Editörler :
22 Nisan 2019 11:43   


Kapatılan bölümlerin öğretim üyeleri kamu zararı mı olur...

Üniversitelerimizde özellikle genç üniversitelerde, 2018-2019 öğretim yılında (olasılıkla tercih sistemi nedeniyle) öğrenci kontenjanları boş kaldı ya da oldukça az tercih aldı... Bu durumda YÖK kapatma kararı alarak bölümleri hemen kapatabilir mi... Daha da önemlisi bu kapanan bölümlerdeki öğretim elemanları kamu zararı mı olur... Sanırım kapanan bölümlerin sayısı giderek artacak... Bu durumda olan öğretim elemanları kendi durumlarını aktarabilir mi? Çözüm yolu ile ilgili bilgisi olan var mıdır?

Şimdiden paylaşımlarınız için teşekkür ederim...

22 Nisan 2019 13:48

nickbulmakzorazizim
Şef

Kapatılan bölümlerin hocaları ne oluyor?

22 Nisan 2019 14:18

bcam08
Aday Memur

Öğretim elemanı derken hepsini kastetmiştim... O bölümde görev yapan tüm öğretim üyeleri...

22 Nisan 2019 15:22

Bleed
Daire Başkanı

Kapatılan ifadesini, öğrenci alamayan olarak düzeltelim.

Şu anda Türkiye'de öğrenci alamayan, YÖK tarafından yüksek öğretime giriş sınavının kılavuzundan çıkartılan bölüm sayısı en az 500'dür. Basit bir hesap yaparsak, her bölümde ortalama asistanından profesörüne 10 öğretim elemanı olsa ve ortalama 7 bin lira maaş veriliyor olsa, aylık 35.000.000 lira maaş yapar ki bu da yıllık 420 milyon lira yapar. (Rakam bunun çok üstünde de olabilir). Bu ortalama ve tahmini bir rakam elbette, ama bu para en az 10 saat ders ücreti karşılığında verilen maaşların toplamıdır. Peki öğrenci alamayan bir bölümde, ders verilmiyor veya -öğrenci alamadığı için eldekiler mezun olunca- bir kaç seneye öğrencisi kalmayacak ise, (ki burada YÖK ve üniversite yönetimleri öncelikle lisans öğrencisi esas alınıyor), çok açık bir kamusal zarar doğuyor.

Benim merak ettiğim konu ise şu, YÖK ve Sayıştay'ın özellikle inlemesini istiyorum, öğrenci alamayan bölümlerdeki bilimsel başarı nedir? Öğrenci alanlarla kıyasladığımız zaman SCI SSCI yayın, uluslararası proje (zaten üniversitelerin BAP biriminden alamayanları dövüyorlar (!)), patent üretimi ne kadar artmış ? Şayet hem öğrenci yok, hem de proje / patent yok ise, bu bölümler ülkeye küllen zarardır.

Bu durumda YÖK'ün politikası nedir ?

Norm kadro yönetmeliğinden sonra, pasif veya yarı pasif (yani öğrenci alamayan tüm bölümlerde) kadro ilanı görmedim. YÖK'de bildiğim kadarı ile olaya kamusal zarar veya fayda gözüyle bakıyor. Bu akademisyene, kadro almak istiyorsan, ya öğrenci alabilen bir üniversiteye veya öğrenci alamayan başka bir birime git demek oluyor.

22 Nisan 2019 16:06

bcam08
Aday Memur

Kapatılan ifadesini özellikle seçtim sayın hocam. Çünkü. bizim bölümümüz kapatıldı. Sizin yaklaşımınızın mantığı doğru gibi görünse de sayısal bölümler için geçerli olacak bir yaklaşım tarzı olarak kabul ediyorum. Çünkü ancak fen ve mühendislik bölümlerinde sürüyle sci yayın imkanı bulunmakta. Çünkü parayı verdiğiniz de tüm bu dergilerde yaptığınız bir deneyin sonucunu 3 ya da 5 kişi farklı yönlerden 3 ya da 5 yayın yapar ve kağıt üzerinde de süper yayın puanını olabiliyor. İşte sayın hocam çalışan üreten bilim insanlarını sadece metrik sistem puanıyla değerlendirildiği için, bulunduğu bölgeye ya da kente katkı bulunan projeler yapan, çalışmalar başlatan bölümler maalesef ki üretmeye henüz başlarken öğrenci sayısına tabi tutularak kapatılıyor.

Şimdi size soruyorum, yılda onlarca sci yayın yapan mühendislik fakültelerinin kaçı ülkenin üretim ve sanayileşmesine somut katkı sağlıyor... Öyleyse sizin hesabınızda bir yanlışlık var.. Bana göre de onlar kamu zarar oluyor...

