Oturum açOturum aç / Parola hatırlat Üye olÜye ol

  
Editörler : gubazİDAL*
26 Ocak 2010 03:01  


''Bütün Müslümanlar Kardeştir.'' Makale

metin_cap52(et)hotmail(nokta)com

26 Ocak 2010 Salı

BÜTÜN MÜSLÜMANLAR KARDEŞTİR.

İslam,en son din olması hasebiyle,insanlığın her asrına damgasını vuruyor.İnsanlık karanlıklara düştüğü yerde Kuranın ışığı ile yolunu buluyor.İslam'ın din kardeşliğine yüklediği anlam bizler için çok önemlidir.Temelde insanlar arasındaki tüm beşeri farklılıkları kaldıran İslam,tüm insanların Adem ve Havva'dan geldiğini belirtmektedir.Hangi milletten ve kavimden olursa olsun aynı dine mensup tüm Müslümanlar arasında din kardeşliğinin bulunduğunu belirtmektedir.İslam;İslâmî kimlik taşıyan, farklı etnik kökene sahip Türk, Kürt, Arap, Fars gibi unsurlar arasındaki din temelli, kopması güç bir bağ ortaya koymuştur.Dili,ırkı,milliyeti ne olursa olsun tüm Müslümanlar İslam Kardeşliği ile birbirine kopmaz bir bağ ile bağlıdır.Kuran'ı Kerimde Hucurat suresi 10. ayetinde Allah(c.c) ''Bütün müminler kardeştir. O halde, (her ne zaman araları açılırsa) iki kardeşinizin arasını düzeltin ve Allah'a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun ki O'nun rahmetine nail olasınız'' buyurmaktadır.

Hiç kimse, kendi isteğiyle şu anda mensubu olduğu milletin bir ferdi olarak dünyaya gelmedi.Yüce Yaratıcının takdiri bizleri Türk, Kürt, Arap, Acem, v.s. kıldı.İslam ırka dayalı üstünüğü redetmektedir. İmam-ı Malik Hazretleri'nin Muvatta'ından belirttiğine göre, Kays bin Mutata adında bir Arap, Medine'de sahabelerin oturduğu bir meclise gelmiş, Evs ile Hazreç kabilelerine mensup Arapların başka ırktan insanlarla tatlı tatlı sohbet ettiklerini görünce bir hayli kızmış, kızgınlığını nihayet şu sözleriyle oradakilere aksettirmişti: "Evs ile Hazreç, Resulullah'a hizmet eden Araplar. Ama şu Habeşli Bilal, şu Rum memleketinden gelme Suheyb, şu da Farslı Selman!.. Bunlar Arap değiller ki?.. Nasıl oluyor da Arap olmayan bu yabancılar Araplarla eşit şekilde oturup sohbete kabul edilebiliyorlar?.. Bu ayrılıkçı sözler üzerine Muaz bin Cebel hemen oturduğu yerden kalktığı gibi adamın yakasına yapışmış:Seni Resulallah'ın huzuruna götüreceğim, bu söylediklerinin doğruluğunu ona soracağım. Ondan sonra seninle hesaplaşırız... diyerek adamı alıp doğruca Efendimiz'in mescidine götürmüş ve: - Ya Resulullah, demiş, bu adam için ne buyurursunuz? Biz Araplar oturmuş Arap olmayan kardeşlerimizle tatlı tatlı sohbet ediyorduk, gelip aramıza ırkçılık fitnesi soktu. Arapların Arap olmayanlardan üstün olduğunu ileri sürdü, İranlı Selman'ı, Rum'dan gelen Suheyb'i, Habeşistan'dan gelen Bilal'i aşağı ırktan kabul ederek Araplarla sohbete layık olmadıklarını, aramazdan uzaklaştırmamız gerektiğini iddia etti?.. Bu olayı dinleyen Resulullah'ın yüzünde seyrek görülen öfkelenme işaretleri görüldü. Hemen kalkıp konuşma yaptığı minberine geçerek oradakilere şöyle hitap etti: - Ey insanlar! Sizin Rabb'iniz birdir. Babanız, ananız da birdir. Araplık ne ananızda vardır ne de babanızda. O sadece sonradan meydana gelen dil farkından ibarettir. Arap'ın Arap olmayanlardan üstünlüğü yoktur. Üstünlük, Allah'a iman ve itaattedir. Bunu herkes böyle bilmelidir! Gariptir ki, bu hutbeyi dinleyenlerin hemen hepsi de Arap'tılar. Hiçbiri, Arap'ın ötekilerden üstün olduğunu iddia etmedi. Fazla olarak Arap'ın üstün olduğunu ileri sürmek isteyen adamın yakasına sarılarak oraya getiren Muaz bin Cebel de Arap'tı ve halen eli Arap'ın üstülüğünü iddia eden adamın yakasındaydı. Ya Resulallah, dedi, öyle ise ne yapayım aramıza ırk ayrımcılığı sokmak isteyen bu fitne adama?.. Efendimiz, bu soruya, pek kullanmadığı ağır bir azarlama cümlesiyle cevap verdi. Ne dedi biliyor musunuz? - Da'hü ilennar!.. Bırak onu, Cehennem'e kadar yolu var!

