Oturum açOturum aç / Parola hatırlat Üye olÜye ol

  
Editörler : 06fatih06Rasyonel Yaklaşım
03 Şubat 2009 09:45  


Kemal Kılıçdaroğlu : "Bana Kürt ve Alevi diyebilirler ama, asla Hırsız diyemezler"

"Bana Kürt ve Alevi diyebilirler ama, asla Hırsız diyemezler"

'Kürt Alevi' yanıtı

CHP'li Kılıçdaroğlu: "Bana Kürt ve Alevi diyebilirler ama, asla hırsız diyemezler"

CHP'nin parlayan yıldızı Kemal Kılıçdaroğlu, Güneş'ten Rıza Zelyut'un sorularını yanıtladı.

* Dengir'in stresini torunumla attım

* Torunumla zaman geçirmek beni mutlu ediyor. Siyasetin stresini onunla atıyorum

* Anneme Ermeni diyebilirler, bana Kürt-Alevi diyebilirler ama hırsız diyemezler

Efendim sizileri şu ana kadar televizyonlardan tanıdık, tartışmalarınızı izledik.Tv'de sanki sinirlerini aldırmış bir insan pozisyonunda duruyorsunuz. Rakiplerinin kötü sözlerine aldırış etmeyen bir insan olarak kamuoyunun belleğine yerleştiniz. Siz bir de Tuncelili'siniz, Tuncelili deyince isyankar, kavgacı bir imaj var. Tuncelililer'in hepsi böyle değil bunun özellikle altın çiziyim. Yani bu iyi haliniz nereden kaynaklanıyor. Siz politikacı olduğunuz için mi siniriniz yok.

Bu benim doğal durumum. Bürokraside çalıştım değişik bakanlarla çalıştım. Bütün bunlara baktığınız zaman tabii ki insanının üzüldüğü sinirlendiği zamanlar oluyor. Ama sonuçta bizlerin topluma örnek olarak sinirlerimize hakim olamamız gerekiyor. O nedenle ben tartışmalarda bana hakaret bile edilse bunları görmezlikten ya da duymamamazlıktan geliyorum.

Mail ortamında zaman zaman çok hakaret içeren mektuplar geliyor. Onlara da samimi olarak son derece yumuşak bir uslüple cevap veriyorum. Bu kişilerin içinde benden özür dileyenler de var bana bir daha mail göndermiyenlerde var. Sonuç olarak politikacı söylemleriyle ve eylemleriyle topluma örnek olmak zorundadır. Ben de bunu hasbel kader yapmaya çalışıyorum.

Peki efendim dışarıda böylesiniz de evde eşinizle, ailenizlede böyle yumuşak mısınızdır. Yoksa arada sırada bağırdığınız da olur mu..

Bağırdığım çok azdır. Zaten işi hiç bir zaman eve taşımam. Ne bürokraside çalışırken ne de siyasetteyken.. Susarak yanıt veririm. Evde bildiğiniz gibi kitap, gazete okuyarak vakit geçiririm. Yani orta halli bir aile reisi gibi davranırız, öyle söyleyelim..Öyle büyük tartışmalar olmaz zaten. Ççocuklar büyüdü. Bürokrasideki yoğun çalışma süresinde zaten çocukların nasıl büyüdüğünü anlayamadık.. Ama bugün artık torun sahibi olduk diyebilirim..

TORUN SEVGİSİ BAMBAŞKA

Çok da güzel bir torurununuz var Kemal bey, Zannediyorum 3 tane de çocuğunuz var. Şimdi torunla evlat segisini bir tartıya koyduğumuzda torun sevgisi mi daha ağır basıyor yoksa evlat sevgisi mi ağır basıyor?...

Şimdi her ikisinin de yeri ayrıdır.Ama torun çok farklı oluyor. Onun üzerine titriyorsunuz adeta. Umuyorum herkes torun sahibi olur ve bu sevgiyi tadar..Çok ayrıcalıklı bir sevgi..

