Editörler : yaralı-bir-öykü
«67891011121314151617»
21 Kasım 2018 23:38

Metallurgist
Müsteşar

Güz (Nevzat Çelik)

sarı yaprakları ağaçların

kanatları kırık bir kuş gibi düşüyor

ta buradan duyuluyor gürültüsü

kalbimde dehşetli bir keder üşüyor

kuru yaprakları ağaçların

kanatları kırık bir kuş gibi düşüyor

içerde vakitsiz basıyor keder

gözlerimi kapatıp seni düşündüm

seni su başında bir karaca gibi

en güzel yüzünü verirken suya

bir tüfeğin aynasında gördüm

tam altı bahar altı koca kış

kesik bir dal gibi titredim kıyasıya

bir tüfeğin aynasında gördüm seni

en güzel yüzünü verirken suya

içerde vakitsiz basıyor keder

yasak bir kitap gibi yakılmayıp bu güz de

sensizliğe mahkum edilirsem eğer

hasretin beni duman edecek

içimde seni sevmek telaşı

alıp başını gidecek

alıp başını gidecek seni sevmek telaşı

her kuleden uzanıp açıp her mazgalı

karanlık bir kuyu gibi bakacak düşman gözü

ve ben duyarak hissederek bu gözü

yasak bir ıslık kıvırıp dudaklarımın ucuna

delip de geçemezsem gözü

kırlangıçlar uykumu basacak

gözlerime vuracak

kanatlarında uçurdukları ayın

çıplak ve ölü yüzü

kırlangıçlar uykumu basacak

gözlerim deli deli bakacak

üçe beşe çıkacak nöbetçi sayısı

yasak bir ıslık dudaklarımı yakacak

felaketim olacak

felaketim olacak biliyorum

bu vakitli vakitsiz bastıran keder

bu kalbime sürtünen cehennem telaşı

voltamın ucunda savrulan bu sapsarı hüzün

bu senin tüfeklerin menziline düşen güzelim yüzün

ülkemin yüzü kentlerin dağların yüzü

bu işkence bu ayrılık bu zulüm

sonra bu diz boyu yaprak ölüsü

göçüp giden bu kuşlar..

ağlamak ayıp değil işin kötüsü

alaca bulaca yürüyor üstüme bulut

gözlerime değerse duramam

sevgilim sevgilim ellerimi tut

22 Kasım 2018 15:51

meçhul.34
Kapalı

Şöyle bir baktım da ;

Sevişmek için seven adamlarla

Sevilmek için sevişmek zorunda kalan kadınlar bahsediyor aşktan.!

Siz !

Onurunu heveslerine heba etmeyenler !

Evet siz ;

Gurur duyun yalnızlığınızdan.!

22 Kasım 2018 23:29

Metallurgist
Müsteşar

Yeniden Doğuş (Füruğ Ferruhzad)

tüm varlığım benim, karanlık bir ayettir

seni, kendinde tekrarlayarak

çiçeklenmenin ve yeşermenin sonsuz seherine götürecek.

ben bu ayette seni ah çektim, ah

ben bu ayette seni

ağaca ve suya ve ateşe aşıladım!

yaşam belki

uzun bir caddedir, her gün filesiyle bir kadının geçtiği,

yaşam belki

bir urgandır, bir adamın daldan kendini astığı,

yaşam belki okuldan dönen bir çocuktur,

yaşam belki, iki sevişme arası rehavetinde yakılan bir sigaradır,

ya da birinin şaşkınca yoldan geçişi,

şapkasını kaldırarak,

başka bir yoldan geçene anlamsız gülümsemeyle "günaydın" diyen.

yaşam belki de o tıkalı andır,

benim bakışımın senin buğulu gözlerinde kendini paramparça yıktığı

ve bir duyumsama var bunda

benim ay ve karanlığın algısıyla birleştireceğim.

yalnızlık boyutlarındaki bir odada,

aşk boyutlarındaki yüreğim,

kendi mutluluğunun sade bahanelerini seyreder,

saksıda çiçeklerin güzelim yok oluşunu

ve senin bahçemize diktiğin fidanı

ve bir pencere boyutlarında öten

kanarya ötüşlerini.

