Editörler : **sude**
22 Nisan 2013 13:46   


Editör
Muhasebe Haber

En son gelişen haberlerin,

gündemde ki haberlerin,

ulaşım yeri.

 

22 Nisan 2013 13:47

**sude**
Editor

Asgari Ücretli İşçiye 81 TL'lik Umut!

Çalışanların mevcut kıdem tazminatının yerine kurulması düşünülen Bireysel Kıdem Hesabı'nın (BKH) en kritik ayağı olan tazminat oranı büyük ölçüde netleşti.

Yeni Bireysel Kıdem Hesabı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik başkanlığında geçen hafta işçi, işveren ve hükümet temsilcileriyle yapılan üçlü danışma kurulunda ortaya çıktı.

Taşeron devletten alacak

Çalışma Bakanlığı, hazırladığı teknik çalışmayla, kamudaki taşeron işçilere uygulamayı düşündüğü kıdem tazminatının formülünü açıklarken, gelecekte bütün çalışanlara yansıyacak yeni kıdemin de ipuçlarını verdi.

Bakanlığın taşeron düzenlemesinin eski ve yeni halini açıkladığı raporda yer alan bilgilere göre, BKH sistemine geçilemezse kamuda, alt işverenin yanında çalışan işçilerin kıdem tazminatı güvenceye alınacak.

Tazminatın hesaplanmasında “işçi ücretinin 1/12'si” esas alınacak, hak edişten kesilecek bu tutar fonda biriktirilecek ve daha sonra işçiye ödenecek. Bu tutar, halen çalışanların sahip olduğu kıdem tazminatı hakkıyla aynı düzeyde. Dolayısıyla BKH'nin kurulması işçilerin tazminatının hesaplanmasında herhangi bir hak kaybına yol açmayacak.

Asgari ücretliye 81 lira

Taşeron, kıdem tazminatını fona ödedikten sonra, iş yaptığı kamu kurumundan bu tutarı geri alacak. Çalışma Bakanlığı'nın hazırladığı taslak düzenlemede BKH, önce kamudaki taşeron işçilerinde denenecek. Özel sektördeki işçiler içinmevcut uygulama devam edecek. Yeni sisteme göre, asgari ücretle çalışan bir işçinin halen 978 lira 60 kuruş olan brüt ücreti üzerinden her ay BKH fonuna 81 lira 55 kuruş kıdem tazminatı yatırılacak.

Taşeron sözleşmeleri en az 3 yıla çıkarılacağı için, 3 yılın sonunda işçinin hesabında 2 bin 935 lira birikecek. Ancak raporda, tazminatın işin bittiği 3 yılın sonunda mı, yoksa daha önce gündeme geldiği gibi 10-15 yıl sonramı ödeneceğine ilişkin bilgi yer almıyor.

Kazanılmış hak korunuyor

Taslak çalışmaya ilişkin bilgi veren bürokratlar, kamudaki taşeron işçilerde uygulanacak sistemde hiçbir şekilde kazanılmış haklardan geriye gidişin olmayacağını söylediler. Raporda, yer alan “işçi ücretinin 1/12'si” ifadesinin “brüt ücret” olarak kurgulandığını belirten yetkililer, “Mevcut sistem aynen korunacak” dedi.

Bürokratlar, BKH'nin mevcut kıdem tazminatından yeni sisteme geçişte pilot uygulama olarak düşünüldüğünü, başarılı olması halinde tüm çalışanlara uygulanacağı bilgisini verdi.

Kaynak: haber7.com

 

22 Nisan 2013 13:59

**sude**
Editor

Kredi Kartı Aidatında Yeni Dönem

Kredi kartı aidatları için yeni düzenleme Mayıs ayında Meclis'e gönderilecek.

Yeni düzenlemeyle kart aidatı ve taksitlendirme olmayacak. Bakan Yazıcı, bankaların ücret ve komisyonları konusunda yeni bir anlayış benimsediklerini belirterek, “Bundan sonra faiz dışı gelirleri BDDK belirleyecek. Kredi kartı aidatı konusunda da taksit ve puan istemeyenler için ücretsiz düz bir kart olacak. İsteyenler ise kart aidatı ödeyecekler” diye konuştu.

Hürriyet'in haberine göre; Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı, tüketici şikayetlerinin yoğunlaştığı kredi kartı aidatı ve bankaların uyguladığı ücret ve komisyonlarla ilgili iki yeni yaklaşım içinde olduklarını açıkladı. Mayıs ayında tasarının Meclis’e gönderilmesini planladıklarını kaydeden Yazıcı, en çok merak edilen ücret ve komisyonların kaldırılıp kaldırılmayacağına ilişkin, “Ücret ve komsiyonların tamamen kaldırılması söz konusu değil. Bu konuda yeni bir formül geliştiriyoruz. Nasıl Merkez Bankası bankaların uygulayacağı faiz oranları konusunda belirleyici bir rol üstleniyorsa, sektörün düzenleyici ve denetleyici kurumu Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun da (BDDK) bankaların verdiği hizmetler için ücret ve komisyonları belirlemesi yönünde bir yaklaşımı benimsedik” dedi.

Tavan Fiyat Verilecek

Yazıcı, geçen ağustos ayından bu yana sektörün görüş ve önerilerini almak üzere kamuoyu ile paylaşılan ve özellikle bankaların ücret ve komisyon alımı konusuyla gündeme gelen ‘Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun Tasarısı’ üzerindeki çalışmalarda sona gelindiğini söyledi. Bakanlığı ve BDDK bünyesinde ücret ve komisyon alımına ilişkin düzenlemelerle ilgili çalışmalara başlandığını kaydeden Yazıcı, “BDDK bir tavan fiyat tarifesi açıklayacak. Bankalar da bu fiyatların üzerinde ücretlendirme yapamayacaklar. Rekabet etmek isteyenler bu tarifenin altında fiyat verebilecekler” diye konuştu.
Kredi kartı aidatlarıyla ilgili olarak da, iki çeşit kart anlayışının öne çıktığını dile getiren Yazıcı, “Bunlardan biri düz kart olacak, taksit, puan gibi bazı özellikleri olmayacak. Puan, taksit istemiyorum diyen bu kartı alacak ve aidat da ödemeyecek. Diğeri de özellikleri olan kart. ‘Taksit olsun, puan olsun’ diyorsa tüketici, o zaman bu avantajlar için kart aidatı ödeyecek. Tabi bunun da ne kadar olacağına ilişkin düzenlemeler yapacağız” şeklinde konuştu.

Ne banka ne tüketici yolunacak kaz değil

* Tüketicinin Korunması Kanunu çalışmalarında ‘bilinçli tüketici, basiretli tacir’ sloganını benimsediklerini belirten Yazıcı şunları anlattı: “Verilen hizmetle alınan ücret makul olmalı. Bankaların faiz dışında 31 kalem gelirleri olduğunu belirlemiştik. Ancak süreç içinde bunun 60 farklı kalem olduğunu gördük. Bütün bunlara BDDK tarafından bir düzenleme getirilmesi tartışmaları sonlayacaktır. Ne bankalar, ne de tüketiciler hiç kimse yolunacak kaz değil.

