Editörler : Lanet
«48495051525354555657585960

goetheminder
Kapalı
22 Mart 2023 15:25

"ne demek yalnız kalmak istiyorum abi? nerdesin söyle geliyorum"

sadece sizi seven bir avuç insandan duyabileceğiniz mucize içeren cümledir...

bir avuç mu dedim?

abartmayı severim...


goetheminder
Kapalı
23 Nisan 2023 01:02

bilinmeyen kelimelerle kurulan bir cümle olmak isterdim,

anlamımı kimsenin önemsemediği, ama herkesin kullanmak için can attığı o kelime,,,

bi saniye, bir şey yakaladım kendimle ilgili...

beni zaten kimse anlamıyor, e zaten çevremdeki insanların her biri beni kullanı...

e ben zaten bilinmeyen kelime imişim...

cümlemin zaten içindeymişim...


goetheminder
Kapalı
23 Nisan 2023 01:27

kimse yaralanmasın diye kendini yaralayanlar,

vicdan yapmasınlar diye yaralarını saklayanlar,

saklı oldukları belli olmasın diye hayatını saklayanlar...

hayatı birilerini mutlu etmekle geçen o büyük kitle,

ne zaman yanlışlarımızı göreceğiz? göz altındaki şişliklerimiz patlayınca mı?

herhangi bir nedenden ötürü elden ayaktan düşünce mi?

zaten 20 yıl sonra yok olup gitmeyecek miyiz bu hayattan, kime neyi ispat etmeye çalışıyoruz?

bunları sorgularken ve kendimize hak verirken bir ses duyarız, içinde ismimiz geçen...

her şeyi bırakıp koşarız, işi bittiğinde yalnız kalacağımızı bile bile...

yine yaparız yapacağımızı, koskoca bir ömürden zerrece akıllanmadığımızı göstere göstere...

sonra yeniden...

kimse yaralanmasın diye kendini yaralayanlar,

vicdan yapmasın diye...


goetheminder
Kapalı
23 Nisan 2023 01:39

kalsana yanımda 3 dakika 57 saniye...

bir şeyler dinleteceğim sana...

hani şu sesi ince olan birini...

hani içinde "umursarsan sadece senin için burdayım" cümlesi geçen,

hani "canımı alamazsın, aldığın hayallerimdi" geçen şarkı...

bildin mi?

gel birlikte dinleyelim, öyle git...

zaten son sözleri de uğurlayış o şarkının...

ha pardon "çok kötüyüm" diyor sonunda, ama nakaratı en azından uğurlayış...

hala mı hatırlamadın?

ya hani yatağının ucunda şarkı söylüyordu,

ağlıyordu hatıraları düşünerek, nasıl hatırlamazsın...

peki tamam o zaman hatırlama, dinleme, üzülme...

zaten dayanamam ki üzülmene...

o zaman söylenecek söz kalmadı...

good bye my lover...

good bye my friend...

you have been the one...

you have been the one for me...


goetheminder
Kapalı
23 Nisan 2023 01:50

ilk kez bir şarkı dinlerken uyarı ile karşılaştım...

"bu içerikte intihar ve kendine zarar verme konularına yer vermiş olabilir" şeklinde...

"alt tarafı bir şarkı, ne olabilir" dememek lazım demek ki...

o zaman Sezen'in çoğu şarkısında bu uyarı gelmesi gerekmez mi?

ya da bazı yabancı şarkılarda falan...

dinledim ama ölmedim,

belki de öldüm de haber verenim olmadığı kadar yalnız olduğumdan yaşıyorum zannediyorum...

bu aldığım nefes dünyaya mı ait?

ya baktığım bu ekran? başka dünyanın görüntüsü ise?

bu içerik intihar ettirmedi belki ama biraz delirdim sanırım...

ha uyarı alan şarkı mı?

o altta...

https://www.hizliresim.com/ev1wgf6


goetheminder
Kapalı
23 Nisan 2023 15:56

az önce misafir geldi bayram ziyareti...

durmadan beni eleştiriyor, durmadan...

aramıyormuşum, sormuyormuşum, merak etmiyormuşum, önemsemiyormuşum vs vs...

insanları bu şekilde yargılamak ne kadar kolay değil mi?

