Yandex.Metrica
Oturum açOturum aç / Parola hatırlat Üye olÜye ol

  
Editörler : ergunReverse
08 Ağustos 2010 22:33  


Ebu Talib (r.a)

EBU TALİB (r.a)

536 yılında (Miladi) Mekke?de doğdu. En büyük oğlu Talip? ten dolayı, Talip? in babası anlamına gelen "Ebu Talip" olarak anıldı. Asıl adı Abdmenef' tir. Peygamberimizden rivayet edildiğine göre "İmran" adıyla da bilinir. Annesi Amr bint Aiz' in kızı Fatıma' dır. Babası Haşim oğlu Abdulmuttalip' tir.

Hz. Ali?nin babası Ebu Talib?in yaşantısına ve görüşlerine ilişkin yazılı kaynakların netliği, Müslümanlığı ve imanı konusunda ön araştırma yapmamızın gerekliliğini, önemsiz kılar. Fakat Ebu Talib hakkında uydurulan, yaşanmamış tamamen hayal ürünü bir çağa ait olduğu rahatlıkla kestirilebilen iddialar, İslamiyet?in ve doktrinimizin en temel yasası olan ehlibeyt sevgisini ve Peygamber ve hanedanına bağlılığı yıpratıyorsa, bu savlar dikkatsizce ele alınmamalı, Ebu Talib?in imanı hakkındaki araştırmalarımızın derinleşmesinin gerekliliği iyice kavranmalıdır.

Gerçeklikten ne kadar uzak olabileceği düşünülmeden ortaya atılan iddialar, kargaşa nedenidir. ?Sen sevdiklerini hidayete erdiremezsin.? anlamındaki ayetin, Peygamberimize, Ebu Talip için indiği iddia edilir. Bu iddia ve benzerlerine karşı savunmamız, orantısız ölçüde belgesel ve güçlü olacaktır. Oysa söz konusu ayet; Peygamberimizin ölümüne yakın bir zamanda, bazı Müslümanların, İslamiyet?i kabul etmeyen yakınları için Peygamberimizden dua etmesini istemeleri üzerine inmişti ve Ebu Talip bundan yıllar önce vefat etmişti. Peygamberimiz: ?Ebu Talip?e bir yararın dokundu mu? Çünkü o, seni koruyor ve inanmayanlarla mücadele ediyordu.? sorusuna ?Evet dokundu. O, şimdi cehennemde topuklarına kadar ateşten bir çukurun içindedir. Şefaatim olmasa, cehennemin en derin çukurunda olurdu.? yanıtını vermiş. Kargaşa, yerini şaşkınlığa bırakmıştır. Çünkü bu hadis, Sünni bilginlerin çoğu tarafından kabul etmemiş olduğu halde, hala yazılmakta ve okutulmaktadır.. İmam Rıza ve İmam Sadık, aynı hadisin uydurma, Ebu Talip?in de mümin olduğunu bildirmişlerdir. Kaldı ki bu hadiste şefaat, ön plana çıkmaktadır. Şefaat kâfirleri kapsamaz, sadece müminleri kapsar.

?Onlar (insanları) hem ona yaklaşmaktan vazgeçirmeye çalışır hem kendileri ondan uzaklaşırlar.? Ayetinin ise ibni Abbas?ın tefsirine göre Ebu Talip?e işaret ettiği iddia edilir. İnanmayanları Peygamberimize zarar vermesinler diye ona yaklaştırmayan da Peygamberimizin davet ettiği İslam dinine girmeyen de kendisiymiş. Oysa ?Allah?tan Ebu Talip için dileğiniz nedir?? sorusuna karşılık Peygamberimizden: ?Sevabın, iyiliğin tümünü dilerim.? cevabını aldığını, Peygamberin, İslamiyet?i kabul etmemiş birisi için Allah?tan iyilik ve sevap dilemeyeceğini rivayet eden de ibni Abbas?tır. Peygamberimiz Ebu Talip için Allah?tan iyiliğin tümünü dilediğine, bunu da Müslüman olmayan birisi için yapmayacağına göre Ebu Talip, Müslümandır ve ayette sözü geçen ?ona yaklaşmaktan vazgeçirmeye çalışmak? ifadesi, ?İnsanların İslam dinine girmesini önlemek? şeklinde algılanmalıdır. Ebu Talib, tercihini insanların İslam dinine girmelerini sağlamak için çabalamak yönünde kullanmıştır. Peygamberimizin en büyük destekleyicisi ve koruyucusu durumundaki Ebu Talip hakkındaki tarihi bilgileri değiştiren, kendisine negatif özellikler katan ve bununla en zeki kafaları karıştırmayı hedefleyenlerin, bilimselliklerini kaybetmiş olduklarını ve kendilerini bu derece aşağıladıklarını hissetmekten kendimizi alamıyoruz. Aynı hisleri, bu akımı başlatan ve kitapları elimize eksiksiz ulaşan yaşamadığımız çağlardaki âlimlere karşı da gizleyemiyoruz. İbni Haldun?un, ?Ehlibeyt bidat olarak çeşitli mezheplerle yoldan saptılar? şeklindeki tuhaf saptaması, Ebu Talip hakkındaki uydurmalar karşısındaki şaşkınlığımızı kat kat arttıran başka bir etkendir. Bu saptama ve uydurmaların, nereden geldiklerini, zaman içinde nasıl geliştiklerini ve dönüşümlerinde ne ile karşılaşacaklarını incelememize ilişkin özgürlüğümüz, asla putlara tapmayan ve put adına kesilmiş hayvan etinden yemeyen Ebu Talip?e ilişkin yargılarımızın, güvenli olabilmesi açısından değerlidir. Bu değerli incelemenin aydınlığında ortaya belgesel, dolayısıyla zihinsel bir görüş koyabilmenin zorluğu, bu zorluktan beslenenlerin, dayanaksız ve şiirsel söylemleriyle mücadele etmeyi göze almaktır.

Peygamberimiz ölüm döşeğindeki Ebu Talip? in yanına gelir ve orada Ebu Cehil?i ile Ebu ümeyye oğlu Abdullah?ı görür. Ebu Talip?e Amca ?Lailahe illallah de, Allah?ın yanında sana tanıklık yapayım.? der. Peygamberimiz bunu Ebu Talip?e söyletmek istedikçe Ebu Cehil ve Abdullah ?Abdülmüttalib?in dinine yüz mü çevireceksin?? diye üstelerler. Ebu Talip?in son sözü ?Ben Abdulmuttalip?in dini üzerineyim.? şeklinde olmuş ve şahadet getirmekten kaçınmış. Bunun üzerine Peygamberimiz ?Allah?a and olsun ki senin için Allah?tan af dilemeyeceğim.? demiş. Tam bu sırada Ebu Talip ile ilgili şu ayet inmiş:?Cehennem ehli oldukları belli olduktan sonra akraba dahi olsalar Allah?a şirk koşanlar için af dilemek ne Peygamber?e ne de inananlara yaraşır. Buhari ve Ebu Müslim?in çamur atarken kendileri açısından talihsizlik olarak nitelenebilecek dayanaksız savlarına karşılık nadiren de olsa reddedilemez bir tez getiremediklerinden aleyhte yazdıkları her şeyin incelenmesi gerekir. Belli olmayan bir nedenle Abdulmuttalip?in yanlış bir din üzerinde olduğunu göstermek istemiş ve bu ayetin hicretin 9. yılında yani Ebu Talip?in ölümümden 12 sene sonra indiği için Ebu Talip ile ilgisinin bulunmadığı gerçeğini kavrayamamışlardır.

Yararlanacağımız olayların, tarihsel gelişimi şöyledir. Hz. Muhammet, 7. yüzyılın ilk çeyreğinde ruhani, siyasi ve askeri bir lider olarak yönetimin başında idi. Araplar?a, yüzlerce yıllık yaşam alışkanlıklarına, ticari uygulama ve hayallerine ve inançlarına ters düşen tek tanrılı bir dini, İslamiyet?i kabul ettirmeye çalışır. Peygamberimize karşı, Araplar arasında, gizli veya açık bir hoşgörüsüzlük mevcuttur. Hz. Ali? yi halife olarak ön plana çıkarması, bu hoşgörüsüzlüğü dizginlenemez hale getirir. Peygamberimizden sonra, Emeviler?in yönetimi ele geçirmesiyle, İslam dininin tek tanrı inancı dışındaki bütün getirileri, hızla yok edilmeye çalışılır. Ebu Talip?e yapıldığı gibi Hz. Ali?ye ait olan her şeyin yasaklanması veya kötülenmesi çabasına girişilir. Emevi soyundan, Hz. Ali?nin en büyük düşmanı durumundaki Ebu Süfyan oğlu Muaviye, Ebu Talip?in imanı konusunda olumsuz bir düşünce akımı geliştirmiş ve Hz. Ali?yi kötülemek ve ona iftira atmak konusunda kural ve ölçü tanımamıştır. Minberlerde Hz. Ali?ye sövülmesini emretmiş, bu uygulamanın kendisinden sora devam ettirilmesini istemiştir. Sevenlerinden nefret etmiş, Ali taraftarlığından ve sevgisinden vazgeçmeleri koşuluyla hayatlarının bağışlanacağını ilan etmiştir. Oysa Hz. Ali?ye ait olan, yasaklanan ve kötülenen şeyler, İslamiyet sayıldığından gerçek İslamiyet?e ait bilgi kırıntıları, bugün bile güçlükle elde edilebilmektedir. Bu kırıntılardan bazıları da Ebu Talip?in Müslümanlığına ilişkin olanlarıdır. Fakat elimizde bulunan, Ebu Talip? in Müslümanlığına ilişkin bilgi kırıntıları, o kadar katışıksız ki açılımları sayfalara sığmayacaktır.

