Editörler :
«202122232425262728293031»
04 Mayıs 2019 12:07

30 eyllül.
Daire Başkanı
Komisyon gerekçelerine göre kendinize uyarlayın.davalı iç işleri bakanlığı olacak. OHAL Komisyon Kararına Karşı Dava Dilekçesi ANKARA NÖBETÇİ İDARE MAHKEMESİ İLGİLİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI'NA Gönderilmek Üzere KAYSERİ NÖBETÇİ İDARE MAHKEMESİ SAYIN BAŞKANLIĞI' NA Adli Yardım Taleplidir. DAVACI : .. VEKİLİ : Av. Metin POLAT ADRESİ : Sahabiye mah. Buyurkan Sok. Yolgösteren İş Merkezi No7/11 Kocasinan/KAYSERİ DAVALI : Milli Eğitim Bakanlığı KONU : 15.01.2018 tarihli 2018/123 Karar Sayılı OHAL komisyon kararının iptali ile müvekkilin mesleğine iadesi talebidir. TEBLİĞ TARİHİ : Tebliğ tarihi 22.02.2018'dir. AÇIKLAMALAR : OLAYLAR Müvekkil öğretmen olarak çalışmakta iken 672 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesi uyarınca müvekkilin memuriyet görevine son verilmiştir. Mezkur KHK ile müvekkilin ne ilgisinin olduğu belirtilmeden bir terör örgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu iddia edilmiş olup hiçbir somut delil ve gerekçe sunulmaksızın meslekten çıkarılmıştır. Hiçbir geçerli sebebe ve somut delillere dayanmayan bu işlem Anayasamıza ve AİHS'ne aykırıdır. Bugüne kadar müvekkil hakkında ihraca gerekçe olan yapı, oluşum veya gruplara mensubiyeti, iltisakı veya irtibatının ne olduğu, nasıl olduğu açıklanmamış, söylenmemiştir. Bugüne kadar yasadışı hiçbir oluşum içerisinde olmamasına rağmen, hukuka aykırı olarak işlem tesis edilmiştir. Müvekkil meslekten çıkarılmasıyla ilgili olarak OHAL inceleme komisyonuna başvurmuş ve ekli kararda görüleceği üzere müvekkilin komisyon başvurusu reddedilmiştir. Savunma Hakkı Kullandırılmaksızın İşlem Tesis Edilmiştir Müvekkilin her hangi bir savunması alınmadan memuriyetine son verilmiştir. Adil yargılanma hakkı ihlal edilmiştir. Mezkür işlemler bir ön kabulle yapılmaktadır ve sonucu zaten ilan edilmiştir. Soruşturma yapma ve savunma alma suretiyle kanunun öngördüğü usullerin formalite olarak yerine getirilmesi bile olmaksızın bir kamu görevlisi için uygulanabilecek en ağır yaptırım uygulanmıştır. Anayasa ve Devlet Memurları Kanunu ile sair diğer yasal mevzuattan da anlaşılacağı üzere hakkında meslekten çıkarma cezası istenen kişiye soruşturma dosyasını ücretsiz olarak inceleme ve edinme hakkı tanınmıştır. Anayasa Mahkemesi "Savunma Hakkı"nı şu şekilde yorumlamaktadır: "Savunma hakkı, Anayasa'nın "Kişinin Hakları ve Ödevlerini" belirleyen ikinci bölümünde yer alan, temel haklardandır. Hukuk öğretisinde olduğu kadar uygulamada da, önemi ve erdemi tartışılmaz yüceliktedir. Evrensel konumu nedeniyle, insanlığın ortak değerlerinden sayılmaktadır. Felsefi ve hukuksal nitelikleri ve içerikleriyle adalet kavramı ve yargılama işlevi, birbirini tümleyen, birbirinden ayrılamaz sav, savunma, karar üçlüsünden oluşanı yargıyla yaşama geçmektedir. Yargılama süresince, savunma hakkının sanık için yararı ve gereği tartışma götürmez . Savunma, hak arama özgürlüğünün ve adil yargılamanın vazgeçilemez bir koşuludur. Savunmanın tam olarak yapılmasında kamu yararı da vardır. Gerçekten savunma, sonuçta kararının doğru olarak verilmesini sağlar. Bu da ceza adaletinin hakkıyla gerçekleşmesine yardımcı olur. Adaletin devletin temeli olduğunu bir kez daha doğrular. " Savunma, suçlamaya karşı sanığın yararına yürütülen; onu hukuki ve fiili açıdan korumayı amaçlayan bir faaliyettir. Bu hak Anayasa'da, taraf olduğumuz milletlerarası sözleşmelerde ve kanunlarımızda yer almıştır (m. 36/1 AY, m. 11 İHEB, m. 6 İHAS, m. 14/3b MvSHS). CMK' ya göre de bu hakkın kısıtlanması mutlak bozma sebebidir (m. 308/8 CMK). AİHM, Jespers Belçika'ya karşı[1] davasında silahların eşitliği ilkesi 6. Madde (3) b ile birlikte değerlendirildiğinde, savcılık veya "soruşturma makamının ellerindeki ya da ulaşabildikleri ve sanığın kendisini temize çıkarabilmesine veya cezasını azaltmasına yardımcı olabilecek nitelikteki tüm malzemeleri açıklamakla yükümlü olduğu" şeklinde anlaşıldığını belirlemiştir. Bu ilke aynı zamanda bir savcılık tanığının inandırıcılığına halel getirebilecek malzemeyi de kapsar. Foucher Fransa'ya karşı[2] davasında AİHM, kendi kendini savunmak isteyen bir sanığın savcı tarafından dava dosyasına erişiminin engellendiği ve dosyada bulunan evrakın birer nüshasının sanık tarafından alınmasına izin verilmediği için sanığın savunmasına yeterince hazırlanamamasının 6. Madde (3) ile birlikte okunduğunda, silahların eşitliğinin ihlali anlamına geldiğini kararlaştırmıştır. Türk Hukuku'nda Durum Müvekkil bir kamu görevlisi olarak sadece adil bir yargılanma sonucu mesleğinden çıkarılabilir. Kamu görevlileri kural olarak zorunlu emeklilik yaşına kadar, kendileri istemedikçe mesleklerinden çıkarılamazlar. Bir kişinin herhangi bir mesleği seçmesi ve mesleki ilişkileri çerçevesinde çevresini oluşturması, arkadaşlıklar kurup kişiliğini geliştirmesi, bir meslekte çalışıp kazanç elde etmesi ve bu kazançla ailesinin temel ihtiyaçlarını karşılaması da özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının kapsamındadır. Kısaca bireylerin mesleki ve profesyonel hayatı da özel hayata saygı hakkının kapsamı ve koruması altındadır (Sidabras and Dziautas/Litvanya, App. No. 55/480/00). Dolayısıyla bir kamu görevlisinin görevinden sürekli olarak çıkarılması özel hayata ve aile hayatına saygı hakkına müdahale oluşturur. Bu müdahale kanunla öngörülmeli, meşru amaç gütmeli ve ölçülü olmalıdır. Türk Hukukunda, hukuka uygun olarak davrandığı sürece, bir kamu görevlisi emeklilik yaşına kadar çalışma ve maaş elde etme ve emeklilik haklarına sahip olma hakkına sahiptir. Disiplin suçu işlemedikçe ve bu türden bir iddia varsa, adil bir yargılama sonucu kamu görevinden çıkarılmadıkça, kamu görevlileri düzenli olarak maaş alır ve emekli oluncaya kadar da bu maaşı almaya devam ederler. Dolayısıyla, Türk yasaları kamu görevlilerine maaş alma ve emeklilik haklarını süresinde elde etme konularında son derece sağlam hukuki dayanaklar (meşru beklenti) sunmaktadır. Kısaca, iç hukuk dikkate alındığında, kamu görevlileri, yasalara uygun davrandıkları sürece, emekli oluncaya kadar maaş alma ve emeklilik haklarını kazanma konusunda meşru bir beklentiye (legitimate expectation) sahiptirler; maaş ve emeklilik hakları bu nedenle mülkiyet hakkının kapsamı ve koruması altındadır. Yasalara uygun davranılıp davranılmadığının tespiti de ancak bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kararlaştırılabilir. Bu durum bir OHAL KHK'sı ile gerekçesiz bir şekilde ve hiçbir savunma hakkına saygı gösterilmeden kararlaştırılamaz. Türk hukukunda kamu görevlileri, adil yargılanma hakkının temel güvencelerine uygun bir yargılama sonucu meslekten çıkarılmadıkları sürece, kendileri talep etmedikleri sürece, zorunlu emeklilik yaşına kadar kamu görevinde kalma ve sundukları kamu hizmetinin karşılığı olarak düzenli şekilde maaş (gelir) elde etme ve sosyal güvenlik kurumuna düzenli ve zorunlu olarak ödedikleri katkı payı nedeniyle de emeklilik yaşında emeklilik maaşına sahip olma hakkına sahiptirler. Tüm bunlar mülkiyet hakkının kapsamında ve koruması altındadır. Bu durumun istisnasını yasalar göstermiştir. İç hukuka göre, meslekten çıkarmayı gerektirecek disiplin suçu işlenmediği ve bu hususta adil bir yargılama sonucu karar verilmediği sürece, başvurucuya maaş ödenmesine son verilemez; meslekten çıkarılarak süresinde emeklilik haklarını elde etmesi engellenemez. Darbe girişimine hiçbir şekilde bulaşmamış olan başvurucunun adil yargılanma olmadan kamu görevinden çıkarılmasının OHAL'in neden olduğu şiddet olaylarının bastırılmasıyla hiçbir ilgisi yoktur. Bu nedenle, eğer kamu görevinden çıkarılıp maaş elde etmesi ve kanunların öngördüğü zamanda emeklilik hakları elde etmesi engellenecek idiyse, bunun yolu olağan kanun yollarının işletilmesi idi; bir OHAL KHK'sı ile görevine son verilip maaş alması ve emeklilik haklarını zamanında elde edememesi tamamen yasa dışı olup bu durum mülkiyet hakkına yönelik müdahaleyi kanuni dayanaktan yoksun bırakır. AİHM Büyük Dairesi, 23 Haziran 2016 tarihinde verdiği bir kararda, Macaristan Yüksek Mahkemesi eski başkanının, görev süresi dolmadan, çıkarılan yasal düzenleme ile başkanlığına son verilmesi olayında, başvuruya konu uyuşmazlığı AİHS'nin 6. maddesinin kapsamında değerlendirmiştir. AİHM, Macaristan yasalarının başvurucuya bahse konu süre boyunca başkanlık yapma hakkı verdiğini, yasaların sadece belirli durumlarda başkanlıktan alınabileceğini öngördüğünü, başkanlıktan alınabilmesi durumlarında dahi başvurucunun o dönemde mahkemeye erişme ve bu durumun hukuka uygunluğunu denetletme hakkının bulunduğu durumlarını dikkate alarak somut durumda medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin bir uyuşmazlık bulunduğunu ve bu uyuşmazlığın AİHS'nin 6. Maddesinin kapsamına giren bir uyuşmazlık olduğunu değerlendirmiştir. Dolayısıyla, yasal değişiklikle Yüksek Mahkeme Başkanının görev süresi dolmadan görevine son verilmesi ile başvurucunun bu konuda iç hukukta başvuracağı hiçbir merci kalmadığı ve mahkemeye erişim hakkının çıkarılan yasada açıkça engellendiği de dikkate alınarak, ayrıca somut olaydaki uygulamanın hukukun üstünlüğü ilkesine de aykırı olduğu belirtilerek, mahkemeye erişim hakkının engellendiğine ve dolayısıyla AİHS'nin 6. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir (Baka/Macaristan, Büyük Daire kararı, 23.6.2016, App. No. 20261/12). Müvekkilin hiçbir bağının bulunmadığı bir yapıyla ilişkili olarak sorumlu tutulması ve ceza alması açıkça hukuka aykırıdır ve iptali gerekmektedir. Davaya konu işlemin sebep unsurunu oluşturacak herhangi bir delil veya belge ortaya konulmadığı için, işlemin sebep unsuru yönünden de iptal edilmesi gere
04 Mayıs 2019 12:31

