Editörler :
22 Kasım 2016 18:16   


Kur'an Nasıl Bir Devlet Yönetimini Öneriyor.

Bu yazımda sizleri, üzerinde düşünmeye davet etmek istediğim konu, Kur an ın devleti, toplumu yönetim şeklini, nasıl tarif ettiğini anlamaya çalışacağız. Kur an her çağa, zamana ve farklı kültürlerde ki toplumlara da gönderildiğine göre, hepsine uygun bir yönetim şeklini tarif ettiği açıktır.

Kur an devlet yönetiminde, olmazsa olmaz iki konuyu, açıkça bizlere bildirir. BİRİNCİSİ HANGİ İNANÇTA OLURSA OLSUN ADALETLE HÜKMETME VE KARAR VERME, DİĞERİ DE ARAMIZDAN GÜVENEBİLECEĞİMİZ KİŞİLERİ, YÖNETİCİLERİ EHİL İNSANLARDAN SEÇİLMESİ. Hatırlatmak istediğim en önemli konusu ise, seçilecek yöneticilerin asla cinsiyetine( kadın ya erkek) Kur an ın karışmamış olmasıdır. Sanırım bu yönetim şeklinin, günümüzde hangi yönetimle paralellik gösterdiği çok açıktır. Kur an devlet yönetiminde detaya girmez, ana kurallar koyar. Diğer konular, her çağın ve geleneğin durumuna, ihtiyaç konumuna göre farklı olabilir.

Peygamberimizin döneminden başlayalım. Peygamberimiz hem Allah ın elçisi, hem de devlet başkanıydı. Peki, peygamberimiz devleti tek başına mı yönetiyordu, Krallık yönetiminde olduğu gibi. Kararları yalnız kendisimi veriyordu? Bakın burası çok önemli. Allah elçisine bu konuda nasıl uyarılarda bulunuyor.

Ali İmran 159: Sen (o zaman), sırf Allah ın rahmetiyle onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi. Artık onları sen bağışla, onlar için Allah dan mağfiret dile. (Yapacağın) İŞLERDE ONLARA DA DANIŞ, bir kere de azmettin mi, artık Allah a dayan. Muhakkak ki Allah kendine dayanıp güvenenleri sever. ( Elmalı meali)

Ayette çok dikkat çeki bir bilgi veriliyor. Allah ın resulü devletin başında, ama dikkat ederseniz, çevresinde aynı toplumda birlikte yaşadığı, peygamberimizin yönetiminde, kendisine din adına iman etmemiş, tabi olmamış insanlarda var. Tabi bu kişilerle barış içinde oldukları anlaşılıyor. Fakat Allah devleti yönetirken, çıkaracağın kanunlar, vereceğin hükümler konusunda, SEN ONLARADA DANIŞ, ONLARINDA FİKİRLERİNE MÜRACAAT ET DİYOR. Görüyor musunuz, Allah devletin yönetim şeklini nasıl tarif ediyor. Şöyle demiyor, sen benim elçimsin her şeye sen karar ver, onlar uymak zorundadır demiyor. Çok ilginç ve düşündürücü olanı, danışmasını istediği kişilerle, aynı inancı dahi paylaşmıyor olması. Şimdi vereceğim ayet örneği de, bizler için çok önemli. Bu örnek, peygamberimizin yaşadığı dönemle ilgili bilgiler veriyor bizlere.

Nisa 59: Ey iman edenler! Allah a, Peygamber'e ve ARANIZDAN SİYASAL ERKİN EMANET EDİLDİĞİ KİMSELERE İTAAT EDİNİZ. Herhangi bir konuda anlaşmazlığa düşerseniz, eğer Allah'a ve âhiret gününe inanıyorsanız onu Allah'a ve Peygamber'e götürünüz. Bu, hem hayırlı, hem de netice bakımından daha güzeldir.( Bayraktar bayraklı meali)

Bu örnek, bizlere çok önemli bilgiler veriyor. Dikkat ederseniz, peygamberimizin yaşadığı dönemle ilgili. O günkü topluma hitaben, Allah a yani onun gönderdiği Kur?an a, elçime ve sizlerin yönetici olarak seçtiğiniz diğer kişilere, itaat ediniz diyor. Eğer yöneticilerinizle aranızda herhangi bir anlaşmazlığa düşerseniz, gerçek iman etmiş kişiler iseniz, bu durumda Allah ın hükümlerine bakınız ve sorununuzu elçime, resulüme götürünüz diyor. Bakar mısınız lütfen. Demek ki peygamberimizin döneminde her şeyi Allah ın elçisi bakmıyor, halkın seçtiği uygun gördüğü, devletin işlerini yöneten yöneticiler var. Çünkü Allah ın elçisinin asli görevi vardı. Kur?an ı tebliğ etmek, iman etmeyenlere Kur an ı anlatmak ve tanıtmak.

