Oturum açOturum aç / Parola hatırlat Üye olÜye ol

  
Editörler : gubazİDAL*
20 Ocak 2010 19:58  


Ücret Karşılığı Kuran Okumak

UYGULAMALARIMIZA FARKLI BİR BAKIŞ

Ücret Karşılığı Kuran Okumak.

Metin ÇAP

Özet:

Alimler ittifak halinde Ücret karşılığı Kur?an okumanın ölen kimseye faydası olmadığını belirtmişlerdir.Kur`an-ı Kerim hiçbir ücret karşılığında okunmaz ve okunmamalıdır. Çünkü Kur`an`ın dünyevi bir karşılığı olamaz. Olmamasının tek bir sebebi varsa, o da, Kur`an Allah kelamı olduğu için okunması ve dinlenmesi bir ibadettir. İbadetlerin ise hiçbir maddi bedeli olamaz.

Giriş:

Her insan,Yüce yaratıcı tarafından kendisi için takdir buyrulan ömür süresi dolduğunda, içinde bulunduğu şu fâni dünya hayatından asıl yurdu olan ahirete göç edecektir.Bu bir realitedir, peygamberler de dahil olmak üzere hiçbir insan bu takdirden müstesna değildir.Kur'an-ı Kerim'de de "Her nefis ölümü tadıcıdır." (Âl-i İmrân, 3/185), "De ki: Sizin hakikaten kaçıp durduğunuz ölüm (yok mu?) o, size elbette gelip çatıcıdır. Sonra (hepiniz) gizliyi de âşikârı da bilen (Allah)'a döndürüleceksiniz de O, size yaptıklarınızı haber verecektir" (Cuma, 62/8), "Nerede olursanız olun, velev tahkim edilmiş yüksek kalelerde bulunun, ölüm size çatıp yetişicidir.? (Nisa, 4/78) ve ".. Her ümmetin bir süresi vardır. Süreleri gelince ne bir an geri kalırlar, ne de ileri giderler." (Yûnus, 10/49) buyrularak bu hakikat ifade edilmiştir.

Ölüm her insan için bir hakikat olduğu halde insanlar, çoğu zaman ölümü unutarak hiç ölmeyecekmişçesine bu dünyaya sarılmaktadırlar. Kaldı ki ölümü sıkça hatırlamak gerekmektedir.

İnsan, ahirette dünya da yapıp ettiklerinden hesaba çekilecek ve dünyada her ne yapmış ise onun karşılığını ahrette görecektir.Dünyada nefislerine uyup keyiflerince yaşayan ve hazırlıklarını yapmayanların halini Kur'an-ı Kerim şöyle tasvir etmektedir: "Nihayet onlardan her birine ölüm gelip çatınca (tekrar tekrar) şöyle diyeceklerdir: "Rabbim, beni (dünyaya) geri gönder, tâ ki ben zâyi ettiğim (ömrüm) mukabilinde iyi amel (ve hareket) de bulunayım." Hayır hayır onun söylediği bu söz (hakikatte) boş laftan ibarettir. Önlerinde ise diriltip kaldırılacakları güne kadar (kalmalarına mani) bir engel vardır". (Mü'minûn, 29/99-100)

Hz. Peygamber (s.a.s), bir hadis-i şerifte şöyle buyuruyor:??Kişi öldüğünde şu üç şeyden gelenler hariç ameli kesilir.Varlığı devam eden ve istifade edilen hayırlı bir eser ,kendisinden faydalanılan ilim,kendisi için dua eden hayırlı bir evlat.?? Müslim,vasiyet:3;ebu Davut,vesaya:14.

Zikredilen rivayetlerden de anlaşılacağı üzere, insan, dünyada iken kendisinin yaptığı veya başkalarının yapmasına vesile olduğu amellerden istifade edecektir.

??Kişinin ölümünden sonra başkalarının kendisi için yapacakları iyi işlerin sevabının veya bunlardan hangisinin ulaşıp ulaşmayacağı konusunda ise ihtilaf edilmiştir. Mu'tezile mezhebine mensup olanlar, dua ve sadaka da dahil olmak üzere ölüye dirilerin yaptıkları hiç bir şeyin fayda vermeyeceğini savunurlar. Delil olarak da Allah'ın hükmünün değişmeyeceğini ve herkesin kendi yaptıklarından sorumlu tutulacağını haber veren şu ayetleri getirirler: "İnsana çalışmasından başka bir şey yoktur" (Necm, 53/39), "Siz, ancak yaptıklarınızın cezasını çekeceksiniz" (Yâsîn, 36/54) ve "Herkesin kazandığı hayrın sevabı kendine, yaptığı fenalığının zararı da yine kendinedir" (Bakara, 2/286). Onlara göre, bu ayetlerde insanın yalnız kendi yaptıklarından fayda veya zarar göreceği bildirilmiştir ve başkalarının yaptığı hasenatın sevabı ona ulaşmayacaktır.

Ehl-i Sünnet âlimleri ise, hangi amelin fayda verip, hangisinin fayda vermeyeceğinde ihtilaf etmişlerse de başkalarının yapacağı amellerin ölüye fayda vereceği konusunda ittifak etmişlerdir?

KURANIN ÜCRET KARŞILIĞI OKUNMASI

a) Kur'an Okuyup Sevabını Ölüye Bağışlamak.

b) Kur?anın Ücret Karşılığı Okunması.

Konuya girmeden önce öncelikle Kuranın insanlara niçin gönderildiğine birkaç konu başlığıyla bakmamızın faydalı olacağı kanaatindeyiz

Kura?n-ı Kerim Yüce Allah(c.c.) tarafında son peygamber Hz Muhammet(s.a.v) indirilmiş,insanlar için bir hidayet kaynağı olan,hükmü kıyamete kadar baki kalacak kutsal bir kitaptır.

Kuran-ı Kerim niçin indirildi.

1-Kur?an , dosdoğru yolu göstermek için (Bakara 2 , Mâide 16 , Yusuf 111 , İsrâ 9 )

2-Allah?ı (c c ) tanımamız için ( İbrâhim 52 )

3-Düşünüp anlamamız için ( İsrâ 41 )

4-Doğru ile yanlışın ayrılması için ( Furkan 1 )

5-Kendisiyle hükmedilmesi için ( Nisâ 105 , Mâide 49 , En?am 114 , Nahl 64 , Ahzab 36 )

6-Cennetle müjdelemek için ( Kehf 2 )

7-Şerefimizi kazanmamız için ( Enbiyâ 10 , Mü?minûn 71 , Zuhruf 44 )

8-Kendisi vasıtasıyla cihad etmemiz için ( Furkan 33 ? 52 )

9-Allah?ın azabına karşı uyarmak için ( Kehf 2 , Yasin 70 , Şûrâ 7 , Ahkâf 12 )

10-Uygulamamız ve ona göre yaşamamız için ( Mâide 68 , A?raf 3 , Zuhruf 44 , Furkan 30 )

11-Nasihat almamız için ( İbrâhim 52 , Kâf 45 , Kamer 17 )

12-Fert ve toplumların meselelerine çâre olması için ( Enfâl 24 , İsrâ 82 , Hadid 9 )

13-Hayırlara ulaşmamız için ( Nahl 30 )

14-İmanımızın ve Allah?a olan saygımızın artması için ( Tevbe 124 , Nahl 102 , İsrâ 109 )

???Kur?an?ı anlamaya çalışmak, ayetleri üzerinde düşünmek her şeyden önce bizzat Allah?ın emridir. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: Bu Kur?an), çok mübarek bir kitaptır. Onu sana indirdik ki ayetlerini düşünsünler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar.? (38/Sad-29)

İmam Kurtubi bu ayeti tefsir ederken şöyle demektedir: ?Bu ayet, Kur?an?ın anlamını anlamaya çalışmanın farz olduğuna, yine Kur?an?ı tane tane okumanın, süratli bir şekilde okumaktan daha faziletli olduğuna delildir. Çünkü süratli bir şekilde okunduğunda ayetlerde ne anlatıldığını anlamaya çalışmak mümkün olmaz. (Kurtubi, XV, 192). Yüce Allah sadece inananları değil, inanmayanları da Kur?an?ı anlayıp ayetlerini düşünmeye davet ediyor. Bunun, hidayete kavuşmanın bir yolu olduğunu belirtiyor:

Hâlâ Kur?an üzerinde gereği gibi düşünmeyecekler mi ?? (4/Nisa; 82)

Onlar Kur?an?ı düşünmüyorlar mı ? Yoksa kalpleri kilitli mi?? (47/Muhammed; 24)

Kur?an?ı anlamayı, üzerinde düşünmeyi, kıssalarından ibret almayı emreden daha pek çok ayet vardır.