30 eyllül.
Daire Başkanı

OHAL Komisyon Kararına Karşı Dava Dilekçesi

ANKARA NÖBETÇİ İDARE MAHKEMESİ İLGİLİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI?NA

Gönderilmek Üzere

KAYSERİ NÖBETÇİ İDARE MAHKEMESİ SAYIN BAŞKANLIĞI? NA

Adli Yardım Taleplidir.

DAVACI : ?.

VEKİLİ : Av. Metin POLAT

ADRESİ : Sahabiye mah. Buyurkan Sok. Yolgösteren İş Merkezi No7/11 Kocasinan/KAYSERİ

DAVALI : Milli Eğitim Bakanlığı

KONU : 15.01.2018 tarihli 2018/123 Karar Sayılı OHAL komisyon kararının iptali ile müvekkilin mesleğine iadesi talebidir.

TEBLİĞ TARİHİ : Tebliğ tarihi 22.02.2018?dir.

AÇIKLAMALAR :

OLAYLAR

Müvekkil öğretmen olarak çalışmakta iken 672 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesi uyarınca müvekkilin memuriyet görevine son verilmiştir.

Mezkur KHK ile müvekkilin ne ilgisinin olduğu belirtilmeden bir terör örgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu iddia edilmiş olup hiçbir somut delil ve gerekçe sunulmaksızın meslekten çıkarılmıştır. Hiçbir geçerli sebebe ve somut delillere dayanmayan bu işlem Anayasamıza ve AİHS?ne aykırıdır.

Bugüne kadar müvekkil hakkında ihraca gerekçe olan yapı, oluşum veya gruplara mensubiyeti, iltisakı veya irtibatının ne olduğu, nasıl olduğu açıklanmamış, söylenmemiştir. Bugüne kadar yasadışı hiçbir oluşum içerisinde olmamasına rağmen, hukuka aykırı olarak işlem tesis edilmiştir.

Müvekkil meslekten çıkarılmasıyla ilgili olarak OHAL inceleme komisyonuna başvurmuş ve ekli kararda görüleceği üzere müvekkilin komisyon başvurusu reddedilmiştir.

Savunma Hakkı Kullandırılmaksızın İşlem Tesis Edilmiştir

Müvekkilin her hangi bir savunması alınmadan memuriyetine son verilmiştir. Adil yargılanma hakkı ihlal edilmiştir. Mezkûr işlemler bir ön kabulle yapılmaktadır ve sonucu zaten ilan edilmiştir. Soruşturma yapma ve savunma alma suretiyle kanunun öngördüğü usullerin formalite olarak yerine getirilmesi bile olmaksızın bir kamu görevlisi için uygulanabilecek en ağır yaptırım uygulanmıştır.

Anayasa ve Devlet Memurları Kanunu ile sair diğer yasal mevzuattan da anlaşılacağı üzere hakkında meslekten çıkarma cezası istenen kişiye soruşturma dosyasını ücretsiz olarak inceleme ve edinme hakkı tanınmıştır. Anayasa Mahkemesi ?Savunma Hakkı?nı şu şekilde yorumlamaktadır:

?Savunma hakkı, Anayasa?nın ?Kişinin Hakları ve Ödevlerini? belirleyen ikinci bölümünde yer alan, temel haklardandır. Hukuk öğretisinde olduğu kadar uygulamada da, önemi ve erdemi tartışılmaz yüceliktedir. Evrensel konumu nedeniyle, insanlığın ortak değerlerinden sayılmaktadır. Felsefi ve hukuksal nitelikleri ve içerikleriyle adalet kavramı ve yargılama işlevi, birbirini tümleyen, birbirinden ayrılamaz sav, savunma, karar üçlüsünden oluşanı yargıyla yaşama geçmektedir. Yargılama süresince, savunma hakkının sanık için yararı ve gereği tartışma götürmez ? Savunma, hak arama özgürlüğünün ve adil yargılamanın vazgeçilemez bir koşuludur. Savunmanın tam olarak yapılmasında kamu yararı da vardır. Gerçekten savunma, sonuçta kararının doğru olarak verilmesini sağlar. Bu da ceza adaletinin hakkıyla gerçekleşmesine yardımcı olur. Adaletin devletin temeli olduğunu bir kez daha doğrular. ?

