Oturum açOturum aç / Parola hatırlat Üye olÜye ol

  
Editörler : 24 Ekim
19 Mayıs 2010 01:54  


Temel Hak ve Özgürlükler(yorumsuz bilgilenin lütfen)

evet temel hak ve özgürlükler,,,

bildiğimizi sandığımız ama hep eksik bilgilerle ahkam kestiğimiz yaşantımızın çok önemli bir parçası olan konular...

ve bu hak sokaklarda aranmaz, eğer insan olarak bir toplum içinde yaşıyorsak bu hak istenilmeden verilir ve devlet bunu korumakla görevlidir...

nefes alıp veren her insanın temel hak ve özgürlüğe sahip olma hakkına sahiptir...

NEDİR BUNLAR;

Hürriyet(Özgürlük).- Doktrinde ?hürriyet (özgürlük, liberty, liberté)? çok değişik şekillerde tanımlanmış ve anlaşılmış bir kavramdır. Hürriyet, bir şeyi yapma veya yapmama, belli bir şekilde davranıp davranmama erki olarak tanımlanabilir. Daha kısa bir ifadeyle hürriyet, ?serbest hareket etme gücü?dür. Bu tanımda dikkati çekmesi gereken nokta, hürriyetin insan fiilinin bir niteliği olarak kullanıldığıdır. Dolayısıyla hürriyetten ?serbest insan fiili? anlaşılabilir. Seyahat hürriyeti, yerleşme hürriyeti, haberleşme hürriyeti, düşünce hürriyeti, basın hürriyeti gibi çeşitli hürriyetlerden bahsedilmektedir. Bu hürriyetlerin içeriği aslında bir ?insan fiili?nden ibarettir. Örneğin seyahat hürriyeti, gelip gitme; yerleşme hürriyeti, bir yerde devamlı olarak oturma; haberleşme hürriyeti, mektup gönderme, telefonla konuşma vb.; basın hürriyeti gazete çıkarma vb. fiillerden oluşmaktadır. Bu hürriyetleri anayasada tanıyarak anayasa koyucu, insanların o konuda ?serbest hareket etme güçleri?nin olduğunu kabul etmiş olmaktadır.

Hak.- ?Hak (right, droit)?, hürriyetin somutlaştırılmış biçimidir. Hak, hürriyetin somutta gerçekleştirilmesinin aracıdır. Örneğin ?hak arama hürriyeti?, ?dava hakkı? ile gerçekleşir. Hak bir hürriyetin sağlanması için kişiye anayasa ve kanunlar ile tanınmış yetkilerdir. Eğer bir kişinin, bir konuda hakkı var ise, devletten veya diğer kişilerden onun yerine getirilmesini ?isteme yetkisi?ne sahiptir demektir. Hukukun genel teorisinde hak kavramı çok değişik şekillerde tanımlanmakta ise de, bu tanımlardan en eskisi ve yaygınına göre hak, kişilere hukuk düzeni tarafından verilen bir irade kudreti, bir isteme yetkisidir. Bu tanım anayasa hukuku alanına da uygulanabilir. Anayasa hukuku alanında hak, kişiye anayasa tarafından verilmiş bir irade kudreti, bir isteme yetkisidir.

TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLER

Yirminci Yüzyılın ikinci yarısından itibaren başlayan döneme insan hak ve özgürlükleri çağı ismi verilmektedir. Gerçekten insan hak ve özgürlüklerinin en ileri boyutta düzenlenip güvenceye kavuşturulması bu döneme rastlamaktadır.

İnsan kişiliğinin ve onurunun ayrılmaz bir parçası olan, insanların daha doğuştan sahip oldukları, okunulamaz, bölünemez, devredilemez ve vazgeçilemez temel hak ve özgürlükleri önceleri kimi düşünür, hukuk ve devlet adamlarının kafalarında bir fikir, bir kavram olarak belirlenmeye başlamış, daha sonra 1215 tarihli Büyük Özgürlük Fermanı (Manga Charta Libertatum); 1628, 1689 Haklar Bildirgeleri; 1776 tarihli Virjinya İnsan Hakları Bildirgesi; 1789 Fransa İnsan Hakları Yurttaş bildirgesi gibi bildirge ve beyannamelerde yer almıştır. Ancak insan hak ve özgürlüklerinin kurumsal alandan çıkarılıp yaşama geçirilmesi başka bir anlatımla sağlam güvencelere kavuşturulması için İkinci Dünya Savaşından önceki totaliter devletlerin insanlık adına yüz kızartıcı olarak kabul edilen cürümlerini görmek ve yaşamak gerekmiştir.

İkinci Dünya Savaşından önceki dönemde, insan hak ve özgürlüklerinin sadece ulusal anayasa ve yasalarda düzenlenip güvence altına alınmasının yetersiz kıldığının görülmesi üzerine insan haklarının uluslar arası boyuta taşınıp uluslararası güvenceye kavuşturulması zorunluluğu doğmuştur.

1945 yılında Birleşmiş Milletler Örgütünün kurulması, akabinde İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin ilanı, insan hak ve özgürlüklerinin uluslararası boyutta korunması yolunda atılan en büyük adım olmuştur. Ne var ki, bu büyük gelişme taraf devletlerin hukuken bağlayıcı sözleşme yapmaları, insan hak ve özgürlüklerinin uluslararası düzeyde korunmasını sağlayacak bir örgüt kurumları aşamasına gelindiğinde beklenen başarı gösterilmemiştir. Bu nedenle ortak değerlere sahip ülkeler arasında daha dar kapsamlı bölgesel örgütlerin kurulması yönüne gidilmiş, böylece bölgesel kuruluşların oluşması dönemi başlamıştır. Bu bağlamda Avrupa Konseyi?nin kurulması, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin imzalanması, insan hak ve özgürlüklerinin korunması için Avrupa İnsan Hakları Divanı ve Avrupa İnsan Hakları Komisyonunun oluşturulması ile birey artık uluslar arası hukukun bir öznesi olmuş, insan hak ve özgürlükleri Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi yargı sisteminin güvencesine bağlanmıştır.

Kişisel ve siyasal hakların bir bölümünü içeren Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine ilaveten sosyo ?ekonomik hakları güvenceye alan hakları güvenceye alan 18.10.1961 tariihli Avrupa Sosyal Anlaşma Şartı ve daha sonra da Protokol ve Ek Protokol kabul edilmiş, zamanla bu haklar daha da geliştirilerek Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Protokoller bu gelişmelere paralel olarak değiştirilmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Birleşmiş Milletler Sözleşmesini ilk imzalayan devletler arasında yer almış, 1949 yılında Avrupa Konseyi?ne üye olmuş 04.11.1950 Avrupa İnsah Hakları Sözleşmesini imzalamıştır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti söz konusu sözleşmeleri imzalamakla insan hakları ve temel özgürlüklerine saygı duyulması temel ilkesini benimsemiş, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası insan haklarına saygılı olmayı Cumhuriyetin temel ilkeleri arasında saymıştır.Daha sonra da Avrupa İnsan Hakları Komisyonuna bireysel başvuru hakkıyla Avrupa İnsan Hakları Divanının ve Divanın yerine kurulan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığını kabul etmiştir.

Zamanımızda insan hak ve özgürlüklerine aykırı davranışlar, kötü muamele ve işkence artık uluslar arası bir avuç olarak kabul edilmekte, bireyin ve toplumun kültür ve medeniyet seviyesi insan hak ve özgürlüklerine karşı gösterdiği özen ve saygı ile ölçülmektedir.

Çağdaş hukuk sistemlerinde insan hak ve özgürlüklerinin en geniş boyutta kabul edilip korunmaya alınması asıl, kısıtlamanın istisna olduğu ilkesi ortaklaşa kabul edilmekte, yasalarda sayılan çok kısıtlı hallerin dışında kural olarak kişinin temel hak ve özgürlüklerinin sınırını ancak başka bir kişinin hak ve özgürlüğü teşkil etmektedir.

İnsan hakları kavramı daima gelişen ve genişleyen, olanı değil olması gereken hakları anlatır. Bu yüce değerlere çağımızda tüm bireylerin, sivil toplum örgütlerinin, kamu kurum ve kuruluşlarının sahip çıkması gerekmektedir. Ancak, bu yönde en büyük görev yasaları uygulayanlara, daha açık bir anlatımla emniyet güçlerine ve yargıya düşmektedir. İnsan hak ve özgürlüklerinin geliştirip yetiştirilmesi için en iyi yasaların çıkarılması başlı başına yeterli değildir. İnsan hak ve özgürlüklerinin geliştirip yetiştirilmesi, hukukun üstünlüğünün sağlanması ve korunması, emniyet güçlerinin ve yargının insan hak ve özgürlüklerine verdikleri öneme, duydukları saygıya, insan hak ve özgürlüklerinin ihlallerine karşı kesin tavır koymalarına bağlıdır.

Hiçbir neden kişinin temel hak ve özgürlüklerinin ihlaline bahane gösterilmez.

Emniyet güçleri, cumhuriyet savcısı ve yargıçlar yasaları insan hak ve özgürlüklerini özümseyip benimsedikleri, onları daha geniş boyuta, evrensel iilkeeler, Birleşmiş Milletler, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmeleri hükümleri doğrultusunda yorumlayıp uyguladıkları ve hayata geçirdikleri oranda beklenen ve istenen sonuç elde edilebilecektir.

Eraslan ÖZKAYA

Yargıtay Başkanı

1982 ANAYASASINDA TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLER

1982 Anayasası bir başlangıç ile yedi kısımdan oluşmaktadır. Temel Hak ve Hürriyetler ile ilgili bölüm anayasamızın ikinci 1982 ANAYASASINDA TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLER

1982 Anayasası bir başlangıç ile yedi kısımdan oluşmaktadır. Temel Hak ve Hürriyetler ile ilgili bölüm anayasamızın ikinci kısmında düzenlenmiştir.

İkinci kısım dört bölümden oluşur;

I.Bölüm (madde:12-16): Temel Hak ve Ödevlere ilişkin genel hükümleri içerir.

II.Bölüm (madde:17-40): Kişinin Hak ve Ödevlerine ilişkin düzenlemeleri içerir.

III.Bölüm (madde:41-65): Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevlere ilişkin düzenlemeler getirmiştir.

IV.Bölüm (madde:66-74): Siyasi Haklar ve Ödevlere ilişkin düzenlemeleri içerir.

1982 Anayasasında Temel Hak ve Hürriyetlerin Niteliği Nedir?

Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir. Temel hak ve hürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva eder. (Madde: 12)

1982 Anayasasında Kişinin Hakları ve Ödevleri Nelerdir?

?Kişinin dokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı: Herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir. (Madde: 17)

?Zorla çalıştırma yasağı: Hiç kimse zorla çalıştırılamaz. Angarya yasaktır. (Madde: 18)

?Kişi hürriyeti ve güvenliği: Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir. (Madde: 19)

?Özel hayatın gizliliği: Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. (Madde: 20)

?Konut dokunulmazlığı: Kimsenin konutuna dokunulamaz. (Madde: 21)

?Haberleşme hürriyeti: Herkes, haberleşme hürriyetine sahiptir. Haberleşmenin gizliliği esastır. (Madde: 22)

?Yerleşme ve seyahat hürriyeti: Herkes, haberleşme hürriyetine sahiptir. Haberleşmenin gizliliği esastır. (Madde: 23)

?Din ve vicdan hürriyeti; Herkes, vicdan, dinî inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir. (madde: 24)

?Düşünce ve kanaat hürriyeti: Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir. (Madde: 25)

?Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti: Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. (Madde: 26)

?Bilim ve sanat hürriyeti: Herkes, bilim ve sanatı serbestçe öğrenme ve öğretme, açıklama, yayma ve bu alanlarda her türlü araştırma hakkına sahiptir. (Madde: 27)

?Basın hürriyeti: Basın hürdür, sansür edilemez. Basımevi kurmak izin alma ve malî teminat yatırma şartına bağlanamaz. (Madde: 28)

?Süreli ve süresiz yayın hakkı: Süreli veya süresiz yayın önceden izin alma ve malî teminat yatırma şartına bağlanamaz. (Madde: 29)

?Basın araçlarının korunması: Kanuna uygun şekilde basın işletmesi olarak kurulan basımevi ve eklentileri ile basın araçları, suç aleti olduğu gerekçesiyle zapt ve müsadere edilemez veya işletilmekten alıkonulamaz. (Madde: 30)

?Kamu tüzel kişilerinin elindeki basın dışı kitle haberleşme araçlarından yararlanma hakkı: Kişiler ve siyasî partiler, kamu tüzelkişilerinin elindeki basın dışı kitle haberleşme ve yayım araçlarından yararlanma hakkına sahiptir. (Madde: 31)

?Düzeltme ve cevap hakkı: Düzeltme ve cevap hakkı, ancak kişilerin haysiyet ve şereflerine dokunulması veya kendileriyle ilgili gerçeğe aykırı yayınlar yapılması hallerinde tanınır ve kanunla düzenlenir. (Madde: 32)

?Dernek kurma hürriyeti: Herkes, önceden izin almaksızın dernek kurma ve bunlara üye olma ya da üyelikten çıkma hürriyetine sahiptir. (Madde: 33)

?Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı: Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir. (Madde: 34)

?Mülkiyet hakkı: Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. (Madde: 35)

?Hak arama hürriyeti: Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. (Madde: 36)

?Kanunî hâkim güvencesi: Hiç kimse kanunen tâbi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz. (Madde: 37)

?Suç ve cezalara ilişkin esaslar: Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez. (Madde: 38)

?İspat hakkı: Kamu görev ve hizmetinde bulunanlara karşı, bu görev ve hizmetin yerine getirilmesiyle ilgili olarak yapılan isnatlardan dolayı açılan hakaret davalarında, sanık, isnadın doğruluğunu ispat hakkına sahiptir. (Madde: 39)

?Temel hak ve hürriyetlerin korunması: Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlâl edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkânının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir. (Madde: 40)

1982 Anayasasına Göre Kişinin Sosyal ve Ekonomik Hakları ve Ödevleri Nelerdir?

?Ailenin korunması: Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır. (Madde: 41)

?Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi: Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz. (Madde: 42)

?Çalışma ve sözleşme hürriyeti: Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetine sahiptir. Özel teşebbüsler kurmak serbesttir. (Madde: 48)

?Çalışma hakkı ve ödevi: Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir. (Madde: 49)

?Çalışma şartları ve dinlenme hakkı: Kimse yaşına, cinsiyetine ve gücüne uymayan işlerde çalıştırılamaz. (Madde: 50)

?Sendika kurma hakkı: Çalışanlar ve işverenler, üyelerinin çalışma ilişkilerinde, ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için önceden izin almaksızın sendikalar ve üst kuruluşlar kurma, bunlara serbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe çekilme haklarına sahiptir. (Madde: 51)