Kur?an?ı kutsallaştırıyorum iddiasıyla inananlarla Kur?an arasında perde çekmeye çalışan ve Kur?an?ı anlamaya çalışanları neredeyse din dışı ilan edecek kadar ileri gidenler acaba müslümanları müşrikler kadar yetenekli saymıyorlar mı ki Yüce Allah, müşrikleri Kur?an?ı anlamaya ve üzerinde düşünmeye davet ettiği halde, müslümanların Kur?an?ı anlamaya çalışmalarını haddi aşmak olarak görüyor, onların buna ehil olmadıklarını ileri sürüyorlar. Halbuki Kur?an anlaşılması kolay bir kitaptır. ??Andolsun biz Kur?an?ı öğüt almak için kolaylaştırdık. Düşünüp öğüt alan yok mudur??? (54/ Kamer; 17) .??Bu kitabı da sana, her şey için açıklama, bir hidayet ve rahmet kaynağı ve müslümanlar için de bir müjdeleyici olarak indirdik.?? (16/Nahl; 89)

Günümüzde Kur?an?ı anlama çabasından çok hiç manasını bilmeden ezberleme gayretinin yaygınlaşması ne gariptir. Kur?an?ın ezberlenmesi, anlaşılması; bir olay vukuunda olaya Kur?an gözlüğüyle bakabilmek ve o olayı ilgilendiren ayetleri hafızada canlandırarak pratik çözümü bulabilmek için olmalıdır. Ama ne yazık ki hafızlarımızın yüzde doksandokuzbuçuğu Arapça?yı bilmemekte, hatta pek çoğu ezberlediği Kur?an?ın Türkçe bir tefsirini, hatta mealini okuma ihtiyacı dahi duymamaktadır. Bunlara İbnu Mesud?un şu sözlerini hatırlatmak istiyoruz: ?Kur?an hafızının, Kur?an?ın ahkamını bilmesi gerekir. Böylece Allah?ın ne murat ettiğini ve kendisine neyi emrettiğini anlar; okuduğundan yararlanır ve onunla amel eder. Kur?an hafızının, Kur?an?ın emir ve ahkamını ezbere okuyup neyi okuduğunu anlamaması ne çirkindir! Anlamadığıyla nasıl amel edebilir? Okuduklarından ne kastedildiği kendisine sorulduğunda cevap verememesi ne çirkindir! Böyle biri, kitap yüklenmiş merkepten farksızdır.? (Kurtubi, Mukaddime,I.21)

Kur?an okumaktan maksat, sözcüklerini papağan gibi tekrar etmek, harflerin mahreçleri üzerinde durmak, nağme ve ahenkle okumaktan önce onu anlamak ve gereğince amel etmek olmalıdır.

Nakledilir ki, Basra Valisi Ebu Musa el Eş?ari, Halife Hz. Ömer?e, Basra?da bir çok kişinin Kur?an?ı ezberlediğini ve Beytu?l Mal?dan bunlara yardım edilmesini ister. Ertesi yıl Ebu Musa, Kur?an?ı ezberleyenlerin kat kat çoğaldığını ve bunlara da yardım yapılmasını isteyince Hz. Ömer şu karşılığı verir: ?Onları kendi halleriyle başbaşa bırak. Korkarım ki insanlar, Kur?an?ı ezberlemekle uğraşır, fakat onu anlama işini terkederler.? (Kettani, et-Teratibu?l Idariyye, II.280) . Sahabenin bazısından yapılan rivayetlerde onlar Kur?an?ı onar onar ayet şeklinde okuyorlardı; on ayeti okuyup manasını anlamadıkça ve onlarla amel etmedikçe diğer on ayete geçmezlerdi. (Kurtubi, I.39-40). Hatta Hz. Ömer?in Bakara suresini on iki yılda bitirdiği rivayet edilmektedir. (Kettani, a.g.e., II.280)

Bu anlattıklarımızla Kur?an?ı anlamak için hiç bir çabanın harcanmasına gerek olmadığını söylemek istemiyoruz. Elbette bunun da bir bedeli vardır.

Ayrıca okunan ne olursa olsun insanların anlama kabiliyetleri farklıdır. Ancak her fert, kendi kabiliyet ve imkanları nisbetince Kur?an?dan kendisine rehberlik edecek, ona doğru yolu gösterecek bir şeyler anlar. Anlamadığını, kendisinden daha iyi bilen birine sorar. Ayrıca halkımızın Arapça bilmediği hatta dini eğitim veren kurumlardan mezun olanların çoğunluğunun Kur?an?ı anlayacak seviyede Arapça bilmedikleri bir vakıadır. Ancak Kur?an?ın bir çok Türkçe meali, gerek telif ve gerek tercüme birçok tefsiri yayınlanmıştır. Meâl ve tefsirler, büyük ölçüde okuyucunun Kur?an?ı anlamasına yardımcı olacaktır. Yeter ki buna ihtiyaç duyulsun ve samimiyetle çaba harcansın. Bir kelamın akledilmesi ancak o sözün manasını anlamakla mümkündür. Hem şurası bilinen bir gerçektir ki, her sözün asıl amacı lafzın değil, mananın kavranmasıdır. Yoksa kupkuru bir lafız bir değer ifade etmez.??

"Kur'an'ın anlaşılmasını engelleyen hususlar dörttür: 1- Harfleri mahreçlerinden çıkarma kanununa lûzumundan fazla önem vermek ve tüm gayreti bu yönde harcamak... 2- Herhangi bir mezhebi (görüşü) taklid yoluyla benimsemek ve taklit ettiği konuda katı olmak... Bu adam öyle birisidir ki, inandıği görüş ile bağlı kalır ve başka türlü de olabileceği aklına bile gelmez... Eğer Kur'an okurken bir ışık parıldar ve Kur'anın manalarından bir mana, bildiğinin aksine ona zahir olursa şeytan onu hemen taklide zorlar ve "sen nasıl olur da bunu böyle anlarsın, oysa babaların, (büyüklerin) bunun aksi kanaattedirler" diye onu aldatmaya çalışır... 3- Günahlarda israr etmek, kibirle muttasıf bulunmak, dünya konusunda hevasına uymak... 4- Kelime anlamı ile bir tefsir okumuş olup, Kur'an kelimelerinin Ibn Abbas, Mücahid ve başkalarından nakledilen anlamlarının dışında bir manalarının olmadığına itikad etmek. Onlardan nakledilenlerin dışındakilerin "Kur'anı kendi görüşüne göre tefsir etmek" bunu yapanların ise Cehennemde yerlerini hazırlamaları istenenlerden olduğunu sanmak. İşte bu da Kur'anın anlaşılması önündeki büyük perdelerdendir. Oysa "Kur'anı kendi görüşüne göre tefsir etmek" ayrı bir şeydir.(İmam Gazali)

a) Kur'an Okuyup Sevabını Ölüye Bağışlamak:

Alimler ölünün dua ve istiğfardan faydalanacağı konusunda ittifak halindedirler. Alimler namaz kılmak ve Kuran okumak gibi,sırf bedeni ibadetlerin sevabının yapandan başkasına ulaşmayacağı konusunda ihtilaf edip iki görüş ileri sürmüşlerdir.Hanefi ile Hanbeli alimleri ve Şafii ve Malikilerin sonradan gelen alimlerine göre ,ölü yanında okunan Kur?anın sevabı ölüye ulaşır.Kuran okumanın peşinden yapılan dua orada bulunmasa da ölüye ulaşır.

Hanefîler, kabirde olsun başka mekânlarda olsun ölü¬lere Kur?ân okumanın câiz olduğunu ve okunan Kur?ân?ın sevâbının bağışlanması durumunda bunun ölüye ulaşacağını söylemişlerdir. Hanefî fıkıh kitapları¬nın hemen hemen tamamında konuya ilişkin şu metin yer almaktadır. ?Kişi, namaz, oruç, zekât, hac ve Kur?ân oku¬mak gibi bir ameli yapar da sevâbını başkasına bağışlarsa ? bunu hangi niyetle yaparsa yapsın ? bu yapılan bağış yerine ulaşır ve kendisine bağış yapılan kimse bundan yararlanır. Ölü veya diri olması da fark etmez. Delil ola¬rak ise Hz. Peygamber?in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) üm¬meti adına kurban kesmesini, ölülere Yâsîn okunabilece¬ğini gösteren, ölü adına hac ve sadakanın faydalı olaca¬ğını bildiren ve kabirlerde Yâsîn ile İhlâs?ın okunabilece¬ğini gösteren hadisleri almışlardır. Muhaddis ve fakîh Aynî?den (v.855/1451) İbn Âbidîn?e (v.1252/1836) kadar hemen hemen bütün Hanefî fakihleri buna dahildir. Hanefîler arasında bu konuda menfî düşünen bir fa¬kîh yoktur. Mütekaddimûn da müteahhirûn da aynı şeyi söylemişlerdir. Hanefî âlimleri, ehl-i sünnetin de; kişinin namaz, oruç, sadaka, hac, Kur?ân okuma gibi sâlih amel¬leri yaptıktan sonra bunların sevâbının ölülere bağışlaması du¬rumunda bunun ölüye ulaşacağı ve onun istifâde ede¬ceği şeklindeki Hanefî görüşünde olduğunu ileri sür¬müşler¬dir. Hanbelîler de Hanefîler gibi düşünerek, ölülere Kur?ân okunmasını câiz görmüşlerdir.

