Editörler : Lanet
11 Ocak 2011 15:46   


Elif Şafak
Free Image Hosting At site

Elif Şafak

Elif Şafak İle İlgili Diğer Başlıklar:

Aşk, Elif Şafak

İskender, Elif Şafak

Siyah Süt, Elif Şafak

Baba ve Piç, Elif Şafak

25 Ekim 1971 günü, babasının o sırada doktora yapmakta olduğu Strazburg'da dünyaya geldi. Babası sosyal psikolog ve akademisyen Nuri Bilgin, annesi diplomat Şafak Akayman'dır. Doğumundan kısa bir süre sonra anne ve babası ayrıldı, annesi tarafından büyütüldü. Soyadı olarak annesinin adını kullandı.

Ortaokulu annesinin görev yaptığı Madrid'de, liseyi Ankara Atatürk Anadolu Lisesi'nde tamamladıktan sonra, ODTÜ Uluslararası İlişkiler Bölümünü bitirdi. Yüksek lisansını aynı üniversitede Kadın Çalışmaları Bölümünde yaptı. "Bektaşi ve Mevlevi Düşüncesinde Döngüsel Evren ve Kadınsılık Anlayışı" üzerine master tezinin ardından; ODTÜ Siyaset Bilimi bölümünde doktorasını tamamladı. Doktora tezi, "Türk Modernleşmesinin Kadın Prototipleri ve Marjinaliteye Tahammül Sınırları" başlığını taşıyordu. Elif Şafak'ın İslamiyet, kadın ve mistisizm hakkındaki yüksek lisans tezi Sosyal Bilimler Derneği tarafından ödüllendirildi.

Yüksek lisans çalışması sırasında Kem Gözlere Anadolu (1994) adlı öykü kitabını ve ilk romanı Pinhan'ı (1997) yayımladı. Bu eserle Kombassan Vakfı tarafından verilen 1998 Mevlana Büyük Ödülü'nü kazandı.

Doktorasının ardından İstanbul'a taşındı ve Şehrin Aynaları'nı (1999) yazdı. Bir süre İstanbul Bilgi Üniversitesi'nde "Türkiye ve Kültürel Kimlikler", "Kadın ve Edebiyat" konularında dersler verdi.

2000 yılında Türkiye Yazarlar Birliği Ödülü'nü kazanan Mahrem romanı ile geniş okur kesimi tarafından tanındı. Bunu iki yıl ara ile yayımlanan Bit Palas (2002) ve İngilizce olarak yazdığı Araf (2004) adlı kitapları izledi.

Sanatçılara verilen bir bursla doktora sonrası çalışması için ABD'ye giden Şafak, çeşitli üniversitelerde dersler vermiştir. 2003-2004 akademik yılı boyunca Michigan Üniversitesi'nde yardımcı doçent olarak bulundu ve ders verdi. Ardından Arizona Üniversitesi Yakın Doğu Araştırmaları bölümünde yardımcı doçent olarak görev yaptı. "Edebiyat ve Sürgün", "Bellek ve Politika", "Müslüman Dünya'da Cinsellik ve Toplumsal Cinsiyet" konulu dersler verdi.

Şafak, 2004 yılında beş yazarın (Murathan Mungan, Faruk Ulay, Elif Şafak, Celil Oker, Pınar Kür) ortak kaleme aldığı bir roman projesinde yer aldı, bu roman Beşpeşe adıyla yayımlandı.

2005'te Med Cezir adlı kitabında kadın, kimlik, kültürel bölünme, dil ve edebiyat hakkında yazılarını bir araya getirdi. Aynı yıl Referans Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Eyüp Can Sağlık ile Berlin'de evlendi.

2006'da yayımlanan "Baba ve Piç" adlı romanını İngilizce olarak kaleme aldı. Türk-Ermeni ilişkilerini inceleyen bu roman nedeniyle hakkında Türklüğe hakaret ettiği gerekçesi ile dava açıldıysa da, suçun yasal unsurlarının oluşmadığı ve delil bulunmadığı gerekçesiyle beraat etti. Aynı yıl Şehrazat Zelda isimli kızı dünyaya geldi. Doğum sonrası yaşadığı depresyonu, İngilizce olarak kaleme aldığı Siyah Süt adlı otobiyografik romanda anlattı. İki yıl sonra oğlu Emir Zahir'i dünyaya getirerek ikinci kez anne oldu.