Kur an bizlere yalnız devlet yönetiminde değil, kendi aramızda bile bir bilene danışmayı, istişare etmeyi bakın nasıl öneriyor.

Şura 38: Yine onlar, Rablerinin davetine icabet ederler ve namazı kılarlar. ONLARIN İŞLERİ, ARALARINDA DANIŞMA İLEDİR. Kendilerine verdiğimiz rızıktan da harcarlar. (Diyanet vakfı meali)

Allah bizlerin özel yaşantımızda, her hangi bir konuda bile, doğru kararlar verebilmemiz için mutlaka araştırma yapmamızı, bir bilene danışmamızı emrediyor. Yani ben en iyisini bilirim demek bile, Kur an önerisine uymuyor. İnsan her zaman yanılabilir, bunu hatırlatıyor aslında bizlere. Hatırlayınız lütfen, peygamberimizin vefatından sonra, devleti yönetenler, yani dört halife, Kur an ın emrinde olduğu gibi seçimle gelmişti. Ne yazık ki daha sonraları, Kur an ın bu emri birçok konuda olduğu gibi göz ardı edildi, görmezden gelindi. Bakın Allah bu konuda ne diyor.

Nisa 58: Allah size, MUTLAKA EMANETLERİ EHİL OLANLARA VERMENİZİ VE İNSANLAR ARASINDA HÜKMETTİĞİNİZ ZAMAN ADALETLE HÜKMETMENİZİ EMREDER. Allah size ne kadar güzel öğütler veriyor! Şüphesiz Allah, her şeyi işitendir; her şeyi görendir. ( Bayraktar bayraklı meali)

Demek ki Kur an ın yönetim şekli, halkın arasından bizleri yönetebilecek bilgiye sahip kişileri seçip, yönetme emanetini öyle vermemizi emrediyor. Dikkat edelim lütfen, bu bir EMANET sürekli değil. Gerektiğinde halk emaneti geri alabilir. Daha önce söylediğimiz gibi, Kur?an ın istediği ve olmazsa olmazı, ADALETLE YÖNETMEK, ADALETLE HÜKMETMEKTİR. Şimdide bu konu ile ilgili Kur?an ın uyarılarına bakalım.

Maide 8: Ey iman edenler! ALLAH İÇİN HAKKI TİTİZLİKLE AYAKTA TUTAN, ADALET İLE ŞAHİTLİK EDEN KİMSELER OLUN. BİR TOPLUMA OLAN KİNİNİZ, SAKIN HA SİZİ ADALETSİZLİĞE İTMESİN. Âdil olun. Bu, Allah a karşı gelmekten sakınmaya daha yakındır. Allah a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. (Diyanet meali)

Mümtehine 8: Allah, sizi, DİN KONUSUNDA SİZİNLE SAVAŞMAMIŞ, SİZİ YURTLARINIZDAN DA ÇIKARMAMIŞ KİMSELERE İYİLİK ETMEKTEN, ONLARA ÂDİL DAVRANMAKTAN MEN ETMEZ. Şüphesiz Allah, âdil davrananları sever. (Diyanet meali)

Bu iki ayet bizlerin, çok önemli bir konuya dikkatimizi çekiyor. Her kim olursa olsun, ADALETTEN, HAKTAN UZAKLAŞMAYIN DİYOR. Hatta bu kişiler sizinle, aynı inancı paylaşmıyor olsalar bile, adaletsiz sakın onlara davranmayın diye de uyarıyor. İşte İslam inancı böyle adaleti ve doğruluğu bizlere öğütlüyor. Peki, bizler günümüzde Kur an ın bu adalet anlayışını, hayatımıza geçiriyor muyuz? Ya da bizleri yönetenler böyle adaletle mi hükmediyorlar topluma? Yorumunu sizlere bırakıyorum. EĞER BİZLER YÖNETİMİ, EMANETİ EHİL İNSANLARA VERMEDİYSEK, ONLARDAN DA ADALETLE HÜKMETMESİNİ ELBETTE BEKLEYEMEYİZ. Neye layıksak, onu buluruz. Sizlere bir ayet daha hatırlatmak istiyorum, çünkü bu ayet bizlere, çok önemli bir konuda açıklık getiriyor.

