Editörler : afulutas
«567891011121314151617
30 Temmuz 2015 21:44

teoteo1990
Kapalı

memurluğa kesinlikle engel değil her şey açık ve net .

Güvenlik ve arşiv soruşturması yapan yerlerde sıkıntı olabilir ..Onun haricinde nerden bilecekler zaten kanuna göre hakim ve savcı harici görünmesi yasak .

Herkes gireceği kuruma bakarsa yonetmelıgıne her seyı anlamış olur.

Kafa karıştıran arkadaşlar olmuş sonrada adam 2 ay hakaretten aldım diyor memur olabilirmiym zaten hagb almasada memur olacak adamın bile kafası karışıyor .Bilende bilmeyende yorum yapmış.SAygılar kolay gelsın .

21 Eylül 2015 20:37

Nozcan99
Kapalı

Bu bölümde girilen tüm yorumları baştan sona okuyan bir kişi olarak hepinizin durumuna oldukça üzüldüğümü belirtmek isterim.Durumlarınız hiç kolay değil ve allah hiçbirimizi yargı sistemine düşürmesin.

Geçenlerde bir arkadaşımın evine polis tarafından davetiye gönderildiğine dair kağıt verilmiş,kendiside o sırada işte olduğundan eşi almış,davetiyenin içeriği ise savcılık tarafından ifadesi alınacağı yönündeymiş bunun üzerine arkadaşım bir sonraki gün polis merkezine gidip davetiyeyi polisten teslim alıyor ve büyük bir şaşkınlık içinde birde bakıyor ki davetiye bilişim suçları savcılığından gönderilmiş.Arkadaşım ifade vermek için savcılığa gidiyor,ifadeye alınıyor ve savcı diyor ki Ankara,Kırıkkale ve Konya taraflarındaki muhtelif internet kafelerden birtakım önemli kişilere sahte isim ve kimlikler atında açılan kanallardan bir süredir hakaret,yorum,tehdit ve taciz içeren mailler gönderiliyormuş,bizede konuyla ilgili avukatlar aracılığıyla sürekli suç duyurularında bulunuluyor,bizde bunun üzerine polisle birlikte harekete geçerek IP kayıtlarından yola çıkarak maillerin gönderildiği internet kafeleri tespit edip baskınlar düzenledik,kafelerdeki güvenlik kamera kayıtlarına el koyduk,maillerin gönderildiği saatlerde kafede bulunan kişileri görüntüleyerek özel bir incelemeden geçirdik,gözaltına aldıklarımız oldu,seninle ilgili şu an için her nekadar görüntü ya da somut bir delile rastlayamasakta hakkındaki birtakım ihbar ve şikayetler sonucu ifadeni almamız gerekiyor,daha sonra da arkadaşım sözkonusu suçlamalarla kendisinin kesinlikle bir ilgi alakası olamayacağı yönünde ifade veriyor ancak savcı arkadaşımın bu ifadesiylede ikna olmayıp maillerin gönderildiği saatlerde güvenlik kameralarına takılan kişiler arasında senin olup olmadığını daha iyi netleştirebilmemiz açısından fotoğraflarını çekicez diyor ve tutanak tutturduğu katibi tarafından arkadaşımın ön ve yan cephelerden fotoğrafları çekilip serbest bırakılıyor.Suçlamaları içeren dosya ve kamera kayıtlarının yüklendiği CD ler oldukça kabarıkmış,birde fotoğrafları çeken katip arkadaşıma sahiden suçluymuş gibi bazı lavbali ve tehditkar sözler sarfetmiş.Arkadaşımın bu durumlara morali oldukça bozuluyor,hayatında polisle bile gözgöze gelmemiş arkadaşım böyle bir durumla karşılaşıyor.Kendisi evli,2 çocuğu var,iyi bir eğitimi var ve çok iyi yabancı dil biliyor,uzun yıllar inşaat,lojistik,reklam ve otomotiv sektörlerinde çalıştı,uzman,yönetici,müdür ve grup müdürlüğü gibi pozisyonlarda bulundu,karakter olarakta oldukça dürüst,fedakar,haksızlığa tahammül edemeyen ve kimseye kötülüğü olmayan iyi bir insan,kimseylede bir sorunu olmamıştır,bırakın internet kafelere gitmeyi,evinde dahi fazla internet kullanan bir insan değildir yalnız 2 yıl önce çalıştığı firmanın sahibiyle bazı anlaşmazlıklar yaşamıştı,bu yüzdende istifa etmek durumunda kalmıştı ne tesadüfki mail gönderilenler ve suç duyurusunda bulunanlar arasında çalıştığı firmanın sahibide bulunduğundan,arkadaşıma duyduğu kin ve savcıya eskiden şirketimde çalışan bir grup müdürümünde olaylarda bir parmağı olabileceğinden şüpheleniyorum demesi olayları bu raddeye getirdi.Eğer arkadaşım suçsuzsa ki suçsuz olduğuna kesinlikle inanıyorum asla bir sorun çıkmaz ve çıkmayacaktırda hatta eski patronuyla ilgili tazminat davası bile açacaktır ancak somut delillere dayandırılmayan bir şikayet sonucu savcının arkadaşımı ifadeye çağırması onu geçtim,önden ve yandan fotoğraflarının çekilmesi onur kırıcı bir durum,arkadaşım anlatıyor savcılıkta ifade almak için beklediğinde orada ifadelerinin alınmasını bekleyen aralarında gözaltına alınıp polis nezaretinde getirilen elleri kelepçeli birsürü şüphelidevarmış hepside üstübaşı dökülen,bakımsız,şüphe çekmesi kolay,ürkütücü tiplermiş,aralarında konuşurlarmış bilmem ne kişiye bilmem ne kafeden mail attım kafe tespit edildi kameraya takıldım,kafe sahibinin ihbarı ve polisin çalışmalarıyla bulunup yakalandım savcılığa çağırıldım ifadem alınıp resimlerim çekilecek sonra da mahkemem başlayacak ceza alırsam şu cezaevine gönderirlerse daha rahat ederim diye yani hepsi pişkin ve alışmış,düşünün ki arkadaşım toplumda böyle insanlarla aynı kefeye konabiliyor kaldı ki gerçek suçlu ya da suçlularda er geç yakalanacaktır ki şimdi diyorum o suçlulara allah acısın.Elbetteki polisler olsun savcılar olsun görevlerini yapıyorlar asla birsözüm olamaz ancak bazen kişiyle ilgili somut deliller olmadan da insanlar töhmet altında tutulabiliyor,birtakım adli prosedürlere maruz kalabiliyor,fotoğraf almak,parmak izi almak,ses kaydı,el yazısı örneği,saç teli,kan ya da tükürük örneği almak suçun aydınlatılması,gerçek suçluyaulaşılıp ceza verilebilmesi için kriminal nitelikte bir tedbir ama biryerde de insanın onurunu kırıcı ve aşağılayıcı niteliktede olabiliyor hele ki elde somut bir delil olmadan,birde insanları zan altında tutmak,suçlayıcı tavırla yaklaşmak üstelik arkadaşımın eski patronunun avukatıyla soruşturmadan sorumlusavcı fakülte yıllarından da çok samimi arkadaşmışlar.Artık teknoloji o kadar gelişti ki,güvenlik kameralarının her yerde ve her köşede bulunmasını geçtim hatta oturduğumuz evimizde bile neredeyse izleniyoruz,dinleniyoruz,birtakım şeylerimiz kaydediliyor ama yinede eski usul ve yöntemlerden de uzak kalamıyoruz.Tabi ki zengin ve tanınmış insanların heryerde olduğu gibi polisle,savcılıkla ve mahkemelerlede güçlü bağlantıları var,bu sebeplede yaptıkları ihbar ve şikayetler dahi altın değerinde oluyor ama sıradan bir kişi yaşadığı önemli bir mağduriyet karşısında polise ve savcılığa başvursa doğrudürüst ilgilenilmiyor bile.Bazen haberlerde dinliyoruz ya da gazetelerde okuyoruz,şu kişi internet kafeden önemli bir devlet büyüğüne ya da tanınmış bir işadamına hakaret içeren bir mail gönderiyor polis suçluyu internet kafede kıskıvrak yakalayarak gözaltına alıyor hatta mahkeme tarafından tutuklanıyor şu kadar ceza alıyor ama bizler böyle durumlara maruz kalarak polise ya da savcılığa suç duyurusunda bulunsak elimize geçen ancak birkaç ay sonra posta kutumuza iliştirilmiş kovuşturmaya yer olmadığına dair kağıttan başkası olmaz.İnsanlar interneti yasadışı amaçla kullanacaksa internet kafelere dahi asla güvenmemeli.Bu platformda bile bir anlık öfkemize,hırsımıza ve heyecanımıza yenik düşerek kişiler,kurumlar,olaylar ya da konulara yönelik yorumlarda bulunurken çok düşünmeliyiz.

Savcılık,özelliklede bu tarz durumlarda ifade almak için şüphelinin ikamet ettiği en yakın polis merkezini görevlendirir,şu kişinin ifadesi alınacaktır derhal evine gidilip davetiyenin geldiği bilgisinin paylaşılması ve teslim alınması gerektiği yönünde görevli polise talimat verir,şüpheliyi ürkütmemek ve hareket kabiliyetini kısıtlamak açısından ifadeye konu olan fiille,müştekiyle ve ifadenin ne yönde alınacağıyla ilgili hiçbir bilgi polisle dahi paylaşılmaz,sadece hangi savcılık tarafından,nerede alınacağı ve hangi savcı tarafından alınacağı belirtilir,bazı hallerde en yakın mahalli poliste ifade alınması yönünde görevlendirilebilir ama genellikle nitelikli,belli bir titizlik gerektiren özelliklede bilişim gibi soruşturma süreçlerinde ifade direkt savcılık tarafından alınır.

Günümüzde teknolojinin gelişmesiyle birlikte suçları aydınlatmak,suçlulara ulaşmak ve tespit etmek çok daha kolay olsa da yine de suça konu olan müştekilerin ve görgü tanıklarının,ifade ve ihbarlarıda adli mercilerin halen en fazla tercih ettiği yöntemler arasında ki şu konuyada değinmemdeki amaç muhtelif internet kafelerden farklı isim ve kimliklerle mail yoluyla belli şahısları taciz eden kişinin gerçekten arkadaşım olduğunu varsayalım hatta arkadaşımın taciz ettiği işadamları arasında eski bir işverenininde olmadığını varsayalım hatta internet kafelerin güvenlik kameralarında maillerin gönderildiği saatlerde arkadaşımın net görüntülerinin olduğunuda varsayalım sonuç olarak arkadaşımın sabıkası,polis kaydı,fişlemesi,fotoğrafı ve GBT kaydı yoksa üstelik mailleri sürekli aynı internet kafeden göndermeyip ilişkide bulunduğu yerlerin dışında farklı internet kafelerden gönderiyorsa polis ve savcılık için arkadaşım bir görüntüden öteye geçmez,ismini bilemez,ev adresini bilemez.

İnternet kafeler günümüzde her nekadar yoğun güvenlik tedbirleriyle donatılsa da,çoğunun polisle sıkı bir irtibatı olsa da bir kısım internet kafede güvenlik kamera açılarının dışında kör noktalar var,genelde de interneti yasadışı amaçlarla kullanmak isteyen müşteriler kör noktalardaki masalara yoğunlaşır.Bir kör noktadan X bir şahsın mail gönderdiğini,mailini gönderdikten sonrada kalkıp kasaya ücret ödemek için geldiğinde güvenlik kamerasına takıldığını varsayalım bu durumda X kişinin müştekiyle geçmişte bir hukuku ya da bir anlaşmazlığı olmuşsa ve müştekide mağduriyetinden X kişiyi sorumlu tutarak adli mercilere hakkında ihbarda bulunuyorsa X kişide işlediği suçu itiraf ediyorsa bu nokta da dahi teknik anlamda sorgulanması gereken pekçok husus var.Bir kere mail kamera açılarının dışında kör bir noktadan gönderilmiş,diğerleri ise X kişinin sürekli gittiği bir internet kafe değil hatta sadece bir kere gitmiş,internet kafeler günde yüzlerce kişinin girip çıktığı,her çeşit insanın faydalandığı ortak kullanım alanları,X kişide bunlardan sadece bir tanesi bu durumda da X kişi direkt suçu işleyen kişi olarak değil suçun işlendiği kafede suçun işlendiği saatlerde bulunan bir müşteri olarak kabul edilir,X kişinin müştekiyle olan ilişkisi ve müştekinin ihbarıda değerlendirildiğinde X kişinin alanının dışında bir internet kafede neden bulunduğuna,suçun işlendiği sırada o kafede bulunmasının bir tesadüfmü yoksa kasıtlı bir durummu olduğu incelenir ancak bu şartlar altında dahi X kişi delilleri inceleme ve masumiyet karinesinden faydalanma hakkına sahiptir.