Ne kadarlık ...

16 Aylık

Dede diyor mu?

Evet diyor.. Tabii dede sözcüğünü duymak insanı çok mutlu ediyor. Özellikle dışarı çıktığım zaman gelir 'Beni de dışarı çıkar 'diye.. Yani keyifli birşey. Elimi tutar yanaklarımdan öper

Şimdi Kemal bey bu çok güzel birşey. Zannediyorum çocuklarınızla da böyle bir çelebi ilişkisi gibi geçmiş.. Bir tane de oğlunuz var.. Böyle Sert Sessizler diye bir rock grubunda sanırım...

Evet o grupta davul çalıyor, bateri çalıyor. evde de deneme yapıyor çalıyor. Ama ses gitmesin diye onun özel aygıtları var, onlarla donatılıyor bu sayede komşular rahatsız olmuyor. Oğlumun özel bir merakı bu. Çocukluktan beridir süre gelen bir merak bu .. Zaten bu günlerde Almanya'da konser vermeye gittiler.

O zaman profosyonelliğe doğru ilerliyorlar.

Ancak ben ilk önce elinin ekmek tutmasını isterim. Okulunu bitirdi şimdi Ortadoğu Teknik Üniversitesi'nde master yapıyor. Müziği ise bir hobi olarak yapıyor.

Siz de 48 doğumlusunuz ben de 48 doğumluyum 68 kuşağının adamlarıyız.. Şimdi bu bateri çalan bir oğulla 68 kuşağından gelen bir baba yanyana gelince hani bu da nereden çıktı şeklinde bir şey oluyor mu?

Oğlumla arkadaş olmaya, onunla zaman zaman sohbet etmeye çalışıyorum.. ama sonuç olarak şu çocuklar babalardan çok annelerini kendilerine daha yakın görüyorlar. Sorunları, bana aktaracağı şeyleri zaman zaman annesine aktarır o da bana söyler. Böyle bir özel ilişkimiz var diyeblirim.

HALK MÜZİĞİNİ SEVERİM

Eşiniz Selvi Hanım zannediyorum arasıra aracılık yapıyor... Benim de bir oğlum var o da annesi yoluyla bana mesaj yollar böyle benzer bir durum var .. Hazır müzikten bahasederken hangi tür müzikten hoşlanırsınız Kemal bey?

Türk halk müziğini seviyorum. Gençlik ve çocukluk yıllarımda da bu müzikler vardı. Bunun yanında 68 kuşağında da çoğu zaman Türk halk müziği dinlenirdi. Aşık Mahzuni Şerif gibi Kul Ahmet gibi... Bunlar geldiklerinde konserler verirdi. Bunlardan ayrı bir keyif alırdım. Ayrıca Türk sanat müziğine karşı da özel bir ilgim var.

Peki bugünkü Türk halk müziğini iyi icra edenler var mı?

Var tabii... Sabahat Akkiraz sadece Türkiye'nin değil dünyanın saygı duyduğu bi sanatçı.. Arif Sağ ustamız yine sazıyla sesiyle olağanüstü güzel. Peşinden yeni yeni gençler geliyor.

Yine 68 kuşağına dönecek olursak, o zamanlar izlediğimiz filmler vardı. Günümüzde Türk sinemasında da önemli isimler var... O zamanlar hangi isimleri izlerdiniz?

Gençlik yıllarımızda tabii Yılmaz Güney olağanüstü bir sanatçıydı.. Önemli yönetmenler vardı o donemlerde de. Ömer Lütfi Akad gibi... Toplumsal konulara duyarlıydık, öyle filmleri kaçırmazdık. Yılanların Öcü mesela... Türk sineması bugün uluslararası yolda önemli ölçüde ses getiriyor ödüller alıyor bundan da mutluluk duyuyorum.

Peki beğendiğiniz kadın oyuncular, erkek oyuncular kimler?

