Oturum açOturum aç / Parola hatırlat Üye olÜye ol

  
Editörler : permanganat42
31 Mayıs 2010 15:19  


Bilge Kağan'dan bugüne...

Tanrı gibi gökte olmuş Türk Bilge Kağanı, bu zamanda oturdum. Sözümü tamamiyle işit. Bilhassa küçük kardeş yeğenim, oğlum, bütün soyum, milletim, güneydeki Şadpıt beyleri, kuzeydeki Tarkat, Buyruk beyleri, Otuz Tatar, ... Dokuz Oğuz beyleri, milleti! Bu sözümü iyice işit, adamakıllı dinle: Doğuda gün doğusuna, güneyde gün ortasına, batıda gün batısına, kuzeyde gece ortasına kadar, onun içindeki millet hep bana tâbidir. Bunca milleti hep düzene soktum. O şimdi kötü değildir. Türk kağanı Ötüken ormanında otursa ilde sıkıntı yoktur. Doğuda Şantung ovasına kadar ordu sevk ettim, denize ulaşmama az kaldı. Güneyde Dokuz Ersin'e kadar ordu sevk ettim, Tibet'e ulaşmama az kaldı. Batıda İnci nehrini geçerek Demir Kapıya kadar ordu sevk ettim. Kuzeyde Yir Bayırku yerine kadar ordu sevk ettim. Bunca yere kadar yürüttüm. Ötüken ormanından iyisi hiç yokmuş. İl tutacak yer Ötüken ormanı imiş. Bu yerde oturup Çin milleti ile anlaştım. Altını, gümüşü, ipeği, ipekliyi sıkıntısız öylece veriyor. Çin milletinin sözü tatlı, ipek kumaşı yumuşak imiş. Tatlı sözle, yumuşak ipek kumaşla aldatıp uzak milleti öylece yaklaştırırmış. Yaklaştırıp, konduktan sonra, kötü şeyleri o zaman düşünürmüş. İyi bilgili insanı, iyi cesur insanı yürütmezmiş. Bir insan yanılsa kabilesine, milletine, akrabasına kadar barındırmaz imiş. Tatlı sözüne, yumuşak ipek kumaşına aldanıp çok çok, Türk milleti, öldün; Türk milleti, öleceksin! Güneyde Çogay ormanına, Tögültün ovasına konayım dersen, Türk milleti, öleceksin! Orda kötü kişi şöyle öğretiyormuş: Uzak ise kötü mal verir, yakın ise iyi mal verir diyip öyle öğretiyormuş. Bilgi bilmez kişi o sözü alıp, yakına varıp, çok insan öldün! O yere doğru gidersen Türk milleti, öleceksin! Ötüken yerinde oturup kervan, kafile gönderirsen hiç bir sıkıntın yoktur. Ötüken ormanında oturursan ebediyen il tutarak oturacaksın. Türk milleti, tokluğun kıymetini bilmezsin. Acıksan tokluk düşünmezsin. Bir doysan açlığı düşünmezsin. Öyle olduğun için beslemiş olan kağanının sözünü almadan her yere gittin. Hep orda mahvoldun, yok edildin. Orda, geri kalanınla, her yere zayıflayarak ölerek yürüyordun. Tanrı buyurduğu için, kendim devletli olduğum için kağan oturdum. Kağan oturup aç, fakir milleti hep toplattım. Fakir milleti zengin kıldım. Az milleti çok kıldım. Yoksa bu sözümde yalan var mı? Türk beyleri, milleti, bunu işitin! Türk milletini toplayıp il tutacağını burada vurdum. Yanılıp öleceğini yine burada vurdum. Her ne sözüm varsa ebedî taşa vurdum. Ona bakarak bilin. Şimdiki Türk milleti, beyleri, bu zamanda itaat eden beyler olarak mı yanılacaksınız? Babam kağan, amcam kağan oturduğunda dört taraftaki milleti nasıl düzene sokmuş ... Tanrı buyurduğu için kendim oturduğumda dört taraftaki milleti düzene soktum ve tertipledim..

31 Mayıs 2010 17:36

berfin*meb

***Bilge Kağan'ın Türk Milleti'ne Seslenişi***

http://www.dailymotion.com/video/x9jtyk_bilge-kayan-yn-turk-milletine-sesle_shortfilms

31 Mayıs 2010 17:43

ali karadayı

"İyi bilgili insanı, iyi cesur insanı yürütmezmiş. Bir insan yanılsa kabilesine, milletine, akrabasına kadar barındırmaz imiş. "

"Türk milleti, tokluğun kıymetini bilmezsin. Acıksan tokluk düşünmezsin. Bir doysan açlığı düşünmezsin."