Teknolojinin gelişmesi kriminal teknolojide de önemli farklılıklar yaratmış durumda,günümüzde her an her köşede gördüğümüz güvenlik kameraları ve mobeseler kriminal teknolojinin en yakınımızda olan parçaları.Güvenlik kameraları sadece bilişim suçlarının aydınlatılmasında değil,tüm adli vakaların aydınlatılmasında ve suçlulara ulaşılabilmesi açısından da en büyük yardımcı durumundadırlar.Kriminal teknolojinin gelişmesi adli yapıların süreç ve yöntemlerinde de önemli farklılıklar yarattı,eskiden suçların aydınlatılmasıyla bugünkü suçların aydınlatılmasındaki farklar oldukça fazla örneğin eskiden polis bir suç şüphelisini yakaladığında ifade vesorgulama yöntemlerinde işkence gibi fiziksel yöntemlere daha fazla ağırlık verirdi,gözaltı süreleri çok daha fazlaydı bugünse daha teknolojik yöntemlere ağırlık veriyor,soruşturma ve yargılama süreçleri çok daha kısa sürelerde sonuçlanıyor.Bir suç nedeniyle güvenlik kameralarına takılan suçluların ya da suç zanlılarının,eğer kameranında görüntüsü aşırı net değilse bile sadece adli görevlilerin kullanabileceği özel teknolojiyle tasarlanmış fotoğraf makineleriyle çeşitli cephelerden fotoğrafı çekiliyor daha sonra kriminallabaratuarlarda fotoğraflar çok ince,detaylı ve titiz bir şekilde inceleniyor ki sözkonusu inceleme teknikleri gerek suçun görüntülendiği sıradaki ışık,toz,karanlık,yağmur,kar ve sis gibi durumlara gerekse suçlunun görüntülendiği sıradaki kilo,boy,kıyafet,saç,sakal,bıyık,sivilce,yara,gözlük,maske v.b.unsurlara da oldukça duyarlı,vücut,kafa ve yüz ölçüleride çok titiz birşekilde inceleniyor.

Özelliklede ülkemiz şartlarında bakıldığında bu tarz ihbar ve şikayetler her zaman aynı titizlikle incelenip istenen sonuca ulaşılır mı elbetteki hayır.Öncelikle bu gibi süreçlerde dahi zaman ve maliyet unsuruna oldukça önem verilir,tabi suçun niteliği,suça konu olan müştekinin konumuda önemli bir unsur teşkil eder.Önemli kişiler tarafından yapılan ihbar ve şikayetlere öncelik tanınır,daha sıkı ve titiz incelenir,tüm imkanlardan azami düzeyde faydalanılır,bu kişilerin ihbar ve şikayetlerine konu olan şüpheliler için yasal süreçler daha sıkı uygulanır hatta bazı prosedürler gözardıda edilebilirtabi yasal süreçlerle ilgili görevlendirilen avukatların etkinlik ve profesyonelliğide duruma etki eder,oysaki sıradan ihbar ve şikayetler birtakım somut delil ve belgelerede dayandırılsa yavaştan alma ya da önemsememe gibi durumlar yaygın oluyor.Birtakım süreçler pratik anlamda teoriye yakın olsada bazen sapmalar görülebiliyor.Savcılık şüpheli veya suçluya ulaşabilmek açısından direkt yakalama ve gözaltı ya da davetiye gönderme yolunu tercih eder,yakalama ve gözaltı kararı verdiği durumlarda ya soruşturmayı yürüttüğü şube veya büro ekipleri aracılığıyla ya da suçlu veya şüphelinin tespit edilen ikametine en yakın mahalli polisin adli veya infaz büro ekiplerince bunu gerçekleştirir.Savcılığın yakalama ve gözaltı kararı verebilmesi için suçun niteliğinin ağır olması,güvenlik tedbiri gerektirmesi,suçlunun kaçma,tedbir alma,delilleri karartma ve tehlike arz edebilme gibi ihtimalerinin olması gerekir.Polis ise suçüstü halerinde suça ilk müdahale edip gerekli yakalama,ifade alma,sorgulama ve gözaltı prosedürlerini uygulayıp savcılığa intikal ettiren konumunda olur,bu süreçte genellikle ihbar ve şikayetler sonucunda başlar.

25 Eylül 2015 15:51

shiftmn
Şef

Bu bölümde girilen tüm yorumları baştan sona okuyan bir kişi olarak hepinizin durumuna oldukça üzüldüğümü belirtmek isterim.Durumlarınız hiç kolay değil ve allah hiçbirimizi yargı sistemine düşürmesin.

Geçenlerde bir arkadaşımın evine polis tarafından davetiye gönderildiğine dair kağıt verilmiş,kendiside o sırada işte olduğundan eşi almış,davetiyenin içeriği ise savcılık tarafından ifadesi alınacağı yönündeymiş bunun üzerine arkadaşım bir sonraki gün polis merkezine gidip davetiyeyi polisten teslim alıyor ve büyük bir şaşkınlık içinde birde bakıyor ki davetiye bilişim suçları savcılığından gönderilmiş.Arkadaşım ifade vermek için savcılığa gidiyor,ifadeye alınıyor ve savcı diyor ki Ankara,Kırıkkale ve Konya taraflarındaki muhtelif internet kafelerden birtakım önemli kişilere sahte isim ve kimlikler atında açılan kanallardan bir süredir hakaret,yorum,tehdit ve taciz içeren mailler gönderiliyormuş,bizede konuyla ilgili avukatlar aracılığıyla sürekli suç duyurularında bulunuluyor,bizde bunun üzerine polisle birlikte harekete geçerek IP kayıtlarından yola çıkarak maillerin gönderildiği internet kafeleri tespit edip baskınlar düzenledik,kafelerdeki güvenlik kamera kayıtlarına el koyduk,maillerin gönderildiği saatlerde kafede bulunan kişileri görüntüleyerek özel bir incelemeden geçirdik,gözaltına aldıklarımız oldu,seninle ilgili şu an için her nekadar görüntü ya da somut bir delile rastlayamasakta hakkındaki birtakım ihbar ve şikayetler sonucu ifadeni almamız gerekiyor,daha sonra da arkadaşım sözkonusu suçlamalarla kendisinin kesinlikle bir ilgi alakası olamayacağı yönünde ifade veriyor ancak savcı arkadaşımın bu ifadesiylede ikna olmayıp maillerin gönderildiği saatlerde güvenlik kameralarına takılan kişiler arasında senin olup olmadığını daha iyi netleştirebilmemiz açısından fotoğraflarını çekicez diyor ve tutanak tutturduğu katibi tarafından arkadaşımın ön ve yan cephelerden fotoğrafları çekilip serbest bırakılıyor.Suçlamaları içeren dosya ve kamera kayıtlarının yüklendiği CD ler oldukça kabarıkmış,birde fotoğrafları çeken katip arkadaşıma sahiden suçluymuş gibi bazı lavbali ve tehditkar sözler sarfetmiş.Arkadaşımın bu durumlara morali oldukça bozuluyor,hayatında polisle bile gözgöze gelmemiş arkadaşım böyle bir durumla karşılaşıyor.Kendisi evli,2 çocuğu var,iyi bir eğitimi var ve çok iyi yabancı dil biliyor,uzun yıllar inşaat,lojistik,reklam ve otomotiv sektörlerinde çalıştı,uzman,yönetici,müdür ve grup müdürlüğü gibi pozisyonlarda bulundu,karakter olarakta oldukça dürüst,fedakar,haksızlığa tahammül edemeyen ve kimseye kötülüğü olmayan iyi bir insan,kimseylede bir sorunu olmamıştır,bırakın internet kafelere gitmeyi,evinde dahi fazla internet kullanan bir insan değildir yalnız 2 yıl önce çalıştığı firmanın sahibiyle bazı anlaşmazlıklar yaşamıştı,bu yüzdende istifa etmek durumunda kalmıştı ne tesadüfki mail gönderilenler ve suç duyurusunda bulunanlar arasında çalıştığı firmanın sahibide bulunduğundan,arkadaşıma duyduğu kin ve savcıya eskiden şirketimde çalışan bir grup müdürümünde olaylarda bir parmağı olabileceğinden şüpheleniyorum demesi olayları bu raddeye getirdi.Eğer arkadaşım suçsuzsa ki suçsuz olduğuna kesinlikle inanıyorum asla bir sorun çıkmaz ve çıkmayacaktırda hatta eski patronuyla ilgili tazminat davası bile açacaktır ancak somut delillere dayandırılmayan bir şikayet sonucu savcının arkadaşımı ifadeye çağırması onu geçtim,önden ve yandan fotoğraflarının çekilmesi onur kırıcı bir durum,arkadaşım anlatıyor savcılıkta ifade almak için beklediğinde orada ifadelerinin alınmasını bekleyen aralarında gözaltına alınıp polis nezaretinde getirilen elleri kelepçeli birsürü şüphelidevarmış hepside üstübaşı dökülen,bakımsız,şüphe çekmesi kolay,ürkütücü tiplermiş,aralarında konuşurlarmış bilmem ne kişiye bilmem ne kafeden mail attım kafe tespit edildi kameraya takıldım,kafe sahibinin ihbarı ve polisin çalışmalarıyla bulunup yakalandım savcılığa çağırıldım ifadem alınıp resimlerim çekilecek sonra da mahkemem başlayacak ceza alırsam şu cezaevine gönderirlerse daha rahat ederim diye yani hepsi pişkin ve alışmış,düşünün ki arkadaşım toplumda böyle insanlarla aynı kefeye konabiliyor kaldı ki gerçek suçlu ya da suçlularda er geç yakalanacaktır ki şimdi diyorum o suçlulara allah acısın.Elbetteki polisler olsun savcılar olsun görevlerini yapıyorlar asla birsözüm olamaz ancak bazen kişiyle ilgili somut deliller olmadan da insanlar töhmet altında tutulabiliyor,birtakım adli prosedürlere maruz kalabiliyor,fotoğraf almak,parmak izi almak,ses kaydı,el yazısı örneği,saç teli,kan ya da tükürük örneği almak suçun aydınlatılması,gerçek suçluyaulaşılıp ceza verilebilmesi için kriminal nitelikte bir tedbir ama biryerde de insanın onurunu kırıcı ve aşağılayıcı niteliktede olabiliyor hele ki elde somut bir delil olmadan,birde insanları zan altında tutmak,suçlayıcı tavırla yaklaşmak üstelik arkadaşımın eski patronunun avukatıyla soruşturmadan sorumlusavcı fakülte yıllarından da çok samimi arkadaşmışlar.Artık teknoloji o kadar gelişti ki,güvenlik kameralarının her yerde ve her köşede bulunmasını geçtim hatta oturduğumuz evimizde bile neredeyse izleniyoruz,dinleniyoruz,birtakım şeylerimiz kaydediliyor ama yinede eski usul ve yöntemlerden de uzak kalamıyoruz.Tabi ki zengin ve tanınmış insanların heryerde olduğu gibi polisle,savcılıkla ve mahkemelerlede güçlü bağlantıları var,bu sebeplede yaptıkları ihbar ve şikayetler dahi altın değerinde oluyor ama sıradan bir kişi yaşadığı önemli bir mağduriyet karşısında polise ve savcılığa başvursa doğrudürüst ilgilenilmiyor bile.Bazen haberlerde dinliyoruz ya da gazetelerde okuyoruz,şu kişi internet kafeden önemli bir devlet büyüğüne ya da tanınmış bir işadamına hakaret içeren bir mail gönderiyor polis suçluyu internet kafede kıskıvrak yakalayarak gözaltına alıyor hatta mahkeme tarafından tutuklanıyor şu kadar ceza alıyor ama bizler böyle durumlara maruz kalarak polise ya da savcılığa suç duyurusunda bulunsak elimize geçen ancak birkaç ay sonra posta kutumuza iliştirilmiş kovuşturmaya yer olmadığına dair kağıttan başkası olmaz.İnsanlar interneti yasadışı amaçla kullanacaksa internet kafelere dahi asla güvenmemeli.Bu platformda bile bir anlık öfkemize,hırsımıza ve heyecanımıza yenik düşerek kişiler,kurumlar,olaylar ya da konulara yönelik yorumlarda bulunurken çok düşünmeliyiz.