Bence üretilen bilginin topluma ya da ülkeye katkısını değerlendirecek yeni bir hesaplama modülün ihtiyacımız var...

Kapatılan bölümlerin bulunduğu alanda bulunduğu bölgeye katkıları hiçe sayılmamalıdır...

Yoksa öğretmenlik yapan akademisyenlere ihtiyacımız olduğunu ben de düşünmüyorum...

Umarım derdimi anlatabilmişimdir...

Saygılar...

22 Nisan 2019 18:57

enstante34
Aday Memur

Mevcut sistemle üniversiteleri kötü bir gelecek bekliyor. Hükümetin 17 yılda yaptığı en büyük hatalardan biride yüksek öğretim sayısını artırmak oldu. Tahminim Gelecekte birçok devlet üniversitesine mütevelli heyeti atanır Kendi maaşınızı kendiniz kazanın denir

22 Nisan 2019 19:09

Bleed
Daire Başkanı

Sizi anlıyorum. Ama şunu söylemek isterim ki ne YÖK ne de çoğu üniversite, olaya Fen veya Mühendislik Bölümlerinin SCI yayın yapmakta diye bakmıyorlar. Ki burada Fen bölümleri için istisnai bir durum var, onlar diğer bölümlerin temel bilim derslerine girerek, öğrencileri olmasa bile yine aktif lisans derslerine girebilmekteler.

Maalesef esas sorun mühendislik bölümlerinde. Hemen hemen her ilde en az 1 mühendislik fakültesi açıldı. Sanayisi olmayan illerde bile makineden inşaata bilgisayardan elektroniğe kopyala yapıştır bölümler kuruldu. Örneğin Türkiye'deki inşaat mühendisliği bölümlerinin program sayısı (vakıf ve devlet toplam) 270 civarıdır. Yine makine mühendisliği için de sayı 270 civarında. Çoğu temel mühendislik bölümüne bundan 10 yıl önce girebilmek için en az % 20'lik başarı diliminde olmak gerekirken, şimdi taşralarda kurulan mühendislik bölümleri ile örneğin 10 Matematik neti ve 4 fen neti ile inşaat, elektronik, makine mühendisliği gibi bölümler kazanılır hale geldi. Sonuçta hem eğitim kalitesi düştü, hem de yetiştirdiğiniz mühendisin kalitesi düştü. Sonuç sanayideki usta/kalfa, mezun olan mühendisten 4 - 5 gömlek üstün. Mühendis, CNC tezgahı nedir, ne işe yarar bilmiyor.

Sonuçta dediğinizde haklısınız, kalitenin olmadığı, 300 avro ödeyerek yayın yapılan mühendislik bölümleri türedi. Bu nedenle, uluslararası proje ve patentleri de sorgulamak gerek diyorum.

Sözel bölümler, bölgelerinin yapılarını, değişimlerini araştırabilirler, pek çok katkı verebilirler. Ama sanayinin olmadığı illerdeki sözde mühendislik fakülteleri ne yapacak? (Cevap: Hiç birşey ki gerçekte derslerin yapılmadığı 3 - 4 dersin açıldığı yüksek lisans programları da dikkate alınırsa bu işe bankamatik memurluğuna dönüyor! maalesef).

YÖK bu kadar çok bölüm açarak, arz talep dengesini bozdu. Yetmedi, bölümleri doğal seleksiyon yolu ile elemeye kalktı. Kıyı bölgeleri normal olarak öğrencileri cezbederken, iç bölgeler ve doğudaki üniversiteler kapanma noktasına geldi. Bunun yolu, YÖK'ün sektör temsilcileri ile bir araya gelerek her alan için ayrı ayrı ihtiyaç duyulan, mühendis, öğretmen, doktor, sosyolog, tarihçi vs sayısını belirlemek, kontenjan ve bölüm açma politikası oluşturmak, alt yapısı olmayan ve öğrenci alma potansiyeli olmayan bölümleri dağıtmak/kapatmaktır.

Ülkenin en batısından en doğusuna kadar Fen Edebiyat veya Mühendislik bölümlerine bakın, hepsinin kopyala yapıştır olduğunu görürsünüz. Sanki bunlar üniversite değil, MEB'e bağlı liseler. Bu da üniversitelerin ihtisaslaştıramayan, liyakatsız kişilerce yönetildiğini göstermektedir. Her yıl üniversitelere yüzmilyonlarca lira harcayacaksınız, ama sonuç hiç olacak...

