Oturum açOturum aç / Parola hatırlat Üye olÜye ol

  
Editörler : iren17
14 Mart 2006 16:58  


- Türk Dili ve Edebiyatı

Öncelikle hepinize iyi akşamlar diliyorum... Bu başlık altında Türk Dili ve Edebiyatı ve de Türkçe öğretmenlerini bir araya gelirler ise konu paylaşımı sonucunda son sınıf öğrencilerimiz için dilbilgisi ve edebiyat konusunda ÖSS ye yönelik ders notları hazırlarsak (özet niteliğinde) ve sonra bunları belirli bir sıra dahilinde bir araya getirirsek güzel olmaz mı diye düşünüyorum...

Ben fiil konusunu hazırlayabilirim...

Arkadaşların görüşlerini bekliyorum...

14 Mart 2006 17:11

akarcalı

Fiil & fiiller ve fiilimsiler konusunda bende yardıma hazırım.

***

Dil : İnsanların duygu, düşünce ve isteklerini anlatmak için kullandıkları ses ya da işaretler sistemidir.

Dfdfd

*

Dilbilgisi : Bir dili oluşturan sesleri, kelimeleri, cümleleri ve bunlarla ilgili kuralları inceleyen bir bilimdir.

*

Dünya Dilleri Arasında Türkçe?nin Yeri : Yeryüzünde iki binden fazla dil incelenmiştir. Buna göre Diller üç gruba ayrılır

*

Tek Heceli Diller

Bu dillerde bütün kelimeler tek hecelidir. Kelimelerin çekimli haller yoktur. (Çince, Tibetçe bu gruba girer)

*

Bitişken (Eklemeli) Diller

Kelime kökleri değişmez. Kelime köklerine çeşitli ekler getirilerek türetmeler yapılır. Kelimeler cümle içinde kullanılırken çeşitli çekim ekleri alırlar. ( Türkçe, Macarca bu dil grubuna girer)

*

Bükümlü (Çekimli) diller

Bu dillerde tek ve çok heceli kökler ve ekler vardır. Kelime türetmelerinde ve çekim esnasında köklerde değişiklik olur. (Arapça ve bütün Hint - Avrupa dilleri bu gruba girer)*

14 Mart 2006 17:19

akarcalı

Değerli meslektaşlarım ;

Özelime mail adreslerinizi bırakırsanız...

Sizlere, harikulade bir şekilde hazırlanmış dilbilgisi power point çalışmaları gönderebilirim.

***

- 1 -

KELIME ANLAMI

1. GERÇEK ANLAM : Kelimelerin ilk, asıl, temel anlamıdır.

Örnek : Ayagım, düsünce kırıldı.

G.A

2. MECAZ ANLAM : Sözcüklerin gerçek anlamlarından tamamen uzak- lasarak kazandıklari yeni anlamlı keli-melere "mecaz" denir.

Örnek : Bana ayak yapma!

M.A

3. YAN ANLAM (YAKISTIRMA)

"Masanin ayagı kırıldı." cümlesinde oldugu gibi, "ayak" sözcügü hem ger- çek anlamlı, hem de mecaz anlamlı de- gildir. Çünkü gerçek anlamla bir iliskisi vardır. Bu yüzden örnekteki "ayak" ke- limesi yan anlamlıdır.

4. SOMUT ANLAM : Bes duyu orga-nımıziın herhangi biriyle algılayabil- digimiz kelimelerdir.

Örnek : Kalem

5. SOYUT ANLAM : Bes duyu orga-nımızın herhangi biriyle algılayamadı-gimiz kelimelerdir.

Örnek : Düsünce

6. ES ANLAMLILIK : Ayni kavramı karsılayan farklı sözcüklerdir.

Örnek : Kafa ------- Bas ( Es anlamli )

7. TERIM ANLAM : Herhangi bir bi-lim, sanat, meslek dalıyla veya bir konu ile ilgili özel ve belirli bir kavramı olan sözlerdir.

Örnek : Bitkilerin kökleri kurumus.

8. DEYIM ANLAM : Sözcüklerin bir veya birden fazlasının gerçek anlamın- dan uzaklasarak yeni bir anlamda kalıp- lasmasıyla olusan söz gruplarıdır.

Not 1 : Deyimler en az iki kelimeden olusur. Cümle halinde olan deyimler de vardir.

Örnek : Agzını aramak.

Not 2 : Deyimler, çogu zaman kendi anlamlarından uzaklasmistır.

Örnek : Annem küplere bindi.

Not 3 : Deyimler, genellikle bir eylem bildirdiginden bir eylem gibi çekimlene- bilir. Bu yönüyle atasözünden ayrılır. Atasözleri daima cümle halinde olup yargi bildirirken, deyimler mastar olarak da kullanılabilir.

Örnek : Dil dökmek ( Deyim )

Tatli dil, yılanı deliginden çıkarır. ( Ata-sözü )

9. ZIT ( Karsit ) ANLAMLILIK : Bir-birine karsıt kavramları karsılayan söz-cüklerdir.

Örnek : Beyaz ----- Siyah ( Zıt anlam )

Not : Bir sözcügün zıt anlamlısının o sözcügün olumsuzu degildir.

10. ES SESLILIK ( SESTESLIK ) :

Yazilıslari aynı, anlamlari farklı olan sözcüklerdir.

Örnek : Benden sana bir ögüt

Kendi ununu kendin ögüt.

11. YANSIMA : Ses - anlam iliskisi güçlü olan, canlı - cansız birçok varlı- gin çikardıgı tabiat taklidi seslerdir.

Örnek : Arının vızıltısı rahatsız ediyor.

12. GENEL ve ÖZEL ANLAM : An-lam kapsamı genis olan sözcüklere "ge-nel anlamli sözcük" ; anlam kapsami daha dar olan sözcüklere "özel anlamlı sözcükler" denir.

Örnek: Kitap roman Huzur

G.A Ö.A

13. IKILEME : Cümlede anlatımın gücünü artırmak, anlami pekistirmek için bir sözcügün eş, yakın, zıt anlamlı-sının veya kendisinin tekrar edilmesiyle olusan sözcüklerdir.

Not 1 : Aynı sözcügün tekrariyla olu-san ikilemeler: Yesil yesil dallar

Not 2 : Es veya yakin anlamli sözcük-lerden olusan ikilemeler: Es - dost

Not 3 : Karsıt anlamlı sözcüklerden olusan ikilemeler : Gece gündüz çalıştı.

Not 4 : Yansima sözcüklerin tekrarıy-la olusan ikilemeler : Irmak, şırıl şırıl akıyor.

Not 5 : Bazi ikilemeler kaliplasmış ol-dugundan ikilemeyi olusturan kelime-lerin yerleri degistirilemez.

Asagi yukari iki yıldır görüsmüyoruz.

Yukari asagi iki yıldır görüsmüyoruz.

Olmaz

14 Mart 2006 17:32

akarcalı

Dillerin Çeşitlenmeleri

A. Şive : Bir dilin değişik kültür düzeylerine göre uğradığı değişime ŞİVE denir. Yazı diline yansımaz.

B. Ağız : Kentler veya köyler arasında rastlanan az çok değişik konuşmalara AĞIZ denir. Gonya, Gayseri vb.

C. Lehçe : Ağız ayrılığı daha geniş ve belirgin şekilde ortaya çıkar. Konuşma dilinde beliren farklılık yazı dilinde de kendini gösterir: Kıpçakça ve Çağatayca gibi.

Tükçe'nin Kaynağı: Türklerin anayurdu Orta Asya olup dilimizin kaynağı buradan gelir. Türkçe?yi konuşanların sayısı 120 milyon civarındadır. Türkler arasındaki ağız farklılığı sürekli yeni lehçelerin türemesine yol açmış, yeni birer dil durumuna gelmiştir: Yakutça ve Çavuşça gibi.

Bu dillerin hepsine birden Ural - Altay dilleri denir...............................

14 Mart 2006 17:34

akarcalı

Soydaş Diller

Birkaç eski anadilin değişikliğe uğramasıyla yeni diller oluşmuştur. Bu ana dilden geldikleri anlaşılan bir soydan sayılır. Buna göre soydaş diller :

Hint - Avrupa Dilleri

Hami - Sami Dilleri

Çin Tibet Dilleri

Bantu Dilleri

Ural - Altay Dilleri

Hint, İran ... gibi Asya dilleri ve bütün Avrupa dilleri.

İbranice ve Arapça gibi

Çince, Tibetçe

Afrika Dilleri

Ural kolu, Macar ve Samoyet dilleri. Altay kolu, Türkçe ve Moğolca...

Ana Türkçe?den gelen dillerin hepsine birden Türk dilleri denir.

14 Mart 2006 17:37

akarcalı

CÜMLE

Cümle : Maksadımızı tam olarak anlatan söz dizilerine CÜMLE diyoruz..

Cümle özellikleri :

Cümleye büyük harfle başlanır.

Cümlelerin sonuna nokta, soru işareti veya ünlem işareti konur.

Bu işaretlerden sonra gelen cümlelerin baş harfleri büyük yazılır.