KENDİ SÖZLERİ VE ŞİİRLERİ

İbni-i Şehraşup diyor ki: "Ebu Talip'in mümin olduğunu gösteren şiirlerinin (veya beyitlerinin) sayısı üç bini geçmektedir.? Bu şiirlerden Türkçeleştirdiklerim aşağıdadır:

Bildim ki Muhammed?in dini Dinler içinde en hayırlı dindir.

Bilmez misin ki bizce Muhammetİlk kitapta yazıldığı üzere Musa gibi peygamberdir.

?

Kulların, rabbinin yardımı onunla olsunO bir din ile geldi haktır batıl değil

?Habeş krallığı bildi ki Muhammet,

Musa ve Meryem oğlu İsa gibi peygamberdir.

Doğru din ile geldi getirdiği kitap gibi Allah?ın emriyle o masumca doğru yolu gösterir.

Siz doğruluğun kendi kitabınızda okursunuz

Reddedilmez kanıtlarda, kitabınızdaki kanıtlar gerçektir.

Allah, kelimeden ibaret değil,

İslam?a gelinDoğru yol aydınlıktır, karanlık değildir.

Ebu Talip, Peygamberimize övgü dolu üç bin beyitlik divanındaki ünlü lamiye (lamiy) kasidesinde, Allah?ın Resulünü şu şekilde yüceltmekte ve ona bağlılığını dile getirmektedir:

"Beyaz yüzlüdür ve yağmurlar onun yüzü hürmetine istenir.

Yetimlerin sığınağı, dulların koruyucusu

Fakir Haşimiler ona sığınır

Ve onun yanında rahmet ve fazilet içinde olurlar.

Onlar evladımızın yalan söylemediğini

Ve bizim, batıla inanmadığımızı biliyorlar."

Bu beyitler; İmam Sadık ve İbni Abbas?ın, Ebu Talip?i mümin olarak nitelendirmelerinin başlıca nedenlerindendir. Bir başka şiirinde ise:

"Allah' ın elçisine şimşek gibi parlak bir kılıçla yardım ettim.

Resulullah' ı himaye ediyoruz ve ona şefkatli davranıyoruz.

Düşmanlarına genç bir deve gibi yumuşak davranıyorsam da

Ama onlara büyüklük sebebiyle aslanı korkuturcasına kükrüyorum.?

Bu beyitlerde Hz. Muhammet?ten Allah?ın elçisi diye bahsetmesi Allah?ı ve Hz. Muhammet?i birlikte anması dikkat çekicidir. Allame Emini, "Eğer bu sözler risaleti tasdik için yeterli değilse ne yeterlidir?? diye sorar. İbni Ebil Hadid ise: ?Bu beyitler, Resulullahın risaletini kabul etmekle aynı anlama gelir.? demektedir.

Ebu Talib, oğlu Cafer ile birlikte yürürken, Peygamber ile Ali' nin namaz kıldığını gördü. Oğlu Cafer' e: "Amcanın oğluna katıl." diye buyurdu. Böylece Cafer de Resulullah ve Ali ile birlikte namaz kıldı. Bu esnada Ebu Talip, şu şiiri okudu: "Ali ve Cafer musibet ve zorluk anlarında benim dayanaklarımdır.Amcanızın oğluna yardım ediniz ve onu yalnız bırakmayınız. O amcanızla kardeşlerimiz arasında bir anne ve bir babadanız. Allah'a and olsun ki, onu yardımsız bırakmayacağım. Oğullarımız arasında temiz nesepli olanlar,Onu yalnız bırakmayacaktır.?

Kardeşi Hamza'ya da Resulullaha yardım hususunda şöyle buyurdu: "Ey Hamza! Ahmet' in dininde sabırlı olmak gerekir. Bu dine yardımcı ol ki, bu sabır sayesinde kazanasın. Rabbinden hak ile geleni, savun. Bu yolda sadık ve azimli ol. Hakkı asla gizleme. "Ona iman ettim." demen beni çok sevindirdi. O halde Allah için Resulullaha yardımcı ol.?

Hz. Ali?nin "Baba, ben Allah'a ve Resulüne inandım. Peygamber'in elçiliğini tasdik ettim. Allah için onunla namaz kıldım ve kendisine katıldım." demesi üzerine Ebu Talip şöyle buyurdu: "İyi bil ki Peygamber seni iyilikten başka bir şeye davet etmemiştir. O halde katıl.?

PEYGAMBERİMİZİ HEP KORUDU

Kureyş' in, Resulullah'ı öldürmeye kesin karar aldığını duyunca şöyle dedi: "Allah'a and olsun ki, beni gömmedikleri sürece sana dokunamazlar. Sen benim iyiliğimi dileyerek çağrı yaptın, sen sadıksın (söylediğin doğrudur) ve güvenilirsin. Sen dinlerin en hayırlısını getirdin."

Ebu-l Futuh Razi ?Bu sözler, Ebu Talip' in imanını açıkça göstermektedir. Zira sana iman ettim ve seni tasdik ettim sözü ile sen sadıksın sözü arasında hiçbir fark yoktur." demektedir.

Resulullah, bir gün namaz kılmak için Kâbe?ye gitti. Peygamberimiz namaza durunca, Ebu Cehil etrafındakilere "Kim bu adamın yanına gidip namazını bozabilir?" diye sordu. Bunun üzerine İbnuz-zab'ari adında birisi, eline hayvan pisliği ve kan alarak Resulullah'ın yüzüne sürdü. Resulullah, namazdan çıkarak amcası Ebu Talib'in yanına gitti ve "Amcacığım, bana ne yaptıklarını görüyor musun?? dedi. Ebu Talib, "Kim yaptı?" diye sorunca Resulullah, ?Abdullah b. Zab'ari" cevabını verdi. Ebu Talib, kılıcını alarak Kureyşlilerin yanına gitti. Onlar, Ebu Talib'i görünce ayağa kalkmak istediler. Ebu Talib onlara şöyle dedi: ?Allah'a and olsun yerinden kalkanı kılıcımla oturturum." Ebu Talib, daha sonra eline bir miktar hayvan pisliği alarak onların yüz, sakal ve elbiselerine sürdü ve onlara ağır sözler söyledi.

Kureyş, Resulullah'ı öldüremeyeceğini ve Ebu Talip'in Resulullahı korumaktan vazgeçmeyeceğini anlayınca, Peygamber kendilerine teslim edilinceye kadar Haşim oğulları'yla alış verişi keseceklerine dair kendi aralarında, Kâbe binası içinde saklanmak üzere, bir belge imzaladılar. Böylece, Resulullah?a ve yakınlarına üç yıl süreyle ambargo uygulandı. Bu süre içinde Resulullah, Ebu Talip ve Hatice?nin tüm birikimleri tükendi ve büyük bir sıkıntı ve yokluğa düştüler. Allah-u Teala; Resulüne, Allah kelimesi dışında belgenin tümünü, böceklerin yiyip yok ettiklerini vahyetti. Resulullah da durumu Ebu Talip'e bildirdi. Ebu Talip, Kureyşlilere şöyle dedi: "Ey kavmim! Belgeyi getirin belki sıla-i rahim etmek ve kini ortadan kaldırmak için bir yol buluruz." Belge getirildi. Ebu Talib, onlara şöyle dedi: "Bu sizin imzaladığınız belgedir. Buna hiç dokundunuz mu?" Onlar "Hayır" dediler. Ebu Talib dedi ki: "Allah-u Teala, Resulüne bu belgenin Allah kelimesi dışındaki bölümünün tamamen yok edildiğini vahyetmiştir. Eğer doğru söylüyorsa ne yapacaksınız?" Onlar, "Ondan el çekeriz." dediler. Ebu Talip de "Eğer o yalan söylemişse, o zaman da öldürmek için onu sizlere teslim ederim." dedi. Onlar da "İnsaflı konuştun, iyi söyledin." dediler. Belgeyi açtıklarında Allah kelimesi dışında tüm yazılanların yok edildiğini gördüler. Buna rağmen inatla: "Bu, yeğeninin (Muhammet?in) büyüsüdür." dediler. Ebu Talib kızarak şöyle dedi: "O halde niçin biz, kuşatmaya teslim olalım? Hâlbuki siz buna daha layıksınız." Sonra beraberindekilerle Kâbe perdelerinin içine girdi ve şöyle dedi: "Allah'ım; bize zulmedenlere, bizimle akrabalık ilişkilerini kesenlere ve bizlere layık olmadığımız şeyleri yakıştıranlara karşı yardım et bize.?

VASİYETİ

Öleceğini anlayınca Kureyşi çağırıp onlara yaşam hakkında öğüt verdikten sora söze şöyle devam etmiştir: ?Sizlere, Muhammet hakkında iyilik etmenizi öğütlüyorum. Çünkü Muhammet, güvenilir doğru sözlü ve sizi davet ettiğim şeyleri uygulayandır. Muhammet, sizlere öyle bir mesaj getirmiştir ki, kalp ve ruh bunu kabul ediyor, dil kötüleyenlerin korkusundan inkâr ediyor. Allah'a and olsun ki, adeta halkın onun davetini kabul ettiğini, sözlerini doğruladığını ve peygamberliğine inandığını görür gibiyim. Böylece Kureyş'in büyükleri alçak, zayıfları yücelmiş olacaktır. En büyükleri Peygamber'e en muhtaç olanı, en günahkârları da ona en uzak olanlarıdır. Araplar onu sevecek, topraklarını ona verecek ve onu önder seçecektir. Ey Kureyş kabilesi! Peygamberi seviniz, onu koruyunuz. Allah'a and olsun ki onun yolunda ilerleyen, olgunluğa erer ve gösterdiği yolda olan, mutluluğa kavuşur. Eğer sağ kalsaydım ondan bela ve zorlukları gidermeye çalışırdım.?

