Editörler : Lanet
12345678910111213»

pent.hos
Kapalı
13 Kasım 2011 00:31

şimdi,

sen olmalıydın yanımda,

bir de sarhoş kemani,

ay ışığı vurmalıydı kadehime,,

bir de öpüşün,

:(((


*"Meçhul/mM"*
Kapalı
13 Kasım 2011 19:22

kapı çalmalı koşarak açan ben karşımda seni görünce çığlk atmalı mutluluktan

hayal işte


...fuzüli...
Kapalı
13 Kasım 2011 23:57

ne koyu bir yalnızlık

şimdi etrafımı saran

yalnızlık değil sanki

ıssız çölde bir bataklık.

....


mıcrobio
Kapalı
14 Kasım 2011 00:04

Şimdi bulabildiğim tüm soru cümlelerini üst üste yığıp bulabildiğim en merhametli cevabın dizlerine yaslamak istiyorum başımı.

Bulabildiğim en müşfik cümlenin önünde bir an olsun düşünmeksizin iyiden iyiye bitik yorgun vücudumu yere bırakmak istiyorum.

Uzanmak ve hangi günahtan kalma olduğunu kestiremediğim acıların yorgunluğunu bir parça olsun üzerimden atmak istiyorum...

Tarık Tufan


kamu06
Şef
18 Kasım 2011 11:13

ŞİMDİ. :))))

Mühim işlerimizi tehir etmeyi severiz. Bazılarımızda bu, tembellikten ve ihmalden ziyade, mükemmeliyet aşkıdır. O işi ehemmiyeti nisbetinde muhtaç olduğu geniş zamana, huzura bırakırız. Benim de böyle yıllardan beri gününü bekleyen projelerim var. O gün nasıl gündür? Evvelâ çok uzundur, yirmi dört saat değil, yirmi dört yıl sürecek gibi gelir: sonra alelade günlerin bütün alakalarından uzaktır; o gün hiçbir işim olmayacaktır. Telefon çalmayacaktır, kapı vurulmayacaktır, otomobil kornası ve ayak sesi duyulmayacaktır; o gün hafızamı bir diksiyoner gibi kullanabileceğim, istediğim sayfayı açacağım, dilediğim hatırayı dümdüz, ter temiz ve durdurabileceğim, muayene edebileceğim, geri geri gönderebileceğim, tekrar çağırabileceğim. Bir siyah tahta önünde tebeşire hâkim olan sağ eli ve silgiye hâkim olan sol elin rahatlığı ile fikirlerimi çizeceğim, sileceğim, yeniden yazıp bozacağım ve aradığım mükemmeliyete doğru, gayeme müdahale edebilecek harici ve deruni hiçbir yabancı ilişiğe rastlamadan ilerleyeceğim, işimi yapacağım.

Bu masum iştiyakla en güzel tasavvurlarımın icrasını tehir ettiğim çok olmuştur. Yarını bugünden daima daha müsait farz etmekten doğan bu masumiyetin cezası o işin asla yapılamamasıdır.

Yaşadıkça anlarız ki, o gün gelmez. Her gün muhtevası itibarile değil, mücadelesinin şartı itibarile başka herhangi bir günden farksızdır; kısadır, maddi alakalarla doludur, beş duygumuzdan şuurumuzun ta dibine kadar başımız, düşünmek istediği mevzuun dışında sayısız tesirlerle karşılaşır, dışarıdan ve içeriden hiç ummadığı intibaların ve hatıraların kastine, baskınına ve taarruzuna hedeftir, çünkü hayat bütün bu tesirlerin manzumesidir. Aradığımız huzur ve sükun, ancak bizim olmadığımız yerde, yoklukta vardır.

Yaşadıkça anlarız ki ne yapmak istiyorsak, ne yapabileceksek şimdi başlamalıyız. Ancak şimdiye hâkimiz. Hayat birbirinin peşi sıra geçen şimdilerin yekûnudur. Her kaybolan şimdi bir daha gelmemek üzere geçip gitmiştir ve şimdiyi anlamayan hayatı anlamaz. ?şimdilik durmak? değil, ?şimdiden başlamak.?

Şimdiye hürmet edelim. Şimdi ne yapıyorsunuz, ne ile meşgulsünüz? Bütün imkânlar buradadır. Muhakkak olan şey yalnız bu şimdiden ibaret. Projelerimizi geciktirmeyelim, şu an bizim midir? Boş muyuz? Şimdi başlayalım. Yarının şimdileri bu anın şimdisi kadar muhakkak değildir.

Kendi kendine: ?Bu dünyada yapılacak çok şey var, acele et!? diyen Beethoven gibi bu dünyada az çok bir şey yapmış olabilenlerin hepsi şimdiyi keşfetmiş insanlardır. Anın kıymetini bildiler. Zaman denilen şeyin yalnız şimdiden ibaret olduğunu anlamışa benziyorlar.

