Editörler : yaralı-bir-öykü
12345678910111213»
23 Temmuz 2018 16:12

Metallurgist
Müsteşar

Aşk Mönüsü ( Nazım Hikmet)

Sen sabahlar ve şafaklar kadar güzelsin

sen ülkemin yaz geceleri gibisin

saadetten haber getiren atlı kapını çaldığında

beni unutma

ah! saklı gülüm

sen hem zor hem güzelsin

şiirlerimin ılıklığında açılmalısın

sana burada veriyorum hayata ayrılan buseyi

sen memleketim kadar güzelsin

ve güzel kal

24 Temmuz 2018 17:47

Metallurgist
Müsteşar

Kim Özlerdi Avuç İçlerinin Kokusunu (Can Yücel)

O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,

arkalarında doldurulması mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer..

Dayanılması o kadar da zor değildir,

büyük ayrılıklar bile en güzel yerde başlatılsaydı eğer..

Utanılacak bir şey değildir ağlamak,

yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer..

Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık,

çalınan birinin kalbiyse eğer..

Korkulacak bir yanı yoktur aşkların,

insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer..

O kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses,

hiçbir zaman duyulmasaydı eğer..

Daha çabuk unuturdu belki su sızdırmayan sarılmalar,

kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer..

Belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,

öylesine delice bakmasalardı eğer..

Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı belki de,

kalp, göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer..

Yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece sohbetlerinin,

son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer..

Düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman,

meydan savaşlarında korkular, aşkı ağır yaralamasaydı eğer..

Su gibi akıp geçerdi hiç geçmeyecekmiş gibi duran zaman,

beklemeye değecek olan gelecekse sonunda eğer..

Rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla,

tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer..

O büyük, o görkemli son, ölüm bile anlamını yitirirdi,

yaşanılası her şey yaşanmış olsaydı eğer..

O kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar,

son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer..

Bu kadar da ısıtmazdı belki de bahar güneşleri,

her kaybedişin ardından hayat yeniden başlamasaydı eğer..

Kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de,

dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer..

Anılarda kalırdı belki de zamanla ince bel,

namussuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer..

Uykusuzluklar yıkıp geçmezdi, kısacık kestirmelerin ardından,

dokunulası ipekten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer..

Issız bir yuva bile cennete dönüşebilirdi belki de,

sıcak bir gülüşle ısıtılsaydı eğer..

Yoksul düşmezdi yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine,

kulağına okunacak biri olsaydı eğer..

İnanmak mümkün olmazdı her aşkın bağrında bir ayrılık gizlendiğine,belki de,

kartvizitinde "onca ayrılığın birinci dereceden failidir" denmeseydi eğer..

Gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar,

ihanetinden onlar da payını almasaydı eğer..

Issızlığa teslim olmazdı sahiller,

kendi belirsiz sahillerinde amaçsız gezintilerle avunmaya kalkmamış olsaydın eğer..

Sen gittikten sonra yalnız kalacağım,

Yalnız kalmaktan korkmuyorum da, ya canım ellerini tutmak isterse...

Evet Sevgili,

Kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu,

kim uzanmak isterdi ince parmaklarına,

mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık etmiş olmasalardı eğer!

25 Temmuz 2018 11:22

Metallurgist
Müsteşar

Adımla Nasıl Berabersem (Attila İlhan)

hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların

bir dakika bile çıkmıyorsun aklımdan

koşar gibi yürüyüşün

karanlıkta bir ışık gibi aydınlık gülüşün

hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların

uzak uzak yıldızlarla çevrilmiş kainatın

karanlık boşluklarında akıp giderken zaman

adımla nasıl berabersem öylece beraberiz seninle

her saat seninle her dakika seninle her saniye

gönlümüz mutluluğa inanmış olmanın gururuyla rahat

koltuğumuzun altında birer dinamit gibi kellemiz

ve sonra her zaman her ölümlüye

aynı şartlar altında kısmet olmıyan

gerçekleri görmenin aydınlığı alınlarımızda

hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların

sen bana kalbim kadar elim kadar yakınsın

27 Temmuz 2018 16:38

Metallurgist
Müsteşar

Biliyorum Sana Giden Yollar (Cemal Süreya)

Biliyorum sana giden yollar kapalı

Üstelik sen de hiç bir zaman sevmedin beni

Ne kadar yakından ve arada uçurum;

