Editörler : Mehmet Balci
09 Ocak 2019 17:18   


Yüz kızartıcı suç tan cezası olan yasaklı hakların iadesi kararı aldıysa. kamu denetçiliği kurumu ka

Evet yüz kızartıcı suçtan kayıt olan memnu haklarımın iadesi kararı , Kamu denetçiliği kurumu kararı idarenin memnu hakların iadesi kararını uygulaması ve kişileri mağdur etmemesi yönün de olmuş yani idari işlemi hukuka ve hakkaniyete aykırı bulmuş üstelikte Danıştay 8. dairesi 2018 yılı kararına da bakıldığın da kişilere haksız yere mağdur edildiği ortaya çıkmakta . yani eliniz de memnu hakların iadesi kararı varsa sorun yok fakat idareler sorun çıkartıyor üstelikte hukuksuz bir şekil de

5352 sayılı Adli

Sicil Kanunu'nun "Yasaklanmış hakların geri verilmesi" başlıklı 13/A

maddesinde 5237

sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunların belli bir suçtan dolayı veya belli

bir cezaya mahkûmiyete bağladığı hak yoksunluklarının giderilebilmesi için mahkûmolunan cezanın infazından sonra üç yıl geçmiş olması ve kişinin bu süre

zarfında yeni bir suçişlememiş olması ve hayatını iyi halli olarak

sürdürdüğü hususunda mahkemede bir kanaat oluşmasıkaydıyla yasaklanmış

hakların geri verilmesi yoluna gidilebileceği düzenlemesine yer verilmiştir.Mezkûr düzenleme gereğince, belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya

mahkûmiyete bağlananhak yoksunluklarının kapsamına kamu hizmetlerine girme hakkından yoksun kalmayı içeren 657sayılı

Devlet Memurları Kanununun da dâhil olduğu hususunda bir tereddüt

bulunmamaktadır. Dolayısıyla

yasaklanmış hakların geri verilmesi müessesesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun

48?inci maddesinde öngörülen SÜRESİZ hak yoksunluğu SÜRELİ hale getirilmiş

olmaktadır.

14) Yasaklanmış

hakların geri verilmesini düzenleyen 06/12/2006 tarihli ve 5560 sayılı

Kanunun 38?inci

maddesinin gerekçesinde;

?5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü

maddesindeki

düzenlemeye göre, belli bir suçtan mahkumiyete bağlı süresiz hak yoksunluğundan

söz edilemez. İşlediği suç dolayısıyla toplumda kişiye karşı duyulan güven

sarsıldığı için suçlu kişi, özellikle güven ilişkisinin varlığını gerekli kılan

belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmaktadır. Ancak, bu hak yoksunlukları

süresiz değildir. Cezalandırılmakla

güdülen asıl amaç, işlediği suçtan dolayı kişinin etkin pişmanlık duymasını

sağlayıp tekrar topluma kazandırılması olduğuna göre, 53 üncü

maddede suça bağlı hak yoksunluklarının da belli bir süreyle sınırlandırılması

yönünde düzenleme yapılmıştır. Türk Ceza Kanununda, belli bir suçu

işlemekten dolayı cezaya mahkûmiyetin sonucu olarak ömür boyu devam edecek bir

hak yoksunluğu söz konusu olmadığı için, yasaklanmış hakların geri verilmesi

müessesesine ilişkin düzenleme yapılmamıştır.

Ancak, 5352 sayılı

Adlî Sicil Kanununun Geçici 2 nci maddesinde, diğer kanunlardaki kasıtlı bir

suçtan dolayı belirli süreyle hapis cezasına veya belli suçlardan dolayı bir cezaya

mahkum olan kişilerin, belli hakları kullanmaktan süresiz olarak yoksun

bırakılmasına ilişkin hükümleri saklı tutulmuştur. 5237 sayılı Türk Ceza

Kanunu dışındaki çeşitli kanunlardaki süresiz hak yoksunluğu doğuran bu

hükümlere rağmen, yasaklanmış hakların geri verilmesi yolunun kapalı tutulması,

uygulamada ciddi sorunlara yol açacaktır. Bu sorunların çözümüne yönelik

olarak, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki çeşitli kanunlardaki kasıtlı bir

suçtan dolayı belirli süreyle hapis cezasına veya belli suçlardan dolayı bir

cezaya mahkum olan kişilerin süresiz olarak kullanmaktan

yasaklandıkları

hakları tekrar kullanabilmelerine imkân tanıyan bir düzenleme yapılmasına

ihtiyaç duyulmuştur.? ifadelerine

yer verilmiştir.

15) Ayrıca

Danıştay 8. Dairesinin 25/04/2018 tarihli ve E:2018/428, K:2018/2360 sayılı

kararında; ?Memnu hakların iadesi müessesesi,

765 sayılı TCK'nın 121-124 maddeleriyle 1412sayılı CMUK'un 416-420. maddeleri

arasında yer almış iken, anılan Kanunları yürürlükten kaldırarak yerine

01/06/2005 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK ve 5271 sayılı

CMK'da YER VERİLMEMİŞTİR. Bunun sebebi, 5237 s. Kanunun 53 üncü maddesidir.

Anılan maddeye göre, kişilerin kasten işlemiş oldukları suçlardan dolayı

verilecek hapis cezası mahkumiyetinin kanuni sonucu olarak; bir kamu görevinin

üstlenilmesi, seçme ve seçilme hakkı, velayet-vesayet hakkı gibi bir takım hak

yoksunluklarının doğrudan oluşacağı, ancak, hapis cezasının infazının

tamamlanmasıyla birlikte yoksun kalınan hak yoksunluklarının da kendiliğinden

kişiye avdet edeceği DÜZENLEMESİ ÖNGÖRÜLMÜŞTÜR. Dolayısıyla, TCK anlamında

ayrıca yeni bir işleme gerek kalmaksızın cezanın infazının tamamlanmasıyla

kişilerin yoksun kalacağı haklara KAVUŞACAĞI AÇIKTIR.