Tarık Akan önemli bir isim. Onun oynadığı filmler mesela... Şener Şen yine çok ömeli bir isim hele ki Türkiye'de deği lde başka bir ülkede olsaydı çok daha başka bir konumda olacağını düşünüyorum Şener Şen'in.

MİZAH TOPLUMSAL OLMALI

Eskinin komedyenleri vardı. Toplumsal içerikli konulara değinirlerdi. Günümüzde toplumsallık devre dışı kaldı sanki.

Kemal Sunal, Şener Şen'le gelen toplumsal olayları karikatürize ederek işleyen bir süreci yaşadık. O süreci halen izliyoruz tvlerde. Önemli bir işlev gördüler bana göre. Bunu farklı bir uslupla diye sürdürmek gerektiğini düşünüyorum. Son yaşadığımz yolsuzluklar gibi bunların işlenmesi gerekiyor. Buna benzer pek çok olay ister mizahi ister doğrudan doğruya bunların bir şekilde halka aktarılması gerekiyor.

Çok önemli bir konu bu tabi mizahın en azından toplumsal bir içerik kazanması gerektiğini söylüyorsunuz bunca yolsuzluklar karşısında.. Sizin Dengir Mir Fırat'la tartışmanızdan sonra hükümetin destekcisi olan gazeteler size karşı dolaylı yönde saldırması oluyor. Mesela Zaman Gazetesi'nin bir haber yorumunda 'Dersim isyanı demekle meşhur Tunceli'de doğan' diye tanıttılar sizi. Tunceli'de doğmanız bir suçmuş gibi gösterildi. Her halde eleştiriyi bu bağlamda yapmak istedi Zaman Gazetesi..

Zaman Gazetesi kendi dünyasının entellektüel hayatında saygı gören bir gazete.. Onların kullandığı üslup kötü olabilir. Yani beni sevmiyebilirler ama eleştiriyi bu düzeye indirmesini doğru bulmadım.

Tabii benim gördüğüm sizin Dengir Mir Fırat karşısındaki elde ettiğiniz üstünlüğü zaafa uğratmak gibi bir amaç burada... Sonra, 'Alevi-Kürt' göndermesi de yaptılar. Peki siz kendinizi Alevi mi görüyorsunuz, Kürt mü görüyorsunuz?. Yoksa bir Türk veya cumhuriyetçi mi görüyorsunuz?

Ben Türkiye Cumhuriyeti'nin bir vatandaşıyım ama Tunceli'de doğdum babam memurdu. Anadolu'nun değişik şehir ve ilçelerinde bulundum. Kızım Antalyalı'yla evli, kız kardeşim bir Ordulu'yla evli... 21. yüzyıla giren Türkiye'de bu kadar konuları gündeme getirmemeliyiz. İnsanlar yeni bir boyuta girmiş. İnsanları üzmemek, insanları sevmek temel konu bu olmalıdır.

Yaşadığımız coğrafya dünyanın en güzel coğrafyası.. Cumhuriyet aydınlanmasının başladığı bir süreç var. Bunu, kendi çocuklarımıza akrabalarımıza da anlatmalıyız. Eğer bu aydınlanma sürecini anlatabilirsek kendi dünyamıza bana göre daha düzeyli bir şekil vermiş oluruz.

Annenizin ismi Yemuş imiş. Ermeni misiniz, diye soran birileri varmış. O ismin aslı Yemiş olmalı, değil mi Türkçe...

Böyle soranlar var. Biz hiçbir zaman gocunmadık, annemizin ismi niye öyle diye.. Telefon açıp kendisini gazeteci olarak tanıtan kişi 'Siz Ermeni misiniz?' diye soruyor. Telefona ablam çıkmış. Cevap verirken 'Hayır, biz Müslümanız' diyor. Ablam zaten kırsal bağlamdaki o kıyaslamayı bilmiyor zaten. Gayet saf, hayır biz Müslümanız diyor. Annemin Ermeni, Kürt veya Çerkez olması bizlerin ona olan sevgisini azaltmaz ki sonuç olarak o bizim annemiz..