Her şey ancak şimdi mümkündür. Biraz sonra şüpheli, daha sonra çok şüpheli. İşlerimizin en mühimini şimdiye en yakın plana alalım. En mühim işimiz olan nefes almayı tehir etmediğimiz ve şimdi yaptığımız gibi. Yemek ve su biraz daha geciktirilebilir, çünkü daha az mühimdir. Biz ise işlerimizi ehemmiyeti nisbetinde geciktirmeyi severiz: Daha iyi, daha mükemmel yapabilmek için, saadetimizi bile geciktirir, ümidi hazza tercih ederiz.

Bütün iktidarsızlıklar, irade hastalıkları, tembellikler, vehimler, tereddütler, savsaklama illetleri, şimdinin kıymetini bilmemekten gelir. Fanilik şuurunun eksikliğidir. Günlerin tükenmeyeceği zannından doğan aldanıştır.

Canı tez, velût, çalışkan ve yaratıcı adam, şimdinin içindeki imkânları kaçırmak istemeyendir. Çünkü bu imkânlar kaçar, çünkü bu imkânlar birbirine benzemez, çünkü bu imkânlar fırsatlardır, çünkü fırsat kaçar ve geri gelmez.

Her şimdinin içinde bir fırsat gizlidir. Boşuna geçen şimdiler kaçırılmış fırsatlardır. Her gece kendi kendimize soralım: ?Kim bilir bu gün kaç şimdi kaybettim??

Kahvelerde her gün sayısız şimdiler kayboluyor.

Bir garp mütefekkiri, insanı boş vakitlerinden tanıyordu. İnsan cidden boş vakitlerinde hüviyetini ve talini bulur. Boş vakitlerimiz baştanbaşa bize ait şimdilerle doludur. Her birinin içindeki imkân hazinesi içinde bahtımızdan parçalar, parçalar vardır.

Fakat bazı canı çok tez adamlar şimdiyi hırpalarlar. Öteki şimdilere bölünmesi lazım gelen bir işi hep bir şimdiye yüklerler. Geciktirmek kadar bu da şimdiye hürmetsizliktir. Tereddütün felce uğrattığı adamla aklına esenin, ilcasının esiri olan adamda farksızdır: biri şimdiyi geciktiriyor, öbürü şimdiyi aceleye sokuyor. Şimdinin anını iyi tayin etmek de şarttır: önünüzden hızla geçen lastik topu yakalamak için kollarınızı bir lahza evvel veya sonra uzattığınız takdirde alacağınız netice bir olduğu gibi.

Her işin kendine göre bir şimdisi vardır. O şimdiyi iyi sezdiğimiz an ?şimdi sırası? diyeceğiz, fakat o ideal şimdiyi bulabilmek için ondan evvelki şimdilerin hepsini yoklamalıyız. Her anımızın imkânları ve verimleri üstünde hassas olmak!

Peyami Safa Yedigün, 1936


hasypm
Aday Memur
18 Kasım 2011 19:40

şimdi kurtulmak vardı

istemediğin suratlardan!!!


leyal'lal
Müsteşar Yardımcısı
18 Kasım 2011 21:50

Düşündüm de şimdi.

Zamanlı mı zamansız mı bilmiyorum. Cokta önemi yok. Sığmıyor içimdeki hüzüne hiçbir düş. Başımın içindekiler karmaşa , dışındakiler muamma, zapdetmek zor. Bunu biliyorum. Evvela.

Var mı, yok muyum? Buyrun, bunun da hiç önemi yok.

Her şey zamansız. Hiç ummadıgın bir anda bakmışsın çıkmış mavi bir fırtına. Deli gibi yagmur yagarken, birileri ıslanmakten kacarken sen durdun mu hiç o güzelligin altında? Ya sonrasında acan gokkusagına gülümsedin mi peki? Ah bır de sonrasında açan en renkli cicekle tanıstın mı hiç? Çıktın mı peki koşarak o renklerin altında bir yüregin en üst basamagına?

Uzak gibi, yakın gibi..

Bilinmezlik...

Havada hüzün kokusu...

Şimdi içime çektigim umutlar göz kırpıyor arada. Bu da müstesna.

Anlarsın bir gün sende.

Hülasa; yalnızlıktır bu dünya...


mıcrobio
Kapalı
18 Aralık 2011 01:08

şimdi klişe sözlerin

yüreğe işleyen anlamları avutmaz beni

karanlık kadar derin

bir yıldız kadar parlak umutsuzluğum

soğuk bir gecenin ayazı kadar sert bir çığlık sarmış içimi

kulağımı kapatsamda kurtulamıyorum

18 Aralık 2011 10:54

şimdi;

alternatif bir yol belirlemek lazım, yarın hayal kırıklığı yaşanabilir.ya da büyük bir coşku... ama iki durumd için de şimdi hazırlanmak lazım.

yarın, yarın...


