Editörler : yaralı-bir-öykü
«19202122232425262728293031
07 Ocak 2020 23:44

Metallurgist
Müsteşar

Amenna (Hasan Hüseyin Korkmazgil)

Yaşayanlar bir gün ölür elbette

Ağaçlarla, balıklarla

Kuşlarla ben amenna

Ağlayanlar bir gün güler elbette

Uyanmakla, anlamakla

Bilmekle ben amenna

Kısa çöp uzun çöpten hakkını alır elbette

Direnmekle, kurtulmakla

Barışla ben amenna

Öyle bir yerdeyim ki

Ne karanfil, ne kurbağa

Öyle bir yerdeyim ki

Bir yanım mavi yosun

Dalgalanır sularda

Bir yanım çocuk parkı çığlık çığlığa

Öyle bir yerdeyim ki

Anam gider Allah Allah

Dölüm düşmüş sokağa

Dostum dostum güzel dostum

Bu ne beter çizgidir bu

Bu ne çıldırtan denge

Yaprak döker bir yanımız

Bir yanımız bahar bahçe

08 Ocak 2020 23:38

Metallurgist
Müsteşar

Uzak Kaderler İçin (Turgut Uyar)

Birgün, bir yağmurla garip garip

-Çoluğu çocuğu terk edeceğim.-

Bir sevgiyle doymayacak kalbim, anladım

Alıp başımı gideceğim.

Asır yirminci asırdır, amenna

Bir yanımda sevgilerim, bir yanımda sancım

Neon lambaları büsbütün karartır gecemizi

Uzaklar daha uzaklaşır

Bir define çıkarır gibi kayalardan, Ademden beri

Sımsıcak sevgilere muhtacım.

Bir gün alıp başımı gideceğim

-Yıldızlar ışısın, yollar üşüsün, yollar-

Belimi bir ılık şal sarsın, mavi

Hüzünlü bir serencamın ardından, şarkısız

Rüyalarım unutulmuş bir handa pes desin

Görmüş geçirmiş bir çift duygulu dudak karşısında.

Kendi kendine çekilmez oluyor ömrüm

Her insanın ayrı ayrı yaşayabilsem kaderinde

Diyarı gurbette kanlı bir aşk

Bahtsız bir çocukluk uzak köylerin birinde

En uzak beyazlar,

En yakın ikindilerde, duygulu

Ve bir sahil meyhanesinde bir akşam

İçip içip ağlasam...

Nasıl kısa kesmeli bilmiyorum?

Herkesin derdinden pay isterken.

Uzak kaderlerin suları çağlar simdi

Yıldızlar dökülür sonsuza içimizden.

Birgün, bir parkta otururken, biliyorum

Bir el yağmurla dokunacak omuzuma

Bir çift göz, bir davet, bir kalp

Çoluğu çocuğu terk edeceğim.

Yapraklar dökülecek, çiçekler solacak

Bir sonbahar, bir sabah ve bir yağmur olacak

Toprak ve insan kokularıyla,

Uğultulu bir sarhoşluk içinde, yıllar için

Başımı alıp gideceğim.

09 Ocak 2020 22:46

Metallurgist
Müsteşar

Şehir Akşam ve Sen (Nazım Hikmet)

Koynumda çırılçıplaksınız

Şehir, akşam ve sen

Aydınlıgınız yüzüme vuruyor

Bir de saçlarınızın kokusu.

Bu çarpan yürek kimin

Sesleri soluklarımızın üstünde küt küt atan

Senin mi şehrin mi akşamın mı yoksa benimkisi mi?

Akşam nerde bitiyor nerde başlıyor şehir

Şehir nerde bitiyor sen nerde başlıyorsun

Ben nerde bitip nerde başlıyorum?

10 Ocak 2020 22:28

Metallurgist
Müsteşar

Bugün Cuma (Cahit Sıtkı Tarancı)

Bugün cuma;

Büyükannemi hatırlıyorum,

Dolayısıyla çocukluğumu,

Uzun olaydı o günler!

Yere düşen ekmek parçasını

Öpüp başıma götürdüğüm günler!

O zaman inandığım gibi,

Sahiden bir öbür dünya varsa eğer,

Orada da cumaysa bugün,

Başında bulutlardan beyaz örtüsü,

Büyükannem namaz kılmaktadır,

Namahrem eli değmez seccadesinde;

Mekkei Mükerremeden getirilmiş.

