Yandex.Metrica
Oturum açOturum aç / Parola hatırlat Üye olÜye ol

  
Editörler : **sude**z a t.
08 Kasım 2009 21:29  


Yasaklı
Bingöl ilimizi gezelim

BİNGÖL HAKKINDA

Doğu Anadolu Bölgesi?nin Yukarı Fırat bölümünde yer alan Bingöl ili, doğuda Muş, kuzeyde Erzincan ve Erzurum, batıda Tunceli ve Elazığ, güneyde ise Diyarbakır ili ile çevrilidir. İl toprakları, Doğu Anadolu Bölgesi'nin yüksek platoları ile batıdaki engebeli alan arasında kalan bir geçiş bölgesinde yer almaktadır. Güneydeki doğu-batı doğrultulu Murat Irmağı vadisi ve vadi boyunca uzanan küçük düzlükler dışında, il hemen hemen bütünüyle dağlıktır. Kuzey ve orta kesimlerini Erzurum ili sınırları içindeki Palandöken Dağlarının ve Erzurum-Muş-Bingöl sınırlarının birleştiği yeri belirleyen Bingöl Dağlarının uzantıları engebelendirir. Yükseklikleri 2000 m. nin üzerinde olan, yer yer 3000 m. ye yaklaşan bu dağların başlıcaları; Karagöl, Şeytan, Karaboğa ve Şerafettin Dağlarıdır. İlin güney ve güneydoğusunu Muş Güneyi Dağları, güneybatısını da Akdağlar engebelendirir.

Bingöl'ün en önemli akarsuyu, Fırat'ın başlıca kollarından biri olan Murat Irmağı'dır. Genişliği zaman zaman 70 m.yi bulan Murat Irmağı, ilin güney kesiminde doğu-batı doğrultusunda akar. Göynük Suyu, Yiğitler Deresi, Kılıçdere ve Ardıçlıdere ırmağın başlıca kollarındandır. İlin kuzey kesiminde önce doğu-batı yönünde akan, sonra güneybatıya yönelen Peri Suyu da Bingöl'ün önemli su kaynaklarındandır. Ayrıca İl sınırları içerisinde çok sayıda büyüklü, küçüklü göl bulunmaktadır. Bunlardan en önemlisi Bahri Gölü'dür.

Ovalar, il alanı içerisinde çok az bir yer tutmaktadır. Bunlardan en büyüğü Bingöl kentinin güneydoğusunda 80 km2 kadar bir alan kaplayan Bingöl Ovası'dır. Murat Irmağı'nın güney yakasında geniş bir vadiyle Bingöl Ovası'na bağlanan Genç Ovası ile Karlıova ve Göynük Suyu çevresindeki Göynük ovası da diğer bellibaşlı düzlüklerdir. Bingöl'ün belli başlı yaylalar ise; Bingöl Yaylası, Şerafettin Yaylaları, Genç?te Çötele (Çotla) Yaylası, Karlıova?da Hırhal ve Çavreş Yaylası, Kiğı?da Kiğı Yaylası ve Dağın Düzü Yaylaları, Adaklı?da Karer Yaylası?dır. İlin yüzölçümü 8.125 km2 olup, toplam nüfusu 255.395'dir.

İlin ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. Hayvancılıkta ağırlık canlı hayvan yetiştiriciliğidir. En çok koyun, kıl keçisi ve sığır yetiştirilir. Arıcılık ve bal üretimi de yapılmaktadır. Bingöl'ün en önemli ticari ürünü cevizdir. Bunun yanı sıra elma ve armut da yetiştirilmektedir.Ormancılık ve madencilik de yapılmaktadır. Hayvancılık nedeniyle yün işi ve dokumacılığıda ekonomisinde büyük yer tutmaktadır. Bingöl halı ve kilimleri çok ünlüdür. Ayrıca yünden giyecek, çuval, battaniye, heybe, koşum takımları ve at süsleri de yapılmaktadır. Bingöl'de ağaç işçiliği de gelişmiştir. Tahta kaşık, yağ ve bal tekneleri, çey,z sandıkları üretilmektedir.

Bingöl'de pek çok küçük göl vardır. Bunlar dağlık alanların yüksek yerlerinde meydana gelen buzul gölleridir. Bingöl'ün adı da yaylalarda ?göze? denilen bu göllerden gelir. Dağlara , binlerce göl olduğu için Bingöl Dağları adı verilmiş, zamanla bu isim Bingö'e dönüşmüş, şehrin adı da Bingöl olmuştur.

Bingöl'ü de içine alan bu bölge, MÖ.1300'lerden başlayarak çeşitli uygarlıkların, kavimlerin göçlerine ve burada yerleşmelerine sahne olmuştur. Yöre tarih boyunca sırası ile Hitit, Urartu, per, Makedonya, Seleukos, Roma, sasani ve Bizans egemenlikleri altına girmiştir. Hititler , MÖ 2000 yıllarında Fırat kenarında Urfa Mardin dolaylarında "Vasukani" şehrini kurmuşlardır. Bu tarihlerde Bingöl ve çevresi Hurrilerin egemenliği altındaydı. Hititlerin yeni krallık döneminde Kral olan "Şuppililuma"nın "Hurri" prensini damat edinmesi üzerine MÖ 1360 yılında , Harput , Bingöl ve Muş, Hitit egemenliği altına girmiştir. Roma İmparatorluğu'nda iç kavgaların başlamasından faydalanan Partlar , Küçük Asya'nın doğusunda yitirdikleri etkinliği yeniden kazanmaya başladılar. Bunun üzerine doğuya sefer yapan İmparator Tiberius burayı bir prens yönetiminde Roma İmparatorluğu'na bağlamıştır (MÖ 20). Yöre , MS:VII.yüzyıla, Arap akınlarına kadar, Bizanslıların koruduğu Ermeni Prensleri'nce yönetilmiştir. Malazgirt Savaşı (1071) sonrasında Selçuklu yönetimine giren Bingöl, İl sınırları içerisinde en yeni yerleşim biri ve küçük bir köy durumunda idi. 1080-1121 Yıllarında bölge Artukoğullarının eline geçmiştir. Akkoyunlu Uzun Hasan Trabzon Rum İmparatoru'nun Kızı Despina ile evlenince Genç İlçesi'nin yakınlarında ona bir saray yaptırdı. 1474 Otlukbeli Savaşında Uzun Hasan , Fatih Sultan Mehmet'e yenilince Bölge Osmanlı hakimiyetine girdi. Fatih'in ölümünden kısa bir süre sonra Şah İsmail Bölgeyi ele geçirdi. Ancak 1514 Çaldıran Savaşında Yavuz Sultan Selim'e yenilince Bölge yine Osmanlılar'ın eline geçti. 1515'te tamamen Osmanlı topraklarına katıldı.

Eski adı Çapakçur olan yerleşim 1848'de Diyarbekir sancağına bağlandı. 1880'de Bitlis'in vilayet olması üzerine bu vilayetin Genç sancağına bağlı bir kaza oldu. 1924'te Genç'in il merkezi yapılmasıyla, Çapakçur buraya bağlı bir ilçe durumuna getirildi. 1925'te geniş bir bölgeyi içerisine alan Şeyh Said Ayaklanması'nın önemli merkezleri Çapakçur, Kiğı, Genç ve Solhan'dı. Çapakçur, 1927-1929 yılları arasında Genç'in ilçe yapılıp Elazığ'a bağlanmasıyla Elazığ'a, 1919'da da yeni oluşturulan Muş vilayetine bağlanmıştır. 1936'da Bingöl adı ile il merkezi yapılmıştır.