çağındeniz
Müsteşar
19 Aralık 2011 22:02

şimdi , gitmek vardı

elindekinin kıymetini bilmeyenleri , elindekinden mahrum etmek vardı


**GAYE**
Müsteşar
20 Aralık 2011 09:53

Şimdi,

Mesafeler tükenmeli,

Yine yanımda olmalıydın...


**sude**
Başbakan Müsteşarı
21 Aralık 2011 14:58

Şimdi çok uzaklarda olmak vardı,

Kimsenin ulaşamadığı, ulaşmak istemediği.

İnsan elinin değmediği,

yeşilin yeşil, mavinin mavi olduğu

yerde olmak vardı..


çağındeniz
Müsteşar
21 Aralık 2011 22:15

masallara kanmak vardı şimdi ..


...fuzüli...
Kapalı
21 Aralık 2011 23:34

şimdi ölmek vaktidir

geceyle tükenmeden karanlık

dünde kalmadan düşlerim

ve harcanmış

tüm sevişlerim adına

güneş ağartmadan ufku

ölmeli içimdeki tutku

....


pent.hos
Kapalı
23 Aralık 2011 19:40

şimdi,

biraz şarabım olmalıydı,

birazda sen,

biraz onu içmeli

birazda seninle sevişmeliydim,

gelirsen

birazda tütün getir,

dudaklarında içir bana,

:((


mıcrobio
Kapalı
26 Aralık 2011 21:29

şimdi bahar olsaydı

çok sıkıldım kıştan:(


eşit mesafe
Kapalı
26 Aralık 2011 21:48

şimdi birine mesaj veresim geldi....

*

ÖN YARGI ile ilgili güzel bir hikaye..

*

Bir gece kadının birisi havaalanında bekliyordu. Uçağın kalkmasına epeyce zaman vardı.

Havaalanındaki dükkandan bir kitap ve bir paket bisküvi alıp kendine oturacak bir yer buldu.

Kendisini kitabına kaptırmış olmasına rağmen, yanında oturan adamın, olabildiğince cüretkar bir şekilde aralarında duran bisküvi paketinden birer birer alıp yediğini farketti, ne kadar görmemezlikten gelmeye çalışsa da...

Bir taraftan kitabını okuyup bisküvisini yerken, gözü de saatteydi. ?Bisküvi hırsızı? bisküvileri hızla tüketirken, kadın sinirlenmesini engelleyemiyordu ?kibar bir insan olmasaydım, şu adamın gözlerini morartırdım? diye içinden geçirdi.

Her bisküviye uzandığında, adamın eli de uzanıyordu. Sonunda tek bir bisküvi kalınca ?bakalım şimdi ne olacak?? dedi kendi kendine.

Adam, yüzünde asabi bir gülümsemeyle, son bisküviye uzandı ve ikiye böldü, yarısını ağzına atarken diğer yarısını kadına uzattı. Kadın adamın elinden kapar gibi aldı ve ?aman Allah'ım, bu ne cüret, ne kaba bir adam, üstelik teşekkür bile etmiyor? diye düşündü.

Hayatında bu kadar sinirlendiğini hatırlamıyordu. Uçağın kalkacağı anons edilince derin bir nefes aldı, hırsla eşyalarını toplayarak kalktı, ?bisküvi hırsızı?nın yüzüne bile bakmadan çıkış kapısına yöneldi. Uçağa bindi ve rahat koltuğuna oturdu. Daha sonra kitabını almak üzere çantasına uzandı. Çantasına elini uzatınca gözleri şaşkınlıkla açıldı, gözlerinin önünde bir paket bisküvi duruyordu! Çaresizlik içinde inledi; ?Bunlar benim bisküvilerimse eğer, ötekiler de onundu, ve benimle her bir bisküvisini paylaştı!? Üzüntü ile özür dilemek için çok geç kaldığını anladı.

Kaba ve cüretkar olan ?bisküvi hırsızı? kendisiydi.


...fuzüli...
Kapalı
27 Aralık 2011 00:08

tam da şimdi

şu üzerime çöreklenen

ay ışığına inat

gecenin mezarını kazmak var!

....


*rengarenk*
Kapalı
27 Aralık 2011 23:21

Şimdi miydi daha mı önceydi yoksa?

Yazar,çizer,okur,gezerdim sanki.

Önce miydi daha mı sonra yoksa?

Ben "ben" olmayı seçerdim sanki.

Sonra mıydı şimdi mi yoksa?

Seçimlerimle severdim sanki.

Zamansızlık içinde bir zaman,

Mekansızlık içinde bir mekan yaratıp

Ya-za-ma-dan,çi-ze-me-den;

Okuyup,gezip,seçip,sevip

En önemlisi de kendimden verip

Kendim olma vakti...


mıcrobio
Kapalı
29 Aralık 2011 21:28

vakit gitme vaktiyse

beklemeden

şimdi gitmeli

sıcağı sıcağına

Toplam 449 mesaj
12345678910111213»

Çok Yazılan Konular

Sözlük

Son Haberler

Editörün Seçimi