İnsanlar, evler, aramızda duvarlar gibi

Uyandım uyandım, hep seni düşündüm

Yalnız seni, yalnız senin gözlerini

Sen Bayan Nihayet, sen ölümüm kalımım

Ben artık adam olmam bu derde düşeli

Şimdilerde bir köpek gibi koşuyorum ordan oraya

Yoksa gururlu bir kişiyim aslında, inan ki

Anımsamıyorum yarı dolu bir bardaktan su içtiğimi

Ve içim götürmez kenarından kesilmiş ekmeği

Kaç kez sana uzaktan baktım 5.45 vapurunda;

Hangi şarkıyı duysam, bizimçin söylenmiş sanki

Tek yanlı aşk kişiyi nasıl aptallaştırıyor

Nasıl unutmuşum senin bir başkasını sevdiğini

Çocukça ve seni üzen girişimlerim oldu;

Bağışla bir daha tekrarlanmaz hiçbiri

Rastlaşmamak için elimden geleni yaparım

Bu böyle pek de kolay değil gerçi...

Alışırım seni yalnız düşlerde okşamaya;

Bunun verdiği mutluluk da az değil ki

Çıkar giderim bu kentten daha olmazsa,

Sensizliğin bir adı olur, bir anlamı olur belki

İnan belli etmem, seni hiç rahatsız etmem,

Son isteğimi de söyleyebilirim şimdi:

Bir geceyarısı yazıyorum bu mektubu

Yalvarırım onu okuma çarşamba günleri

27 Temmuz 2018 16:40

Metallurgist
Müsteşar

Sen Varsın (Abdurrahim Karakoç - 26.07.2018 günü şiiri)

Gönül tezgahında şiir dokudum

İplik iplik nakışında sen varsın

Aşk yolunun kanununu okudum

Madde madde yokuşunda sen varsın

Fikir vadisinden bir ırmak geçeeir

Eğilir selviler suyundan içer

Bağrında ay doğar zambaklar açar

Sessiz sessiz akışında sen varsın

Öz suyusun hayat denen şişenin

Nedenisin keder ile neşenin

Sevda cephesinde şehit düşenin

Donuk donuk bakışında sen varsın

Hep senin renginde görünür bahar

Yaprakta yeşilin gülde kokun var

Yama yama kalbimdeki yaralar

Sıra sıra dikişinde sen varsın

Gidip de yorulma çok uzaklara

Sen; seni gel benim içimde ara...

Umut güneşimin mor bulutlara

Girip girip çıkışında sen varsın

28 Temmuz 2018 13:42

Metallurgist
Müsteşar

Anlayamadılar (Nazım Hikmet)

Biz ince bel, ela göz, sütun bacak için sevmedik güzelim

Gümbür gümbür bir yürek diledik kavgamızda...

Ateşin yanında barut, barutun yanında ateş olasın diye! ..

Rakı sofralarında söylenip, acı tütün çiğnercesine sevdik

Anlayamadılar...

29 Temmuz 2018 13:34

Metallurgist
Müsteşar

Hasretinden Prangalar Eskittim ( Ahmet Arif)

Seni, anlatabilmek seni.

İyi çocuklara, kahramanlara.

Seni anlatabilmek seni,

Namussuza, halden bilmeze,

Kahpe yalana.

Ard- arda kaç zemheri,

Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu.

Dışarda gürül- gürül akan bir dünya...

Bir ben uyumadım,

Kaç leylim bahar,

Hasretinden prangalar eskittim.

Saçlarına kan gülleri takayım,

Bir o yana Bir bu yana...

Seni bağırabilsem seni,

Dipsiz kuyulara,

Akan yıldıza,

Bir kibrit çöpüne varana,

Okyanusun en ıssız dalgasına

Düşmüş bir kibrit çöpüne.

Yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin,

Yitirmiş öpücükleri,

Payı yok, apansız inen akşamlardan,

Bir kadeh, bir cıgara, dalıp gidene,

Seni anlatabilsem seni...

Yokluğun,

Cehennemin öbür adıdır

Üşüyorum, kapama gözlerini

30 Temmuz 2018 16:03

Metallurgist
Müsteşar

Sevi (Ümit Yaşar Oğuzcan)