?Toplu iş sözleşmesi hakkı: İşçiler ve işverenler, karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumlarını ve çalışma şartlarını düzenlemek amacıyla toplu iş sözleşmesi yapma hakkına sahiptirler. (Madde: 53)

?Grev hakkı ve lokavt: Toplu iş sözleşmesinin yapılması sırasında, uyuşmazlık çıkması halinde işçiler grev hakkına sahiptirler. (Madde: 54)

?Ücrette adalet sağlanması: Ücret emeğin karşılığıdır. (Madde: 55)

?Sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması: Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. (Madde: 56)

?Sosyal güvenlik hakkı: Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. (Madde: 60)

1982 Anayasasına Göre Kişinin Siyasi Hakları ve Ödevleri Nelerdir?

?Türk vatandaşlığı: Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür. (Madde: 66)

?Seçme, seçilme ve siyasî faaliyette bulunma hakları: Vatandaşlar, kanunda gösterilen şartlara uygun olarak seçme, seçilme ve bağımsız olarak veya bir siyasî parti içinde siyasî faaliyette bulunma ve halk oylamasına katılma hakkına sahiptir. (Madde: 67)

?Parti kurma, partilere girme ve partilerden ayrılma: Vatandaşlar, siyasî parti kurma, usulüne göre partilere girme ve partilerden ayrılma hakkına sahiptir. (Madde: 68)

?Kamu hizmetlerine girme hakkı: Her Türk kamu hizmetlerine girme hakkına sahiptir. (Madde: 70)

?Vatan hizmeti: Vatan hizmeti, her Türkün hakkı ve ödevidir. (Madde: 72)

?Vergi ödevi: Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, malî gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür. (Madde: 73)

?Dilekçe hakkı: Vatandaşlar ve karşılıklılık esası gözetilmek kaydıyla Türkiye?de ikamet eden yabancılar kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikâyetleri hakkında, yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisi?ne yazı ile başvurma hakkına sahiptir. (Madde: 74)

1982 Anayasasında Temel Hak ve Hürriyetler Nasıl Sınırlandırılır?

Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz. (Madde: 13)

1982 Anayasasında Temel Hak ve Hürriyetler Kötüye Kullanabilir mi?

Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz.(Madde: 14)

1982 Anayasasında Temel Hak ve Hürriyetler Durdurulabilir mi?

Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir. (Madde: 15)

AVRUPA BİRLİĞİ TEMEL HAKLAR BİLDİRGESİ

28 Eylül 2000 - 7 Aralık 2000

Temel Haklar Şartı, AB vatandaşlarının temel haklarını ve AB'nin vatandaşlarına karşı sorumluluklarını düzenliyor. Belge 13-14 Ekim 2000'de Fransa'nın Biarritz kentinde gerçekleşen AB zirvesinde devlet ve hükümet başkanlarının bilgisine sunuldu ve kabul gördü.

Temel Haklar Şartı, 7-8 Aralık'taki "Nice Zirvesi"nde onaylandı.

GİRİŞ

Avrupa halkları, aralarında daha yakın bir birlik oluşturmak için ortak değerlere dayalı barışçı bir geleceği paylaşmaya kararlıdır.

Ruhani ve manevi mirasının bilincinde olan Birlik, bölünmez ve evrensel değerler olan insan onuru, özgürlük, eşitlik ve dayanışma değerleri üzerine inşa edilmiştir. Demokrasi ve hukukun üstünlüğü ilkelerine dayanmaktadır. Birlik vatandaşlığını tesis ederek ve bir özgürlük, güvenlik ve adalet bölgesi oluşturarak bireyi, faaliyetlerinin merkezine yerleştirir.

Birlik, bu ortak değerlerin korunması ve geliştirilmesine katkıda bulunurken Avrupa halklarının kültürleri ve geleneklerinin çeşitliliği yanısıra Üye Devletlerin ulusal kimlikleri ve bunların ulusal, bölgesel ve yerel düzeylerdeki kendi kamu makamlarının düzenlenmesine saygı gösterir. Dengeli ve sürdürülebilir kalkınmayı teşvik etmeye çalışır ve insanların, eşyaların, hizmetlerin ve sermayenin serbest dolaşımını ve yerleşme özgürlüğünü sağlar.

Bu amaçla, toplum, sosyal ilerleme, bilimsel ve teknolojik gelişmeler ışığında temel hak ve özgürlüklerin bir Bildirge'de daha açık bir şekilde ortaya konulması yoluyla bu hak ve özgürlüklerin korunmasının güçlendirilmesi gerekmektedir.

Bu Bildirge, Topluluk ve Birliğin yetkileri ve görevlerini ve yetki ikamesi ilkesini dikkate alarak özellikle Üye Devletlerin ortak uluslararası yükümlülükleri ve anayasal gelenekleri, Avrupa Birliği Antlaşması, Topluluk Antlaşmaları, Avrupa İnsan Hakları ve Temel Hak ve Özgürlüklerin Korunması Sözleşmesi, Topluluk ve Avrupa Konseyi tarafından kabul edilen Sosyal Bildirgeler ve Avrupa Toplulukları Adalet Divanı ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin içtihat hukukundan kaynaklanan hakları yeniden teyid etmektedir.

Bu haklardan yararlanılması, öteki kişiler, insanlık ve gelecekteki kuşaklar konusunda sorumluluklar ve görevleri beraberinde getirmektedir.

Birlik, bu nedenle, aşağıda belirtilen hakları, özgürlükleri ve ilkeleri tanımaktadır.

BÖLÜM I

ONUR

Madde 1. - İnsanlık onuru

İnsanlık onuru, ihlal edilemez. Saygı gösterilmeli ve korunmalıdır.

Madde 2. - Yaşama hakkı

1. Herkes, yaşama hakkına sahiptir.

2. Hiç kimse, ölüm cezasına çarptırılmamalı veya idam edilmemelidir.

Madde 3. - Kişinin bedensel ve ruhsal dokunulmazlık hakkı

1. Herkes, kendi bedensel ve ruhsal dokunulmazlığına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.

2. Tıp ve biyoloji alanlarında, özellikle aşağıda belirtilenlere saygı gösterilmelidir:

- yasada belirtilen usüllere uygun olarak ilgili kişinin özgürcü ve bilinçli olarak vereceği muvafakat,

- özellikle kişilerin seçilmesini amaçlayan insan ırkının soyaçekim yoluyla islahına yönelik uygulamaların yasaklanması,

- insan bedeninin ve bölümlerinin ticari bir kazanç kaynağı haline getirilmesinin yasaklanması,

- insanların kopyalama yoluyla üretilmesinin yasaklanması.

Madde 4. - İşkence veya insanlık dışı veya alçaltıcı muamele veya ceza yasağı

Hiç kimse, işkenceye veya insanlık dışı veya alçaltıcı muamele veya cezaya tabi tutulmamalıdır.

Madde 5. - Kölelik ve zorla çalıştırılma yasağı

1. Hiç kimse, kul ya da köle olarak tutulamaz.

2. Hiç kimse zorla çalıştırılamaz ve zorunlu çalışmaya tabi tutulamaz.

3. İnsan kaçakçılığı yasaklanmıştır.

BÖLÜM II

ÖZGÜRLÜKLER

Madde 6. - Özgürlük ve güvenlik hakkı

Herkes kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkına sahiptir.

Madde 7. - Özel ve aile yaşamına saygı

Herkes, özel ve aile yaşamına, konutuna ve haberleşmesine saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir.

Madde 8. - Kişisel bilgilerin korunması

1. Herkes, kendisine ilişkin kişisel bilgilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir.

2. Bu tür bilgiler, belirtilen amaçlar için ve ilgili kişinin muvafakatine veya yasada öngörülen başka meşru temele dayalı olarak adil şekilde kullanılmalıdır. Herkes, kendisi hakkında toplanmış olan bilgilere erişme ve bunlarda düzeltme yaptırma hakkına sahiptir.

3. Bu kurallara uyulması, bağımsız bir makam tarafından denetlenecektir.

Madde 9. - Evlenme ve aile kurma hakkı

Evlenme hakkı ve aile kurma hakkı, bu hakların kullanılmasına ilişkin ulusal mevzuata uygun olarak teminat altına alınacaktır.

Madde 10. - Düşünce, vicdan ve din özgürlüğü

1. Herkes, düşünce, din ve vicdan özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak, din veya inancını değiştirme özgürlüğünü ve din veya inancını tek başına veya topluluk halinde, aleni veya gizli olarak ibadet etme, öğretme, uygulama ve gereklerine uyma şeklinde açığa vurma özgürlüğünü içerir.

2. Bu hakkın kullanılmasına ilişkin ulusal mevzuata uygun olarak dini nedenlerle askerlik görevini yapmayı reddetme hakkı tanınmaktadır.

Madde 11. - İfade ve haber alma özgürlüğü

1. Herkes, ifade özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak, kamu makamlarının müdahalesi olmaksızın ve ulusal sınırlarla kısıtlanmaksızın bir görüşe sahip olma, haber ve düşünceleri elde etme ve bunları ulaştırma özgürlüğünü içerir.

2. Basının özgürlüğü ve çoğulculuğuna saygi gösterilmelidir.

Madde 12. - Toplanma ve örgütlenme özgürlüğü

1. Herkes, barışçıl bir biçimde toplanma özgürlüğü ile her düzeyde, özellikle siyaset, sendika ve yurttaşlıkla ilgili konularda örgütlenme özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu, herkesin kendi çıkarlarını korumak için sendika kurma ve sendikalara girme hakkını da içerir.

2. Birlik düzeyindeki siyasi partiler, Birliğin vatandaşlarının siyasi iradesinin ifade edilmesine katkıda bulunurlar.

Madde 13. - Sanat ve bilim özgürlüğü

Sanat ve bilimsel araştırma, kısıtlamaya tabi olmamalıdır. Akademik özgürlüğe saygı gösterilmelidir.

Madde 14. - Eğitim hakkı

1. Herkes, eğitim görme ve mesleki ve sürekli eğitimden yararlanma hakkına sahiptir.

2. Bu hak, serbest zorunlu eğitim görme olasılığını da içerir.

3. Demokratik ilkelere ve ailelerin çocuklarının kendi dini, felsefi ve eğitim konusundaki inançlarına uygun olarak eğitim ve öğretim görmelerini sağlama hakkına saygı gösterilerek eğitim kurumları tesis etme özgürlüğüne, bu özgürlük ve hakkın kullanılmasına ilişkin ulusal mevzuata uygun olarak saygı gösterilmelidir.

Madde 15. - Meslek seçme ve çalışma hakkı

1. Herkes, çalışma ve serbestçe seçilmiş veya kabul edilmiş bir mesleği ifa etme hakkına sahiptir.

2. Birliğin her vatandaşı, herhangi bir Üye Devlette iş arama, çalışma, yerleşme hakkını kullanma ve hizmet verme özgürlüğüne sahiptir.

3. Üye Devletlerin ülkelerinde çalışma izni almış olan üçüncü ülkelerin vatandaşları, Birliğin vatandaşlarının çalışma şartlarına eşit çalışma şartlarından yararlanma hakkına sahiptir.

Madde 16. - Bir ticari faaliyette bulunma özgürlüğü

Topluluk hukuku ve ulusal yasalar ve uygulamalara göre bir ticari faaliyette bulunma özgürlüğü tanınmaktadır.

Madde 17. - Mülk edinme hakkı

1. Herkes, yasal şekilde elde ettiği mülküne sahip olma, kullanma, elden çıkarma ve miras bırakma hakkına sahiptir. Bunların kaybı karşılığında zamanında adil bir tazminat ödenmesi koşulu ile kamu menfaati nedeniyle veya yasada öngörülen koşullar çerçevesinde yapılması dışında hiç kimsenin elinden mülkü alınamaz. Mülkün kullanımı, kamu menfaati için gerekli olduğu ölçüde yasa ile düzenlenebilir.

2. Fikri mülkiyet, korunmalıdır.

Madde 18. - Sığınma hakkı

Sığınma hakkı, 28 Temmuz 1951 tarihli Cenevre Sözleşmesi ve sığınmacıların statüsüne ilişkin 31 Ocak 1967 tarihli Protokol kuralları dikkate alınarak ve Avrupa Topluluğunu kuran Antlaşma'ya uygun olarak teminat altına alınmalıdır.

Madde 19. - İhraç, sınırdışı veya iade etme yasağı

1. Toplu sınır dışı etmeler yasaktır.

2. Hiç kimse, ölüm cezası, işkence veya başka insanlık dışı veya alçaltıcı muamele veya cezaya tabi tutulması konusunda ciddi bir tehlikenin bulunduğu bir Devlete geri gönderilemez, sınırdışı edilemez veya iade edilemez.

BÖLÜM III

EŞİTLİK

Madde 20. - Yasa önünde eşitlik

Herkes, yasa önünde eşittir.

Madde 21. - Ayrımcılık yasağı

1. Cinsiyet, ırk, renk, etnik veya sosyal köken, kalıtımsal özellikler, dil, din veya inanç, siyasi veya başka herhangi bir görüş, bir ulusal azınlığın üyesi olma, hususiyet, doğum, maluliyet, yaş veya cinsel eğilim gibi herhangi bir nedenle ayrımcılık yapılması yasaktır.

2. Avrupa Topluluğunu kuran Antlaşma ve Avrupa Birliği Antlaşmasının uygulanması kapsamı çerçevesinde ve sözkonusu Antlaşmaların özel hükümleri saklı kalmak üzere milliyet nedeniyle her türlü ayrımcılık yasaktır.

Madde 22. - Kültürel, dini ve dilsel çeşitlilik

Birlik, kültürel, dini ve dilsel çeşitliliğe saygı gösterecektir.

Madde 23. - Erkekler ve kadınlar arasında eşitlik

Erkekler ve kadınlar arasında eşitlik, istihdam, çalışma ve ücret dahil olmak üzere bütün alanlarda sağlanmalıdır.

Eşitlik ilkesi, yeterli şekilde temsil edilmeyen cinsin lehine belirli avantajlar sağlanmasını öngören önlemlerin sürdürülmesini veya benimsenmesini engellemez.

Madde 24. - Çocukların hakları

1. Çocuklar, kendi refahları için gerekli olan koruma ve ihtimamdan yararlanma hakkına sahiptir. Görüşlerini serbestçe ifade edebilirler. Bu görüşler, kendi yaşları ve olgunluk düzeylerine uygun olarak kendilerini ilgilendiren konularda dikkate alınır.

2. Kamu makamları veya özel kuruluşlar tarafından çocuklarla ilgili olarak yapılan bütün işlemlerde, çocuğun çıkarlarının en iyi şekilde korunmasına öncelik verilmelidir.

3. Her çocuk, bunun kendi çıkarlarına aykırı olması haricinde anne ve babasının her ikisi ile düzenli olarak kişisel ilişki ve doğrudan temas sürdürme hakkına sahiptir.