Bingöl'de bulunan eserlerin çoğu Urartulara aittir.Günümüze çok harap durumda gelebilmiş olan eserlerden en önemlisi, Bingöl'e 20 km. uzaklıktaki, Murat Vadisinde yer alan ve Urartuların yöreyi denetlemek amacıyla yaptıkları üç kaleden biri olan Seritarius Kalesidir. Perslerden kaldığı sanılan Genç İlçesi'ndeki Kral Kızı Kalesi (Dara-Hini) ile Bizans Dönemine ait olduğu sanılan Kiğı İlçesindeki Kiğı Kalesi'nden günümüze sadece duvarlarından bir parça ulaşabilmiştir. 1400'lerin başında yapılan Kiğı Camisi de ildeki en önemli Türk-İslam eserlerinden biridir. Ayrıca Genç İlçe merkezine 3 km. uzaklıktaki tepenin yamaçlarında iki kümbet kalıntısı bulunmaktadır.

08 Kasım 2009 21:32

****neslihan06****
Yasaklı

BİNGÖL

GENEL BİLGİLER

Yüzölçümü: 8.125 km²

Nüfus: 250.966 (1990)

İl Trafik No: 12

Doğu Anadolu Bölgesi Yukarı Fırat bölümünde yer almaktadır. Bu bölgede adı efsanelere geçmiş bu yöreye "Bingöl" adını vermişlerdir. Kaleleri, kayak merkezi ve yüzen adası ile ilgi çeken bir ildir.

İLÇELER

Bingöl (merkez), Adaklı, Genç, Karlıova, Kiğı, Solhan, Yayladere ve Yedisu.

Genç İlçesi: İl merkezine 20 km uzaklıkta olan İlçe sınırları içinde, Sürekli (Diyarbug) köyü sınırlarında Pers Hükümdarı tarafından yapıldığı sanılan Daraheni (Kral kızı) Kalesi kalıntıları ile aynı köy sınırları içinde iki kümbet mevcuttur.

Kiğı İlçesi: İl Merkezinden uzaklığı 150 km'dir. İlçedeki başlıca tarihi yapılar, 1401-1402 'de Akkoyunlu .Fahrettin Kutluk Bey' in oğlu Pir Ali Bey tarafından yaptırılan Kiğı Camii, İlçe merkezinde Eskişehir Mahallesinde Balaban Bey Camii ve çeşmesi ile Çanakçı Köyünde Mürsel Paşa Abidesidir.

Solhan İlçesi: İl merkezine 60 km uzaklıktadır. Hazarşah Köyü Aksakal Mezrası mevkiinde bulunan bir doğa harikası olan Yüzen Ada çok ilginç olduğu, kadar çok da güzel bir yapıya sahiptir. Gölün ortasında bulunan ada, göl üzerinde hareket etmektedir.

Yayladere İlçesi: İl Merkezinden uzaklığı 110 km.dir. İlçede hala birçok orijinal özellikleri bozulmamış olan Cenevizlerden kalma olduğu sanılan tarihi bir kale mevcuttur. Kalkanlı Köyü civarında ise içinde tarihin ilk çağlarında insanların barındığı tahmin edilen duvarları bir çok oyma sanatı ile süslü mağaralar ve bu mağaraların çevrelediği şelale ilgi çekici yerlerdir.

Yedisu İlçesi: İl merkezine olan uzaklığı 140 km. dir. Doğal güzellikleri arasında Şen Köyü şelalesi ve Akımlı'ya bağlı perçivenk mıntıkasında bulunan şelale yer almaktadır

08 Kasım 2009 21:52

****_06neslihan_06**
Kapalı

KRAL KIZI KALESİ

Genç ilçe Merkezinden 2 km. uzaklıktadır. Bir tepenin üzerinde bulunan bu kalenin ancak yıkıntılarına ve kalıntılarına rastlanabilmektedir. Bu kaleyi Pers hükümdarı Dara Gençte uzun yıllar kalmış ve bu kaleyi kızı için yaptırmıştır. Genç ilçesi eski ismini bu kaleden almıştır. Bugün mesire yeri olarak kullanılmaktadır.

SEBETERİAS KALESİ

Murat vadisi üzerinde, Bingöl İl merkezinden 18 km. uzaklıktadır. Urartu kralının Bingöl yaylalarını elinde tutabilmek için yaptırdığı uç kaleden birisi olup bugün ancak kalıntıları ortada kalmıştır.

KİĞI KALESİ

Kiğı İlçesinin kuzeydoğusunda olup, Bizanslılar zamanından kalmıştır. Sağlam bir yapı olduğu ve asırlardan beri hayatiyetini devam ettirdiği görülür. Çevresinde bir çok bina olup bugün için terk edilmiş durumdadır.

YÜZEN ADA

Solhan ilçesi Hazarşah Köyü Aksakal Göl mezrasındaki ada, o yörede yaşayan halk tarafından keşfedilmiştir. Söz konusu ada şimdiye kadar görülmemiş bir tabiat olayına sahiptir. Bingöl-Solhan karayolundan 4,5 km. uzaklıktadır. Bingöl'ün turizmi doğa güzelliklerine dayanır. Yüzen ada tamamen doğaldır. Göl'ün üç tarafı dağlar ve tepelerle çevrilmiş düz arazi üzerinde bulunan krater göl konumundadır. Gölün şimdiki alanı 300 m²'nin üzerindedir. Gölün derinliği 50 metreden fazla olduğu sanılmaktadır. Göle devamlı akıntı olduğu tespit edilmiştir. Gölün altından ve kemerlerinden giren su, Gölün alt tarafından, Gölden daha aşağıda olan dereyi beslemektedir. ufak kaynaklar bu görüşü teyit etmektedir. Yaz ve kış aylarında su seviyesi aynı kalmaktadır. Su tatlı ve berrak olup, herhangi bir madensel tuz ihtiva etmemektedir. Balık yetiştirmek mümkündür. Golün ortasında hareket eden iki ada vardır. Adalar göl içinde bağımsızdır. Üstüne binildiği zaman sal gibi her tarafa ağır ağır hareket etmektedir. Adanın üzerinde 5 tane bodur ve dişbudak ağacı mevcuttur. Çevredeki bitkiler Gölün mevcut suyu ile beslenmektedir. Ada üzerinde bulunan ot köklerinin sarıcı olması nedeniyle toprak tamamen bitki kökleri ile kaynamış ve yapışmış durumdadır. Bu doğa harikasını mutlaka görmelisiniz...

GÜNEŞİN DOĞUŞU

İlimizin Karlıova ilçesinin 3250 m. yükseklikteki Bingöl dağlarının Kala tepesinden günesin doğusunu normal durumundan çok farklı seyretmek mümkündür. Her yıl 15 temmuz - 15 Ağustos tarihleri arasında en iyi şekilde seyredilebilir. Güneşin doğuşu çok değişik şekillerde normal halinden çok farklı heyecanlı ve oldukça korkunç sahneler yaratmaktadır.Dünyada tam anlamıyla Güneşin doğusu iki yerden izlenir. Birincisi İsviçre'nin Alp dağlarından, ikincisi Bingöl dağlarının Kala tepesinden seyredilir. Karlıova ilçesine kadar yol asfalt, dağın zirvesine kadar stabilize yoldur. Dağın altına kadar arabayla gidildikten sonra zirveye 25-30 dakika yaya çıkılır. Etrafta soğuk su kaynakları ve yeşillikler görülür. Güneş doğarken ilk etapta hafif bir kızartıyla belirir. Kızartı etrafta çok renkli güzellikler ve dekorlar yaratır. Daha sonra İnsana korku veren bir karartı seklini alır. Kızarıklıklar kor parçası haline gelir. Kor parçası içinde insan yüzünü andıran 3 büyük siyah leke belirir. Güneş karartı halinde yavaş yavaş açılmaya başlar. Ufukta görülerek oluşumunu tamamlamak üzere iken altın bir küre gibi görünmeye baslar. Döndükçe etrafa binlerce ışık saçar. İnsanoğlunun daha önce görmediği renkleri o anda görmek mümkündür. Gözlerde yaşarma, ışık saçma ve yanında seyredemem gibi durumlar olur. Bu görkemli doğa olayını anlatmada sözcükler bile yetersiz kalır. Bu anı kaçırmayın.

