Yandex.Metrica
Oturum açOturum aç / Parola hatırlat Üye olÜye ol

  
Editörler : cilginturk71sabah melikesi
06 Nisan 2006 18:05  


Dilimizdeki yabancı kökenli kelimeler

HER DİLDEN KELİME VAR

ALMANCA:balata

beher

beherglas

bitter

dekan

difenbahya

dikta

diril

dizel

doçent

dübel

element

tifdruk

tonmayster

vaks

vermut

vokal

volfram zeplin

ARAPÇA:aba

Abbas

Abdal

abdal

abdiâciz

abdülleziz

abes

abide

abidevi

abraş

abus

acaba

zürefa

zürra

zürriyet

züyuf

Zülcelal

Zülfikar

zümre

zümrüdi

zümrüt

ARNAVUTÇA:plaçka

bulgarca:çete

çuşka

gocuk

ıştır

leva

pastav

patika

soyka

ermenice:anzarot

astik

avanak

ayınga

aznif

dasnik

godoş

haç

haçvari

hoşur

keş

ket

farsça:ab

abadi

abanoz

abat

abdest

abdesthane

abıhayat

abıkevser

abuhava

aferin

afsun

agâh

ziyan

ziyankâr

zor

zoraki

zorba

zurna

zurnazen

zülfaris

zülfüyâr

zülüf

Zümrüdüanka

fince:Lapon

markka

FRANSIZCA:abajur

abaküs

abandone

aberasyon

abis

abiye

ablatif

abone

abonman

abrakadabra

absent

absorbe

abstraksiyon

abstraksiyonizm

abstre

absürt

abuli

adaptasyon

adapte

adaptör

adenit

adisyon

adrenalin

adres aerodinamik

afazi

aferist

afiş

afişe

afoni

aforizm

aforizma

aft

aglütinasyon

aglütinin

agnosi

BUNUN GİBİ 5029 KELİME

İBRANİCE:boliçe

haham

hahamhane

havra

İsa

kabala

Karaim

kibutz

şekel

İSPANYOLCA:alpaka

amigo

avokado

boğası

brezil

cunta

çaçaça

dang

Esperanto

fisto

Flamenko

guano

BUNUN GİBİ 20 DİLDEN GEÇEN KELİMELER VAR DİLİMİZDE BUNLARIN ÇOĞUNUN KARŞILIĞI VA4R AMA BİZ YİNEDE YABANCI KELİMELRİ KULLANMAKTA İDDA EDİYORUZ

06 Nisan 2006 18:10

alp.er

BİLMEM Kİ NE DESEM BARBAR TÜRKÜN KARŞILI OLMADIĞI GİBİ ONUNDA KARŞILIĞI YOK

06 Nisan 2006 19:18

ali karadayı

Türkçe Sözlükte % 20 oranında yabancı kaynaklı kelime var. Başta Arapça, sonra Fransızca ve Farsça kelimeler.. Uzun zamandan beri kullanılan kelimeleri atmayı düşünmenin bir manası yok. Ahlak gibi... Türkçeleşmiş kelimeler aynen kalmalı. İşin bir de deyim yönü var. Deyimlere girmişse yerleşmiş demektir.

06 Nisan 2006 19:25

günebakan

Ali bey haklısınız bence, uzun zamadır kullanılanlar neyse de şimdilerde yerleştirilmeye çalışanlara karşı bari biraz duyarlı olsa insanlar da kullanmasalar bu sözcükleri. birçok örnek verilebilir.

"yer" demiyor da insanlar şimdi "lokasyon" diyor mesela; "değerlendirme yaptık" demiyorlar da "evalüe ettik" diyorlar.

aklımıza geldikçe bence bu kelimeleri ve de Türkçe karşılıklarını paylaşalım.. biraz duyarlılık lütfen!!!

