Editörler : yaralı-bir-öykü
03 Temmuz 2018 19:18   


Her güne bir şiir bırak

Sebeb-i Telif (İsmet Özel)

Başkalarının aşkıyla başlıyor hayatımız

yaprakla yağmurun aşkı meselâ

kim olsa serpilen coşturuyor bizi

imreniyoruz başkalarının mahvına.

Yağmur mahvoluyor çarparak

kendini parçalıyor mâşukunun açılan kıvrımında

yaprak dirimle irkiliyor nazlı ve mağrur

silkiniyor vuran her damlayla.

Başkalarının aşkıyla başlıyor hayatımız

bakıp başkasının başkayla kurduğu bağlantıya

aşka dair diyoruz ilk anı bu olmalı

ilkönce damarlarımızda duyuyoruz çağıltısını

uzak iklimlerin

kokusu gitmediğimiz şehirlerin önceden

bir baş dönmesiyle kabarıyor hafızamızda

sonra ayrılıklar düşüne dalıyoruz:

Bize ait olan ne kadar uzakta!

Başkalarının aşkıyla başlıyor hayatımız

başkalarının düşünceleriyle değil.

?Üstümde yıldızlı gök?demişti Königsberg?li

?içerimde ahlâk yasası?.

Yasa mı? Kimin için? Neyi berkitir yasa?

İster gözünü oğuştur,istersen tetiği çek

idam mangasındasın içinde yasa varsa.

Girmem,girmedim mangalara

Yer etmedi adalet duygusu

içimde benim

çünkü ben

ömrümce adle boyun eğdim.

Yıldızlı gökten bana soracak olursanız

kösnüdüm ona karşı

onu hep altımda istedim.

Başkalarının aşkıyla başlıyor hayatımız

ve devam ediyor başkalarının hınçlarıyla

düşmanı gösteriyorlar,ona saldırıyoruz

siz gidin artık

düşman dağıldı dedikleri bir anda

anlaşılıyor

baştan beri bütün yenik düşenlerle

aynı kışlaktaymışız

incecik yas dumanı herkese ulaşıyor

sevinç günlerine hürya doluştuğumuzda

tek başınayız.

Diyorum hepimizin bir gizli adı olsa gerek

belki çocuk ve ihtiyar,belki kadın ve erkek

hepimiz,herbirimiz gizli bir isimle adaşız

yoksa şimdiye kadar hesapların tutması lâzımdı

hayatımıza kendi adımızla başlardık

bilmediğimiz bu isim,hesaptaki bu açık

belki dilimi çözer,aşkımı başlatırım

aşk yazılmamış olsa bile adımın üzerine

adımı aşkın üstüne kendim yazarım

04 Temmuz 2018 05:20

Metallurgist
Müsteşar

Celladıma Gülümserken Çektirdiğim Resmin Arkasındaki Satırlar (İsmet Özel)

Ben İsmet Özel, şair, kırk yaşında.

Her şey ben yaşarken oldu, bunu bilsin insanlar

ben yaşarken koptu tufan

ben yaşarken yeni baştan yaratıldı kainat

her şeyi gördüm içim rahat

gök yarıldı, çamura can verildi

linç edilmem için artık bütün deliller elde

kazandım nefretini fahişelerin

lanet ediyor bana bakireler de.

Sözlerim var köprüleri geçirmez

kimseyi ateşten korumaz kelimelerim

kılıçsızım, saygım kalmadı buğday saplarına

uçtum ama uçuşum

radarlarla izlendi

gayret ettim ve sövdüm

bu da geçti polis kayıtlarına.

Haytanın biriyim ben, bunu bilsin insanlar

ruhumun peşindedir zaptiyeler ve maliye

kara ruhlu der bana görevini aksatmayan kim varsa

laboratuvarda çalışanlara sorarsanız

ruhum sahte

evi Nepal'de kalmış

Slovakyalı salyangozdur ruhum

sınıfları doğrudan geçip

gerçekleri gören gençlerin gözünde.

Acaba kim bilen doğrusunu? Hatta ben

kıyı bucak kaçıran ben ruhumu

sanki ne anlıyorum?