Savcılık,özelliklede bu tarz durumlarda ifade almak için şüphelinin ikamet ettiği en yakın polis merkezini görevlendirir,şu kişinin ifadesi alınacaktır derhal evine gidilip davetiyenin geldiği bilgisinin paylaşılması ve teslim alınması gerektiği yönünde görevli polise talimat verir,şüpheliyi ürkütmemek ve hareket kabiliyetini kısıtlamak açısından ifadeye konu olan fiille,müştekiyle ve ifadenin ne yönde alınacağıyla ilgili hiçbir bilgi polisle dahi paylaşılmaz,sadece hangi savcılık tarafından,nerede alınacağı ve hangi savcı tarafından alınacağı belirtilir,bazı hallerde en yakın mahalli poliste ifade alınması yönünde görevlendirilebilir ama genellikle nitelikli,belli bir titizlik gerektiren özelliklede bilişim gibi soruşturma süreçlerinde ifade direkt savcılık tarafından alınır.

Günümüzde teknolojinin gelişmesiyle birlikte suçları aydınlatmak,suçlulara ulaşmak ve tespit etmek çok daha kolay olsa da yine de suça konu olan müştekilerin ve görgü tanıklarının,ifade ve ihbarlarıda adli mercilerin halen en fazla tercih ettiği yöntemler arasında ki şu konuyada değinmemdeki amaç muhtelif internet kafelerden farklı isim ve kimliklerle mail yoluyla belli şahısları taciz eden kişinin gerçekten arkadaşım olduğunu varsayalım hatta arkadaşımın taciz ettiği işadamları arasında eski bir işverenininde olmadığını varsayalım hatta internet kafelerin güvenlik kameralarında maillerin gönderildiği saatlerde arkadaşımın net görüntülerinin olduğunuda varsayalım sonuç olarak arkadaşımın sabıkası,polis kaydı,fişlemesi,fotoğrafı ve GBT kaydı yoksa üstelik mailleri sürekli aynı internet kafeden göndermeyip ilişkide bulunduğu yerlerin dışında farklı internet kafelerden gönderiyorsa polis ve savcılık için arkadaşım bir görüntüden öteye geçmez,ismini bilemez,ev adresini bilemez.

İnternet kafeler günümüzde her nekadar yoğun güvenlik tedbirleriyle donatılsa da,çoğunun polisle sıkı bir irtibatı olsa da bir kısım internet kafede güvenlik kamera açılarının dışında kör noktalar var,genelde de interneti yasadışı amaçlarla kullanmak isteyen müşteriler kör noktalardaki masalara yoğunlaşır.Bir kör noktadan X bir şahsın mail gönderdiğini,mailini gönderdikten sonrada kalkıp kasaya ücret ödemek için geldiğinde güvenlik kamerasına takıldığını varsayalım bu durumda X kişinin müştekiyle geçmişte bir hukuku ya da bir anlaşmazlığı olmuşsa ve müştekide mağduriyetinden X kişiyi sorumlu tutarak adli mercilere hakkında ihbarda bulunuyorsa X kişide işlediği suçu itiraf ediyorsa bu nokta da dahi teknik anlamda sorgulanması gereken pekçok husus var.Bir kere mail kamera açılarının dışında kör bir noktadan gönderilmiş,diğerleri ise X kişinin sürekli gittiği bir internet kafe değil hatta sadece bir kere gitmiş,internet kafeler günde yüzlerce kişinin girip çıktığı,her çeşit insanın faydalandığı ortak kullanım alanları,X kişide bunlardan sadece bir tanesi bu durumda da X kişi direkt suçu işleyen kişi olarak değil suçun işlendiği kafede suçun işlendiği saatlerde bulunan bir müşteri olarak kabul edilir,X kişinin müştekiyle olan ilişkisi ve müştekinin ihbarıda değerlendirildiğinde X kişinin alanının dışında bir internet kafede neden bulunduğuna,suçun işlendiği sırada o kafede bulunmasının bir tesadüfmü yoksa kasıtlı bir durummu olduğu incelenir ancak bu şartlar altında dahi X kişi delilleri inceleme ve masumiyet karinesinden faydalanma hakkına sahiptir.

Teknolojinin gelişmesi kriminal teknolojide de önemli farklılıklar yaratmış durumda,günümüzde her an her köşede gördüğümüz güvenlik kameraları ve mobeseler kriminal teknolojinin en yakınımızda olan parçaları.Güvenlik kameraları sadece bilişim suçlarının aydınlatılmasında değil,tüm adli vakaların aydınlatılmasında ve suçlulara ulaşılabilmesi açısından da en büyük yardımcı durumundadırlar.Kriminal teknolojinin gelişmesi adli yapıların süreç ve yöntemlerinde de önemli farklılıklar yarattı,eskiden suçların aydınlatılmasıyla bugünkü suçların aydınlatılmasındaki farklar oldukça fazla örneğin eskiden polis bir suç şüphelisini yakaladığında ifade vesorgulama yöntemlerinde işkence gibi fiziksel yöntemlere daha fazla ağırlık verirdi,gözaltı süreleri çok daha fazlaydı bugünse daha teknolojik yöntemlere ağırlık veriyor,soruşturma ve yargılama süreçleri çok daha kısa sürelerde sonuçlanıyor.Bir suç nedeniyle güvenlik kameralarına takılan suçluların ya da suç zanlılarının,eğer kameranında görüntüsü aşırı net değilse bile sadece adli görevlilerin kullanabileceği özel teknolojiyle tasarlanmış fotoğraf makineleriyle çeşitli cephelerden fotoğrafı çekiliyor daha sonra kriminallabaratuarlarda fotoğraflar çok ince,detaylı ve titiz bir şekilde inceleniyor ki sözkonusu inceleme teknikleri gerek suçun görüntülendiği sıradaki ışık,toz,karanlık,yağmur,kar ve sis gibi durumlara gerekse suçlunun görüntülendiği sıradaki kilo,boy,kıyafet,saç,sakal,bıyık,sivilce,yara,gözlük,maske v.b.unsurlara da oldukça duyarlı,vücut,kafa ve yüz ölçüleride çok titiz birşekilde inceleniyor.

Özelliklede ülkemiz şartlarında bakıldığında bu tarz ihbar ve şikayetler her zaman aynı titizlikle incelenip istenen sonuca ulaşılır mı elbetteki hayır.Öncelikle bu gibi süreçlerde dahi zaman ve maliyet unsuruna oldukça önem verilir,tabi suçun niteliği,suça konu olan müştekinin konumuda önemli bir unsur teşkil eder.Önemli kişiler tarafından yapılan ihbar ve şikayetlere öncelik tanınır,daha sıkı ve titiz incelenir,tüm imkanlardan azami düzeyde faydalanılır,bu kişilerin ihbar ve şikayetlerine konu olan şüpheliler için yasal süreçler daha sıkı uygulanır hatta bazı prosedürler gözardıda edilebilirtabi yasal süreçlerle ilgili görevlendirilen avukatların etkinlik ve profesyonelliğide duruma etki eder,oysaki sıradan ihbar ve şikayetler birtakım somut delil ve belgelerede dayandırılsa yavaştan alma ya da önemsememe gibi durumlar yaygın oluyor.Birtakım süreçler pratik anlamda teoriye yakın olsada bazen sapmalar görülebiliyor.Savcılık şüpheli veya suçluya ulaşabilmek açısından direkt yakalama ve gözaltı ya da davetiye gönderme yolunu tercih eder,yakalama ve gözaltı kararı verdiği durumlarda ya soruşturmayı yürüttüğü şube veya büro ekipleri aracılığıyla ya da suçlu veya şüphelinin tespit edilen ikametine en yakın mahalli polisin adli veya infaz büro ekiplerince bunu gerçekleştirir.Savcılığın yakalama ve gözaltı kararı verebilmesi için suçun niteliğinin ağır olması,güvenlik tedbiri gerektirmesi,suçlunun kaçma,tedbir alma,delilleri karartma ve tehlike arz edebilme gibi ihtimalerinin olması gerekir.Polis ise suçüstü halerinde suça ilk müdahale edip gerekli yakalama,ifade alma,sorgulama ve gözaltı prosedürlerini uygulayıp savcılığa intikal ettiren konumunda olur,bu süreçte genellikle ihbar ve şikayetler sonucunda başlar.


Nozcan99, 4 yıl önce - Alıntıya git

makul şüphe denir buna :D

26 Eylül 2015 20:02

samiii-gund
Kapalı

Bu bölümde girilen tüm yorumları baştan sona okuyan bir kişi olarak hepinizin durumuna oldukça üzüldüğümü belirtmek isterim.Durumlarınız hiç kolay değil ve allah hiçbirimizi yargı sistemine düşürmesin.

Geçenlerde bir arkadaşımın evine polis tarafından davetiye gönderildiğine dair kağıt verilmiş,kendiside o sırada işte olduğundan eşi almış,davetiyenin içeriği ise savcılık tarafından ifadesi alınacağı yönündeymiş bunun üzerine arkadaşım bir sonraki gün polis merkezine gidip davetiyeyi polisten teslim alıyor ve büyük bir şaşkınlık içinde birde bakıyor ki davetiye bilişim suçları savcılığından gönderilmiş.Arkadaşım ifade vermek için savcılığa gidiyor,ifadeye alınıyor ve savcı diyor ki Ankara,Kırıkkale ve Konya taraflarındaki muhtelif internet kafelerden birtakım önemli kişilere sahte isim ve kimlikler atında açılan kanallardan bir süredir hakaret,yorum,tehdit ve taciz içeren mailler gönderiliyormuş,bizede konuyla ilgili avukatlar aracılığıyla sürekli suç duyurularında bulunuluyor,bizde bunun üzerine polisle birlikte harekete geçerek IP kayıtlarından yola çıkarak maillerin gönderildiği internet kafeleri tespit edip baskınlar düzenledik,kafelerdeki güvenlik kamera kayıtlarına el koyduk,maillerin gönderildiği saatlerde kafede bulunan kişileri görüntüleyerek özel bir incelemeden geçirdik,gözaltına aldıklarımız oldu,seninle ilgili şu an için her nekadar görüntü ya da somut bir delile rastlayamasakta hakkındaki birtakım ihbar ve şikayetler sonucu ifadeni almamız gerekiyor,daha sonra da arkadaşım sözkonusu suçlamalarla kendisinin kesinlikle bir ilgi alakası olamayacağı yönünde ifade veriyor ancak savcı arkadaşımın bu ifadesiylede ikna olmayıp maillerin gönderildiği saatlerde güvenlik kameralarına takılan kişiler arasında senin olup olmadığını daha iyi netleştirebilmemiz açısından fotoğraflarını çekicez diyor ve tutanak tutturduğu katibi tarafından arkadaşımın ön ve yan cephelerden fotoğrafları çekilip serbest bırakılıyor.Suçlamaları içeren dosya ve kamera kayıtlarının yüklendiği CD ler oldukça kabarıkmış,birde fotoğrafları çeken katip arkadaşıma sahiden suçluymuş gibi bazı lavbali ve tehditkar sözler sarfetmiş.Arkadaşımın bu durumlara morali oldukça bozuluyor,hayatında polisle bile gözgöze gelmemiş arkadaşım böyle bir durumla karşılaşıyor.Kendisi evli,2 çocuğu var,iyi bir eğitimi var ve çok iyi yabancı dil biliyor,uzun yıllar inşaat,lojistik,reklam ve otomotiv sektörlerinde çalıştı,uzman,yönetici,müdür ve grup müdürlüğü gibi pozisyonlarda bulundu,karakter olarakta oldukça dürüst,fedakar,haksızlığa tahammül edemeyen ve kimseye kötülüğü olmayan iyi bir insan,kimseylede bir sorunu olmamıştır,bırakın internet kafelere gitmeyi,evinde dahi fazla internet kullanan bir insan değildir yalnız 2 yıl önce çalıştığı firmanın sahibiyle bazı anlaşmazlıklar yaşamıştı,bu yüzdende istifa etmek durumunda kalmıştı ne tesadüfki mail gönderilenler ve suç duyurusunda bulunanlar arasında çalıştığı firmanın sahibide bulunduğundan,arkadaşıma duyduğu kin ve savcıya eskiden şirketimde çalışan bir grup müdürümünde olaylarda bir parmağı olabileceğinden şüpheleniyorum demesi olayları bu raddeye getirdi.Eğer arkadaşım suçsuzsa ki suçsuz olduğuna kesinlikle inanıyorum asla bir sorun çıkmaz ve çıkmayacaktırda hatta eski patronuyla ilgili tazminat davası bile açacaktır ancak somut delillere dayandırılmayan bir şikayet sonucu savcının arkadaşımı ifadeye çağırması onu geçtim,önden ve yandan fotoğraflarının çekilmesi onur kırıcı bir durum,arkadaşım anlatıyor savcılıkta ifade almak için beklediğinde orada ifadelerinin alınmasını bekleyen aralarında gözaltına alınıp polis nezaretinde getirilen elleri kelepçeli birsürü şüphelidevarmış hepside üstübaşı dökülen,bakımsız,şüphe çekmesi kolay,ürkütücü tiplermiş,aralarında konuşurlarmış bilmem ne kişiye bilmem ne kafeden mail attım kafe tespit edildi kameraya takıldım,kafe sahibinin ihbarı ve polisin çalışmalarıyla bulunup yakalandım savcılığa çağırıldım ifadem alınıp resimlerim çekilecek sonra da mahkemem başlayacak ceza alırsam şu cezaevine gönderirlerse daha rahat ederim diye yani hepsi pişkin ve alışmış,düşünün ki arkadaşım toplumda böyle insanlarla aynı kefeye konabiliyor kaldı ki gerçek suçlu ya da suçlularda er geç yakalanacaktır ki şimdi diyorum o suçlulara allah acısın.Elbetteki polisler olsun savcılar olsun görevlerini yapıyorlar asla birsözüm olamaz ancak bazen kişiyle ilgili somut deliller olmadan da insanlar töhmet altında tutulabiliyor,birtakım adli prosedürlere maruz kalabiliyor,fotoğraf almak,parmak izi almak,ses kaydı,el yazısı örneği,saç teli,kan ya da tükürük örneği almak suçun aydınlatılması,gerçek suçluyaulaşılıp ceza verilebilmesi için kriminal nitelikte bir tedbir ama biryerde de insanın onurunu kırıcı ve aşağılayıcı niteliktede olabiliyor hele ki elde somut bir delil olmadan,birde insanları zan altında tutmak,suçlayıcı tavırla yaklaşmak üstelik arkadaşımın eski patronunun avukatıyla soruşturmadan sorumlusavcı fakülte yıllarından da çok samimi arkadaşmışlar.Artık teknoloji o kadar gelişti ki,güvenlik kameralarının her yerde ve her köşede bulunmasını geçtim hatta oturduğumuz evimizde bile neredeyse izleniyoruz,dinleniyoruz,birtakım şeylerimiz kaydediliyor ama yinede eski usul ve yöntemlerden de uzak kalamıyoruz.Tabi ki zengin ve tanınmış insanların heryerde olduğu gibi polisle,savcılıkla ve mahkemelerlede güçlü bağlantıları var,bu sebeplede yaptıkları ihbar ve şikayetler dahi altın değerinde oluyor ama sıradan bir kişi yaşadığı önemli bir mağduriyet karşısında polise ve savcılığa başvursa doğrudürüst ilgilenilmiyor bile.Bazen haberlerde dinliyoruz ya da gazetelerde okuyoruz,şu kişi internet kafeden önemli bir devlet büyüğüne ya da tanınmış bir işadamına hakaret içeren bir mail gönderiyor polis suçluyu internet kafede kıskıvrak yakalayarak gözaltına alıyor hatta mahkeme tarafından tutuklanıyor şu kadar ceza alıyor ama bizler böyle durumlara maruz kalarak polise ya da savcılığa suç duyurusunda bulunsak elimize geçen ancak birkaç ay sonra posta kutumuza iliştirilmiş kovuşturmaya yer olmadığına dair kağıttan başkası olmaz.İnsanlar interneti yasadışı amaçla kullanacaksa internet kafelere dahi asla güvenmemeli.Bu platformda bile bir anlık öfkemize,hırsımıza ve heyecanımıza yenik düşerek kişiler,kurumlar,olaylar ya da konulara yönelik yorumlarda bulunurken çok düşünmeliyiz.

