Editörler :
22 Temmuz 2019 13:12

musavir2
Aday Memur

Kanunların geriye yürümesi hususu ile bağlantılı 25 Haziran 2019 tarih ve 7179 sayılı Asker Alma Kanunu ile yürürlükten kaldırılan 1111 sayılı kanunu örnek vermek isterim.

Şöyle ki;

21/06/1927 tarih ve 1111 sayılı Askerlik Kanunu "Madde 5 ? (Değişik: 25/1/1984 -2973/1 md.)

(Değişik: 21/7/1999 - 4414/2 md.) Erbaş ve erler için muvazzaflık hizmeti süresi; Kara,

Deniz, Hava Kuvvetleri ile Jandarma Genel Komutanlığında on sekiz aydır. Bu sürenin, barışta,

önce on beş aya ve bilahare on iki aya kadar indirilmesine, Silahlı Kuvvetlerin de ihtiyacı dikkate

alınarak, Cumhurbaşkanınca karar verilebilir." şeklinde idi.

26 Haziran 2019 tarihli Resmi gazetede yayımlanan 7179 sayılı Askeralma Kanunu Askerlik çağı ve hizmet süresi

"MADDE 5 ? (1) Askerlik çağı; yoklama, muvazzaflık ve yedeklik olmak üzere üç döneme ayrılır.

(2) Hizmet süresi; erbaş ve erler için altı ay, yedek subay ve yedek astsubaylar için on iki aydır. Hizmet sürelerini, ihtiyaca göre bir katına kadar artırmaya veya yarısına kadar azaltmaya Cumhurbaşkanınca karar verilebilir. Bu şekilde belirlenen hizmet süresi altı aydan az olamaz." şeklindedir.

Bilindiği üzere kanunun yürürlük tarihinde askerlik görevini ifa etmekte olanlar faydalandı ve erken terhis edildiler.

Bu durumda 7100 sayılı kanunun yürürlük tarihinde henüz doçentlik belgesine sahip olmayan, ancak eserden başarılı olan tüm adaylara eserden başarılı oldukları tarihi kapsar belge tanzim edilmesi gerekir düşüncesindeyim.

22 Temmuz 2019 13:15

docent2018
Daire Başkanı

Kanunların geriye yürümesi hususu ile bağlantılı 25 Haziran 2019 tarih ve 7179 sayılı Asker Alma Kanunu ile yürürlükten kaldırılan 1111 sayılı kanunu örnek vermek isterim.

Şöyle ki;

21/06/1927 tarih ve 1111 sayılı Askerlik Kanunu "Madde 5 ? (Değişik: 25/1/1984 -2973/1 md.)

(Değişik: 21/7/1999 - 4414/2 md.) Erbaş ve erler için muvazzaflık hizmeti süresi; Kara,

Deniz, Hava Kuvvetleri ile Jandarma Genel Komutanlığında on sekiz aydır. Bu sürenin, barışta,

önce on beş aya ve bilahare on iki aya kadar indirilmesine, Silahlı Kuvvetlerin de ihtiyacı dikkate

alınarak, Cumhurbaşkanınca karar verilebilir." şeklinde idi.

26 Haziran 2019 tarihli Resmi gazetede yayımlanan 7179 sayılı Askeralma Kanunu Askerlik çağı ve hizmet süresi

"MADDE 5 ? (1) Askerlik çağı; yoklama, muvazzaflık ve yedeklik olmak üzere üç döneme ayrılır.

(2) Hizmet süresi; erbaş ve erler için altı ay, yedek subay ve yedek astsubaylar için on iki aydır. Hizmet sürelerini, ihtiyaca göre bir katına kadar artırmaya veya yarısına kadar azaltmaya Cumhurbaşkanınca karar verilebilir. Bu şekilde belirlenen hizmet süresi altı aydan az olamaz." şeklindedir.

Bilindiği üzere kanunun yürürlük tarihinde askerlik görevini ifa etmekte olanlar faydalandı ve erken terhis edildiler.

