Editörler : **sude**
«144145146147148149150151152153154155156
03 Haziran 2016 14:46

kerimduman
Kapalı

Lâ Sonsuzluk Hecesi- Nazan Bekiroğlu okuyorum çok oldu başlayalı ama ilerleemiyorum bir türlü Havva ile Ademi (a.s) anlatıyor


memurumben.34, 3 yıl önce - Alıntıya git

eeeee sonuc

05 Haziran 2016 11:04

htconex
Aday Memur

Muhammed Bozdağ ın Aşkla İmtihan kitabını okuyorum.Benim gibi bekar arkadaşlar için çok güzel kitap

05 Haziran 2016 22:36

İDAL*
Editor

Kimse, Ferit Edgü

Seslerin ahengi,

Çok sesliliğin dokusu ve zenginliğine boyanmış bir kitap. Edgü'nün fırçası ses darbelerinin vicdan muhasebesine dönmesini sağlar. Fırça darbelerini öylesine derin işler ki, ötelenen anılardan kaçamayan bir "kimse"yi roman karakteri olarak derinlemesine analiz eder.

Kimse ki; yüzleşmekten korkar.

Ötelediği anılarından kaçamaz.

Yabancıdır.

Sesler karakterini sergilemekte yardımcı bir araç olmuştur. Birinci ses; tedirgin, tembel, boş vermiş yanını sergilerken ikinci ses; tamamen birinci sesi zorlayan, ona cesaret veren hatta bazen katlanılamaz bir işkenceye dönüşen yönünü sergilemektedir.

Bazan "biz" olabilen bazan ayrı ayrı kişiler olabilen seslerin karmaşası diyebiliyor iken uyumundan da bahsedebiliyoruz.

Ortak paydaları; aynı kimse olabilmeleri.

Seslerin birbirine karıştığı diyalogların tek amacı; dağ başı'nda-yazar öyle nitelendiriyor-yalnızlığını, yaşadıklarını, gördüklerini yazıp/yazmama-unutup/unutmama ikileminde kalan birinci ses'in hikâyesini anlatmaktır.

Aslında "kimse" için ne yazılsa; eksik kalacak.

... ve devam edilebilecek bir hikâye.

Son ses, inatçı ses, ikinci ses, birinci ses... Seslerin yalnızlığına, ötekilenmişliğine, kararsızlığına, yabancılıklarına ve bütün seslerin tek bir kimse'de vücut bulmasına ben şahit oldum, sizler de şahit olmak isterseniz...

"Buradalar, diyor birinci ses. herkes burada. dışardakiler. içerdekiler. uzaktakiler. yakındakiler. sen, ben, hepimiz buradayız. Bütün dertler. Bütün dertliler."

03 Ağustos 2016 10:24

İDAL*
Editor

Keşke Bugün Kendimle Karşılaşmasaydım, Herta Müller

Adsız bir kahraman.

Hayatını inşa etmeye çabalayan bir kadının öyküsü.

Herta Müller imzalı.

Uzun bir tramvay yolculuğu... Rayından çıkan bir dünya.

Camın dışında akan bir hayat ve seyre dalan bir yalnızlık.

"Bizi yere çalmaya yeminli bu dünyanın üzerinde, dilenecek tek şey var belki de:

Delirmeyelim."

Yine de kendini seven ama bu cümlede bile henüz kelimesini kullanan, kendine acıdığını itiraf eden... Aynı zamanda kendine kayıtsız bir insan.

Düşünce yolculuğu ama anlar arası geçişle inşa edilen bir köprü.

An ve geçmiş... Birbirine geçmiş yaşamlar, düşünceler, insanlar, olaylar. Çünkü bir trendesiniz, bir sorguda... Bir apartman dairesinde, bir iş yerinde... Bazen vattman'ı gözlemlerken bazen Paul'un alkolüne takılmışken... Bazen Lilli'nin hayatına dahil olurken, bazen Albu ile geçirilen zamanlara akıp giderken... Zamanlar arası bir yolculuk.

En çok da kendinde kalan isimsiz kahraman.

Ve zamana yenik düşen aile bağları. Annesinin kayıtsızlığı, umursamazlığı, öncesi ve sonrası.