Ben senin en çok sesini sevdim

Buğulu çoğu zaman, taze bir ekmek gibi

Önce aşka çağıran,sonra dinlendiren

Bana her zaman dost, her zaman sevgili

Ben senin en çok ellerini sevdim

Bir pınar serinliğinde, küçücük ve ak pak

Nice güzellikler gördüm yeryüzünde

En güzeli bir sabah ellerinle uyanmak

Ben senin en çok gözlerini sevdim

Kâh çocukça mavi, kâh inadına yeşil

Aydınlıklar, esenlikler, mutluluklar

Hiç biri gözlerin kadar anlamlı değil

Ben senin en çok gülüşünü sevdim

Sevindiren, içimde umut çiçekleri açtıran

Unutturur bana birden acıları, güçlükleri

Dünyam aydınlanır sen güldüğün zaman

Ben senin en çok davranışlarını sevdim

Güçsüze merhametini, zalime direnişini

Haksızlıklar, zorbalıklar karşısında

Vahşi ve mağrur bir dişi kaplan kesilişini

Ben senin en çok sevgi dolu yüreğini sevdim

Tüm çocuklara kanat geren anneliğini

Nice sevgilerin bir pula satıldığı bir dünyada

Sensin, her şeyin üstünde tutan sevdiğini

Ben senin en çok bana yansımanı sevdim

Bende yeniden var olmanı, benimle bütünleşmeni

Mertliğini, yalansızlığını, dupduruluğunu sevdim

Ben seni sevdim, ben seni sevdim, ben seni...

31 Temmuz 2018 08:30

Metallurgist
Müsteşar

Serenad ( Ahmet Muhip Dranas)

Yeşil pencerenden bir gül at bana,

Işıklarla dolsun kalbimin içi.

Geldim işte mevsim gibi kapına

Gözlerimde bulut, saçlarımda çiğ.

Açılan bir gülsün sen yaprak yaprak

Ben aşkımla bahar getirdim sana;

Tozlu yollarından geçtiğim uzak

İklimden şarkılar getirdim sana.

Şeffaf damlalarla titreyen, ağır

Koncanın altında bükülmüş her sak.

Seninçin dallardan süzülen ıtır,

Seninçin karanfil, yasemin zambak...

Bir kuş sesi gelir dudaklarından;

Gözlerin, gönlümde açan nergisler.

Düşen öpüşlerdir dudaklarından

Mor akasyalarda ürperen seher.

Pencerenden bir gül attığın zaman

Işıkla dolacak kalbimin içi.

Geçiyorum mevsim gibi kapından

Gözlerimde bulut, saçlarımda çiğ.

01 Ağustos 2018 14:38

Metallurgist
Müsteşar

Gözlerine Yazılmamıış Destan ( Nurullah Genç)

