TÜRKLER O KADAR GÜCLÜKİ TARİH BOYUNCA YA İSTİKLAL YA ÖLÜM DEDİ BAGIMSIZLIGINDAN ASLA TAVİZ VERMEDİ YÜZÜMÜ DÜNYADAKİ TÜM TÜRKLERE DÖNELİM ONLARLA İŞBİRLİGİ YAPALIM DOSTLULARIMIZI ARTIRALIM PEŞMERGE DTP ERMENİ PKK ZİHNİYETİNİ TAMAMEN YOK EDELİM ARKADAŞLARIM
Ama Dtp ler ne yaptı. 20 tane adam 500 tane adamı susturdu, yumruk salladı... Helal olsun teroristlere. Mhp de tarihinde hiç bu kadar rezil bir tavır sergilememişti. Sırf beyefendi desinler diye tüm değerlerini elinin tersiyle bi kenara itti.
YUMUKLAŞMA O İKİ ŞAHSIN ARASINDA OLAN BİR OLAY DTP LKİ MECLİSE YUMRUK ATMADI CHP LİYE ATTI BAZEN DİGER VEKİLLER ARASINDADA OLUYO KONU O DEGİL
ırkçı kafatasçı faşistler.
sizin gibi ırkçı kafatasçı ATSIZ cı olmadığımız için
sizin gibi KÜRTLER in varlığını inkar etmediğimiz için
sizin gibi kapitalist düzene kahYalık, sermayeye çomarlık etmediğimiz için
sizin gibi patronların biryerlerini yalamadığımız için bu iftira ve karalamaları yaparsınız.
terörden bahsetmişken
sizin arka bahçeniz ÜLKÜCÜ TERÖRÜ UNUTMAYALIM
TİT, ETKO, TÜŞKO ve çoluk çocuk genç yaşlı demeden katledip etlerini yediğiniz MARAŞ da, ÇORUM da, SİVAS da ki ALEVİ insanlarımızın iki eli yakanızdadır.
sizi gidi insanlık düşmanı barbarlar.
Maraş katliamı ve MHP..
http://forum.memurlar.net/topic.aspx?id=470637
“Hep ellerinde Alman tüfeği, mavzer, makineli tüfekler vardı. Kadınlarımızın memeleri kesildi. Altı aylık çocuğumuza kurşun sıkıldı. Kolları kesildi, kafaları dövüldü (ezildi). Kadınlarımızın hem ölüsüne hakaret ettiler, hem dirisine. Kocasının yanında yaptılar. Kocası dedi ‘Allah’tan korkun’. Kocasını çektiler öldürdüler. Ardından kadını öldürdüler. 20 yaşında bir babayı oğluyla birlikte öldürdüler. Gözlerine şiş soktular insanların. Seyrantepe’de Kaşanlı (...)ün karısının ırzına geçip, kurşuna dizdiler. Daha sonra külotunu çıkarıp sokağa attılar. Kalaycı Şah İsmail’e de baltayla vurup beynini parçaladılar....”
“23.12.1978 Cumartesi günü sabahın ilk saatlerinde bakkal Murat’ın evinin önüne arabalarla, kamyonlarla çok kişi geldi. Hepsinin elinde tahra, satır, nacak, silah, sopa vardı. Topluca yürüyüşe geçtiler. ‘Durmayın, 5 yaşından 90 yaşına kadar durmayın, Komünist Alevileri öldürün, kim bunları öldürürse cennetlik olacaktır. Kahrolsun Komünistler, Yaşaşın Türkeş’ diye bağırıyorlardı."
"Babamın cesedini yanmaması için dışarı çıkarmaya çalışıyorduk. Saldırganlar ise ‘Bırakın kafir yansın’ diye bağırıyorlardı. Sonra cesedi ateşe doğru çektiler. Bizi de sopayla dövmeye başladılar. Bizi evden çıkardılar, sokaklarda gezdirmeye başladılar. Bu arada pijamalarımızı aşağıya indiriyor, çirkin davranış ve hakaretlerde bulunuyorlardı. Topluluğun başında bulunan sakallı Mahmut DOĞAN’ın elinde et satırı bulunuyordu. Bizi, ‘Sizin hesabınızı daha sonra göreceğiz. Alevilerin son günü, boynunuzu vuracağız’ diyerek korkuturken topluluğu da sürekli tahrik ediyordu."
