı,

Türk Telekom A.Ş.'nin özelleştirilerek alıcıya devredilmesi sırasında, Şirket personelinden gerekli görülenlerin mevcut özlük haklarına halel gelmeyecek ve kamuya bir yük oluşturmayacak şekilde, belli bir süre daha Şirkette çalışmaya devam etmelerine ilişkin bir düzenleme yapıldığı, böylelikle bir yandan telekomünikasyon hizmetlerinin aksaklığa meydan vermeksizin yürütülmesi, diğer yandan ise personelin geleceğine ilişkin belirsizliğin ortadan kaldırılmasının amaçlandığı,

İfade edilmiştir.

Tasarının tümü üzerindeki görüşmeleri takiben Tasarı ve gerekçesi Komisyonumuzca da benimsenerek maddelerinin görüşülmesine geçilmiştir.

Tasarının;

Çerçeve 1, 2, 3 ve 4 üncü maddeleri; aynen,

Çerçeve 5 inci maddesi; kanun tekniğine uygunluk sağlanması amacıyla madde çerçevesinde yer alan ' "Belirli istekliler arasında kapalı teklif usulü" başlığı ile birlikte" ' ibaresinin "(c ) alt bendinin son paragrafı" olarak redaksiyona tâbi tutulması suretiyle,

Çerçeve 6 ncı maddesi ile değiştirilen 4046 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin (A) bendinde yer alan Türk Ticaret Kanununun önüne kanun numarasının eklenerek redaksiyona tâbi tutulmak suretiyle,

Çerçeve 7 nci maddesi; aynen,

Çerçeve 8 inci maddesi ile değiştirilen 4046 sayılı Kanunun 22 nci maddesinin özelleştirme programındaki kuruluşlarda boş kadroların tamamen iptal edilmesi ve personel alımının durdurulması halinde bu kuruluşların faaliyetlerini devam ettirmede önemli sorunlar yaratabileceğinden özelleştirme programındaki kuruluşlara ihtiyaç halinde nakil hakkı olmayacak şekilde personel alınmasını teminen değiştirilmesi suretiyle,

Çerçeve 9 uncu maddesi; aynen,

Çerçeve 10 uncu maddesi; madde çerçevesinde yer alan "maddeler" ibaresinin "ek maddeler" olarak değiştirilmesi, 4046 sayılı Kanuna eklenen ek 3 üncü maddede yer alan "12 nci maddesinin" ibaresinden sonra gelmek üzere "ikinci fıkrasının" ibaresinin eklenmesi ve 4046 sayılı Kanuna eklenen ek 4 üncü maddesinde yer alan "Bu Kanuna" ibaresinin çıkarılması suretiyle,

Çerçeve 11 inci maddesi; "(A) bendinin" ibaresinden sonra gelmek üzere "ikinci fıkrasının" ibaresinin eklenmesi suretiyle,

Çerçeve 12 nci maddesi ile 3194 sayılı İmar Kanununun 9 uncu maddesinin ikinci fıkrasında değişiklik öngören düzenlemenin aynı Kanuna ek 3 üncü madde olarak eklenmesi doğrultusunda madde çerçevesinin değiştirilmesi suretiyle,

Çerçeve 13 üncü maddesi; madde çerçevesinin kanun tekniğine uygunluk bakımından redaksiyona tâbi tutulması suretiyle,

Çerçeve 14 üncü maddesi; nakil hakkından imtina eden nakle tâbi personelin ihbar ve kıdem tazminatlarının ödeneceğine ilişkin olarak 406 sayılı Kanunun ek 29 uncu maddesinin değiştirilmesi suretiyle,

İmtiyaz sözleşmelerinde Hazine payı ve kurum masraflarına katkı payı matrahının belirlenmesine ilişkin 406 sayılı Kanuna ek 36 ncı maddenin eklenmesini düzenleyen hükmün metne çerçeve 15 inci madde olarak ilave edilmesi suretiyle,

Mevcut imtiyaz sözleşmelerine taraf olan GSM işletmelerinin de 406 sayılı Kanunun ek 36 ncı maddesi hükmünden yararlanabilmeleri amacıyla bir aylık bir süre tanınmasını düzenleyen hükmün 406 sayılı Kanuna geçici 11 inci madde olarak ilave edilmesini düzenleyen hükmün metne çerçeve 16 ncı madde olarak ilave edilmesi suretiyle,

Türk Telekom?da kadrolu veya sözleşmeli statüde çalışanlar ile bu statülerde çalışmakta iken iş mevzuatına geçen personelden emeklilik veya yaşlılık aylığı almaya hak kazananların mevzuatla uyumlu olarak teşvikinin sağlanması amacıyla 406 sayılı Kanunun Ek 32 nci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarında değişiklik öngören bir düzenlemenin metne yeni 17 nci madde olarak ilave edilmesi suretiyle,

15 inci maddesi; 5015 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesinden çıkarılması öngörülen ifadedeki yanlışlığın düzeltilmesi ve nakle tâbi tutulan personelin Devlet Personel Başkanlığına bildirildikleri tarihten sonra geçecek nakil sürecinde eski pozisyonlarına ilişkin olarak yapılması muhtemel yüksek ücret artışlarının ilgililerin eski pozisyonlarının mali haklarının tespitinde dikkate alınmaması doğrultusunda değiştirilmesi suretiyle, 18 inci madde olarak,

3194 sayılı İmar Kanununun 9 uncu maddesinin sonuna eklenen fıkra ile 4046 sayılı Kanun kapsamında gelir ortaklığı modeli ve işin gereğine uygun sair hukuki tasarruflar yöntemiyle gerçekleştirilen hizmet özelleştirmelerinde bu amaçlar için kullanılmak üzere yerel yönetimlerce hazırlanmış planlı alanlar halihazırda mevcut olmayacağı için bu hizmetlerin sürdürüleceği yerlerde imar planı değişikliklerinde uygulamaya esasları düzenleyen hükmün metne yeni çerçeve 19 uncu madde olarak ilave edilmesi suretiyle,

Araçların muayeneleri ile görevli kuruluş olan Ulaştırma Bakanlığına denetleme ve gözetim yetkisinin yanında, işletme yetkisinin verilmediği hallerde, veya işletme belgelerinin iptali durumunda bu hizmetin adı geçen Bakanlık tarafından yürütülmesine ilişkin düzenleme yapılarak, hizmetin aksamaması; alt işleticilere verilecek yetkisinin de Ulaştırma Bakanlığının onayından geçmesi, hizmetin daha etkin ve verimli bir şekilde yürütülmesi ve kamu hizmetinin idarenin gözetiminde gerçekleştirilmesinin sağlanması amacıyla 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununda bir değişiklik öngören yeni 20 nci maddenin metne ilave edilmesi suretiyle,

Yatırımcıların yatırım kararlarını kolaylaştırmak, onay verecek kurum ve kuruluş sayılarını en aza indirerek zaman kaybının azaltılmasını sağlamak ve mülkiyeti kamuya ait olacak tesislerin planlama, programlama ve uygulamasının yine kamu adına yapılabilmesine imkân vermek için bu konularda onay ve denetimde EPDK'nın tek yetkili kurum olarak belirlenmesi amacıyla 4628 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin (c ) bendinin sonuna bir fıkra eklenmesi ve Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu ve Elektrik Piyasası Kanunu arasındaki çelişkilerin giderilmesi amacıyla 2 nci maddesinin sonuna yeni bir bent eklenmesini öngören bir düzenlemenin yeni 21 inci madde olarak Tasarı metnine ilave edilmesi suretiyle,

Dağıtım şirketlerinin santral yatırımlarına girmesinin önündeki kısıtların kaldırılmasını teminen 4628 sayılı Kanunun 3 üncü maddesini değiştiren yeni bir çerçeve 22 nci maddenin ilave edilmesi suretiyle,

Kanuni süresi geçtikten sonra gerek kendiliğinden gerekse pişmanlık talepli olarak elektronik ortamda gönderilen beyannamelere ilişkin tahakkuk fişi ve/veya ihbarnamelerin de elektronik ortamda düzenlenmesi ve muhatabına tebliği hususlarında Maliye Bakanlığına yetki verilmesini teminen Vergi Usul Kanununun mükerrer 257 nci maddesinin birinci fıkrasının (4) numaralı bendinin sonuna bir ibarenin eklenmesi ve aynı maddenin sonuna bir fıkranın eklenmesi; teknolojik alanda yaşanan gelişmelerden vergi idaresinin yararlanması ve vergi güvenliğinin sağlanması amacına yönelik olarak nitelikleri belirlenip onaylanan özel etiket ve işaretlerin kullanılmasına dair zorunluluk getirmesi hususunda Maliye Bakanlığının yetkili kılınmasını teminen mükerrer 257 nci maddesinin birinci fıkrasına (6) numaralı bent eklenmesi ve elektronik ortamda verilmesi halinde uygulanacak özel usulsüzlük cezalarına ilişkin değişiklik yapılmasını teminen mükerrer 355 inci maddesine bir fıkra eklenmesini öngören bir düzenlemenin metne 23 üncü madde olarak ilave edilmesi suretiyle,

Elektrik üretim ve dağıtım varlıklarının işletme hakkını alan tüzel kişinin, bu varlıklar üzerinde yapmış olduğu genişleme ve yenileme yatırımlarının muhasebeleştirilmesine ve bilançosunda gösterebilmesine imkân sağlamasına yönelik bir düzenlemenin metne 24 üncü madde olarak ilave edilmesi suretiyle,

İzmir ilinde yapılacak Üniversitelerarası Spor Oyunları Düzenleme Kurulunun onayladığı kurum ve kuruluşlara yapılacak teslim ve hizmet ifalarının istisna kapsamına alınması ve ayrıca kısmi istisnadan tam istisna şekline dönüştürülmesi amacıyla 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununa Geçici 22 nci maddenin ilave edilmesini öngören bir düzenlemenin metne 25 inci madde olarak ilave edilmesi suretiyle,

İzmir'de yapılacak olan 23. Dünya Üniversitelerarası yaz oyunları öncesinde, sırasında ve sonrasında görev yapacak gönüllülere verilecek ayni ve nakdi ödemelerin ücret niteliğinde değerlendirilmemesi amacıyla yapılan düzenlemenin 5255 sayılı Kanununa Geçici 3 üncü madde olarak eklenmesini öngören bir düzenlemenin metne 26 ncı madde olarak ilave edilmesi suretiyle,

İstanbul Olimpiyat Oyunları Hazırlık ve Düzenleme Kurulu gelirlerine İstanbul Büyükşehir Belediyesinin tasdik edilen bütçesinin % 0,5'i kadar pay ayrılmasını teminen 3796 sayılı Kanunun 11 inci maddesinin (e) bendini değiştiren bir düzenlemenin metne 27 nci madde olarak ilave edilmesi suretiyle,

Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (II) sayılı listedeki 87.03 ve 87.04 Gümrük Tarife İstatistik Pozisyonlarındaki araçlar ile bu araçlara uygulanacak ÖTV oranlarının yeniden belirlenmesini temin eden bir düzenlemenin metne yeni 28 inci madde olarak ilave edilmesi suretiyle,

Çerçeve 16 ncı maddesi ile 4046 sayılı Kanuna eklenen;

Geçici 19 uncu maddesi aynen,

Geçici 20 nci maddesi aynen,

Geçici 21 inci maddesi aynen,

Geçici 22 nci maddesi 4046 sayılı Kanunda yapılan değişiklikten önce nakle tâbi tutulan personelin şahsa bağlı haktan ve fark tazminatından yararlanacağına ilişkin sürelerin tespitine yönelik olarak yeniden düzenlenmesi suretiyle,

2004/7898 tarihli Bakanlar Kurulu Kararının Geçici 1 inci maddesi gereğince 01.01.1992 ile 20.10.2004 tarihleri arasında iş akitleri feshedilenlerden 657 sayılı Kanunun 4/C bendi kapsamında çalıştırılacak olanlarda iş akitlerinin özelleştirme tarihinden itibaren özel sektör tarafından 6 ay içinde feshedilmiş olması şartının aranmaması amacına yönelik bir düzenlemenin Geçici 1 inci madde olarak metne ilave edilmesi suretiyle,

İMKB ile Düzenleyici ve Denetleyici Kurumların gelir fazlalarının Hazineye aktarılan tutarların cari yıl içinde gerçekleşmesini temin eden yeni bir düzenlemenin Geçici 2 nci madde olarak metne ilave edilmesi suretiyle,

Yürürlüğe ilişkin 17 nci maddesi; metinde yapılan düzenlemeler doğrultusunda redaksiyona tâbi tutulması suretiyle 30 uncu madde olarak,

Yürütmeye ilişkin 18 inci maddesi; 31 inci madde olarak aynen,

Kabul edilmiştir.