AVM yasası geliyor

* Öncelikle gündemlerinin Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun olduğunu belirten Hayati Yazcı, gündemin ikinci sırasında ise perakende ve alışveriş merkezleriyle ilgili bir kanun tasarısı olduğunu kaydetti. Şimdiden çalışmalarına başladıkları tasarıyla ilgili açıklama yapmamanın erken olduğunu belirten Yazıcı, raf ücreti gibi sorunların yanı sıra, esnaf ve sanatkarların da sıkıntılarını gözeteceklerini kaydetti. Türkiye’de 3 bin 100 oda olduğunu hatırlatan Yazıcı bu konuda da düzenlemeye gideceklerini söyledi.

Maketten satışa sigorta

* Maketten satışlarda inşaat şirketinin taahhütlerini yerine getirememesi halinde tüketicilerin haklarını korumaya amaçlayan yeni düzenlemelerin de hayata geçirileceğini anlatan Hayati Yazıcı, “İnşaat sektörü ile mutabakat sağlandı. Orada sigorta sistemini devreye sokmak istiyoruz. Maketten satışlarda mutlaka tüketiciyi koruma noktasında sigortlandırma mekanızmasının devreye sokulmasını istiyoruz. İnşaat şirketi 100 konuttan fazla konut üretiyorsa tüketicilerin zararlarını karşılayacak şekilde sigorta yapacak.”

Kaynak: aktifhaber.com

24 Nisan 2013 10:16

**sude**
Editor

Bir Tıkla E-emekli Olun!

Sosyal Güvenlik Kurumu, e-devlet uygulamalarını en yoğun kullanan kurumların başında geliyor.

Sosyal güvenlikle ilgili sorgulamaların ve başvuruların pek çoğu kurumun portalından veya e-devlet kanalından yapılabiliyor. Bu sayede SGK, 26 bin gibi görece az personel sayısıyla 75 milyona 7/24 hizmet üretiyor. Fakat bu hizmetlerin internet ortamında sunulduğundan milyonlarca insanın pek fazla haberi yok. Bunlardan birisi de e-emeklilik başvurusu.

E-emeklilik nedir?

SSK veya Bağ-Kur kapsamında çalışıyorsunuz ve artık emeklilik zamanınız geldi. Normalde herhangi bir SGK müdürlüğüne gidip başvuru yapmanız gerekiyor. Ancak geçtiğimiz yıl başlatılan yeni uygulamayla artık SGK'ya gitmeden e-devlet kanalından emekli olabiliyorsunuz. Yapmanız gereken;

• Eğer e-devlet şifreniz yoksa önce PTT'den şifrenizi alacaksınız.
• İnternetten turkiye.gov.tr adresine girecek ve emeklilik başvuru formunu dolduracaksınız.
• Onay tuşuna bastığınızda resmi olarak emeklilik başvurunuz gerçekleşmiş olacak.

Emeklilik işlemlerinde resmi başvuru tarihi önemlidir. Zira emekliliğe ne zaman hak kazanırsanız kazanın, emekli aylığınızın başlangıcı resmi başvuru tarihinize göre belirlenir. Bu hizmetten şu an SSK'lılar ve Bağ-Kur'lular yararlanabiliyor. Sadece SSK'lıların, başvuru yaptığı tarihte işten ayrılmış olması gerekiyor. E-emeklilik için SGK'ya gitmenize gerek olmadığı için e-devlet üzerinden hafta sonu ve tatil günlerinde bile başvuru yapabiliyorsunuz. Böylece aylığınız tatil gününde başlamış oluyor.

Gurbetçiye de büyük kolaylık

E-devlet üzerinden emeklilik başvurusu yapılabilmesi en fazla yurtdışındaki gurbetçilerimiz için kolaylık sağlıyor. Yurtdışı borçlanma yapan gurbetçilerimiz daha sonra emeklilik başvurusu yapmak için uzun bürokratik süreçleri bekliyor ya da Türkiye'ye vekalet göndermek suretiyle işlemlerini takip ettiriyor. Oysa e-devlet üzerinden birkaç dakika içerisinde başvuru yapabilirler. Böylece hem vakit hem de nakit tasarrufu sağlayabilirler.

Yeni sistem geçtiğimiz yıl ağustos ayından beri hizmette olmasına rağmen vatandaşların çok fazla ilgi göstermediği görülüyor. Bunda, emeklilik çağına gelen 50 yaş civarı insanımızın internete mesafeli olmasının da rolü olsa gerek.

Kaynak : bugun.com

24 Nisan 2013 10:56

buşra
Müsteşar

Mesken olarak görünen yerlerde Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik (SMMM) veya Yeminli Mali Müşavirlik (YMM) bürolarının faaliyette bulunmalarında izin şartı kaldırıldı.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı TBMM Genel Kurulu'nda kabul edildi. Kanunla birlikte Genel Kurul’da ele alınan mesken olarak görünen bağımsız bölümlerdeki YMM ve SMMM bürolarına ilişkin düzenleme de kabul edildi.
1 Haziran 1989 tarihli ve 3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanununun 45’inci maddesi şu şekilde değişti:
“23/6/1965 tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununa göre ana gayrimenkulün mesken olarak gösterilen bağımsız bölümlerinde kat maliklerinin izni ve benzeri şartlar aranmaksızın serbest muhasebeci mali müşavirlik veya yeminli mali müşavirlik faaliyetlerinde bulunulabilir. Bu konuda, yönetim planındaki aksine hükümler uygulanmaz.”

Muhasebe Network

22.04.2013

29 Nisan 2013 16:26

**sude**
Editor

SGK Taşınmazları Kiraya Verilecek

Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) ait atıl durumdaki taşınmazlar, üzerine kalıcı tesis yapılmamak şartıyla açık artırma usulüyle kiraya verilebilecek

Sosyal Güvenlik Kurumu Taşınmazlar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Düzenlemeyle satış ihale komisyonu üyeleri yeniden belirlendi. Buna göre üyeler, yedekler de dahil olmak üzere İnşaat ve Emlak Daire Başkanlığında görevli bir şube müdürü başkanlığında, bir teknik eleman, ilgili birimden iki personel ile muhasebe daire başkanlığından uzman düzeyinde bir personelin katılımıyla oluşturulacak.

Resmi Gazete’de yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Taşınmazlar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik şöyle:

MADDE 1 – 10/8/2012 tarihli ve 28380 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, Sosyal Güvenlik Kurumu Taşınmazlar Yönetmeliğinin 5 inci maddesinin beşinci fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.

MADDE 2 – Aynı Yönetmeliğin 22 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“MADDE 22 – (1) Kurum Başkanının onayı ile Kurum mülkiyetindeki taşınmazların satışı için satış ihale komisyonu üyeleri yedekleri ile birlikte; İnşaat ve Emlak Daire Başkanlığı’nda görevli bir şube müdürü başkanlığında, bir teknik eleman, ilgili birimden iki personel ile muhasebe Daire Başkanlığı’ndan uzman düzeyinde bir personelin katılımı ile oluşturulur.”

MADDE 3 – Aynı Yönetmeliğin 25 inci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“(2) Mülkiyeti Hazineye ait olup, Kuruma tahsis edilen veya tahsis edilmiş sayılan taşınmazlar hariç olmak üzere boş bulunan ve atıl vaziyette bekleyen ya da yatırım programında üzerine inşaat yapılması öngörülmeyen arsalar ve binalar gelir elde etmek amacıyla üzerine kalıcı tesis yapılmamak koşuluyla Kurum Başkanının onayı alınarak, açık artırma usulüyle kiraya verilebilir.”