KAPLICALAR(Kös Kaplıcaları)

Bingöl-Karlıova karayolunun 20. km sinde olup yaz ve kış aylarında ulaşım sağlanabilmektedir. Kaplıcaların 1 moteli, 1 oteli, 1 pansiyonu ikisi kapalı olmak üzere 3 yüzme havuzu, lokantası, çay bahçesi, araç parkı bulunmaktadır. Yerli ve yabancılar burada dinlenmek, şifa bulmak için akın akın gelmektedir

KAYAK EVİ

Bingöl - Elazığ karayolu üzerinde yol çatı köyünde olup, Bingöl'e 22 km uzaklıktadır. Kayak Evi Bingöl Gençlik Spor il Müdürlüğüne bağlıdır. Bina iki katlı, kaloriferli ve 50 yatak kapasitelidir. Ayrıca lokantası, banyosu ve dinlenme yeri mevcuttur. Tele ski 44 askılıdır. Kayak arabası ve kayakla yürüyüş alanı mevcuttur. Pistin uzunluğu 950 m. olup 100 m. genişliğindedir. Her türlü kış sporlarına elverişli olup, kış sezonu boyunca halkın hizmetine açıktır.

CIR ŞELALESİ

Uzun dere köyünün adını aldığı derenin, Çir taşı adi verilen 100 m. yükseklikteki kayalığın ortasından geçen güzel görünümlü bir şelaledir. Su 50 m. yükseklikten alt tarafı kayalık olan dere yatağına düşerken güzel bir görünüm arz etmektedir. Ilıca bucağı merkezine 8 km. uzaklıkta olan şelaleye iki ayrı yoldan gidilmektedir. Çir taşının olduğu bölgede ayrıca kayalıklar ve mağaralar bulunmaktadır. Bu kayalıklarda daha çok yırtıcı kuşlar yaşar.

İÇMELER

Bingöl-Genç karayolunun 9.km. sindedir. Kış mevsimi hariç diğer mevsimlerde yerli ve yabancılar sabahtan aksama kadar su üzerinde büyük bir kalabalık oluşturmaktadır. Söz konusu suyun, kronik romatizma, kadın hastalıklarında ve böbrek taşlarını düşürmeye yaradığı tespit edilmiştir.

08 Kasım 2009 22:11

****_06neslihan_06**
Kapalı

Bingöl Nüfusu

8.253 km2?lik alanı kapsayan Bingöl ilinin toplam nüfusu 251.552, merkez nüfusu 140.703?tür. Şehir merkezi nüfusu binde 35,40 oranıyla Türkiye?de en hızlı büyüyen şehir konumumdadır.

F- Ekonomi

Son yıllarda Avrupa ülkelerine gelen göçmen mülteci-işçilerin ailelerine gönderdikleri para, Bingöl?de inşaat sektörünün gelişmesine ve bir çok ailenin geçinmesinde büyük bir destek olmuştur.

Böngöl?ün ekonomisi hayvancılık, tarım, arıcılık ve ormancılığa dayanır. Bu sektörlerde çalışarak geçimini sağlayanlar genel nüfusun %85?ini oluşturur. İnşaat ve imalat sektöründe çalışanların oranı ise %3?tür. Modern tarım yer yer gelişmektedir. Unutulmamalıdır ki Bingöl balı ve cevizi ünlüdür.

Bingöl ekonomisinde tarımdan çok hayvancılık çok önemli bir yer tutar. Köylerin % 78'i hayvancılıkla geçinir. Sığır, keçi ve koyun beslenir.

Devlet tarafından yakılmadan önce Bingöl arazisinin % 17'i ormanlıktı. Bu nedenle Türkiye ortalamasına göre orman bakımından zengin bir il sayılır. Uçak ve helikopterlerden atılan kimyevi madde ve yangın bombaları ile bu ormanlık alanın büyük bir bölümü devlet tarafından yakılmıştır. Bingöl ormanlarının en temel ağacı meşedir.

Maden bakımından da zengin rezervlere sahip olan Bingöl?e henüz sanayi girmemiş olduğundan işletilememektedir. Ayrıca ulaşım zorluğu bu maden yataklarının işletilmesini de zorlaştırmaktadır. Demir, fosfat, kaolin ve kömür yatakları var. Ancak bunlardan sadece kömür çıkarılmaktadır.

Bingöl?de sanayi sıfır denecek düzeydedir. Kalkınmada öncelikli iller arasında olmasına rağmen, kalkınma primlerinin verilmemesi veya verilen primlerin iktidar yandaşlarınca hortumlanması nedeniyle beklenen kalkınma da bir türlü gelişememektedir.

Mevcut durumda sadece bir yem fabrikası, bir çeltik fabrikası, bir süt fabrikası, et balık kurumu kombinası, bir un fabrikası ve bir de tuğla fabrikası vardır.

Bunun yanında köylerde yer yer el dokuma tezgahları vardır. Kiği ilçesinde elle dokunan şallar ve kilimler meşhurdur.

08 Kasım 2009 22:15

****_06neslihan_06**
Kapalı

HALK OYUNLARI

Bingöl halk oyunları kendine özgü karakteri ile büyük bir beğeni kazanmıştır. Özellikle komşu iller tarafından taklit edilmektedir.Bingöl halk oyunlarının bilhassa Diyarbakır'da oynandığına tanık olmaktayız.

Kartal Oyunu

Bu oyunda Oyuncular, dağlarda sert kayalar üzerinde uçan kartalları andırır. Oyunun, Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra ortaya çıktığı rivayet edilir. Karlıova'dan Şeref Meydanı'na doğru saldırıya geçen Rus kuvvetleri ile askerlerimiz ve milis kuvvetlerimiz arasında meydana gelen savaşta galip gelen kuvvetlerimizin kahramanca savaşını öyküler. Savaş meydanında kalan düşman cesetlerine kartalların hücum etmesiyle, kartal oyunu sembolize edilmiştir.

Delilo Oyunu

Oyun kızlı ve erkekli oynanır. Çevrede en fazla oynanan oyunlardan biridir.

Meryemo El ele tutuşarak bir çember yapılır. Tutulan eller içe ve dışa doğru sallanır. İleri çökme hareketleri yapılır. Oyun oynanırken şu türkü söylenir.

Çepik (El Çırpma)

Çok sert figürleri olan bir oyundur. Oyun, yöre insanının tabiat ile olan mücadelesini ve oyuncular arasında bir nevi kuvvet denemesini yansıtır. Oyun; davul, zurna eşliğinde oynanır. Müziğin başlaması ile birlikte sağ ayakla oyuna başlanır. Üç adım öne yürünür, üç adım bitiminde eller çırpılır. Bu hareketlerin bir kaç kez tekrarından sonra eşler birbirlerine dönerek ellerinin içleri ile üçer defa sert bir şekilde karşılıklı vuruşurlar. Bu vurma hareketleri bir kaç kez yapılır

Çaçan

Hareketli bir oyundur. Yörede en çok sevilen ve tutulan oyunlardandır, Ayaklar yeri döverek tempo tutulur ve öne doğru üç sıçrama yapılır. Hareketlerin aynı anda yapılmasına özen gösterilir. Oyun oynanırken en çok şu türkü söylenir.

Diğer Halk Oyunları

Gövend (Halay), Horani

Seyirlik ve Eğlencelik Oyunlar

Sarımsak Oyunu, Darı Sulama, Değirmenci, Muhtar, Kalaycı, Kalkağan Şenliği, Çulapı (Üç Ayaklı Çatal Ağaç) Oyunu, Gelin Oyunu, Cirit Oyunu, Şel Atmak (Taş Atmak)

ADETLER

Her toplumun kendine has adet ve inanışları vardır. Yöremizde geçmişten günümüze gelen ve halk arasında var olan, töreler, adetler, inançlar halk tabipliği az da olsa itibar görmektedir.