bu şiirde iki göz var

biri senin; biri onun

Senin o karanlık, küf kokulu

matem gözlerini terkediyorum

biliyorum; saçlarının sarısı

gözlerinin yeşiline karışmış

biliyorum; sana benzemek için

melikeler birbiriyle yarışmış

fosforlu ve derin bakışlarına

çağlar boyu nice destanlar yazılmış

oysa ben görülmedik bir lale yaprağına

gökleri kıskandıran bir destan yazıyorum

gözlerin değişip kaplasın karanlığı

bütün ufukları sarsın gözlerin

gene de hep bende kalsın gözlerin

l

kapama gözlerini; karanlıktan korkarım

atlılar kaybeder yolunu, hasretimin

posta güvercinleri geri dönmez ülkeme

yaslı dereler gibi mutsuzluğa akarım

kapama gözlerini; karanlıktan korkarım

ll

ateşten ve köpükten sıyırıp ellerimi

mekanımı gülistan eyleyendir gözlerin

isyanıyla ihtiras ve gerilim yaşayan

Kabil'in ruhunu kan eyleyendir gözlerin

vuslat aşkını Leyla düşürmedi çöllere

arzı Mecnun'a hicran eyleyendir gözlerin

gözlerinde başladı tarihin macerası

Adem'i Havva'ya ram eyleyendir gözlerin

Kerem dağlar ardında aradı gözlerini

Kamber'i bile viran eyleyendir gözlerin

Ferhat dağları deldi yolunu bulmak için

sevmeyenleri giryan eyleyendir gözlerin

suların emzirdiği muamma bir çocuğu

yedi iklime hakan eyleyendir gözlerin

lll

gözlerin göklerinde

her yüzyılın başında

birer akkor olmuş gözlerin

çekip çıkarsam da mısralarımı

ben yalnız gözlerinin şairiyim aslında

hangi rüzgara verdiysem aşkımı

beni alıp yangınlara götürdü

muştu beklediğim bütün yelkenlilerden

ateş düştü içime

lV

yüreğimden fışkıran bir "ah" mıdır gözlerin

beni benden koparan "eyvah" mıdır gözlerin

Bu gözler, o aydınlık o güzel gözler değil

yoksa yalancı mıdır, günah mıdır gözlerin

ses midir, aynalarda çarpan kulaklarıma

kürdili hicazkar mı, segah mıdır gözlerin

Arif Bey'i Itri'yi ömür boyu inleten

nihavend mi, sultan-ı yegah mıdır gözlerin

kubbesinde yitirdim zaman duygularımı

akşam mıdır, gece midir, sabah mıdır gözlerin

ruhumu baştan başa acılarla dokuyan

beynimi kurşunlayan silah mıdır gözlerin

her köşede zifiri bir silüet bırakan

gönül memleketimde seyyah mıdır gözlerin

renkler avare; sitem başıboş kuytularda

mavi midir, yeşil mi, siyah mıdır gözlerin

yoksa yalancı mıdır, günah mıdır gözlerin

V

nihan kıldı gözlerin bana kapılarını

oysa ben gözlerinden girerdim yüreğine

her bakışın bir damla ab-ı zindegan idi

hicranlı her gülüşün bin yıllık figan idi

içime, soluşundan sonra koyu renklerin

birer şirpençe gibi düştü gözbebeklerin

feryadıma gök bile bigane değil şimdi

söyle, kurtuluşun mu, harabın mı gözlerin

gözlerinde mi mehtab; mehtabın mı gözlerin

Vl

çağlayanlar bile hararetlidir

buğday başağının açlığıdır ufuklar

siperleri aşıklar mı doldurmalıydı

zalimler mi

neden böyle hıçkırıklı, umutlar

Vll

beni hangi urganla bağladın gözlerine

beni hangi ırmağa karıştırdın yeniden

senden kopamıyorum gözlerin var oldukça

sensiz yapamıyorum yüzün bahar oldukça

gözlerine baktıkça duruluyor yüreğim

ölse de, gözlerinden soruluyor yüreğim

indirme kirpiğini; tutuşmasın kainat

nazar kıl; ferahlasın; kavruluyor yüreğim

sensiz küle dönerek savruluyor yüreğim

Vlll

diyorlar ki ağla

ağla ki dumanı dağılsın yolların

ağlamayı denizlere bıraktım

yalnız gözlerindir hayatta kalan

uğruna adandığım

mahşeri sularla çevirip dört yanından

gönlümde sakladığım

aynalarda arayıp bulamazken günboyu

gölgesinde konakladığım

gözlerindir ufkumda dalgalanan

Rüstem'in kanını döktüm yerlere

İstanbul'u kuşattım gözlerin için

Azrail'e koştum siperlerimden

gözlerine baka baka dirildim

niçin kızıl kıyamettir gözlerin bu gün

niçin heyelan var eteklerinde

İsrafil'den işaret mi almışsın

yanaklarında mahşer kalıntısı

dudaklarında mizan

bütün gamlı hüdhüdler Belkıs'le döner sana

yıldızlar vuslat için her gece iner sana

rengini, gözlerinde kaybolan bilir

lX

gözlerin uğrak yeridir bestekarların

şairler hüzne dalar yeşil okyanusunda

eşiğinde ölümsüz dilenciler

gözlerin gecenin intiharıdır

sen gözlerine mahkumsun; gözlerin bana

ben şiir yazmasam, kim tanır gözlerini

geçerken yalnızlık sokağından

hangi demirci indirir parmağına çekici

hangi berber yanağını keser müşterisinin

gözlerine bakmasam, doğar mı güneş

X

gözlerin boşluğa akan bir ırmak değil

gözlerin sadece ölmek, yaşamak değil

gözlerin tükeniş doruklarında

bulunmayanları aramak değil

gözlerine aşina olduğum günden beri

ben artık her gece sesleniyorum

düşe kalka

yorgun argın

derbeder

yapayalnız

duruyorum; yanlış anlaşılıyor

her hücremde bir inkılab

her gönlümde bir mahitab

evim harab; ömrüm harab

ne ay kaldı, ne de mehtab

gök bulanık; ufuk silik

gene de mağrur ve dimdik

yürüyorum; mezarım oluyorsun ansızın

Xl

bu son şiir, o küflü gözlerine yazılan

bu son mezar kalbimde hicranla kazılan

senin gamsız gözlerin kahkahalar atarken

benim gözlerim viran; ağlamaya değer mi

her cilven bir ıstırab; her nazın kapkaranlık

yorgun kuraklığında ıslanmaya değer mi

hiç güzel olur muydun gözlerin olmasaydı

ateşlere girmeye ve yanmaya değer mi

bir kevser ırmağında serinlemek dururken

sellerine karışıp bulanmaya değer mi

aydınlığın gözleri çağırıyor kalbimi

zehir bakışlarınla boyanmaya değer mi

gözlerine bir ömür dayanmaya değer mi

02 Ağustos 2018 16:42

Metallurgist
Müsteşar

Geri Gelen Mektup ( Hüseyin Nihal Atsız)

Ruhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden?