Ola ki

şeytana satacak kadar bile bende ondan yok.

Telaş içinde kendime bir devlet sırrı beğeniyorum

çünkü bu, ruhum olmasa da saklanacak bir şeydir

devlet sırrıyla birlikte insanın

sinematografik bir hayatı olabilir

o kibar çevrelerden gizli batakhanelere

yolculuklar, lokantalar, kır gezmeleri

ve sonunda estetik bir

idam belki!

Evet, evet ruhu olmak

bütün bunları sağlayamaz insana.

Doğruysa bu yargı

bu sonuç

bu çıkarsama

neden peki her şeyi bulandırıyor

ertelenen bir konferans

geç kalkan bir otobüs?

Milli şefin treni niçin beyaz?

Ruslar neden yürüyorlar Berlin'e?

Ne saçma! Ne budalaca!

Dört İncil'den Yuhanna'yı

tercih edişim niye?

Ben oysa

herkes gibi

herkesin ortasında

burada, bu istasyonda, bu siyah

paltolu casusun eşliğinde

en okunaklı çehremle bekliyorum

oyundan çıkmıyorum

korkuyorum sıram geçer

biletim yanar diye

önümde bir yığın açalya

bir sürü çarkıfelek

gergin çenekli cesetleriyle

önümde binlerce çiçek

korkuyorum sıra sende

sen de başla ve bitir diyecek.

Yo, hayır

yapamaz bunu, yapmasın bana dünya

söyleyin

aynada iskeletini

görmeye kadar varan kaç

kaç kişi var şunun şurasında?

Gelin

bir pazarlık yapalım sizinle ey insanlar!

Bana kötü

bana terkettiğiniz düşünceleri verin

o vazgeçtiğiniz günler, eski yanlışlarınız

ah, ne aptalmışım dediğiniz zamanlar

onları verin, yakınmalarınızı

artık gülmeye değer bulmadığınız şakalar

ben aştım onları dediğiniz ne varsa

bunda üzülecek ne var dediğiniz neyse onlar

boşa çıkmış çabalar, bozuk niyetleriniz

içinizde kırık dökük, yoksul, yabansı

verin bana

verin taammüden işlediğiniz suçları da.

Bedelinde biliyorum size çek

yazmam yakışık almaz

bunca kaybolmuş talan

parayla ölçülür mü ya?

Bakın ben, bir çok tuhaf

marifetimin yanısıra

ilginç ödeme yolları bulabilen biriyim

üstüme yoktur ödeme hususunda

sözün gelişi

üyesi olduğunuz dernek toplantısında

bir söyleve ne dersiniz?

Bir söylev: Büyük İnsanlık İdeali hakkında!

Yahut adınıza bir çekiliş düzenleyebilirim

kazanana vertigolar, nostaljiler

karasevdalar çıkar.

Yapılsın adil pazarlık

yapılsın yapılacaksa

işte koydum işlemeyi düşündüğüm suçları

sizin geçmiş hatalarınız karşısına.

Ne yapsam

döl saçan her rüzgarın

vebası bende kalacak

varsın bende biriksin

durgun suyun sayhası

yumuşatmayı bilen ateş

öğüt sahibi toprak

nasıl olsa geri verecek

benim kılıcım

04 Temmuz 2018 11:26

Sessiz mavi
Aday Memur
Şiirin tanımını yapsak karşımızda güçlü bir çınar gibi durur İsmet Özel şiiri. Evet, farklıdır, tartışmalara kapı aralar lakin şiir budur dedirtir. Erbain günlük doz halinde alınmalı.
05 Temmuz 2018 10:44

Metallurgist
Müsteşar

Aşk (Cemal Süreya)

Şimdi sen kalkıp gidiyorsun. Git

Gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar.

Gitsinler.

Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin

Oysa Allah bilir bugün iyi uyanmıştık

Sevgideydi ilk açılışı gözlerimizin sırf onaydı

Bir kuş konmuş parmaklarıma uzun uzun ötmüştü

Bir sevişmek gelmiş bir daha gitmemişti

Yoktu dünlerde evelsi günlerdeki yoksulluğumuz

Sanki hiç olmamıştı

Oysa kalbim işte şuracıkta çarpıyordu

Şurda senin gözlerindeki bakımsız mavi, güzel laflı İstanbullar

Şurda da etin çoğalıyordu dokundukça lafların dünyaların

Öyle düzeltici öyle yerine getiriciydi sevmek

Ki Karaköy köprüsüne yağmur yağarken

Bıraksalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti

Çünkü iki kişiydik

Oysa bir bardak su yetiyordu saçlarını ıslatmaya

Bir dilim ekmeğin bir iki zeytinin başınaydı doymamız

Seni bir kere öpsem ikinin hatırı kalıyordu

İki kere öpeyim desem üçün boynu bükük

Yüzünün bitip vücudunun başladığı yerde

Memelerin vardı memelerin kahramandı sonra

Sonrası iyilik güzellik.

06 Temmuz 2018 08:34

Metallurgist
Müsteşar

Özletiyor Seni Bu Yağmurlar ( Ahmet Telli)

Burada yağmur yağıyor

Aralıksız yağıyor günlerdir

Ama sen yine de şemsiyeni

Almadan gel ilk otobüsle

Buğulanan camlara usulca

Yüzünü çiziyorum ki yüzün

Bir yağmur damlası olup

Düşüyor yapraklarına gülün

Güller de bozamıyor bu uzun

Karanlık sessizliğini kentin

Anılarını yitiriyor sokaklar

Bezirgânlaşıyor bulvar ışıkları

Tarih de kekemeleşiyor bazen

Ki o zaman aşktır tek bilici

Aşksa yürümek gibi bir şey

Duyabilmek kuşların gelişini

Anısı bizsek eğer bu kentin

Unuttuğu türküler bizsek

Acıyı rehin bırakıp bir güle

Anımsatmalıyız bunları bir bir

Sonra yürümeliyiz seninle

Sokaklara caddelere çıkmalıyız

Belki bir aşktır bu kentin

Belleğini geri getirecek olan

Burada yağmur yağıyor ama sen

Şemsiyeni almadan gel yine de

Özletiyor bu çılgın sağanak seni

Sırılsıklam özletiyor biliyor musun

07 Temmuz 2018 12:09

Metallurgist
Müsteşar

Her Şey Sende Gizli (Can Yücel)

Yerin seni çektiği kadar ağırsın,

Kanatların çırpındığı kadar hafif..

Kalbinin attığı kadar canlısın,

Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç.

Sevdiklerin kadar iyisin,

Nefret ettiklerin kadar kötü..

Ne renk olursa olsun kaşın gözün,

Karşındakinin gördüğüdür rengin..

Yaşadıklarını kâr sayma:

Yaşadığın kadar yakınsın sonuna; ne kadar yaşarsan yaşa,

Sevdiğin kadardır ömrün..

Gülebildiğin kadar mutlusun.

Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin

Sakın bitti sanma her şeyi,

Sevdiğin kadar sevileceksin.

Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer

Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın.

Bir gün yalan söyleyeceksen eğer;

Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.

Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret,

Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın.

Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın,

Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.

Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın

Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.

Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..

İşte budur hayat! İşte budur yaşamak,

Bunu hatırladığın kadar yaşarsın

Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün

Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun

Çiçek sulandığı kadar güzeldir,

Kuşlar ötebildiği kadar sevimli,

Bebek ağladığı kadar bebektir.

Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin, bunu da öğren,

Sevdiğin kadar sevilirsin

08 Temmuz 2018 08:28

Metallurgist
Müsteşar

Ne güzel şey hatırlamak seni (Nazım Hikmet)

Ne güzel şey hatırlamak seni:

ölüm ve zafer haberleri içinden,

hapiste

ve yaşım kırkı geçmiş iken...

Ne güzel şey hatırlamak seni:

bir mavi kumaşın üstünde unutulmuş olan elin

ve saçlarında

vakur yumuşaklığı canımın içi

İstanbul toprağının...

İçimde ikinci bir insan gibidir

seni sevmek saadeti...

Parmakların ucunda kalan kokusu sarduya yaprağının,

güneşli bir rahatlık

ve etin daveti:

kıpkızıl çizgilerle bölünmüş

sıcak koyu bir karanlık...