Bu durumda 7100 sayılı kanunun yürürlük tarihinde henüz doçentlik belgesine sahip olmayan, ancak eserden başarılı olan tüm adaylara eserden başarılı oldukları tarihi kapsar belge tanzim edilmesi gerekir düşüncesindeyim.


musavir2, 1 ay önce - Alıntıya git

İnşallah hocam forum yönetimi okuyordur da haber yapar. O zaman bir ses olur ve birlik olunur yoksa zor. Dava mı açsak 1-2 yıl sürse de daha çabuk profesörlük hakkına kavuşacağız

24 Temmuz 2019 04:01

biyoloji_
Şef

Keşke kimseyi mağdur etmeyecek bir çözüm olsaydı... Arkadaşlar böyle bir karar yani eser inceleme tarihinin unvan tarihi olarak tescil edilmesi sözlüyü geçerek unvan alanları mağdur eder. Sözlüyü geçmeseydi profesörlüğe daha erken tarihte hak kazanacakken, sözlüyü geçtiği için daha geç profesör olacaktır.

Özellikle norm kadro yönetmeliği nedeniyle ilk gelen kadroyu kapar gibi bir uygulama da varken bence beklentiniz bir çok ek sorun doğurabilir.

24 Temmuz 2019 09:15

akademisyen 64
Genel Müdür

Kanunların geriye yürümesi hususu ile bağlantılı 25 Haziran 2019 tarih ve 7179 sayılı Asker Alma Kanunu ile yürürlükten kaldırılan 1111 sayılı kanunu örnek vermek isterim.

Şöyle ki;

21/06/1927 tarih ve 1111 sayılı Askerlik Kanunu "Madde 5 ? (Değişik: 25/1/1984 -2973/1 md.)

(Değişik: 21/7/1999 - 4414/2 md.) Erbaş ve erler için muvazzaflık hizmeti süresi; Kara,

Deniz, Hava Kuvvetleri ile Jandarma Genel Komutanlığında on sekiz aydır. Bu sürenin, barışta,

önce on beş aya ve bilahare on iki aya kadar indirilmesine, Silahlı Kuvvetlerin de ihtiyacı dikkate

alınarak, Cumhurbaşkanınca karar verilebilir." şeklinde idi.

26 Haziran 2019 tarihli Resmi gazetede yayımlanan 7179 sayılı Askeralma Kanunu Askerlik çağı ve hizmet süresi

"MADDE 5 ? (1) Askerlik çağı; yoklama, muvazzaflık ve yedeklik olmak üzere üç döneme ayrılır.

(2) Hizmet süresi; erbaş ve erler için altı ay, yedek subay ve yedek astsubaylar için on iki aydır. Hizmet sürelerini, ihtiyaca göre bir katına kadar artırmaya veya yarısına kadar azaltmaya Cumhurbaşkanınca karar verilebilir. Bu şekilde belirlenen hizmet süresi altı aydan az olamaz." şeklindedir.

Bilindiği üzere kanunun yürürlük tarihinde askerlik görevini ifa etmekte olanlar faydalandı ve erken terhis edildiler.

Bu durumda 7100 sayılı kanunun yürürlük tarihinde henüz doçentlik belgesine sahip olmayan, ancak eserden başarılı olan tüm adaylara eserden başarılı oldukları tarihi kapsar belge tanzim edilmesi gerekir düşüncesindeyim.


musavir2, 1 ay önce - Alıntıya git

Sizin vermiş olduğunuz örnekler kanunun geriye doğru yürümesi örneği değil kanun çıktıktan sonra yürürlüğe girmesi örnekleri. Kanunların geriye yürümesi kavramını yanlış kullanıyorsunuz. Anayasal ve hukuksal olarak kanunlar geriye yürümez. Doçentlik unvanının eser inceleme tarihi olarak tespitinde kanunu geriye yürütüyorsunuz. Askerlik kanununu örnek verdiğiniz için aynı örnek üzerinden gidelim. Askerlik süresi kısaltılınca kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla askerde bulunanlar terhis edildi. Peki yeni kanuna göre geçerli süreden fazla askerlik yapmışlarsa ne olacak? Yani yeni kanuna göre 6 ay askerlik öngörülüyorken 8 ay askerlik yapanlara süresi iade mi edildi ya da kanuna göre 6 ay askerlikten sonra ücret ödeneceğine göre, fazladan yaptıkları askerlik süresi için geriye dönük ücret ödendi mi? Sizin durumunuz da aynı. Kanun yürürlüğe girdiği an itibarıyla unvan verildi. Tıpkı askerler gibi geriye doğru bir işlem söz konusu değil.