1- Yeni doğan çocuğun kırkı çıkmayıncaya kadar evden çıkarılmaz, o ev komşulara ateş vermez.

2- Yeni doğan çocuğun kulağına ezan okunur.

3- Karga (Saksağan) kapıda öterse uğursuzluk getirir

4- Eve yeni gelen gelinin kayınbaba ve kayınbiraderlerle konuşması ayıplanır.

5- Aile büyüklerine karşı çocuğu kucağına alma, onunla ilgilenme ve sevme hoş karşılanmaz.

6- Güneş ve ay tutulmalarında ezan okunur ve iki rekat namaz kılınır.

7- Kesilen tırnaklar toprağa gömülür.

8- Köpeklerin uluması uğursuzluk getirir.

9- Cuma günleri yaş odun kesilmez,ekin biçilmez

10- Ölü evinde üçgün yemek pişirilmez

11- Yeni doğan bebeğin kesilen göbeği cami duvarına konursa çocuk din alimi, okul duvarına konursa tahsilli olur.

12- Sarılık hastalığına yakalanan kimselere sarı boncuk veya altın takılır, sarı elbise giydirilir.

13- Cuma günleri çamaşır yıkanmaz.

14- Nazardan korunmak için mavi boncuk veya muska takılır.

15- Bazı çıbanları patlatmak , içindeki iltabı çekmek için üzerine soğan veya geniş yapraklı bitki(yörede Pelhaves denilen yaprak konur)

16- Armut ve elma ağaçları çok çiçek açarsa o yıl kar yağar.

17- Geceleri hava bulutlu olup içinde kırmızılık varsa yağış olmaz.

18- Bulutlar doğuya doğru kayarsa hava güneşli olur, Batıya kayarsa yağış olur.

19- Kuşlar sürü halinde ağaçların tepesine konarsa o yıl kışın erken geleceğine ve şiddetli geçeçeğine inanılır.

20- Geceleyin aynaya bakmak uğursuzluk getirir.

21- Akşamları evi süpürmek bereket kaçırır.

22- Yolculuk yapanların arkasına su dökülür.

23- Arının soktuğu yere çamur sürülür,Sıcak taş ve demir bastırılır.

24- Gün batımından sonra tırnak kesmek uğursuzluk getirir.

EDEBİYAT

ATASÖZLERİ VE DEYİMLER

Bingöl ili ve yöresinde halkın kullandığı Atasözleri ve Deyimler

1- Adı çıkacağına canı çıksın

2- Ağa malı deniz yemiyen domuz

3- Ağaca çıkan keçinin dama çıkan oğlağı olur

4- Açtı ağzını yumdu gözünü

5- Ağzından bal akıyor

6- Ak ile kara dere kenarında belli olur

7- Akıntıya kürek çekme, kurak yere ekin ekme

8- Allah dağına göre kar yağdırır

9- Almadan vermek Allah'a mahsustur

10-Anasına bak kızını al, kenarına bak bezini al

11-Aslı neyse nesli odur-Aslına çekmeyen haramzadedir.

12-Ateş ile barut bir arada olmaz

13-Attan indi eşeğe bindi

14-Bacak kadar boyu var, türlü türlü huyu var

15-Bakmakla öğrenilseydi, kediler kasap olurdu

16-Beş parmağın beşi de bir değil

17-Bin dinle, bir söyle

18-Bir ayağı çukurda-Büyük lokma çukurda kalır

19-Çalışmak ibadetin yarısıdır

20-Çoban ne yesinki köpeğine yedirsin

21-Davulun sesi uzaktan hoş gelir

22-Eceli gelen keçi, çobanın ekmeğini yer

23-El atına binen yaya kalır

24-Elin hamuru ile erkek işine karışma

25-Eşek olduktan sonra semer vuran çok olur

26-Eşekler çalışır, atlar yer

27-Ev sahibinin hatırı olmazsa köpeğini dövmek kolaydır

28-Evin danası evin öküzünden korkmaz

29-Eyyam sana uymazsa sen eyyama uy

30-Garip kuşun yuvasını Allah yapar

08 Kasım 2009 22:20

****_06neslihan_06**
Kapalı

TARİHİ ESERLER

Kaleönü Kalesi

Bu kale, Bingöl Merkez Kaleönü Mahallesinde bulunmaktadır. Urartular zamanında konaklama amacıyla yapılmıştır. Kale yüksekçe bir toprak yığını durumundadır. Bu toprak yığını altında kale kalıntıları olduğu söylenmektedir.

Kiğı Camii

Kiğı Camii ilçenin en eski eserlerindendir. Minarenin üstünde Arap harfleriyle yazılı bir yazıdan; bu eserin, Bayındırlı Pir Ali Bey Bin İbrahim Bey tarafrından Hicri 700 tarihinde inşa ettirildiği anlaşılmaktadır. Ayrı bir kayıtta ise, bilahare yıkılan minarenin, Hacı Hasan tarafından tamir ettirildiği ve Pir Ali Bey oğlu Pilten Bey tarafından da caminin onarıldığı yazılmaktadır. Akkoyunlular devrine isabet eden bu tarihlerden de anlaşılacağı gibi Kiğı'nın bir Akkoyunlu şehri olduğu meydana çıkmaktadır.

Cami tek minareli ve tek şerefelidir. Avlusunda Kiğı eşrafından Hacı Mehmet Efendi'nin (Zermek Şehzadelerinden) kabri bulunmaktadır. Bu zat ilmi ve üstün zekası ve silahşörlüğü ile de meşhurdur.

Kiğı Kalesi

İlçe merkezinin güneydoğusunda yer alan Kiğı Kalesi,çok sağlam bir yapıya sahiptir. Etrafı sarp kayalıklarla kaplıdır. Kale içinde bina harabeleri bulunmaktadır. Erzincan tarihinde bu kalenin Acemlerin akınına maruz kaldığı rivayet olunmaktadır. Kale'ye giren İranlıların halka büyük işkence yaptıkları, evleri yakıp yıktıkları, erkeklerin çoğunu öldürdüklerinden ve kadınlara kötü davrandıklarından bahsedilmektedir. Burayı terketmeye mecbur kalan ahalinin Kiğı'ya gelip Kaleli mahallesinde yerleştikleri ve bu mahallenin bu yüzden "Kaleli" adını aldığı tarihi kaynaklardan anlaşılmaktadır.

Kale içindeki harebelerde zamanında yapılan kazılarda çeşitli ev ve süs eşyalarına rastlandığı söylenmektedir. Kale'nin Peri Suyu'na bakan yamaçları çok dik olduğundan bu yönden Kale'ye çıkmak oldukça güçtür. Kale'ye dar bir yol ile gidilmektedir. Kale etrafındaki düzlüklerde halen ziraat yapılmaktadır.

Acemler'den önce İslamlar devrinde Hazreti Ömerül Faruk zamanında ehli islam eline geçen Kiğı, Müslümanlardan önce Roma hakimiyetinde bulunuyordu. Ebu Übeyde'nin Başkumandanlığı zamanında Halit Bin Velit, Kiğı Kalesi'ni Roma Hanedanından Kiğa'nın oğlu Talon'dan teslim almıştır.

Kral Kızı Kalesi

Genç İlçe merkezinden 2 km. Uzaklıktadır. Bir tepenin üzerinde bulunan Kale'nin ancak yıkıntılarına ve kalıntılarına rastlanabilmektedir. Kale'nin asıl adı Darahini'dir. Dara'nın çeşmesi demektir. Genç ilçesi eski adını bu kaleden almıştır. Kale hakkında kesin bilgiler yoktur. Bir söylentiye göre, Pers Kralı Dara, Genç'te uzun yıllar kalmış ve bu Kale'yi kızı için yaptırmıştır. Bugün mesire yeri olarak kullanılmaktadır.