Son romanı, 2009 yılının Mart ayında yayımlanan AŞK isimli romandır. Kitap, Türk edebiyat tarihinin en kısa sürede en çok satan edebi eseri ünvanına sahip olmuştur.

2009 yılı sonunda, sekiz romanı ve ilk deneme kitabı Med Cezir'den seçilmiş paragrafları bir araya getirdiği Kağıt Helva adlı kitabını yayımladı.

2010 Kasım ayında Firarperest adlı deneme türündeki ikinci eseri piyasaya çıktı. Eserin içindeki illüstrasyonlar M. K. Perker'e aittir.

Sanatçı, Türkiye'de çeşitli günlük ve aylık yayınlarda yazmaya devam etmektedir.

******

Kitapları;

Kem Gözlere Anadolu, 96s

Pinhan, 224s

Şehrin Aynaları, 280s

Mahrem, 216s, 2000

Bit Palas, 361s, 2002

Araf , 352s, 2004

Beşpeşe, 680s, 2004, ( Murathan Mungan, Faruk Ulay, Celil Oker ve Pınar Kür ile)

Med Cezir, 254s, 2005,

Baba ve Piç , 384 s, 2006

Siyah Süt, 303s, 2007

Aşk, 420s, 2009

Kâğıt Helva, 156s, 2010

Firarperest, 232s, 2010

(vikipediden yararlanılmıştır)

11 Ocak 2011 15:51

kudretsolmaz
Kapalı

Elif Şafak'ı sevmem ama aşk kitabını çok merak ettim ve aldım okudum. Çok beğendim. İlk ve tek okuduğum kitabıdır.

11 Ocak 2011 15:56

Meylina
Genel Müdür

Elif Şafak'ın olaylara, hayata çok geniş bir açıdan baktığını düşündürtmüştür kitapları bana.Sanırım bunda yurt dışında yaşamış olmasının,çok farklı kültürlere insanlara şahitlik etmesinin katkısı büyük.

12 Ocak 2011 17:17

tacettinkiremit
Aday Memur

Arkadaşlar Elif Şafağın tüm kitaplarını okudum 'Kem Gözlerle Anadolu 'hariç.Bu kitabı veya fotokopisini bulmam konusunda bana yardımcı olacak arkadaşı varsa lutfen özelden mesaj atsın.Çok minnettar olurum saygılarımla....

29 Mart 2011 18:02

Meylina
Genel Müdür

"Aşk"

Başlı başına bir dünyadır aşk. Ya tam ortasındasındır, merkezinde, ya da dışındasındır, hasretinde.

1246-2008 yılları arasında, Boston?dan Konya?ya gidip gelen bir roman Aşk. Matruşka gibi ,bir roman diye başlıyor iki ayrı öyküyü birlikte okuyup bitiriyorsunuz: Ella?nın öyküsü ve hakkında rapor yazması gereken: Aşkın Şeriati kitabı.

Ella-Aziz yazışmaları,ikincil kitaptaki Rumi-Şems ilişkisi,Mesnevi?nin doğuşu,40 kural,Şems?in yeter artık dedirten sınavları hep birlikte harmanlanmış koskoca bir roman oluvermiş.

Anlatıcı tek bir kişi değil,her bölümü farklı kişilerin gözünden görüp,onun ağzından dinliyorsunuz.Bir ilginç özellik de: Mesnevi?ye duyulan saygının göstergesi. Her bölüm Mesnevinin başlangıç kelimesi olan Bişnev ( Dinle) ?in ilk harfi B ile başlıyor.

İçiçe geçmiş iki ? farklı başlayıp sonunda kesişen- hikayeyi okumak keyifliydi,Elif Şafak yine şaşırtmadı. (Bence) yine çok başarılı bir eser ortaya çıkarmış.