Sanırım alışıyor insan zamanla duyarsızlığa da...

İç dünya, iç sesler, düşünceler... Dış dünya, dış sesler, olaylar ve insanlar. Her şeye değinilmiş... Roman karakteri ile başlayan bazen uzun, bazen kısa... Ama durağan, ama monoton, en çok da bunaltan yönü ile farkındalık yarat(a)mayan, bildiğim, düşündüğüm... Geçmiş-gelecek karmaşasını çok da etkilemeyen bir üslup ve kurgu ile yansıtan Herta Müller, kitap ismi ile ayrı bir yer edinirken içerik ve konu olarak ismin önüne geçemediğini de belirtmem gerek.

Keşke Bugün Kendimle Karşılaşmasaydım'ın satırlarından çok önce herkes bir kez de olsa kendisi ile karşılaşmıştır. Bu sebeple kendisi ile karşılaşması için mutlak okunması gereken bir eser olarak da görmüyorum.

Ama isimsiz kahramanın, Lilli'ye olan sevgisini... bir başka göz şöyle değerlendiriyor. Paul, isimsiz'in sevgilisi...

:)

"Onun en güzel yanı, senin onu çok sevmiş olman..."

17 Ağustos 2016 10:31

buşra
Müsteşar

Keşke Bugün Kendimle Karşılaşmasaydım - Herta Müller

Kitapla karşılaşmam bir tesadüf değildi. Ruh yorgunluklarının nirvana yaptığı bir dönemde, karşılaştım kendileri ile.

Evet, bir tramvay yolcuğunda, yolcunun şimdiki zamanı ve geçmiş zamanının harmanlandığı bir kitap. Uçurumun kenarına geliyorsunuz ama düşmeden düşmüş kadar oluyorsunuz. İnsan analizleri ve her analizden sonra parça parça geçmiş ve yaşanmışlıklar. Konuşuyorsunuz, bazen sıkılıyorsunuz, karşılaşmasaydık mı acaba bile diyebiliyorsunuz.

Farklı bir kitap evet.

Bir tavsiyede bulunmak gerekirse, ruhen iyi iseniz okuyun derim.

:)

20 Ağustos 2016 11:17

İDAL*
Editor

Sevmek, Sevinmek, İyi Şeyler Üstüne, Yaşar Kemal

"Ben sevgiden, sevinçten söz açmak istemez miyim, delice, çılgınca, içim taşa taşa, bir sevinçten söz açmak istemez miyim? Ben sevinçli bir adamım. Bu dünya böyle olmasa, böyle kara, karanlık olmasa, ben sevinçten taşar coşardım. Yaradılışım karanlıktan çok aydınlığa, acıdan çok sevince... Ne çare, ne çare ki sevinmek gelmiyor elimden...

Bütün insanlar kuşkusuz, korkusuz, çıkar düşünmeden, düşmanlık geçirmeden içlerinden baksalar birbirlerine..."

Bir Yaşar Kemal kitabı. Seçme yazılardan oluşan, gündemi kaç zaman önce görmüş... Yansıtmış, kaleme almış üstad. Geleceği gören yazar, ince ince geçmişe, günümüze gönderilerde bulunmuş.

Kitap adı üzerinden insanlık adına gönderilen mesajlar. Pek iç açıcı değil durum(lar), elbetteki eleştiriler aracılığı ile gündeme getirilmesi gerekiyordu.

Ha kim/kimler ders çıkardı yaşanılanlardan/yazılanlardan?

Bizler hala her şeyin bir insanı sevmekle başlayacağından bihaber iken...

"Hep işe yüzeyinden bakmak, işte bu kötü. Neyi alırsak alalım elimize, derinine inmiyoruz. Derine gitmek bir çaba işidir. dışta ne görürsek, ne gözümüze çarparsa, işte bu budur deyip işin içinden sıyrılıyoruz."

Benim gibi satır aralarında kaybolmak serbest bu kitapta...

06 Şubat 2017 07:52

İDAL*
Editor

Çavdar Tarlasında Çocuklar, Jerome David Salinger

Samimiyetsizliklerin yansıtıldığı samimi bir kitap.

Holden...