MADDE 4 – Aynı Yönetmeliğin 26 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“g) İkinci ihaleye tek isteklinin katılması halinde verilen teklifin tahmini kira değerinin altında olmaması kaydıyla taşınmaz ihale komisyonunun uygun görmesi halinde isteklisine kiraya verilebilir. İkinci ihaleye de katılım olmaması halinde taşınmazın muhammen bedeli kira takdir komisyonunca yeniden tespit edilerek açık artırma usulü ile tekrar ihaleye çıkılabilir.”

MADDE 5 – Aynı Yönetmeliğin 28 inci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve aynı maddeye aşağıdaki üçüncü fıkra eklenmiştir.
“(1) Kurum taşınmazları, 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununda belirtilen genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile özel bütçe kapsamındaki idarelere, düzenleyici ve denetleyici kurumlara, Sosyal Güvenlik Kurumlarına, Belediyelere, İl Özel İdarelerine ve Vakıf Üniversitelerine, rayiç kira bedeli üzerinden doğrudan kiraya verilebilir.”
“(3) Kurum, 5510 sayılı Kanunun Geçici 41 inci maddesine istinaden, prim borçlarına karşılık satın alınan ve 6 ncı madde kapsamında edinilen taşınmazların, Kurum ihtiyaçlarında kullanılma imkanının bulunmaması veya kullanılmasının düşünülmemesi halinde, devreden mülk sahibinin veya işlem esnasında taşınmazda ikamet eden kiracının kiracılığını devam ettirebilmesi için, SPK lisanslı firmaya tespit ettirilecek rayiç kira bedelinden az olmamak üzere, belirlenecek kira bedeli üzerinden doğrudan kiraya verilebilir.”

MADDE 6 – Aynı Yönetmeliğin 51 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“MADDE 51 – (1) Kira sözleşmesinin süresi 1 yıldır. Bu süreyi aşan ve 5 yıla kadar olan sözleşmeler Kurum Başkanının onayını, 5 yılı aşan sözleşmeler ise Yönetim Kurulunun kararını gerektirir. Kira sözleşmesinin süresi 29 yıldan fazla olamaz. Ancak, taşınmazların boş olan kısımları mevsimlik ve bir yıldan az süreli olarak da kiraya verilebilir.”

MADDE 7 – Aynı Yönetmeliğin 52 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“MADDE 52 – (1) Kurumun sahibi bulunduğu taşınmazların kira bedelleri; ilk yıl kira bedeli ihale bedeli olup, takip eden yıllar kira bedelleri ise 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu uyarınca her yıl bir önceki yıla ilişkin olarak belirlenen yeniden değerleme oranından az olmamak üzere rayiç değere göre belirlenir. Ancak istisnai olarak; ekonomik koşullar göz önünde bulundurularak mevcut kira bedelinin altında ya da yeniden değerleme oranının üzerinde bedel belirlemeye Yönetim Kurulu yetkilidir.”

MADDE 8 – Aynı Yönetmeliğin 53 üncü maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“(1) Kiracıların, kira bedellerini ödeyip ödemedikleri her ay düzenli şekilde izlenir. Kira bedelini süresinde ödemeyenler hakkında yasal işlem yapılır.”

MADDE 9 – Aynı Yönetmeliğin 54 üncü maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“(2) Kurum aylık kira bedelinin ödenmemesi halinde genel hükümlere göre hapis hakkını kullanır. Kiracı, kiraladığı yeri alt kiraya veremez, devredemez. Böyle bir durumun tespiti halinde sözleşme feshedilerek firmanın teminatı gelir kaydedilir.”

MADDE 10 – Aynı Yönetmeliğin 56 ncı maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“(1) Sözleşmenin sona ermesi durumunda tahliye edilecek taşınmaz, tespit tutanağına göre kiracıdan kiralık yerin elektrik, su, doğalgaz, çevre temizlik vergisi ve benzeri borcu olmadığına dair belgeler istenerek teslim alınır.”

MADDE 11 – Aynı Yönetmeliğin 61 inci maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bentler eklenmiştir.
“ğ) İhale onay belgesi,
h) Piyasa araştırma tutanağı,”

MADDE 12 – Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 13 – Bu Yönetmelik hükümlerini Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanı yürütür.

Muhasebe Network

09 Mayıs 2013 12:42

**sude**
Editor

Yüzbinlerce Araç Sahibine Büyük Şok!
Türkiye geneli 17 milyon 33 bin 413 araçtan 20 yaş üzeri yaklaşık 1 milyon 775 bin 896 araç trafikten çekilecek.

Şikayetvar’ın elde ettiği verilere göre, trafikte olan ve trafikten çekilecek araçlardan 300 bin 808’i kamyonet; 336 bini minibüs, otobüs,dolmuş; 285 bin 93’ü ağır ticari araç, 853 bin 995’i traktör ve 10 bin 326’ini özel amaçlı araçlardan oluşuyor.
31 Temmuz 2012 Tarih ve 28370 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 2012/16 Sayılı Başbakanlık Genelgesi ile Karayolu Trafik Güvenliği Stratejisi ve Eylem Planı yürürlüğe girdi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Karayolu Trafik Güvenliği Stratejisi ve Eylem Planı çerçevesinde yaptığı konuşma ile trafik güvenliğini etkileyen eski araçların belli mekanizmalarla sistemden çıkarılması yönündeki çalışmalara atfen, güvensiz araçların trafikten çekilmesi yönünde siyasi irade ortaya koydu.

Maliye Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Ulaştırma ve Haberleşme Bakanlığı ile Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın ortaklaşa yürüttüğü, hurda araç teşvik paketinin ana hatları belli olmaya başladı.

Hangi Araçlar, Nasıl Trafikten Toplanacak

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı tarafından ekonomik ve teknik ömrünü tamamlamış insan ve yük taşımacılığında kullanılan araçlar (Kamyon,tanker,çekici ve otobüs)için hurda teşviki “Bir Kısım Motorlu Karayolu Taşıtlarının Piyasadan Çekilmesine İlişkin Tebliğ” ile ücreti hak sahibine ödenerek yapılmaktadır. Hurdalar Makine Kimya Endüstrisi Kurumuna teslim edilmektedir. Bu çalışmalar Maliye Bakanlığı ile ortaklaşa yapılmakta ve genellikle araçların birikmiş Motorlu Taşıtlar Vergisi de affedilmektedir. 17/11/2012 tarihli ve 28470 sayılı Resmi Gazete’de hurda araçlar ile ilgili olarak “Bir Kısım Motorlu Karayolu Taşıtlarının Piyasadan Çekilmesine İlişkin Tebliğ” (Tebliğ No:66) yayınlanmış olup söz konusu Tebliğ, modeli 1990 ve öncesi yıllar olan;

*Yük/eşya taşımak için imal edilmiş kamyonet, kamyon, tanker ve çekici cinsi motorlu taşıtları,

*İnsan taşımak için imal edilmiş bulunan minibüs ve otobüs cinsi motorlu taşıtları kapsamaktadır.

Hurda bedelleri ne kadar?