Savunma, suçlamaya karşı sanığın yararına yürütülen; onu hukukî ve fiilî açıdan korumayı amaçlayan bir faaliyettir. Bu hak Anayasa?da, taraf olduğumuz milletlerarası sözleşmelerde ve kanunlarımızda yer almıştır (m. 36/1 AY, m. 11 İHEB, m. 6 İHAS, m. 14/3b MvSHS). CMK? ya göre de bu hakkın kısıtlanması mutlak bozma sebebidir (m. 308/8 CMK).

AİHM, Jespers Belçika?ya karşı[1] davasında silahların eşitliği ilkesi 6. Madde (3) b ile birlikte değerlendirildiğinde, savcılık veya ?soruşturma makamının ellerindeki ya da ulaşabildikleri ve sanığın kendisini temize çıkarabilmesine veya cezasını azaltmasına yardımcı olabilecek nitelikteki tüm malzemeleri açıklamakla yükümlü olduğu? şeklinde anlaşıldığını belirlemiştir. Bu ilke aynı zamanda bir savcılık tanığının inandırıcılığına halel getirebilecek malzemeyi de kapsar. Foucher Fransa?ya karşı[2]davasında AİHM, kendi kendini savunmak isteyen bir sanığın savcı tarafından dava dosyasına erişiminin engellendiği ve dosyada bulunan evrakın birer nüshasının sanık tarafından alınmasına izin verilmediği için sanığın savunmasına yeterince hazırlanamamasının 6. Madde (3) ile birlikte okunduğunda, silahların eşitliğinin ihlâli anlamına geldiğini kararlaştırmıştır.

Türk Hukuku?nda Durum

Müvekkil bir kamu görevlisi olarak sadece adil bir yargılanma sonucu mesleğinden çıkarılabilir. Kamu görevlileri kural olarak zorunlu emeklilik yaşına kadar, kendileri istemedikçe mesleklerinden çıkarılamazlar. Bir kişinin herhangi bir mesleği seçmesi ve mesleki ilişkileri çerçevesinde çevresini oluşturması, arkadaşlıklar kurup kişiliğini geliştirmesi, bir meslekte çalışıp kazanç elde etmesi ve bu kazançla ailesinin temel ihtiyaçlarını karşılaması da özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının kapsamındadır. Kısaca bireylerin mesleki ve profesyonel hayatı da özel hayata saygı hakkının kapsamı ve koruması altındadır (Sidabras and Dziautas/Litvanya, App. No. 55/480/00). Dolayısıyla bir kamu görevlisinin görevinden sürekli olarak çıkarılması özel hayata ve aile hayatına saygı hakkına müdahale oluşturur. Bu müdahale kanunla öngörülmeli, meşru amaç gütmeli ve ölçülü olmalıdır.

Türk Hukukunda, hukuka uygun olarak davrandığı sürece, bir kamu görevlisi emeklilik yaşına kadar çalışma ve maaş elde etme ve emeklilik haklarına sahip olma hakkına sahiptir. Disiplin suçu işlemedikçe ve bu türden bir iddia varsa, adil bir yargılama sonucu kamu görevinden çıkarılmadıkça, kamu görevlileri düzenli olarak maaş alır ve emekli oluncaya kadar da bu maaşı almaya devam ederler. Dolayısıyla, Türk yasaları kamu görevlilerine maaş alma ve emeklilik haklarını süresinde elde etme konularında son derece sağlam hukuki dayanaklar (meşru beklenti) sunmaktadır. Kısaca, iç hukuk dikkate alındığında, kamu görevlileri, yasalara uygun davrandıkları sürece, emekli oluncaya kadar maaş alma ve emeklilik haklarını kazanma konusunda meşru bir beklentiye (legitimate expectation) sahiptirler; maaş ve emeklilik hakları bu nedenle mülkiyet hakkının kapsamı ve koruması altındadır. Yasalara uygun davranılıp davranılmadığının tespiti de ancak bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kararlaştırılabilir. Bu durum bir OHAL KHK?sı ile gerekçesiz bir şekilde ve hiçbir savunma hakkına saygı gösterilmeden kararlaştırılamaz.

Türk hukukunda kamu görevlileri, adil yargılanma hakkının temel güvencelerine uygun bir yargılama sonucu meslekten çıkarılmadıkları sürece, kendileri talep etmedikleri sürece, zorunlu emeklilik yaşına kadar kamu görevinde kalma ve sundukları kamu hizmetinin karşılığı olarak düzenli şekilde maaş (gelir) elde etme ve sosyal güvenlik kurumuna düzenli ve zorunlu olarak ödedikleri katkı payı nedeniyle de emeklilik yaşında emeklilik maaşına sahip olma hakkına sahiptirler. Tüm bunlar mülkiyet hakkının kapsamında ve koruması altındadır. Bu durumun istisnasını yasalar göstermiştir. İç hukuka göre, meslekten çıkarmayı gerektirecek disiplin suçu işlenmediği ve bu hususta adil bir yargılama sonucu karar verilmediği sürece, başvurucuya maaş ödenmesine son verilemez; meslekten çıkarılarak süresinde emeklilik haklarını elde etmesi engellenemez. Darbe girişimine hiçbir şekilde bulaşmamış olan başvurucunun adil yargılanma olmadan kamu görevinden çıkarılmasının OHAL?in neden olduğu şiddet olaylarının bastırılmasıyla hiçbir ilgisi yoktur. Bu nedenle, eğer kamu görevinden çıkarılıp maaş elde etmesi ve kanunların öngördüğü zamanda emeklilik hakları elde etmesi engellenecek idiyse, bunun yolu olağan kanun yollarının işletilmesi idi; bir OHAL KHK?sı ile görevine son verilip maaş alması ve emeklilik haklarını zamanında elde edememesi tamamen yasa dışı olup bu durum mülkiyet hakkına yönelik müdahaleyi kanuni dayanaktan yoksun bırakır.

AİHM Büyük Dairesi, 23 Haziran 2016 tarihinde verdiği bir kararda, Macaristan Yüksek Mahkemesi eski başkanının, görev süresi dolmadan, çıkarılan yasal düzenleme ile başkanlığına son verilmesi olayında, başvuruya konu uyuşmazlığı AİHS?nin 6. maddesinin kapsamında değerlendirmiştir. AİHM, Macaristan yasalarının başvurucuya bahse konu süre boyunca başkanlık yapma hakkı verdiğini, yasaların sadece belirli durumlarda başkanlıktan alınabileceğini öngördüğünü, başkanlıktan alınabilmesi durumlarında dahi başvurucunun o dönemde mahkemeye erişme ve bu durumun hukuka uygunluğunu denetletme hakkının bulunduğu durumlarını dikkate alarak somut durumda medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin bir uyuşmazlık bulunduğunu ve bu uyuşmazlığın AİHS?nin 6. Maddesinin kapsamına giren bir uyuşmazlık olduğunu değerlendirmiştir. Dolayısıyla, yasal değişiklikle Yüksek Mahkeme Başkanının görev süresi dolmadan görevine son verilmesi ile başvurucunun bu konuda iç hukukta başvuracağı hiçbir merci kalmadığı ve mahkemeye erişim hakkının çıkarılan yasada açıkça engellendiği de dikkate alınarak, ayrıca somut olaydaki uygulamanın hukukun üstünlüğü ilkesine de aykırı olduğu belirtilerek, mahkemeye erişim hakkının engellendiğine ve dolayısıyla AİHS?nin 6. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir (Baka/Macaristan, Büyük Daire kararı, 23.6.2016, App. No. 20261/12).

Müvekkilin hiçbir bağının bulunmadığı bir yapıyla ilişkili olarak sorumlu tutulması ve ceza alması açıkça hukuka aykırıdır ve iptali gerekmektedir. Davaya konu işlemin sebep unsurunu oluşturacak herhangi bir delil veya belge ortaya konulmadığı için, işlemin sebep unsuru yönünden de iptal edilmesi gere

04 Mayıs 2019 12:34

30 eyllül.
Daire Başkanı

OHAL Komisyon Kararına Karşı Dava Dilekçesi

ANKARA NÖBETÇİ İDARE MAHKEMESİ İLGİLİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI?NA

Gönderilmek Üzere

KAYSERİ NÖBETÇİ İDARE MAHKEMESİ SAYIN BAŞKANLIĞI? NA

Adli Yardım Taleplidir.

DAVACI : ?.

