Editörler : Kubil ay
06 Eylül 2012 18:43   


Yasaklı
Şüphesiz ki Kur'an; Resulun (Yüce Elçi'nin) sözüdür.

Tekvir 19. Ayette Kuran'ın bir Resulun sözü olduğu belirtilmiştir. Ama buna rağmen bir çok ayette Cebrail (a.s.) veya Hz.Muhammed ''Ben yaptım, ben ettim'' cümlesini kullanılmıştır.

06 Eylül 2012 18:49

Sümbül Ağa
Yasaklı

Resul olan Cebrail ise Ben yaptım diyorsa Cebrail Allah mıdır?

Yok eğer Resul olan Muhammed ise Muhammed Allah mıdır?

06 Eylül 2012 18:53

Sümbül Ağa
Yasaklı

Ben'li ayete bir örnek

Zariyat Suresi 57.Ayet

Ben, onlardan bir rızık istemiyorum ve onların beni doyurup-beslemelerini de istemiyorum.

06 Eylül 2012 23:25

dede a-li
Kapalı

Bali mi kullanıyorsun ate...

06 Eylül 2012 23:35

rapçı
Şube Müdürü

yunus suresi

ayet38:

yoksa kuranı muhammed uydurdu mu diyorlar?de ki:o halde iddianızda doğru kimseler iseniz yardım için ALLAH tan başka gücünüzün yettiklerini de çağırarak onun benzeri bir sure getirin

ayet39:

bilakis onlar ilmini kavrayamadıkları ve manası henüz kendilerine gelmemiş olan bir şeyi (kuranı)daha anlamadan yalanladılar onlardan öncekilerde peygamberlerini ve kendilerine gönderilen kitapları böyle yalanlamıştı ama bak zalimlerin akıbetleri nasıl oldu.

06 Eylül 2012 23:46

mehrimet
Daire Başkanı

Büyük şairlerin şiirleri Kur'andan çok daha kaliteli midir? Özellikle Nazım Hikmet'in şiirlerini okuduğunuzda neler hissediyorsun? gibi bir soru sormuştu arkadaşın biri..ben de cevaplaıyamamıştım çünkü sansür tehdit ve baskı herkesin gözünü korkutuyordu..neyse ben cevaplıyamadım siz kendiniz cevabını verirsiniz zaten

06 Eylül 2012 23:51

dede a-li
Kapalı

nazım hikmetin şiirlerini okudum öyle ahım şahım bir şair değil.Bunu görüşlerinden sebep demiyorum.Bu devirde yazsaydı normal bir şairin seviyesi kadar ilgi görmezdi...

07 Eylül 2012 00:03

naamutedilalbatros
Yasaklı

nazım mı? nazım en büyük Türk şairi olsa bile (ki öyle değildir) hiçbir şey fark etmez.

arapça bilmeyenin arapça bir metnin edebî değerinden bahsetmesi saçma bir şey. dikkate almaya bile gerek yok.

Şair Lebid'in kızı bile ayetleri duyunca babasının kabe duvarına asılan şiirini indirmiş ve "Ayetlere karşı bunun bir değeri kalmadı" diyebilmiştir.

---

asıl soruya gelince.

"ben yaptım, ben ettim" cümleleri takdiridir. yani o cümlelerin başında Türkçedeki gizli özne gibi "Dedi ki" ibaresi gizil olarak bulunur.

04 Kasım 2012 09:40

Sümbül Ağa
Yasaklı

güncel

05 Kasım 2012 02:22

mac2001
Şef

Fındık kadar arapça bilgisi olmayan google dan araklamacı ateist/misyoner lerden incilere devam :)

(kes/kopyala/yapıştır) napalım anca buna layıksınız:))))

09 Kasım 2012 10:55

nurcan27
Aday Memur

Yüce Elçi'nin sözü ise Allah'ın sözü değildir

09 Kasım 2012 15:03

onur klasduruş
Yasaklı

yahu Kur'ana dair hiç bir şey bilmiyorsunuz tamam da.

" elçi " mana karşılığı nedir, ne demektir, ne işe yarardır onu da mı bilmezsiniz.

köyünde olsun öğrenmedin mi şu sözü " elçiye zeval olmaz " diye ..:)

hiç düşünmedin mi elçiye neden zeval olmaz diye ...

akledemedin mi elçi ne söylüyorsa kendinden değil, elçiliğini ettiği için söyler diye ...