07 Nisan 2006 14:27

alp.er

1000 YOLDAN BERİ DİLİMİZDE VAR OLAN KELİMELERİ DÜŞMANCA ATMANIN BİR MANTIĞI YOK TABİ AMA KARŞILIĞI OLDUĞU HALDE YABANCI KÖKENLİ KELİMELERİ İSTEYEREK KULLANMANIN ANLAMI YOK BENCE DİLİMİZ GÜZEL BENCE AMA LATİNCE FRANSIZCA İNG KELİMELERİN ÇOK FAZLA OLMASI VE GÜNLÜK HAYATTA KULLANMAMIZ ÇOK ZARARLI BENCE ÇÜNKÜ BEN BAZEN BİR KELİMENİN TÜRKÇE KARŞILIĞINI BULAMIYORUM

07 Nisan 2006 17:57

balikciosman

Dilimizdeki yabanci kokenli kelimeler bence zenginliktir. Sevan Nisanyan Turkcenin dunyanin en melez dili oldugunu soyluyor ve su basit ornegi veriyor: Şampiyon Fenerbahçe (Fransızca, Yunanca, Farsça).

Ha gosterise meyilli kimileri, Ingilizceden Fransizcadan dogrudan nakil yapiyorlar ara sira. Cogu zaman da hos durmuyor, kulak tirmaliyor ve sokaga yayilamadigi icin etkili de olamiyor (Tabi burada ingilizce egitimin mecbur biraktigi kullanimlar da var). Batililasma seruvenimizin baslangicindan beri vardir boyle tutum takinanlar. Tanzimat romancilari da elestirdikleri bati ozentisi tipleri Fransizca konusturarak iyice sevimsizlestirirlerdi oku nezdinde.

Neyse, dilimizdeki yerlesik kelimeleri sorun etmiyor, abartili kullanimlarini ise gulumseyerek karsiliyorum.

10 Nisan 2006 17:14

edebiyatçı

dilimize girenyabancı kelimeler benimsenip kullanılıyorsa hatta atasözlerine deyimlere girdiyse sorun yok. kullanmaya devam etmeliyiz.

Ben öğrenci iken O. Şaik Gökyay'ın konferansıma gitmiştim.Bu konulara değinen bir konferanstı.Hayat kelimesi yabancı atalım. Siz sevdiğiniz birine'hayatım'dersiniz .Onun yerine 'yaşamım'diyebilir misiniz?Karşı tarafın tepkisini düşünün artık demişti.

Kelimeler doğar ,büyür ve ölür. Kullanılmaması ölmesidir.

10 Nisan 2006 18:28

elbette_657_ye_tabi
Kapalı

Şimdi otomobil türkçeleştiren ler "özittirimli götürgeç" demişler, adam icat etmişse adını koyar sen icat et sen adını koy. Ayran a dünyada her yerde ayran deniyor. dilleri yozlaşıyormu.

Biraz beyin cimnastiği yapalım; mesela

"balata" yerine "sıktırımlı durdurgaç"

dübel=kaktırımlı tutturgaç

abaküs=daneli saydırgaç

abrakadabra=hokus pokus

cunta = vatan sever(12 Eylül çevirisi)

havra = tapıngaç

afiş = yapıştırımlı-resimli duyurgaç

abandone = feleğini şaşırım (felek kelimesi türkçe değilde şaşırmayı bilmiyorum)

tonmayster = zıbıdı

gocuk = sırtta taşınır sığıngaç

Nyse en bu işi beceremeycem, bırakalım toplum mühendisleri uğraşsın....

10 Nisan 2006 23:48

özgur

arkadaşlar rusçanı unutmayın:fasulya,balkon,şapka,mobilya,kredi,

ingilisçe:domates,

potates

helikopter. ve bir çok sözler.....

11 Nisan 2006 11:01

balikciosman

Ataturk'un 1930'larda 'Gunes Dil Teorisi'nin pesinden giderek asiri ozturkce merakina dustugunu de hatirlatalim. Ataturk'un o donemde oyle konusmalari vardir ki anlamak mumkun degildir. CHP yerine 'Kamul Buyrul Tüz Bölemi' dedigini animsamak sanirim yeterli olacaktir. Sonralari Nurullah Atac ve simdilerde Tahsin Yucel benzer bir caba icine girmislerdir. Toplum da bir organizma en nihayetinde, bazi seyleri aliyor, bazilarini bunye kabul etmiyor. Otobus yerine 'oturgacli goturgec' kullanilmiyor haliyle.

