Oturum açOturum aç / Parola hatırlat Üye olÜye ol

  
Editörler : a_durmazhopaliVenn
13 Eylül 2009 12:00  


4 yıl sonra Açıköğretim Türk Dili ve Edebiyatı bölümü 10 bin mezun verince ne olacak?

Türk Dili ve Edebiyatının Açık Öğretimde kontenjan sınırı olmadan açılmasına tepki olarak yazılmış bir yazıdır. Lütfen her alanda paylaşalım?

YÖK Başkanına ve Üyelerine Açık Mektup

07 Eylül 2009 Pazartesi 23:26

Açık öğretime YÖK?ün Türk Dili Edebiyatı bölümü açmasının nedenlerini öğrenmek isteği içimizde depreştiği için bu yazı kaleme alınmıştır.

İlk önce bu bölüme kontenjan sınırlaması olmadığı için 42000?in üzerinde öğrencinin kayıt hakkı kazanmasının izahını bekliyoruz. Bu kadar Türk dili ve Edebiyatı mezunu işsiz gezerken YÖK?ün nasıl bir mantık yürüttüğünü öğrenmek örgün öğretimde okuyanlar için hak değil mi sizce? Dört yıl sonra açık öğretim 10000 mezun verirse nasıl bir yol izleyecekler acaba?

Osmanlıca, Eski Türkçe, Orta Türkçe, Dil Bilimi, Lehçeler gibi örgün öğretimdeki öğrencilerin bile zorlandığı derslerde nasıl bir öğreticilik göstereceklerini YÖK?ün açıklaması gerekmez mi?

Ya da sınav sistemini bir açıklasalar çok iyi olacak. Osmanlıca sınavında (Arap harflerini sorarlar sanırım.) Yüz kelimelik kompozisyon bile yazmadan mezun olan on binlerce Türkolog yetiştirmek amacındalar ise örgün eğitimdeki bütün sözel bölümler kapatılmalı! Gerek yok çekilen bu kadar eziyete?

Eğer amaç devletin para kazanması ise, Tıp fakültelerini açık öğretimde sunup kontenjanını sınırlamazsanız biçilen her fiyatı ödemeye hazır bir milyon insan bulabilirsiniz.

En önemli soru ise neden acaba Okul öncesi öğretmenliği ve İngilizce bölümleri gibi 80- 100 kişiyle kontenjan sınırlanmadı.

Kimse bize zaten çoğu kişi mezun olamayacak demesin. Türkoloji eğitimini ayaklar altına almanız bile susmamamız için yeterlidir. Ya da rekabet düzeninde iyi olan kazanır da demeyin. Bu bölümü özel üniversitelerde okuyanları da düşünün. Belki son yıllarda buralarda bile kaliteli öğrenci gelmemesinden dolayı eğitim laçkalaşsa da yılda 25000 lira masraf yapıp okuyanların suçu ne? Bu kadar çekilen gurbetler, imkânsızlıkların bedelini kim ödeyecek? Kredi ile bölümünü bitirmeye çalışan öğrencileri düşünün! (Sayın Yekta Saraç hocam bu durumları sizin pekâlâ biliyor olmanız lazım.)

Yatırım yapmış özel üniversitelerin suçu ne? Niye tercih edilsinler ki? Öğretim görevlileri üç yıla kadar fellek fellek kendilerine bir üniversite bulmak için arayışlara başlayacaklardır.

Akademisyenlerin susmaları da garip açıkçası. Üniversiteler hiç mi haklarını aramazlar. Özellikle özeller? Üç yıl sonra Türk Dili ve Edebiyatı bölümleriniz kapanacak duruma gelecektir. Bu yıl Boğaziçi, İstanbul gibi büyük üniversitelerin Türk Dili Edebiyatı bölümlerini kazananlar, mezun olduklarında bu 10000 kişi ile devlet nezdinde aynı statüdeler. Sevgili hocalarımız, siz de bir şeyler yapın! Sizin verdiğiniz eğitime de yazık. Derslere devam kıstasını nasıl uygulayacaksınız acaba?

Bizim şu anki ruhi durumumuz, kimsenin önünü kapatma, çekememe gibi bir durum değildir. Nasıl 165 puan ile bu bölümde okuma hakkını kazananlar için bu şans değilse, 330 puan ile kazananlar içinde şanssızlıkla ifade edilemez. Bu hakkın elinde alınması bir tür gasp edilmesidir.