Bakara 256: DİNDE ZORLAMA YOKTUR. Çünkü doğruluk sapıklıktan iyice ayrılmıştır. O hâlde, kim tâğûtu tanımayıp Allah?a inanırsa, kopmak bilmeyen sapasağlam bir kulpa yapışmıştır. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. ( Diyanet meali)

Bu ayetten de şunu çıkartabiliriz. Allah, inanç ve ibadetler konusunda, kişisel sorumluluklara hiç kimsenin ya da devletin müdahale edemeyeceği, bu konuda zorlama yapılamayacağı, özgür olduğunu söylüyor. Zaten Allah sizler bu dünyada, imtihandasınız demiyor muydu? İmtihanda olan bir insanın imtihanına kim müdahale edebilir. Elbette bu değildir ki, Kur an ın toplumun yönetilmesi ile ilgili, genel hükümlerine tabi olmayacağı anlamında değildir bu emir. Genel hükümler, o toplumun içinde yaşayan farklı inançlarda bile olsa herkesi bağlar. Örneğin zinanın yasak olması ve bunu yapanın bir cezasının olması gibi.

Bizler İslam ı, Allah ın kanunlarını, ne yazık ki Kur an dan değil, beşerin koyduğu kanunlardan, FIKIH kitaplarından öğreniyoruz. Öyle olunca da hak ile batıl bir birine karışıyor. Toplumda neyin HAK, neyin batıl olduğunu fark edemiyor. Bugün şeriatla yönetildiğini iddia eden Müslüman ülkeler, ne yazık ki Allah ın şeriatı ile değil, BEŞERİN YARATTIĞI ŞERİATLA YÖNETİLİYORLAR. Bizlerinde amacı, yalnız Kur an ın şeriatına uymak olmalıdır.

Dilerim bir gün, yöneticilerimizi EHİL İNSANLARDAN SEÇERİZ DE, BİZLERİ ALLAH IN ŞERİATI, KUR?AN İLE BULUŞTURUR.

Saygılarımla

Haluk GÜMÜŞTABAK

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/?ref=aymt_homepage_panel

http://halukgta.blogcu.com/

http://kuranyolu.blogcu.com/

http://hakyolkuran.com/

22 Kasım 2016 22:32

ŞıhŞeyhmuz
Yasaklı

Bundan 1400 sene önce tüm dünyada diktatörler ve hükümdarlar vardı.. MONARŞİ vardı.

Kullara kulluk ediliyordu.

Kölelik, cariyelik, kumalık vardı.

Yazılı HUKUK yoktu.

ANAYASA ve KANUNLAR yoktu..Cumhuriyet ve demokrasi, laiklik, sosyal adalet, hukuk yoktu.

Muktedirlerin astığı astık, kestiği kestik olan katı DİKTA rejimleri vardı.

1789 yılındaki ünlü Fransız Devrimi, dünyaya yenilikler getirdi. Halkın kendi kendini yönetmesi..

Saltanatlar tek tek yıkılmaya başladı.

1920 yılından başlayarak bizde de Büyük ATATÜRK vardı.. TBMM vardı.

Saltanat 1922 yılında kaldırılmıştı.. Halifelik de 1924 yılında atılmıştı.

Bundan 1400 sene önceki sistemi uygulayan şeriatçı islam aleminin hali berbat!.. Çok berbattır.

"Egemenlik; kayıtsız-şartsız milletindir.." ATATÜRK

22 Kasım 2016 22:38

ŞıhŞeyhmuz
Yasaklı

Şeriatçı İslam ülkelerininin hali meydandandadır.. İlkellik ve iptidailiklerle uğraşıyorlar. Bilim ve Hukuk yok!.. Adalet yok!..

Şeriatçı müslümanlar, şeriatçı müslümanların kafasını-kolu kesiyorlar. Her yerde cellatlar var.