11 Nisan 2006 14:42

gökayşin

Dilimizdeki Osmanlıca, farsça ve arapça kelimeler yıllardır kullanılan ve dilimize zenginlik katan, ifadeyi kolaylaştıran, manidar kılan kelimelerdir ve bence kullanılmalıdır, çünkü konuşmaya ve ifadeye ahenk kazandırıyor. Latince kelimeler de olduğu gibi- kendilerine özgü telaffuzlarıyla- kullanıldığı takdirde kulak tırmalar ve Türkçemize zarar verir ama bu tür kelimelerin de Türkçenin ses uyumuna ve ahengine uygun kullanılması halinde dile zarar vereceğini düşünmüyorum. Örnek: imitation kelimesi imiteyşın şeklinde kullanılırsa dilimizi yozlaştırmış olur ama dilimizin ses uyumuna göre- imitasyon şeklinde kullanılmasının da bir zararı yok bence. Fakat tabii ki taklit kelimesini kullanmak tercih edilen bir durumdur ama illa da yabancı kelimeyle süslenmek isteniyorsa ses uyumuna dikkat edilmelidir....

11 Nisan 2006 15:09

Bacon
Kapalı

"Hafta" Farsça "heft"ten geliyor. Heft, 7 demek...

"Sebze, yine Farsça "sebz"den geliyor, sebz yeşil demek...

Çamaşır, Fatsça came-suy'dan geliyor. Kelime Türkçeleştirilmiş...

Varoş kelimesi Macarca'dan gelmiş... Yakup Kadri de bile bu kelime var. Belki orada görev yapan bir diplomat kullandı ilk önce.

Norveççeden gelen tek kelime fiyord. Orada fiyord olduğu için gelmiş olmalı.

Çaydanlık çok ilginç... çay, Çince. -dan eki Farsça. Şam-dan da aynı ek var. -lık eki de Türkçe. Kelime bu haliyle çaylıklık oluyor. Ama çaydanlık güzel bir kelime...

Velhasıl Türkçe güzel bir dil..

12 Nisan 2006 00:10

Marie
Kapalı

alp.er uzun uzun yazmanıza gerek yok,kısaca h,f,ş,c,m,t,l,g,r...harfleriyle başlayan sözcükler dilimize arapça farsça gibi başka dillerden girmiştir,örnek;mektep arapça okul türkçedir,bu konuda size yardımcı olacak en güzel öztürkçe sözlük Mahir Ünlü nün sözlügüdür...

12 Nisan 2006 09:09

elbette_657_ye_tabi
Kapalı

Okul un, school dan, school und a echol dan geldiğini biliyorum, yanlış biliyor olabilirim.

Talebe, talep edendir, ilim peşinde koşandır. Öğrenci, öğrenici den mülhem, sanki öğrenmek için memur edilmiş anlamı çıkıyor. (Cemil MERİÇ ten çalıntı olabilir, çalıntı kaydı varmı bakmadım)

Milli Eğitim de görevli hoca lara neden "Öğretmen" denir, Eğitim-Öğretim yılı başlarda, öğretimi Öğretmen yaparsa Eğitimi kim yapar.

12 Nisan 2006 13:58

alp.er

OKUL TÜRKÇE DEĞİL EVET EKOLDEN GELİYOR OKUMAKTAN DEĞİL DİLİMİZDE MĞLCFRVJPŞHNZMŞ HARFLERİYLE BAŞLIYAN KELİMELR TÜRKÇE DĞİL

12 Nisan 2006 15:03

Bacon
Kapalı

Evet, okul ecol'den bozma bir kelime... Bugün Türkçde hem ekolü, hem okulu kullanıyoruz.. Mektep de bizim.. Üstelik mektep Arapçada "okul sırası" anlamında", yazılan yer demek. Biz manasını değiştrmişiz.

11 Mayıs 2006 16:22

Ayhan Sevimli
Kapalı

Hasan DEMİR

hasandemir@yenicaggazetesi.com.tr

...........................................................

Türk'ün dilini kesenler

Almanlaşmış Cem efendinin Almanya'daki Türk çocukları arasında Türkçe konuşmanın yasaklamak istemesini savunması üzerine yazdıklarımızı okuyan bir dost, Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök'ün de, büyük şirket toplantılarında İngilizce konuşulmasını önerdiğini hatırlattı.

Olup bitenlere baktıkça insan, ister istemez, "Neredeeen nereye?" diye hayıflanmak ihtiyacı duyuyor.

Yıl 1931.

Atatürk diyor ki:

"- Öyle istiyorum ki, Türk dili bilim yöntemleriyle kurallarını ortaya koysun ve her dalda yazı yazanlar bütün terimleriyle çoğunluğun anlayabileceği güzel, âhenkli dilimizi kullansınlar."