Bu sistemle örgün eğitimi seçmek aptallık olur. Test sistemi ile mezun olan bir açık öğretimli her zaman örgün öğretimle mezun olan öğrenciden daha fazla ALES sınavına hazırdır. Eğitim dersleri ve yüksek lisans için neredeyse bu sınav yüzde 70 etkili ülkemizde. 4.00 ile mezun olan bir öğrenci Ales sınavından 5 puan düşük aldığı 2.50 not ortalaması ile mezun olan öğrenciye tercih edilen bir sisteme sahibiz. Yani Açık öğretim Türk Dili ve Edebiyatında okumak; Boğaziçi, Ege, İstanbul, Marmara, Ankara gibi üniversitelerde okumaktan daha mantıklı değil mi sizce?

Türk Dili Edebiyatı için bir tür intihar olan bu sistemden vazgeçilmeli.

En büyük hayalinin YÖK?ü yok etmek olduğunu söyleyen sayın başkan ÖZCAN, Türk Dili ve Edebiyatı bölümünün yok olmasını da mı istiyor acaba?

YÖK üyeleri bu kararı nasıl aldıklarını da kamuoyuna açıklamalılar. Özellikle PROF DR M.A. YEKTA SARAÇ bu durumda nasıl bir tavır sergiledi bunu merak ediyoruz. Malum kendisi de Türkolog?dur.

13 Eylül 2009 20:59

dilŞAD2
Kapalı

Vah güzel yurdum vahhhh....

Ama buradan mezun olanlar öğretmen mi olacaklarmış...

13 Eylül 2009 22:15

ali karadayı

Sadece edebiyat mı? Niye diğer branşlar tepki göstermiyor? Bence çok isabetli olmuş. Oradan mezun olanlar öğretmen olabilecek mi? Bölüm düz, adı öğretmenlik değil. Türkiye'de kaç üniversitede kaç edebiyat bölümü (düz ve öğretmenlik) var? Buralardan kaç kişi mezun olur ve % kaçı öğretmen olabilir? Popülizm uğruna eğitimde makro planlar çoktan raydan çıkmıştır. Sofraya bir tabak daha konmuştur, o kadar..

13 Eylül 2009 23:03

mimesis2
Kapalı

Yanlış bilmiyorsam buralara üniversite mezunları başvurabilecek. Açıköğretim fakültelerinin harç miktarlarını bilmiyorum ama bir lisans programını bitirip de ikinci bir üniversite öğrenimi almak isteyenler yüksek bir harç ödüyorlar.

Bu durumda, böyle bir girişimin popülizmin yanında ciddi bir gelir kaynağı olacağının hesaplanmış olması da yabana atılmayacak sebeplerden biri.

Türk Dili ve Edebiyatı açısından baktığımda aklıma üniversitenin birinci sınıfında yaşadığım bozgun geliyor. O güne kadar bize hep "az ve öz yazacaksınız" demişlerdi. Metin Tahlilleri sınavında az ve öz yazmıştım. 10 aldım. Çoğu kişi de benzer puanları almıştı. Hocaya sebebi sorulduğunda "test gençleri, cevaplarınız birkaç cümleyi geçmiyor, onlar da sizin cümleleriniz değil; yüksek puan almak istiyorsanız söyleyecek sözünüz olmalı, çünkü bizim işimiz metin tahlili" şeklinde açıklamıştı.

Edebiyat metne dayanıyorsa, öyle görünüyor ki söz konusu eğitimde bu metinlerin tahlili beş seçenekten birinde yer alacak ve bir cümle ile ifade edilecek.

***

Konuyla ilgili olumsuzlukları, daha kötüsü haksızlıkları doğru bir şekilde tespit eden başlık sahibi arkadaşı destekliyorum.

13 Eylül 2009 23:26

dilŞAD2
Kapalı

Açık öğretimden Edebiyat,tarih..vs...okusunlar...Çok da güzel olur...

Lakin açıköğretimi bitirenlerin öğretmen olacağını söylemeyin bana sakın...Öğretmenlik nasıl olacak uygulama,staj olayı olmadan....yazık olur çocuklara yahu...

