Oturum açOturum aç / Parola hatırlat Üye olÜye ol

  
Editörler : iren17
25 Mayıs 2010 14:18  


Kapalı
Ebu Cehil?in Cennetteki Hurma Ağacı
Bu başlığa şaşıracağınızdan eminim. Zira İslam?ın en büyük düşmanlarından olan Ebu Cehil?in cennette hurma ağacı olması ne akla ne de dine sığar.

Rivayete göre Hz. Peygamber rüyasında cennete girer ve orada hoşuna giden bir hurma ağacı görür. Bu kimindir? diye sorduğunda ?Ebu Cehil?indir? denir. Resulullah da bundan tedirgin olur. Kendi kendine ?cennette Ebu Cehil?in hurma ağacı nasıl olabilir? Vallahi o hiçbir zaman cennete giremez? der.

Ebu Cehil İslamiyetin gelişmesini önlemek için her çareye başvuran adamdı. Zayıf Müslümanları dövüyor, zengin ve itibarlı kişileri ise iftira ve ticari ambargo ile tehdit ediyordu. Hz. Peygamber (sav) secde halindeyken başını taşla ezmeye yeltenmiş fakat ilahi bir engelle karşılaşmıştı. Ebu Cehil Bedir harbini tezgahlayanların başında geliyordu. Müşrikleri harbe teşvik ediyor, ?Lat ve Menat?tan yüz çevirmenin ne demek olduğunu onlara öğreteceğiz? diyor ve her vesileyle Resulullaha ve Müslümanlara hakaret ediyordu. Neticede bu azılı İslam düşmanı Bedir?de öldürüldü. Hz. Peygamber onu ?bu ümmetin Firavunu ve kafir ulularının başı? diye tanımlamış ve öldürüldüğü için Allah?a hamdetmişti.

Ebu Cehil?in bir de İkrime adında bir oğlu vardı. İslam düşmanlığında babasından geri değildi. Bedir?de babasıyla birlikte savaşmış, Müslümanlara hayli zarar vermişti. Müşriklerin meşhur süvarilerindendi. Hudeybiye muahedesi hükümlerini çiğneyerek yüzlerini örtüp Benî Bekirlilerle birlikte Huzaalıları kılıçtan geçiren Kureyşliler arasında bulunuyordu. ?Bizden bir kişi var oldukça Muhammed Mekke?ye giremez? diyenlerdendi. Mekke fethedilince firar etmişti. Hz. Peygamber tarafından öldürülme emri verilenlerin başında geliyordu. İkrime?nin Ümmü Hakim adında akıllı bir hanımı vardı. Mekke fethedilince aralarında Ebu Süfyan?ın karısı Hind?in de bulunduğu 10 kişilik bir hanım heyeti içinde gelip Hz. Peygambere biat etmişti. Sonra da: ?Yâ Resulallah İkrime senden korkarak Yemen?e kaçtı. Senin kendisini öldüreceğinden korkuyor, ona eman ver? diye ricada bulundu. Resulullah da: ?Ona eman verilmiştir? buyurdu.

Bunun üzerine Ümmü Hakim kocası İkrime?yi bulup getirmek için izin istedi ve uşağını alarak yola çıktı. İkrime?ye Tihame sahillerinden bir sahilde gemiye binmek üzereyken yetişti. Gemiciyle İkrime arasında cereyan eden bazı olay ve konuşmalardan sonra Ümmü Hakim kocasını ikna için şunları söyledi: ?Ey amcamın oğlu! Ben sana insanların, akraba haklarını en çok gözeten, insanların en iyisi ve en hayırlısı olan zatın yanından geldim. Kendini boş yere helak etme. Senin için Resulullah?tan eman aldım. Sen emniyettesin? dedi. İkrime ikna olup Mekke?ye dönmek üzere yola çıktılar.