Allah, Kitap bilmezsiniz de be hey derebeyköylü sümbül ağa konuştuğun lisanı da mı bilmezsin ... !

( ve bu tip şeyler bir kez komik, " güncel " yazıp gıdıgıdılanınca daha fazla komik olmuyor bu da biline )

09 Kasım 2012 15:51

tarihci.09.82
Yasaklı

Vahiy katibi"nin başına gelenler:

Adam, önce müslüman olmuştur. Selman gibi o da Muhammed'le işbirliği halindedir. Ama sonra ne olursa olur, bırakır Islam'ı. Ve bir de açıklama yapar:

"Muhammed'e ben öğretiyordum, ve benim öğrettiklerim Kur'an'a vahiy olarak yazılıyordu.."

Sonra, adam ya öldü, ya da öldürüldü. Ölüsüne gelince, bir türlü gömüldüğü yerde kalmıyordu. Muhammed'in adamları şunu yayıyordu:

"Bu olay, Tanrı'nın gazabının yansımasıdır. Adam, Tanrı'yı çok öfkelendirdi. Şimdi durum ortada. Gömülüyor, toprak da kabul etmiyor, edemiyor, Tanrı'dan korkuyor. Onun için de kafiri, mezarının dışına fırlatıyor. 'Ibret almak' gerek.."

Gerçekten de adam gömülüyordu, ama, birkaç gün sonra, sabahleyin bakılıyordu ki, adam mezarın dışında. Birkaç kez olmuştu bu.

Muhammed'in arkadaşlarından Enes (Malik Oğlu), çok sonra, şöyle anlatacaktır olayı:

"Bir adam vardı. Neccaroğullarından..Hristiyan'dı, Müslüman olmuştu. Bakara ve Ali İmran surelerini okumuştu. Peygambere de vahiy yazıyordu. Sonra, yeniden Hristiyan oldu ve kaçıp Hristiyanlara katıldı. 'Ben ne öğretip kendisi için yazdımsa, Muhammed yalnızca onu bilir, başka bir şey bilmez,' demeye başladı." (Bkz.Buhari, e's-Sahih, Kitabu'l Menakıb/25,c.4,s.181-182;Tecrid, hadis no:1477)

Enes'in anlattığına göre, Tanrı adama öfkelenmiş, boynunu kopararak öldürmüş. Hristiyanlar, gömmüşlr adamı. Ama sabah bakmışlar, ölüsü ortada. Ve kefensiz. Hristiyanlar, "Muhammed adamları kefenini soymuş, kendisini de işte böyle ortada bırakmışlar.." diye konuşmuşlar. Adamı bir daha gömmüşler. Bu kez biraz daha derince. Ertesi gün sabah yine aynı durum. Sonra aynı konuşmalar. Sonra yeniden ve daha derine gömme. Sonra aynı durum ve aynı yorumlar. Bir kez daha ve derince gömme. Aynı durum. Bakmışlar ki bu böyle sürüp gidecek, adamı gömmekten vazgeçmişler artık.

Bu adamın söylediğini söylemiş, yani "ben ne diyorsam, ne yazıyorsam o vahiy oluyor.." demiş, muhammed'in "Tanrı'dan falan vahiy almadığını" söyleyerek, Islam'ı bırakmış birisi daha vardı: Ebu Serh Oğlu Sa'd Oğlu Abdullah. Ama , onun başına yukarıdaki olay gelmedi nedense..Muhammed tarafından idamına karar verilmişti. Ne var ki, Halife Osman'ın süt kardeşiydi. Ve Osman'ın araya girmesiyle, bağışlandı. Sonra, Mısır Valisi bile oldu. (Ölm.656-657. Bkz. Islam Ansiklopedisi.)

Ayetteki Cevap

"Muhammed'e ögreten Tanrı değil, insandır.." diyenlere, ayette verilen cevap ne ölçüde doyurucu?

Cevap, yukarıda verilen ayetin anlamında da görüleceği gibi şöyle:

1) Muhammed'e öğrettiği söylenen kişi, Arab değildir, yabancı biridir.

2) Kur'an'sa apaçık Arapça'dır.

3) Öyleyse, Muhammed'e sözü edilen kisi ögretmis olamaz.

