Editörler :
04 Ağustos 2011 18:20   


Başkasına Kitap Vermeyenler

(Bu yazının istisnası öğrencilerime verdiğim kitaplardır.)

Paylaşıma kapalı bir kişiliğe sahip değilim. Ancak bu özelliğim kitaplarım için geçerli değil. Kitaplarımı kimseyle paylaşamıyorum. Okuduğum bir kitabı içselleştiriyorum. Bir süre sonra kitabım bir kitap olmaktan çıkıyor ve benden bir parça oluyor. İçimi döktüğüm, konuştuğum, güldüğüm, hüzünlendiğim bir arkadaşım oluyor. Beni karşılıksız ve çıkarsız seven ve benden hiçbir istekte bulunmayan bu arkadaşımı çok seviyorum. Bu sevgi herhangi bir sevgiden öte içgüdüsel bir sevgi kıvamında oluyor. Belki sevgiden de öte bir şey... Beni en iyi anlayan bu arkadaşım ona içimi dökerken hiç sesini çıkarmıyor. Uysallığını her daim koruyor, bana hiç sitem etmiyor. Sayfalarını çevirirken, "yavaş ol, canımı acıtıyorsun!" bile demiyor. Ona dünyanın en iyi arkadaşı olduğunu söylediğimde utanıyor, beni şımartmayın dercesine mahcuplaşıyor. Çok mutlu olduğumda, mutsuzluğun dibine vurduğumda, iç güveysinden hallice olduğumda hep yanımda oluyor. Tek bir şikayeti yok bu kadim dostumun. Sayfalarının neresinde olursam olayım, "ben hep seninleyim..." dercesine göz kırpıyor bana.

Markete gittiğimde bir insan yüzünde onu görüyorum, ramazan geldiğinde bir tasavvuf müziğinde onu dinliyorum, oyuncağını arayan bir çocuğun izinde onu yakalıyorum. O benim hep yanımda, benim en özel anlarımda. Paylaşamıyorum bu arkadaşımı kimseyle. Çünkü ben ondayım, o bende. O benim nefes alışımda ben onun nefes verişindeyim. O benim ruhumun derinliklerinde, ben onun sayfalarındaki cümlelerin içindeyim. O benim en özel arkadaşım. Bazen kavga ettiğimiz olsa da birbirimize sessizce sokulup özür diliyoruz. Kavgamızda bile birlikteyiz. İşte ben böyle bir arkadaşı kimseyle paylaşamıyorum.

O benim en sevgili arkadaşım, isteyene vermiyorum onu. Çünkü bu en özel arkadaşıma başkasının dokunmasını istemiyorum. "Abartılı bir sevgi bu, bir nesneye gereğinden fazla önem veriyorsun!" diyenler de oluyor. Sonsuza kadar bunu diyen insalar olsa da bu arkadaşımı kimseyle paylaşmayacağım. Pay laş ma ya ca ğım. Bu konuda dünyanın en bencil insanı bile olsam!..

04 Ağustos 2011 18:45

"bozkırkurdu"
Aday Memur

"O benim nefes alışımda ben onun nefes verişindeyim."

Elim çenemde dakikalarca düşündüm... "O benim nefes alışımda ben onun nefes verişindeyim."

Yakaladığım cümle kitap paylaşımı (vermeme) ile belki bire bir alakalı değil, o yüzden başlığın genel gidişine gölge olmasın. Ama bu cümleyi belirtmeden de geçemezdim...

05 Ağustos 2011 14:03

külkardeşliği
Aday Memur

en güzel en vefalı dostumuz bende incitmeye kıyamıyorum bi bebek gibi gelıyor bana ..kı ben de aynısını yaşıyorum diyebilirim paylaşamıyorum kimse ile

05 Ağustos 2011 14:07

külkardeşliği
Aday Memur

bozkrkurdu

Elim çenemde dakikalarca düşündüm... "O benim nefes alışımda ben onun nefes verişindeyim."

bu hangi kitapta alıntı

05 Ağustos 2011 15:30

esitlik
Şube Müdürü

ne ilginçtir ki ben de kitaplarımı almak isteyenler olunca vermek istmiyorum. aynı kitabı ikinciye okumuşluğum hiç yoktur ama yine de başkasına vermek zor geliyor. kitaplarıma sizin hissettiğiniz kadar derin şeyler hissetmiyorum. yine de veremiyorum. bendeki kitabın aynısından arkdşıma yenisini alabilirim, yeter ki benimki bende kalsın. cimrilik değil bu. tanımlanması zor bir his.