Savcılık,özelliklede bu tarz durumlarda ifade almak için şüphelinin ikamet ettiği en yakın polis merkezini görevlendirir,şu kişinin ifadesi alınacaktır derhal evine gidilip davetiyenin geldiği bilgisinin paylaşılması ve teslim alınması gerektiği yönünde görevli polise talimat verir,şüpheliyi ürkütmemek ve hareket kabiliyetini kısıtlamak açısından ifadeye konu olan fiille,müştekiyle ve ifadenin ne yönde alınacağıyla ilgili hiçbir bilgi polisle dahi paylaşılmaz,sadece hangi savcılık tarafından,nerede alınacağı ve hangi savcı tarafından alınacağı belirtilir,bazı hallerde en yakın mahalli poliste ifade alınması yönünde görevlendirilebilir ama genellikle nitelikli,belli bir titizlik gerektiren özelliklede bilişim gibi soruşturma süreçlerinde ifade direkt savcılık tarafından alınır.

Günümüzde teknolojinin gelişmesiyle birlikte suçları aydınlatmak,suçlulara ulaşmak ve tespit etmek çok daha kolay olsa da yine de suça konu olan müştekilerin ve görgü tanıklarının,ifade ve ihbarlarıda adli mercilerin halen en fazla tercih ettiği yöntemler arasında ki şu konuyada değinmemdeki amaç muhtelif internet kafelerden farklı isim ve kimliklerle mail yoluyla belli şahısları taciz eden kişinin gerçekten arkadaşım olduğunu varsayalım hatta arkadaşımın taciz ettiği işadamları arasında eski bir işverenininde olmadığını varsayalım hatta internet kafelerin güvenlik kameralarında maillerin gönderildiği saatlerde arkadaşımın net görüntülerinin olduğunuda varsayalım sonuç olarak arkadaşımın sabıkası,polis kaydı,fişlemesi,fotoğrafı ve GBT kaydı yoksa üstelik mailleri sürekli aynı internet kafeden göndermeyip ilişkide bulunduğu yerlerin dışında farklı internet kafelerden gönderiyorsa polis ve savcılık için arkadaşım bir görüntüden öteye geçmez,ismini bilemez,ev adresini bilemez.

İnternet kafeler günümüzde her nekadar yoğun güvenlik tedbirleriyle donatılsa da,çoğunun polisle sıkı bir irtibatı olsa da bir kısım internet kafede güvenlik kamera açılarının dışında kör noktalar var,genelde de interneti yasadışı amaçlarla kullanmak isteyen müşteriler kör noktalardaki masalara yoğunlaşır.Bir kör noktadan X bir şahsın mail gönderdiğini,mailini gönderdikten sonrada kalkıp kasaya ücret ödemek için geldiğinde güvenlik kamerasına takıldığını varsayalım bu durumda X kişinin müştekiyle geçmişte bir hukuku ya da bir anlaşmazlığı olmuşsa ve müştekide mağduriyetinden X kişiyi sorumlu tutarak adli mercilere hakkında ihbarda bulunuyorsa X kişide işlediği suçu itiraf ediyorsa bu nokta da dahi teknik anlamda sorgulanması gereken pekçok husus var.Bir kere mail kamera açılarının dışında kör bir noktadan gönderilmiş,diğerleri ise X kişinin sürekli gittiği bir internet kafe değil hatta sadece bir kere gitmiş,internet kafeler günde yüzlerce kişinin girip çıktığı,her çeşit insanın faydalandığı ortak kullanım alanları,X kişide bunlardan sadece bir tanesi bu durumda da X kişi direkt suçu işleyen kişi olarak değil suçun işlendiği kafede suçun işlendiği saatlerde bulunan bir müşteri olarak kabul edilir,X kişinin müştekiyle olan ilişkisi ve müştekinin ihbarıda değerlendirildiğinde X kişinin alanının dışında bir internet kafede neden bulunduğuna,suçun işlendiği sırada o kafede bulunmasının bir tesadüfmü yoksa kasıtlı bir durummu olduğu incelenir ancak bu şartlar altında dahi X kişi delilleri inceleme ve masumiyet karinesinden faydalanma hakkına sahiptir.

Teknolojinin gelişmesi kriminal teknolojide de önemli farklılıklar yaratmış durumda,günümüzde her an her köşede gördüğümüz güvenlik kameraları ve mobeseler kriminal teknolojinin en yakınımızda olan parçaları.Güvenlik kameraları sadece bilişim suçlarının aydınlatılmasında değil,tüm adli vakaların aydınlatılmasında ve suçlulara ulaşılabilmesi açısından da en büyük yardımcı durumundadırlar.Kriminal teknolojinin gelişmesi adli yapıların süreç ve yöntemlerinde de önemli farklılıklar yarattı,eskiden suçların aydınlatılmasıyla bugünkü suçların aydınlatılmasındaki farklar oldukça fazla örneğin eskiden polis bir suç şüphelisini yakaladığında ifade vesorgulama yöntemlerinde işkence gibi fiziksel yöntemlere daha fazla ağırlık verirdi,gözaltı süreleri çok daha fazlaydı bugünse daha teknolojik yöntemlere ağırlık veriyor,soruşturma ve yargılama süreçleri çok daha kısa sürelerde sonuçlanıyor.Bir suç nedeniyle güvenlik kameralarına takılan suçluların ya da suç zanlılarının,eğer kameranında görüntüsü aşırı net değilse bile sadece adli görevlilerin kullanabileceği özel teknolojiyle tasarlanmış fotoğraf makineleriyle çeşitli cephelerden fotoğrafı çekiliyor daha sonra kriminallabaratuarlarda fotoğraflar çok ince,detaylı ve titiz bir şekilde inceleniyor ki sözkonusu inceleme teknikleri gerek suçun görüntülendiği sıradaki ışık,toz,karanlık,yağmur,kar ve sis gibi durumlara gerekse suçlunun görüntülendiği sıradaki kilo,boy,kıyafet,saç,sakal,bıyık,sivilce,yara,gözlük,maske v.b.unsurlara da oldukça duyarlı,vücut,kafa ve yüz ölçüleride çok titiz birşekilde inceleniyor.

Özelliklede ülkemiz şartlarında bakıldığında bu tarz ihbar ve şikayetler her zaman aynı titizlikle incelenip istenen sonuca ulaşılır mı elbetteki hayır.Öncelikle bu gibi süreçlerde dahi zaman ve maliyet unsuruna oldukça önem verilir,tabi suçun niteliği,suça konu olan müştekinin konumuda önemli bir unsur teşkil eder.Önemli kişiler tarafından yapılan ihbar ve şikayetlere öncelik tanınır,daha sıkı ve titiz incelenir,tüm imkanlardan azami düzeyde faydalanılır,bu kişilerin ihbar ve şikayetlerine konu olan şüpheliler için yasal süreçler daha sıkı uygulanır hatta bazı prosedürler gözardıda edilebilirtabi yasal süreçlerle ilgili görevlendirilen avukatların etkinlik ve profesyonelliğide duruma etki eder,oysaki sıradan ihbar ve şikayetler birtakım somut delil ve belgelerede dayandırılsa yavaştan alma ya da önemsememe gibi durumlar yaygın oluyor.Birtakım süreçler pratik anlamda teoriye yakın olsada bazen sapmalar görülebiliyor.Savcılık şüpheli veya suçluya ulaşabilmek açısından direkt yakalama ve gözaltı ya da davetiye gönderme yolunu tercih eder,yakalama ve gözaltı kararı verdiği durumlarda ya soruşturmayı yürüttüğü şube veya büro ekipleri aracılığıyla ya da suçlu veya şüphelinin tespit edilen ikametine en yakın mahalli polisin adli veya infaz büro ekiplerince bunu gerçekleştirir.Savcılığın yakalama ve gözaltı kararı verebilmesi için suçun niteliğinin ağır olması,güvenlik tedbiri gerektirmesi,suçlunun kaçma,tedbir alma,delilleri karartma ve tehlike arz edebilme gibi ihtimalerinin olması gerekir.Polis ise suçüstü halerinde suça ilk müdahale edip gerekli yakalama,ifade alma,sorgulama ve gözaltı prosedürlerini uygulayıp savcılığa intikal ettiren konumunda olur,bu süreçte genellikle ihbar ve şikayetler sonucunda başlar.