Kardeşine olan sevgisi... Çevresine dair gerçekçi/samimi bakış açısıyla riyakarlığa, gösterişe, samimiyetsizliğe meydan okuyan eleştirel bir bakışa sahip roman karakteri.

Holden'in iç sesinden tanımaya çalıştığımız çevresi, ailesi ve holden'in iç dünyası...

Stradlater, ackley, sally, ernie, jane, luce, childs, mr. antolini, mr. spencer... Hayatımızda yer alan/alacak olan tipler...

Hayata bakış açıları, değerleri hiç de kahramana uymayan birçok insanın bir araya getirilmesi, çok yönlü insanların çok yönlü davranışları sonucunda... İnsanda oluşan düşünceler yumağı.

Bazı insanlara argo konuşmak yakışır diyorlar...

Evet, holden'de güzel durduğu gibi...

:)

Hiçbir samimiyetsizlik bu kadar rahatsız edici olmamıştı...

Gerçi günümüz gençliğini yansıtmadığını söyleyemeyiz, şu anki neslin bir nebze yansıması... Teknoloji, önceliklerin değişmesi... insanları birbirinden uzaklaştırmaya yeter görünen sebepler. Malesef zamanla... zamana yenik çocukların bir tür aynası bu kitap.

Riyakarlık...

Samimiyetsizlik...

Gösteriş...

Ego...

Çıkarlar... İnsanları kullanabilme yetisine sahip düşünmekten bihaber birçok insanları buluşturan roman.

...

"Böyle tanıştığıma hiç memnun olmadığım kimselere, durmadan 'tanıştığıma memnun oldum' demek beni öldürüyor. ama hayatta kalmak istiyorsanız, ille de bu zırvaları söylemek zorundasınız."

07 Şubat 2017 12:23

tesel-ya
Kapalı

Havvanın üç kızı

3 farklı kadın

3 kuşak

ama en çok da 2. kuşaktaki Nazperi

Ne artıda ne ekside

hep ortada

hep kararsız

hep tarafsız

Boşluk

Arada kalmışlık

....

07 Şubat 2017 12:46

mavi_umut
Kapalı

benedictus spinoza, teolojik politik inceleme

08 Şubat 2017 10:13

lauram
Aday Memur

Alev Alatlı

Holyvood u kapattığım gün

ilginç bir kitaba benziyor.

09 Şubat 2017 11:12

birsennn77
Aday Memur

ölü ruhlar ormanı

11 Şubat 2017 01:21

be-yazz
Memur

Semerkant

Amin Maalouf

11 Şubat 2017 15:16

julies
Aday Memur

kuran - ı kerim

1001 hadis herkeze tavsiye ederim

22 Şubat 2017 21:10

Suya Düşen GölgeR
Müsteşar Yardımcısı

Edgar Allan Poe - Kuyu ve Sarkaç

"Gerçek kurmacadan daha tuhaftır.."

10 Mart 2017 09:36

kültür mantarı**
Şube Müdürü

George Orwell- Hayvan çiftliğini okudum en son. Çok çarpıcı ve muhteşem bir kitap. Okumayan mutlaka bu yazarın özellikle 1984 adlı kitabıyla hayvan çiftliğini okumalı.

10 Mart 2017 14:31

Hariçten gazell
Daire Başkanı

George Orwell- Hayvan çiftliğini okudum en son. Çok çarpıcı ve muhteşem bir kitap. Okumayan mutlaka bu yazarın özellikle 1984 adlı kitabıyla hayvan çiftliğini okumalı.


kültür mantarı**, 3 yıl önce - Alıntıya git

çok okunanlar araısında evet bende düşünüyorum.

10 Mart 2017 15:50

Vi olette
Memur

Charles dickens- büyük umutlar

Guzel bir dünya klasiği

Yoksulluğun yarattiği büyük umutlar küçük pip'in başindan gecenler yoluyla aktarilmis.

Yoksulluk soylu orta sinif. Yazarin kucuk pip araciligiyla br cesit vijtorya doneminin elestrisidir.

Sanayi zenligi ve geride kakan yoksul hayatlar

Kucuk bir cocugun umudu

Okumanizi tavsiye ediyorum.

