Oturum açOturum aç / Parola hatırlat Üye olÜye ol

  
Editörler : iren17
11 Haziran 2010 10:39  


Bela ve musibete uğramayan insanlar, uğrayanlara göre daha mı şanssızdır?

İnsanlara dert, bela, musibet birkaç bakımdan gelir:

1- Bunlardan birisi işlediğimiz günahlar sebebiyledir.

İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki: Belaların gelmesine sebep günah işlemektir. Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:

Size gelen musibet, işlediğiniz (günahlar) yüzündendir. (Şura 30)

Sana gelen kötülük, kendindendir, günahların yüzündendir. (Nisa 79)

Bir millet, kendini bozmadıkça, Allah onların hallerini değiştirmez. (Rad 11)

2- Bela, hastalık ve musibetler, günahların kefareti (affolması) için gelir.

Dünyada musibetlere maruz kalıp da güzelce sabreden kimse, ahirete günahsız gider.

Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:

Her musibet, affedilecek bir günah için gelir. (Ebu Nuaym)

Mümine gelen her sıkıntı, günahlarına kefaret olur. (Buhari)

Müminin günahları affoluncaya kadar bela ve hastalık gelir. (Hakim)

İnsan kendisine gelen beladan hoşlanmaz. Halbuki günahları affolacak ve güzel sabrederse ahirette büyük nimetlere kavuşacaktır. Kur'an-ı kerimde mealen buyuruldu ki:

Hoşlanmadığınız bir şey, belki de sizin için hayırlıdır. (Bakara 216)

3- Cennette yüksek derecelere kavuşması için mümine musibet gelir.

Bunun için Peygamberlere çok bela gelmiştir. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:

Nimete kavuşması için insana musibet gelir. (Buhari)

Musibet, kavuşulacak bir derece için gelir. (Ebu Nuaym)

Allahü teâlânın hayrını murad ettiği kul, belaya maruz kalır. (Taberani)

Kişi, hep sıhhat ve selamette olsa idi, bu ikisi onun helakı için kâfi gelirdi. (İ.Asakir)

Mümin, keler deliğine saklansa, ona, eza edecek biri musallat olur. (Beyhaki)

Dünya, (Cennetteki nimetlerin yanında) mümine zindandır. (Müslim)

Allah'ı ve Resulünü seven, belaya (hazırlıklı olsun) zırh giysin! (Beyhaki)

En şiddetli bela, Peygamberlere, velilere ve benzerlerine gelir. (Tirmizi)

Demek ki belanın en şiddetlisi, Allahü teâlânın çok sevdiği kimselere geliyor. Belalara sabır, sıddıkların derecesidir. Peygamber efendimiz, kendisine gelecek musibetlere karşı dayanma gücü vermesi için Allahü teâlâya dua ederdi.

Kafirlerin hataları büyük olduğu için onların hesabı ahirette büyük mahkemede görülecek ve büyük ceza yeri olan cehennemde hatalarının cezasını çekecekler. Müslümanların hataları küçük olduğu için bunlar cezalarını kısmen dünyada çekerler. O nedenle musibetler ekseriyetle müslümanlara gelmektedir.Bu musibetlerde çektikleri sıkıntılar onların günahlarına keffaret olmaktadır.

Allahu Teala insana hakkında hayırlı olanı verir. Bazı zamanlar insan başına gelecek musibeti kaldıramaz ve sabredemeyip isyana yönelebilir. Bu bakımdan musibetin gelmesi hayır olduğu gibi gelmemesi de hayırdır.

11 Haziran 2010 11:29

hamuş_68

Rabbim sabırlı kullarından eylesin...(amiin)

11 Haziran 2010 13:34

handanüşadan

Sakın zalimlerin yaptıklarından Allah'ın gâfil olduğunu sanma Allah onların cezalarını gözlerin dışa fırlayacağı güne erteler!!!Paylaş

>>>>İBRÂHÎM-Suresi-42-Ayet-

11 Haziran 2010 13:44

handanüşadan

"En büyük felaketler içinde bile ümidini kaybetme, unutma ki ilik, sert kemiğin içinden çıkar. "

11 Haziran 2010 13:45

kml83

me esabeke min hasenetin feminellah, vema esabeke min musibetin femin nefsik.(sana bir iyilik isabet ederse bu Allahtandır.bir musibet de isabet ederse bu kendi nefsindendr.nisa 79

bazen ayağımız kayar da yere düşeriz.kaza geçiririz.başımıza bela gelir.hemen içimizden şu geçer:yarabi ben sana ne yaptım.ya da ben ne yaptım da bana böyle oldu.aslında orada hayatımız gözümüzden geçiyor.işlediğimiz bir günah var mı diye düşünürüz.