Ne güzel şey hatırlamak seni,

yazamak sana dair,

hapiste sırt üstü yatıp seni düşünmek:

filanca gün, falanca yerde söylediğin söz,

kendisi değil

edasındaki dünya...

Ne güzel şey hatırlamak seni.

Sana tahtadan birşeyler oymalıyım yine:

bir çekmece

bir yüzük,

ve üç metre kadar ince ipekli dokumalıyım.

Ve hemen

fırlayarak yerimden

penceremde demirlere yapışarak

hürriyetin sütbeyaz maviliğine

sana yazdıklarımı bağıra bağıra okumalıyım...

Ne güzel şey hatırlamak seni:ölüm ve zafer haberleri içinde,

hapiste

ve yaşım kırkı geçmiş iken

09 Temmuz 2018 09:41

Metallurgist
Müsteşar

Bir Gün Baksam Ki Gelmişsin ( Yavuz Bülent Bakiler)

Bir gün baksam ki gelmişsin...

Bir güvercin gibi yorgun uzaklardan yar.

Gözlerinde bir bitmez, bir tükenmez güzellik

Saçlarında ilkbahar...

Bir gün baksam ki gelmişsin...

Gülüşünde taze serin bir rüzgar

Ellerin yine eskisi kadar güzel

Çiçek açmış dokunduğun bütün kapılar...

Bir gün baksam ki gelmişsin...

Hasretin içimde sonsuzluk kadar.

Şaşırmış kalmışım birdenbire çaresiz.

Dökülmüş yüreğime gökyüzünden yıldızlar.

Bir gün baksam ki gelmişsin...

Ne yüzünde bir gölge, ne dilinde sitem var.

Tozlu pabuçlarını gözlerime sürmüşüm

Benim olmuş dünyalar...

10 Temmuz 2018 17:33

Metallurgist
Müsteşar

İçinden Doğru Sevdim Seni (Edip Cansever)

İçinden doğru sevdim seni

Bakışlarından doğru sevdim de

Ağzındaki ıslaklığın buğusundan

Sesini yapan sözcüklerden sevdim bir de

Beni sevdiğin gibi sevdim seni

Kar bırakılmış karanlığından. Yerleştir bu sevdayı her yerine

Yüzünde ter olan su damlacıklarının

Kaynağına yerleştir

Her zaman saklamadığın, acısızlığın son durağına

Gül taşıyan cocuğuna yerleştir

Ve omuzlarına daracık omuzlarına

Üşümüş gibisin de sanki azıcık öne taşırdığın

Tam oraya işte, uçsuz bucaksız bir düzlükten

Bir papatya tarlasıyla ayrılmış göğüslerine yerleştir

Ve esmerliğine bir de, eski bir yangının izlerinin renginde

Saçlarının yana düşüşüne, onları bölen ikiliğe

Alnından başlayan ve ayak bileklerinde duran

Yani senin olmayan, seni bir boşluk gibi saran hüzne Yerleştir onu bir kentin parça parça aklında tuttuğun

Kar taneleri gibi uçuşan

Ve her gün biraz daha hafifleyen semtlerine

Yerleştir bu sevdayı her yerine. Ekledim ben tattığım her şeyi denizlere

Bildiğim ne varsa onlar da hep denizlerden

Sen de bir deniz gibi yerleştir onu istersen

Sevdayı

Ve köpüklendir

Ve yaşlandır ki işte kederi anlamasın

Ama dur, her deniz yaşlıdır zaten

Öğrenmez ama öğretir mutluluğu

Bizim sevdamız da öyledir, iyi şiirler gibi

Biraz da herkes içindir. Ve gelinciğin ikinci tadına benzemeli

Var eden kendini birincisinden

Yani bir sevdayı sevgiye dönüştüren. Ben şimdi bir yabancı gibi gülümseyen

Tanımadığın bir ülke gibi

İçinde yaşamadığın bir zaman gibi

Tam kendisi gibi mutluluğun

Beni bekliyorsun

Ve onu bekliyorsun beni beklerken

11 Temmuz 2018 12:20

Metallurgist
Müsteşar

Aç Gözlerini ( Can Dündar)

En sevdiğin elbisemi giydim bu gece

Kokunu sürdüm, solgun yüzünü okşadım

Sessizce saçlarından öptüm.