Oysa, Arapça'yı bilen yabancı biri de Muhammed'e "eskilerin söylencesi"nden, "Tevrat"tan, "Incil"den, başka "kutsal metin"lerden birtakım "bilgiler" verebilirdi. Ileri sürülen de bu. Muhammed, aldığı bilgileri, Arapça kalıplara döküp, kendi uslubu içinde sunmuş olamaz mıydı? Kaldı ki, "apaçık Arapça" diye nitelenen Kur'an'da; Yunanca, Süryanca, Ibranca, Koptça.. gibi dillerden birçok sözcük bulunduğunu, müslüman incelemeciler bile örnekleriyle yazıyor. (Bkz. Suyuti, el Itkan Fi Ulumi'l-Kur'an, Arapça, Mısır, 1978, 1/178-185)

Kur'an'da bu denli değişik yabancı sözcüklerin bulunması da "Muhammed'e yabancının (ya da yabancıların) bilgi verdiği, öğrettiği" yolundaki savı desteklemez mi?

Muhammed'e bir yabancının ya da yabancıların yanında, bir ya da birkaç Arap da ögretmiş olabilir.

Islam için çok önemli bir kaynak, "Müseyime"dir.

Müseylime, müslimcik demektir. Müslümanlar, onu küçümsemek için böyle demişler, ayrıca da "kezzab" yani "çok yalancı" demeyi uygun görmüşlerdir. Müslümanların bir sövgüsüdür bu. Anlaşılıyor ki, onun kendi adı "Müslim"di. Bu adı taşımış olması çok önemlidir. "Islam" ve "müslim" sözcüklerinin kaynağına götürür niteliktedir.

Müslümanlarca sövülen, aşağılanan bu kişiye, "Rahman", "Yemame Rahmanı (Yemameli Rahman" da deniyordu. Yani adam aslında böyle ünlüydü. Bu da çok ilginç.

Bir başka ilginç olan da, Mekke'lilerin, Muhammed'e söyledikleri şu sözler:

"Bize ulaşan bilgiye göre, sana öğreten (Tanrı değil), Yemame'deki şu adamdır. Rahman denen adam. Tanrı'ya ant içerek söyleriz ki, biz Rahman'a inanmayız." (Bkz. Ibn Ishak, Siyer, tahkik ve ta'lik: Muhammed Hamidullah, Arapça, Konya, 1981, s.180, fıkra: 254)

Mekkeli'lerin bu söyledikleri nedensiz miydi?

Müseylime, daha doğrusu "Müslim", bir başka adıyla "Rahman", Yemame'nin Hanifeoğulları kabilesindendi.

Ilgiç üç ad: "Müslim", "Hanife", "Rahman".Bu adlar, hele ilk ikisi bir araya gelince daha da ilginçlik kazanıyor: Kur'an'da islam inanırlarının, "müslim"lerin "ad babası" olarak tanıtılan Ibrahim (bkz.Hacc,ayet:78) için hem "Hanif" hem de "Müslim" denir. (Bkz.Bakara:135; Ali Imran:67,95; Nisa:125; En'am:161; Nahl:120,123.) "Peygamber" olarak yer alan Ibrahim, kısa anlamı ile "yıldız tapımı" demek olan Sabiilik Dini'nin "peygamberi"ydi. Islam kaynaklarından yaptığım incelemelerden vardığım sonuç bu. Muhammed de ilk ortaya çıktığında Sabii olarak niteleniyordu. (Bkz.Buhari,e's-Sahih,Kitabu't Teyemmüm,/6,c.1,s.89) Sabii'liğin dili Süryanca'ydı. "Allah", "Kur'an", "Furkan", "kitab", "melek" ve daha bir çok sözcük gibi "Islm", "müslim", "hanif", ve "Rahman" da bu dilden geliyordu. (Bkz.Aziz Günel,Türk Süryaniler Tarihi,Diyarbakır,1970,s.46-48;Suyuti el Itkan,1/180-184;Doğubilimci Arthur Jeffery,The Foreign Vocabulary of the Quran,Kahire,1938,s.12 ve ötk.)Yine benim incelemelerimden vardığım sonuca göre: Yıldız tapımı, "Sabiilik" adı altında, Yahudilik ve Hristiyanlık dinlerine de kaynaklık eden bir din olarak kurumlaşırken, özellikle Ortadoğu'da "Müslimler"I ve "Hanifler"i içine alıyordu. Önce, "Müslimler" vardı, sonra "Hanifler" kolu meydana geldi. Ibrahim, bu kolun "peygamberi"ydi. Işte, "Yemame Rahmanı" diye ünlü "Müslim (Müseylime)" ve ondan çok şey öğrendiği anlaşılan Muhammed de bu kola bağlıydı. (Sabiilik konusunda geniş bilgi için, bkz.Eren Kutsuz-Turan Dursun, 'Saçak Dergisi', Subat 1988, sayı 49.)