"Bir gözü kör olan, 90’lık Cennet ÇİMEN’in diğer gözü tornavida ile oyulmuştur. Sonra vurularak öldürülmüş ve ayaklarına araba tekerleği geçirilerek, başının üzerine tuvalet çukuruna dikilmiştir! "
"Kurşunlanarak öldürülen 11 yaşındaki Ali TRAŞ’ın, kol ve bacakları kesilerek, kazana konup yakılmıştır"
"Olaylar sonucu, sanık ifadelerinde, tanık beyanlarında, devletin güvenlik görevlilerinin raporlarında, basının olaylara ilişkin haber ve fotoğraflarında, iddianame ve yargılamayı yapan Sıkıyönetim Komutanlığı Askeri Mahkemesi Gerekçeli Kararında, katliamı planlayıp uygulayanlar olarak MHP, Ülkücü Gençlik Derneği ve MİSK gibi yasal olarak kurulmuş parti ve örgütler ile ETKO, Kontr-Gerilla gibi illegal örgütlerin adı geçmektedir."
"İçişleri Bakanı İrfan ÖZAYDINLI, Kahramanmaraş katliamının gün ışığına çıkarılması için özel bir ekibi görevlendirir. Özel ekip ayrıntılı raporunu İçişleri Bakanına sunar. Ancak raporun içeriği gizli tutulur. Raporun yayınlanan bölümü şöyle:
“18. 12. 1978 günü, ÜGD Maraş Şubesi ikinci başkanı Mustafa KANLIDERE, Ökkeş KENGER ve üçüncü başkan Mustafa TECİRLİ’ye ‘Halkı kışkırtmak, tahrik etmek ve isyanını sağlamak için solcuların attığı süsü verilmek kaydıyla, tahrip gücü az bir dinamit atılmasını’ emretmiştir. Atılacak dinamitin Başkan Mehmet LEBLEBİCİ ile görüşür ve bir köye gelir, aynı gün birinci Başkan LEBLEBİCİ An kara’ya hareket eder..."
yakupt
Baştan sona kadar okuyun...
Tabii mideniz kaldırabilirse...
Bunları yapanlara hacca gitmiş kadar sevap kazanacakları, kafir öldürene cennetin kapılarının sonuna kadar açılacağı fetva ediliyordu...
VE SONUÇ: GENÇ YAŞLI ÇOCUK ÇOCUK DEMEDEN, 111 İNSANIN KATLİAMI..
(ALINTIDIR)
DOSENİ SENDE VATAN HAİNİ BÖLÜCÜSÜN GALİBA SEN BURDA KONUŞMA GİT KUZEY IRAKTA PEŞMERGE COK YADA RUSLARIN KIZIL ORDUSUNA KATILL HADİİ VATAN HAİNİİİİİİİİİİİİİİİİİİ
ağızlarını her açtıklarında sola ve solun değerlerine küfreden, ülkede yaşayan farklı inançtan kültürden ve etnik kökenden insana baskının işkencenin sömürünün zulmün her türlüsünü gösteren IRKÇI-KAFATASÇI-MİLLİYETÇİlerin aslında insanlıktan ne kadar uzak olduklarını,
NİHAL ATSIZ ın vasiyetinde de sergilediği İNSANLIK DÜŞMANLIĞINI görün istedim.
bu nasıl vatansevicilik?
bu nasıl insanlık?
bu nasıl sendikacılık?
işte milliyetçi parti ve sendikların asıl yüzü....ırkçı kafatasçı ATSIZ'cı insanlık düşmanlığı
işte bu vasiyet sizin milliyetçiliğinizin altında yatan o insanlık düşmanlığını yansıtıyor.
bu ülke halkı içinde sadece kürtlere değil, lazlara, boşnaklara, çerkezlere bile düşman gözüyle bakan, dünyanın hemen hemen tüm insanlarına kin, nefret duyan bir ruh hastalığıdır ırkçı kafatasçı milliyetçilik.
işte ATSIZ atanız ve onun peşinden giden siz insanlık düşmanı barbarlar.
bu vasiyet sizin asıl ve gizli yüzünüzdür bence de.
IRKÇI NİHAL ATSIZ'IN OĞLUNA BIRAKTIĞI O TÜYLER ÜRPERTEN VASİYET:
"Yağmur Oğlum!
Bugün tam bir buçuk yaşındasın. Vasiyetnameyi bitirdim, kapatıyorum. Sana bir resmimi yadigar olarak bırakıyorum. Öğütlerimi tut, iyi bir Türk ol.