Raporumuz, Genel Kurulun onayına sunulmak üzere Yüksek Başkanlığa saygı ile arz olunur.

AYRIŞIK OY

Tasarı, ağırlıklı olarak özelleştirme uygulamaları nedeniyle çeşitli yasalarda değişiklik yapmaktadır. Komisyon görüşmeleri sırasında Tasarıya çok sayıda önerge ile çok önemli ilaveler yapılmıştır. İlgili bakanların sorumluluğu altında olmaksızın ve komisyon üyeleri yeteri kadar bilgilendirilmeksizin Tasarının bu şekilde genişletilmesini uygun bulmuyoruz. Ayrıca görüşmeler sırasında zaman zaman hükümeti temsil eden bakanlar komisyondan ayrılmış ve görüşmeler bürokratlarla yürütülmüştür. Komisyon üyelerinin konuları yeterince incelemesine fırsat verilmeksizin ve arkasında hükümet iradesi olup olmadığı bilinmeksizin yapılan görüşmeleri kanun yapma tekniğine aykırı ve gayrıciddi buluyoruz. Bu ilaveler arasında Telekom'dan enerji özelleştirmesine kadar çok çeşitli hükümler vardır.

Hükümetin 18 madde olarak getirdiği Tasarı komisyondan 31 madde olarak çıkmıştır.

Belirtilenlere ilave olarak Tasarıya katılmama gerekçelerimiz aşağıdadır.

Tasarı imar planı yapma ve onaylama konularında Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ile Bayındırlık ve İskân Bakanlığına yetki veren birçok düzenleme getirmektedir. Tasarının 12 nci maddesi 3194 sayılı imar Kanununa bir ek madde eklenmesini öngörmektedir. Söz konusu maddede özelleştirme programına alınmış olan kuruluşlara ait veya kuruluş lehine irtifak hakkı alınmış arsa ve arazilere ilişkin imar planları ile mevcut imar planlarındaki değişikliklerin Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanacağı ve Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanarak yürürlüğe gireceği hükmü vardır. Tasarı ile bu hükmün kapsamı 3621 sayılı Kıyı Kanunu ve 2634 sayılı Turizm Teşvik Kanunu kapsamındaki yerleri de içine alacak şekilde genişletilmektedir.

Bu düzenleme İmar Kanununun yürürlükteki hükümlerindeki ilkeleri bir kenara bıraktığı gibi Anayasaya da aykırıdır. Anayasa ve Anayasa Mahkemesi kararlarına göre imar planlarının yapılması mahalli müşterek ihtiyaçlardan olduğundan yerel yönetimlerin (belediyelerin) görev alanı içerisindedir. Belediyelerin görev alanındaki konunun Özelleştirme İdaresine verilmesi bu yönüyle Anayasaya aykırıdır.

Tasarının 19 uncu maddesiyle İmar Kanununa eklenmesi öngörülen hükme göre gelir ortaklığı modeli veya sair hukukî tasarruflar yoluyla yapılan hizmet özelleştirmelerinde yatırımların yapılacağı yerlerde imar planı yapılması yönünde Bayındırlık ve İskân Bakanlığına verilmiş olan yetki de aynı şekilde Anayasa'ya aykırıdır.

Tasarının 13 üncü maddesiyle 3621 sayılı Kıyı Kanununa getirilen "Kruvaziyer Liman" tanımının kapsamında yer alan "alışveriş merkezleri" ve "konaklama üniteleri" Anayasanın 43 üncü maddesine aykırıdır.

Bir önerge ile Tasarıya eklenen 15 inci maddeye göre Ulaştırma Bakanlığı ile GSM işletmecileri arasında imzalanmış olan imtiyaz sözleşmelerindeki "brüt satışlar" değiştirilmiştir. Brüt satışların (yani gelirin) tanımı konusunda idare ile GSM işletmecileri arasında uyuşmazlık vardır. Uyuşmazlık hem iç hukukta hem de uluslararası hukukta yargıya intikal etmiştir. Ayrıca Danıştay'ın bu konuda istişarî görüşü bulunmaktadır. Komisyon yeteri kadar bilgilendirilmeden, sözleşmelerden doğan Hazine hukukunun korunduğu konusunda komisyon üyelerine ilgili bakanlık tarafından yeterli bilgi verilmeden yapılan düzenlemeyi uygun bulmuyoruz.

Madde 0001:

24.11.1994 tarihli ve 4046 sayılı Kanunun adı "Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun" olarak değiştirilmiştir.

Madde 0002:

4046 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin (ı) bendinde yer alan "sair akitler yoluyla tasarruf etmelerine," ibaresinden sonra gelmek üzere "2942 sayılı Kanunun 30 uncu maddesi uyarınca işlem tesis edebilmelerine," ibaresi eklenmiş, aynı maddenin (n) bendinde yer alan "kapsamına" ibaresi "programına" olarak değiştirilmiştir.

Madde 0003:

4046 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin altıncı fıkrasında yer alan "maddesinde yer alan oran ve miktarları geçmemek üzere" ibaresi "maddesinde yer alan hükümler çerçevesinde" şeklinde değiştirilmiştir.

Madde 0004:

4046 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"b. Bu Kanunun 22 nci maddesi gereğince yapılacak ödemelerde,"

Madde 0005:

4046 sayılı Kanunun 18 inci maddesinin (B) bendinin (c) alt bendinde yer alan "Değer tespit sonuçları, kuruluşun özelleştirilmesine ilişkin ihale sonuçlarının onaylanmasını müteakip idare tarafından kamuoyuna duyurulur." ibaresi "Değer tespit sonuçları, kuruluşun özelleştirme işlemi tamamlanarak devir sözleşmesinde yer alan yükümlülüklerin yerine getirilmesinden sonra kamuoyuna duyurulur." şeklinde değiştirilmiş, (C) bendinin (c) alt bendinde yer alan "Pazarlık usulü" ibaresi ile başlayan paragrafın birinci cümlesinin sonuna "Sermayesindeki kamu payı yüzde onbeşin altında olan iştirak hisselerinin özelleştirilmesinde birden fazla teklif alınması şartı aranmaz." ibaresi eklenmiş ve (c) alt bendinin son paragrafı aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Belirli istekliler arasında ihale usulü: Çıkılan ihaleden sonuç alınamaması halinde, Kurulun onayı alınmak kaydıyla belirli istekliler arasında ihale usulü ile ihale yapılabilir. Bu usulle yapılacak ihaleler için alınacak tekliflerde teknoloji, yatırım, üretim ve istihdam şartlarından hangisinin veya hangilerinin aranacağı ve diğer esaslar hazırlanacak ihale şartnamesinde belirtilir. Hazırlanacak ihale şartnamesi çerçevesinde istekli veya isteklilerden proje ve taahhütlerini içeren teklifleri alınır. Tekliflerin alınmasından sonra istekli ya da isteklilerle tek tek veya müştereken görüşme yapılmasına ihale komisyonunca karar verilir. Yapılacak görüşmeler sonucunda ihale sonuçları karara bağlanmak üzere İdarece Kurula sunulur."

Madde 0006:

4046 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin (A) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"A. Mevcut durumları itibarıyla anonim şirket statüsünde olan kuruluşların ana sözleşmelerinin bu Kanun hükümlerine uygun hale getirilmelerine, anonim şirket statüsünde bulunmayanlardan gerekli görülenlerin ana sözleşmelerinin hazırlanarak anonim şirkete dönüştürülmelerine, sermayesinin tamamı İdareye ait olan anonim şirket statüsündeki kuruluşların aktiflerinin, anonim şirket statüsünde olmayan kuruluşların ise varlıklarının tamamının veya bir kısmının özelleştirme programında bulunan ve sermayesinin tamamı İdareye ait başka bir anonim şirkete veya kuruluşa bedelli veya bedelsiz olarak devrine, anonim şirket statüsünde olanların aktiflerinin bir kısmının ayni sermaye şeklinde konularak yeni şirket/şirketler kurulması suretiyle bölünmelerine veya yeni bir şirket halinde birleşmelerine veya tasfiyesiz infisah suretiyle birleşmelerine İdarece karar verilir ve bunların ana sözleşmeleri İdare tarafından onaylanır. Bu bentte belirtilen işlemler hakkında Türk Ticaret Kanununun ilgili maddeleri uygulanmaz."

Madde 0007:

4046 sayılı Kanunun 21 inci maddesinde geçen "İş ve İşçi Bulma Kurumu" ibareleri, "Türkiye İş Kurumu" şeklinde, aynı maddenin birinci ve üçüncü fıkraları aşağıdaki şekilde ve dördüncü fıkrasının birinci cümlesi "İş kaybı tazminatı, günlük net asgari ücretin iki katıdır." şeklinde değiştirilmiş ve son cümlesi madde metninden çıkarılmıştır.

"Bu Kanuna göre özelleştirme kapsamına alınan kuruluşların (iştirakler hariç) özelleştirmeye hazırlanması, özelleştirilmesi, küçültülmesi veya faaliyetlerinin kısmen ya da tamamen durdurulması, süreli ya da süresiz kapatılması veya tasfiye edilmesi nedeniyle; bu kuruluşlarda iş sözleşmesine dayalı olarak ücret karşılığı çalışanlardan iş sözleşmeleri tabi oldukları iş kanunları ve toplu iş sözleşmeleri gereğince tazminata hak kazanacak şekilde sona ermiş olanlara, kanunlardan ve yürürlükteki toplu iş sözleşmelerinden doğan tazminatları dışında ilave olarak iş kaybı tazminatı ödenir. Ayrıca bunların mesleklerinde geliştirilmesine, bir meslekte yetiştirilmesine veya meslek edindirilmesine ilişkin eğitim giderleri ile yeni iş bulmalarına katkı sağlamak amacıyla yapılacak giderler Özelleştirme Fonundan karşılanır. Özürlü personele (ilgili kanunların öngördüğü I, II ve III. derece), bu maddede belirtilen tutarın iki katı olarak iş kaybı tazminatı ödenir. İş kaybı tazminatı ödenmesi ve sağlanabilecek diğer hizmetlere ilişkin işlemler Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü tarafından yürütülür."

"Özelleştirme Fonu gelirlerinden, iş kaybı tazminatı ödenmesi veya diğer hizmetlerden kaynaklanacak giderlerin karşılanması amacıyla ayrılacak tutarlar, öncelikle iş kaybı tazminatı ödenmesinde kullanılır. İş kaybı tazminatlarının ödenmesi ve diğer hizmetlerle ilgili giderlerin karşılanması amacıyla yurt içinden ve/veya yurt dışından sağlanacak özel tahsisli kaynaklar, Kurul tarafından belirlenecek sermayesinin yarıdan fazlası kamuya ait bir bankada Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü adına açılacak "Özelleştirmeye Bağlı İş Kaybı Tazminatı ve Diğer Hizmetler Hesabı"na yatırılır. Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü bu hesabın kullanılması ve değerlendirilmesi ile görevli ve yetkilidir. Nakit durumunun yetersizliği sebebiyle ivedi ve zorunlu harcamaların yapılamaması halinde; İdare, Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğünün talebi üzerine Özelleştirme Fonundan yapılacak aktarmalara mahsuben "Özelleştirmeye Bağlı İş Kaybı Tazminatı ve Diğer Hizmetler Hesabı"na aktarma yapmaya yetkilidir."