Nozcan99, 4 yıl önce - Alıntıya git

Merabalar ve iyi bayramlar Sayın Nozcan99

Geçen yıl benim kardeşimin başınada arkadaşınıza benzer bir olay gelmişti,savcılık tarafından ifadeye çağrılmıştı,resimleri çekilmişti.Bizim oturduğumuz yerin yakınlarındaki bir internet kafeden birtakım yerlere hakaret dolu mailler gönderiliyormuş,daha sonra savcılık talimatıyla polisler kafeye baskın düzenleyerek tüm kamera kayıtlarına el koymuş,kayıtlar incelemeye alınmış,kafe sahibininde ifadeleri doğrultusunda kardeşimde savcılığa ifadeye çağrıldı çünkü kardeşimde o internet kafeye çok sık giderdi oysaki kardeşimin bu konuda en ufak bir suçu dahi yoktu,kimsenin işine karışmayan kendi halinde bir insandı fakat pimpirikli ve problemli bir kafe sahibi yüzünden başına böyle bir durum geldi.Kardeşim savcılıktaki ifade verme sürecini tüm detaylarıyla benimle paylaşmıştı,sanki bir bilişim soruşturması değilde adeta cinayet soruşturması yapılıyormuşcasına bir havanın hakim olduğunuda söylemişti.Hakaret dolu mail gönderilen kişilerde tanınmış üst düzey kişiler ve yakın çevreleriymiş.Kafe sahibini bende tanıyorum hatta kardeşimin başına gelen durumdan sonrada kendisiyle usulca konuştumda 2 aydan beridir kafeleri üzerinden mailler gönderildiğini,gönderilen mailler yüzünden kafelerinin sürekli polis baskınlarına maruz kaldığını,şüphe edilen birçok müşteriyi suçüstü yapıp kelepçeleyip yakapaça gözaltına aldıklarını,kamera kayıtlarına sürekli el koyduklarını,kendisininde kaç kez ifadeye alındığını,idari para cezalarına maruz kaldığını,kafesinin ve kendisinin sürekli zan altında tutulduğunu,savcılık kararıyla işletmecilik yetkisinin elinden alınacağını ve kafesinin kapatılacağını söyledi.Sürekli baskınlar yapılıyor,birsürü müşteri yakapaça yakalanıyor ya da ifadeye alınıyor,kamera kayıtları sürekli inceleniyor,hatta kafenin bulunduğu muhitteki mobese kameraları dahi inceleniyor,maillerin gönderildiği IP numaraları bu kafeye ait olduğu son derece net ancak mailler gönderilmeye devam ediyor,kafe sahibide çaresiz kaldığından ve iyice köşeye sıkıştığından kardeşimin sakin,mülayim ve naif yapısı dikkatini çektiğinden kardeşiminde savcılığa ismini veriyor.Neyseki kardeşimde bu olaydan temize çıktı hatta mailleri gönderen kişide yakalandı,bu kişinin yakalandığı gazetelerede çıkmıştı ancak kardeşimin böyle bir olay yüzünden töhmet altında tutulması moralini ve psikolojisini oldukça etkiledi.

Teknik anlamda dolandırıcılık,hakaret,taciz,tehdit,bölücülük,siyasi propaganda v.s.unsur içeren bilişim vakalarında vakanın gerçekleştirildiği adresin tespit edilip bulunması savcılığa intikal ettikten sonra ancak 1-1,5 ay gibi bir zaman alır şeklinde belirtilsede pratik anlamda 1 saatten dahi az olabiliyor.Bunun yanında internet kafe yönetmeliğinde kamera kayıtlarının minimum 6 gün saklanacağı belirtiliyor ancak kafe sahibi isterse kamera kayıtlarını 3 yılda saklayabilir heleki bilişim vakalarının artmasıyla,kafelerin yasal süreçlere konu olmasıyla kafe işletmecileri kendilerini güvenceye alabilmeleri açısından birtakım güvenlik unsurlarını daha sıkı tutabilir.Çoğu internet kafe polislede sürekli işbirliği içinde,savcılığın yanında bilişim suçlarını takip eden özel polis birimleri var ki sözkonusu polis birimleri son derece profesyonel,özel eğitimli ve gelişmiş teknolojiye sahip.İnternet kafelerde müşteri kılığında sivil polislerede rastlamak mümkün.Sözkonusu süreçler tabiki tacize konu olan kişilerin niteliğiylede yakından ilgili eğer mağdur ve şikayetçi olan kişi önemli bir kişiyse aksiyon tüm titizlik ve süratle biranda alınabiliyor ancak sıradan bir vatandaşsa savcılık şikayet dilekçesini alıp usulen işleme koyuyor üstünkörü inceliyor daha sonra üstünde dahi durmuyor ve dosyayı kaldırıyor.

Bu ülkede en ağır suç insanın fakir ve çaresiz olması,herşeyin faturası fakire ve acize yükleniyor.İnsanın derdini anlatmasının dahi suç olduğu bu ülkede parası,gücü ve şöhreti olan insanlarla ilgili fikir belirtince ağır suçlu konumuna gelinebiliyor.İşin özüne bakıldığında ezilen,sömürülen,itilip kakılan ve mağdur olan bizleriz ama herzaman büyük balık küçük balığı yutuyor,işin gerçeği bu kabuletmek gerekiyor.

Size son olarak diyeceğim inşallah arkadaşınız en kısa zamanda temize çıkar ve yaşadığı mağduriyetle ilgili gerekli aksiyonu alabilir.

Saygılar.

29 Eylül 2015 16:43

maraba22
Aday Memur

Merhaba arkadaşlar,

Benim hakkımda 5 yıl süre kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ve 1 yıl takdiren denetimli serbestlik kararı verildi. Adli sicile işlenmesi de deniyor.

Sorularım;

1- Ben şu an memur olarak çalışıyorum. Memurluğuma engel teşkil edermi?

2- Adli sicil belgesi alırken sabıka kaydı var diye veya arşiv kaydı vardır diye çıkarmı?

12 Ekim 2015 19:27

Sezzgin99
Kapalı

Toplumumuzda bazı şeyler maalesef çok çabuk unutulup unutturuluyor,önemli konular görmezden gelinip çok küçük detaylara odaklanılıyor.Yakın geçmişe dönüp baktığımızda malum olay ve olguları hep birlikte yaşadık ancak birtakım şeylerin şeceresi yine bizlere yansıdı.Sonuçta zor oyunu bozuyor.

12 Ekim 2015 21:40

Sezzgin99
Kapalı

Bu bölümde girilen tüm yorumları baştan sona okuyan bir kişi olarak hepinizin durumuna oldukça üzüldüğümü belirtmek isterim.Durumlarınız hiç kolay değil ve allah hiçbirimizi yargı sistemine düşürmesin.

Geçenlerde bir arkadaşımın evine polis tarafından davetiye gönderildiğine dair kağıt verilmiş,kendiside o sırada işte olduğundan eşi almış,davetiyenin içeriği ise savcılık tarafından ifadesi alınacağı yönündeymiş bunun üzerine arkadaşım bir sonraki gün polis merkezine gidip davetiyeyi polisten teslim alıyor ve büyük bir şaşkınlık içinde birde bakıyor ki davetiye bilişim suçları savcılığından gönderilmiş.Arkadaşım ifade vermek için savcılığa gidiyor,ifadeye alınıyor ve savcı diyor ki Ankara,Kırıkkale ve Konya taraflarındaki muhtelif internet kafelerden birtakım önemli kişilere sahte isim ve kimlikler atında açılan kanallardan bir süredir hakaret,yorum,tehdit ve taciz içeren mailler gönderiliyormuş,bizede konuyla ilgili avukatlar aracılığıyla sürekli suç duyurularında bulunuluyor,bizde bunun üzerine polisle birlikte harekete geçerek IP kayıtlarından yola çıkarak maillerin gönderildiği internet kafeleri tespit edip baskınlar düzenledik,kafelerdeki güvenlik kamera kayıtlarına el koyduk,maillerin gönderildiği saatlerde kafede bulunan kişileri görüntüleyerek özel bir incelemeden geçirdik,gözaltına aldıklarımız oldu,seninle ilgili şu an için her nekadar görüntü ya da somut bir delile rastlayamasakta hakkındaki birtakım ihbar ve şikayetler sonucu ifadeni almamız gerekiyor,daha sonra da arkadaşım sözkonusu suçlamalarla kendisinin kesinlikle bir ilgi alakası olamayacağı yönünde ifade veriyor ancak savcı arkadaşımın bu ifadesiylede ikna olmayıp maillerin gönderildiği saatlerde güvenlik kameralarına takılan kişiler arasında senin olup olmadığını daha iyi netleştirebilmemiz açısından fotoğraflarını çekicez diyor ve tutanak tutturduğu katibi tarafından arkadaşımın ön ve yan cephelerden fotoğrafları çekilip serbest bırakılıyor.Suçlamaları içeren dosya ve kamera kayıtlarının yüklendiği CD ler oldukça kabarıkmış,birde fotoğrafları çeken katip arkadaşıma sahiden suçluymuş gibi bazı lavbali ve tehditkar sözler sarfetmiş.Arkadaşımın bu durumlara morali oldukça bozuluyor,hayatında polisle bile gözgöze gelmemiş arkadaşım böyle bir durumla karşılaşıyor.Kendisi evli,2 çocuğu var,iyi bir eğitimi var ve çok iyi yabancı dil biliyor,uzun yıllar inşaat,lojistik,reklam ve otomotiv sektörlerinde çalıştı,uzman,yönetici,müdür ve grup müdürlüğü gibi pozisyonlarda bulundu,karakter olarakta oldukça dürüst,fedakar,haksızlığa tahammül edemeyen ve kimseye kötülüğü olmayan iyi bir insan,kimseylede bir sorunu olmamıştır,bırakın internet kafelere gitmeyi,evinde dahi fazla internet kullanan bir insan değildir yalnız 2 yıl önce çalıştığı firmanın sahibiyle bazı anlaşmazlıklar yaşamıştı,bu yüzdende istifa etmek durumunda kalmıştı ne tesadüfki mail gönderilenler ve suç duyurusunda bulunanlar arasında çalıştığı firmanın sahibide bulunduğundan,arkadaşıma duyduğu kin ve savcıya eskiden şirketimde çalışan bir grup müdürümünde olaylarda bir parmağı olabileceğinden şüpheleniyorum demesi olayları bu raddeye getirdi.Eğer arkadaşım suçsuzsa ki suçsuz olduğuna kesinlikle inanıyorum asla bir sorun çıkmaz ve çıkmayacaktırda hatta eski patronuyla ilgili tazminat davası bile açacaktır ancak somut delillere dayandırılmayan bir şikayet sonucu savcının arkadaşımı ifadeye çağırması onu geçtim,önden ve yandan fotoğraflarının çekilmesi onur kırıcı bir durum,arkadaşım anlatıyor savcılıkta ifade almak için beklediğinde orada ifadelerinin alınmasını bekleyen aralarında gözaltına alınıp polis nezaretinde getirilen elleri kelepçeli birsürü şüphelidevarmış hepside üstübaşı dökülen,bakımsız,şüphe çekmesi kolay,ürkütücü tiplermiş,aralarında konuşurlarmış bilmem ne kişiye bilmem ne kafeden mail attım kafe tespit edildi kameraya takıldım,kafe sahibinin ihbarı ve polisin çalışmalarıyla bulunup yakalandım savcılığa çağırıldım ifadem alınıp resimlerim çekilecek sonra da mahkemem başlayacak ceza alırsam şu cezaevine gönderirlerse daha rahat ederim diye yani hepsi pişkin ve alışmış,düşünün ki arkadaşım toplumda böyle insanlarla aynı kefeye konabiliyor kaldı ki gerçek suçlu ya da suçlularda er geç yakalanacaktır ki şimdi diyorum o suçlulara allah acısın.Elbetteki polisler olsun savcılar olsun görevlerini yapıyorlar asla birsözüm olamaz ancak bazen kişiyle ilgili somut deliller olmadan da insanlar töhmet altında tutulabiliyor,birtakım adli prosedürlere maruz kalabiliyor,fotoğraf almak,parmak izi almak,ses kaydı,el yazısı örneği,saç teli,kan ya da tükürük örneği almak suçun aydınlatılması,gerçek suçluyaulaşılıp ceza verilebilmesi için kriminal nitelikte bir tedbir ama biryerde de insanın onurunu kırıcı ve aşağılayıcı niteliktede olabiliyor hele ki elde somut bir delil olmadan,birde insanları zan altında tutmak,suçlayıcı tavırla yaklaşmak üstelik arkadaşımın eski patronunun avukatıyla soruşturmadan sorumlusavcı fakülte yıllarından da çok samimi arkadaşmışlar.Artık teknoloji o kadar gelişti ki,güvenlik kameralarının her yerde ve her köşede bulunmasını geçtim hatta oturduğumuz evimizde bile neredeyse izleniyoruz,dinleniyoruz,birtakım şeylerimiz kaydediliyor ama yinede eski usul ve yöntemlerden de uzak kalamıyoruz.Tabi ki zengin ve tanınmış insanların heryerde olduğu gibi polisle,savcılıkla ve mahkemelerlede güçlü bağlantıları var,bu sebeplede yaptıkları ihbar ve şikayetler dahi altın değerinde oluyor ama sıradan bir kişi yaşadığı önemli bir mağduriyet karşısında polise ve savcılığa başvursa doğrudürüst ilgilenilmiyor bile.Bazen haberlerde dinliyoruz ya da gazetelerde okuyoruz,şu kişi internet kafeden önemli bir devlet büyüğüne ya da tanınmış bir işadamına hakaret içeren bir mail gönderiyor polis suçluyu internet kafede kıskıvrak yakalayarak gözaltına alıyor hatta mahkeme tarafından tutuklanıyor şu kadar ceza alıyor ama bizler böyle durumlara maruz kalarak polise ya da savcılığa suç duyurusunda bulunsak elimize geçen ancak birkaç ay sonra posta kutumuza iliştirilmiş kovuşturmaya yer olmadığına dair kağıttan başkası olmaz.İnsanlar interneti yasadışı amaçla kullanacaksa internet kafelere dahi asla güvenmemeli.Bu platformda bile bir anlık öfkemize,hırsımıza ve heyecanımıza yenik düşerek kişiler,kurumlar,olaylar ya da konulara yönelik yorumlarda bulunurken çok düşünmeliyiz.