Komünizm bize düşman bir meslektir. Bunu iyi belle. Yahudiler bütün milletlerin gizli düşmanıdır. Ruslar, Çinliler, Acemler, Yunanlılar tarihi düşmanlarımızdır.
Bulgarlar, Almanlar, İtalyanlar, İngilizler, Fransızlar, Araplar, Sırplar, Hırvatlar, İspanyollar, Portekizliler, Romenler yeni düşmanlarımızdır.
Japonlar, Afganlılar ve Amerikalılar yarın ki düşmanlarımızdır.
Kürtler,
Lazlar,
Lezgiler,
Gürcüler,
Çerkezler,
Abazalar,
Ermeniler,
Boşnaklar,
Arnavutlar,
Pomaklar,
Çeçenler içer(de)ki düşmanlarımızdır.
Bu kadar çok düşmanla carpışmak için iyi hazırlanmalı. Tanrı yardımcın olsun!"
NİHAL ATSIZ
4 Mayıs 1941"
DTP PKK PEŞMERGE ÜCGENİNİ TERÖRÜZMİ KAN EMİCİLERİ ELEŞTİRMEM DOSENİ SANA DOKUNDU GALİBA SİZİN GİBİLERİ ATACAN ÖMÜR BOYU KODESA YADA SÜRGÜNE GÖNDEREN BU GÜZEL VATANI HAKETMİYONUZ SİZ
kendi gibi ırkçı kafatasçı faşist olmayan herkesi
ya anarşist, ya terörist, ya pkk lı, ya kürt, ya komünist vs. vs. diye etiketleyen
hasta ruhlu ırkçılar..
.paranoya şizofreni hastaları...
sizin gibi sözde vatansevici olmak için...
ille de sizin gibi çeteci, mafyacı...tefeci, haraççı, karaparacı, kalpazan, üçkağıtçı düzenbaz olmak mı lazım...
ille de sizin gibi kafatası ölçen, kan içerek IRKÇILIK yapmak, nekrofili (ölüseverci) olmak mı lazım?
sizin gibi saplantılı hasta ruhlu fetişist ve faşist olmaktan mı lazım ki ?...
siz bırak vatanı sevmeyi, siz tüm insanlığın düşmanısınız....
tüm insan uygarlığının düşmanı ırkçı barbarlık.
Moğol ilinde Oğuz Han soyundan il Han'ın hükümdarlığı sırasında Tatarların hükümdarı Sevinç Han Moğol ülkesine savaş açtı. ilhan'ın idaresindeki orduyu Kırgızlar ve diğer boylardan da yardım alarak yendi. ilhanın ülkesindeki herkesi öldürdüler. Yalnız il Han'ınn küçük oğlu Kıyan ve eşi ile yeğeni Nüküz ile eşi kaçıp kurtulmayı başardılar. Düşmanın, onları bulamayacağı bir yere gitmeğe karar verdiler. Yabanî koyunların yürüdüğü bir yolu izleyerek yüksek bir dağıda dar bir geçite vardılar. Bu geçitten geçerek içinde akar sular,pınarlar, çeşitli bitkiler, çayırlar, meyva ağaçları, çeşitli avların bulunduğu bir yere gelince Tanrıya şükrettiler ve burada kalmağa karar verdiler. Dağın doruğu olan bu yere dağ kemeri anlamında "Ergene" kelimesiyle "dik" anlamındaki "Kon" kelimesini birleştirerek "Ergenekon" adını verdiler. Kıyan ve Nüküz'ün oğulları çoğaldı. Dört yüz yıl sonra kendileri ve sürüleri o kadar çoğaldılar ki Ergenekon'a sığamadılar. Atalarının buraya geldiği geçitin yeri unutulmuştu. Ergenekon'un çevresindeki dağlarda geçit aradılar.
Bir demirci, dağın demir kısmı eritirlerse yol açılabileceğini söyledi. Demirin bulunduğu yere bir sıra odun, bir sıra kömür dizdiler ve ateşi yaktılar. Yetmiş yere koydukları yetmiş körükle hep birden körüklediler. Demir eridi, yüklü bir deve geçecek kadar yer açıldı. İlhan’ın soyundan gelen Türkler yeniden güçlenmiş olarak eski yurtlarına döndüler, atalarının intikamını aldılar.
Egenekondan çıktıkları gün olan 21 martta her yıl bayram yaptılar. Bu bayramda bir demir parçasını kızdırırlar, demir kıpkırmızı olunca önce Hakan daha sonra beyler demiri örsün üstüne koyarak döğerler. Bugün hem yeniden özgür hem de bahar bayramı olarak hala kutlanmaktadır.