Dilerim duasında unutmasın beni;

Günahkar olduğumu hatırlayarak

11 Ocak 2020 23:19

Metallurgist
Müsteşar

Düello (Ülkü Tamer)

yenilirsem yenilirim, ne çıkar yenilmekten?

seninle çarpışmak kişiliğimi pekiştirir benim.

ayak bileklerime kadar bu deredeyim işte,

yerin yassı taşları tabanımın altında,

alnımda birleşmekte güneşin raylarından

hışırtıyla geçen kartalların sesleri.

unuttuğum bir bitkinin yaprakları gibi

göğsüme değerse kurşunların, ne çıkar?

bilmem nişancılığı, tabanca kullanmadım;

ama karşıma alıp seni horoz düşürmek de,

seni vuramamak da yüreğimi pekiştirir benim.

ölürsem güzel bir ölü olurum,

saçlarıma yuva kurar bir anda kirpiler,

kar, örtemeye kalkışır gökkuşağını,

ve onurlu, yoksul böceklerin gazetecisi

ben gülümserken resmimi çeker

12 Ocak 2020 23:17

Metallurgist
Müsteşar

Turnam Bir Gün Bırakmayacağım (Turgut Uyar)

Güz geldi mi göçüp gidiyorsun buralardan

Mahzun kalıyor kalbim ve gözlerim..

Sen sevgileri ve yolları hatırlatıyorsun bana

Turnam, bir gün bırakmayacağım peşini,

Ömrüm oldukça ardından geleceğim..

Bir yamalı yelkenden sular damlayacak,

Veya gemici şarkıları söyleyeceğim

bir şilepte.

Merhaba rüzgar diyeceğim, merhaba maden kömürü

Verin elinizi, kahve kokulu sahillere.

Turnam, bir gün bırakmayacağım peşini,

Cümle sevgilere, tekrar buluşmak üzre, veda.

Ormanlar, deniz çiçekleri, yunuslar

Vatanım tuz biber gibi kalbimde ama

Bu sevda başka sevda..

Hiçbir zaman dertsiz kalmadı gönlüm

Bir çift gözden, bir yapraktan, bir kuştan.

Daima daha taze, daima yeni baştan

Turnam bir gün bırakmayacağım peşini,

Sen nereye, ben oraya, adım adım

İnsan sevdikçe iyileşiyor artık anladım..

Bilmem nerelere gidersin gönlünce

Hangi medar şehrine, bir akşam vakti.

Gürültülü sokaklar, evler, iri kuşlar

Çıplak kadınlar arpa döver taş havanlarda

Bir pencereden ansızın bir hazin şarkı başlar?

Bir basık meyhanedir köşedeki, kemerli

Yol boyunca keşkül uzatır sıska çocuklar.

Trahomlu ve sıtmalı bir viski içerim

Sahilde zencefil yüklü gemiler uyuklar..

Ne denmişse yalan hayat için,

İşte o, yaşandığı gibi sokaklarda.

Cümle geçmişimi aziz bileceğim

Turnam bir gün bırakmayacağım seni

Yaşamak ve sevmek için art arda,

Ömrüm oldukça peşinden geleceğim

13 Ocak 2020 23:46

Metallurgist
Müsteşar

Umuttur (Turgut Uyar)

"sen beni sevdikçe ey yar derdim artar daima"