***

Cümlenin Öğeleri

Kelimelerin cümledeki görevlerine cümlenin öğeleri denir. Bir cümlede üç çeşit öğe bulunur.

1. Yüklem : Cümlede yapılan işi, oluşu ya da eylemi bildiren kelimeye yüklem denir.

Yüklem cümlenin temel öğelerinden biridir. Genellikle cümlenin sonunda bulunur.

Annen sofrayı kurmaya hazırlandır (hazırlandı yüklem)

Cümlede Yüklemi Bulma Kuralı: Cümlede fiil veya ek fiil olan kelime ya da kelime grubu yüklem olur.

Yüklemsi fiilimsi olan söz gruplarına cümlecik, yüklemi fiil olan söz gruplarına da temel cümlecik denir.

Şebnem az önce koşarak bize geldi.

yan cümlecik temel cümle

2. Özne : Yüklemin bildirdiği işi, hareketi yapan ya da bir oluş içinde bulunan varlığa özne denir.

Cümlede Özneyi Bulma Kuralı: Cümledeki yükleme insanlar için kim, diğer varlıklar için ne soruları sorulduğunda cevap veren kelime ya da kelime grubu öznedir.

Arkadaşın koştu. (Kim koştu? arkadaşın )

Özne Çeşitleri:

a. Gerçek Özne: Cümlede özne açık şekilde belli oluyorsa gerçek öznedir.

Dünya dönüyor (Kim dönüyor? dünya)

b. Gizli Özne: Bazı cümlelerde özne belirtilmez. Böyle durumlarda özneyi yüklemin sonundaki eke bakarak buluruz

Eşyaları alanlar yerine bıraktılar (Bırakanlar kim? Onlar)

c. Sözde Özne: Aslında özne olmadığı halde, özne gibi görünen kelimelerdir.

İnsanlar vapura doluştu. (Kim doluştu? insanlar - sözde özne)

3. Tümleç : Yüklemi tümleyen ya da kuvvetlendiren kelimelere tümleç denir.

Serpil kitabı yırttı. (Neyi yırttı? kitabı - tümleç)

Tümleç Çeşitleri: Dörde ayrılır:

a. Düz Tümleç: (Nesne) Öznenin yaptığı eylemden dorudan doğruya etkilenir

Ötede çocuk top oynuyor. (Kim oynuyor? çocuk - özne / Ne oynuyor? top - tümleç)

b. Dolaylı Tümleç: (Nesne) Yüklemin anlamını yer, yön, kalma, çıkma, bakımından tamamlayan tümleçlerdir

Annem eve gidiyor. (Nereye gidiyor? eve - d. tümleç)

c. Zarf Tümleci: Yüklemin anlamını zaman, yer, durum bakımından tamamlayan kelimelerdir.

Akşam oradan geçerek eve gittim. (oradan - zarf tümleci / eve - d. tümleç)

d. Edat Tümleci: "ile, (-le), için" edatlarıyla birleşerek yüklemi tamamlayan söz öbekleridir.

Özne ile yüklem arasındaki edat tümleçleri "ne, niçin, ile, kim, için" soruları getirilerek bulunur.

Babamı görmek için iş yerine gittim. (kimi görmek için? babamı görmek için - edat)

***

Yüklemlerine Göre Cümle Çeşitleri

Yüklemlerin göre cümleler ikiye ayrılır:

a. Fiil Cümlesi : Yüklemi fiil olan cümlelerdir.

Sincap ağaca tırmandı.

b. İsim Cümlesi : Yüklemi isim soyundan olan cümlelerdir.

İstanbul güzel bir şehirdir.

***

Dizilişlerine Göre Cümleler

A. Kurallı Cümle : Yüklemi sonda olan cümlelerdir. Bu çeşit cümleler kurala uygun kuruldukları için kurallı cümle diyoruz.

Tarla, bereket yüklü bahara motor sesleriyle uyandı.

Seyhan, Sakarya, Tunca gayrı keyfince akmayacak

B. Devrik Cümle : Yüklemi başta veya ortada olan cümlelerdir. Bu çeşit cümlelere devrik cümle diyoruz.

Silkindi karanlığından pırıl pırıl sabahlara.

Keyfince akmayacak gayrı Seyhan, Sakarya, Tunca.

***

Anlamlarına Göre Cümle Çeşitleri

Yüklem anlamların göre cümleler beşe ayrılır.

1. Olumlu Cümle : Eylemin yapıldığı ya da işin olduğunu bildiren cümlelerdir.

Güneş akşamları erken batıyor.

2. Olumsuz Cümle : İşin ve eylemin yapılmadığını bildiren cümlelerdir. Olumsuz cümle, fiil cümlelerindeki yüklemin sonuna "-me" olumsuzluk eki şimdiki zaman kipinin sonuna geldiğinde daralır. "-mi, -mı, -mu, -mü" halini alır.

Hoca efendi hiç şaşmaz. Aysel kibar değildir.

3. Ünlem Cümlesi : Sevinç, korku, hayret ve üzüntü gibi duyguları anlatan cümlelerdir.

Vah vah, çok üzüldüm. Aa, sen ne yapıyorsun?

4. Soru Cümlesi : Bir işin, eylemin olup olmadığını soran, içeriğini araştıran cümlelerdir.

Sana kim baktı? Hangi oyuncuyu gördün?

5. Şart Cümlesi : Bir işin yapılmasını, bir başka işin yapılması şartına bağlı kılan cümlelerdir.

Parayı alırsam, doğru eve döneceğim.

14 Mart 2006 17:55

akarcalı

KELİME

Türkçe kelimeleri anlamlarına, yapılarına ve cümlede aldıkları görevlere göre sınıflandırabiliriz. Bu sınıflandırma aşağıdaki tabloyu meydana getirir.

ANLAMLARINA GÖRE KELİMELER

Zıt Anlamlı Kelimeler

Eş Anlamlı Kelimeler

Eş Sesli Kelimeler

Zıt Anlamlı Kelimeler

Mecaz Anlamlı Kelimeler

YAPILARI BAKIMINDAN KELİMELER

Basit Kelimeler

Türemiş kelimeler [Çekim ve yapım ekleri]

Birleşik Kelimeler

GÖREVLERİ BAKIMINDAN

İsim Olan Kelimeler

Sıfat Olan Kelimeler

Zamir Olan Kelimeler

Zarf Olan Kelimeler

Edat Olan Kelimeler

Bağlaç Olan Kelimeler

Ünlem Olan Kelimeler

Fiil Olan Kelimeler

Fiilimsiler

DİĞER KELİME ÇEŞİTLERİ

[Edatlar, Baglaçlar, Ünlemeler]

***

ANLAMLARINA GÖRE KELİMELER

Zıt Anlamlı Kelimeler

Eş Anlamlı Kelimeler

Eş Sesli Kelimeler

Zıt Anlamlı Kelimeler

Mecaz Anlamlı Kelimeler

1. Zıt Anlamlı Kelimeler: Anlam yönünden birbirinin karşıtı olan kelimelere ZIT (KARŞIT) ANLAMLI KELİMELER denir. çok - az, akıllı - akılsız, zor - kolay, arka - ön, sağ - sol...

2. Eş Sesli Kelimeler: Yazılışları ve okunuşları aynı, anlamları farklı olan kelimelere EŞ SESLİ (SESTEŞ) KELİMELER denir.

Gül, çok sevdiğim bir çiçektir.

Gül, sınıfımızın en çalışkan öğrencisidir.

Anlatılan fıkraya herkes güldü.

3. Eş Anlamlı Kelimeler: Yazılış ve okunuşları ayrı, anlamları aynı olan kelimelere EŞ ANLAMLI (ANLAMDAŞ) KELİMELER denir. nemli - rutubetli, sor - güç, okul - mektep, öğretmen - muallim

4. Terim Olan Kelimeler: Bilim, sanat, meslek ve teknik konularda bazı kavramları karşılayan kelimelere TERİM denir.

Coğrafya terimi Ada, dağ, ova, deniz, göl, nehir...

Hukuk terimi Anayasa, kanun, dava, davacı, mahkeme...

Geometri terimi Açı, kenar, köşegen, kare...

Matematik terimi Toplama, çıkarma, eksi, artı, kalan, denklem...

Edebiyat terimi Roman, piyes, masal, hikaye, denem, makale...

Müzik terimi Nota, solfej, türkü, şarkı...

5. Mecaz Anlamlı Kelimeler: Kelimelerin cümle içinde, sözlük anlamlarından başka anlamlarda kullanılmasına MECAZ anlamı denir.

Keçi ağaçların baş düşmanıdır

Keçi gibi birisin

Aslan, ormanların kralıdır.

Ahmet Ali'yi gösterip: "Aslana bak aslana." dedi.

6. Deyimler, Özdeyişler ve Atasözleri

1. Deyimler : Bir anlamı karşılamak amacıyla, birden çok kelimenin gerçek anlamı dışında kullanılarak oluşturdukları kalıplaşmış sözbirliğine DEYİM denir. Kafası kızmak, Gözünü budaktan esirgememek...