ÖLÜMÜ ÜZERİNE

Ebu Talip, Hz. Hatice?nin vefat ettiği yıl olan 621? de (miladi) hayata gözlerini yumdu. Peygamberimiz, bu yılı "hüzün yılı" olarak adlandırdı.

İmam Sadık, Ebu Talib?in ölümü hakkında şöyle buyuruyor: "Ebu Talip, küfrü aşikâr kıldı, imanı ise gizledi. Ebu Talip vefat edince Allah-u Teala, Peygamber'ine Mekke'de kendisini koruyacak kimsenin kalmadığını ve bu yüzden göç etmesi gerektiğini vahyetti. Böylece Resulullah, Medine'ye doğru hicret etti.?

Halkın, kendisine Ebu Talip'in kâfir olarak öldüğünü söylemesi üzerine şöyle buyurdu: "Ebu Talib nasıl kâfir sayılabilir? Hâlbuki o şöyle demiştir: "Bizim, Muhammed?i de Musa gibi bir Peygamber kabul ettiğimizi bilmiyor musun??

İmam sadık onu yedi uyurlara benzeterek "Ebu Talip'in misali de Ashab-ı Kehf misalidir ki, imanlarını gizlemiş, şirki açığa vurmuşlardı. Allah onların sevabını iki kat yazmıştır.?

İLMİN ŞEHRİNDEN

Birisi, Hz. Ali'ye "Senin yüce bir makamın var. Ama baban, azap içindedir." deyince Hz. Ali, ona şöyle buyurdu: "Sus! Allah ağzını kırsın. Allah'a and olsun ki babam, kime şefaat etse Allah, şefaatini kabul eder. Acaba ben, cennet ve cehennemin paylaştırıcısı iken, babamın ateş ehli olması mümkün müdür? Allah'a and olsun ki, Ebu Talip'in nuru, kıyamete kadar Muhammet, Fatıma, ben, Hasan, Hüseyin ve evlatlarının (imamların) nuru dışında tüm nurları söndürür. Bil ki, onun nuru, bizim nurumuzdandır. Allah-u Teala, bu nuru Âdem?den tam iki bin yıl önce yarattı. Allah'a and olsun ki babam, dedem Abdulmuttalip, Haşim ve Abdmenef asla putlara tapmamışlardır,? "Onlar, neye ibadet ediyordu." sorusuna karşılık "Onlar Kâbe?ye doğru ve Hanif din üzere namaz kılıyorlardı." cevabını vermiştir.

İMANI ÜZERİNE

Şeyh Saduk, şöyle diyor: ?Ebu Talip mümin idi. Ama Resululah'a tam manasıyla yardımcı olmak için, imanını gizlemiş, şirki zahir kılmıştır.?

Muhsin Emin ise şöyle diyor: ?Resulullaha vahiy gelince Ebu Talip, ona inandı, sözlerini onayladı; ama bunu belli etmedi. Peygambere yardımcı olabilmek için, imanını gizledi. Aksi takdirde, Resulullah'ı ve İslam dinini gereğince savunamazdı. O, imanını gizleyerek bu önemli görevi yerine getirdi. İmanını açığa vurmuş olsaydı, Kureyş'in nefretini kazanırdı. Kureyş, onu sadece yeğenini savunmakla suçluyordu. Ama imanını açığa vursaydı, artık kendisine saygı göstermezlerdi. Ebu Talib'i, sadece yeğenini koruyor diye mazur görüyorlardı.?

Şeyh Ebu-l Futuh Razi, İmam Rıza'dan naklettiği üzere Ebu Talip'in yüzük taşında şöyle bir ifade yer almıştır diyor: "Rabbim Allah'tır, yeğenim Muhammed Peygamber'dir ve oğlum Ali vasidir.?

Ebu Talip?in imanı hakkında, kendi sözlerinden, Peygamberimizi nasıl koruduğundan, vasiyetinden, ölümü ve imanı üzerine âlimlerin görüşlerinden ve Hz. Ali?nin açıklamalarından derlenebilecek daha yüzlerce sayfaya sığmayan bilgi varken, onu imansızlıkla suçlamak dinimizin çıkış noktasını bulandıran bir tutum içinde olmaktır. Bu tutum içinde olanların, Ebu Süfyan, Muaviye ve Yezit?e bağlılıkları inkâr edilemez. Onları överken, bunu yapılabilecek en büyük tutku ile yaparlar. Özellikle Yezit?in İslami nitelik taşımayan küstahça eylemlerini paylaşırlarken, diyalektik olma ihtiyacı hissetmezler. Başkaları ile olan fikir alışverişlerinde, ağır basan katı bir kişilik özellikleri vardır. Semavi dinin tek sahibiymiş gibi, savundukları kişilerin birer hazine oldukları saplantısından, başkalarının karşısında başkalarını aşağılayıcı bir tavır içindeler ve anlaşılmaz bir özgüvenden cesaret alırlar. Savundukları kişilerin, olumsuz yanları özellikle İslamiyeti yıpratma çabaları bugün biliniyor olsa da, korkulan tanrının, seçilmiş tek halkı olduklarını sandıklarından, başkalarının akılcı eleştirileri onları şaşırtmaz. Kaldı ki savundukları kişiler, bir İslamiyet destanı yazmak için, kimseye esin kaynağı olamamıştır. Oysaki Ebu Talip, hayatı boyunca Peygamberimizi Ebu Süfyan?dan korumuşken cehennemde, Ebu Süfyan?ın da cennette olması tezi, İslam düşmanlarınca İslamiyet üzerine çullandırılan belirsizlikle, geçerli İslami kriterlerin ikilem içinde olduklarının algılanmasını sağlayacaktır.

Hz. Ali?yi anlatmaya başlamadan önce böyle bir yazıyı yazmaya, niçin kalkıştığım sorulabilir. Ortaya koyduğum, nitelikleri kesin olan kanıtlarla, olumlu bir sonuca varmamın garantisi, bu değerli araştırmamın sonucu ile ilgilidir. Ebu Talip, her zaman saygıyı hak ediyor olsa da karşımıza dikilip onu kötüleyenlerin bilgisizliklerini, kendilerine hissettirip tezlerinin sağlam temeller üzerine oturmadığını ispatlayabilir, katılıklarını büyük ölçüde kırabiliriz. İslamiyetle ilgili temel gerçeklerin, Ebu Hureyre gibi seciyesiz yazıcıların yazılarında, biraz saklı ve fazlaca yitik olması, Ali ile ilgili her şeyi yasaklama ve kötüleme girişimi içinde olan şair ruhlu kitle için, eşsiz bir çekim kaynağı olmuştur. Çünkü geride kalan çağa ait kayıplar ve boşluklar, Ali karşıtı kitlenin hayal gücüne göre doldurulabilmekte ve canlandırılmak istenen dönemi, amaçlarına uygun olarak göstermenin önünde, neredeyse engel bırakmamaktadır. Saygınlıktan yoksun kişilerin, Hz. Ali?ye olan düşmanlıkları yüzünden Ebu Talip?e mal ettikleri gerçek dışı konsept karşısında, sadece vahiy ile konuşan Peygamberimizin,(32) amcası hakkında söyledikleri, bulanık ve şaşırtıcı olan bütün söylenenleri çöpe atmıştır: ?Ebu Talip,"Âl-i Firavun'un mümini gibi" imanını gizlemiştir.?

(Firavun ailesinden imanını gizlemekte olan bir mümin dedi ki: Siz bir adamı rabbim Allah?tır demesiyle öldürür müsünüz? Hâlbuki o size rabbinizden apaçık mucizeler de getirmiştir.) ?Ebu Talip, şehrin öbür ucundan koşarak gelen adam gibidir.?(Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi ve dedi ki: Ey halkım bu elçilere uyun. Sizden hiçbir ücret istemeyen bu kimselere kulak verin; çünkü onlar, doğru yola ermişlerdir. (Şehrin sakinleri bu kişiyi taşa tuttular tam öleceği sırada kendisine) Cennete gir denildi.

Bu ve buraya sığmayan sayısız kanıta rağmen ?Üç kâfirin ölümüne çok üzüldüm. Adil Kral Kisra, cömert Reis Hatim Tai ve kucaklayıcı lider Ebu Talip.? şeklindeki Ali karşıtı Sünni söylemleri Peygamberimize yükleyerek öne çıkarmak, İslam karşıtlarının peygamberimizi çıkmaz içinde göstermesinin altında yatan neden ve İslamiyetin ana öğretisine haksız ve acımasız bir saldırıdır.

________________________________________________________________

(NOT: AKAD dergisi, Eylül 2007, sayı 1'den alıntı yapılmıştır.)

09 Ağustos 2010 01:27

Yılmaz3487

Mekzun85, yazının sonunda Ali karşıtı Sünni söylemleri Peygamberimize yükleyerek öne çıkarmak... diye devam eden yazıyı aktarmışsında hangi Sünni Ali karşıtlığı yapmış söyle bizde bilelim. Sen haricilerle Sünnileri karıştırıyorsun herhalde. Ayrıca Ebu Talib konusunda da bazı Sünniler onun imanla öldüğünü bazılarıda sonradan diriltilerecek iman edeceğini söylemişlerdir.

29 Aralık 2010 10:10

Mekzun85

Bilirsiniz sünniler, Hz. imam Ali'nin yüce babası Ebu Talib'in hiç bir zaman iman etmediğini ve kafir vefat ettiğini (haşa) iddia ederler. Halbu ki biz biliyoruzki; Ebu talib ilk müslümanlardandır, ilk müslüman dedikleri, ebubekirden çok önce iman etmiştir, hem de gerçek imanla ve hiçbir zaman şüphe etmemiştir.

