Editörler : yaralı-bir-öykü
«40414243444546474849505152
18 Ağustos 2020 10:13

Metallurgist
Başbakan Müsteşarı

11.08.2020

Kim Var Orada (Tuğrul Tanyol)

Uçurumların çağrısı var

gözlerinde

ve yağmurlarla tükenen topraklardasın

iki küçük ırmak ağlar

derinde

bütün bir günü acıyla

yoğuramazsın

Orada, bir küçük bitkinin

sararan dallarında

yaşamı tutkuyla üreteceksin

ve daha da ötede

bozkırların, dağların, denizlerin

sonsuz, karanlık, durgun

ve o ürpertici boşluğun

yeniden canlanışını göreceksin

Bütün bir gün acıyla inlememeli aydınlık

karanlık bulutlara binip gezmemelisin

yüreğinde kanayan karanfil

eğilip gözyaşlarını silmelisin

Uçurumların çağrısı var gözlerinde

orada acı rüzgârların

oya oya bitiremedikleri

ağır, aşılmaz ve sert kayalıkların

ortasında yapayalnız

yaşamayı öğreneceksin

Unutma, kimse tersine çeviremez ırmakları

acıyı acıyla sindiremezsin

güneşi bulutlarla örüp

gecedir diyemezsin

değişim evrenin yasasıdır

ölüm erdemin yontucusu

ve yaşamak onun da üzerinde

mutlu, kaygısız, ama temkinle

uçurumların çağrısı var gözlerinde

18 Ağustos 2020 14:24

Metallurgist
Başbakan Müsteşarı

12.08.2020

Soluk Soluğa (Cevat Çapan)

uzun, karanlık bir çığlığın da ardına düşebilir insan,

titrek, eğri büğrü bir yazının çağrısına da uyar.

bırakıp her şeyi döner -

aşk bir buluşmadır çünkü,

her zaman gecikmiş bir buluşma.

bitmeyen bir kavuşmadır da aşk -

araya her zaman bir şeyler girer:

bazen kendi sevincinin kanat gölgesi,

bazen nabzın hızı, yüreğin titreyişi,

tüylerin telaşıyla besleniyor gibidir -

araya her zaman bir şeyler girer:

çalışma saatleri, karşılıksız sorular.

nereden bilebilir insan

bunların hepsinin de aşk olabileceğini?

çoğu kez aldatıcıdır da,

bakarsın, herkes onun askeri, onun şehidi.

oysa aşk hiçbir zaman bir yarış değildir ki.

bu yüzden yanılır hep

sayın muhbir vatandaş, köftehor okur, arsız yetkili.

sararmış bir fotoğraf olarak da çıkabilir karşına,

borulu bir fonoğraf kılığıyla da.

bakarsın, ona da dadanmış

gündelik hayatın sosyolojisi.

yeniden duyulur bazen o uzun ve karanlık çığlık.

çağıran o titrek yazı yeniden belirir -

çünkü aşk en eski köprüsüdür balkanların, en eski.

18 Ağustos 2020 14:31

Metallurgist
Başbakan Müsteşarı

13.08.2020

Kaldığımız Yerden (Cevat Çapan)

yaşadıklarının bir tortusuydu o masum anılar,

geleceği nerdeyse unutulmuş bir zamana

bağlayan.

unutma, belleğin zindanındı senin,

düş gücün özgürlüğün.

böylece dolaşıp durdun bir süre

dilini anlamadığın insanlar arasında,

gökyüzünün mavi bir yama gibi

görünüp kaybolduğu gökdelenler altında.

nasılsa rastlamıştın bir gün ücra bir bitpazarında

gözden çıkarılıp bir köşeye atılmış o tozlu

yadigârlara

ve anlamıştın hemen, derinden bir acıyla:

aldırışsızlık da bir çeşit rahatlamaymış

sonunda.

şimdi gene bir sürgündesin kendinden,

uyandığın yer uyuduğundan başka.

sen de duymuşsundur elbet eski bir kulağı kesikten:

kendini kolay kolay bağışlayamazmış insan.