Son olarak bir de gündeme gelen magazinsel haber kitapla ilgili: Kitabın ön ve arka kapağı pembe. Denmiş ki: Erkek adamlar pembe kaplı kitap almak,okumak istemezler o yüzden yeni baskılarda kitabın kapağı gri olacakmış.

Her sayfasını dışarda okudum,hiç pişman değilim. Zaten bir kitabı kapağının rengiyle değerlendirlenlerin fikrinden kime ne?

Kitabın tümüne yayılmış kırk kuraldan sevdiklerim ise;

Beşinci Kural: Aklın kimyası ile aşkın kimyası başkadır. Akıl temkinlidir. Korka korka atar adımlarını. ?Aman sakın kendini? diye tembihler. Halbuki aşk öyle mi? Onun tek dediği: ?bırak kendini, ko gitsin!?

Akıl kolay kolay yıkılmaz. Aşk ise kendini yıpratır, harap düşer. Halbuki hazineler ve defineler yıkıntılar arasında olur. Ne varsa harap bir kalpte var!

Altıncı Kural: Şu dünyada çatışma, önyargı ve husumetlerin çoğu dilden kaynaklanır. Sen sen ol, kelimelere fazla takılma. Aşk diyarında dil zaten hükmünü yitirir. Aşık dilsiz olur.

On Yedinci Kural: Esas kirlilik, dışta değil içte, kisvede değil kalpte olur. Onun dışındaki her leke ne kadar kötü görünürse görünsün, yıkandı mı temizlenir, suyla arınır. Yıkamakla çıkmayan tek pislik kalplerde yağ bağlamış haset ve art niyettir.

On Dokuzuncu Kural: Başkalarından saygı, ilgi ya da sevgi bekliyorsan, önce sırasıyla kendine borçlusun bunları. Kendini sevmeyen birinin sevilmesi mümkün değildir. Sen kendini sevdiğin halde dünya sana diken yolladı mı sevin. Yakında gül yollayacak demektir.

Otuz Sekizinci Kural: ?Yaşadığım hayatı değiştirmeye, kendimi dönüştürmeye hazır mıyım?? diye sormak için hiçbir zaman geç değil. Kaç yaşında olursak olalım, başımızdan ne geçmiş olursa olsun, tamamen yenilenmek mümkün.

Tek bir gün bile tıpatıp aynıysa yazık. Her an her nefeste yenilenmeli. Yepyeni bir yaşama doğmak için ölmeden önce ölmeli.

Kırkıncı Kural: Aşksız geçen bir ömür beyhude yaşanmıştır. Acaba ilahi aşk peşinde mi koşmalı, mecazi mi, yoksa dünyevi, semavi ya da cismani diye sorma! Ayrımlar ayrımları doğurur. AŞK?ın ise hiçbir sıfat ve tamlamaya ihtiyacı yoktur.

Başlı başına bir dünyadır aşk. Ya tam ortasındasındır, merkezinde, ya da dışındasındır, hasretinde.

30 Mart 2011 15:18

**sude**
Editor

Belki de aşk sevgiliyi kazanmayı değil de,

Onda kendini kaybetmeyi gerektirir .

[Elif Şafak]

30 Mart 2011 16:44

Meylina
Genel Müdür

Bit Palas

Elif Şafak?ın 2002 de ilk baskısı yapılan kitabı.

1 mayıs 2002 de başlayan 1900 lerin başlarına dönen ve yine başladığı tarihte biten hikayenin ana karakteri bir apartman. 60 larda inşa edilen 88 numaralı Bonbon Palas?ın her biri birbirinin zıddı olan daire sakinlerinin iki ortak noktası vardır: Çöp kokusu ve hamamöcekleri.

Tüm şehir bir apartmana sığdırılmış: Kaybedenler,umutsuzlar,günahkarlar,çaresizler,hayatını yaşayanlar,içten içe ağlayanlar,nefret edenler,nefret edilenler,sevenler,sevilemeyenler,aldatanlar,aldatılanlar...

Yer yer güldüren,çoğunlukla düşündüren ve en önemlisi her satırını rahatça gözünüzün önünde canlandırabileceğiniz Bit Palas?dan bir kaç cümle.

