Yandex.Metrica
Oturum açOturum aç / Parola hatırlat Üye olÜye ol

  
Editörler : **sude**z a t.
24 Şubat 2010 19:13  


Editör
Kayaköy Sanat Kampı Fethiye

Fethiye ve ölüdeniz arasında bir Rum köyü olan Karaköy, mimari yapısı, dar sokakları, kiliseleri ve doğasıyla oldukça etkiliyeci bir atmosfere sahip. Kayaköy yakınlarında dünyanın önemli kent kalıntıları ve ören yerleri bulunuyor.

(kayasanat.com sitesinden yararlanıldı.)

24 Şubat 2010 19:14

iren17
Editor

Mevsimlerden Kış ama Ben Yaz Havasındayım: Kayaköy Sanat Kampını Keşfedin!!

Nerden çıktı bu tatil yazısı demeyin. İnsanın canı en çok bu havalarda istiyor sıcak kumu, mavi denizi..

Gencim, çılgınım, çocuğum yok ve mobilim diyorsanız buyrun size alternatif bir tatil mekanı:Kayaköy Sanat Kampı.

24 Şubat 2010 19:14

iren17
Editor

Eski adı Karmylassos olan Kayaköy; Osmanlı'nın son dönemlerinde 3000 nüfuslu bir Rum kasabasıyken 1923 Türk-Yunan nüfus mubadelesi döneminde memletimizdeki Rumların evlerini terk etmek zorunda bırakıldıkları acı dolu yerlerden biri olmuş. 1957'de depremden sağ çıkmayı başarmış bu öksüz Rum evleri, şu anda eski sahiplerini bekler gibi, hüzünlü bir biçimde zamana meydan okuyorlar.

24 Şubat 2010 19:17

iren17
Editor

Bir bahçenin içinde taş evler , ağaçların tepesine kurulmuş açık hava odaları(kelime dağarcığım bunun nasıl bir şey olduğunu tasvir etmeye inanın yetmedi), çardaklar ve hamaklar hayal edin. Yemeklerde yediğiniz sebzelerin yetiştirildiği tarlaya bakan bir açıkhava restoranını da bu bahçenin içine yerleştirin. Dışarıda yaz sıcağından pestili çıkanlara inat, buradaki esintiyle ferah ferah yemek yiyip üzerine kahvenizi içtiğinizi de düşlemelisiniz bence.

Kayaköy Sanat Kampı bu yılda harika Şehir hayatından bıkanların arda arda her yıl geldikleri Kayaköy Sanat Kampı?nda çadır ve ahşap çardaklarda konaklayan gençler fotoğraf, seramik, yoga, ritim, kilim dokuma, rölyef, öğrenip çevreyi de gezerek oldukça hoş bir hafta geçiriyorlar. Fethiye ile Ölüdeniz arasında terkedilmiş bir Rum Köyü olan Kayaköy?deki Sanat Kampı 2006 yılına da iddialı girdi. Çimlendirilmiş geniş bir alan içindeki kampta restore edilmiş taş pansiyon odaları ve bir evde bulunurken; birlikte atölye çalışmaları yapılan ortak yaşam alanları da düzenlendi. Kayaköy Sanat Kampı?ndaki fotoğraf, seramik, yoga, ritim, kilim dokuma, rölyef, mozaik, drama, meditasyon, salsa gibi çalışmalar süreç içinde atölyelerden çevredeki doğal ve tarihi dokuya da taşınıyor. Her gün öğle saatlerine kadar süren sanat atölyelerindeki çalışmalar günün ikinci yarısında çevredeki doğal ve tarihi alanlara yürüyüşlerle devam ediyor. Her yürüyüşün sonunda bir deniz keyfi yaşanırken; kamp çevresinde okuyup-yazmak aylalık yapmak, düşünüp hayal kurmak içinde oldukça uygun köşeler bulunuyor. Yamaç Paraşütü, binicilik, su sporları, serbest zamanlarda yapılan aktiviteler olarak tercih edilirken; hergün ayrı bir koyda yüzülebiliyor. Ağaçlarla çevrili bu koylar aynı zamanda mavi yolculuğun önemli durakları Ölüdeniz, Kelebekler Vadisi, Gemiler Koyu, ST. Nicholas Adası, Afkule Manastırı, Soğuksu, Darboğaz, Beştaşlar, Deve Plajı, Akvaryum Koyu, Mavi Mağara ve Kabak Koyu mutlaka gezilip buralarda masmavi denizde yüzülüyor. Yeşillikler içindeki kamp alanında kendi çadırlarında da kalabilen tatilciler uyku tulumları ile yıldızları en iyi şekilde izlerlerken; Kayaköy?ün büyülü atmosferinde muhteşem bir tatille, şehrin gürültüsünden uzaklaşıp, zinde bir vücutla evlerine dönebiliyorlar.