Savcılık,özelliklede bu tarz durumlarda ifade almak için şüphelinin ikamet ettiği en yakın polis merkezini görevlendirir,şu kişinin ifadesi alınacaktır derhal evine gidilip davetiyenin geldiği bilgisinin paylaşılması ve teslim alınması gerektiği yönünde görevli polise talimat verir,şüpheliyi ürkütmemek ve hareket kabiliyetini kısıtlamak açısından ifadeye konu olan fiille,müştekiyle ve ifadenin ne yönde alınacağıyla ilgili hiçbir bilgi polisle dahi paylaşılmaz,sadece hangi savcılık tarafından,nerede alınacağı ve hangi savcı tarafından alınacağı belirtilir,bazı hallerde en yakın mahalli poliste ifade alınması yönünde görevlendirilebilir ama genellikle nitelikli,belli bir titizlik gerektiren özelliklede bilişim gibi soruşturma süreçlerinde ifade direkt savcılık tarafından alınır.

Günümüzde teknolojinin gelişmesiyle birlikte suçları aydınlatmak,suçlulara ulaşmak ve tespit etmek çok daha kolay olsa da yine de suça konu olan müştekilerin ve görgü tanıklarının,ifade ve ihbarlarıda adli mercilerin halen en fazla tercih ettiği yöntemler arasında ki şu konuyada değinmemdeki amaç muhtelif internet kafelerden farklı isim ve kimliklerle mail yoluyla belli şahısları taciz eden kişinin gerçekten arkadaşım olduğunu varsayalım hatta arkadaşımın taciz ettiği işadamları arasında eski bir işverenininde olmadığını varsayalım hatta internet kafelerin güvenlik kameralarında maillerin gönderildiği saatlerde arkadaşımın net görüntülerinin olduğunuda varsayalım sonuç olarak arkadaşımın sabıkası,polis kaydı,fişlemesi,fotoğrafı ve GBT kaydı yoksa üstelik mailleri sürekli aynı internet kafeden göndermeyip ilişkide bulunduğu yerlerin dışında farklı internet kafelerden gönderiyorsa polis ve savcılık için arkadaşım bir görüntüden öteye geçmez,ismini bilemez,ev adresini bilemez.

İnternet kafeler günümüzde her nekadar yoğun güvenlik tedbirleriyle donatılsa da,çoğunun polisle sıkı bir irtibatı olsa da bir kısım internet kafede güvenlik kamera açılarının dışında kör noktalar var,genelde de interneti yasadışı amaçlarla kullanmak isteyen müşteriler kör noktalardaki masalara yoğunlaşır.Bir kör noktadan X bir şahsın mail gönderdiğini,mailini gönderdikten sonrada kalkıp kasaya ücret ödemek için geldiğinde güvenlik kamerasına takıldığını varsayalım bu durumda X kişinin müştekiyle geçmişte bir hukuku ya da bir anlaşmazlığı olmuşsa ve müştekide mağduriyetinden X kişiyi sorumlu tutarak adli mercilere hakkında ihbarda bulunuyorsa X kişide işlediği suçu itiraf ediyorsa bu nokta da dahi teknik anlamda sorgulanması gereken pekçok husus var.Bir kere mail kamera açılarının dışında kör bir noktadan gönderilmiş,diğerleri ise X kişinin sürekli gittiği bir internet kafe değil hatta sadece bir kere gitmiş,internet kafeler günde yüzlerce kişinin girip çıktığı,her çeşit insanın faydalandığı ortak kullanım alanları,X kişide bunlardan sadece bir tanesi bu durumda da X kişi direkt suçu işleyen kişi olarak değil suçun işlendiği kafede suçun işlendiği saatlerde bulunan bir müşteri olarak kabul edilir,X kişinin müştekiyle olan ilişkisi ve müştekinin ihbarıda değerlendirildiğinde X kişinin alanının dışında bir internet kafede neden bulunduğuna,suçun işlendiği sırada o kafede bulunmasının bir tesadüfmü yoksa kasıtlı bir durummu olduğu incelenir ancak bu şartlar altında dahi X kişi delilleri inceleme ve masumiyet karinesinden faydalanma hakkına sahiptir.

Teknolojinin gelişmesi kriminal teknolojide de önemli farklılıklar yaratmış durumda,günümüzde her an her köşede gördüğümüz güvenlik kameraları ve mobeseler kriminal teknolojinin en yakınımızda olan parçaları.Güvenlik kameraları sadece bilişim suçlarının aydınlatılmasında değil,tüm adli vakaların aydınlatılmasında ve suçlulara ulaşılabilmesi açısından da en büyük yardımcı durumundadırlar.Kriminal teknolojinin gelişmesi adli yapıların süreç ve yöntemlerinde de önemli farklılıklar yarattı,eskiden suçların aydınlatılmasıyla bugünkü suçların aydınlatılmasındaki farklar oldukça fazla örneğin eskiden polis bir suç şüphelisini yakaladığında ifade vesorgulama yöntemlerinde işkence gibi fiziksel yöntemlere daha fazla ağırlık verirdi,gözaltı süreleri çok daha fazlaydı bugünse daha teknolojik yöntemlere ağırlık veriyor,soruşturma ve yargılama süreçleri çok daha kısa sürelerde sonuçlanıyor.Bir suç nedeniyle güvenlik kameralarına takılan suçluların ya da suç zanlılarının,eğer kameranında görüntüsü aşırı net değilse bile sadece adli görevlilerin kullanabileceği özel teknolojiyle tasarlanmış fotoğraf makineleriyle çeşitli cephelerden fotoğrafı çekiliyor daha sonra kriminallabaratuarlarda fotoğraflar çok ince,detaylı ve titiz bir şekilde inceleniyor ki sözkonusu inceleme teknikleri gerek suçun görüntülendiği sıradaki ışık,toz,karanlık,yağmur,kar ve sis gibi durumlara gerekse suçlunun görüntülendiği sıradaki kilo,boy,kıyafet,saç,sakal,bıyık,sivilce,yara,gözlük,maske v.b.unsurlara da oldukça duyarlı,vücut,kafa ve yüz ölçüleride çok titiz birşekilde inceleniyor.

Özelliklede ülkemiz şartlarında bakıldığında bu tarz ihbar ve şikayetler her zaman aynı titizlikle incelenip istenen sonuca ulaşılır mı elbetteki hayır.Öncelikle bu gibi süreçlerde dahi zaman ve maliyet unsuruna oldukça önem verilir,tabi suçun niteliği,suça konu olan müştekinin konumuda önemli bir unsur teşkil eder.Önemli kişiler tarafından yapılan ihbar ve şikayetlere öncelik tanınır,daha sıkı ve titiz incelenir,tüm imkanlardan azami düzeyde faydalanılır,bu kişilerin ihbar ve şikayetlerine konu olan şüpheliler için yasal süreçler daha sıkı uygulanır hatta bazı prosedürler gözardıda edilebilirtabi yasal süreçlerle ilgili görevlendirilen avukatların etkinlik ve profesyonelliğide duruma etki eder,oysaki sıradan ihbar ve şikayetler birtakım somut delil ve belgelerede dayandırılsa yavaştan alma ya da önemsememe gibi durumlar yaygın oluyor.Birtakım süreçler pratik anlamda teoriye yakın olsada bazen sapmalar görülebiliyor.Savcılık şüpheli veya suçluya ulaşabilmek açısından direkt yakalama ve gözaltı ya da davetiye gönderme yolunu tercih eder,yakalama ve gözaltı kararı verdiği durumlarda ya soruşturmayı yürüttüğü şube veya büro ekipleri aracılığıyla ya da suçlu veya şüphelinin tespit edilen ikametine en yakın mahalli polisin adli veya infaz büro ekiplerince bunu gerçekleştirir.Savcılığın yakalama ve gözaltı kararı verebilmesi için suçun niteliğinin ağır olması,güvenlik tedbiri gerektirmesi,suçlunun kaçma,tedbir alma,delilleri karartma ve tehlike arz edebilme gibi ihtimalerinin olması gerekir.Polis ise suçüstü halerinde suça ilk müdahale edip gerekli yakalama,ifade alma,sorgulama ve gözaltı prosedürlerini uygulayıp savcılığa intikal ettiren konumunda olur,bu süreçte genellikle ihbar ve şikayetler sonucunda başlar.


Nozcan99, 4 yıl önce - Alıntıya git

İyi akşamlar Nozcan99,öncelikle arkadaşınız için büyük geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum,gerçi üyelikten çıkmışsınız yazacaklarımada cevap vereceğinizi zannetmiyorum ama yinede bazı fikirlerimi sizinle paylaşma ihtiyacı duyuyorum.

Bazı şeyler vardır ki öyle olması istendiği için öyledir.Şu ana kadar en ufak bir hukuki problemim olamasa da genel anlamda birtakım sorun ve çarpıklıkları hep birlikte yaşıyoruz.Eleştirilececek,isyan edilecek ve değiştirilecek o kadar çok şey var ama kim ne yapabilir ki? Birtakım şeyler baştan belirleniyor yazılıyor hatta belli bir süre sonra hangi merkeze varacağımız bile hesaplanabiliyor elbetteki sizinde belirttiğiniz anlamdaki teknolojik gelişmeler günümüzde herşeyleri çok daha kolaylaştırdı.Arkamıza şöyle bir baktığımızda gezi olayları,yolsuzluk olayları,politik istikrarsızlıklar,terör olayları ve en son ki bombalama olayı daha da bunun gibi pekçok örnek ama yeterince biliyor muyuz ki bu olayların kazananı kim kaybedeni kim? Türkiye gerçek anlamda bağımsız bir ülke mi? Demokratik mi? Yönetim,denetim,adalet ve güvenlik mekanizması oldukça mükemmel mi? Yasalar adalet mekanizmasına uyumlu mu? İnsan haklarına önem veriyor mu? Halk olarak bu sorulara cevap bulmak konusunda ne derece bilinçliyiz?Herşeyden önemlisi olması gereken birtakım olgular yaşama geçirilirken çok mükemmel mi?

Bende şahsen milyonlarca vatandaş gibi adaletin demokrasi kuralları içinde sağlandığı bir ülkede yaşamayı tercih ederim ancak filmlerde ve dizilerde gerçek adaletin mağduriyet yaşayanların lehine sonuçlandığını görürüz.İşin özüne bakıldığında da her oyunun bir kazananı birde kaybedeni oluyor,kaybeden de daima güçsüz olan taraf oluyor,doğal düzende bile küçük balığı yutan büyük balık olmuyor mu? Örneğin devlet bir toplumda en güçlü ve en yüce mekanizmadır,devleti bir aile babası gibide düşünebiliriz,baba erkek ve yetişkin olduğundan dolayı bir ailenin fiziken en güçlü bireyidir,fiziken güçlü olduğu içinde ailede herşey babanın kontrol ve hakimiyetindedir o bakımdan baba vursada,kırsada,dövüp sövsede eş ve çocukların çaresiz fiziken karşı koyamayacağı güce karşı saygı duyma yükümlülüğü var,bunun aksini düşünmek 4 yaşındaki bir çocuğun 40 yaşında bir adamla dövüşmeye çalışması gibi olur.

İşte gerçek dünya bu,o bakımdan da gemisini kurtaran kaptandır.

