Editörler : ÇOTANAK
24 Aralık 2011 11:04   


Yasaklı
Dinler tarihi, özet.

Dinlerin T asnifi

1. Tek tanrılı (ilahi) dinler. 2. Dualist (iki tanrılı) dinler (Mecusilik). 3. Cok tanrılı dinler (Eski Yunan, Roma ve Mısır dinleri gibi). 4. Tanrı konusunda acık ve net olmayanlar (Budizm, Şintoizm gibi). Sosyolojik-tarihi acıdan yapılan din tasniflerinden birisi şu şekildedir: a) Kurucusu olan dinler (Yahudilik, Hıristiyanlık, İslam, Budizm gibi). b) Geleneksel dinler (kimin tebliğ ettiği belli olmayan dinler, ilkel dinler, Eski Yunan, Eski Mısır dini gibi . İslami kaynaklarda vahye dayanan dinler icin genellikle ?milel?, batıl dinler icin ? nihal? kelimeleri de kullanılır. Nihle ( coğulu nihal) kelimesi, din icinde oluşan fırka anlamında da kullanılır. Bir diğer tasnif ise şoyledir:

1. İlkel dinler. Bundan maksat, bazılarının dini gelişmenin ilk basamağı olarak duşundukleri animizm, naturizm, totemizm, fetişizm gibi aslında sadece bir kult olarak dikkate alınabilecek nazariyeler değil, ilkel kabile dinleridir ( Nuer, Dinka, Ga dinleri gibi).

2. Millî dinler. Genellikle bir kurucusundan soz edilmeyen, sadece bir millete ait olan geleneksel yapıdaki dinlerdir (Eski Yunan, Mısır, Roma dinleri gibi).

3. Dünya dinleri. Hıristiyanlık ve İslam gibi. Coğrafi-tarihi acıdan ise dinler; Ortadoğu veya Sami grubu (Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslam , Hint grubu (Hinduizm, Budizm, Jainizm), Cin-Japon grubu ( Konfucyusculuk, Taoizm, Şintoizm), Afrika grubu şeklinde bir ayırıma tabi tutulabilir.

Mecûsîlik: En eski dinlerden biriydi ve Zerduşt?un getirdiği dinin bozulmuş şekline verilen addır.

Brahmanizm: Cok tanrılı bir dindir. Hintliler Tanrı?nın kendisini tarihin her devresinde ceşitli şahsiyetlere burunerek insanlara gosterdiğine inanırlar.

24 Aralık 2011 11:15

&&&06neslihan06&&&
Yasaklı

Yahudilil(musevilik)

Yahudilik ya da Musevilik ) , ilk olarak İbranilerin Kutsal Kitabı (Tanah) ile gelen, ardından da Talmud'da ve diğer kutsal metinlerde daha da kapsamlı bir şekilde incelenip yorumlanan inanç ve uygulamalar bütününe verilen addır. Musevilik, İsrailoğulları (daha sonra da Yahudi ulusu) ile Tanrı arasındaki akde dayalı ilişki şeklinde kendini gösterir. İlk tek tanrılı din ya da dinlerden biri olarak kabul edilmekte ve hâlen günümüzde uygulanan en eski dini gelenekler arasında yer almaktadır. Tarihi, ilkeleri ve etiği ile Hıristiyanlık ve İslamın yanı sıra, kimi semavi olmayan dinleri de etkileyen Museviliğin dini metinleri ve geleneklerinin birçoğu diğer semavi dinlerin de merkezinde yer alır. Batı Hıristiyanlığının temelini oluşturan Musevilik, birçok yönü ile laik Batı kavramları olan etik ve medeni hukukla da benzerlikler gösterir.

Gerek sonradan bu dine geçen gerekse doğuştan Yahudi ulusuna mensup olan (laikler de dahil), Yahudiliğin takipçilerine Yahudi adı verilir. Yahudi topluluğu, kutsal metinlerinde bir dinin takipçilerinden ziyade, bir ulus olarak tanımlanmalarından ötürü bir dinsel etnik grup olarak kabul edilir. 2007 yılı itibariyle, dünya üzerindeki Yahudi nüfusunun, yüzde 41'i İsrail'de,[2] yüzde 40'ı ise Amerika Birleşik Devletleri'nde olmak üzere 13,2 milyon olduğu tahmin edilmektedir.

Günümüz Museviliğinde, merkezi otorite tek bir kişi ya da kuruma değil, kutsal metinlere, din hukukuna ve bu metin ve kanunları yorumlayan bilge hahamlara verilmiştir.

24 Aralık 2011 11:32

&&&06neslihan06&&&
Yasaklı

Hristiyanlık

Hz. İsa'nın tebliğ ettiği fakat daha sonraları tahrif edilen din.