18 Ağustos 2020 14:32

arzuhalci07

Alp Er Tunga öldi mü İsiz ajun kaldı mu Ödlek öçin aldı mu Emdi yürek yırtılur Ödlek yırag közetti O

21 Ağustos 2020 00:24

Metallurgist
Başbakan Müsteşarı

14.08.2020

Yaz Yadırgaması ( Turgut Uyar)

sanıyorum bu gelen hüzünlü bir yaz olacak

öyle ki bütün akşamları hüzünlü

dutları ve karpuzları kavruk

sevgilim, dutları ve karpuzları kavruk

güneyden gelen adamların bile terlediği

ellerimin solgunluğundan anlıyorum bunu

ve zayıflığından bir bakıma

örneğin bankalar karşısında ilgisiz

silâh önünde durgun

ateş tutsa irkilmiyor buna karşın

aldığı her yaprak bozarıyor parmaklarında

sana dokunduğundaki soğukluk da bundan

yankılanan sesleri bile duymuyor

deniz bir kavganın anısı ve geleceği olarak

gitgide mavileşiyor damarlarında

sevgilim işte öyle bozarıyor, al sana

doğrusu ben de yadırgarım böyle yazları

her şey sözgelişi yerli yerinde ve rüzgârın hükmü yok

bir adam kalkıp bir yerden bir yere gitse

kılı kıpırdamıyor bir ormanın

ve çalman bir otomobilin çalışkanlığı

kelebek camı kaputu kaportası

hüzün vermiyor kimseye şimdilik

ve senin dudaklarında biriken kuruluk sevgilim

bu yazdandır

21 Ağustos 2020 00:27

Metallurgist
Başbakan Müsteşarı

15.08.2020

Nefes (Ülkü Tamer)

Dağın uykusuna, kuşun gözüne,

Sabahın sesine, taşıdım seni.

Kerem?in yaralı, ince dizine,

Irmağın yasına taşıdım seni.

Canın içinden, canımı duyan,

Canımın içine taşıdım seni.

Elma kabuğunda, nar tanesinde,

Gizlenen mermere taşıdım seni.

Gecenin ördüğü, gün kafesinde,

Dolaşan kedere taşıdım seni.

Canın içinden, canımı duyan,

Canımın içine taşıdım seni.

Arının yazına, kışın otuna,

Yaprağın güzüne taşıdım seni.

Yürekten yüreğe mekik dokuyan,

Sevginin göçüne taşıdım seni.

Canın içinden, canımı duyan,

Canımın içine taşıdım seni.

21 Ağustos 2020 00:29

Metallurgist
Başbakan Müsteşarı

16.08.2020

İstanbul (Cahit Külebi)

Kamyonlar kavun taşır ve ben

Boyuna onu düşünürdüm,

Kamyonlar kavun taşır ve ben

Boyuna onu düşünürdüm,

Niksar'da evimizdeyken

Küçük bir serçe kadar hürdüm.

Sonra âlem değişiverdi

Ayrı su, ayrı hava, ayrı toprak.

Sonra âlem değişiverdi

Ayrı su, ayrı hava, ayrı toprak.

Mevsimler ne çabuk geçiverdi

Unutmak, unutmak, unutmak.

Anladım bu şehir başkadır

Herkes beni aldattı gitti,

Anladım bu şehir başkadır

Herkes beni aldattı gitti,

Yine kamyonlar kavun taşır

Fakat içimde şarkı bitti.

21 Ağustos 2020 00:40

Metallurgist
Başbakan Müsteşarı

17.08.2020

Hamid Mosaddık, Furuğ Ferruhzad'a Yazdı

bana güldün ancak bilmiyordun

ben nasıl korkarak komşunun bahçesinden elmayı çalmıştım

bahçıvan peşimden hızla koştu benim

elmayı senin elinde gördü

hışımla baktı bana

ısırılmış elma elinden düştü yere

ve sen gittin ancak hâlâ

yıllardır benim kulağımda usulca

senin adımlarının hışırtısı canımı acıtır

ve ben düşünürüm hep

neden bizim küçük bahçemizde elma yoktu, neden!

21 Ağustos 2020 00:43

Metallurgist
Başbakan Müsteşarı

18.08.2020

Furuğ Ferruhzad, Hamid Mosaddık'a yazdı

ben sana güldüm

çünkü biliyordum

sen nasıl korkarak komşunun bahçesinden elmayı çalmıştın

babam peşinden hızla koştu senin

ve sen bilmiyordun komşu bahçenin bahçıvanı

benim yaşlı babamdı

ben sana güldüm

istedim ki gülüşümle senin aşkına karşılık vermiş olayım

ancak senin gözlerindeki hüzün

ellerimi titretti benim

ısırılmış elma elimden düştü yere

yüreğim git dedi, git!