05 Ağustos 2011 15:39

"bozkırkurdu"
Aday Memur
05 Ağustos 2011 17:18

Türkçeci0505
Başbakan Müsteşarı

Sn. külkardeşliği,

Alıntı olarak yorumladığınız cümleyi bir kitapta okumuş olabilirim, o an içimden geçmiş olabilir, tanıdığım ya da tanımadığım birisi söylemiş olabilir. Kopyala yapıştır olayını sevmem; birisinden doğrudan alıntı yaparsam bunu paylaşımda bulunduğum başlıklarda belirtirim. Buna takılmanızı pek anlayamadım. Sizin ve diğer arkadaşların yorumlarına da teşekkür ediyorum.

05 Ağustos 2011 17:31

Türkçeci0505
Başbakan Müsteşarı

Kendimi zorluyorum. O cümleyi bir kitapta okusaydım bunu bir şekilde hatırlardım çünkü hoşuma giden cümleleri mutlaka defterime not ederim. Defterime baktım; böyle bir not yok. Ben bu başlığı dün açtım ve yazarken içimden öyle geldi. Belki bilinçaltıma işlenmiş, geçmişte birisinden duymuş da olabilirim.

Başlıkla doğrudan ilgisi olmayan böyle sorularla başlığın amacıyla örtüşmesini engelliyoruz ve bu da başlığın/başlıkların niteliğini düşürüyor. Biz, başkasına kitap vermeyenlerden bahsediyorduk. Kaldığımız yerden devam edebiliriz. :)

05 Ağustos 2011 17:41

gull590
Kapalı

kitaplarımı vermeyi bende sevmiyorum isteyen oluncada geri de çeviremiyorum yerleri eksik kalıyo sinir oluyorum gördükçe:D bide sayfası falan kıvrılmış yıpranmış gelince cidden çok üzülüyorum belki saçma ama ben çok değer veriyorum cimrilk değil paylaşma duygusunuda bilmedğimzden değil ama değişk bişey ..

10 Ağustos 2011 18:34

dicle-fen21
Genel Müdür

ben paylaşmayı seviyorum nedense.bitirdiğim ve etkilendiğim kitapları arkadaşlarıma biraz anlatıp ödünç veriyorum.

11 Ağustos 2011 20:30

dadaşlardiyarından
Kapalı

ben de başkalrıyla kitap paylaşmaktan hoşlanmam

11 Ağustos 2011 22:21

''süveyda''
Daire Başkanı

evet vermiyorsunuz kitaplarınızı :(

12 Ağustos 2011 11:16

Biy0
Şube Müdürü

Okuduğu kitabı hediye edemeyen arkadaşlara bir soru soracağım. Hiç üzerine notlar alınmış, anlamlı olduğu düşünülen yerlerin altı çizilmiş, okunma tarihleri atılmış; kısacası size hediye eden dostunuzun duygu ve düşüncelerini hissedebileceğiniz bir kitap okudunuz mu? Özel günler için çok güzel bir hediye; geriye dönüp baktığınızda çok güzel bir hatıra olacaktır. Tavsiye ederim.

Aynı filmi iki kere izlemekten hoşlanmam, aynı şarkıyı genellikle tekrar dinleyemem. Hafızamda yer etmesi benim için yeterlidir. Geçmişte okuduğum bir kitap için olsa da tekrar okusam demem. Sürekli yeni maceralar aramak daha heyecanlı gelir.