Kuba Kalıntıları

Genç ilçesine bağlı Sürekli Köyü sınırları içinde bulunan ve Çaytepe Kasabası yolunun sağında ve solunda olmak üzere iki ayrı yapı bulunmaktadır. Kümbet içinde olan bu yapıların yakınında duvar kalıntıları bulunmaktadır. Bunların Akkoyunlular'dan, Uzun Hasan döneminde kalma olduğu sanılmaktadır.

Ayrıca Harebe Köyü Yeraltı Şehri (Külliyesi) ve Solhan ilçesi Cankurtaran Tepesi sit alanı kalıntıları vardır.

Zulümtepe Harabeleri

1985 yılında Doç.Dr.Veli SEVİN tarafından yapılan arkeolojik yüzey araştırması neticesinde Kale'nin Urartulara ait olduğu, ayrıca buradan geçen antik bir yolun varlığı tespit edilmiştir.

Bingöl İl Merkezinden 26 km. Mesafede Bingöl-Muş Devlet Karayolu üzerinde Çavuşlar Köyü'nün Zulumtepe Mevkiinde bulunmaktadır.

YÖRESEL EL SANATLARI

Halı

Genellikle ilkel tezgahlarda dokunmaktadır. İlkel metodlarla yapılan halıların tezgahı , önce karşılıklı dört adet kazık çakılır. Kazıklar sabit olup halının uzunluğuna ve enine göre ayarlanarak çakılır. Kazıkların arka tarafına birer ağaç yerleştirilir. Daha sonra halının başlama kısmına kasnak yerleştirilir. Dokuma işinde ilmekler atılır, ilmek uzunluğu kadar kesildikten sonra kerkitle sıkıştırılır. Halı makas ile kesilir. Tezgahta tek kişi çalışır.

Kilim

Tezgahın kuruluşu ilkel halı tezgahının aynısıdır. Kilim dokumada halıdan farklı olarak ilmekler atılmayıp, çözgü iplerinin arasından masura geçirilir ve kerkitle sıkıştırılır.

Palas

Palas keçi kılından oluşan iple yapılır.Tezgahı kilim tezgahının aynısı olup fazla desen işlerine yer verilmez. Daha çok simetrik ve geometrik desenler kullanılır.

Heybe

Kolayca eşya ve yük taşımak için birbirine yapışık iki torbadan ibarettir.Genellikle heybe omuzda, at ve diğer yük hayvanlarında yük taşıma aracı olarak kullanılmaktadır.

Keçe

Diktörtgen biçiminde dikilip soğuk günlerde çobanlara giydirilir.

Çorap ve Eldiven

Çorap yapımına üç şişle başlanır. Çorabın yapılışı tahminen dört santime ulaştığı zaman şiş sayısı beşe çıkarılır. Çoraplar beyaz düz ve desenli olarak örülür.

ARICILIK

Arıcılık üretme istasyonu, 10 Ekim 1978 tarihinde "Üretme istasyon Müdürlüğü" adıyla kurulmuştur.1980 yılına kadar arıcılık, yumurta tavukçuluğu ve tavşancılık faaliyetlerini sürdürmüştür. 1980 yılında arılı kovanların tamamı ağır kış şartları nedeniyle sünmüştür. Daha sonra tavşancılık faaliyetlerine de son verilmiştir. 1984 yılında tavukçuluk ünitesi de lağvedilmiştir. Hindicilik şubesi kurularak hindi palazı üretimine geçilmiştir. 1986 yılında Bakanlık İl Müdürlüğüne bağlı bir kuruluş haline getirilmiştir. Kuruluşun adı da "Arıcılık Üretme İstasyonu Müdürlüğü" olarak değiştirilmiş ve halen arıcılık ve hindicilik faaliyetlerine devam etmektedir.

HAYVANCILIK

Büyük ve Küçükbaş Hayvan Varlığı

Bingöl İlimizin yüzölçümünün yüzde 53'ü çayır ve mera alanıdır. Bu özelliği ile ilimiz hayvancılığa son derece elverişli bir durumdadır. Son yıllarda bölge koşullarına bağlı olarak hayvancılık gerilemiştir. Ancak terör olaylarının son bulmasıyla hayvancılık sektöründe yeniden bir canlılık görülmeye başlamıştır.

2000 yılı itibariyle mevcut 160 yaylamızdan 112 tanesi kullanıma açılmıştır. Bu sayı itibariyle yüzde 70, alan itibariyle de yüzde 86 oranına tekabül etmektedir.

Özellikle yazın Erzurum ve Karlıova yaylalarında otlatılan sürüler, kışa doğru Diyarbakır ve Şanlıurfa gibi Güney illerimize götürülmektedir. İlkbahar mevsiminde ise bu akış tersine dönmektedir.

MADENCİLİK

Yeraltı kaynakları açısından zengin bir il olarak ifade edilmeyen Bingöl ilindeki önemli sayılabilecek maden rezervleri, Genç ilçesindeki demir ve Karlıova ilçesindeki linyit yataklarıdır.

Genç ilçesi, Avnik sahasında demir madeni ile ilgili etütlere 1935 yılında başlanılmış olup, 1975 yılından sonra da yoğunlaştırılmıştır

Genç İlçesi Demir Yataklarının Dağılımı ve Niteliği

Köy ve Mevkii Tenör ve Kalite (%) Rezerv (ton) Diğer Bilgiler

Hamek-Büklüm-Tirbit Tepe 9.65 Fe 98 053 000 Potansiyel

Avnik Heyalandere Mevkii 34 Fe 3 285 000 Potansiyel

Avnik Gonaç Tepe 40.56 Fe 1 302 000 Potansiyel

Avnik Kelme Tepe 14.64 Fe 6 372 000 Potansiyel

Avnik Kelme Tepe 14.64 Fe 6 372 000 Potansiyel

Avnik Kılhas Tepe 15.40 Fe 1 032 000 Potansiyel

Avnik Köyü Koşal 37.31 Fe 24 872 000 Potansiyel

Yapılan çalışmaların neticesinde, sahalarda demir ve fosfatın birlikte işletilmesi halinde ekonomik olabileceği sonucuna varılmıştır.

Karlıova İlçesi, Derinçay ve Devecik Köyü civarındaki linyit sahalarında yapılan etütlerde, hem açık, hem de kapalı işletme ile alınabilecek kömür linyit rezervi tesbit edilmiştir.Bu etütlerin sonuçları tablo-51'de özetlenmiştir

ORMANCILIK

İklim ve arazi yapısı yönünden ormancılık için ideal bir yapıya sahip olan Bingöl, Doğu Anadolu Bölgesinin orman alanı en zengin olan illerinden biridir. Ancak ormanların, uzun zamandan beri yakacak ihtiyacının giderilmesinde kullanılması ve hayvancılıkta yararlanılması, bozuk baltalık duruma gelmesi sonucunu doğurmuştur

TARIM

Toprak Yapısı ve Arazi Varlığı:

Bingöl İlinde genel olarak iki tip toprak görülmektedir. Meyilli - dalgalı ovalarda hakim olarak kahverengi ve kırmızı kahverengi topraklar görülür. Vadilerde alüviyal topraklar görülmekle beraber, bu topraklar organik maddece değişikliler göstermektedir, İlimiz genel olarak verimli topraklara sahiptir. Ancak uzun yıllar tek çeşit bitki yetiştirilmesi , gübre kullanmama gibi etkiler yüzünden, işlenen topraklarımızın büyük kısmı eski veriminden uzaklaşmıştır. Ancak son yıllarda teknik tarım faktörleri ve kimyasal gübre kullanma bilinç çiftçilere ulaştırıldığından , hızla olumsuz etkiler azalmaya başlamıştır.