YANDAŞLARA İHALE VERMEDİM

Sizin ilk olarak Şaban Dişli'nin rüşvet olayını ortaya çıkarmanız, Dengir Fırat'ın bu hayali ihracatını gündeme getirmeniz ve bunlar da karşınıza çıktıkdan sonra cevap veremeyecek duruma düşürmeniz karşı tarafı çok kızdırmış olmalı. Başka birşey bulunamayınca buralardan açık arıyorlar herhalde. Ayrıca şu an başka şeyler de arıyor olmalılar.

Devletin bütün kurumlarını AKP harekete geçirdi. Arayabilirler, sorabiliriler. 27 yıl kamuda çalıştım, çeşitli bakanlarla çalıştım, bizzat başbakanla çalıştım rahmetli Turgut Özalla çalıştım. Bütün hepsinin geldiği nokta, babamızın bir sözü vardı o da, 'Boğazınızdan aşağı haram lokma inmesin' Eğer boğazımdan haram lokma geçmemişse neden korkacağım ki ..

Hiç meraklanmasınlar, ben mal varlığını açıklamış bir kişiyim. Her şeyimiz meydanda zaten. Varlıklı bir aileden de gelmiyorum. Ne yapabilirler 'Dersim isyanı ile meşhur Tunceli'de doğan, orda doğan diyebilirler' ancak.

03 Şubat 2009 09:51

by elçi

Bana Kürt ve Alevi diyebilirler ama, asla Hırsız diyemezler"

kürtler ve aleviler bakımından biraz aşığalıyıcı oömuş bence

yani bana kürt deyin alevi deyin ama hırsız demeyin

kürt ve alevilerde iyi değil manası taşıyor. kılıçtar bey

ama şaşırmadım yapar o

03 Şubat 2009 11:57

LTAR
Kapalı

oy meselesi

03 Şubat 2009 13:35

Recai GÜLLAPDAN
Kapalı

Buyrunuz sayın aday, bize kendinizi anlatınız kısaca...-Valla eksik olmasın bir kısım medya sâyesinde tanımayan kalmadı, gerek görmüyorum. Ayrıca dürüstümdür; herkes öyle söyler, kime isterseniz sorabilirsiniz. Bir gün ilkokulun bahçesinde bilye oynuyorduk.

Müdür çağırdı, meğer hademenin paspasıyla kovası kaybolmuş...

-Efendim dürüstsünüz, kabul ettik; başka hangi meziyetiniz var ilâveten?

-Ha, haram yemem ben, yalan söylemem, yolsuzluğa hırsızlığa müsaade etmem; çalmam ve çaldırmam. Hani vardır ya o fıkra; ne çalıyor ne çaldırıyor diye, Keh keh... Aynen öyle yani!

-Her defasında dürüstlük vurgusu yapmanız dikkat çekici; diğer adayların dürüstlüğünden bir şüpheniz olmalı; var mı?

-Ha, onlar mı? Dürüst değiller tabii; olamazlar ki? Onlar dürüst olsalar, benim bir anlamım kalmaz çünkü. Sıkıysa meselâ çıksınlar ekranda karşıma, yüz tane yolsuzluk dosyası çıkarıp perişan edeyim o'ssaat; çok şeyimdir bu konuda...

-Dürüstsünüz!

-Evet, dürüstüm elbette; ayrıca çok da ahlâklıyımdır. Ahlâk üçe ayrılır; biir...

-Bizim ondan şüphemiz yok; öyle olmasaydı zaten partiniz sizi bu göreve lâyık görmezdi, başkaca vasıflarınızı da bilmek isteriz...

-Ha, hiç sinirlenmem ben beyefendi; sinirlerim çok sağlamdır. Beni bir kere öğrenciyken dövmüşlerdi; ağlamadım bile. Çok da iyi dayak yerim haa...

-Bu kabiliyetlerinizin belediye yönetmek için yeterli olduğunu düşünüyorsunuz o halde?