"Bir insanı tanımayı arzulamak, kof bir vaattir ve büyük külfet! günler, geceler, haftalar, seneler boyu dinlemeyi ve gözlemeyi, didiklemeyi ve hissetmeyi, deşmeyi ve dermeyi gerektirir; kabukları kaldırabilmeyi ve altlardan ince ince sızacak, belki de fışkıracak olan kanı görmeye tahammül edebilmeyi... bunca zahmete katlanamayacak olduktan sonra, daha yolun başındayken dönüp, bu işe hiç kalkışmamak yeğdir"

"Hamileliğinin son aylarında aşırı kilo alıp, bir sonraki günü dahi taşıyamaz olmuş bir kadına benziyordu İstanbul .Yapabilse, bir an evvel kurtulmak isterdi bu kantarlı külfetten. yapamıyordu. yıllar, yüzyıllar boyu şiştikçe şişmişti.

"Karanlıkta, kendi içine kıvrılıp, beni yanında yalnız bıraktığında, onu hiç tanımadığımı kabullenmek zorunda kaldım. seviştiğimiz kadınların vajinalarını aralamakla vücutlarının her noktasını görebildiğimizi ve içlerine girdiğimizde, derinlerine ulaşabildiğimizi sanmak ne bağışlanmaz saflık... "

30 Mart 2011 17:02

englshtchr
Genel Müdür

Çok sevdiğim ve tavsiye ettiğim bir yazardır. Bir ara bütün kitaplarını okumaya çalışmıştım ama Arafı ve sonrasını Aşk hariç okumadım.

İyi bir yazar...

31 Mart 2011 10:39

İDAL*
Başbakan Müsteşarı

Bir yazısında:

"Benim işim edebiyat. Edebiyatçının işi ise kategorilerle düşünmek ya da genellemeler yapmak değil. Tam tersine bireye bakmak, bireyi anlamak ve anlatmak. Farklı gibi görünen insanlar arasında empati köprüleri kurmak." diyor Elif Şafak.

Edebiyatı, kişileri genelleme yapmadan "insanı" ele almak, anlamak, anlatabilmekten, insanın "özü"ne inebilmekten geçiyor edebiyat. Ayrım yapmadan, insanı bir birey olarak ele almak.

01 Nisan 2011 10:34

Meylina
Genel Müdür

Siyah Süt,Elif Şafak

"Bu kitap okunur okunmaz unutulmak için yazıldı. Suya yazı yazar gibi..." cümlesiyle başlıyor Siyah Süt ya diğer adıyla : Yeni Başlayanlar İçin Postpartum Depresyon.

Elif Şafak?ın hamilelik otobiyografisi. Sadece kendini değil ,içinde bebeğiyle birlikte yaşattığı; Sinik Entel Hanım, Can Derviş Hanım, Pratik Akıl Hanım, Saten Şehvet Hanım ve Hırs Nefs Hanım adlı kişilikleri de anlatıyor kitap boyunca.

Ada vapurunda başlayan hikaye,doğumla bitmiyor,ikinci bölümüne geçiyor,bir canlıyı içinde yaşatmak,onunla aynı hayatı 9 ay boyunca paylaşmak,doğum,onun bedenden ayrılışını hissetmek. Tüm bunlar yaşanılarak anlatılıyorsa e bir de anlatan usta bir kalemse kitap da keyifle okunuyor.

Bu kadın kitabı erkeklerin okuması gereksiz gibi düşünceler oluşabilir bazı insanlarda. Haksızlık etmemek lazım. Son sayfa erkeklere ayrılmış.

Ayrıca eğer okumayı seviyorsanız,cinsiyet ayrımına girmeden herkes okuyabilir derim.

01 Nisan 2011 13:38

sabah melikesi
Başbakan Müsteşarı

Bit Palas - Elif Şafak

Geçen yaz okumuştum bu kitabını.Okuduğum dördüncü kitabı idi.

Zengin üslubunu bu kitabında da gösteriyor yazar.On daireli bir apartman katı sakinlerini ve o apartmanı ilgilendiren karakterleri de ele alarak hepsi apayrı bir dünya olan yaşantılarını,iç-dış karşıtlığı içinde ele alarak ortak bir noktada ustaca birleştiriyor.