HAYDAR BAŞ'IN 23-08-2008 TARİHİNDE BİR RÖPORTAJINDA SÜNNİ DÜNYASINDA TARTIŞMALARA YOL AÇAN HZ. EBU TALİB İLE İLGİLİ AÇIKLAMALARINI OKUMAYAN VARDIR BELKİ DİYEREK EKLEDİM..HZ EBU TALİBİN NEDEN KAFİR İLAN EDİLDİĞİNİ MERAK EDENLER DİKKATLİ OKUSUN LÜTFEN..

Tamamen siyasi gayelerle Resulullah (S.A.A.V) Efendimizin amcası Ebu Talib?in kafir ilan edildiğini belirten Prof. Dr. Haydar Baş, ?Bunu yapanlar ?Hz. Ali imamete layık değildir? anlayışını yerleştirmek isteyen ve O?nun güç kazanmasını istemeyen kişilerdir? dedi

Yeni Mesaj: Peygamberimizin (S.A.A.V) amcası Ebu Talip?in Müslüman olup, olmadığı meselesinde sizin yorumlarınız nelerdir?

Prof. Dr. Haydar Baş: Evvela biz de aynı yanlışı zamanında yaptık. Ben ?Rahmeten lil Alemin? adlı eserimi yazarken bu kaynaklardan istifadeyle Ebu Talip?in iman etmediğini bizzat kitabıma aldım. Ve orada kendimize göre, daha doğrusu elde ettiğim kaynaklara göre bir takım deliller de ortaya koydum. Çok samimi bir dostum, samimi bir arkadaşım ?Ben senin eserini okudum? dedi. ?Eserinizde bugüne kadar Aleyhisselam Efendimizi, ele alınmayan bir tarzda ele aldınız. Hakikaten müthiş bir eser yazdınız, sizi tebrik ediyorum, ancak? dedi, ?Ebu Talip konusunda kaynaklar göstererek vardığınız neticeyi bir daha gözden geçirmenizi ben size tavsiye ediyorum. Bu konu böyle değildir? dedi bana. Biz ta imam?hatip sıralarından beri öğrendiklerimizi, hiç düşünmeden bulduğumuz kaynaklar istikametinde değerlendirdik.

Bana şu soruyu sordu: ?Hz. Ali?nin annesi Müslüman mıydı, değil miydi??. ?Benim bildiğim Müslümandır?. ?Hz. Ali?nin annesi Müslümandır, öyle mi?? dedi. ?Evet, ben de öyle biliyorum? dedim, çok basit bir mantıkla. ?Şimdi ikinci sorum? dedi. ?Peygamber Aleyhisselam, Müslüman olan kadınları kâfir olan erkeklerle bir arada tutmuş mudur??

Ben, ?Tutmaması lazım? dedim. Yani benim bildiğim Müslüman bir kadın kâfir bir erkekle bir arada olmaz. Çünkü bu konuda ayet de indi. ?Evet, dediğin doğru? dedi. ?Peki? dedi, ?Annesi Müslüman, babası kâfir?? dedi. ?Yani Ebu Talip kâfir, senin iddiana göre, annesi Müslüman? Peygamber (S.A.A.V) nasıl oluyor da Müslüman kadınla kâfir erkeği bir arada tutuyor?? dedi. ?Bu senin bilgilerine ters gelmiyor mu?? dedi. Bunun üzerine ?Allah Allah, sen bende farklı bir ufuk açtın? dedim. ?Ben sana rica ediyorum, bu meseleyi köklü bir şekilde araştır? dedi. ?Öyle mi? dedim, ona söz verdim ve olayın içine girdim.

Şunu ben anladım imamet konusunda Hz. Ali?yi devre dışı bırakabilmek için, öyle korkunç şeyler ve iftiralar ortaya koydular ki, insanın aklı duruyor. Sonra bir insanın imanına bir insanın şahadet etmesi kâfidir. Bir sürü insan bunun iman ettiğine şahit oluyor. Bir tane, iki tane de değil, anlatabildim mi? Genel olarak olay bu. Bizim şu ana kadar öğrendiklerimiz nedir bunlara bir göz atalım.

Ebu Talip, ölmek üzere olduğunda Resulullah yanına giderek, ?Ey Amca La ilahe illallah de ki, Allah nezdinde hüccet olsun?, yani delil olsun. Orada hazır bulunan Ebu Cehil ve Abdullah bin Ebi Ümeyye, ?Ey Ebu Talip, sen Abdülmüttalib?in dininden yüz mü çeviriyorsun?? dediler. Ebu Talip de bunun üzerine, ?Ben Abdülmüttalip?in dini üzerineyim? dedi. O zaman da Resulullah şöyle buyurdu: ?Ben de nehy edilinceye kadar senin için dua edeceğim?. O zaman da şu iki ayet nazil oldu: ?Yakınları bile olsa kendilerine hak açıklandıktan sonra müşrik olanlar için Peygamber ve Allah?tan yarlıganma dilenmesi doğru olamaz.? Bu ayet?i kerime nazil olmuş deniliyor. Delil olarak da kitabıma koydun. Bunun üzerine arkadaş, ?lütfen bunu araştır? dedi.

?Sen sevdiklerini hidayete erdiremezsin.?(Kısas, 56. ayet; Kaynak, Sahih İbn?i Buhari cilt 5, sayfa 131; Tefsir?i Taberi cilt 11, sayfa 30?31)

Ebu FutulRazi bu rivayete cevap olarak şöyle yazıyor: ?Bu rivayet batıldır. Bu ayetler Rasulullah?ın (S.A.A.V) vefatına yakın bir zamanda nazil olmuş. Medine döneminde ve en son zaman nazil oluyor, iniyor. Ebu Talip ise çok önceleri ölmüştür?. O da Mekke döneminde, yani daha hicret etmeden öldü. (Kaynak: Tefsir?i Ebul Futuv, cilt 6, sayfa 126).

?Kaldı ki bu hadisin ilk bölümü ile son bölümü arasında çelişki vardır? diyor. Abdülmüttalip?in dini üzerine olduğunu söylemiştir. Kim? Ebu Talip. Abdülmüttalip ise Müslüman idi. Hanif dinindendi, yani ben Abdülmüttalip?in dinindenim diyorsa putperest değildir. Kaldı ki, Abdülmüttalip?in dininden olan her insan Müslüman olmuştur. Peygambere (S.A.A.V) tabi olmuştur.

Zeyni Dahlan şöyle yazıyor: Ahmet bin Hanbel, Tirmizi, Teyanisi, İbni Ebu Şeybe ve Nesai?nin Hz. Ali?den rivayet ettikleri bu ayetin nüzul sebebi şuydu ki: ?İnsanlar müşrik olan babaları için dua ediyorlardı. Bu yüzden mezkür ayet nazil oldu.? Müşrik babaları için Müslüman olduktan sonra çocukları, ?Ya Rabbi bunları affet, cennetlik et? diye dua ediyordu.

Meğer bu insanlar için iniyor bu ayet, Ebu Talip için inmemiş. Bu hususu İbni Abbas da rivayet etmiştir. Yani Peygamberimizin (SAAV) amcası da rivayet ediyor bunu. (Kaynak: Enes el Metalip, sayfa 18).

Yani yukarıda zikredilen ayetin Ebu Talip için nazil olduğu yanlıştır. Böyle bir şey yok.

Şimdi, Zemahşeri de ayetin Ebu Talip hakkında nazil olduğunu reddediyor ve şöyle diyor ?Zemahşeri de büyük bir müfessirdir?: ?Ebu Talip hicretten önce ölmüştür. Bu ayetler ise Medine?de nazil olan son ayetlerdendir?.

Yani diyor ki, ?Ebu Talip?in küfrüne delil gösterilen ayet Ebu Talip döneminde inmedi ki, son dönemde indi?. Halbuki Ebu Talip Mekke döneminde vefat etti. (Kaynak: Keşşaf, cilt 2, sayfa 315).

Ehl?i Sünnet yoluyla nakledilen bazı rivayetlerde, Rasulüllaha (SAAV) ?Acaba Ebu Talip?e bir yararın dokundu mu, zira o seni himaye ediyor ve senin için müşriklere gazap ediyor? diye sorulunca şöyle buyurdu:

?Evet, Ebu Talip topuklarına kadar ateşten bir çukur içindedir?. Bunu Peygamberimiz söylemiş. ?Eğer benim şefaatim olmasaydı, muhakkak o, cehennemin en derin çukurunda bulunur idi?.

Ve enteresandır kaynak, Sahihi Buhari, cilt 5, sayfa 130.

Bu hadis uydurulmuştur. Seyyit Vehharın naklettiği dört rivayette İmamı Rıza ?İmamı Rıza, 12 imamdan bir tanesi, büyük bir alim. Ve sonra maneviyatları çok güçlü insanlar? ve İmamı Sadık ?Kim bu, Cafer?i Sadık. Kimdi bu zat, İmamı Azam?ın hocası.

İmamı Azam bunun için ne diyor: ?Ben İmamı Cafer?i tanımasaydım helak olacaktım?.

İşte bu zat. Onun dediği. Bak o ne diyor?

Bu hadisi reddetmiş ve onun yalan olduğunu açıklayarak Ebu Talip?in iman etmiş olduğunu söylemişlerdir. (Kaynak: El Hüccet Alezzahib, sayfa 82?85). ?Bu hadiste şefaat meselesi söz konusudur?. Yani kafire peygamberin şefaat ettiği anlatılıyor. ?Şefaat şehadete bağlıdır. Yani iman etmeye bağlıdır. Kafire şefaat olmaz?. Kim diyor? İmam?ı Cafer diyor, İmam?ı Rıza diyor.

