Oturum açOturum aç / Parola hatırlat Üye olÜye ol

  
Editörler : iren17Reverse
11 Mayıs 2009 22:53  


Kapalı
Vakıf İnsanlar...

Geçtiğimiz Hafta Vakıflar Haftası idi.

Asrı saadetten beri süre gelen "İnsanların en Hayırlısı İnsanlara faydalı olandır" hadisiyle yoğrulan ecdadımız bunu vakıf kurumlarıyla öyle güzel başarmışlarki bırakın insanları tüm mahlukatın menfaatini gözeten bir sistem kurmuşlar. Allahın rızasını kazanmak amacı güden vakıf insanlar hem kendileri hemde insanlığın menffatine hizmetler eden vakıflar kurmuşlar;

İzmir'de Haziran ayından itibaren şehir merkezinde ve hapishanedeki mahkumlara serinlemeleri için kar dağıtmak için kurulan 'Kar Dağıtan Vakfı (Mürselli İbrahim Ağa Vakfı)'; İstanbul'da öğrencileri pikniğe götürmek için kurulan 'Pikniğe Götüren Vakfı (Mustafa Efendi Bin Ahmed Vakfı)'; Aydın'da Orta Mahalleye yaptırılan çeşmeye yaz günlerinde 90 gün süre ile kar taşıyarak suyun soğutulmasını sağlayan 'Suyu Soğutan Vakfı (Ahmet Bin Abdullah Vakfı)'; Amasya'da Recep ayında pişirilecek 3 batman helvayı medreseler önünde dağıtan 'Helva Dağıtan Vakfı (Ahmet Efendi Bin Hasan Vakfı)'; İstanbul'da Bebek'te kurulan köşk ve limanda insanların temiz hava almalarını sağlayan 'Nefes Aldırmak İçin Kurulan Vakıf (Ahmet Nureddin Vakfı)'; Gaziantep'te Ramazan ayında köyüne gitmeyip medresede kalan öğrencilere 5'er kuruş pabuç parası veren 'Papuç Parası Veren Vakıf (Antep Müftüsü Mehmed Arif Efendi Vakfı)'; Şanlıurfa'da yetimlere bakılması, yazlık elbise alınması amacıyla kurulan 'Yetime Annelik Babalık Eden Vakıf (Hasan Bin Aladdin)'; İstanbul'da yaşlılık hastalık gibi sebeplerle mesleğini icra edemeyen kayıkçı ve hamallara yardım etmek, devlet adamlarının geçmediği ve geçmeyeceği tenha yerlerdeki kaldırımları tamir etmek için kurulan 'Kayıkçı ve Hamal Dostu Vakfı (Mehmed Esad Efendi Vakfı)'; Anadolu'nun çeşitli yerlerinde Allah rızası için savaşa giden gazi ve mücahitlere iyi atlar verilmesini sağlayan 'At Vakfı (Mehmet Paşa Vakfı)'; Siirt'te bahçe ve dükkanların amalara vakfedilmesini sağlayan 'Amalara Yardım Eden Vakıf (Hüseyin Ağa Vakfı)'; Van Gölü'nde oluşabilecek kaza ve arıza gibi durumlarda insanların yardımına koşacak tam donanımlı acil yardım gemisini hizmete sokan 'Van Gölü'nde Acil Yardım Gemisi Dolaştıran Vakıf (Hüsrev Paşa Vakfı)'; Aydın'da Cuma namazına müteakip köy camii önünde cemaate yemek verilmesini sağlayan 'Cumayı Şenlendiren Vakıf (Ahmet Çavuş Vakfı)'; Amasya'da köprüleri selin getirdiği ağaç ve taşlardan temizlen 'Köprüleri Sellerin Zararından Koruyan Vakıf (Bayezid Han-ı Sani Vakfı)'; İstanbul'da duvarlara yazılan yazıları temizyelen 'Duvar ve Sokak Temizliği İçin Kurulmuş Padişah Vakfı (Sultan Mehmet Vakfı)'; İstanbul'da borcundan ötürü hapse girenlere para yardımında bulunan 'Borçlu Dostu Vakfı (Mustafa Ağa Bin Mustafa Vakfı)'; Bursa'da fakirlere meyve yardımı yapan 'Herkese Meyve Vakfı (Mehmed Ağa Bin Hüseyin Nasrullah Vakfı)'; İzmir'de leyleklerin beslenmesi için kurulan 'Leylek Vakfı (Mürselli İbrahim Ağa Vakfı)'; Şam'da düşman eline esir düşen Müslüman esirleri satın alarak kurtaran 'Esirleri Kurtaran Vakfı (Saliha Hatun Binti Selahaddin Pehlivan Vakfı)'; kendilerini kurtarmak isteyen Hıristiyan esirleri kurtarmak için kurulan 'Esirlikten Kurtulmak İsteyenlere Yardım Eden Vakıf (Doka Veled-i Petros Vakfı)'.