22 Nisan 2019 20:26

bcam08
Aday Memur

Peki o zaman hem fikir olduğumuza göre... Şimdi ne olacak... Bölümlerin kapatılması yine kağıt üstündeki verilere göre ya da kontenjan bazında mı yapılacak.. Yoksa her üniversitenin bulunduğu bölgeye katkı potansiyeline göre mi yapılacak.. Bu cevaplanması gereken bir soru...

Ama bir de bizim gibi kapatılmış ve hiçbir yetkinliğinizin dikkate alınmadığı durumda olanlara ne olacak... Biz yapılan hatanın faturası mı oluyoruz bu durumda... Kurtulun ası gereken kamu zararları...

Bilemiyorum hocam... Sizin ve benim beklentim günümüz gerçeklerini karşısında ütopya olarak kalıyor...

Biz ne yapalım şimdi içimden bir ses sen bilim insanısın, üretmene hiçbir şey engel olamaz diyor... Diğeri ise evladının geleceğini düşün... Biz mi hatalıyım şimdi... Biz mi açtık her köye bu üniversiteleri...

Biz idealist davranarak orada da katkı yapabileceğimiz alanları tespit edip üretiriz dedik...

Ne safmışız...

22 Nisan 2019 21:24

Bleed
Daire Başkanı

Açıkçası idealistlik kalmadı. Sisteminde kimseden idealistlik beklediğini düşünmüyorum.

Devlet yumurta vermeyen tavuğu beslemek istemiyor, en azından masrafı arttırmak istemiyor. Sonuçta yükselme kadroları çıkmayacak gibi görünüyor (en azından taşrada).

23 Nisan 2019 12:27

ölüm_hak
Şef

Öğrenci gelmeyen bölümlere 1 yıllığına kontenjanlarda yer verilmediğini duymuştum. Ertesi sene sanırım tekrar kontenjanlarda tercihe açık olacaklar. Ama bölüm tamamen kapatıldı ise oradaki öğretim elemanları ne olacak, sanırım rektörün tasarrufunda bir durum.

Keşke yeni bölümler açılmadan önce ülkenin ihtiyaçları ve bölümün açıldığı bölgenin özel durumları dikkate alınsaydı. Üniversiteler ya da bölümler, şehre daha fazla öğrenci gelsin baskısıyla yerel halkın baskısı ile kurulmasaydı.

Örnek vermek gerekirse, benim bölümümde şu anda Türkiye'de 80 civarında devlet üniversitesinde bölüm var ve bunun yarısından fazlası boş kaldı. Atatürk Üni. gibi köklü üniversiteler bile yeterli öğrenci bulamadı. Önlisansları saymıyorum zaten.

YÖK'ün bahsettiğiniz konularda hem kimseyi mağdur etmeden hem de mevcut imkanları en iyi şekilde kullanarak bir yol haritası ve strateji belirlediğini düşünmüyorum. Belki bir çalışmaları vardır, onu da bilmiyorum ama yaşadığımız sıkıntılar gelecekte sorunların düzeleceğine dair umut vermiyor.

Benim aklıma şu fikirler geliyor:

1) Üniversiteler/bölümler araştırma enstitüsü, eğitim şeklinde ayrılabilir. Böylelikle derse daha çok girmek isteyen akademisyen ile araştırma yapmak isteyen istediğine yönelebilir. Bu konunun artıları eksileri tartışılabilir.

2) Her üniversitede her bölümün olması yerine yeni kurulacak üniversiteler bölgenin ihtiyaçlarına/kaynaklarına göre mikro üniversite / ihtisas üniversitesi olarak düzenlenebilir. YÖK'ün ihtisas üniversitesi çalışması var ama yeterli olduğunu düşünmüyorum.

23 Nisan 2019 19:06

Bleed
Daire Başkanı

Sayın ölüm_hak,

Bir bölüm kılavuzdan çıkartıldıktan sonra, ertesi yıl tercih kılavuzuna giremiyor, 1 yılı boş geçere yine YÖK'e başvurularak ve olur alınarak girebiliyor. Ancak uygulamada bu kadar basit değil. Son 4 - 5 senedir, kendi üniversitemde de kılavuzda yer verilmeyen pek çok bölüm var.

Şimdi ise durum daha da zor, çünkü bir bölüm öğrenci alımına durdurulduysa yani öğrenci tercih kılavuzundan çıkartıldıysa, devlet üniversitelerinde (her yıl güncellenen) doluluk oranı % 90'ının üstüne çıkana kadar başvurusu bile YÖK tarafından kabul edilmiyor. % 90'ının üstünde olsa bile, bizim başımıza geldiği gibi, YÖK tekrar öğrenci alımına açmayabiliyor.