Uygur Destanları Uygurlara âit Türeyiş ve Göç isimli iki destan parçası tesbit edilmiştir. Türeyiş parçası Çin kaynaklarından Göç ise hem Çin hem İran kaynaklarında bulunmaktadır.
SEN DOSENE ASLINI TARİHİNİ GECMİŞİ UNUT GİT BANA KOMİNİZMİ SAVUN SEN ASLINI KENDİNİ KAYBETMİŞ BOŞ BİR ADAMSIN
siz ırkçı neonaziler?
siz ırkçı ku klux klan cı kafatasçılar?
siz dazlaklar, şehir magandaları.
faşist insanlık düşmanları.
siz ırkçı kafatasçı insan eti yiyen kan içerek beslenen vampirler.
din iman mezhep istismarı ile kirli siyaset sahte sendikacılık yapan istismarcı sahtekarlar
ama aslında "dini imanı para olan" düzenbaz yobazlar.
siz vatan millet sakarya kılıfının altına girip her türlü herzeyi yiyenler.
vatanın topraklarıyla birlikte, kurum ve kuruluşlarını fabrikalarını madenlerini akarsularını bile satıp özelleştiren peşkeş çeken satışçı pazarlamacı sahtekarlar.
vatanı satan sahte vatan sevici fetişist faşistler.
siz ayaksevicileri, nesne fetişleri.
siz sahteciliği, vurgunculuğu, düzenbazlığı, hırsızlığı, yolsuzluğu, haramzadeliği, soygunu, sömürüyü meslek edinen
tefeciler, karaparacılar ülkücü mafyacı çek senetçi kerhane mafyacıları.
sermayedar patronların servetinin kahyası, mülklerinin kapı önü çomarları
işçiye-çalışana karşı düşmanlık edip, gidip kapitalist patronları savunan, kodaman patronların kıçını orasını burasını yalayan patron yalamaları.
idare-iktidar-işveren-otorite dalkavukları yalamaları ispiyoncu şakşakçıları
12 eylülün sivil katliamcıları, soğuk savaş döneminin ABD işbirlikçileri, CIA tetikçiler.
Maraş, Çorum, Sivas katliamlarının eli kanlı faşistleri.
AĞCA, ÇATLI, KIRCI, ÇAKICI gibi kanlı katiller yetiştiren
NİHAL ATSIZ gibi insanlık düşmanı bir barbar kafatasçının yolundan gidenler
barbarca katledip kanını içtiğiniz etlerini yediğiniz insanların iki eli yakanızdadır unutmayın.
artık sola neden böyle arsızca ve barbarca saldırdığınızı biliyoruz.
sizin asıl gizli ve çirkin yüzünüz,
12 eylül öncesinde kurulan faşist partinize akıtılan milyon dolarların akibetinden yani CIA-TÜRKEŞ ilişkilerinde ortaya çıkmıştır.
siz televole milliyetçisi paraya tapıcı, düzenbaz, sahtekar satışçı, işbirlikçi, ırkçı kafatasçılar.
Ergenekon destanı, Göktürkler'in türeyişini anlatan bir Türk destanıdır. Genel olarak, düşman tarafından hile ile yenilgiye uğratılan Türklerin, Ergenekon Ovası'nda yeniden türeyip tekrar eski yurtlarına dönerek düşmanlarıyla çarpışmalarını anlatır..
Türk illerinde Türk oku ötmeyen, Türk kolu yetmeyen, Türk'e boyun eğmeyen bir yer yoktu. Bu durum yabancı kavimleri kıskandırıyordu. Yabancı kavimler birleştiler, Türkler'in üzerine yürüdüler. Bunun üzerine Türkler çadırlarını, sürülerini bir araya topladılar; çevresine hendek kazıp beklediler. Düşman gelince vuruşma da başladı. On gün savaştılar. Sonuçta Türkler üstün geldi.
Bu yenilgileri üzerine düşman kavimlerin hanları, beğleri av yerinde toplanıp konuştular. Dediler ki: "Türklere hile yapmazsak halimiz yaman olur"
Tan ağaranda, baskına uğramış gibi, ağırlıklarını bırakıp kaçtılar. Türkler, "Bunların gücü tükendi, kaçıyorlar" deyip artlarına düştüler. Düşman, Türkler'i görünce birden döndü. Vuruşma başladı. Türkler yenildi. Düşman, Türkleri öldüre öldüre çadırlarına geldi. Çadırlarını, mallarını öyle bir yağmaladılar ki tek kara kıl çadır bile kalmadı. Büyüklerin hepsini kılıçtan geçirdiler, küçükleri tutsak ettiler.