Temmuz dönemi 18 tatilciyle başlayan Kayaköy Sanat Kampı?nda Rölyef öğreticisi Orhan Çebi, Ritim Tuncay Öztekin, Fotoğraf öğreticileri Nurcan Volkan ve Mutlu Ekiz çoğunluğu İstanbul ve İzmir?den gelen bu tatilcilerle atölye ağırlıklı çalışmaları eğlenceli şekilde sürdürüyorlar. Kamp alanındaki organik sebze ve meyvelerden koparıp pişirdikleri yemeklerle doğal beslendiklerini söyleyen Sine Özbilge, kardeşi İmge Özbilge; ?Doğa bütün stresi alıyor. İstanbul?dan şehir yaşantısından uzakta bir tatil yapmak için Kayaköy Sanat Kampı?na katıldık. Burada yeni dostluklar da ediniyoruz. Rölyef çalışmasında resmi taşın üzerine işliyoruz. Burada bulunmaktan mutluyuz? derlerken, İç Mimar Ege Kın, ilk kez katıldığı bu kampta alternatif bir tatilin tadını çıkardığını, sağlıklı beslendiklerini söyledi. İstanbul?dan katılan Biyoloji Öğretmeni Ayşe Gündüz ise bu benim üçüncü gelişim. Bu kampta doğayla baş başa kalıp kendimi buluyorum. Tarih merakımda olduğundan Kayaköy benim huzur bulduğum, tatil mekanı? dedi. İstanbul?da bir şirkette çalışan İstem Aycan ile İzmir?den İngilizce Öğretmeni Pınar Yektay ise; ?Şehir hayatından bıktık. Bu kampa adeta kaçarak geldik. Burada çardakta yatıyoruz. Doğal hayatla iç içeyiz. Biber, patlıcan, kabak toplayıp, yemek pişiriyoruz. Sanatsal etkinliklerde ruhumuzu dinlendiriyor. Çevre gezilerinde adeta cennetten bir köşe olan eşsiz güzellikteki koylardaki plajlarda da güneşlenip yüzüyoruz? dediler.

Kayaköy Sanat Kampı sahibi Mutlu Ekiz, ?Birer haftalık kamplarımızın bu yılda ilgi göreceği kanısındayım. Atölye çalışmalarına kilim dokuma ve yogayı da ekledik. Alternatif bir tatil isteyenler için her türlü imkanı hazırladık. Pansiyon konaklama öğrenci her şey dahil 390 YTL, çadır ve ahşap çardaklarda konaklama 345 YTL, kendi çadırlarında konaklamak isteyenlere 315 YTL (öğrenci 280 YTL)?dir? dedi.

24 Şubat 2010 19:28

iren17
Editor

kamp yerinin bahçesi

24 Şubat 2010 19:32

iren17
Editor

SANAT DOLU BİR TATİL

*

Eflatun Kamp

Kaş'ın Çukurbağ Köyü'nde bulunan Eflatun Kamp, atölye çalışmaları ve etkinlikleriyle kamplar içerisinde en popüler olanlarından. Burada ister atölye çalışmalarına katılabilir,ister kültür turları ve tekne gezileri ile Akdeniz'in büyülü mavisine kulaç atabilirsiniz. Üstelik kampta kalanların atölye çalışmalarına katılma zorunluluğu da yok.

