Yandex.Metrica
Oturum açOturum aç / Parola hatırlat Üye olÜye ol

  
Editörler : cilginturk71sabah melikesi
16 Haziran 2009 22:58  


Çok Okuyan Bilir!

''Çok okuyan değil çok gezen bilir'' Bu lafı bilmeyen yoktur.

Şimdi ben ezbere konuşmayıp yine analitik bir şekilde tecrübelerime dayanarak konuşacağım.

Ben derim ki, tabii ki çok okuyan bilir. Ben hem çok gezmiş hem de çok okumuş biri olarak net bir şekilde ifade etmek istiyorum ki, çok gezen bilir ama çok okuyan çok gezenden daha çok bilir. Burdaki ''bilme'' fiili , kitabi bilgilerden çok, insani değerler, iletişim, hayata karşı bir duruş sergileme, özgün bir fert olabilmeyi anlatıyor. Öyleyse çok okuyan haliyle daha çok bilir.

Bizim dilimizde buna benzer,hemen herkes tarafından her yerde bilinen bazı özlü sözler aslında gerçeği ifade etmekten uzak olup, bir takım insanların egolarını tatmin etmeleri için ortaya konmuş sözler. Aklıma bu geldi, daha çok var örnek...

Bunu bir yorum olarak değil bir tesbit olarak görüp değerlendirmelerinizi öyle yapınız.

Haa belki de bu söz bazı gezginler , ya da tur operatörleri ( hoş o zaman tur operatörleri de yoktu ya) tarafından kapitalist sistemden biraz daha nemalanmak için söylenmiştir. Kim bilir...

16 Haziran 2009 23:11

Ş@h-in

Şu kadarını söylemeliyim ki özellikle atasözleri ve deyimlerin her zaman gerçek manaları üzerinde durursak yanılırız. Birçoğunun mecaz anlamına göre, birazının hem gerçek hem mecaz anlamına göre, bazılarını da yaşandığı ana, topluma ve çıkış noktasına göre düşünmeliyiz.

Örneğin "Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar" sözü @Duplo'nun dediği gibi düşünürsek bizleri yalana sevk ediyor anlamı çıkar. Halbuki burada örtülü bir anlam yatmaktadır.

"Damlaya damlaya göl olur" ile "Taşıma suyla değirmen dönmez" sözleri de zıt anlam içermektedirler. Ancak bunların çıkış noktalarını incelediğimizde ikisinin de doğruluk payına sahip olduğunu görürüz ve duruma, kişiye, işimize göre ikisinden birini kullanırız.

16 Haziran 2009 23:43

Duplo

''Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar'' sözü ile benim başlığın konusuna esas teşkil eden sözümü kıyaslamanız hata. Doğru söyleyeni hala dokuz köyden kovuyorlar. Bu zaman ve şartlara göre değişebilirse de en demokratik ülkelerde bile doğru söyleyenin dokuz köyden değil ama belki sekiz köyden kovulduğu olmuştur.

Siz başlığıma tamamen bir filolog gözüyle yaklaşmışsınız, oysa benim anlatmak istediğim toplumların belli dönemlerde ortaya koyduğu kültür birikimlerinin , o toplumların üst sınıflarının ya da özel sınıflarının üst(!) kimlikleriyle yeniden sentezlenip ideal bir gerçeklik gibi ortaya konulması yanlışlığı. Halktan kopukluk, halkı bir sınıfın zihniyetiyle temsil etme yanlışlığı gibi... Bu bizim Osmanlı toplumunda da çok görülmedi mi? Osmanlı eşrafından Manisa sancağında ikamet eden bir vatandaş, Servet-i Fünun'dan ne anladı? Tevfik Fikret gibi büyük bir şairin mütiş şiirleri edebiyat dünyasında çok alkış almıştır. Fakat süslü, anlaşılmaz tamlamaları kullanarak ortaya koyduğu şiirler Servet Fünün edebiyatını nasıl bir gerçeklikle algılattı Unkapanında alışverişe çıkan adamla karısına? Demek istediğim bazen toplumlarda bir sınıf bir zümre ortaya çıkar, kendi dünyalarını toplumun dünyasına genellemeye çalışır.

Yani hocam, sosyolojik bir açıdan yaklaştım.

16 Haziran 2009 23:56

Ş@h-in

@Duplo, bir noktada anlaşalım, bunlar atasözü mü, evet. Atasözünün söyleyeni belli mi, hayır. Sosyolojik açıdan demişsiniz, eğer sosyolojik açıdan bakacaksak ilk şunu görmemiz gerekir: Atasözlerinin neredeyse tümü halkın günlük yaşantısından doğmuştur. Sizin bahsettiğiniz gibi hiçbir yüksek zümre / üst sınıf oturup bize atasözü uydurup sonra da dayatmayı amaçlamamış. Şayet varsa bunu destekleyen bilimsel kanıtlarınız görmekten keyif alırız.

16 Haziran 2009 23:58

gaggosh
Yasaklı

eskilerde iletişim çor mesel olduğu için insanların gelişen bilim ve teknoşojiden haberi olmuyordu

ancak çok yer gezip çok değişik haber, kültür ve bilgilere ulaşanlar daha çok biliyordu

o zamana göre soylenmiş çok doğru bir sozdu

düşünsenize tv,radyo,intenet, gazete.. olmadığını

tabiki çok gezen daha çok bilecekti

ve insanlar okuduklarının çok azını hafızalarında tutarken yaşadıklarını unutmazlar

okumakla çok şey öğreilmiyor, bizzat yaşamak lazım

17 Haziran 2009 00:06

Duplo

Düz mantığın statikleştirdiği toplum düzenini eleştiriyorum. Fakat hala bana düz mantıktan hareketle cevap veriyorsunuz. Dünyada her şey ana renkleri oluşturan siyah ve beyaz değildir, bazen flu bazen de fıstık yeşilidir.