Bir zamanlar veterinerlik mezunu,ziraat mezunu herkesi öğretmen yapmıştı devlet...Onlar öğretmenliği öğreninceye kadar çok cocuk heder oldu...

Yazık olur açıköğretimden öğretmen ataması yapılırsa...

Ne garip bir ülke burası...Dört beş yıl Fen Edebiyatlarda dirsek çüretenlere öğretmenlik hakkı vermediler,FEF lilerin ruh sağlığını bozdular; şimdi de Açıköğretimlilere öğretmenlik için KPSS yolunu açarlarsa,FEF'liler isyan eder...

Birçok arkadaşım var FEF den mezun olduktan sonra matematik yüzünden ALES'i aşamadı ve KPSS ye bile giremedi...Dengeleri bozuldu yahu insanların...Ekmek parası için ırgatlığa başladılar bağda bahçede...O insanların diyetini nasıl ödeyecekler...?

Umarım adil bir düzenleme yapılır...

Açıköğretimde Edebiyat falan filan okunur ama staj görmeden asla öğretmen olunmaz...aslaaa...

13 Eylül 2009 23:29

çeşmi giryan

Artık Feflilerde öğretmen olacak. Okulda formasyon derslerini vereceklermiş. Hepimiz öğretmen olalım ne güzel, atanamayan üniversite mezunu öğretmenler. :(

13 Eylül 2009 23:38

dilŞAD2
Kapalı

Geçmiş FEF mezunları ne olacak peki Çeşmi bilgin var mı?Garibanlar hiç olmazsa KPSSye girme hakkı elde etsinler...Geçmiş mezunlara da formasyon verecekler mi peki ALES engeli olmadan...

13 Eylül 2009 23:40

çeşmi giryan

O konuyla ilgili bir bilgim yok. Onlar için hala ALES geçerli sanırım. Benim söylediğim yeni dönem için.

14 Eylül 2009 00:27

Ali Zengin

Arkadaşlar ikinci yazımı da yayınladım...

"YÖK Başkanına Soru - Kanal 24 Sunucusuna Cevap" adlı bu konuyla ilgili ikinci yazımı yayınladım.

http://www.haberajans.com/yok-baskanina-soru-kanal-24-sunucusuna-cevap-yazisi-1247.html

14 Eylül 2009 00:31

Ali Zengin

YÖK?ün Edebiyat ve Sosyoloji gibi bölümleri açık öğretimde kontenjansız açmasına dair yazdığımız ilk yazımızdan sonra sorularımıza gelen saçma standart cevap ve YÖK başkanı ÖZCAN?IN Kanal 24?teki canlı yayındaki açıklamaları üzerine yazılmış ikinci yazımı yayınladım. Lütfen Paylaşalım?

"YÖK Başkanına Soru - Kanal 24 Sunucusuna Cevap" adlı bu konuyla ilgili ikinci yazımı yayınladım.

http://www.haberajans.com/yok-baskanina-soru-kanal-24-sunucusuna-cevap-yazisi-1247.html

14 Eylül 2009 00:43

Türkçeci0505
Editor

Açıköğretim fakültelerinde öğretmen yetiştiren iki bölüm vardır. Bu iki bölümden birisi okul öncesi öğretmeni, diğeri de İngilizce öğretmeni yetiştirir. Bu bölümler doğrudan öğretmen yetiştirmeyi amaçlayan bölümlerdir. Milli Eğitim Bakanlığı ile Anadolu Üniversitesi arasında yapılan protokol gereği alınan karar doğrultusunda ilgili branşlardan yanılmıyorsam 1999 yılında beri öğretmen yetiştirilmektedir. Bu iki bölüm amaç olarak doğrudan öğretmen yetiştirmek için kurulmuştur. Yine iki bölüm , kontenjan dahilinde olup hiç de azımsanmayacak ÖSS puanlarına sahip olan öğrencilerin yerleştiği bölümlerdir. (Bu bölümlerden mezun olan ve öğretmenlik yapan arkadaşlarım var.)

***

Açıköğretim fakültesinde bu sene sosyoloji, felsefe ve Türk Dili ve Edebiyatı bölümleri de açıldı. Bu bölümlerden en çok ilgiyi gören ise kırk bin kişinin kayıt yaptırdığı Türk Dili ve Edebiyatı bölümü oldu. Bu bölümlerin hangi amaçla açıldığı konusunda ise bir netlik yoktur. Kontenjansız olan bu bölümlere başvuran herkes kayıt olma hakkına sahiptir. Mevcut yasalara göre bu bölümlerden mezun olanlara tezsiz yüksek lisans yapmaları koşuluyla öğretmen olabilme yolu açıktır.