2. Özdeyişler: Kim tarafından söylendiği belli olan, kısa ve özlü sözlere ÖZDEYİŞ (VECİZE) denir.

Ben sporcunun zeki, çevik, aynı zamanda ahlaklısını severim (Atatürk)

Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim. (Cervantes)

3. Atasözleri: Söyleyeni belli olmayan, toplumumuza mal olmuş, kısa, özlü ve kalıplaşmış sözlere ATASÖZÜ denir.

Akacak kan başta durmaz.

Boş çuval ayakta durmaz

Bilmemek ayıp değil, sormamak (öğrenmemek) ayıptır

***

YAPILARI BAKIMINDAN KELİMELER

Basit Kelimeler

Türemiş kelimeler [Çekim ve yapım ekleri]

Birleşik Kelimeler

1. Basit Kelimeler: Kelime kökü ek alsa bile anlamca bir değişikliğe uğramamışsa, bu tip kelimelere BASİT KELİMELER denir. Genellikle kök halindeki (bazen gövde) kelimelerdir.

Yurdumuzun denizleri balık yönünden pek zengin sayılmaz. (Burada "deniz" kelimesi -leri ekini almasına rağmen anlamı değişmemiştir. buna göre "deniz" ismi basit bir kelimedir.

2. Türemiş Kelimeler: Kök veya gövde halindeki kelimelere yapım ekleri eklenerek meydan gelen yeni kelimelere TÜREMİŞ KELİME denir.

Kelimeler, sonlarına bazı ekler alarak değişik biçimlerde cümlede kullanılırlar.

Türkçe de ekler ikiye ayrılır:

1. Yapım Ekleri: Kelimelerin sonlarına eklenerek yeni anlamda kelimeler türeten eklere YAPIM EKLERİ denir.

Dilimizde çeşitli yapım ekleri vardır: -lik, -li, -ci, -cik, -sız, -şer, -cık, -im, -ma, -iş, -si, -gen, -tı, -giç, -gın... Bu ekler ses uyumuna göre kelimelere eklenirler.

mimar - mimar_lık, göz - göz_lük, duvar - duvar_cı

2. Çekim Ekleri: Eklendikleri kelimeleri çekimli hale getiren, yani yeni anlamda kelime türetmeyen eklere ÇEKİM EKLERİ denir. Çekim ekleri kelimelerden yeni kelime türetmezler.

ders + ler + i + miz + de __ derslerimizde .................. kaldır + dı __ kaldırdı

3. Birleşik Kelimeler: Dilimizde iki veya daha fazla kelime birleşerek başka anlamda yeni bir kelime meydana getirirler. Böyle kelimelere BİRLEŞİK KELİME denir.

Beşiktaş, Çanakkale, devekuşu...

***

GÖREVLERİ BAKIMINDAN SÖZCÜKLER

İsim Olan Kelimeler

Sıfat Olan Kelimeler

Zamir Olan Kelimeler

Zarf Olan Kelimeler

Edat Olan Kelimeler

Bağlaç Olan Kelimeler

Ünlem Olan Kelimeler

Fiil Olan Kelimeler

Fiilimsiler

***

DİĞER KELİME ÇEŞİTLERİ

Edatlar: kendi başlarına anlamı olmayan, ancak cümlede beraber kullanıldığı kelimeler arasında ilgi kuran kelimelere EDAT denir.

İçerde bulunan birkaç çalı çırpı ile ateş yaktık.

Aslan gibi delikanlı diye seni tanıttı.

Ahmet'e göre sen daha çalışkansın.

Yaşamak için çalışmak l3azım.

Dilimizde kullanılan edatların büyük bölümü tümleç olarak kullanıldığında zarf tümleci gibi görev yaparlar. Unutulmaması gereken şudur: Edat olan kelimeler yalnızca kelimeler arasında ilgi kurarlar.

Başka edat olan kelimeler: dek, deği, üzere, karşı, beri, yana, bile, öte, iken,ötürü...

Bağlaçlar: Cümleler arasında ilgi kuran, birbirine bağlayan kelimelerdir. Tek başlarına anlamsızdırlar. Ancak cümle içinde anlam bulurlar.

ki, ya da, ama, lakin, veya, veyahut, fakat, meğer, zira, madem, ile...

Açlık ve yorgunluktan gözleri kapandı.

Hem gel diyorsun, hem de beni beklemiyorsun...

Ünlemler: Sevinme, kızma, korku, acıma, şaşma gibi ansızın beliren duyguları, bazı sesleri belirtmeye yarayan kelimelerdir.

Ünlemler, ünlem cümleciklerinde kullanılır ve bu çeşit cümlelerin sonuna ünlem işareti konur.

Mükemmel! Harika! Şahane!

Yaşa, varol!

Eyvah, yanıyoruz!

Vur kardeşim vur, hayın düşman yurdumuzu almaya!

14 Mart 2006 18:03

akarcalı

HECE

Hece : Ağzımızın bir hareketiyle çıkan seslere HECE denir.

Kelimeler hecelerden, heceler harflerden meydana gelir. A, E, I, İ, O, Ö, U, Ü derken ağzımızı bir kez açıp kapatıyoruz. Aynı şekilde "al, bal, çal, kol, il, öl..." derken ağzımızı bir kez açıp kapatıyoruz.

Türkçe'de heceler şöyle meydana gelmiştir.

Bir tek sesli (ünlü) harften meydana gelen heceler: a, e, ı, i, o, ö, u, ü

Bir sesli, bir sessiz harften meydana gelen heceler: al, at, ak, ay...

Bir sessiz, bir sesli, bir sessiz harften meydana gelen heceler: bel, bol, kal, gel...

Bir sessiz, bir sesli harften meydana gelen heceler: ba, da, ka, la ...

Bir sesli, iki sessiz harften meydana gelen heceler: alt, üst, ırk...

Bir sessiz, bir sesli, iki sessiz harften meydana gelen heceler: kurt, yurt, Türk...

Dilimizdeki heceler en az bir, en çok dört harfli olurlar

Heceler tek başlarına anlamsızdırlar. Yalnız bazı heceler kelime olarak kullanılır. Bu kelimeler anlamlıdır. bal, bel, kol, dal, çal, yal, hal, Türk, kürk...

***

HARF - KAYNAŞTIRMA HARFLERİ

Harf : Ağzımızdan çıkan sesleri yazıda göstermek için kullanılan işaretlere HARF denir.

Alfabemizde 29 harfin 8 i sesli (ünlü), 21 i sessiz (ünsüz) dür. Sessiz harfleri sesli harfler yoluyla söyleyebilmekteyiz.

Sesli harfler de kalın ve ince sesliler olmak üzere ikiye ayrılırlar:

? Kalın Sesliler: a, ı, o, u

? İnce Sesliler : e, i, ö, ü

Kaynaştırma Harfleri : Dilimizde sesli ile biten bir kelimeye sesli ile başlayan bir ek geldiğinde araya "y, ş, s, n" harflerinden biri girer. Bu harflere kaynaştırma harfleri diyoruz. Bu harfleri "yaşasın" kelimesinde geçen sessiz harflere bakarak kolayca anlayabiliriz.

oku - y - acak ___ okuyacak

yaz - acak - s - ınız ___ yazacaksınız

iki - ş - er ___ ikişer

kare - n - in ___ karenin

***

BÜYÜK SES (ÜNLÜ) UYUMU

Herhangi bir kelimenin Türkçe olup olmadığını anlamak için arayacağımız ilk özellik büyük ünlü kuralına uyup uymadığıdır.

kiralamak __ ki - ra - la - mak __ İnce sesli ile başlamış, kalın sesli ile bitmiş. uymaz

merdiven __ mer - di - ven __ Büyük Ünlü Uyumuna uyar

İstisnalar :

Ses değişikliğine uğrayan kelimelerde bu kural aranmaz. (elma - alma, anne - ana, kardeş - kardaş, hangi - kangı...)

Birleşik kelimelerde bu kural aranmaz (ağabey, gecekondu, başöğretmen, delikanlı...)

Türkçe'ye yabancı dillerden giren kelimelerde kural aranmaz (Cumhuriyet, misafir, otobüs, televizyon, cami...)

-yor, -ken, -ki, -leyin, -imtırak, -daş eklerinde bu kural aranmaz (ekşimtırak, sabahleyin, sonraki...)

***

KÜÇÜK SES (ÜNLÜ) UYUMU

Küçük Ses Uyumu : Sesli harflerin ağzımızdan çıkışlarına göre olan kuraldır.

Sesli harfler ağzımızdan çıkış durumlarına göre bazı özellikler taşır

Dudaklarımızın Durumuna Göre Düz Yuvarlak

Geniş a, e o, ö

Alt Çenemizin Durumuna Göre

Dar ı, i u, ü

Tabloya göre

Düz Sesliler : a, e, ı, i

Yuvarlak Sesliler: o, ö, u, ü

Dar Sesliler : ı, i, u, ü

Geniş Sesliler : a, e, o, ö

Türkçe de bir kelimenin ilk hecesindeki sesli harf:

Düz ise, sonra gelen hecelerin ve eklenen eklerin de düz olur.