Yemame Rahmanı, Muhammed'in yararlandığı kaynaklardan yalnızca biri olabilir.

Yukarıda adı geçenler ve daha başkaları, tek tek de, tümü birden de Muhammed'in "öğretmenleri" olabilirler. Furkan sures'nin 4.ayetine göre, Muhammed'in yardımcılarından, yani öğretmenlerinden "kavm", yani "topluluk" diye sözedilmistir. Bu ve bunu izleyen iki ayetin anlamı şöyle: (Diyanet'in resmi çevirisi)

"Inkar edenler, 'Bu Kur'an, Muhammed'in uydurmasıdır. Ona başka bir topluluk yardım etmiştir.' Diyerek haksız ve asılsız bir söz uydurdular. 'Kur'an öncekilerin masallarıdır. Başkalarına yazdırılıp, sabah akşam onu okunmaktadır' dediler. Ey Muhammed, de ki: 'O'nu göklerin ve yerin sırrını bilen indirmiştir. Şüphesiz O, bağışlayandır, merhamet edendir." (Furkan, ayet:4-6)

Buna göre, Kur'an'ın "uydurma" olduğunu söyleyenler, şunları da söylüyorlar:

1)Muhammed'e bir topluluk yardımcı oluyor,

2)Muhammed, Kur'an ayetlerini, başkalarından alıp yazdırıyor,

3)Muhammed'e sabah akşam okunuyor

4)Ayetler, "eskilerin masallarından" oluşuyor.

Buna karşılık, Kur'an'ın cevabı şudur:

"Yalan ve haksızca iddia. Kur'an'ın ayetlerini Tanrı indirmiştir. O, göklerin ve yerlerin gizini bilir.."

Hars Oğlu Nadr, Muhammed'in kendisini "Tanrı'nın elçisi", yani Tanrı'yla insanlar arasında yer almış, Tanrı'nın bildirilerini insanlara iletme görevini üstlenmiş biri olarak tanıtmaya yöneldiğinde, ve "Kur'an ayetlerini" sunması karşısında Mekkelileri uyarma yoluna gitmişti. Ve şöyle demişti:

"Sakın inanmayın bu adama. 'Tanrı'dandır' diye ileri sürdüklerinin tümü, eski masallardır. Ben size, onunkilerden daha güzellerini söyleyebilirim.." Iran krallarına, Iran'lı masal kahramanlarına ait söylencelerden örnekler aktarabileceğini söylüyor, anlatıp duruyordu Nadr.(Bkz. Taberi, Camiu'l-Beyan,18/137-138)

Nadr, haklımıydı? "Eskilerin masallarından" varmıydı Kur'an'da?

Bilindiği gibi,Kur'an'da "kıssa" denen birçok öykü var. Bir çoğu; başta Tevrat; Yahudi kaynaklarında, kimileri Incil'lerde yer alır. Incelendiğinde görülür ki, bunların bir kısmı, Tevrat'tan da çok önceki çağların söylencelerinde aynen var. Örneğin, "Nuh Tufanı"na ilişkin öykü, "Gılgamış Destanı"nda hemen hemen aynıdır. Daha başka örnekler de verilebilir.

Mekke'de, Medine'de ve çevrelerinde çeşitli din ve inançların inanırları vardı. Çeşitli toplumların "söylenceleri"ni, "kutsal metinler"ini bilenler az değildi. Muhammed'in özgürlüklerini söz verdiği ve işbirliği yoluna gittiği kölelerden de bu nitelikte olanlar bulunduğu biliniyor. Daha önce adlarına yer verilen Bel'am, Yaiş, Yessar, Addas, Cebr, Iran'lı Selman..da bunlardan.

