Editörler :
16 Mart 2013 23:35   


barınağımızda,/barındırdıklarımız...

bu bendim; yıllarca içinde gezdiğim, dinlendiğim, uyuduğum, durduğum, düşündüğüm, anlaşılmayacak birçok şeyi anlamaya çalıştığım ev buydu, bu solgun pencerelerden bakmıştım aklımın almadığı şeylere.. Doğup büyüdüğüm, içine binlece hatıramı bıraktığım bu evden ayrılmak kolay değildi.. Yüreğine sığdıramadıkları için gözyaşları döken; bu köhnemiş, yalnızlaşmış barınağımı bırakmak zor geldi bana. Gözlerime baktım; ağlamadan önce belimden bir soğuma ciğerlerimi okşardı, ardından gözlerimden birkaç damla yaş dökülürdü, bekledim, olmadı... Kirpiklerim kılını bile kıpırdatmıyordu... Kendime ağlayamamak olmanın verdiği acıyla hıçkırıklara boğulmak istedim, ama yok... Ağlasam rahatlardım oysa, oysa yırtınıp; bağırıp çağırıp haykırmalıydım, hıçkırıklara boğulmalıydım... Gözyaşlarım bir alfabe gibi damağımda cümleler kurmalıydı.. Cümlelerim yitikti. Hatta harflerim, nokta, virgül, ünlem... Hepsi anlamsızların sonundaki üç nokta olmuşlardı... Toparlamaya çalıştım kendimi. Sahipsiz bir barınak bırakmanın korkusundan olsa gerek, pencereleri sıkıca kapatmıştım. Pencerelerinden hiç birşey gözükmeyecekti artık, bir umut camlardan içeri bakanlara kör, anlamsız bir karanlıktan başka... İçinde hiç bir sesin yankılanmadığı bir barınak... Sessiz yığınlara gömülmüş; yabanileşmeye yüz tutmuş, içinde ben yaşamamışım gibi, yıllar önce terk edilip hayaletleriyle ünlenmiş; kimsenin bilmediği iğrenç derecede korkunç, eski bir şatoyu andıran bir barınak... Her geçen saniye arkamdan kaldıkça... Çok sürmeyecek, biliyorum benden sonra birkaç misafiri olacak, muhtemelen böcekler saracak alttan üstten... Yabani yeşilliklere ev sahipliği yapacak belki.. Ve onun içinde yaşarken düşünüpte anlayamadıklarımı birazdan susarak anlatacak bana.. Hep benimle olduğunu sandığım bu barınaktan; bir böcek kadar bile faydalanamayacağımı... Elveda güzel barınığım! vakit; senin aslına, benimde aslıma dönme vaktidir.. Ben; sen olmayı okadar isterdimki şuan, gerçi sen de birazcık ben olabilseydin ya!...

17 Mart 2013 04:09

Fer.Fecir
Kapalı

Yani bu aralar o kadar çok şey varki yazacak...Ne hepsine yetişmek mümkün,ne de hiç birini pas geçmek...

sanırm sıfır başlık olduğu için ufak bir klavye kaymasıyla yöneldim buraya...

Ve Vurucu Alıntı...

" Ben; sen olmayı okadar isterdimki şuan, gerçi sen de birazcık ben olabilseydin ya!..."

Ya baya bir düşündüm cümle üzerine,algı mekanizmalarımı kontrol ettim yeniden...Yok,yok böyle birşey...Olamazda...

Ben sen olmayı o kadar çok istiyorsam,zaten kendimle bir küslüğüm söz konusu...Keşke biraz da sen,ben labilseydin dileği ise sözün bittiği yer...O zaman ben niye o kadar sen olmak istiyorum ki?Yok öyle bir şey ben benim,sende sensin...Keşke benden ve senden ikimizi yani bizi üretbilseydik...O da olmadı;sadece sana ve bana saygı duyabilseydik...vs,vd,vb.............Len aşk üzerine yazmak bayaca bir kasıyormuş adamı:)

Toplam 1 mesaj
 
ANKET
Sizce, İstanbul Yenikapı'daki araç sergisi ne anlam ifade etmektedir?