ah..

budur benim payıma düşen,

budur benim payıma düşen,

benim payıma düşen,

bir perde asılmasının benden aldığı gökyüzüdür,

benim payıma düşen, terk edilmiş merdivenlerden inmektir

ve ulaşmaktır bir şeylere çürüyüşte ve gurbette,

benim payıma düşen anılar bahçesinde hüzünlü gezintidir.

ve "ellerini seviyorum" diyen

sesin hüznünde ölmektir..

ellerimi bahçeye dikiyorum,

yeşereceğim, biliyorum, biliyorum, biliyorum

ve kırlangıçlar mürekkepli parmaklarımın çukurunda

yumurtlayacaklardır..

küpeler takacağım kulaklarıma

ikiz iki kızıl kirazdan

ve tırnaklarımı papatya çiçekyaprağıyla süsleyeceğim.

bir sokak var orada,

aynı karışık saçları, ince boyunları ve sıska bacaklarıyla

küçük bir kızın masum gülüşlerini düşünüyorlar

bir gece

rüzgarın alıp götürdüğü.

bir sokak var benim yüreğimin

çocukluk mahallesinden çaldığı,

zaman çizgisinde bir oylumun yolculuğu

ve bir oylumla gebe bırakmak zamanın kuru çizgisini

bilinçli bir imgenin oylumu

aynanın konukluğundan dönen.

ve böylecedir,

birisi ölür

ve birisi yaşar.

hiçbir avcı,

çukura dökülen hor bir arkta inci avlamayacaktır.

ben hüzünlü küçük bir periyi biliyorum

okyanusta yaşayan

ve yüreğini tahta bir kavalda

usul usul çalan

küçük hüzünlü bir peri

geceleri bir öpücükle ölen

ve sabahları bir öpücükle yeniden doğacak olan

23 Kasım 2018 23:34

Metallurgist
Müsteşar

Bir Yıldız (Murathan Mungan)

Bir yıldızdık gökyüzünde

parlamaya çalışan kenar evren çocuklarıydık.

kardeşlerim kadar sevdim seni.

Barış kadar Fırat kadar sevdim.

terk edildik evrenin her galaksisinde.

parlamaya çalışan birer yıldızdık

kardeşlerim ve ben dağıldık evrenin kimsesizliğine

biliyordum yine de biliyordum

kimse gelmeyecekti

kimse olmayacaktı

uzay boşluğuydu gözlerimizde.

evren bir varoştur sevgilim

Barış bir boşluktur gözlerimde.

Fırat suyu kan akar

terkeden babam kadar

Fırat suyu kan akar.

Yüreğimde sevda gibi aşk gibi

bir sızı akar.

şimdi sevdikçe

evrenin sonsuzluğu dağılır gözlerime.

evrenin sonsuzluğu gözlerinde.

sevdikçe bir yıldızdım gökyüzünde.

kimse tanımayacak

kimse bilmeyecek

ve bu şiir de

yine başkalarının sanılacak

kimse bilmeyecek seni, beni

kimse bilmeyecek.

24 Kasım 2018 01:53

alp_han58
Şube Müdürü

Sevgilim desede bal dudakların

Gönlünde sevdayı sezemiyorum

Ok kirpik üstünde hilal kaşların

Kara gözlerini süzemiyorum

Ne yapsam kurtulsam ben bu sevdadan

Çare olur mu ki göçsem diyardan

Zindana atsalar bu zalim yardan

Kendimden geçtim de geçemiyorum

Karakışa döndü yazım baharım

Sarardı fidanım, yeşilim, alım

Bilemem kimlerden hesap sorarım

Doğruyu yanlışı seçemiyorum

Aldandın cahilin tatlı sözüne

Melek mi göründü şeytan gözüne

Alları sürüpte masum yüzüne

Yarinden vazgeçtin diyemiyorum

Zihnimde bin türlü duygu düşünce

Sözler tükenmiyor aşka gelince

Artık hep karanlık gündüz ve gece

Rabbimden seni dilemiyorum

26 Kasım 2018 11:53

Metallurgist
Müsteşar

24.11.2018

Bir Gece (Özdemir Asaf)

gecede bir uyku,

uykunun içinde ben...

