Editörler : Lanet
«31323334353637383940414243
13 Nisan 2013 12:26

**GAYE**
Müsteşar

Anlıyor musun?


Zaman buldukça uğra

Tek neşem bu benim

Beklemek ve bulmakla yaşadığım

Dili tutulmuş bu şaşkın sevinç.
*
Eşyalar geri çekiliyor sen gelince

Bir ayrıntı gibi içinde kaybolduğum

Sığ ilişkileri günlerin

Geri çekiliyor, dudaklarıma kadar

Yükselen sıkıntı suları

Tutunup kirpiklerinin ışığına

Mavi bir kıyıya çıkıyorum

Kurtuluyorum boğulmaktan.

Aldığım soluğu duyuyorum, varlığımı

Dünyanın benim için de var olduğunu.

Gülümseyen ve bağışlayan

Bir genişliğe dönüyor içimdeki keder

Dumanı kalkmış karlı bir dağ gibi

Açılıp aydınlanıyorum güneşinle

İnanıyorum yeniden sevgiye ve güzelliğe.

Aralarından ilgisiz geçtiğim insanlar

-Telaşlı, dalgın, uzak-

Daha bir dost görünüyor, daha bir sıcak

İçlerinden biri olduğumu duyuyorum

İyi gözle bakabiliyorum herşeye
*
Gelişin hayata bağlıyor beni

Anlıyor musun

Zaman yarat ve uğra..


Şükrü Erbaş

13 Nisan 2013 21:07

şehb@l
Başbakan Müsteşarı

Korkuyorum işte

Ayıp değil ya...

Sen varmışsın gibi karşımda,

Anlayamadıklarımı anlatmaya çalışıyorum;kekeleyerek?

Eskisi kadar düşünmüyorum ateşe atılan dirileri

Ya da çarmıha gerilen bedenleri.

Tur Dağı, katliyamları izliyor eli bağrında

Ve mahyalar, ışığına çağırıyor kendi gölgesine düşman nesilleri.

Oysa ki

Hepimiz görüyoruz yoldaki işaretleri.

Toprağın altındaki sesleri duyabiliyorum baba.

Karıncalar odun taşıyor yürek yangınıma.

Üstüme çöküyor sanki şairlerin yalanları.

Bazen kaçıracak gibi oluyorum aklımı.

Yaprak neden yeşiline kıyar mesela?

Güneş, batacaksa neden doğar baba?

Ya da

Kan toplayan bir organ neden çift atar?

İnsan çırpındıkça neden batar?

şehbal(ülkü güven)

14 Nisan 2013 22:42

sabah melikesi
Başbakan Müsteşarı

Gün Eksilmesin Penceremden

Ne doğan güne hükmüm geçer,

Ne halden anlayan bulunur;

Ah aklımdan ölümüm geçer;

Sonra bu kuş, bu bahçe, bu nur.

*

Ve gönül Tanrısına der ki:

- Pervam yok verdiğin elemden;

Her mihnet kabulüm, yeter ki

Gün eksilmesin penceremden!

Cahit Sıtkı TARANCI

17 Nisan 2013 10:02

**GAYE**
Müsteşar

Oraya gitme demedim mi sana,
seni yalnız ben tanırım demedim mi?
Demedim mi bu yokluk yurdunda hayat çeşmesi ben'im?
*
Bir gün kızsan bana,
Alsan başını,
Yüz bin yıllık yere gitsen,
Dönüp kavuşacağın yer ben'im demedim mi?
*
Demedim mi şu görünene razı olma,
demedim mi sana yaraşır otağı kuran ben'im asıl,
onu süsleyen, bezeyen ben'im demedim mi?
*
Ben bir denizim demedim mi sana?
Sen bir balıksın demedim mi?
Demedim mi o kuru yerlere gitme sakın,
senin duru denizin ben'im demedim mi?
*
Kuşlar gibi tuzağa gitme demedim mi?
Demedim mi senin uçmanı sağlayan ben'im,
senin kolun kanadın ben'im demedim mi?
*
Demedim mi yolunu vururlar senin,
Demedim mi soğuturlar seni.
Oysa senin ateşin ben'im,
Sıcaklığın ben'im demedim mi?
*
Türlü şeyler derler sana demedim mi?
Kötü huylar edinirsin demedim mi?
Ölmezlik kaynağını kaybedersin demedim mi?
Yani beni kaybedersin demedim mi?