çünkü beni sevsen de

güvenmezsin bana bilirim

ama artan her şeyle birlikte yanlışlık da artar

mesela her su gözyaşı olur

her dönem bir hazin geçiş

suya boşversem yanılsama

aya baksam bir bulut

sevgisizlikle birlikte yanlışlığın hükmü başlar

bir düşün kaç kişiyiz bildirilerde

şimdilik kaç paralığız hele akşam olunca

bunca sütsüzün kahrını çektik düşün ki

gene de soluğumuz

bir orman yangını sanılır oralarda buralarda

ezildik gerçi ama horlanamadık bunu hatırlarsın

mutlaka hatırlarsın bunu

tut ki enver bırakır tehdidini

ethem başlar

çünkü beni sevsen de bana güvenmezsin iyi bilirim

apoletim sırmasız hatta hiç yok

su içsem ağzımın kenarlarından dökerim

neyi hatırlatır benim sana uzak bir bakışım

bilirim

aslında mutsuz yaşayıp gidiyoruz

ölüme direnerek şimdilik

şimdilik alımlı bir başka mutluluklara özenerek

aşkımız ve mutfak rafları ve uçaklar üstüne korkumuz

bir yudum gelecek ve mutlu saatler üstüne korkumuz

ama birlikte biliyoruz: eğilecek bugünkü başlar

sev beni, alış bana

kimse ürkütemez bağlandığımız güzelliğin utkusunu

sev beni, bir dağ gölgesi kadar sev

şimdilik bırak musluğun sızmasını damın akmasını

bir tırnak gibi büyü domuz bir tırnak gibi

zorlayarak her bir yanı

çünkü biraz sonra umut başlar her günkü, başlar

aslında bir alıştırmadır umut

öbürlerinin azıcık nefes diye bağışladığı

-baharı beklemeye benzer-

hain ve olmayanadır çünkü

umutsuzluğu taşır yanında

oysa nasıl olsa gelecektir bahar denen tarih

önüne durulmaz mantığıyla doğanın

yeşilden olma birim

sudan gelme itmeyle

umut yoktur

kimse yoktur umut etmemeyi önleyecek

çünkü umut kaçınılmaz gelecektir

bütün gümbürtüsüyle

umut kaçınılmaz gerçektir çünkü

biri Asya'da biterken sözgelişi, Şili'de öbürkü başlar

14 Ocak 2020 23:30

Metallurgist
Müsteşar

Kalk Düğüne Gidelim (İsmet Özel)

Sarardın üzüntüden, üç gün ağladın

baktım gözlerine şıçramış halkın gözleri

incesin

bardakta bir karanfile benzemiyor inceliğin

serçeler sekmiyor hayır, dudaklarında

ham demirden bir çanakta dövülmüş otlar olur

ısınmış taşlar olur yazları geceleyin

sazlar

kanımda Çiçek Dağı'nı vurur

doldurur öylece göz yerlerimi inceliğin

Tenimde iz bırakmış kar kokusu

terli, muğlak adamların hevesleriyle

harman edilmiş tenim

sevinçler artırmışım çiçekli

ve çiçeksiz bütün dağlardan.

Sarhoşken bağrıma akıtılan yıldızlar

özümü çekip ayırmış avuntulardan.

Şimdi sana bakıyorum, kalabalık gözlerin

ağlamasan bizi utandıracak sanki dünya

Valentina Tereşkova

ve çekik gözlü kadın komandolar

çünkü üç gün beslendiler senin gözyaşlarınla.

Sen ağlarken azığımız çoğaldı

elledik halkın ağrılarını cesurca

ağlamasan

kök inatla kavramıyor toprağı

boş umutlar içinde pervasız büyüyor kir

ağlıyorsun ihanete karşı şavkıyor pıçak

bir pıçak ki sevgilim, Sürmene işidir.

Bir şehrin uzak semtleri gibi gözlerin

üzgün, kara, ayaklanmaya hazır

ben yaralar kuşanıp katılırım onlara

onlara katılırım yedek mermi ve şarkılar alarak

seni alırım sonra her bir yanım çağıldar

bir oyuna kalkarız sıkılmış yumruklarla

yazarız duvarlara fırtınalı yazılar.

Bir gün burda, bu kalktığımız yerde

kendini yaşamakla taşıran bir güneş kabarcığı

zonklayan bir atardamar olduğu anlaşılır

el tutuşmuş çocuklar ki o zaman

senin gözyaşlarını heyecanla kapışır.

15 Ocak 2020 23:30

Metallurgist
Müsteşar

Kayıp (Füruğ Ferruhzad)

bütün o çılgınlıklardan sonra ah yazık

inanasım gelmiyor, akıllanmışım

sanki "o" bende ölmüş ve ben bu yüzden

yorgun, suskun ve bomboşum

her an sorup duruyorum aynaya kederli

neyim artık, neyim gözünde

ve aynada görüyorum ki, ah

eski benden kalmamış bir gölge bile

yol aramıyorum gündüzün şehrine

kuşku yok ki bir mezarın derinliklerinde uykudayım

cevherim var fakat onu korkudan

gönlümün bataklıklarında saklamaktayım

gidiyorum... ama sormuyorum kendime

yol nerede?... menzil neresi?... amaç nedir?

öpücük veriyorum fakat kendimden habersizim

bu divane gönlümün tanrısı kimdir?

"o" bendeki adam ne olduysa ansızın

gözümde başkalaştı, değişti

sanki gece, soğuk elleriyle

takatsiz ruhumu alıp gitti.