Kanunun geriye yürümesi ile ilgili güncel bir örnek idam konusu. Eğer bu kanun çıkarsa politikacıların halkta oluşturduğu beklenti gibi, daha önceki tarihlerde idam cezasına karşılık gelecek suçları işleyenler için geçerli olmayacak. Kanun çıktıktan sonrakiler için geçerli olacak. Örneğin vatana ihanet darbe yapmak gibi suçlar için idam cezası öngörülmüşse ve halen davası sürmekte bile olsa suçun işlendiği tarih kanundan önce olduğu için bu kanun kapsamına girmez.

24 Temmuz 2019 10:35

sscientistt
Şef

Docentlik unvanin tarihi icin benim dusuncem soyle.

Bir konu hakkinda devlet dairesine bir hakkin kullanimi ile alakali ornegin emekli olmak icin verilen dilekce, bir sebeple birisinden alacakli oldugunuz durumda actiginiz alacak ya da tazminat davasinda karar verildikten sonra sizin ilk dilekce tarihiniz itibari ile hesaplamalar yapilmaktadir.

Docentlik unvani alabilmek icinde kriterleri sagladiginiza dair dilekceniz ile UAK'a basvurdugunuzda kendilerinin olusturdugu juriler bu kriterleri saglayip saglamadiginizi degerlendiriyor. Haliyle gonderdiginiz dosyaya bir ekleme yapamiyorsunuz. Juri bu unvani hak ettiginiz karari verdikten ve ilgili komisyonlar da bunu onayladiktan sonra unvaniniz size tebligi ediliyor. Buna gore, docentlik unvani aslinda sizin basvurunuzu yaptiginiz gun ve saat sonrasi almis olmalisiniz. Benzer durum emeklilik basvurunuzda, herhangi hukuki bir basvuruda hakkiniz sizin dilekce tarihiniz esas alinarak karar verilmektedir.

24 Temmuz 2019 10:55

musavir2
Aday Memur

Saygıdeğer Hocam,

Kısmen aynı ifadeleri kullanıyoruz sanki. Kanun yürürlük tarihinden önce neticelenmiş olan işlemlerden söz etmemekteyim. Lakin, henüz neticelenmemiş işlemler. Ki somut olayda doçentlik unvanı, aday eser aşamasında başarılı olmuş ancak sözlüde başarısız olmuş, ya da sözlüye davet edilmiş ve sözlü sınav tarihi yasanın yürürlük tarihinden sonraya rastladığından sözlüye davet edilme işlemi idare tarafından iptal edilerek adaya doçentlik unvanı verilmektedir.

Okuduklarımdan ve öğrendiklerimden hareketle,

Ceza yargısında kişi lehine olan hükümlerin uygulanmaktadır.Bununla bağlantılı hüküm TCK da yer almaktadır.

Bununla birlikte;

Danıştay bir kararında özetle ".......Lehe olan kanunun uygulanması" ilkesinin idare hukukunda geçerli olduğuna dair mevzuatta herhangi bir hüküm bulunmamakla birlikte, hukuk kurallarındaki değişikliklerle kişilerin lehine bir durum oluşması halinde, söz konusu değişikliklerin yürürlüğe girdikten sonraki olaylara ve kişilere uygulanırken, daha önceki kurallara tabi olan kişilere uygulanmaması Hukuk Devleti ilkesine, eşitlik ve hakkaniyet ilkelerine uygun olmayacağından bu ilkenin İdare Hukukunda da geçerli olduğunun ve bu bağlamda İdare Hukuku mevzuatındaki boşluğun Ceza Hukuku mevzuatındaki kurallarla ve fakat İdare Hukukunun niteliğine uygun düştüğü ölçüde kıyasen uygulanması gerektiğinin kabulü gerekmektedir....." ifadelerine yer vermiştir.