Söyle, bunları sana hep demedim mi?


Mevlana Celaleddin Rumi

12 Temmuz 2013 15:50

**GAYE**
Müsteşar

İhtiyaç hasıl oldu :)

Bir Güzel Ülkü

Yüreklerde kök bağlayıp yaşayan
Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.
'Ezel'den 'Ebed'e müjde taşıyan
Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.
*
Yesi'deki kutsal aşkın mayası
Malazgirt'te Alparslan'ın rüyası
Söğüt'teki has kilimin boyası
Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.
*
Yunuslayın 'Et-kemiğe bürünen'
Selim ruhta Yavuz serdar görünen
Şems misali cümle kirden arınan
Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.
*
Bedenlerde Koç Köroğlu yüreği
Debreştikçe yakın eyler ırağı
İman kalesinin bayrak direği
Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.
*
Riya duygusuyla dolup taşmamış
İlimden, irfandan uzaklaşmamış
Benlik çamuruna ayak basmamış
Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.
*
Dedem Korkut töresiyle töreli
Edep, ahlâk, sevgi, saygı sıralı
Kırk yıl önce.. aklım erdi ereli
Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.
*
Her kapıda bir hesaba girmeyen
İnancından zerre taviz vermeyen
Dost alnına kara leke sürmeyen
Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.
*
Mazlumun yoldaşı, zalimin hasmı
Kendine put yapmaz heykeli, resmi
Hak'tır, adalettir, rahmettir ismi
Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.
*
Bu ülkü candadır, sokakta yatmaz
Güneştir.. bir doğdu, bir daha batmaz
Menfaat uğruna kimseyi satmaz
Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.
*
Şiddeti, kavgası, kanı olmayan
İçinde öfkesi, kini olmayan
Sonsuza uzanan, sonu olmayan
Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.
*
Bedir’den Bizans’a akıp gelen o
Küfür setlerini yıkıp gelen o
İlâhî kaynaktan çıkıp gelen o
Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.
*
Sinan'da estetik, Itrî'de ahenk
Sebillerde hayat, kubbelerde renk
Mevlânâ'da ilim, Barbaros'ta cenk
Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.
*
Nizâm-ı Âlem'dir, Hakk'ın sözü bu
Söylediğim cümle.. sözün özü bu
Tek damlada umman eyler bizi bu
Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.
*
Ülkü demek makam, mevki, taç değil,
Ülkü demek totem, sembol, haç değil
Kul icadı kof ilkeler hiç değil,
Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.
*
Taze filiz vermiş Edebali’yle
Çiçeklenmiş Hacı Bayram Veli’yle
Ulubatlı Hasan’daki hâliyle
Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.
*
Şehitlerin kanlarıyla ıslanan
Destan olup Mavera’dan seslenen
Atıf'larla Said'lerle beslenen
Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.
*
Türk'e ihsan olmuş “Kavm-i Necip”lik
Boş hayâldir bu şerefe rakiplik
Hayatlar gergeftir, ameller iplik
Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.
*
Ne yazdımsa inanç, ahlâk, örf ile
Postaladım gönül denen zarf ile
Anlatılmaz yirmi dokuz harf ile,
Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.


Abdurrahim Karakoç

20 Temmuz 2013 12:07

camdann kalp
Kapalı

...

leyli Can

...

28 Ağustos 2013 08:23

**GAYE**
Müsteşar

Malazgirt Marşı


Aylardan Ağustos, günlerden Cuma,
Gün doğmadan evvel iklîm-i Rum'a,
Bozkurtlar ordusu geçti hücuma.

Yeni bir şevk ile gürledi gökler,
Ya Allah...Bismillah... Allahuekber.

Önde yalın kılıç Türkmen Başbuğu,
Ardında Oğuz'un ellibin tuğu,
Andırır Altay'dan kopan bir çığı.


Budur, Peygamberin övdüğü Türkler,
Ya Allah...Bismillah... Allahuekber.