Bilmem bu yanardağ ne biçim korla tutuştu?

Pervane olan kendini gizler mi hiç alevden?

Sen istedin ondan bu gönül zorla tutuştu.

Gün, senden ışık alsa da bir renge bürünse;

Ay, secde edip çehrene, yerlerde sürünse;

Her şey silinip kayboluyorken nazarımdan,

Yalnız o yeşil gözlerinin nuru görünse...

Ey sen ki kül ettin beni onmaz yakışınla,

Ey sen ki gönüller tutuşur her bakışınla!

Hançer gibi keskin ve çiçekler gibi ince

Çehren bana uğrunda ölüm hazzı verince

Gönlümdeki azgın devi rüzgarlara attım;

Gözlerle günah işlemenin zevkini tattım.

Gözler ki birer parçasıdır sende İlahın,

Gözler ki senin en katı zulmün ve silahın,

Vur şanlı silahınla gönül mülkü düzelsin;

Sen öldürüyorken de vururken de güzelsin!

Bir başka füsun fışkırıyor sanki yüzünden,

Bir yüz ki yapılmış dişi kaplanla hüzünden...

Hasret sana ey yirmi yılın taze baharı,

Vaslınla da dinmez yine bağrımdaki ağrı.

Dinmez! Gönülün, tapmanın, aşkın sesidir bu!

Dinmez! Ebedi özleyişin bestesidir bu!

Hasret çekerek uğruna ölmek de kolaydı,

Görmek seni ukbadan eğer mümkün olaydı.

Dünyayı boğup mahşere döndürse denizler,

Tek bendeki volkanları söndürse denizler!

Hala yaşıyor gizlenerek ruhuma 'Kaabil'

İmkanı bulunsaydı bütün ömre mukabil

Sırretmeye elden seni bir perde olurdum.

Toprak gibi her çiğnediğin yerde olurdum.

Mehtaplı yüzün Tanrı'yı kıskandırıyordur.

En hisli şiirden de örülmez bu güzellik.

Yaklaşması güç, senden uzaklaşması zordur;

Kalbin işidir, gözle görülmez bu güzellik...

03 Ağustos 2018 20:38

Metallurgist
Müsteşar

Deli Kızın Türküsü (Gülten Akın)

Elimi uzatsan tutsam götürsem

Gözlerine baksam gözlerine, konuşmasak

Anlasan

Elimi uzatsam tutamasam

Olanca sevgimi yalnızlığımı düşünsem-hayır düşünmesem

Senin hiç haberin olmasa

Senin hiç haberin olmaz ki

Başlar biter kendi kendine o türkü

Yağmur yağar akasyalar ıslanır

Bulutlar uçuşur geceleyin

Ben yağmura deli buluta deli

Bir büyük oyun yaşamak dediğin

Beni ya sevmeli ya öldürmeli

Yitirmeli büyük yolların birinde ne varsa

Böcekler gibi başlamalı yeniden

Bu Allahsız bu yağmur işlemez karanlıkta

Yan garipliğine yürek yan

Gitti giden

04 Ağustos 2018 15:51

Metallurgist
Müsteşar

İnci Dakikaları (Sezai Karakoç)