Yuvarlak ise, sonra gelen hecelerin ve eklenen eklerin de seslileri ya düz - geniş veya dar - yuvarlak olur.

Kelimenin ilk hecesinde "a" varsa, daha sonraki hecelerde de "a" veya "ı" bulunur: kadın, kalın, adam, aman...[][][]

"e" den sonra "e" veya "i" gelir: elek, eşit, erik, esen...

"ı" den sonra "a" veya "ı" gelir: kırık, çıkık, kımız, kısa, kına...

"i" den sonra "e" veya "i" gelir: çilek, kiriş, çiçek, biniş...

"o" den sonra "a" veya "u" gelir: kova, koru, sopa...

"ö" den sonra "e" veya "ü" gelir: ölüm, örgü, sopa

"u" den sonra "a" veya "u" gelir: kuyu, kuzu, kuşak, kulak...

"ü" den sonra "e" veya "ü" gelir: üzüm, üzgün, güzün, üzmek...

***

ULAMA - ÜNLÜ DÜŞMESİ

Ünlü düşmesi: Dilimizde iki heceli bazı kelimeler, belli ekler aldıklarında ikinci hecedeki ünlülerini düşürürler:

ağız Ağzını sonuna kadar açtı.

alın Alnına ıslak bez koyunca ateşi biraz düştü.

beyin Şekildeki insan beynini inceleyiniz.

karın Karnı çok acıkmış olmalı.

Ulama: Dilimizde cümleler okunurken kelimelerin sonlarında bulunan sessizler, kendilerinden sonra gelen kelimelerin ilk harfi sesli ise bu sesliye bağlanarak okunurlar.

Emanet_eşeğin yuları gevşek olur. Emane - teğeğin yuları gevşek olur

Geniş_ovayı seyre daldı. Geni - şovayı seyre daldı.

Elbisenin_ütüsü bozulmuş. Elbiseni - nütüsü bozulmuş.

14 Mart 2006 18:06

akarcalı

SERT SESSİZLERİN YUMUŞAMASI

Sert sessizle biten kelimelere, sessiz harfle başlayan bir ek eklenmek istendiğinde, şayet ekin ilk harfi yumuşak sessizlerden b, c, d, g ise bu harfler sertleşerek p, ç, t, k şeklinde eklenirler. bu kurala SERT SESSİZLERİN YUMUŞAMASI KURALI denir.

Genellikle Türkçe kelimelerin sonlarında yumuşak sessizlerden b, c, d, g bulunmaz. Bu kurala uymayan bazı kelimeler de vardır. Ancak bu çeşit kelimelere kural dışı kelimeler denir. Buna göre kelime sonunda sözü edilen yumuşak sessizlerin yerine sertleri bulunur.

kitab - kitap, ağac - ağaç, tad - tat, kabag - kabak

Bu durumda şayet bir kelimenin sonunda p, ç, t, k harflerinden biri gelmişse ve bu kelimeye sesli harfle başlayan bir ek eklenmek istendiğinde:

p sert sessizi yumuşar b olur : dolapı değil dolabı.

ç sert sessizi yumuşar c olur : ağaçı değil ağacı.

t sert sessizi yumuşar d olur : tatı değil dadı

k sert sessizi yumuşar ğ olur : kabakı değil kabağı.

Ancak bu kurala uymayan bazı durumlar vardır:

Bazı tek heceli kelimelerin sonlarına gelen sert sessizler, sesli harfle başlayan bir ek alsalar bile yumuşamazlar. Aynen yazılırlar. Ben ata binmeyi çok severim. İkinci kata varınca beni bekle.

p, ç, t, k harfleriyle biten, yabancı dillerden dilimize girmiş birçok kelime sesli harflerle başlayan bir ek aldıklarında değişikliğe uğramazlar. Bu kelimelerin sonundaki sert sessizler yumuşamaz. Cumhuriyeti gençlik koruyacaktır. Türkler esareti kabul etmezler. İnsan, saadeti evinde aramalıdır.

p, ç, t, k harfleriyle biten özel isimler, sonlarına ünlü ile başlayan bir ek alsalar da bu kelimeler aynen kalır. Mehmet'i öğretmen çağırdı. Recep' in başarısı gurur verici.

SERT ÜNSÜZLERİN BENZEŞMESİ

Sert sessiz harflerden "p, ç, t, k, h, s, ş, f" biriyle biten kelimelere "c, d, g" süreksiz yumuşak sessizlerden biriyle başlayan bir ek geldiğinde eklerin başındaki ünsüzler sertleşir. Bu kurala SERT ÜNSÜZLERİN BENZEŞMESİ KURALI denir.

c - ç kitap + cı __ kitapçı d - t yarış + dı __ yarıştı g - k coş + gun __ coşkun

sabah + cı __ sabahçı sokak + da __ sokakta piş + gin __ pişgin

14 Mart 2006 18:08

edebiyatçı

ben sözcükte anlam, ses bilgisi konularında , sözcük türleri konusunda yardımcı olabilirim.

Konu anlatımından çok testler üzerinde dursak iyi olmaz mı?

14 Mart 2006 18:10

akarcalı

VURGU VE TONLAMA

VURGU: Konuşurken veya bir parçayı okurken, bazı heceleri veya kelime gruplarını üstüne basarak söyleriz veya okuruz. Bu söyleyiş özelliğine VURGU denir.

Kelimelerde Vurgu: Türkçe kelimelerde genellikle hafif bir vurgu vardır. Genelde kelimelerin son hecesinde görülür. Yalnız yer isimlerinde vurgu ilk veya orta hecededir: Ankara - İzmit - Tokat - Sakarya gibi.

Örnek: Yerden yedi kat arşa kanatlandık o hızla.

Kelimelere ek eklendiğinde, vurgu son heceden bu eke geçer: Du - va - rı, du - va - ra, du - var - da...

Kelimelerde Vurgu Alan ve Almayan Ekler

Kelime türeten ekler vurgu alır. Gözlük, gözlükçü, Güzellik, kömürcü

İyelik ekleri vurguyu kendine çeker: Kitabım, kitabın, kitabı, kitabımız, kitabınız, kitapları

Soru eki olan "mi" vurgulu söylenmez. Bu kitap senin ki?

Cümlelerde Vurgu: Genellikle cümlelerde vurgu yüklem olan kelimenin üzerindedir. Ancak cümledeki kelimelerin anlam değeri birbirine eşit değildir. Üzerinde durulan kelime, yükleme yakın bir kelimedir.

Örnekler:

Ahmetler, yarın saat dörtte İzmir'e gidecekler.

Ahmetler, yarın sat dörtte İzmir'e uçakla gidecekler.

Ahmetler uçakla İzmir'e yarın saat dörtte gidecekler.

Yarın saat dörtte İzmir'e uçakla Ahmetler gidecekler.

TONLAMA: Cümlelerin söylenişi sırasında, sesimizi cümlelerin anlamına göre ayarlamaya TONLAMA denir.

Cümlelerde Tonlama: Cümleleri yalnızca düzgün yazmak yeterli değildir. Okurken ve konuşurken cümleleri anlamlarına uygun biçimde söylemek, konuşmayı güzelleştirir. Okunan parçanın özelliğine göre vurgu kullanılır.

14 Mart 2006 18:11

edebiyatçı

akarcalı hocam her şeye değinmişsiniz

14 Mart 2006 18:16

akarcalı

Edebiyatçı arkadaşım;

Dikkat ettiyseniz konuların sadece ve sadece önemli bölümlerini çok yüzeysel aldım.

Bu çalışmadan diğer öğretmenlerimizde faydalanabilir. Onları da düşünmek zorundayız.

Yalnız bölüm alan arkadaşlarla anlaşalım.

Bir bölüm bitmeden diğer arkadaşımız konu bütünlüğünü korumak için hiç bir şey yazmasın.

Saygılar.

14 Mart 2006 18:21

Korkut Ata
Kapalı

Hani benim FISTIKÇI ŞAHAP amcam? (sert sessizler)

Hani AN-ASI MEZ-AR DİK-ECEK-MİŞ? (Sıfat-fiil ekleri)

14 Mart 2006 18:35

Korkut Ata
Kapalı

Şimdi Akarcalı ile Kh@ron edebiyat öğretmeni mi? Hadi Kh@ron az çok ipucu verdi ama Akarcalı'dan böyle bir sinyal almadım ben. Ben de edebiyatçıysam Kh@ron'un adı HARUN'dur. Ama iki edebiyat öğretmeninin bilgisayara bu kadar olması?! Pes doğrusu...

14 Mart 2006 18:56

akarcalı

Korkut Ata Üstadım;

Biz bu saçları değirmende ağartmadık?

Siz, galiba benim bu forumda yayımladığım İngilizce makaleleri görmediniz.

Bu yayımladıklarım onların Türkçesi.

Ayrıca size iftiharla belirteyim ki benim babacığım Köy Enstitüsü mezunu bir köy öğretmeniydi.