Madde 25. - Yaşlıların hakları

Birlik, yaşlıların, onurlu ve bağımsız bir yaşam sürdürme ve sosyal ve kültürel yaşama katılma haklarını tanımakta ve saygı göstermektedir.

Madde 26. - Engellilerin toplumla bütünleştirilmesi

Birlik, engelli kişilerin, bağımsızlıklarını, toplumsal ve mesleki yaşamla bütünleştirilmelerini ve toplum yaşamına katılmalarını sağlamaya yönelik önlemlerden yararlanma hakkını tanımakta ve saygı göstermektedir.

BÖLÜM IV

DAYANIŞMA

Madde 27. - İşçilerin işletme içinde bilgi alma ve danışma hakkı

Topluluk mevzuatı ve ulusal yasalar ve uygulamalarda öngörülen durumlar ve koşullarda işçiler veya temsilcilerine, uygun düzeylerde zamanında bilgi verilmeli ve danışmalarda bulunulmalıdır.

Madde 28. - Toplu sözleşme görüşmeleri yapma ve eylem hakkı

İşçiler ve işverenler veya bunların ilgili kuruluşları, topluluk mevzuatı ve ulusal yasalar ve uygulamalara göre uygun düzeylerde toplu sözleşmeler müzakere etme ve imzalama ve menfaat ihtilafı olması halinde grev eylemi dahil olmak üzere kendi çıkarlarını korumak için ortak eylem yapma hakkına sahiptir.

Madde 29. - İşe yerleştirme hizmetlerinden yararlanma hakkı

Herkes, işe yerleştirme hizmetinden ücretsiz olarak yararlanma hakkına sahiptir.

Madde 30. - Haksız işten çıkarmaya karşı koruma

Her işçi, Topluluk hukuku ve ulusal yasalar ve uygulamalara göre haksız işten çıkarmaya karşı korunma hakkına sahiptir.

Madde 31. - Adil ve hakkaniyete uygun çalışma koşulları

1. Her işçi, kendi sağlığı, emniyeti ve onuruna saygı gösteren çalışma koşullarından yararlanma hakkına sahiptir.

2. Her işçi, azami çalışma saatlerinin sınırlandırılması, günlük ve haftalık dinlenme dönemleri ve yıllık ücretli izin hakkına sahiptir.

Madde 32. - Çocuk işçi çalıştırmanın yasaklanması ve çalışan gençlerin korunması

Çocuk işçi çalıştırılması yasaktır. Gençler için daha elverişli olabilecek kurallar saklı kalmak üzere ve sınırlı istisnalar dışında istihdam edilmek için asgari yaş sınırı, zorunlu eğitimin tamamlanması için belirlenen asgari yaştan daha düşük olamaz.

İşe alınan gençler, yaşlarına uygun çalışma koşullarında çalıştırılmalı ve ekonomik sömürüye ve emniyetlerine, sağlıklarına veya fiziksel, ruhsal, ahlaki veya sosyal gelişimlerine zarar verme olasılığı bulunan veya eğitimlerini engelleyebilecek her türlü işe karşı korunmalıdır.

Madde 33. - Aile ve meslek yaşamı

1. Aile, yasal, ekonomik ve sosyal korumadan yararlanmalıdır.

2. Aile ve meslek yaşamının bağdaştırılması için herkes, doğumla bağlantılı bir nedenle işten çıkarmaya karşı korunma hakkına ve bir çocuğun doğumu veya evlat edinilmesinden sonra ücretli doğum ve ebeveynlik izni alma hakkına sahiptir.

Madde 34. - Sosyal güvenlik ve sosyal yardım

1. Birlik, Topluluk hukuku ve ulusal yasalar ve uygulamalarda belirtilen usullere göre doğum, hastalık, iş kazaları, bakıma muhtaç olma veya yaşlılık gibi durumlarda ve işten çıkarılma durumunda koruma sağlayan sosyal güvenlik yardımları ve sosyal hizmetlerden yararlanma hakkını tanımakta ve saygı göstermektedir.

2. Avrupa Birliği'nde yasal olarak ikamet eden ve dolaşan herkes, Topluluk hukuku ve ulusal yasalar ve uygulamalara göre sosyal güvenlik yardımları ve sosyal avantajlardan yararlanma hakkına sahiptir.

3. Birlik, Topluluk hukuku ve ulusal yasalar ve uygulamalarda belirtilen usullere göre sosyal dışlanma ve yoksullukla mücadele için yeterli imkanlara sahip olmayan herkes için uygun bir yaşam sağlamak amacıyla sosyal ve konut yardımından yararlanma hakkını kabul etmekte ve saygı göstermektedir.

Madde 35. - Sağlık hizmetleri

Herkes, ulusal yasalar ve uygulamalarda belirtilen şartlar çerçevesinde koruyucu sağlık hizmetlerinden yararlanma hakkına ve tıbbi tedaviden yararlanma hakkına sahiptir. Bütün Birlik politikaları ve faaliyetlerinin tanımlanmasında ve uygulanmasında yüksek düzeyde bir insan sağlığı koruması sağlanmalıdır.

Madde 36. - Genel ekonomik konulardaki hizmetlerden yararlanma

Birlik, sosyal ve bölgesel uyumunu artırmak için Avrupa Topluluğu'nu oluşturan Antlaşma'ya uygun olarak ulusal yasalar ve uygulamalarda öngörülen genel ekonomik konulardaki hizmetlerden yararlanma hakkını kabul etmekte ve saygı göstermektedir.

Madde 37. - Çevresel koruma

Yüksek düzeyde bir çevresel koruma ve çevrenin kalitesinin iyileştirilmesi, Birliğin politikalarına dahil edilmeli ve sürdürülebilir kalkınma ilkesine uygun olarak sağlanmalıdır.

Madde 38. - Tüketici Koruması

Birlik politikaları, yüksek düzeyde tüketici koruması sağlamalıdır.

BÖLÜM V

VATANDAŞLIK HAKLARI

Madde 39. - Avrupa Parlamentosu seçimlerinde oy kullanma ve aday olma hakkı

1. Birliğin her vatandaşı, ikamet ettiği Üye Devlette, bu Devletin vatandaşları ile aynı koşullar altında Avrupa Parlamentosu seçimlerinde oy kullanma ve aday olma hakkına sahiptir.

2. Avrupa Parlamentosu üyeleri, genel serbest ve gizli oyla doğrudan seçilir.

Madde 40. - Yerel seçimlerde oy kullanma ve aday olma hakkı

Birliğin her vatandaşı, ikamet ettiği Üye Devlette, bu Devletin vatandaşları ile aynı koşullar altında yerel seçimlerde oy kullanma ve aday olma hakkına sahiptir.

Madde 41. - İyi idare hakkı

1. Herkes, işlerinin Birliğin kurumları ve organları tarafından tarafsız ve adil bir şekilde ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir.

2. Bu hak, şunları içermektedir:

- herkesin, kendisini olumsuz şekilde etkileyebilecek herhangi bir işlemin yapılmasından önce görüşlerinin dinlenmesini isteme hakkı;

- herkesin, kendi dosyasına erişme hakkı ve meşru gizlilik çıkarlarına ve mesleki ve ticari gizliliğe saygı gösterilmesi;

- idarenin, kararları konusunda gerekçe gösterme yükümlülüğü.

3. Herkes, Topluluğun kuruluşları veya görevlilerinin, görevlerinin ifası sırasında yolaçtıkları her türlü zararı, Üye Devletlerin yasalarındaki ortak genel ilkelere göre Topluluğa tazmin ettirme hakkına sahiptir.

4. Herkes, Birliğin kuruluşlarına, Antlaşmaların lisanlarından birinde mektup gönderebilir ve kendisine aynı lisanda cevap verilmesi zorunludur.

Madde 42. - Belgelere erişme hakkı

Birliğin bütün vatandaşları veya bir Üye Devlette ikamet eden veya kanuni adresi bu devlette bulunan bütün gerçek veya tüzel kişiler, Avrupa Parlamentosu, Konsey ve Komisyon belgelerine erişme hakkına sahiptir.

Madde 43. - Kamu Denetçisi

Birliğin bütün vatandaşları veya bir Üye Devlette ikamet eden veya kanuni adresi bu devlette bulunan bütün gerçek veya tüzel kişiler, adli görevleri çerçevesinde hareket eden Adalet Divanı Bidayet Mahkemesi hariç olmak üzere Topluluk kuruluşları veya organlarının faaliyetlerinde karşılaşılan kötü idare vakalarını Birlik kamu denetçisine havale etme hakkına sahiptir.

Madde 44. - Dilekçe ile başvurma hakkı

Birliğin bütün vatandaşları veya bir Üye Devlette ikamet eden veya kanuni adresi bu devlette bulunan bütün gerçek veya tüzel kişiler, Avrupa Parlamentosu'nu dilekçe ile başvurma hakkına sahiptir.

Madde 45. - Dolaşım ve ikamet özgürlüğü

1. Birliğin her vatandaşı, Üye Devletlerin ülke sınırları içinde serbestçe hareket etmek ve ikamet etmek özgürlüğüne sahiptir.

2. Bir Üye Devletin ülkesinde yasal olarak ikamet eden üçüncü ülkelerin vatandaşlarına, Avrupa Topluluğu'nu tesis eden Antlaşma'ya uygun olarak dolaşım ve ikamet özgürlüğü tanınabilir.

Madde 46. - Diplomatik ve konsolosluk koruması

Birliğin her vatandaşı, tabiyetinde olduğu Üye Devletin temsil edilmediği bir üçüncü ülkenin topraklarında, herhangi bir Üye Devletin diplomatik veya konsolosluk makamları tarafından, sözkonusu Üye Devletin vatandaşları ile aynı şartlarda korunma hakkına sahiptir.

BÖLÜM VI

ADALET

Madde 47. - Etkili hukuki bir yola başvurma ve adil yargılanma hakkı

Birlik hukuku tarafından teminat altına alınmış olan hakları ve özgürlükleri ihlal edilen herkes, bu Maddede belirtilen şartlara uygun olarak bir mahkemede etkili bir hukuki yola başvurma hakkına sahiptir.

Herkes, daha önceden yasa ile tesis edilmiş bağımsız ve tarafsız bir mahkemede makul bir süre içinde yapılacak adil ve kamuya açık bir duruşma yapılması hakkına sahiptir. Herkes, kendisine bilgi verilmesi, savunulması ve temsil edilmesi fırsatına sahip olmalıdır.

Gerekli imkanlara sahip olmayan herkese, bu yardımın adalete etkin bir şekilde ulaşılmasının sağlanması için gerekli olması koşulu ile hukuki yardım sağlanacaktır.

Madde 48. - Masumiyet karinesi ve savunma hakkı

1. Kendisine karşı ithamda bulunulan bir kişinin, yasaya göre suçlu olduğu kanıtlanıncaya kadar masum olduğu kabul edilecektir.

2. Kendisine karşı ithamda bulunulmuş olan bir kişinin savunma haklarına saygı gösterilmesi teminat altına alınmalıdır.

Madde 49. - Cezayı gerektiren suçların ve cezaların orantılı olması ve yasada tanımlanması ilkeleri

1. Hiç kimse, işlendiği zaman ulusal veya uluslararası hukuka göre suç oluşturmayan bir fiil veya ihmalden dolayı suçlu bulunamaz. Hiç kimseye, suçu işlediği zaman verilebilecek olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez. Cezayı gerektiren bir suçun işlenmesinden sonra yasanın daha hafif bir ceza öngörmesi durumunda bu ceza uygulanır.

2. Bu madde, işlendiği zaman uluslar topluluğu tarafından tanınmış genel ilkelere göre suç sayılan bir eylem veya ihmal nedeniyle bir kimsenin yargılanmasına veya cezalandırılmasına engel değildir.

3. Cezaların şiddeti, cezayı gerektiren suçla orantısız olmamalıdır.

Madde 50. - Cezayı gerektiren aynı suçtan iki kere yargılanmama veya cezalandırılmama hakkı

Hiç kimse, daha önce yasaya göre Birlik içinde kesin olarak beraat ettiği veya mahkum olduğu bir suç nedeniyle mahkemede yeniden yargılanamaz veya cezalandırılamaz.

BÖLÜM VII

GENEL HÜKÜMLER

Madde 51. - Kapsam

1. Bu Bildirgenin hükümleri, yetki ikamesi ilkesi dikkate alınarak Birliğin kurumları ve organlarına ve sadece Birlik hukukunu uyguladıklarında Üye Devletlere yöneliktir. Bu nedenle,kendi yetkilerine uygun olarak haklara saygı gösterecekler, ilkelere uyacaklar ve bunların uygulanmasını teşvik edeceklerdir.

2. Bu Bildirge, Topluluk veya Birlik için yeni bir yetki veya görev tesis etmemektedir veya Antlaşmalarda belirtilen yetkilerde ve görevlerde değişiklik yapmamaktadır.

Madde 52. - Teminat altına alınan hakların kapsamı

1. Bu Bildirgede kabul edilen hakların ve özgürlüklerin kullanılmasına getirilecek her türlü sınırlandırma, yasada öngörülmeli ve bu hak ve özgürlüklerin özüne saygı göstermelidir. Orantılı olma ilkesine tabi olarak sınırlandırmalar sadece gerekli olmaları ve Birlik tarafından kabul edilen kamu yararı amaçlarına veya başkalarının hak ve özgürlüklerini koruma gereksinimine gerçekten hizmet etmeleri koşulu ile uygulanabilir.

2. Topluluk Antlaşmaları veya Avrupa Birliği Antlaşmasına dayalı olan bu Bildirgede tanınan haklar, sözkonusu Antlaşmalarda belirtilen şartlar ve sınırlar çerçevesinde kullanılır.

3. Bu Bildirge'nin, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunması Sözleşmesi ile teminat altına alınmış olan haklara tekabül eden hakları içermesi durumunda sözkonusu hakların anlamı ve kapsamı, sözkonusu Antlaşma'da belirtilenlerle aynı olacaktır. Bu hüküm, Birlik hukukunun daha kapsamlı koruma sağlamasını engellemez.

Madde 53. - Koruma düzeyi

Bu Bildirge'de yeralan hiç bir şey, Birlik hukuku ve uluslararası hukuk ve Birlik, Topluluk veya Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunması Sözleşmesi dahil olmak üzere Üye Devletlerin taraf olduğu uluslararası anlaşmalarla ve Üye Devletlerin anayasaları ile kendi uygulama alanlarında tanınmış olan insan hakları veya temel özgürlükleri kısıtladığı veya olumsuz şekilde etkilediği şeklinde yorumlanamaz.

Madde 54. - Hakların istismar edilmesi yasağı

Bu Bildirge'de yeralan hiç bir şey, işbu Bildirge'de tanınan haklar ve özgürlüklerden herhangi birinin ortadan kaldırılmasını veya bunun, burada öngörülenden daha fazla kısıtlanmasını amaçlayan herhangi bir faaliyette bulunma veya herhangi bir fiili gerçekleştirme hakkını verdiği şeklinde yorumlanamaz.