Hikayemsi anlatımı oldukça başarılı.

Kitabın dili bir Pinhan?a göre çok daha basit ve oldukça açık.

Yazarın genel olarak tüm kitaplarında es geçmediği bir ayrıntı var.Mutlaka yabancı karakterleri romanına sokuyor.Burada da bir değil hatta birkaç yabancı karakter var.

Türkiye-Türk halkına dair geleneksel bir çok kare mevcut içerikte.

01 Nisan 2011 14:25

AAHUUMM
Kapalı

Çok sevdim bu başlığı..Elif Şafak ın benim hayatımda ayrı bir yeri vardır.Kaliteli bir kalem olduğunu düşünüyorum.Tasavvufla ilgilenmesi de ayrıca dikkate şayan.

aşik olunca da büyür gözbebeği̇, demek ki̇ aşik olunan hep uzaktadir;mesafeni̇n verdi̇ği̇ aciyi azaltmak i̇çi̇n maşuka gözbebeği̇m di̇ye hi̇tap edi̇li̇r..(mahrem)

04 Nisan 2011 19:26

Meylina
Genel Müdür

"Baba ve Piç"

Baba ve Piç,Türklüğe hakaret edildiği için yazarını mahkemelik eden kitap.

Gökten kafana ne yağarsa yağsın asla küfretmeyeceksin buna yağmur da dahil... Diyerek başlıyor ve bitiyor .

Cicianne,anneanne,anne ve torun. Dört nesili aynı evde yaşayan,erkekleri 40'lı yaşlarının başında göçüp giden Kazancılar'la yine dört nesil,kadın erkek karışık yaşayan Çakmakçıyanlar'ın kesişen hayatları anlatılıyor. İstanbul- San Fransisco arasında gidip gelen romanda iki geniş aile dışında bir de Kundera Cafe?de yaşayan alt grup var.

Tüm bu kalabalık duru bir anlatımla kitaba serpiştirilmiş.

Türklüğe hakaret kısmına gelince; Ermenileri,1915 olaylarını tarafsız olmayan bir gözle anlattığı düşünülebilir hatta sırf bu yüzden kitabı Amerika?da yaşayan Ermeni Diyasporası?nın finanse ettiği bile söylendi. Bu siyasi komplo teorilerini bir kenara bırakacak olursanız kısa süre içinde ,zevkle okuyacağınız bir kitap "Baba ve Piç".

Her bölüm bir meyve ile adlandırılmış; Kuru üzüm,badem,incir vs... Hepsinin ortak özelliği,kitabın bir bölümünde tarifi verilen aşurenin malzemesi olmaları.Aşure ise kitapta özel bir yere sahip,okuyanlar göreceklerdir.

Kapaktaki yarılmış nar da aslında çok şey anlatıyor;O tek bir nar açılıyor,onlarca tane etrafa savruluyor ve sonra bazıları tesadüflerle tekrar biraraya geliyorlar.

Son olarak kitaptan aklımda kalan bir kaç cümle;

Nihilizm Manifestosu'ndan: 'İnsanların ezici çoğunluğu asla düşünmez, düşünenler ise ezici çoğunluk olmaz. Ayrımı gör! Tarafını seç!'

"Gökten kafana ne yağarsa yağsın asla küfretmeyeceksin. Buna yağmur da dahil."

"Modern aşk istemem, telaştan başka ne ki... İlkel aşk isterim; aşkın en ilkel halini.!"

"Baba ve piç yanyana gelemez.Gelirlerse piç ortadan kalkar."

05 Nisan 2011 14:58

esesli_kız
Memur

eserlerinin neredeyse hepsini okumuş ve beğenmişimdir.

insana çok şey katıyor bence. ama bende "aşk" ın yeri başkadır...

