Editörler : yaralı-bir-öykü
«293031323334353637383940»
27 Ocak 2020 23:24

Metallurgist
Başbakan Müsteşarı

Acımak (Bedri Rahmi Eyüpoğlu)

Acımak lazımdı geç kaldık

Göz yaşlarımızla sadece sinema koltuklarını ve

Zifaf yastıklarını ıslattık.

Acımak lâzımdı acıyamadık.

Çatlar mıydı bu yürek kahrından kıyamadık.

Acımak lâzımdı kana kana

Acımak yana yana

Buram buram tatlı canını

Fitil fitil anasının ak sütünü terliyenlere.

Acımak diri diri gömülenlere

Acımak sabilere, yiğitlere

Yarmak şu yüreği sonuna kadar

Acımak, acımak, acımak.

Acımak lazımdı iğrendik

Merhamete murdar dediler beğendik

Maraz hasıl olur dediler

İşimize geldi.

Halbuki bu merhamet balı dağarcığımıza

Bayramdan bayrama yalanmak için doldurulmadı

Bu kahpe muhayyile perdesi kafamıza

Yalnız kendi sûretimizi oynatmak için kurulmadı.

Boyunu bosunu, huyunu husunu neyleyim

Yüzbinlerce can çekişir şu dağların arkasında

Delik deşik, param parça

Yüzbinlerce can per perişan

Hepsi senin benim gibi Allahın kulu

Hepsinin gözbebeklerinde aynı gökyüzü

Aynı suyun lezzeti dudaklarında

Aynı buğday taneleri kursaklarında.

Hem sana o kadar yabancı değillerdi

Birisi caketinin düğmesini yapıp

Öteki tabanının astarını,

Bir başkası kravatındaki gülün,

Kıçındaki donunun ipliğini ördü.

Param parça savrulan onların başları.

Zehir zıkkım dökülen onların yaşları.

Şu dağın başında bir top gülüm var

Uzun sözün kısası iki türlü ölüm var

Biri bir mum gibi yanmak sonuna kadar,

Öteki vakitli vakitsiz insan elinden.

Ölüm Allahın emri ne denir

İnsan eliyle ölmek insana ağır gelir.

28 Ocak 2020 23:42

Metallurgist
Başbakan Müsteşarı

Artık Hiç Bir Şey Eskisi Gibi Değil (Cahit Sıtkı Tarancı)

artık hiç bir şey eskisi gibi değil.

ben de öyle.

çok dikkat etmiyorum uzun süredir kendime.

kılığıma kıyafetime..

çorapsız da basıyorum artık yere.

eskisi gibi de korkutmuyor beni ne grip ne nezle.

nane limonun iyi gelmediği daha büyük sıkıntılarım var herkes gibi benim de.

takılmıyorum artık şu her kış ve bahar şişen bademciklerime.

çok sıcak ya da soğuk şeyler yiyip içmem, hepsi hepsi bir kaç gün yine.

olur biter

geçer gider.

ama canımı yaka yaka yutkunduğum şeyler var.

olup bitmeyen,

geçip gitmeyen.

zaman zaman yine uykusuzluk çekiyorum ama.

çokta takılmıyorum artık bu uyku konusuna.

uyuyunca geçmeyen şeylerin olduğunu anladığımdan bu yana

29 Ocak 2020 23:53

Metallurgist
Başbakan Müsteşarı

Beni Sevmek Zorunda Değilsin (Leonard Cohen)

Her zaman istediğim

tek kadın olsan da

beni sevmek zorunda değilsin

her gece seni izlemek için doğmuşum ben

ve seni seven birçok adamdan

biriyim sadece

Bir yemekte buluşuyoruz seninle

avuçlarını alıyorum ellerimin arasına

eski bir taksinin içinde

sonra uyanıyorum tek başıma

Discipline Oteli?nde

ellerim yokluğunun üzerinde

Tüm bu şarkıları senin için yazdım ben

iki mum yaktım, biri kırmızı, diğeri siyah

biri kadın, diğeri erkek

iki sandal ağacının dumanıyla evlendirdim onları

senin için dua ettim

beni sevmen için dua ettim

beni sevmemen için dua ettim

30 Ocak 2020 23:06

Metallurgist
Başbakan Müsteşarı

Pantolonlu Bulut (Vladimir Vladimiroviç Mayakovski)

Düşünceniz

Sünepe beyninizde yatar ya miskin miskin

Yağ bağlamış bir uşak yatar gibi pis bir yatakta

Çileden çıkararak kanlı paçavralarıyla yüreğimin

Alaya alacağım onu, hınzır ve hayta

Ne gönlüme tek bir ak düştü,

Ne ihtiyar bir sevecenlik başımda!