Madde 0008:

4046 sayılı Kanunun 22 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Madde 22.- Özelleştirme programına alınan kuruluşlarda (iştirakler hariç) ilgili kuruluş veya İdare tarafından istihdam fazlası personel belirlenmesi ya da bu kuruluşların kısmen veya tamamen satışı nedeniyle kamu tüzel kişiliğinin sona ermesi, devredilmesi, küçültülmesi, faaliyetlerinin durdurulması, kapatılması, tasfiye edilmesi halinde; bu kuruluşlarda programa alınma tarihi itibarıyla 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi olarak veya sözleşmeli statüde çalışmakta olanlar ile iş kanunlarına tabi olarak görev yapmakla birlikte toplu iş sözleşmesi hükümlerinden yararlanmayan genel müdür, genel müdür yardımcısı, teftiş kurulu başkanı, kurul başkanı, daire başkanı, müessese, bölge, fabrika, işletme ve şube müdürü, müfettiş ve müfettiş yardımcısı, müşavir ve başuzman unvanlı kadrolara atanmak suretiyle görev yapan personel, kamu kurum ve kuruluşlarına nakledilmek üzere yukarıda belirtilen işlemlerin tamamlanmasından itibaren onbeş gün içerisinde İdare tarafından Devlet Personel Başkanlığına bildirilir. Nakil hakkı tanınan bir kadro veya pozisyonda görev yapmakta iken İdare tarafından ihdas edilen ve iş kanunlarına tabi olan kadrolara atanmayı kabul edenler ile kuruluş özelleştirme programına alındıktan sonra kuruluşa naklen veya açıktan atananlar bu madde ile getirilen nakil hakkından yararlanamaz. İdare, özelleştirme programındaki kuruluşlarda nakil hakkı kapsamında yer alan kadro ve pozisyonlardan boş bulunanları iptal etmeye, kadro ve pozisyonların yerini, aynı kuruluş bünyesindeki şirketler veya işyerleri arasında değiştirmeye yetkilidir. Özelleştirme programındaki herhangi bir kuruluşun personeli, İdare tarafından özelleştirilecek kuruluşlarda görevlendirilebilir ve yetkilendirilebilirler.

Nakle tabi personelin, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa göre kazanılmış hak aylık derecesinden aşağı olmamak kaydıyla, 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında bulunan kamu kurum ve kuruluşlarının boş kadrolarından Devlet Personel Başkanlığınca tespit edilen kadroya, anılan Başkanlık tarafından kırkbeş gün içerisinde ataması teklif edilir. 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamı dışındaki kamu kurum ve kuruluşlarının (özelleştirme kapsamındaki kuruluşlar hariç) mevcut boş kadro veya pozisyonlarına da ihtiyaçlar doğrultusunda atama teklifi yapılabilir. Bu personelden 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (1) sayılı cetveldeki kadrolarda istihdam edilmekte olanlar ile burada sayılan unvanlarla çalışan diğer statülerdeki personelin atama teklifleri Araştırmacı unvanlı kadrolara yapılır. Ancak (1) sayılı cetvelde yer alan, mesleğe özel yarışma sınavı ile giren ve belirli süreli meslek içi eğitimden sonra özel bir yeterlik sınavı sonucunda göreve alınanların atama teklifleri, söz konusu görev unvanına uygun kadrolara yapılır. Devlet Personel Başkanlığı tarafından gönderilen atama teklif yazısının atamayı yapacak kamu kurum ve kuruluşuna intikalinden itibaren otuz gün içerisinde bu kurum ve kuruluş tarafından atama işlemlerinin yapılması zorunludur. Naklen atanan personel hakkında geçici 9 uncu madde hükümleri dikkate alınır.

Kuruluşun satılması veya devredilmesi halinde bu kuruluşta çalışan nakle tabi personelin ataması yukarıdaki hükümlere göre yapıldıktan sonra atama emri, ilgili personele atamayı yapan kurum veya kuruluş tarafından, istihdam fazlası personel için yapılacak atama emri ise kuruluşu tarafından 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebliğ edilir. Personelin işe başlama sürelerine ve işe başlamama halinde yapılacak işlemlere ilişkin olarak 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 62 ve 63 üncü maddeleri hükümlerinin uygulanmasından atamayı yapan kamu kurum ve kuruluşu sorumludur. Kurum ve kuruluşlar atama ve göreve başlatma işlemlerinin sonucunu en geç onbeş gün içerisinde Devlet Personel Başkanlığına bildirirler. Yeni kurumunda görevine başlayan personel istekleri halinde, boş kadro bulunması ve ilgili mevzuata uygun olması şartıyla eski kadro veya pozisyonuna uygun kadrolara kurumlarınca atanabilirler. Askerlik görevlerini yapmakta olanlar için yukarıdaki süreler terhislerini takip eden aybaşından itibaren başlar. Bu madde gereğince diğer kamu kurum ve kuruluşlarına yapılacak nakil sebebiyle boşalan kadro ve pozisyonlar, boşaldıkları tarihten itibaren herhangi bir işleme gerek kalmaksızın iptal edilmiş sayılır.

Bu maddenin birinci fıkrasına göre diğer kamu kurum ve kuruluşlarına nakledilmek üzere Devlet Personel Başkanlığına bildirilen personelin, kuruluşun kamu tüzel kişiliğinin sona erdiği tarihten, yeni kurumlarında göreve başlayacakları tarihi takip eden aybaşına kadar geçecek süreye ilişkin olarak eski kadro veya pozisyonlarına ait aylık, ücret, varsa ikramiye ve ücrete bağlı diğer mali hakları ile yeni kurumlarında göreve başlayacakları tarihe kadar geçecek süredeki sosyal hak ve yardımları (harcırah, sağlık giderleri, cenaze giderleri ve ölüm yardımı) Özelleştirme Fonundan ödenir ve bunlardan T.C. Emekli Sandığına tabi olanların bu süre içinde Sandıkla olan ilgileri devam eder. Eski görev yerinden alınan aylık ve diğer mali haklar için borç çıkarılmaz ve kurumlar arasında herhangi bir hesaplaşma yapılmaz. Personelin Devlet Personel Başkanlığına bildirildikleri tarihten yeni görev yerlerine başlayacakları tarihe kadar geçecek süredeki aylık ve ücretlerindeki artışlar, beşinci ve altıncı fıkraların uygulanmasında dikkate alınmaz. Bu personelden nakil sürecinde emekli olanlara T.C. Emekli Sandığınca ödenen emekli ikramiyeleri, makam, görev ve temsil tazminatları ile ölüm yardımları, ödenmesini takiben iki ay içerisinde faturası karşılığında Hazine tarafından T.C. Emekli Sandığına ödenir. Nakil hakkına sahip olarak iş kanunlarına tabi çalışmakta iken özelleştirme uygulamaları nedeniyle istihdam fazlası personel olarak belirlenenlerden, kararın kendilerine tebliği tarihinden başlayarak on gün içinde nakil hakkından vazgeçtiğini beyan edenlerin iş sözleşmeleri feshedilmiş sayılır ve bunların ihbar ve kıdem tazminatları Özelleştirme Fonundan karşılanır. Kuruluşun özelleştirme uygulaması sonucu nihai devir işlemlerinin onaylanmasına ilişkin kararın Resmi Gazetede yayımından itibaren on gün içinde nakil hakkından vazgeçtiğini çalıştığı kuruluşa yazılı olarak bildiren nakil hakkına sahip iş kanunlarına tabi personelin de iş sözleşmeleri feshedilmiş sayılır ve bunların ihbar ve kıdem tazminatları Özelleştirme Fonundan karşılanır. Diğer kamu kurum ve kuruluşlarına nakledilmek üzere isimleri Devlet Personel Başkanlığına bildirilenlerden; nakil süreci içerisinde kıdem tazminatına hak kazandıracak şekilde iş sözleşmeleri sona erenlerin kıdem tazminatları da Özelleştirme Fonundan ödenir. İş kanunlarına tabi olarak çalışmakta iken, bu madde gereğince diğer kamu kurum ve kuruluşlarına nakledilen personele kıdem tazminatı ödenmez ve bunların önceden kıdem tazminatı ödenmiş süreleri hariç, kıdem tazminatına esas hizmet süreleri 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre emekli ikramiyelerinin hesabında dikkate alınır.

Bu madde hükümlerine göre kamu kurum ve kuruluşlarına nakledilen sözleşmeli personel ile iş kanunlarına tabi personele, Devlet Personel Başkanlığına bildirildikleri tarihteki kadro ve pozisyonlarına ilişkin olarak bildirim tarihi itibarıyla almakta oldukları sözleşme ücreti, ücret (fazla mesai ücreti hariç), ikramiye, bankacılık tazminatı, ek ücret, ek ödeme, teşvik ödemesi ve benzeri adlarla yapılan ödemelerin toplam net tutarının (bu tutar sabit bir değer olarak esas alınır); nakledildiği kurum veya kuruluştaki kadro veya pozisyonlara ilişkin olarak yapılan aylık, ek gösterge, ikramiye, her türlü zam ve tazminatları (ek tazminat ve bankacılık tazminatı dahil), makam tazminatı, temsil tazminatı, görev tazminatı, sözleşme ücreti, ücret, ek ücret, ek ödeme, teşvik ödemesi, döner sermaye payı ve benzeri adlarla yapılan her türlü ödemelerin (fazla mesai ücreti, fiilen yapılan ders karşılığı ödenen ek ders ücreti hariç) toplam net tutarından fazla olması halinde aradaki fark tutarı, herhangi bir vergi ve kesintiye tabi tutulmaksızın fark kapanıncaya kadar ayrıca tazminat olarak ödenir. Atandıkları kurumdaki kadro unvanı veya pozisyonlarında isteğe bağlı olarak herhangi bir değişiklik olanlarla, başka kurumlara geçenlere fark tazminatı ödenmesine son verilir.

399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye ekli (1) sayılı cetvelde belirtilen kadrolarda görev yapmakta iken nakle tabi tutulan personelin (bu Kanuna göre anonim şirket halinde birleştirilen kuruluşlardaki personel dahil), Devlet Personel Başkanlığına bildirildikleri tarihteki kadrolarına ilişkin olarak bildirim tarihi itibarıyla almakta oldukları aylık, ek gösterge, zam, özel hizmet tazminatı, makam tazminatı, temsil tazminatı, görev tazminatı bir bütün olarak, göreve başladıkları tarihi izleyen aybaşından geçerli olmak üzere üç yıl süre ile saklı tutulur ve şahsa bağlı haktan yararlanılan süreler 5434 sayılı Kanunun ek 68 inci ve ek 73 üncü maddelerinde belirtilen sürelerin hesabında (daha önce nakledilenler dahil) dikkate alınır. İlgililerin yeni kadrolarına atandıkları tarihten önce, eski kadroları için mevcut olan ve saklı haklar kapsamında bulunan gösterge, puan, oran ve katsayı artışları şahsa bağlı haklarda artış sayılır. Ancak eski kadro için bu tarihten sonra ihdas edilmiş hiçbir mali ve sosyal hak ve yardım ile sair ödemeler şahsa bağlı hak kapsamında değerlendirilmez. Atanılan kadrodaki derece yükselmeleri veya kademe ilerlemeleri, aylık gösterge ve ek gösterge dışındaki ödemelerde, şahsa bağlı olarak saklı tutulan hakların ödendiği eski kadronun derecelerinin yükseltilmesi veya kademelerinin ilerletilmesi sonucunu doğurmaz. Bu personelin (bu Kanuna göre anonim şirket halinde birleştirilen kuruluşlardaki personel dahil), Devlet Personel Başkanlığına bildirildikleri tarihteki kadrolarına ilişkin olarak bildirim tarihi itibarıyla almakta oldukları aylık, ek gösterge, ikramiye, her türlü zam ve tazminatları (ek tazminat ve bankacılık tazminatı dahil), makam tazminatı, temsil tazminatı, görev tazminatı, ücret (fazla mesai ücreti hariç), ek ücret, ek ödeme ve benzeri adlarla yapılan ödemelerin toplam net tutarının (bu tutar sabit bir değer olarak esas alınır); nakledildiği kurum ve kuruluş tarafından şahsa bağlı hak olarak ödenen aylık, ek gösterge, zam, özel hizmet tazminatı, makam tazminatı, temsil tazminatı, görev tazminatı ödemeleri ile şahsa bağlı hak dışında yapılan ikramiye, ücret, ek ücret, ek ödeme, ek tazminat, teşvik ödemesi, döner sermaye payı ve benzeri adlarla yapılan her türlü ödemelerin (fazla mesai ücreti, fiilen yapılan ders karşılığı ödenen ek ders ücreti hariç) toplam net tutarından fazla olması halinde aradaki fark tutarı, herhangi bir vergi ve kesintiye tabi tutulmaksızın fark kapanıncaya kadar ayrıca tazminat olarak ödenir. Atandıkları kurumdaki kadro unvanı veya pozisyonlarında isteğe bağlı olarak herhangi bir değişiklik olanlarla, başka kurumlara geçenlere şahsa bağlı hak uygulaması ile fark tazminatı ödenmesine son verilir."

