Editörler : yaralı-bir-öykü
«78910111213141516171819
21 Mayıs 2019 23:43

Metallurgist
Müsteşar

Öyle Günler Gördüm Ki (Sabahattin Ali)

Öyle günler gördüm ki, aydın gökler kararıp

Bahtım bir bulut gibi üstüme çöker oldu,

Her gözümü yumunca tanıdık yüzler görüp,

Hayaller alev alev beynimi yakar oldu.

Ümitsizlik, gariplik dört tarafımı sarıp

Yüzüm sırıtsa bile, içim yaş döker oldu.

Her sabah ilk ışıklar gözlerimi oyardı,

Uyanan taş duvarlar iniltimi duyardı.

Öyle günler gördüm ki, duvarlar gelir dile,

Gözumde canlanırdı eşkiya masalları.

Varlığımı sarardı, hain bir isteyişle

Görmediğim yumuşak bir düşmanın elleri

Kafada çelik gibi fikirler dursa bile

Kalplerin eksik olmaz böyle zayıf halleri:

Bazen kendi kendimin elinden kurtulurdum,

Kalbimi bir çamurda çırpınırken bulurdum.

Öyle günler gördüm ki, dost dediğim insanlar

Ben yanına varınca dudağını kıvırdı.

Bir zamanlar yanımda ağız açmayanlar

Sırtımı sıvazladı, bana öğüt savurdu.

Silahsız gördüğüne saldıran kahramanlar

En alçak tekmelerle beni yere devirdi.

Ruhum bir heykel gibi düşüp parçalanırdı.

Bu sesleri duyanlar gülüyorum sanırdı.

Öyle günler gördüm ki, tabanca sakağımda

Tasarladım aydınlık dünyayı bırakmayı

Gönlüm acıklı buldu, en ateşli çağımda

Sönük bir yıldız gibi boşluklara akmayı

Tabancanın namlusu ısındı yanağımda,

Parmağım istemedi tetiğini çekmeyi

Bir sonbahar yağmuru gibi içim ağlardı

Bir şeyler fakat beni yaşamağa bağlardı.

Ey bir tane sevgilim, ben bugün yaşıyorsam

Sanma ki hayat tatlı, insanlar hoş olmuştur,

Dağ başında bir kaya gibiyim şöyle dursam

Etrafım eskisinden daha bomboş olmuştur

Yalnız sana borçluyum bugün dünyada varsam:

Seni her andığımda gözlerim yaş olmuştur

Yaşlar ki bir ırmaktır, dertleri sürür gider,

Gözyaşları içinde seneler yürür gider.

Yok olmak isteğiyle kalbim attığı zaman,

Bana: Yaşa der gibi gülen senin yüzündü.

Dizlerim bir batakta yorgun yattığı zaman

Bacaklarıma kuvvet veren senin hızındı.

Yaşaran gözlerimde, güneş battığı zaman

Sıcak bir yuva gibi tüten senin dizindi.

Sen aklıma gelince her şey gülümserdi.

Ağaçlar şarkı söyler, rüzgar tatlı eserdi.

Ey sevgilim, bilirsin benim ne çektiğimi:

Garip başımın derdi bir yürek taşıyorum.

Anlarsın niçin uzak yerlere baktığımı:

İçinde yaşanmaz bir dünyada yaşıyorum.

Görünce gülme sakın çırpınıp aktığımı:

Ilık ve aydınlık bir denize koşuyorum.

Sen benim sevgilimsin, sevsen de, sevmesen de,

Aradığım yerlere benzeyiş buldum sende

22 Mayıs 2019 23:45

Metallurgist
Müsteşar

Bir Gece Seninle Sınırı Aştık (Enis Akın)

bir gece seninle sınırı aştık

devletin, aklın ve edebin

bir dağ ateşi başında bir gece

serserileri kırıp peygamber yaptık

elimde hançer, seninse şiirlerinden

başka birşey yoktu nefesinde.

yarın huzura çıkacaksın, sana sövecekler

aradan biri soracak: hiç mi ihanet kalmadı karnında?

yarın ağzında yedi yaşlı adamın

yedi bin yıldan kalma kandil,

yarın çağlayanları andıran sesler

konuşulacak sana.

göğsündaral,

madan hançerentutul,

madan yereboşbirçuvalgibiyığıl,

madan öncedur

bir gece sınırı aş -benimle- tın

rastgele bir kutsal kitaptan rasgele bir sayfa

açtın. insan sorarsa diye kendine:

incil meleklerin öğle yemeği midir?

kara kâğıtları al

ve mutlaka bir yerlerde sakladığın

ıslak bir kibrit de olmalı

bunun bir yerinde.

ateşe yüzünü dön,

dün şeytanlara ver kulak,

din ölümün buhurdanını yeryüzüne atmasını bekle,

din işte bunlar şairliğini ve ahmaklığını ispatlar.

bir bu gece mi seninle sanki sınırı aştım.