17 Haziran 2009 00:11

gaggosh
Yasaklı

açıklarmısın biz nasıl düz antıkla cevap vermişiz,

ve bu konuyla dünya düzeni hakkında nasıl bağlantı kurdun bunu da detaylı anlat , anlamadım . şu değişik renklerle aydınlat hele

17 Haziran 2009 00:11

Ş@h-in

@Duplo, düz de olsa bir mantığa sahibim. Siz şimdi yazdıklarınızı okuyun, ben mantık filan göremedim. Sosyolojiden bahsediyorsunuz ama yazdıklarınızın sosyolojiyle ilgisi yok.

17 Haziran 2009 00:15

Duplo

Galiba ben biraz fazla soyut düşünüyorum sizde fazla somut.

17 Haziran 2009 00:18

gaggosh
Yasaklı

bence bulutların üzerinde olan bir hayal dünyasında uçuyorsun.

17 Haziran 2009 00:20

Ş@h-in

Bilakis, yazdıklarınızın tümü algılanabilir, somut, kolay anlaşılır şeyler. Fakat bilgi eksikliği ve bağlam konusunda sorunlar var.

17 Haziran 2009 00:25

Duplo

Sağolun editör, ama ''bağlam'' tarafına katılmıyorum. Paylaşım için teşekkürler.Herkesin benimle aynı görüşte olmasını beklemem kendi benliğime ihanet olur zaten.

19 Haziran 2009 22:29

Duplo

Çok okuyan her zaman çok gezenden çok bilir. En azından dört bin senedir (bakınız: yazının icadı) böyle...

19 Haziran 2009 23:58

gaggosh
Yasaklı

yazı dediğin olay insanların yaşadıklarının kağıt kalemle buluşmasıdır.insanın öğrenmesi yaşantı sonucu oluşur. (Öğrenme nedir : google amcaya sor) her öğrendiğin, beyninde her düşündüğünün yaşantıyla alakası vardır.

sorarım sana evliya çelebi kadar gezen olmamış. peki o mu çok biliyor yoksa onun eserlerini okuyan milyonların toplamımı daha çok eder.

20 Haziran 2009 00:05

gaggosh
Yasaklı

bu araştırmayı senin benim gibi normal insanlar değilde hani aya giden mekikler verya onlardan yapan bilim adamları yapmıştır.

insanlar:

Okuduklarının ............... %10?unu

Duyduklarının ............... %20?sini

Gördüklerinin ............... %50?sini

Görüp duyduklarının ............... % 70?ini

Yaptıklarının ................ %80?ini

Başkalarına öğrettiklerinin..... ..... %95?ini

HATIRLAYABİLİR

bu gibi aaştırmaların sonuçlarını her türlü eğitim- bilim sitelerinde bulabilirsin

yani senin dediğin gibi okuma- bilgi arasındaki bağlantı çok zayıftır

bu araştırmalar kafadan sallama değilde denekler üzerinde bilimsel deneylerle kanıtlanmıştır

ayrıca okuma yeternce öğretmiyor

bence sen sandığın kadar da okumamışsın. eğer yeterince okumuş olsaydın kitaplarda okumakla- yaşamak arasında ne kadar fark olduğunu gösteren sayısız bilgiye ulaşırdında akla karayı karıştırmazdın.

20 Haziran 2009 00:08

Duplo

öğrenme'nin ne olduğunu gogıl amcaya sormayı hiç düşünmedim zira öğrenmenin merkezini , üniversite 5. sınıfta bir kadavranın beyni üzerinden incelemiştik.

gagoss beni üniversite yıllarıma götürdün sağol...

20 Haziran 2009 00:12

Duplo

gagoss:) Dünya üzerinde 5 milyardan fazla beyin var ve hepsi farklı düşünce yapılarına sahip. Sende beş milyar kişiden birisin ve bir düşünceni belirtmişsin. Güzel. Ama beni tanımadan okumadığım konusunda ısrarcı olma. İnan yanlış yaparsın. :)

20 Haziran 2009 00:17

devamsıZ''

Sayın doplo öncelikle başlığınızda ki faideli bilgiler için teşekkür ederim.''Çok okuyan mı bilir çok gezen mi'' konusunda nacizane çok yaşayanın bileceğini düşünüyorum hayat ne okuduklarımız gibi nede gezip gördüğümüz gibi belki sadece yaşayabildiğimiz gibi...

20 Haziran 2009 00:25

gaggosh
Yasaklı

evet her dağın oto farklıdır.insanlar çeşit çeşit.

evet seni tanımıyorum ..okumanın daha az etkili olduğu konusunda ısrarcıyım. zaten işe yarasaydı yazılarını okuduğumda seni tanırdım.

ama çıkıp gelsen, misafirim olsan , hem gezeriz hemde tanışırız ve okumadan daha fazla işe yaradığını tecrübeyle sabitlerdin

20 Haziran 2009 00:25

fuzüli3
Kapalı

"en büyük öğretmen zamandır. ne yazık ki bütün öğrencilerini öldürür."

sayın devamsızın da dediği gibi çok bilen yaşama sanatını en iyi bilen yani yaşayarak öğrenme yeteneği olandır.

20 Haziran 2009 00:27

Duplo

Sayın devamsıZ'', ne kadar hoş bir yorum. Bak ben yaşam olgusuna hiç dikkat etmemişim.. Teşekkür ederim. Çok önemli söyledikleriniz.

Toplam 36 mesaj
ANKET
MEB'in politika üretebilmesi için, öğretmen atamalarının taşraya devredilmesini ister misiniz?