Ancak, 657 s.

Kanun, 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu, Anayasa'nın 76/2 nci maddesi

gibi bazı özel Kanunlardaki hak yoksunluklarına ilişkin düzenlemeler nedeniyle

memnu hakların iadesi müessesesine yeniden ihtiyaç duyulmuş ve 5352 sayılı Adli Sicil Kanununa

eklenen 13/A maddesiyle yasaklanmış hakların geri verilmesi başlığı altında

YENİDEN GETİRİLMİŞTİR. Bu maddede bahsedilen "5237 s. Kanun dışındaki

kanunlar" ifadesinden, 5237 sayılı TCK'nın "Özel kanunlarla

ilişki" başlıklı 5 inci maddesinde, "Bu Kanunun genel hükümleri, özel

ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır."

hükmü uyarınca çeşitli suç ve hürriyeti bağlayıcı cezalar ile hak

yoksunluklarının düzenlendiği 3628

sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu,

Kaçakçılık Kanunları gibi ÖZEL

CEZA KANUNLARI DEĞİL., 3568

sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu,

1136 sayılı Avukatlık Kanunu, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, Seçim Kanunu

gibi hak yoksunluklarına yer verilen kanunların anlaşılması GEREKTİĞİ

AÇIKTIR. Bu kapsamda, memnu hakların iadesi kararı, gerek Türk Ceza

Kanunundan, gerekse özel bir kanundan kaynaklansın kamu hizmetlerinden

yasaklanma, memuriyetten mahrumiyet, seçme ve seçilme hakkından yoksun kılınma

gibi temel hak ve özgürlükler alanındaki ehliyetsizlikleri gelecek için ortadan

kaldıran ve kişiye kullanılması men edilen hakları kullanma yetkisi SAĞLAYAN

KARARLARDIR.

Bir kişinin

işlediği suçtan dolayı verilen ceza mahkumiyetinin infazının tamamlanmasıyla

birlikte yoksun kaldığı hak yoksunluklarının kendiliğinden kişiye avdet edeceği

açık ise de, 3568 s. Kanunun 4 üncü maddesinin (d) bendinde yapılan,

"TCK'daki süreler geçirilmiş olsa bile" değişikliğinin, 5352 s.

Kanuna 2006 yılında 13/A maddesinin eklenmesiyle getirilen yasaklanmış hakların

geri verilmesi düzenlemesinden sonra 2008 yılında yapıldığı göz önüne

alındığında, 3568 s. Kanunun 4 üncü maddesinin (d) bendindeki "TCK'daki süreler geçirilmiş olsa

bile" ifadesiyle maddede belirtilen suçlardan dolayı mahkumiyet halinde

mesleğe süresiz olarak girilemeyeceği, ancak yasaklanmış hakların iadesi kararı

alınması durumunda madde hükmünde düzenlenen ehliyetsizliğin ortadan KALKACAĞI

ANLAŞILMAKTADIR.? ifadelerine yer verilmiştir.

16) Yine, Yüksek Seçim Kurulu?nun

23.02.2015 tarihinde hukuk camiasına duyurulması için o tarihteki adıyla

Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu?na yazdığı yazıda; ?Kasıtlı bir

suçtandolayı belirli süreyle hapis cezasına veya belli suçlardan

dolayı bir cezaya mahkum olan bazıadayların herhangi bir hak

kaybına uğramaması amacıyla, süresiz olarak kullanmaktanyasaklandıkları

hakları tekrar kullanabilmelerine imkan tanıyan memnu hakların iadesi

(yasaklanmış hakların geri verilmesi) kararlarını alabilmeleri aday olabilmeleri

yönünden büyük önem arz etmektedir.? ifadelerine yer verilmiştir.

17) Dolayısıyla mevzuat hükümleri,

yasaklanmış hakların geri verilmesini düzenleyen madde

gerekçesi, Danıştay

8. Dairesi kararı ve Yüksek Seçim Kurulu yazısı birlikte değerlendirildiğinde;

kamu hizmetine girmeye engel bir suçtan dolayı hüküm giyen bir kimsenin

infazının tamamlanmasından sonra, aradan üç yıl geçmesi, bu süre zarfında yeni

bir suç işlememiş olması ve hayatını iyi halli olarak sürdürdüğü hususunda

mahkemede bir kanaat oluşması kaydıyla hakkında memnu haklarının iadesi kararı

verilmesi durumunda - şayet diğer şartları da sağlıyorsa ? kamu görevine atanmasının önünde bir engel bulunmadığı

değerlendirilmektedir. Ayrıca infaz rejiminin amacının hükümlünün

ıslah edilerek topluma geri kazandırılması olduğu hususu dikkate alındığında,

hükümlünün hayatını iyi halli sürdürebilmesinin temini bakımından memnu

hakların iadesi müessesesi ile teşvik edilmesi ve yasaklanmış hakların geri

verilmesi kararı alması durumunda kamu

hizmetine girme hakkı tanınması hakkaniyetin bir gereği olarak görülmelidir.

18) Yapılan

değerlendirme neticesinde;

başvuran hakkında verilen yasaklanmış

hakların geri verilmesi kararının varlığına rağmen daha önce işlediği suçların varlığı gerekçe gösterilerek atamasının yapılmaması

işleminin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu kanaatine varılmıştır.