Mekke?ye yaklaştıklarında Hz. Peygamber, ashabına: ?Ebu Cehil oğlu İkrime mümin ve muhacir olarak geliyor, sakın onun babasına kötü söz söylemeyiniz. Çünkü ölüye kötü söz söylemek diriyi rahatsız eder, ölüye de bir şey erişmez? buyurdu. İkrime çadırın kapısına gelince Efendimiz ayağa kalkıp onu kucakladı ve: ?Hoş geldin süvari muhacir. Zaten senin gibi akıllı adamlara Müslüman olmak yakışır? buyurdu. Ümmü Hakim de emanı hatırlattı. İkrime şehadet getirip Müslüman oldu ve Efendimize: ?Vallahi sen hak ve gerçeğe, iyi ve güzele davet ediyorsun. Zaten sen peygamber olmadan da en iyimiz, en doğru sözlü ve ne vefalı olanımızdın? dedi. Bu övgüler karşısında Resulullah hayasından başını öne eğmişti.

İkrime eski düşmanlıklarını hatırlayarak Hz. Peygambere: ?Yâ Resulallâh! Sana karşı yaptığım bütün düşmanlıklar, şirkin yayılması için attığım bütün adımlar, sana karşı geldiğim bütün yerler, yüzüne karşı veya arkandan söylediğim bütün sözlerden dolayı benim için Allah?tan af dilemeni istiyorum? dedi. Resulullah da onun adına Allah?tan mağfiret diledi. İkrime sevindi ve: ?Yâ Resulallah! Allah?ın kullarını Allah yolundan çevirmek için harcadığımın iki katını Allah yolunda harcamaktan ve Allah yolundan çevirmek için yaptığım savaşların iki katını Allah yolunda yapmaktan geri durmayacağım? dedi. Ümmü Hakim ile nikahları tazelendi.

İkrime Müslüman olduktan sonra Mekke?de Kureyşlilerden birisinin evinde bir put olduğunu duyarsa hemen gidip onu kırardı. Halbuki kendisi cahiliye döneminde put ticareti yapanların başında geliyordu. Eline Kuran?ı Kerim?i alır, yüzüne sürer: ?Rabbimin kelamı, Rabbimin kitabı? diyerek öpüp ağlardı.

İkrime özellikle Ridde savaşlarında büyük yararlılıklar göstermiş, gözünü budaktan esirgememiştir. Cesaretini fazla bulup ?kendini esirge? diyenlere: ?Lât ve Uzza uğrunda savaşırken bile kendimi esirgememişken şimdi Allah ve Resulü uğrunda savaşırken mi esirgeyeceğim? Hayır! Vallahi bunu hiçbir zaman yapamam? diye karşılık vermişti. Yaya olarak çağrışmaya kalkışınca Halid b. Velid: ?Böyle yapma! Senin öldürülmen Müslümanlara çok ağır gelir? deyince İkrime: ?Ey Halid! Bana engel olma, önümden çekil. Senin, Resulullah ile zararsız bir geçmişin var. Ben ve babam Resulullah?a karşı en katı ve en sert davrananlardan idik? demişti. Oğlu Amr ile birlikte şehit düştüler. Halid b. Velid, İkrime ve oğlunun başını dizine koyup yüzlerini okşarken ve ağızlarına su damlatırken kendisinin şehit olamamasına hayıflanıyordu.

Hz. Peygamber rüyasında cennette Ebu Cehil?e ait bir hurma ağacı görünce buna bir anlam verememişti. Ebu Cehil?in oğlu İkrime Müslüman olunca Ümmü Seleme validemize: ?Ey Ümmü Seleme! Ebu Cehil?in cennetteki hurma ağacı işte budur? buyurdu. Yusuf peygamberin rüyası gibi çok önceden gördüğü acayip rüya İkrime?nin İslam?a girmesiyle kendiliğinden çözülmüştü. ?Allah diriyi ölüden çıkarır, ölüyü de diriden çıkarır.? (Rûm, 19) Ebu Cehil manen ölü idi, hiçbir dirilik emaresi göstermeden ölüp gitti. Ölürken bile inkarın kibrini ve inadını sergileyerek öldü. Oğlu İkrime de uzun müddet manen ölü yaşadı fakat şu ilahi hitaba kulak vererek dirildi. ?Ey iman edenler! Peygamber sizi, kendinize hayat verecek şeylere davet ettiği zaman Allah?ın ve Resulunün davetine icabet edin.? (Enfal, 24)

Rüyada görülen hurma ağacı bereket olarak yorumlanır. Bu ağacın cennette görülmesi ise sonsuz nimet ve rızka delalet eder. İkrime başta her ne kadar İslam?a zarar verdiyse de sonunda haddinden fazla gayret ve fedakarlık göstererek zararı fazlasıyla faydaya dönüştürdü. Zaten Müslüman olurken şirk uğruna gösterdiği gayretin en az iki katını İslam için göstereceğine söz vermişti. Bu sözünü de tuttu. Halid b. Velid?in gıpta edip de bir türlü ulaşamadığı şehadet mertebesine ulaştı.