Okuduğum kitap nerede bittiyse genellikle orada kalır. Başka birisinin görüp alabileceği şekilde yanı başıma bırakıp kalkar giderim. Bazen kitabını unuttun diye uyaranlar oluyor. Kitabı saklamak o kadar içimize işlemiş ki bunu açıkladığımda bakışlar beni rahatsız edebiliyor:)İtiraf ediyorum teşekkür ederek sanki kitabı unutmuş gibi alıp, yol üzeri başka bir yere bıraktığım da oldu:)))

12 Ağustos 2011 21:45

Türkçeci0505
Başbakan Müsteşarı

Üzerine notlar alınmış, altı çizilmiş kitaplardan okuyucunun etkileneceği düşüncesindeyim. Okur, okuduğu kitapta kendi dünyasının sınırları içerisinde dolaşır, okuma sürecinde istemli ya da istemsiz bir yol çizer kendine. Bu çizdiği yolda uçuruma düşecekse ya da düzlüğe çıkacaksa kendi belirlediği yol haritası üzerinden yapar bunu. Başkası tarafından altı çizilmiş, çeşitli notlar düşülmüş, birtakım tarihler atılmış sayfaların okuru önemli ölçüde etkileyeceğine ve bunun aşırıya kaçtığı durumların okuru, okunulan kitabın değil o notları düşen kişinin tutsağı haline getireceğine inanıyorum.

12 Ağustos 2011 22:38

&&&,06neslihan06,&&&
Yasaklı

Bencil değilim ama kitaplarım geri gelmeyince çok kızıyorum bu nedenle paylaşma konusunda düşünüyorum,kitaplarıma numara verip okunduktan sonra kitaplıgıma koyup tozlanmalarınıda istemem ama kitaplarımı seviyorum.

13 Ağustos 2011 11:02

Biy0
Şube Müdürü

Türkçeci0505 hocam, kısmen size hak veriyorum. O kişiyi düşünerek okunacak bir kitap, elbette özünü kaybeder. Benim iddiam zaten bu noktadan itibaren başlıyor. Ortaya çıkacak harman daha güzel tat bırakıyor diyorum. Yanlız şöyle birşeyi eklemediğimi farkettim. Bu yazma çizme olayı herkesin yapabileceği birşey değil. Herkesin karaladığı kitap güzeldir diyemem. Sadece özel dostluk bağı ve paylaşımı olan kişiler arasında olabilecek birşeydir ki aynı zamanda bir edebi üstünlük olması daha uygun olur. O satırları önce kendin okursun. Ardından düşünmediğin boyutta okuyan kişinin yorumlarına gözlerin takılır. Düşünür durursun...

15 Ağustos 2011 15:27

pınar polat
Daire Başkanı

ilk cümleyi okyunca "aşağıdakilerden hangisi "diye devam edecek sandım :) kpss türkce sorusu gibi olmuş

30 Eylül 2011 15:06

by abdül
Genel Müdür

para verıp almadıgım hıç bır kıtabı okuyamıyorum okusam da o kadar zevk alamıyorum .. ama parasını verıp aldıgımn kıtabı zevkle okuyorum ...

01 Ekim 2011 19:29

Şencan'
Aday Memur

Artık hiç kimseye kitap vermiyorum. Bu kararımda verdiklerimin geri gelmemesinin rolü tabii ki büyük; ama son birkaç yıldır emanet alınıp okunan kitapların okuyana katkısının azaldığına dair bir düşüncem oluştu. Bu yüzden kendim de emanet kitap almıyorum.

Kitaplarımı korumak için de kitaplığımdaki şiir ve romanları arka sıralara koyuyorum, çünkü eve gelenler genellikle bu tür kitapları istiyorlar. Çoğu kişinin ilgisini çekmeyecek mesleki ve kuramsal kitapları ise ön sıralara diziyorum. Ayrıca artık çevremdekilere kitap ismi de vermemeye çalışıyorum, çünkü aldığım cevaplar genellikle, "sende varsa verir misin" şeklinde oluyor.

06 Ekim 2011 19:49

yeni uyanmış....
Aday Memur

buradan yüzüklerin kardeşliğini alan ve getirmeyen arkadaşıma sesleniyorum :kırdın beni bil

08 Ekim 2011 23:42

(S)_*Ela*m_
Yasaklı

ben de aynı şekilde, kitaplarımı belki ödünç olarak verebilirim, ama o kişiler istisnadır yani gerçekten iyi bir kullanıcı olduğuna inandığım içindir.

kız kardeşim de ben gibi :)

Toplam 78 mesaj
 
ANKET
Sizce, Kurban Bayramı tatili 9 güne çıkarılmalı mı?