19 Mayıs 2017 01:08

sabah melikesi
Başbakan Müsteşarı

Satranç , Stefan Zweig

Akıcı,şaşırtıcı, sade konusu ve kurgusu ile bir solukta okunabilecek ince bir kitap.

Bir odaya kapatılıp, her şeyden mahrum olununca hiçlik duygusu içerisinde hiçlikten kurtulmak için nelerin yapılabileceğini; beynin çift kale maç yapar gibi işleyişini ve tüm ihtimalleri hesap edip ince planlarla sonuca gidişin öyküsü.

Bir tür sondu belki.

Yazıldığı dönem; savaş yılları ve Nazi baskısı.. Bir Yahudi olan yazarın Dr. B üzerinden içsel gel gitleri.

Dr. B' den ziyade dünya satranç şampiyonu Mirko Czventovic karakteri daha çok ilgimi çekti. Dönemin Hitler elbisesini giymişti üzerine çünkü.

Tavsiye ederim.

"Bize hiç bir şey yapılmadı, yalnızca tam bir hiçliğin içerisine koyulduk, çünkü bilindiği gibi dünyada hiç bir şey insan ruhunu hiçlik kadar baskı altına alamaz."

24 Mayıs 2017 00:33

maskov87
Müsteşar

Öteki Tarih - Erdoğan Aydın

Erdoğan Aydın'ın nasıl Müslüman olduktan sonra okuduğum ikinci kitabı. biraz uzun sürdü okumam, araya giren başka kitaplar vs yüzünden ama çok beğendim. resmi tarih dışında kaynaklarıyla(yani fesli dondurmacı kılıklı tarihçi müsveddelerinin yaptığı gibi uydurmalarla değil) ispatlayarak yazılan çok iyi eser.

beş bölümden oluşuyor kitap, ilki islam sonrası kurulan islam devleti, halife seçimlerinde yaşanılanlar, kerbela olayı, yezid vs.

ikinci ve üçüncü bölümler Osmanlı'nın inancı, imparatorluktan sonra değişim, devşirme-feodallar savaşı ve Osmanlı'nın neden geri kaldığı.

dördüncü bölümde yeni cumhuriyet, çarlık rusyanın yıkılışı ve Sovyetlere olan vefa borcumuz.

son bölümse Hıristiyanlık, haçlı savaşları, selahaddin üzerine.

çok beğendiğimi tekrar ederek, ilgililere önereyim.

14 Haziran 2017 15:08

sabah melikesi
Başbakan Müsteşarı

Sineklerin Tanrısı , William GOLDİNG

Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

Çevirmen: Mine Urgan

261 sayfa

Oldukça akıcı, yalın bir dil ve usta bir çeviriyle bir solukta okunabilecek bir kitap.

Bir uçak kazası sonucu bir adaya düşen yaşları 6- 12 arasında değişen yirmi kadar erkek çocuğun başından geçenler ironik bir şekilde anlatılıyor. İyilik ve kötülük kavramlarının yaşının olmadığı, he r yaştaki insan evladının içerisinde gizli olduğu ve güç dengelerine göre konumlanışına yer veriliyor.

Aklın, zekanın, adaletsiz, kaba kuvvet karşısında tarumar oluşuna, bir var olma çabasına dönüşmesine şahitlik ediliyor.

Kitapta Define Adası' ndan da esintiler var.

Kahramanlar arasında kız çocuğunun olmayışı ince bir ayrıntı.

Kahramanlarımız hep çocuk fakat kitap bir çocuk kitabı değil. Zamanının devlet büyüklerine, siyasilerine göndermeler içeren, yazarının Nobel ödüllü olduğu öne çıkan kitaplardan.

1990' larda sinemaya uyarlanmış.

" Demek istediğim şu ; bizden başka canavar yok belki! "

" Eğer bir yüz, alttan ya da üstten ışık aldığına göre değişiyorsa, neydi insan yüzü? Her şey neydi? "

" En büyük düşünceler, en basit olanıdır. "

Toplam 3107 mesaj
«144145146147148149150151152153154155156
 
ANKET
Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk'u, önceki Ak Partili bakanlara göre, başarılı buluyor musunuz?