Yoga,meditasyon, Qui Gong, krital terapi ve reiki kampın en önemli çalışmaları arasında. Eğer kitap kurduysanız,dünya edebiyatının en seçkin örneklerinden antropoloji ve arkeoloji kitaplarına kadar farklı eserlerin bulunduğu eşsiz bir kütüphane de Eflatun Kamp'ta sizi bekliyor. İçindeki sanatçı ruhu ortaya çıkarmak isteyenler de resim, mozaik,el sanatları, fotoğraf gibi sanatın farklı katmanlarında kendilerini keşfetme fırsatı bulabilecekler.

Dileyenler farklı disiplinlerdeki yerli ve yabancı sanatçıların, farklı dönemlerdeki workshop'larına da katılabilirler. KampTemmuz ayında birçok sergiye ev sahipliği yapacak.3-31 Temmuz tarihlerinde Hemler Gross/Petra Bonomi çalışmaları Eflatun Kamp'ta sergilenecek. Fiyatlar ise bütçenizi zorlamayacak şekilde belirlenmiş. Temel sanat eğitimi, atölye çalışmaları, antik Likya yürüyüşleri,transferler, tekne turu dâhil haftalık 620 YTL. ile dolu dizgin bir tatil yapma fırsatı bulabileceksiniz.

Tel: (0242) 839 54 49

24 Şubat 2010 19:32

iren17
Editor

YEPYENİ BİR PENCERE

Adatepe Taş Mektep

İstanbul'a sadece birkaç saat uzaklıkta hem kişisel gelişiminizi ilerletip, hem de huzur içerisinde tatil yapmak istiyorsanız Taş Mektep Seminerleri'ni kaçırmamalısınız.Çanakkale'nin Küçükkuyu beldesine bağlı Adapte Köyü'nde1999 yılından bu yana sanat tarihi, felsefe, heykel, müzikve fotoğraf konularında seminerler düzenleyen Taş Mektep'in yaz programı oldukça yoğun.

Eylül ayına kadarsürecek olan atölye çalışmaları kişisel keşfinizde oldukçaönemli rol yonuyor. 10-13 Temmuz'da 20 Yapıtta 20.Yüzyılı Okumak konulu seminer Kamil Fırat ve Zerrin İren Boynudelik tarafından düzenleniyor ve dersin ücreti 150 YTL. 14-20 Temmuz tarihleri arasındaki Heykel Atölyesi her seviyeden sanatçılar için.

Çalışmada ahşap malzemeile zeytin kütüklerine form verecek, yaratıcılığınızı ortaya çıkarabileceksiniz. Bu atölye çalışmasının da ders ücreti 250 YTL. Temmuz ayının son atölye çalışması Abdullah Hekimhan tarafından verilen Dijital Fotoğraf ÇekimTeknikleri Atölyesi. Bu atölye ile dijital fotoğraf makinenizin sınırlarını zorlayacaksınız. Bu atölye çalışmasının dersücreti 150 YTL. olarak belirlenmiş. Taş Mektep'de derslerbu kadarla sınırlı değil ve tüm yaz boyunca devam ediyor.

Derslerden arta kalan zamanlarda, öğleden sonralarını deniz kıyısında ya da doğa harikası yürüyüş parkurlarında temiz hava eşliiğinde değerlendirebilirsiniz. Organizasyon ekibi konaklamayı üstlenmiyor ama yardımcı oluyor.Üstelik şirin Adatepe Köyü'nde temiz ve bir o kadar darahat pansiyonlar bulunuyor.

Tel: (0212) 227 64 67/ (0286) 752 59 99

24 Şubat 2010 19:33

iren17
Editor

HOBİ VE EĞİTİM BİR ARADA

Ecoclub Inlycia

Ailenizle, arkadaşlarınızla ya da tek başınıza doğa, tarih ve kültürle birlikte,sakin, sağlıklı, bol seçenekli, huzur dolu bir tatil geçirmeye ne dersiniz?Cevabınız "Evet" ise Ecoclub Inlycia tam size göre bir yer.

Kampın yaz programıda oldukça yoğun ve eğitim dolu. 29 Haziran-5 Temmuz tarihleri arasındaki Pin-hole (İğne deliği) Fotoğraf Atölyesi, dijital makineleri kıskandıran fotoğraflar çekmeyi hedefliyor. Eğitmen Oğuz Meriç yönetimindeki atölyede çok basit temel malzeme ile pozlama, karanlık oda ve çekim tekniklerini öğrenebilirsiniz.