Bunların ya da başkalarının, Kur'an'ın oluşması için Muhammed'e yardım etmiş, öğretmenlik etmiş olmalarını düşünmek akla uzak değil. Aklın ve mantığın kabul edemeyeceği şey, "Tanrı'nın, insanlara gökten mesaj göndermesi" ve bunun için şu ya da bu insanı aracı olarak seçmesidir. Bunu insan aklı değil, ancak, akılla ilgisi olmayan "iman" kabul eder.

Not: Muhammed'in Kur'ani hazirlarken istifade ettigi ve Islamiyet'e koydugu eski Arap gelenekleri ve âdetleri hakkinda bilgi almak icin buraya tiklayiniz.

Kaynakça:

Turan Dursun, Bir Tabu Yıkılıyor, Din Bu kitaplar serisi ve Arif Tekin, Kur'an'ın Kökeni.

http://islamiyetgercekleri.cjb.net/

09 Kasım 2012 16:25

onur klasduruş
Yasaklı

hani masallara inanmıyordunuz siz ! :)

pek çok yalan var da ... ve fakat hadi doğrultup baksakta ;

bu iddiaların şu an dile getiriliyor olması kadar normaldi, o gün dile getiriliyor olması, bunun neresi garip !

09 Kasım 2012 17:10

sanane yw
Kapalı

kuran tabıkıde 1400 yıl once hz muhammet tarafıdnan yazılan bır kıtap. arastıran görür bunu

11 Kasım 2012 12:51

Bozkurt 066
Memur

Hz.Muhammed neden oğulluğunun karısını elinden almış ve Zeyd'i Savaşta şehit ettirmiş?

AHZAP SURESİ 37.AYET

Hani sen Allahın kendisine nimet verdiği, senin de (azat etmek suretiyle) iyilikte bulunduğun kimseye (Zeyd b.Haris'e), Eşini nikâhında tut (onu boşama) ve Allahtan sakın; diyordun. İçinde, Allahın ortaya çıkaracağı bir şeyi (Zeyd'in hanımı olan Zeyneb'e olan aşkını) gizliyor ve insanlardan çekiniyordun. Oysa sen insanlardan değil de kendisinden çekinmene Allah daha lâyıktı. Zeyd, eşinden yana senin isteğini yerine getirince (eşini boşayınca), onu seninle evlendirdik ki, eşlerinden yana isteklerini yerine getirdiklerinde (onları boşadıklarında), evlatlıklarının eşleriyle evlenmeleri konusunda müminlere bir zorluk olmasın. Allahın emri mutlaka yerine getirilmiştir.

AHZAP SURESİ 50.AYET

Ey Peygamber! Biz sana mehirlerini (ücretlerini) verdiğin eşlerini, Allahın sana ganimet olarak verdiklerinden elinin altında bulunan cariyeleri; seninle beraber hicret eden, amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, (dayının kızlarını ve teyzelerinin kızlarını sana helâl kıldık. Ayrıca, diğer müminlere değil de, sana has olmak üzere, mehirsiz (ücretsiz) olarak kendini sana bağışlayan, senin de kendisini nikâhlamak istediğin herhangi bir mümin kadını da yalnızca sana helal kıldık. Müminlere eşleri ve sahip oldukları cariyeleri hakkında farz kıldığımız şeyleri elbette bilmekteyiz. Bütün bunlar, sana herhangi bir zorluk olmaması içindir. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.

AHZAP SURESİ 51.AYET

Ey Muhammed! Hanımlarından dilediğini boşayabilrisin, dilediğini yanına alırsın. Uzak durduklarından dilediklerini yanına almanda da sana bir günah yoktur. Bu onların gözlerinin aydın olması, üzülmemeleri ve hepsinin de kendilerine verdiğine razı olmaları için daha uygundur. Allah, kalplerinizdekini bilir. Allah, hakkıyla bilendir, halîmdir.

Ahzap Suresi 50.ayette geçen Hz.Muhammed'in halasının kızı Zeynep binti Cahş'tır. Ve Hz.Muhammed Zeynep binti Cahş'la evlenmesi Hz.Aişe tarafından tepkiyle karşılanmış ve meşhur tarihi bir söz kullanarak:''Ya Rasullah bakıyorum da nedense Allah hep senin uçkurun için ayetler gönderiyor'' diyerek Hz.Muhammed'i bozmuştur. Bu sözler üzerine Ahazap Suresi 52.ayet gelerek Hz.Muhammed'in güzelliklerinden hoşlansa ve aşık olsa bile evlenmesi artık yasaklanmıştır.