12 Ekim 2015 22:11

Sezzgin99
Kapalı

Merabalar ve iyi bayramlar Sayın Nozcan99

Geçen yıl benim kardeşimin başınada arkadaşınıza benzer bir olay gelmişti,savcılık tarafından ifadeye çağrılmıştı,resimleri çekilmişti.Bizim oturduğumuz yerin yakınlarındaki bir internet kafeden birtakım yerlere hakaret dolu mailler gönderiliyormuş,daha sonra savcılık talimatıyla polisler kafeye baskın düzenleyerek tüm kamera kayıtlarına el koymuş,kayıtlar incelemeye alınmış,kafe sahibininde ifadeleri doğrultusunda kardeşimde savcılığa ifadeye çağrıldı çünkü kardeşimde o internet kafeye çok sık giderdi oysaki kardeşimin bu konuda en ufak bir suçu dahi yoktu,kimsenin işine karışmayan kendi halinde bir insandı fakat pimpirikli ve problemli bir kafe sahibi yüzünden başına böyle bir durum geldi.Kardeşim savcılıktaki ifade verme sürecini tüm detaylarıyla benimle paylaşmıştı,sanki bir bilişim soruşturması değilde adeta cinayet soruşturması yapılıyormuşcasına bir havanın hakim olduğunuda söylemişti.Hakaret dolu mail gönderilen kişilerde tanınmış üst düzey kişiler ve yakın çevreleriymiş.Kafe sahibini bende tanıyorum hatta kardeşimin başına gelen durumdan sonrada kendisiyle usulca konuştumda 2 aydan beridir kafeleri üzerinden mailler gönderildiğini,gönderilen mailler yüzünden kafelerinin sürekli polis baskınlarına maruz kaldığını,şüphe edilen birçok müşteriyi suçüstü yapıp kelepçeleyip yakapaça gözaltına aldıklarını,kamera kayıtlarına sürekli el koyduklarını,kendisininde kaç kez ifadeye alındığını,idari para cezalarına maruz kaldığını,kafesinin ve kendisinin sürekli zan altında tutulduğunu,savcılık kararıyla işletmecilik yetkisinin elinden alınacağını ve kafesinin kapatılacağını söyledi.Sürekli baskınlar yapılıyor,birsürü müşteri yakapaça yakalanıyor ya da ifadeye alınıyor,kamera kayıtları sürekli inceleniyor,hatta kafenin bulunduğu muhitteki mobese kameraları dahi inceleniyor,maillerin gönderildiği IP numaraları bu kafeye ait olduğu son derece net ancak mailler gönderilmeye devam ediyor,kafe sahibide çaresiz kaldığından ve iyice köşeye sıkıştığından kardeşimin sakin,mülayim ve naif yapısı dikkatini çektiğinden kardeşiminde savcılığa ismini veriyor.Neyseki kardeşimde bu olaydan temize çıktı hatta mailleri gönderen kişide yakalandı,bu kişinin yakalandığı gazetelerede çıkmıştı ancak kardeşimin böyle bir olay yüzünden töhmet altında tutulması moralini ve psikolojisini oldukça etkiledi.

Teknik anlamda dolandırıcılık,hakaret,taciz,tehdit,bölücülük,siyasi propaganda v.s.unsur içeren bilişim vakalarında vakanın gerçekleştirildiği adresin tespit edilip bulunması savcılığa intikal ettikten sonra ancak 1-1,5 ay gibi bir zaman alır şeklinde belirtilsede pratik anlamda 1 saatten dahi az olabiliyor.Bunun yanında internet kafe yönetmeliğinde kamera kayıtlarının minimum 6 gün saklanacağı belirtiliyor ancak kafe sahibi isterse kamera kayıtlarını 3 yılda saklayabilir heleki bilişim vakalarının artmasıyla,kafelerin yasal süreçlere konu olmasıyla kafe işletmecileri kendilerini güvenceye alabilmeleri açısından birtakım güvenlik unsurlarını daha sıkı tutabilir.Çoğu internet kafe polislede sürekli işbirliği içinde,savcılığın yanında bilişim suçlarını takip eden özel polis birimleri var ki sözkonusu polis birimleri son derece profesyonel,özel eğitimli ve gelişmiş teknolojiye sahip.İnternet kafelerde müşteri kılığında sivil polislerede rastlamak mümkün.Sözkonusu süreçler tabiki tacize konu olan kişilerin niteliğiylede yakından ilgili eğer mağdur ve şikayetçi olan kişi önemli bir kişiyse aksiyon tüm titizlik ve süratle biranda alınabiliyor ancak sıradan bir vatandaşsa savcılık şikayet dilekçesini alıp usulen işleme koyuyor üstünkörü inceliyor daha sonra üstünde dahi durmuyor ve dosyayı kaldırıyor.

Bu ülkede en ağır suç insanın fakir ve çaresiz olması,herşeyin faturası fakire ve acize yükleniyor.İnsanın derdini anlatmasının dahi suç olduğu bu ülkede parası,gücü ve şöhreti olan insanlarla ilgili fikir belirtince ağır suçlu konumuna gelinebiliyor.İşin özüne bakıldığında ezilen,sömürülen,itilip kakılan ve mağdur olan bizleriz ama herzaman büyük balık küçük balığı yutuyor,işin gerçeği bu kabuletmek gerekiyor.

Size son olarak diyeceğim inşallah arkadaşınız en kısa zamanda temize çıkar ve yaşadığı mağduriyetle ilgili gerekli aksiyonu alabilir.

Saygılar.


samiii-gund, 4 yıl önce - Alıntıya git

Sayın sami bey sizede geçmiş olsun diyorum ve sizinlede bazı şeyler paylaşmak istiyorum.

Belirttiğiniz anlamda kafe sahibinin anlattığı polislerin kelepçeleyip götürdüğü müşteriler kısmıyla ilgili değinmek istediğim polisin şüpheliye kelepçe takmasıyla ilgili durumlar polis vazife ve selahiyet kanununun 7.maddesinde açıkça belirtilmiş yani "Kaçma,direnme ve kendine zarar verme ihtimali" şeklinde ancak en sonda da şöyle bir açıklama vardır ki "Şartlar ne olursa olsun şüpheliye kelepçe takılması kolluğun takdirine bırakılmıştır" Bu durumu dikkate alarak kelepçe kolluğun önemli demirbaşları arasında,biryerde de polisin suçluyu ele geçirip kontrol altına almasında belli bir kural,tabu ya da fiziksel bir anlam ifade ediyor kaldı ki cinayetten ya da ağır bir suçtan polisçe yakalanan suçlunun kaçma ve direnme ihtimalide en üst seviyededir ancak gözaltı bile gerektirmeyecek suçlarda dahi polisin kelepçe kullandığını bizde görüyoruz.

15 Ekim 2015 00:34

Sezzgin99
Kapalı

Politik olamamak ve sorgulayıcı olmak gibi kusurlarım olsa da bazı düşüncelerimi paylaşma ihtiyacı hissediyorum.

Bazı şeyler vardır ki öyle olması istendiği için öyledir.Genel anlamda birtakım sorun ve çarpıklıkları hep birlikte yaşıyoruz.Eleştirilececek,isyan edilecek ve değiştirilecek o kadar çok şey var ki ama kim ne yapabilir ki? Birtakım şeyler baştan belirleniyor yazılıyor hatta belli bir süre sonra hangi merkeze varacağımız bile hesaplanabiliyor elbetteki teknolojik gelişmelerde günümüzde herşeyleri çok daha kolaylaştırdı.Arkamıza şöyle bir baktığımızda gezi olayları,yolsuzluk olayları,politik istikrarsızlıklar,terör olayları ve en son ki bombalama olayı daha da bunun gibi pekçok örnek vermek mümkün ama yeterince biliyor muyuz ki bu olayların kazananı kim kaybedeni kim? Kim kimin tarafında? Türkiye gerçek anlamda bağımsız bir ülke mi? Demokratik mi? Yönetim,denetim,adalet ve güvenlik mekanizması oldukça mükemmel mi? Yasalar adalet mekanizmasına uyumlu mu? İnsan haklarına önem veriyor mu? Halk olarak bu sorulara cevap bulmak konusunda ne derece bilinçliyiz?Herşeyden önemlisi olması gereken birtakım olgular yaşama geçirilirken çok mükemmel mi?

Bende şahsen milyonlarca vatandaş gibi adaletin demokrasi kuralları içinde sağlandığı bir ülkede yaşamayı tercih ederim ancak filmlerde ve dizilerde gerçek adaletin mağduriyet yaşayanların lehine sonuçlandığını görürüz.İşin özüne bakıldığında da her oyunun bir kazananı birde kaybedeni oluyor,kaybeden de daima güçsüz olan taraf oluyor,doğal düzende bile küçük balığı yutan büyük balık olmuyor mu? Herşey parayla maddiyatla statüyle ilintili.Bazen birşeyleri yönetebilecek,düzeltebilecek,geliştirebilecek,üstesinden gelip başarabilecek donanıma,bilgiye,kültüre ve iradeye sahip olursun,bunuda heryönden ispat edersin ancak gücün yoksa,statü ve ağırlığın yoksa yine başarılı olmana yetmez hatta sonuç başarısızlık olur.Her konuda birşeyler seni takip ediyor,belli bir noktaya kadar yaptıkların görmezden geliniyor,geçiştiriliyor,kullanılıyorsun,beklenen noktaya gelinincede harcanıyorsun,seninle oyun oynanıyor.2-2,5 yıl önceki gezi olaylarını bir hatırlayalım,gezi olaylarının bir halk hareketi olduğu lanse edilsede işin özünde üst tabakanın gövde gösterisinden başka birşey değildi,bir film döndü filmin kaybedenide beyinleri yıkanan,kandırılan ve kullanılan bir dizi genç insan oldu.Güç sahibi gruplar zaman zaman kendi aralarında hesaplaşırlar,çekişirler,kavga ederler daha sonrada uzlaşıp birbirlerini koruyup kollamaya,kayırmaya devam ederler olanda halka olur.Bu ülkede herşey düzgün olmuş olsa terör olmazdı,şehitler olmazdı,ekonomik sorunlar olmazdı,işsizlik olmazdı,yoksulluk olmazdı.Bugünse oldukça ümitsiz,karamsar,sessiz,endişeli ve birtakım şeylere karşı güvensiz bir durumdayız hatta can güvenliğimiz bile yok.Devlet bir toplumda en güçlü ve en yüce mekanizmadır,eğer devlet bir ülkede büyük olduğum için haklı olanda benim diyorsa,sana ayrı ona ayrı diyorsa,mağdur olanın hakkı korunamıyorsa,birtakım faydalı atılımların önünü tıkıyorsa,birtakım üstünlükleri olumsuz yönde kullanıyorsa o ülkenin hiçbir konuda ilerlemesi beklenemez.

21 Ekim 2015 21:20

fireman991
Aday Memur

Arkadaşlar peki yüz kızartıcı suçtan hagb almak o da engel mi memurluğa kafam karıştı

03 Aralık 2015 11:20

üstad2222
Kapalı

Yüz kızartıcı hagb suc memurluga engel değil. Güvenlik soruşturması yapan 4 kuruma engel

30 Aralık 2015 18:17

paryosa---
Aday Memur

arkadaşlar adli idari soruşturma geçirdim.idari 6 ay kıdem durdurma aldım,adli de 4 ay görevi kötüye kullnma suçundan ceza aldım fakat hakkımda hagb uygulandı.hagb nin memuriyete engel bir durum oluşturmadığını biliyorum..fakat ben bu konu ile ilgili 12 ay açığa alındım ve hagb almam sebebi ile emniyet benden kesilen bu parayı ve özlük haklarımı vermiyormuş..yardımcı olabilecek biri yada böyle bişey yaşayıpta yol gösterecek bir meslektaşım varsa sevinirim..teşekkür ederim forumu takip edeceğim

10 Ocak 2016 22:09

bluues
Aday Memur

değildir

23 Ocak 2016 22:11

zeynep299
Kapalı

Bu ülkede sorgulanması ve tartışılması gereken o kadar çarpık durum var ki,çoğu kanunun oluşturulurken neye dayanılarak oluşturulduğu ve oluşturulduktan sonra uygulama sürecinde varacağı sonuçlar yeterince irdeleniyor mu? Polis,savcı ve hakimin kanunların ne amaçla oluşturulduğunu,kanunlara konu olmuş kişilerin ne sebeple konu olduğunu ve nasıl konu olduğunu irdelemek gibi bir fonksiyonu elbetteki olamaz,eğer kanunda sigara izmaliti atmanın dahi cezası ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası olarak belirlenirse izmaliti atan şahısla ilgili olarak bir polisin gözaltına alalmamak,bir savcının takipsizlik vermek,bir hakimin beraat ettirmek gibi bir lüksü olamaz,sonuçta kanunlar adaletli olmasa dahi devlet tarafından oluşturulduğundan kanunlara uygun hareket etmek yükümlülüğü var.