İŞTE VEDA HUTBESİ;

Peygamberimiz Hz. Muhammet (s.a.s.) Vedâ haccında, 9 Zilhicce Cuma günü zevâlden sonra Kasvâ adlı devesi üzerinde, Arafat Vâdisi'nin ortasında 124 bin Müslümanın şahsında bütün insanlığa şöyle hitabetti.

"Hamd Allah'a mahsustur. O'na hamdeder, O'ndan yardım isteriz. Allah kime hidâyet ederse, artık onu kimse saptıramaz. Sapıklığa düşürdüğünü de kimse hidâyete erdiremez. Şehâdet ederim ki; Allah'dan başka ilâh yoktur. Tektir, eşi ortağı, dengi ve benzeri yoktur. Yine şehâdet ederim ki, Muhammed O'nun kulu ve Rasûlüdür.

Ey Nâs! Sözümü iyi dinleyiniz. Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada ebedî olarak bir daha berâber olamayacağım.

İnsanlar! Bu günleriniz nasıl mukaddes bir gün, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay, bu şehriniz Mekke nasıl kutsal bir şehir ise, canlarınız, mallarınız, nâmus ve şerefiniz de öylece mukaddestir; her türlü tecâvüzden masûndur.

Ashâbım! Yarın rabbınıza kavuşacaksınız. Bugünkü her hâl ve hareketinizden muhakkak sorulacaksınız. Sakın benden sonra eski sapıklıklara dönüp de birbirinizin boynunu vurmayınız. Bu vasiyyetimi burada bulunanlar, bulunmayanlara bildirsinler. Olabilir ki, bildirilen kimse, burada bulunup da işitenden daha iyi anlayarak hıfzetmiş olur.

Ashâbım! Kimin yanında bir emânet varsa, onu sâhibine versin . Fâizin her çeşidi kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Fakat aldığınız borcun aslını ödemek gerekir. Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız. Allah'ın emriyle bundan böyle fâizcilik yasaktır. Câhiliyetten kalma bu çirkin âdetin her türlüsü ayağımın altındadır. İlk kaldırdığım fâiz de Abdülmuttalib'in oğlu amcam Abbas'ın fâiz alacağıdır.

Ashâbım! Câhiliyet devrinde güdülen kan davaları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası, Abdülmüttalib'in torunu (amcalarımdan Hâris'in oğlu) Rabîanın kan davasıdır

Ey Nâs! Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu konuda Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları Allah'ın emâneti olarak aldınız. Onların nâmus ve ismetlerini Allah adına söz vererek helâl edindiniz. Sizin kadınlar üzerinde hakkınız, onların da sizin üzerinizde hakları vardır. Sizin kadınlar üzerindeki haklarınız, âile nâmusu ve şerefinizi kimseye çiğnetmemeleridir. Eğer onlar sizden izinsiz râzı olmadığnız kimseleri âile yuvanıza alırlarsa, onları hafifçe dövüp korkutabilirsiniz. Kadınların sizin üzerinizdeki hakları ise, örfe göre her türlü (meşru ihtiyaçlarını), yiyecek ve giyeceklerini temin etmenizdir.

Mü'minler! Size iki emânet bırakıyorum. Onlara sımsıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. Bu emânetler, Allah'ın kitabı Kur'ân ve O'nun Peygamberinin sünnetidir.

Ey Nâs! Devâmlı dönmekte olan zaman, Allah'ın gökleri ve yeri yarattığı günkü duruma dönmüştür. Bir yıl, l2 aydır. bunlardan 4'ü Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep hürmetli aylardır.

Ashâbım! Bugün şeytan sizin şu topraklarınızda yeniden nüfûz ve saltanatını kurma gücünü ebedî olarak kaybetmiştir. Fakat size yasakladığım bu şeyler dışında, küçük gördüğünüz şeylerde ona uyarsanız, bu da onu sevindirir. ona cesâret verir. Dininizi korumak için bunlardan da uzak kalınız.

Mü'minler! Sözümü iyi dinleyin, iyi belleyin. Rabbınız birdir, babanız birdir. Hepiniz Âdem'densiniz, Âdem de topraktan yaratılmıştır. Hiç kimsenin başkaları üzerinde soy sop üstünlüğü yoktur. Allah katında üstünlük, ancak takvâ iledir. Müslüman müslümanın kardeşidir. Böylece bütün müslümanlar kardeştir. Gönül hoşluğu ile kendisi vermedikçe, başkasının hakkına el uzatmak helâl değildir. Ashabım! Nefsinize de zulmetmeyin. Nefsinizin de üzerinizde hakkı vardır. Bu nasihatlarımı burada bulunanlar, bulunmayanlara tebliğ etsinler.

Ey Nâs! Cenâb-ı Hak Kur'an da her hak sahibine hakkını vermiştir. Mirâsçı için ayrıca vasiyyet etmeye gerek yoktur. Çocuk kimin döşeğinde doğmuşsa, ona âittir. Zina eden için ise mahrûmiyet vardır. Babasından başkasına soy (neseb) iddiâsına kalkışan soysuz, yahut efendisinden başkasına intisâba yeltenen nankör, Allah'ın gazabına, meleklerin lânetine ve bütün müslümanların ilencine uğrasın. Cenâb-ı Hak böylesi insanların ne tevbelerini ne de adâlet ve şâhitliklerini kabûl eder.

Ashabım! Alllah'tan korkun, beş vakit namazınızı kılın, Ramazan orucunuzu tutun, malınızın zekatını verin, âmirlerinize itaat edin. Böylece Rabbınızın Cennetine girersiniz.

Ey Nâs! Yarın beni sizden soracaklar, ne dersiniz? Ashâbı kiram:

- Allah'ın dinini teblîg ettin, vazîfeni hakkıyla yaptın, bize nasihat ve vasiyette bulundun, diye şehadet ederiz, dediler. Rasûlüllah (s.a.s.) mübarek şehâdet parmağını göğe doğru kaldırdı, cemâat üzerine çevirip indirdikten sonra üç defa:

- "Şâhid ol Yâ Rab! Şâhid ol Yâ Rab! Şâhid ol Yâ Rab!" buyurdu.

BM İNSAN HAKLARI SAVUNUCULARININ KORUNMASI BİLDİRGESİ

Evrensel Olarak Tanınan İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunması ve Geliştirilmesinde Toplumsal Kuruluşların (Organların), Grupların ve Bireylerin Hakları ve Sorumlulukları Üzerine Bildirge

BM İnsan Hakları Komisyonunun 3 Nisan 1998 tarihli toplantısında kabul edilmiştir.

Genel Kurul:

Dünyanın bütün ülkelerinde herkes için tüm insan hakları ve temel özgürlüklerin korunması ve geliştirilmesi doğrultusunda Birleşmiş Milletler Şartının amaç ve ilkelerine saygının önemini yeniden vurgulayarak,

İnsan haklarına ve temel özgürlüklere evrensel saygıyı geliştirmeyi amaçlayan uluslararası çabaların9 temel unsurları olarak İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi ve insan haklarına ilişkin diğer antlaşmalar ile Birleşmiş Milletler sistemi çerçevesinde ve bölgesel düzeyde kabul edilen insan haklarına ilişkin diğer belgelerin önemini yeniden vurgulayarak,

Hiçbir ayrım gözetmeksizin, özellikle ırk, renk, cins, dil, din, politik ve diğer düşünce, ulu-sal ve sosyal köken, mülkiyet, soy ve tüm diğer durumlara dayanan ayrımlar gözetmeksizin u-luslararası toplumun tüm üyelerinin, birlikte ve tek tek, herkes için insan haklarına ve temel özgürlüklere saygıyı geliştirme ve teşvik etme yönündeki önemli yükümlülüklerini yerine getirme gereğinin altını çizerek ve özellikle Birleşmiş Milletler Şartına uygun olarak bu yükümlülüklerin yerine getirilmesi için uluslararası işbirliği yapmanın önemini vurgulayarak,

Tüm insan hakları ihlallerinin, halkların ve kişilerin temel özgürlüklerinin, Apartheid, her çeşit ırk ayrımcılığı, sömürgecilik, yabancı hakimiyeti veya işgali, ulusal egemenlik, ulusal birlik veya toprak bütünlüğüne yönelik saldırı ve tehditten, aynı zamanda halkların kendi geleceğini belirleme hakkı ile her halkın kendi zenginlikleri ve doğal kaynakları üzerinde tam ve eksiksiz olarak egemenlik hakkının reddedilmesinden kaynaklanan haklar gibi yoğun, açık veya sistematik ihlallerin fiili olarak ortadan kaldırılmasında uluslararası işbirliğinin oynadığı önemli rolü ve bunlara katkıda bulunan birey, grup ve derneklerin yerine getirdikleri son derece yararlı çalışmaları tanıyarak,

Barış ve uluslararası güvenlik yokluğunun bu hak ve özgürlükleri tanımamanın mazereti olmayacağı bilinciyle barış ve uluslararası güvenlik ile insan hakları ve temel özgürlüklerden yararlanma arasında varolan ilişkiyi kabul ederek,

Tüm insan hakları ve temel özgürlüklerin evrensel, bölünmez, karşılıklı olarak birbirine bağımlı ve birbirine bağlı olduğunu ve aralarından hiçbirinin uygulamaya konulmasına zarar vermeden tam hakkaniyet içinde tümünü geliştirmek gerektiğini yineleyerek,

İnsan hakları ve temel özgürlükleri koruma ve geliştirme temel sorumluluğu ve ödevinin devlete düştüğünün altını çizerek,

Birey, grup ve derneklerin insan hakları ve temel özgürlüklere saygıyı geliştirme ve bu hakları ulusal ve uluslararası düzeyde tanıtma hak ve sorumlulukları bulunduğunu kabul ederek,

İlan eder:

Madde 1: Herkesin bireysel olarak veya başkalarıyla birlikte ulusal ve uluslararası düzeyde insan haklarının ve temel özgürlüklerin korunmasını ve gerçekleştirilmesini geliştirme hakkı vardır.

Madde 2:

a) Özellikle kendi yargı alanındaki herkesin, bireysel olarak ve başkalarıyla birlikte, uygulamada tüm hak ve özgürlükleri kullanabilmesi amacıyla bütün sosyal, ekonomik ve diğer şartları ve gereken yasal güvenceleri kabul etmek suretiyle, her devletin tüm insan haklarının ve temel özgürlüklerin korunması, geliştirilmesi ve gerçekleştirilebilir kılınması temel sorumluluğu ve ödevi vardır.

b) Her devlet, bu bilgilerde amaçlanan haklar ve özgürlüklerin somut olarak kullanılabilmelerini sağlamak için yasamaya, yönetime ve gerekli diğer alanlara ilişkin tedbirleri alır.

Madde 3: İnsan hakları ve temel özgürlükler alanında Birleşmiş Milletler Şartı ve devletin diğer uluslararası yükümlülüklerine uygun olarak kabul edilen iç hukuk kuralları, insan hakları ve temel özgürlükler ve bu hak ve özgürlüklerin geliştirilmesi, korunması ve somut olarak ger-çekleştirilmesi konusunda bu bildirgede amaçlanan tüm etkinliklerin uygulamaya konulması ve yerine getirilmesinin hukuki çerçevesini oluşturur.

Madde 4: Bu bildirgenin hiçbir maddesi, ne Birleşmiş Milletler Şartının amaç ve ilkeleri aleyhine veya tersine, ne de İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, İnsan haklarına ilişkin uluslararası antlaşmalar ile bu alanda uygulanmakta olan diğer uluslararası belge ve anlaşma hükümlerinin bir sınırlaması veya ilgası olarak yorumlanamaz.

Madde 5: İnsan haklarını ve temel özgürlükleri geliştirmek ve korumak amacıyla herkesin, bireysel olarak ve başkalarıyla birlikte, ulusal ve uluslararası düzeyde;

a) Barışçıl biçimde biraraya gelmek veya toplantı yapmak;

b) Hükümet dışı kuruluşlar, dernekler veya gruplar kurmak, bunlara üye olarak girmek ve katılmak;

c) Hükümet dışı veya hükümetlerarası kuruluşlarla ilişki kurmak hakkı vardır.

Madde 6: Herkesin, bireysel olarak ve başkalarıyla birlikte,

a) Yasamaya, yargıya ve yönetime ilişkin ulusal sistemler içinde, hakların ve özgürlüklerin gerçekleştirilmesine olanak verecek tarzda bunlara ulaşma dahil tüm insan hakları ve temel öz-gürlüklere ilişkin bilgileri elde etmek, araştırmak, almak kabul etmek ve muhafaza etmek;

b) İnsan haklarına ilişkin belgeler ile uygulanabilir uluslararası diğer belgelere uygun ola-rak tüm insan haklarına ve temel özgürlüklere ilişkin düşünceleri, haberleri ve bilgileri yayın-lamak, başkalarına iletmek veya özgürce yaymak;

c) İnsan haklarına ve temel özgürlüklere hem hukuksal olarak hem de pratikte uyulması yönünde inceleme, araştırma, saptama, değerlendirme, bu yollar ve diğer uygun yollarla kamunun dikkatini bu sorun üzerine çekme hakkı vardır.

Madde 7: Herkesin, bireysel olarak veya başkalarıyla birlikte, insan hakları alanında yeni prensip ve düşünceleri tasarlama aynı zamanda onları tartışma ve kabul görmesini sağlama hakkı vardır.

Madde 8:

1- Herkesin, bireysel olarak ve başkalarıyla birlikte, ayrımcı olmayan bir temel üzerinde, ülkesinin yönetimine ve kamusal işlerin yürütülmesine etkin bir biçimde katılmaya hakkı vardır.

2- Bu hak özellikle, bireysel olarak veya başkalarıyla birlikte, hareket eden herkes için devletin organ ve kurumlarına, aynı zamanda kamu-sal işlerle uğraşan kuruluşlara, işleyişlerin iyileştirilmesine ilişkin eleştiri ve önerileri sunma ve çalışmalarının insan hakları ve temel özgürlüklerin geliştirilmesi, korunması ve gerçekleştirilme-sini engelleme ve önleme tehlikesi taşıyan tüm yönlerini bildirme hakkını içerir.

Madde 9:

1-İnsan hakları ve temel özgürlüklerin kullanılmasında, bu bildirgede amaçlanan insan haklarının korunması ve geliştirilmesinde bireysel olarak ve başkalarıyla birlikte herkesin, bu hakların ihlal edildiği durumlarda başvuru yapma olanağından etkin bir biçimde faydalan-maya ve korumadan yararlanmaya hakkı vardır.