Türk, Ulu Tanrı'nın soylu gözdesi,
Malazgirt Bizans'ın Türk'e secdesi,
Bu ses insanlığa Hakk'ın müjdesi,


Bu seste birleşir bütün yürekler,
Ya Allah...Bismillah... Allahuekber!

Nağramızdır bu gün gök gürültüsü,
Kanımızdır bugün yerin örtüsü,
Gazi atlarımın nal parıltısı.

Kılıçlarımızdır çakan şimşekler,
Ya Allah...Bismillah... Allahuekber!

Yiğitler kan döker, bayrak solmaya,
Anadolu başlar, vatan olmaya,
Kızılelma'ya hey... Kızılelma'ya!!!


En güzel marşını vurmadan mehter,
Ya Allah...Bismillah... Allahuekber.


Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu

28 Ağustos 2013 09:01

Nedras
Şef

HÂLİM

Bilmem hangi alemden bu toprağa düşeli
Yataklara serildim, cam kırığı döşeli...
Kafam bir cenk meydanı, kokusu kan ve barut
Elindeyse düşünme, gücün yeterse unut
Takılıyor yerdeki gölgelere ayağım
Sanki arz delinecek ve ben yutulacağım.
Bana yanmak düşüyor, yangın görsem resimde
Yaşıyorum zamanın koptuğu bir kesimde.
Alırken dilenciyim, verirken de borçluyum
Kalmadı eşya ile aramda hiç bir uyum.
Taş taş üstüne koysam, bozuk diyorlar, devir
Bir ok çeksem, diyorlar peşinden koş ve çevir
Nefes alırken bile inkisar ve pişmanlık
Kimse edemez bana benim kadar düşmanlık.
İşte şüpheci aklı çatlatan korkunç nokta
O ki sonsuz var, nasıl aranır dipsiz yok'ta
Olur olmaz her şey, yokluk da O'nun kulu
Bu noktaya vardın mı, el tutuk, dil burkulu.
Allah'ı hakikate soran kafa ne sakat
Hakikat de ne Hakk'ın muradıdır hakikat,
Balonunu kaçırmış çocuk gibi ağla dur
Rabbim böyle emretmiş, ya dize gel, ya kudur
Hayat bir zar içinde, hayatı örten bir zar
Bana da hayat yeri Bağlum köyünde mezar...


(N.Fazıl Kısakürek)

30 Ağustos 2013 09:21

**GAYE**
Müsteşar

KAHRAMANLIK


Kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir,
Ne de yıldızlar gibi parlayıp sönmemektir.
Ölmezliği düşünmek boşuna bir emektir;
Kahramanlık: saldırıp bir daha dönmemektir.
*
Sızlasa da gönüller düşenlerin yasından
Koşar adım gitmeli onların arkasından.
Kahramanlık: İçerek acı ölüm tasından
İleriye atılmak ve sonra dönmemektir.
*
Yırtıcılar az yaşar... Uzun sürmez doğanlık...
Her ışığın ardında gizlidir bir kahramanlık;
Adsız sansız olsa da, en büyük kahramanlık:
Göz kırpmadan saldırıp bir daha dönmemektir.
*
Kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir.
Ne de güneşler gibi parlayıp sönmemektir.
Bunun için ölüme bir atılış gerektir.
Atıldıktan sonra da bir daha dönmemektir...

Hüseyin Nihal ATSIZ

03 Eylül 2013 14:48

nerd
Yasaklı

Kaldırımlar

Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında;
Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.
Yolumun karanlığa saplanan noktasında,
Sanki beni bekleyen bir hayâl görüyorum.
Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık;
Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.
İn cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık;
Biri benim, biri de serseri kaldırımlar.
İçimde damla damla bir korku birikiyor;
Sanıyorum, her sokak başını kesmiş devler...
Üstüme camlarını, hep simsiyah, dikiyor;
Gözüne mil çekilmiş bir âmâ gibi evler.
Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi;
Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.
Kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi;
Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.
Bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta;
Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum!
Aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta;
Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum!
Ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim, yol gitsin;
İki yanımdan aksın, bir sel gibi fenerler.
Tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin;
Yolumun zafer tâkı, gölgeden taş kemerler.
Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim;
Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları!
Islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim;
Örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.
Uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya;
Alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi.
Dalıp, sokaklar kadar esrarlı bir uykuya,
Ölse, kaldırımların kara sevdalı eşi..