Bu yalnızca bir örnektir.

Şimdilik bu bilgiyi paylaşmak istedim.

24 Temmuz 2019 10:59

musavir2
Aday Memur

Keşke kimseyi mağdur etmeyecek bir çözüm olsaydı... Arkadaşlar böyle bir karar yani eser inceleme tarihinin unvan tarihi olarak tescil edilmesi sözlüyü geçerek unvan alanları mağdur eder. Sözlüyü geçmeseydi profesörlüğe daha erken tarihte hak kazanacakken, sözlüyü geçtiği için daha geç profesör olacaktır.

Özellikle norm kadro yönetmeliği nedeniyle ilk gelen kadroyu kapar gibi bir uygulama da varken bence beklentiniz bir çok ek sorun doğurabilir.


biyoloji_, 1 ay önce - Alıntıya git

Sayın Hocam,

neticelenmiş işlemlerle bağlantılı olarak yapılacak bir şey olmadığını, buna karşın henüz devam etmekte olan (kanunun yürürlük tarihi itibariyle) işlemlerle bağlantılı kişi lehine olan hükümlerin uygulanması gerekir kanaatindeyim. Norm kadro ve benzer konular bunun tamamen dışındaki konular olduğu düşüncesindeyim. Kanunla verilen bir hak olduğu ve bunun uygulanmasının olumlu olacağı düşüncemi yinelemek isterim.

24 Temmuz 2019 22:53

musavir2
Aday Memur

Saygıdeğer Hocalarım,

7100 sayılı kanun öncesi eser aşamasından başarılı olan ancak sözlü sınavına henüz girmemiş ya da sözlü aşamasında başarısız olan adaylara unvan tarihi olarak kanunun yürürlük tarihi belirlenmiş gibi.

Belge düzenleme tarihi ile unvanın hak edilme tarihi karıştırılıyor gibi,

Doçent unvanına sahip olmanın ön koşulu eserden geçme tarihidir. Bu durumda 7100 sayılı kanunun yürürlük tarihi itibariyle eserden başarılı olmakla birlikte doçent unvanı alamamış tüm adayların eserden geçme tarihi itibariyle doçentlik unvanlarının verilmesi gerekir düşüncesindeyim.

Konu ile bağlantılı bir idare hukukçusu ile yaptığım görüşmede aldığım cevaplar şu şekildedir;

"Kanun Lehe ise uygulanır ama bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar ancak uygulanır gibi bir düşünce bildirilmiş hukukçu tarafından yapılmadığı belli. Bir hüküm yürürlük tarihinden itibaren derhal uygulanacak olsa dahi hali hazırdaki henüz tamamlanmamış işlemlere dahi geçmişi etkileyecek şekilde uygulanabilir. Usul kuralları bu şekildedir."

25 Temmuz 2019 00:29

docent2018
Daire Başkanı

Saygıdeğer Hocalarım,

7100 sayılı kanun öncesi eser aşamasından başarılı olan ancak sözlü sınavına henüz girmemiş ya da sözlü aşamasında başarısız olan adaylara unvan tarihi olarak kanunun yürürlük tarihi belirlenmiş gibi.

Belge düzenleme tarihi ile unvanın hak edilme tarihi karıştırılıyor gibi,

Doçent unvanına sahip olmanın ön koşulu eserden geçme tarihidir. Bu durumda 7100 sayılı kanunun yürürlük tarihi itibariyle eserden başarılı olmakla birlikte doçent unvanı alamamış tüm adayların eserden geçme tarihi itibariyle doçentlik unvanlarının verilmesi gerekir düşüncesindeyim.