İzmir'de Haziran ayından itibaren şehir merkezinde ve hapishanedeki mahkumlara serinlemeleri için kar dağıtmak için kurulan 'Kar Dağıtan Vakfı (Mürselli İbrahim Ağa Vakfı)'; İstanbul'da öğrencileri pikniğe götürmek için kurulan 'Pikniğe Götüren Vakfı (Mustafa Efendi Bin Ahmed Vakfı)'; Aydın'da Orta Mahalleye yaptırılan çeşmeye yaz günlerinde 90 gün süre ile kar taşıyarak suyun soğutulmasını sağlayan 'Suyu Soğutan Vakfı (Ahmet Bin Abdullah Vakfı)'; Amasya'da Recep ayında pişirilecek 3 batman helvayı medreseler önünde dağıtan 'Helva Dağıtan Vakfı (Ahmet Efendi Bin Hasan Vakfı)'; İstanbul'da Bebek'te kurulan köşk ve limanda insanların temiz hava almalarını sağlayan 'Nefes Aldırmak İçin Kurulan Vakıf (Ahmet Nureddin Vakfı)'; Gaziantep'te Ramazan ayında köyüne gitmeyip medresede kalan öğrencilere 5'er kuruş pabuç parası veren 'Papuç Parası Veren Vakıf (Antep Müftüsü Mehmed Arif Efendi Vakfı)'; Şanlıurfa'da yetimlere bakılması, yazlık elbise alınması amacıyla kurulan 'Yetime Annelik Babalık Eden Vakıf (Hasan Bin Aladdin)'; İstanbul'da yaşlılık hastalık gibi sebeplerle mesleğini icra edemeyen kayıkçı ve hamallara yardım etmek, devlet adamlarının geçmediği ve geçmeyeceği tenha yerlerdeki kaldırımları tamir etmek için kurulan 'Kayıkçı ve Hamal Dostu Vakfı (Mehmed Esad Efendi Vakfı)'; Anadolu'nun çeşitli yerlerinde Allah rızası için savaşa giden gazi ve mücahitlere iyi atlar verilmesini sağlayan 'At Vakfı (Mehmet Paşa Vakfı)'; Siirt'te bahçe ve dükkanların amalara vakfedilmesini sağlayan 'Amalara Yardım Eden Vakıf (Hüseyin Ağa Vakfı)'; Van Gölü'nde oluşabilecek kaza ve arıza gibi durumlarda insanların yardımına koşacak tam donanımlı acil yardım gemisini hizmete sokan 'Van Gölü'nde Acil Yardım Gemisi Dolaştıran Vakıf (Hüsrev Paşa Vakfı)'; Aydın'da Cuma namazına müteakip köy camii önünde cemaate yemek verilmesini sağlayan 'Cumayı Şenlendiren Vakıf (Ahmet Çavuş Vakfı)'; Amasya'da köprüleri selin getirdiği ağaç ve taşlardan temizlen 'Köprüleri Sellerin Zararından Koruyan Vakıf (Bayezid Han-ı Sani Vakfı)'; İstanbul'da duvarlara yazılan yazıları temizyelen 'Duvar ve Sokak Temizliği İçin Kurulmuş Padişah Vakfı (Sultan Mehmet Vakfı)'; İstanbul'da borcundan ötürü hapse girenlere para yardımında bulunan 'Borçlu Dostu Vakfı (Mustafa Ağa Bin Mustafa Vakfı)'; Bursa'da fakirlere meyve yardımı yapan 'Herkese Meyve Vakfı (Mehmed Ağa Bin Hüseyin Nasrullah Vakfı)'; İzmir'de leyleklerin beslenmesi için kurulan 'Leylek Vakfı (Mürselli İbrahim Ağa Vakfı)'; Şam'da düşman eline esir düşen Müslüman esirleri satın alarak kurtaran 'Esirleri Kurtaran Vakfı (Saliha Hatun Binti Selahaddin Pehlivan Vakfı)'; kendilerini kurtarmak isteyen Hıristiyan esirleri kurtarmak için kurulan 'Esirlikten Kurtulmak İsteyenlere Yardım Eden Vakıf (Doka Veled-i Petros Vakfı)'.