AHZAP SURESİ 52.AYET

Bundan sonra, güzellikleri hoşuna gitse bile başka kadınlarla evlenmek, eşlerini boşayıp başka eşler almak sana helâl değildir. Ancak sahip olduğun cariyeler başka. Şüphesiz Allah, her şeyi gözetleyendir.

Bu olaydan kısa bir süre sonra Bizans İmparatorluğu ile yapılacak savaşa Halid bin Velid gibi komutan dururken Zeyd bin Haris'i komutan olarak görevlendirmiş ve ne hikmetse Zeyd bin Haris bu savaşta şehit edilmiştir.

AHZAP SURESİ 37.AYET

Hani sen Allahın kendisine nimet verdiği, senin de (azat etmek suretiyle) iyilikte bulunduğun kimseye (Zeyd b.Haris'e), Eşini nikâhında tut (onu boşama) ve Allahtan sakın diyordun. İçinde, Allahın ortaya çıkaracağı bir şeyi (Zeyd'in hanımı olan Zeyneb'e olan aşkını) gizliyor ve insanlardan çekiniyordun. Oysa sen insanlardan değil de kendisinden çekinmene Allah daha lâyıktı. Zeyd, eşinden yana senin isteğini yerine getirince (eşini boşayınca), onu seninle evlendirdik ki, eşlerinden yana isteklerini yerine getirdiklerinde (onları boşadıklarında), evlatlıklarının eşleriyle evlenmeleri konusunda müminlere bir zorluk olmasın. Allahın emri mutlaka yerine getirilmiştir.

AHZAP SURESİ 50.AYET

Ey Peygamber! Biz sana mehirlerini (ücretlerini) verdiğin eşlerini, Allahın sana ganimet olarak verdiklerinden elinin altında bulunan cariyeleri; seninle beraber hicret eden, amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, (dayının kızlarını ve teyzelerinin kızlarını sana helâl kıldık. Ayrıca, diğer müminlere değil de, sana has olmak üzere, mehirsiz (ücretsiz) olarak kendini sana bağışlayan, senin de kendisini nikâhlamak istediğin herhangi bir mümin kadını da yalnızca sana helal kıldık. Müminlere eşleri ve sahip oldukları cariyeleri hakkında farz kıldığımız şeyleri elbette bilmekteyiz. Bütün bunlar, sana herhangi bir zorluk olmaması içindir. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.

AHZAP SURESİ 51.AYET

Ey Muhammed! Hanımlarından dilediğini boşayabilrisin, dilediğini yanına alırsın. Uzak durduklarından dilediklerini yanına almanda da sana bir günah yoktur. Bu onların gözlerinin aydın olması, üzülmemeleri ve hepsinin de kendilerine verdiğine razı olmaları için daha uygundur. Allah, kalplerinizdekini bilir. Allah, hakkıyla bilendir, halîmdir.

Ahzap Suresi 50.ayette geçen Hz.Muhammed'in halasının kızı Zeynep binti Cahş'tır. Ve Hz.Muhammed Zeynep binti Cahş'la evlenmesi Hz.Aişe tarafından tepkiyle karşılanmış ve meşhur tarihi bir söz kullanarak:''Ya Rasullah bakıyorum da nedense Allah hep senin uçkurun için ayetler gönderiyor'' diyerek Hz.Muhammed'i bozmuştur. Bu sözler üzerine Ahazap Suresi 52.ayet gelerek Hz.Muhammed'in güzelliklerinden hoşlansa ve aşık olsa bile evlenmesi artık yasaklanmıştır.

AHZAP SURESİ 52.AYET

Bundan sonra, güzellikleri hoşuna gitse bile başka kadınlarla evlenmek, eşlerini boşayıp başka eşler almak sana helâl değildir. Ancak sahip olduğun cariyeler başka. Şüphesiz Allah, her şeyi gözetleyendir.

Bu olaydan kısa bir süre sonra Bizans İmparatorluğu ile yapılacak savaşa Halid bin Velid gibi komutan dururken Zeyd bin Haris'i komutan olarak görevlendirmiş ve ne hikmetse Zeyd bin Haris bu savaşta şehit edilmiştir.

12 Kasım 2012 21:57

gül-feşan
Müsteşar

...

Toplam 16 mesaj