Ahmed b. Hanbel, kabirlerde Kur?ân okunmasının bid?at olduğunu söylemiş, daha sonra ise bu fetvâsından dönmüştür. Bu konuda Hanbelîler de Hanefîler gibi çerçeveyi ge¬niş tutarak, ?ne tür ibâdet olursa olsun kişi yaptığı ibâde¬tin sevâbını ölülere bağışlarsa Allah?ın izniyle ölü bundan yararlanır.? demişlerdir.

Mâlikîler ise, duânın dışındaki bedeni ibadetlerin ölüye ulaşmayacağını söylemişlerdir. Onlara göre muh¬tadarın yanında Kur?ân okunabilir ama gerek defin sırasında gerekse değinden sonra ölülere Kur?ân okun¬maz. Zira okunacağına dair seleften herhangi bir fetvâ nakledilmemiştir. Fakat Abdulhak el-İşbîlî (v.581/1185) ve Kurtubî (v.681/1282) gibi müteahhir Mâlikî âlimleri özel¬likle de Endülüs fukahâsı, ölülere Kur?ân okunabilece¬ğini ve ölülerin bundan yararlanacağını söylemişlerdir. İmâm Kurtubî, ölülerin durumu ve ahrete müteallik işlerle ilgili yazdığı kitabında bu konuya geniş yer vermiş ve so¬nuç olarak; ?Ölülere okunan Kur?ân?ın hem sevabı hem de ölülerin o kırâati dinlemelerinin ecri onlara ulaşır. Kur?ân okunduktan sonra bağışlanan sevap da ulaşır. Çünkü Kur?ân bir duâ, istiğfar, yakarma ve istirhâmdır.? di¬yerek kanaatini ifâde etmiştir.

Şâfiîler ise, zekât ve oruç fidyesi gibi ölü namına yapı¬lan ibadetlerin ölüye fayda vereceği, ama Kur?ân oku¬mak ve namaz kılmak gibi bedenî ibadetlerin sevabının ölüye ulaşmayacağı kanaatindedirler. Fakat İbn Abdüsselâm (v.660/1261) dışında hicrî altıncı asırdan itiba¬ren, Şâfiî fukahâsı da Hanefîlerin görüşünü benimsemiş ve ölülere Kur?ân okunabileceğini söylemişlerdir.

Şafiilerin sonraki âlimlerinin yazdıklarına göre: Kırâ¬atın ölüye ulaşması, ölünün huzurunda olması; gıya¬bında ise kırâatın arkasından duâ edilmesi durumundadır. Çünkü kırâat mahalline rahmet ve bereket iner. Kıraatın arkasın¬dan duâ edilmesi durumunda duânın kabul edil¬mesi daha çok umulur. Bunun gerektirdiği mana şudur: Kastedilen, ölü¬nün kırâattan faydalanmasıdır, ölünün o sevabı kazan¬ması değildir. Bundan dolayıŞafiiler şöyle duâ etmeyi tercih eder¬ler: Allah?ım! Okumuş olduğum Kur?ânın sevabı¬nın bir mislini falan kişiye ulaştır. Bize (Hanefîlere) gelince ölüye ulaşan sevabın bizzat kendisidir. Şevkânî de (v.1250/1834) diğer müteahhir ulemâ gibi ölülere Kur?ân okunabileceğini ve bunun sevabının

ölüye ulaşacağını söylemiştir. Mâlikî?lerden Kadı İyaz, ölüye Kur?ân okumanın müstehab olduğunu söylemiştir.

Ezher şeyhlerinden Hattâb es-Subkî (v.1352/1933), ölüle¬rin kendilerine bağışlanan her türlü ibadetten yararlana¬caklarını ve cumhurun görüşünün bu yönde oldu¬ğunu söylerken çağdaşı Reşid Rızâ da (1354/1935) Mekke kadısıyla Mekke?de yaptığı mülakatta kadıya, ölü¬lere Kur?ân okunup okunamayacağını sormuş ve okunur cevabını alınca kendisi de bu görüşe katılmıştır. Seyyid Sâbık, Mısır Müftüsü Hasan Mahlûf, Ezher şeyhlerin¬den Şerabâsî, Abdülkerîm Zeydân, ve Zuhaylî gibi son devir âlimlerinin çoğu, cumhûrun görüşünü benimsemişlerdir.

İmâm Gazâlî (v.505/1111)ölülere Kur?ân oku¬makta hiçbir sakıncanın olmadığını ve kırâatın sevabının ölülere ulaşacağını ifâde etmiştir.

Bediüzzaman SAİD Nurside Ölüye Kuran okunmasının caiz olduğu fikrindedir.

Bir talebesinin ??Kabri ziyaret edenler Fatiha okur,hayır kazanır.Acaba siz hangi hikmete binaen kabrinizi ziyaetten men ediyorsunuz???şeklindeki sualine verdiği cavabın bir yerinde şöyle demiştir. Hem şarkta(doğu),hem garbta (batı)hem kim olursa olsun okudukları Fatihalar o ruha gider .??

İslam ulemasının ekseriyeti, sevabını ölüye bağışlamak niyetiyle yapılan ibadetlerin sahih olduğuna ve dünyadan göçmüş olanların bundan istifade edeceklerine kani olmuş ve bu hükmü benimsemişlerdir.

Diğer bazı müçtehitler de ancak evladın veya yakın akrabanın oruç, namaz ve haccının vasıl olacağını ileri sürmüşlerdir. Fakat en isabetlisi, borç ve mesuliyetlerin düşmesi bahis mevzuu olmadan, bağışlanan sevaptan Müslüman ölülerin istifade edecekleri hükmü olsa gerektir.

Fâtiha, Yâsîn ve başka sureleri veya Kur'an'ın tamamını (hatim) Allah rızası için okumak bir ibadettir, bu ibadetten hasıl olan sevabı bir ölünün ruhuna bağışlamak da caizdir, bundan onun istifade edip etmeyeceği Allah'a kalmıştır.

Fakat şurası bir gerçektir ki, ölü, kendi yapmadığı ve ihmal ettiği ibadetlerden mutlaka sorguya çekilecektir. Bazı cahil kimselerin zannettikleri gibi, ıskatını vermekle, yahut fidye ve keffaretini vermekle ölü, yüzde yüz mesuliyetten kurtulmuş olmaz. Eğer usulüne uygun şekilde yapılmışsa, yapılan bu gibi iyi amellerin sevabı bağışlanmakla sadece affı umulur.

??Bu hususta uzak yakın değişmez.Bunun fayda vereceğine kesin olarak inanmak lazımdır??

Diyanet İşleri başkanlığı yayınladığı Kürsüden öğütler (52 Konuda vaaz örnekleri) adlı eserde Doç.Dr.Fikret KARAMAN tarafından hazırlanan Ölen Müslümanlara karşı görevler konulu vaaz örneğinin ölenlerin arkasından Kur?an okumak adlı başlıkta şu bilgiler yer alır: ??Ölülerin ruhları için her zaman Kur?an okunup hasıl olan sevabı onların ruhlarına bağışlanabilir .Ancak cenazenin defni sırasında veya sonraları para karşılığında Kur?an ve Mevlit okutmak veya ziyafet vermek doğru değildir.Ayrıca;ölenin yedinci kırkıncı ve elli ikinci gecesi gibi belli gün ve gecelerinde hatim ve mevlit merasimleri hakkında da Kur?an ve sünnete dayalı bir bilgi veya tavsiye yoktur.??

??Bazı alimler, okunan Kur?an?ın sevabının ulaşmasının yanısıra sevabı ölüye bağışlanmak şartıyla her bir amel-i salihin sevabının da ölüye ulaşacağını söylemişlerdir. Yalnız bunların sevap kazanılacak şekilde yani sırf Allah rızası için yapılması şarttır. Yoksa çoklarının yaptığı gibi parayla Kur'an okutup da ölüye bağışlatılmaz. Çünkü Kur'an okumak bir ibadettir. İbadet ise para için değil ancak Allah rızası için yapılınca sevabı olur ve bu sevap onların ruhlarına bağışlanır. Aksi halde sevap olmaz, sevap olmayan bir şey de başkalarına bağışlanamaz.

?Diğer bazı müctehidler de ölüye ancak evladın veya yakın akrabanın oruç, namaz ve haccının ulaşacağını ileri sürmüşlerdir. En isabetlisi, borç ve mes'uliyetlerin düşmesi bahis mevzuu olmadan bağışlanan sevaptan Müslüman ölülerin istifade edecekleri hükmü olsa gerektir. Ancak şurası bir gerçektir ki, ölü, kendi yapdığı ve ihmal ettiği ibadetlerden sorguya çekilecektir. Bazı cahil kimselerin zannettikleri gibi, ıskatını vermekle, yahut fidye ve kefaretini vermekle ölü, yüzde yüz mes'uliyetten kurtulmuş olmaz. Eğer usulüne uygun şekilde yapılmışsa, yapılan bu gibi iyi amellerin sevabı bağışlanmakla sadece affı umulur.??

b) Kuranın Ücret Karşılığı Okunması

??Taat ve ibadetler hususunda adam kiralamanın caiz olmadığında, Hanefi kitapları ittifak etmişlerdir. Ücret karşılığında Kur'an öğretmeye, Kur'an'ın zayi olmaması için dini bir zaruret bulunmaktadır. Bu sebeple, Belh uleması fetva vermişlerdir. Aynı illete dayanarak ücretle imamlık ve müezzinlik yapmaya müsaade edildiği tasrih edilmektedir. Zaruret olunca mahzurların mubah olacağına dair fıkıh kaidesi, ilim erbabın meçhulü değildir.