uyuyorum,

uykudayım,

yanımda sen

uykunun içinde bir rüya,

rüyamda bir gece,

gecede ben...

bir yere gidiyorum,

delicesine...

aklımda sen.

ben seni seviyorum,

gizlice...

el pençe duruyorum,

yüzüne bakıyorum,

söylemeden tek hece.

seni yitiriyorum,

çok karanlık bir anda...

birden uyanıyorum,

bakıyorum aydınlık;

uyuyorsun yanımda,

güzelce...

26 Kasım 2018 12:04

Metallurgist
Müsteşar

25.11.2018

Kıyamadığım (Sabahattin Ali)

Hey bir zaman bakıp bakıp

Seyrine doyamadığım!

Şimdi gurbette bırakıp

Sesini duyamadığım!

Evde kapanıp kaldın mı?

Seyrana çıkıp güldün mü?

Başkalarının oldun mu?

"Benimsin!" diyemediğim!

Akıtıp gözüm yaşını

Hatırlarım gülüşünü;

Kıvırcık saçlı başını

Göğsüme koyamadiğım!

Dik yamaçların selisin,

Sen benden daha delisin,

Şimdi kimlerin kulusun?

Başını eğemediğim!

Nasıl vurgunum bilirdin,

Niçin benden yüz çevirdin?

Kimlerin koynuna girdin?

Öpmeğe kıyamadığım!

26 Kasım 2018 12:12

Metallurgist
Müsteşar

İstanbul (Vedat Türkali)

Salkım salkım tan yelleri estiğinde

Mavi patiskaları yırtan gemilerinle

Uzaktan seni düşünürüm İstanbul

Binbir direkli Halicinde akşam

Adalarında bahar

Süleymaniyende güneş

Hey sen güzelsin kavgamızın şehri

Ve uzaklardan seni düşündüğüm bugünlerde

Bakışlarımda akşam karanlığın

Kulaklarımda sesin İstanbul

Ve uzaklardan

Ve uzaklardan seni düşündüğüm bugünlerde

Sen şimdi haramilerin elindesin İstanbul

Plajlarında karaborsacılar

Yağlı gövdelerini kuma sermiştir.