evet son zamanlarda aramadım, sormadım, merak etmedim ve önemsemedim, ama bunlar bir günde mi oldu sanıyorsun?

bi düşün bakalım seni aradığımda bana nasıl davrandığını,

merak edip aradığımda tavırlı bi şekilde "çocuk muyum ben" dediğini,

önemsediğinde boğulduğunu söylediğini...

ama işte insanlar maalesef kendilerini görmüyorlar...

bizim de bir dünyamız olmamalı mı? kırıldığımızdan uzak durmaya hakkımız yok mu?

gel deyince gelmeli, git deyince gitmeli mi senin gözünde insanlar?

bazen -hatta bazen değil her zaman- insan kendi değerini kendi belirler...

sen bana değer vermeden benden değer bekleyemezsin, değer verdiğim halde beni görmezden gelirsen sana verdiğim değerde azalma olur...

ama gel de bunları anlat...

kime yazıyorum ben?

kendime...

sadece kendime...


Kartaliçe.1903
Aday Memur
24 Nisan 2023 07:41

İzmirde artan trafik sorunun küfür etmek istemiyorum sabah sabah


İkinci Sanat
Şube Müdürü
18 Eylül 2024 13:08

Söyleyemediklerimi yine söyleyemem..


MindEr Han
Kapalı
28 Kasım 2024 13:42

bazen bazı şeyler çok istesen de hiç değişmez...

elma tohumu olan topraktan karpuz ummak gibi bir şeydir...

biz sadece o elmadan karpuz tadı almaya çalışırız, en azından birinin içi, diğerinin dışı kırmızı diye...

bazen de var olan kabak gibi meydanda olmasına rağmen bünyen kabul etmez gerçekleri...

tıpkı Leyla ile Mecnun'da İsmail Abi gibi...

geminin gelmeyeceğini bile bile senelerce beklemek gibi...

öldüğünü, gittiğini, bittiğini kabullenmemek gibi...

hayat gibi...

tüm olumsuzluklara rağmen "burdan gelip alacak beni" diye bağırıp,

tüm inancımızla o gemiyi kesin getireceğiz...

o da olmazsa, otobüs durağında tren bekleriz napalım artık...

konunun gemi, tren, otobüs, elma ve karpuz ile alakası yoktur...

https://www.youtube.com/watch?v=DTZFKSE3mvY


İkinci Sanat
Şube Müdürü
14 Ocak 2025 14:19

Konu limanlar..


MindEr Han
Kapalı
11 Temmuz 2025 12:23

geçenlerde Fatih Altaylı'nın Silivride yaşadığı serçe muhabbetini dinledim...

serçe hastaymış, uçamıyormuş,

Fatih Altaylı da daha evvelinden okuduğu bir kitapta "hasta serçeye şekerli gıdalar verilmesi gerektiği ve bu da onun iyileşme sürecini hızlandırır" yazıyormuş,

hapishanede tatlı niyetine verilen revaniyi serçe ile paylaşmış ve gerçekten işe yaramış,

serçe iyileşmiş, uçmuş ama Fatih Altaylıyı unutmamış...

her gün gelip Altaylıya bir "böcek" getiriyormuş iyileşmesine vesile olduğu için "hediye" niyetine...

***

hayat boyu hepimiz bu serçe gibi bir iki kez düşmüşüzdür, kolumuz kanadımız illa ki kırılmıştır...

şöyle bakıyorum da, kimse kırıldığım yerleri onarmak zorunda kalmadı, çünkü derdimi bilen sayısı bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar az...

iyi ki de az,

bilen birkaç kişi ile ters düştüğümüz vakit zamanla o yaraları deşmeye çalıştı, zira biliyorlardı yumuşak karnımın neresi olduğunu...

***

yaş 40'a uzanmış, e tabi yaşanmışlıklar da 40 tane ile sınırlı kalmamış...

bu yazmış olduğum sayfa bile 8 yaşına gelmiş, insan olsa okuma yazmayı söktüğü yaşa gelmiş olacakmıştı...

ne hikayeler edindik bu kırk yaşta...