Beni en çok etkileyende Sadaka taşları oldu.

11 Mayıs 2009 22:56

Elif Evra
Kapalı

ooo güzel bır konu daha salıh kardes emegıne saglık ne severım su hadısı "İnsanların en Hayırlısı İnsanlara faydalı olandır''

Allah razı olsun hatırlatma ıcın kardesss

11 Mayıs 2009 23:01

Salih@Dua
Kapalı

Sadaka taşı, iki metre boyunda mermer bir sütun. Üstünde bir çukur var. Geçen asırda, yolu buraya düşenlerden hal ve vakti yerinde olanlar, Gece kimse görmeden mermerin üstündeki çukura birer miktar para bırakırmış.

?Derdini kimseye açamayan hakiki bir fakir Gece kimse görmeden ihtiyacı olunca oradaki parayı alır. O günkü ihtiyacı bir kuruş mu? Yüz para mı? Onu ayırır, kalanını, kendisi gibi ihtiyacı olanları düşünme terbiyesi icabı çukuruna kor ve meçhul sadakacıya içinin memnunluğunu kalbinden ulaştırır ve dönermiş.

İncelik Veren sırf Allah rızası için verir ,alanda sadece ihtiyacı olanı alırmış, sabah olduğunda o vakfın memuru gelir sadaka taşında kalan parayı sayar deftere işler zenginlerin sadaka taşlarına para koymadığı bir günde, ihtiyaç sahibi fakir gelirde sadaka taşında para bulamaz diye oraya defterdeki miktara uygun koyarmış, nasıl kudretli bir nesil,

Günümüze uygulamaya çalışalım zengin ihtiyaç fazlasını koyarmı? Fakir aceba ihtiyacı olanı kadar alırmı? Hasbel kader sadaka taşında kalan parayı vakıf memuru hakkınca deftere işlermi?

Yarabbi bizlerden vakıf insanların sayılarını artır.

11 Mayıs 2009 23:04

Salih@Dua
Kapalı

Teşekkür ederim sadaka taşlarıda benim hoşuma gider,

alan vereni görmez verende alanı Allah ile başbaşa yaptığı bir nefis mücadelesidir bu ne incelik Yarabbi

12 Mayıs 2009 09:19

Salih@Dua
Kapalı

Vakıf, insana hizmettir.

Vakıf en iyi yatırımdır.

Vakıf medeniyetin temelidir.

Vakıf medeniyetin ta kendisidir.

Vakıf sosyal dayanışmadır.

Vakıf kültür hazinesidir.

Vakfeden ölür, vakfı ölümsüzleşir.

Vakıf yetimin umudu kimsesizin yurdudur.

Vakfeden aziz olur, israf eden zelil olur.-

Vakıf koku geçmiş, dal ve meyvesi gelecektir.

Vakıf dedenin toruna armağanıdır.

Vakıf geçmişin geleceğe mirasıdır.

Vakıf dünün yarına yatırımıdır.

Vakıf BİR ?i BİN yapar.

Vakıf mutluluk israf hüzündür.

Vakfeden pişman olmaz.

Vakıf, aç- susuz ve yurtsuzu sahiplenmektir.

Vakıf handır, istirahat ettirir.

Vakıf yurttur barındırır.

Vakıf imarethanedir doyurur.

Vakıf şifahanedir, sağlığa kavuşturur.

Vakıf yaralara merhemdir.

Vakıf susuzların sakisidir.

Vakıf ustadır eser yapar.

Vakıf tamircidir onarır, yineler.

Vakıf bekçidir, emanetini ve eserini korur.

Vakıf imardır, yoldur, köprüdür.

Vakıf okuldur eğitir.

Vakıf anadır büyütür.

Vakıf sağlıktır şifa dağıtır.

Vakıf askerdir, kale ile kışla ile yurt savunur.

Vakıf ağlayan gözün gözyaşını dindirir.

Vakıf çevre ve hayvan dostudur.

Vakıf evrenseldir ayırım yapmaz.

12 Mayıs 2009 11:03

Algı ve Bilgelik
Kapalı

Gönül isterdi ki günümüz de de vakıflar Genel Müdürlüğü kurumu asrı saadetin mirasının takipçisi olsaydı. Ama ne yazıkki yanından bile geçmiyor.