Tuttu bütün dünyayı sesim, o korkunç gümbürtü;

Yakışıklı yürürüm şimdi

Yirmi iki yaşımda.

Siz çıtkırıldımlar!

Kemanlara geçirenler sevdayı.

Siz geçiren hamhalatlar dümbeleklere.

Derinizi kolaysa tersyüz edin benim gibi,

Ortada baştan aşağı dudaklar kalsın bir kere!

Gelin de görün -

Melekler takımında görevli bir hanım var salonda,

Keten gibi düzgün.

Ahçı nasıl çevirirse yemek kitabını

Dudaklar çeviriyor yollu yordamlı o da.

İsterseniz

Ben çılgına dönerim tenden,

-ya da renk değiştiren bir gök gibi ufukta-

isterseniz öyle çıtkırıldım olurum öyle incelirim ki

çıkarım insanlıktan, dönerim pantolonlu bir buluta!

İnanıyorum çiçekler içindeki bir Nis'e!

Yine herkes benim yüzümde tafra sahibi,

Bir hastane gibi köhne erkekler de,

Yıpranmış kadınlar da bir atasözü gibi

31 Ocak 2020 23:11

Metallurgist
Başbakan Müsteşarı

Bekle Beni Bir Akşam Alacasında (Attila Aşut)

Irmaklar çoğalır gözlerimde

Soluğum eritir dağları

Sen kuşanıp sevgiyi

Düşünce yola.

Kara giysileri çıkar üstünden

Bak, beşinci mevsimi göveriyor yaşamın

Boynuna kızıl fularını dola.

Çıkıp geleceğim karanlık dehlizlerden

Kırarak bileklerimdeki zincirleri

Sen başını dik tut sevgilim

Sabrın gülünü sula.

Dayanılmaz değildir hiçbir ayrılık

Yeter ki tutsak alınmasın yürekler

Geliriz üstesinden bu acının da.

Buruk bir özlemle değil

Gülen bir yürekle bekle beni

Geleceğim

Bir akşam alacasında

01 Şubat 2020 23:45

Metallurgist
Başbakan Müsteşarı

Aynı Bardaktan İçmeyeceğiz (Anna Ahmadtova)

Aynı bardaktan içmeyeceğiz

Ne sıcak şarabı, ne suyu,

Kuşluk vakti öpüşmeyeceğiz,

Pencereden bakmayacağız akşama doğru.

Sen güneşle soluklanıyorsun, ben ayla,

Ama düştüğümüz aynı sevda.

Sadık ve sevecen dost, benim yanımda,

Senin yanındaysa neşeli bir sevgili.

Gri gözlerindeki korkuyu anlıyorum sanma,

Ve bu çektiklerimizin sensin sebebi.

Sıklaştırmıyoruz ayaküstü buluşmalarımızı.

Ne çare ancak böyle koruyabiliriz huzurumuzu.

Şiirlerimde yalnızca senin sesinin ezgisi duyulur

Senin şiirlerinde benim soluğum eser.

Bir ateş ki, ona kim dokunur,

Buna ne korku, ne unutuş cesaret eder

Ve bilsen nasıl hoşlandığımı

Seyretmekten senin kuru, pembe dudaklarını

02 Şubat 2020 23:09

Metallurgist
Başbakan Müsteşarı

Kanto (Cemal Süreya)

Ben nerde bir çift göz gördümse

Tuttum onu güzelce sana tamamladım

Sen binlerce yaşayasın diye yaptım bunu

Bir bunun için yaptım

-Garson bira getir

Garsonun adı Barba

Ben nereye gittimse bütün zulumlardı

Bütün açlıklardı kavgalardı gördüğüm

Kötülüklerin büsbütün egemen olduğu

Namussuz bir çağ bu biliyorsun

-Garson rakı getir

Garsonun adı Hakkı

Sen belki de bir resimsin ne haber

Kırmızı bir Beykoz'un yanında duruyorsun

Yapın bir de ağaç yapmış yanına

Dallarına konsun diye kelimelerin

-Garson şarap getir

Garsonun hali harap

03 Şubat 2020 23:45

Metallurgist
Başbakan Müsteşarı

Gitmek (Ayten Mutlu)