O çağda Türkler'in başında İl Kağan vardı. İl Kağan'ın da birçok oğlu vardı. Ancak, bu savaşta biri dışında tüm çocukları öldü. Kayı (Kayan) adlı bu oğlunu o yıl evlendirmişti. İl Kagan'ın bir de Tokuz Oguz (Dokuz Oğuz) adlı bir yeğeni vardı; o da sağ kalmıştı. Kayı ile Tokuz Oguz tutsak olmuşlardı. On gün sonra ikisi de karılarını aldılar, atlarına atlayarak kaçtılar. Türk yurduna döndüler. Burada düşmandan kaçıp gelen develer, atlar, öküzler, koyunlar buldular. Oturup düşündüler: "Dörtbir yan düşman dolu. Dağların içinde kişi yolu düşmez bir yer izleyip yurt tutalım, oturalım." Sürülerini alıp dağa doğru göç ettiler.
Geldikleri yoldan başka yolu olmayan bir yere vardılar. Bu tek yol da öylesine sarp bir yoldu ki deve olsun, at olsun güçlükle yürürdü; ayağını yanlış yere bassa, yuvarlanıp paramparça olurdu.
Türkler'in vardıkları ülkede akarsular, kaynaklar, türlü bitkiler, yemişler, avlar vardı. Böyle bir yeri görünce, ulu Tanrı'ya şükrettiler. Kışın hayvanlarının etini yediler, yazın sütünü içtiler. Derisini giydiler. Bu ülkeye Ergenekon dediler.
Zaman geçti, çağlar aktı; Kayı ile Tokuz Oguz'un birçok çocukları oldu. Kayı'nın çok çocuğu oldu, Tokuz Oguz'un daha az oldu. Kayı'dan olma çocuklara Kayat dediler. Tokuz'dan olma çocukların bir bölümüne Tokuzlar dediler, bir bölümüne de Türülken. Yıllar yılı bu iki yiğidin çocukları Ergenekon'da kaldılar; çoğaldılar, çoğaldılar, çoğaldılar. Aradan dört yüz yıl geçti.
Dört yüz yıl sonra kendileri ve süreleri o denli çoğaldı ki Ergenekon'a sığamaz oldular. Çare bulmak için kurultay topladılar. Dediler ki: "Atalarımızdan işittik; Ergenekon dışında geniş ülkeler, güzel yurtlar varmış. Bizim yurdumuz da eskiden o yerlerde imiş. Dağların arasını araştırıp yol bulalım. Göçüp Ergenekon'dan çıkalım. Ergenekon dışında kim bize dost olursa biz de onunla dost olalım, kim bize düşman olursa biz de onunla düşman olalım.
Türkler, kurultayın bu kararı üzerine, Ergenekon'dan çıkmak için yol aradılar; bulamadılar. O zaman bir demirci dedi ki: "Bu dağda bir demir madeni var. Yalın kat demire benzer. Demirini eritsek, belki dağ bize geçit verir." Gidip demir madenini gördüler. Dağın geniş yerine bir kat odun, bir kat kömür dizdiler. Dağın altını, üstünü, yanını, yönünü odun-kömürle doldurdular. Yetmiş deriden yetmiş büyük körük yapıp, yetmiş yere koydular. Odun kömürü ateşleyip körüklediler. Tengri'nin yardımıyla demir dağ kızdı, eridi, akıverdi. Bir yüklü deve çıkacak denli yol oldu.
Sonra gök yeleli bir Bozkurt çıktı ortaya; nereden geldiği bilinmeyen. Bozkurt geldi, Türk'ün önünde dikildi, durdu. Herkes anladı ki yolu o gösterecek. Bozkurt yürüdü; ardından da Türk milleti. Ve Türkler, Bozkurt'un önderliğinde, o kutsal yılın, kutsal ayının, kutsal gününde Ergenekon'dan çıktılar.
Türkler o günü, o saati iyi bellediler. Bu kutsal gün, Türklerin bayramı oldu. Her yıl o gün büyük törenler yapılır. Bir parça demir ateşte kızdırılır. Bu demiri önce Türk kaganı kıskaçla tutup örse koyar, çekiçle döver. Sonra öteki Türk beğleri de aynı işi yaparak bayramı kutlarlar.