Madde 0009:

4046 sayılı Kanunun 27 nci maddesinin (a) bendinde yer alan "(sözleşmeler dahil)" ibaresi "(danışmanlık hizmet alımları ile nihai devir işlemlerine ilişkin sözleşmeler dahil)" olarak değiştirilmiş ve aynı bendin sonuna "İdarenin taraf olduğu dava ve takiplerde, İdare her türlü harçtan muaftır. Özelleştirme uygulamalarına ilişkin idari davalar, ilk derece mahkemesi olarak Danıştayda görülür." ibaresi eklenmiştir.

Madde 0010:

4046 sayılı Kanuna aşağıdaki ek maddeler eklenmiştir.

"EK MADDE 3.- Özelleştirme programına alınmış kuruluşlara ait veya bu kuruluşların müşterek maliki bulunduğu gayrimenkullerden varsa diğer malikler ile de anlaşarak, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunundaki şartlar aranmaksızın, İdarenin talebi üzerine yirmi gün içinde tapu sicil müdürlüklerince tapuda kat mülkiyeti kütüğüne bağımsız bölümler halinde tescil edilir. Bu işlemin yapılması sırasında kat mülkiyetine geçiş için kadastro müdürlüğünce zemindeki fiili durumu tespit eden plan, vaziyet planı sayılır ve anılan Kanunun 12 nci maddesinin (b) bendinde yazılı fotoğrafın kuruluş temsilcisince tasdik edilmesi yeterli görülür ve başka bir belge aranmaz."

"EK MADDE 4.- Ekli (1) sayılı listede yer alan kadrolar iptal edilerek, 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki cetvelin Özelleştirme İdaresi Başkanlığına ait bölümünden çıkarılmış, ekli (2) sayılı listede yer alan kadrolar ihdas edilerek anılan Kanun Hükmünde Kararnamenin eki cetvelin Özelleştirme İdaresi Başkanlığına ait bölümüne eklenmiştir."

(1) SAYILI LİSTE

KURUMU: ÖZELLEŞTİRME İDARESİ BAŞKANLIĞI

TEŞKİLATI: İSTANBUL TEMSİLCİLİĞİ

İPTAL EDİLEN KADROLARIN

Sınıfı Unvanı Derecesi Serbest

Kadro

Adedi Tutulan

Kadro

Adedi Toplam

Kadro

Adedi

GİH Proje Grup Başkanı 1 2 2

Uzman 1 1 1

Uzman (Şube Müdürü) 2 2 2

TH Uzman 2 1 1

GİH 3 1 1

4 1 1

5 1 1

6 2 2

Uzman Yardımcısı 7 1 1

8 1 1

Memur 10 1 1

Bilgisayar İşletmeni 10 1 1

Şoför 12 1 1

YH Hizmetli 12 1 1

Toplam 17 17

(2) SAYILI LİSTE

KURUMU: ÖZELLEŞTİRME İDARESİ BAŞKANLIĞI

TEŞKİLATI: MERKEZ

İHDAS EDİLEN KADROLARIN

Sınıfı Unvanı Derecesi Serbest

Kadro

Adedi Tutulan

Kadro

Adedi Toplam

Kadro

Adedi

GİH Proje Grup Başkanı 1 2 2

Uzman 1 1 1

Uzman (Şube Müdürü) 2 2 2

TH Uzman 2 1 1

GİH 3 1 1

Uzman Yardımcısı 7 7 7

Memur 10 1 1

Bilgisayar İşletmeni 10 1 1

Şoför 12 1 1

Toplam 17 17

Madde 0011:

4046 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin son fıkrasında yer alan "ve İstanbul temsilciliği" ibaresi, 10 uncu maddesinin (k) bendi, 16 ncı maddesi, 17 nci maddesinin (A) bendinin son cümlesinde yer alan "ve hangi süre içinde" ibaresi, 19 uncu maddesinin (B) bendinin (c) alt bendi yürürlükten kaldırılmıştır.

Madde 0012:

03.05.1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanununa aşağıdaki ek madde eklenmiştir.

"EK MADDE 3.- Özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya kuruluş lehine irtifak/kullanım hakkı alınmış arsa ve arazilerin, 3621 sayılı Kıyı Kanunu ve 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında bulunması halinde bu yerlerde genel ve özel kanun hükümlerine göre imar planlarını yapmaya ve onaylamaya yetkili olan kuruluşlardan, Bayındırlık ve İskan Bakanlığının uygun görüşü ve diğer yetkili kuruluşlardan (Kültür ve Turizm Bakanlığı, Denizcilik Müsteşarlığı, belediyeler ve il özel idareleri) görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak her tür ve ölçekte imar planları ve imar tadilatları ile mevzi imar planları Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak suretiyle yürürlüğe girer. İlgili kuruluşlar bu arsa ve arazilerin imar fonksiyonlarını beş yıl süreyle değiştiremezler. İlgili kuruluşlar görüşlerini on beş gün içinde bildirir. Bu planlara göre yapılacak yapılarda her türlü ruhsat ve diğer belgeler ile izinler ilgili mevzuat çerçevesinde ilgili kurum ve kuruluşlarca verilir."

Madde 0013:

04.04.1990 tarihli ve 3621 sayılı Kıyı Kanununun 6 ncı maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki (c) bendi eklenmiş ve maddeye bu fıkradan sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

"c. Organize turlar ile seyahat eden kişilerin taşındığı yolcu gemilerinin (kruvaziyer gemilerin) bağlandığı, günün teknolojisine uygun yolcu gemisine hizmet vermek amacıyla liman hizmetlerinin (elektrik, jeneratör, su, telefon, internet ve benzeri teknik bağlantı noktaları ve hatlarının) sağlandığı, yolcularla ilgili gümrüklü alan hizmetlerinin görüldüğü, ülke tanıtımı ve imajını üst seviyeye çıkaracak turizm amaçlı (yeme-içme tesisleri, alışveriş merkezleri, haberleşme ve ulaştırmaya yönelik üniteler, danışma, enformasyon ve banka hizmetleri, konaklama üniteleri, ofis binalar) fonksiyonlara sahip olup, kruvaziyer gemilerin yanaşmasına ve yolcuları indirmeye müsait deniz yapıları ve yan tesislerinin yer aldığı kruvaziyer ve yat limanları,"

"Özelleştirme kapsam ve programına alınan ve sahil şeridi belirlenen veya belirlenecek olan alanlar ile kıyı ve dolgu alanlarında yapılacak yat ve kruvaziyer limanlarının ihtiyacı olan yönetim birimleri, destek birimleri, bakım ve onarım birimleri, teknik ve sosyal altyapı ve konaklama birimleri ile ilgili kullanım kararları ve yapılanma şartları imar planı ile belirlenir."

Madde 0014:

04.02.1924 tarihli ve 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanununun ek 29 uncu maddesinin ikinci fıkrasının sonuna "ve kapsam dışı personelden nakil hakkından vazgeçenler hakkında 4046 sayılı Kanunun 22 nci maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanmasındaki süreler yazılı olarak beyanda bulunanlar için beyan tarihinden, hizmetine ihtiyaç bulunmayanlar için ise kararın kendilerine tebliğ tarihinden başlayarak on gün olarak esas alınır." ibaresi eklenmiş, üçüncü fıkrasında yer alan "aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca atandıkları tarihe kadar geçen süre içinde" ibareleri "Devlet Personel Başkanlığına bildirildikleri tarihteki kadro ve pozisyonlarına ilişkin olarak bildirim tarihine kadar geçen süre içinde", beşinci fıkrasında yer alan "satışı" ibaresi "devri" şeklinde, aynı maddenin birinci fıkrası ise aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Türk Telekom hisselerinin devri sonucu kamu payının yüzde ellinin altına düşmesi durumunda; Türk Telekomda ek 22 nci maddenin (a) bendinin bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri uyarınca belirlenen asli ve sürekli görevlerde çalışmakta olanlar ile 22.01.1990 tarihli ve 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye tabi olarak kadrolu veya sözleşmeli personel statüsünde çalışanlar ve kapsam dışı personel, kamu görevlerinden yüzseksen gün aylıksız izinli sayılır. Bu personel belirtilen süre içinde Türk Telekomda çalışmaya devam eder ve hisse devir tarihinden nakil için Devlet Personel Başkanlığına bildirildikleri tarihe kadarki aylık ücret, harcırah, sağlık giderleri, cenaze giderleri ve ölüm yardımı ile diğer mali ve özlük hakları Türk Telekom tarafından karşılanır. Bu fıkrada belirtilen süre içinde nakle tabi personelden Türk Telekom tarafından hizmetine ihtiyaç duyulmayanlar tespit edildikleri tarihten, kendi isteği ile nakil talep edenler ise talep tarihinden itibaren en geç otuz gün içinde Türk Telekom tarafından Devlet Personel Başkanlığına bildirilir ve bunların aylıksız izinleri bu tarih itibarıyla sona erer. Hizmetine ihtiyaç duyulmayan personelin tespiti ve kendi isteği ile nakil talebinde bulunma süresi, hisse devir tarihinden itibaren yüzelli günü aşamaz. Bu fıkrada belirtilen personelin aylıksız izinli sayıldıkları süre içerisinde bağlı bulundukları sosyal güvenlik kurumları ile ilgileri devir tarihindeki kadro, görev veya pozisyonları esas alınmak suretiyle devam ettirilir ve bu şekilde geçirilen süreler hisse devir tarihindeki statülerinde geçmiş sayılır."

Madde 0015:

406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanununa ek 35 inci maddeden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.

"EK MADDE 36.- Kurum ile GSM işletmecileri arasında imzalanan imtiyaz sözleşmelerine istinaden Hazine payı ve Kurum masraflarına katkı payı olarak yapılacak ödemelerde aşağıdaki hususlar esas alınır.

İşletmeciler; süresinde ödenmeyen bedeller için abonelerine tahakkuk ettirdikleri gecikme faizi ile vasıtalı vergiler, harç ve resim gibi mali yükümlülükler ve raporlama amacıyla muhasebeleştirdikleri tahakkuk tutarları hariç olmak üzere, aylık brüt satışlarının % 15 ini ilgili olduğu ayı izleyen ayın yirminci günü akşamına kadar Hazine payı olarak öderler.

Brüt satışlardan maksat, işletmecinin faaliyetleri çerçevesinde satılan mal ya da hizmetler karşılığında alınan veya tahakkuk ettirilen toplam değerleri kapsayan ve gelir tablosu hesaplarından "60. Brüt Satışlar" hesabına kaydedilen tutarlardır."

Madde 0016:

406 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

"GEÇİCİ MADDE 12.- Kurum ile imtiyaz sözleşmesi imzalayarak halihazırda hizmet veren GSM işletmecilerinin ek madde 36?nın yürürlüğe girmesinden itibaren bir ay içinde yazılı müracaatları halinde, imtiyaz sözleşmeleri ek madde 36 hükümleri çerçevesinde tadil edilir."

Madde 0017:

406 sayılı Kanunun ek 32 nci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarında yer alan "bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten" ibareleri "01.08.2005 tarihinden" olarak değiştirilmiştir.