Hurdaya ayrılacak araçların trafikten çekilmesi işlemlerinde ödenecek ücretler henüz netleşmedi fakat daha önce ticari araçlar için uygulanan hurda bedelleri şu şekildeydi:

*1973 model ve öncesi taşıtlar için [ taşıt ağırlığı (kg) x 0,08] TL,

*1974,1975 ve 1976 model taşıtlar için [taşıt ağırlığı (kg) x 0,90]TL,

*1977,1978 ve 1979 model taşıtlar için [taşıt ağırlığı (kg) x 1,00] TL,

*1980 ve 1981 model taşıtlar için [taşıt ağırlığı (kg) x 1,10] TL,

*1982 ve 1983 model taşıtlar için [taşıt ağırlığı (kg) x1,20] TL,

*1984 ve 1985 model taşıtlar için [taşıt ağırlığı (kg) x1,30] TL,

*1986 ve 1987 model taşıtlar için [taşıt ağırlığı (kg) x1,40] TL,

*1988,1989 ve 1990 model taşıtlar için [taşıt ağırlığı (kg) x1,50] TL,

Hurda araçlar için 3 seçenek

Aracın bedeli karşılığında hurdaya çıkarılması, birikmiş vergilerin sadece anaparasının ödenmesi ve hurda araç karşılığında yeni araç almak isteyenlere de vergi indirimi gibi üç seçenek sunulacak. İlk seçeneğe göre, hurda araçlar karşılığında yeni otomobil alımlarında belirli oranda ÖTV indirimi yapılacak. İkinci seçenek, hurda araçların İl Özel İdareleri aracılığı ile toplanmasını kapsıyor. Bu seçenekte araç sahiplerine hurda bedeli ödenerek araçların trafikten çekilmesi sağlanacak. Üçüncü seçenek ise vergi borcu aracın bedelini geçen hurda otomobiller için hurda araçların vergi borcunun ödenmesine kolaylık getirilecek.

Kaynak: paralimani.com

15 Mayıs 2013 11:21

**sude**
Editor

Beyanname süreleri uzatıldı.

Gelir ve kurumlar vergisi geçici vergi beyannamelerinin verilme süresi, 17 Mayıs Cuma gününe kadar uzatıldı.

ANKARA - Gelir ve kurumlar vergisi geçici vergi beyannamelerinin verilme süresinin, 17 Mayıs Cuma gününe kadar uzatıldığı bildirildi.

Maliye Bakanlığının resmi Twitter hesabından yapılan açıklamaya göre, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in talimatıyla yoğun iş yüküyle ilgili olarak Maliye Bakanlığına iletilen sorunlar nedeniyle, 14 Mayıs akşamına kadar verilmesi gereken gelir ve kurumlar vergisi geçici vergi beyannamelerinin süresi, 17 Mayıs Cuma gününe kadar uzatıldı.

Açıklamada, beyanname verme süresinin uzatılmasının, ödeme süresini etkilemeyeceği belirtilerek, mükelleflerin beyan ettikleri vergileri kanuni süresinde ödemeleri gerektiği ifade edildi.

Kaynak: Dünya Gazetesi

17 Mayıs 2013 14:42

**sude**
Editor

Disiplin cezaları sebebiyle memuriyetten çıkarılanlara müjde...

Meclis'e sunulan tasarıyla, bu kişilere yeniden kamuya dönme yolu açıldı. Takvim'in haberine göre, binlerce kişinin yüzünü güldürecek düzenleme yolda. Meclis'e sunulan yasa tasarısı, disiplin cezaları nedeniyle memuriyetten çıkarılanların yeniden kamuya dönüşü için kolaylık sağlayacak.

Düzenleme, 28 Şubat kararları sebebiyle işten atılan kamu görevlilerini de kapsıyor. Devlet Memurları Kanunu ve bazı kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde değişiklik yapan tasarı, Meclis'e sunuldu. 9 maddeden oluşan tasarının en önemli düzenlemelerinden birini, 28 Şubat 1997 tarihinden sonra disiplin cezaları nedeniyle memuriyetten çıkarılanların yeniden devlet memurluğuna dönmeleri oluşturuyor. Bu kişilerin yeniden memuriyete alınmasında, her yıl bütçe ile getirilen kadro sınırına uyulmayacak. Bu durumdakilerin tamamı memuriyete geri alınacak.

Kaynak : Güncel Ekonomi

21 Mayıs 2013 14:00

**sude**
Editor

Metal sektörü 115 bin işçiyle greve hazırlanıyor

Türk Metal Sendikası, otomotivden beyaz eşyaya, elektronikten demir-çeliğe kadar, metal sektöründe çalışan 115 bin işçi için grev kararı aldı. Grev kararında Renault, Tofaş, Arçelik, Otokar, Karsan, Mercedes Benz gibi dev fabrikalar var.

Türkiye'de sanayi sektörü dev greve hazırlanıyor. Türk Metal Sendikası ve Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası (MESS) arasında süren toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin çıkmaza girmesiyle, Türk Metal Sendikası, otomotivden beyaz eşyaya, elektronikten demir-çeliğe kadar, metal sektöründe çalışan 115 bin işçi için grev kararı aldı. Türk-İş Genel Sekreteri ve Türk Metal Sendikası Genel Başkanı Pevrul Kavlak, alınan grev kararını ve gerekçelerini basın toplantısıyla kamuoyuna duyurdu.

'DÜŞÜK ÜCRET, AZ ZAM'

MESS'in düşük ücretleri iyileştirmeye yanaşmayıp, geriye dönük gerçekleşen 6 aylık enflasyonun yüzde 1,14 olduğunu anlatıp, ilk 6 aylık ücret zammı olarak yüzde 4,6 teklif ettiğini aktaran Kavlak, "2, 3 ve 4'üncü altı aylık ücret zam dönemleri ve sosyal yardımların 2'nci yılı için ise herhangi bir teklifte bulunmamış, tekliflerini bilahare yapacaklarını belirtmiştir" dedi.

EYLEMLER BAŞLADI, 60 GÜN İÇİNDE GREV

Pevrul Kavlak, 60 gün içinde grev uygulama kararı alabileceklerini belirterek, bugünden itibaren her gün sözleşme bitene kadar iş yerlerinde işi bırakma, yemek yememe, vardiya giriş çıkışlarında oturma, sakal bırakma gibi eylemler yapacaklarını söyledi.

HANGİ ŞİRKETLER VAR?

Grev kararı alanlar arasında Renault, Tofaş, Arçelik, Otokar, Karsan, Mercedes Benz, MAN, Ford Otosan, BSH Ev Aletleri, Hema Endüstri, Compenanta, Türk Traktör, Delphi, Çolakoğlu, Borusan Mannesman ve İçdaş gibi büyük fabrikalar var.
Kaynak : Cihan

04 Haziran 2013 15:42

**sude**
Editor

Tarihi Rekor

Nisan ayında, aylık bazda tarihin en yüksek altın ithalatı gerçekleştirildi.

TÜİK verilerinden derlenen bilgilere göre, 2013 yılı nisan ayında 2,6 milyar dolarlık altın ithalatı gerçekleştirilirken söz konusu rakam aylık bazda tarihin en yüksek rakamı oldu.

2013 yılı ocak-nisan döneminde kıymetli metaller ve taşlar ithalatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 259 oranında artarak 1 milyar 564 milyon dolardan 5 milyar 612 milyon dolara çıktı.

Ocak ayında 1.690 dolar seviyesini gören altının onsu, nisan ayında Güney Kıbrıs'ta yaşanan bankacılık krizi, FED'in tahvil alımını bitireceğine ilişkin beklentiler ve emtia fonlarında görülen güçlü satışların etkisiyle 1,320 dolar seviyesine kadar geriledi.

Kaynak : Haberturk

29 Temmuz 2013 11:30

**sude**
Editor

Ba-Bs Hakkında VUK Sirküsü - 66

31.07.2013 tarihine kadar elektronik ortamda gönderilmesi gereken 2013/Haziran dönemine ilişkin Ba ve Bs bildirim formlarının süresinin uzatılmasına dair açıklama

Tarih 24/07/2013
Sayı VUK - 66 / 2013- 11/ Form Ba ve Form Bs -18
Kapsam
T.C.