27 Temmuz-2 Ağustos tarihleri arasındaki yoga kampı ise tatilde yoga ile tanışmanızı, beden ve zihninizi dinlendirmenizi sağlıyor. Temmuz ayının son çalışması ise 20-26 Temmuz arasındaki mozaik atölyesi.

Canlı renklerdeseramikler, cam mozaikleri, küçük renkli çakıl taşları, doğal malzemeler,mozaik sanatıyla birleşiyor ve yaşam alanlarınızı süslüyor. Fiyatlar ise, oldukçaseçenekli. Eğer bungalovda kalacaksanız haftalık 665 YTL., çadırda 575 YTL. vesadece atölye çalışmalarına katılacaksanız da 250 YTL. ödemeniz gerekiyor.

Tel: (0252) 645 13 94

03 Mart 2010 04:18

mor.salkimli.ev.
Kapalı

irencim, Karmylassos'a geçen Eylülde yolum düştü. Yağmur malesef uzunca ve detaylı bir gezmeyi engelledi ama yine de oranın büyülü havasını alma şansına sahip oldum. Hikayesini dinlediğimde içimde bir acı hissettim. mübadele yılları.. gidenler.. gelenler.. geri geleceğini sanıp sadece çarıklarıyla yollara düşenler.. ve ardında bıraktıkları ganimetleri yağmalamak için böylesine büyük ve muhteşem bir köyü köstebek yuvasına çevirenler.. çok acı.. en çok da canımı acıtan, bir evin avlusuna açılan bahçe kapısının fotoğrafını çekmemden sonra aklıma gelenler oldu. Acaba kim oturuyordu o evde? kaç kişiydiler? çocukları küçük müydü? o kapıyı kapatıp kilitlediler; geri döneceklerini sanıp. ama geri gelemediler.. ve o kapı bir daha hiç açılmadı.. öylesine ıssız ve yalnızdı.. bunlar aklımdan geçince birşeyler cız etti içimde.. fırsat bulunca çektiğim fotolardan bir kaçını yükleyeyim de yayınlayıver canım editim.. çok öpüyorum ve bu başlık için ayrıca teşekkür ediyorum sana..

03 Mart 2010 08:47

iren17
Editor

sevgili morsalkımlı evim canım benim. en kısa zamanda bekliyoruz resimlerini paylaşımların bizi çok mutlu etti inanılmaz sevindim hatta heyecanlandım lütfen resimleri çabucak yükle okuyucularımız, turizm ve gezi tutkunları için iyi bir paylaşım olacağı kanaatindeyim. Bu arada mübadele döneminde her iki tarafta acı çekmiş bizimde balkanlarda kalmış canımız malımız, yongamız istenmeyen şeyler bunlar. allah kimseyi malından,, canından, vatanından sevdiklerinden etmesin

03 Nisan 2010 20:43

iren17
Editor

Kayaköy

Kayaköy, Fethiye?nin en güzel ve en önemli yerleşim alanlarından biri. Fethiye- Ölüdeniz yolunda, Hisarönü kavşağından, Kayaköy tabelalarını takip edip, çamlar arasından giden bir yol ile Kayaköye ulaşmak mümkün. Veya Fethiye kalesinin arkasından güneye doğru 7 km.lik güzergahla dağ yolundan bağlantı sağlanır. Kayaköy ve çevresini ayrıntılı incelemek bakımından, geldiğiniz yol ile değil de, diğer yol ile dönmenizi öneririz. Biraz dikkatli olursanız, her iki güzergahta da eski yolların bazı bölümlerini göreceksiniz.

*

TV 8 'de kaya köyü anlatırken etkilendim meğer ne maceralar yaşanmış bu köyte ne sanat eserlerini konuk etmiş

kimler yaşamış

etkilenmemek elde değil

03 Nisan 2010 20:44

iren17
Editor

*-

*

Eski Kayaköy Yolu

Kayaköyü, onbirinci yüzyılda, Rumlar tarafından Likya uygarlığına ait "Karmylassos" kenti üzerine kurulmuş ve bu kentin ismi "Levissi" olmuş. Yaklaşık 25.000 kişinin yaşadığı köy, yirminci yüzyılın başına kadar varlığını sürdürmüş.