gün gelir insan anlayıverir

tek başına yaşlanan bir ağaç olduğunu

o yüzden kederi yazmak isteyebilir

rüzgarın gövdesinde açtığı yaralara

sonbaharda şaşarak öğrenirsin

yaprakların rengine inanmamayı

ve zamanın o müthiş yalanını

o müthiş yalanını tutkunun, ihtirasın

anların, anıların,

çılgın bir nehir gibi kör koşularda

yaşadıklarının ve yaşayamadıklarının

dağlarda, odalarda, avunmalarda

çoğaldın sandığın azalmalarda

ışığını yitirmiş o ölü yıldızlarda

düşen bir yaprağın son gülüşünde açan

yankısız çığlıklarda

şaşarak öğrenirsin

zamanın ve hayatın büyük sırrını

gök sadece yağmura anlatır sonsuzluğu

oysa unutur damla toprağa değer değmez

yağmurun da kederli bir ülke olduğunu

unutmaktan başka güz yokmuş gibi

ve hayattan daha gerçek bir yalan

toprağa ne söyler yağmurun sesi

bir şarkı mı, bir şiir mi, bir güz hikayesi mi

yaşlı bir ağaç olsan, çırılçıplak bir ağaç

ne söylerdin, kalbinde esip duran rüzgara?

"beni terk et

içimde sonbahardan başka bahar kalmadı"

belki de gitmektir aşk, sadece gitmek

avare bir kederi sarıp yaralarına

rüzgarın devirdiği bir ağaç gibi

köklerini sessizce bırakarak toprağa

04 Şubat 2020 12:52

N-E-V-Z-A-T
Kapalı

-I-

Önce sevinç uyutmadı beni

Sonra üzüntü nöbet tuttu bütün gece.

İkisi de gidince başımdan

Uyudum, ama ah, her Mayıs gecesi

Bir kasım sabahı getirdi ardından.

-II-

Senin derdin benimdi

Benimki senin

Paylaşamazsam bir sevinci seninle

Yoktu benim de sevincim

Bertold Brecht

04 Şubat 2020 23:09

Metallurgist
Başbakan Müsteşarı

Pas (Edip Cansever)

duvar diplerinde ve sakınaraktan

duvar diplerinde ve alacakaranlıkta

iyi yenmemiş bir kiraz çekirdeği gibi yıprak

gidip geliyorsa durmadan

gücenik bir köpeğin bir okul şarkısını anımsattığı gibi

gidip geliyorsa

ve çocukluğunun bir düğme kadar delik yerinden bakılırsa

gözleri bir çağla çekirdeği gibi beyaz ve kocamansa o zaman

gözleri iki safran ipliği şimdi.

***

ve güneş kar topluyorsa bakışlarından

biz ki utançlı bir kar seyircisi

sen bak ki o beyaz karın kırmızı

o beyaz karın ürkek

o beyaz karın utanaraktan geri geldiğini

seyrediyorsa susarak

biliyordur tam göğsünün altında yaşar gibi

biliyordur ki bir erdemdir yerine göre susmak.

***

duvar diplerinde ve sakınaraktan

bütün paslar kabarıyor bir bir

ağzın ve dilin ve parmakların pası

yüreğin ve bilincin

bak işte, patlamış kentin su boruları da

duyduğu bir çürük su şırıltısı

ki hemen geliyor aklına

bir şarkı ne zaman güzel değildir

sonu olduğu zaman

sonu yoktur çünkü güzel şarkıların

kimse bir şarkıyı sonuna kadar söyleyemez

nasıl ki ölüm öldürenlerinse

ve korku korkmuyor görünenlerin

şarkı tersine

tut ki kırgın bir menekşeden sapmıştır onun yüreğiyse

hem de bir menekşeyi yeniden icat etmiş gibi

gererek yapraklarını

gererek gözkapaklarını

yumruklarını sıkarak

ağlamayı unutmak için.