MALİYE BAKANLIĞI

Gelir İdaresi Başkanlığı

VERGİ USUL KANUNU SİRKÜLERİ / 66

Konusu : 31.07.2013 tarihine kadar elektronik ortamda gönderilmesi gereken 2013/Haziran dönemine ilişkin Ba ve Bs bildirim formlarının süresinin uzatılmasına dair açıklama.

Tarihi : 24 / 07 / 2013

Sayısı : VUK - 66 / 2013- 11/ Form Ba ve Form Bs -18

İlgili olduğu maddeler: 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu 148, 149, Mükerrer 28 ve Mükerrer 257'nci maddesi.

1- Giriş:

396 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile bilanço esasına göre defter tutan mükelleflerin vermek zorunda olduğu 2013/Haziran dönemine ilişkin Form Ba (Mal ve Hizmet Alımlarına İlişkin Bildirim Formu) ve Form Bs (Mal ve Hizmet Satışlarına İlişkin Bildirim Formu) bildirimlerinin verilme sürelerinin uzatılması bu sirkülerin konusunu oluşturmaktadır.

2- Bildirim formlarının verilme süresinin uzatılması:

Yoğun iş yükü ile ilgili olarak Bakanlığımıza iletilen sorunlar nedeniyle Vergi Usul Kanununun mükerrer 28 inci maddesinin Bakanlığımıza verdiği yetkiye istinaden, 31.07.2013 tarihine kadar verilmesi gereken 2013/Haziran dönemine ilişkin "Form Ba" ve "Form Bs" bildirimlerinin verilme süresi 02 Ağustos 2013 tarihi saat 23:59'a kadar uzatılmıştır.

3- Sonuç:

Buna göre, 2013/Haziran dönemine ilişkin "Form Ba" ve "Form Bs" bildirimleri 02/08/2013 tarihi saat 23:59'a kadar verilebilecektir.

Duyurulur.

Mehmet KİLCİ

Gelir İdaresi Başkanı

29 Temmuz 2013 23:33

fastdenetci
Şef

senden başka yazan benden başka da takip eden yok maalesef.

30 Ağustos 2013 10:50

**sude**
Editor

SGK'dan Özel Sektöre Süpriz Hamle.

Bilindiği Üzere mevcut uygulamada 30 ve daha üzeri personel çalıştıran iş yerlerinde ay içinde eksik çalışan personel olduğu takdirde EK-10 adı altında SGK’ya bildirimde bulunulması gerekmemektedir.

21 Ağustos 2013 tarihli resmi gazetede yayınlanan Sosyal Sigorta Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelikte bu uygulamada işletmeler lehine değişikliğe gidilmiştir. Buna göre Özel sektör iş yerlerinde 10 ve daha üzeri personel çalıştıran iş yerlerinde eksik gün bildirimi dolayısıyla SGK’ya EK-10 adı altında bildirimde bulunulması zorunluluğu kaldırılmıştır.

10 işçiden daha az personel çalıştıran iş yerleri ise bu bildirimi (EK-10) vermeye devam edeceklerdir.

10 kişiden az işçi çalıştıran işverenler, işçiyi 30 günden az sigortalı beyan etmiş ve 30 günden az çalışma nedenini puantaj kaydı seçmiş iseler eksik gün bilgi formuna ekleyecekleri puantaj kayıtlarına mutlaka işçinin imzasını alacaklardır. 2013/Temmuz ayına ait aylık prim ve hizmet belgesinden geçerli olmak üzere puantaj kayıtlarında işçinin imzasının bulunmaması halinde eksik gün bilgi formu geçersiz sayılacak işverenden eksik sürelere ait ek aylık prim ve hizmet belgesi istenecek ve işverene idari para cezası uygulanacaktır.

MuhasebeTR Mevzuat Komisyonu / muhasebetr.com

04 Eylül 2013 10:16

**sude**
Editor

Ba-Bs Bildirim Formları İçin Kontrol Modülü Eklenmiştir.


Bilanço esasına göre defter tutan mükelleflerden alınan Ba-Bs bildirim formları için 01.09.2013 tarihi itibariyle e-beyanname sistemine kontrol modülü eklenerek program değişikliği yapılacaktır.

Bildirim formlarında mal veya hizmet alış/satışı yapılan mükelleflere ait vergi kimlik/T.C. Kimlik numaralarının hatalı yazılması ve Ba bildirim formlarında geçmiş dönemlerde terk etmiş (faaliyeti sona ermiş) mükelleflerden alım yapıldığının bildirilmesi durumlarında, bildirimler mükelleflerce onaylanmadan önce kendilerine e-beyanname sistemi içerisinde uyarı mesajı gönderilecektir.

Bu nedenle, bildirimlerin mükellefler tarafından gönderilmesi esnasında, kendilerine gelen uyarı mesajlarını dikkatli bir şekilde kontrol etmeleri, mesajlardaki uyarılar doğrultusunda bildirimlerini tekrar düzenleyerek, onaylamak suretiyle göndermeleri gerekmektedir.

Uyarı mesajlarına rağmen bildirimlerinde hatalı vergi kimlik/T.C. Kimlik numarası bulunan ve/veya geçmiş dönemlerde terk etmiş mükelleflerden alım yaptığını bildiren mükellefler, haklarında işlem yapılmak üzere bağlı bulundukları vergi dairelerine sevk edileceklerdir.

Gelir İdaresi Başkanlığı

24 Eylül 2013 15:45

**sude**
Editor

Kıdem ev sahibi yapacak!


Hükümet, çalışma yaşamında radikal adımlar atmaya hazırlanıyor. Bu kapsamda, gençlerin evliliğe teşviki için faizsiz krediden ve TOKİ'den öncelikli ev sahibi olmalarına kadar bir dizi sürpriz adım atılacak. Tasarıya göre, ilk kez ev alanlar kıdem tazminatının yarısını, 15 yıllık süreyi doldurma zorunluluğuna bakılmaksızın talep edebilecek.

1 YIL SINIRI KALKIYOR
Yeni sisteme göre, kıdem tazminatı fonunun özerk bir yapı ile yönetilmesi öngörülüyor. Yeni sistemle bugüne kadar kazanılan haklar korunuyor. Kazanılan kıdem süreleri için eski sisteme göre tazminat verilecek. Kıdem tazminatı almak için 1 yılı doldurma şartı kaldırılıyor. Ev alanlara hak ettikleri kıdem tazminatının yarısı ödenecek.

YENİ YASALAR EKİM'DE ÇIKIYOR
Kadın istihdamına ve taşeron işçilerine yönelik düzenleme Ekim'de Meclis'e geliyor. Çalışma Bakanı Faruk Çelik, "Kadın istihdamı paketini Ekim ayında TBMM'ye taşıyıp Kasım ayında yasalaşmasını sağlama kararlılığındayız" dedi. Bakan Çelik, bir soru üzerine, malulen emeklilikle ilgili düzenlemenin gerçekleştiğini belirterek, bu konuda çok önemli adım attıklarını söyledi.