***

İSİMLER

İSİM: Canlı ve cansız varlıkları, duygu ve düşünceleri, çeşitli durumları bildiren kelimelere İSİM denir

İsimler cins isim ve özel isim olmak üzere ikiye ayrılır.

Özel İsim: Dünyada yalnız bir varlığı belirten isimlere ÖZEL İSİM denir.

Cins İsim: Dünyada benzeri çok olan bir çok varlığın, birçok varlığın ortak ismine CİNS İSİM denir.

Cins İsimler Üçe Ayrılır:

A. Madde İsimleri: Elle tutulup gözle görülen varlıklara verilen isimlere denir. Masa, elbise, taş, ova, cadde, sokak....

A. Mana İsimleri: Elle tutulamayan gözle görülemeyen varlıklara verilen isimlere denir. ses, uyku, sevinç, acı, rüya, akıl, huy, mutluluk, özlem, sevgi...

A. Topluluk İsimleri: Aynı türden olan varlıkların toklu olarak bulundukları durumlara verilen isimlere denir. okul, sınıf, alay, tabur, sürü, orman, halk, millet, aile, koro...

***

İSİMLERDE TEKLİK - ÇOKLUK

İsimlerde Teklik - Çokluk: Bir tek varlığı belirten TEKİL İSİM, aynı cinsten birçok varlığı belirten isimlere ise ÇOĞUL İSİM denir.

Tekil Çoğu Eki Çoğul

çiçek + ler + çiçekler

dağ + lar + dağlar

gömlek + ler + gömlekler

kapı + lar + kalıplar

***

AD DURUMLARI (İSMİN HALLERİ)

Adın beş durumu (hali) vardır:

ev ev yalın hali

ev + e eve -e hali Yönelme durumu

ev + i evi -i hali Yükleme durumu

ev + de evde -de hali Bulunma durumu

ev + den evden -den hali Ayrılma durumu

Buna göre okul sözcüğünü ismin beş haline göre cümlede kullanımı:

Yalın hali Okul insan doğru düşünmeyi öğretir.

-e hali Mehmet bu yıl okula başlayacak

-i hali Okulu bitirince öğretmen olacakmış

-de hali Yarın okulda bulunmak zorunda mısın?

-den hali Okuldan gelirken kitapçıya uğramış.

***

İSİM TAMLAMALARI

A. İsim Tamlaması: Aralarında anlam ilgisi bulunan, iki veya daha çok isimden meydana gelen söz gruplarına İSİM TAMLAMASI denir.

İsim tamlamalarında birinci isim tamlayan, ikinci isim tamlanandır. Tamlayan veya tamlanan ek alma durumuna göre isim tamlamaları dörde ayrılır:

Tamlama Çeşidi Tamlayan Tamlanan

Takısız İsim Tamlaması - -

Belirtisiz İsim Tamlaması - -i

Belirtili İsim Tamlaması -in -i

Zincirleme İsim Tamlaması İkiden fazla isim

1. Takısız İsim Tamlaması: Bir tamlamada tamlayan ve tamlanan isim veya isim soylu kelime ek almazsa takısız tamlama oluşur.

gümüş çerçeve

Tamlayan Tamlanan

demir kapı

Tamlayan Tamlanan

2. Belirtisiz İsim Tamlaması: Bir isim tamlamasında tamlayan ek almaz, tamlanan ek alırsa belirtisiz isim tamlaması meydana gelir.

soba boru - s -u

Tamlayan Tamlanan

pencere cam - ı

Tamlayan Tamlanan

3. Belirtili İsim Tamlaması: Tamlayanla tamlananın ek aldığı isim tamlamalarına belirtili isim tamlaması denir.

Ev - in pencere -s - i

Tamlayan Tamlanan

Dolab - ın kapağ - ı

Tamlayan Tamlanan

Ceket - in düğme - s - i

Tamlayan Tamlanan

4. Zincirleme İsim Tamlaması: İkiden fazla ismin anlamca birbirini tamamlarken oluşturdukları tamlamalardır.

Evimizin dört bir yanı

Pencere çercevesinin camı ...

14 Mart 2006 19:04

akarcalı

SIFATLAR

Sıfatlar ikiye ayrılır:

A. NİTELEME SIFATLARI: Varlıkların renklerini, biçimlerini, durumlarını bildirirler. Varlığa nasıl sorusunu sorduğumuzda karşılık olarak bulduğumuz kelimelerin hepsi NİTELEME SIFATI dır.

B. BELİRTME SIFATLARI: Varlıkları; işaret, sayı, belirsizlik veya soru yönelterek belirten sıfatlara BELİRTME SIFATLARI denir. Belirtme sıfatları dörde ayrılır.

1. İşaret Sıfatları: Varlıkları işaret yoluyla belirtirler (Bu çocuk çok yaramaz, Şu defter senin mi?...)

2. Sayı Sıfatları: Varlıkların sayılarını belirten sıfatlardır. Dörde ayrılır:

a) Asıl Sayı Sıfatları: Asal sayılarla ifade edilirler (üç kalem, Adamın onüç biberonu var...)

b) Sıra Sayı Sıfatları: Varlıkların sırasını belirten sıfatlardır (birinci ıraya geç, üçüncü çocuk...)

c) Üleştirme Sayı Sıfatları: Varlıkları bölüştürürken kullanılan sıfatlardır. (İkişer ikişer pay edelim. beşer kilo...)

d) Kesir Sayı Sıfatları: Bütünün bölünen parçalarını ifade eden sıfatlardır.(yarım düzine, çeyrek ekmek, dörtte üç peynir...)

3. Belgisiz Sıfatlar: Varlıkları belli belirsiz belirten sıfatlardır. (bazız günler, birkaç adam, hiçbir gün...)

4. Soru Sıfatları: Varlıkları soru yoluyla belirten sıfatlardır. (Hangi çocuk, kaç kitap, nasıl elma...)

***

SIFAT TAMLAMASI

İsimlerin sıfatlarla oluşturdukları tamlamalara SIFAT TAMLAMASI denir.

Bir sıfat tamlamasında tamlayan sıfat, tamlanan isimdir. Buna göre bir kelimenin sıfat olup olmadığını anlamak için, cümle içinde oluşturduğu tamlamaya bakılmalıdır. Bir kelime sıfat ise, mutlaka ondan sonra gelen bir isim bulunmaktadır.

Yaşlı adam güçlükle yürüyordu.

Birkaç çocuk ormana doğru koşuyordu.

Okuldan eve on beş dakikada varmış...

***

SIFATLARDA PEKİŞTİRME

Yamyassı bir burun... Koskocaman bir kulak... Kapkara bir ten... Yemyeşil iki göz...

Yapılan işlem sıfatları pekiştirmektir.

Sıfatlar başka şekillerde de pekiştirilirler Bunlar sırasıyla:

a) İkilem dediğimiz aynı sıfatın tekrar edilmesi yoluyla:

uzun uzun kavaklar, tatlı tatlı bakışlar, iri iri taşlar, kara kara gözler, büyük büyük binalar, geniş geniş yollar...

b) Tekrar edilen sıfatların arasına "mı" getirilerek yapılan pekiştirme;

tatlı mı tatlı nar, güzel mi güzel çiçekler, kara mı kara gözler, beyaz mı beyaz gömlekler, uzun mu uzun kollar...

c) Bazı isimler tekrar edilerek sıfat olarak pekiştirilmiş biçimde kullanılırlar:

dilim dilim karpuz, sıra sıra kamyonlar, avuç avuç para, sepet sepet üzüm, sürü sürü koyunlar...

d) Birbirine anlam bakımından yakın olan ve uygun getirilen kelimelerle yapılan pekiştirme:

açık saçık söz, kırık dökük eşya, anlı şanlı paşa, eğri büğrü yazı

NOT: Sıfatlar cümlede yüklemin anlamını tamamladıkları zaman ZARF TÜMLECİ olurlar. Böylece bu sıfatlar, zarf tümleci olarak isimlendirilirler.

Adam, kıpkırmızı oldu. Rüzgar tatlı tatlı esiyordu, Bazıları abuk sabuk konuşuyor

Cümlelerde koyu yazılmış kelimeler, pekiştirme sıfatları gibi gözükmelerine rağmen, cümlede zarf görevini üstlenmişlerdir.

14 Mart 2006 19:06

akarcalı

ZAMİRLER

ZAMİR: İsimlerin yerine kullanılan, ismin yerini tutan kelimelere ZAMİR diyoruz.

Zamirler; Kelime Halindeki ve Ek Halindeki Zamirler olmak üzere ikiye ayrılır

: : A-) Kelime Halindeki Zamirler : : Bu zamirler Şahıs, İşaret, Belgisiz ve Soru Zamirleri olmak üzere dörde ayrılır.

: : B-) Ek Halindeki Zamirler : : Bu zamirler İyelik ve İlgi Zamirleri olmak üzere ikiye ayrılır.