11 Haziran 2010 15:17

zeynep870

ben belada istemiyorum şansta:(

11 Haziran 2010 15:27

hamuş_68

Allah (c.c) le "ben sana ne yaptım de bu belayı bana verdin" dememeli."Allahım ben ne hata ettimse yüzümün karasına bakma,narı cehenneminde yakma.sen affedicisin,affetmeyi seversin.benide affet" demeli.

11 Haziran 2010 15:28

zeynep870

ama şu kesin ayağım takılsa o an ne düşündüğüme bakıyorum

kötü bişi oluyo genelde:)))

11 Haziran 2010 15:29

p00r

Güzel bir paylaşım olmuş handan, Allahü teâlâ râzı olsun. Bela istenmez ama gelirse de sabredilir.

11 Haziran 2010 15:38

sevgi_elcisi

Dördüncü Sualiniz: -1- "1- "Şüphesiz, Allah sabredenlerle beraberdir." Bakara Sûresi: 2:153; Enfâl Sûresi: 8:46." de hikmet ve gaye nedir?

Elcevap: Cenâb-ı Hak, Hakîm ismi muktezası olarak, vücud-u eşyada, bir merdivenin basamakları gibi bir tertip vaz etmiş. Sabırsız adam, teennî ile hareket etmediği için, basamakları ya atlar düşer veya noksan bırakır, maksut damına çıkamaz. Onun için hırs mahrumiyete sebeptir. Sabır ise, müşkülâtın anahtarıdır ki, -2- "2- "Hırslı olan kimsenin ümidi boşa çıkar ve hüsrâna uğrar." "Sabır, ferahlık ve genişliğin anahtarıdır." Münâvî, Feyzü'l-Kadîr, 6:298, no. 9318; Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ, 2:21." durub-u emsal hükmüne geçmiştir. Demek, Cenâb-ı Hakkın inâyet ve tevfiki, sabırlı adamlarla beraberdir. Çünkü sabır üçtür:

Biri: Mâsiyetten kendini çekip sabretmektir. Şu sabır takvâdır; "3- "Allah takvâ sahipleriyle beraberdir." Bakara Sûresi: 2:194." -3- sırrına mazhar eder.

İkincisi: Musibetlere karşı sabırdır ki, tevekkül ve teslimdir. -4-"4- "Muhakkak ki Allah tevekkül edenleri sever." Âl-i İmrân Sûresi: 3:159. "Muhakkak ki Allah sabredenleri sever." Âl-i İmrân Sûresi: 3:146. "

şerefine mazhar ediyor. Ve sabırsızlık ise Allah'tan şikâyeti tazammun eder. Ve ef'âlini tenkit ve rahmetini itham ve hikmetini beğenmemek çıkar.

Evet, musibetin darbesine karşı şekvâ suretiyle elbette âciz ve zayıf insan ağlar. Fakat şekvâ Ona olmalı; Ondan olmamalı. Hazret-i Yakup Aleyhisselâmın -5-""Ben derdimi de, üzüntümü de ancak Allah'a şikâyet ederim dedi." Yusuf Sûresi: 12:86." demesi gibi olmalı. Yani, musibeti Allah'a şekvâ etmeli; yoksa Allah'ı insanlara şekvâ eder gibi "Eyvah! Of!" deyip "Ben ne ettim ki bu başıma geldi?" diyerek âciz insanların rikkatini tahrik etmek zarardır, mânâsızdır.

Üçüncü sabır: İbadet üzerine sabırdır ki, şu sabır onu makam-ı mahbubiyete kadar çıkarıyor, en büyük makam olan ubudiyet-i kâmile cânibine sevk ediyor.

11 Haziran 2010 15:39

alem-i suğra 2
Kapalı

ne demişler "mümin ne kıymetlidir... bela gelir sabreder, nimet gelir şükreder". Elhamdülillah müslümanız... kahrın da hoş, lütfun da diyenlerden olalım inşallah.

bir de not düşmem gerekirse, şu "şans" kelimesini kullanmayı sevmiyorum. kısmet desek, nasip desek... şans biraz tesadüfe benzemiyor mu sizce?