Günümüzde dünyanın her tarafından mensubu bulunan ve dünya nüfusunun l/5'inin dini olan Hrıstiyanlık, Filistin bölgesinde doğmuş evrensel bir dindir. Bir milyar civarında mensubu vardır. Menşei itibariyle vahye dayanan ve kutsal kitabı olan, özde tek tanrılı olmakla beraber, sonradan teslis inancına dönüştürülmüş bir dindir. Bu dinde ayrıca peygamber, melek, âhiret kader gibi dini kavramlar bulunsa da, bu kavramları anlayış ve açıklayış şekli İslâm'dakinden farklıdır. Hristiyanlıkta Hz. İsa merkezi bir öneme sahiptir. Bugünkü Hristiyanlık, Yahudilikteki inanç ve ibadet gelenekleriyle, Yunan-Roma (Greko-Romen) âleminin kültürlerini birleştiren bir kurtarıcı tanrı dinidir. Nâsıralı İsa'yı merkeze alan bir Yahudi Mesihi hareketidir. İsa, İsrâil'i, gelecek tanrı'nın krallığı'na hazırlamak istemiştir. Ancak bugünkü Hristiyanlık, İsa'nın havârîlerinin arasına sonradan giren Pavlus'un yorumları ile değişik bir hüviyet kazanmıştır (Annemarie Schimmel, Dinler Tarihine Giriş, Ankara 1955, s. 117 VD. A. Abdullah Masdûsi, Yaşayan Dünya Dinleri (trc. Mesud Sadak), İstanbul 1981, s. 170-201; Ekrim Sarıkcıoğlu, Başlangıçtan Günümüze Dinler Tarihi, İstanbul 1983, s. 200 vd.; Günay Tümer-Abdurrahman Küçük, Dinler Tarihi, Ankara 1988, s. 136 vd.)

Hristiyan, Mesih'e bağlı demektir. Bu kelime, Yunanca "Hristos"tan gelir. İbranîcesi "Maşiah"dir, yağlanmış anlamını ifade eder. İncillerde "Hristiyan", "Hristiyanlık" gibi terimler yer almaz. Bu terimler, ilk defa Hz. İsa'dan 20-30 sene sonra Antakya'da kullanılmıştır (Resullerin işleri, XI, 26). İnciller daha çok, Hz. İsa'ya ağırlık vermektedirler ve onun bir tür hayat hikayesi durumundadırlar.

Hristiyanlık aslında tek tanrı anlayışını esas alan bir dindir. İncillerde ve diğer yazılarda bu hükmü doğrulayacak ifadeler vardır. Allah'ın birliğinden söz edilmektedir (Yuhanna, V, 44). Fakat yine aynı metinlerde bir kısım ifadeler, mecâzî deyimler, daha sonraları bir üçleme (teslis) anlayışına yol açmıştır. Bunda, İncil yazarları ile Hz. İsa arasındaki zaman aralığının rolü vardır. Öte yandan, Hristiyan Kutsal Kitabı'nda teslis, hiç bir yerde açıkça zikredilmemiştir. Ancak "ben ve baba biriz", "baba'nızın ruhu", "Allah'ın ruhu" gibi ifadeler, zamanla Allah'ın yanında İsa ve kutsal rûhun da tanrı sayılmasına kadar varan yorumlara yol açmıştır. Bu yorumları ilk başlatan, havârîlere sonradan katılan Pavlus olmuştur. "Hz. İsâ zamanındaki en büyük ilâhiyatçısı" olarak tanımlanan Pavlus, bugünkü Hristiyanlığın kurucusu olarak bilinmektedir. Modern bilginlere göre günümüz hristiyanlığı, Hz. İsa'nın getirdiği nizamdan çok, Pavlus'un yorumlarından ibarettir. Hatta denilebilir ki, sonraki yüzyıllar, dini inançlarını İncillerden çok, onun yorumlarına dayandırdılar. Pavlus'un telkinleri, Allah'ı değil, İsa Mesih'i ağırlık merkezi olarak almıştır. Ona göre İsa, sâdece bir insan değil, Tanrı'nın kudretiyle diriltilen bir kimse idi.

Hz. İsa'nın çarmıha gerilmiş olması ve tekrar dirilmesi, insanların Hz. Âdem'in Cennet'te, yasak meyveden yemiş olması sebebiyle doğuştan günahkâr oldukları inançları da Pavlus tarafından Hristiyanlığa sokulmuştur.

24 Aralık 2011 11:35

&&&06neslihan06&&&
Yasaklı

Yehova'nın Şahitleri

Yehova'ya inanırlar. Kutsal Kitap'ta Yehova isminin binlerce kez geçtiğine ve bunun Tanrı'nın özel ismi olduğuna inanırlar. Dünya çapında 7 milyona yakın inananı olan bir topluluktur ve dünyada 236 ülkede faaliyetlerini sürdürmektedir.[

İncil'i gerçek anlamda hayatlarında uygularlar. İsa'ya inanırlar. Gerçek dini bugünkü Hıristiyan aleminin değil, İ.S. 1. yüzyıldaki Hıristiyanların uyguladığına inanır ve buna bağlı kalırlar. İncil'in oriantalistik özelliğine inanırlar. Ahiret inançları kuvvetlidir. Gerçek dinin bir tane olduğuna, bunun hangi din olduğununun ise Kutsal Kitap'ta (Tevrat, Zebur, İncil) belirtildiğine inanırlar. Başkalarının inançlarına saygı gösterirler.

İnanç olarak askerlik yapmazlar, savaşa katılmazlar, siyasete karışmazlar ve kan nakli yaptırmazlar. Dünyadaki sorunların ancak Tanrı'nın gökteki Krallığı (yönetimi) tarafından çözüleceğine inanırlar.

Yeryüzünde yaşayan kötü insanların kıyamette yok olmayacağına, Yehova ve Göklerin Krallığı'nin tek sahibi İsa Mesih tarafından yeri iyi insanlara ebediyen cennet olarak verileceğine inanırlar. Yalnızca Cennet inancı vardır. Ateşli bir cehennem azabı öğretisine inanmazlar. Bunun yerine Tanrı adaletini kötü yürekli kişileri ebediyen yok ederek göstereceğine inanırlar. Ölümü kötüye bir ceza olarak kabul ederler. Bu anlamda tekrar dirilme inançlari vardir fakat dirilecek olanlar bu dünyanın cennete dönüşmüş halinde yaşayacaktır. Yani cennete kavusamama ebediyen ölüm halinin devamını ifade etmektedir.