Atatürk'ün bu özlemi dile getirmesinden iki yıl sonra, İstanbul'da, bir "Vagon-Li" hadisesi yaşanır.

Bu hadisenin ne olduğunu kısa bir süre önce Hakk'ın rahmetine kavuşan, "Yalan Söyleyen Tarih Utansın" müellifi Mustafa Müftüoğlu'ndan nakledelim:

Bilindiği gibi, "Vagon-Li", Yataklı Vagonlar Şirketi'dir. Beynelmilel bir şirket? Dünyanın birçok yerlerinde olduğu gibi, Türkiye'de de şubesi bulunan bir müessese!..

İşte, bu şirketin İstanbul'da Beyoğlu Acentasında vukubulan bir olay, Vagon-Li şahlanışına sebep olmuştur!.. Şöyle ki: 21 Şubat 1933 Salı günü, Vagon-Li'nin Beyoğlu Acentasına müracaat eden bir tüccar, o günkü Ankara treni için bir bilet ister. Tüccara muhatap olan Naci Bey adındaki şirket memuru, o günkü trende boş ye olmadığını söyler, bu sırada Şirketin Galata Acentasına da telefon edilerek bilet olup olmadığı sorulur ve elbette ki bütün bu konuşmalar Türkçe cereyan eder.

Naci Bey adlı memur, bu şekilde bir müşteriye bilet temini için uğraşırken; Acentanın müdürü, birden yerinden fırlar ve orada bulunan memurlara Naci Bey'i göstererek sorar:

'- Bu adam böyle nece anırıp duruyor? Türkçe mi?' Ve sonra memura dönerek bağırır: 'Burada resmî dilin Fransızca olduğunu bilmiyor musunuz? Size sopa ile mi hareket etmeli?"

Müdürün bu küstahça hareketine karşı, Naci Bey:

'- Ben Türk'üm. Benim memleketimde resmî dil Türkçe'dir. Hattâ siz bile Türkçe öğrenmelisiniz!" diye cevap verir. Müdür bu cevap üzerine büsbütün küstahlaşır ve memura 10 lira (1933'de çok yara) nakdî ceza verir. Ve Naci Bey bu kere:

'- Ne diye ceza veriliyor?... Kendi memleketimde kendi dilimi konuşmam suç mudur?' derken, Müdür, kükrer:

'- Sizi on beş gün için kovuyorum!' deyiverir? Ve böylece, Türkiye'de Türkçe konuştuğu için hakarete maruz kalan memur, acenteyi terk eder!.. Bilâhare, diğer vazifeliler, müdüre, yaptığı hareketin doğru olmadığını, arkadaşlarının Türkçe konuşmakta haklı olduğunu, verilen cezanın kaldırılmasını söylerlerse de, küstah müdürün cevabı şu olur:

'- Ya o gider yahut ben!'

Bu müessif olay matbuata akseder ve ertesi günkü gazeteler olayı bütün teferruatıyla yazar? O yıllarda Üniversite gençliği bütünüyle milli şuura sahiptir. Milli şuur sahibi bu gençler, meşhur Razgard hâdisesine karşı ayaklanmış, Çanakkale Şehitliği için ilk teşebbüs bu gençlerden gelmiştir. Milli Türk Talebe Birliği'nde toplanan bu gençlerin başında Demokrat Parti iktidarı yıllarında Maarif Vekilliği yapan ve o yıllarda Mühendis Mektebi talebesi olan Tevfik İleri gibi kimseler vardır.

Vagon-Li Acentasında vukuu bulan Türkçe'ye tecavüz hâdisesi üzerine işte bu gençler hemen harekete geçmiş ve toplanan muazzam gençlik kütlesi Beyoğlu'na çıkarak sonrada adı 'Konak' olan Tokatlıyan Oteli'ndeki Vagon-Li Acentası önüne gelmişlerdir. O gün İstiklâl Caddesi tamamen Üniversite gençliği ile dolmuş ve Beyoğlu'nda hayat felce uğramıştır!

Acente önünde konuşan gençlerden biri, 'Dilimize saygı gösterilmesini bilmeyenleri affetmeyecek ve onları saygılı hale getirmesini bileceğiz." Demiş, bir ara gençlerden bir kısmı acenteyi tamamen tahrip etmiş, bilahare Vagon-Li'nin Galata Acentesi önüne gidilmiş ve tahripten orası da nasibini almıştır.

