Oturum açOturum aç / Parola hatırlat Üye olÜye ol

  
Editörler : DaRuGa_YaRKaNAykırı Polisünal benlialper
28 Aralık 2009 15:43  


Yine yeni bir yazı dizisi "polisler perişan"

Polisi perişan eden düzen isyan ettiriyorİç güvenlik hizmetleri gibi önemli bir görevi ifa eden emniyet camiasının sorunlarının olmaması düşünülemez.Sadettin ORHAN yazdı...

Bu yıl 164. kuruluş yıl dönümünü kutlayan Polis Teşkilatı, aynı zamanda ülkemizin en büyük meslek camialarından birisini oluşturuyor. 210 bini Emniyet Hizmetleri Sınıfı'ndan olmak üzere yaklaşık 250 bin kişilik bir aileden bahsediyoruz. İç güvenlik hizmetleri gibi önemli bir görevi ifa eden böylesine büyük bir camianın sorunlarının olmaması düşünülemez. Bu anlamda çalışma hayatının yazarı olarak bana polis kardeşlerimizden sık sık e-postalar gelir. Bunların hemen hepsine köşemizden cevap veriyoruz. Ancak herkesin bireysel sorularına cevap vermektense, mesleğe girişten emekliliğe kadar polislerin yaşadığı sıkıntıları, sorunları ve çözüm önerilerini içeren derli toplu bir dizi hazırlamak istedik. Nitekim yazılı basını taradığımızda, şimdiye kadar polislerle ilgili bu derece kapsamlı bir çalışmanın yapılmadığını gördük. Anlayacağınız, pek çok konuda olduğu gibi bu konuda da Bugün Gazetesi olarak bir ilke imza atıyoruz.

Dizide neler var?

Yazı dizimiz kapsamında aşağıdaki soru ve sorunlara cevap arayacağız...

· Polislerin çalışırken ve emeklilikte yaşadığı sorunlar neler?

· Polisler hangi mesai şartlarında çalışıyorlar?

· Polislere hak ettikleri fazla mesai ücretleri veriliyor mu?

· Yılan hikâyesine dönen "polislerin askerlik sorunu" çözülecek mi?

· Sosyal Güvenlik Reformu polisleri nasıl etkiledi? Eski polislerle, yeni polisler arasında hangi farklar var?

· Polislerin emeklilik tarihi nasıl hesaplanıyor? Polislikten önceki çalışmalar, emekliliği nasıl etkiliyor?

· Canları pahasına görev yapan polisleri emeklilikte hangi şartlar bekliyor?

· Şehit ve gazi polislerle ailelerine hangi yardımlar yapılıyor?

· İstanbul'da polis olmak, ne demek?

Bu sorulara ilaveten dizimiz boyunca çalışan ya da emekli polislerimizden gelen sorulara da cevap vereceğiz.

Polisin bilmediği kavram: Mesai düzeni

Devlet memurları, normalde haftada 40 saat mesai yapar. Bu da genelde sabah 8 ila akşam 5 arasıdır. Bunun dışında istisnai hallerde fazla mesai yapar ve karşılığında da fazla mesai ücreti alır. Ancak polisler için aynı şartlar söz konusu değil. Emniyet Hizmetleri Sınıfı'na dahil olan polislerin en uzak olduğu kavram mesai düzeni.

12-12 mesaisi perişan ediyor

Emniyet Teşkilatı'nda en iyi mesai olarak bilinen çalışma düzeni 12-24 sistemi. 12 saat çalışma 24 saat dinlenme şeklindeki bu sistemde polis memuru hafta izni kullanmıyor ve haftada 60 saat çalışıyor. Bundan daha beteri ise 12-12 mesaisi olarak ifade edilen 12 saat çalışma 12 saat dinlenme düzeni. Bu şekildeki çalışma düzeninde haftada toplam 72 saat, yılda ise 3756 saat hizmet veriyor. Normal bir devlet memuru ise yılda 1992 saat çalışıyor. Yani polis memuru, normal memura göre neredeyse iki katı mesai yapıyor. Peki, aldığı ücret iki katı mı? Hayır, ancak bu konuya yarın değineceğiz.

Karakolda ayna değil, mesai var!