Kur'an-ı Kerim okumanın büyük bir sevaba vesile olduğu hususunda en küçük bir şüphe yoktur. Ancak, Kur'an okuması için para ile adam kiralamak sahih değildir. Kiralama, menfaatin satışı içindir. Kur'an okuyan için sevaptan başka bir menfaat yoktur. Sevabın satışı ise sahih değildir. Kiralama, menfaatin müstecire satılmasıdır. Sevabın ona verildiği ise malum değildir. Bir kimse, kendisi veya ölmüşlerin birisine hatim indirilmesi için bir şahsı kiralasa, caiz olmaz. Zira sevabın hasıl olduğu bilinmediğine göre, okuyana ücret vermek gerekmez. Okuyana sevap hasıl olduğu bilinse bile onun para karşılığında satışı sahih değildir.?? (Fetava-i Hamidiyye, c. 2, s. 118)

??İmam Birgivi de İkazun Naimin adlı risalesinde:Sadece bedeni bir ibadet olup, bir vesile olmayan namaz, oruç, Kuran okumak, tehlil, tesbih, tekbir ve tasliye gibi bir ibadete; bir mal almak amacıyla, sevabını da verdiğini, sadece bu sevabın kendisine ulaşması için verene bağışlamak niyetiyle koyulmak ve başlamak, ne islam mezheplerinden bir mezhepte, ne de semavi dinlerden birinde caizdir der??.

Tac'üş-Şeria, Hidaye adlı kitabın şerhinde şöyle demiştir; "Ücretle Kur'an okumada ne ölen kimse için ne de okuyan şahıs için sevabı hak etme yoktur." Hidaye sarihi Aynî, "Dünya için Sevap hasıl olmasının şartı, Allah (c.c) için ihlas ile okumaktır. Ücretle Kur'an okuyan kimse, ancak para için okumaktadır, yoksa Allah (c.c) rızası için okumuş değildir. Şayet o kimse, kendisini kiralamış olan kimsenin para vermeyeceğini bilmiş olsa, onun için bir harf bile okumaz. (Fetava-i Hamidiyye, c. 2, s. 118) Onlar, Kur'an-ı Kerim'i, kendileri için kazanç yolu yapmışlar ve dünya servetini toplamaya vesile kılmışlardır. (İbni Abidin, c. 5, s. 47)

??Bazı kimseler, ücret almanın caiz olacağına dair bir misal vermektedirler:

Peygamber Efendimiz (sav)'in zamanında ashabtan bazıları, hastalanmış bir kimseye okumak için çağrılmışlar ve bunun için bir bölük koyun almışlardır. Peygamber Efendimiz (sav)'e bunu sorduklarında, "Ücret aldığınız şeylerin en haklısı Allah'ın Kitabı üzerine aldığınızdır" buyurmuştu. Bu vak'ayı kıyas noktası yaparak ücretle Kur'an okumanın caiz olacağına hüküm vermektedirler. Halbuki bu okuyuş, şifa talebi için okumaktır. Kur'an'ı ücretle okumak bundan ayrı bir husustur. Çünkü bunda sevap satışı vardır ki, caiz olmayan husus da budur.?? (Fetava-i Hamidiyye, c. 2.)

Kur'ân-ı Kerîm okumak şahsi bir ibâdettir, Kuranı okuyup karşılığında asla ücret almak ve vermek caiz değildir.( İbn'i 'Abidin c. 5. s. 34-35)

??İmam Birgivi?nin bazı haşiyelerinden naklen, Tarîkat-i Muhammediyye?nin şarihleri Ebû Saîd Hâdumî ve Şeyh Receb?in tesbitlerine göre bid?atlerin en çirkini 10?dur:bunlardan 1.si olarak da aşağıdaki sözleri söyler:

Kur?ân-ı Hakîm?i ücret karşılığında okumak.Özellikle Kur?ân okunması için vakfedilmiş paradan alınmışsa. Çünkü, Kur?ân okunması için yapılan vakıf bâtıldır. Zikir, duâ, salavat, tesbih ve benzeri şeylerin de para karşılığında yapılması, çirkin bid?attir. Camilerde, yardım almak amacıyla yapılan kıraatler de buna dahildir.??

??? Fıkıhçılar, Kur'ân okuma karşılığında para alınması halinde. alınan ücretin alana haram olacağını ve ölünün bundan hiçbir fayda görmeyeceğini bildirmişlerdir. Çünkü Kur'ân-ı Kerîm'i okuyabilmek her müslümana farzdır. Böyle herkese farz olan birşeyin, başkasına ücretle yaptırılması câiz değildir. Sonra böyle bir uygulama, iş sözleşmesine benzer. Verilen ücretin karşılığının da belli olmasını gerektirir. Oysa bundan sevap elde edileceği kesin değildir. Böyle kesin olmayan bir menfaat karşılığında ücret ödenmez.

Ayrıca ameller niyetlere göredir. Okuyan okumasıyla para almayı kastederse, bu okumasından bir sevap oluşmuş olmaz. Parayı önceden konuşmuş olmakla olmamak arasında da bir fark yoktur. Okuyanın, âdet olarak para verileceğini bilmesi ve o duygu ile okuması, bu okuyuşun sevabının olmamasına yeter. Hatim okumayı âdet haline getiren ve her hatim okutmak isteyenin istediğini kabul edenler arasında. okuduğuna para almayan yok denecek kadar azdır. Bazı âlimler sadece okumayı öğretme karşılığında para alınabileceğini söylemişlerdir. Bu konuda müstakil bir kitap yazan Imam Birgivî, "okudukları Kur`ân karşılığında para alanlar, hiçbir şey bulamıyorlarsa, keşke leş yeselerdi de böyle bir parayı yemeselerdi"der.

Ücretle Kur'ân okumanın câiz olmaması bir yana, okuyuş biçimlerinde de bir sürü haram davranışlar vardır. Bu Kur'ân tüccarları, ya verilen bütün hatimleri yetiştirebilmek için olanca hızlarıyla okur ve kelimeleri birbirine karıştırdıklarından, Kur'ân'ı, Kur'an olmaktan çıkarırlar, ya verilen hatimler çoğalınca, işin hilesine kaçar ve bir hatimi onbeş kişiye birden okur veya hiç okumaz, üç "ihlâs" bir "Fatîha" ile hatim yaparlar, ya önceden okuyup biriktirir ve sevap sanki buğday gibi bir şeymiş de onu stok eder ve isteyene satarlar, ya da evlerde mahrem nâmahrem gözetmeksizin, sevap adına haramları işlerler.

Dikkat edilirse, bu işi para karşılığı âdet edinenlerde şu özelliklerin olduğu görülür: Bunlar dinî yönleri zayıf ve takva yönleri olmayan insanlardır. Ailelerini dinî hayatına da pek önem vermezler. Çoğunlukla sosyete evlerinde ve kadınların hazır bulunduğu meclislerde kur`ân ve mevlid okudukları için, fiyakalarına ve tuvaletlerine çok dikkat ederler. Büyük şehirlerde olanları, bu işi örgütlenerek yaptıkları için, çok yüksek fiyat tesbitleri yaparlar sonuçta da maddî durumları diğerlerine oranla oldukça yüksek olur. Hattâ, memur maaşı aldıkları halde, çoğunun bu yolla zengin olduğu görülür. Sosyete çevrelerinde ve merkezî yerlerdeki camileri özellikle sahiplenirler ve örgütlü bir çabayla oraların imamlık ve müezzinliklerini ele geçirirler.

Halbuki, Allah (c.c.) Kur`ân-ı Kerîm`de : "Allah`ın âyetlerini basit dünya menfaatleri karşılığında satmayın" buyurur. (Bakarâ (2) 41; Mâide (S) 44.) Peygamber Efendimiz de; "Kur`an-ı okuyun, onu yemeyin" der. (bk. Tecrîd-i Sarîh Tercemesi VN/46.)

Kır ata Ücreti Haram Kılan Deliller:

??Kur'ân-ı Kerim'i okuma, hattâ öğretme (Ancak öğrenme için "sonraki" âlimlerin, özellikle de Belh âlimlerinin, zarurete binaen ücreti tecviz ettiklerini de daha şimdiden söylemeliyiz.) karşılığında ücret almayı men eden haberler, aslında konumuzla ilgili olarak, açık kapı bırakmayacak kadar çok ve açıktır. Bu cümleden olarak :

1- Ahmed b. Hanbel ve daha bir çoklarının, Abdurrahman b. Sibl'den rivayet ettikleri: "Kur'ân-ı Kerim'i okuyun, onu (dünya menfaatlarına vesile kılmak suretiyle) yemeyin!" (Heysemî, M.Zevâid VI/168. Bu hadîs-i Şerîfin bir başka rivayeti şöyle dir: "Kur'ân okuyun, onda aşırı gitmeyin. On(u okumak)dan uzaklaşmayın, onunla dünya menfaati artırmayı talep etmeyin." Heysemî VI/167. Sevkanî, age. V/322; Âynî, age. XN/95.) hadîs-i serîfi.