16 Ocak 2020 23:23

Metallurgist
Müsteşar

Sevinç ve Hüzün (Özdemir Asaf)

Sevinci kapıştılar taşımayı bilmeden,

Şimdi bilen yok, nerede oturuyor.

Köyün delisi Hüzün, yalnız kaldı yollarda

Adam-adam, sınıyor, arıyor yoldaşını..

Kıskandıran özlemi, yüzünden okunuyor.

Görünüp siliniyor o günden beri.

Sevinç bir an gözlerde, dudaklarda.

Yerini sevgilisi Hüzün'e bırakıyor.

Sevinç'se, uzaklarda hep uzaklarda..

Şöyle bir görünüyor, hemencecik uçuyor.

İşte o günden beri gözlerde, dudaklarda

Hüzün, aramaktadır, yitik yavuklusunu.

O günden beri Sevinç yerinde durmaz

Ve kişiliğini ararken uzaklarda,

O günden beri kimliksiz hüzün olmaz..

17 Ocak 2020 23:08

Metallurgist
Müsteşar

Biraz Değiştim (Can Yücel)

Biraz değiştim,

Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar

Değiştim

Unutamadığım sözlerinin arasında sıkışıyorum,

Bir yanım kendimi kolluyor bir yanım seni

Ben benimle savaşıyorum,

Seninle değil

Sonucu kılıcı kuşananından belli olan bir savaşın,

ne kazanabileni ne de kaybedeniyim

Sorun değil

Elbet Alışırım

Biraz alıştım.

Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar

Alıştım!

Varlığını istemediğim tüm eksik yanları

Ve çokluğunu da, yokluğunu da istemediğim

iki arada bir derede duyguya alışıyorum

Bir yanım bırak diyor bir yanıma

Kesin değil! Henüz tanıştık

Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar

Tanıdığımı sandığım bana daha yakınım artık

Duvarlara anlatırken öğrendiklerim kendi hakkımda

Ve aynalarda ağlarken gördüklerim kendi tarafımda

Bir yanım memnun oldum diyor,

bir yanım tanıyamadım daha

Samimi değil

Bir hayli kırıldım

Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar

Canıma batan her halin felç gibi indi bedenime

Gözlerimden tut da ciğerlerime kadar kırgınım

Aslında ne sana, ne olanlara

Kendime kırgınım!..

Maziye hiç değil, âna kırgınım

Anlatamadığım, anlayamadığım masalların bana yaptıklarına

Dinlediğim şarkılarda bana seni anımsatan şarkıcılara

Beni anladığın kelimelerin bana her şeyi anlatıyor gibi geliyor oluşuna

Bir hayli kırgınım

Beni ben kırdım oysa

İyi değilim.

Galiba yoruldum

Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar

Kalbime, kalbimi kanıtlamaktan

Ve kanıtladığıma kendimi inandırmaktan

Ve dahası kocaman bir sahada tek başına koşmaktan yoruldum

Aslında ne pişmanım ne de pes ediyorum!..

Sadece beni kaybettikçe seni kaybediyorum.

Şu kalp denen, beni bana sorgulatıyor artık

Ki Seni sorgulamamasını nasıl beklerim?!..

Toprağa bakan yanım senden zaten ayrı

Sana bakan yanımsa toprakla aynı

Ne yaparsan yap, gördüğünün seni görmesini bekleyemezsin!

Gözlerim yorgun

Dudaklarım, dudaklarım hissiz

Dokunulmadan geçen yıllar bana ağır

Sarılmadan geçip giden uğurlamaların, kavuşmaları hep beklentisiz

Söyleyemediklerini söylesende şimdi

Sesine aşina yanım, onca sessizlikten sonra artık sağır!

İsteyerek değil

Çok çalıştım

Paylaştığımız hayatımızda bıraktığın onca üstü kapalı git izine

Beni yerle bir eden kendince açık olan her tepkiye

Ve bence bana tanımadığım bir adamı göstermene rağmen

Daha öncede gitmiştim

Çok çalıştım

Gitmek için, bitmek için, sana huzur vermek için

Çok çalıştım

Daha öncede gitmiştim

Kendi isteğimle

Anladım ki daha önce sevmemiştim!