Örneğin Türkiye'de belki 90 tane jeoloji mühendisliği bölümü var, ama bunlarında sadece 20'si kılavuzda yer alıyor. (ki bu 20'nin doluluk oranı % 60'larda, yani doluluk oranı %90'ının altında olan 70 bölümün tekrar lisans eğitimine açılma durumu yok). Bu durumda her bölümde 10'ar kişi olsa, 700 kişi boşa çıkıyor.

Lisans üstü eğitime gelince, bölümden mezun olan öğrenci olmayınca, yüksek lisans ve doktora da olmuyor. Şehir dışından gelip, düzenli derslere girerek yüksek lisans yapan çıkmıyor (ders programı kağıt üstünde kalıyor, ders yapılmıyor, ödev ile göstermelik yürüyor). Kaldı ki sırf öğrenci gelsin diye, lisans üstü öğrenci alımı, neredeyse ilgili ilgisiz tüm mühendislik dallarına açık oluyor. Buna rağmen, 3-5 kişi geliyor. Bunlarda 3-5 hocaya dağıtılıyor, 1 dersi alan 1 öğrenci oluyor. Öyleki 5 ayrı öğrenci için bir dönemde 20 ayrı ders (ders saat ücreti düşünülerek) açılıyor. Bu durumda, kamusal zarar oluyor. Yani, lisansta diğer bölümlerden derse girerek 5-6 saate giren hoca, yüksek lisanstan ders yükünü 30 saate tamamlayabiliyor (bu da maaş dışında aylık ekstra 2 bin lira ders ücreti demek oluyor, ki zarar budur). Oysaki, her hocaya bir dönemde sadece 1 lisans üstü ders açma izni verilse, hem öğrenciler sadece danışmanlarından ders almaktansa, başka hocalarda ders alacaklar hem de hocalara verilen ek ders ücreti yarı yarıya düşecek.

Benim önerilerim şu,

1. Aynı ildeki veya çok yakın komşu illerdeki bölümler birleştirilmelidir. Böylece toplam boşta kalan program sayısı azalır, kılavuzda yer alan program sayısı azaldığı için, arz talep dengelenir.

2. Yeni programların açılması durdurulmalıdır. Örneğin her ilde inşaat, elektronik, bilgisayar vb üst mühendislik dalları açılıyor ama bunlar açıldığı için zaten maden, jeoloji, vb bölümler yerine bu üst mühendislik dalları seçiliyor. Ve aynı nedenle, yer yıl, kazanan öğrencilerin net sayıları ve kaliteleri de azalıyor.

3. Bunların mümkün olmadığı durumlarda araştırma enstitüleri kurulmalıdır. Örneğin, Kapadokya için Nevşehir'de jeoloji enstitüsü ve turizm enstitüsü kurulabilir. Ancak buradaki personelin aktif araştırma yapması teşvik edilmelidir. Madem öğrenci yok ve derse giremeyecekler, aktif araştırma yapmaktan sorumlu olmalılar.

4. Tüm bunların mümkün olmadığı alanlarda (bölümlerde) ise, öğretim elemanları yakın alanlara dağıtılarak hem laboratuar/atölye, kadro gibi kamusal kaynakların israfı önlenmeli, hem de bu bölümlerdeki personelin bankamatik memuru olmalarının önüne geçilmelidir.

(Bazı bölümlerde bu öyle bir hal aldıki, akademisyenin mesaisi olmaz denerek, kişiler günde 1 saat gelip giderek odalarında oturmadan bile maaş alabilmekteler).

23 Nisan 2019 22:09

docent2018
Daire Başkanı

10-15dk göstermelik dersler ile bazen hiç bazen de 1-2 gün bölümlerine uğrayan akademisyenler var. Bulabilirsen bul. Bahane akademisyenliğin mesaisi olmaz, sanırsın dışarıda çalışmalarda bulunuyor, evinde makalelerini yapıyor, araştırmalarını internetten yapıyor. Aslında yan gelip yatıyor. Uykusunu alıyor, alışverişine gidiyor geziyor. Maalesef bunlar gerçekler, biraz bunları görsünler de en azından üniversiteler personelleri bölümlerine haftada kaç gün ne kadar süre uğruyor, dersler yapılıyor mu onları incelese. Hele ki hoca Profesör olduysa deymeyin keyfine

27 Nisan 2019 18:48

Bleed
Daire Başkanı

Maalesef akademi de çok boş beleş adam var, doçentlik ve profesörlük sırf daha çok maaş için istenir hale geldi.

Toplam 12 mesaj
 
ANKET
Yeni askerlik sistemini nasıl buldunuz?