Kürtajlı genç kızlar cilve yapar karşılarında

Balıkpazarında depoya kaçırılan fasulyanın

Meyvesini birlikte devşirirler

Sen şimdi haramilerin elindesin İstanbul

Et tereyağı şeker

Padişahın üç oğludur kenar mahallelerinde

Yumurta masalıyla büyütülür çocukların

Hürriyet yok

Ekmek yok

Hak yok

Kolların ardından bağlandı

Kesildi yolbaşların

Haramilerin gayrısına yaşamak yok

Almış dizginleri eline

Bir avuç vurguncu müteahhit toprak ağası

Onların kemik yalayan dostları

Onların sazı cazı villası doktoru dişçisi

Ve sen esnaf sen söyle sen memur sen entellektüel

Ve sen

Ve sen haktan bahseden Ortaköyün Cibalinin işçisi

Seni öldürürler

Seni sürerler

Buhranlar senin sırtından geçiştirilir

İpek şiltelerin istakozların

ve ahmak selameti için

Hakkında idam hükümleri verilir

Haktan bahseden namuslu insanları

Yağmurlu bir mart akşamı topladılar

Karanlık mahzenlerinde şehrin

Cellatlara gün doğdu

Kardeşlerin acısıyla yanan bir çift gözün vardır

Bir kalem yazın vardır

Dudaklarını yakan bir çift sözün vardır

Söylenmez

Haramiler kesmiş sokak başlarını

Polisin kırbacı celladın ipi spikerin çenesi baskı makinesi

Haramilerin elinde

Ve mahzenlerinde insanlar bekler

Gönüllerinde kavga gönüllerinde zafer

Bebeklerin hasreti içlerinde gömülü

Can yoldaşlar saklıdır mahzenlerinde

Boşuna çekilmedi bunca acılar İstanbul

Bulutların ardında damla damla sesler

Gülen çehreleri ve cesaretleriyle

Arkadaşlar çıktı karşıma

Dindi şakalarımın ağrısı

Bir kadın yoldaş tanırdım

Bir kardeş karısı

Hasta ciğerlerini taşıdığı çelimsiz kemikli omuzları

Ve hüzünlü çehresiyle bebelerini seyrederdi

Cellatlara emir verildiği gün haramilerin sarayında

Gebeliğin dokuzuncu ayında

Aç kurtların varoşlara saldırdığı

Tipili bir gece yarısı

Sırtında çok uzak bir köyden indirdi

Otuzbeş kiloluk sırrımızı

Zafer kanlı zafer kıpkırmızı

Boşuna çekilmedi bunca acılar İstanbul

Bekle bizi

Büyük ve sakin Süleymaniyenle bekle

Parklarınla köprülerinle kulelerinle meydanlarınla

Mavi denizlerine yaslanmış

Beyaz tahta masalı kahvelerinle bekle

Ve bir kuruşa Yenihayat satan

Tophanenin karanlık sokaklarında

Koyunkoyuna yatan

Kirli çocuklarınla bekle bizi

Bekle zafer şarkılarıyla caddelerinden geçişimizi

Bekle dinamiti tarihin

Bekle yumruklarımız

Haramilerin saltanıtını yıksın

Bekle o günler gelsin İstanbul bekle

Sen bize layıksın

26 Kasım 2018 12:55

Reshalove
Kapalı

Ah Roza...

Benim aşkım uymaz öyle her saza...

27 Kasım 2018 09:25

meçhul.34
Kapalı

Bir Yanım Gözlerin Bir Yanım Cennet Dediğim,

Ve O Gülüşlerin Alıp

Götürüyor Beni,

Yaralarımın En Derin Yerindeki Tüm Acılarına,

Ama Ben Yine

Unutamadım Adını.

27 Kasım 2018 09:39

Reshalove
Kapalı

Hadi git, benden sana dilediğince izin

Öyle bir uzaklaş ki karda kalmasın izin

27 Kasım 2018 09:43

HulyaaaDeniz
Genel Müdür

Tek Hece

Var mı beni içinizde tanıyan

Yaşanmadan çözülmeyen sır benim

Kalmasa da şöhretimi duymayan

Kimliğimi tarif etmek zor benim

Bülbül benim lisanımla ötüştü

Bir gül için can evinden tutuştu

Yüreğine Toroslar? dan çığ düştü

Yangınımı söndürmedi kar benim

27 Kasım 2018 22:20

Metallurgist
Müsteşar

Hep Seni Sevdim (Ahmet Ada)

Hep seni sevdim

Yaz kendini anlatırken yaprak yaprak

Günler ne çabuk akıp geçti sevgilim

Yüzyıllar geçti sanki aradan

Yollar yollar boyunca yan yana

Hangi yokuşu çıktıysam seninle

Kuşlar uçuştular saçlarından

Hep seni sevdim, silinmez izi

Sevimli şaşkınlıklarımın o yazdan

Kır kahveleri kuş sürüleri sonra

Konuşmadan oturduğumuz masa iskemle

Demli çay, demli çayın buğusu

O yaz daha mutluydu seninle

Senin mavi miydi ya kalbinin sesi

Bir saat gibi işlerken kendiliğinden

Yine buluştu gözlerimiz sevgiler üreten

O yaz seni ne çok sevdiğimi

Öğrendim bir akarsuyun sessizliğinden

Bulutlardan bulutlara çıkardım o yaz

Çiçekler suladım her günbatımı

Çocuklarla konuştum hüznü unutturan

Yalansız hilesiz sevdim seni

Çiçekler çocuklar ezgiler içinde

28 Kasım 2018 12:51

meçhul.34
Kapalı

Öyle büyük şeylerde gözüm yok hiç...

Tadında sımsıkı sarılışlar,

Ruhumuza dokunan şarkılar ..

Maskelerden arınmış yüzler, sımsıcak kahkahalar..