Çok çalıştım inan

Değişen yanımın aslında hep aynı olduğunu göstermeye

Her defasında daha da tozlanan canımı kırmadan korumaya

Ve alışmaya kendime

Bu göz gözü görmez dumanlı halime

Çok alışmaya çalıştım hem de

Tanıştım seninle doğan yanımla da, ölen yanımla da

Birini yaşattım! Yaşatıyorum da hala

Ama diğerinin ölmesine engel olamıyorum da

Yorulmak, dinlenmekten geçmiyor

An be an çöküyor, insanın içindeki güç

Işığı sönüyor

Beyaza dönüyor rengi git gide

Hissizleşiyor

Ne yormak istedim Seni,

Nede yormak kendimi

Çok çalıştım

Gitmeye de kalmaya da

İkisi de aynı acı, ikiside rezil

Daha öncede gitmiştim

Ama böyle kalarak değil

Böyle kalarak değil

18 Ocak 2020 23:30

Metallurgist
Müsteşar

Yolculuklara Yeniden Başla (Adnan Yücel)

Güneşin kıyılara sığmayan koynunda

Yaz bitti

Herkes dönerken

Terli ve yorgun yazlıklarından

Sen yolculuklara yeniden başla

Taşlarda parçalanıp dağılan suların

Köpükleşen ezgileridir

Seni ufukların diliyle çağıran

Bırak peşinde koşmayı

Bir türlü aşılamamış coşkuların

Palmiye gülüşlü

Deniz akşamlarında kalsın şarkıların

Sen yolculuklara yeniden başla

Ey yollarını hep çığ basmış halkların

Çıplak ve sevdalı yüreği

Ufukların sözlüğünde

Rastlanmaz sınır?ın anlamına

O söz ki

Uzaklık kötürümlerini durdurur yalnızca

Şiir diye dinlediğin o masallar

O yağız atlar ve meşin kırbaçlar yalan

Sakın ha bir göçer gibi durma

Ey yüreğim yolun denizlere varınca

Başını rüzgârların sesine

Ve köpüren suların göğsüne yasla

Sakın ha düşünme

Bindiğin gemilerin hangi ülkelere gittiğini

Sen yolculuklara yeniden başla

Varsın eylül vurmuş olsun bahçeleri

Bağlar bozulmuş olsun

Yine hiç durmadan sevinçleri topla sen

Geçtiğin yerlerdeki çocuk gülüşlerinden

Her yolculuğa bir türkü yakan

Irmak boylarında konakla geceleri

Kuş seslerine dökülen

Yıldızlarla çoğalsın düşlerin

Seninle başlasın her yerde

Ve her zaman günün ilk zafer şenlikleri

Sen yolculuklara yeniden başla

19 Ocak 2020 23:13

Metallurgist
Müsteşar

Ayaküstü Aşk ( Attila İlhan)

görünmez camlara mı çarptım

dalgınlığın aynasında o akşam

bambaşka bir şehre uçacaktım

yıldız yağmurundan sırılsıklam

yalnızlığımda o kadın bekliyordu

***

yanlış bir hayalin şehrinde kaldım

sevdiği ben değilim anlatamam

o aşk bu değildi tasarladığım

büyük bir tenhalık nasıl korkmam

korkularım bir canavar doğurdu

***

bilmem n?apsam nereye kaçsam

yeşil karanlığında ağır tutsağım

gözlerinden çıkmak başlıca tasam

saçlarının zincirinde elim ayağım

kirpikleri süngü takmış bir ordu

bütün saatler bir anda durdu

20 Ocak 2020 23:44

Metallurgist
Müsteşar

Demedim Mi? (Mevlana)

Oraya gitme demedim mi sana,

seni yalnız ben tanırım demedim mi?

Demedim mi bu yokluk yurdunda hayat çeşmesi ben'im?

Bir gün kızsan bana,

alsan başını,

yüz bin yıllık yere gitsen,

dönüp kavuşacağın yer ben'im demedim mi?

Demedim mi şu görünene razı olma,

demedim mi sana yaraşır otağı kuran ben'im asıl,

onu süsleyen, bezeyen ben'im demedim mi?

Ben bir denizim demedim mi sana?

Sen bir balıksın demedim mi?

Demedim mi o kuru yerlere gitme sakın,

senin duru denizin ben'im demedim mi?

Kuşlar gibi tuzağa gitme demedim mi?

Demedim mi senin uçmanı sağlayan ben'im,

senin kolun kanadın ben'im demedim mi?

Demedim mi yolunu vururlar senin,

demedim mi soğuturlar seni.