2- Bu amaçla, hakları ve özgürlükleri ihlal edilen herkesin, kişisel olarak veya yasa tarafın-dan izin verilen temsilcileri aracılığıyla şikayette bulunma ve hukuksal bir otorite önünde veya yasayla kurulan bağımsız, yansız ya da yetkili tüm diğer otoriteler önünde kamuya açık mahkemede şikayetini inceletme ve bu hakları ve özgürlükleri ihlal edildiğinde, yasalar uyarınca bu otoritelerden tazminat dahil olmak üzere zarar-ziyanın telafisini öngören bir karar alma ve aynı zamanda makul bir sürede kararın ve yargı kararının uygulamasına hakkı vardır.

3- Yine bu amaçla herkesin, bireysel olarak ve başkalarıyla birlikte, özellikle:

a) İnsan haklarının ve temel özgürlüklerin ihlali konusunda, şikayet üzerine makul sürede karar vermesi gereken, ulusal olarak yetkili kılınan adli, idari veya yasama otoritelerine veya Devletin hukuksal sistemine uygun olarak kuru-lan yetkili tüm diğer otoritelere dilekçe veya diğer uygun yöntemlerle başvurarak devlet görevlileri ve organlarının politika ve eylemlerini şikayet etme;

b) Ulusal yasalar ile uygulanabilir uluslararası yükümlülük ve taahhütlerin uygunluğu üzerine kanaat oluşturma amacıyla, duruşmalarda, kovuşturmalarda ve kamu davalarında hazır bulunma.

c) İnsan hakları ve temel özgürlüklerin savunulması için nitelikli ve profesyonel bir hu-kuksal yardım veya uygun olan tüm diğer tavsiye ve yardımları sunma ve sağlama hakkı vardır.

4- Yine bu amaçla ve uygulanabilir uluslararası prosedür ve belgelere uygun olarak herkesin, bireysel olarak ve başkalarıyla birlikte, insan hakları ve temel özgürlüklerle ilgili raporları almak ve incelemek için, genel veya özel yetkisi olan uluslararası organlara ulaşma ve bu organlarla hiçbir sınırlama olmaksızın iletişim kurma hakkı vardır.

5- Kendi yargı alanında bulunan tüm topraklarda, insan hakları ve temel özgürlükler ihlalinin varolduğuna inanmak için nedenler bulunduğunda devletin süratli ve yansız bir soruşturma sür-dürmesi veya olayın aydınlığa kavuşması için dava açılmasını dikkatle izlemesi gerekir.

Madde 10: Hiç kimse edimde bulunarak veya gerektiği durumlarda müdahaleden kaçınarak insan haklarının ve temel özgürlüklerin ihlaline katılamaz; kimse bu hak ve özgürlüklerin ihlalini reddettiği için cezalandırılamaz ve tedirgin edilemez.

Madde 11: Herkesin, bireysel olarak ve başkalarıyla birlikte, yasaya uygun olarak iş ve mesleğini yapma hakkı vardır. Meslek ve işi çerçevesinde, başkasının insanlık onuruna, insan haklarına ve temel özgürlüklerine zarar verme riski bulunan herkes bu hak ve özgürlüklere saygılı olmaya ve, iş ve meslek davranış ve etiğine uygun ulusal ve uluslararası normlara uymaya mecburdur.

Madde 12:

1- Herkesin, bireysel olarak ve başkalarıyla birlikte, insan hakları ve temel öz-gürlüklerin ihlaline karşı mücadele etmek için barışçıl etkinliklere katılmaya hakkı vardır.

2- Devlet, bu bildirgede amaçlanan hakların meşru kullanımı çerçevesinde şiddet, tehdit, mi-silleme eylemi, fiili veya hukuksal ayrımcılık, baskı veya diğer keyfi hareketlere karşı, bireysel olarak ve başkalarıyla birlikte hareket eden tüm kişilerin yetkili otoritelerce korunması için gerekli tüm önlemlerin alınmasını dikkatle izler.

Bu bakımdan, herkes, bireysel olarak ve başkalarıyla birlikte, barışçı yollarla, insan haklarının ve temel özgürlüklerin ihlaline neden olan, ve devletin ihmali olan durumlar da dahil olmak üzere, devlete isnat edilebilen etkinlik ve eylemlerle birlikte başka grup ve bireylerce işlenmiş insan hakları ve temel özgürlüklerin kullanılmasıyla ilgili şiddet eylemlerine karşı tepki gösterdiğinde, ulusal yasalarca etkin biçimde korunmaya hakkı vardır.

Madde 13: Herkesin, bireysel olarak ve başkalarıyla birlikte, bu bildirgenin 3. Maddesine uygun olarak, barışçı yollarla, salt insan haklarını ve temel özgürlükleri koruma ve geliştirme amacıyla kaynakları isteme, alma ve kullanma hakkı vardır.

Madde 14:

1- Devletin, kendi yargı alanında bulunan tüm kişilere sivil, politik, ekonomik, sosyal ve kültürel haklarının anlaşılmasını kolaylaştırmak için yasamaya ilişkin, tüzel, yönet-sel ve diğer alanlarda gerekli tedbirleri alma zorunluluğu vardır.

2- Bu tedbirler özellikle:

a) Ulusal yasa ve yönetmelik metinlerinin ve insan haklarına ilişkin uygulanabilir uluslararası temel belgelerin yayınına ve bunlardan geniş bir şekilde yararlanabilmeye,

b) Tarafı olduğu insan haklarına ilişkin uluslararası belgeler uyarınca kurulan organlara devlet tarafından sunulan periyodik raporlar dahil olmak üzere insan hakları alanındaki uluslararası dokümanlara, aynı zamanda incelenen raporların analitik özetleri ile bu organların resmi raporlarına, eşitlik temeli üzerinde, tam ulaşa-bilmeye ilişkin olacaktır.

3- Devlet, kendi yargı alanına giren tüm topraklarda, insan haklarının korunması ve gelişti-rilmesi için, bir arabulucu, bir insan hakları komisyonu veya başka bir ulusal kurum gibi diğer bağımsız ulusal kurumların kurulması veya atanması ve geliştirilmesini gerektiğinde güvence altına alır ve destekler.

Madde 15: Devletin, tüm öğrenim düzeyle-rinde, insan hakları ve temel özgürlüklerin eği-timini kolaylaştırma ve geliştirme ve avukatların, kolluk güçlerinin, silahlı kuvvetler personeli ile devlet görevlilerinin eğitimlerinden sorumlu olanların öğrenim programlarında insan hakları öğretimine uygun öğelere yer verilmesini dik-katle izleme sorumluluğu vardır.

Madde 16: Bireyler, hükümet dışı kuruluşlar ve uzman kurumların; içerisinde etkinliklerini sürdürdükleri topluluk ve toplumların farklılıklarını gözönünde bulundurarak, uluslar ve tüm ırksal ve dinsel gruplar arasında özellikle anlayış, hoşgörü, barış ve dostluk ilişkilerini daha çok pekiştirmek amacıyla bu alanda sürdürülen, yetiştirme, araştırma gibi etkinlikler çerçevesinde tüm insan hakları ve temel özgürlüklere iliş-kin sorunlarda halkı daha duyarlı kılmaya katkıda bulunmada oynadıkları önemli bir rol vardır.

Madde 17: Bu bildirgede amaçlanan haklar ve özgürlüklerin kullanılmasında, bireysel olarak ve başkalarıyla birlikte hareket eden herkes, sırf başkalarının insan haklarını ve özgürlüklerini tanıma ve saygı gösterme amacıyla, aynı zamanda demokratik bir toplumda ahlak, kamu düzeni ve toplumun genel refahının adil gereklerinin sağlanması amacıyla belli uluslararası yükümlülüklere uygun olarak belirlenen ve yasaca öngörülen sınırlamalara tabidir.

Madde 18:

1- Her insanın, kişiliğinin tam ve özgür gelişimini ancak içerisinde gerçekleştirme olanağı bulduğu topluluğa karşı ödevleri vardır.

2- Bireyler, gruplar, kurumlar ve hükümet dışı kuruluşların demokrasinin korunması ve insan haklarının ve temel özgürlüklerin geliştirilmesi korunmasında toplumun, kuruluşların ve demokratik sürecin ilerletilmesi ve geliştirilmesine katkıda önemli bir rolü ve sorumlulukları vardır.

3- Aynı şekilde, bunların kişinin İnsan Hakları evrensel Beyannamesi ve diğer insan hakları belgelerinde belirtilen hak ve özgürlüklerin tam olarak gerçekleştirilebildiği bir sosyal ve ekonomik düzeni ilerletme hakkına katkıda bulun-mada önemli bir rolü ve sorumluluğu vardır.

Madde 19: Bu bildirgenin hiçbir maddesi, bir birey, grup veya toplum organı, veya devletin, bildirgede belirtilen haklar ve özgürlüklerin ortadan kaldırılmasını amaçlayan bir etkinliğe girişme veya bu türden bir eylemde bulunmaya hakkı olduğu biçiminde yorumlanamaz.

Madde 20: Aynı şekilde, bu bildirgenin hiçbir maddesi, birey, grup, kurum veya hükümet dışı kuruluşların Birleşmiş Milletler Şartının hükümlerine ters düşen etkinliklerini destekleme veya teşvik etmeye devletlerin izin vereceği biçiminde yorumlanamaz.

CUMHURBAŞKANI ABDULLAH GÜL, 10 ARALIK DÜNYA İNSAN HAKLARI GÜNÜ NEDENİYLE MESAJ YAYINLANDI.

ANKARA (ANKA)

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Türkiye'de bireylerin kanunlar önünde eşitliği ve ayrımcılığa uğramamaları temelinde insan haklarının korunması ve daha ileri götürülmesinin devlet politikasının öncelikli hedefleri arasında yer aldığını vurguladı.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü nedeniyle yayınladığı mesajında, tarih boyunca farklı dinlere, kültürlere kucak açan, geleneksel hoşgörü anlayışıyla yoğurulan Türkiye'de vatandaşların ve yabancıların temel hak ve özgürlüklerinin her türlü yasal güvence altında olduğunu kaydetti. Gül, yükselişte olan yabancı düşmanlığı, ayırımcılık ve hoşgörüsüzlük vakalarına karşı mücadele edilmesinin de devletin, insan hakları bağlamında dış politika öncelikleri arasında yer aldığını belirterek şu ifadelere yer verdi:

?Devletimiz, kurulduğu günden bu yana sağlanan ilerlemelerin oluşturduğu demokrasi ve insan hakları kültüründen güç alarak, vatandaşlarımızın demokratik istek ve beklentileri doğrultusunda insan haklarının korunmasına ve geliştirilmesine yönelik kapsamlı adımlar atmaktadır. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi gibi temel belgeler ve uluslararası alandaki sürekli ve yapıcı işbirliği bu süreçte önemli katkı sağlamaktadır. Bu düşüncelerle, milletimizin ve ayrılmaz bir parçası olduğumuz tüm insanlık ailesinin İnsan Hakları Günü'nü en içten duygularla kutluyor, insan haklarına saygı temelinde aydınlık yarınlar diliyorum."

evet temel hak ve özgürlükler sayın Cumhurbaşkanımızın söylediği gibi devletimizin teminatı altındadır...

19 Mayıs 2010 02:03

speaker

bu konuyu her vatandaşın bilmesi ve ona göre hareket etmesi haklarını savunması gerekir...işte gerçek AÇILIM budur...

19 Mayıs 2010 02:12

speaker

Cumhuriyet?in getirdiği temel hak ve özgürlükler

DEĞİŞTİRİLEMEZ TEMEL HÜKÜMLER

Anayasa'nın 4 üncü maddesine göre; Devletin şekli, Cumhuriyetin nitelikleri, Devletin bütünlüğü, resmi dili, bayrağı, millî marşı ve başkenti ile ilgili 1, 2 ve 3 üncü maddelerindeki hükümler değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez.

Anayasa ile kesin güvence altına alınan bu temel hükümler şöyle sıralanıyor :

Madde 1- Türkiye Devleti bir cumhuriyettir.

Madde 2 - Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir.

Madde 3 - Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir.

Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır. Millî marşı "İstiklâl Marşı"dır. Başkenti Ankara'dır.

DEVLETİN GÖREVLERİ

Anayasaya göre Devlet, "Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya

çalışmakla görevlidir.

EGEMENLİĞİN KULLANILMASI

Egemenlik kayıtsız şartsız Milletindir. Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır.

Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz. (Md.6)

Yasama yetkisi, Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez. (Md. 7) Yürütme yetkisi ve görevi, Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından, Anayasa ve kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir. (Md. 8)

Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır. (Md. 9)

KANUN ÖNÜNDE EŞİTLİK

Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.

Hiçbir kişiye, aileye, zümreye ve sınıfa imtiyaz tanınamaz.

Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar. (Md.10)

19 Mayıs 2010 02:16

speaker

ek bilgilere buradan ulaşabilirsiniz...

http://ilahiyat.firat.edu.tr/Makaleler/15-1_2010/08.a.baglioglu_temel.pdf

19 Mayıs 2010 02:17

pus@t

bunlar kağıt üzerinde kalmış amiyane tabirle safsatadan,hikayeden ibarettir.

19 Mayıs 2010 02:22

speaker

neden kağıt üzerinde kaldı dersiniz ...acaba sahib çıkılmadığı için olabilir mi?

19 Mayıs 2010 02:25

pus@t

sahip çıkan sürünür. siz hiç adliyeye gitmediniz galiba. en ceza davasının sadece temyiz aşamasından dönmesi 3 yıl alır. hukuk davalarına hiç girmeyelim:))

sadece resmiyette ve mevzuatta hak ve özgürlüklere sahibiz. fiiliyatta kim kime dum duma..

19 Mayıs 2010 02:27

speaker

verilmiş haklarını savunamıyorsan özgür değilsin demektir...

19 Mayıs 2010 02:32

pus@t

iyi ya ben de onu diyorum. savunamadığın hak hak değildir. vatandaşı bırakmıyorlar ki savunsun hakkını:)

19 Mayıs 2010 02:36

speaker

Niçin savunamıyormuşuz...işte gördüğün gibi açıkca haklarımızı bu platformda dile getirebiliyoruz...Kitlesel olarak bu savunma arttığında kim önünde durabilir ki...

19 Mayıs 2010 03:04

speaker

Soru: Temel Hak Ve Özgürlüklerimiz Hangi Durumda Kısıtlanır?

19 Mayıs 2010 03:14

speaker

TÜSİAD'ın görüşü

"İnsan haklarının hukuk metinlerinde tanınmadığı ve güvence altına alınmadığı bir yönetim biçimini demokratik olarak nitelemek mümkün değildir. Bireylerin oluşturduğu toplumun siyasal örgütlenmesi olan devletin işlevi, bireyin haklarını kullanabileceği bir kamusal düzeni kurmaktır. Temel hak ve özgürlükler, ?özgürlüklerin asıl, sınırlamaların istisna? olduğu bir anlayışla ele alınmalıdır.