12 Mayıs 2009 13:51

Salih@Dua
Kapalı

Malesef evet size katılıyorum.

13 Mayıs 2009 09:45

Salih@Dua
Kapalı

Sevgili Peygamberimiz "Akıllı kişi, ya¬rınını düşünen ve hazırlıklı olandır" buyurmuşlardır, Fani malı bakileştirmenin yolu hayır eserler meydana getirmektir. Çünkü eseri olmayanın yerinde yeller esermiş. Nitekim Yasin-i Şerifin 12. ayetinde şöyle buyrulmaktadır; "Şüphesiz biz ölüleri diriltiriz. Onların yaptıkları her işi bıraktıkları her izi yazarız."

İbrahim Peygamber duasında "Ya Rab ! Beni benden sonrakilerin dillerinde hayırla andır"

Yusuf (as) pazarda satılıyormuş. O günün zenginleri talip olmuşlar. Talipler arasında birde yaşlı bir hanım görülür. O hanıma denilir ki,

-Yusuf gibi güzel hiç senin payına düşer mi, hem bu kadar zengin talip var¬ken ! Kadın şu cevabı verir:

-Yusuf'un bana verilmeyeceğini biliyorum. Ama hiç olmazsa Yusuf'a talipler listesinde adım bulunsun istedim.

Biz de öyle düşünmeli değil miyiz ?

Kimin malını kimden esirgiyoruz. Allah'ın verdiğini Allah'ın yolunda kullan¬malı değil miyiz ?

Mevlana ne güze! Uyarıyor; "Çabuk ol, bir gül ver, gül bahçesi al, inci ver inci dolusu deniz al, ölümlüyü ver ölümsüzü al, faniyi ver bakiyi a!"

Yüce Allah'tan dileğimiz; Vakıf İnsanların sayısını Çoğaltsın, Yapılan hayırları devletimiz milletimiz için paratoner eylesin. Yüce katında en güzel şekilde makbul eylesin. Ecelden önce hepimizi hayır eserler vücuda getirmeye muvaffak eylesin.

22 Mayıs 2009 10:25

Salih@Dua
Kapalı

Sosyal Hayatı düzenlemede Vakıfların yeri çok öemlidir. Ecdat bu sistemi çok iyi uyguladuğı için hem devlete yük olmamış hemde fakir sayısı hiç yok denecek kadar az olmuştur.

08 Haziran 2009 11:15

Salih@Dua
Kapalı

Vakfetmek meselesinde, her şeyi birbirine bağlı bir hâlde otomatik olarak güzelleştirmek vardır. Çünkü vakfediş; tesbih tanelerinin içinde, onları bir araya getiren iplik gibidir. Ya da ilgisiz özellikte olanları dışta bırakıp da ilgili özellikte olanları kendisine çeken bir mıknatıs gibi. İpliği koparsanız, taneleri bir arada ne kadar tutabilirsiniz? Ya da mıknatısı aradan çıkarsanız kesret hâlinde onca parçayı bir bütüne nasıl sarabilirsiniz?

Hele ki insanda;

Parça parça bir yığın özelliği teker teker gerçekleştirmeye kalkışsanız, gözden kaçan nice hususları fark etmek mümkün oluyor mu? Olmuyor. Bir de canı istemezlik oluşunca pek çok güzel vasıftan mahrum kalınmıyor mu? Kalınıyor.

Yani;

Kendini denize adamayan damla, üç adım sonrası tükeniyor; buhar olup gidiyor.

Vakıf insanı olabilen ise;

Kendisi bir zerre bile olsa, denize adandığı için her nefeste Bakilik sonsuzluk kapısında. O, gaye ve gayreti nisbetinde bütün bir güzelleşmeye otomatik olarak mazhar. Onun ömründe her şey Hakk?a götüren bir vesileden ibaret. Meselâ para;

Vakıf insanı nazarında; fukaraya merhamet, şefkat ve Allah yolunda hizmet için vesile.

Çünkü vakıf insanları, hayatlarını;

Hayra, ilme, gönüllerin fethine ve insanlığın hidayetine vakfetmişlerdir. İçlerindeki gayret de muhabbet de, Hakk?a sadakat damarlarıyla örülüdür. Onlar, lâyıkıyla hizmetin fedakarlık bahçesinde nadide çiçekler yetiştirirler. Meleka vasıflarıyla bambaşkalık arz ederler. Zira ömürlerini, gerçek güzele, Rahman?a adamışlardır.