Necip Fazıl Kısakürek

03 Eylül 2013 14:50

nerd
Yasaklı

bu şiirede şiddetle katılıyorum

KADIN BACAKLARI

Her ayağın bastığı yerde sanki kalbim var,

Kalbim ki vahşi bir zevk alır ezilişinden.

Ömrümün geçtiği yolda bana sorsalar,

Gidiyorum bir kadın bacağının peşinden.

Bir kadının içinden ağlayışı, gülüşü,

Gözlerinden ziyade bacaklarına yakın,

Bir lisandır onların duruşu, bükülüşü,

Kadınlar! Onlar varken konuşmayınız sakın.

İnce sütunlardaki ilahi güzelliğe

Bacakların ruhudur şekil veren diyorum

Bacakları bir kalın örtüde saklı diye

Mermerde kalbi çarpan Venüs'ü sevmiyorum.

Boynuma doladığın güzel putu görseler

İnsanlar öğrenirdi neye tapacağını.

Kör olsam da açılır gözüm, ona sürseler

İsa'nın eli diye, bir kadın bacağını.

(NECİP FAZIL KISAKÜREK)


04 Eylül 2013 10:19

egeli354
Kapalı


Çok sevmiştik değil mi?
Eylül bitiyordu birbirimize yeni alışmaya başladığımızda..
Peki kaç eylül başladı biz bittiğimizden beri?
Bana nedenlerden bahsetme sevgilim!
Ben gitmenin bütün hallerini bilirim..ve sen en yalın halinle gittin!
Sığınma şimdi geçmiş zaman kiplerine..
Biz tüm di?li geçmiş zamanların dilini kesmemişmiydik birlikte?
Artık sus! Bana gelmelerinden bahsetme sevgilim!
Ben yalanın bütün toplama işlemlerini bilirim..
Bir daha olmayacak dediğinde..
1 den sonra 2?nin geldiğini biliyorduk ikimizde..
alıntı

06 Eylül 2013 01:25

utars
Kapalı

b.k yiyin efendiler.. b..k yiyin

milyonlarca sinek yanılmış olamaz..

can yücel

08 Eylül 2013 12:36

iren17
Başbakan Müsteşarı

ANLAR

Eğer, yeniden başlayabilseydim yaşamaya,

İkincisinde, daha çok hata yapardım.

Kusursuz olmaya çalışmaz, sırtüstü yatardım.

Neşeli olurdum, ilkinde olmadığım kadar,

Çok az şeyi

Ciddiyetle yapardım.

Temizlik sorun bile olmazdı asla.

Daha çok riske girerdim.

Seyahat ederdim daha fazla.

Daha çok güneş doğuşu izler,

Daha çok dağa tırmanır, daha çok nehirde yüzerdim.

Görmediğim bir çok yere giderdim.

Dondurma yerdim doyasıya ve daha az bezelye.

Gerçek sorunlarım olurdu hayali olanların yerine.

Yaşamın her anını gerçek ve verimli kılan insanlardandım ben.

Yeniden başlayabilseydim eğer, yalnız mutlu anlarım olurdu.

Farkında mısınız bilmem. Yaşam budur zaten.

Anlar, sadece anlar. Siz de anı yaşayın.

Hiçbir yere yanında termometre, su, şemsiye ve paraşüt almadan,

Gitmeyen insanlardandım ben.

Yeniden başlayabilseydim eğer, hiçbir şey taşımazdım.

Eğer yeniden başlayabilseydim,

İlkbaharda pabuçlarımı fırlatır atardım.

Ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayaklarla.

Bilinmeyen yollar keşfeder, güneşin tadına varır,

Çocuklarla oynardım, bir şansım olsaydı eğer.