VEKİLİ : Av. Metin POLAT

ADRESİ : Sahabiye mah. Buyurkan Sok. Yolgösteren İş Merkezi No7/11 Kocasinan/KAYSERİ

DAVALI : Milli Eğitim Bakanlığı

KONU : 15.01.2018 tarihli 2018/123 Karar Sayılı OHAL komisyon kararının iptali ile müvekkilin mesleğine iadesi talebidir.

TEBLİĞ TARİHİ : Tebliğ tarihi 22.02.2018?dir.

AÇIKLAMALAR :

OLAYLAR

Müvekkil öğretmen olarak çalışmakta iken 672 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesi uyarınca müvekkilin memuriyet görevine son verilmiştir.

Mezkur KHK ile müvekkilin ne ilgisinin olduğu belirtilmeden bir terör örgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu iddia edilmiş olup hiçbir somut delil ve gerekçe sunulmaksızın meslekten çıkarılmıştır. Hiçbir geçerli sebebe ve somut delillere dayanmayan bu işlem Anayasamıza ve AİHS?ne aykırıdır.

Bugüne kadar müvekkil hakkında ihraca gerekçe olan yapı, oluşum veya gruplara mensubiyeti, iltisakı veya irtibatının ne olduğu, nasıl olduğu açıklanmamış, söylenmemiştir. Bugüne kadar yasadışı hiçbir oluşum içerisinde olmamasına rağmen, hukuka aykırı olarak işlem tesis edilmiştir.

Müvekkil meslekten çıkarılmasıyla ilgili olarak OHAL inceleme komisyonuna başvurmuş ve ekli kararda görüleceği üzere müvekkilin komisyon başvurusu reddedilmiştir.

Savunma Hakkı Kullandırılmaksızın İşlem Tesis Edilmiştir

Müvekkilin her hangi bir savunması alınmadan memuriyetine son verilmiştir. Adil yargılanma hakkı ihlal edilmiştir. Mezkûr işlemler bir ön kabulle yapılmaktadır ve sonucu zaten ilan edilmiştir. Soruşturma yapma ve savunma alma suretiyle kanunun öngördüğü usullerin formalite olarak yerine getirilmesi bile olmaksızın bir kamu görevlisi için uygulanabilecek en ağır yaptırım uygulanmıştır.

Anayasa ve Devlet Memurları Kanunu ile sair diğer yasal mevzuattan da anlaşılacağı üzere hakkında meslekten çıkarma cezası istenen kişiye soruşturma dosyasını ücretsiz olarak inceleme ve edinme hakkı tanınmıştır. Anayasa Mahkemesi ?Savunma Hakkı?nı şu şekilde yorumlamaktadır:

?Savunma hakkı, Anayasa?nın ?Kişinin Hakları ve Ödevlerini? belirleyen ikinci bölümünde yer alan, temel haklardandır. Hukuk öğretisinde olduğu kadar uygulamada da, önemi ve erdemi tartışılmaz yüceliktedir. Evrensel konumu nedeniyle, insanlığın ortak değerlerinden sayılmaktadır. Felsefi ve hukuksal nitelikleri ve içerikleriyle adalet kavramı ve yargılama işlevi, birbirini tümleyen, birbirinden ayrılamaz sav, savunma, karar üçlüsünden oluşanı yargıyla yaşama geçmektedir. Yargılama süresince, savunma hakkının sanık için yararı ve gereği tartışma götürmez ? Savunma, hak arama özgürlüğünün ve adil yargılamanın vazgeçilemez bir koşuludur. Savunmanın tam olarak yapılmasında kamu yararı da vardır. Gerçekten savunma, sonuçta kararının doğru olarak verilmesini sağlar. Bu da ceza adaletinin hakkıyla gerçekleşmesine yardımcı olur. Adaletin devletin temeli olduğunu bir kez daha doğrular. ?

Savunma, suçlamaya karşı sanığın yararına yürütülen; onu hukukî ve fiilî açıdan korumayı amaçlayan bir faaliyettir. Bu hak Anayasa?da, taraf olduğumuz milletlerarası sözleşmelerde ve kanunlarımızda yer almıştır (m. 36/1 AY, m. 11 İHEB, m. 6 İHAS, m. 14/3b MvSHS). CMK? ya göre de bu hakkın kısıtlanması mutlak bozma sebebidir (m. 308/8 CMK).

AİHM, Jespers Belçika?ya karşı[1] davasında silahların eşitliği ilkesi 6. Madde (3) b ile birlikte değerlendirildiğinde, savcılık veya ?soruşturma makamının ellerindeki ya da ulaşabildikleri ve sanığın kendisini temize çıkarabilmesine veya cezasını azaltmasına yardımcı olabilecek nitelikteki tüm malzemeleri açıklamakla yükümlü olduğu? şeklinde anlaşıldığını belirlemiştir. Bu ilke aynı zamanda bir savcılık tanığının inandırıcılığına halel getirebilecek malzemeyi de kapsar. Foucher Fransa?ya karşı[2]davasında AİHM, kendi kendini savunmak isteyen bir sanığın savcı tarafından dava dosyasına erişiminin engellendiği ve dosyada bulunan evrakın birer nüshasının sanık tarafından alınmasına izin verilmediği için sanığın savunmasına yeterince hazırlanamamasının 6. Madde (3) ile birlikte okunduğunda, silahların eşitliğinin ihlâli anlamına geldiğini kararlaştırmıştır.

Türk Hukuku?nda Durum

Müvekkil bir kamu görevlisi olarak sadece adil bir yargılanma sonucu mesleğinden çıkarılabilir. Kamu görevlileri kural olarak zorunlu emeklilik yaşına kadar, kendileri istemedikçe mesleklerinden çıkarılamazlar. Bir kişinin herhangi bir mesleği seçmesi ve mesleki ilişkileri çerçevesinde çevresini oluşturması, arkadaşlıklar kurup kişiliğini geliştirmesi, bir meslekte çalışıp kazanç elde etmesi ve bu kazançla ailesinin temel ihtiyaçlarını karşılaması da özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının kapsamındadır. Kısaca bireylerin mesleki ve profesyonel hayatı da özel hayata saygı hakkının kapsamı ve koruması altındadır (Sidabras and Dziautas/Litvanya, App. No. 55/480/00). Dolayısıyla bir kamu görevlisinin görevinden sürekli olarak çıkarılması özel hayata ve aile hayatına saygı hakkına müdahale oluşturur. Bu müdahale kanunla öngörülmeli, meşru amaç gütmeli ve ölçülü olmalıdır.

Türk Hukukunda, hukuka uygun olarak davrandığı sürece, bir kamu görevlisi emeklilik yaşına kadar çalışma ve maaş elde etme ve emeklilik haklarına sahip olma hakkına sahiptir. Disiplin suçu işlemedikçe ve bu türden bir iddia varsa, adil bir yargılama sonucu kamu görevinden çıkarılmadıkça, kamu görevlileri düzenli olarak maaş alır ve emekli oluncaya kadar da bu maaşı almaya devam ederler. Dolayısıyla, Türk yasaları kamu görevlilerine maaş alma ve emeklilik haklarını süresinde elde etme konularında son derece sağlam hukuki dayanaklar (meşru beklenti) sunmaktadır. Kısaca, iç hukuk dikkate alındığında, kamu görevlileri, yasalara uygun davrandıkları sürece, emekli oluncaya kadar maaş alma ve emeklilik haklarını kazanma konusunda meşru bir beklentiye (legitimate expectation) sahiptirler; maaş ve emeklilik hakları bu nedenle mülkiyet hakkının kapsamı ve koruması altındadır. Yasalara uygun davranılıp davranılmadığının tespiti de ancak bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kararlaştırılabilir. Bu durum bir OHAL KHK?sı ile gerekçesiz bir şekilde ve hiçbir savunma hakkına saygı gösterilmeden kararlaştırılamaz.