Yazdığın mektupları okudum, kana kana su içer gibi

Plâklarını çaldım.

Ah! En çok o şarkıda özledim seni...

Issızlık kapıyı çaldı,

Açmaya korktum gece yarısı.

Şehir uykuya daldı,

Baktım dışarıya; katran karası.

Rüzgâr telaşla kokunu getirdi bana

Aldım koynuma.

Buseni hafızamdan koparıp iliştirdim dudaklarıma

Üşüdüm karanlıkta.

Tenine dokundum beni hissetsin diye

Ellerimi tut, ısıt diye.

Aç gözlerini...

Erguvanlarına su verdim

İçerken benimle konuştular

Yastığını okşadım, kokladım

Anılar uçuştular.

Soluğun saçlarımı yaladı, sanki bir meltem gibi

Teninin kokusu karıştı kokuma.

Yakıştılar...

Boğuldum karanlıkta.

Yanı başımdasın benden çok uzaklarda

Ellerimi tut, dokun bana

Aç gözlerini...

Attım kendimi caddelere,

yeşil ceketin sardı beni.

Yürüdüm üstüne karanlığın, korkusuz.

Tuttum elini...

12 Temmuz 2018 10:17

Metallurgist
Müsteşar

Aynalardan Uzakta ( Ümit Yaşar Oğuzcan)

Şimdi en açık renginde gözlerin

Şimdi benimlesin tüm kaygılardan uzak

Anlatılmaz bir şey var aramızda hazin

Şiir gibi bir şey seninle yaşamak

Bulutsuz bir gökyüzüdür güzelliğin

Yıldızların en parlak olduğu zamansın

Denizlerim senin kıyılarında sakin

Bırak ellerini avuçlarımda kalsın

Çirkin olan,fena olan ne varsa unut

Gözlerimin söylediği şarkıyı dinle

Ellerimizde sevgi içimizde umut

Bütün iyilikleri paylaşalım seninle

Aşkın büyülü sesini duyuyor musun

Şimdi onun gülleri açan güz bahçelerinde

Gitme ki günlerimiz gecelerimiz olsun

Çoban kulübelerinde balıkçı kahvelerinde

Varlığın dudaklarımda bir bal tadı

Yokluğun en korkuncu ölümlerin

Senden başka dindiren olmadı

Acısını içimde kanayan yerin

Benimle kal zaman bitinceye kadar

Benim ol yüzyıllar ve çağlar boyunca

Bir ömürdür seninle geçen dakikalar

Ölümden güçlüyüm sen yanımda olunca

Şimdi öyle büyük ki beraberliğimiz

Nabzın benim bileklerimde vurmakta

Artık bütün kaygıların ötesindeyiz

Benimle en güzelsin aynalardan uzakta

13 Temmuz 2018 09:01

Metallurgist
Müsteşar

Ben Sana Mecburum Bilemezsin (Attila İlhan)

Ben sana mecburum bilemezsin

Adını mıh gibi aklımda tutuyorum

Büyüdükçe büyüyor gözlerin

Ben sana mecburum bilemezsin

İçimi seninle ısıtıyorum.

Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor

Bu şehir o eski İstanbul mudur

Karanlıkta bulutlar parçalanıyor

Sokak lambaları birden yanıyor

Kaldırımlarda yağmur kokusu

Ben sana mecburum sen yoksun.

Sevmek kimi zaman rezilce korkuludur

İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur

Tutsak ustura ağzında yaşamaktan

Kimi zaman ellerini kırar tutkusu

Bir kaç hayat çıkarır yaşamasından

Hangi kapıyı çalsa kimi zaman

Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu

Fatih'te yoksul bir gramofon çalıyor

Eski zamanlardan bir cuma çalıyor

Durup köşe başında deliksiz dinlesem

Sana kullanılmamış bir gök getirsem

Haftalar ellerimde ufalanıyor

Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem

Ben sana mecburum sen yoksun.