İlimizde nadas alanlarını daraltma projesi uygulamasıyla buğdaygil-baklagil ekim nöbeti uygulanarak nadas alanlarında % 10 oranında bir daraltma sağlanmıştır. Ayrıca kimyasal gübre kullanma bilinciyle bu oran artarak devam edecektir

08 Kasım 2009 22:23

****_06neslihan_06**
Kapalı

VADİLER VE PLATOLAR

Bingöl'ün deniz seviyesinden yüksekliği 1151 m. olduğu için arazinin % 14.4'ü plato ve vadilerden oluşmaktadır.İl toprakları, Doğu Anadolu bölgesinin yüksek platoları ile batıdaki engebeli alan arasında kalan bir geçiş bölgesinde yer almaktadır. Bingöl'de belli başlı en büyük vadiler; Göynük Irmağı ve Murat Irmağı vadileridir. Murat ırmağı vadisi ve Göynük Suyu vadisince uzanan düzlükler dışında İl, hemen hemen bütünüyle dağlıktır. Murat Irmağı vadisi Doğu-Batı doğrultulu, Göynük Suyu vadisi ise Batı-Doğu doğrultulu olup, vadilerde otsu bitkilerin yanısıra papatya ve ısırgan otlarına da rastlanmaktadır. Göynük Suyu vadisi il merkezinde bulunmakta, daha önceleri ilçe merkezi (Muş iline bağlı Çabakçur ilçesi) olan vadi, ilin gelişmesi sonucu sönük bir mahalle halini almıştır. Murat Irmağı vadisini takiben, Demiryolu ve Karayolu ulaşımı, Göynük Suyu ırmağını takiben ise Karayolu ulaşımı sağlanmaktadır.

YAYLALAR

Coğrafi yapısı itibariyle Bingöl'de çok sayıda yayla mevcuttur. Bu yaylalar, zengin otlaklar ve bitkilerle kaplı bulunmaktadır. 2500-3000 m'yi bulan yaylalar soğuk su ve temiz hava deposu konumundadırlar. Evliya Çelebi Seyahatnamesi'nde Anadolu'nun meşhur yaylalarını belirtikten sonra, yaylalar arasında en seçme ve gönül alıcı olarak Bingöl yaylalarını gösterir. Ünlü Gezgin, Bingöl yaylalarının bir çok berekete sahip olduğunu da eserinde belirtmiştir.

Hayvancılık için de çok elverişli olan bu yaylalar, Beritan aşireti (Bertyan) ve çevre köyler için vazgeçilmez özelliklere sahiptir. Yine bu yaylalarda yapılan arıcılıktan elde edilen bal yurdun her tarafından aranır duruma gelmiştir.

İlimizde belli başlı yaylalar ise; Bingöl Yaylası, Şerafettin Yaylaları, Genç'te Çötele (Çotla) Yaylası, Karlıova'da Hırhal ve Çavreş Yaylası, Kiğı'da Kiğı Yaylası ve Dağın Düzü Yaylaları, Adaklı'da Karer Yaylası'dır.

AKARSULAR

İl sınırları içindeki uzunluğu bakımından en önemli akarsu peri suyudur. Toplam 258 Km. uzunluğa sahip peri suyu'nun il sınırları içersindeki uzunluğu ise 112 Km.dir. Güneydoğu yönünde akan Peri Suyu Kiğı sınırları içinde Çorik Dağından Fas deresini, daha güneyden Çobi Suyu ile Kalman Deresini alarak il sınırlarından çıkar. Tunceli il sınırları içinden geçerek Munzur suyu ile birleşir. Elazığda Yeşildere civarında Fırat nehri'ne karışır.

Murat nehri de ilin önemli akarsularından biridir. Van gölü'nün kuzeyindeki Aladağ'dan doğar.Muş ilçe merkezinde Kurt istasyonu yakınlarında Karasu ile birleşerek Bingöl - Muş - Diyarbakır il sınırlarının kavşak noktasının kuzeyinden Bingöl il sınırlarına girer. Bingöl il sınırları içinde çok sayıda dere ile birleşerek Genç ilçesine bağlı Doğanlı Köyünün kuzeyinden geçerek Elazığ İl sınırlarına girer. Bingöl ili içindeki toplam uzunluğu 96 km'dir

Murat nehri'nin bir kolu olan Göynük Suyu'nun başlangıç ve bitiş noktaları il sınırları içerisinde kalmaktadır. Bingöl dağlarının batı yamaçlarındaki Kargapazarı köyünden doğar, Çoriş dağlarından bazı dereleri alarak Ekinyolu Köyü yakınındaki Mendo Suyu ile birleşip, Genç ilçesi yakınlarında Murat Nehrine karışır

TİCARET

Bingöl İlinin Ticaretini; yağ, keçi kılı, ham deri, av derisi gibi hayvan ürünleri ile her cins hayvan alım ve satımı teşkil eder. Bunlardan başlıca ceviz, kitre ve çiriş de ticaret maddeleri arasında sayılabilir.

Bingöl'de her yıl koyun, keçi ve sığır gibi kasaplık hayvanlar Elazığ, Diyarbakır, Urfa ve Gaziantep gibi büyük merkezlere sürüler halinde gönderilir. Yapağı ve kıl genellikle kırkılmadan hayvanların üzerinde gönderilmekte ise de, bir kısmı da kırkılmış olarak sevk edilmektedir.Eskiden bu bölgelerden Suriye'ye de hayvan ihraç edilmekte idi. Piyasada Urfa yağı adıyla tanınan yağların önemli bir kısmı Bingöl ilinin muhtelif bölgelerinden elde edilen yağlardır. Bunlar eskiden Urfa'da toplatıldıktan sonra bu ad altında büyük merkezlerde biriktirilmekte idi. Bu iş ile meşgul olan tüccarlar asıl nefis yağların buralardan toplandığını öğrenmişlerdir. Büyük tüccarların adamları yayla ve köylere kadar giderek yağ toplayıp Elazığ ve diğer merkezlere sevk etmektedirler. Av ve hayvan derileri ile bal sevkiyatı daha çok Erzurum'a, kitre, çiriş gibi maddeler İstanbul'a, ceviz de bilhassa Elazığ'a gönderilir.

Dokumacılık ev kadınlarının özel olarak çalıştıkları ayrı bir iş kolu olmaktadır. Halkın yüzde 80'i kendi dokumalarını kullanmaktadır. Erkekler çuha kalınlığında kuzu yününden el tezgahlarında dokunarak meydana getirilen kumaşlardan yapılmış elbiseler giyerler, kadınlar ise kendileri için genellikle kahverenginde pamuklu bez dokurlar.

Etrafındaki meşeliklerden şehrin odun ve kereste ihtiyacı karşılanmakta, un ise Bingöl suyunun akıntısından faydalanan değirmenlerde üretilmektedir.Şehrin kenarında her Cuma günü pazar kurulmakta, burada her çeşit maddenin alışverişi yapılmaktadır. Bilhassa Bingöl yağları pazarın en önde gelen bir maddesidir. Başta Elazığ olmak üzere Diyarbakır, Gaziantep, Urfa ve Adana'ya satılan hayvan ve hayvansal ürünler arasında Bingöl yağının ticari değeri çok yüksektir. Bingöl, yağını bu iller üzerinden İstanbul'a ve Ankara'ya göndermekte

08 Kasım 2009 22:28

****_06neslihan_06**
Kapalı

YÖRESEL YEMEKLER

Yöre ürünlerine dayanan Bingöl mutfağında yemeklerin çoğu bulgur, ayran, süt, et, çökelek ve yenilebilir bitkilerden yapılmaktadır. Çorba, bulgur pilavı ve daha ziyade hamura dayalı olarak yapılan gömme, sirın, tutmaç, keşkek gibi yemekler en çok yapılan yemek türlerindendir. Halkın büyük bir kısmı kırsal kesimde yaşadığı için tarımsal ürünlerden ve ona bağlı olarak hayvansal ürünlerden istifade ederek beslenme ihtiyacını karşılamaktadır. Bunların dışında sebzeli yemekler, tatlılar, turşular ve kahvaltılık ürünlerde yöre mutfağına zenginlin ve çeşitlilik katan diğer besin maddeleridir.