2 - Ubeyy b. Kâ'b hadîsi: "Bir adama Kur'ân-ı Kerîm öğrettiydim de, bana bir yay hediye ettiydi. Durumu Rasûlüllah'a söyledigimde : Onu aldıysan, ateşten bir yay almışsin demektir, buyurdular. ben de geri iade ettim. " (Yusuf ez-Zeylaî, Nasbu'r-raye li-e hadîsi'I-Hidâye, (el-Mekrebetü'l Islamiyye,1393 (1973) IV/137; Sünen-i Ibn Mace, (Mısır, Isa el-Babi el-Halebî,1972)N/157.)

3 - Beyhakî'nin, Bürayda (r.a.)dan rivayetine göre, Rasûlüllah (s.a.v.) : "Her kim Kur'ân okuyup, Hz. Kur'ân'ı nâsın malını yemeye vesile edinirse, Kıyamet Günü'nde yüzü etten âri bir kemikten ibaret olarak Arasat Meydanı'na gelir." buyurmuştur (?Aynî, age. XN/96.)

4- Tirmizî'nin ?Imrân b. Husayn'dan rivayet ettiği: "Kur'ân okuyan onunla Allah'tan istesin. Zira bir takım insanlar gelecek, Kur'ân'ı okuyacaklar ve onunla insanlardan menfaat temin edeceklerdir." (Sünen-i Tirmizî, (Mısır,1975 (I395) VI/79 (K.46 B. 20 H. 2917) Sevkanî, age. V/322; Âynî, age. XN/96.)

5 - "Kur'ân-ı Kerim'i okuyunuz; onunla amel ediniz; ondan asla uzaklaşmayınız, onun hakkında haddi de aşmayınız; onun tilâveti karşılığında ücret alıp vermeyiniz, onunla dünya malını çoğaltma yoluna girmeyiniz." (Ahmed b. Hanbel, Müsned, Kahire, I3l3. NI/428.)

Bu hadîs-i şerîflerin her biri, belki rivayet tarikindeki bir yönüyle tenkide uğramıştır ama, birbirlerini destekleyince, ortak mana sıhhat kazanmış olur. Ibn Abbâs: "Onu ticaret aracı yapmanızı uygun görmem. Ancak elinin sanatı karşılığı olanda (yazmaya alınan ücrette) bir mahzur olmamalıdır? "

B - Alimlere göre

Bu konu üzerinde enine boyuna duranlardan birisi de Allâme Imâm Birgivî merhumdur. Bu konuda çeşitli eserlerinde malûmatlar vermiş, Istanbul'da devrin uleması ile münazaralarda bulunmuş, ve "Seyf-i Sârim" adında müstakil bir de risale yazmıştır (Bk. Katip Çelebî, Mîzânü'I-Hak fihiyarı'l-ehak (Terc.1001 T.E.)) Onun söylediklerini şu cümlelerle özetlemek mümkündür :

" Müddeamıza Kitap'tan (Kur'ân-ı Kerim'den), sünnet'ten, icmadan ve kıyastan delillerimiz vardır :

Kitap'tan olan delilimiz:"Ayetlerimizi az bir paha karşılığı yemeyin." ("Az bir baha" =Semen-i kalîl"in ne olduğunu daha önce açıkladık.) (K.K. N/41) Sünnetten delilimiz :"Kur'ân'ı okuyun, onu dünyevî menfaatları yeme aracı kılmayın.""Onlardan her kim ahiret işinidünyalık için yaparsa, artık âhirette onun hiç bir payı yoktur."Binaenaleyh, böyle bir okuyuşun sevabı olmadığına göre gerçekte sevabın satışı olan bu icâre nasıl câiz olabilir ? Ma'dumun satışı ise câiz değildir. Var olduğu kabul edilse bile, teslimi mümkün değildir. (ImamBirgivi'nin söylediklerini aynen nakleden Ibn ?Abidin bu noktada şunları ilave eder: "Tesliminin mümkün olduğu kabul edilse bile bu, menfaatin bir şey karşılığı temlik edilmesidir. Buradaki menfaat ise sevaptır,kıraat değildir. Zira ücret veren sevabın hasıl olmadığını bilse, mücerred okuma karşılığı bir kuruş bile vermez . Binaenaleyh sevap teslim edilmeden ücrete hak kazanılmaz. Verdiğin kıraat şartına bağlı olmayan bir"SILA" olması, okuyanın da sırf Allah rızası için okumuş bulunması mümkün değildir. Çünkü veren verdiği, ancak muradına göre okunması için verdiğindendir ki, okunup okunmadığını izlemektedir. Okuyan da bir şey verilmemesi halinde okumayacaktır."(Ibn ?Abidin, Sifa'ul-?alil, s. 182.)

İcmadan delilimiz:Bu ümmet. ?Ameller ancak niyetlere göredir ve herkes için , neye niyyet etmişse o (nun karşılığı) vardır." meşhur hadîs-i şerîfine binaen, niyetsiz amelin olmayacağında ittifak etmiştir ki, niyyet amele bâis olan ve kastetme ve azmetme tabir edilen şeydir ve bahsini ettiğimiz meselede de bu yoktur. Sonra okuyanın, ben sadece Allah rızası için okuyorum, ücret verenin de, ben sadece Allah rızası için veriyorum, demelerine de itibar edilmez. Zira riyanın (olduğundan başka türlü görünmenin) haramlığında da ittifak etmişlerdir. Bunların böyle demeleri de riyadan başka bir şey değildir. Binaenaleyh, bir masiyet karşılığında ücret almak nasıl câiz olabilir?

Kıyastan delîlimiz :

1- Kur'ân-ı Kerîm okumak da, bedeni bir ibadet olma bakımından, namaz ve oruç gibidir. Binaenaleyh, nasıl namaz ve oruca ücret almak câiz değilse, Kur'ân-ı Kerim okumaya ücret almak da câiz değildir.

2 - Bu, gerçekte bir sevap satma ameliyesidir ki, insanın geçmiş zamanlarda yaptığı amellerinin sevabını satışa çıkarmasına benzer. Bunun da câiz olamayacağı nasıl ihtilafsiz bir gerçekse, berikinin câiz olmadığı da aynıdır. E1-Ihtiyâr'da :"Şayet kabrini sıva ile yapmasını ve üzerine bir kubbe yerleştirmesini ve kabri başında Kur'ân okutup, okuyana bir şeyler vermesini vasiyyet etse, böyle bir vasiyyet batıldır, zira muhkemleştirmek için kabirlerin üzerine bina yapmak helâl değildir." denilmektedir. (Birgivî Muhammed Efendi, Serh'u hadîs-i erbaîn, s. 75; Ibn Âbidîn, Şifâ'ul-?alîl,.s.182; Dürrü'l-muhtar, VI/55.)???

Kıraata Ücreti Caiz Gibi Gösteren Deliller Ve Tartışması

1.Ibni Abbâs'tan rivayet edilen "LEDIG" hadisi :

"Rasûlüllah'ın ashabından bir grup, bir suyun yanına uğramıştı. Orada bulunanlardan birini yılan sokmuştu. Bir adam onlara gelip : "Içinizde "rukye" (okuyarak tedavi) yapan kimse var mı? Buradakilerden birini yılan soktu" deyince içlerinden birisi çıktı ve bir koyun karşılığı "Fâtiha"yı okudu. Koyunu alıp arkadaşlarının yanına gelince, onlar bunu hoş görmediler ve: "Allah'ın Kitabı karşılığı ücret aldın ha?!" dediler. Medine'ye döndüklerinde de, Rasûlüllah'a (s.a.v.), "Bu adam Allah'ın kitabı'na ücret aldı" diye şikâyette bulundular. Bunun üzerine Rasûlüllah (s.a.v.) : "Ücret almanıza en lâyık olan şey Allah'ın Kitabı'dır. " buyurdular. " (Sevkânî, Neylü'l-evtâr, Mısır, e!-Bâbi'I-Halebi I391 (l971 ) V/325; Buhârî,N/121; el-Âynî, ?Umdetü'l-Kâr-î, Dârü'-Ihyai't-türâsi'l-Arabî (Tarihsiz ofset), XN/95.)