***

duvar diplerinde ve sakınaraktan

bir akşamüstü sırasında

saygı anılarınıza

saygımız ki bir kuşun yarası kadar derin

05 Şubat 2020 23:41

Metallurgist
Başbakan Müsteşarı

Sana Bir Tanrı Getirdim (Ümit Yaşar Oğuzcan)

Hani o iki kişilik dünyalar bizimdi

Hani sen iyiydin

Halden anlardın

Hani sen git demiyecektin bana

Ve ben herşeye rağmen gelecektim

İçimde bir umut

Ellerimde olgun meyvalar

Dünya nimetleri

Gözlerimde yanıp yanıp sönen bir pırıltı

Ama ne sen gel dedin

Ne de ben gelebildim herşeye rağmen

Aşkımız ayrılıklarla başladı

Deli dolu akan nehirlerden tas tas sular içtik

Öyle ateşlerle doluydu yüreklerimiz öyle tutkundu

Karlı dağların serinliğinde uyurduk geceleri

Deniz fenerinin ışığında yıkanırdık

Köpükten bir çalkantıydı içimizde zaman

Ne yana baksak denizdi, maviydi, ışıktı

Sonra bir çaresizlikti zifir

Akıntıya kapılmış gemiler gibiydik

Bir org çalınır gibi yanıbaşımızda

Öyle kendinden geçmiş, öyle başıboş

Öyle derin duygular içindeydik, anlatılmaz

Sarhoş rüzgarlara bıraktık kendimizi

Aldığını geri vermez dalgalara

Görmediğimiz ülkeler gördük gün doğusunda

Tatmadığımız yemişlerden tattık; günahkar olduk

Alevden bir tasta eridi günler

Bir cehennem ateşiydi aşk içimizde

Hiç sönmeyecekmiş gibi yanıyorduk

Tutsaklığımız nasıl başladı bilinmez

Paslı demir kapılar kapandı üstümüze

Taş duvarlarda kayboldu boğuk seslerimiz

Çaresizliğimizi bize aynalar söyledi, inanmadık

Kuşatıldık ansızın kederle, ayrılıkla

Aman vermez karanlıklar sardı dört yanımızı

Yalnızlık bir ağrı gibi çöktü başımıza

Uyuduk bir daha uyanamadık

Şimdi bir kutup var sana çeker beni

Bir kutup var senden öteye

Ben onun için böyle ortalıklarda kaldım

Dağ yollarında, caddelerde, sokaklarda

Onun için bulup bulup yitirdim seni

Hangi kapıyı çaldıysam sen açtın bana

Hangi gözümü yumduysam seni gördüm

Zamandın, zamandan öte bir şeydin

Yıllarca bir meşale gibi yandın uzaklarda

Bu manyetik alanda boğulmam senin yüzünden

Bu zincirleri sen vurdun ellerime

Sen getirdin bunca karanlıkları

Al şunu mum yak

Korkuyorum

Bir taş aldım attım denize

Günahlarımdan kurtuldum

Alfabenin yirmisekizinci harfindeyim

Öteye gidemem

İtme beni

Benim de bir insan tarafım vardı

Bakma böyle kötü olduğuma

Benim de dileklerim vardı

Benim de bir beklediğim vardı yaşamaktan

Yeter artık vurma yüzüme çirkinliğimi

Her gün bir kadın ağlar benim yüzümde

Büyük dertler için benim ellerim

Anlamıyor musun

Sen sevildiğin için güzelsin bu kadar

Ben sevilmediğimden böyle çirkinim

Bütün kötü yerlerde ben korkarım

Biliyorum

Bir hayvan leşiyim öleli kırk gün olmuş

Fabrika bacalarında bir kara dumanım

Zehirim akrep kuyruklarında

Kötüyüm sevemediğin kadar

Öyle fenayım

Kapanmış bıçak yaralarında

Bu pis çöp tenekelerinde unut beni

Unut artık

Bayat bir ekmek gibi

Çürümüş bir elma gibi

Sarı badanalı evlerde kazanlar kaynar

Sarı badanalı evlerde günahlar işlenir her gece

Sarı badanalı evlerde ölüler yıkanır

Sarı badanalı evleri sev biraz

Bu evlerde zaman benim akşamlarımdır yitirilmiş

Bu kazanlarda benim gözbebeklerimdir kaynayan

Bu sarılarda benim yüreğim bir ölür, bir dirilir

Anladım

Bu dünyada benden başka kimse yok beni anlayan

Tosca'dan bir arya hatırlıyorum şimdi

Sus biraz

Ensemde bir akrep yürüyor

Bırak yürüsün