Resulullah?ın bu rüyası ders ve ibretlerle doludur. Görüyoruz ki, insanları soy-soplarına ve halihazır hallerine bakarak değerlendirmek son derece yanlıştır. Ebu Cehil gibi manevi ölülerden İkrime gibi manevi diriler meydana geldiği gibi, tersi de vaki olmaktadır. Peygamber oğlu, peygamber hanımı bile vahyin diriltici nefesinden yararlanamayınca küfrün zehirli havasında boğulup gidiyor. Hz. Nuh?un oğlu ve hanımı ile Hz. Lut?un hanımı gibi?

İkrime?nin dirilip cennette hurma ağacını temsil etmesinde kendi kabiliyeti yanında Allah?ın lütfunu ve Resulullah?un tavrını da unutmamak gerekir. Şayet Resulullah affedip teben etmeseydi İkrime bereketli bir hurma ağacına dönüşemez, bilakis bir cehennem kütüğü olarak kalırdı.

Bu olaydan çıkarılacak en büyük ders; öldürmeyi değil, yaşatmayı esas almak, düşmanı dost yapabilmektir. Dostu düşman yapmak çok kolay fakat düşmanı dost haline getirmek fevkalade zordur. Öncelikle düşmanlığı tahrik edecek tavırlardan uzak durmak gerekir. Hz. Peygamber azılı İslam düşmanı olan İkrime?yi, yiğit bir İslam mücahidi haline getirmek için ona karşı son derece insani davranmış, hatalarını yüzüne vurmadığı gibi, ?Hoş geldin süvari muhacir? diyerek onu kucaklamış, rahatsız olur diye ümmetin firavunu olan babası Ebu Cehil aleyhinde konuşulmasına bile müsaade etmemiştir. İnsanları cehennem kütüğü olmaktan kurtarıp cennet hurması haline getirmek en soylu cihattır.

Düşmanı dost yapmak herkes için kazançtır. Zira zararlı bir insan hem kendisi hem de başkaları için faydalı hale getirilmiş olmaktadır. Bir kimsenin gönlünü kazanmak ona ait her şeyi kazanmak demektir. Lat ve Uzza putları için ölümü göze alan bir insanın Allah için her şeyi feda edebilecek hale getirilmesinden daha büyük bir kazanç olabilir mi? Satırlarımızı şu ayet-i kerimeyle bağlayalım: ?İyilikle kötülük bir olmaz. Kötülüğü en güzel bir şekilde sav. O zaman seninle kendi arasında bir düşmanlık olan kimsenin sanki samimi bir dost gibi olduğunu görürsün.? (Fussilet, 34

Ali Rıza Temel

25 Mayıs 2010 14:45

Güzel Ahlak
Kapalı

sanırım ik şaşıran benim.ama güzeldi copy paste yapan ellerine sağlık

25 Mayıs 2010 14:56

p00r

Gerçekten çok hoş.. Bende başlığa şaşıranlardanım :)

25 Mayıs 2010 14:58

elif_gibi

ben de bundan önce bir zaman okuduğumda şaşırmıştım şuan hayretim gizli.

25 Mayıs 2010 15:03

p00r

***

Hazret-i Huzeyfe şöyle anlatıyor:

?Yermük muharebesinde idi. Çarpışmanın şiddeti geçmiş, ok ve mızrak darbeleri ile yaralanan Müslümanlar, düştükleri sıcak kumların üzerinde can vermeye başlamışlardı. Bu arada ben de, güçlükle kendimi toparlayarak, amcamın oğlunu aramaya başladım. Son anlarını yaşayan yaralıların arasında biraz dolaştıktan sonra, nihayet aradığımı buldum.

Su istiyor musun?

Bir kan seli içinde yatan amcamın oğlu, göz işaretleri ile bile zor konuşabiliyordu. Daha evvel hazırladığım su kırbasını göstererek dedim ki:

- Su istiyor musun?