çünkü senin acı gözyaşların aklımda kalsın istemedim

ve ben gittim ve hâlâ

yıllardır zihnimde benim usulca

senin hayretin ve ağlamaklı halin tekrarlanarak

canımı acıtır

ve ben düşünürüm hep

ne olurdu bizim küçük bahçemizde elma olmasaydı!

21 Ağustos 2020 00:55

Metallurgist
Başbakan Müsteşarı

19.08.2020

Yaşayacak Adam (Ece Ayhan)

Söylediğin şarkı duyulmamıştır hiç

Ayaklarıyla dolaşan adam toprakta

O kadar güzelsin ki

Kendin de bilmiyorsun

Ölüm düşüncesini koparıp almalı senden

Asıl vurulan benim, sen boşuna ölüyorsun.

21 Ağustos 2020 01:01

Metallurgist
Başbakan Müsteşarı

20.08.2020

Unutuş (Octavia Paz)

Yum gözlerini, yitir kendini karanlıkta

gözkapaklarının kırmızı yaprakları altında.

Gömül vızıldayan sesin

düşen sesin halkalarına

ve uzaklarda yankılan

dilsiz bir çağlayan gibi,

davulların çalındığı yerde.

Bırak kendini karanlığa,

kendi etine gömül,

kendi yüreğine;

kemik, o mor şimşek,

kamaştırsın gözlerini, kör etsin,

mavi göğsünü göstersin akşam ışığı

körfezler ve gölgeli koyaklar arasında.

O sıvı karanlığında uykunun

ıslat çıplaklığını;

kıyıya kimbilir kimin bıraktığı

gövdeni, o köpük danteli unut.

Sonsuz kadın, yitir kendini

kendi benliğinin sonsuzluğunda,

bir başka denizle buluşan bir deniz gibi

unut kendini, beni unut.

Dudaklar, öpüşler, aşk, her şey yeniden doğar

o ölümsüz, o yalın unutuşta:

gecenin kızlarıdır yıldızlar.

21 Ağustos 2020 01:06

Metallurgist
Başbakan Müsteşarı

Kuğu Ezgisi ( Nilgün Marmara)

Kuğuların ölüm öncesi ezgileri şiirlerim,

Yalpalayan hayatımın kara çarşaflı

bekçi gizleri.

Ne zamandır ertelediğim her acı,

Çıt çıkarıyor artık, başlıyor yeni bir ezgi,

-bu şiir --

Sendelerken yaşamım ve bilinmez yönlerim,

Dost kalmak zorunda bana ve

sizlere!

Çünkü saldırgan olandan kopmuştur o,

uykusunu bölen derin arzudan.

Büyüsünü bir içtenlikten alırsa

Kendi saf şiddetini yaşar artık,

-bu şiir --

Kuramadığım güzelliklerin sessiz görünümü,

ulaşılamayanın boyun eğen yansısı,

Sevda ile seslenir sizlere!

22 Ağustos 2020 23:29

Metallurgist
Başbakan Müsteşarı

İyimser Bir Sonuç'a ( Turgut Uyar)

ben bir gün giderim ki neyim kalır

eksik bıraktığım her şeyim kalır

yaz günü kim ister ki öldüğünü

eksik bıraktığım her şeyim kalır

yaşamam bir beyazlık gibi sanki

eksik bıraktığım her şeyim kalır

genişlerim dağılırım beyazım

ben bir gün giderim ki neyim kalır

ben bir gün giderim ki ey diri at

elbette benim de bir şeyim kalır

24 Ağustos 2020 15:03

Metallurgist
Başbakan Müsteşarı

Ağaçlar (Cahit Zarifoğlu)