Gün doğumları ..

Hepsi bu...

28 Kasım 2018 22:30

Metallurgist
Müsteşar

Sevgili Arkadaşım (Süreyya Berfe)

1.

Gözlerinin rengi gibi

Yüreğinin rengi gibi

Saçların da kendi renginde

Ama ben, ellerini gördüm önce

Toplayan, düzelten, onaran ellerini

Dokunduğuna soluk aldıran

Telâşlı, usta, sevecen ellerini

Geç anladım ve inandım

Her gün daha çok inanıyorum

Ellerin, güzel işlerin karıncası

Ellerin, ellerden bıkmış ellerime sığınak

2.

Yüzünün rengi gibi

Dudaklarının rengi gibi

Saçların da kendi renginde

Ama ben, özverini gördüm önce

İçinden çavlan gibi dökülen özverini

Hep koşan, yürümeyi bilmeyen

Hesapsız, gücendirmeyen, saydam özverini

Neye uzansa dirilten

Susan, hüzünlenen, sıcak özverini

Geç anladım ve inandım

Gün gün daha çok inanıyorum

Özverin, güzel işlerin arısı

Özverin, sözcüklerden yılmış kafama barınak

3.

Derinin rengi gibi

Sesinin rengi gibi

Saçların da kendi renginde

Ama ben, seni gördüm önce

Gülen, yaşayan, bilen seni

Körpe bir söğüt dalı gibi çırpınan

Durduğu yere can veren

Gönüllü, duyan, seven seni

Geç anladım ve inandım

Şimdi daha çok inanıyorum

Sen, hayatın ablası

Saf olan her şeyin mayası

Sen, eşyalardan usanmış kalbime dayanak

4.

Sevgili arkadaşım benim

Sana "sevgili arkadaşım" diyorum

Budur, bizim anladığımız sevdanın tanımı

İşte sana bir aşk şiiri

İçinde "sevgilim" sözcüğü geçmiyorsa

Suçun yarısı senin

Çünkü, ben de bize yaraşanların sözcüğünü değil

Kendisini seviyorum senin gibi

29 Kasım 2018 12:02

Metallurgist
Müsteşar

Hıçkırıklar (Nurullah Genç)

Saatler bitmiyor yapayalnızım

Gülmek istiyorum,gülemiyorum

Sensiz olmak mıdır hep alınyazım

Bilmek istiyorum,bilemiyorum.

Esirgedin nazlı,hilal kaşını

Harap ettin çiçek kokan başını

Yüreğime akan gözüm yaşını

Silmek istiyorum,silemiyorum.

Sanki her şey efsaneydi,masaldı

Ayrılık ruhumu elimden aldı

Gözlerim yollara takılıp kaldı

Gelmek istiyorum,gelemiyorum.

Göğüs germek için acılarıma

Titreyişlerime,sancılarıma

Seni bir kez olsun avuçlarıma

Almak istiyorum,alamıyorum.

Saçılan bir köpük olmak dilinde

Boğulmak saçının ince telinde

Sır gibi sonsuza değin kalbinde

Kalmak istiyorum,kalamıyorum.

Unutuyor beni sırlı gözlerin

İçimde bir yara işliyor derin

Kulakların,dudakların,ellerin

Olmak istiyorum,olamıyorum.

Bölerek uykunu rüyalarına

O kucak dolusu hülyalarına

Gece gündüz uçup aynalarına

Konmak istiyorum,konamıyorum.

Deli gibi aşık olsa da güle

Kim acır çöllerde öten bülbüle

Bir gün alev alev yanıp da küle

Dönmek istiyorum,dönemiyorum.

Hıçkıra hıçkıra ağlamaktansa

Başına karalar bağlamaktansa

Bu yüreği her gün dağlamaktansa

Ölmek istiyorum ölemiyorum

30 Kasım 2018 10:07

meçhul.34
Kapalı

Her şiir sarmaz beni

İçinde hakikat olacak

Edep olacak, yürek olacak..