Münakaşası :Bu hadîs-i şerif, ifadenin umumiliğine bakıldığında, Kur'ân Kerimi hem öğretme, hem de okuma karşılığı ücret almayı câiz kılar gibi görülür. Ancak az sonra sıralayacağımız, haram kılan Hadislerden sonra, onlarla çatışır gibi görünen bu hadîs-i şerifin şu manada olduğu anlaşılır :

a - Burada karşılığında ücret almak câiz olan şey, Kur'ân okumak değil, rukye yapmaktır. (Sevkânî, age. V/326. ) Rukye'de Kur'ân'dan unsurlar bulunması, bu hükmü değiştirmez. (?Aynî, age. Vll/96.) Ayrıca rukye tedavi için yapılır. Tedaviden ücret almak ise câizdir. (el-Cezîrî, el-Fıkh'u ?ale'l-mezâhibi'I-erba'a, Mısır, l392 NI/l28.)

b - Bu nassın Kur'ân okuma karşılığı ücret almayı tecviz ettiği düşünülse bile, -biraz sonra kaydedileceği üzere- ücreti men eden bir kısım haberler de vardır. "Birisi haram, diğeri helâl kılan iki haber tearruz ettiğinde, helâl kılanın mensuh olduğuna hükmedilir. " (el-Cezîrî, el-Fıkh'u ?ale'l-mezâhibi'I-erba'a, Mısır, l392 NI/l28.)

c - Ibnü'1-Cevzi de, kendi mezhep imamlarından naklen, buna şöyle cevap vermiştir: "Suyun yanında bulunan ve rukye yaptıran insanlar kâfir idiler. Kâfirin malını almak câizdir. Sonra misafir ağırlamak farzdır; onlar buna riayet etmemişlerdi. Binaenaleyh, misafir, kendisini ağırlamayanın malından, ihtiyacı miktarı alabilir. Ayrıca rukye, salt ibadet değildir. Yani rukyeye ücret alınabilir. " .

Kurtubî de; Rukyeden ücret almanın câiz olmasını, Kur'ân'dan ücret almanın cevazına delil kabul etmeyiz." diyor. (?Aynî, age. Xll/96; Ibni Abidîn, Sifâ'u!-?alîl, s.155, Raddü'l-Muhtâr, VI/57.)

d - Hanefîlerden bazıları: "Ücret almanıza en lâyık olanı Allah'ın Kitabı'dir." sözü, ifadenin gelişine bakarak, rukye yapmak istediğinizde.:." takdiriyle düşünülmelidir, demişlerdir. (?Aynî, age. X/ll/96)Bazıları buradaki "ücret"ten muradın "sevab" olduğunu söylemişlerse de, hadîs-i şerifin söyleniş sebebi buna engeldir. Yine bu hadîs-i şerifin ücreti men eden diğer hadîs-i şeriflerle neshedildiği görüşü de, "sırf ihtimalle nesh sabit olmaz." denilerek tenkide uğramıştır. (Sevkânî, age. V/326; ?Aynî, age. XN/96)2 - Buhâri ve Müslim'in rivayet ettikleri Sehl b. Sa'îd Hadîsi : (Buhârî, Vll/8; Müslim, N/1040 (Kitab l6, bab 13)) Bu uzun hadîs-i şerîfte Rasûlüllah (s.a.v)ın evlenmek isteyen bir kadını, yanında bulunan bir istekliye: "Kur'ân'dan bildiğinle onu sana nikâhladım. (Sevkânî, age. Vl324, 325.)" Bir başka rivayette: "... Mülküne verdim. Buhârî, Fedâilü'I Kur'ân 21, Nikâh 37, 40; Ebû Dâvûd, nikâh l7; Tirmizî, nikâh 23; Ibn Mâce nikâh 17; Darîmî nikah 19.)" Müslim'in bir rivayetinde: "Ona Kur'ân öğretmen karşılığında onu sana eş yaptım. (Buhârî nikâh I4; Müslim nikâh 76.)" Ebû Dâvud'un bir rivayetinde:

"Ona yirmi âyet öğretirsen, o senin karındır. (Müslim nikâh 77.)" Ahmed'in bir rivayetinde: "Kur'ân'dan bildiklerine karşılık, onu sana nikâhladım." buyuruyor (Ebû Dâvûd, nikâh 30.)

Münakaşası:Buradan mutlak cevaz anlamak isteyenler olmuşsa da, cevap olarak :ta Rasûlüllah (s.a.v.) bu kadını adı geçene, ona Kur'ân öğretmesini mehir yaparak değil, Kurân'dan birşeyler ezbere bilmesine ikram için, aslen mehirsiz olarak nikâhlamıştır. (Müsned V/330, ayrıca bk. Buhari nikah 50. Sevkanı, age. V/325.)

b - Bu muamele, sadece o kadın ve o erkeğe hastır. Sa'id b. Mansûr'un Nu'mân el-Ezdî'den rivayet ettiği şu hadîs-i şerif de bunu gösterir :"Rasûlüllah (s.a.v.), bir kadını, Kur ân'dan bir süre karşılığında evlendirdi ve buyurdu ki: "(Kur'ân) Senden sonra hiç kimse için mehir olmayacaktır." (a.y.) Işte bu hadîs-i şerîf için bu görüşler serdedilmektedir; ancak Ebû Dâvûd rivayeti, birinci izahı yersiz kılmaktadır.

3 - Ahmed b. Hanbel'in Hâlid b. "Adıyy'den rivayet ettiği :

"Kime, istemeksizin ve gönlünden de arzu etmeksizin kardeşinden bir şey gelirse, onu kabul etsin; reddetmesin. O ancak A1lah'ın ona gönderdiği bir rızıktır. (Heysemi, Mecma'u'z-Zvaid NI/100.)" meâlindeki, hadîs-i şerif:

Ve yine aynı manada Ibni Ömer hadîsi:

" Bu maldan (zekât malından) istemeksizin ve gönlünden de geçmeksizin sana bir şey gelirse onu al. Böyle olmazsa alma ve onu kendin için kullanma. (Buhari, ahkam 17, zekat 51; Müslim, Zekat 110, 111; Nesai, zekat 94; ayrıca bk. Sevkanı age. IV/183.)

Münakaşası:

a - Her iki hadîs-i şerîf de umumîdir; konunun diğer hadisleriyle tahsis edilirler. (Sevkanı, age V/325)

b- Ibni Ömer rivayetindeki "Böyle olmazsa alma... "kaydından da anlaşılacağı gibi, ücretle Kur'ân okuma, bu hükmün yine dışında kalır. Zira okuduğunun karşılığında, tesadüfen, bir iki defa bir şeyler alanlar, çok nadir bir ihtimalle, böyle bir bekleyiş içinde olmayabilirler ama, başkaları tarafından bu işin parayla icra edildiğini bilen bir okuyucunun. işin sonundaki ücreti düşünmemesi. muhal derecesinde nadirattandır. Binaenaleyh, tecviz konusundaki bu kapalı ve ?amm' naslarla, Kur'ân-ı Kerim tilâvetine ücret alınabileceğine fetva vermek, ne nasla amel, ne de sağlam ictihat olmuş olur.

??Hatim okuyan birisi, "Ben Kur'an için değil, harcadığım emek ve zaman için ücret alıyorum" diyerek fiyat tayin etse caiz midir?

Kazançların en çirkinlerinden biri, Kur'ân-ı Kerîmin âlet edildiği kazançtır. Allah (c.c.) "Âyetlerimi, az bir değer olan dünya karşılığında yemeyin" buyurur. Allah Resûlü Efendimiz: "Kur'ân-ı okuyun, onu yemeyin" buyurur. Fıkıhçılar bu ve benzeri delillere bakarak, Kur'ân okuma karşılığında ücret almanın haram olduğunu söylemişlerdir. Alana aldığı haramdır, veren de buna sebep olduğu için haram işlemiştir, demişlerdir. Okuyanın bunu bir emek karşılığı ve hediye olarak kabul etmeside mümkün değildir. Çünkü ücreti hak eden emek, faydası belli olan emektir. Okuyanın okuyuşuna sevap yazıldığı ise belli değildir. Ayrıca fıkıhta: "Herkesin yapmakla mükellef olduğu birşeye ücret vermek câiz değildir" kuralı okumakla her müslüman mükelleftir. Bunun hediye kabul edilmesi de mümkün değildir. Çünkü okuyan, hediye vermeyene ikinci defa okumaz.Bu yüzden Imam Birgivî: "Bu herifler leş yeseler de Kur'ân'ı Kerîm okumaya ücret alıp yemeseler daha iyi olurdu" der. Ücret alınmasa Kur'ân zayi olur, diye söyleyenler, cahilce, ya da şeytanca bir aldatmaca yapmaktadırlar. Çünkü Kur'ân ücretle okunmamaktan değil, okumayı öğrenmemekten zayi olur. Bu yüzden Kur'ân-ı Kerîm okumayı öğretmeye karşılık ücret almakta, zaruretten ötürü mahzûr yoktur denmiş; bu Kur'ân simsarları ise, okumayı da buna katı vermişlerdir.??