31 Mayıs 2010 17:46

ali karadayı

"Girmeden tefrika bir millete düşman giremez

Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez"

31 Mayıs 2010 17:48

ali karadayı

Biz bu dünyadan nereye

Göçelim ya Muhammed?

Yeryüzünde riya, inkar, hiyanet

Altın devrini yaşıyor...

Diller, sayfalar, satırlar

(Ebu leheb öldü) diyorlar;

Ebu Leheb ölmedi, ya Muhammed;

Ebu Cehil, kıtalar dolaşıyor!

Neler duydu şu dünyada

Mevlidi'ne hayran kulaklarımız;

Ne adlar ezberledi, ey NEBİ,

Adına alışkın dudaklarımız..

31 Mayıs 2010 18:33

ali karadayı

İsrail ve PKK

İsrail'in güvenlik algılamasına göre ülke, düşmanlarla çevrili bir adadır. Coğrafyası nedeniyle derinliğinin azlığı savunma ve saldırı reflekslerinin hızlı olmasını gerektirir. Bu nedenle Ortadoğu'da olup biten tüm gelişmelerle yakından ilgilenir. Politik, askeri, ekonomik ve akademik gelişmeleri izler ve istihbarat üretmeye, fırsat alanlarını kullanmaya çalışır. Doğal olarak bölgenin sıcak konusu olan genelde "Kürt", özelde de "PKK"konusu ile ilgilidir.

Tüm devletler gibi İsrail de bu soruna "ulusal çıkar" çerçevesinden bakmaktadır. Soruna yaklaşımını Kürtlerin yaşadığı ülkelerle ilişkilere göre ayarlamıştır. Öğretici olması bakımından en iyi örnek Irak'tır. Arap-İsrail anlaşmazlığında önemli rol kapmaya çalışan Irak, 1963'den itibaren aktif olarak Kürt kartını kullanan İsrail'in hedef tahtasına oturmuştur. İsrail, 1963-1975 arasında Baba Barzani'nin peşmergelerini gerilla taktikleri konusunda eğitmiştir. Yine KDP'nin istihbarat örgütünün temellerini bu tarihlerde MOSSAD atmıştır. Öyle ki, Irak, 1967 ve 1973 Arap-İsrail savaşlarına verdiği desteğin faturasını, Barzani'nin vur-kaç eylemleri ile ödemiştir.

Türkiye açısından bakılacak olursa, İsrail-PKK ilişkisi üç aşamalı bir süreçten geçmektedir. İlki, PKK'nın kuruluşundan 1992 yılına kadar olan dönemdir. İkinci süreç 1992-2002 dönemini kapsar. Son olarak 2002'den günümüze kadar olan dönem ayrı dinamikleri olan yeni bir süreçtir.

İsrail ile PKK'nın doğrudan ilişkisi, bu ülkenin Lübnan'ı işgal ettiği 1982 yazında başlar. İşgal esnasında Lübnan'da yerleşik Suriye patentli tüm örgütler geniş bir cephe oluşturdular. Bütün Marksist örgütler gibi PKK da cepheye katıldı ve İsrail ordusuna karşı çatıştı. PKK bu çatışmada 11 militanını kaybederken, 13 PKK'lı yakalanarak İsrail hapishanelerine götürüldü ve sorgulandı. Böylece İsrail daha işin başında PKK hakkında hatırı sayılır bilgi sahibi oldu. Bu militanlar FKÖ üyeleri ile birlikte serbest bırakıldılar. Önce Yunanistan'a, oradan da İran'a uçtular. Bu süreçte İsrail PKK'yı Suriye'nin desteklediği, izlenmesi gereken bir tehdit olarak gördü.

Soğuk savaşın sona ermesi, Birinci Körfez savaşı ve Irak'ta Kürt varlığının gittikçe güç kazanıyor olması İsrail'in Kürt kartını ve PKK konusunu yeniden ele almasına neden oldu. Bir yandan Irak'lı Kürtlerle ilişkileri geliştirirken bir yandan da Suriye'yi sıkıştırmak için PKK konusunda Türkiye'ye yardım etti. Bu süreçte PKK sorununu, Türkiye'ye askeri teknoloji satışı için bir fırsat alanı olarak da gördü. Yine zamanın ruhuna uygun olarak, "stratejik müttefik" olarak tanımladığı Türkiye'ye Öcalan'ın yakalanması konusunda yardımcı oldu. Takip eden günlerde İsrail'in Berlin konsolosluğunu işgal etmek isteyen PKK'lılardan dördü İsrail askerlerince öldürüldü.