Konu ile bağlantılı bir idare hukukçusu ile yaptığım görüşmede aldığım cevaplar şu şekildedir;

"Kanun Lehe ise uygulanır ama bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar ancak uygulanır gibi bir düşünce bildirilmiş hukukçu tarafından yapılmadığı belli. Bir hüküm yürürlük tarihinden itibaren derhal uygulanacak olsa dahi hali hazırdaki henüz tamamlanmamış işlemlere dahi geçmişi etkileyecek şekilde uygulanabilir. Usul kuralları bu şekildedir."


musavir2, 1 ay önce - Alıntıya git

Hocam o zaman gerçekten bir dava açılması gerekiyor.

25 Temmuz 2019 00:33

docent2018
Daire Başkanı

Saygıdeğer Hocalarım,

7100 sayılı kanun öncesi eser aşamasından başarılı olan ancak sözlü sınavına henüz girmemiş ya da sözlü aşamasında başarısız olan adaylara unvan tarihi olarak kanunun yürürlük tarihi belirlenmiş gibi.

Belge düzenleme tarihi ile unvanın hak edilme tarihi karıştırılıyor gibi,

Doçent unvanına sahip olmanın ön koşulu eserden geçme tarihidir. Bu durumda 7100 sayılı kanunun yürürlük tarihi itibariyle eserden başarılı olmakla birlikte doçent unvanı alamamış tüm adayların eserden geçme tarihi itibariyle doçentlik unvanlarının verilmesi gerekir düşüncesindeyim.

Konu ile bağlantılı bir idare hukukçusu ile yaptığım görüşmede aldığım cevaplar şu şekildedir;

"Kanun Lehe ise uygulanır ama bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar ancak uygulanır gibi bir düşünce bildirilmiş hukukçu tarafından yapılmadığı belli. Bir hüküm yürürlük tarihinden itibaren derhal uygulanacak olsa dahi hali hazırdaki henüz tamamlanmamış işlemlere dahi geçmişi etkileyecek şekilde uygulanabilir. Usul kuralları bu şekildedir."


musavir2, 1 ay önce - Alıntıya git

Ayrıca doçentlik sözlü sınavının 7100 sayılı kanunla kaldırılması aşamalarını elimden geldiğince takip ettim. Dediğiniz gibi olma durumu çok muhtemel. Çünkü biraz aceleye geldi, üzerinde çok düşünülmedi. O zaman da eski yönetmelik yeni yönetmelik tabi olma konuları konuşuldu. Bence en doğrusu dava açılması. Bazı arkadaşlarımız doçentlik unvanlarını neredeyse 2-3 yıl önce almış sayılabilecekler. Ben bu konuda dava açıldığını düşünüyorum ama yine de garantiye alıp bu işten anlayanlar dava açmalı. En azından bir haber yapılsa tartışılır ve cevap gelir.

25 Temmuz 2019 20:06

musavir2
Aday Memur

Sayın hocam,

çok güzel ifade etmişsiniz. teşekkürler.

Bence 7100 sayılı kanunun yürürlük tarihin itibariyle eser aşamasından başarılı olan tüm meslektaşlarımızın doçentliklerinin eserden başarılı oldukları tarih itibariyle tescillenmesi gerekmektedir.7

7100 sayılı kanunun Gazi Meclisimizde görüşmeleri sırasında bende karınca kararınca katkı sunmaya gayret gösterdim.Şükürler olsun ki kanun arzu ettiğimiz şekilde kabul edildi.

Sizin ifade ettiğiniz aceleye geldi ifadesi hukuki anlamda çok karşılık bulmayabilir düşüncesindeyim.

Zira, kanunda oldukça sarih hüküm altına alındığı üzere eser aşamasından başarılı olanlar doçent unvanını almaya hak kazanmışlardır.

Bir hakkın elde edildiği tarih kanunun yürürlük tarihi olarak değerlendirilmemelidir. Böyleseine bir değerlendirme ne yazıkki geri dönüşü imkansızlık oluşturmaktadır.

Buradan hareketle,

Doçentlik unvanımız hak ettiğimiz tarih (eserden başarılı olma tarihi) itibariyle verilmelidir.

Bunun böyle olmaması halinde inancım yargının bunu düzelteceği yönündedir.