Ellerimin önündeki dallar da

Sarıldı yaprağa

Göremiyorum karşı yamacı

Erken mi yoldayım

Ben mi geciktim

Önümüzde bir çınar yükseliyor

Her gece atlılar geliyor ona

Destan söyleşip gidiyorlar

Esmerlikleri

Tutuşup kuruyan dudakları kalıyor sabaha

Dostum üşüyorum dedin

Üşüme

Korkuyorum -Korkma

Kaçıyorum -Kaçma

Ürperiyorum düşünceden -ürper

Sabah trafik

Çınara kim bakar

Kim geçer dallarından

Bahar mı geliyor

Komşunun balkonunda

Çamaşırlar renk rengarenk

Kızlar göğüslerini

Baharın ağacına

İlk açan çiçeğine

Dayadılar

Arılarla erkekler boğuşuyor

Arılarla uçan bütün çiçeklerle

Ayaklarında taşınan tozlarla

Akıyorlar alıp götürülürken

Yaprak evlerin içindeki dişiliklere

Dostum geç kaldın

Güneş ne gün doğacaksa

Söylediler duymadın geç kaldın

Otur ağla sonra soframda doy

Ekmek tut zeytin tat

Açlığını eğlerken sen

Bak nasıl ayçağın erleri

Savaşarak ve devirleri aşarak geldiler

Karanlığı karaladılar yolları tuttular

At tepmedeler

Bak nasıl savaşı bindiler. Gece çınara gelip söyleşip

Kelime ettiler söz bilediler

Zorun yamanı kolayladılar

Sahip olun taşa demire

Aleve

Küle bile

26 Ağustos 2020 23:41

Metallurgist
Başbakan Müsteşarı

24.08.2020

Placebo (Murathan Mungan)

kaç hikayede kıydın kendine

bir aşk için

aşk için söylenmiş bütün sözler yaban

bütün yaralar derin

tekrarlayarak karşılaştırılmaz yaralar

derin

ümitsiz durumlar için

bir yerlerde bulunduğunu sandığın

o bir kaç kelime

mümkün mü

dilin ucu bu kadar uzakken sahibine

-söz dediğin

ancak yarası birbirine benzeyenlere-

sürdürmek için birkaç imkan

uçurum kıymetinde

eksilmek

ne kadar eskitse de

unutulmuş kabuklar

çok eski yaraların izinden

kanamaya başlar yeniden

insanın kendinden bile derin

çok derin

placebo

teselli yerine geçecek ilacı

birbirine benzemeyen günlerin

kaybolmanın kardeşliğinde

kimse kıyamaz kendi azrailine

bekler yabanını ellerin

çırpınmak faydasız

nasıl çıkamazsa insan

kendi gövdesinden dışarı

-çıkamazsın cezan dolmadan

kapatıldığın aşktan-

çünkü aşk hapishanedir

kendini biriktiren

için için ve kendiliğinden

çözülen günü geldiğinde

kilidinden

gün saymayı bilen

kalbin sağlam kanı

sabrın şaman rüyası

bu sefer de hayatta kaldın

eski yaralarının izinden

26 Ağustos 2020 23:43

Metallurgist
Başbakan Müsteşarı

25.08.2020

Pas Çekirdeği (Murathan Mungan)

Nicedir paslanmış bir suskunluk gıcırdıyor aramızda

yetersizliğin kemirdiği sokaklara

dağılan öteki yüzümüzle

bazı acılar gibi sıradan

gönderilmemiş pullar gibi kendi halinde

katlanıp ve karışıp giden

gündeliğin tanıdık gürültüsüne

gün günden yoksullaşan sesiyle

ağırlaşarak uzaklaşan ve seyrelen ellerimiz

iğreti bir kravat durmadan iğreti

bir türlü yerleşemez kendi desenine

sanki baştan başlansa her şey kendi izinden paslanacak

birbirine benzedikçe eksilen bütün hayatlar gibi

sıkıntının büyüyen çekirdeği

böyle zamanlarda en çok ihtiyaç duyulan

cesaret ya da gidebilmek bilgisi

26 Ağustos 2020 23:45

Metallurgist
Başbakan Müsteşarı

Pişmanlığın Geometrisi (Murathan Mungan)

bende unutup gittiğin

yalnızca bildiklerin değil

bilmediklerin

mecbur almaya geleceksin

çaresiz, bir gün

benim burada olmadığım bir gün

zamana işlemediğini göreceksin

pişmanlığın yanılmaz geometrisinin

27 Ağustos 2020 07:26

Gydm
Genel Müdür

Pişmanlığın Geometrisi (Murathan Mungan)

bende unutup gittiğin

yalnızca bildiklerin değil

bilmediklerin

mecbur almaya geleceksin

çaresiz, bir gün

benim burada olmadığım bir gün

zamana işlemediğini göreceksin

pişmanlığın yanılmaz geometrisinin


Metallurgist, 5 ay önce - Alıntıya git
tuttum bunu
29 Ağustos 2020 22:54

Metallurgist
Başbakan Müsteşarı

27.08.2020

Aynalar Pazarı (Şükrü Erbaş)

Cehalet bitti şükür!