İnsan hakları alanında sağlanan ilerlemeye rağmen, halen mevzuatta ve uygulamada bazı sorunlar devam etmektedir. Mevzuatta ve kurumsal yapılanmada kişi dokunulmazlığı, özgürlüğü ve güvenliğini güçlendirecek düzenlemeler yapılmalıdır. Demokrasinin işleyişini çok yakından ilgilendiren düşünce özgürlüğünü evrensel demokratik ölçütlere göre düzenleyecek şekilde Anayasal ve yasal değişiklikler yapılmalıdır. Basın özgürlüğü, kolektif haklar ve kültürel haklar gibi alanlarda da ilerleme kaydedilmelidir. İşkence, kötü muamele ve kolluk aşırılıkları olaylarının soruşturulması ve suçluların cezalandırılması konusuna özen gösterilmeli, bu tür hak ihlallerinin tekrarı önlenmelidir.

Yargı ve idare teşkilatındaki görevlilerin, değişen mevzuatı içselleştirmesi gereklidir. Yeni mevzuat hükümlerinin iyi uygulanması, en az kanunların yapılması kadar önemli bir husustur. İnsan haklarının güvence altına alınması konusunda, kanunların, insan haklarına ilişkin ulusal üstü hukuk ve ulusal üstü yargı organlarının kararları çerçevesinde yorumlanması bakımından yargıca çok önemli bir görev düşmektedir."

19 Mayıs 2010 10:34

speaker

Soru: Temel Hak Ve Özgürlüklerimiz Hangi Durumda Kısıtlanır?

19 Mayıs 2010 10:38

Parya_009**
Yasaklı

Sen hakkına sahip çıkmaz isen, hiç kimse senin lehine olabilecek şekilde senin hakkını teslm etmez..

Ha eder ama seni de yamultur.. Öylece kabul edersiniz..

Uluslararası falan bunlar boş laflar..

O uluslararası güçler Temel hak ve özgürlüklere ne kadar sadık.

19 Mayıs 2010 10:40

speaker

Soru: Temel Hak Ve Özgürlüklerimiz Hangi Durumda Kısıtlanır?

19 Mayıs 2010 10:46

speaker

"Anayasanın 13. maddesinde: Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.?

Demek oluyor ki, Devletin bireylerini oluşturan ?Kişi?, hak ve öğürlüklerini kullanırken de, Anayasa?da ifadesini bulan bu kuralları göz ardı edemez. Bu kurallar, hak ve özgürlüklerin kısıtlanması olarak da kabul edilemez. Özgürlüklerin kullanılması için, Devletin varlığı esas alınmalıdır.

Klasik bir cümle vardır; ?Kişinin özgürlüğü, diğer kişinin özgürlük sınırında biter? denilir. Bu tanımlama, bir başka şekilde da açıklanabilir. Denilebilir ki; ?Kişilerin özgürlüğü, saygı sınırını geçemez.? Yani, özgür davranış, insanlara saygısızlık boyutuna vardırılamaz. O boyut ?Suç? teşkil eder.

Kişi, temel hak ve özgürlüklerini kullanmada hassasiyet gösterirken, aynı hassasiyeti, Devletin varlığının ve bütünlüğünün korunmasında da göstermelidir. Kişinin, bir tarafta hak ve özgürlükleri varken, diğer tarafta da kendisine, ailesine, çevresine ve Devletine karşı da yok sayamayacağı veya özgürlüklerinin önünde göremeyeceği ödevleri bulunmaktadır. Anayasa?nın 12. maddesinin ikinci paragrafı da bunun açıkça ifadesidir.

Sonuç olarak, kişi bu çerçeve ve sınırlandırmalar içinde, davranışları, fikirleri ve bunları sergilemede kendi iradesini kullanmakta özgürdür. Ancak, özgürlüklerin de bir sınırı olduğunu unutmamak gerekir. Sınırlar da, ancak yasalarla belirlenir ki, o yasalara uymak de, kişinin görevleri arasındadır. Özgürlüklerin ?Sınırsız? olduğunu savunmak, bu anlamda mümkün değildir."

www.turkcebilgi.com

cevaba ne dersiniz? evet mi? hayır mı?

20 Mayıs 2010 03:00

speaker

güncel...

20 Mayıs 2010 03:08

speaker

yorumsuz-bilgilenin

20 Mayıs 2010 11:52

speaker

"I-ÖZGÜRLÜKLERİN TANIMLANMASI

Hak ve Özgürlük kavramı yüzyıllar boyunca insan düşüncesini kurcalayan büyük meselelerden biri olmuştur. Bu konuda binlerce cilt kitap yazıldığı gibi yine çok çeşitli tanımlar yapılmıştır. Buna temas eden Montesquieu" hiçbir kelime yoktur ki hürriyet kelimesi kadar kendisine değişik anlamlar verilmiş ve düşünürlerce çeşitli şekillerde yansımış olsun" Bu çeşitliliğin sebebi özgürlüğün çok yönlü bir kavram olmasıdır. Kimi ,özgürlüğü bağımsızlık olarak ,kimi, eşitlik ,kimisi, özellik ve gizlilik olarak değerlendirmektedir. Değişik siyasal sistemler ve felsefi inançlar hürriyeti çok çeşitli şekillerde tanımlamışlardır. Bu konuda 1789 tarihli insan ve vatandaş hakları bildirgesi : "hürriyet başkasına zarar vermeyen her şeyi yapabilmesidir." Derken,Montesquieu"Hürriyet kanunların izin verdiği şeyleri yapabilmek" olarak tanımlamıştır. J:Barthelemy ise"Hürriyet tarif edilemeyip duyulan şeydir." diyerek tarif etmeye çalışmıştır. Eski Yunun ve Roma'da özgürlükten anlaşılan, herkesin yasalara ve sadece yasalara uyma mecburiyetidir. Bu konuda Colliard " uygar toplumlarda kişilere, devletçe düzenlenen ve korunan bazı haklar tanınmıştır; bunlar kamu özgürlükleridir." Acton ise özgürlüğü: " herkesin kendisine düşeni yapması ve bunu yaparken;iktidardan, çoğunluktan ve törelerden çekinmemesidir." Özgürlük tanımı çok çeşitli olduğu gibi hak kelimesi de tartışmalı olup birbiri yerine kullanılabilen kelimelerdir. Hüseyin Nail Kubalı'ya göre: Hak ve Hürriyet tanımı çoğu kez birbiri yerine kullanılabilen iki kelime olup bir hukuki gerçeğin iki yönünü teşkil etmektedir. Hürriyet bir haktır,ve hak hürriyetle gerçekleşir. Bunlardan biri olmadan diğeri olamaz gerçekleştirilecek bir hak yoksa, hürriyetin manası olmadığı gibi , hürriyet yoksa haklarında bir manası yoktur. Bu konuda; hak dar kapsamlı ve somutlaşmış, hürriyet ise geniş kapsamlı ve soyut olduğunu belirten yazarlar olduğu gibi; hürriyet kullanılması için başkalarının bir şey yapmasına gerek olmayan pasif durmasının yeterli olduğu,insanın kişisel davranışını bizzat seçtiği kendi yapısını çizdiği yetki iken; hakların çoğu başkalarına ve topluma olumlu bir davranış kabul ettirme gücüdür.

II-KAMU HÜRRİYETLERİ Tabi hukuk felsefesine göre insanlar; doğuştan gelen,temel vazgeçilmez,kişiliğine bağlı,devredilmez haklara sahiptir. işte insanların doğuştan sahip oldukları bu haklardan devlet tarafından tanınan ve korunan ve düzenleme altına alınan haklar ve hürriyetler kamu hürriyetleri-kamu özgürlüklerini oluşturmaktadır. İnsan hakları kavramı geniş bir kavramdır. Bu kavram : İnsanlara tanınması gereken ideal haklar listesini ifade eder. Bu terim olması gereken,platonik ve hedef bir kavramdır. Kamu hürriyetleri bir idealin gerçekleşmiş şeklidir. Yani insan haklarının devlet tarafından tanınmış şeklidir. Bu haklar anayasalar ve kanunlar tarafından kullanılmaya açık, pratik hayata geçirilmiş haklardır. Bu haklara kamu denmesinin sebebi sadece bir kişi veya zümreye değil,herkese verilmiş olmasıdır. Bazen kamu hürriyetlerine temel haklar da denmektedir. 1961 Anayasası da bu terimi kullanmıştır. Diğer bir tanıma göre kamu hürriyetleri,"belirli bir tarihi kesitte, belli bir devlette yaşayan insanların sahip oldukları hak ve hürriyetlerin toplamıdır."Yani tabi hukuk tarafından insanlara verilen ve insanların sahip olduğu varsayılan hakların meri-pozitif hukuk tarafından tanınmasıdır.

III-TEMEL HAK VE HÜRRİYETLERİN SINIRLANDIRILMASI Çağdaş demokrasilerde düşünce özgürlüğü dışında sınırsız hürriyet bulunmamaktadır. Esasen hürriyetlerin var olabilmesi kişi yönünden pratik bir değer taşıyabilmesi için bir takım kayıtlarla çerçevelenmesi yani tanzim edilmesi gerekmektedir. Çağdaş demokrasilerde hürriyetler,toplum yaşamının bozulmamasını sağlamak ve hürriyetlerden herkesin faydalanmasını sağlamak için ve bu amaçlarla sınırlandırılabilir. Hürriyetlerin sınırlandırılması konusunda değişik sistemler,değişik şekiller benimsemişlerdir. Sınırlandırmaya ilişkin iki ana grup vardır: A- Önleyici sistem B- Düzeltici sistem A-Önleyici sistem Bu sistem kendi içinde üçe ayrılmaktadır. 1-Yasaklayıcı sistem: Bir hürriyetin kullanılması için izin verip vermemekte kamu otoritesinin tam ve mutlak takdir yetkisine sahip olduğu sistemdir. 2-Düzenleyici önleme sistemi: bu sistemde bazı teknik şartların yerine getirilmesi halinde hakkın kullanılabildiği kamu otoritesinin mutlak takdir hakkının bulunmadığı sistemdir. 3-Bildirim esası sistemi: bu sistemde kullanılacak bazı hak ve hürriyetlerin önceden kamu otoritesine bildirilmesidir. B-Düzeltici sistem Bu sistemde hürriyetlerin kullanılması için önceden herhangi bir izin almadan, bildirimde bulunmadan sorumluluk kendisine ait olmak üzere hürriyetlerin kullanılmasıdır.

IV-HÜRRİYETLERİ SINIRLAMANIN ÖLÇÜTLERİ Hürriyetler çağdaş demokrasilerde, yasama organları tarafından ve kanunla sınırlandırılabilmektedir. Genel olarak hürriyetler kural, sınırlandırmalar istisnadır. Kanun koyucular belli hal ve şartlar gerçekleştiğinde ve belli amaçlar için hürriyetleri sınırlayabilmektedirler. Bu haller ve amaçlar şunlardır. -kamu düzeni -kamu yararı -milli güvenlik -genel sağlık -genel ahlak... gibi sebeplerle sınırlanabilmektedir. A-Kamu düzeni Bu kavram, kamunun dirliği, dinginliği yani iyi düzen olarak anlaşılmaktadır. Diğer bir deyişle toplum halinde yaşayışın alışıla gelmiş sakıncalarını aşan ölçüde rahatsızlıkların,düzen bozukluklarının önlenmesi ve giderilmesini ifade eder. Kavganın yokluğunu .barışın varlığını anlatır. Bu anlamda kamu güvenliği de birey ve toplulukları tehdit eden değişik kaza ve olayların önlenmesini ifade eder. B-Kamu yararı Bu kavram toplumun geneli için faydalı alan toplum menfaatinin kişilerin menfaatlerin öne geçtiği kavramdır. C-Genel sağlık Toplumların bulaşıcı ve salgın hastalıklardan korunması ve toplumun azami sağlık şartları içinde tutulması anlamını taşır. D-Genel ahlak Toplumun geneli tarafından benimsenen asgari etik değerler toplumun ahlaki yapısını oluşturur. Ancak hemen belirtmek gerekir ki bu sınırlama nedeni belirsiz ve muğlaktır. Bu hali ile kamu otoritesine taktir hakkı vermektedir. E-Milli güvenlik Ülkenin iç ve dış güvenliği ile iç ve dış savunmasını ifade eder. Tüm bu açıklamalardan sonra temel hak ve hürriyetlerin bizim anayasamıza göre nasıl sınırlandırıldığını göreceğiz.

V-1982 ANAYASA'SINA GÖRE TEMEL HAK VE HÜRRİYETLERİN SINIRLANDIRILMASI 1982 Anayasasının sınırlama sistemi,insan haklarının genel anayasal değerlerinin değişik anayasa teknikleri ile somutlaştırılmasından oluşmaktadır. Anayasa genel tercihine uygun olarak, insan haklarının kullanım alanlarını daraltmak ve böylece potansiyel güçleri bastırmak için ne gerekiyorsa yapmıştır. Sonuçta sınırlama konusundaki genel özgürlükçü ilke bu Anayasada tersine dönmüş sınırlama asıl , özgürlükler istisna haline gelmiştir. 1982 Anayasası temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılmasını genel ve aşamalı olarak ele almıştır. Bu sınırlamaları aşağıdaki gibi belli kategorilere ayırabiliriz. A- Yasama organana bütünhak ve hürriyetleri sınırlama yetkisi veren genel sınırlama hükmü (A.Y.m.13) B- Temel hak ve hürriyetlerin düzenlendiği Anayasa maddelerindeki özel sınırlama nedenleri C- Temel hak ve hürriyetlerin kötüye kullanılamayacağına ilişkin A.Y.m.14 D- Özgürlüklerin kullanılmasının durdurulması

A-GENEL SINIRLAMA HÜKMÜ 1982 Anayasasının 13.maddesi "temel hak ve hürriyetler,devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünün,milli egemenliğin Cumhuriyetin,milli güvenliğin,kamu düzeninin, genel asayişin,kamu yararının, genel ahlakın ve genel sağlığın korunması amacı ile ve ayrıca Anayasanın ilgili maddelerde öngörülen özel sebeplerle Anayasanın özüne ve ruhuna uygun olarak kanunla sınırlanabilir" Bu madde ile Anayasa genel bir sınırla sistemi getirmiştir. Bazı yazarlar bu sınırlama sisteminin niteliği gereği, Anayasa 25. maddedeki "düşünce ve kanaat hürriyetine " uygulanamayacağı görüşündedirler. Anayasa bu madde ile 1961 Anayasasında tartışma konusu olan 11. maddeye karşılık olarak ve tartışmaya son vermek gayesi ile konmuştur. 1961 Anayasasının 11.maddesi "kanun,kamu yararı,genel ahlak, kamu düzeni,sosyal adalet ve milli güvenlik gibi sebeplerle de olsa bir hakkın özüne dokunulamayacağı" hususunu düzenlemiştir. Bu dönemde bunun bir sınırlama maddesi mi yoksa, bu hallerde bile bu haklara dokunulamayacağını belirten bir teminat maddesi mi olduğu tartışılmıştır. 1982 Anayasası bu tartışmalara son vermiş ve bu sınırlama hükmünün bütün maddelere şamil olduğunu açıkça belirtmiştir. Bu maddedeki sebeplerin ilgili maddede belirtilmese bile 13. Maddedeki sebeplerle sınırlandırılacağı tesbit edilmiştir. Bu madde ile artık sınırlanmayacak hak ve özgürlük yok gibidir,sınırlama nedenleri çok geniş kavram sayısı fazla ifade olarak belirsiz ve geneldir. Bu durum keyfiliği arttırdığı gibi yargısal denetimi de zorlaştırmaktadır.