KAYNAK : Hazal ATEŞ / Takvim gazetesi

 

08 Ekim 2013 14:19

**sude**
Editor

MOBİNGGE KIDEM TAZMİNATI

İşyerlerinde yıldırma politikası nedeniyle psikolojik baskı ve tacize uğrayan çalışanlar, kıdem tazminatı alabiliyor. Milliyet Gazetesi yazarı Cem Kılıç’ın konuyla ilgili o yazısı:

İşyerinde gerçekleşen, sistematik hale gelen, kasıtlı olarak yapılan ve süreklilik gösteren, yıldırma ve işten uzaklaştırma amacı taşıyan, kişinin kişiliğinde, sağlığında ve mesleki durumunda zarar doğuran davranışlar ‘mobbing’ olarak ifade ediliyor. Mobbing’i yani bir nevi psikolojik tacizi, sadece işverenin değil aynı zamanda çalışanların başka bir çalışana veya bir grup çalışanın başka bir grup çalışana uygulaması da mümkün. Kişiyi yıldırarak, arkadaşlarının yanında küçük düşürerek, sürekli yıpratarak istifaya zorlamak bu kapsamda mobbing olarak değerlendiriliyor.
Mobbing çalışma hayatında çok yaygın olarak görülmeye başlandı.Almanya’da yapılan bir araştırmaya göre 1.5 milyon çalışan mobbing’e uğruyor ve mobbing’in ülke ekonomisine maliyeti 13 milyar euro. Aynı araştırmada ortaya çıkan çok daha vahim bir sonuç, ülkede gerçekleşen intiharların yüzde 10’unun nedeni olarak mobbing’i işaret ediyor.

6000’e yakın başvuru
Ülkemizde mobbing’e ilişkin veriler henüz kapsamlı olarak tutulmuyor. Ancak son 2 yılda ALO 170’e yapılan başvurular üzerinden bir değerlendirme yapmak mümkün. 2 yılda ALO 170’e 5 bin 890 mobbing şikâyeti yapılmış. Bu şikâyetlerin ağırlıklı olarak özel sektörden geldiği görülüyor. Şikâyetlerin yüzde 67’si özel sektör çalışanlarından, yüzde 33’ü kamu sektörü çalışanlarından. Özel sektörde de, kamu sektöründe de şikâyetlerin cinsiyet bakımından dengede olduğu görülüyor. Yani kadınların veya erkeklerin mobbinge uğrama ihtimalleri açısından bir farklılık yok. Erkeklerde kadınlarda aynı oranda mobbing’e maruz kalabiliyorlar.

Kamuda öğretmen sıkıntılı
ALO 170’e gelen şikâyetler içerisinde kamu sektörü özelinde öğretmenlerin ve üniversite personelinin sıkıntıda olduğu görülüyor. Özellikle Milli Eğitim Bakanlığı ve üniversitelerden gelen şikâyetler ön planda. Üniversitelerde bu tip davranışların yaşanması özellikle yadırganacak bir durum. Ancak bu durum, mobbing’in eğitim düzeyi ile doğrudan ilişkili olmadığını da bir bakıma ortaya koyuyor.
Özel sektör içerisinde sanayi sektöründe çalışanların daha sık mobbinge maruz kaldıklarını istatistikler söylüyor.Meslek bakımından bir ayrım yapıldığında ise bankacıların bu psikolojik tacize daha fazla uğradıklarını yine araştırma rakamları ortaya koyuyor. Mümkün olmayan hedefler verilmesi, sürekli şube değiştirilmesi, uzun çalışma saatleri ve aşırı stres bankacıların mobbinge uğrama sıklığını yükselttiği gibi sektörde çalışmayı da daha zor hale getiriyor.

Amaç istifa ettirmek

İşverenlerin çalışanlarına mobbing uygulamasının en önemli nedeni, kişiyi istifaya zorlayarak ihbar ve kıdem tazminatı ödememek. Ayrıca, çalışanları baskı altında tutarak izin kullanmalarını zorlaştırmak, fazla mesai ödemesi yapmamak da işverenlerin mobbing uygulama nedenleri arasında. Çalışanın başka bir çalışana mobbing uygulamasının arkasında ise çoğu kez işverene daha yakın olabilmek ve performansa dayalı ödemelerden daha fazla pay alabilmek yatıyor.
ALO 170’e son iki yılda gelen şikâyetlerin yüzde 20’sinde çalışanlar, istifaya zorlandıklarını bildirmişler. Hakaret, kötü muamele, sözlü taciz, iftira, cinsel taciz, fiziksel şiddet bu yönde yapılan olumsuz davranışlar olarak gözüküyor. Bunun yanında işverenlerden kaynaklanan ve bahsettiğimiz gibi kıdem ve ihbar tazminatı ödememe amacı taşıyan davranışlar ise istifaya zorlama, görev yeri değişikliği, sürekli tutanak tutulması ve yasal hakların kullandırılmaması olarak şekilleniyor. Mobbingin daha çok bu nedenlerle uygulandığını söylemek de mümkün. Gelen şikâyetlerin yüzde 44’ü bu nedenleri işaret ediyor. Yani işverenlerin amacının tazminattan kaçarak işçi çıkarmak olduğu ve bu nedenle mobbing uygulayarak istifaya zorlamayı tercih ettiklerini söylemek mümkün. Çalışanlar açısından daha kötüsü, mobbing’e maruz kalan ve dayanamayarak istifa etmek zorunda kalan kişilerin, işten kendilerinin ayrılması sebebiyle, işsizlik sigortasından da yararlanamaması.

Gazi Üniversitesi’nde örnek uygulama
Mobbing’in kamu sektöründe özellikle üniversitelerde oldukça sık uygulandığına değinmiştik. Ancak bazı üniversiteler bu konuda oldukça önemli önlemler alabiliyorlar. Örneğin, Gazi Üniversitesi bu konuyla ilgili çok önemli bir adım attı. 2012 Yılının yaz aylarında mobbinge uğrayan tüm kişilerin başvurularını değerlendirmek ve başvuru sonucu gerekli işlemleri yürütmek amacıyla üniversite bünyesinde Mobbing Birimi kuruldu. Gazi Üniversitesi’nde görev yapan tüm çalışanların ve hatta öğrencilerin mobbinge uğraması halinde başvurabileceği Mobbing Merkezi bu yöndeki başvuruları değerlendirerek gerekli işlemleri başlatıyor. Dolayısıyla Gazi Üniversitesi’nde hiçbir yönetici mobbing uyguladığında “nasıl olsa ceza almam” düşüncesinde olamıyor.

Kanıtlanırsa işverenin canı yanar

Mobbing’e uğradığı kanıtlanan çalışan iş sözleşmesinin feshinden doğan kıdem, ihbar gibi bütün tazminatlarını alabileceği gibi, dava sonucunda manevi tazminata da hak kazanabiliyor. Ayrıca bunun yanında işverenin eşit davranma borcunu ihlal ettiği gerekçesiyle yüksek miktarda tazminat ödemesi sonucu da doğabilir. Ancak mobbing davalarında kişilerin mobbinge uğradıklarını kanıtlamaları oldukça zor. Bu yüzden mobbing’e uğrayan çalışanların bu durumu mümkün olduğunca fazla delille ortaya koyması gerekiyor. Yargıtay’ın bu tip davalarda daha önce önemli miktarlarda manevi tazminat ödenmesine karar verdiği biliniyor. Dolayısıyla işverenin bu nedenle baskı uygulamaya başladığı işçi bu durumu delillerle açıkça ortaya koyabilirse kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazanabileceği gibi bir de manevi tazminat alabilir. Bu nedenle işverenler kötü niyetli yöntemlere başvurmamalı, işçiler de bu davranışlara karşı uyanık olmalılar.