SEN ÖNCE TÜRK TARİHİNDEN BAŞLA ÖGRENMEYE DOSENE HADİ OKU BAKIYIM COK KONUŞTUN SENİ YARAMAZ COCUK)))))))))))))
“MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ’Nİ CIA KURDU”
Serdar Kuru,
MHP’nin CIA tarafından kuruluşunu ise şu şekilde anlatıyor: “Yeni bir yapılanma olan MHP’nin başına geçecek Türkeş için aslında yapılacak çok bir şey de yoktu. Ondan istenen sadece vitrinde durmasıydı. Kurulacak yeni oluşumun bütün ayrıntıları CIA tarafından hazırlanmıştı.
Hareketin çekirdek kadrosu ise özel olarak seçilmişti. İlk önce siyasi bir parti lazımdı. Bu sorun hali hazırda boşta duran bir partinin ele geçirilip, ismi değiştirilerek halledildi.
CIA, bu hareket için “National Movement Party” (Milliyetçi Hareket Partisi) adını uygun buldu. Türkeş’in Führer gibi unvana sahip olması gerekiyordu.
O da bulundu: ‘Başbuğ’. Hareketin propagandası varoşlar ve kırsal kesime yapılacağından dolayı bu kesimdeki insanların kendilerini özdeşleştirecekleri bir sembol gerekiyordu.
Bu sembol için Alman ve İtalyanlar putperest dönemlerden kalan sembollerini kullanmışlardı.
Yeni Milliyetçi Hareketin sembolü ise Türk mitolojisinde yer alan Bozkurttan seçildi ve buna uygun olan bir selamlama biçimi de sonradan uyduruldu”.
(Tuncay Çelen-Ömer Gürcan, HESAPLAŞMA 68 Kuşağı ve Katledilişi adlı kitaptan Serdar Kuru’dan yapılan alıntı)
KAYNAK:
http://forum.memurlar.net/topic.aspx?id=461434
"
Alpaslan Türkeş'in, sağken mal varlığında göstermeyip gizlediği ve ölümünden sonra İngiliz ve Alman bankalarında ortaya çıkan
575 bin mark,
846 bin dolar,
549 bin İngiliz Sterlini
Sahi ya bu paralar nereden, nasıl, neyin karşılığı olarak gelmiştir ?
neden gizli hesapta ve neden özellikle ingiltere citibank dochebank hesebı ?
neden devletin bunda haberi yok, neden vergisi verilmiyor ?
bu nasıl vatanseverlik????????
sahi bu vatanseverlik denen şey, sizin için;
kaç dolar, kaç euro, kaç sterlin ediyor ???????????????
DOSENE YA SENİN KAFANMI BASMIYO BİZ BURDA MİLLİYETCİ HAREKET PARTİSİNDENMİ BAHSEDİYORUZ NESİN SEN DTPLİMİ BÖLÜCÜMÜ PEŞMERGEMİ BEN BÖLÜCÜLERİ SERT DİLLE ELEŞTİRİYOM SANA NE OLUYO
türkiye türklerin ise kürtlerin ne işi var bu ülkede lazların da diyecegim ama onlar türkleşmeyi kabul etti ve daha bir cok etnik gurubun?? bir kasaba kültüründen vazgecebilir uzun zaman alsa da ya milyonlarca insan?? hangi birini türkleştirebilirsin?? bu durumda ya sürersin ya yok edersin ha bölmeye gelince bence sen ve senin gibiler ısrarla türkiyeyi gel bölmeye çalış diyorsunuz birilerine.. farkında diilsiniz heralde sacmaladıgınızın: ideolojinizin insanları otekileştirdiginden taraflaştırdıgından kimini daga cıkardıgından ülkeyi bataklıga sürmekten amarika uşagı borclu ac sefil ve ekonomik siyasal krizlerin hamisi haline getirdiginden..ne fayda saglıyor memlekete kardeş bu senin soylediklerin bu ulkede yaşayan herehangi bir etnik unsurun kültürü ile türk kültürünün birbirine yakınlıgı acısından bakarsan bir diger türkten daha uzak olmadıgını gormeyecek kadar kor olamazsın illa rezalet diyorsanız gayrı karar sizin azıcık memleketci olalım mevcut insanımızı sevelim sevmeyen de çeksin gisin:)) diil mi yani?
Bu konu 298 defa okundu. 9 Şubat 2010 15:25