Ücret karşılığı Kur'an okumak ve okutmak da bid'atlerdendir. (Hayrettin Karaman, İslamın Işığında Günün Meseleleri, 113.)Ancak, hiç bir maddî menfaat beklemeden Kur'an-ı Kerîm'i okuyup da sevabını ölüye bağışlamak, alimlerin çoğunluğuna göre sünnete uygun bir davranıştır.( İbn Abidin, Şifâu'l-Alîl, 167-168, 181-182, İstanbul, 1325; Reddü'l-Muhtâr, 1/451; Ali Sâlim el-Menûfî, İrşâdu'l-Enâm fî Hukmi Kırâati'l-Kur'ânbi-ğayr-i İhkâm, 62 vd.; Mısır, 1324; Seyyid Sabık, Fıkhu's-Sünne, 1/596, Reşîd Rıza, el-Fetâvâ, 1687, 2305.)

??Öncelikle belirtelim ki, Kur`an-ı Kerim hiçbir ücret karşılığında okunmaz ve okunmamalıdır. Çünkü Kur`an`ın dünyevi bir karşılığı olmaz. Olmamasının tek bir sebebi varsa, o da, Kur`an Allah kelamı olduğu için okunması ve dinlenmesi bir ibadettir. İbadetlerin ise hiçbir maddi bedeli olmaz. Bu konudaki ayet çok açıktır. ??Ayetlerimi az bir kazançla değişmeyin ve yalnız Benden korkun.?? (Bakara, 2:41) Bu düşünce aynı zamanda ahiretin elmas değerindeki bedelini adi bir cam parçasıyla değiştirmek anlamına gelir ki, büyük bir kayıptır. Bu açıdan, pazarlık yaparak veya bir ücret niyetine girerek okunan ve alınan paranın helal olması düşünülemez.

Pr.Dr.Abdurrahman ÇETİN Hatim İndirme ve hükümleri 3 adlı çalışmasında şu tespitlerde bulunur.

???Üzerinde durmamız gereken asıl konu ise,ücret karşılığı Kur?an okumak ve hatim indirmektir.Günümüzde de yaygın yaygın bir şekilde görülen görülen,bir kimsenin geçmişleri için hatim siparişi vermesi ve başkası adına ücretle hatim okuma uygulamaları hakkında,müctehitlerin ve mezheb imamlarının hiç birisinin olumlu bir görüşü bulunmamaktadır.Daha önemlisi,böyle bir tatbikat,ne peygamberimiz ve nede sahabe devrinde görülmüş ve yapılmış değildir.

Dinde yapılabilecek ibadetleri Yüce Allah ve O?nun Elçisi vaz?eder; bunun dışındaki uygulamalar ise bid?attır.Kur?an okumak,hatim indirmek de Peygamberimizden öğrendiğimiz bir ibadettir.Şu var ki bu ibadeti herkes kendisi yapar.Nasıl ki para karşılığı namaz,oruç siparişi verilemiyorsa,bunun içinde verilemez.Ücret karşılığında,başkasının kendi adına Kur?an okuyuvermesini istemek ve başkası namına ücret karşılığı hatim indirmek şeklinde bir uygulama,asr-ı saadette bilinmediğine göre,daha sonraları ortaya çıkan bu tatbikatı bid?at ve istismar olarak değerlendirmek gerekecektir.

Bilindiği gibi bid?at;dinde bulunmadığı halde ,çeşitli sebeplerle sonradan ortaya çıkarılıp,dini olarak gösterilen şeydir.İslamın özünü,saflığını ve sadeliğini bozan bid?atlar,zamanla gerçek dini hükümlerin unutulmasına veya ihmaline sebep olmakta ve toplumun ,bir takım batıl adet ve uygulamaları dinden saymasına yol açmıştır.Bu bakımdan Peygamberimiz,bunun şiddetle karşısında olmuş ve ümmetini şöyle uyarmıştır:??Sözün en hayırlısı,Allahın Kitabıdır.Yolun hayırlısı da Muhammed?in yoludur.Ve işlerin en kötüsü(dinde)sonradan çıkarılan şeylerdir.Ve (dinde sonradan çıkarılan)her bid?at,sapıklıktır.??(Müslim,Cumua,43;Ebu Davut,sünet,5;İbn Mace,Mukaddime,7;Nesai,Ideyn,22;Darimi,Mukaddime,16,23;Ahmet b.Hanbel,el-Müsnet,3,310,371;4,136/137.)İşte ,ücret karşılığı Kur?an okuyup hatip indirmekte böyle batıl bir bid?attır.

İbadet,Allah rızası için yapılır.Bunun dışında başka bir maksat gözetilerek yapılan her türlü davranış,görünüşte ibadet gibi değerlendirilse bile ,gerçekte hiçbir ibadet değeri taşımaz;ibadet olamayınca da sevap olmaz;olmayan bir sevapta başkasına bağışlanmaz.Bu aldatma olur,vebali vardır.Kaldı ki Peygamberimizden,para karşılığı Kur?an okumanın caiz olmadığına dair hadislerde rivayet edilmiştir.(Bkz:Tirmizi,Fedailü?l-Kuran,20;İbn Hanbel,age,3,428;4,179,432,433,439.)

Ücretle cüz okumanın,hatim indirmenin caiz olduğunu söyleyenler(ki bunu daha çok bu işi yapanlar iddia etmektedir),bunu şu şekilde tevil ediyorlar: Bu iş karşılığında verilen şey ,??hediye?? dir;hediye almak ise caizdir.Acaba durum gerçekten böylemidir?O hatim hatim okunmasaydı,o ??hediye?? verilecek miydi? Yahut o ??hediye?? umulmasaydı, bu hatim indirilecek miydi? Bu iki suale dürüstlükle ??evet denilebiliyorsa mesele yoktur; fakat ??evet??demek ,dürüst bir cevap değildir.Bu konuyla ilgili bir başka savunmada,okuyanın o ücreti,Kur?an okuma karşılığında değil;nefes tüketmesi,zaman harcaması mukabilinde aldığı şeklindedir.Bu tatmin edici bir te?vil değildir.Düşünelim ki,hangi ibadet karşılığında ,katlandığımız külfet,harcadığımız zaman,tükettiğimiz nefes için ücret talep ediyoruz?Mesela oruçta aç susuz kalıyoruz;namaz için soğuk sıcak demeden işimizi bırakıp koşuyoruz,uykumuzu bölüyoruz veya erteliyoruz;zekat ve hacda ise üste para da veriyoruz;ama hiç birisi için maddi talepte bulunmuyoruz.Zaten böyle bir istekte bulunulsaydı,yapılan şey ibadet olmazdı;çünkü ibadet ,hiçbir maddi çıkar gözetmeden,sadece Allah rızası için yapılır.Ku?an okumakta böyledir ve sadece Allah rızası için okunur.Üstelik,ölüye hatim okunacaktır diye dini bir yükümlülük de yoktur.

Şimdiye kadar anlattıklarımız,hatim okutanla okuyanı maddi maddi açıdan ilgilendiren hususlardır.Bizce bu uygulamanın en önemli ve şimdiye kadar hiç temas edilmediğini zannettiğimiz tarafıda şudur:Bu bid?at,Müslümanları Kur?andan uzaklaştırmakta ve onların Kur2an ile irtibat kurmalarını engellemektedir..Şöyle ki:Bilindiği gibi,ülkemizde birisi vefat edince,ölünün yakınları,bir hocaya gidip,ölü için hatim okumasını isterler.Bunların bir kısmının Kur?anla fazla ilgileri yoktur.Kur?an okumasını da bilmezler.Ölüm sebebiyle dini duygular canlanmış ve gerek bu nedenle ,gerekse çevrenin etkisiyle,ölü için bir şeyler yapma gereği duyulmuştur.Sipariş hatim okunur,dualar edilir(çok defa bu dualarda,günahların sevaba çevrilmesi de istendiğinden,günahı çok olan karlı çıkar!).Ve sonuçta manevi bir tatmine ve sükunete kavuşulur.Ölünün yakınları,ona karşı görevini yapmanın(!)huzuruna ererler.(İşin garibi,okuyucuya ücret vermezlerse,kabul olunmayacağına inanırlar!).Bilmezler ki,orta da sevapta yoktur,ölünün ,hatim den haberi de olmamıştır.Sonra ,hiç birisinin de dinde yeri olmayan perşembesi(haftası),kırkı,elliikisi,yılı yapılır ve aynı merasimler tekrar edilir.Zamanla da acılar küllenir mesele unutulur ve herkes yoluna kaldığı yerden devam eder.Oysa böyle yapılmasaydı ve hatim siparişi vermek üzere gelen kimseye:??Ücret karşılığı Kur?an okutmanın hiçbir sevabı yoktur,ölü adına yapılacak hayırlar makbuldür;ücret karşılığı olmadan okunan hatimde makbuldür.??denilip,hatim siparişi kabul edilmeseydi,başvuran kişi,üç gerçeği anlamış olacak ve kendi kendine şunları söyleyecekti:1-??Vefat eden yakınıma iki satır Kur?an okumaktan acizim.Bu durum,bir Müslüman olarak benim için ne kadar acıdır.Öyleyse bir an önce Kitabımızı okumayı öğrenmeliyim??.2-??Benim de,vefat eden yakınımın durumuna düşmemem gerekir.Öldükten sonra ,geride kalanların eline bakmaktansa,şimdiden hazırlık yapmam lazımdır.??3-??Ücret karşılığı Kur?an okutulamadığına göre ,ben öldükten sonra,arkamdan hiçbir çıkar gözetmeden bana dua edecek,Kur?an okuyup hediye edecek evlatlar yakınlar bırakmam ve bunun tedbirini de hemen almam gerekir??. Evet,bunlar söylenecekti;binlerce,onbinlerce kişi bu bilince ulaşacak ve derhal Kur?an ile irtibat kurmaya girişeceklerdi.Görebildiğimiz kadarıyla,üç beş kuruşluk menfaat uğruna-daha çok okuyucular tarafından teşvik edilen-bu uygulama işte böyle bir sonuca yol açmakta ,insanlarımızın Kur?an?a yabancı kalmalarına sebep olmaktadır ki bu da veballerin en büyüğüdür:?? Ayetlerimi birkaç kuruşa satmayın.Benden korkun!?? (Bakara2/41).De ki:Dünya menfaati önemsizdir.Allah?tan korkanlar için ahiret daha hayırlıdır.Ve size zerre kadar haksızlık edilmeyecektir.??(Nisa 4/77).