1. Kelime Halindeki Zamirler

1. Kişi Zamiri

2. İşaret Zamiri

3. Soru Zamirleri

4. Belgisiz Zamirler

2. Ek Halindeki Zamirler

1. İlgi Zamiri "-ki"

2. İyelik Zamiri

***

KELİME HALİNDEKİ ZAMİRLER

Kelime halindeki zamirler dörde ayrılır:

1. Şahıs Zamirleri: Zamirlerin bazıları şahısların yerini tutarlar. Bu çeşit zamirlere ŞAHIS ZAMİRİ denir.

2. İşaret Zamirleri: Varlıkların yerini işaret yoluyla turan zamirlere İŞARET ZAMİRİ denir.

3. Belgisiz Zamirler: Varlıkların yerini şöyle böyle tutup belirten zamirlere BELGİSİZ ZAMİR denir.

4. Soru Zamirleri: Varlıkların yerini işaret soru turan zamirlere SORU ZAMİRİ denir.

***

EK HALİNDEKİ ZAMİRLER

Ek halindeki zamirler ikiye ayrılır:

1. İyelik Zamirleri: Varlığın kime ait olduğunu gösteren zamirlere İYELİK ZAMİRLERİ denir.

Kalem sözcüğüne eklenen ekleri inceleyelim:

kalem - im Benim kalemim

kalem - in Senin kalemin

kalem - i Onun kalemi

kalem - imiz Bizim kalemimiz

kalem - iniz Sizin kaleminiz

kalem - leri Onların kalemleri

2. İlgi Zamiri: İki varlık arasında ilgi kurarak bunlardan birinin yerini tutan "ki" ekine İLGİ ZAMİRİ denir.

Benim kalemim yok. Seninkini verir misin?

Burada "seninkini" yerine "senin kalemini" yazılabilir. Kalemin yerini "-ki" eki tutmuştur.

İlgi zamiri olan "-ki" kelimeye bitişik yazılır. Ayrı yazılan "ki" bağlaçtır.

Benim elbisem mavi, seninki, (senin elbisen) siyahtır. (İlgi Zamiri)

Öyle güzel bir kitap okudum ki anlatamam. (Bağlaç)

14 Mart 2006 19:14

akarcalı

FİİLLER

FİİL: Varlıkların yaptıkları işleri, eylemleri, zaman ve kişiye bağlayarak anlatan kelimelere FİİL denir.

Fiil olan sözcükte üç temel öğe vardır. 1. Eylem 2. Zaman 3. Kişi

yaklaşıyordum, durmuştur, söylüyor, buldu (yaklaş, dur, söyle, bul) Bu kelimelerin fiil olup olmadıklarını anlamak için, en küçük anlamlı parçalarını (köklerini) buluruz:

Bulduğumuz bu köklere, mastar eki, "-mek, -mak" ekleriz. Eğer anlamlı kelimeler elde ediyorsak, bulduğumuz kelimeler fiil demektir. Örneğin; "göz" sözcüğüne "-mek, -mak" mastarını eklediğimizde "gözmek, gözmak" gibi anlamsız kelimeler oluşuyor. Demek ki "göz" sözcüğü fiil değildir.

KÖK

Kök: Fillerin sonlarındaki bütün ekler atıldıktan sonra kalan anlamlı kısmına KÖK denir.

Çekimli Fiil Taban Kök Sonucu

gördüm gör bozulmadı

seviyor sev bozulmadı

bilir bil bozulmadı

suluyor sula bozulmadı

***

FİİLLERDE ZAMAN

Dilimizde tek zamanlı ek almış fiiller olduğu gibi birden çok zaman veya kip eki almış fiiller de vardır. bunlar:

A. Basit Zamanlı Fiiller: Tek zaman eki almış fiillerdir. Türkçe'de geniş zamanla birlikte dört temel zaman bulunur.

1. Geçmiş Zaman: İş veya oluşun daha önceden, geçmişte yapıldığını bildiren zamandır. İkiye Ayrılır. İkiye Ayrılır:

a. Belirli (-di'li) Geçmiş Zaman: Eylemin sözün söylendiği andan, önceden yapıldığını, söyleyenin kesin inancıyla tam anlatır:

Fiillerde bulunan "-di, -du, -dü, -tu" ekleri -di'li geçmiş zamanı belirtirler.

Öğretmenimiz sınıfa geldi. Bütün çocuklar bahçeye koştu ...

b. Belirsiz (-miş'li) Geçmiş Zaman: Eylemlerin sözden önce yapıldığını bildirir ancak, kesinlik yoktur. Söyleyen kendisi duyup görmemiş, işitmiştir. Bu kip masallara yakışır.

Fiillerde bulunan "-muş, -mış, -miş, -müş" ekleri -miş'li geçmiş zamanı belirtirler.

Okul bahçesinde üç tur koşmuş. Havalar soğuyunca üşütmüş...

2. Şimdiki Zaman: Eylem ile anlatımın birlikte olduğunu bildiren zamandır

Ders çalışıyorum. Alış veriş yapıyorum.

3. Gelecek Zaman: Eylem ile anlatımdan sonra yapılacağını bildiren zamandır

Aynur tiyatroya gidecek. Birlikte eğleneceğiz.

4. Geniş Zaman: Eylem her zaman yapılabileceğini bildiren zamandır

Akşamları trene binerim. Her gece oyun oynarım.

B. Birleşik Zamanlı Fiiller: Birden çok zaman veya kip eki almışlardır.

1. Hikâye: Basit zamanlı bir fiile ek fiil olan "idim veya idi" getirilerek yapılır.

bak (ı) + yor + idi __ bakıyordu

al + mış + idim __ almıştım

2. Rivayet: Basit zamanlı bir fiile ek fiil olan "imişim, imiş" getirilerek yapılır.

bak (ı) + yor + imiş __ bakıyormuş

al + acak + imiş __ alacakmış

3. Şart: Basit zamanlı bir fiile ek fiil olan "isem, ise" getirilerek yapılır.

bak (ı) + yor + isem __ bakıyorsam

al + acak + ise __ alacaksa

***

FİİLLERDE ŞAHIS

Fiillerin belirttiği iş, oluş veya hareket bir şahsa bağlıdır. Bunu fiilin aldığı ekten ve fiile yönelttiğimiz sorudan anlarız.

Geldim gel di m geldim

Kim geldi? fiil kökü zaman eki şahıs eki

Ben (I. tekil şahıs)

Aşağıda "gelmek" fiilinin şahıslara göre çekimi yapılmıştır:

Fiil kökü Zaman eki Şahıs eki

gel + di + m geldim (I. tekil şahıs)

gel + di + n geldin (II. tekil şahıs)

gel + di + - geldi (III. tekil şahıs)

gel + di + k geldik (I. çoğul şahıs)

gel + di + niz geldiniz (II. çoğul şahıs)

gel + di + ler geldiler (III. çoğul şahıs)

***

FİİL KİPLERİ

Fiillerde zaman, şahıs veya dilek bildiren, ek almış biçimlerine KİP denir. Dilimizde fiil kipleri ikiye ayrılır:

A. Haber Kipleri: Haber kipleri işin, oluşun veya hareketin zaman ve şahsa bağlı olarak meydana geldiğini bildiren kiplerdir. Bunlara BİLDİRME KİPLERİ de denir.

1. Belirli (-di'li) Geçmiş Zaman Kipi: Eylemin sözün söylendiği andan, önceden yapıldığını, söyleyenin kesin inancıyla tam anlatır:

Fiillerde bulunan "-di, -du, -dü, -tu" ekleri -di'li geçmiş zamanı belirtirler.

Öğretmenimiz sınıfa geldi. Bütün çocuklar bahçeye koştu ...

2. Belirsiz (-miş'li) Geçmiş Zaman Kipi: Eylemlerin sözden önce yapıldığını bildirir ancak, kesinlik yoktur. Söyleyen kendisi duyup görmemiş, işitmiştir. Bu kip masallara yakışır.

Fiillerde bulunan "-muş, -mış, -miş, -müş" ekleri -miş'li geçmiş zamanı belirtirler.

Okul bahçesinde üç tur koşmuş. Havalar soğuyunca üşütmüş...

3. Şimdiki Zaman Kipi: Eylem ile anlatımın birlikte olduğunu bildiren zamandır

Ders çalışıyorum. Alış veriş yapıyorum.

Şimdiki zaman kipinin eki "-yor" fiillere hiç değişikliğe uğramadan eklenir.

4. Gelecek Zaman Kipi: Eylem ile anlatımdan sonra yapılacağını bildiren zamandır

Aynur tiyatroya gidecek. Birlikte eğleneceğiz.

Gelecek zaman kipinin ses uyumuna göre "-ecek, -acak" tır

5. Geniş Zaman Kipi: Eylem her zaman yapılabileceğini bildiren zamandır

Akşamları trene binerim. Her gece oyun oynarım.

Gelecek zaman kipinin ekleri "-ar, -er, -ır, -ir, -or, -ör, ur, -ür, -r" dir.