çok erkek ve kız arkadaşım oldu, ama hepsinin neredeyse tek bir ortak noktası vardı...

yaralıydılar, uçmaya mecalleri yoktu, üzülüyordum onların bu derinden gelen hüzünlerine, çünkü hissediyordum en içten onların duygularını, hüzünlerini...

öyle ki onlar için ağladığım çok zaman oldu,

hep diyordum "nasıl yaparlar bunu ona/onlara? bu reva değil, insanlık değil" diye, onlar için efkarlanıp üzülüyordum...

ama hayatın pozitif tarafına odaklanıp onlara hayatın güzel olduğunu anlattım,

kimilerine bir hafta yetti, kimilerine haftalar, aylar, seneler yetmedi...

ama inatla pozitif olarak yaklaştım, her yakınmalarını her acılarını kendi yakınmalarım, kendi acılarım saydım...

hissediyordum çünkü onların acılarını, o parmaklarından avuç içine kadar uzanan çekilmelerini, saç diplerinin altından gelip burnu uyuşturacak kadar etkili olan hüzünlerini...

"artık kimseyle konuşmayacağım, "artık kimseye aşık olmayacağım", "artık hayata küs bir şekilde yaşayacağım" diyen kim varsa ellerinden tuttum kadın erkek ayırt etmeksizin...

elbette başarılı olamadıklarım da vardı belki ama yine de çok insanın hayatına dokunduğumu düşünüyorum...

her biri sırasıyla iyileşti...

artık daha güleç oldular zamanla, kendilerini daha iyi ifade etmeye başladılar, hayat ile, aşk ile, nefes ile tanıştılar yeniden...

ve her biri Fatih Altaylı'nın serçesi gibi uçup uzaklara doğru, özgürlüğün tadını çıkarmak istermişcesine gittiler...

sonra tabi tartışmalar, yanlış anlaşılmalaraaa


MindEr Han
Kapalı
11 Temmuz 2025 12:24

geçenlerde

Fatih Altaylı'nın Silivride yaşadığı serçe muhabbetini dinledim...

serçe hastaymış, uçamıyormuş,

Fatih Altaylı da daha evvelinden okuduğu bir kitapta "hasta

serçeye şekerli gıdalar verilmesi gerektiği ve bu da onun iyileşme sürecini

hızlandırır" yazıyormuş,

hapishanede tatlı niyetine verilen revaniyi serçe ile paylaşmış ve

gerçekten işe yaramış,

serçe iyileşmiş, uçmuş ama Fatih Altaylıyı unutmamış...

her gün gelip Altaylı?nın kapısının önüne bir "böcek"

getiriyormuş iyileşmesine vesile olduğu için "hediye" niyetine...

***

hayat boyu hepimiz bu serçe gibi bir iki kez düşmüşüzdür, kolumuz

kanadımız illa ki kırılmıştır...

şöyle bakıyorum da, kimse kırıldığım yerleri onarmak zorunda

kalmadı, çünkü derdimi bilen sayısı bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar

az...

iyi ki de az,

bilen birkaç kişi ile ters düştüğümüz vakit zamanla o yaraları

deşmeye çalıştı, zira biliyorlardı yumuşak karnımın neresi olduğunu...

***

yaş 40'a uzanmış, e tabi yaşanmışlıklar da 40 tane ile sınırlı

kalmamış...

bu yazmış olduğum sayfa bile 8 yaşına gelmiş, insan olsa okuma

yazmayı söktüğü yaşa gelmiş olacakmıştı...

ne hikayeler edindik bu kırk yaşta...

çok erkek ve kız arkadaşım oldu, ama hepsinin neredeyse tek bir

ortak noktası vardı...

yaralıydılar, uçmaya mecalleri yoktu, üzülüyordum onların bu

derinden gelen hüzünlerine, çünkü hissediyordum en içten onların duygularını,

hüzünlerini...

öyle ki onlar için ağladığım çok zaman oldu,

hep diyordum "nasıl yaparlar bunu ona/onlara? bu reva değil,

insanlık değil" diye, onlar için efkarlanıp üzülüyordum...

ama hayatın pozitif tarafına odaklanıp onlara hayatın güzel

olduğunu anlattım,

kimilerine bir hafta yetti, kimilerine haftalar, aylar, seneler

yetmedi...

ama inatla pozitif olarak yaklaştım, her yakınmalarını her

acılarını kendi yakınmalarım, kendi acılarım saydım...

hissediyordum çünkü onların acılarını, o parmaklarından avuç içine

kadar uzanan çekilmelerini, saç diplerinin altından gelip burnu uyuşturacak

kadar etkili olan hüzünlerini...