-Kesinlikle! Dürüstlük yetmez mi? Bakınız benim ömrüm bürokraside geçti. İnanın ki bir kuruluşta çalıp çırpanları engellerseniz, memlekete en büyük hizmeti yapmış olursunuz. Öteki ıvır-zıvır işler kendiliğinden hallolur zaten; teknik meselelerdir. Kaynak israfını önler, dürüst olur, insanlara hakça davranırsanız belediye de yönetirsiniz, parti de...

-Parti derken?

-Ay ağzımdan kaçtı; dilim yansın, tüh! Parti mi dedim; evet parti dedim; bizim parti en bir dürüsttür meselâ, ayrıca çok da ahlâklıyızdır. O kadar dürüstüz ki, dürüstlüğümüzün zekâtını versek, öteki partilere de yeter. ­Artanı da ihraç ederiz.

-Peki çok dürüstsünüz, ahlâklısınız; niçin sizin partinin burnu bir türlü yerden kalkmıyor; halk niçin her seçimde sizi -tabir yerindeyse- çok kötü pataklıyor?

-Dayak yiyoruz ama kızıyor muyuz? Hayır! Bu sayın halk bizi anlamıyor efendim; zaten hiç anlamadı. Bakınız Başbakan'ın ne işi vardı Davos'ta? Hem İngilizce bilmiyor, hem efelik ediyor. Madem gittiniz sinirlenmeyeceksiniz; ben sinirleniyor muyum meselâ? Biz de Filistinli çocuklar için miting yaptık; n'oolmuş yani; halk tutup bunlara şey'ediyor. Haksızlık yani; halka dürüstlüğü öğreteceğiz, başka çaresi yok!

-Başka bir konuya geçelim. Sizin için İstanbul'da kaybolur o diyorlar...

-Efendim bunlar küçük ayrıntılar, bilsem n'olacak; ben taksi şoförü müyüm arkadaş?

-Projeniz de yokmuş, yani vizyonunuz filan; yok mu gerçekten?

-Bakın biz çook proje gördük bugüne kadar; bunlar lâftır, önemli olan dürüstlüktür, nâmusluluktur. Dürüst, nâmuslu iseniz konuşalım. Ben adamı dürüstlüğümle döverim; hem çok fena döverim!

-Sinirlendiniz?

-Yoo, sinirlenmem böyle şeylere ben; sinirlerimi aldırdım ben; geliniz sizinle televizyon tartışmasına çıkalım; sizi perişan edeyim, ne belgeler, ne dosyalar var bende!

-Zaten televizyon canlı yayınında şeyediyoruz efendim... Rejiden ikaz ediyorlar; süremiz bitmiş, son mesajınızı alıp kapatalım; buyrun?

-Dürüstüm, dürüst değilsin, dürüst değil; dürüstüz, dürüst değilsiniz, dürüst değiller!

....

DÜRSTLÜKMÜŞ MÜŞTE MÜŞ...

AHMET TURAN ALKANIN DEDİĞİ GİBİ NİYE BU KADAR DÜRÜST OLDUĞÜUNU DİLE GETİRMEK ZORUNDA KALIYOR?BAŞKA MEZİYETİ YOK MU BU ADAMIN?

04 Şubat 2009 09:07

fermantasyon

HIRSIZ DEĞİL YA DERDİNİZ ONDAN?DEVEYİ DİKEN ADAMI EVEN MİSALİ....TOPBAŞ GİBİ DİNİ BÜTÜN GÖRÜNÜP HIRSIZ OLACAĞINA KILIÇDAROĞLU GİBİ TEMİZ OLSUN YETER,

04 Şubat 2009 10:56

Sinemm87
Yasaklı

Adamın yolsuzluk,yobazlık,hırsızlık dosyaları olmayınca

e bazıları ne yapsın kullandığı her cümlenin altından buzağa arıyor..

komik oluyor...

Toplam 5 mesaj