Sen bana yeni yılsın her dakika

Her dakika bir yaşıma daha giriyorum

Sen benim üstüne titrediğim güzel ve yeni

Saatim kadar saadetimin gözbebeği zamansın

Ben bin parçaya bölündüm her parçasında

Her parçasındayım kırkayak sesli boğuk arkadaşlığın

Çalkantısız Üniversitenin yalnızlığın ve ağlamanın

Erkek ağlar mı diyeceksin

Hayberin kapısı ağlar mı erkek ağlar mı

Ben yel gibi erkekler ağlar diyorum

Bir dakika ağlar yılbaşı dakikasında

Daha gözlerimin gerçek yaşları belirmeden

Ağlamak diye bir şey yoktur diye bir şey

Yüzme bilmeyen bir uyurgezer yüzer ya

Çürük ve havada asılı tahtalar üstünde

Hafif kedi ayaklarıyla yürür gerçekten yürür ya

Sen benim ağlamamı erkeklığıme

Uyanan ölmeyen yenilenen

Azgın kışlar içinde keskin baharlar bulan

Seni bulan yeniden bulan tekrar tekrar bulan erkekliğime say

Bütün bir yıl bütün bir yaşama boyu

Gizli heybelere binbir gece eşyası doldurduğuma say

Ben otomobilleri böylesine yankısız sağır komam

Öyle bir isyan şiiri var ki ben onu yakalayacağım

Bu yunan şehrinin düzenini öper ve yalvarırım

Şehrin ölümünü yanlış anlama

Gözleri kör oldu doğrudur ama o kadar

Ve şehrin gözlerini geri verme dakikalarıdır bu yılgın çanlar

Senin odan günışığı en güzel müzik bana

Farklılıklar odası

Giden tren buharları içinde örümcek ağı

Sen güzel örümcek ağı yaşamakla yaşamamak

Doğduğumuz şüpheyle öldüğümüz şüphe arasına gerilmiş

Garip bulut farklı müzik güzel örümcek ağı

Ben bir yabancı buğunun kokusunu alıyorum

Bu kokuyu alıyorsam onulmaz kıskançlık yaramdandır

Benim garipliğime bakma benim kıskançlığıma bakma benim

İncilerin ilk gerçek ve yeni yorumunu bulur gibi oluyorum

Bu inciler denizlerin en karanlık noktalarında bile yoktur

Benim ak ve kara kayalar içinde bulduğum inciler

Bu inciler sen olmasan bende bile yoktur

Oldukları yerde bile

05 Ağustos 2018 21:19

Metallurgist
Müsteşar

Seni Beklemek (Oya Erişmiş)

Seni bekliyorum.

Sabırla, inançla.

En karanlık anda bile aydınlanıyor dünyam bir gün gelecek olmanla.

Bunca meşgalenin arasında aklımın bir köşesindesin hep.

Gün batımının kızıllığında yudum yudum içiyorum sana özlemimi.

En güzeli bu belki de. Seni özlemek.

O buruk ama bir o kadar haz dolu içkinin tadına varmak yani.

Seni bekliyorum.

Sana yakışan bir özlemle

Usanmasız, tatlı bir bahar akşamı dinginliğinde.

Ufuklara yakıştırıyorum en çok aramızdaki mesafeyi.

Ne kadar uzakta olursa olsun görürsün ya hani.

Hani uzansan tutacakmışsın gibi.

Hani uzansam eline değecekmişim gibi.

Dokunmaya kıyamayıp biraz daha seyrine dalar gibi.

Seni bekliyorum.

Sardunyam her açtığında,

Radyoda sevdiğim şarkı çaldığında,

Yağmur sonrası havaya karışan toprak kokusunda müjdeleniyorsun biliyorum.

Seni beklemek,

Tabiattan ayrı düşmemek demek.

Cama konan kuşa,

Ansızın çıkan rüzgara,

Misket oynayan çocuklara,

Peşine takılan sokak köpeklerine selamınla durmak demek.

Seni beklemek,

Tüm dünyayla barışmak demek.

Gürültücü komşuya,

Israrlı pazarlamacıya,

inatçı arkadaşa,

Geç gelen ustaya,

Pazar sabahı çalan telefona tebessüm etmek demek.

Seni beklemek,

Tüm tatların tadına varmak demek.

Her yudumunda çayın,

Her kaşığında çorbanın,

Her tanesinde üzümün,

Her diliminde ekmeğin tadına varmak demek.

Seni beklemek,

Sabırla büyümek demek.

Yaz gelene kadar kışın,

Yemiş verene kadar dalın,

Pişene kadar aşın,

Ağrısı geçene kadar başın

Nazını çekebilmek demek.

Seni beklemek,

Hayatı iki kişilik yaşamak demek.

En güzel film sahnelerini,

En güzel roman satırlarını,

En güzel dizeleri iki kişilik yaşamak demek.

Seni beklemek,

Bunca beklemenin sana değdiğini bilmek demek.

Seni bekliyorum.

Geleceksin bir gün biliyorum.

Seni en özlediğim anda çıkacaksın karşıma.

Ve ben seni gördüğüm anda anlayacağım beklenen olduğunu?

06 Ağustos 2018 10:14

Metallurgist
Müsteşar

Bekleyenler İçin ( Ümit Yaşar Oğuzcan)

Bir ayak sesi duymayayım

Kapıya koşuyorum

Gelen sen misin diye

Bir siyah saç görmeyeyim

Yüreğim burkuluyor

Ağlamaklı oluyorum

Her şey bana seni hatırlatıyor

Gökyüzüne baksam

Gözlerinin binlercesine görürüm

Bir rüzgar değse yüzüme

Ellerini düşünmeden edemem

Yaktığım bütün sigaraların dumanları sana benzer

Tadı senden gelir

Yediğim yemişlerin

İçtiğim içkilerin

Ve içimdeki bu dayanılmaz sıkıntı

Bu emsalsiz hüzün

Seni beklediğim içindir

Resmine bakamaz oldum

Uykulardan korkuyorum artık

Utanıyorum odamdaki bütün eşyalardan

Şu sedir hala gelip oturmanı bekliyor

Şu ayna karsısında güzelliğini seyretmeni

Şu kadeh dudaklarına değebilmek için duruyor masada

Ve şu saat geldiğin anda

Durabilir sevincinden

Zaman çıldırabilir

Çünkü benim dünyamda

Ölümsüzlük, seni sevmek demektir.