24 Aralık 2011 11:37

&&&06neslihan06&&&
Yasaklı

İyi ki yahudi veya hrıstiyan değilim:)

Bir gün bir dine inanmak istersem bu kesinlikle İSLAMİYET olur.

24 Aralık 2011 11:48

&&&06neslihan06&&&
Yasaklı

İslam, İslamiyet veya Müslümanlık;

Ttek tanrı inancına dayalı en yaygın İbrahimî dinlerden biri. İslam, peygamberi Muhammed aracılığıyla 7. yüzyılda yayılmaya başlamıştır. İslam dinine mensup kişilere iman etmiş (inançlı)[4] anlamında Mü'min veya (Allah'a) teslimiyet gösteren anlamında Müslüman denir. Zaman zaman gayrimüslim kaynaklarda tercih edilen Muhammedcilik ve Muhammedci tanımlamaları, Müslümanlarca kullanılmaz. Müslümanlar, İslam'ın kutsal kitabı Kur'an'ı oluşturan surelerin Cebrail adındaki melek aracılığıyla sözlü olarak Muhammed'e vahyolunduğuna inanır.

Müslümanlığın en büyük iki mezhebi, sıklıkla siyasal mezhepler olarak tanımlanan Sünnilik ve Şiiliktir. Bunların dışında hukuk, itikat gibi çeşitli kategorilerde birçok mezhebi içinde barındırır. İslam dininin temelinde, tüm büyük mezheplerinin kabul ettiği, tevhit ilkesi yatar ki bu kavram Allah'ın varlığı ve birliğine inanmak anlamına gelir.

İslam peygamberi Muhammed, İslam dinini yaymasının yanı sıra bir İslam Devleti de kurmuş, daha sonra bu İslam Devleti farklı hanedanlarca uzun süreler boyunca yönetilmiştir. Bu devletlerin yöneticileri halife unvanını taşımışlardır. Farklı bölgelerdeki halklar İslam'ı benimsemeye başlayınca, farklı ve yeni Müslüman devletler de oluşmuştur.

24 Aralık 2011 11:52

&&&06neslihan06&&&
Yasaklı

İslam dinine göre Allah insanları İslam inancına çağırmak için birçok peygamber göndermiştir. Bunlardan bazıları ismen Kur'an'da zikredilir. Nitekim bu peygamberlerin birçoğu Hıristiyanlık ve Musevilik'te de peygamber, aziz, din büyüğü, ata ya da siyasi şahsiyetlerdir ve onlara dair kıssalar büyük benzerlik gösterir. Hristiyanlık ve Musevilik'ten farklı olarak, Kur'an'a göre Allah insanlığa son bir peygamber göndermiştir ve bu peygamber Muhammed Mustafa'dır.

İslam'a göre kaç peygamber olduğu tartışma konusu olmuştur. Kur'an'da sadece 25 tane peygamber ismen anılır. Bununla birlikte, Mü'min suresi'nin 78. ayeti gerek İslam'daki peygamber anlayışı gerekse peygamberlerin sadece Kur'an'da adı geçenler olup olmadığı üzerinedir:

"Andolsun, senden önce de peygamberler gönderdik. Onlardan sana anlattıklarımız da var, anlatmadıklarımız da var. Hiçbir peygamber Allah'ın izni olmadan bir mûcize getiremez. Allah'ın emri gelince de hak yerine getirilir. İşte o zaman bunu batıl sayanlar hüsrana uğrarlar.

Çeşitli hadislerde kaç tane peygamber olduğuna dair bazı sayılar verilmiştir ve sonraki dönemlerde birçok kitapta farklı kaynaklara dayanılarak birçok sayı ortaya atılmıştır; bununla birlikte üzerinde anlaşılan ve kesin kabul edilen bir sayı yoktur. Kur'an'da tam olarak kaç tane peygamber gönderildiği açıklanmaz.

İslam'da peygamberlik kavramı ikiye ayrılır: Nebiler ve resuller. Buna göre resuller kendileriyle birlikte yeni bir şeriat (dinî hükümler) gönderilen peygamberlerdir, Allah'ın elçileri olarak yorumlanırlar. Her resulün nebi olduğu, buna karşılık her nebinin resul olmadığı söylenir. Nebilerin beraberlerinde yeni bir şeriat getirmediklerine, kendilerinden önce gelen en son resulün şeriatına uygun hükmettiklerine inanılır. Buna göre son peygamber olarak kabul edilen Hz.Muhammed bir resuldür ve beraberinde getirdiği şeriat son ve Müslümanlar için şu an geçerli olan tek şeriattır. Gerek Şia, gerekse Sünnilik'te peygamberlere inanmak önemli bir yer tutar ve inanç esaslarından sayılır

NOT;son peygamber'in olarak hz Muhammed olduğu bildiirlmiştir bu nedenle mesih ve mehdi beklemekten vazgeçiniz:)

26 Aralık 2011 13:51

ruhsuz adam
Kapalı

okuyanlar faydalanmıştır umarım....

Hak dinler

bozulmuş dinler

din sayılan inançlar diye de özetleyebilir miyiz diye düşünmek lazımdır.....