Ancak İsrail'in PKK konusundaki tutum değişikliği 2002 yılından itibaren hissedilmeye başlandı. AK Partinin iktidara gelmesi, ABD'nin Irak'ı işgali, Ortadoğu'da değişen dengeler, AB süreci ve PKK sorununun eski hızını ve ilişki ağını kaybetmesi Türk-İsrail ilişkilerini yeni bir zemine taşıdı. İsrail-Türkiye "stratejik ittifakı" varoluş zeminini kaybettikçe, resmi söylemde olmasa da, medya ve akademik çevrelerde PKK ile ilgili Türkiye aleyhine gittikçe artan bir söylemin geliştiğini görmek mümkündür.

Öte yandan Irak'ın işgali, İsrail lehine bir durumdu ve 1975'de terk etmek zorunda kaldığı Kürtlerle yeni bir ilişki biçimi geliştirebilirlerdi. Nitekim işgal sonrası dönemde- her ne kadar resmi söylemde ret edilse de- İsrail'in Kuzey Irak yönetimi ile çeşitli askeri ilişkiler geliştirildiği ileri sürülmektedir. Yine PKK'nın İran'a yönelik faaliyetlerinin taktik olarak İsrail'in çıkarlarına hizmet ettiği de bir gerçektir.

PKK'nın sponsor bulma ve sınırsız hizmet sunma yeteneği biliniyor. Şüphesiz İsrail de bunun farkında. Ancak ilişkilerin gerildiği bu günlerde iki ülke yöneticilerinin unutmaması gereken iki kural var. Birincisi, ülkeler örgütlerle ilişkilerini ideolojik nedenlerle değil çıkarları nedeniyle yürütür. İkincisi, "camdan evin varsa komşunun camına taş atma," derler.

Nihat Ali Özcan, habertürk, 15 ocak 2010

31 Mayıs 2010 20:56

ali tukel

elinize yüreğinize sağlık arkadaşlar...ötügenden beri Türk'ün hiçmi dostu yok:( Bugün gönderilen insani yardım gemilerimize saldırıldı;çok sayıda ölü ve yaralı var;Türkler dünyanın muhtelif yerlerinde eziyet ve ölümle birlikte yaşıyorlar..."Tanrı Türk'ü Korusun"

04 Haziran 2010 19:36

ali karadayı

Bu başlığı açarken Mavi Marmara baskınıyla İskenderun saldırısı çok yeniydi. Mavi Marmara ayrı bir konu ama İskenderun saldırısı benzeri 30 yıldır yaşanıyor. Aramızda hainler olmasa bu ülkede terör olabilir miydi? Bu hainler 1200 yıl önce de varmış. Açlıkta tokluğu, toklukta açlığı unutanlar, üç kuruş menfaat için kendini ve milletini satanlar eskiden de varmış, bugün de var. İki asırdır herhangi bir meselede "düvel-i muazzama ne der?" sigasına çekilip sinen aydınlar ve devlet adamları hep oldu, olacak.. Uluslararası hukuk Musul'u bize bırakırken bu hakkımızı koruyamadık. 12 Adalara sahip çıkamadık. Terörü önleyemedik. Trafik terörünü önleyemedik. İnsan hayatına değer vermedik. 72 milyonluk çok güçlü bir ülke olabilecekken basit hatalarla, misyon ve vizyon yetersizliğiyle yeterince güçlü olamadık. Nitelikli insan yetiştirmede çok sorunumuz var. Ne zaman bir nefes alacak olsak hep ayağımıza çelme takıldı. Memleketi yönetenler memleketin asıl sahipleri olmadı çoğu zaman. Tarih bu millete ikinci üçüncü sınıf roller vermedi, bu millet figuranlık yapacak bir millet değil. Milletin yüksek menfaati neyi gerektiriyorsa öyle yetişmemiz ve yetiştirmemiz gerekiyor. Liderlik kanımızda var. Lider,liderliğini yapacak.. Bundan kaçış yok, olamaz..

04 Haziran 2010 20:32

berfin*meb

Bütün bu eksiklerimizin nedeni asıl soruna odaklanmak yerine gereksiz ayrıntılarda kilitlenmek sanırım.

13 Haziran 2010 16:24

berfin*meb

Bilge Kağan Hazinesi

http://video.google.com/videoplay?docid=4045830795497956710

24 Haziran 2010 10:22

historianlady
Kapalı

ANADOLU Ben Anadoluyum...