Sonucu belli olan bir yola girilmez ve dava masrafları ile kamu zararı oluşturulmaz...

26 Temmuz 2019 17:18

adamoglu5458
Aday Memur

Kanaatimce jürilerdeki dosya sayılarının farklı olması, etik ihlal ve asgari şart iddiaları adaylar arasında haksızlığa yol açmaktadır.

Şöyle ki; bir adayın bir ya da birkaç jürisinde 7 dosya olabilirken diğer adayın jürüsinin tamamında en fazla 3 dosya olabiliyor.

Bu durumda aynı dönemde şartları yerine getirerek müracaat eden iki adayın kendi dahli olmadan arasında 4 aylık fark olabiliyor.

Jürideki hocaların raporu yükleme tarihi, yönetim kurulu, etik kurul vb. toplantı tarihleri de adayın dahli olmadan sürecin farklı zamanlarda sonuçlanmasına sebep olabiliyor.

Hele bir de birçok adayın haksız ve keyfi bir şekilde maruz kaldığı asgari şart ve etik ihlal suçlamaları çoğunlukla aday lehine sonuçlansa bile kaybeden sonuçta aday oluyor.

Hatta kanaatim odur ki bazı jüri üyeleri sonuç alamayacağını bilerek zamana oynuyor.

Bütün bunların çözümü sürecin olumlu sonuçlanması şartıyla ünvana hak kazanma tarihinin adayın müracaat döneminin son günü olmasıdır.

Böylesi bir uygulama etik ihlal ve asgari şart suçlaması dahil birçok sorunu da çözecektir.

26 Temmuz 2019 18:36

docent2018
Daire Başkanı

Kanaatimce jürilerdeki dosya sayılarının farklı olması, etik ihlal ve asgari şart iddiaları adaylar arasında haksızlığa yol açmaktadır.

Şöyle ki; bir adayın bir ya da birkaç jürisinde 7 dosya olabilirken diğer adayın jürüsinin tamamında en fazla 3 dosya olabiliyor.

Bu durumda aynı dönemde şartları yerine getirerek müracaat eden iki adayın kendi dahli olmadan arasında 4 aylık fark olabiliyor.

Jürideki hocaların raporu yükleme tarihi, yönetim kurulu, etik kurul vb. toplantı tarihleri de adayın dahli olmadan sürecin farklı zamanlarda sonuçlanmasına sebep olabiliyor.

Hele bir de birçok adayın haksız ve keyfi bir şekilde maruz kaldığı asgari şart ve etik ihlal suçlamaları çoğunlukla aday lehine sonuçlansa bile kaybeden sonuçta aday oluyor.

Hatta kanaatim odur ki bazı jüri üyeleri sonuç alamayacağını bilerek zamana oynuyor.

Bütün bunların çözümü sürecin olumlu sonuçlanması şartıyla ünvana hak kazanma tarihinin adayın müracaat döneminin son günü olmasıdır.

Böylesi bir uygulama etik ihlal ve asgari şart suçlaması dahil birçok sorunu da çözecektir.


adamoglu5458, 1 ay önce - Alıntıya git

Hocam aslında doğru. Başvurduğumuz zaman demek ki zaten doçentlik kriterlerini sağlıyoruz. Dediğiniz gibi unvan tarihi başvuru tarihimiz bile sayılabilir. Ayrıca başvurmaları halinde daha önce sözlü ile unvan almış kişilerin belgelerinin yenilenmesi hiç de güç değil.

26 Temmuz 2019 21:18

musavir2
Aday Memur

Kanaatimce jürilerdeki dosya sayılarının farklı olması, etik ihlal ve asgari şart iddiaları adaylar arasında haksızlığa yol açmaktadır.

Şöyle ki; bir adayın bir ya da birkaç jürisinde 7 dosya olabilirken diğer adayın jürüsinin tamamında en fazla 3 dosya olabiliyor.

Bu durumda aynı dönemde şartları yerine getirerek müracaat eden iki adayın kendi dahli olmadan arasında 4 aylık fark olabiliyor.