***

Yukarıda verdiğim bilgiler konunun daha çok teknik yönü üzerineydi. Madalyonun diğer yüzüne geçelim şimdi.

Öğretmen yetiştirilmesi konusunda sistem kendi içinde çelişkiler barındırmaktadır.

1 Zaman zaman öğretmen atama yönetmeliği üzerinde oynanarak farklı fakülte mezunlarından öğretmen alımı yapılmış, son olarak Danıştay'ın öğretmenliğe kaynak olarak ''Eğitim Fakülteleri''ni göstermesiyle öğretmen alımında öncelik eğitim fakültelerine verilmiştir.

2.MEB ile YÖK eşgüdümlü çalışmak yerine farklı düşünce stratejileri geliştirmiş, bunun neticesinde ülkemizde yüzden fazla eğitim fakültesi açılmıştır.

3. Bu eğitim fakülteleri; gerçek öğretmen ihtiyacı baz alınarak değil, popülist düşüncelerin sonucunda kurulmuştur.

4. Uzun vadeli plan ve projeler yerine günübürlik plan ve projeler hayata geçirilmeye çalışılmış, bunun neticesinde bugün 250 bin öğretmen adayı atama bekler duruma getirilmiştir.

5. Bakanlık öğretmen atamaları konusunda bir türlü standart yakalayamamış, kadrolu öğretmenliğin yanına, Danıştay'ın öğretmenlik asli ve süreklilik gösteren bir meslektir kararına rağmen sözleşmeli statüde öğretmen alımı yoluna gitmiştir. Bununla yetinmeyen bakanlık 2009-2 öğretmen atamasında altyapısını oluşturmadan zorunlu hale getirdiği okul öncesi eğitiminde öğretmen açığını kapatmak için kadrolu ve sözleşmeli pozisyonların yanına bir de kadrosuz usta öğretici adı altında merkezi atama yöntemiyle öğretmen alımı yoluna gitmek istemiştir. Ne var ki Danıştay, kısa bir süre önce aldığı yürütmeyi durdurma kararı ile kadrosuz usta öğretici poszisyonunda merkezi atama ile öğretmen alımını iptal etmiştir. (Bakanlık, başvuru süresi içinde gerçekleşen bu kararı uygulamak zorunda kalmış, kadrosuz usta öğretici pozisyonunu başvuru süresi devam ederken klıvuzdan çıkartmış ve bu alana başvuruları iptal ederek ilgili adayları mağdur duruma düşürmüştür.)

6. Yukarıda belirttiklerim bakanlığın yanlış uygulamalarını gösterme amacıyla yazdığım yüzlerce maddeden sadece beş tanesidir.

7.Bu yanlışlıklar devam ederken ve bu yanlışlıklardan zaten ekonomik koşullardan etkilenmiş gençlerimiz zarar görmüşken tuhaf bir uygulamaya daha imza atılmış, Açıköğretim fakültelerine felsefe, sosyoloji ve Türk Dili ve Edebiyatı bölümleri kurulmuştur.

Şimdi sorularımıza geçelim:

1. Bu bölümler ne için kurulmuştur?

2. Bu bölümler gerçekten ülkemizin eğitim seviyesini yükseltme amacı için kuruldu ise, bölümlerden mezun olanların hangi pozisyona yerleştirileceği de düşünülmüş müdür?

3.Öğretmen yetiştirme konusunda günübirlik politikalarla hareket edilmeye devam edilecek midir? Bugün 250 bin öğretmen adayını atama bekler duruma getiren MEB ve YÖK, dört sene sonra bu bölümlerden mezun olanların karşılacağı duruma yönelik nasıl bir tavır alacaktır?

4.Ülkemizin bu bölümlerden mezun olan gençlere ihtiyacı varsa ; örgün eğitimin sosyoloji, felsefe, ve Türk dili ve Edebiyatı bölümlerinden mezun durumda bulunan onbinlerce genç (bunlara yaşlı dememiz lazım aslında) neden yıllar geçmesine rağmen iş bulamamaktadırlar?