"artık kimseyle konuşmayacağım, "artık kimseye aşık

olmayacağım", "artık hayata küs bir şekilde yaşayacağım" diyen

kim varsa ellerinden tuttum kadın erkek ayırt etmeksizin...

elbette başarılı olamadıklarım da vardı belki ama yine de çok

insanın hayatına dokunduğumu düşünüyorum...

her biri sırasıyla iyileşti...

artık daha güleç oldular zamanla, kendilerini daha iyi ifade

etmeye başladılar, hayat ile, aşk ile, nefes ile tanıştılar yeniden...

sonra

tabi tartışmalar, yanlış anlaşılmalar, kimilerinde elbette ki benim hatalarım

derken?

her

biri Fatih Altaylı'nın serçesi gibi uçup uzaklara doğru, özgürlüğün tadını

çıkarmak istermişcesine gittiler...

tek

bir farkla?

kapımda

böcek yok?

ama

olsun, onlar uçsun, mutlu olsun, yüzleri hep gülsün, hayata aşk ile baksınlar

da,

varsınlar

böcek de olmayıversin?

tüm

revaniler helal olsun onlara?


MindEr Han
Kapalı
11 Temmuz 2025 12:26

uzun zaman sonra yazmayınca unutmuşuz tabi forumu kullanmasını da...

burda sayfa kaydı diye worde aktarayım derken yanlışlıkla yarım göndermişim, sonrasında da wordden aldığım için "..." lar "?" ne dönüşmüş :)

olsun amcası zamanla yeniden öğrenecek forumu kullanmasını :)


MindEr Han
Kapalı
11 Temmuz 2025 12:32

kaç gün oldu saymadım...

ateşim bir türlü düşmüyor,

zaten bu satırları da gözlerimi her kapadığımda o yanma hissi ile yazıyorum...

her sabah titreyerek uyanmaya alıştım, her gece de kan ter içinde kalmaya...

geçmeyeceğine kanaat getirdim artık bu ateşin...

sanırım kanıksadım durumu da, ilk zamanlar daha çok etkiliyordu ama şiddeti aynı olmasına rağmen bununla yaşamaya da alıştım...

hayat da böyle değil midir zaten?

ya alışıyorsun ya alıştırılıyorsun...

dönüşüm her zaman var...

uyum sağlamak ise biraz zaman alsa da muhakkak gerçekleşiyor...


MindEr Han
Kapalı
11 Temmuz 2025 13:58

02 Ağustos 2025 02:44

Bazen söyletilmeyenler...

Kendine hak görülenler hak etmez durumuna düşülenler...

Anlamsızlıklar,yok sayışlar, kıvılcıma ihtiyaç olmadan tutuşturulanlar...

Ne olursa olsun güzel kalacaklar,kendiyle kirletilmeyecekler...


blackstorm
Müsteşar Yardımcısı
03 Ağustos 2025 07:21

söyleyemedik söyletmediler şimdi yansın herkes için için

08 Ağustos 2025 07:26

Empati halini sözle oluşturamadığında davranışa dönüştürürsün ve ayna gibi yansıtırsın. Yapılanlar yaşanılanın çeyreği olmadığı halde tahammül edilemez.Sormazlar mı sen fazlasıyla yaparken nasılmış diye ? Demek ki kötüymüş.

Bu hep böyledir...

Yeni yollara alınan virajlarda saadetler...


blackstorm
Müsteşar Yardımcısı
08 Ağustos 2025 07:42

zor yollar çıkmaz sokaklar


All izz welllll
Aday Memur
16 Ağustos 2025 22:16

Her şeyi görebilecek gözlerin olsun da görmeye değer hiçbir şeyin olmasın...

Toplam 1200 mesaj
«48495051525354555657585960

Çok Yazılan Konular

Sözlük

Son Haberler

Editörün Seçimi