Levissi'li Rumlar ticaret ve el sanatları ile geçimlerini sağlıyorlardı. Marangoz, bakırcı, kalaycı, demirci gibi zanaatkarlar, Kayaköy'ün dışında mevsimlik olarak başka Türk köylerine çalışmaya giderlerdi. Bayanlar genellikle ev işleri ile ilgilenir, boş zamanlarında dokuma yaparlardı. Çocuklar için ilköğretim mecburi idi. Kızlar ve erkekler ayrı ayrı okullarda Rumca eğitim alırlardı. Daha yüksek eğitim için öğrenci; Rodos, İstanbul veya Atina'ya gitmek zorundaydı. Okulların aksine Türkler ve Rumlar aynı kahvelere gider, birlikte vakit geçirirlerdi. Ancak birbirlerinden kız alıp vermezlerdi.

Tüm kötülüklerin anası savaş, Kaya Çukuru'nda dostça yaşayan, iki toplumu birbirinden ayırmış, kentinden, evinden, anılarından koparılan insanlar için pek çok acılar yaşatmıştır. Yerlerine getirilenler için de aynı olgular söz konusudur. 30 Ocak 1923 tarihinde Türk ve Yunan hükümetleri ile yapılan halkların karşılıklı değişimi anlaşmasına göre, Levissi Kentini terk eden Rumlar, bölümler halinde Fethiye Limanından Yunanistan'a göç etmişlerdir. Yerlerine Batı Trakya'dan aynı kaderi paylaşan ama daha az sayıda Türk göçmenler getirilmiştir. Bu göçmenlerin çoğu Kayaköy'deki koşulları beğenmeyerek, Anadolu'nun başka yerlerine yerleştirilmiştir. Gerek göçü yaşayan Rumlar, gerekse Kaya Köyü'nde kalan Türklerden Levissi'nin canlı günleri hakkında bazı bilgiler toplanmıştır. Bunların bir kısmı Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi'nin yayınları ile tanıtılmıştır.

Kayaköy ve çevresinde antik döneme ait bazı kalıntılar mevcut, kuzeyde isadan önce dördüncü yüzyıla ait üç adet lahit mezar ile, üzerindeki likçe yazılarla aynı sayıdaki kaya mezarları, yörede antik çağdan günümüze ulaşan en eski kalıntılar olarak gösterilebilir.

03 Nisan 2010 20:44

iren17
Editor

Levissi yerleşiminde yapılar belirli planlamadan uzak, arazinin eğimine uygun olarak, ışık ve manzara açısından birbirlerinin önünü kapatmayacak şekilde inşa edilmişlerdir.

Yapılarda güneş kaygısından çok, kuzeydeki panoramaya açılma ön plandadır. Yerleşimin bütününde planlama ve zorlamaya gidilmemiş, doğal zemine uygun mekanlar yaratılmıştır. Gereksinimler basit uygulamalarla çözümlenmiştir. Yapılarda yöresel kırma taş ve Yukarı Kilisenin güney yönündeki mağaralardan elde edilen bir tür çimento ile kireçli harç kullanılmıştır. Bazı yapılarda kullanılan düzgün kenarlı büyük hacimli köşe taşları başka yapılardan taşınmış izlenimi vermektedir.

03 Nisan 2010 20:45

iren17
Editor

Yapıların büyük çoğunluğunu evler oluşturmaktadır. Arazinin yapısına göre tek veya iki katlı olarak inşa edilen evlerde zemin kat genellikle ahır veya kiler olarak kullanılmıştır. Evlerin büyük çoğunluğu tek ve ikişer odalı mekanlardan oluşmaktadır. Üç odalı evlerin sayısı oldukça azdır. Evlerin girişinde genel olarak yaşam alanları ve sarnıçlar bulunmaktadır. Sarnıçların üzeri aynı zamanda ayrı bir mekan olarak kullanılmıştır.