Polisler arasında belki de en zor çalışma şartlarına karakol polisleri maruz kalıyor. Örneğin bir karakol amiri sabah 10'da başladığı mesaisini gece 24'te bırakabiliyor. Peki, 24'te mesai bitince her şey bitiyor mu? Hayır! Bu amir gece 2'den önce telsizini kapatamıyor. Yani bu iki saat içinde kendisine ihtiyaç olursa hemen görev başına dönmesi gerekiyor. Bu da 16 saat görev yapmak anlamına geliyor. Hele karakolun bulunduğu semt suç oranının fazla olduğu ya da hareketli bir yer ise, amirin telsizi yatarken de açık kalıyor.

Polis eşi AİHM'e başvurdu

Geçtiğimiz yıllarda Trabzon'da görev yapan bir polis memurunun eşi, eşine fazla mesai yaptırıldığı ve insani şartlar haricinde çalıştırıldığı gerekçesiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvurdu. Henüz bir karar çıkmış değil fakat konuyla ilgili Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ve hukuki metinler dikkate alındığında, polisler lehine karar çıkması kuvvetle muhtemel.

Öte yandan bir başka polis memuru da İzmir İl İnsan Hakları Kurulu'na yaptığı başvurusunda çalışma şartlarının düzensizliğinden ve insan haklarına aykırı çalışma şartlarından yakınıyordu. Konuya dair Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nce hazırlanmış mütalaada;

· Polisin çalışma şartlarına ilişkin uygulamaların Anayasa'ya, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'ne ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne aykırı olduğu,

· Polisin çalışma şartları ve özlük haklarına ilişkin yapılacak iyileştirmenin sadece polisin değil toplumun da yararına olacağı, hususlarına yer veriliyordu.

Son 10 yılda 300'e yakın polis memuru intihar etti. Bu durum, mevcut çalışma şartlarının polisleri nasıl etkilediği sorusuna en anlamlı cevap olsa gerek. Dolayısıyla medyada işkence ve kötü muamele haberleriyle gündeme gelen polisin aslında bizzat kendisi adeta işkence altında çalışıyor.

Yarın: Polis zam değil, hakkını alsa yeter!

sizce genemi balon uçurtacaz

28 Aralık 2009 22:52

Sorgucu2626
Yasaklı

Bunların tüm hepsi gazete satmak adına yazılan yazılardır. inanmayın. Bi arada star yapıyordu. ne zaman tirajları düşse polisin sorunlarını yazarlar ama kimse bunları takmaz

29 Aralık 2009 16:38

Avaranet

2.bölüm....

Polisler için çalışma ve emeklilik rehberi -2Polis zam değil, hakkını alsa yeter!Dizimizin dünkü bölümünde polislerin ağır çalışma şartlarına ve yıllık 3.800 saate yaklaşan mesai uygulamasına değindik. Peki bu şartlarda çalışan polisin maaşı, fazla mesai ücreti, emekli aylığı ve genel olarak özlük hakları ne alemde? Bugün de işte bu soruya cevap arayacağız.

Yazı dizimizi hazırlarken, polislerle ilgili özellikle maaş zammına dair medyada çıkan haberlere şöyle bir göz attık. Ve gördük ki bu konuda ilginç bir istatistik söz konusu. Maaşlara zam konusu çok farklı tarihlerde çok defa tartışılmış ancak konu sadece tartışılmakla kalmış. Diyebiliriz ki bu konu 100 kere gündeme gelmişse 1 kere zam verilmiş. Böyle olunca kamuoyunda da sanki her zam konuşulduğunda polise zam verilmiş gibi bir algılama var.

Maaşlar fena değil ancak...

Şu an mesleğe yeni başlayan bir polis memuru 1.800 TL civarında maaş alıyor. Esasında Türkiye şartlarında (diğer memuriyetlerle karşılaştırıldığında) bu para fena değil. Ancak burada asıl sorun, çalışma şartlarıyla verilen ücret arasındaki dengesizlik. Dünkü yazımızda da değindiğimiz üzere bir polis memuru özellikle 12-12 mesai anlayışıyla çalışıyorsa ayda 130 saatin üzerinde fazla mesai yapıyor. Bu da neredeyse normal bir devlet memurunun bir aylık mesaisine eşit. Peki bu fazla çalışmalar için ödenen tutar nedir? Bütün polisler için sabit 240 TL. Yani mesaisi ve çalıştığı birim ne olursa olsun polisin aldığı ilave ücret bu.