B-ÖZEL SINIRLAMA NEDENLERİ Genel sınırlama nedenlerinin yanında Anayasa bizzat hakkın tarifini yaparak o hakkı sınırlarını gösterdiği gibi o hakkı düzenlendiği maddelerde o hakkın nasıl kullanılacağını ve kullanılmasının sınırlandırılmasını da göstermiştir. Bu Anayasanın en temel özelliği de hakların doğrudan Anayasa tarafından geniş ölçüde kısıtlanmasıdır. Hakların norm alanını doğrudan daraltama anlamına gelen bu tür sınırlamaları hakların asli içiriğine anayasal müdahale olarak nitelendirme mümkündür. Buna örnekler verecek olursak, -toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin silahsız ve saldırısız olması (A.Y.m.34) -hak arama hürriyeti meşru vasıta ve yollarla yapılır.(A.Y.m.36) -bilim ve sanatı yayma hakkıA.Y.1,2,3. Maddelerdeki hükümleri değiştirmeği sağlama amacına yönelik olamayacağı (A.Y.m.27) -dini tören ve ayinlerin A.Y.m.14 aykırı olmamak ..(A.Y.m.32) -eğitim ve öğrenim hakkının devletin gözetimi ve denetimi altında kullanılması...(A.Y.m.42) -Türkçe'den başka dille eğitim yapılamayacağına ilişkin... (A.Y.m.42/8) -Dernekler ve sendikaların siyaset yapamayacağına ...(A.Y.m.33,52) gibi çok çeşitli sınırlandırılmalar vardır. Görüldüğü gibi bu sınırlandırmaların büyük çoğunluğu kollektif özgürlüklere ilişkindir. 1882 Anayasası bir sınırlandırmalar ve yasaklar anayasasıdır. Anayasa yasaklamaları kanuna bırakmaktansa kendi yasaklarını koyarak çok detaylı ve kazuistik bir düzenlemeyi tercih etmiştir.

C-HAK VE HÜRRİYETLERİN KÖTÜYE KULLANILMASI 1961 Anayasası 11/3 maddesini göre haklar" insan hak ve hürriyetleri devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünü ve nitelikleri anayasada yazılı cumhuriyeti ortadan kaldırmak amacı ile kullanılamaz" demek suretiyle bir sınırlama sebebi oluşturmuştur. Esasen çağdaş demokrasilerde bu tür düzenlemeler mevcuttur. Bu yasaklama esasen eşyanın tabiatı gereğidir. 1982 Anayasası da bu hükme paralel biraz daha kapsamlı bir hüküm getirmiştir.A.Y.m14" Anayasada yer alan temel hak ve hürriyetlerin hiçbirisi devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünü bozmak Türk devletinin ve cumhuriyetinin varlığını tehlikeye düşürmek , temel hak ve hürriyetleri yok etmek, devletin bir kişi veya zümre tarafından yönetilmesini sağlamak veya sosyal bir sınıfın diğer sosyal sınıflar üzerinde egemenliğini sağlamak veya dil, din ırk,mezhep ayrımı yaratmak veya sair bir yoldan bu kavram ve görüşlere dayanan bir devlet düzeni kurmak amacı ile kullanılamaz." Demek suretiyle bir sınırlama maddesi getirmiştir. Bu maddeden hariç olarak bazı hakları düzenleyen özel maddelerde de yine özel kötüyü kullanma yasakları getirilmiştir. -siyasi partiler A.Y. m.14 sınırlamalar dışına çıkamazlar. (A.Y.m.69) -kimse dini veya din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz. (A.Y.m.24) -grev hakkı ve lokavt iyi niyet kurullarına aykırı tarzda ,toplum zararına ve milli serveti tahrip edecek tarzda kullanılamaz.(A.Y.m.54) Özbudun'a göre" Anayasanın 14. Maddesinde yer alan deyimler bozmak,tehlikeye düşürmek,yok etmek,sağlamak ve kurmak gibi eylem ifade eden deyimlerdir. Dolayısıyla temel hak ve hürriyetler ancak bu maddedeki amaçları gerçekleştirmek için kullanıldıkları zaman, diğer bir anlatımla hürriyetin kullanılması ile maddede yer alan eylemler arasında açık ve yakın bir nedensellik bağı bulunduğu takdirde hak ve hürriyetlerin kötüye kullanılması sayılmalıdır" Bu konuda Anayasa mahkemesi ise"Düşünce ve kanaat hürriyetinin kapsamı, içinde Anayasanın dayandığı insan hakları, milli dayanışma, sosyal adalet, fert ve toplum huzuru gibi temel ilkeleri yıkmaya yok etmeye varacak düşünce ve kanaatlerin açıklanması ve yayınlanması serbestisinde bulunduğunu kabule imkan yoktur" demek suretiyle düşünce ve kanaat hürriyetini sınırlamasını yaparak kötüye kullanma biçimi öngörmüştür. Doktrinde A.Y. 14. Maddesindeki sınırlama sebebi olmasa bile bu hususun genel ve özel sınırlama sebepleri ile önlenebileceğini belirtmiştir. Yani ilgili hürriyet ancak nesnel sınırlar içinde mevcuttur. Netice olaraka.Y.14. maddesi bakımından hürriyetlerin kullanılması ile bu maddedeki eylemler arasında açık ve yakın bir illiyet bağı bulunduğu takdirde haklar kötüye kullanılmış sayılmalıdır. AİHS nin 17 maddesi: bu sözleşme hükümlerinden hiçbiri bir devlete, topluluğa, veya ferde, iş bu sözleşmede tanınan hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya mezkur sözleşmede derpiş edildiğinden daha g Geniş ölçüde tahditlere tabi tutulmasını istihdaf eden bir faaliyete girişmeye veya harekette bulunmaya matuf herhangi bir hak sağladığı şeklinde tefsir olunamaz. Burada iki ayrı hüküm vardır . Birincisi sözleşmede yer alan hak ve özgürlüklerin kötüye kullanılmasını yasaklamakta, sözleşmeden yararlanarak bunları yok etme girişiminde bulunamayacağını belirtmekte; ikinci olaraktan ,sınırlama yapacak devletlerin yine sözleşmedeki şartlar dahilinde sınırlama yapabileceğini tesbit etmektedir. Nitekim AİHK Alman Federal Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılan Alman Komünist partisinin baş vurusunu bu gerekçe ile kabul edilemez bulmuştur. Yine İnsan Hakları Divanı Lawles/İrlanda davasında bu yönde karar vererek sözleşme ile tanınan hakların, bu hakları yok etmek için kullanılamayacağını belirtmiştir.

D-TEMEL HAK VE HÜRRİYETLERİN KULLANILMASININ DURDURULMASI VE ASKIYA ALINMASI 1-Durdurulması: 1961 Anayasasının 124. Maddesine göre savaş ve sıkıyönetim halinde hak ve hürriyetlerin nasıl sınırlanacağı ve durdurulacağı kanunla gösterilir. Burada durdurma ve sınırlama kavramı geçmektedir. Sınırlama kavramını biraz önce gördük durdurma ise:hürriyetlerin belli bir süre için kullanılmasının dondurulmasıdır. bu anlamda durdurma sınırlamadan daha ağır bir haldir. 1982 Anayasasına göre temel hak ve hürriyetler durdurulabilir ve idare tarafından askıya alınabilir. 2- Durdurma Halleri: Olağanüstü rejimler yani savaş, seferberlik, sıkıyönetim ve olağanüstü hallerde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması, kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasa' da öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir (AY.m.15) . 1961 Anayasasından farklı olarak 1982 Anayasası Anayasada yer alan güvencelere aykırı önlem alınabileceğini kabul etmiştir. Olağanüstü rejimlerin geçerli olduğu dönemlerde, durdurma ile yetinilmiyerek Anayasada öngörülen güvencelerin aksine ve aykırı tedbirler alınması bu özgürlükler rejiminin askıya alınması demektir. Burada üç sınır söz konusudur . a-) Ölçülülük: Olağanüstü rejimlerde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması ancak durumun gerektirdiği ölçüde durdurulabilir. b-) Bu tedbirlerin milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükleri ihlal etmemesi; Bu bağlamda özellikle Türkiye tarafından imzalanıp yürürlüğü giren Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile buna ek olarak imzalanan protokoller yasama organı tarafından kabul edildiği için Türk hukuku bakımından şu şartlarda uygulanması gerekmektedir. - Sözleşme iç hukukun bir parçasıdır ve ayrıcalıklı bir yere sahiptir. - Bu sözleşme iç hukukta kendiliğinden uygulanır ayrıca bir düzenleme yapılmasına gerek yoktur. - Sözleşmenin anayasaya aykırılığı öne sürülemez . bundan dolayı anayasaya aykırı bile olsa uygulanır. c-) Hiçbir şekilde durdurulması ve ihlal edilmesi kabil olmayan hak ve hürriyetler vardır. - Yaşama hakkı, kişinin maddi ve manevi varlığını ve bütünlüğünü koruma hakkı, - Kişinin din ve vicdan, düşünce ve kanaatini açıklamaya zorlanamaması ve bundan dolayı kınanmaması, - Suç ve cezaların kanuniliği ve geçmişe yürümemesi. - Suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimsenin suçlu sayılmaması Yönlerinden Anayasada yer alan durdurma yetkisi sınırlanmıştır. 3- Askıya Alma: AİHS 15/1 maddeye göre: harp ve milletin varlığını tehdit eden diğer umumi bir tehlike halinde bir akid taraf ancak, durumun iktiza ettiği nispette ve devletler hukukundan doğan diğer mükellefiyetlerle tezat teşkil eylememek şartıyla işbu sözleşmede yer alan mükellefiyetlere aykırı tedbirler alabilir. Bu madde hükmü sözleşmenin bireylere tanıdığı haklara belli kayıt ve şartlarla geçici olarak istisna getirme veya askıya almadır. Burada hak ve özgürlüklerin veya güvencelerin, askıya alınması herşeyden önce olağan üstü bir durumun mevcudiyetine bağlıdır. Yükümlülüklerden sıyrılma, olağan üstü şartlar dahilinde meşruiyet kazanacaktır. Bu da maddede savaş veya milletin varlığını tehdit eden olay olarak anlatılmıştır. Bu durum yaygın şiddet olayları,ayaklanma,ihtilal,veya devleti yıkma girişimleri gibi durumlar olup böyle bir durumda tehlikeyi ortadan kaldırmak için ne yapmak gerektiğinin takdir ve tayini taraf devlete aittir. Ancak hemen belirtmek gerekir ki; ilgili devlet mutlak takdir yetkisine sahip değildir. Divan;"askıya alının hak ve özgürlüklerin nitelikleri,olağan üstü halin süresi, niteliği, ve nedenleri gibi uygun ve yerinde etkenleri göz önünde tutar". AİHK göre maddedeki genel tehlike: Güncel ve yakın olmalı,Milletin tamamını etkileyecek nitelikte olmalı, olağan dışı nitelikte olup normal kısıtlamalarla giderilemeyecek nitelikte olması,toplumun düzenli yaşamasını tehdit etmeli ve sözleşmedeki olağan diğer kısıtlamaların yetersiz kalmasıdır. Bu maddedeki tedbirler durumun gerektirdiği ölçüde yani ihtiyaçla orantılı olmalıdır. Divan bu takdiri ilgili ülkeye bırakmamış somut olaylara göre kendi tayin ve tesbit etmektedir. Bu durumların isbatı ilgili ülkeye aittir. 1982 Anayasasına göre, idarenin bazı hallerde özgürlüklere müdahale etme; durdurma, erteleme ve yasaklama yetkisi vardır. Bu hususun durdurmadan farklılığı, yargısal denetime tabi olması ve süresidir. İdare bizzat özgürlüğün kullanılmasına engel olduğu gibi, özgürlüğün kullanılmasına engel olmak için bazen denetleme, bazen de mahkemeye müracaat gibi yetkileri mevcuttur. - Derneklerin faaliyetlerinin önlenmesine ilişkin AY.m.36, - Toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin ertelenmesine ilişkin AY.m.34 - Basın yayındaki toplama AY.m.28, - Sendika, dernek ve kooperatiflerin denetlenmesine ilişkin maddeler. 4-Olağan üstü hal rejimleri: Anayasanın sınırlayarak öngördüğü bu hak ve hürriyetler ve bunlara ilişkin garanti ve güvenceler ancak olağan dönemlere aittir. Olağan üstü hal rejimlerinde bunları hiçbiri geçerli değildir. Yeni ve alternatif bir anayasa söz konusudur. 1982 anayasasının 119 ve120 maddelerin gerçekleşmesi halinde ilan edilen olağanüstü hallerde hak ve hürriyetler sınırlana bilmekte ve askıya alına bilmektedir. öte yandan anayasanın 15 .maddesi savaş , seferberlik, sıkı yönetim ve olağan üstü hallerde, milletler arası hukuktan doğan yükümlülükler ihlal edilmemek kaydıyla , durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen ve tamamen durdurula bilir veya bunlar için anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir. Bu tür bir düzenleme Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 15. Maddesinde de bahsedilmiştir. a-Olağanüstü Hallerde Sınırlama Ve Askıya Alma Halleri: Olağan üstü hal kanununa göre olağan üstü hal ilan edilen yerlerde(mücavir alanlarda) vatandaşlara ;para yükümlülükleri,mal yükümlülükleri ve çalışma yükümlülükleri getirilmektedir Ayrıca yetkili merciler ,bölgenin belli kısımlarına yerleşimi,girişi,çıkışı yasaklayabilmektedir. Yine öğrenime ara verme öğrenci yurtlarını kapama,umuma açık eğlence ve sair yerleri kapatma bu yerleri kullanabilme,personelin yıllık izinlerini sınırlama,beli binaları tehlike arz eden binaları yıkma,çıkış ve giriş trafiğini kayıtlama, işyerlerini kapatma,sakağa çıkmayı yasaklama, beli saatlerde dolaşma ve toplanmayı yasaklama,kişilerin üstlerini aratma,zaptetme,kimlik belgesi taşımaya mecbur etme,yazılı ve görsel basını denetleme ,yasaklama ,toplatma,tiyatro ve sinema eserlerini denetleme ,yasaklama,ruhsatlı bile olsa silah taşımasının yasaklanması,toplantı ve gösteri yürüyüşlerini yasaklama ,erteleme ,izne bağlama, gözetleme ,denetleme ,işçi çıkartmayı izne bağlama,dernek faaliyetlerini izne bağlama,sıcak takip,gibi usullerle temel hak ve hürriyetler sınırlandırılmakta ve askıya alınmaktadır. b-Sıkıyönetim Halinde Sınırlama Ve Askıya Alma: 1982 anayasasının 124. Maddesindeki şartların gerçekleşmesi halinde,yurdun bir veya birkaç veya tamamında sıkıyönetim ilan edilebilir. Sıkıyönetim halinde de bazı temel hak ve hürriyetler sınırlana bilmekte veya askıya alına bilmektedir. 1402 sayılı kanuna göre kısıtlanan veya askıya alınan bazı haklar. Konut, işyeri ,dernek ,siyasi parti,klüp ve saire özel veya umuma açık yerleri herhangi bir karara gerek olmadan arama ,girme sübut vasıtalarına el koyma,her türlü basın-yayın organlarına sansür koyma ,yasaklama kapatma,ve bunlardan faydalanma,basın eserlerini herhangi bir karara gerek olmadan toplama,basan matbaaları kapatma,buraların müsadere olması,bölge içinde şüpheli kişileri belli yerde ikamete mecbur tutma ,belli yerlere giriş ve çıkışların sınırlanması,sürgün,grev ve lokavt ve işçi faaliyetlerini durdurma yasaklama,dernek ve vakıfların kuruluşunu izne bağlama,denetleme bunları kapatma,toplantı ve gösteri yürüyüşlerine izin verme yasaklama, ve ayrıca yukarıda olağanüstü hal için geçerli diğer yasaklar, sayılabilir Sıkıyönetim rejiminde sıkıyönetim komutanının tasarruflarına karşı yargı yolu kapalı olduğundan yapmış olduğu diğer tasarruflarla da temel hak ve hürriyetler ihlal edilebilmektedir. c-Seferberlik ve Savaş Hali Kanunu: 2941 sayılı seferberlik ve savaş hali kanununa göre de bazı sınırlama ve askıya alma halleri getirilmiştir. seferberlik ve savaş halinde devletin tüm güç ve imkanları askeri hizmete tahsis edilmekte haklar kanunla sınırlana bilmektedir. Buna göre özel ve kamu sektörüne mal ve hizmet yükümlülükleri getirilmesi,bazı yetki ve sorumlulukların genel kurmay başkanlığına geçmesi,savaş halinde tüm güçlerin devletin bekası için sarf edilmesi bu süre içinde temel hak ve özgürlüklerin askıya alınması ve sınırlandırılması sayılabilmektedir. Ayrıca olağan üstü hal kanununa istinaden çıkarılan 285 sayılı KHK ve diğer kararnameler ile olağan üstü hal kanunundaki uygulamalara benzer kısıtlama askıya alma sebepleri getirilmiştir. d-Yargısal denetim: Sıkıyönetim ve olağanüstü hal ilan işlemlerinin onaylanmasına ilişkin TBMM kararları yargı denetimine tabi değildir. (AY m.15/1) Bu tür ararlar kanun değil de meclis kararı şeklinde verildiği için yargısal denetim dışıdır. Yine olağanüstü dönem KHK' leri (savaş,sıkıyönetim,olağanüstü hallerde çıkarılanlar) AY m.148 gereğince Anayasa Mahkemesi denetimine tabi değildir. Ancak Anayasa Mahkemesi: Olağanüstü hal kararnamelerinin bu hal ve süre ile sınırlı olduğunu bu tür KHK lerin diğer kanunları değiştirmesinin olağan üstü halin öngörüldüğü yerin ve sürenin dışına çıkması sonucunu doğuracağı için olağan üstü hal kararnamelerinin kanunları değiştiremeyeceğini, bu hususun Hukuk devleti ilkesine aykırılık teşkil edeceğine karar vererek OHK' nunda değişiklik yapan 425 sayılı KHK deki 1,2,3. Maddeleri yetki kanununa dayanmamasına rağmen "olağan KHK" sayarak yetki yokluğu nedeniyle iptal etmiştir. Anayasa Mahkemesi aynı kararnamenin 4ve 5. Maddelerini(olağan üstü hal valisinin yaptığı işlemlerin yargı denetimi dışı tutulması) Anayasaya aykırı olduğunu kabul etmesine rağmen bu kararnamenin olağan üstü dönem kararnamesi olması nedeniyle"yetkisizlik kararı vermiştir. Anayasa Mahkemesi 430 sayıl KHK konusunda da aynı metodu benimsemiştir. Sıkıyönetim ilanına ilişkin BK kararı 1961 AY döneminde Danıştay'a gitmiş Danıştay yasama tasarrufu kabul ederek görevsizlik kararı vermiştir. AY m.125 'e göre idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır. Aynı maddenin 6.fıkrası "Kanun,olağanüstü hallerde,sıkıyönetim,seferberlik ve savaş halinde ayrıca milli güvenlik,kamu düzeni,genel sağlık nedenleri ile yürütmenin durdurulmasını kararı verilmesini sınırlayabilir" 425 sayılı olağanüstü hal KHK si ile değişik 285 sayılı KHK nin 7. Maddesi gereğince Bölge valisinin işlemlerine karşı yargı yolu kapalıdır. Yine OHK 'nun 33. Maddesi Olağanüstü hal ilan edilen yerlerdeki il valilerinin idari işlemlerinin iptaline ilişkin davalarda 'yürütmeyi durdurma " kararı verilemeyeceğini belirtmiştir.