Hangi deliller önemli?
Mobbing’e uğradığını düşünen çalışan kendisine uygulanan davranışlarla ilgili açık ve net deliller toplamaya başlamalıdır. Bu noktada şahitler, maaş kesme varsa bordrolar, pozisyon değiştirme varsa bununla ilgili belgeler önem kazanıyor. Bunun yanında ALO 170 şikâyet hattını kullanarak şikâyetini iletebileceği gibi, eğer mobbing katlanılamaz hale gelmişse dava açma yolunu derhal kullanarak yasal haklarını da talep edebilir. Nasılsa açığa çıkmaz düşüncesiyle işverenlerin mobbing uygulaması sıkça kullanılan bir yöntem olduğu için, çalışanların bu yönde atacağı geri adımlar, mobbing uygulayan işverenlerin daha fazla güçlenmesi anlamına gelecektir.

06 Kasım 2013 16:30

**sude**
Editor

XV. Türkiye Muhasebe Sempozyumu, 6-10 Kasım 2013 Tarihlerinde Kıbrıs'ta Gerçekleştirilecektir.

11 Kasım 2013 10:12

**sude**
Editor

Tüm Tacirler Dikkat, 1 0cak 2014 Tarihine Hazır Mısınız?

Tarih: 08/11/2013

Değerli okurlarımız, 1 Ocak 2014 tarihine yaklaşık 1,5 aylık süre kaldı ve TTK ile getirilen zorunluluklardan biri olan ve 1 Ocak 2014 tarihine kadar yerine getirilmesi gereken önemli bir düzenleme bulunmaktadır. Ancak, tacirler (anonim şirketler, limited şirketler, ticari işletme işleten vakıflar, dernekler, Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar, bir ticari işletmeyi kısmen de olsa kendi adına işleten gerçek kişiler gibi) bu düzenlemenin henüz farkında değillerdir.

TTK?nın 39?uncu maddesinin ikinci fıkrasının 2, 3 ve 4?üncü cümlelerine göre;

??Tacirin işletmesiyle ilgili olarak düzenlediği ticari mektuplarda ve ticari defterlere yapılan kayıtların dayandığı belgelerde tacirin sicil numarası, ticaret unvanı, işletmesinin merkezi ile tacir internet sitesi oluşturma yükümlülüğüne tabi ise tescil edilen internet sitesinin adresi de gösterilir??

TTK?nın 1534?üncü maddesinin 5?inci fıkrasına göre, 39?uncu maddenin ikinci fıkrasının ikinci, üçüncü ve dördüncü cümleleri 1/1/2014 tarihinde yürürlüğe girecektir.

39?uncu madde hükmüne göre iki ayrı düzenleme getirilmektedir. Bunlardan birincisi belgelere (faturalar, irsaliyeler gibi) yönelik getirilen düzenlemedir. Yani 01.01.2014 tarihinden itibaren faturalarda yer alması gereken zorunlu bilgiler arasına;

- Tacirin sicil numarası ile,

- İnternet sitesi oluşturması zorunlu olan firmaların internet sitesi adresleri de girmiştir.

Böylece, 1 Ocak 2014?ten itibaren belgelerin üzerine ?ticaret sicil numaraları?nın yazılması zorunlu hale gelmiştir.Örneğin faturalarının üzerinde ?ticaret sicil numaraları? bulunmayan tüm tacirler ya mevcut faturalarına bu bilgileri ilave edecekler ya da yeni fatura bastıracaklardır ve yeni faturalarında ?ticaret sicil numaraları?na yer vermek zorundadırlar.

TTK?nın 1524?üncü maddesine göre, 397?nci madde uyarınca denetime tabi olan sermaye şirketlerinin internet sitesi açmaları zorunludur. İşte bu şirketler ayrıca faturalarında internet ?tescil edilen internet sitesi adresini? de göstermek zorundadırlar.

Vurgulamak gerekir ki, faturalarda yer alması gereken bilgiler sadece kanunda belirtilenlerle sınırlı değildir. Bunlar kanunenasgari yer alacak bilgilerdir. Tacirler bunlara ekleme yapabileceklerdir.

Faturanın şekli VUK 230?uncu maddede düzenlenmiştir. 230?uncu madde düzenlemesine göre, faturada en az aşağıdaki bilgiler bulunacaktır.

1- Faturanın düzenlenme tarihi, seri ve sıra numarası,

2- Faturayı düzenleyenin adı, varsa ticaret unvanı, iş adresi, bağlı olduğu vergi dairesi ve hesap numarası,

3- Müşterinin adı, ticaret unvanı, adresi, varsa vergi dairesive hesap numarası,

4- Malın veya işin nevi, miktarı, fiyatı ve tutarı,

5- Satılan malların teslim tarihi ve irsaliye numarası

Görüleceği üzere VUK?da faturada yer alması gereken bilgiler arasında ?ticaret sicil numarası? ile ?tescil edilen internet sitesi adreslerine? yer verilmemiştir.

Sonuç olarak, 1 Ocak 2014?ten itibaren gerçek ve tüzel kişi bütün tacirler faturalarında ?ticaret sicil numaraları?na yer vermek zorundadırlar. İnternet sitesi açmak zorunda olan firmalar ise, hem ?ticaret sicil numaralarına? hem de ?tescil edilen internet sitesi adreslerine? faturalarında yer vermek zorundadırlar.

Üzerlerinde ticaret sicil numaraları ve internet sitesi adresleri yazmayan mevcut belgeler ne yapılacaktır?

Kanaatimce bu belgeler kullanılmaya devam edilebilecektir, ancak bu belgelerin üzerlerine ticaret sicil numaraları ile internet sitesi adresleri ilave edilebilecektir. Bunu yapmak istemeyen tacirler ise eski belgelerini usulüne uygun olarak iptal ettirerek yeni belgeler bastırabileceklerdir.

Gazeteport

03 Ekim 2019 11:06

**sude**
Editor

Prim Ödedikçe Emekli Aylığı Neden Eriyor? / Sezgin Özcan

Hafta başında gazetelerde, Türkiye Emekliler Derneği Genel Başkanı Kazım Ergün'ün, aylık hesaplama sisteminde değişiklik talebine ilişkin açıklaması vardı. Emekliler, ?karma? emekli aylığı hesaplama sistemi yerine, bütün dönemleri kapsayan ve kendi içerisinde eşitliği sağlayan tek bir emekli aylığı hesaplama sistemine geçilmesini talep ediyor. Taleplerinde haksız sayılmazlar. Zira karma sistem, prim ödemeye devam edildikçe emekli aylığının düşmesine neden oluyor. Bu durum, bir yandan çalışanları kayıt dışı çalışmaya iterken, diğer yandan da SGK'nın prim geliri kaybına neden oluyor.

KARMA SİSTEM NEDİR?

Sosyal güvenlik sisteminde 1999 ve 2008 yıllarında yapılan düzenlemelerle, Emekli Sandığı'na tabi olanların aylık hesaplama sistemi korunurken, 4/a (SSK) ve 4/b (Bağ-Kur) sigortalıları açısından değişikliğe gidildi.

Aslında konu çok teknik ve uzun açıklamayı gerektiriyor. Ancak genel bir bilgi vermek için sistemi 4/a sigortalıları açısından şöyle özetlemek mümkün olabilir.

Sigorta başlangıcı 01.01.2000 tarihinden önce olanların emekli aylığı; 01.01.2000 öncesi, 01.01.2000-30.09.2008 dönemi ve 01.10.2008 sonrası dönem için ayrı ayrı hesaplanan üç ayrı kısmi aylığın toplamından oluşuyor.