Oysa ırk gerçekten ileri sürüldüğü gibi bağlayıcı bir unsur olsaydı esasen aynı Ademi'n çocukları olan insanlar arasında savaşlar yaşanmazdı.Kur'ân-ı Kerim insanlığın şube ve kabilelere ayrılmalarının sebebinin birbirlerini tanımaları gereği olduğunu zikreder. Hucurat suresinin 13. ayetinde Yüce Allah şöyle buyuruyor: "Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O'na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır.''İnsanların böyle ayrı ayrı milletlere ve kabilelere ayrılışı insanların isteği ile meydana gelmiş bir durum olmayıp, tamamen Yaratıcı'nın iradesi ve yaratması ile olmuştur.

Peygamberimiz Veda Hutbesinde: "Ey insanlar! "Rabbiniz birdir. Babanız da birdir. Hepiniz Adem'in çocuklarısınız, Adem ise topraktandır. Arabın Arap olmayana, Arap olmayanın da Arap üzerine üstünlüğü olmadığı gibi; kırmızı tenlinin siyah üzerine, siyahin da kırmızı tenli üzerinde bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takvada, Allah'tan korkmaktadır. Allah yanında en kıymetli olanınız O'ndan en çok korkanınızdır." Buyurmaktadır.

Esasen Türkler, Bulgarlar, Macarlar temelde ırkî köken olarak birleştikleri halde bugün arada açık ve kesin bir milli ayırım vardır. Müslüman olmayan Hun, Uygur veya Göktürk kökeninde birleşen Bulgar veya Macarlar, kendilerini Türk olarak tanımlamazlar. Bediüzzaman'ın ifadesiyle "Müslümanlıktan çıkan Türkler, Türklükten de çıkarlar."

Milliyetçiliği reddetmeyen, ama bunu birleştirici bir yaklaşım olarak görmeyen Bediüzzaman, milliyetçiliği;müsbet ve menfi fikr-i milliyet şeklinde bir ayırım ortaya koymuş;getirdiği müsbet milliyet yaklaşımı ile milliyetçiliğin bütün sakıncalarının yok edilebilmesi için din bağını temel almak, bu bağda odaklaşmak kaydı ve ırk bağı şiddetle reddedilmek şartıyla, dil ve vatan bağının destekleyici unsurlar olarak kullanılabilmesini önermektedir.Bediüzzaman müsbet milliyetçiliği "ehvenü'ş-şer" olarak gördüğü söylenebilir.

İslam kardeşliği temelde aynı anne ve babadan gelen kardeşlikten daha öte ve daha kapsamlı bir kardeşliktir.Köle-efendi, zengin-fakir, siyah-beyaz, kadın-erkek ayrımı yapmadan bütün müminler arsında dinlerinden dolayı meydana gelen bir kardeşliktir.

Bu kardeşlik, nesep, ırk, renk, dil ve coğrafya birliğinin ötesinde, aynı inanç ve idealler çerçevesinde bir araya gelip daha kapsamlı ve sağlam birlikteliklerin kurulmasını esas alır.İslam kardeşliğinin bu dünya hayatının ötesinde uhrevi bir boyutu vardır.

http://www.yazarport.com/read.aspx?yazino=9638&baslik=butun-muslumanlar-kardestir