İbni Hacer şöyle yazar: ?Eğer o Müslüman olsaydı, Rasulullah (S.A.A.V) onun cenaze namazını kıldırırdı?.

?Halbuki, Zeyni Dahlan gibi birçok ehli sünnet aliminin de kabul ettiği üzre o zamanlar henüz cenaze namazı teşrih olunmamıştı.? (Kaynak: Enes el Metalip, sayfa 35).

Yani o zaman daha cenaze namazı farz olmadı.

İbni Sad şöyle nakleder:

?Ebu Talip Rasulüllahın zamanında vefat etti. Cafer ve Ali ona varis olmadı. Ama Akil ve Talip ona varis oldu. Zira Müslüman kafirden, kafir de Müslümandan miras alamaz.?

Şimdi enteresan. Abdulcelili Kazvini buna cevaben diyor ki:

?Ehli Beyt mektebine göre kafirler Müslümana varis olamazlarsa da, Müslümanlar kafirlere varis olabilirler. Ali, Ebu Talip?e varis olmuştur. Kaldı ki, Ebu Talip?in kendisi Mü?min idi. (Kaynak: Naks, sayfa 513?514)Bu böyle devam ediyor. Şimdi, iddialar ve iddialara cevaplar olarak ifade ettik.

Bir de ben burada çok önemli bir hususu daha nakledeceğim. Bu, bizzat Ebu Talip?in mübarek lisanlarından çıkan sözler:

?Ey Kureyşliler! Sizler insanlar arasında Allah?ın seçkin kulları, Arabın kalbi, yeryüzü harem ehli arasında Allah?ın hazinedarlarısınız. Sizin aranızda muktedir bir önder, cesur bir öncü ve eli açık bir bağışlayıcı bulunmaktadır. Sizlere Kabe?yi tazim etmenizi tavsiye ediyorum ki bunda Allah?ın rızası, rızkın devamı ve zorluklar karşısında direniş vardır. Sıla?i rahim yapınız. Zira bu ölümü erteler ve nüfusu çoğaltır. Zulmetmeyi terk ediniz ki öncekiler de bu yüzden helak oldular. Davet edene icap ediniz. Hayat ve ölümün şerefi de bundandır. Sadık olunuz ve emanete riayet ediniz. Zira bu ikisi sayesinde iftiradan korunur ve halk nezdinde değer kazanırsınız.?

Şimdi bizzat isim vererek, ?Sizlere Muhammed hakkında iyilik etmenizi tavsiye ediyorum. Zira Muhammed Kureyş?in emini, Arapların doğru sözlüsü ve sizi davet ettiğim şeyleri ihya edendir. Muhammed sizlere öyle bir mesaj getirmiştir ki, kalp ve ruh bunu kabul etmekte ama dil kötüleyenlerin korkusundan inkar etmektedir?.

Kalp tasdik ediyor, ama diliyle ikrar edemiyor, korkuyor, diyor tasdik etmeyenlerin şiddetinden, eziyetinden.

?Allah?a andolsun ki, adeta müstezaf halkın onun kabul ettiğini, sözlerini tasdik ettiğini ve risaletini kabul ettiğini görür gibiyim. Böylece Kureyş?in büyükleri hakir, evleri boşalmış ve zayıfları yücelmiş olacaktır. En büyükleri peygambere en muhtaç olanı, en günahkarları da ona en uzak olanlarıdır. Arap kavmi onu sevecek, topraklarını ona verecek ve onu önder seçecektir. Ey Kureyş kabilesi! Peygamberi seviniz, onu himaye ediniz, Allaha andolsun ki, onun yolunda ilerleyen kemale erer ve hidayetine tabi olan saadete kavuşur. Eğer sağ kalsaydım ondan bela ve zorlukları gidermeye çalışacaktım. (Keşşaf, 29/29).

Ebu Talip vefat edince, Emir el Müm?ininin ailesi Aleyhisselam Peygamberin (S.A.A.V) yanına gelip babasının vefatını bildirir. Yani Hz Ali. Rasulüllah (S.A.A.V) bu haberi duyunca çok üzüldü ve Hz. Ali?ye şöyle buyurdu: ?Git Onun gusül ve kefenleme işlemlerini yap ve bir tabutun içine koyduğun zaman bana haber ver.?

Zaten namaz yok, onun için de kıldırmıyor, ama Müslümana yapılacak muameleyi yapıyor.

Hz. Ali denilenleri yerine getirdikten sonra, Peygambere (S.A.A.V) haber verdi. Rasulüllah Aleyhisselam Ebu Talip?in cenazesinin yanına vardığında keder ve üzüntü içinde şöyle buyurdu: ?Seninle akrabalık ilişkim vardı. Allah tarafından mükafatlandırılacaktır. Beni çocukken terbiye ettin, büyüklüğümde bana yardımcı oldun?.

Daha sonra da halka dönerek şöyle buyurdu: ?Allah?a andolsun ki, amcama öyle bir şefaatte bulunacağım ki, ins ve cin toplulukları şaşıracaktır.?

Daha sonra Hz. Ali(A.S)babasının mateminde şöyle dedi: ?Ey Ebu Talip, ey sığınanların sığınağı, ey rahmet yağmuru, ey karanlıkların nuru, gerçekten de senin yokluğun gayretli ve büyük insanları perişan etti. Sen Peygambere (S.A.A.V) iyi bir amca idin.? (Tefsiri Taberi ve Zemahşeri?den).

Şimdi geçen hafta da konuştuğumuzda yağmur yağıyordu, şimdi de yağmur yağıyor. Bu aslında büyük bir mesaj. Türkiye kuraklıktan kavruluyor, biz Ebu Talip?ten bahsedince Cenab?ı Hakk?ın rahmeti geliyor. Anlayana sivri sinek saz, anlamayana davul zurna az.

Caferi Sadık Hazretleri buyuruyor ki; bu zatlar sıradan insanlar değil. Bana göre, başka bir rivayet olmasa, İmamı Caferi Sadık Hazretleri dediği zaman mesele bitmiştir. İmamı Rıza dedikten sonra mesele bitmişir. Peygamber (SAAV) şöyle buyuruyor:

Cebrail Rasulüllaha (SAAV) gelerek şöyle dedi: ?Ey Muhammed! Rabbin Sana selam gönderiyor ve seni dünyaya getiren sülbe, sana hamile kalan kadına ve seni yetiştiren ve sorumluluğunu üstlenen şahsa ateşi haram kıldım.?

Kim diyor bunu? Hz. Cebrail (AS). Kime diyor? Hz. Peygambere (SAAV). Bunu söyle diyor, sonra şöyle devam ediyor: ?Mezkur sülb baban Abdullah bin Abdulmuttalip?tir ve sana hamile olan Amine binti Veheb?tir ?Vehb?in kızı Amine, Abdulmuttalip?in oğlu Abdullah? ve seni terbiye eden ise Ebu Talip?tir. (Kaynak: Sire?i İbni Hişam).

Türkiye?de ve dünyada ne oyunlar oynanıyor? Var burada daha birçok delil ama bana göre gerek yok. Dedik ya, adam olana bir delil yeter, burada bin tane delil var. Sonra bir insanın Müslüman olduğunu delil kaç kişi getireceksin canım. En güçlü adamlar, müfessirler.

Yeni Mesaj: Ebu Talip?in mü?min olmadığı iddialarının ve bu konudaki ısrarlı çalışmaların arkasında hangi gaye yatıyor?

Prof. Dr. Haydar Baş: Arkasındaki gaye tamamen siyasidir. ?Hz. Ali (a.s) güç kazanmasın. Hz. Ali, imamete layık değildir, anlaşılsın. Bir küffardan böyle bir nesil nasıl çıkabilir densin? içindir. Başka bir şey değildir. Olay budur.

29 Aralık 2010 11:18

hiperman

peygamber efendimiz'in babası ve dedesi hakkında ne diyorsunuz?

29 Aralık 2010 11:38

Mekzun85

Peygamber (s.a.a.v) efendimizin babası ve dedesi Müslümandır, hanif din üzerinedir.

03 Ekim 2011 21:39

Mekzun85

Cafer?in, Babası Ebu Talib?in Emriyle İman Etmesi

Alimleriniz kendi kitaplarında ve bu cümleden İbn-i Ebi?l- Hadid Nehc?ul- Belağa Şerhi?nde şöyle yazmıştır: ?Bir gün Ebu Talib (r.a), camiye girince Peygamber (s.a.a.v) ile Ali (a.s)?nin namaz kıldığını gördü, o anda yanında bulunan ve henüz Müslüman olmayan Cafer-i Tayyar?a şöyle dedi: ?Sen de amca oğlunun yanına git ve O?nunla namaz kıl.? Bunun üzerine Cafer de Peygamber (s.a.a.v)?in sol tarafına geçerek namaza durdu. Ebu Talib (r.a), bunun üzerine şu şiiri okudu:

Ali ve Cafer benim güvendiklerim,

Zor günlerde yardımcılarımdır.

Ey Ali ve Cafer, Peygamber)?e yardımcı olunuz.

Çünkü O, benim öz kardeşimin oğludur.

Allah?a and olsun, Peygamber?den el çekmeyeceğim,

Çünkü O, şerefli ve soyludur.