06 Nisan 2011 00:50

İDAL*
Başbakan Müsteşarı

Firarperest, Elif Şafak

"Bulaşıcıdır edep. Tebessümle bulaşır. Gülümseyen bir insan karşısında biz de elde olmadan gülümseyiveririz. Gün boyu çatık kaşla dolşmaya alışkın yüzümüzün kasları gevşeyiverir. Bakmışız ki dudaklarımız bizden evvel davranmış. Gülümsemeye gülümsemeyle karşılık vermişiz de haberimiz yok. Edep insandan insana geçer. Aynadan aynaya yansır. İnsanın şaşmaz tabiatıdır. Kibirlinin karşısında kibirli, mütevazının karşısında mütevazı olasımız gelir. Diklenene diklenere karşılık veririz. Edepliye ise eğiliriz."(Sayfa:232)

__

Etki-tepki. Yaklaşımlarımız önemlidir, hitap şeklimiz, konuşma biçimimiz, davranış şekillerimiz. Bireyin karakterinden izler taşır çünkü. Gülümseyelim, bulaşsın tebessümlerimiz.

06 Nisan 2011 14:51

gulecsazan
Aday Memur

Elif Şafak'ın Siyah Süt ve Aşk romanlarını okudum. Aşk çok güzeldi. Hakikaten böyle bir performans beklemiyordum ama belki de daha önce Şems-i Tebrizi veya Mevlana hakkında bir şey okumamamdan ileri geldi bu. Yine de herkese tavsiye ederim.

06 Nisan 2011 23:50

skrn_isttt
Kapalı

İçim acıyor herkese ve her şeye...

Faniliğimiz, zayıflığımız, zaaflarımız...İnsan olmanın,

insan olamamanın ağırlığı ciğerlerime doluyor...

Nefes a l a m ı y o r u m ...

08 Nisan 2011 19:30

esmerim99
Aday Memur

SLM

KİTAP OKUMAYI ÇOK SEVERİM VE ELİF ŞAFAK IN KİTAPLARININ HEPSİNİ OKUDUM HEPSİ ÇOK GÜZEL AMA ÖZELLİKLE ARAF DAHA BİR GÜZELL:_)))

12 Nisan 2011 21:19

İDAL*
Başbakan Müsteşarı

Aşk'tan:

"Kim olursak olalım, dünyanın hangi yerinde yaşarsak yaşayalım, tâ derinlerde bir yerde hepimiz bir eksiklik duygusu taşımaktayız. Sanki temel bir şeyimizi kaybetmişiz de geri alamamaktan korkuyoruz. Neyin eksik olduğunu bilenimiz ise hakikaten çok az."

__

Eksikliğin farkında olabilmek, eksikliği hissetmekten daha önemli.

08 Mayıs 2011 08:27

İDAL*
Başbakan Müsteşarı

Zihnimiz durmadan ya geçmişte ya gelecekte takıldığı için; bizler aslında hiçbir zaman şu "an" da duramıyoruz. Türkçede zaman ekleri bu kadar zengin olsa da; bizim hayatımızda "şimdiki zaman" ebediyen eksik gibi. Şu andan mahrum kalmışız ama haberimiz yok. Ve söyleniyoruz bol bol. Şikayet etmek, en sevdiğimiz dil jimnastiği."

Firarperest, Elif Şafak

__

Geçmiş-gelecek arasında sıkışan beyinler, "an"ın farkına varamıyor maalesef, "şimdiki zaman" bu sıkışmışlık arasında yaşamadan ve farkına varmadan kayıp gidiyor.

09 Mayıs 2011 09:48

**sude**
Editor

Hani biriyle tanışırsın,

çevrende görmeye alıştığın insanlardan çok farklı biri.

Öyle biri ki her şeyi bambaşka bir gözle görür ve seni de

bakış açını değiştirmeye yöneltir.

Dünyaya onun gözleriyle bakmaya başlarsın.

İçine ve dışına da. Etkilenirsin.

Etkilenmek ne kelime, büyüsüne kapılırsın.

Gene de ilk başlarda araya bir mesafe koyabileceğini,

yüreğini kontrol altında tutabileceğini zannedersin.

Oysa rüzgâr sandığın fırtınadır.

Sınır sandığın yer oynak ve kaygan bir zemindir.

Bir bakmışsın, farkında bile olmadan açılmış, karadan uzaklaşmışsın.

Okyanusun tam ortasındasın...

Elif Şafak-Aşk

Toplam 118 mesaj
 
ANKET
Koronavirüs konusunda ne kadar endişelisiniz?