Oysa senin ateşin ben'im,

sıcaklığın ben'im demedim mi?

Türlü şeyler derler sana demedim mi?

Kötü huylar edinirsin demedim mi?

Ölmezlik kaynağını kaybedersin demedim mi?

Yani beni kaybedersin demedim mi?

Söyle, bunları sana hep demedim mi

21 Ocak 2020 23:07

Metallurgist
Müsteşar

Geceye Aşina (Robert Frost)

ben geceye aşina biriydim.

yağmurda yürüdüm ? yağmurda döndüm.

en uzak şehir ışığına yürüdüm.

en kederli şehir yoluna doğruldum.

devriye gezen bekçiyi geçtim.

gözlerimi indirdim, açıklamak istemiyordum.

sessizce durdum ve ayak seslerimi kestim,

çok uzaktan geceyi bölen bir çığlık

gelince başka bir caddeden evler üzerinden,

ama ne geri çağırdı beni o çığlık, ne de uğurladı;

ve tuhaf bir yükseklikte daha da dingin,

ışık saçan bir saat, dikilip göğe karşı,

ne yanlış ne doğru olduğunu duyurdu vaktin.

ben geceye Aşina biriydim

22 Ocak 2020 23:34

Metallurgist
Müsteşar

Dil Budur Artık (Şükrü Erbaş)

"gönül mecnun olmuş leyla bahane"

neşet ertaş

.

sana yazdığım şiirleri

geri alamam.

inkarı da aşk

değil midir aşkın.

bir heceydi onlar

benim kalbim için

senin güzelliğine

yazıldığı zamanlar.

bu külden sonra onları

bir küfür gibi oku

heceleye heceleye tersinden.

gittiğin yere yakışan

dil budur artık

ey insanı anısıyla yıkan

şiirin bile kurtaramadığı

sıradanlık...

siyah bir yağmur.

herkesin konuştuğu.

bir baykuş avazı.

göğe bakan kuyu.

gitmek gitmek.

taştan ağır gül.

gurbete düşen ay.

şimdi adından esen üşüme...

23 Ocak 2020 23:33

Metallurgist
Müsteşar

İstek (Aleksandr Sergeyeviç Puşkin)

Ağır aksak geçiyor günlerim,

Ve her an, çoğalıyor solgun kalbimde

Tüm acıları mutsuz aşkın

Ve kaygıdan çıldırmış gibiyim.

Fakat susuyorum, mırıltım işitilmiyor;

Akıyor gözyaşlarım, onlar avuntudur bana;

Kederle kaplı ruhum,

Acı bir zevk buluyor onda.

Ey yaşam düşü! Uç git, acımam sana,

O boş görüntü karanlıkta yitip gitsin;

Aşkın acısıdır değerli olan benim için,

Öleyim ne çıkar, severken öleyim ama

24 Ocak 2020 23:24

Metallurgist
Müsteşar

Rubailer 5-6 (Nazım Hikmet)

5

Sarılıp yatmak mümkün değil bende senden kalan hayâle.

Halbuki sen orda, şehrimde gerçekten varsın etinle kemiğinle

ve balından mahrum edildiğim kırmızı ağzın, kocaman gözlerin gerçekten var

ve âsi bir su gibi teslim oluşun ve beyazlığın ki dokunamıyorum bile...

6

Öptü beni: - Bunlar, kâinat gibi gerçek dudaklardır, - dedi.

-Bu ıtır senin icâdın değil, saçlarımdan uçan bahardır, - dedi.

-İster gökyüzünde seyret, ister gözlerimde:

-körler onları görmese de, yıldızlar vardır, - dedi

25 Ocak 2020 23:44

Metallurgist
Müsteşar

Yitirdim Yüzümü (Şükrü Erbaş)

Bir yağmur mevsiminde yitirdim yüzümü

Dilimi incelikli bir sözün eşiğinde.

Yollar yapılar çarşılar boyu

Yükselen bir yalnızlığı geçerek geldim.

Düşen her damla kanıma düştü

Tenim kupkuru

Söylenen her söz biraz daha

Biraz daha büyüttü suskunluğumu...

Yüzümü bir çamur mevsiminde yitirdim

Toplam 619 mesaj
«19202122232425262728293031
 
ANKET
Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk 'Herkes üniversite okumak zorunda değil. Meslek liselerine olumsuz yaklaşmamalıyız' dedi. Katılıyor musunuz?