Belli ki, istiyordu. Çünkü dudakları hararetten âdeta kavrulmuştu. Göz işareti ile, "Çabuk, hâlimi görmüyor musun?" der gibi bana bakıyordu. Ben kırbanın ağzını açtım, suyu kendisine doğru uzatırken, biraz ötede yaralıların arasında Hazret-i İkrime?nin sesi duyuldu:

- Su! Su! Ne olur, bir tek damla olsun, su!

Amcamın oğlu Hâris, bu feryâdı duyar duymaz, göz ve kaş işaretleriyle suyu hemen Hazret-i İkrime?ye götürmemi istedi.

Kızgın kumların üzerinde yatan şehitlerin aralarından koşa koşa, Hazret-i İkrime?ye yetiştim ve hemen kırbamı kendisine uzattım. İkrime hazretleri elini kırbaya uzatırken, Hazret-i Iyas?ın iniltisi duyuldu:

- Ne olur bir damla su verin! Allah rızâsı için bir damla su!

Bu feryâdı duyan Hazret-i İkrime, elini hemen geri çekerek suyu Iyas?a götürmemi işaret etti. Suyu o da içmedi.

Hepsi şehit oldular

Ben kırbayı alarak şehitlerin arasından dolaşa dolaşa, Hazret-i Iyas?a yetiştiğim zaman, son nefesini Kelime-i Şehâdet getirerek tamamladı. Derhal geri döndüm, koşa koşa Hazret-i İkrime?nin yanına geldim. Kırbayı uzatırken bir de ne göreyim? Onun da şehit olduğunu müşâhede ettim.

Bâri dedim, amcamın oğlu Hazret-i Hâris?e yetiştireyim. Koşa koşa ona geldim, ne çâre ki, o da ateş gibi kumların üzerinde kavrula kavrula rûhunu teslim eylemişti.

Hayatımda birçok hâdise ile karşılaştım. Fakat hiçbiri beni bu kadar duygulandırmadı. Aralarında akrabalık gibi bir bağ bulunmadığı hâlde, bunların birbirine karşı bu derece fedakâr ve şefkatli hâlleri gıpta ile baktığım en büyük îman kuvveti tezâhürü olarak hâfızama âdeta nakşoldu!? Hazret-i İkrime şehit olduğunda, üzerinde 70?den fazla kılıç ve mızrak yarası vardı.

Hazret-i İkrime, İslâmiyetle şereflenince, çok samimi bir Müslüman olmuştur. Bu ihlâsının nişânesi olarak, savaştan savaşa at sırtında yıldırım gibi koşmuştur. Cesâretli ve çok iyi bir kumandandı. Müslümanlığa gönülden bağlanmıştı. Kur?an-ı kerimi eline alınca, önce alnına koyar, sonra ağlamaya başlardı.

*** Alıntı.

25 Mayıs 2010 15:06

elif_gibi

nasıl yürekten sevme ve nasıl güzel bir sadakat....

seviyorum kelimesinin hakkını kim onlar kadar yürekli verebilmiş ki?

her okuyuşumda hayretteyim.

25 Mayıs 2010 15:09

_nesil
Yasaklı

çok güzeldi..

insanın kalbinde fırtınalar koparan olaylar bunlar..Ders almamak,duygulanmamak elde değil..Allahın rahmetine,merhametine olan inancın kat kat artarken Paygamber sevgisi aynı oranda tazeleniyor:(

25 Mayıs 2010 19:13

Caferi Tayyar
Kapalı

insanları soy-soplarına ve halihazır hallerine bakarak değerlendirmek son derece yanlıştır. Ebu Cehil gibi manevi ölülerden İkrime gibi manevi diriler meydana geldiği gibi, tersi de vaki olmaktadır. Peygamber oğlu, peygamber hanımı bile vahyin diriltici nefesinden yararlanamayınca küfrün zehirli havasında boğulup gidiyor. Hz. Nuh?un oğlu ve hanımı ile Hz. Lut?un hanımı gibi?

02 Haziran 2010 19:02

Caferi Tayyar
Kapalı

....

02 Haziran 2010 19:40

fusul-i erbaa

Allah razı olsun şaşırdım Rabbim hayırlı nesil nasib etsin.