Bilgiyle bilgisizlik arasındaki o anlamsız ayrım kalktı!

Artık herkes her şeyi biliyor.

Artık herkes kendini şehvetle seviyor.

Kaldıysa bir huzursuzluk, o da bilmeyenlerin bilenleri küçümsemesinden başka bir şey değil!

Herkes bilgi zehirlenmesinden ölecek!

İki söz arasında kir-çapak, aksırık-tıksırık, toz-pas gibi sesler duyulsa da, herkesin siyasetten iklime, aşktan ölüme, hukuktan petrole, karıncalardan kutuplara?

büyük düşünceleri var!

Hatta şiir, müzik, resim?

bilmek ne, hepsine kendi yüksek seviyelerinden sözler, sesler, renkler ekliyorlar.

Öyle yüce gönüllü ki herkes, kimse dehasını esirgemiyor.

Özel gazeteleri, televizyonları, sayfaları var! En az bir milyon fotoğrafını görmedikleri kimseyi önemsemiyorlar!

Bazıları ?bu bir pornografi? dese de, onlara göre bu içtenlik.

Hatta eşitlik. Dürüstlük.

Belki biraz yalnızlıktan söz edilebilir ama dünyanın kendilerinden yapıldığını hemen görüyorlar.

Yedi milyar yalnızlık olur mu hiç?..

Şükür cehalet bitti!

Kimse okumuyor, herkes yazıyor. Kimse öğrenmiyor, herkes biliyor.

Kimse susmuyor, herkes konuşuyor. Kimse çekilmiyor, herkes ortada.

Kimse kederlenmiyor, herkes şenlik.

Kimse yere bakmıyor, herkes gökyüzü. Kimse sevmiyor, herkes arzu ediyor.

Kimse gözyaşı değil, herkes küfür. Kimse eşik değil, herkes ufukların ötesi.

Kimse gölge değil, herkes ışık.

Tevazu bitti. İncelik bitti. Hatıra bitti. Gönül bitti. Şarkı bitti.

Bir aynalar pazarı ki, yaşıyoruz işte?

29 Ağustos 2020 23:05

Metallurgist
Başbakan Müsteşarı

28.08.2020

Bütün Kapılardan Geri Döndü ( Şükrü Erbaş)

Yağmurlarda yürümenin ustasıydı oysa

Yaprakların dört mevsimde aldığı biçimlerin

Sorsalardı bulutların o sonsuz akışını

Gökyüzü nasıl büyür uykusuz gecelerde

En iyi yanıtı alırlardı elbette.

Ustasıydı küçük ayrıntılardan

Büyük öyküler çıkarmanın.

Bir duvar dibinde başı elleri arasında

Dudaklarını yiyen bir adamın

Çok iyi bilirdi göz çukurlarındaki gölü.

Herkesin kocaman bir ağız kesildiği

O açlık saatlerinde silinip gitmek?

Bunca bolluk içinde evlerdeki darlığın

Sürmesi sokaklarda adım adım

Söylerdi sorsalardı yalansız ve ezik.

Bol kravat ütülü pantolon kaypak gülüş

Küçücük bir paketi dişlerinde taşıyarak

Bir binadan çıkmak yüz bin kişiyle bir

Ne müthiş ayrıcalıktır, söylerdi

Park bekçilerinin bile bıktığı biri olarak.

Ve ayakları altında binlerce bıçak

Bastıkça en ince yerlerine batarak

Döndü bütün kapılardan uzun boyları kırık?

Kim bilir neler derdi açsaydı ağzını

Işıklı vitrinler önünde susan biri olarak

Toplam 1027 mesaj
«40414243444546474849505152