Pek çok yörede olduğu gibi Bingöl yöresinde de yaz ve kış mevsiminde yenilen yemekler farklılık göstermektedir. Yazları sebzeli; kışları ise etli ve kurutulmuş sebzelerden yapılan yemekler ile hamur işi yemekler rağbet görmektedir. Yine yemekler sabah, öğlen ve akşam öğünlerinde de farklılık arzederler. Şehir merkezinde kahvaltıda çay, süt, çökelek, peynir, tereyağı, zeytin ve benzeri yenildiği gibi mercimek ve ezo gelin, yayla çorbalarına da rağbet edilmektedir. Öğle ve akşam yemekleri de daha ziyade bulgurlu, hamurlu, etli ve sebzeli yemeklerdir. Özellikle akşam yemekleri erkeklerin eve geldiği en kalabalık öğün olduğu için günün en iyi hazırlanan yemekleridir. Ayrıca bazı özel günlerde ve durumlarda (bayram, mevlüt, taziye, ramazan ayı orucu) yemekler daha özene bezene yapılır. Diğer yörelerde olduğu gibi en seçkin ve en leziz yemek pişirilir. Etli, sebzeli yemekler, çorbalar, turşular, içecekler ve tatlılar hazırlanır.

Yöre mutfağında dikkati çeken bir başka özellikte pişirilen ekmeklerdir. Fabrika ekmeğinin yanında halk mümkün mertebe yörede tandır veya sacda pişirilen ekmeğe yönelmektedir. Birçok aile kendi yaptıkları ekmeği tüketmektedirler. Bu hususa şehir merkezlerinde de rastlamak mümkündür. Bingöl ve köylerinde ekmek ağırlıklı olarak buğday unundan yapıldığı gibi mısır ve darı unundan da yapılmaktadır. Köylerde halkın ? nun kuryek ? tabir ettiği ekmek ayrı bir tada sahip olup çevrede çok sevilen bir ekmek çeşididir. Bingöl yemekleri çorbalar, pilavlar, sebzeli ve yenilebilir bitkilerden yapılan yemekler hamura dayalı yemeklerdir. Salatalar, tatlılar ve turşular gibi çok yönlü bir çeşitliliğe sahiptir. Tatlılar arasında Bingöl burma kadayıfı ve diğer kadayıf çeşitleri meşhur olup ayrı bir lezzete sahiptir.

Köfteler: İçli köfte, sulu köfte, yoğurtlu köfte, kuru köfte, kabak köftesi, yumurtalı köfte, ayranlı köfte, kızartma köfte, gıldırık köfte, çiğ köfte.

Turşular: Acı biber turşusu, lahana turşusu, domates turşusu, fasulye turşusu, patlıcan salamura, yaprak salamura, biber salamura...

Tatlılar : Burma kadayıf, silki baklava, aşure, zerde, sütlaç, revani, un helvası, dolanger...

Yukarıda adı geçen köfte, tatlı ve turşu çeşitlerinin çoğu Bingöl yemek kültürüne zaman içinde etkileşimler neticesinde girerek ona zenginlik katmıştır. Bunların yanında Bingöl?e mahsus olan onun yemek kültürünü başlıca mahalli yemekler şunlardır:

Löl (gömme), mastuva, ayran çorbası (germe dui), turakin (patıfe), tutmaç çorbası, kılç, lopık, maliyez, parmar (semiz otu), pılık.

Bu mahalli yemeklerin malzemesi ve yapılışına ayrıntılı olarak bakalım:

GÖMME : Malzemesi....: 1 Kğ. un, 1 kğ. ayran ve 1/2 kğ. tereyağı ve sarmısak. Yapılışı: Özellikle kış mevsiminde yapılan ilimize özgü bir yemek çeşididir. Kullanılan malzemeye göre bir kaç isim alır. Asıl gömme killi topraktan yapılmış özel bir ocakta pişirilmekle beraber bazan iki sac arasında pişirilir. Hazrılanan hamura (mayasız olacak, sadece un ve suyla yoğrulacaktır) ocağın büyüklüğüne göre kalın ve yuvarlar bir ekmek şekli verilir. Kızgın ocağın tabanı temizlendikten sonra ocağa konur. Üzerine sac kapatılır, ateşle örtülür ve pişirilmeye bırakılır. İyice pişirilen ekmek çıkarılır. Biraz soğutulur ve geniş bir kabın içine ufak ufak doğranır. Üzerine sarmısaklı ayran dökülür. Ayrıca bir tavada eritilen kızgın yağ dökülerek hoşafla birlikte servis yapılır...

AYRAN ÇORBASI : Malzemesi : 1 veya 2 kğ. ayran (yoğurt), 1 kaşık tuz, bir avuç un, 1 adet yumurta, 500 gr döğme ve bir avuç nohut... Yapılışı : Geniş bir tencerenin içine ayran boşaltılarak içine un, yumurta sarısı ilave edilip iyice karıştırılır. Normal bir ateşte tahta kaşıkla kaynayıncaya kadar karıştırılır. Ayran kaynara geldikten sonra nohut ilave edilir. Biraz sonra ateşten alınıp servis yapılır...

MASTUVA : Malzemesi : 2 kğ. ayran, 250 gr. pirinç, 125 gr. tereyağı... Yapılışı: Pirinç ayıklanıp yıkandıktan sonra geniş bir tencereye konur ve ayran ilave edilir. Karıştırılarak normal yanan ocağa konur. Ayranın çürümemesi için kaynayıncaya kadar tahta bir kaşıkla (kepçeyle) sürekli karıştırılır. Kaynadıktan sonra karıştırma işlemi bırakılarak katı hale gelene kadar pişirilir...

Tutmaç Çorbası

Malzemesi: 500 gr. Un, 1 kg.yoğurt, 2 baş sarımsak, 1 kaşık tereyağı, 200 gr.kavurma, yeteri kadar toz biber, nane ve tuz .

Yapılışı : Un biraz tuz ile yoğrulur. Hamur haline getirilip, yoğrulan hamur kağıt inceliğinde yufkalar haline getirilir. Temiz bir bez üzerinde tek tek istenilen büyüklükte kesilir. Önceden hazırlanmış yoğurda bir miktar su karıştırılıp hafif ateşte kaynayıncaya kadar karıştırılır. 5 dakika kaynadıktan sonra kesilmiş olan yufkalar ilave edilir. Bir miktar kavurma içine atılarak 15 dakika sonra ateşten indirilir. Tavada eritilen tereyağına isteğe göre acı biber, nane konarak ateşte kavrulur. Tabaklara konan çorbaya bu sos ilave edilererk servis yapılır.

Sorina Pel

Malzemesi : Yufka ekmek, yoğurt, Sarımsak, tuz ve Tereyağı.

Yapılışı : Pişirilip hazırlanan yufkalar 4-5 cm.dürülür. Dürülen yufkalar hamur tahtası üzerinde yine 4-5 cm. Aralıklarla kesilir. Kesilen parçalar dik gelecek şekilde yan yana sıkı sıkıya dizilir. Dövülen sarımsakla yoğurt katılarak sarımsaklı yoğurt yapılır. Dizilen ekmeğin üzerine dökülür. Daha sonra üzerine kızartılmış tereyağı ilave edilerek yemek servise hazır hale getirilir.

Keldoş

Malzemesi : Un, tuz, ılık su, ayran, tereyağı.