Türk hukukunda kamu görevlileri, adil yargılanma hakkının temel güvencelerine uygun bir yargılama sonucu meslekten çıkarılmadıkları sürece, kendileri talep etmedikleri sürece, zorunlu emeklilik yaşına kadar kamu görevinde kalma ve sundukları kamu hizmetinin karşılığı olarak düzenli şekilde maaş (gelir) elde etme ve sosyal güvenlik kurumuna düzenli ve zorunlu olarak ödedikleri katkı payı nedeniyle de emeklilik yaşında emeklilik maaşına sahip olma hakkına sahiptirler. Tüm bunlar mülkiyet hakkının kapsamında ve koruması altındadır. Bu durumun istisnasını yasalar göstermiştir. İç hukuka göre, meslekten çıkarmayı gerektirecek disiplin suçu işlenmediği ve bu hususta adil bir yargılama sonucu karar verilmediği sürece, başvurucuya maaş ödenmesine son verilemez; meslekten çıkarılarak süresinde emeklilik haklarını elde etmesi engellenemez. Darbe girişimine hiçbir şekilde bulaşmamış olan başvurucunun adil yargılanma olmadan kamu görevinden çıkarılmasının OHAL?in neden olduğu şiddet olaylarının bastırılmasıyla hiçbir ilgisi yoktur. Bu nedenle, eğer kamu görevinden çıkarılıp maaş elde etmesi ve kanunların öngördüğü zamanda emeklilik hakları elde etmesi engellenecek idiyse, bunun yolu olağan kanun yollarının işletilmesi idi; bir OHAL KHK?sı ile görevine son verilip maaş alması ve emeklilik haklarını zamanında elde edememesi tamamen yasa dışı olup bu durum mülkiyet hakkına yönelik müdahaleyi kanuni dayanaktan yoksun bırakır.

AİHM Büyük Dairesi, 23 Haziran 2016 tarihinde verdiği bir kararda, Macaristan Yüksek Mahkemesi eski başkanının, görev süresi dolmadan, çıkarılan yasal düzenleme ile başkanlığına son verilmesi olayında, başvuruya konu uyuşmazlığı AİHS?nin 6. maddesinin kapsamında değerlendirmiştir. AİHM, Macaristan yasalarının başvurucuya bahse konu süre boyunca başkanlık yapma hakkı verdiğini, yasaların sadece belirli durumlarda başkanlıktan alınabileceğini öngördüğünü, başkanlıktan alınabilmesi durumlarında dahi başvurucunun o dönemde mahkemeye erişme ve bu durumun hukuka uygunluğunu denetletme hakkının bulunduğu durumlarını dikkate alarak somut durumda medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin bir uyuşmazlık bulunduğunu ve bu uyuşmazlığın AİHS?nin 6. Maddesinin kapsamına giren bir uyuşmazlık olduğunu değerlendirmiştir. Dolayısıyla, yasal değişiklikle Yüksek Mahkeme Başkanının görev süresi dolmadan görevine son verilmesi ile başvurucunun bu konuda iç hukukta başvuracağı hiçbir merci kalmadığı ve mahkemeye erişim hakkının çıkarılan yasada açıkça engellendiği de dikkate alınarak, ayrıca somut olaydaki uygulamanın hukukun üstünlüğü ilkesine de aykırı olduğu belirtilerek, mahkemeye erişim hakkının engellendiğine ve dolayısıyla AİHS?nin 6. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir (Baka/Macaristan, Büyük Daire kararı, 23.6.2016, App. No. 20261/12).

Müvekkilin hiçbir bağının bulunmadığı bir yapıyla ilişkili olarak sorumlu tutulması ve ceza alması açıkça hukuka aykırıdır ve iptali gerekmektedir. Davaya konu işlemin sebep unsurunu oluşturacak herhangi bir delil veya belge ortaya konulmadığı için, işlemin sebep unsuru yönünden de iptal edilmesi gere


30 eyllül., 3 ay önce - Alıntıya git
Davalı iç işleri bakanlığı olacak.komisyon gerekçesine göre savunma yaparsınız.
04 Mayıs 2019 20:57

Sehzadee1453
Daire Başkanı

Devreler Ankaradan bi arkadaş için iyi bir idare mahkemesi avukatı lazım. Bana özelden fiyat ve avukat ismi yazarsanız arkadasa ulaştıracagım. Güvenilir bir polis arkadastır kendisi o konuda rahat olun.

05 Mayıs 2019 16:32

HAFIZ ABDURRAHİM
Aday Memur
Kodun olumlu inşaallah iaden yakındır devre.
30 eyllül., 4 ay önce - Alıntıya git

bende beraat aldım ama bankadan dolayı red geldi.banka varsa sıkıntı.

05 Mayıs 2019 16:38

HAFIZ ABDURRAHİM
Aday Memur
şefim davalı kuruma içişleri bakanlığı mi yazıyoruz, yoksa sadece EGM mi yazıyoruz.şimdiden hazırlanalım, görünen köy kılavuz istemez (:
Khk-li ubbe, 3 ay önce - Alıntıya git

DAVALI KURUM:İÇİŞLERİ BAKANLIĞI/ EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

05 Mayıs 2019 18:04

30 eyllül.
Daire Başkanı

bende beraat aldım ama bankadan dolayı red geldi.banka varsa sıkıntı.


HAFIZ ABDURRAHİM, 3 ay önce - Alıntıya git
Geçmiş olsun devre talimat dönemi para artışı varmıki de ret verdi.gerçi egm ve tsk olunca farketmiyor.kodun olumlu idi galiba senin.
05 Mayıs 2019 18:24

PolisEmre0934
Şube Müdürü

bende beraat aldım ama bankadan dolayı red geldi.banka varsa sıkıntı.


HAFIZ ABDURRAHİM, 3 ay önce - Alıntıya git
Geçmiş olsun kodunuz neydi?
05 Mayıs 2019 22:59

30 eyllül.
Daire Başkanı
ilk ramazan açıktaydım.Geçen ramazan ihraç komisyon daydım.bu ramazan ret 20.idare mahkemesin deyim seneye Allah bilir nerde olacağım. Tüm boynubükük arkadaşlarımızın ramazanı mübarek olsun.Bizim bu hallere düşmemizde kimlerin payı varsa cektirdiklerinizi çekmeden can vermeyin o ölüm size gelmesin....
05 Mayıs 2019 23:02

Sehzadee1453
Daire Başkanı

Sagol devrem. Hepimizin ramazan ayı müdarek olsun insallah.

06 Mayıs 2019 00:15

Sürgün65
Aday Memur
ramazan ayınız mübarek olsun arkadaslar rabbim bu ayın hürmetine gönlümüze ferahlık versin bizim yar ve yardımcımız olsun
06 Mayıs 2019 09:41

Bilo328
Aday Memur

Arkadaşlar red yazısı geldi kurum kanaati ve kodlama bu kodlamaya karşı savunma örneği varmı varsa bilo328@hotmail.com adresine gönderebilirmisiniz şimdiden teşekkürler

06 Mayıs 2019 11:31

Ezan Bayrak
Aday Memur

Arkadaşlar red yazısı geldi kurum kanaati ve kodlama bu kodlamaya karşı savunma örneği varmı varsa bilo328@hotmail.com adresine gönderebilirmisiniz şimdiden teşekkürler


Bilo328, 3 ay önce - Alıntıya git
geçmiş olsun. kod ne idi
06 Mayıs 2019 12:39

30 eyllül.
Daire Başkanı

Arkadaşlar red yazısı geldi kurum kanaati ve kodlama bu kodlamaya karşı savunma örneği varmı varsa bilo328@hotmail.com adresine gönderebilirmisiniz şimdiden teşekkürler


Bilo328, 3 ay önce - Alıntıya git

ANKARA NÖBETÇİ İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI?NA

 (Gönderilmek Üzere)

İZMİR NÖBETÇİ İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI? NA

Adli Yardım Taleplidir

DAVACI : XXXXXXXXXXXXXXX (TC. XXXXXXXXXX)

DAVALI : İçişleri Bakanlığı - Bakanlıklar / ANKARA

KONU : OHAL Komisyonu RET Kararının İptali

TEBLİĞ : 22.04.2019 (Şubeden, şahsıma tebliğ edilmiştir.)

ÖZET :

Davalı kurum bünyesinde POLİS MEMURU olarak görev yapmakta iken 14/07/2017 tarihli ve 30124 mükerrer sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 692 sayılı Olağanüstü Hal (OHAL) Kapsamında Kararname ile kamu görevinden çıkarıldım. OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu'na (OHAL Komisyonu) yaptığım başvurunun reddine ilişkin 24/04/2019 tarih ve 2019/14141 sayılı işlemin (Ek-1) iptalini arz ve talep ederim.