5. Amaç iş sahibi yapmak değil nitelikli bir toplum oluşturmaksa, ülkemizde niteliksiz onca fakülte adına neden eller taşın altına konulmamaktadır?

6. Devletin resmi kurumları olan MEB ve YÖK'ün milyonlarca gencin kaderiyle günübirlik ve popülist politikalar uğruna oynaması ne derece etiktir?

7.Tıpkı bugün olduğu gibi bundan on yıl sonra da insanlar sabah uyandığında kurumlarınızın tuhaf uygulamalarıyla hayal kırıklıkları yaşayacak mıdır?

8.Çağdaş, sağlıklı, uygulanabilir, standart bir eğitim sistemi için insanları popülist politikalarınızla oyalamaya devam edeceksiniz misiniz? Eğer buna devam etmeyecekseniz vicdanlarınızın sesini dinlemek için hangi günü bekliyor olacaksınız?

Türkçeci0505.

14 Eylül 2009 01:07

Türkçeci0505
Editor

Bu konu çok önemli. Konunun geniş kitlelere duyurulması için çalışacağım.

14 Eylül 2009 12:56

*aziyade*
Editor

bölüm açılması doğru bir karar ama sınırsız olmasını desteklemiyorum.

açıköğretim geniş kitelelere sesleniyor.

benim gibi meslek lisesi madurlarının biraz da olsa yüzünün güldüğü yer.

bazı bölümlerde staj zorunluluğu var.

lakin binlerce kişiye staj yeri bulmak bile imkansız nerdeyse.

sonuç bölüm iyi sınırsız olması kötü.

14 Eylül 2009 13:16

Türkçeci0505
Editor

Konu, önerim dahilinde editörün seçimi bölümüne alınmıştır.

14 Eylül 2009 13:17

tuana01

10 bın kısını yarısını mezun etmezler ıcınız rahat olsun anadolu üniversitesinin para polıtakalrını sız bılmezssınız cok zorlancak o bolumu bırakanlar cok olurrr

14 Eylül 2009 13:38

subigi

Ales hakkında söylediklerin hariç,yazdıklarının altına imza atarım.

Çünkü ben aksine öss den daha zar zor barajı geçen kişilerin ales te başarılı olacaklarına inanmıyorum.10000 mezundan ancak 3-5 tanesi kpss yi geçip öğretmen olacaktır.Sonuçta devlet onların parasını alıp onları oyalayacak ve olan da bölümün itibarına olacak.

Türk Dili Ve Edebiyatı gibi saygın bir bölümü rezil ettiğiniz için YÖK üyeleri kendinizden utanmalısınız.

14 Eylül 2009 13:50

sefacemi

Sayın Ali Zengin,

Açık Öğretim Fakültesi adıyla Türkiye'de başlatılan mektupla öğretim sistemi artık iyice çığrından çıkmış, örgün öğretimin yerini almaya başlamıştır.

Artık açık öğretim mezunları bırakın öğretmenliği üniversitelerde akademik personel olduğu gibi kaymakam da olabiliyorlar.

Peki bu sürece neden akademik personeller ve milli eğitim camiası sessiz kalıyor?

İşin püf noktası bu sorunun yanıtında gizlidir: Artık açık öğretim sistemi büyük bir rant kapısı haline gelmiştir. Öğrencilerden toplanan trilyonlarca kayıt parası Anadolu Üniversitesini zengin ettiği gibi bu sistemi yaygınlaştıranlarında isimlerini parlatmıştır.

Bu sistemde her sınav döneminde sınavın yapıldığı okullara ve bu okullarda görevli öğretmenlere ve akademik personellere sınav görevi, çeşitli sınav hizmetleri adı altında paralar gönderilmektedir. Bu rantın büyüklüğü rakamların kamuoyu ile paylaşılmasıyla görülecektir.

Şimdi anladınızmı akademik personellerin neden sessiz kaldığını...

Diğer taraftan ; madem açıköğretim ile örgün öğretim arasında fark yok (diplomalar eşit) o zaman örgün öğretimler kapatılsın, milyonlarca öğrenci şehir şehir o yurt senin bu yurt benim dolaşmasın, 2-4-5-6 yıl boyunca yolda izde perişan olmasın. İşyerinde boşvakitlerinde (?) veya evinde çayını kahvesini yudumlayıp diploma sahibi olsunlar. Değil mi?!