Ama işte 85′indeyim ve biliyorum…

ÖLÜYORUM…

Jorge Luis BORGES

12 Eylül 2013 15:08

nerd
Yasaklı

hayal
bu aksam bir sızı duyup etimde
kadın, kadın diye içimi oydum
ruhuma bir serin yer istedim de
alnımı mermerin üstüne koydum
birden karanlıklar sökülüverdi
odama bir hayal dökülüverdi
karşımda kıvrıldı, bükülüverdi
onu gözlerimle çırılçıplak soydum
artık ben ne günah olsa işlerim
yumuşak yastığa geçti dişlerim
bir an kadar sürdü can verişlerim
ey kadın bu akşam sana da doydum

30 Ekim 2013 11:45

egeli354
Kapalı

Arkadaşım Badem Ağacı Sen ağaçların aptalı
Ben insanların
Seni kandırır havalar
Beni sevdalar
Bir ılıman hava esmeye görsün
Düşünmeden gelecek karakış...
Açarsın çiçeklerini...
Bense hayra yorarım gördüğüm düşü...
Bir güler yüz bir tatlı söz...
Açarım yüreğimi hemen
Yemişe durmadan çarpar seni karayel
Beni karasevda
Hem de bilerek kandırıldığımızı

.

.

alntı

01 Kasım 2013 14:00

ay.beyaz
Kapalı

Çiçeklerle gel bana baharım ol
Gecemi aydınlatan yıldızım ol
Feryad eden yüreğimde nefesim ol
Gel sen bana her dem benim ol.
Kurak topraklarımda yağmurum ol
Sarıp sarmala beni güneşim ol
Düşecekken tut elimden dalım ol
Gel sen bana her dem herşeyim ol.
Uçur beni sevinçten kanadım ol
Boğulurken deryalarda pusulam ol
Dokun bana dudağımda busem ol
Gel sen bana her dem sevgilim ol.

alıntı

07 Kasım 2013 17:01

smtt
Şef

Her ne denlü cürmüne bir hadd ü nihayet yoğise

Avniyâ kat eyleme sen Avnî Rahman'dan ümid.

(Her ne kadar işlediğin günahlara bir mazeretin, özrün olmasa da sen Rahman'dan ümidini kesme ey Avni.)

*Şair Avnî, namıdiğer Sultan Fatih

02 Haziran 2014 13:11

iren17
Başbakan Müsteşarı

 

Ahmed arif.gif

 

 

Aramızdan ayrılışının 23. yıldönümünde Türk şiirinin en büyük üstadlarından Ahmet Arif'i rahmet ve saygıyla anıyorum...

HASRETİNDEN PRANGALAR ESKİTTİM

Seni anlatabilmek seni.
İyi çocuklara, kahramanlara.
Seni anlatabilmek seni,
Namussuza, halden bilmeze,
Kahpe yalana.
Ard- arda kaç zemheri,
Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu
Dışarda gürül- gürül akan bir dünya...
Bir ben uyumadım,
Kaç leylim bahar,
Hasretinden prangalar eskittim.
Saçlarına kan gülleri takayım,
Bir o yana
Bir bu yana...
Seni bağırabilsem seni,
Dipsiz kuyulara.
Akan yıldıza.
Bir kibrit çöpüne varana.
Okyanusun en ıssız dalgasına
Düşmüş bir kibrit çöpüne.
Yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin,
Yitirmiş öpücükleri,
Payı yok, apansız inen akşamdan,
Bir kadeh, bir cigara, dalıp gidene,
Seni anlatabilsem seni...
Yokluğun, Cehennemin öbür adıdır
Üşüyorum, kapama gözlerini...

Ahmet Arif....

23 Haziran 2014 11:02

ateş v e buz
Kapalı

Kırılgan bir çocuğum ben
Yüreğim cam kırığı
Bütün duygulardan önce
Öğrendim ayrılığı
...Saldırgan diyorlar bana
Oysa kırılganım ben
Gözyaşlarım mücevher
Saklıyorum herkesten
Ürküyorlar gözümdeki ateşten
Ürküyorlar dilimdeki zehirden
Ürküyorlar o dur durak bilmeyen gözükara cesaretimden
Diyorlar:Bir yanı sarp bir uçurum,
Bir yanı çılgın dağ doruğu.
Oysa böyle yapmasam ben
Nasıl korurum
İçimdeki çocuğu?
Bir yanım çılgın nar ağacı
Bir yanım buz sarayı.
Murathan Mungan

Toplam 857 mesaj
«31323334353637383940414243
 
ANKET
Başıboş sokak köpekleri sizce sokaklardan toplanmalı mı?