Yıllar yılı susuz kaldım, yıllar yılı aç...

Şükrederek, kalktığım sofralarımda

Ya soğan ekmek olur, yahut bulamaç.

Hastalarım ölüm yataklarında

Ne doktor yüzü gördüm, ne ilaç.

Zaman zaman nankör çıktı büyütüp okuttuğum,

Gölge vermedi çok kere diktiğim ağaç...

Devlet denince hep vergi geldi aklıma

Jandarma deyince kırbaç...

En gümrah ırmaklarım boşuna akıp gitti

Üç beş adım ötesinde toprağım vardı kıraç.

Gittim, yiğitçe döğüştüm gazâ meydanlarında

Ne tak-ı zaferler istedim, ne taç...

Savaşta çiğnetmedim hilâli düşmanlara

Barışta düştü üstüme gölge gölge haç...

Yolsuz, okulsuz köylerim, kasabalarım hâlâ

Alın terine muhtaç...

Ben Anadoluyum, acılı, mahzun;

Bende bitmez tükenmez dert kulaç kulaç...

Yavuz Bülent Bakiler

Devamını Gör

25 Kasım 2010 17:20

berfin*meb

Orhun Yazıtları (Bilge Kağan, Kültigin ve Tonyukuk'a ait) tarihte ilk defa 25 Kasım (bugün) 1893'de Kopenhag Üniversitesi Genel Dilbilimi Profesörü ve Danimarka Kraliyet İlimler akademisi üyesi Wilhelm Ludwig Thomsen tarafından okundu.

09 Temmuz 2011 20:48

berfin*meb

Türk Devlet Kurucuları Olarak Bilge Kağan'dan Mustafa Kemal Atatürk'e...

İkisinde de eşsiz bir vatan ve millet sevgisi ayrıca o eşsiz kaynaktan aldıkları birer güç vardır.

Atatürk'ün Nutuk'u yazmadan önce Türk dili ve tarihi ile ilgili pek çok

kaynakların yanısıra özellikle Orhun Yazıtlarını hem yabancuı hem Türk kaynaklardan altını çizerek bazı yerlerine soru işaretleri önemli yerlerine de çarpı işaretleri koyduğunu biliyor muydunuz ?

Bakınız :

http://www.mevzuvatan.com/haber/3587-turk-devlet-kuruculari-olarak-bilge-kagan39dan-mus.html

09 Temmuz 2011 21:00

ali karadayı

İlk defa bir Moğol gördüm ve sordum. Dedim ki Cengiz Hanın milletine ne oldu? Dünyada etkisi nerdeyse sıfır, nüfus 3 milyon, yüzölçümü bizim iki katımız.. Cevabını alacağım geniş bir zamanda.. Bunu niye önemsiyorum? Onlar bizim eski komşularımız..

09 Temmuz 2011 21:16

berfin*meb

Sayın ali karadayı hocam,

Moğollar Bilge Kağan'ın heykelini hatta, Amaerika ve Çin'den sonra Cengiz Han'ın üçüncü mezarını bulduklarını iddia etmişlerdi.

Sanırım bu sadece iddia olmakla kaldı.

12 Temmuz 2011 11:14

berfin*meb

Sanırım Türkçe Olimpiyatları'nda gördünüz Moğol vatandaşı.

***

Cengiz Han demişken, Kazakistan'ın bu yılki oscar adayı, Rus, Kazak, Alman ve Amerikan ortak yapımı, orijinal adı "Mongol" olan "Cengiz Han" filmi bakalım oscar ödülünü alabilecek mi?

12 Temmuz 2011 11:41

ali karadayı

Hayır.. Başka bir vesileyle.. Sorumun cevabını alınca yazarım buraya.. Türkçe Olimpiyatında da Moğol gördüm, ama uzaktan uzağa görmeyi, tanışmamış olmayı saymıyorum.

12 Temmuz 2011 12:21

akarcalı

>>> Halkını çok iyi tanıyan onun zayıflıklarını çok iyi bilen (özellikle unutkanlığını) bunun için halkını uyarma gereği tutan Türk lideri

12 Temmuz 2011 14:09

berfin*meb

Teşekkürler. Yazınızı dört gözle bekliyoruz sayın ali karadayı hocam.

01 Haziran 2013 23:04

ali karadayı

1200 yıldır değişen birşey yok..

26 Ekim 2013 20:20

berfin*meb
Toplam 21 mesaj