Hak dinler de teklik varken digerlerinde Tanrı yanında yeni ialhlar- yardımcılar var anlaşılan.....

"NOT;son peygamber'in olarak hz Muhammed olduğu bildiirlmiştir bu nedenle mesih ve mehdi beklemekten vazgeçiniz:)"

bu söz ?????

Türklere islamın arap versiyonundan geçme halinde mehdi -mesşh anlayışı da girmiştir.....

sultan sencer , burda benden başka mehdi çıkmaz derken, bugün sokaktaki deli bile mehdi bekler hale gelmiştiri....

29 Aralık 2011 22:17

ceyhnlı
Yasaklı

seni islama davet ediyorum neslihan,

http://www.hakikatkitabevi.com/turkce/tam_ilmihal.asp

bu kitabıda okumanı şiddetle tavsiye ediyorum.sanırım evlisin, coluğun cocğun torunun torban olur ilerde, onlarada okut.. cocukların güzel müslüman olsunlar.

07 Ocak 2012 15:56

&&&06neslihan06&&&
Yasaklı

Dinlerin kökeni purperestlik mi?

Putperestlik, Farsça kökenli bir sözcük olan put sözcüğünden türemiştir. Tanımı şöyledir: Bazı ilkel toplumlarda doğaüstü güç ve etkisi olduğuna inanılan canlı veya cansız nesne, tapıncak, sanem, fetiş.

Buradan yola çıkarak putperestlik tanımını; doğaüstü güç ve etkisi olduğuna inanılan canlı veya cansız nesne tapımı, olarak yapabiliriz.

Putperestlik farklı şekillerde tanımlandığı ve farklı çeşitleri olduğu gibi aynı zamanda paganizm ile denk biçimde kullanılmıştır. Fakat paganizm ve putperestlik farklı anlamları içerir.

Paganizm, Latince paganus yani kırsal sözcüğünden türemiştir. Roma dönemi şehirlerde yayılan Hristiyanlığın köylüleri etkileyememesinden dolayı Hristiyanlık dışında kalan inançlar pagan olarak adlandırılmıştır. Günümüzde İbrahimi dinlerin, diğer inançlara verdiği genel isim olup politeizmi, çok tanrıcılığı ve putperestliği kapsar.

Bu başlık altında paganizm ve putperestliğe ait adet ve ibadet şekillerini ele alacak, özellikle İslam öncesi Arap putperestliğinden örnekler vereceğiz.

1- Ayinler

Kutsal ve özel günlerde genellikle mabetlerde toplanan putperestler geleneklerine göre çeşitli gösterilerde bulunur, ilahiler söyler, toplu ritüeller yaparlar. Ateş üzerinden atlama ya da ateş üzerinde yürüme, vücutlarına şiş batırma bu gösteri örneklerindendir. Kutsal bir puta, geçmişteki kutsal saydıkları kişiden kaldığına inandıkları bir nesneye saygı gösterisinde bulunur, etrafında döner ya da koklayıp öperler. Yıllık ayinlerin dışında mevsim başlarında, özellikle ilkbahar ve sonbaharda yapılan ayinler de vardır.Belirli günlerde güneş ve ay festivalleri yapılır.Türlerine göre ayinlerde kutsal saydıkları sudan içer, kutsal saydıkları yiyecekten yerler. Dualar eder, dileklerde bulunurlar.Putperestlerin bu ayin adetlerinin İbrahimi dinlere de geçtiği görülmektedir.Noel kutlamaları Mitra paganlarından geçmedir.Putperest Arapların yevmül Arabu dedikleri cuma toplantıları, kandil geceleri, aşure günleri, cem ayinleri pagan kökenlidir.

07 Ocak 2012 16:01

&&&06neslihan06&&&
Yasaklı

2- Namaz

Putperest ibadetlerinden biri namazdır.Namaz, güneş kültünün ritüellerinden biridir ve Hint kökenli bir ibadettir.İslam öncesi Araplar da namaz kılarlardı. Günümüzde Hindular da namaz ritüellerini devam ettirirler. Sansktitçe "Surya" güneş Namaskara" ise selamlama veya bağlantı demektir. Böylece "Surya Namaskara" ?güneşle bağlantı? anlamına gelmektedir. Surya Namaskara, bedende akan güneş enerjisinin canlandırma tekniğidir. Arap putperestlerinin namaz kıldığı Kur'an'da yazılıdır.

Enfal-35. Ve ma kane salatühüm ındel beyti illa mükaev ve tasdiyeh fe zukul azabe bi ma küntüm tekfürun.Bilindiği üzere Arapça'da salat namaz demektir.''Onların Kabedeki namazları, ıslık çalmak ve el çırpmaktan başka bir şey değildir. Küfrünüzden dolayı azabı tadın.Namaz törenlerindeki ıslık ve alkışlar nedeniyle putperestlerin kıldığı namaz eleştiriliyor. Putperestler de günde 5 vakit namaz kılarlardı.