Sabaha asacaklar beni

Dokunma

Yedi canım vardı, ikisi gitsin

Bunca ölümler az gelir bana

Kalbimi yardım

Bir damla kan aktı

Kutuplara kar yağıyordu

Üşüdüm

Failatun vezniyle seni çağırıyorum

Bana imbiklenmiş yeşilliğini getir

Dur gitme

Beş kuruşum vardı kaybettim

Dur gitme

Isırgan otlarından kurtar beni

Deniz analarının gözlerini çaldım

Sana bakmak için

Güneşi üçe böldüm

Al biri senin olsun

Yüzümde beş bıçak yarası var

Bir de sen vur

Barut kokusunu severim

Bir portakalı dilim dilim soy

Acıktım

Tut ki ben yoğum artık yeryüzünde

Tut ki bir marul yaprağıydım

Öldüm

Al şu serçe parmağım sende kalsın

Ben kötüyüm

Allahsızım

Korkunç çirkinim

Ben seksensekizinci tul dairesiyim

Sağ gözümün üç kirpiğini kestim

Al

Ben lanetlendim

Chopin'in cenaze marşı çalınıyor

Ölüler ayağa kalktı

Görüyor musun

Şu soldan ikinci benim

Senin yüzünden öldüm

Şimdi seni getiriyorlar karanlığıma

Ağlıyorum

Biraz sev beni

Gül biraz

Yaklaş biraz

Seni affediyorum

Kuşkonmaz dallarına astım kendimi

Sedir ağaçlarına gül yapraklarına

Başımı taşlara vurdum

Gözbebeklerimde büyük camlar parçalandı

Tanrısal duygular içindeydim

Bütün tanrısızlığımdan uzakta

Bir kemiklerinin sertliğini aldım

Bir teninin aklığını

Sonra sıcaklığını dudaklarının

Gel bak

Sana bir tanrı getirdim

Gel bak

Bir tanrı yarattım senden

06 Şubat 2020 23:34

Metallurgist
Başbakan Müsteşarı

Senin Bir Ceylan Gibi O Mahzun Bakışını (İvan Bunin)

Senin bir ceylan gibi o mahzun bakışını

Ve ne varsa, öylesine yürekten sevdiğim o bakışta

Unutmadım, üst üste yığılan hüzünlü yıllarda

Fakat görüntün, zihnimde gitgide dumanlandı

Gün gelir, yürekte hüzün de söner artık

Ne mutluluğun, ne acıların olduğu bir yerde

Düşler de, anımsayışlar da silinir gitgide

Kalır sadece, her şeyi bağışlatan bir uzaklık

07 Şubat 2020 23:44

Metallurgist
Başbakan Müsteşarı

Leke (Gülten Akın)

Çağın en karmaşık yerinde durduk

biri bizi yazsın, kendimiz değilse

kim yazacak

sustukça köreldi

kaba günü yonttuğumuz ince bıçak

nerde onlar, her kımıldayışta

çakan tansık, ışıldatan büyü

bir gün daha görülmedi

bir gün daha geçti otları soldurarak

öğrendik de körmüş, sanki yokmuş

ne yol ne bir geçip giden

ne kaydını tutan geçip gidenin

dediler ki

onları kilitle, anahtarı eski yerine bırak

oysa

utanılacak bir şeymiş, öyle diyor Camus

tak başına mutlu olmak

sesler ve öteki sesler, nerde dünyanın sesleri

leke dokuya işledi

susarak susarak

08 Şubat 2020 17:20

turkca
Genel Müdür

Ahmet Muhip Dranas...

OLVİDO

Hoyrattır bu akşamüstüler daima.

Gün saltanatıyla gitti mi bir defa

Yalnızlığımızla doldurup her yeri

Bir renk çığlığı içinde bahçemizden,

Bir el çıkarmaya başlar bohçamızdan

Lavanta çiçeği kokan kederleri;

Hoyrattır bu akşamüstüler daima....

...

(olvido:unutkanlık,unutuş)

08 Şubat 2020 23:39

Metallurgist
Başbakan Müsteşarı

Seninle Karda Yürüdük (Kemal Hamamcıoğlu)

seninle karda yürüdük haberin yok.

müziği son ses açıp, ağaçlı yol bitmeden "iyi ki" dedin, ben sana "bas gaza"

geç uyuyup, en geç biz uyandık.

kahvaltıları unutacak kadar çok seviştik.

ben çok güzel severim, yerli yersiz gözlerinden öperim.

sen bilme, görme, es geç.

başkası ol.

o olmamaya inat et.

bir yerlerde iyi ki diyen bir sen.

mutlu günleri hakeden bir ben var..

iyi ki..