Belki haziran da mavi benekli çocuksun

Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor

Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden

Belki Yeşilköy'de uçağa biniyorsun

Bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor

Belki körsün kırılmışsın telaş içindesin

Kötü rüzgar saçlarını götürüyor

Ne vakit bir yaşamak düşünsem

Bu kurtlar sofrasında belki zor

Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden

Ne vakit bir yaşamak düşünsem

Sus deyip adınla başlıyorum

İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin

Hayır başka türlü olmayacak

Ben sana mecburum bilemezsin.

14 Temmuz 2018 12:01

Metallurgist
Müsteşar

Beni Sevmeni İstiyorum ( Cemal Safi)

Seninle buluşmamız ne kadar zor olsa da,

Senden sadece beni sevmeni istiyorum.

Beş dakika baş başa kalmamız suç olsa da

Senden sadece beni sevmeni istiyorum.

Çağırsam bile gelme, yorulma ne olursun,

Sen üzülme, incinme, kırılma ne olursun,

Beni yanlış anlama, darılma ne olursun,

Senden sadece beni sevmeni istiyorum.

Bir gün bensiz kalsan da benimle yaşamanı,

Aşkımın değerini sır gibi taşımanı,

Nemli bakışlarınla resmimi okşamanı

Senden sadece beni sevmeni istiyorum.

Senden tek dileğim var, özel imtiyaz değil,

Kulun başka bir kula ibadeti farz değil,

Haşa! Yaratan gibi beş vakit namaz değil,

Senden sadece beni sevmeni istiyorum

15 Temmuz 2018 21:12

Metallurgist
Müsteşar

Sende Kalmış (Cemal Safi)

Bilmiyorum nerdeyim, ne haldeyim, ben kimim

Ayrılırken kimliğim, adresim sende kalmış.

Tebessümü yüzüme çok görüyor matemim

Güldüğümü gösteren tek resim sende kalmış.

Akların kaybolduğu, rengin ahenk bulduğu

Toprağın kadehine ab-ı hayat dolduğu

Bir gül için, bülbülün saçlarını yolduğu

Aşkın harman olduğu o mevsim, sende kalmış.

Nerede o çocuksu, o şımarık hallerim,

Saçlarına hasreti tanımayan ellerim,

Rengarenk rüyalarım, toz pembe hayallerim

Tekmil neşem, sevincim, hevesim, sende kalmış.

Ayıplama, kınama, kahveye gidiyorsam,

Avunabilmek için bir tavla atıyorsam,

Garson çay uzatırken ben aklımda diyorsam,

Sende kalmış demektir, ladesim sende kalmış.

Dostlar da muhabbeti kestiler, lüzum da yok.

Zaten senden ziyade sohbetim, sözüm de yok.

Sen dönmeden kimseye bakacak yüzüm de yok.

Aynalarda kendimi göresim sende kalmış.

Sende kalmış umudum, saadet çağım sende,

Sende kalmış huzurum, tüten ocağım sende,

Sende hayat kaynağım, duygu membağım sende,

Can diyorum sana,can kafesim sende kalmış.

Allah' ım düşmanımı düşürmesin bu zaafa,

Sanki her noksanımı mecburum itirafa,

Hangi şarkıya girsem, notalar do re mi fa

Sol diyorum sana sol, la sesim sende kalmış.

Gel Tanrıya borcunu teslim etsin bu yürek,

Tez gel ki enkazımı kapatsın kazma kürek,

Kelime-i şahadet getirmem için gerek,

Son diyorum sana, son nefesim sende kalmış.

16 Temmuz 2018 11:14

Metallurgist
Müsteşar

Ağlamak İçin Gözden Yaş Mı Akmalı? (Victor Hugo)

Ağlamak için gözden yaş mı akmalı?

Dudaklar gülerken, insan ağlayamaz mı?

Sevmek için güzele mi bakmalı?

Çirkin bir tende güzel bir ruh, kalbi bağlayamaz mı?

Hasret; özlenenden uzak mı kalmaktır?

Özlenen yakındayken hicran duyulamaz mı?

Hırsızlık; para, malmı çalmaktır?

Saadet çalmak, hırsızlık olamaz mı?

Solması için gülü dalından mı koparmalı?