30 Kasım 2018 23:55

Metallurgist
Müsteşar

Yalnızlık (Yavuz Bülent Bakiler)

Bir garip kimseydin bu şehirde,

Sevmezdin her akşam içenleri,

Ve kimse bilmezdi o zamanlar

Düğüm düğüm aklından geçenleri

Bir esmer kız severdin,

Şiirler gibi,minyatürler gibi ince.

İçin içine sığmazdı,konuşamazdın

Çıkıp yanına gelince.

Efkarını dağıtmıyor her gece,

Ard arda içtiğin sigara

Ve başıboş akan ırmaklar gibi,

Dalıp dalıp gidiyorsun yollara.

Bütün sevdiklerin terkedip gitti,

Yapayalnız kaldın artık.

Dokunsalar ağlarsın çocuklar gibi,

Büyüdü gözlerinde yalnızlık.

Biliyorum,böyle değildin önceleri,

Türküler söylerdin sıcak.

Şimdi bir bekar evin var karanlık

Bir odan var ağlayacak.

01 Aralık 2018 23:10

Metallurgist
Müsteşar

Hüzün Mevsimi (Arkadaş Zekai Özger)

Gece

bir tabut gibi çöker omuzlarıma

bir ölünün iç çekmesi olur rüzgar

hüzünle düşünürüm uzaktaki bir evi

yıldızlar sayılmaz: hasret uzakta

hasreti bir ben bilirim

bir de gecenin gözlerindeki baykuş

baykuş kötü kuş baykuş çirkin kuş

onu hüznümle güzelleştiririm. hüznümle

süsler. bir damın üstüne oturturum

süsler. Damımın üstüne oturturum

-sizi hiç bu kadar yakından görmedimdi

yıldızlar sayılmaz: hasret uzakta

abimin acıyla yontulmuş yüzü

yaşlı bir güvercin gibi düşer avuçlarıma

dağılır ses olur acısı

ezberlediğim bir öğüdü yineler bana

-çocuğum üşütme yüreğini

şimdi hüzün mevsimidir bütün şiirleri gezen

ben doğma büyüme evciyim göç benim harcım değil

hasret bana çabuk dokunur yalnızken karanlıktan

korkarım

mesela mevsim kışsa yağmur yağıyorsa

mesela annem de yoksa yanımda

mesela, şimşek de çakıyorsa ben çok korkarım ağlarım

-ana bana kurşun dök. dua oku. üfle ana

ana ben daha çok küçüğüm. bana ninni söyle ana

yalnızım. bunu hep söylüyorum

yalnızım. bunu hep söylüyorum

geceyi çarmıha geriyorum kimseler tapmıyor

hüznümü ölçeğe vuruyorum yüreğine sığmıyor

her şey ne kadar olabilir meraklanıyorum

yüzüme dokundukça tırnaklarım kanıyor

yalnızlığımı hüznümle yoğuran gece

öyle basitsin ki sen bütün şiirlerin içinde

biliyorum. biliyorum bunu da biliyorum

gökteki yıldızlar kadar dizeler yazılsa da

kendime kendimden başka kendim yok

ne utancımı kuşanan bir sevgi

ne çirkinliğimi öpen bir kız

yalnızlığımdan yalnızlığım yalnız

-ana bana bir hal oldu. hep böyle titriyorum

ana çok üşüyorum, ıhlamur ısıt bana

yıldızlar sayılmaz: hasret uzakta

ben sevgiye hasretim, sevgi uzakta

ey insanlar

ey gecede unutulmuşluğumun yargıçları

iğrenerek öpüyorum parmaklarınızı

iğrenerek. hepinizi kucaklıyorum ilkin

ağzınızı dudaklarınızı dişlerinizi öpüyorum

bilmiyorsunuz. ben kendimi öpüyorum

cinsel bir çiftleşmedir çarşaflar

ıslak bir gece en fazla kendini çoğaltır

bir solucan vücuduna yeni bir halka ekler

döllenir acı. sevişme daha da erselikleşir

-hü'yü tanıdım size anlatmalıyım bir gün

size bir gün mutlaka hü'yü anlatmalıyım

geceyse

tükenmişse güneşin güçlülüğü

gök gözlerinin buğusunu yansıtır

senin acın acıların ölümüne gebedir