Hukuk ve psikiyatri bilimi her ne ne kadar birbirinden farklı olsalarda,ortak hedef insan üzerine olduğundan dolayı bu iki bilim dalı çoğu zaman birbirini destekleyici nitelikte olmuştur.Örneğin babasını kaybetmiş,annesi hasta ve bakıma muhtaç olan bir çocuğun geçinebilmek için o kadar iş aramasına rağmen iş bulamayıp bir marketten ekmek çalarken yakalandığını,hırsızlık suçundan mahkemeye sevk edildiğini ve ceza aldığını varsayalım,bu durumda bir hukukçu için fiilin fiziki boyutu önemlidir yani bir hırsızlık suçu işlenmiştir,suç bellidir,cezasıda bellidir o halde cezalandırılması gerekir yani ama bir psikiyatri ya da bir psikolog için suçu gerçekleştiren kişinin karakteristik yapısı,suçun hangi şartlarda ne sebeplerle gerçekleştirildiği ön planda olmalı.Bir hukukçu için ekmek çalan bir çocukla banka soyan bir soyguncu nasıl standart ise bir psikiyatri ya da psikolog için bir genç kıza tecavüz edip öldüren bir katille ağır tahrik altında ya da canını korumak için cinayete kalkışmış bir katil birbirinden farklı olmalı.

24 Haziran 2016 00:43

enver2016
Kapalı

Bundan 2 yıl önce bir arkadaşımın kardeşi kavgada yaralamadan 8 ay hapis cezası aldı, cezasıda HAGB'ye çevrildi, geçen yılda KPSS'ye girdi oldukça da yüksek puanlar almasına ve birsürü memur kadrosuna başvuru yapmasına rağmen HAGB li olduğu için atanamıyor. Arkadaşımın kardeşi 25 yaşında iyi bir üniversite eğitimi var, oldukçada kültürlü ve kendisini geliştirmiş fakat kız arkadaşıyla gittiği bir parkta bir grup serserinin ona ve kız arkadaşına sataşmaları yüzünden hayatı değişiyor, serserinin biriyle kavga etmek durumunda kalıyor, serserinin biri kendisine bıçak çekiyor sonra da bıçağı kavrayıp serseriye doğrultup yaralanmasına sebep olunca yaralamadan HAGB alıyor, şimdi soruyorum bu nasıl bir adalet sistemi? Eğer arkadaşımın kardeşi kendisini ve kız arkadaşını koruyabilmek uğruna birşey yapamayıp bıçaklansaydı daha mı iyi olurdu?

Arkadaşımın kardeşiyle ilgili böyle bir karar verilmesini geçtim, HAGB dünyadaki örneklerine bakıldığında adı üstünde belli bir hüküm ifade etmiyor, daha önce suça karışmamış bir kişiye ihtar mahiyeti taşıyor yani bir nevi sarı kart göstermektir, kişinin HAGB li olması belirtilen süre içerisinde sosyal, kültürel ve fiili yaşantısını engelleyici bir husus demek değildir ancak bizim ülkemizde bu bile oldukça abartılmış durumda normal sabıka kayıtlarında görünmediği söyleniyor ama sıradan bir polis memuru bile kimlik bilgilerinizi aldı mı GBT'den çok rahatlıkla ortaya çıkartabiliyor ki GBT karakol bekçilerinin ve jandarma erlerinin bile çok rahatlıkla girebileceği bir sistem örneğin küçük bir özel şirkette dahi sizi istihdam eden bir patron ya da yöneticinin bir polis ya da askerliğini jandarma olarak yapan bir yakını mutlaka vardır, onlarla belli bir irtibat sağlayarak yasal bir sürece maruz kaldığınızı rahatlıkla ifşa etmesi çok kolay, artık herşey teknoloji, savcıklıklardan alınan sabıka kayıtlarınında eskisi kadar önemi kalmadı.

23 Ekim 2016 12:06

Armandor
Aday Memur

mso-border-alt:solid windowtext .5pt;padding:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt"

ÖZET: 657 sayılı Devlet

Memurları kanununun 48/A-5 maddesinde sayılan nitelikteki suçlar dışında

herhangi bir suçtan dolayı 1 yıldan az hapis cezası alanların devlet memuru

olarak atanmaları hk. (26/02/2015-1408)

border-top:none;mso-border-top-alt:solid windowtext .5pt;mso-border-alt:solid windowtext .5pt;

padding:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt"

ÖSYM Başkanlığı tarafından gerçekleştirilen

2014/2 KPSS atamalarında Bakanlığınız Sosyolog kadrosuna atanmaya hak kazanan

'ün ibraz ettiği belgelerin incelenmesi sonucu adli sicil kaydı bulunduğu belirtilerek,

söz konusu şahsın atamasının yapılıp yapılamayacağı hususunda Başkanlığımız

görüşünün talep edildiği ilgi yazı ve ekleri incelenmiştir.

İlgi yazı ve

eklerinin incelenmesinden, ilgilinin; kamu görevlisine görevi nedeniyle hakaret suçundan

Yatağan Sulh Ceza

Mahkemesinin 07/12/2007 tarihli ve 2007/407 sayılı Kararı ile 10 ay hapis cezası ile

cezalandırıldığı ve bu kısa süreli hapis cezasının 5237 sayılı TCK'nın 50

inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi gereğince 10 ay süreyle Yatağan

ilçesinde ve köylerinde bulunan bar, birahane, kahvehanelere gitmekten yasaklanma seçenek

yaptırımına çevrildiği, ayrıca kasten yaralama suçundan Yatağan Asliye Ceza

Mahkemesinin 06/05/2014 tarihli ve 2014/134 sayılı Kararı ile 5 ay 25 gün hapis cezası ile

cezalandırıldığı ve bu cezasının TCK'nın 50/1-a maddesi gereğince 52/1 maddesi

gözönüne alınarak 3.500,00 TL adli para cezasına çevrildiği anlaşılmaktadır.

657 sayılı Devlet Memurları

Kanununun Devlet memurluğuna alınacaklarda aranacak genel ve özel şartların

düzenlendiği 48 inci maddesinin "A) Genel Şartlar" başlıklı

bölümünün 5 inci fıkrasında "Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde

belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl

veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile devletin

güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı

suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik,

güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin

ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama

veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmamak..." hükmüne yer verilmiş

olup, kasten işlenen bir suçtan dolayı 1 yıl veya daha fazla süreyle hapis

cezasına çarptırılanlar ile verilen hapis cezasının süresine bakılmaksızın

affa uğramış olsalar bile yukarıda sayılan nitelikteki suçlardan hüküm giymiş

olanların devlet memuru olamayacakları ifade edilmiştir.

Yukarıda yer

verilen hüküm çerçevesinde, ilgili hakkında verilen hapis cezalarının 657

sayılı Kanunun 48/A-5 inci maddesinde sayılan nitelikli suçlar kapsamında yer

almaması ve 1 yıldan az süreli olması sebebiyle atamasının yapılmasında

herhangi bir engel bulunmadığı mütalaa edilmektedir.

29 Kasım 2016 15:27

fevzi4
Şef

Geçtiğimiz ay trafik ekipleri tarafından gece yarısı durdurulup alkol muayenesi yapıldı ve 256 promil alkollü olduğum tespit edildi, trafik şubeye sevk edildim, aracım bağlandı, sürücü belgeme 6 ay süreliğine el kondu ve 820 TL idari para cezası kesildi, dün ise sözkonusu durumla ilgili olarak alkollü araç kullandığım gerekçesi ile hakkımda savcılık tarafından kamu davası açıldığını öğrendim bu durum benim açımdan büyük bir sürpriz oldu, T.C.K. 179/3. madde ile yargılanacağım. Daha öncede yargılama süreçlerine maruz kalmış bir kişi olarak durumun bu boyuta gelmiş olmasıda benim açımdan pek önemli değil ancak bundan birkaç yıl önce basit bir olaydan dolayı HAGB almıştım ve 5 yıllık denetim sürem daha dolmadı, o bakımdan da alkollü araç kullanmakla ilgili bir ceza alırsam önceki HAGB mde açıklanacak mı? Bu konuda büyük tereddütler yaşamaktayım, gerçi HAGB ile ilgili tüm şartlar detaylarıyla belirtiliyor.

Evet ben alkollü olarak araç kullandım fakat trafik güvenliğini tehlikeye düşürecek en ufak bir hareketim olmadı, adli anlamda herhangi bir zararım sözkonusu olmadı, çevirme evime oldukça yakın bir noktada gerçekleşti. Yeni evliyim o gün evde eşimle parti vermiştik, ikimizde içki içmiştik, evimizdeydik ama asla sarhoş değildik, eşim o gece benden ısrarla marketten birşey almamı istedi o saatlerde açık bir markette bulmam oldukça zordu birde oturduğumuz yer oldukça yeni bir yerleşim bölgesi olduğundan taksi bulupta gidemedim ve başıma böyle bir durumda gelmiş oldu, görevli polislere de durumu anlattım fakat beni anlamadılar.

Sonuçta bu yargılamayla önceki HAGB açıklansa dahi hapse atılacak değilim ancak günümüz şartlarıda düşünüldüğünde en basit adli para cezalarının dahi adli sicile işlediği hepimizin malumu ki durumun bu şeklide olması sosyal yaşantımız açısındanda oldukça önemli öyleki sıradan bir polis memurunun dahi GBT lere girerek tüm yasal süreçlerimizi deşifre edebilmesi için kimlik numaramızı alması yeterli olabiliyor. Şu an aklım iyice karışmış durumda bu konuda bilen arkadaşlardan yardım rica ediyorum.

29 Kasım 2016 17:59

professorx
Aday Memur

Cezaevi Katipliğini kazandım, 26 gün önce evrak teslim ettim.

Bugün hakkımda HAGB kararı verilmiş. İsnat edilen suçlar Hakaret, Tehdit ve Şantaj. Üçünden de ceza almışım. Hakim kaçar ay ceza verip hükmü geri bıraktı henüz bilmiyorum ama, mahkeme kararı tebliğ edildiği zaman öğrenebilirim herhalde.

Birkaç sorum var, gerçekten sağlam bilgisi olan varsa lütfen ulaşsın bana konu veya özel mesaj yoluyla.

Söz konusu suçlar normal şartlarda memuriyete engel değil, zaten HAGB var hüküm bile yok ama o kadar çok Adalet Bakanlığı atamayı iptal ediyor mesajı var ki gerek forumda gerekse internet ortamında, kafamda deli sorular oluştu.

Benim işe başlamam yalan olur mu? Yalan olursa nasıl bir yol izlemem gerekiyor. İdare mahkemesine dava açılıyor sanıyorum, o davadan bir şey çıkma olasılığı var mıdır? Diyelim ki olumlu geldi sonuç 6 ay sonra, ben o kaybettiğim 6 ayın maddi karşılığını alabilir miyim?

Bu arada ben bu karara itiraz etmeyi düşünüyorum, ben ifademi istinabe (talimat) yoluyla verdim sanıyorum onun da benim aleyhime etkisi oldu iyi hal vs yararlanamadım esas mahkemeye çıkmadığım için zira ben hakaret ettim ama tehdit veya şantaj söz konusu değil. Boş yere cezaya hükmedilmiş ve geri bırakılmış.

Açacağım temyiz davasının sürecin kesinleşmediğini göstermesi gerekir diye düşünüyorum haksız mıyım? Sonuçta temyizden benim lehime beraat kararı da çıkabilir. Bu durumda atanma şansım artar gibi geliyor?

Biraz uzun ve karışık oldu ama kusura bakmayın, bu halde anca bu kadar oluyor. Cevaplarınızı bekliyorum, teşekkürler.

29 Kasım 2016 20:16

arfonn
Aday Memur

Hakkındaki hagb kararı tamamen komisyonun keyfine kalmış bisey

29 Kasım 2016 20:19

arfonn
Aday Memur

Bende mayistaki ikm alımında elenedim hagb yüzünden. Şuan dava açtım bekliyoru

Toplam 334 mesaj
«567891011121314151617
 
ANKET
Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk 'Herkes üniversite okumak zorunda değil. Meslek liselerine olumsuz yaklaşmamalıyız' dedi. Katılıyor musunuz?