Bir çocuk dogmayı bekler

Bir ağır hasta ölmeyi

Bitkiler yağmur ve güneşi bekler

Yalnız bir kadın sevilmeyi

Ve düşün ki bir adam

İçinde bütün bekleyenlerin korkusu ve ümidi

Seni bekler

Asılmayı bekleyen bir idam mahkumu gibi

Sen gelinceye kadar

Pencerem kapalı duracak

Rüzgar gelmesin diye

Artık perdeleri açmayacağım

Gün ışığı girmesin diye

Sonra kahrolacağım

Bu karanlıkta, bu derin yalnızlıkta

Ve günlerce gecelerce haykıracağım

Nerdesin diye, Nerdesin?

Bir gün bu kapıdan sen gireceksin

Biliyorum

Ergeç bu bekleyişin bir sonu gelecek

Yıllarca sonra

Öldüğüm gün bile gelsen

Bütün bu bekleyişimi ve öldüğümü unutup

Çocuklar gibi sevineceğim

Kalkıp sarılacağım ellerine

Uzun uzun ağlıyacağım

07 Ağustos 2018 09:46

Metallurgist
Müsteşar

Seninle Olmanın En Güzel Yanı Ne Biliyor Musun? (Can Yücel)

Seninle olmanın en güzel yanı ne biliyor musun?

Elin elime değmeden avuçlarımı terleten sıcaklığını taa içimde hissetmek.

Seninle olmanın en kötü yanı ne biliyor musun?

"Seni seviyorum" sözcüğü dilimin ucunu ısırırken her konuşmamızda boş yere saatlerce havadan sudan söz etmek.

Seninle olmanın en heyecanlı yanı ne biliyor musun?

Aynı şeyleri seninle aynı anda düşünmek birlikte ağlamak gülmek.

Ve buradayken bile seni çılgınca özlemek

Seninle olmanın en acı yanı ne biliyor musun?

Seni hiç tanımadığım bir sürü insanlarla paylaşmak.

Senin yanında olan, seninle konuşan herkesi çocukça kıskanmak.

Seninle olmanın en mutlu yanı ne biliyor musun?

Tanıdık birileriyle karşılaşma tedirginliği ile yollarda yürümek yan yana

Elimdeki şemsiyeye inat yağmurda ıslanmak birlikte.

Elimde kır çiçeğiyle seni beklemek

Aynı mekanlarda aynı yiyecekleri yemek.

Seninle olmanın en romantik yanı ne biliyor musun?

Sensiz gecelerde sana söyleyemediklerimi yıldızlara aya anlatma

Okuduğum kitabın sayfalarında dinlediğim şarkıların türkülerin şiirlerin her mısrasında seni bulmak.

Seninle olmanın en zor yanı ne biliyor musun?

Seni kaybetme korkusuyla hayatta ilk kez tattığım o tarifsiz duygularımı umut denizinin ortasında küreksiz bir sandala hapsetmek.

Sevgili yerine yıllarca dost kalmayı başarmak.

Yalın ayak yürümek bıçağın en keskin yerinde.

Kanadıkça tuz yerine gözyaşlarımı basmak yüreğime.

Seninle olmanın tek yan etkisi ne biliyor musun?

Nereden bileceksin?

Sen benimle hiç olmadın ki.

Olsaydın avuçlarım terlemezdi

Isırmazdım dilimin ucunu

Özlemezdim seni yanımdayken.

Kıskanmazdım.

Korkmazdım yollarda yürümekten.

Islanmazdım yağmurlarda

Yıldızlara aya dert yanmaz, böyle her şarkıda sarhoş olmazdım.

Korkmazdım seni kaybetmekten ayaklarım kan revan atlardım sandaldan denize

Ve her kulaçta haykırırdım seni..

Ama sen hiç benimle olmadın ki

Ya aklın başka yerlerdeydi ya yüreğin?

08 Ağustos 2018 21:40

Metallurgist
Müsteşar

Adsız Bir Çicek ( Edip Cansever)

Rengini dünyaya ilk defa sunan

Adsız bir çiçek gibi parlıyorsa gözlerim

Sevgilim

Bana 'sen bir şairsin' dediğin zaman.