SINIRLAMANIN SINIRLARI: Anayasa, temel hak ve hürriyetlerin ancak Anayasadan kaynaklanan ve Anayasada belirtilen şartlarda sınırlandırılabileceğini öngörmüştür. Böylece, sınırlamanın da bazı sınırları olduğu kabul edilmiştir . AHİS 17. Maddesi sınırlamanın ve kısıtlamaların sınırlarını tesbit etmiştir. Bu maddenin ikinci hükmüne göre (birici hükmünü hakların kötüye kullanılması bölümünde belirtildi.) sözleşmede bahsi geçen hak ve hürriyetlerin sözleşmede öngörülenden daha fazla ve daha geniş ölçüde sınırlamalara tabi tutulmasını amaçlayan faaliyete girişmeye veya harekette bulunmaya yönelik her hangi bir hak sağladığı biçimde yorumlanamaz. Şeklinde hükmünde tesbit edilmiştir. Bu madde niteliği bakımından bir sigorta niteliğinde sayıla bilmektedir.

1- Sınırlama Ancak Kanunla Yapılabilir: Sınırlamalar ancak kanunla yapılabilir. Ancak bazı hallerde idare düzenleyici işlemlerle bazı sınırlamalar getirebilir. Bu sınırlamalar da Anayasaya ve kanunlara uygun olmak zorundadır. Kanun hükmünde kararname ile de haklar sınırlandırılabilmektedir. AY.m.91' e göre; KHK. Çıkarabilmek için Bakanlar Kurulunun, TBMM' den yetki kanunu alması ve bu yetki kanununa göre, yetki kanununda belirtilen hususlarda ve sürede KHK. Çıkartması gerekir. Yetki kanunu, KHK. nin amacını, ilkelerini, süresini ve sayısını göstermek zorundadır. Ayrıca, KHK. İle Anayasada belirtilen temel hak ve özgürlükler ile siyasi hak ve ödevler düzenlenemez. Bu kısma ilişkin KHK. Çıkarılamaz. Burada Anayasa 121 ve 122. Maddeleri, olağanüstü rejimlerde Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulunun yetki kanunu olmadan olağanüstü hal ve sıkıyönetimin gerektirdiği konularda KHK. Çıkarabildikleri gibi, çıkan bu KHK.ler de Anayasa mahkemesi denetimine tabi değildir ve yine bu KHK.ler ile temel hak ve özgürlükler konusunda da düzenleme yapılabilmektedir.

2- Ölçülülük İlkesi: A.İ.H.S. nin 15. Maddesi harp ve ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlike halinde akit devletlere "durumun gerektirdiği ölçüde" sözleşmede kabul edilen yükümlülüklere aykırı önlem alma yetkisi vermektedir Buna göre, sınırlamada başvurulan aracın sınırlamayı gerçekleştirmeye elverişli olması, amaç için gerekli olması ve araç ile amaç arasında bir oran bulunması gerekir. Nitekim, AY.m.15 "...durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir..." demek suretiyle bu ilkeden dem vurmuştur. Burada kastedilen sınırlama aracının ,sınırlama amacına ulaşmaya elverişli olması, amacın gerçekleşmesi için gerekli olması ve amaç ile araç arasında ölçüsüz bir oranın bulunmamasını ifade etmektedir.

3- Anayasanın Lafzına ve Ruhuna Uygun Olması: Anayasa, özellikle bazı haklar bakımından kendi içinde bazı güvenceler getirmiştir. Bunlar, kanun koyucuyu sınırlamaktadır. Kanun koyucunun, bu ek güvencelere rağmen ve bunlara aykırı olarak bir düzenleme yapması mümkün değildir. Keza, Anayasanın temel felsefesine aykırı sınırlama da mümkün değildir. Sınırlamaların Anayasadaki özel ve genel sebeplere dayanması gerekmektedir.

4- Hakkın Özü ve Demokratik Toplum Gerekleri: 1961 Anayasası m.11/2.f. temel hakların sınırlandırılmasında bu hakların özüne dokunulamayacağını kabul etmiştir. Hakkın özü kavramının ne olduğu hususu doktrinde tartışılmıştır. Bu konuda Anayasa Mahkemesi bir hak ve hürriyetin gayesine uygun şekilde kullanılmasını son derece zorlaştıran veya onu kullanılamaz duruma düşüren kayıtlara tabi tutulması halindedir ki, o hak ve hürriyetin özüne dokunulmuş olması söz konusudur . Hakkın özü konusunda M.Aksoy ; "Öz, her hürriyet ve her temel hak için ayrı ayrıdır. Belli bir hürriyetin özünün belli bir sınırlama sonucunda yok edildiğinin mahkemeler, o ülkelerin efkarı umumisi, yani o memleketin hukuk anlayışı ve zihniyeti tesbit eder ." Hakkın özü kavramı muğlak ve yoruma muhtaç olduğu için eleştirilmiş ve 1982 AY 'da yer verilmemiştir. Bu konuda F. Gölcüklü "Milli güvenlik nedeniyle bir posta mersulesine el konulması gizliliğinin kaldırılması hakkın özüne dokunmaktadır. Halbuki demokratik toplum gereklerine aykırı değildir." Bu kavramın uygulanmasında anayasanın kendi maddelerinde getirdiği sınırlamalar için güvence teşkil ettiği söylenemez 1982 Anayasası ise, bu konuda yeni bir kavram getirerek demokratik toplum gereklerinden bahsetmiştir. Bu kriter, yani demokratik toplum gereklerinden kastedilen ise, Anayasada belirtilen demokratik toplum gelenekleri olmayıp, çağdaş batı demokrasilerinde bahsi geçen özgürlükçü, çoğulcu demokratik toplum gerekleridir. Nitekim, Anayasa Mahkemesi de bazı kararlarında demokratik devlet deyiminin 1982 Anayasasında bahsi geçen demokratik devlet olmayıp, çağdaş batılı demokratik devlet düzenleri olduğunu belirtmiştir .Ancak Anayasa mahkemesinin bu görüşün tersi yönünde de görüşleri vardır. Nitekim bir kararında"demokratik toplum düzeniyle hiç kuşkusuz Anayasada gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icapları ile belirlenen hukuk düzeninin kastedildiği açıktır." Anayasa mahkemesi başka bir kararında:"klasik demokrasiler temel hak ve özgürlüklerin en geniş ölçüde sağlanıp güvence altına alındığı rejimlerdir. Kişinin sahip olduğu dokunulmaz, vazgeçilmez, devredilmez temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunulup tümüyle kullanılamaz hale getiren kısıtlamalar,demokratik toplum gerekleri ile uyum içinde sayılamaz. Özgürlükçü olmak yanında,hukuk devleti olmak ve kişiyi ön planda tutmak da aynı rejimin öğelerindendir. şu halde getirilen sınırlamaların AY nın2. Maddesinde ifadesini bulan cumhuriyetin temel niteliklerine de uygun bulunması gerekmektedir. Bu anlayış içinde özgürlüklerin ne ölçüde kısıtlandığı değil, kısıtlamanın koşulları,nedeni,yöntemi, kısıtlamaya karşı öngörülen kanun yolları,hep demokratik toplum kavramı içinde değerlendirilmektedir. Özgürlükler,ancak; istisnai olarak ve demokratik toplum düzeninin sürekliliği için zorunlu olduğu ölçüde sınırlandırılabilir. Demokratik hukuk düzeninde güdülen amaç ne olursa olsun özgürlük kısıtlamalarının bu rejimlere özgü olmayan yöntemlerle yapılması ve belli özgürlüğün kullanılmasını ortadan kaldıracak düzeye vardırmamasıdır." Bu karara göre Anayasa mahkemesinin demokrasi anlayışı çağdaş,özgürlükçü batı demokrasi anlayışıdır. Aslında burada anayasanın amaçladığı;daha belirgin ve somut bir ölçüt koymak değil,temel hakların özüne müdahale etme yollarını açmak böylece bu hakların içini boşaltama çabalarına bir anayasal dayanak daha hazırlamaktır. Sonuç olarak,demokratik devlet niteliğinin koruna bilmesi, olağan üstü dönemlerde dahi bunalımların hukuk devleti ilkesine uygun yollarla çözümlenmesine, anayasanın kuvvetler ayrımına dayalı esasının korunmasına bağlıdır. Kriz dönemleri dahil yürütmenin işlemlerinin parlamento yolu ile siyasal denetime, yargı yolu ile yargısal denetime tabi tutulması, hukuk devleti niteliğinin korunması ve olağan üstü dönemin hukuksallığı için gereklidir. Anayasal denge , kuvvetlerden birinin öteki güçlere oranla güçlendirildiği dönemlerde, siyasal ve yargısal denetim yollarının açık tutulmasını daha çok gerekli kılmaktadır."

"Temel Hak Ve Hürriyetlerin Sınırlandırılması Ve Durdurulması" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Hamza Yaman'e aittir ve makale, yazarı tarafından Türk Hukuk Sitesi (http://www.turkhukuksitesi.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

23 Mayıs 2010 23:37

speaker

güncel...

30 Mayıs 2010 03:43

speaker

güncel...

Toplam 36 mesaj