- 01.01.2000 öncesi dönemin tam aylığı, 2000 öncesi son 10 veya 5 yıllık uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar

pirçiinmveeripeolsitaikasmkızaı inzcaelenyeçblilairsrinıniz. yıllık ortalamasına göre belirlenen gösterge veya üst

gösterge rakamı ile toplam prim gün sayısına göre hesaplanan aylık bağlama oranı esas alınarak gösterge ve katsayı sistemine göre,

? 01.01.2000-30.09.2008 ve 01.10.2008 sonrası dönemlere ilişkin tam aylıklar, bu dönemlerdeki prime esas kazançların güncellenmiş tutarının yine bu dönemlerdeki prim gün sayılarına bölünmesiyle bulunan ortalama aylık kazanç ve toplam prim gün sayısına göre hesaplanan aylık bağlama oranları esas alınarak, hesaplanıyor.

Hesaplanan bu tam aylıklar, söz konusu dönemlerdeki prim gün sayılarının, toplam prim gün sayısına olan oranlarına göre kısmi aylığa dönüştürülüyor. Üç ayrı kısmi aylığın toplamı da emekli aylığını oluşturuyor.

EMEKLİ AYLIĞI NEDEN ERİYOR?

Bunun, gösterge sisteminden vazgeçilmiş olmasının yanı sıra iki nedeni daha var. Birincisi güncelleme katsayısı, ikincisi ise aylık bağlama oranları.

1999 sonrası kazanç tutarlarının güncellenmesinde esas alınan güncelleme katsayısının hesabında, Ekim 2008 öncesi dönemde büyüme hızının yüzde 100'ü dikkate alınırken, Ekim 2008 sonrası dönem için yüzde 30'a düşürüldü.

İkinci neden ise aylık bağlama oranları. Aylık bağlama oranı önce 1999 yılında, sonra Ekim 2008'de düşürüldü.

240 gün için yüzde 1 eksiltiliyor. Ayrıca sigortalı kadın ise 50, erkek ise 55 yaşından sonraki her tam yaş için yüzde 1 oranında artırılıyor.2000 öncesi dönem için emekli aylığı gösterge tablosundan hesaplananlar için yüzde 60, üst gösterge tablosundan hesaplananlar için ise derece ve kademesine göre yüzde 50 ila 59 arasında belirlenmiş olan taban aylık bağlama oranı esas alınıyor. Bu şekilde belirlenen taban aylık bağlama oVrearinpoılit5ik0as0ınd0akipamriamçlarlagsüınınrlıüve miçeivnzuaota lup, emeklilik başvuru tarihi itibarıyla 5000 giüçinnvderiepnolitsikoamnızrıainkceilehyeebirlirs2ini4z. 0 gün için yüzde 1 artırılıp, 5000 günden az olan her

2000-Ekim 2008 arası dönem için toplam prim ödeme gün sayısının ilk 3600 gününün her 360 günü için yüzde 3.5, sonraki 5400 günün her 360 günü için yüzde 2, daha sonraki her 360 gün için yüzde 1.5 oranlarının toplamıdır.

Ekim 2008 sonrası dönem için toplam prim ödeme gün sayısının her 360 günü için yüzde 2'dir.

Görüldüğü üzere en düşük aylık bağlama oranı, 01.10.2008 sonrası döneme ilişkin kısmi aylığın hesaplanmasında uygulanan aylık bağlama oranı. Bu nedenle, her üç dönemdeki prime esas kazanç tutarları ile prim gün sayıları ve bunların toplam prim gün sayısı içerisindeki payı emekli aylığını farklı ağırlıkta etkiliyor.

Güncelleme katsayısının ve aylık bağlama oranının düşük olduğu Ekim 2008 sonrası prim gün sayısının toplam prim gün sayısı içerisindeki oranı arttıkça, bu dönemin kısmi aylığının toplam emekli aylığı içerisindeki payı artıyor. Bu da özellikle primleri asgari ücret üzerinden ödenenler açısından, prim ödenmeye devam edildikçe emekli aylığının azalması sonucunu doğuruyor.

Sonuç itibarıyla, emekli aylığı hesaplamasında prim ödemekten vazgeçmeyi değil, prim ödemeyi teşvik eden bir sistem değişikliğine gidilmesi gerekiyor. Böylece hem prim ödemeye devam edenlerin mağduriyeti giderilecek hem de SGK'nın prim kaybı önlenecektir.

(Sözcü Gazetesi | 03.10.2019)

05 Kasım 2019 10:57

**sude**
Editor

Ek Bir İşte Çalışırsam İşveren Beni İşten Çıkarabilir Mi? / Hüseyin İrfan Fırat

SORU: Ben su anda bir işte çalışmaktayım. Hafta sonları ek olarak bir dershanede yabancı dil dersi vermek istiyorum. Bu iş kanunlarına aykırı mı? Asıl çalıştığım işte bundan haberleri olursa beni işten atabilirler mi?

YANIT: Her şeyden önce çalışmak Anayasal bir haktır ve İş Kanunu?nda işçinin birden çok işverene farklı iş sözleşmeleri ile hizmet vermesini engelleyen bir düzenleme yoktur.

Ancak işverenler işçilerle yaptıkları sözleşmelere özellikle de kendi alanlarında rakip işletmelerde çalışma yasağı koyabilmektedirler. Bu tür sözleşmelerin yasalarımızda yer bulan rekabet yasağı ve işçinin sadakat borcu çerçevesinde geçerliliği vardır.

Bir diğer önemli konu da, işçi birden çok işyerinde çalışılacaksa günlük fazla mesai de dâhil 11 saat ve haftalık yasal iş süresi olan 45 saatin aşılmamasıdır. Yani işçi tam gün çalıştığı bir işyerinden çıkıp yine tam zamanlı bir başka işyerine çalışmaya giderse günde 16 saat çalışmış olacaktır. Bu hem yasal iş sürelerinin aşılması, hem de işçi sağlığı ve iş güvenliği bakımından sakınca yaratacak bir durumdur. Dolayısı ile işverenin böyle bir koşulda işçinin iş sözleşmesini haklı nedenle fesih hakkı söz konusudur.

Gerçekten de uygulamaya baktığımızda özellikle kısmi süreli (part-time) çalışan kişilerin birden çok işyerinde çalışabildiklerini görüyoruz. Bunun da yukarıda sözünü ettiğimiz gibi yasal bakımdan olabilmesi mümkündür. İşçi kısmi süreli bir çalışan olduğundan bu işten artan zamanını bir başka işyerinde değerlendirebilecektir.

Şimdi bu açıklamalardan sonra sizin sorunuza dönecek olursak;

İşvereninizle yaptığınız sözleşmenizde bir başka işte çalışamayacağınıza ilişkin bir madde yoksa,

Yapacağınız ilave iş asıl işinizle aynı paralelde bir iş olmayıp rekabet yasağına aykırılık oluşturmuyorsa,

İkinci işin süresi asıl işinizle birlikte yasal günlük ve haftalık iş sürelerini aşmıyor ve sizin sağlık ve verimliliğinize olumsuz etki etmiyorsa, sözünü ettiğiniz işte de çalışabilirsiniz.

Ancak, önerimiz işvereninizle bu konuda mutabık kalarak bu işe başlamanızdır. Hatta yazılı onay almak ileride oluşabilecek olası olumsuzluklarda sizin elinizi daha güçlü kılacaktır.

(Birgün)

Toplam 36 mesaj