Yamaçlara tırmandıkça aşağılardaki sık ve dar planlı ev dokuları seyrelerek, mekanlarda genişleme ve rahatlama görülür. Evlerin taban ve tavan döşemeleri ile kapı ve pencere doğramaları ahşaptır. Ancak mübadele sonrası terk edilen evlerin ahşap elemanları, yörede oturanlar tarafından sökülerek ya kendi evlerinde kapı ve pencere, ya da yakacak olarak kullanılmıştır. Çatıların tamamına yakını düz ve sıkıştırılmış topraktandır.

İç mekanlarda ocak, niş ve kornişlerden izler kalmıştır. Sarnıçlar ve tuvaletler evlerin dışındadır. Evin dışında bazen eve bitişik, bazen bahçenin bir köşesinde yapılan oval planlı tuvaletlerin gideri fosseptikte toplanmaktadır. Bahçeli evlerin bahçe duvarları sınır belirleme niteliğinde olup, hayli alçaktır. Evlerde banyo için herhangi bir mekan ayrılmamıştır. Temizlik, ya ahşapla bölünmüş dolap niteliğindeki gusulhanelerde ya da evin iç mekanında leğenlerde yapılmış olmalıdır.

Yerleşiminde kullanma suyu evlerin çatısı üzerine yağan yağmur sularının toplandığı sarnıçlardan temin edilmiştir. İçme suyu ise, Levissi'ye Hisarönü Köyü yönünden girişte ve Kızlar Okulunun altında bulunan çeşmelerden alınmıştır. Turabi Çeşmesi, önünden ve yanından geçen yollara revaklı cephe vermektedir. Çeşmenin üzerinde 1919 tarihli yapım kitabesi bulunmaktadır.

Yerleşimde ziyaretçiye görsellik sunan yapıların başında kiliseler gelmektedir. Orijinal ismi Taksiyarhis olan Yukarı Kilise, yerleşimin ortasına yakın hakim bir tepenin üzerinde kurulmuştur. Yüksek duvarlarla çevrili atrium, siyah-beyaz çakıl taşlarının oluşturduğu geometrik desenli mozaik döşeme ile kaplıdır. Genel olarak kırma ve kenarları düzlenmiş taşlarla kireçli harç kullanılarak inşa edilen kilise, dışta kalın pembe bir sıva ile kaplıdır. Kapı ve pencere çerçeveleri mermerle kaplanmıştır. Üç kemerli narteksin bir bölümünün altında içi molozla dolmuş sarnıç bulunmaktadır. Tek nefli yapıya giriş, güney yönde batıya kaymış ve narteksten açılan kapılarla sağlanır.

03 Nisan 2010 20:47

iren17
Editor

Yerleşimin batı sınırında bulunan orijinal adı Panayia Pirgiotissa olan Aşağı Kilise, günümüze daha iyi korunarak ulaşmıştır. Korunmasında en önemli etken, yapının 1960'lı yıllara kadar camii olarak kullanılmasından kaynaklanmaktadır. Çevresi yüksek duvarlarla çevrili kilisenin bahçesine doğu yöndeki kapıdan girilir. Bahçenin güney-doğu köşesinde çan kulesi, kuzey-doğuda küçük bir mezarlık bulunmaktadır. Atrium tıpkı Yukarı Kilisede olduğu gibi çakıl taşlarından oluşturulmuş mozaiklerle kaplıdır. Günümüze maalesef tamamı ulaşmamıştır. Bahçe duvarına güney yönden bitişik üç basamaklı oturma sırası, dini törenlerde ziyaretçilerin oturması için yapılmıştır.

Kiliselerin dışında iki ayrı okul binası yerleşimin ortak yapılarından diğer grubu oluşturmaktadır. Kızlar ve erkeklerin ayrı eğitim aldığı Levissi'de Kızlar Okulu Turabi Çeşmesi'nin hemen üzerindeki yükseltide, Erkekler Okulu Yukarı Kilise'nin kuzey-batısındaki tepenin zirvesinde yer almaktadır. Halen Fethiye Müzesi'nde bulunan Kızlar Okulu'nun kitabesinde, yapıyı Lövisidi Kardeşlerin yaptırdığı belirtilmektedir. Sadece ilköğretimin yapıldığı okullarda öğrenim dili Rumca olarak okutulmuştur. Öğrenciler daha yüksek öğrenim için, Rodos, Atina ve İstanbul'a gönderilmişlerdir.