09 Şubat 2020 23:39

Metallurgist
Başbakan Müsteşarı

Yalnızlığım (Edgar Allan Poe)

Tutkularım...

Başkaları gibi;

Yaşayamadığım

Acılarım...

Yüreğimin peşini bırakmayan;

Uzaklaştıramadığım

Anılarım...

Çocukluğumdan bu yana;

Bir türlü

Başkaları gibi olamadığım

Ve şimdi;

Sevdalısı olduğum yalnızlığım..

Coşkun bir sel... Ya da bir pınar gibi

Yalçın kayalıklar ardında

Dağbaşlarında doğan

Güneşten aşağı yuvarlan

Bir yanım

Ya da bir şimşek...Çaktığında

Gökyüzünde parlayan

Bir bulut...

Mavilikleri ardında bırakan

Akıp giden yanıbaşımda öylesine

Bir karamsar ruh

Yalnızlığım...

10 Şubat 2020 23:32

Metallurgist
Başbakan Müsteşarı

Eski Bir Gün İçin Şiirler (Arkadaş Zekai Özger)

Ve sevinç güzel bir denizle başladı

ve güneş ipi kalınlaştırıyordu

sonra ansızın uzayıverdi ip

bir ucu orda kaldı

bir ucu bende

ve iki uç arasında sıkışan

karışık bir sevgiyi acabayla büyüten

bir güzelliğin negatifini büyüten

ince bir yüreğe dayanamadı

ip

koptu

sevinç

güzel bir denizle kaldı

ve güneş bir bulutla rahibeleşiyordu

sevgilim

bugün

helva yedim şarap içtim göğe uzandım

avuçlarımda hüzünlü bir aşk

ince kemikli bir eli okşuyorum

göğü okşuyorum

yabani bir diken batıyor avuçlarıma

bir çakıyla parmağımı kesiyorum yanlışlıkla

sanki bilerek yanlışlıkla kesiyorum

sanki aşkı kesiyorum

aşk parmağımda yanlış bir uçurum

dokunurken bırakır ürkek bir martı gibi

çünkü deniz orda

-ben alışkın değilim bir eli martılamaya

çünkü deniz orda

çünkü deniz orda

-heyecan verir bana aşk

çekilir kuytusuna

uzar gider gecede

bırakarak cinsel tortusunu

sevgi

denizin başlangıcı

seni koruyacam

tamamlıyacam

seni kazanmalıyım

istediğim kadar beslerim seni

büyütürüm içimde seni

çok çok çok

bir şey ver bana

seni seviyorum

11 Şubat 2020 13:39

turkca
Genel Müdür

Yoldan Geçen Biri...(İlhan Berk)

Bir kırlangıç, bir su birikintisi, bir parça gök.

Bir şiirden düşmüş olmalı bunlar.

Böyle diyordu yoldan geçen biri.

11 Şubat 2020 23:19

Metallurgist
Başbakan Müsteşarı

Salomeye (Friedrich Nietzsche)

Öyle bir hayat yaşadım ki

Cenneti de gördüm cehennemi de

Öyle bir aşk yaşadım ki

Tutkuyu da gördüm pes etmeyi de

Bazıları seyrederken hayatı en önden

Kendime bir sahne buldum oynadım

Öyle bir rol vermişler ki

Okudum okudum anlamadım

Kendi kendime konuştum bazen evimde

Hem kızdım hem güldüm halime

Sonra dedim ki "söz ver kendine"

Denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin

Sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin

Uçmayı seviyorsan, düşmeyi de bileceksin

Korkarak yaşıyorsan, yalnızca hayatı seyredersin

Öyle bir hayat yaşadım ki, son yolculukları erken tanıdım

Öyle çok değerliymiş ki zaman

Hep acele etmem bundan,

Anladım...

12 Şubat 2020 21:20

candela
Başbakan Müsteşarı

Ey Caaan

Ben Senin bedenini sevmedim ki

Cisminin yokluğunda kaybolayım

Nefsim ile istemedimki, nefsin

Reddedince senden vazgeçeyim

Ey can tüm ruhlar aynı yaşdadır

Güzellik ne bedende karakaşdadır

Ruhlar aynı anda yaratılıp aşktadır

Nefisler hep savaşdadır

Toplam 989 mesaj
«293031323334353637383940»
 
ANKET
WhatsApp'ın yeni kullanıcı sözleşmesini kabul edecek misiniz?