Kendi tarihçi ve alimlerinizin de belirttiği gibi Cafer?in Müslüman olması ve Peygamber (s.a.a.v)?le birlikte namaz kılması bile bizzat Ebi Talib?in emriyle olmuştur. Kureyş?in reisi olan Ebu Talib (r.a) gibi muktedir bir babanın, büyük bir iddiada bulunan ve yeni bir din getiren yeğenine engel olmaması, evlatlarının bile ona tabi olmasına mani olmaması, hatta onları teşvik bile etmesi, aklın kabul edebileceği bir şey değildir. Kafir olan bir şahıs oğluna; ?Git amcan oğluna iman et ve O?na uy? deyip de kendisi de ruhi ve cismi tüm gücüyle kendi dininin en büyük düşmanı olan birisini takviye edip O?na yardımda bulunur mu? Ey akıl sahipleri ibret alın!

Sünni ve Şii (Alevi) bütün ulemanın rivayet etmiş olduğu üzere Kureyş, Haşim oğullarına iktisadi ambargo uygularken Ebu Talib (r.a), tüm Haşim oğullarıyla birlikte Resulullah (s.a.a.v)?a yardıma koştu, dört yıl boyunca onu korudu. Ebu Talib (r.a), Resulullah (s.a.a.v)?in uyuduğu bir sırada geliyor, O?nu uyandırıyor, güvenli bir yere götürüyor, oğlu Ali (a.s)?yi da O?nun yerine yatırıyordu. Böylece Peygamber (s.a.a.v)?i orada uyur gören düşman, O?nu öldürmek isteyince Peygamber (s.a.a.v)?in yerine Ali?nin feda olmasını istiyordu.

Lütfen Allah için söyleyin, müşrik bir insan, nübüvvet iddiasında bulunan ve müşrikleri dalalet ehli kabul eden birini bu kadar ciddiyetle korur mu? Kesinlikle korumaz. Dolayısıyla bütün bu fedakarlıklar ve ciddiyetler onun iman ettiğini göstermektedir. İbn-i Ebi?l- Hadid, Nehc?ul- Belağa Şerhi?inde, Sibt bin Cevzi Tezkire?de (Muhammed bin Sad?ın Tabakat?ından, o da Vakidi?den naklen), Allame Berzenci Kitab?ul- İslâm?da (İbn-i Sad?dan naklen), İbn-i Asakir ve diğerleri de sahih senetlerle Muhammed bin İshak?tan Hz. Ali (a.s)?ın şöyle buyurduğunu rivayet etmektedirler:

?Babam Ebu Talib (r.a) vefat edince, Peygamber (s.a.a.v)?e haber verdim; Peygamber (s.a.a.v) hüngür hüngür ağladı ve bana şöyle buyurdu: ?Git onu yıka, kefenle, mezara bırak, Allah-u Teala onu af ve rahmet etsin.?

Allah aşkına insaf üzere hüküm verin, İslâm?da kafir yıkanır mı? Kefenlenir mi? Peygamber (s.a.a.v)?in kafirler için af ve rahmet dilediği söylenebilir mi? Hatta söylenildiğine göre Peygamber (s.a.a.v) günlerce evinden çıkmadı ve onun için Allah?tan merhamet diledi. Acaba Peygamber (s.a.a.v) kendi Kur?an?ında Allah Teala?nın şöyle buyurduğunu: ?Hiç şüphesiz Allah, kendisine şirk koşanları bağışlamaz; bundan dışındaki (günahları) ise dilediği kimse için bağışlar.?[Nisa 116] görmemiş olabilir mi?

Allah-u Teala açıkça müşrikleri bağışlamayacağını söylediği halde Peygamber (s.a.a.v) müşrik için bağışlanma dileyebilir mi? Halbuki müşrik için rahmet ve af dilemek haramdır. Ayrıca yıkamak ve kefenlemek de Müslümanlara özgüdür. Kafirler için câiz değildir. Dolayısıyla Ebu Talib (r.a) için bağışlanma dilemesi ve Hz. Ali (a.s)?a gidip yıkamasını ve kefenlemesini emretmesi, Ebu Talib (r.a)?in Allah?a iman ve teslimiyetinin apaçık bir delilidir.

Hak ve insaf gözüyle bakınız! Sibt bin Cevzi?nin Tezkire kitabını okuyunuz ve orada Hz. Ali (a.s)?ın babası hakkındaki şu ağıtı okuyunuz.

Ey Ebu Talib, sen sığınanların sığınağı,

Düşenlere rahmet, karanlıklara ışıktın.

Ölümünle koruma altında olanlar zayıf duruma düştü,

Allah?ın rahmeti sana nazil oldu,

Ve seni cennete götürdü.

Sen Peygamber (s.a.a.v)?in en iyi amcasıydın;

Ona ve dinine yardım ettin.

Acaba tevhid abidesi Ali gibi birinin güya kafir birine böylesine ağıt yakması inanılacak bir şey mi?

Bütün bu deliller, Ebu Talib (r.a)?in mümin olarak öldüğüne delalet etmektedir. Yoksa Peygamber (s.a.a.v) onun yıkanmasını, kefenlenmesini, defnedilmesini istemez, ona ağlamaz ve bağışlanma dilemezdi. Halbuki Peygamber (s.a.a.v) de sadece Allah için sever ve sadece Allah için buğz ederdi, dostluğu ve düşmanlığı Allah içindi. Peygamber (s.a.a.v), müşrik ve isyankar birisine, amcası olduğundan dolayı ağlamadı ve rahmet dilemedi.

Şüphesiz, Abbas, Hamza ve Ebu Talib arasında büyük bir fark vardır. Zira Hamza bütün Mekke ehlinin kendisinden korktuğu cesur ve güçlü biriydi. Elbette onun açıkça İslâm?a girişi, Peygamber (s.a.a.v)?i düşmanların şerrinden korumuştur. Ama Abbas Müslüman olduğunu hemen açığa vurmadı.

Nitekim İbn-i Abdulbirr İstiab?da şöyle rivayet etmektedir: ?Abbas Mekke?de Müslüman oldu, Ama halktan bunu gizledi. Peygamber (s.a.a.v) hicret etmek isteyince o da Peygamber (s.a.a.v)?le birlikte gitmek istedi. Ama Peygamber (s.a.a.v) ona Mekke?de kalmasını buyurdu. Mekke?deki haberleri Peygamber (s.a.a.v)?e ulaştırıyordu. Bedir Gazvesinde kafirler Abbas?ı beraberinde getirdiler, yenilince Abbas da esir düştü. Hayber günü durum elverince de iman ettiğini açıkladı.?

Şeyh Süleyman Belhi de Yenabi?ul- Mevedde?nin 56. babında Taberi?nin Zehair?ul- Ukba ve Ebu?l- Kasım İlahi?nin Fezail?inden naklen şöyle yazmıştır:

?İlim ehli, Abbas?ın önceden Müslüman olduğunu bilmektedir. Ama Abbas iman ettiğini gizliyordu. Bedir günü Peygamber (s.a.a.v) Abbas?ın öldürülmemesini emretti. Zira o istemeden kafirlerin zoruyla savaşa katılmıştı. Peygamber (s.a.a.v) ile hicret etmek istediği halde Peygamber (s.a.a.v) onun Mekke?de kalmasını ve kendisini bilgilendirmesini istemişti. Ebu Rafi, Abbas?ın İslâm?ı seçip izhar ettiğini haber verince de onu özgür bıraktı.

03 Ekim 2011 21:43

Mekzun85

Ebu Talib (r.a)?in İmanına Dair Deliller

Şüphesiz Ebu Talib (r.a)?in iman etmiş olduğu hususunda inkar edilemez birçok delil vardır; bu açık delilleri, inatçı ve bağnaz insanlar dışında hiç kimse inkar etmez. Örneğin:

1- Peygamber (s.a.a.v) parmaklarını birleştirerek şöyle buyurmuştur:

?Ben ve yetime kefalet eden (Ebu Talip), bu iki parmağım gibi cennette birlikte olacağız.?

İbn-i Ebi?l- Hadid Nehc?ul- Belağa Şerhi c. 4, s. 312?de bunu rivayet etmiştir. Elbette Peygamber (s.a.a.v)?in burada yetimlere kefalet edenden maksadı bütün yetime kefalet edenler değildir. Çünkü nice fasık, lâubalî, dinsiz ve ateş ehli kimseler yetime kefalet etmekteler. O halde Peygamber (s.a.a.v)?in maksadı, Ebu Talib (r.a), ve dedesi Abdulmuttalib?tir. Çünkü onlar Peygamber (s.a.a.v)?e kefalet etmiş; özellikle de Mekke?de ?Ebu Talib?in yetimi diye biliniyordu. Abdul-muttalib vefat ettikten sonra, yani sekiz yaşından itibaren Resulullah (s.a.a.v)?in bakıcılık ve kefaletini Ebu Talib üstlenmiştir.

2- Alevi ve Sünni fırkasının muhtelif yollarla rivayet etmiş olduğu bir hadise göre de Peygamber (s.a.a.v) şöyle buyurmuştur:

?Cebrail nazil olarak beni şu kelimelerle müjdeledi: ?Şüphesiz ki Allah-u Teala seni inzal eden sulbe, taşıyan karna, süt veren memeye ve sana kefalet eden kucağa ateşi haram kılmıştır.?

Mir Seyyid Ali Hemedani Meveddet?ul- Kurba?da, Şeyh Süleyman Yenabi?ul- Mevedde?de ve Kadı Şevkani Hadis-i Kudsi?de Resulullah (s.a.a)?in şöyle buyurduğunu rivayet etmişlerdir:

?Cebrail bana nazil olarak şöyle dedi: Allah-u Teala sana selam ediyor ve şöyle diyor: ?Ben ateşi, seni inzal eden sulbe, seni taşıyan karna ve seni besleyen kucağa haram kıldım.?

(Sulp sahibinden maksat babası Abdullah, karın sahibinden maksat annesi Amine, kucak sahibinden maksat ise Abdulmuttalib ve Ebu Talib?tir.)