AÇIKLAMALAR

A - KOMİSYON KARARINDA GEÇEN KRİTERLERE CEVABIM

1) BANK ASYA İDDİASI

Bank Asya hesap bilgilerime dair: "Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonundan temin edilen bilgilerde: başvurucunun Bank Asya'da 2525252 müşteri numarası ile açılmış hesabının bulunduğu, bahse konu hesap bakiyesi 31.12.2013 tarihinde 15.333.08 TL iken; mezkur hesaba 19.01.2015 tarihinde 1.950,00 TL, para yatırdığı ve aynı hesaba muhtelif tarihlerde farklı tutarlarda para girişi olduğu, Ayrıca; başvurucunun Bank Asya'da 11.09.2014 tarihinde 543,87 TL tutarlı 31 günlük katılım hesabı açtığı," yazılmaktadır.

Beraat kararımda: "...sanığın bankasya hesap hareketleri incelendiğinde 2013 yılının aralık ayında 15.333,08 TL bakiyesinin bulunduğu, bu tarihten sonra da hesap bakiyesinde yüklü miktarda artış bulunmaması ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; sanığın örgütün hiyerarşik yapısına organik bağ ile bağlı olarak hareket ettiğine ve üzerine atılı suçu işlediğine dair mahkumiyetine yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı bir delil bulunmadığı..." açıkça belirtilmiş ve terör örgütü ile bir bağımın olmadığı beraat kararı ile tescillenmiştir. (Ek-2)

Beraat almama rağmen, düzenli ve rutin olarak yaptığım bankacılık işlemlerinin talimatla olduğunu iddia etmek, akla ziyan bir iftiradır. OHAL Komisyonu'nun bankacılık işlemlerimi hiç incelemeden ve beraat kararımı dikkate almadan karar verdiği anlaşılmaktadır.

Banka iddiası ile ilgili, gerek olmamakla birlikte, aşağıdaki beyanlarımın da dikkate alınmasını arz ederim:

16.12.2009 tarihinde (10 yıl önce) hesap açtım ve 2012 yılında evlenince eşime ait olan altınları bozdurarak Bank Asya'da değerlendirdim. Bank Asya'yı tercih sebebim; kar payının diğer bankalara nazaran daha yüksek olması ve faizsiz sistemde çalışmasıydı.Her ay maaşımdan arta kalan parayı bu altın hesabına yatırıyor ve altının artıp azalmasına bağlı al-sat yaparak birikimlerimi değerlendiriyordum.2014 öncesinde olduğu gibi 2014 sonrasında da işlemlerim hep bu şekildedir. Komisyonun finansal destek mahiyetinde para yatırma olarak gördüğü işlemler; her ay maaşımdan arta kalan biraz para ile gram altın almam, bu altını fiyatı yükselince satmamdan ibarettir.

Komisyon, hesap açılış tarihim olan 16.12.2009'dan itibaren hesap hareketlerimin tümünü incelemiş olsaydı; yeni hesap açma veya düzensiz para yatırma ve benzerleri gibi şüpheli işlemlerin olmadığını görecekti. Fakat komisyon, banka hesabımın incelemesini yaparken sadece 2014 yılı ve sonrasını ele almış ve daha önceki hesap hareketlerini görmezden gelmiştir. 2014 sonrasında hesabım da yapılan işlemleri FETÖ/PDY terör örgütüne yardım olarak tanımlamış ve böylece mesleğe iademi reddetmiştir.

Komisyon kararının "C. Başvurunun Değerlendirilmesi" bölümündeki; örgüt liderinin verdiği talimat gereği finansal destek mahiyetinde para yatırdığım iddiasını kesinlikle kabul etmiyorum. Aksine talimatın tersine, 11.09.2014 tarihinde gram altın hesabımdaki parayı bozdurarak 19.043,87 TL tutarındaki paramın tamamını çekmiş olduğum ve 548 TL civarı parayı katılım hesabına yatırdığım, sonraki zamanlarda ihtiyaca göre çektiğim hesap hareketlerinde görülecektir. 2015 mayıs ayında, banka devletin kontrolüne geçtikten sonra da, para yatırma talimatı iddialarının aksine para yatırma çekme işlemlerine devam ettiğim hesap hareketleri incelendiğinde görülecektir.

Para yatırırken de bu işlemden dolayı suçlanmamı gerektiren bir yasal duyuru ya da engelle karşılaşmadım, işlemi yapan görevliler tarafından yada BDDK yetkilileri tarafından da herhangi bir şekilde bu yönde bilgi paylaşımı yapılmadan işlem yaptım.Bankaların faaliyetleri BDDK tarafından günlük izlendiğinden şubede veya ATM para yatırma işlemini yapmam sırasında bankanın bilgi sistemlerinin çalışır durumda olduğunu, hesap açma yada para yatırma işleminin o esnada bankanın bilgi sistemleri marifetiyle sonuçlandırıldığını da müşahede etmiş biri olarak yapılan işlemin yasadışı olduğunu gösterecek bir emareyle karşılaşmadım.

Bank Asya (veya diğer banka hesaplarımdan) hiç bir terör örgütü veya illegal yapılarlara, bunlarla bağlantılı kurum, kuruluş veya şahıslara; havale, bağış, aktarma yapmadım. Paramı terör örgütü lideri veya başka birisinin yönlendirmesi ile belli banka veya hesaplara aktarmadım. Herhangi bir terör örgütü ile bağım olduğu iddiasını hiç bir şekilde kabul etmiyorum.

Sonuç olarak, Bank Asya'yı rutin bankacılık işlemlerim için kullandığım, talimat ile hareket etmediğim, tüm bankacılık işlemlerimi hayatın olağan akışı içinde açıklayabildiğim ortadadır ve bankayı teröre destek için kullanmadığım hesap hareketlerimden bellidir. Hesap hareketlerimi (Ek-3), banka konusundaki ek beyan ve hak ihlallerini ekte sunuyorum. (Ek-4)

2) KOVUŞTURMA BİLGİLERİNE DAİR

Adli soruşturma/kovuşturma bilgilerime dair: "UYAP'tan temin edilen bilgilere göre; başvurucunun, İzmir 5.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 21.12.2017 tarihli; E:2017/999, K:2017/111 sayılı kararıyla silahlı terör örgütüne üye olma suçundan beraat ettiği" yazılmıştır.

Hakkımdaki tüm suçlamalardan beraat etmeme rağmen, komisyonun ret verme gerekçesi anlaşılamamıştır. Beraat alan bir kişinin hala suçlu olarak değerlendirilip kamu görevinden ihraç edilmesi anlaşılamayan bir durumdur.

3) DİĞER TESPİTLERE DAİR İDDİALAR

Diğer tespitlere dair: "İzmir Cumhuriyet Başsavcılığından ve İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğünden temin edilen bilgilere göre, başvurucunun 2017/68532 hazırlık numaralı soruşturma dosyası kapsamında ele geçirilen Emniyet Genel Müdürlüğü teşkilatı personeline ilişkin örgüt arşivindeki detay bilgisinde: mahrem yapıda SAY (FETÖmensubu olup her şeyiyle teslim olan ancak yöneticilik vasıfları olmayan polis memurları) seviyesinde, Kurs Taksidi:100 (himmet adı altında örgüte verilen maddi destek), Etüt 2015:2 (sohbet adı altında katıldığı örgütsel toplantı ve faaliyet sayısı), Zümre Başkanı (bağlı olduğu üst düzey mahrem yapı örgüt üyesi), Öğretmeni (bağlı olduğu mahrem yapı örgüt üyesi) verilerinin bulunduğu tespitleriyle kodlandırılmış olduğu" iddia edilmektedir.

Kamuoyunda, bu tespitlerin GARSON kod adlı gizli tanığın SD kart ile teslim ettiği listede olduğu bilinmektedir. Bu listede geçtiği iddia edilen ismimle ilgili 01.01.2018 tarih ve 3727272 sayılı Veri İnceleme Raporu ekte sunulmuştur. (Ek-5)

Bir fişleme evrakı olan Garson listesindeki, aleyhime olan ve gerçeğe aykırı bu bilgileri kabul etmiyor şiddetle reddediyorum. Şanlı polislik mesleğim zamanı dahil, hayatımın hiç bir aşamasında; illegal yapı veya örgütlerle bağım(irtibatım, iltisakım) olmamıştır.