14 Eylül 2009 13:52

serhak
Kapalı

Ali Zengin beyefendi ve diğerleri bırakın bu işleri...Yök ün yaptığını destekliyorum.Açıköğretimde sadece edebiyat okutulmuyor sizinde bildiğiniz gibi!!!Neden diğer bölümler de sesiniz çıkmadıda konu edebiyat olunca sesiniz soluğunuz çıkmaya başladı.Kuyruğunuza mı basıldı?Açıköğretimden mezun olup bankacı,müfettiş yardımcısı,uzman ve buna benzer binlerce kişi yeterliliklerini ispatlamışken bu İsyan niye?????

Bırakın Türkiyede Türkçeyi doğru düzgün konuşmayı bilmeyen kişiler okusunlar edebiyat bölümünü de bölüünüzün ne kadar güzel bir bölüm olduğunu öğrensinler..

Kitap okumayan,edebiyatla ilgilenmeyen binlerce kişinin ilgisi bu bölüme oldu.Neden Rahatsız oldunuz Meslek kaygınız mı var???

Eğer Meslek kaygınız varsa daha Çok ÇALIŞIP atanın bu şekilde gündemde kalmaya çalışmayın...

BIRAKIN GÜZEL TÜRKİYEMİN GÜZEL GENÇLERİ AÇIKÖĞRETİMDE OLSA TÜRKÇEMİN GÜZELLİKLERİNDEN YARARLANSIN,SEVSİN,SAHİP ÇIKSIN...

BIRAKIN GÜZEL TÜRKİYEMİN GÜZEL GENÇLERİ AÇIKÖĞRETİMDE OLSA TÜRKÇEMİN GÜZELLİKLERİNDEN YARARLANSIN,SEVSİN,SAHİP ÇIKSIN...

BU KONUDA DA GÖLGE ETMEYİN BAŞKA İHSAN ETMEYİN...DESTEK VEREN TÜM EDİTÖR ARKADAŞLAR VE MESLEK KAYGISI OLAN ARKADAŞLAR...

Şunu Unutmayın HERŞEY MESLEK DEĞİLDİR....!!!

BAZEN iNSAN ÖĞRENMEK İÇİN OKUMALI....SAYGILAR

14 Eylül 2009 14:27

ricketsii

Kaş yapmaya çalışırken göz çıkarmak deyimi tam da bu olsa gerek.Neden öğretmenlerin haklarını başkalarına vermek için bu kadar çalışıyorsunuz?Fen-Edebiyat mezunu olan bir kişi nasıl olur da öğretmen sıfatını kazanabilir?Öğretmenlik bu kadar kolay ve ayak altı bir meslek mi?

Yazıklar olsun sizlere.Bunları görüpte hala oy atanlara yazıklar olsun.Bu milletin hakkını gasp edenlerin elbet ki hesabı sorulacaktır.Ya bu dünya ya da ahiret.

Bir de dinden imandan bahsederler...Dinimizde hakkın olmayan bir şeyi kullanmak var mı?

14 Eylül 2009 14:40

eminmehmet

napacaklar gelip zabıt katipliği sınavına girecekler.

14 Eylül 2009 14:41

keles52

ARKADAŞLAR NEDEN BU KADAR TELAŞ İÇİNDE BULUNDUĞUNUZU ANLAMIYORUM. AOF 'DE Bölüm açılsa ne olur açılmasa nolur, insanlar bir şekilde okuyorlar işte. AOF'de okumak düşük puanla fakülteye yerleştiğini, bilgisiz biri olduğunu göstermez ki insanın.

Hem AOF okumanın çeşitli nedenleri vardır, kişi çalışıyordur, il dışına çıkamıyordur vs.

HEM ÖNEMLİ OLAN DA, işe girişlerde heryerde bir sınav var. sonuçta sınavda da yeterliliği olan kişiler yerleştiriliyor.

Bu nedenle de hiç kaygılanmamanız lazım. Eğer AOF mezunu biri sınavda da sizden daha yüksek not çekiyorsa bunu da insanın kabul edip SUSUP DAHA FAZLA ÇALIŞMASI LAZIM.

Hepinize başarılar diliyorum.

Toplam 164 mesaj
Grup Vizyon