B. Dilek Kipleri: Bir eylemin yapılması ya da bir oluşun meydana gelmesini dilek anlamı vererek anlatan kiplerdir. Dörde ayrılır:

1. Gereklilik Kipi: Bir iş, oluş veya hareketin gerekliliğini anlatır. Ekleri ses uyumuna göre "-meli, -malı" dır.

Haftada bir kitap okumalıyım

Kestikten sonra affımı istirham etmelisin

2. İstek Kipi: Bir iş, oluş veya hareketin yapılmasının, olmasının istendiğini belirten kiptir. Ekleri ses uyumuna göre "-e, -a" dır

Şimdi affını yazayım

İstirhamım kabul olunmazsa, kendi başımın kesilmesini isteyeyim.

3. Dilek Şart Kipi: Bir dilek ve şartın anlamı bulunmaktadır. İş veya oluşun, hareketin meydan gelmesi bir şarta bağlıdır. Ekleri ses uyumuna göre "-se, -sa" dır.

Babam gelirse gideceğiz

Okusa da babası gibi, adam olsa.

4. Emir Kipi: Bir iş, oluş veya hareketin olmasını, yapılmasını veya yapılmamasını emretmek için kullanılır.

Hayır bey, hayır!... Padişahın emrinden çıkma. Beni kes... Kestikten sonra affımı istirham et.

İnsan kendine emir veremeyeceğinden bu kipin birinci tekil ve çoğul şahısları yoktur.

***

FİİL ÇEKİMLERİ

Basit Zamanlı Fiillerin Çekimleri: Basit Zamanlı Fiillerin Çekimleri için Örnek Tablo:

Okumak fiilini haber kiplerine göre çekelim.

-di'li Geçmiş Zaman

kök z.e ş.e

oku du m okudum

oku du n okudun

oku du - okudu

oku du k okuduk

oku du nuz okudunuz

oku du lar okudular

-miş'li Geçmiş Zaman

oku muş um okumuşum

oku muş sun okumuşsun

oku muş - okumuş

oku muş uz okumuşuz

oku muş sunuz okumuşsunuz

oku muş lar okumuşlar

Şimdiki Zaman (Eki: -yor)

oku yor um okuyorum

oku yor sun okuyorsun

oku yor - okuyor

oku yor uz okuyoruz

oku yor sunuz okuyorsunuz

oku yor lar okuyorlar

Gelecek Zaman (Eki: -ecek, -acak)

oku y-acak m okuyacağım

oku y-acak sın okuyacaksın

oku y-acak - okuyacak

oku y-acak z okuyacağız

oku y-acak sınız okuyacaksınız

oku y-acak lar okuyacaklar

Geniş Zaman (Eki: -ir, -er)

oku r um okurum

oku r sun okursun

oku r - okursun

oku r ruz okuruz

oku r sunuz okursunuz

oku r lar okurlar

Birleşik Zamanlı Fiiller: Basit zamanlı bir fiilin, ikinci bir zaman eki almasıyla meydana gelen fiillere BİRLEŞİK ZAMANLI FİİL denir. Bileşik zamanlı fiiller üçe ayrılır:

1. Hikaye Bileşik Zamanı: Eki "-di" dir.

okumuştu, yapsaydı, çıkmıştı, yapmalı idik...

2. Rivayet Bileşik Zamanı: Eki "-miş" tir.

söyleyecekmiş, gidiyormuşsunuz, dönmeliymişim...

3. Şart Bileşik Zamanı: Eki "-se, -sa" dır

alırsam, yaparsam, bilmezsen, gördülerse...

Fiillerin Olumsuz ve Soru Şekilleri:

Olumlu Fiil: İşin, oluşun ya da hareketin yapıldığını veya yapılabileceğini bildiren fiillere, olumlu fiil denir.

Resim yapacağım (Olumlu fiil)

Olumsuz Fiil: İşin, oluşun ya da hareketin yapılmadığını veya yapılmayacağını bildiren fiillere, olumsuz fiil denir.

Resim yapmayacağım (Olumsuz fiil)

***

FİİLİMSİLER

Aslında fiil oldukları halde cümle içinde çekimli halde bulunmayan, fiile benzeyen, ama fiillerin görevini yapmayan kelimelere FİİLİMSİ denir. Bir cümlede ne kadar fiilimsi varsa o kadar cümlecik vardır. Çünkü her fiilimsi bir yan cümlecik oluşturur. Çekimli fiilin bulunduğu gruptaki kelimeler temel cümleciği meydana getirirler.

Fiilimsiler: a) İsim - fiil b) Sıfat - fiil c) Bağ - fiil olmak üzere üçe ayrılır.

1. İsim - Fiiller: Fiil kök ve gövdelerine eklenen "-me, -mek, -iş" ekleri sonucu meydana gelirler. Fiillerin isim gibi kullanılabilen şekilleridir. İsim - fiiller; hem bir eylemin adı oldukları için isim, hem de özne, nesne, tümleç aldıkları için fiil olan kelimelerdir.

Çalışmak zorundayım.

Bütün sorunları anlaşma yoluyla çözebiliriz.

2. Sıfat - Fiiller: Varlıkları niteledikleri için sıfat, yan cümlecik kurdukları için de fiil sayılan kelimelerdir.

Sıfat - fiil türeten ekler: "-en, -er, --acak, -miş, -dik, -esi ..." gibi

Çalışkan insandan zarar gelmez.

Olacak işin peşinden koşulur.

Geçmiş günlerimi çok arıyorum.

3. Bağ - Fiiller: Birleşik bir cümlede iki cümleyi bağladıkları için bağlaç; özne, nesne, tümleç aldıkları için fiil sayılan kelimelerdir. Bağ fiillere "ulaç" da denir. Çekim ekleri almazlar. Cümlede zarf olarak kullanılırlar.

Bağ fiiller şu eklerle türerler: "-ip, -arak, -ınca, -ma, -ken, -dan, -dıkça, -dikçe ..."

Canım sağ oldukça hiçbir şey beni yıldıramaz.

İşe gireli gece gündüz çalışıyorum.

Sen gelince ben giderim.

***

EK FİİLLER

İsim soylu kelimelerin sonlarına eklenen ve onları çekimli hale getiren eklere, EK-FİİL EKİ denir.

Ek fiilin dört çeşit zamanı vardır :

1. Olayların her zaman olabileceğini belirten geniş zaman anlamı:

? çocuğum

? çocuksun

? çocuktur (çocuk)

? çocuğuz

? çocuksunuz

? çocuklar

2. Ek - fiilin hikâyesi geçmiş zaman anlamı verir:

? çocuktum

? çocuktun

? çocuktu

? çocuktuk

? çocuktunuz

? çocuktular

3. Ek - fiilin rivayeti başkasından duyulan şekildeki anlatımlar için kullanılır.

? çocukmuşum

? çocukmuşsun

? çocukmuş

? çocukmuşuz

? çocukmuşsunuz

? çocukmuşlar

4. Ek - fiilin şartı, şart anlamı verir:

? çocuksam

? çocuksan

? çocuksa

? çocuksak

? çocuksanız

? çocuksalar

* ÇATI BAKIMINDA FİİLLER

Etken - Edilgen Fiiller : Cümlede mutlaka özne ile birlikte kullanılan fiillere etken fiil, bazı fiiller, cümlede özne almadan kullanılır, bu çeşit fiiller edilgen fiil denir.

Cümlenin yüklemi özne alıyorsa etken, almıyorsa edilgendir.

Geçişli - Geçişsiz Fiiller : Dilimizde bu fiiller mutlaka özne istedikleri gibi nesne de isterler. Nesne almak zorunda olan fiillere geçişli fiil, fiili nesne almadan kullanılan fiillere de geçişsiz fiil denir.

Cümlenin yüklemi nesne alıyorsa geçişli, almıyorsa geçişsizdir.

**

14 Mart 2006 19:17

akarcalı

ZARFLAR

Yüklemin anlamını tamamlayan kelimelere ZARF diyoruz.

Zarfler, yüklemin anlamını tamamladıkları hal, zaman, yer, azlık-çokluk ve soru anlamı katma durumuna göre çeşitlere ayrılır. Buna göre zarflar:

1. Hal Zarfları : Yüklemin anlamını hal ve durum bakımından tamamlar.

Sessizce, sevinçle, aniden, birdenbire, şöyle, böyle...

Kadın sevinçle bağırdı. (Nasıl bağırdı? __ Sevinçle)

2. Zaman Zarfları : Yüklemin gösterdiği isin zamanını belirtirler.

Dün, bu gün, akşam, sabah, şimdi...

Kazı haberini bu gün öğrendim.

3. Yer ve Yön Zarfları : Yüklemin gösterdiği isin yönünü belirtirler.

İleri, geri, öne, arkaya, sağa, sola...

Küskün olduğu için bana arkasını döndü.

4. Azlık - Çokluk Zarfları : Yüklemin anlamını azlık - çokluk yönünden tamamlarlar.

Çok, az, biraz, fazla, hayli, oldukça, epey...

Yolumuz epeyce uzadı.

5. Soru Zarfları : Yüklemin gösterdiği işi soru yoluyla belirtir.

Niçin, neden, nasıl,acaba...