Yalnız sana yazıyorum bu şiiri

İstersen bir şiir gibi okuma

Çünkü her yıl yeniden yazacağım onu

Soğuklar başlayınca havalanıp

Millerce yol katettikten sonra

Güneyi tadan bir kuşun sevinciyle.

Ve yazmış olacağım bir de

Her dönemde her çağda

Sevdanın kendine özgü diliyle

09 Ağustos 2018 11:23

Metallurgist
Müsteşar

Ihlamurlar Çiçek Açtığı Zaman ( Bahattin Karakoç)

Dilimde sabah keyfiyle yeni bir umut türküsü

Kar yağmış dağlara, bozulmamış ütüsü

Rahvan atlar gibi ırgalanan gökyüzü

Gözlerimi kamaştırsa da geleceğim sana

Şimdilik bağlayıcı bir takvim sorma bana

-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.

Ay, şafağa yakın bir mum gibi erimeden

Dağlar çivilendikleri yerde çürümeden

Bebekler hayta hayta yürümeden

Geleceğim diyorum, geleceğim sana

Ne olur kesin bir takvim sorma bana

-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.

Beklesen de olur, beklemesen de

Ben bir gök kuruşum sırmalı kesende

Gecesi uzun süren karlar-buzlar ülkesinde

Hangi ses yürekten çağırır beni sana

Geleceğim diyorum, takvim sorma bana

-Ihlamur çiçek açtığı zaman.

Bu şiir böyle doğarken dost elin elimdeydi

Sen bir zümrüd-ü ankaydın, elim tüylerine deydi

Sevda duvarını aştım, sendeki bu tılsım neydi?

Başka bir gezegende de olsan dönüşüm hep sana

Kesin bir gün belirtemem, n`olur takvim sorma bana

-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.

Eski dikişler sökülür de kanama başlarsa yeniden

Yaralarıma en acı tütünleri basacağım ben

Yeter ki bir çağır beni çiçeklendiğin yerden

Gemileri yaksalar da geleceğim sana

On iki ayın birisinde, kesin takvim sorma bana

-Ihlamur çiçek açtığı zaman.

Bak işte, notalar karıştı, ezgiler muhalif

Hava kurşun gibi ağır, yağmursa arsız

Ey benim alfabemdeki kadîm Elif

Ne güzellik, ne de tat var baharsız

Güzellikleri yaşamak için geleceğim sana

Geleceğim diyorum, biraz mühlet tanı bana

-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.

Ihlamurlar çiçek açtığı zaman

Ben güneş gibi gireceğim her dar kapıdan

Kimseye uğramam ben sana uğramadan

Kavlime sâdıkım, sâdıkım sana

Takvim sorup hudut çizdirme bana

Ben sana çiçeklerle geleceğim

-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.

10 Ağustos 2018 14:28

Metallurgist
Müsteşar

Adın Bahardı (Yılmaz Erdoğan)

Kente yanlızlık gelirdi sen uyuyunca

Yüzümde mevsim değişirdi uyandığında

Bilmezdin gizliden seni sevdiğimi

Aşkın içimde solardı adın bahardı

Eteğini koştururdun sokağımızda

Sokak sus pus olur sana bakardı

Bilmezdin gizliden izlediğimi

Gözlerim gözlerinden korkardı

Hatırlıyorum adın bahardı

Sokakta bir bayramdı durakta bekleyişin

Sanki sonsuz bir ayrılıktı okula gidişin

Bilmezdin her sabah seni yolcu ettiğimi

Yüreğim yol boyu ardından ağlardı

Hatırlıyorum adın bahardı

10 Ağustos 2018 16:32

Joka
Genel Müdür

Gün'e bir şiir de ben bırakmak istedim

.

Konuşuyoruz desem konuşmuyoruz da

Ayrı ayrı şeyler düşünüyoruz üstelik

Birbirimize bakarak

Ne seviyoruz ne de sevmiyoruz birbirimizi

Ne varız ne de yokuz gerçekte

İki lamba gibiyiz iki ayrı yerinden

Aydınlatan odayı.

Değilsek de yakın birbirimize

Uzak da sayılmayız büsbütün

Gökyüzünde iki uçurtma başıboş

Yan yanayızdır sadece.

Her çiçek bir çoğulluktur gününe göre

Yalnızlık çoğulluktur.

Sanırım bir giz de yok bu beraberlikte.

Edip Cansever

Toplam 422 mesaj
12345678910111213»
 
ANKET
Sizce, Kurban Bayramı tatili 9 güne çıkarılmalı mı?