Davalı kurum, maddi gerçeğin her türlü şüpheden arındırılmış, somut, kesin, kati ve inandırıcı delillerle ispat etmesi gerekirken; bu kanıtlanmamış ve kaynağı şaibeli soyut iddialar hakkında şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı deliller sunamamıştır.

SAY kodu ile fişlemiş olmam ve örgüte teslim olan polis memuru olarak listede geçmem somut bir delil olarak değerlendirilemez. Garson listesinin geçersiz ve kabul edilemez olduğu yakın zamanda yayınlanan Garson Teknik Rapor'u ile kamuya duyurulmuştur. (Ek-6)

a) Garson (SAY Kodu) iftirası hakkındaki cevabım

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosunun 18.04.2017 tarih ve 2017/68532 sayılı soruşturması kapsamında ele geçirilen Micro SD Kart Kom Daire Başkanlığı?na teslim edildiği belirtilen Fişleme evrakında adımda yer almaktadır.

Şahsımın "...SAY (FETÖ mensubu olup her şeyiyle teslim olan ancak yöneticilik vasıfları olmayan polis memurları) seviyesinde..." olduğu iddia edilmektedir.

Ekteki "Garson Teknik Raporu" ile ispatlandığı gibi, Garson listesi ne zaman hazırlandığı belli olmayan, şaibelerle dolu olan bir listedir. Kurumun, SAY kodu ile fişlendiğimi iddia etmesi tek başına bir şey ifade etmeyecektir. Kurum, bu iddiasını destekleyecek bilgi, belge, tanık beyanları ve diğer delilleri mahkemeye sunmalıdır, aksi taktirde savunma hakkını kaybedecek ve somut olarak iddiasını ispatlayamadığından bu iddia yok hükmünde olacaktır.

Sonuç olarak, örgüte kendini teslim etmiş birisinde; ByLock ve HTS kaydı gibi önemli deliller öne sürülmeli ve örgüt üyeliğinden ceza almalıydı. Şahsım ise tüm bu iddialardan aklandım adli mahkemeden beraat kararı aldım.

Garson listesi hakkındaki ek beyanlarımı ve hak ihlallerini ekte sunuyorum. (Ek-7)

b) Himmet iftirası hakkındaki cevabım

Şahsımın "...Kurs Taksidi:100 (himmet adı altında örgüte verilen maddi destek)..." iddiası ile örgüte düzenli destek mahiyetinde para yardımı yaptığım iddia edilmektedir.

Bu iddia tamamen bir iftiradan ibarettir, kurum bunu ispatlamak zorundadır. Kime, ne zaman, kaç taksitte para ödediğim, bu parayı ne şekilde ve ne amaçla ödediğimi davalı kurum ispatlamalıdır.

Davalı kurum bu ödemeyi ispatlayamayacaktır, çünkü böyle bir ödeme yoktur. FETÖ dahil hiç bir terör örgütüyle bağım olmadığı halde, 100 TL gibi bir miktarı nereye hasıl ödediğim, ödediğim kişilerle nasıl iletişim kurduğum gibi hususları davalı kurum aydınlatamamıştır.

Son olarak; maddi durumum müsait olmadığından ayın sonunu zor getiren biri olarak, hem de bir terör örgütüne düzenli olarak para verdiğim iddiası kabul edilemez. Kurum bunu ispatlamalı, aksi taktirde savunma hakkını kaybetmiş sayılmalıdır.

c) Sohbet iftirası hakkındaki cevabım

Şahsımın "... Etüt 2015:2 (sohbet adı altında katıldığı örgütsel toplantı ve faaliyet sayısı)..." iddiası ile örgütün sohbet adı altında düzenlenen örgütsel toplantı ve faaliyetlere katıldığım iddia edilmektedir.

Bu iddia kendi içinde tutarsız ve kendi kendini yalanlamaktadır. Sohbete gittiğim iftirasını kesinlikle kabul etmiyorum.

SAY kodu ile kodlanan kişinin örgüte her şeyiyle teslim olduğu iddia edilmektedir. Garson listesinde ise 2015 yılında 2 kere sohbete gittiğim iddia edilmektedir. Bu olabilir bir iddia değildir.

Sohbete gitti isem (ki bunu kesinlikle kabul etmiyorum), bir sohbet grubu olmalıydı, bu sohbetin zamanı, yeri belirtilmeliydi. En azından sohbete katılan diğer kişiler belli olmalıydı. Kurum, sohbete gittiğimi ispatlayabilecek ne tanık beyanı ne de başka bir delil sunamamıştır.

Ayrıca, İzmir 5.Ağır Ceza Mahkemesi'ne yargılandım, gerekli inceleme ve araştırma yapıldı. Sohbet adı altında örgüt toplantılarına katılmış olmadığım, hakkımda sohbete katıldığım iddiasında bulunan tanıklar olmadığı Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından açık ve net biçimde ortaya konmuştur.

Sonuç olarak; hakkımda İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı araştırma yapmış; sohbete katıldığıma ve bunu teyit eden tanık beyanı veya başka bir delile rastlamamıştır. Kurum bu iddiasını da ispat etmelidir, ispat edemiyorsa iftira attığını kabul etmiş sayılmalıdır.

d) Zümre Başkanı ve Öğretmen bilgileri iftiraları hakkındaki cevabım

Şahsımın "... Zümre Başkanı (bağlı olduğu üst düzey mahrem yapı örgüt üyesi), Öğretmeni (bağlı olduğu mahrem yapı örgüt üyesi) verilerinin bulunduğu..." olduğu iddia edilmektedir.

Akıl ve mantık dışı böyle bir iddia kabul edilemez. Ben bir polis memuruyum, öğretmen veya zümre başkanı değilim. Bu iddia ile örgütte yönetici, başkan, abi, imam veya başka bir isim altında görev aldığım iddiası ise akla ziyan bir iftiradan başka bir şey değildir.

Kurum bu iddiasını ispatlamak için, tek bir şeyi yani; örgütte yönetici olduğum (ki kesinlikle kabul etmiyorum) iddiasını ispatlamalıdır. Eğer bu iddiasını ispatlayamaz ise iftira attığını kabul etmiş olacaktır. Ayrıca örgütte yönetici olan bir kişinin yönettiği kişiler de gösterilmeli, bunlarla nerede, ne şekilde iletişim kurduğu, ve hangi örgütsel faaliyetleri yaptığı da ispatlanmalıdır.

Sonuç olarak; Zümre Başkanı veya Öğretmen olduğum, yani örgütte yönetici olduğum gibi büyük bir iddia; İzmir Cumhuriyet Savcılığı'nın yaptığı soruşturmada ortaya çıkmadığına ve İzmir 5.Ağır Ceza Mahkemesi'nde gündeme gelmediğine göre böyle bir iddianın doğruluğundan bahsedilemez, olsa olsa iftiradır denilip geçilir.

4) FETÖ İLE BAĞIM OLMADIĞINA DAİR DİĞER CEVAPLARIM

ByLock olmaması: Örgüt üyelerinin haberleşmek için kullandığı ByLock ve benzeri programları kullanmadığım, beraat kararındaki "...dijital materyallerin incelenmesine ilişkin heyet raporları...sanıkta bylock programı tespit edilmemesi..." ibareleriyle sabittir.

HTS Kaydı olmaması: Adli mahkemece sabit olarak, hiçbir üst düzey örgüt üye(si)leri ile irtibatım yoktur.

Örgüt sorumlularına para transferi olmaması: Hiçbir örgüt üyesine veya üst düzey-alt düzey sorumlusuna para havale ve para transferim yoktur.

SGK kaydı olmaması: SGK kayıtlarında da sabit olduğu gibi, FETÖ ile irtibatlı hiçbir kurumda çalışmadım.

Dershane kaydı olmaması: FETÖ ile irtibatlı dershaneye gitmedim.

Örgüt evi bilgisi : Hayatımın hiçbir evresinde FETÖ örgüt evinde kalmadım.

Okul kaydı olmaması: İlk okulda okuyan çocuklarımı FETÖ ile irtibatlı kreşe, okula veya dershaneye göndermedim.

Sendika üyeliği olmaması:FETÖ ile irtibatlı hiçbir sendikaya üye olmadım.

Dernek, vakıf üyeliği olmaması:FETÖ ile irtibatlı hiçbir dernek, vakıf gibi kurumlara üyeliğim yoktur.