Ya mesai azaltılmalı, ya ücret artırılmalı

Doğrudan canını ortaya koyarak çalışan emniyet mensuplarının, emeğinin karşılığı para ile ölçülemez, amenna. Fakat çalışanları paradan daha iyi motive edebilecek bir enstrüman henüz geliştirilebilmiş değil. Dolayısıyla polisler için yapılabilecek iki şey var; ya mesai uygulaması normal bir devlet memuru gibi 8 saate çekilip vardiya usulüne geçilecek ya da bu şartlarda çalıştırılmaya devam edilecekse, emeğinin karşılığı tam olarak ödenecek. Fazla mesai ücreti makul bir tarife üzerinden tam olarak ödendiğinde, maaşlara zam yapılmasına dahi gerek kalmayacaktır. Bunun için polisin fazla mesai ücretinin, devlet memurlarından ayrı bir mantıkla yeniden düzenlenmesi gerekiyor.

Emeklilikte polisin hali...

Çalışırken gerek maddi gerek psikolojik pek çok problemle mücadele eden polis, emeklilikte rahat bir nefes alıyor mu? Ya da polisi emeklilikte polisi hangi sorunlar bekliyor? Elbette öncelikle maddi problemler. Zira çalışan polisle emekli polis arasında maaş yönünden büyük bir uçurum mevcut. Her devlet memurunun maaşı emekli olduğunda belli oranda düşer. Ancak polisler için bu düşüş çok daha keskin oluyor. Çünkü çalışan polislerin almakta olduğu maaşın önemli bir kısmı Emniyet Hizmetleri Tazminatı'ndan oluşuyor. Bu tazminattan, çalışılan süre zarfından emeklilik kesintisi yapılmadığından, emekli olan polisin bu tazminatı da komple kesiliyor. Böyle olunca örneğin 25. yılını (fiili hizmet zammı dahil) doldurup emekli olan bir polis memuru, çalışırken en son yaklaşık 2000 TL aylık alırken, emekliliğe 800 TL ile adım atıyor. Peki, bu polis, "Ben emekli olmak istemiyorum, çalışmaya devam edeceğim" diyebiliyor mu? Hayır, zira gerek 5434 gerekse 5510 sayılı kanunlar gereği polis memurları 52 yaşlarında zorunlu olarak emekliye sevk ediliyorlar. Yani polis memuru üniversitede okuyan, evlenecek olan ya da iş kuracak olan çocuğuna destek olacağı bir zamanda, %60 oranında maaş kaybına uğruyor.

Polisin emekli aylığını düşüren unsurlardan bir diğeri de düşük gösterge faktörü. Örneğin bir polis memuru ile hemen hemen muadil rütbede olan ve çoğu yerde benzer görevleri icra eden bir jandarma astsubayın ek göstergesi 3600 iken, polis memurunun göstergesi 650'dir. Bu açıdan polisin göstergesinin yükseltilmesi, emekli aylığında da önemli iyileştirme sağlayacaktır.

52'de emeklilik, 54'te ölüm!

Yayınlanmamış bir araştırma sonucuna göre Amerika Birleşik Devletleri'nde erkek polislerin ölüm yaşı 56, bayanların ise 58. Sıkı durun, Türkiye'de polislerin ortalama ölüm yaşı 54. Yani 52 yaşında emekli edilen (Bu yaştan önce emekli olamıyor) polis memuru 2 yıl emekli aylığı aldıktan sonra hakkın rahmetine kavuşuyor. Normal bir devlet memuru 20-25 yıl kadar emekli aylığı alabilirken, polis memuru ölmeden önce ortalama 2 yıl aylık alıyor. Hiç değilse bu iki yılda doğru dürüst bir maaş versek de polisimiz şu kısa emeklilik dönemini rahat geçirse olmaz mı?

Yarın: Polislerin askerlik sorunu çözülecek mi?

29 Ocak 2011 00:21

ahmethakanpolat

zırlamaz polis ister ve alacakta devlet memurlarının ağır abisidir herkes haddini bilsin, polisle kendini kıyaslamasın kimse hele öğt. dr ler çemkirip duruyorsunuz herkes ağzından çıkanı tartıp ole konussun

Toplam 3 mesaj