11 Haziran 2010 15:40

p00r

Tesadüf kelimesinin ne sakıncası var gamze kardeşim?

11 Haziran 2010 15:41

sevgi_elcisi

alıntı (RNK - mektubat s. 28o-281)

11 Haziran 2010 15:42

KASİDE-İ BÜRDE
Kapalı

Size gelen musibet, işlediğiniz (günahlar) yüzündendir. (Şura 30)

handan hanım bu ayeti biraz açabilir miyiz..

bu ayet doğrultusunda Peygamberler istina değil mi...

yani paylaşmış old. bilgilere göre bela ve musibetler işlenen günah ve hatalar neticesinde gelmekte... tabi bu gunahkar kullar için

Ama peygamberler ve veliler için makamlarının alii olması için, yüksek derecelere erişmeleri için Allah cc. ye yakınlıklarının artması için vesile olmakta sanırım...

11 Haziran 2010 15:43

zeynep870

evet gamze inanki ben normal yaşantımda

şans ve tesadüf kelimelerini hiç kullanmam kullananlarıda uyarırım

tesadüf değil tevafuk diye

ama başlıkta şans dedi ya ondan dedim

11 Haziran 2010 15:46

alem-i suğra 2
Kapalı

kainatta tesadüf diye birşey var mıdır ki?

şahsen, olmadığını düşündüğüm için kullanımına hoş bakmıyorum poor hocam.

peki rastlantısal gibi görünen olayları nasıl tanımlamak gerekir derseniz, "tevafuk" diyebiliriz.

tesadüf, Herşeyin Sahibi olan Yüce Rabbimiz'den gafil olmanın bir tezahürüdür bana göre. Halık'ı perdeler. şansta aynı şekilde.

11 Haziran 2010 15:55

p00r

Pekala, Gamze kardeş. Alıntıyı iyi oku o hâlde:

Akıl ile din olmaz. Dinimizde, İslam âlimlerinin sözleri geçerlidir.

Buyurun Hadîka kitabından:

***

İnsan, tesadüfen iyi-kötü iş yapabilir. Tevafuk, birbirine uyma, uygun gelme demektir. İnsan sevmediği biriyle karşılaşınca, tevafuk etti demek tuhaf olur. Hiçbir dini kitapta rastlantı anlamındaki tesadüf yerine tevafuk kullanmak gerekir diye yazmaz. Tesadüf yerine tevafuk, nakli değil de, aklı esas alanların uydurduğu bir bid'attir. "Tesadüfen Ali Beyle karşılaştım" demek ve tesadüf kelimesini böyle yerlerde kullanmak caizdir. "Bu âlem tesadüfen yaratılmış, dağlar, denizler tesadüfen olmuştur" demek caiz olmaz. Çünkü her şeyi yaratan Allahü teâlâdır. Bu ikisini karıştırmamak gerekir. (Hadika)

*** Alıntı.

Hadika?nın sahibi Abdülgani Nablusi hazretleridir. Fıkıh, tefsir, hadis ve tasavvufta çok derin âlim idi. Yüzden fazla değerli kitap yazdı. Hadika kitabı, imam-ı Birgivi?nin Tarikat-i Muhammediyye?sinin şerhidir.

-------------

Bu işte bana göre, sana göre olmaz. İslâm âlimine göre diye birşey olur.

11 Haziran 2010 15:58

alem-i suğra 2
Kapalı

okudum, anladım:) ince bir fark varmış, Rabbim affetsin...

sizden de Allah razı olsun, iyi oldu, öğrendik.

11 Haziran 2010 16:05

p00r

Umarım öyledir. Allahü teâlâ hepimizi affetsin.

11 Haziran 2010 16:17

handanüşadan

En şiddetli bela, Peygamberlere, velilere ve benzerlerine gelir. (Tirmizi)

bu yazıda belirtildiğine göre Allah en sevdiği kullarını bela ve musibetlerle sınarmış.

....................

ben belada istemiyorum şansta:(

oldumu şimdi zeynepcim,sen Allah ın sevdiği kullarından olmak istemiyorummu demek istiyorsun bu yazında:(

11 Haziran 2010 16:21

zeynep870

valla handanüşadan ozaman ben cennetliğim onca musibet hep beni bulur:)

ne bitmedik günahım varmış yaf çek çek bitmedi:S

herkesin derdi kendine büyükmüş tabi oda ayrı bir mevzu

Toplam 48 mesaj