Bu liste bilmediğim diğer FETÖ bağı (irtibat, iltisakı) sayılan kriterler için de uzatılabilir. Kurum tüm bu iddiaları oluşturduğu 12 maddelik bir tablo ile incelemiş ve hakkımda hiç bir örgüt bağı bulamamıştır.

5) SADAKAT İDDİALARINA CEVABIM

2008 yılında, İzmir Polis Meslek Yüksekokulu?ndan 88.829 not ortalaması (Pekiyi) ile mezun oldum. Emniyet Bilgi Sisteminde, meslek hayatım boyunca her yıl verilen sicil notlarım bulunmaktadır. Notlarımın hepsi iyi - çok iyi performans şeklindedir.

2008-2013 yılları arasında, ilk atama yerim olan İstanbul'da görevimi en iyi şekilde ifa ettim. İstanbul'da başarılı çalışmalarımdan dolayı takdirname, başarı belgeleri ve maaş taltiflerim bulunmaktadır. Bu belgelerin hepsi Emniyet Bilgi Sisteminde mevcuttur, gerekiyorsa kontrol edilebilir.

2013 yılında şark görevi ifası için Diyarbakır'a görevlendirildim. Diyarbakır'da gerek gezi olaylarının devamı gerek 6-7 Ekim Kobani olayları ve takriben Sur olaylarında görev aldım. Görevimi en iyi şekilde yaparak burada da maaş taltifi ile ödüllendirildim.

Mesleğimi en iyi şekilde yaptım. Başarılı ve özverili çalışma ile, bu ülkeye hizmet eden bir kamu görevlisi olarak meslek hayatım boyunca adli ve idari hiçbir soruşturma geçirmedim, uyarı cezası dahi almadım.

Mesleğe adım attığım ilk günden ihraç olduğum 14 Temmuz 2017 gününe kadar kamu görevim ile bağımın kesilmesini gerektirici herhangi davranışım, işlemim asla söz konusu olmadı. Hem meslektaşlarım, hem müdürlerim, hem de çalışma arkadaşlarım tarafından sevilen, saygı duyulan, örnek gösterilen biri olarak tanınırım.

15 Temmuz da ülkemize gerçekleştirilen menfur darbe girişiminin hemen sonrasında Başbakanlık İdari Mali İşler Daire Başkanlığı koordinesinde '15 Temmuz Şehit Yakınları ve Gazileri Yardım' adı altında oluşturulan hesaba, daha GÖREVİMDE AKTİF çalışırken yardımda bulundum. Devletime küsmedim, benim yerim devletimin yanıdır.

Sonuç olarak, hiçbir delil gösterilmeden, şahsımın savunması dahi alınmadan "suçta ve cezada şahsilik ilkesi" başta olmak üzere evrensel temel hukuk ilkelerinin çiğnenerek, meslekten çıkarılmam hukuka aykırıdır. Devlete karşı sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğim iddiası kabul edilemez, tarafıma hiçbir suç isnadında bulunulamaz.

Sadakat konusundaki ek açıklamalarım ve hak ihlallerini ek olarak sunuyorum. (Ek-8)

Sonuç olarak;

Davalı kurum, gizli / çok gizli belgeler dahil olmak üzere, OHAL Komisyonu dosyası ve eklerini, kurum içi İdari Soruşturma Raporu'nu, kurum içi Çevre Araştırma Raporu'nu, tanık beyanlarını, istihbarat raporunu, ihracıma sebep olan diğer bilgi belge ve delilleri eksiksiz göndermek zorundadır.

Kamu görevinden ihracımı gerektiren somut hiçbir neden bulunmamaktadır. Anayasa ve yasalarımıza uygun davrandım, aksi bir fiilim söz konusu değildir. OHAL Komisyonu somut herhangi bir bilgi ve belge ortaya konulmaksızın, objektiflikten uzak ve keyfi bir şekilde başvurumu reddetmiştir.

Davalı kurum görevden ihracıma yönelik hiç bir yasal gerekçe sunamadığından dolayı öncelikle savunma hakkı olmak üzere, kanunlarımızın, Anayasamızın ve AİHS göre tüm ilgili maddeler ihlal edilmiştir. Kurum istenen tüm belgeleri eksiksiz göndermez ise savunma hakkını kaybedeceğinden dolayı OHAL Komisyonu ret kararının iptaline karar verilmesi gerekmektedir. İhlal edilen haklarımı ve kanun maddelerini ayrıca ek olarak sunuyorum. (Ek-9)

Dava konusu 692 KHK ile meslekten çıkarıldığım ve hiçbir gelirim olmadığı, bu davanın masraflarını karşılayacak maddi gücümün bulunmaması sebebiyle ADLİ YARDIM İSTEMİ'min kabul edilmesini, OHAL Komisyonu'nun, hiçbir geçerli sebep ve somut delile dayanmayan 01.01.2019 tarih ve 2019/12345 sayılı işlemi; kanunlarımıza, Anayasamıza ve AİHS?ne aykırı olduğundan reddini arz ve talep ederim.

HUKUKİ SEBEPLER:

Kanun, Anayasa, AİHS, ve sair alakadar mevzuat.

DELİLLER:

Komisyon ret kararı, beraat kararım, banka hesap hareketlerim, banka hakkındaki ek açıklama ve hak ihlalleri, Veri İnceleme Raporu, Garson Teknik Raporu, Garson ile ilgili açıklamalarım ve hak ihlalleri, İhlal edilen haklarım konusundaki açıklamalarım.

SONUÇ VE İSTEM :

Yukarıda arz ve izah olunan nedenlerle, fazlaya ilişkin tüm haklarım saklı kalmak üzere,

1) 2019/12345 sayılı OHAL Komisyonu RET KARARININ İPTALİNE,

2) Adli yardım istemimin kabulüne,

3) Tüm parasal haklarımın FAİZİ İLE BERABER ödenmesine,

4) Tüm yargılama giderlerinin davalı idare üzerinde bırakılmasına,

karar verilmesini arz ve talep ederim. (23/04/2019)

06 Mayıs 2019 14:02

Bilo328
Aday Memur

çok teşekkürler

06 Mayıs 2019 14:13

Ezan Bayrak
Aday Memur

çok teşekkürler


Bilo328, 3 ay önce - Alıntıya git
kodunuz neydi
06 Mayıs 2019 14:58

30 eyllül.
Daire Başkanı

çok teşekkürler


Bilo328, 3 ay önce - Alıntıya git
Devre komisyonun sunduğu gerekçelere göre uyarlarsın.ayrıca yardımımız dokunduysa ne mutlu sayfanın amacı buydu zaten.teşekkürler.
07 Mayıs 2019 11:43

Bilo328
Aday Memur
geçmiş olsun. kod ne idi
Ezan Bayrak, 3 ay önce - Alıntıya git

a4 müş komisyon kararında öğrendim

07 Mayıs 2019 12:52

magdur2124
Şef

Selamün aleyküm. Benim 677 khk.inceleme devam ediyor.2018de beraat ettim.2 süclama vardı.khk ile kapatilan kurumlarda calismak ve banka hesabı.khk ile kapatilan kurumda sgk eski tarihli.2004 2009 arası.banka hesabi ise talimatli para yatirma yok.kısacası iki suclamada 17-25 öncesi.ohal komisyonu 17 25 aralik 2013 öncesini baz alıyor mu?kesin bilgisi olan var mı?

07 Mayıs 2019 22:55

30 eyllül.
Daire Başkanı

Selamün aleyküm. Benim 677 khk.inceleme devam ediyor.2018de beraat ettim.2 süclama vardı.khk ile kapatilan kurumlarda calismak ve banka hesabı.khk ile kapatilan kurumda sgk eski tarihli.2004 2009 arası.banka hesabi ise talimatli para yatirma yok.kısacası iki suclamada 17-25 öncesi.ohal komisyonu 17 25 aralik 2013 öncesini baz alıyor mu?kesin bilgisi olan var mı?


magdur2124, 2 ay önce - Alıntıya git
Kodlaman olumlu ise dönme ihtimalin azda olsa olabilir. kodlama olumsuz ise ret devre. İnşallah iade olursun.
Toplam 930 mesaj
«202122232425262728293031»
 
ANKET
Sizce, Kurban Bayramı tatili 9 güne çıkarılmalı mı?