Madde 0018:

04.12.2003 tarihli ve 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanununun geçici 2 nci maddesinde yer alan "aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca atandıkları tarihe kadar geçen süre içinde" ibaresi "Devlet Personel Başkanlığına bildirildikleri tarihteki kadro ve pozisyonlarına ilişkin olarak bildirim tarihine kadar geçen süre içinde" şeklinde değiştirilmiş ve aynı maddenin sonuna "Devlet Personel Başkanlığına bildirildikleri tarihten sonra geçecek süre içerisinde ilgililerin eski pozisyonlarının mali haklarının tespitinde de belirlenecek bu tutar dikkate alınır." cümlesi eklenmiştir.

Madde 0019:

3194 sayılı İmar Kanununun 9 uncu maddesinin sonuna aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

"4046 sayılı Kanun kapsamında gelir ortaklığı modeli ve işin gereğine uygun sair hukuki tasarruflar yöntemine göre özelleştirme işlemleri yapılan hizmet özelleştirilmesi niteliğindeki yatırımların yapılacağı yerlerde hazırlanan veya hazırlattırılan planları, Özelleştirme İdaresince değerlendirilmek ve sözleşmeye uygunluğu konusundaki görüşü de alınmak kaydı ile imar mevzuatındaki kısıtlamalara tabi olmaksızın re'sen onaylamaya Bayındırlık ve İskan Bakanlığı yetkili olup, her türlü ruhsatı ilgili belediye en geç iki ay içinde verir."

Madde 0020:

13.10.1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun;

8 inci maddesinin (c) bendinde yer alan "tescile bağlı araçların muayenelerini" ibaresinden sonra gelmek üzere "yapmak veya" ibaresi,

35 inci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "Araçların muayeneleri" ibaresinden sonra gelmek üzere "Ulaştırma Bakanlığına ait muayene istasyonlarında veya bu Bakanlık tarafından işletme yetki belgesi ile yetki verilmesi halinde ise" ibaresi ile aynı fıkranın ikinci cümlesinde yer alan "Yetki verilen gerçek veya tüzel kişiler, bu yetkilerini" ibaresinden sonra gelmek üzere "Ulaştırma Bakanlığının onayı ile" ibaresi,

Eklenmiştir.

Madde 0021:

20.02.2001 tarihli ve 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanununun 2 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (c) bendinin sonuna aşağıdaki paragraf ve aynı fıkraya (g) bendi eklenmiştir.

"4046 sayılı Kanun çerçevesinde yapılan özelleştirme sonrası elektrik dağıtım tesislerinin iyileştirilmesi, güçlendirilmesi ve genişletilmesi için yapılan yatırımların mülkiyeti kamuya aittir. Özelleştirilen elektrik dağıtım tesis ve varlıklarına ilişkin her türlü işletme ile yatırım planlaması ve uygulamasında onay, değişiklik ve denetim Kurula aittir. Kurul, hizmetin verilmesini sağlayacak yatırımların teklif edilmemesi halinde talep eder ve onaylanmış yatırımlar gerçekleştirilmediği takdirde lisans iptal edilerek yeniden ihale yapılır."

"g. 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanununa göre kurulan OSB tüzel kişilikleri; onaylı sınırları içerisinde üretim, dağıtım ve ticaret faaliyetlerinden bir veya bir kaçını yetkili organlarının kararı ile yapar. Organize sanayi bölgeleri katılımcıları, OSB yetkili organlarının kurduğu şirket çerçevesinde serbest tüketici sayılır. Ancak kurulan şirket, üretimi veya toptan alımı nedeniyle OSB içindeki serbest tüketicilere piyasada bulabildikleri fiyatların üzerinde elektrik satamaz. Bu halde sadece OSB içi elektrik dağıtım bedeli alınır. Organize sanayi bölgelerinin sınırları içerisinde olup, daha önce bedelsiz olarak veya sembolik bedel ile TEDAŞ'a devir edilen dağıtım şebekelerinin mülkiyeti ve işletme hakları altı ay içinde aynı bedelle OSB'lere devir edilir."

Madde 0022:

20.02.2001 tarihli ve 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanununun 3 üncü maddesinin (c) bendinin (3) numaralı alt bendinin ikinci ve üçüncü paragrafı aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Özel sektörde dağıtım şirketleri, dağıtım veya perakende satış faaliyeti dışında, üretim lisansı almak ve hesapları ayrı tutulmak kaydıyla üretim tesisi kurabilir ve sahibi olduğu veya iştirak ilişkisinde bulunduğu üretim şirketi veya şirketlerinden ülke ortalama elektrik toptan satış fiyatını geçmeyecek fiyattan elektrik enerjisi satın alabilir."

Madde 0023:

04.01.1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun;

Mükerrer 257 nci maddesinin birinci fıkrasının (4) numaralı bendinin sonuna aşağıdaki ibare, aynı fıkranın (5) numaralı bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki (6) numaralı bent ve aynı maddenin sonuna aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

"kanuni süresinden sonra kendiliğinden veya pişmanlık talepli olarak verilen beyannameler üzerine düzenlenen tahakkuk fişi ve/veya ihbarnameleri mükellefe, vergi sorumlusuna veya bunların elektronik ortamda beyanname gönderme yetkisi verdiği gerçek veya tüzel kişiye elektronik ortamda tebliğ etmeye ve buna ilişkin usul ve esasları belirlemeye,"

"6. Vergi güvenliğini sağlamak amacıyla niteliklerini belirleyip onayladığı elektrikli, elektronik, manyetik ve benzeri cihazlar ve sistemleri kullandırmaya, bu cihaz ve sistemler vasıtasıyla bandrol, pul, barkod, halogram, kupür, damga, sembol gibi özel etiket ve işaretlerin kullanılmasına ilişkin zorunluluk getirmeye, uygulamaya ait usul ve esasları belirlemeye,"

"Kanuni süresi geçtikten sonra kendiliğinden veya pişmanlık talepli olarak verilen beyannamelerin elektronik ortamda gönderilmesi üzerine elektronik ortamda düzenlenen tahakkuk fişi ve/veya ihbarnameler mükellef, vergi sorumlusu veya bunların elektronik ortamda beyanname gönderme yetkisi verdiği gerçek veya tüzel kişiye elektronik ortamda iletilir. Bu ileti tahakkuk fişi ve/veya ihbarnamenin muhatabına tebliği yerine geçer."

Mükerrer 355 inci maddesinin sonuna aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

"Elektronik ortamda beyanname verilmesi mecburiyetine uyulmaması halinde kesilmesi gereken özel usulsüzlük cezası, beyannamenin kanuni süresinin sonundan başlayarak elektronik ortamda 15 gün içinde verilmesi halinde 1/4 oranında, bu sürenin dolmasını takip eden 15 gün içinde verilmesi halinde ise 1/2 oranında uygulanır."

Madde 0024:

04.01.1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun;

272 nci maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Gayrimenkullerde veya elektrik üretim ve dağıtım varlıklarında maliyet bedelinin artması:

Madde 272.- Normal bakım, tamir ve temizleme giderleri dışında, gayrimenkulü veya elektrik üretim ve dağıtım varlıklarını genişletmek veya iktisadi kıymetini devamlı olarak artırmak maksadıyla yapılan giderler, gayrimenkulün veya elektrik üretim ve dağıtım varlıklarının maliyet bedeline eklenir.

(Bir geminin iktisap tarihindeki süratini fazlalaştırmak, yolcu ve eşya yükleme ve barındırma tertibatını genişletmek veya değiştirmek suretiyle iktisadi kıymetini devamlı olarak artıran giderlerle bir motorlu kara nakil vasıtasının kasa veya motorunun yenisi ile değiştirilmesi veya alımında mevcut olmayan yeni bir tertibatın eklenmesi için yapılan giderler maliyet bedeline eklenmesi gereken giderlerdendir.)

Gayrimenkuller kira ile tutulmuş ise veya elektrik üretim ve dağıtım varlıklarının işletme hakkı verilmiş ise, kiracı veya işletme hakkına sahip tüzel kişi tarafından yapılan bir ve ikinci fıkralardaki giderler bunların özel maliyet bedeli olarak ayrıca değerlenir. Kiracının veya işletme hakkına sahip tüzel kişinin faaliyetini icra için vücuda getirdiği tesisata ait giderler de bu hükümdedir.

Gayrimenkuller veya elektrik üretim ve dağıtım varlıkları için yapılan giderler hem tamir, hem de kıymet artırma giderlerinden terekküp ettiği takdirde, mükellef bu giderlerden maliyet bedeline eklenecek kısmı ayrı göstermek mecburiyetindedir."

327 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Özel maliyet bedellerinin itfası:

Madde 327.- Gayrimenkullerin, elektrik üretim ve dağıtım varlıklarının ve gemilerin iktisadi kıymetlerini artıran ve 272 nci maddede yazılı özel maliyet bedelleri, kira veya işletme hakkı süresine göre eşit yüzdelerle itfa edilir. Kira veya işletme hakkı süresi dolmadan, kiralanan veya işletme hakkı alınan şeyin boşaltılması veya işletme hakkının herhangi bir sebepten sona ermesi halinde henüz itfa edilmemiş olan giderler, boşaltma veya hakkın sona erdiği yılda bir defada gider yazılır."

Madde 0025:

25.10.1984 tarihli ve 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun geçici 22 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Geçici Madde 22.- 2005 yılında İzmir Kentinde yapılacak Dünya Üniversitelerarası Spor Oyunlarına ilişkin olmak üzere İzmir Universiade Oyunları Hazırlık ve Düzenleme Kurulu ile bu oyunlarda kullanılmak şartıyla söz konusu Düzenleme Kurulunun onayladığı kurum ve kuruluşlara yapılacak teslim ve hizmet ifaları ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla mevcut olan Organizasyon Komitesi tarafından teslim alınan malların İzmir Universiade Oyunları Hazırlık ve Düzenleme Kuruluna teslimi katma değer vergisinden müstesnadır.

Bu maddede düzenlenen istisnalar dolayısıyla yüklenilen vergiler, vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan vergilerden indirilebilir. İndirim yoluyla telafi edilemeyen vergiler ise bu Kanunun 32 nci maddesi hükümleri uyarınca istisna kapsamında işlem yapan mükellefin talebi üzerine nakden veya mahsuben iade edilir.

Maliye Bakanlığı, bu maddede yer alan istisnaların kapsamına girecek teslim ve hizmetleri tanımlamaya, istisnaya ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir."

Madde 0026:

10.11.2004 tarihli ve 5255 sayılı İzmir Kentinde Yapılacak Dünya Üniversitelerarası Spor Oyunları (Universiade) Kanununa aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

"GEÇİCİ MADDE 3.- Hazırlık ve Düzenleme Kurulu tarafından bu Kanun kapsamında gerçekleştirilecek her türlü etkinlik için görevlendirilecek gönüllüler, 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu yönünden sigortalı; 22.05.2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu açısından da işçi sayılmazlar. Bu gönüllülere Hazırlık ve Düzenleme Kurulu ile üçüncü kişiler tarafından temin edilecek her türlü ayni veya nakdi yardımlar, 31.12.1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu açısından gelir sayılmaz ve vergilendirilmez."

Madde 0027:

30.04.1992 tarihli ve 3796 sayılı İstanbul Kentinde Yapılacak Olimpiyat Oyunları Kanununun 11 inci maddesinin mülga (e) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"e. İstanbul Büyükşehir Belediyesinin tasdik edilen bütçesinin % 0,5'i,"

Madde 0028:

06.06.2002 tarihli ve 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (II) sayılı listedeki 87.03 ve 87.04 G.T.İ.P. numaralarında yer alan mallar ve vergi oranları ekli (1) sayılı cetvelde gösterilen şekilde değiştirilmiştir.