Bu tür rivayetler, Peygamber (s.a.a.v)?in geçim, bakım ve hayat sorumluluklarını üstlenen Abdulmuttalib, Ebu Talib ve Esed kızı Fatıma?nın imanına delalet etmektedir; hakeza babası Abdullah?ın, annesi Amine?nin ve süt annesi Halime?nin imanına da delalet etmektedir.

03 Ekim 2011 21:55

__Limonata__

"Birisi, Hz. Ali'ye "Senin yüce bir makamın var. Ama baban, azap içindedir." deyince Hz. Ali, ona şöyle buyurdu: "Sus! Allah ağzını kırsın. Allah'a and olsun ki babam, kime şefaat etse Allah, şefaatini kabul eder. Acaba ben, cennet ve cehennemin paylaştırıcısı iken, babamın ateş ehli olması mümkün müdür? Allah'a and olsun ki, Ebu Talip'in nuru, kıyamete kadar Muhammet, Fatıma, ben, Hasan, Hüseyin ve evlatlarının (imamların) nuru dışında tüm nurları söndürür. Bil ki, onun nuru, bizim nurumuzdandır. Allah-u Teala, bu nuru Âdem?den tam iki bin yıl önce yarattı. Allah'a and olsun ki babam, dedem Abdulmuttalip, Haşim ve Abdmenef asla putlara tapmamışlardır,? "Onlar, neye ibadet ediyordu." sorusuna karşılık "Onlar Kâbe?ye doğru ve Hanif din üzere namaz kılıyorlardı." cevabını vermiştir. "

komedi :))))))))

cennet vede cehennemin paylastırıcı kimmiş, hz. ali :)

Allah'a and olsun ki babam, kime şefaat etse Allah, şefaatini kabul eder :)))) bunu hz. ali demiş öylemi :)

bunlara cocuklar bile inanmaz yav :))

su diğer baslıkta ateistler bile alevilerden bişey olmayacağını söylüyor :))) onlar bile anladılar :)))

03 Ekim 2011 22:55

Mekzun85

Ebu Talib?in, Ölüm Anı ?La İlahe İllâllah? Kelimesini Söylemesi

Zira tevhid ve nübüvveti kabul etmek, ahirete iman etmek, sadece kelime-i şahadete bağlı değildir. Dine yabancı olan birisi, Allah?ın vahdaniyetini, ve Peygamber (s.a.a)?in risaletini vurgulayan şiirler söyleyecek olursa bu da yeterlidir. Ebu Talib; ?Ey Allah?ın şahitleri, şahit olun ki ben Muhammed?in dini üzereyim.? diyorsa, bu da kelime-i şahadetin yerine geçmektedir.

Ayrıca ölüm anında şiir dışında nesir olarak da bunu itiraf etmiştir. Nitekim Seyyid Muhammed Resuli Berzenci, Hafız Ebu Naim ve Beyhaki şöyle nakletmişlerdir: ?Ölüm anında Ebu Cehil ve Abdullah bin Ebi Ümeyye gibi Kureyş büyükleri Ebu Talib?i ziyaret ettiler. Orada Peygamber (s.a.a), amcası Ebu Talib?e şöyle buyurdu:

?La ilahe illallah de ki, ben Allah-u Teala nezdinde buna şahit olayım.?

Ebu Cehil ve İbn-i Ebi Ümeyye hemen araya girerek; ?Ey Ebu Talib! Abdulmuttalib?in dininden geri mi dönüyorsun?? dediler. Onlar sürekli bu sözü tekrarladılar ve Ebu Talib de şöyle dedi: ?Bilin ki Ebu Talib, Abdulmuttalib?in dini üzeredir.? Onlar sevinerek dışarı çıktılar, tam ölmek üzereyken başında duran kardeşi Abbas, Ebu Talib (r.a)?in dudaklarının hareket ettiğini gördü, kulak verdi, onun ?La ilahe illâllah? dediğini duydu, Abbas Resulullah (s.a.a)?e dönerek şöyle dedi: ?Vallahi kardeşim senin emrettiğin kelimeyi söyledi.? Abbas daha Müslüman olmadığından dolayı kelime-i şahadeti ağzına almaktan sakındı.?

Daha önce de Peygamber (s.a.a.v)?in bütün ecdadının muvahhid olduğunu ispat etmiştik. Dolayısıyla Ebu Talib (r.a), burada siyaset uygulayarak, ?Ben Abdulmuttalib?in dini üzereyim dedi.? Onlar da bunun üzerine sevinerek ayrılmışlardı. Ama mana olarak Ebu Talib (r.a), tevhidi ikrar etmişti. Zira Abdulmuttalib de İbrahim?in dini üzereydi ve muvahhiddi. Ayrıca açıkça ?la ilahe illallah? da dedi.

Siz beyler biraz olsun adetlerden dışarı çıkarak Ebu Talib (r.a)?in hayatına bakacak olursanız, siz de onun iman etmiş olduğunu tastık edersiniz.

Eğer Ebu Talib (r.a), kafir ve müşrik olmuş olsaydı, Peygamber (s.a.a) risalete seçildiği gün, amcası Abbas?la birlikte Ebu Talib?e gidip; ?Ey amca, Allah-u Teala beni işimi açıklamakla görevlendirdi. Beni Peygamber (s.a.a) seçti, sen bana nasıl yardım edeceksin?? Veya ?Bana nasıl davranacaksın?? diye buyurduğunda, Kureyş?in büyüğü, itaat edilen biri ve Peygamber (s.a.a)?in kefili olduğu halde yeni bir din getiren Peygamber?e karşı Arapların sahip olduğu bağnazlık kaidesi esasınca hemen aleyhine kıyam eder, tehditte bulunur ve O?nu engellemeye çalışırdı. Eğer O?nun itikat ve peygamberliğini kabul etmemiş olsaydı, o zaman en azından yardımını ondan esirger, onu kovar, ona yardım sözü vermez, hatta O?nu hapse bile attırabilirdi. Böylece dinini korur ve dindaşlarını da memnun ederdi. Nitekim Azer de yeğeni İbrahim?i böylesine ret etmişti.

Allah-u Teala Kur?an?da haber verdiğine göre Hz. İbrahim peygamberliğe seçilince amcası Azer?in yanına giderek şöyle dedi:

?Babacığım, gerçek şu ki, sana gelmeyen bir ilim bana geldi. Öyleyse bana uy ki, seni düzgün bir yola hidayet edeyim... Babası demişti ki: İbrahim, sen benim ilahlarımdan yüz mü çevirmektesin? Eğer (bu tutumuna) son vermeyecek olursan, and olsun seni taşa tutarım; uzun bir süre de benden uzaklaş, git.?[meryem 43]

Ama Ebu Talib (r.a), kendine yardım isteyen Peygamber (s.a.a)?e şöyle buyurmuştur: ?Kalk ey kardeşimin oğlu, şüphesiz ki sen şerafet açısından yücesin, kabile açısından büyük bir makama sahipsin, baba açısından diğerlerinden daha yüksektesin, Allah-u Teala?ya and olsun, sana eziyet eden herkese karşı, seni keskin kılıçlarla savunacağım. Allah-u Teala?ya and olsun ki Araplar, sahibi karşısında zelil olan hayvan gibi senin karşında zelil olacak ve diz çökecekler.?

Daha sonra İbn-i Ebi?l- Hadid?in Nehc?ul- Belağa Şerhi?nin (Mısır baskısı) c. 3, s. 306?sında ve Sibt bin Cevzi?nin ise Tezkire?nin 5. sayfasında kaydetmiş olduğu şu şiiri Peygamber (s.a.a.v)?e hitaben okudu:

Allah?a and olsun ki Kureyş sana ulaşamaz,

Toprağa başımı koyana kadar.

Sen korkmadan görevini yap,

Müjdeliyorum, gözler bununla aydınlansın.

Beni davet ettin, iyiliğimi istediğine inanıyorum.

Sen doğrulardansın önceden de emindin.

Öyle bir din sundun ki,

Bütün dinlerden iyi olduğunu biliyorum.

Eğer kınanmadan ve kötülenmeden korkmasaydım,

Benim ne kadar din yolunda cömert olduğumu görürdün.

Velhasıl Ebu Talib (r.a), Peygamber (s.a.a.v)?i engelleyip, tehdit edip, hapse atıp, reddedip ve katledeceğine, bu çekici cümlelerle teşvik etti. İşini açığa vurmasını istedi, korkmamasını söyledi. Bütün gözlerin O?nun davetiyle aydınlanmasını arzu etti. Peygamber (s.a.a.v)?in bu iddiasında doğru sözlü olduğunu, önceden de emin olduğunu ve dininin bütün dinlerden iyi olduğunu itiraf etmiştir.

Elbette ki Ebu Talib (r.a)?in arz ettiğimden ilave diğer birçok şiirlerini, İbn-i Ebi?l- Hadid Nehc?ul- Belağa Şerhi c. 3?de ve diğerleri de bu konuyla ilgili eserlerinde uzun uzadıya nakletmişlerdir. Ama biz meclisin fazla vaktini almamak için bu kadarıyla yetiniyoruz, zannedersem bu kadar da örnek yeterlidir.

Siz beyler lütfen Allah?ı göz önüne alın, insaf üzere hüküm verin; bu söz ve şiirlerin yazarını kafir ve müşrik saymak doğru mudur? O mümin, muvahhid ve Allah?a tapan biri değil miydi? Nitekim kendi büyük ve değerli alimleriniz de bilmeden bu manayı tastık etmişlerdir.