Neden geç kaldın?

14 Mart 2006 19:26

akarcalı

NOKTALAMA İŞARETLERİ

***

NOKTA ( . )

Tamamlanmış cümlelerin sonuna konur.

Kaçmayı namusuna yediremiyordu.

Kısaltmalardan Sonra konur.

Prof. Dr. bkz. vb. Bn. P.T.T, T.B.M.M. ... (Not: Son yıllarda kısaltma harflerinin aralarına nokta koymama yaygınlaşmıştır. TBMM, PTT, TCDD ...)

Sıra gösteren sayılardan sonra konur.

II. Mehmet, 19. Yüzyıl, 150. sayfa...

Tarihlerde ay, gün, yıl arasınave saatlerde zaman birikleri arasına konur.

23.04. 2001, 23.15...

Sayı bölükleri arasına konur.

Bu yıl nüfusumuz 60.000.000'u aşacak gibi...

---

VİRGÜL ( , )

Eş görevli kelimeleri (isim, sıfat, zamir), kelime gruplarını ve sıralı cümleleri ayırmada:

Türk övün, çalış, güven.

Bir varmış, bir yokmuş...

Uzun cümlelerde özneden sonra konur:

Okullar, her yıl Eylül ayının ikinci haftasında açılır.

Cümlede, vurgulu şekilde belirtilmesi gereken kelimelerden sonra:

Babam, zavallı babam, beni çok severdi.

Seslenmelerden sonra:

Sevgili Ahmet,

Sana çoktandır yazamadım ...

Aktarma cümlelerinin sonunda, tırnak işareti yerine:

- Ah şu aptalı bir yakalasam, diyordu.

Ara söz ve ara cümlelerin başında ve sonunda:

Okan, kim ne derse desin, iyi bir çocuktur.

Yazışmalarda yer adlarını tarihlerden ayırmak için:

Cağaloğlu, 23 Nisan 1945

Ondalık kesirlerde tam ve ondalık kısmı ayırmada:

0,45 .......... 23,0056 ...

***

NOKTALI VİRGÜL ( ; )

Birbirine bağlı, fakat her biri kendi içinde bağımsız cümleleri ayırmada:

At ölür, meydan kalır; yiğit ölür, şan kalır.

İki cümle birbirine ve, ama, fakat, çünkü, ancak, ne varki, bu nedenle gibi bağlaçlarla bağlanıyorsa birinci cümleden sonra:

Herkes oyuncu olamaz; çünkü oyuncu olmanın kuralları vardır.

Bir cümlede, virgülle ayrılmış örnek kümeleri ayırmada ya da değişik örnekler arasında:

En sevdiğim kız arkadaşları Ayşe, Selen, Fatma; erkek arkadaşları ise ...

***

İKİ NOKTA ( : )

Başkasından aktarılan yazı ya da sözlerde, tırnak ya da konuşma çizgisinden önce:

Cemo sopasını yere indirdi ve:

- Git sopanı al öyleyse! Dayağı yiyeceksin. ...diye bağırdı.

Bir cümleden ya da sözcükten sonra örnekler, açıklamalar sıralanacaksa:

Yeni harfler alındıktan sonra eski harflerle hiç yazmayan iki kişi vardı: Atatürk ve İsmet İnönü!

Sıralama ve kataloglarda yazar adı ile eser başlığı arasına:

Falih Rıfkı Atay: Çankaya; Tarık Buğra: Küçük Ağa ...

***

ÜÇ NOKTA ( ... )

Birtakım bölümler, örnekler sayıldıktan sonra vb. anlamında kullanılır:

Başlıca yeryüzü şekilleri: Dağ, ova, yayla...

Bir metinden yapılan alıntılarda, atlanan yerlerde:

Benim altını çizdiğim şu: "... neden şu sanayileşmenin adını bir türlü koymamışız..."

Söz arasında söylenmeyen, söylenmek istenilmeyen kelimelerin yerine:

Ulan sen kim oluyorsun Sait'e karşı konuşmak için! Senin adın ne? Sen ne b... yazdın bu zamana kadar?

***

SIRA NOKTALAR ( ...... )

Söylenmeden geçilen satırları belirtmek için kullanılır.

Beynimde karanlık, meçhul bir kubbenin derin akislerini işitiyorum. Öyle anlatılmaz bir heyecan duyuyorum ki...

........

Kendimi tutamadım. Öyle bir kahkaha attım ki...

***

SORU İŞARETİ ( ? )

Soru bildiren cümle ya da kelimelerden sonra:

Ben? Olacak iş mi kız kaçırmak? efendim? Efendim?

Ne zaman tükenecek bu yollar, arabacı?

Verilen bilgini kesin olmadığını, kuşku duyulduğunu belirtir:

Aşık Ömer: XIX. yüzyıl halk şairlerinden (1800? - 1859?)

Parantez içindeki soru işareti, söze kuşku ve alay anlamı katar ya da ne demek istenildiğinin anlaşılmadığını gösterir:

Bu kitabı bitirdiğini? söylüyor.

***

ÜNLEM İŞARETİ ( ! )

Ünleme bildiren sözcüklerden, cümlelerden sonra konur:

- Hey gidi günler hey! dedi.

Öteki:

- Keşke görmeseydik! ...

Söylev ve hitabelerde:

Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz'dir. İleri!

Ey Türk gençliği! ...

Söz arasında parantez içinde bir kelimeye dikkat çekmek için, ayrıca; alay bildirmek için ilgili kelimeden sonra parantez içinde kullanılır:

Aramızdaki kırgınlık (!) çoktan silinip gitti.

Bu çalışmayla (!) sınavı rahat kazanırsın.

* KISA ÇİZGİ ( - )

Satır sonuna sığmayan kelimeleri ayırmak için:

Üçüncü derecede veremden yatağa düşmüş za- vallıya ...

Ara sözleri, ana cümleleri, ayrıntı sayılabilecek açıkları belirtmede:

Örnek olsun diye - örnek istemez ya - söylüyorum.

Bu ezanlar -ki şahadetleri dinin temeli ...

Ekleri belirtmede:

Mastar ekleri "-mek, -mak" tır.

Eski yazı dilinde kullanılan Arapça ve Farsça birleşik kelimelerdeki kök ve ekleri ayırmada:

Resm-i geçit, Hakimiyet-i Mlliye ...

Kelimelerin hecelerini ayırmak için:

Sak-la sa-ma-nı, ge-lir za-ma-nı ...

İki veya daha çok millet (ülke dili) adı arasındaki bağı belirtmede:

Türk - Alman ilişkileri, Türkçe - İngilizce sözlük ...

İki veya daha çok özel ad arasındaki bağ kısa çizgi ile belirlenir:

Aydın - İzmir yolu, Ankara - Samsun demir yolu ...

**

UZUN ÇİZGİ ( __ )

Karşılıklı konuşmalarda konuşan değiştikçe sözlerin başına konur:

- Ben çok para istemem efendim.

- Ama ben çok az para veririm.

- Ne kadar verir siniz?

- Bir kuruş.

- Günde bir kuruş mu?

- Hayır...

- Ayda bir kuruş mu, efendim? ...

***

TIRNAK İŞARETİ ( " " )

Metin içinde başkasına aktarılan yazı ya da sözlerin başına ve sonuna konur:

Atatürk: "Yurtta sulh, cihanda sulh!" sözüyle barışçı olduğunu herkese duyurmuştur.

Kitapların, sanat eserlerinin, bilimsel yayınların, yazıların birkaç kelimeden oluşan başlıkları metin içinde genellikle tırnak içine alınır:

İsmet "Ali Baba ve kırk Haramiler" adlı kitabı okumuş.

Tırnak içine alınan başlıklardan sonra kesme işareti kullanılmaz:

Gazete ve dergi başlıkları tırnak içine alınmaz:

Serhat Basamak Ünite Dergisi?ni çok beğeniyorum.

***

PARANTEZ ( )

Bir cümle ya da açıklamanın başına ve sonuna konur:

"Büyük" kelimesinin zıt (karşıt) anlamlısı olan kelime aşağıdakilerden hangisidir?

Maddelerin sıralanışında, sayı ya da harflerden sonra parantezin kapama biçimi " ) " kullanılır:

a ) ...... b ) ...... c ) ......, 1) ...... 2) ......

***

KESME İŞARETİ ( ' )

Özel adlar getirilen çekim eklerini ayırmak için kullanılır:

Ali'den, Mustafa'ya, Türkiye'de ...

Gerçek kısaltmalara getirilen ekleri ayırmada:

TBMM'nin en yaşlı üyesi oturumu açtı. ...

Sayılara getirilen ekleri ayırmada:

23 Nisan 19202'de TBMM açıldı. ...

Bir kelime içinde bir ünlünün düştüğünü göstermede:

N'oldu ?, N'etsin ?, N'apalım ? ...

Özel adlardan türetilen isim, fiil ve sıfatlarda kesme işareti kullanılmaz:

Ankaralı, Türkçe, Türklük, Araplaşmak ...

Toplam 672 mesaj
12345678910111213»