(1) SAYILI CETVEL

G.T.İ.P. Mal İsmi Vergi

Oranı (%)

87.03 Binek otomobilleri ve esas itibariyle insan taşımak üzere imal edilmiş diğer motorlu taşıtlar (87.02 pozisyonuna girenler hariç) (steyşın vagonlar ve yarış arabaları dâhil)

[Yalnız binek otomobilleri, steyşın vagonlar, yarış arabaları, arazi taşıtları, vb. (Para arabaları dâhil), motorlu karavanlar, elektrik, gaz, güneş enerjili vb. motorlu taşıtlar.] [Ambulanslar, mahkûm taşımaya mahsus arabalar, cenaze arabaları, itfaiye öncü arabaları gibi özel amaçla yapılmış motorlu taşıtlar, özellikle kar üzerinde hareket etmek için dizayn edilmiş sıkıştırma ateşlemeli içten yanmalı pistonlu motorlu olanlar (dizel veya yarı dizel) veya kıvılcım ateşlemeli içten yanmalı pistonlu motorlu taşıtlar, diğerleri (Golf arabaları vb. taşıtlar) hariç]

- Yük taşımasında kullanılıp azami ağırlığı 3,5 tonu aşmayan ve yolcu taşıma kapasitesi (Yolcu taşıma kapasitesi sürücü dâhil toplam yolcu sayısının 70 kilogramla çarpılması suretiyle hesaplanır. Bu hesaplamada koltuk olmasa dahi, koltuk montajı için bulunan sabit tertibatlar da koltuk olarak dikkate alınır) istiap haddinin (bir aracın güvenle taşıyabileceği sürücü ve yolcu dâhil toplam yük ağırlığı) % 50'sinin altında olan motorlu araçlardan (bütün tekerlekleri motordan güç alan veya alabilenler, binek otomobilleri, steyşın vagonlar, yarış arabaları, arazi taşıtları hariç)

İstiap haddi 850 kilogramı geçmeyip motor silindir hacmi 2000 cm³'ün altında olanlar 10

İstiap haddi 850 kilogramı geçip motor silindir hacmi 2800 cm³'ün altında olanlar 10

- Diğerleri;

Motor silindir hacmi 1600 cm³'ü geçmeyenler 37

Motor silindir hacmi 1600 cm³'ü geçen fakat 2000 cm³'ü geçmeyenler 60

Motor silindir hacmi 2000 cm³'ü geçenler 84

87.04 Eşya taşımaya mahsus motorlu taşıtlar

(Yalnız kayıt ve tescile tâbi olanlar)

- Azami yüklü kütlesi 4700 kilogramı geçmeyip sürücü sırasından başka oturma yeri veya sürücü sırası dışında yanda pencereleri olanlar (kapalı kasalı olmayanlardan motor silindir hacmi 3200 cm³'ü geçmeyenler hariç);

Motor silindir hacmi 3000 cm³'ü geçmeyenler 10

Motor silindir hacmi 3000 cm³'ü geçip 4000 cm³'ü geçmeyenler 52

Motor silindir hacmi 4000 cm³'ü geçenler 75

- Kapalı kasalı olup istiap haddi 620 kilogramın altında olanlar 10

- Diğerleri 4

Madde 0029:

4046 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici maddeler eklenmiştir.

"GEÇİCİ MADDE 19.- Bu Kanunun 27 nci maddesinde yapılan değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılan ve devam eden özelleştirme uygulamalarına ilişkin davalar görüldükleri mahkemelerce sonuçlandırılır."

"GEÇİCİ MADDE 20.- Bu Kanunun 21 inci maddesinde yapılan değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihte iş kaybı tazminatı almaya devam edenler hakkında 21 inci maddenin dördüncü fıkrasında yapılan değişiklikler dikkate alınmaz ve bunlar hakkında önceki hükümlerin uygulanmasına devam olunur."

"GEÇİCİ MADDE 21.- Bu Kanunun 22 nci maddesinde yapılan değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce özelleştirme programında bulunan kuruluşlarda nakil hakkı tanınmış kapsam dışı kadro ve pozisyonlarda görev yapan iş kanunlarına tabi personelin, aynı kadro veya pozisyonlarda görev yapmaya devam etmeleri halinde nakil hakları saklıdır."

"GEÇİCİ MADDE 22.- Bu Kanunun 22 nci maddesinde yapılan değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce diğer kamu kurum ve kuruluşlarına nakledilmek üzere Devlet Personel Başkanlığına bildirilenlerden nakil işlemi tamamlanmış olan personel hakkında 22 nci maddenin beşinci ve altıncı fıkralarına göre yapılan fark tazminatı ve şahıslarına bağlı olarak saklı tutulan hakların ödenmesinde, ilgililerin eski kurumları ile ilişiklerinin kesildiği tarih esas alınır. 01.08.2003 tarihli ve 4971 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca şahsa bağlı hakları 15.08.2003 tarihinden itibaren üç yıl süreyle saklı tutulan personelin şahsa bağlı hakları 14.08.2006 tarihinde sona erer. 15.08.2003 tarihinden bu Kanunun 22 nci maddesinde yapılan değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihler arasında nakle tabi tutulan ve şahsa bağlı haktan yararlanan personelin şahsa bağlı hakları ise atandıkları yeni kurumlarında göreve başladıkları tarihi izleyen aybaşından geçerli olmak üzere üç yıl süreyle saklı tutulur ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce nakle tabi tutulan personelin şahsa bağlı haklarının tespitinde ve fark tazminatının ödenmesinde bu fıkra hükümleri hariç 22 nci maddenin bu Kanunla değiştirilen hükümleri aynen uygulanır.

Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla nakil işlemleri tamamlanmamış personel hakkında 22 nci maddenin bu Kanunla değiştirilen hükümleri aynen uygulanır."

Madde 0030:

Bu Kanunun;

20 nci maddesi 01.01.2005 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde,

25 inci maddesi 13.11.2004 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde,

26 ncı maddesi 10.11.2004 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde,

Diğer maddeleri ise yayımı tarihinde,

Yürürlüğe girer.

Madde 0031:

Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

Geçici Madde 0001:

24.11.1994 tarihli ve 4046 sayılı Kanun gereğince yapılan özelleştirme uygulamaları çerçevesinde kuruluşların (iştirakler hariç) özelleştirilmesi neticesinde İş Kanunu hükümlerine tabi daimi ve geçici işçilerden (kapsam dışı personel hariç) 01.01.1992 ila 20.10.2004 tarihleri arasında iş akdi özel sektör tarafından feshedilenlerden 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4 üncü maddesinin (C) fıkrası kapsamında istihdam edilecek olanlarda, özelleştirme tarihinden itibaren özel sektör tarafından en geç 6 ay içinde iş akitlerinin feshi şartı aranmaz.

Geçici Madde 0002:

İstanbul Menkul Kıymetler Borsası, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, Rekabet Kurumu, Sermaye Piyasası Kurulu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Telekomünikasyon Kurumu, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu, Kamu İhale Kurumu ile Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkollü İçkiler Piyasası Düzenleme Kurumunca elde edilen her türlü gelirin 30.06.2005 tarihine kadar birikmiş tutarlarından Maliye Bakanının teklifi ve Başbakanın onayı ile kurum ve kuruluşlar itibarıyla belirlenecek oranlara göre hesaplanacak kısmı; bütçenin (B) işaretli cetveline gelir kaydedilmek üzere Maliye Bakanı tarafından belirlenecek süre içinde Maliye Bakanlığı Merkez Saymanlık Müdürlüğünün Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası nezdindeki hesabına yatırılır. Ayrıca, anılan kurum ve kuruluşların 31.12.2005 tarihine kadar kasalarında oluşacak nakit fazlaları da bunların görüşü alınmak suretiyle bu fıkrada belirlenen esaslara göre kesilerek ilgili hesaba aktarılır.

Söz konusu kurum ve kuruluşlar 30.06.2005 tarihine kadar birikmiş gelir tutarları ile kasa ve banka mevcutlarını 15.07.2005 tarihine kadar; her ayın gelir ve giderleriyle kasa ve banka mevcutlarını gösterir mali bilgileri ise izleyen ayın yedinci günü sonuna kadar Maliye Bakanlığına bildirirler. Bu maddede belirtilen tutarların süresi içinde ödenmemesi halinde, ödenmeyen tutarlar 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre gecikme zammı da uygulanmak suretiyle takip ve tahsil edilir.

10 Haziran 2009 23:49

art08

kasra arkadaş uzun yazı olmuş ama iyice incilenmesi gerekir.

davalar devam ediyor,

inşallah sonuç lehimize olur.

11 Haziran 2009 11:48

rapptiye

enerji sen le tedaş yetkililerince alınan kararlara göre vezne tazminatı geliyor ama kimlere

11 Haziran 2009 11:53

sezercikaslanparçası
Kapalı

TEDAŞ çalışanlarını çok mağdur etmiş ve durumu düzeltmek için hiçbir çaba göstermiyor. Bu durumdan Yönetim baş sorumlu olarak görünüyor. Konusunda ve branşlarında binlerce çalışan eğitimli uzman var ve aileleriyle birlikte çok büyük kitleyi ilgilendiriyor. Bu konu yargıda biter. Ayrıca TEDAŞ yönetimi Kurumu layıkıyla yönetemiyor. En büyük saçmalık Kurumun müdürleri Elektrik mühendisleri olmasında. Bir Elektrik Mühendisinin işi meslekleri konusunda gerektirdiği uzmanlığı göstermeleridir. İdarecilik vasıfları bir Elektrik Mühendisi'nemi kalmış? Saçma sapan şeylerle uğraşıyorlar. Daha az enerji kaybı nasıl sağlanır, düşük elektrik tüketen makineler nasıl üretilir veya enerji bağımlılığımızı nasıl çözeriz gibi konusunda çalışma yapmaları gerekirken....

11 Haziran 2009 12:16

sezercikaslanparçası
Kapalı

Arkadaşlar, hepimiz bir olup sesimizi duyurmamız gerekiyor. Hep beraber aramızda anlaşıp konusunda dünyanın önde gelen avukat ve avukatlarını tutup toptan dava açalım. Daha garanti olur. Bunu kapsamdışı 4857 yasaya tabii bizim kurum avukatlarına teklif edemiyoruz. Çünkü bugüne kadar kendileri dahil hiç bir şekilde haklarını sahip çıkma konusunda gereken özveriyi göstermediler. Aynı şekilde tek tük özelleştirmesi yapılan yerlerde çalışan tüm raportörlerde suçlu. Sesleri hiç duyulmuyor nedense. Bence çalışan raportörler arasında akrabası çok bilinen TV üst yönetiminde görev yapan yokmu? Yada dayısı vekil veya bakan olan. Yada muhalefet olan. Onların hiçmi bu konuda sıkıntısı yok?

11 Haziran 2009 12:51

emre04

kasra kardeş bu ne ya siteyi böyle uzun ve boş yazılarla doldurma boşver

11 Haziran 2009 12:51

baran_79

T.C.

YARGITAY

10. HUKUK DAİRESİ

E. 2006/11078

K. 2006/14424

T. 14.11.2006

? KAPSAM DIŞI PERSONEL ( Diğer Kamu Kuruluşlarına Nakli Devlet Personel Başkanlığınca Yapılan Kapsam Dışı Personelin Anayasa'nın 128. Maddesinde Sözü Edilen "Diğer Kamu Görevlileri" Kapsamında Nitelendirilmesi ve Kamu Personeli Olduğu )

? İŞSİZLİK SİGORTASI ( Kapsam Dışı Personel Olarak Çalışan Davacının 4447 Sayılı Kanunun 46/3. Maddesine Göre Kamu Görevlisi Olduğu ve İşsizlik Sigortası Kapsamında Bulunmadığının Kabulü Gereği )

2709/m.128

4046/m.1/A-B,21,22,Geç.9

4447/m.46/3,51

506/m.3

657/m.62,63

KHK-217/m.8/f

ÖZET : Davacı, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, maaşından işsizlik sigortası adı altında yapılan kesintilerin yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Anayasanın 128. maddesinde, Devletin, kamu iktisadi teşebbüsleri ve diğer kamu tüzel kişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevlerin, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görüleceği düzenlenmiştir.