02 Haziran 2010 19:42

Güzel Ahlak
Kapalı

Bize bir adet editör nasip etmiş :))

02 Haziran 2010 19:47

fusul-i erbaa

:) evet şükür.

02 Haziran 2010 20:11

handanüşadan

o nesilden bende istiyorum ama o beni istemiyor sanırım..

güzel paylaşım Allah razı olsun.

03 Temmuz 2010 14:32

Caferi Tayyar
Kapalı

Ne zaman ki İkrime, Resule etti iman,

Olmuştu çok samimi, pek halis bir müslüman.

Artık o, islam için düştü büyük gayrete.

Ömrü hep, hizmet ile geçti islamiyet?e.

Sahabe-i kiramdan Huzeyfe hazretleri,

İkrime?yle ilgili, anlatır şu haberi:

Yermük harbi, çok sıcak bir günde yapılmıştı.

İnsan kanı, vadide, bir sel olup akmıştı.

Ok, kılıç ve mızrakla yaralanan gaziler,

Sıcak kumlar üstüne düşerdi birer birer.

Bir taraftan kan kaybı ve bir yandan hararet,

Yaralılar, tek be tek ölüyordu nihayet.

Ben dahi yaralıydım, güç bela kalktım yerden.

Zira benim yaralar, azdı diğerlerinden.

Mataramın içinde su vardı birkaç yudum.

Onu, amcaoğluna içirmek istiyordum.

Dolaştım, yerde yatan yaralılar içinde,

Gördüm, o da yatıyor bir kan seli içinde.

En son nefeslerini alıyordu o zaman.

Dudakları, adeta kavrulmuştu sıcaktan.

Suyu görüp sevindi, gayret etti içmeye.

Lakin henüz içmeden, ses duydu (Su! Su!) diye.

Hazret-i İkrime'ydi (Su!)diye feryad eden.

Diyordu: (Allah için yok mu biraz su veren?)

O, bu sesi duyunca, istemedi içmeyi.

Zira tercih etmişti kendine İkrime?yi.

Konuşmaya mecali yok iken bu gazi er,

İşaretle dedi ki: (Suyu götür ona ver!)

Şehidler arasından koşarak vardım ona.

Suyu alıp, iştahla götürürken ağzına,

Sesi geldi o ara Eshaptan bir kişinin.

Diyordu: (Bir yudum su, Allah rızası için!)

Bu feryadı duyunca, içmedi suyu o da.

İşaretle dedi ki: (Suyu götür ver ona!)

Şehidler arasından koşa koşa yine ben,

Seyirtip, son anında yetiştim ona hemen.

Ve lakin geç kalmışım, zira ben geldiğimde,

Şehadeti söyleyip şehid oldu o demde.

Bu defa düşündüm ki: Döneyim İkrime?ye.

Bu içemediyse de, o içsin bari diye.

Şehidler arasından, koşarak vardım heman.

Tekrardan İkrime?nin yanına vardığım an,

Gördüm ki, mateessüf şehid olmuş o dahi.

Dedim: Amcam oğluna vereyim suyu bari.

Bir ümitle koşarak şehidlerin içinden,

Arayıp, kendisini bir yerde buldum hemen.

Lakin o da şehadet şerbetini içmişti.

Ve malesef üçü de suyu içememişti.

25 Ağustos 2010 20:11

Caferi Tayyar
Kapalı

OKUMAK LAZIM

26 Ağustos 2010 09:23

hafif_manyak

EyvAllah paylaşım güzeldi.

26 Ağustos 2010 09:59

Y@qmur

Dostu düşman yapmak çok kolay fakat düşmanı dost haline getirmek fevkalade zordur...

Peygamber s.a.v. zoru başaran çok mükemmel bir insan ne mutlu bize Onun ümmetiyiz..

26 Ağustos 2010 10:17

p00r

"çok mükemmel" değil, "EN mükemmel" insan Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)...

26 Ağustos 2010 10:23

Y@qmur

Tüm insanlığa gönderilmiş bir Peygamber olarak şüphemiz yok En mükemmel olduğundan..

26 Ağustos 2010 16:56

fkkö

çok güzeldi. bir an, bir hüzün bir tebessüm kapladı içerimi...

26 Ağustos 2010 17:43

İbni Teymiyye

allah alimden zalim ve zalimdende de alim halkeder...

Toplam 23 mesaj