Şaharit namazı - sabah namazı

Musaf namazı - öğle namazı

Minha namazı - ikindi namazı

Neilat Şerarim namazı - akşamüstü namazı

Maarib namazı - akşam namazı

kaynak; Hayrullah örs, Musa Ve Yahudilik, s.399-405; Doç.Dr. Ali Osman Ateş, Asr-ı Saadette İslam; Şaban Kuzgun, Hz. İbrahim Ve Hanifilik, s.117; Epstein, Judaism. kuran'da geçen namaz vakit sayısı 3 olmasına rağmen 5 vakit kılınıyor olması zamanla putperest döneme dönüldüğü şüphesi taşımaktadır.aynı şekilde abdest de putperestlerde vardı. Cünup olunca boy abdesti alırlardı. (İbn-i habib, Muhabber)

3- Oruç

Güneş kültüne sahip putperestlerin ibadetlerinden biri de oruçtur.Namaz vakitlerini güneş zamanlı ayarladıkları gibi oruçlarını da güneşin doğuş ve batışına göre ayarlarlardı.orucun başlangıcı bile İslamiyet'teki gibi ay'a göre tespit ediliyordu. Tıpkı, bugünkü müslümanlar gibi, ay'ı görmek için gözetleme heyetleri bile kuruluyordu. (Hayrullah Örs, Musa Ve Yahudilik) İslamiyet öncesi arap paganlarının ilginç gelenekleri vardı. Bunlar Ramazan dedikleri ayda bir ay oruç tutarlar, Mekke'ye Hacca gidip Kabe'nin etrafında yedi kez dönerler, "Kara Taş" ı ( Hacerül Esved) kutsal sayar onu öper ve günde dört veya beş vakit namaz (salat) kılarlar, şeytan taşlarlardı. ( Is Allah the Same God as The God of Bible?, M. J. Afshari, p 6, 8-9, İslam, Beliefs And Observances, Caesar E. Farah) Aişe anlatıyor: Islam öncesinde Kureyş, Aşure gününde oruç tutardı..(Buhari, e?s-Sahih, Kitabu?s Savm/1.) Sabiilik, yıldız kültüne sahip bilinen en eski pagan dinidir. İlginçtir ki Sabiiler de 3 vakit namaz kılar ve 1 ay oruç tutarlardı. Farz orucun dışında nafile oruçlara da sahiptiler.İbn Nedim, El Fihrist, s. 442-445) Kuran'da önceki toplumlarda da orucun olduğu yazılıdır:Bakara-183. Ey iman edenler, sizden öncekilere yazıldığı gibi, oruç, size de yazıldı (farz kılındı). Umulur ki sakınırsınız.

Eski Çağ dinlerinde, özellikle, rahiplerin Tanrılara yakınlaşmaya hazır olmalarını sağlamaya yarayan bir yoldu. Helenistik Dönemin inançlarına göre, Tanrılar bir takım kutsal öğretileri ancak oruç tutan kişilere vahiy yoluyla gönderirlerdi. Bazı eski kültürlerde ise oruç, öfkelenen Tanrıları teskin etme gibi amaçlara yönelikti. Sibirya Tungu şamanları ise, ruhlarla ilişki kurabilmek için oruç tutarlardı. Bütün dinlerde, belirli zamanlarda oruç tutma geleneği vardır. Budha rahipleri, gene belirlenmiş günlerde oruç tutarak günahlarını itiraf ederek, arınacaklarına inanırlar. Hindistan?da Sadhular gene günahlarından arınmak için oruç tutarlar. Çin?de göksel Yang ilkesinin başlamasından önce belirli bir süre oruç tutulur.

07 Ocak 2012 16:16

&&&06neslihan06&&&
Yasaklı

4- Hac

Önce Diyanet forumdan bir alıntı yapalım: ÇEŞİTLİ DİNLERDE HAC

Hac ibadeti pek çok toplumda bulunmaktadır. Japonlar, ataları Güneş'in, bir gün, hâlen kendilerinin üzerinde ikamet ettikleri adaya inip çevrede dolaştıktan sonra tekrar göğe hareket etmiş olduğunu düşünürler. Atalarının kendilerine bahşetmiş olduğu bu şerefin hatırası olarak Japonlar, yaya olarak aynı güzergâhı izlerler ve bu onların haccı olmaktadır. Hindistan'ın Hinduları başka bir hac telakkisine sahiptirler. Tanrı görülmediğinden, Ona tazimde bulunmak için ilâhî yaratıcı gücün en büyük tezahürlerinin ortaya çıkmış olduğu yerleri, ziyaret etmek gerekir. Ganj, en önemli nehirdir. Himalayalardan Bengal Körfezi'ne kadar kıtayı sular ve hatta denize açıldığı bir kayadan çıkan Ganj'ın kaynağını ziyaret etmek için yolculuk yapmak Hinduların en önemli haccıdır. Ganj, Alfahabad yakınında, diğer bir büyük nehir olan Jumma ile birleşir ve bu birleşme yerinde bilhassa ay ve güneşin tutulmaları gibi özellikle önemli vakitlerde yıkanmak da, Hindu dininin en büyük haclarından biridir.Gotama Buda, kendi dinin vahyini bir yabani incir ağacı altında almış olmakla meşhurdur. Önce bu ağacı, sonra da bu kutsal ağacın eskiden varolduğu yeri ziyaret etmek Budistlere göre haccın konusunu oluşturmuştur ve oluşturmaya devam etmektedir. Bir dinin ermiş kurucusunun doğum yeri, onun defnedildiği yer, bir mu'cizenin meydana geldiği yer, çeşitli toplumlara göre yeryüzünün farklı bölgelerinde hac yapılmasının sebeplerini oluştururlar.