Levissi'de tanımlanabilen yapılardan diğer grubu yel değirmenleri oluşturmaktadır. Yerleşimin güneyindeki sırtta Batı Şapelin yaklaşık 100 m. batısında bulunan yel değirmeni, denizden gelen rüzgarlara açıktır. Diğer yel değirmeni Kaya Çukurunun güney-batısında Değirmentepe'nin zirvesinde bulunmaktadır. İçten iki katlı olan yuvarlak planlı yel değirmenlerinden günümüze sadece beden duvarları ulaşmıştır.

Yukarı Kilisenin kuzey kesimdeki boş alan ve çevresi, kentin ticari alanını oluşturmaktadır. Yapılar bugün tam olarak tanımlanamasa da kullanıldığı dönemde çevrede kahve, kasap, manav, bakkal, kumaşçı gibi dükkanların bulunduğu bilinmektedir.

Afkule Manastırı

Kayaköy?ün 3 km. kadar uzağında, denize bakan bir uçurumun kenarında halk arasında Afkule adıyla bilinen Hagios Elefterios Manastırının kalıntısı var. Patika bir yolla ulaşılabilen manastırın Elefterios adında bir keşiş tarafından kayalara oyularak inşa edildiği ve bu keşişin ömrünün sonuna kadar burada çile çektiği kabul edilir. Daha sonraki yıllarda da iki katlı manastır binası, şapel ve sarnıç gibi günümüze kalıntıları ulaşan manastır yapıları inşa edilmiş. Manastırın bulunduğu noktanın manzarası müthiş; buradan İblis Burnu, Kurdoğlu Burnu, hatta açık havada Rodos Adası bile görülebiliyor. Kayaköy çevresindeki denize girilebilecek ve yürüyerek ulaşılabilen birçok koy var, bunların çoğuna Fethiye?den tekne turları da düzenleniyor.

Gemiler Adası

Fethiye çevresindeki onlarca adadan biri de, Kayaköy?ünden batıya doğru devam eden yolun sonundaki küçük koyun karşısında yer alan Gemiler Adası. Üzerinde denizin içine kadar inen kalıntılar görülen adanın bir bölümünün 3.yüzyıl?da meydana gelen depremlerle su altında kaldığı anlaşılıyor. 5.yüzyıl?da önemli bir dini merkez durumuna gelen adanın 7.yüzyıl?da Araplarca yakılıp, yıkıldığı kabul edilir.

Ortaçağ?da önemli bir yerleşim olduğu anlaşılan ada boydan boya surla çevrili; adada büyük ölçüde yıkılmış dört kiliseyle, bir çok şapel ve iki kilise arasında uzanan kısmen yıkılmış tünel kalıntısı da var. Şimdilerde yerli ve yabancı yatçıların uğrak yeri olan Gemiler Adası en yüksek noktasında yer alan bir kilise (Zirve Kilisesi) nedeniyle Ortaçağ?da Aya Nikola adası olarak adlandırılmıştı. Zirve Kilisesinde yapılan kazılarda geometrik desenlerle ve mitolojik olayların yer aldığı taban mozaikleri ortaya çıkarılmış ve büyük bir yangın sonucunda yıkıldığı anlaşılmış; bu da Arap akınlarının kanıtı olarak görülüyor.

Kayaköy için günümüze kadar pek çok yazılar yazılmış, sempozyumlar, forumlar, konferanslar, toplantılar yapılmıştır. Gayet yerinde iyi niyetli girişimlerle Kayaköy; Türk-Yunan Dostluk Köyü ilan edilmiştir. Günümüz insanına yakışan da budur. Dostluğumuzu biraz daha ileriye taşıyarak Levissi yerleşimindeki metruk yapıları, doğanın insafına terk etmeden daha uzun yaşamlarını sürdürmek için uygulamaya geçmek samimiyetimizi perçinleyecektir.

(yurtturu.com-sibel'in ve ersoy soydan'ın yazılarından faydalanıldı)

Toplam 14 mesaj
ANKET
Sizce mülakatla, daha liyakatli okul müdürleri mi atanıyor?