Pembe bir gonca iken gül dalında solmaz mı?

Öldürmek için silah, hançer mı olmalı?

Saçlar bağ, gözler silah, gülüş, kurşun olamaz mı?

18 Temmuz 2018 00:36

Metallurgist
Müsteşar

Gülüşün (Pablo Neruda)

Al ekmeği benden

istersen havayı da;

ama gülüşünden mahrum etme beni.

Koyma gülsüz

ve çiçeksiz beni,

sevinciyle coşarak

parıldayan sudan

ve senden yayılan

gümüşün kıvılcımlarından.

Bu çetin ve uzun kavgamdan

yorgun gözlerle dönerim

ve görürüm ayaklar altında

bu değişmeyen toprağı;

ama o sevecen gülüşün

yükselir gökyüzüne peşimden

ve ardına dek açar

yaşamın tüm kapılarını benim için.

Sevdalım, zifiri karanlıkta bile

gülümse bana

ve ansızın saçılıyorsa

kanım sokak taşlarına,

gülüver

çünkü gülüşün eştir

yalın bir kılıca.

Sonbaharda denizle birlikte

gülüşün coşturmalı

köpüren çağlayanını.

Ve sevdalım baharın

beklediğim çiçek gibi

gülüşünü ararım

mavi çiçeği, gülü

yurdumdan seslenen.

Gül gecenin şavkında

gündüzün aydınlığında

gül yamru-yumru

sokaklarında adanın,

gül sana sevdalanmış

şu ipe-sapa gelmez adamın bakışında,

ama ben gözlerimi açtığımda

ve de kapadığımda onları,

ve ayaklarım götürüp

geri getirdiğinde beni

al benden ekmeği, havayı,

ışığı, baharı,

ama mahrum etme

gülüşünden beni

işte o zaman ölürüm gayri.

18 Temmuz 2018 13:37

Metallurgist
Müsteşar

Özlem (Özdemir Asaf)

Bir gece,

Gecede bir uyku..

Uykunun içinde ben..

Uyuyorum,

Uykudayım,

Yanımda sen.

Uykumun içinde bir rüya,

Rüyamda bir gece,

Gecede ben..

Bir yere gidiyorum,

Delice..

Aklımda sen.

Ben seni seviyorum,

Gizlice..

El-pençe duruyorum,

Yüzüne bakıyorum,

Söylemeden,

Tek hece.

Seni yitiriyorum

Çok karanlık bir anda..

Birden uyanıyorum,

Bakıyorum aydınlık;

Uyuyorsun yanımda.

Güzelce..

19 Temmuz 2018 12:00

Metallurgist
Müsteşar

Yağmur Güzeli (Yavuz Bülent Bakiler)

Yağmurlar yağmıyor mu inceden ince

Rüzgarlar esmiyor mu serince

Bir sigara yakıyorum efkarlanarak

Çıkıp karşıma sen geliyorsun

Saçların ıslanmış oluyor

"Gel" diyorum duymuyorsun beni bir türlü

Seni böyle hayal meyal yaşamak çok zor

Uzanıp tutsam diyorum incecik ellerinden

Ellerim boşlukta kalıyor.

Bir gün çıkıp gideceksin

Sonra arkandan yine ince bir yağmur yağacak

Cadde cadde,sokak sokak

Sayıklar gibi dolaşıp seni arayacağım

Beni bir köşe başında ağlıyor bulacaklar.

Saklamak zor olacak,çaresiz kalacağım

Seni sevdiğimi anlayacaklar.

Üstüme yağmurlar yağacak

İnce bir dal gibi birden kopup kırılacağım

Kaldırım taşlarında sıcaklığım kalacak

Kahrolacağım.

Bu şiiri yağmur yağarken yazdım

Ezanlar okunuyordu minarelerden

Seni düşünmeseydim yağmurlu havalarda

Sokaklara çıkmayı göze almazdım.

Melul mahzun dolaşmazdım akşam karanlığında,

Duraklarda yapayalnız kalmazdım.