korkma yavrum

ne gece ne geceler senin

suçsuz mızıkçılığını küçültemez

bir çirkini öpmek için uzattığın yüreğini

güzelleşip bir sevginin göğsüne yatmak biraz

biraz yorgun biraz korkak bir insan sevmek biraz

dayayıp sırtını gecenin duvarına

bir ölünün ağzını dudağını öpmek biraz

yıldızlar sayılmaz: hasret uzakta

ben sevgiye hasretim, sevgi uzakta

ey kanımda tefler çalan mevsimle gelen

sesimi çakallarla boğan gece

hüznüme vur acımı soy

beni de kuşat

boris karlof kadar masum yüzümü

karanlığınla frenkeştaynla

çünkü artık büyütmeliyim içimde nefreti

kalbim ki yıllardır iyiliğe abone

nerde bir insan görse

bırakır sevgi kuşlarını

çünkü o bağışlar yargıçlarını

kendi yasalarını kuramıyan yargıçlarını

ey gecede unutulmuşluğumun suçluları

ey yanlışlığımın yanlış yargılayıcıları

suçum: nefreti öksüz bırakmak

savunmam: sevgimi yüceltmek içindir

sakalım yok biliyorum ama kötü değilim

büyükleri sayarım küçükleri severim

çocukları incitmeden severim. kadını öpmesini

bilirim

sizi de sizi de öpmesini bilirim

-ana ben çok yalnızım. benim başka sevgim yok

içimde utanç çiçeği gibi büyüyor hü

kural tanımayan sevgim benim

aykırım fizikötem doğaüstüm yanlışlığım

aşkım. sevgili yanılgım benim başyargıcım

nefretim nefretim nerdesin

kalbim

bir gün elbette sana hükmedeceğim

elbet geçer bu hüzün mevsimi

bir baykuş bir serçeyle arkadaş olduğu gün

o gün size sevinci de anlatıcam

bir solucan bir leylekle çiftleştiği gün

o gün bahar mevsimidir size aşkı anlatacağım

ve bir gün elbette yıldızları sayacağım

-gelin kucaklayın beni. yıldızları sayamıyorum

02 Aralık 2018 23:06

Metallurgist
Müsteşar

Seni Sensiz Yaşamak (Serdar Tuncer)

Mendiline aşk düşer kar bakışlı dağlarda

Gözlerinde buz yanar dilenciler şahının

Ceylanlar su başında susuzluktan ağlar da

Anlarsın türküsünü bir ömürlük ahımın

Mendiline aşk düşer kar bakışlı dağlarda

Elinden seni içmek avare bir yıldızın

Uyutmak uykuları kör geceler boyunca

İki büklüm dururken başucunda sonsuzun

Kapanmak secdelere geldiğini duyunca

Rakseder dudağında bedensiz kelebekler

Aşk değil mi cevabı çıldırtan bilmecenin

Bir sen kaldı geride, o hala seni bekler

Özlemiyle güneş ağlar döneceğin gecenin

Raks eder dudağında bedensiz kelebekler

Zamansız vurgun yürür kuşların kanadına

Ay ışığı gülemez, kapanırsa kapılar

Dalgalanan ben olurum, denizlerin adına

Sende bir rüzgar eser, beni virane kılar

Zamansız vurgun yürür kuşların kanadına

Utanır kaldırımlar gözlerimin renginden

Yürüdüğüm boşlukta gölgem hatıra kalır

Bir an gelirki kalbim firar eder kalbinden

Güneş karanlığa kızar, gökyüzünden usanır

Utanır kaldırımlar gözlerimin renginden

Kardan adam öpmez ki çöllerin dudağını

Deliler sultanıyım, hüzne diyet ödeyen

Gökler niye yazmamış gözlerinin çağını

Aşkı nerden bilecek bir kerecik ölmeyen

Kardan adam öpmez ki çöllerin dudağını

Toplam 397 mesaj
«67891011121314151617»
 
ANKET
23 Haziran 2019 İstanbul BBB seçim sonuçlarını nasıl buldunuz?