İslam öncesi Araplar'da Kabe putperestlerin en kutsal mabediydi ve bölge halklarının hac mekanıydı. Kabe eldeki kanıtlara göre İbrahim peygamber tarafından mö 800 lü yıllarda yapıldığı bilinmektedir. Ayrıca Kabe hiçbir zaman yahudiler ve hristiyanlar tarafından kutsal sayılmamıştır. Tevrat ve İncilde Kabe ile ilgili tek bir ayet dahi olmaması bunu kanıtlamaktadır. kabe MÖ 800 lü yıllardan sonra putperestler tarafından Allahın evi olarak anılmaya başlanmıştır. (A Guide to the contents of Quran Faruq Sherif, Reading, 1995, pgs. 21-22., Muslim) Putperestler Kabe etrafında 7 kez tavaf yaparlardı. Kureyş dışından gelen Bedevi putperestler tavafı çıplak olarak yaparlardı. Putları ziyaret, Hacerül Esved taşına el sürme ve öpme, Safa ve Merve tepeleri arasında gidip gelme, şeytan taşlama hac ibadetinin en önemli ritüellerindendi.putperestlerin hac sırasında hep bir ağızdan yaptıkları telbiye de aynen şöyleydi:

Lebbeyk allahümme lebbeyk.

La şerike leke illa şerikun huve lek.

Temlikuhu ve ma-melek

5- Kurban

Kurban Hinduizm'de çok önemli bir yere sahiptir. Tanrılara sunulan her şey kurbandır. Hinduizm'de yaygın olan kansız kurbanlardır. Ancak yaz ve kış gün dönümleri münasebetiyle kanlı kurbanların da Tanrılar'a sunulduğunu görmekteyiz. Bu kanlı kurbanların en büyüğü ve özel bir tören gerektireni "Soma "kurbanıdır. Soma'da keçi ve inek gibi hayvanlar kurban edilir.Tanrıların öfkelerini teskin etmek maksadıyla sunulan bu kurbanların yanında özel hediyeler de Tanrılara sunulmuştur.Hinduizm'de sunaklarda en iyi hayvanların kurban edilmesi ve etlerinin iyi kısımlarının yine burada bulanan ateşlerde yakılma geleneği vardır. Hinduizm'in bir özelliği de ölmüş kişiler için kurban kesme şartını getirmiş olmasıdır.Hinduizm'e göre, ölüler kurbansız aç kalırlarmış.Eski çağlarda insan kurban edilmesi, bir nevi temizlenme ve sihir vasıtasıydı. Ailenin ilk çocuğu Tanrı'ya ait kabul edilir ve kurban edilmesi gerekirdi. Mısırlılar ise köpek başlı olarak tasvir ettikleri insanlara Ani" diyorlar ve onları "Ay Tanrısı"na kurban olarak sunuyorlardı. M. Eliade, Anadolu'da özellikle ilk çağlarda hasat mevsimi dolayısıyla yapılan insan kurbanı ve kafa kesme ayinlerine örnek olarak Frigyalılar'ı ele alır.

Frigyalıların yüzyıllar önce hasat zamanında insanları, başlarını kesmek suretiyle kurban ettiklerini, hatta elde mevcut delillere göre, o zamanlar bu âdetin Doğu Akdeniz'in her tarafında yaygın olduğunu kaydetmektedir.İslam öncesi Arapların da eski dönemlerde Sabah Yıldızı'na daha doğmadan büyük bir acele ile insan ve beyaz deve kurban ettikleri, yine önemli putlardan Uzza'ya oğlanlarla, kızların ve esirlerin de kurban edildikleri ileri sürülmektedir. Yakın dönemde ise insandan vazgeçilmiş, hayvan kurbanına geçilmişti.Putlara özel kurban kestikleri gibi genelde Safa ve Merve tepelerine dikilmiş kayadan putlara kurban keserlerdi. Bu kayaların bir İsaf diğeri Naile adlı puttu. İsaf ve Naile iki sevgiliydi ve Kabe?nin kutsallığını kirlettikleri için öldürülmüş, daha sonra efsaneleşerek kutsallaştırılmışlardı.Araplar, putlara adak da adarlardı. Dilekleri gerçekleştiğinde, önemli işlerinde ve uzun seyahatlerinde adak keserlerdi. Adaklarının çoğu da ilk çocuklarının erkek olması içindi.

07 Ocak 2012 16:25

&&&06neslihan06&&&
Yasaklı

6- Sünnet

Sünnet, yazılı tarihten önce başlamıştır. Antropologlar sünnetin başlangıcı hakkında görüş birliğine varamamıştır. Sünnetin tarihini M.Ö. 15.000 yıllarındaki taş devrine kadar götürenler varsa da antropolog Ashley Montagu?nun da savunduğu gibi 6.000 yıl önce antik Mısır?da sünnetin varolduğu kesinleşmiştir. Eski mısır piramitlerinde bulanan bazı mumyaların sünnetli oldukları görülmüştür. Tarih boyunca mısırlılar, Yahudiler ve Babillilerin sünnet adetine sahip oldukları tespit edilmiştir. sünnet pagan geleneğinin tek tanrılı dinlere uzantısıdır.İslam öncesi putperestler de sünnet adetine sahiptiler. Putperest Araplarda hem kadın hem de erkekler sünnet edilirdi. Erkeğin sünneti için hıtan" kadınların sünneti için "hafd" kelimesini kullanmaktaydılar. ancak el-hıtanan ifadesi sünnet edilen yer anlamına hem kadın hem erkek için müşterek kullanılırdı.Hadislerde Muhammed?in, halifelerin ve ashabın sünnetinden bahsedilmemesi, onların zaten putperest adeti gereğince sünnetli olduklarını gösterir.Kadın sünneti sadece putperest Araplarda değil, eski Mısırlılarda da mevcuttu. Mısır?da yapılan arkeolojik kazılarda bulunan bazı kadın mumyalarının sünnetli olduğu belirlenmiş, kadın sünnetinin nasıl yapıldığı M.Ö 1600?lü yıllardan kalan duvar resimlerinde detaylı bir şekilde tasvir edilmiştir.