Yağmurlar yağmıyor mu inceden ince

Rüzgarlar esmiyor mu serince

Bir sigara yakıyorum efkarlanarak

Çıkıp karşıma sen geliyorsun

Saçların ıslanmış oluyor

"Gel" diyorum duymuyorsun beni bir türlü

Seni böyle hayal meyal yaşamak çok zor

Uzanıp tutsam diyorum incecik ellerinden

Ellerim boşlukta kalıyor

20 Temmuz 2018 13:50

Metallurgist
Müsteşar

Sen, Sen, Sen (Yavuz Bülent Bakiler)

Bir dağbaşı yalnızlığı yaşıyorum yeniden.,

Dağbaşı yalnızlığı ölümden beter.

Hiç kimse aramasa sormasa beni

Sen gelsen yeter..

Huzur ellerinin güzelliğidir.

Gözlerin karşımda mutluluk denizi.

Her sabah soframızda ekmeğimizi

Sen bölsen yeter..

Yüreğim seninle yaylalar kadar serin

Ne bir çizgi hasret, ne bir nokta gam

Yayla dumanı gibi gözlerime her akşam

Sen dolsan yeter..

Bende çaresizlik sonsuz kördüğüm.

Bende sabır sende naz..

Gündüzünden vazgeçtim düşümde biraz

Bir yüz görümlüğü sen olsan yeter..

Duymasa da hiç kimse şâir gönlümün,

Sende karar kıldığını...

Ve içimin şerha şerha yarıldığını,

Sen bilsen yeter..

Bir gün duysan bittiğimi, tükendiğimi..

Çıkıp gelsen uzaklardan korkulu ürkek..

Bir incecik dal gibi üzerime titreyerek,

Eğilsen yeter

21 Temmuz 2018 20:39

Metallurgist
Müsteşar

Gel Seninle Resim Yapalım (Cahit Külebi)

Gel seninle resim yapalım

Bir yüz çizelim ince,

Küçük nezleli bir burun

Ve gözler zeytin iriliğinde.

Sonra bir gelincik, ince bir boyun,

Soyulmuş bademden daha ak bir ten,

Öyle bir yüz ki seher vakti

Mutluluk estirsin güneş doğarken

Ve saçları çizelim, bulutlar,

Türküler, masallar gibi,

Hepsinin üstüne sonra

Kocaman bir insan yüreği.

Öyle bir yürek ki sevgiyle

Arkadaşlıkla, mutlulukla dolsun,

İsterse ondan sonra

Bütün şairler ölsün

22 Temmuz 2018 22:13

Metallurgist
Müsteşar

Sevgilim Ben Şimdi (Cemal Süreya)

Sevgilim ben şimdi büyük bir kentte seni düşünmekteyim

Elimde uçuk mavi bir kalem cebimde iki paket sigara

Hayatımız geçiyor gözlerimin önünden

Çıkıp gitmelerimiz, su içmelerimiz, öpüştüklerimiz

"Ağlarım aklıma geldikçe gülüştüklerimiz".

Çiçekler, çiçekler, su verdim bu sabah çiçeklere

O gülün yüzü gülmüyor sensiz

O köklensin diye pencerede suya koyduğun devetabanı

Hepten hüzünlü bu günlerde

Gür ve çoşkun bir günışığı dadanmış pencereye

Masada tabaklar neşesiz

Koridor ıssız

Banyoda havlular yalnız

Mutfak dersen - derbeder ve pis

Çiti orda duruyor, ekmek kutusu boş

Vantilatör soluksuz

Halılar tozlu

Giysilerim gardropda ve şurda burda

Memo'nun oyuncak sepeti uykularda

Mavi gece lambası hevessiz

Kapı diyor ki açın beni kapayın beni

Perdeler gömlek değiştiren yılanlar gibi

Radyo desen sessiz

Tabure sandalyalardan çekiniyor

Küçük oda karanlık ve ıssız

Her şey seni bekliyor her şey gelmeni

İçeri girmeni

Senin elinin değmesini

Gözünün dokunmasını

Ve her şey tekrarlıyor

Seni nice sevdiğimi

Toplam 453 mesaj
12345678910111213»
 
ANKET
İşçilere yönelik toplu iş sözleşmesinde anlaşma sağlandı. Nasıl buldunuz?