Süleyman Belhi?nin Yenabi?ul- Mevedde kitabının 52. babını mütalaa ediniz. Orada, Cahiz-i Mutezili?nin Ebu Talib (r.a) hakkında şöyle dediğini nakletmiştir: ?Kureyş?in şeyhi olan Ebu Talib, Peygamber (s.a.a)?in koruyucusu, yardımcısı, şiddetli seveni, kefili ve terbiye edicisi idi. O, Resulullah (s.a.a)?in peygamberliğini kabul etmiş ve Peygamber?in menkıbeleri hakkında birçok şiirler söylemiştir.?

Akıl ve insaf sahibi tarafsız her insan, biraz düşündükten sonra Ebu Talib (r.a)?in iman ettiğini mutlaka tastık edecektir. Ama Ümeyye oğulları, Muaviye?nin (yeri cehennem olsun) emri üzere tam 70 yıl muvahhidlerin efendisi Hz. Ali (a.s)?a ve Peygamber (s.a.a)?in iki değerli torunu Hasan ve Hüseyin?e lanet ettiler. Onların aleyhinde bir sürü hadis uydurdular. Dolayısıyla çok kolay bir şekilde,Hz. Ali (a.s)?ın babasının da kafir olarak dünyadan gittiği ve ateş ehli olduğu hakkında da hadis uyduracaklardır. Her konuda O?nu üzdükleri gibi, bu konuda da O yüce velayet makamını üzeceklerdir.

Nitekim bu hadisi rivayet eden Muğeyre bin Şu?be Hz. Ali (a.s)?ın baş düşmanı ve Muaviye?nin ise en yakın dostu idi. Yoksa Ebu Talib (r.a)?in iman etmiş olduğu meselesi, her iki fırkadan akıl sahibi kimseler nezdinde güneşten daha aydındır. Hariciler, Nasibiler ve onların günümüze kadar gelen taraftarları Ebu Talib (r.a)?in küfrünü iddia etmekte ve habersiz halk da adet üzere buna inanmaktalar. Her şeyden daha ilginç ve üzüntü verici de şu ki, küfürlerine dair birçok delil olan Ebu Süfyan, Muaviye ve Yezid?i mümin, hatta Peygamber (s.a.a)?in halifesi sayarken, iman etmiş olduğuna dair birçok delil olan Ebu Talib?i kafir ve müşrik sayıyorlar!

04 Ekim 2011 14:04

eczyalç

limonate komiğinize giden ne sizin düşünceniz nedir. onu da yazsaydınız da öğrenseydik

04 Ekim 2011 14:14

İlim-Amel-İhlas

"cennet vede cehennemin paylastırıcısı" söylemi eczyalç. Açıklamanı bekliyoruz.

04 Ekim 2011 14:15

eczyalç

Size demi komik geliyor.

04 Ekim 2011 14:16

__Limonata__

eczyalç,

hz. ali değil hicbir insan cennet ve cehennemin paylastırıcısı olamaz ... bu tamamen uydurma vede hz. aliye tanrılık veren bir payedir ...

EN?AM 57. ... Hüküm ancak Allah?ındır. O hakkı anlatır ve O, doğru hüküm verenlerin en hayırlısıdır.

kısacası bunu demek küfürdür ..

ebu talibin müslümanlığı ile ilgili farklı rivayetler var sonradan diriltilip müslüman oldugu veya cokaz azap görecegi bunların hicbirisine ben tam bisi diyemem ama su kesin olarak uydurmadır,

"Allah'a and olsun ki babam, kime şefaat etse Allah, şefaatini kabul eder"

bu sözde uydurmadır ... peygaamberimiz icin söylenebilir bu söz ama ebu talib icin denmez ...

(O gün, kimse şefaat edemez. Ancak Rahman olan Allah?ın izin verdiği ve sözünden hoşlandığı kimse şefaat eder.) [Taha 109]

ona gelinceye kadar kimler var kimler ondan ötürü buda boş laf ...

son olarak hz. ali dısındaki 3 büyük halifeyi rededen onları saymayanlar daha sonra hz. ayse basta olmak üzere hz. ali ile anlasmazlıga düsen her sahabeyi asagılayanların ben inancından süphe ediyorum ...

vede sunuda belirteyim ehli beyt sadece hz. aliyi değil diğer peygamberimizle akraba olanlarıda kapsar onlarda bellidir siz kabul etsenizde etmesenizde ....

04 Ekim 2011 14:17

İlim-Amel-İhlas

Konu bu değil. Söylemin meşrûiyetidir. Açıklamak istiyorsan buyur, yoksa tribüne oynamayalım lütfen.

04 Ekim 2011 15:30

eczyalç

. 19- Hz. Ali (a.s) neden cennet ve cehennemi bölen olarak adlanmıştır?

C. 19- Hz. Sadık (a.s) şöyle buyuruyor: ?Çünkü Hz. Ali (a.s)'ın sevgisi ve dostluğu imandır, ona buğz ve düşmanlık ise küfürdür. Bundan dolayı O Hazretin gerçek dostları cennete, düşmanları ise cehenneme gireceklerdir. O'na ?Kasim?un- nari ve'l cenneti? (Cennet ve cehennemi bölen) denilmesi, işte bu sebepten dolayıdır.?

04 Ekim 2011 15:49

eczyalç

ebu talibin müslümanlığı ile ilgili farklı rivayetler var sonradan diriltilip müslüman oldugu veya cokaz azap görecegi bunların hicbirisine ben tam bisi diyemem ama su kesin olarak uydurmadır,

bu söylediklerinizin hepsi uydurmadır...

sonradan diriltip müslüman olması akla ve islamın mantığına uyuyor mu. hem neden müslüman değilse az azap görsün ....

"Allah'a and olsun ki babam, kime şefaat etse Allah, şefaatini kabul eder"

bu sözde uydurmadır ... peygaamberimiz icin söylenebilir bu söz ama ebu talib icin denmez ...

(O gün, kimse şefaat edemez. Ancak Rahman olan Allah?ın izin verdiği ve sözünden hoşlandığı kimse şefaat eder.) [Taha 109]

cevabı zaten kendiniz vermişsiniz. Allah dilediğine şefaat etme iznini verir.

ona gelinceye kadar kimler var kimler ondan ötürü buda boş laf ...

kimler varmış söyle bakalım islama ondan daha büyük hizmetleri olan hangi mümin insan var Allah 'tan korkan onun dininin yücelmesi için elinden geleni yapan kim var ???

04 Ekim 2011 16:07

hacı vede acı

limonata okuduğunu anlamıyorsan bari sus ta iyice kafan karışmasın.

olayda cenneti ve cehennemi bölen kişi derken bir olay anlatılıyor ve ona atıfta bulunuluyor.

yok ya nasıl bir zihniyettir anlamak gerçekten zor.

mekzun

eline sağlık kardeşim güzel aktarmışsın.

hakkaten mükemmel olmuş.

lakin anlayacak kafa kavrayacak yürek gerek derdi eski dekanlardan çok sevdiğim Prof. Alemdar hocam.

kulakların çınlasın hocam kulakların.

oguz emmi seninde kulakların çınlasın.

04 Ekim 2011 16:12

dede.ali
Yasaklı

-limonata- kardeşime tam destek...

04 Ekim 2011 16:13

şeytan540

hehhehee hehheeh hehhe ya gülme krizine girdim şimdi...Şu budala insanoğlu yok mu?ulen sizin imanınız her gün kırk kere riske giriyor,çaldım çalacak oluyorum...Adamlar kalkmış 1400 sene öncesindeki adamın imanıyla ilgileniyorlar...Hey Allahım hey,,,,Bana verdiğin mühlet doluyor galiba...

04 Ekim 2011 16:21

hacı vede acı

dede ali

sen şu adını değiştirsene birader.

ada bak yaptığına bak.

saçma bir cümleye bile hak veriyon ya sana ne deyim.

bak adını değiştirde

konuşalım

04 Ekim 2011 16:36

__Limonata__

okudugumu anlıyorum hacı sen hic merak etme ...

inancın öyle cünkü senin ...

ben hz. aliyi tanrı olarak görmem ...

bu alevilerin durumu söyle acıklamak lazım ...

hz. alinin durumuda hz. isanın durumuna benzer ...

hz. isadan yahudiler nefret ediyorlardı inanmadılar sucladılar ve sonunda öldürmek istediler , birde hristiyanlar var işte onlarda okadar cok sevdilerki artık onu ilahlastırmaya gitti durum ...

ama ikiside helak olucaklar ikiside yanlıs yoldalar ...

işte hz. alinin durumuda öyle

kendisi dönemindeki hz. muaviye olsun vede diger sahabelerle olan olaylar nedeniyle bir kısım hz. aliye düsmanlık duydu camiide dahi ona asırı derecede tepki gösterir oldular ... birde iste hz. aliyi sevenler cıkıp onu öyle bir noktaya getirdilerki hz. ali nerdeyse tanrılastırdılar ...

işte bu iki inancta yanlıstır yoldan cıkmıstır...

şimdi ben ne anlatsam ne desemde bosa adam cıkmıs hz. ali yi taparsacına savunuyor ... biz bunları medinedede gördük medinede hz. ali camii var tüm şii si alevisi susu busu toplanıyor camiide aglayıp zırladıkları icin suudi yönetimi camiiyi kapattı vede önünde toplanmakta yasak ...

adamlar peygamberini ziyaret etmiyorda oralarda toplanıyorlar ziyaret edende peygamberin kabrinde "yanındaki iki kişiden eziyet duyan peygambere selam olsun" diyor ....

böyle adam cok ... zaten forumu okuyan anlar surda hz. ebubekirlere hz. osmana hz. ayselere olmadık iftirayı atana ben ne dicemki ...

Allah ıslah etsin.

Toplam 30 mesaj
ANKET
MEB'in politika üretebilmesi için, öğretmen atamalarının taşraya devredilmesini ister misiniz?