Bu, kadın sünneti geleneğinin kökeninin çok eski çağlara dayandığının göstergesidir ve sünnet geleneğinin tarihinin tek tanrılı dinlerden daha eski olduğunu, asıl olarak bir pagan geleneği olduğunu, tek tanrılı dinlere pagan toplumlardan geçtiğini gösterir.BM istatistiklerine göre bugün dünyada 130 milyon kadın ve kız çocuğu sünnetli.Kadın sünneti esas olarak, Afrika kıtasının orta şeridinde yer alan 30 Afrika ülkesinde uygulanıyor. Bu bölgedeki kadınların neredeyse tamamı sünnetli. Sünnetsiz kadınlar aşağılanıyor, pis ve fahişe olarak suçlanıyor.Umman, Yemen, Birleşik Arap Emirliği?nde, Endonezya ve Malezya?nın bazı bölgelerinde, Kuzey Irak?ta bazı Kürt bölgelerinde yaşayan kadınlar arasında da daha az oranlarda olmakla beraber sünnet geleneği yaşatılmakta. Bunların içinde Müslüman, Yahudi ve Hristiyanlarla birlikte çok tanrılı din inanırları da var.Tıpta erkek sünnetinin az da olsa bir yararına değinilse dahi kadın sünnetinin hiçbir yararı olmadığı, kadının cinsel isteğini öldürdüğü, ölüm ve yaralanmalara neden olduğu biliniyor. Buna rağmen bu ilkel, çağdışı adet ısrarla sürdürülmekte, hem de Allah?a, ilahlara dayandır

07 Ocak 2012 17:05

&&&06neslihan06&&&
Yasaklı

7- Takı, tütsü ve büyüler

Putperest toplumlarda şans, uğur ve hayır getirmesi için birtakım taş ve takılar kullanmak adettendi. Kendilerini kötü ruhlardan, cinlerden, nazardan koruması için çeşitli nesneleri vücutlarına, boyunlarına takar ya da üzerlerinde taşırlardı.Büyü günümüzde de süregelen ilk çağ pagan ritüellerinden biridir. Sıradan insanlarda bulunmayan gizli bir gücün sahibi olmak, düşmanlarını, rakiplerini altetmek, aşk ve cinsellikle ilgili isteklerine kavuşmak amacıyla çok çeşitli büyü yöntemleri uygulanırdı. Tütsü ise arınma, temizlenme, kötü ruhları ve cinleri kovma amacıyla paganların okült seremonilerinde, Antik Yunan'da, Hitit Uygarlığı'nda, Babil'de, Firavunlar dönemi Mısır'ında, Roma İmparatorluğu'nda, Hindistan, Tibet ve Japonya'da çok eski zamanlardan beri kullanılmaktadır.Tek tanrılı dinlerde bunlar yasaklanmış ve günah sayılmışsa da değişik versiyonlarla sürdürüldüğü bir gerçektir. Örneğin muskalar, ayet yazılı kağıtların evlere, arabalara asılması, hastalığa ve nazara karşı okuyup üfleme, nazar boncukları, mum yakma vb.

8- Telbiyeler, İlahiler, şiirler

Putperest toplumlar ayinlerinde telbiyeler, ilahiler söylenirdi.Cenaze törenlerinde ağıtlar yakılır, naatlar okunurdu.Örneğin eski Mısır?da ölü evinden kadınlar sokaklara çıkar dövünerek ölüye ağıtlar söylerlerdi. İslam öncesi Araplar da telbiyeler, ilahiler, şiirler çok önemliydi.En beğenilenleri Kabe?ye asarlar, putları için okurlardı.İslam öncesine ait ne varsa yakılıp yokedildiği için ne yazık ki bu kültürden elde çok az bilgi kalmıştır. Bunlardan biri de ?Yedi Askı? denilen şiirlerdir.

9- Sembol ve Dövmeler

Pagan inançlarda dilin sembollerle kullanılmasına yoğun olarak rastlanılır. Hemen hemen her pagan toplumda çeşitli semboller mevcuttur. Pentagram denilen beş köşeli ters yıldız en ünlüleridir. Dövme de pagan toplumlarda sıkça kullanılan bir sembol yöntemidir. Hintliler, Japonlar, Amerika Yerlileri ve Afrika'daki bazı kabileler dövmeyi bir süs olarak yaparlarsa da pek çok toplumda dövmenin hastalıklara ve kötü ruhlara karşı koruyucu bir tılsım olarak uygulandığı, bireyin toplumdaki konumunu (köle, efendi, ergen, işçi, asker) vurgulamak için kullanıldığı bilinmektedir.Dövme yapma geleneği hayli eskidir. İ.Ö 2000'lerde Eski Mısır toplumunda dövmenin yapıldığı mumyalardan anlaşılmıştır. Mısırlıların dışında Britonların, Galyalıların ve Trakların da dövmeleri vardı. Eski Yunanlılar ve Romalılar, "barbarlara özgü bir uğraş" saydıkları dövmeyi suçlular ile kölelere yaparlardı..