Yapılışı : Mayasız una ılık su katılarak iyice yoğrulur. Yoğrulan hamur orta büyüklükte bir tepsiye konarak el ile tepsinin içinde dağıtılarak düzeltilir. Yanan ocaktaki köz açılır, altındaki kül temizlenir, tepsideki hamur közün içinde açılan yere düzgün konularak üstü sac ile örtülür. Sacın üstüne köz ateş konur, iyice kızartıldıktan sonra ekmek çıkartılarak soğumaya bırakılır. Soğuyan ekmek ufak ufak bir kaba doğranır, daha önce hazırlanan sarımsaklı ayran ve tereyağı üzerine dökülerek servis yapılır.

09 Kasım 2009 10:02

esinnn
Kapalı

Neslihan hanım sizi tarih forumundan tanıyorum.Art niyetli birisi olmadığınızı düşünüyorum.Herhalde Bingöl'le ilgili yazıyı kopyala yapıştır yaparken bazı yerleri gözden kaçırdınız.Eğer öyle değilse aşağıda kopyaladığım bölümleri ben mi yanlış anladım?İzah edebilir misiniz lütfen?

Osmanlı?ların Kürdistan?ı yeniden istilasıyla birlikte Bingöl ili de idari olarak yeniden düzenlenir ve 1844 yılında nahiye olarak Palu ilçesine bağlanır.(Kürdistan ne zaman kuruldu da Osmanlı'lar istila ettiler?)

Ordular sefer düzenledikleri yerleri çeşitli nedenlerden dolayı kendi dilleriyle isimlendirirler. Bu, gerilla savaşında da böyledir.(Hangi gerilla savaşı?)

1915 Ermeni katliamından sonra Gayrı Müslim halklar ya katledilmiş, yada din değiştirerek Müslüman olmuşlardır.(Ermeni ve gayrı müslimler katledildi mi?)

Yüzyıllara yayılan bu hakimiyet çatışmasında bugün Zazaların yaşamakta olduğu Kuzey Kürdistan?ın Kuzey bölgesi hep Sasanilerden yana tavır almıştır.(Yine Kürdistan?)

Devlet tarafından yakılmadan önce Bingöl arazisinin % 17'i ormanlıktı. Bu nedenle Türkiye ortalamasına göre orman bakımından zengin bir il sayılır. Uçak ve helikopterlerden atılan kimyevi madde ve yangın bombaları ile bu ormanlık alanın büyük bir bölümü devlet tarafından yakılmıştır.(UÇAK VE HELİKOPTERLERDEN KİMYEVİ MADDE VE YANGIN BOMBALARI ATILMIŞ OLMASI CİDDİ BİR İDDİA,TERÖRLE MÜCADELE KAPSAMINDA YAPILANLAR ART NİYETLİ OLARAK MI YANSITILIYOR ACABA?)

09 Kasım 2009 12:24

****_06neslihan_06**
Kapalı

sevgili esen kardeşim uyarınız için tşk ederim bu başlıgı gece geç satlere kadar bitirmek için ugraştım ama neden atlamışım şimdi hemen baktım ve editlerden düzeltmeleri için rice edecegim tekrar teşekkürler

09 Kasım 2009 12:40

****_06neslihan_06**
Kapalı

sevgili esinn kardeşim evet şimdi yeniden okudum ve yaralandıgım kaynak tan başla bir kaynaga geçmiştim ve o arana başka bir sorun çıkmıştı bende kaynak degiştirdigimi o an sanıyorum unutup sizinde beyan emiş oldugunuz üzre yanlı bir sitenin kaynagından alıntı yapmış olmuşum ki sizinle aynı fikirde olup hemem editlerimizden başlıkta gereken düzenlemeyi yapmalarını rica ettim ve editimiz gerekli degişikligi yapmıştır editörümüze ve size tekrar teşekkür ediyorum

09 Kasım 2009 13:43

esinnn
Kapalı

Neslihan Hanım özeliniz kapalı sanırım.Ben de buradan yazıyorum.Art niyetli olmadığınızı biliyordum zaten.İlginiz için ben de teşekkür ederim.

09 Kasım 2009 13:48

*****06neslihan06***
Kapalı

evet özelim kapalı ben size tşk maili attım ama sizden yanıt gelir diye düşünmedigim için açmamıştım özelimi bende tşk ederim özelim size her zamnn açıktır

09 Kasım 2009 16:03

Ben***Kürdüm
Yasaklı

benim memleketim..

canım feda olsun sana bingölüm..

taşına toprağına insanına..

sen başkasın bingölüm benim..

04 Nisan 2010 23:13

Kürt-Oğlu-Kürt

bende bingölü gezmek isterim.

çanakkalede yaşamaktan görmekten sıkıldım bıktım artık.

30 Ağustos 2012 16:36

sim.ya

Bingöl'ün Adı Nereden Geliyor?

Eski adı ?Çevlik?idi. Cumhuriyetin ilanından sonra ?Çapakçur ?adı altında ilçe haline getirildi.

1936 yılında ise il merkezi oldu. Çapakçur?a 1945 yılında Bingöl adı verildi.Bingöl adını,bu adla anılan Bingöl Dağından aldı. Dağ ise adını,üzerindeki irili ufaklı yüzlerce,belki de binlerce buzul gölünden almıştır. Böylece başı dumanlı ,doruğu karlı dağın üzerindeki buzul gölleri,bir kente ve bir İl?e imzasını atmış oldu. Adına ilişkin sayısız efsaneleri ile tanınır. Bingöl İlimizde,efsanelerden birine göre:?Bir avcı,bir kuş vurmuş,onu gölde temizlerken,kuş canlanmış ve göle dalıp kaybolmuş;meğer bu göl ?AB-IHAYAT? kaynağı imiş:sırrı meydana çıktığı için Allah?ın emriyle bin parçaya bölünmüş ve Bingöl olmuş:hangisinin AB-IHAYAT kaynağı olduğu bilinmez olmuş. Evliya Çelebi Seyahatnamesinin başka yerlerinde Hızır ve İskender?den bahsettiği halde, burada anlattıklarını bu iki şahsa bağlamaması bahis mevzuu olan efsanenin mahalli bir rivayet olduğuna delâlet eder. Onun, bu saydığı göller içinde Hızır Gölü, İlyas Gölü de vardır. Evliya Çelebiye göre bu göllerin her birinde bir şifa bulunmaktadır. Kimisi kadınları semirtir, doğumu kolaylaştırır:kimisi erkeklerin ve kadınların tenasül ve zürriyet kabiliyetlerini artırır, kimisi içinde yıkanan çocuğun süratle bulûğa erişmesini sağlar, kiminde ise türlü hastalıklara karşı şifa hassası mevcuttur. Hatta o civarın otları ve çimenleri de türlü dertlere dermandır. Her renkte tutyamadeninin Kehhaller (Göz Hekimi) göz ilacı olarak kullanırlar. O civarın toprağında şifa bulunduğuna dair başka bir rivayet vardır. O zamandan beri olayın geçtiği yerdeki gölün adı Kuş Gölü kalmıştır.

BİR GÖL DEĞİL BİN GÖL

?Bir diğer efsaneye göre ise, sıcak yaz aylarında bu yöremizde savaşan iki ordudan biri içecek su bulamaz, savaş bitince bu ordunun komutanı durumu diğer komutanlara anlatır. Komutanlardan biri, dağlar arasındaki bir bölgede su bulduklarını, yedeklerine aldıklarını söyler. Dağdaki gölü tarif eder. Komutan askerleriyle birlikte bu yöreye gidince, fışkıran kaynaktan oluşan yüzlerce gölü görüp burası bir göl değil bin göl diye haykırır.?

05 Eylül 2012 23:03

sempatikmemur80

yüzenada gerçekten çok güzel. mutlaka en az bir defa gidilmeli. 2004 te gittiydim adaya da bindiydim (kayığa bindim der gibi dedim)

Toplam 16 mesaj
ANKET
Her il'de bir üniversite açılmasını;