Jürideki hocaların raporu yükleme tarihi, yönetim kurulu, etik kurul vb. toplantı tarihleri de adayın dahli olmadan sürecin farklı zamanlarda sonuçlanmasına sebep olabiliyor.

Hele bir de birçok adayın haksız ve keyfi bir şekilde maruz kaldığı asgari şart ve etik ihlal suçlamaları çoğunlukla aday lehine sonuçlansa bile kaybeden sonuçta aday oluyor.

Hatta kanaatim odur ki bazı jüri üyeleri sonuç alamayacağını bilerek zamana oynuyor.

Bütün bunların çözümü sürecin olumlu sonuçlanması şartıyla ünvana hak kazanma tarihinin adayın müracaat döneminin son günü olmasıdır.

Böylesi bir uygulama etik ihlal ve asgari şart suçlaması dahil birçok sorunu da çözecektir.


adamoglu5458, 1 ay önce - Alıntıya git

Saygıdeğer hocalarım,

Kanaatimce hukuki düzenlemeler geçmişte olduğu gibi, kişi lehine olan mevzuat düzenlemeleri doğrultusunda geriye yürüyebilmektedir.

Sizin söz ettiğiniz sözlü sınavında başarılı olmak üzere doçentlik unvanı alan ve unvana kavuşan akademisyenleri ne yazık ki kapsamamaktadır.

Ancak kanunun yürürlük tarihi itibariyle henüz unvan verilmemiş adayların doçentlik unvan tarihi kanunla belirlenmiş durumda değildir.

Kanunda bir belirleme yok ise yasanın yürürlük tarihine kadar henüz unvan almamış doçent adaylarına unvanlarının yasanın yürürlük tarihi değil eser aşamasından başarılı olduğu tarih esas alınmalıdır.

Aksi halde telafisi oldukça güç sonuçlar ortaya çıkacaktır.

04 Ağustos 2019 21:04

musavir2
Aday Memur

Saygıdeğer Hocalarım,

Doçentlik Unvanı eser aşamasından başarılı olunan tarihte verilmelidir.

Bu tamamen yasal bir haktır ve vazgeçilmemelidir.

05 Ağustos 2019 02:03

susan1230y
Yasaklı

Selamlar sevgili dostum bugün nasılsınız? Lütfen benim Gmail aracılığıyla bana başvurun {Susanlisa09032@gmail.com} Ortaklık ve dürüst kişi arıyorum, ben benim resimler göndermek hakkında daha fazla anlatacağım benim e-posta tarafında bekliyorum

11 Ağustos 2019 22:22

musavir2
Aday Memur

Sayın Hocalarım Hayırlı Bayramlar Diliyorum

11 Ağustos 2019 22:31

musavir2
Aday Memur

Doçentlik Belgesi üzerinde unvan tarihi olarak eserden başarılı olunan tarih yer almalıdır. Kanaatimce hukuki olan da budur. Belgenin düzenlenme tarihi ya da kanunun yürürlük tarihi ile eserden başarılı olma tarihinin bir ilgisi bulunmamaktadır. ÜAK ın Doçentlik Belgelerinin üzerine eserden başarılı olma tarihini yazması gerektiği değerlendirilmektedir. ÜAK ın arzu etmesi halinde elbetteki belge düzenleme tarihi de yer alabilir, ancak unvan tarihinin kanunun yürürlük yada belge düzenleme tarihi olarak dikkate alınması geri dönülmesi, bir başka anlatımla telafisi güç ve imkansız sonuçları ortaya çıkaracaktır.

Yalnızca telafisi güç ve imkansız durum ortaya çıkmamakta eş zamanlı olarak kanuni ve hukuki de olmamaktadır.

ÜAK ın bu hususa dikkat edeceği ve herhangi bir hay kaybına neden olmayacak şekilde Doçentlik Belgesi düzenlemesi ve adaylara ilgili akademisyenlere iletmesi dileğiyle....

Toplam 58 mesaj
 
ANKET
Sizce, memur zammının, Hakem Kuruluna kalması iyi mi oldu?