4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanunda, özelleştirilen, faaliyeti durdurulan, küçültülen, kapatılan veya tasfiye edilen kuruluşlarda çalışan 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi personel ile kapsam dışı personel de dahil sözleşmeli personelin diğer kamu kurum veya kuruluşlarına 217 sayılı Devlet Personel Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 8/f bendinde yer alan hükümler de dikkate alınarak nakledileceği, ataması yapılan personelin işe başlama sürelerine ve işe başlamama halinde yapılacak işlemlere ilişkin olarak 657 sayılı Kanunun 62 ve 63. maddelerinin uygulanacağı düzenlenmiştir. Geçici 9. maddede sözleşmeli personel ile kapsam dışı personel kamu personeli olarak kabul edilmiştir.

Özelleştirme kapsamındaki kuruluşlarda çalışan, toplu iş sözleşmesi kapsamında bulunmayan, mali ve sosyal hakları kurumu tarafından çıkarılan Kapsam Dışı Personel Yönetmeliğinde düzenlenen, İş Kanunu hükümlerine göre işine son verilmesi mümkün olmayan ve kuruluşun özelleştirilmesi nedeniyle diğer kamu kuruluşlarına nakli Devlet Personel Başkanlığınca yapılan kapsam dışı personelin Anayasa'nın 128. maddesinde sözü edilen "diğer kamu görevlileri" kapsamında nitelendirilmesi ve kamu personeli olduğunun kabulü gerekir.

4447 sayılı Kanunun 4571 sayılı Kanunla değişik 46/3. maddesi uyarınca, 506 sayılı Kanunun 3. maddesinde sigortalı sayılmayanlar, 657 sayılı Kanun, 233 ve 399 sayılı KHK'lar ile 190 sayılı KHK'ya tabi kamu kurum ve kuruluşlarının teşkilat kanunlarındaki hükümlerine göre sözleşmeli personel statüsünde çalışanlar ile 657 sayılı Kanuna göre geçici personel statüsünde çalıştırılanlar bu kanun kapsamına dahil değildir.

Kapsam dışı personel olarak çalışan davacının, 4447 sayılı Kanunun 46/3. maddesine göre kamu görevlisi olduğunun ve işsizlik sigortası kapsamında bulunmadığının kabulü gerekir.

DAVA : Davacı, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, maaşından işsizlik sigortası adı altında yapılan kesintilerin yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir. Hükmün, taraflar avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve tetkik hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:

KARAR : Dava, kapsam dışı personel statüsünde çalışanların, Uyuşmazlık Mahkemesi'nin 1995/1 Esas, 1996/1 Karar sayılı kararı uyarınca Anayasa'nın 128. maddesinde sözü edilen "diğer kamu görevlileri" olduğu gibi iş güvencesi bakımından kamu personeli sayılarak kamu görevlilerinin sahip olduğu iş güvencesine sahip olmakla 4447 sayılı Kanun 51. maddede sayılan haller nedeniyle işsiz kalmalarının ve dolayısıyla işsizlik sigortası hükümlerinden yararlanmalarının mümkün bulunmadığı gerekçesi ile davacının ücretinden işsizlik sigortası primi kesilemeyeceğinin tespiti ve kesintilerin şimdilik 500,00 YTL'lik kısmının

Kurum'ca tahsil edildiği tarihten itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsiline ilişkindir.

Mahkemece; işsizlik sigortasının da bir sigorta türü olduğu, kapsam dışı personel olarak çalışan davacının, sosyal güvenlik açısından 506 sayılı Kanun'a tabi olduğunun tespiti ile sigortalılık statüsünün zorunlu olup sosyal güvenlik hakkının vazgeçilemez ve devredilemez olduğu, dolayısıyla davacının işsizlik sigortasından yararlanmak istememesinin mümkün olmadığı ve 4447 sayılı Kanun'un 46/3. maddesi ile anılan kanun kapsamı dışında bırakılanların sınırlı olarak sayıldığı ve davacının statüsü itibariyle bu sayılanlar içinde bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

Davacının özelleştirme kapsamında bulunan K... Bakır İşletmeleri A.Ş. bünyesinde kapsam dışı personel statüsünde çalıştığı ve ücretinden işsizlik sigortası primi kesildiği tartışmasızdır.

Anayasa'nın 128. maddesi uyarınca, "Devletin, kamu iktisadi teşebbüsleri ve diğer kamu tüzel kişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevler, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görülür." Mevzuatımızda kapsam dışı personelin tanımına ilişkin açık bir düzenleme bulunmamakla birlikte bu kavram; İş Kanunu hükümlerine tabi olarak çalışmakla birlikte toplu iş sözleşmesi hükümlerinden yararlanamayan çalışanları tanımlamak amacıyla kullanılmaktadır.

Özelleştirme kapsamına alınan kamu kurumlarında çalışan personelin statülerine ilişkin olarak çıkarılan 233, 399, 527 sayılı KHK'larda birtakım düzenlemeler yapılmışsa da, kimi KHK'ların Anayasa Mahkemesi'nce iptali sonucu, bu konu 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamalarının Düzenlenmesine İlişkin Yasa'yla belirginleştirilmiştir. Bu Yasa'nın, amaç ve kapsam başlıklı 1. maddesinin ( A )bendinde, yasanın amacı belirlenmiş ve bu amaca yönelik olarak ( B )bendinin ( e )fıkrasında da; yasanın kapsamının, özelleştirme kapsamına alınan kuruluşlarda hizmet akdi ile çalışan personelden özelleştirme uygulamaları sonucu işsiz kalacak olanlara mali ve sosyal haklar sağlanması, ( d )fıkrasında ise, yine bu kuruluşlarda çalışan kamu personelinin özlük ve sosyal haklarıyla ilgili hükümler olduğu belirtilmiştir. Nitekim, 21. maddesinde, özelleştirme kapsamına alınan kuruluşlarda hizmet akdiyle ücret karşılığı çalışanlar hakkında düzenlemelere yer verilmiştir. Kamu personeli ile ilgili olarak da, kuruluşlardaki personelin nakli başlıklı 22. maddesinde özelleştirme programına alınan, özelleştirilen, faaliyeti durdurulan, küçültülen, kapatılan veya tasfiye edilen kuruluşlarda çalışan 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na tabi personel ile sözleşmeli personelin ( kapsam dışı personel dahil )diğer kamu kurum veya kuruluşlarına 217 sayılı Devlet Personel Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 8/f bendinde yer alan hükümler de dikkate alınarak nakledilirler denilmekte, aynı maddenin ( b )bendinde; ataması yapılan personelin işe başlama sürelerine ve işe başlamama halinde yapılacak işlemlere ilişkin olarak 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 62 ve 63. maddeleri hükümleri uygulanır, hükmü yer almaktadır. Geçici madde 9'da da gerek sözleşmeli personel, gerekse kapsam dışı personel, kamu personeli olarak kabul edilmiştir.

Anılan hükümler uyarınca, özelleştirme kapsamındaki kuruluşlarda çalışan, toplu iş sözleşmesi kapsamında bulunmayan, mali ve sosyal hakları kurumunca çıkarılan Kapsam Dışı Personel Yönetmeliği'nde düzenlenen, İş Kanunu hükümlerine göre işine son verilmesi mümkün olmayan ve kuruluşun özelleştirilmesi nedeniyle diğer kamu kuruluşlarına nakli Devlet Personel Başkanlığı'nca yapılan kapsam dışı personelin, Anayasa'nın 128. maddesinde sözü edilen "diğer kamu görevlileri" olarak nitelendirilmeleri gerektiği ve kamu personeli olduğu açıktır.

4447 sayılı Kanun'un 46/3. maddesinin 08.09.1999 tarihinde yayınlanan ilk metninde; sadece, 506 sayılı Kanun'un 3. maddesinde sigortalı sayılmayanlar ile sosyal güvenlik kuruluşlarından yaşlılık aylığı alıp da sosyal güvenlik destek primi ödeyerek ya da ödemeksizin çalışanlar kapsam dışı bırakılmış iken, 4571 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik ile işsizlik sigortası kapsamında olmayanlar yönünden genişletici bir düzenlemeye gidilmiştir. 4571 sayılı Kanun ile değişik 46/3. madde ile "506 sayılı Kanun'un 3. maddesinde sigortalı sayılmayanlar, ...657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, ...233 ve 399 sayılı KHK'lar ile 190 sayılı KHK'ya tabi kamu kurum ve kuruluşlarının teşkilat kanunlarındaki hükümlerine göre sözleşmeli personel statüsünde çalışanlar ile 657 sayılı Kanun'a göre geçici personel statüsünde çalıştırılanlar bu kanun kapsamına dahil değildir." şeklinde hüküm yeniden düzenlenmiştir.

Ülkemizde yeni olan işsizlik sigortası uygulamasında yol gösterici olması bakımından düzenlemelerin kanun koyucu tarafından açıklanan gerekçeleri gözardı edilmemelidir. 4571 sayılı Kanun ile 4447 sayılı Kanun'un 46. maddesinde yapılan genişlemenin madde gerekçesinde; "4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu'nda; işsizlik ödeneğinin 506 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılara ödeneceği hükme bağlanmış, ancak kamu kurum ve kuruluşlarında işçi statüsünde bulunmayan sözleşmeli personelden işsizlik sigortası kesintisinin yapılıp yapılmayacağı hususunda bir açıklık bulunmadığından, sözkonusu personelden SSK'ya tabi olanların, Emekli Sandığı'na tabi olanlara göre %2 oranında işsizlik sigortası kesintisi nedeniyle mağduriyetlerinin önlenmesini teminen 4447 sayılı Kanun 46/3. fıkranın yeni düzenlemesi metne eklenmelidir." açıklaması yer almıştır.

Anılan hükümler ve kanun koyucunun açık iradesi karşısında, kapsam dışı personel olarak çalışan davacının 4447 sayılı Kanun'un 46/3. fıkrasında sayılan kamu görevlisi olduğu ve işsizlik sigortasının kapsamı içinde bulunmadığının kabulü gereklidir.

Açıklanan maddi ve hukuki nedenler gözetilmeksizin, eksik araştırma, inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile davanın kabulü yerine reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle ( BOZULMASINA ), temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 14.11.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.

ARKADAŞLAR DAVA SÜRECİNDEKİ ARKADAŞLARA YARDIMCI OLUR DİYE BU KARARI EKLİYORUMMM

11 Haziran 2009 13:21

rapptiye

ENERJİ SENLE TEDAŞ YETLİLİLERİ KASA TAZMİNATI ALMAYAN MEMUR STATÜSÜNDE TAHSİLAT YAPAN GÖREVLİLİLERE KASA TAZMİNATI VERİLMESİ HUSUSUNDA ANLAŞMIŞ OLUP GENEL MÜDÜRLÜKÇE UYGULAMAYA GEÇİLMESİ İÇİN İLGİLİ BİRİMLERE YAZI YAZILMIŞTIR. UYGULAMA HAKKINDA BİLGİSİ OLAN ARKADAŞLAR VARMIDIR RAPORTÖRLERDE BU HAKLARDAN YARALANACAKLAR MI

11 Haziran 2009 13:26

ömer341

uyuşmazlık mahkemesi bir davayı görürken kapsamdışı personel tanımını yapmış.

Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümünün, Botaş'ta kapsam dışı personel statüsünde çalışmaktayken iş akdi 1475 sayılı İş yasası'nın 13. maddesi ve Kapsam Dışı Personel Yönetmeliğinin ilgili maddeleri uyarınca feshedilenlerin, feshe ilişkin işlemin iptali istemiyle idare mahkemesinde açtıkları davada, idarenin görev itirazının idare mahkemesince reddedilmesi sonucu, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, 2247 sayılı yasa?nın 10. maddesi hükmüne göre olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılması üzerine, yapılan incelemede verdiği 26.12.1994 gün ve 39-39 sayılı ve 41-41 sayılı kararlarında: "Boru Hatları ile petrol Taşıma A.Ş. (BOTAŞ) ın Türkiye Petrolleri Anonim şirketinin bağlı ortaklığı olup, şirket ve bağlı ortaklığı BOTAŞ'ın 233 sayılı KHK hükümlerine göre kurulmuş, bu kararname dışında özel hukuk hükümlerine tabi tüzel kişiliği olan bir kuruluş olduğunun belirtildiği, TPAO ve BOTAŞ'ın Kamu İktisadi Teşebbüsleri Personel Rejiminin düzenlenmesi ve 233 sayılı KHK.nin Bazı Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair 399 sayılı KHK. ekinde bulunan KİT leri gösteren listede yer almadıkları, bu KHK.nin geçici 9. maddesinde "özel hukuk hükümlerine göre kurulmuş olup, yönetim kademelerinde iş Kanunu çerçevesinde personel çalıştıran ve ekli l sayılı cetvelde yer almıyan teşebbüs ve bağlı ortaklık personeli hakkında yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar 233 sayılı KHK.nin yürürlüğe girdiği tarihten önce tabi oldukları İş Kanunu hükümleri uygulanır?" hükmü uyarınca iş yasasına tabi olduklarının tartışmasız olduğu, Kapsam Dışı Personel deyiminin, yasa ve KHK lerde yer almayıp Toplu iş sözleşmeleri sırasında toplu iş sözleşmesi kapsamında bulunanlar ve bu kapsam dışında bırakılanlar, şeklindeki ayrımdan kaynaklandığı ve toplu iş sözleşmeşinden yararlanmıyan işçiyi kapsadığı ve iş akdinin özel hukuk hükümlerine göre kurulup çalışmakta olan iş veren tarafından İş yasası 'nın 13. maddesine ve Kapsam Dışı Personel Yönetmeliğinin ilgili maddelerine dayanılarak feshedilmiş olması karşısında ve 5521 sayılı İş Mahkemeleri yasası'nın 1. maddesinde de İş yasası'na göre işçi sayılan kimseler, işveren veya işveren vekilleri arasında iş aktinden veya iş yasasından dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözümünün, İş Mahkemelerinin görevine girdiğine, bu nedenle idare mahkemesinin görevlilik kararının kaldırılmasına oyçokluğuyla karar verilmiştir.

12 Haziran 2009 01:07

kas.ra

emre arkadaşım bir daha bizi ilgilendiren 4046 sayılı Özelleştirme yasası yasalaşırken veya değiştirilirken ne amaçlanmış ne gibi sonuçlar elde edilmek istenmiş gibi boş ve uzun yazılar göndermeyeceğim!ihtiyaç olursa leyleklerin göçü...istanbul caz festivali...fasulyenin faydaları...modifiye mısırın zararlarından bahsetmek daha yararlı olur zannedersem. öyle gözüküyor.

ama istersen 4046 sayılı yasanın meclis görüşme tutanaklarını da burada aktarayım...

12 Haziran 2009 01:28

kas.ra

bizi burda buluşturan aynı sorundan muzdarip olmamız.ancak ve ancak birlikte bu haksızlığın hukuksuzluğun üstesinden gelebiliriz.herkes burada bilgisini birikimini karınca kaderince dile getirecek getirmelide.yoksa şunu söyleyeyim en iyi avukatıda tutup dava açsanız bu konu ile ilgili sizden daha fazla bilgili olacağını zannetmiyorum.

12 Haziran 2009 10:52

gentr

hayırlı işler arkadaşlar....

12 Haziran 2009 11:04

yilmaz60

Allahın adaleti mutlaktır,büyüktür.mutlaka tecelli edecektir.hüzün ve karamsarlık yerine ümit lazım.Nasılki Hz.yusuf'u hapishanelerden devlet başkanlığına geçirdiyse,teşbihte hata olmasın R.Tayyip ERDOĞAN'ı da aynı şekilde...ne maksatla ne düşünceyle üretildiği belli olmayan,adaletsizliğin had safhada olduğu statümüzün değişeceğini umut ediyorum.Selametle kalın

12 Haziran 2009 14:57

TUARE34

selamlar arkadaşlar..

-4046 Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanunu İlgilendiren Tebliğler

-24.11.1994 Tarihli ve 4046 Sayılı Kanun Çerçevesinde Nakledilecek personel Hakkında Tebliğ

-Devlet Bakanlığı ve Başbakan Yardımcılığından

(Başbakanlık Devlet personel Başkanlığı)

Geçici Madde 0001:

(28.09.2005 tarih ve 25950 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tebliğ'in 9 uncu maddesiyle eklenmiştir.) 4046 sayılı Kanunun 22 nci maddesinde 5398 sayılı Kanun ile yapılan değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce özelleştirme programında bulunan kuruluşlarda nakil hakkı tanınmış kapsam dışı kadro ve pozisyonlarda görev yapan iş kanunlarına tâbi personelin, aynı kadro veya pozisyonlarda görev yapmaya devam etmeleri halinde nakil hakları saklıdır. Burada belirtilen kapsamdışı personel; 2821 sayılı Sendikalar Kanununun 21 inci maddesi gereğince sendikaya üye olamama sebebiyle zorunlu kapsamdışı kalan personel ile, örgütlenme ve toplu iş sözleşmesinden yararlanma hakları yönünden herhangi bir kanuni sınırlama bulunmayan, sendika üyesi olabilen, ancak, toplu iş sözleşmesinin taraflarınca kapsam dışında tutulan personeli ifade eder.

benim düşünceme göre davalardaki en büyük koz.delil.

12 Haziran 2009 23:26

berkeste

Danıştay'dan, 4/C'li için önemli karar

Özelleştirme nedeniyle işsiz kalanlar, kamu kurum ve kuruluşlarında 4/C'li olarak istihdam edilmektedir. Her yıl bu istihdama ilişkin yeni Bakanlar Kurulu kararı çıkarılmaktadır. Danıştay, 2005/8502 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ilgili önemli bir karar vermiştir. Danıştay kararına göre fazla çalışma halinde 4/C'liye ücret ödenmesi gerekmekte, hastalık raporu alınması halinde ise ücretin kesilmemesi gerekmektedir. Devamı için başlığa tıklayınız.

12 Haziran 2009 15:47

İPTAL İSTENEN HÜKÜMLER

"Madde 5 ? ... Normal çalışma saatleri dışında veya tatil günlerinde yapacağı çalışmalar karşılığında herhangi bir ek ücret ödenmez."

Madde 8 ? Bu Karar gereğince istihdam edilecek geçici personele;

a) ..

b) Yıl içinde resmi tabip raporu ile kanıtlanan hastalıklar için çalıştıkları her 4 ay için 2 günü geçmemek üzere ücretli hastalık izni verilir. Rapor süresinin 2 günü aşması halinde aşan kısım için ücret ödenmez."

FAZLA ÇALIŞMA

Danıştay Onbirinci Dairesi, 4/C'linin fazla çalışmasında, anayasanın 90. maddesi uyarınca ILO sözleşmelerinden olan 29 No'lu Cebri ve Mecburi Çalıştırmaya İlişkin Sözleşmelerin 14. maddesine atıfla, her ne şekilde olursa olsun, cebri veya mecburi çalıştırmanın ücretinin nkit olarak ödenmesi gerektiğine vurgu yapmıştır. Kararda "Yukarıda yer verilen 657 sayılı Kanunun 4. ve 5. maddelerinde kamu hizmetlerinin aralarında geçici personelin de bulunduğu kişilerce yürütüleceği belirtilmek suretiyle, geçici personel de kamu personeli olarak tarif edilmiştir. Diğer taraftan, Bakanlar Kurulu Kararı eki kararın 5. maddesinde de, geçici personelin çalışma saat ve sürelerinin belirlenmesinde, Devlet memurları için tespit edilen çalışma saat ve sürelerinin dikkate alınacağı açıkça ifade edilmiştir." denilmiştir.

Danıştay Onbirinci Dairesince kamudaki fazla çalışmaya ilişkin olarak ise şu tespit yapılmıştır: "Genel olarak personel hukukunda, zaruri ve kamu menfaati gerektiren işler dışında zorla çalıştırma yapılamayacağı, ancak belirli hallerde yaptırılacak fazla çalışmanın karşılığında ek ücret ödenmesi ya da izin verilmesi esası kabul edilmiş bulunmaktadır. 657 sayılı Kanuna tabi personel yönünden, anılan kanunun 178. maddesinde düzenlendiği üzere tespit olunan günlük çalışma saatleri dışında ayptırılan fazla çalışmaların ücretle karşılanacağı, kurumların gerektiği takdirde personelini günlük çalışma saatleri dışında fazla çalışma cüreti vermeksizin çalıştırılabileceği, bu durumda da personele yaptırılacak fazla çalışmanın her sekiz saati için bir gün hesabı ile izin verileceği belirtilmiştir."

Bu gerekçeler sonrasında Danıştay, kararın 5. maddesinin 3. cümlesine ilişkin olarak iptal kararı vermiştir: "Bu durumda dava konusu Bakanlar Kurulu Kararı eki kararın, 657 sayılı Kanunun 4/C maddesi kapsamında istihdam edilen geçici personele normal çalışma saatleri dışında veya tatil günlerinde yapacağı çalışmalar karşılığında ek ücret ödenmeyeceğini öngören 5. maddesinin 3. cümlesinde Anayasaya ve uluslararası sözleşmelere uyarlık görülmemiştir."

RESMİ TABİP RAPORU ÜZERİNE ÜCRETİN KESİLMESİ

Danıştay Onbirinci Dairesi sözkonusu kararında, "bu karar gereğince istihdam edilecek geçici personele, yıl içinde resmi tabip raporu ile kanıtlanan hastalıklar için çalıştıkları her 4 ay için 2 günü geçmemek ücere ücretli hastalık izni verileceği, rapor süresinin 2 günü geçmesi halinde aşan kısım için ücret ödenemeyeceği" şeklindeki kararın 8. maddesinin (b) bendi hakkında şu değerlendirmede bulunmuştur:

"657 sayılı Kanunun 105. maddesinde, memurlara hastalıkları halinde, verilecek raporlarda gösterilecek lüzum üzerine, aylık ve özlük haklarına dokunulmaksızın maddede yer alan esaslara göre hastalık izni verileceği hükme bağlanmış olup, maddede verilen sağlık raporlarına göre kullanılan hastalık izni sırasında memurun aylıklarına dokunulamayacağı açıkça vurgulanmıştır. Bu düzenleme genel olarak kamuda görev yapan ve kamu personeli olarak adlandırılan tüm personel için geçerli olup, hukuken geçerli kabul edilen sağlık raporuna istinaden kullanılan hastalık izni nedeniyle geçici personelin ücretinden kesinti yapılmasının hiçbir hukuki dayanağı bulunmamaktadır.

Bazı kurumlarda belirli süreti aşan tek hekim raporu nedeniyle kullanılan hastalık izinleri nedeniyle kurum personeline yapılacak ödemelerde kesinti yapılması öngörülmüş ise de, bu kesinti personelin aylığına ilişkin bulunmayıp aylığın unsuru olmayan zam ve tazminatlara ilişkindir. (Örn: 657 sayılı Kanunun 155. maddesi II-Ortak hükümler, 3. fıkra) Dava konusu kararda ise kullanılan hastalık izni nedeniyle yapılan kesinti doğrudan geçici personelin aldığı ücrete ilişkin bulunduğundan kararın bu kısmında da hukuka uyarlık bulunmamıştır."

DEĞERLENDİRME

Danıştay Onbirinci Dairesi, 2006/6089 esas nolu kararıyla 2005 yılında, 4/C'li istihdamına esas teşkil eden Bakanlar Kurulu kararının iki maddesi hakkında iptal kararı vermiştir. Ancak söz konusu bu karar, o yıl içinde istihdam edilecek 4/C'li personele ilişkindir. 2009 yılı için 10 Ocak 2009 tarihinde yeni bir karar çıkarılmış ve şu an bu karar yürürlüktedir.

Danıştay'ın, 2005 yılındaki 4/C'li istihdamının hukuki dayanağını düzenleyen kararnamenin iki hükmünün iptaline dair kararı, bundan sonra çıkarılacak yeni kararlarda dikkate alınmalıdır.

Kaynak: Memurlar. NET

13 Haziran 2009 13:32

sea0907

merhaba arkadaşlar;

bir tekniker veya teknisyen arkadaş sendikadan ayrılmak isterse maaşında nasıl bir değişiklik olur? bilgisi olan paylaşırsa seviniriz.

Toplam 6893 mesaj
«747576777879808182838485»