Yüksek Tahsil Gençliği'nin Türkçe'nin muhafazası bahsinde gösterdiği bu hassasiyet, o günlerde yurt çapında alâka uyandırmış ve bu hâdiseden hemen sonra İstanbul'daki gayritürkler, vapur, tramvay v.s. gibi nakil vasıtalarıyla umumî yerlerde hep Türkçe konuşmak mecburiyetinde kalmışlardır.

Vagon-Li Hadisesi'nin ertesi günü yirmiye yakın genç yakalanmışsa da, bilahare serbest bırakılmışlardır."

Çünkü o devir Atatürk devridir?

Ya şimdi!!..

Yine geçtiğimiz günlerden bir örnek verelim.

Trajik ve ibret dolu bir örnek:

Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Namık Tan, TED Ankara Koleji Vakfı Okulları'nın gelenek haline getirdiği sohbet toplantılarından birinde yaptığı konuşmada sık sık İngilizce kavram ve kelimeler kullanıyor.

Tan'ın bu haline bir öğrenci 1933'te Vagon-Li hadisesini içine sindiremeyen Türk gençleri gibi bir genç içerliyor ve itiraz ediyer :

"- Türkçe'nin bu kadar kirlendiği bir dönemde? Türkçe'yi kullanırken daha özenli olmamız gerekmez mi? "

Bu seviyeli ve ders yüklü soruya milletimizi dış âleme karşı savunmak durumunda olan Türk Dışişleri sözcüsünün verdiği cevaba bakınız:

" -Türkçe hususunda çok tutucu olmamak gerekir. Türkçe çok zengin bir dil değil. Kullandığımız kelimeler arasında Arapça? Farsça kelimeler de bulunuyor. Kendimizi küçük alanlara sıkıştırmamalıyız. Başka lisanlardan intikal eden kelimeleri de kullanmak gerekir."

Bir başka öğrenci dayanamayıp sorar:

" - Bir Türk olarak başka dillerin etkisinde kalarak kendimizi nasıl ifade edebiliriz?"

Dışişleri sözcüsü Namık Tan öğrencinin bu haklı, ilmî ve bu millî hassasiyet sinmiş sorusuna ise şu cevabı verir:

" - Önemli olan kendimizi nasıl ifade ettiğimiz değil? ne söylediğimizdir."

İşte bizim "Neredeeen nereye!" diye içimizi sızlatan, Türkçe'nin ve tabii Türk'ün, Türkiye'nin hali-pür melâli..

14 Mayıs 2006 01:03

turta
Yasaklı

benim fıttırdığım şu kelime, :) fıttırmak değil tabi , şu badi, pazarda bağırıyor ya satıcılar badiler var diye.Bizim zamanımızda badi madi yoktu. Ne badisi ya

14 Mayıs 2006 11:53

da_vinci_
Kapalı

merhaba arkadaslar sizlerden bir ricam hepnizin evinde kitaplar vardır okudugunuz ve artık kullanmadıgınız bu tür kitaplarınız evde duracagına cocuklar okusun

denizlinin beyağç diye bir ilçesi var bu ilçenin de bir kütüphanesi var ama yeterli kitap yok ...hepnizin bu konuda duyarlı olacagını biliyorum eger yardımcı olursanız sevinirim kitaplarınızı gondeirseniz cocuklar cok mutlu olucaklardır

adres: denizli/beyağaç ilçe halk kütüphanesi

14 Mayıs 2006 20:49

aakben

Boşa kimse türkçe gittikçe yabncılaşıyo vs.diye kendini yormasın çünkü türkçeyi iyi inceleyin şu son yıllarda dilimize yerleşen kelimeleri kastetmiyorum ta baştan beri olanları kastediyorum türkçenin çoğu ya ingilizce kökernli ya fransızca öyle olmaynalrı da arapça farsça

14 Mayıs 2006 20:57

aakben

mesela ceket,

skor

futbol,basketbol,tenis,corner,paket,

bisiklet,

cafe

vs vs bir sürü şimdi bir anda aklıma gelmiyo

Toplam 23 mesaj
ANKET
Sizce mülakatla, daha liyakatli okul müdürleri mi atanıyor?