Heyhat;

Bu dünyada hayatlarını ateşten yaratılmış şeytana adayanlar da var. Onların da kendilerini bulacakları yer, her hâlde kızgın alevlerin ortası...

Bunca sözün açtığı pencerede;

Şimdi;

Yaşayışımızın ve amellerimizin rengine, ahengine, gidişatına ve özelliklerine bir kez daha ve gören bir gözle bakalım ve soralım:

Kendimizi neye vakfettik?

«Vakfetmek» kelimesi, biraz özel gibi, herkesi alâkadar etmiyor sanki. Değil. Çünkü adını başka türlü koysak da, aslında herkes kendisini bir şekilde bir şeylere vakfediyor. Söylediğinizde üzerine kondurmuyor olsa da; kimi paraya, kimi makama, kimi oyuna, kimi rezalete, kimi hidâyete. Kimi arabalara, kimi televizyonlara. Kimisi toprağa, kimisi yaprağa. Kimi yerlere, kimi göklere...

Şuraya veya buraya...

Herkes, adanmışça bir hayat yaşıyor. Bazen bazıları, çok basit bir şeye bile kendisini öylesine adıyor ki, ondan mahrum olmamak için ömrünü ortaya koyuyor. Haberlerde görüyoruz; biri, birisini öldürmüş. Sebebi: İncir çekirdeği. Küçücük bir çekirdeğe, bir ömrü gömmek Değer mi?

Nasıl değsin?

Ya değer zannedenler?

Ah onlar!

Onlar; eğer kendilerini, ebedî diriltecek ve yeşertecek olana adasalardı; bırakın bir ömrü, bir tek nefesi bile yanlış yere harcamayı çok görürlerdi. Bir incir çekirdeğine değil, yığınla hazinelere dahî tek nefes kurban etmezlerdi. Her şeyi yalnızca o nefesin sahibine fedâ ederler ve sonsuz huzura kavuşurlardı. Kendilerini, ancak hakikî muhabbet ve merhametin ilâhî potasında yoğururlardı.

Devranda;

Gönlün sancılı mevsimleri yüzünden kalpleri katılaşsa, hemen Hazret-i Peygamber?in şu tâlimatına kulak verirlerdi:

?Eğer kalbinin yumuşamasını istiyorsan, fakire yedir, yetimin başını okşa!? (Ahmed bin Hanbel,

Şu ayeti de bilhassa yaşarlardı:

?(Yapacağınız hayırlar) kendilerini Allah yoluna adamış, bu sebeple yeryüzünde kazanç için dolaşamayan fakirlere olsun. Bilmeyen kimseler, iffetlerinden dolayı onları zengin zannederler. Sen onları simalarından tanırsın. Çünkü onlar yüzsüzlük ederek istemezler. Yaptığınız her hayrı muhakkak Allah bilir.?

Ayette övülen fakirlerin sıfatları gayet açık. Onlara hayır işleyenlere de zımnen aynı övgüler var. Çünkü iki taraf da kendilerini Hakk?a vakfetmiş durumda.

Ya biz?

Tetkik edelim:

Kendimizi neye vakfettik?

Hayra mı şerre mi? Cimriliğe mi cömertliğe mi?

Kendimizi neye vakfettik?

İlme mi, cehalete mi?

Kendimizi neye vakfettik?

Dünyaya mı, âhirete mi? Doğruya mı yanlışa mı? Dosta mı düşmana mı?

19 Temmuz 2009 15:49

Salih@Dua
Kapalı

Vakıf insanlar olma yolunda sayü gayret eden toplumlarda sosyal dengede çok büyük değişiklikler olmuştur.

19 Temmuz 2009 15:51

sultan.06
Kapalı

sadaka taşları hikayesini bir proğramda izledim ...

cidden bölemi oluyormuştu eskiden deddim şimdi olsa sanırım sadaka taşına ilk varan hepsini toparlar gider tabiii dinden imandan bihaberler yapar bunu ..günümüzde kese derddinde olan çok insan var malesef...

16 Eylül 2009 13:58

Salih@Dua
Kapalı

Allah için verme duygularımızı köreltmeden fakir ve muhtaçlara vereceğim hayır ve hasenatları sadece ramazan ayına has kılmyalım onların ihtiyaçları sadece ramazan ayınd değil her zaman vardır unutmayalım yıl boyuna yayarak Allah rızası için verelim.

Toplam 12 mesaj