ölürken adamdan sayıldım

yarın bana sövecekler, kürdili hicazkar bir dille

sonra sahne aldıktan sonra sen ve ben

ölümü andıran ve arkandan aşkı adına ölmüş

olanlardan başka kimse kilmayacak baka ve şimşekler

başlamayacak ve zelzele ve 7 melek ve yeddi eminler ve ellerinde

7 borazan, bunların hiçbiri yok, hiç ve biri, yok, olmayacak.

çünkü ne şairsin ne de hançerler çektin 35 kişiye birden

yalan ne ayaklarıı şarapla yıkadığın.

sana azgın uydular,

ne şairsin her vadide şaşkın dolaşan,

ne de seni sevenlerin kötülüğü seni kötü kıldı,

insanlara yalan devrimler vaadettin

uzun yoldan geldin ya da bir an öyle sandın,

ve bir gece benimle sınırı aştın

arabistanın, coca-colanın ve aşkın.

artık tek arzun ulusunun seni iyi bilmesi

ve apaçık kürtçe bir dille.

orda, bir kölenin, bir öfkenin ve bir saz semaiinin kesiştiği yerde.

sen bir kelimesin, orda toy oğlanların bacaklarını tıraşladığı

her şeyin bir ses tonuna evrildiği

yırtılan bayrakların yaraları sarmaya yeltendiği, hayır, orada.

dünya atlasının boşluklarına yazılan şiirlerden başka,

taşla her şeyin birleştiği, o yerde, o, sende, o, saçlarında, o uzaklıkta,

ve o, yakası, rüzgârda, o, beyaz gömleğin,

de, ve, o, göğsünden, uçan, o, aksak, kelimeler, var ya.

hani kırdığımız peygamberler var, ya işte sen hecelerdesin.

ve kerbela dedikleri senin konuştukça azalan harflerin.

işte sen ne zaman bir şehri akarsularından mularından sevsen

ya da şişhane yokuşunun başında kendini suçlasan, yapma kol saatlerimiz durabilir

tabancasını çekmiş trafik polisleri, işte sen ne zaman kendini bir susuzluğa

filan kaptırsan, sıradağlardan bir ülke filan kalksan yapmaya.

arkandan yaşlı krallar ağlayabilir, eski açlıklar akla gelebilir,

alt kattan birileri bağırabilir: atlasana lan atla atla atları at.

yapmaktan yapılmıştı seninki de bir hayat.

yarın huzura çıkacaksın, söylemiştim, sana sövecekler.

ses tellerinden bir milleti millet yapan sözler almaya

ağlayacağız ve küfredilecek sana, böyle eğitilir şair.

yarın ölüm getirilecek sana,

bizi biz yapan sözleri almaya ağzından

gümüş bir tepside. hayatın belki biraz eğri duracak, ama sakın inanma,

ölmeye, yarın da mutlaka bir gün dün olacak

ama bu gece seninle sınırı mınırı aşmadık, bırak yalanı

öyle gözlerimiz ateşe zincirli.

önünde sahra çölleri senin,

benimse sırtımda yıllardan beri peşimi bırakmayan bir ürperti.

artık uyu, yarın sabah atlar uyanmadan

şişhanede bir apartman karanlığına bir borazan düşmeyecek

bütün sakinlikler yok olmayacak tangırtılarla, inan

kimse sıçrayarak, uyan, mayacak, gömleğinden başka senin

23 Mayıs 2019 23:43

Metallurgist
Müsteşar

Ölüm Gelecek ve Senin Gözlerine Bakacak (Cesare Pavese)

ölüm gelecek ve senin gözlerinle bakacak

sabahtan akşama dek, uykusuz,

sağır, eski bir pişmanlık

ya da anlamsız bir ayıp gibi

ardını bırakmayan bu ölüm.

bir boş söz, bir kesik çığlık,

bir sessizlik olacak gözlerin:

böyle görünür her sabah

yalnız senin üzerinde

kıvrımlar yansıtırken aynada.

hangi gün, ey sevgili umut,

bizler de öğreneceğiz senin

yaşam olduğunu, hiçlik olduğunu.

herkese bir bakışı var ölümün.

ölüm gelecek ve senin gözlerinle bakacak.

bir ayıba son verir gibi olacak,

belirmesini görür gibi

aynada ölü bir yüzün,

dinler gibi dudakları kapalı bir ağzı.

o derin burgaca ineceğiz sessizce

Toplam 363 mesaj
«78910111213141516171819
 
ANKET
Yeni askerlik sistemini nasıl buldunuz?