Bu ortamda şeriatçı Araplar, şeriatçı Arap cellatlardan kaçıyorlar... Hristiyanlara sığınıyorlar.

"Şeriat, saltanat, hilafet, şeyhülislamlık kaldırılmıştır. Lağvedilmiştir.." ATATÜRK

"Hayatta en hakiki mürşid, ilimdir, fendir.." ATATÜRK

"Türkiye; şeyhler, dervişler, müridler ve meczuplar ülkesi olmayacaktır.." ATATÜRK

İyi ki bizde ATATÜRK vardı. Nur içinde yatsın!..

22 Kasım 2016 23:07

Erkutay06
Yasaklı

Oruç Erkutay olarak ben de bildiklerimi arzedip yazayım:

Aile olarak islam ülkelerinin çoğunu görduk. Gerek ben ve gerekse her iki delikanlımızın gidip gördüğü, defalarca gidip gördükleri, müslümanların yaşadığı ülkeleri sayayım:.

Bengladeş, Hindistan, Pakistan, Irak, Suriye, Lübnan, Ürdün, Filistin, Mısır, S.Arabistan, Dubai, Katar, Kazakistan, Çin..

Bunları mesleklerimizin icabı olarak gidip gördük.. Çok kötü durumlar yaşıyorlar. Kazakistan ve Çin hariç, hepsinde ŞERİAT HUKUKU var. Demokrasi yok!.. Katı yönetimler var.

İŞGAL EDİLENLER: Afganistan, Irak, Suriye, Filistin, Yemen, Libya, Etiopya (Habeş ve Somali

İSYAN YAŞAYANLAR: Pakistan, Afganistan, İran, Irak, Suriye, Filistin, Lübnan, Mısır, Yemen, Umman, Somali, Sudan, Libya, Kongo, Nijerya, Tunus, Cezayir, Fas..

YARI SÖMÜRGELER: Ürdün, Arabistan, Körfez Şeyhlikleri..

Başka söze gerek var mı?..

Bu ülkeleri en başta şeriat mahvetti. Cehalet ve adaletsizlikler mahvetti, mahvediyor.

22 Kasım 2016 23:40

Erkutay06
Yasaklı

Ünlü Şairimiz Mehmet Akif Ersoy; Kurtuluş Savaşının kazanılmasından sonra Atatürk'ün saltanat ve hilafeti kaldırmasından sonra küserek Mısır'a yerleşmişti. Orada 15 yıl kadar yaşadı ve oradayazarlık, hocalık etti. Onu dinleyelim:

"Mısır'da 15 sene yaşadım.. Anladım ki; insanlık da Türkiye'de, İslamiyet de!.." M.AKİF ERSOY

Dönünce, gelip has Türk toprağını öpmüştü.

Bu başlığı açan kişi de birkaç yıllığına şeriatçı Arap ülkelerine gidip yaşarsa yukarıda yazdıklarını çok hatalı bulup, okurlardan özür dileyerek yazdıklarını yırtıp atar.. Mutlaka çok özür dileyecektir.

Okuyalım, çalışalım.. Ülkeler görüp gezelim, bilelim, tanıyıp anlayalım, kavrayalım.. İyi olacaktır.

22 Kasım 2016 23:57

Erkutay06
Yasaklı

Bizim her iki delikanlımız da Hacıdır.. Vaktiyle Hacı olmuşlardı.

Bunlardan biri Arabistan'da 2 yıl, diğeri de Ürdün'de 3 yıl çalıştı.

Her ikisi de, liseden sonra Ankara'da ODTÜ Makina ve İnşaat'ta 5 + 3 şer yıl okuyarak Makina Yüksek Mühendisi ve İnşaat Yüksek Mühendisi olmuşlardı. Daha sonra da Avrupa'da 2 şer sene MBA İşletme (Uluslararası İş İdaresi) okumuşlardı.

Her ikisi de izinli geldiklerinde, Ankara Esenboğa havalimanında uçaktan iner inmez has toprağı öpmüşlerdi.

İşte böyle..Atatürk'ün has Türkiye Cumhuriyeti bir başkadır. Halimizden dolayı Allah'a şükredelim.

Hoşca kalın!.. İyi geceler..

Toplam 5 mesaj