Hun kurganlarında çıkan cesetlerde son derece kıvrak çizgilerle ve dekoratif bir anlayışla yapılmış düşsel yaratıklar ve koç figürlerinden olusan dövmeler görülmektedir. Dinsel-büyüsel kaynaklı bu dövmelerin is olduğu ihtimali ve deriye şırınga edilmesi ile oluştuğu düşünülmektedir. Hunlara ait Pazırık kurganında bulunan bir başkana ait cesetten anlaşıldığı üzere Hunlarda asil ve kahraman kişilerin dövme yaptırabildiği, daha sonraları Kazak ve Kırgızlarda da devam eden bu geleneğin yine kahramanlık niteliği taşıyan bireylere uygulandığı bilinmektedir. İlkel topluluklarda dövme yapılırken törenler düzenlenir. Dövmeyi yapan kişi birtakım dinsel ve büyüsel kuralları yerine getirmek zorundadır.

http://islamiyetgercegi.bravehost.com/d ... estlik.htm

27 Haziran 2012 15:23

tarihci09 82
Yasaklı

Dinler de evrim geçiriyor mu?

İnsan evrildikçe insan ile beraber bilgi de evriliyor. Dil gibi, bilgi birikimi gibi. Bunlarla beraber dinler de evrim geçiriyor.

İnsanoğlunun ilk inandıkları tanrılar görebildikleri tanrılar olmuştur hiç kuşkusuz. Güneş gibi, Ay gibi. Her doğa olayının bir ruhu olduğuna inanmışlardır. Ama bu inanışlar evrimleşirken daha sonraları her doğa olayını yöneten bir tanrı inancı çıkmıştır. Güneş tanrısı, Ay tanrısı, Denizler Tanrısı gibi.

Çok tanrılı dinlerde kendi içlerinde evrimleşmiştir. Yavaş yavaş. Büyük İskender İran'a girdiğinde çok memeli artemis benzeri bir tanrının olduğunu görmüştür. İsmi farklı ama şekli ve özellikleri aynı olan bir tanrı.

Çok tanrılığıa geçiş birçoğunun bilmediği üzere Mısır'da başlar ama Firavunlar ile başlar. Firavun 4. Amenofis' ilk defa tek tanrılılıktan bahseden kişi olmuştur. Musevilik inanışı da zaten bu öğretiden çalınmıştır. Ancak musevilerin en eski tanrıları ELOHIM aslında bir putun ismidir. Yahudiler günlük siyasi olaylarını TEVRATlara yazmışlar ve sonra yazılan tevratlar birleştirilerek tek tevrat haline getirilmiştir. Hatta tevratların dahi yazarları üç aşağı beş yukarı biliniyor.

Görüldüğü gibi Yahudilik dahi çok tanrılı dinden tek tanrılı dine doğru evrimleşmiştir. Onu takip eden Hristiyanlık yahudilik öğretisinin devamıdır. İsa'nın bir haham olduğu düşünülmektedir ya da bazılarınca aslında hiç yaşamamıştır.

İslam ise Muhammed tarafından yahudilik ve hristiyanlıktan alıntılar yapılarak eski Arap putperestliğinin versiyon değiştirmiş halidir. Muhammed tamamen değişik bir din icad etmiş ve dinler katagorisine yeni dinini koymuştur.

Tabi burada hinduizm, budizm ya da şintuizm gibi düyük diğer dinleri de unutmamak lazım. Onlar da diğer dinlerin evrilmesi ile ortaya çıkmışlardır.

İnsanoğlunun ezberletilen bilgiden tecrübeyle sabit olunan bilgiye yönelmesi yani bilime yönelmesi diğer dinlerin geçerliliğini yok etmeye başlamıştır.Gelecekte dinlerle yaşayamayacağını; modern bilimin daha fazla getirisi olduğunu gören Batı insanları bu sayede daha üstün konuma geçmişlerdir.

02 Kasım 2022 18:34

Ali Osman Bozkurt
Aday Memur

Benim araştırmalarım şunu gösteriyor ki,

Yeryüzündeki tüm inanışlar ve dinler semavi dinlerin bozulmuş halidir. Tüm inançları ve dinleri araştırdığımızda yapılan bir takım ibadetlerin birbirini andırdığı bundan dolayı da kaynağın tek olduğu onun adı da llahu Teala'nın yeryüzündeki tek dini islam'dır. Allahü Teala'nın birkaç tane dini yoktur llahu Teala'nın tek dini vardır o da islam'dır diğer dinler zamanında gönderilen peygamberin şeriatıdır. Zamanla bu şeriat yoldan çıkınca yani bozulunca Allahu Teala başka bir peygamber göndermiş ona farklı bir şeriat emretmiştir. Yahudiliğe gönderilen Musa ristiyanlığa gönderilen İsa aynı kaynaktandır onları da Allahu Teala göndermiştir fakat onlar gönderilen şeriatın dışına çıktıkları için en son olarak da hazreti Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz bozulan bu şeriatları düzeltmek için ve en son din olarak ve en son peygamber olarak gönderilmiştir.

02 Kasım 2022 19:00

ekonomik.çöküüş
Yasaklı

Ne Allah var ne de bu dinler o varolduğunu sandığın Allah tarafından gönderilmiş.Hepsi hikaye bunların!

03 Aralık 2022 23:11

HAGi 10
Daire Başkanı

Ne Allah var ne de bu dinler o varolduğunu sandığın Allah tarafından gönderilmiş.Hepsi hikaye bunların!


ekonomik.çöküüş, 3 ay önce - Alıntıya git

bu deli nerede? tıktılar mı tımarhaneye?

Toplam 17 mesaj