Prof. Dr.Hayrettin KARAMAN İslam?ın ışığında günün meseleleri adlı eserinde Ücretle Kuran okumak ve okutma Hakkında şu görüşleri ileri sürer:

??Ücretle Kur'ân Okumak ve Okutmak: Ölüye faydası dokunan ibâdetlerimizden birinin de Kur'ân okumak olduğunu görmüştük. Namaz, oruç, hacc, zekât, sadaka, duâ, içtimâî hizmetler, hayırlar ve tesisler... ölü namına yapılacak en iyi hediyeler olduğu halde bunlar zamanla unutulmuş, bunların yerini hatim, devir ve mevlid almıştır. Evet bir kimse hiçbir maddî menfaat beklemeden ve almadan Kur'ân-ı Kerîm'i okur ve bunun sevabını ölüye bağışlarsa cumhûra göre yaptığı sünnete uygun ve faydalıdır. Fakat pazarlıklı veya pazarlıksız menfaat karşılığında başkalarına Kur'ân okutmanın aynı şekilde telâkkî edilmesine imkân yoktur. Çünkü dört mezhebin müctehidleri, âlimleri ve mûteber kitapları şu noktalarda ittifak etmişlerdir: 1. İbâdette ihlâs, yâni ibâdeti Allah rızası için yapmak şart olduğu için menfaat karşılığı yapılanlar ibâdet değildir. 2. Menfaat karşılığı okumak ve okutmak caiz değildir. Alan ve veren günâh işlemiş olur. Ruhuna Kur'ân okunsun ve zikir yapılsın diye terikeden bir miktar vasiyette bulunmak bâtıl ve günâhtır. 3. Aslında imamlık, müezzinlik, Kur'ân öğreticiliği gibi ibâdetlerin menfaat karşılğı ifâsı da caiz değilken bunlar zarûret sebebiyle tecviz edilmiştir; ölü üzerine Kur'ân okutmakta böyle bir zarûret yoktur. Her müslüman bildiğini okur ve duâ edebilir. Bu mevzûuda müstakil bir eser yazan mütebahhir Hanefî fakihi İbn Abidin elli kadar kitap mütâlâa etmiş ve yukarıdaki neticelere varmıştır. Şifâu'l-alîl ve bellü'l-ğalîl fî hukmi'l-vasıyyeti bi'l-hatemâti ve't-tehâlîl ismini taşıyan mezkûr eserden 133 (133. Müellifin diğer risâleleriyle beraber İstanbul'da 1325 tarihinde tabedilmiştir.) bazı kısımları terceme ve nakletmekte fayda görüyoruz: "Kur'ân-ı Kerîm'i okumak ibâdettir. Bir ibâdetin gerçekten ibâdet olabilmesi ve ondan sevap umulabilmesi için gösterişten uzak ve sırf Allah rızası için yapılmış olması (ihlâs) şarttır. Riyâyı: "İbâdeti yaparken Allah rızasından başka bir şey murâd etmek" şeklinde tarif etmişlerdir. Ücret karşılığı okuyanın sevabı onu okumaya sevkeden şeydir ki o da maldır. Rasûlullâh (sav): Ameller niyetlere göredir, herkesin eline niyet ettiği geçer... buyurmuştur... (s. 167). "Ücret karşılığı Kur'ân okumak bâtıl bir bid'attır..." (s. 168) "Rasûlullâh (sav) dünyayı lâşeye benzetmiştir. Allah'ın kelâmını lânetlik lâşe ile değişmek onun ümmetine yakışır mı? Kur'ân için bundan daha büyük bir küçümseme tasavvur edilebilir mi?.. Kur'ân'dan âyetleri, hastalığa şifa maksadıyla okuma karşılığında ücret almak- bu bir ibâdet olmadığı için- tecviz edilmiştir. Sevab için Kur'ân okumak bir ibâdettir. Bunun ücret karşılığı okunamayacağı kitab, sünnet, îcmâ ve kıyas delilleriyle sabittir. Kur'ân-ı Kerîm: "Âyetlerimi değersiz karşılıklarla satmayın."134 (134. Bakara: 2/41, Mâide: 5/44. Bazıları bunu 45 dirhemden aşağıya okunmaz, fazla olursa okunur diye anlamışlardır. Bu bir Bektâşî anlayışıdır ve bâtıldır.) Sünnet: "Kur'ân-ı Kerîm'i okuyun, fakat onunla kazanıp yemeyin."135 (135. Bu meâlde hadîsler için bkz., Aynî, age., c. V, s. 648.) İcmâ: Ümmet itifak etmiştir ki, sevap ancak niyet ile elde edilebilir. Niyet insanı, işi işlemeye sevkeden âmildir. Burada Allah rızası bahis mevzûu olmadığına göre sevabı da yoktur; olmayan şey satılamaz... Kıyâs: Kur'ân okumak namaz, oruç gibi bedeni bir ibâdettir, bunları para mukâbilinde yaptırmak caiz olmadığı gibi onu da yaptırmak caiz değildir." (s. 181-182) "Menfaat karşılığı okuyan menedilir, alan ve veren günahkârdır." (s. 180) Yazımızı şişireceği için nakillere devam edemiyor, ilgililere bu eseri okumalarını tavsiye ediyoruz.??136(136. Ayrıca bkz. Aynî, age., c. V, s. 647-649; Ali Salim el-Menûfi, İrşâdü'l-enâm fî hükmi-kırâeti'l-Kur'ân bi gayr-i ihkâm (telif: 1324). s. 62 vd.; S. Sâbık, Fıkhu's-sünne, c. I, s. 596; İbn Âbidin, Reddu'l-muhtâr, c. I, s. 451; Reşid Rızâ, el-Fetâvâ, s. 1687, 2305.) Bize göre, ücret karşılığında okutulan Kur?an?ın ne okuyana ne de okutana sevabı olmaz. Bu gerçeği, hiçbir fetva iptal edemez. Bu tip fetvalar, bazı fıkıh kitaplarında bulunmaktadır. Bu fıkıh kitaplarında Kur?an okuma karşılığında alınabilecek asgari ücret rakamları bile belirtilmiş ve bu ücreti vermeyenlere zor kullanılabileceği bile belirtilmiştir.

??Kur'ân-ı Kerim'i para karşılığı okuma meselesine gelince, o, daha fazla hassasiyet isteyen bir husustur. Zira Müslümanın, onu okuması ve mânâsını anlatması, muallimin vazifesi cümlesindendir. Bunu medar-ı maişet yapmak, Kur'ân'ın hikmet-i nüzulüne zıttır. Kelâmullah, insanlar, sırtından para kazansın diye indirilmemiştir. Kur'ân, hayat ona uydurulsun, ona göre tanzim edilsin, insanlar Allah'ın istediği düzen içine girsinler diye inmiştir. Cenâb-ı Hak, nerede, "Biz Kur'ân-ı Kerim'i indirdik." diye Kur'ân'ı anlatmışsa, hemen arkasından ona uymayı emretmiş, Kur'ân'ın hikmet-i nüzulüne dikkati çekmiştir. Bunların içinde de "Siz Kur'ân-ı Kerim'i okurken karşılığında bir şey alabilirsiniz." şeklinde bir hüküm yoktur.??

Kur'an öğretimi karşılığında para alınmaması, Peygamber'in tavsiyeleri arasında yer almaktadır. Kur'an'ın ücretle okunması uygun değildir. Hatta Hanefi mezhebi imamlarınca, yalnızca bu konuyu ele alan eserler yazılmıştır.

Kur`an-ı Kerim hiçbir ücret karşılığında okunmaz ve okunmamalıdır. Çünkü Kur`an`ın dünyevi bir karşılığı olmaz.Kur`an Allah kelamı olduğu için okunması ve dinlenmesi bir ibadettir. İbadetlerin ise hiçbir maddi bedeli olamaz.

24 Ocak 2010 18:46

wert_34

Allah razı olsun.

Toplam 1 mesaj